radyo yayınlarının tanıtımında yapılan çifte standart
dady'nin serzenişi haklıdır, değildir, bunu biz yazarlar kendi aramızda bu başlıkta uzun uzadıya tartışırız. eteğimizdeki taşları dökeriz. gerekirse yönetime baltalı ilah zagor misali dalarız/giydiririz. o bizim meselemiz.
ama başlıkta benim canımı sıkan şey bambaşka bir şey; sözlük radyosunda program yapan bir arkadaşımızın başlık altındaki serzenişi ve ona yoldaşın yine başlık altından yanıt vermesi. bu şekilde sözlükte kurumsallığı sağlayamazsınız. kendi emeklerinize yazık edersiniz. sizlerin konuyu konuşacağı yer burası değil.
insanlar bir radyo programı yapmaya karar vermişse, artık kurumsal kaidelere riayet etmek zorundadır. şikayetlerini, serzenişlerini, kırgınlıklarını, yılgınlıklarını artık içlerinde hangi hisler varsa bunların topunu birden özel bir toplantıda dillendirmelidir. ha keza aynı şekilde bu rahatsızlıklar varsa yönetim de, bu rahatsızlıklarla ilgili yayıncılarla toplantı yaptığı esnada ilgilenmelidir. burada bu konuların konuşulması hayra alamet değil. sözlüğe yara verirsiniz. iş magazinsel hale gelir ve sonrası ayıkla pirincin taşını. herkes bir şeyler söyler. kaos başlar. yandaşlar oluşur. yönetim tarafında olanlar ve programcı tarafında olanlar diye ortadan ikiye bölünürsünüz. konuşur/anlatmaya çalışır durursunuz ama mevzuyu çözemezsiniz. yani özetle yazık edersiniz.
kimsenin kimseyi birbirinin önüne atmaması lazım. işleri kurumsal ciddiyet içinde çözmeniz lazım. bu tartışmaların bize yansıması demek henüz emekleme aşamasında olan bu sözlüğün ayağa kalkmasını engellemek demektir..
şikayet mercii biz yazarlar değiliz. şikayetin değerlendirileceği kurulda burası değil, o yüzden savunma verilmesi lüzumsuz.
ha şunu bir yere kadar anlarım. tüm çözüm yollarını denemişsinizdir, talepler iletilmiş, reaksiyon alınamamıştır. yollarınızı ayırmaya karar vermişsinizdir. kimsenin kafasında soru işareti kalmaması için bunun nedenlerini yazar ve eyvallah dersiniz.
ama henüz kendi içinizde bu meseleyi adam gibi tartışmamışken, çözüm yollarını yine kendi içinizde zorlamamışken, mevzunun buraya taşması inanın şık olmamıştır.
şurada yavaş yavaş portakallaşmaya başladık üzerimize limon sıkmayınız rica ederim.
ama başlıkta benim canımı sıkan şey bambaşka bir şey; sözlük radyosunda program yapan bir arkadaşımızın başlık altındaki serzenişi ve ona yoldaşın yine başlık altından yanıt vermesi. bu şekilde sözlükte kurumsallığı sağlayamazsınız. kendi emeklerinize yazık edersiniz. sizlerin konuyu konuşacağı yer burası değil.
insanlar bir radyo programı yapmaya karar vermişse, artık kurumsal kaidelere riayet etmek zorundadır. şikayetlerini, serzenişlerini, kırgınlıklarını, yılgınlıklarını artık içlerinde hangi hisler varsa bunların topunu birden özel bir toplantıda dillendirmelidir. ha keza aynı şekilde bu rahatsızlıklar varsa yönetim de, bu rahatsızlıklarla ilgili yayıncılarla toplantı yaptığı esnada ilgilenmelidir. burada bu konuların konuşulması hayra alamet değil. sözlüğe yara verirsiniz. iş magazinsel hale gelir ve sonrası ayıkla pirincin taşını. herkes bir şeyler söyler. kaos başlar. yandaşlar oluşur. yönetim tarafında olanlar ve programcı tarafında olanlar diye ortadan ikiye bölünürsünüz. konuşur/anlatmaya çalışır durursunuz ama mevzuyu çözemezsiniz. yani özetle yazık edersiniz.
kimsenin kimseyi birbirinin önüne atmaması lazım. işleri kurumsal ciddiyet içinde çözmeniz lazım. bu tartışmaların bize yansıması demek henüz emekleme aşamasında olan bu sözlüğün ayağa kalkmasını engellemek demektir..
şikayet mercii biz yazarlar değiliz. şikayetin değerlendirileceği kurulda burası değil, o yüzden savunma verilmesi lüzumsuz.
ha şunu bir yere kadar anlarım. tüm çözüm yollarını denemişsinizdir, talepler iletilmiş, reaksiyon alınamamıştır. yollarınızı ayırmaya karar vermişsinizdir. kimsenin kafasında soru işareti kalmaması için bunun nedenlerini yazar ve eyvallah dersiniz.
ama henüz kendi içinizde bu meseleyi adam gibi tartışmamışken, çözüm yollarını yine kendi içinizde zorlamamışken, mevzunun buraya taşması inanın şık olmamıştır.
şurada yavaş yavaş portakallaşmaya başladık üzerimize limon sıkmayınız rica ederim.
devamını gör...
durduk yere insanın aklına gelen replikler
+ardına bakma mecnun
-kader almaya mı geldi beni benden ?!
+bunu bir daha sorma mecnun..
-neden at mı var arkamda ?!
(bkz: leyla ile mecnun)
-kader almaya mı geldi beni benden ?!
+bunu bir daha sorma mecnun..
-neden at mı var arkamda ?!
(bkz: leyla ile mecnun)
devamını gör...
birinci nesil
first class kafa sözlüklü olduğunu beyan eden tabirdir. ilkler hiç değişmez.
(bkz: parayla satın alınamayacak lezzetler)
(bkz: parayla satın alınamayacak lezzetler)
devamını gör...
totem
amerikan filmlerindeki kızılderili imajından dolayı, bütün kabilelerin sahip olduğu sanılan, ailelerin ataları saydığı hayvanların sembolleri olan, ağaçtan oyulmuş yüksek direktir.
gerçekte sadece pasifik kıyısında, kuzeybatı bölgesindeki a.b.d'nin washington ve kuzeyde alaska eyaletinde ve ikisinin arasındaki kanada'nın british columbia eyaletindeki kabilelerde vardır.
gerçekte sadece pasifik kıyısında, kuzeybatı bölgesindeki a.b.d'nin washington ve kuzeyde alaska eyaletinde ve ikisinin arasındaki kanada'nın british columbia eyaletindeki kabilelerde vardır.
devamını gör...
ingilizlerin müzikten anlaması
evet ingilizlerin mizahtan anladığı gibi müzikten de anlaması ve müzik dünyasına büyük katkıda bulunmaları
kanıtlar:
(bkz: pink floyd)
(bkz: radiohead)
(bkz: king crimson)
(bkz: beatles)
(bkz: queen)
(bkz: archive)
(bkz: gorillaz)
(bkz: massive attack)
(bkz: the rolling stones)
(bkz: deep purple)
(bkz: anathema) ve daha niceleri...
kanıtlar:
(bkz: pink floyd)
(bkz: radiohead)
(bkz: king crimson)
(bkz: beatles)
(bkz: queen)
(bkz: archive)
(bkz: gorillaz)
(bkz: massive attack)
(bkz: the rolling stones)
(bkz: deep purple)
(bkz: anathema) ve daha niceleri...
devamını gör...
sözlük kulüpleri
eğitim veya eğitim bilimleriyle ilgilenen herhangi bir kulüp kurulursa beni direk alın. aramızda öğretmen ve öğretmen adayları fazlaysa sözlüğe öğretmenler odası kuralım hatta.
tutar bu.
tutar bu.
devamını gör...
normak sözlük'ün kafasına göre gündem belirlemesi
olmayan durum. kim ne başlık açtıysa akışta o geliyor. moderasyon sadece aşırı troll ve cinsel içerikli amacı belli başlıklara haklı olarak müdehale ediyor. ve bunuda yapmakta gayet haklılar.
devamını gör...
şapkalı a kullanımı
her yıl sınav döneminde hocalar ve öğrencilerin tartışma sebebi olan harf.
kaldırıldığı takdirde olacaklar:
"bu yıl şirketimizin karı %10 arttı."
kar mı? karı mı? yoksa kârı mı? aklımda deli sorular. *
kaldırıldığı takdirde olacaklar:
"bu yıl şirketimizin karı %10 arttı."
kar mı? karı mı? yoksa kârı mı? aklımda deli sorular. *
devamını gör...
eunice kathleen waymon
(bkz: nina simone)
devamını gör...
benjamin franklin
abd'nin kurucu babalarından biri olmasının yanı sıra, aynı zamanda bir bilim insanı, müzikolog ve mucittir de. günümüz şehirlerinde kullanılan ve yıldırımları elimine eden paratoner, yüzme paleti, bifokal gözlük, elektrostatik makine ve franklin sobası adını taşıyan bir tür kuzine kendisinin buluşlarıdır. cam armonika denilen bir müzik enstrümanının da yaratıcısıdır. bir çok ünlü besteci bu enstrümana özel besteler yapmıştır.
bitti mi? tabii ki de hayır. filolog olmasa da filoloji alanının da çalışmalar yapmıştır. ingilizcenin yazılışıyla okunuşu arasındaki tutarsızlıkları fark etmiş ve ingiliz alfabesindeki x, q, w gibi gereksiz harfleri atarak, kendinden de bazı harfler atayarak okunduğu gibi yazılan daha sade bir ingiliz alfabesi geliştirmiştir. franklin alfabesi denilen bu alfabe ne yazık ki resmiyet kazanmamıştır. kazansaymış iyi olurmuş aslında.
vefat ettiğinde uygar dünyanın her yerinde onurlandırılmıştır. fransa'da rönesans insanı ünvanı verilmiştir. abd'nin kurucu babalarından her biri franklin gibi rönesans insanıydı. zaten böylesine vizyoner bir ekibin kurduğu devletin şimdiki gücü de ortada. bunun üzerine söylenecek pek bir şey yok.
bitti mi? tabii ki de hayır. filolog olmasa da filoloji alanının da çalışmalar yapmıştır. ingilizcenin yazılışıyla okunuşu arasındaki tutarsızlıkları fark etmiş ve ingiliz alfabesindeki x, q, w gibi gereksiz harfleri atarak, kendinden de bazı harfler atayarak okunduğu gibi yazılan daha sade bir ingiliz alfabesi geliştirmiştir. franklin alfabesi denilen bu alfabe ne yazık ki resmiyet kazanmamıştır. kazansaymış iyi olurmuş aslında.
vefat ettiğinde uygar dünyanın her yerinde onurlandırılmıştır. fransa'da rönesans insanı ünvanı verilmiştir. abd'nin kurucu babalarından her biri franklin gibi rönesans insanıydı. zaten böylesine vizyoner bir ekibin kurduğu devletin şimdiki gücü de ortada. bunun üzerine söylenecek pek bir şey yok.
devamını gör...
yeni bir insanla tanışmaya üşenmek
genellikle kötü tecrübelerin getirdiği yıpranmışlığın sonucu olarak görülen durum. yalnızlık yorucu bir kuruntu. "ne kadar az insan, o kadar çok huzur" tesellisi de ancak birkaç ay konfor sağlıyor, sonrası yine yorgunluk. derin bir nefes alabilmek adına yalnızlığa sıkı sıkıya tutunuyorsun ama o da yorucu gelmeye başlıyor bir süre sonra. hayat; mutluluğu, üzüntüyü, öfkeni ve geriye kalan tüm duygularını kendi içinde yaşamak için bence çok kısa, omuz yoruluyor neticede. tam bu sebeple yeni insanlarla tanışmak, tartışmak, bir şeyler paylaşmak hiç beklemediğiniz anda ufkunuzu açabiliyor, bakış açınızı değiştirebiliyor. hiçbiri olmasa bile paylaşmak gerçekten yük hafifletici bir şey.
geçmiş bağlamında yürünen her yolun aynı kapıya çıkması insanı yavaş yavaş ümitsizliğe sürüklese de vazgeçmeyin. öyle çok derin bağlar kurmanıza gerek yok, iletişim kurun, o da yeterli.
geçmiş bağlamında yürünen her yolun aynı kapıya çıkması insanı yavaş yavaş ümitsizliğe sürüklese de vazgeçmeyin. öyle çok derin bağlar kurmanıza gerek yok, iletişim kurun, o da yeterli.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
hayatın keşmekeşinde kayboluyorum günden güne.
insanlık yok oluyor insanların elinde.
kimileri konuşmak için konuşur olmuş,
boş kelamlar dillerde yer tutmuş.
sevgisizlik desen kalp boyu.
kimileri kuru hevesler ile doldurmuş.
düşünce desen aklı aşmış,
bencillik yüzünden yer bulamamış.
öyle ya bir hikaye bizimkisi
bir varız bir de bakarsın hiç oluruz.
öyleyse belirle karakterini.
ya kötüyü oynayacaksın ya da iyiyi.
insanlık yok oluyor insanların elinde.
kimileri konuşmak için konuşur olmuş,
boş kelamlar dillerde yer tutmuş.
sevgisizlik desen kalp boyu.
kimileri kuru hevesler ile doldurmuş.
düşünce desen aklı aşmış,
bencillik yüzünden yer bulamamış.
öyle ya bir hikaye bizimkisi
bir varız bir de bakarsın hiç oluruz.
öyleyse belirle karakterini.
ya kötüyü oynayacaksın ya da iyiyi.
devamını gör...
mağdur edebiyatı
t: genellikle toplumda daha güçlü kesimlerin yaptığı edebiyat türüdür. (bkz: oksimoron) hem mağdur hem güçlü olunamaz.
örn: (bkz: benim başörtülü bacılarıma saldırdılar)
(bkz: içişleri bakanının masa bulunan yerde yer sofrasında yemek yerken poz vermesi)
(bkz: para içinde yüzen insanların şu veya bu yok diyerek kendilerini acındırmaları)
örn: (bkz: benim başörtülü bacılarıma saldırdılar)
(bkz: içişleri bakanının masa bulunan yerde yer sofrasında yemek yerken poz vermesi)
(bkz: para içinde yüzen insanların şu veya bu yok diyerek kendilerini acındırmaları)
devamını gör...
31 aralık 2020 babamın dolandırılmaya çalışması
t:31 aralık yeni dolandırıcılık taktiği. dikkatli olun
ilk defa böyle bir dolandırıcılık duyuyorum,ttnete borcunuz var diyerek arıyorlarmış, dikkatli olun sizi de arayabilirler.
olay:
babamı 0850'li bir numara aramış, ttnet'e 150 tl borcu olduğunu söylemiş, bilgilerini istemiş. babamın anlattığına göre söyledikleri para büyük bir miktar olmadığı için inandırıcılığı yüksek geliyor insana.
ama taşbaşı çocuğu yer mi. yemez.
babam benim bilgilerim sizde yok mu, hem numaranız 444 değil deyince karşı taraf hemen kapatmış.
ilk defa böyle bir dolandırıcılık duyuyorum,ttnete borcunuz var diyerek arıyorlarmış, dikkatli olun sizi de arayabilirler.
olay:
babamı 0850'li bir numara aramış, ttnet'e 150 tl borcu olduğunu söylemiş, bilgilerini istemiş. babamın anlattığına göre söyledikleri para büyük bir miktar olmadığı için inandırıcılığı yüksek geliyor insana.
ama taşbaşı çocuğu yer mi. yemez.
babam benim bilgilerim sizde yok mu, hem numaranız 444 değil deyince karşı taraf hemen kapatmış.
devamını gör...
25 haziran 2023 genel seçimleri
doğum günüme gölge düşüreceğinden sinirlendiğim seçimler
devamını gör...
yemekten kıl çıkması
aç kalsaydım da yemeseydim dedirten durum. yani beni hayatta bunun kadar iğrendiren başka bir şey bilmiyorum. çorapla ıslak zemine bastıktan sonra muz kabuğuna basıp serçe parmağımı komidinin köşesine vursam daha iyi.
devamını gör...
normal sözlük hikaye özelliği
devamını gör...
kas seğirmesi
aşırı efor, uykusuzluk, fazla kafein tüketimi, kalsiyum eksikliği, magnezyum eksikliği, d vitamini eksikliği, su kaybı ve stres gibi faktörlere bağlı olarak gelişebilen bir durumdur.
devamını gör...
aşkı anlatan en güçlü söz
''sana çirkin dediler, düşmanı oldum güzelin,
sana kafir dediler, diş biledim hakka bile.''
sana kafir dediler, diş biledim hakka bile.''
devamını gör...