abartılan aktörler
tom cruise 50li yaşlarında olmasına rağmen bütün stuntlarını kendisi yapıyor, asla dublör kullanmıyor. tom cruise abartılmış değildir.
en abartılmışı (bkz: necati şaşmaz)
en abartılmışı (bkz: necati şaşmaz)
devamını gör...
bir zamanlar anadolu'da
nuri bilge ceylan'ın olağanüstü gözlem yeteneğine tekrar hayran bıraktıran 2011 yapımı film. savcı ve muhtar başta olmak üzere tüm karakter tahlilleri gerçekten muazzam. nuri bilge ceylan ve ercan kesal neredeyse fyodor mihayloviç dostoyevski seviyesinde karakter tahlilleri yapmış .
film bir cinayet soruşturmasını işliyor, anadolu insanını ve anadolu insanının mizacını oluşturan bozkır yaşamını çarpıcı biçimde ele alıyor. bu yönüyle yakup kadri karaosmanoğlu'nun yaban adlı romanı ile benzeşiyor. bence yaban birlikte anadolu insanını ve bozkır yaşamını en iyi irdeleyen eserlerden biri.
oyunculuklar muazzam. savcı nusret rolünde taner birsel, doktor cemal rolünde muhammet uzuner, komiser naci rolünde yılmaz erdoğan, arap ali rolünde ahmet mümtaz taylan, kenan rolünde fırat tanış çok başarılı oyunculuklar göstermiş, muhtar rolünde ise ercan kesal harikalar yaratmış.
savcı nusret: bu tip olaylar göre göre artık bağışıklık kazanmış. cinayet umrunda değil, sadece cinayeti araştırmak zorunda olduğu için orada bulunuyor. muhtar oğullarını anlattıktan sonra, muhtara "sen de oğlan var mı?" diye soruyor çünkü aslında muhtarı dinlemiyor, yemeğini yerken dinliyormuş gibi yapıyor sadece. karısı nusret'i cezalandırmak için intihar etmiş. savcı kendisini bunun böyle olmadığına inandırmış ama aslında karısının kendisi yüzünden intihar ettiğini biliyor. bu yüzden bu konuyu doktora açıyor. fakat doktordan intihar eden kadının kendi karısı olduğunu gizlemeye çalışıyor. doktora "bir insan bir başkasını cezalandırmak için hakkaten kendini öldürebilir mi?" diye soruyor, doktordan "zaten intiharların çoğu başka birini cezalandırmak için yapılmıyor mu?" cevabını alıyor. böylece zaten bildiği gerçek yüzüne bir tokat gibi çarpıyor. kapıdan çıkarken yüzünün aldığı renk ve sesinin titremesi ile bunu anlıyoruz.
doktor cemal: filmin başında filmin en masum karakteri. anadolu'ya tayini çıkınca gelmiş, ortama da insanlara da yabancı, hayata bakışı diğerler karakterlerden daha farklı, daha naif. muhtarın evinde yemek yerlerken kenan'a dürüm yapıp veriyor, kenan sigara içmek isteyince kenan'a sigara veriyor. fakat hastalarla muhatap olmak istemiyor, otopsi odasına giderken hastalarla muhatap olmamak için aralarından geçerken cep telefonuyla konuşuyormuş gibi yapıyor. otopside kenan'ın abisini canlı canlı öldürdüğünü anlıyor. fakat kenan'ın cezaevinden çıktıktan sonra yetim kalan çocuğa ve çocuğun annesine sahip çıkacağını düşünerek kenan'ın daha az ceza alması için otopsideki bulguları saklıyor. çünkü nefes borusundan çıkan toprağı belirtirse maktülün canlı canlı gömüldüğü ortaya çıkacak ve kenan daha fazla ceza alacak. otopsideki bulguları saklayınca masumiyetini kaybedip kirleniyor. otopside sıçrayan kan bu kirlenmenin göstergesi.
komiser naci: savcıya mahçup olmamak için cinayeti çözmeye çalışıyor. bu sorumluluğunun altında eziliyor, psikolojisi bunu kaldıramıyor ve bu yüzden kenan'a şiddet uyguluyor. muhtar oğullarından bahsederken "ortancası da polis, çanakkale'de." dediği zaman polis izzet "vay bizdenmiş" diyor. komiser naci ise "bizim meslektaş" demiyor "senin meslektaş" diyor. bu sahnede "ben sıradan polis değilim, komiserim, amirim" havasını görüyoruz. ayrıca naci'nin çocuğu hasta ve naci bu yüzden evde durmak istemiyor. çocuğunun hastalığından utanıyor, çocuğunun biten ilacını bile utana sıkıla yazdırıyor.
muhtar: büyük ihtimalle köydeki dedikodular doğru ve muhtar yolsuzluk yapıyor, köy sandığının parasını yiyor. morgun yapılmasını da büyük ihtimalle bu yüzden istiyor. hazır bir devlet büyüğü* yakalamışken hemen araya morg işini sıkıştırmaya çalışıyor. fakat köyün elektrik sorununu düzeltmeyip elektrik kesildikten sonra suçu rüzgara atıyor. elektrik kesilmesini "gelir gelir. allah can sağlığı versin, elektrik de gelir su da gelir." diyerek geçiştiriyor. ayrıca muhtar herkesle statüsüne göre konuşuyor, herkese statüsüne göre davranıyor. savcı ile farklı, komiser ile farklı, doktor ile farklı, arap ali ile farklı tarzda konuşuyor. ayrıca evde iki farklı sofra kuruluyor ve bir sofrada makam sahibi olanlar otururken diğer sofrada diğerleri oturuyor.
film bir cinayet soruşturmasını işliyor, anadolu insanını ve anadolu insanının mizacını oluşturan bozkır yaşamını çarpıcı biçimde ele alıyor. bu yönüyle yakup kadri karaosmanoğlu'nun yaban adlı romanı ile benzeşiyor. bence yaban birlikte anadolu insanını ve bozkır yaşamını en iyi irdeleyen eserlerden biri.
oyunculuklar muazzam. savcı nusret rolünde taner birsel, doktor cemal rolünde muhammet uzuner, komiser naci rolünde yılmaz erdoğan, arap ali rolünde ahmet mümtaz taylan, kenan rolünde fırat tanış çok başarılı oyunculuklar göstermiş, muhtar rolünde ise ercan kesal harikalar yaratmış.
savcı nusret: bu tip olaylar göre göre artık bağışıklık kazanmış. cinayet umrunda değil, sadece cinayeti araştırmak zorunda olduğu için orada bulunuyor. muhtar oğullarını anlattıktan sonra, muhtara "sen de oğlan var mı?" diye soruyor çünkü aslında muhtarı dinlemiyor, yemeğini yerken dinliyormuş gibi yapıyor sadece. karısı nusret'i cezalandırmak için intihar etmiş. savcı kendisini bunun böyle olmadığına inandırmış ama aslında karısının kendisi yüzünden intihar ettiğini biliyor. bu yüzden bu konuyu doktora açıyor. fakat doktordan intihar eden kadının kendi karısı olduğunu gizlemeye çalışıyor. doktora "bir insan bir başkasını cezalandırmak için hakkaten kendini öldürebilir mi?" diye soruyor, doktordan "zaten intiharların çoğu başka birini cezalandırmak için yapılmıyor mu?" cevabını alıyor. böylece zaten bildiği gerçek yüzüne bir tokat gibi çarpıyor. kapıdan çıkarken yüzünün aldığı renk ve sesinin titremesi ile bunu anlıyoruz.
doktor cemal: filmin başında filmin en masum karakteri. anadolu'ya tayini çıkınca gelmiş, ortama da insanlara da yabancı, hayata bakışı diğerler karakterlerden daha farklı, daha naif. muhtarın evinde yemek yerlerken kenan'a dürüm yapıp veriyor, kenan sigara içmek isteyince kenan'a sigara veriyor. fakat hastalarla muhatap olmak istemiyor, otopsi odasına giderken hastalarla muhatap olmamak için aralarından geçerken cep telefonuyla konuşuyormuş gibi yapıyor. otopside kenan'ın abisini canlı canlı öldürdüğünü anlıyor. fakat kenan'ın cezaevinden çıktıktan sonra yetim kalan çocuğa ve çocuğun annesine sahip çıkacağını düşünerek kenan'ın daha az ceza alması için otopsideki bulguları saklıyor. çünkü nefes borusundan çıkan toprağı belirtirse maktülün canlı canlı gömüldüğü ortaya çıkacak ve kenan daha fazla ceza alacak. otopsideki bulguları saklayınca masumiyetini kaybedip kirleniyor. otopside sıçrayan kan bu kirlenmenin göstergesi.
komiser naci: savcıya mahçup olmamak için cinayeti çözmeye çalışıyor. bu sorumluluğunun altında eziliyor, psikolojisi bunu kaldıramıyor ve bu yüzden kenan'a şiddet uyguluyor. muhtar oğullarından bahsederken "ortancası da polis, çanakkale'de." dediği zaman polis izzet "vay bizdenmiş" diyor. komiser naci ise "bizim meslektaş" demiyor "senin meslektaş" diyor. bu sahnede "ben sıradan polis değilim, komiserim, amirim" havasını görüyoruz. ayrıca naci'nin çocuğu hasta ve naci bu yüzden evde durmak istemiyor. çocuğunun hastalığından utanıyor, çocuğunun biten ilacını bile utana sıkıla yazdırıyor.
muhtar: büyük ihtimalle köydeki dedikodular doğru ve muhtar yolsuzluk yapıyor, köy sandığının parasını yiyor. morgun yapılmasını da büyük ihtimalle bu yüzden istiyor. hazır bir devlet büyüğü* yakalamışken hemen araya morg işini sıkıştırmaya çalışıyor. fakat köyün elektrik sorununu düzeltmeyip elektrik kesildikten sonra suçu rüzgara atıyor. elektrik kesilmesini "gelir gelir. allah can sağlığı versin, elektrik de gelir su da gelir." diyerek geçiştiriyor. ayrıca muhtar herkesle statüsüne göre konuşuyor, herkese statüsüne göre davranıyor. savcı ile farklı, komiser ile farklı, doktor ile farklı, arap ali ile farklı tarzda konuşuyor. ayrıca evde iki farklı sofra kuruluyor ve bir sofrada makam sahibi olanlar otururken diğer sofrada diğerleri oturuyor.
devamını gör...
zenginim kızım ben
(bkz: uzak durulması gereken insanlar).
devamını gör...
son günlerde sözlüğe katılan yazarlar
ciddi bir iddiaya konu olmuş bir grup insan.
böyle bir şey varsa -ki vardır. kimse durduk yere böyle bir başlık açmaz- bunun gerçekten incelenmesi gerekir. gün içerisinde çok fazla başlık açtığım için, sabah kalktığımda 100 küsur beğeniyle bile karşılaştığım oluyor ama üşenmeyip baktığım zamanlarda hepsinin bildiğim yazarlardan gelmiş olduğunu görüyorum. o nedenle benim dikkatimi hiç çekmedi bu durum.
eğer sürekli aynı yazarları oyluyorlarsa o zaman oyladıkları kişilere de bir göz atmak iyi olur. fakat rastgele yapıyorlarsa bunu, yönetimle de ilgisi yoksa, o zaman başka bir hesap içerisindeler ve farklı bir niyetleri var demektir. başka ortamlarda sözlük aleyhinde propaganda yapmaya hazırlık gibi...
bilemiyorum altan. incelenmesi şart gibi görünüyor.
böyle bir şey varsa -ki vardır. kimse durduk yere böyle bir başlık açmaz- bunun gerçekten incelenmesi gerekir. gün içerisinde çok fazla başlık açtığım için, sabah kalktığımda 100 küsur beğeniyle bile karşılaştığım oluyor ama üşenmeyip baktığım zamanlarda hepsinin bildiğim yazarlardan gelmiş olduğunu görüyorum. o nedenle benim dikkatimi hiç çekmedi bu durum.
eğer sürekli aynı yazarları oyluyorlarsa o zaman oyladıkları kişilere de bir göz atmak iyi olur. fakat rastgele yapıyorlarsa bunu, yönetimle de ilgisi yoksa, o zaman başka bir hesap içerisindeler ve farklı bir niyetleri var demektir. başka ortamlarda sözlük aleyhinde propaganda yapmaya hazırlık gibi...
bilemiyorum altan. incelenmesi şart gibi görünüyor.
devamını gör...
aslan burcu kadını
benimdir, başlığı görünce dayanamayan aslan burcu kadınıyım, ekşi sözlükle tanışmama vesile olmuştur bu başlık, yine benim gibi aslan burcu kadını bir iş arkadaşımla açıp bakardık arada,
bu tanım gelir aklıma hep,
*burçlara inanmam ama ağustos ayında var bir şey... "
eeen has burçtur...
*ben şimdi kendimi övdümmü )
bu tanım gelir aklıma hep,
*burçlara inanmam ama ağustos ayında var bir şey... "
eeen has burçtur...
*ben şimdi kendimi övdümmü )
devamını gör...
sözlük yazarlarının don rengi
hani son kalmış ankettir diye ben ekleyeyim dedim çünkü yaşı, boyu, kilosu, saç rengi ve tipi hatta şekli, kullandığı oje renginin kodu gibi her şey soruldu geriye bi bu kaldı bunu da ben sorayım da her şey tam olsun bari.
devamını gör...
yazarların garip huyları
dokunmamak.
eskiden çok eskiden sevmediğim insanlara dokunmak, sarılmak istememekle başlayıp şimdilerde ise suyunu çıkardığım şey.
ciğere,
çamaşır suyuna,
sirkeye,
turşu suyuna,
balık(ki rabbim beni ondan onu benden uzak etsin),
şeftali,
yağlı his bırakan herhangi bir şeye
dokunamıyorum ağlamak istiyorum evde yapmak zorunda kalınca. lateksler iyi ki var!
eskiden çok eskiden sevmediğim insanlara dokunmak, sarılmak istememekle başlayıp şimdilerde ise suyunu çıkardığım şey.
ciğere,
çamaşır suyuna,
sirkeye,
turşu suyuna,
balık(ki rabbim beni ondan onu benden uzak etsin),
şeftali,
yağlı his bırakan herhangi bir şeye
dokunamıyorum ağlamak istiyorum evde yapmak zorunda kalınca. lateksler iyi ki var!
devamını gör...
bartın'daki canilik
evet canilik...
bartın'ın ulus ilçesinde elim bir olay yaşandı ve gelmişlerine geçmişlerine saydığımın kaçak avcıları gebe bir karacayı öldürdüler.
şu an aranıyor ama para cezası ile serbest kalacağından eminim.
ne diyeyim... allah belanızı versin!
bu arada link
bartın'ın ulus ilçesinde elim bir olay yaşandı ve gelmişlerine geçmişlerine saydığımın kaçak avcıları gebe bir karacayı öldürdüler.
şu an aranıyor ama para cezası ile serbest kalacağından eminim.
ne diyeyim... allah belanızı versin!
bu arada link
devamını gör...
hacı sabancı'nın türkiye ekonomisinden çok umutluyum demesi
sistemin getirilerinden en çok fayda sağlayan birkaç iş adamından biri olduğu için şaşırtmadı. ekonominin düzelmesi bu adamların işine malesef pek gelmez, işçi haklarının düzenlenmeside aynı şekilde.
devamını gör...
küçükken inandığımız yalanlar
tabağımı bitirmezsem yemeğin arkamdan ağlayacağı.
devamını gör...
insanların genelde doğdukları mevsimi sevmesi
(bkz: eyluling)*
eylul ay degil tek basina mevsim benim icin, hangi sehirde olursam olayim farkli yasiyorum sonbahardan; isitan ama yakmayan gunes, esen ama usutmeyen ruzgar, belki biraz bulutlu ilik hava.
sevmeyi birak kopegiyim eylulun.
yaz kadar terletmeyen, kis kadar usutmeyen ve yagmurda islatmaktan sucuga dondurmeyen; bebek gibi ya,
gelsin hemen tekrar.
eylul ayi bir insan olsa askindan ferhat’a, kerem’e ve dahi mecnun’a donebilirdim sanirim; iyi ki degil.*
eylul ay degil tek basina mevsim benim icin, hangi sehirde olursam olayim farkli yasiyorum sonbahardan; isitan ama yakmayan gunes, esen ama usutmeyen ruzgar, belki biraz bulutlu ilik hava.
sevmeyi birak kopegiyim eylulun.
yaz kadar terletmeyen, kis kadar usutmeyen ve yagmurda islatmaktan sucuga dondurmeyen; bebek gibi ya,
gelsin hemen tekrar.
eylul ayi bir insan olsa askindan ferhat’a, kerem’e ve dahi mecnun’a donebilirdim sanirim; iyi ki degil.*
devamını gör...
başı kapanan öğrencinin beyni çalışır
erkekler seri üzgün.
devamını gör...
ben hame sorularınızı yanıtlıyorum
ünlü bir yazar olduğunda buraya gelip ye kürküm ye diyecek misin merak ediyorum
not: izdihamdan kapıda kaldık..
not: izdihamdan kapıda kaldık..
devamını gör...
sabahın altısında kalk le koşalım diyen sevgili
bana ondan bi tane lütfen.
t: sporu yaşam felsefesi haline getirmiş, sağlıklı yaşam bilincine sahip akıllı, uslu ve fit sevgilidir.
gece içmeye gidelim diyen sevgiliden kat be kat daha iyidir.
t: sporu yaşam felsefesi haline getirmiş, sağlıklı yaşam bilincine sahip akıllı, uslu ve fit sevgilidir.
gece içmeye gidelim diyen sevgiliden kat be kat daha iyidir.
devamını gör...
800 tanım kasmak
2 kitap için kaliteli olmaya yüz tutmuş, yeni oluşumlu bir sözlüğü çöplüğe döndürmek bencilliğin zirvesidir.
devamını gör...
banucabirhayat
bir tanımını görüp likelediğim ve sonra kimmiş bu ya diyip okuyunca o nasıl içten yazmaktır ya diyip keşke hep yazsa çok yazsa dediğim yazardır. sözcüklerle samimiyeti hissettirebilenleri ayrı bir seviyorum.
devamını gör...
nuri bilge ceylan
kısa nbc türk sinemasının en sıkı yönetmenlerinden yazarlarından biridir. bize hediye ettiği harika filmler vardır. (bkz: ahlat ağacı)(bkz: kış uykusu)(bkz: bir zamanlar anadoluda) filmlerine bozkır yerleştirmeye aşık olan bir isimdir ayrıca. tarantino için ayak ne demekse onun için bozkır o demektir.
devamını gör...
21 mart 2021 ömer faruk gergerlioğlu'nun gözaltına alınması
28 şubatta başörtüsüyle, üniversitelere, şehit cenazelerine alınmayan kadınlarımız için mücadelelerde en ön safta yer almış birisiydi gergerlioğlu. son zamanlar cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin insan dışı muamelelere maruz kaldığını ve işkenceye varan uygulamalar olduğunu haykırıyordu. ne yazıktır ki islami görüşü savunup, bir insanı sabah namazı için abdest alırken kıyafetlerini dahi giydirmeden gözaltına almışlar. işte islam ama siyasi islam.
görüyorum ki paketlemişler diyecek kadar ötekileşmişsiniz insanlığın gözünde. bir insanın canı yansa bütün bir insanlığın yanması gerekirken, sizde bende bir odun atayım da ateş büyüsün diyorsunuz. nereden geliyor bu kadar kin, eleştirdiğiniz zihniyetten nedir farkınız?
28 şubatın mazlumlarının büyük bir çoğunluğu şimdi iktidarda ve mağrur rolünde. fakat vesayet rejiminin dikta yapısından hiçbir farkları yok. karşıt görüşleri güya islamcılık adı altında ezerek başka bir toplumsal ayrımcılık oluşturma çabasındalar. neden güçlü ve zayıf arasındaki dengeyi sağlayarak demokratik ve laik bir ülkede yaşamayı seçmiyoruz?
arkadaşlar filler tepişir, çimenler ezilir. on yıllardır bu ülkede asla huzur ortamı sağlanamadı. sağ- sol, dinci- dinsiz, türk-kürt diye diye ayrıştırmaktan ne hale getirdiler canım memleketi. makam mevki sahipleri gününü gün edip servetini katlarken, altın köşklerinden aşağıda ezilen çimenlere dönüp bakmadılar bile.
annenizden- babanızdan öğrendiğiniz dünya görüşü 1960-2000 arası onların yaşadığı olayların onların yorumuyla size aktarılmasıdır. sizin çocuklarınızda 2000-2030 arası yaşadıklarınızın yorumunu dinleyeceklerdir. sorgulamayan bir çocuk yetiştirirseniz akp yahut hdp düşmanı, ne kadar iyi icraatlarde dahi bulunsa da bu iki siyasi görüşü asla benimsemeyecek, at gözlüklü bir birey yetiştirmiş olacaksınız. o devrin mazlumlarının yaşadıklarının vebalini nasıl ödeyeceksiniz?
bu sözüm size şimdinin mağrurları:
1. içeride yatan onca mazlumun yaşadığı işkencelerin, uğradığı psikolojik baskıların vebalini nasıl ödeyeceksiniz?
2. annesi babası fetö suçlamasıyla içeride yatan, dışarıda lösemiyle mücadele eden ufacık çocukların çektiği acıların yüzde kaçını çekebileceksiniz?
3. nerede bir kimsesiz, bir mazlum varsa 28 şubatta da 2021'de de yanında olan halkın vekilinin sabah namazında yaka paça gözaltına alınışına, paket servis derken hiç mi utanmayacaksınız ?
4. hukuk devleti olarak adlandırılan türkiye'de, hsyk'nın izniyle yine aynı iktidar zamanında kurulmuş olan bir partinin vekilini, çözüm sürecinde kardeş şimdi terörist ilan eden, akıl tutulması yaşayan, her fırsatta kandırıldık edebiyatı yapan bir iktidarı insanlığa karşı nasıl savunacaksınız?
5. eğer inanıyorsanız allah'ın huzurunda senin ilk emrin okuydu yüce rabbim ben okumak yerine ahaber izlemekle yetindim, bana verdiğin sorgulama yetisini ahaber, kanald, atv ve yahut fox tv muhabirlerine, gazetecilerine bıraktım diyebilecek misiniz?
6. eğer inanmıyorsanız kendi ahlaki etikleriniz ortadaki mağduriyetin neden ve nasıl yaratıldığını, bunlara karşı nasıl tepkiler verilmesi gerektiğini ölçemeyecek kadar vasat mı ?
ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat, ne türe,
süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre
cahilin korku kokan defterini tanrı düre!
ma'rifet mahkemesinde verilen hükme göre,
cennet iflas eder, efsane-i adem de geçer.
-neyzen tevfik
görüyorum ki paketlemişler diyecek kadar ötekileşmişsiniz insanlığın gözünde. bir insanın canı yansa bütün bir insanlığın yanması gerekirken, sizde bende bir odun atayım da ateş büyüsün diyorsunuz. nereden geliyor bu kadar kin, eleştirdiğiniz zihniyetten nedir farkınız?
28 şubatın mazlumlarının büyük bir çoğunluğu şimdi iktidarda ve mağrur rolünde. fakat vesayet rejiminin dikta yapısından hiçbir farkları yok. karşıt görüşleri güya islamcılık adı altında ezerek başka bir toplumsal ayrımcılık oluşturma çabasındalar. neden güçlü ve zayıf arasındaki dengeyi sağlayarak demokratik ve laik bir ülkede yaşamayı seçmiyoruz?
arkadaşlar filler tepişir, çimenler ezilir. on yıllardır bu ülkede asla huzur ortamı sağlanamadı. sağ- sol, dinci- dinsiz, türk-kürt diye diye ayrıştırmaktan ne hale getirdiler canım memleketi. makam mevki sahipleri gününü gün edip servetini katlarken, altın köşklerinden aşağıda ezilen çimenlere dönüp bakmadılar bile.
annenizden- babanızdan öğrendiğiniz dünya görüşü 1960-2000 arası onların yaşadığı olayların onların yorumuyla size aktarılmasıdır. sizin çocuklarınızda 2000-2030 arası yaşadıklarınızın yorumunu dinleyeceklerdir. sorgulamayan bir çocuk yetiştirirseniz akp yahut hdp düşmanı, ne kadar iyi icraatlarde dahi bulunsa da bu iki siyasi görüşü asla benimsemeyecek, at gözlüklü bir birey yetiştirmiş olacaksınız. o devrin mazlumlarının yaşadıklarının vebalini nasıl ödeyeceksiniz?
bu sözüm size şimdinin mağrurları:
1. içeride yatan onca mazlumun yaşadığı işkencelerin, uğradığı psikolojik baskıların vebalini nasıl ödeyeceksiniz?
2. annesi babası fetö suçlamasıyla içeride yatan, dışarıda lösemiyle mücadele eden ufacık çocukların çektiği acıların yüzde kaçını çekebileceksiniz?
3. nerede bir kimsesiz, bir mazlum varsa 28 şubatta da 2021'de de yanında olan halkın vekilinin sabah namazında yaka paça gözaltına alınışına, paket servis derken hiç mi utanmayacaksınız ?
4. hukuk devleti olarak adlandırılan türkiye'de, hsyk'nın izniyle yine aynı iktidar zamanında kurulmuş olan bir partinin vekilini, çözüm sürecinde kardeş şimdi terörist ilan eden, akıl tutulması yaşayan, her fırsatta kandırıldık edebiyatı yapan bir iktidarı insanlığa karşı nasıl savunacaksınız?
5. eğer inanıyorsanız allah'ın huzurunda senin ilk emrin okuydu yüce rabbim ben okumak yerine ahaber izlemekle yetindim, bana verdiğin sorgulama yetisini ahaber, kanald, atv ve yahut fox tv muhabirlerine, gazetecilerine bıraktım diyebilecek misiniz?
6. eğer inanmıyorsanız kendi ahlaki etikleriniz ortadaki mağduriyetin neden ve nasıl yaratıldığını, bunlara karşı nasıl tepkiler verilmesi gerektiğini ölçemeyecek kadar vasat mı ?
ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat, ne türe,
süremez hükmünü bunlar yaşadıkça bu küre
cahilin korku kokan defterini tanrı düre!
ma'rifet mahkemesinde verilen hükme göre,
cennet iflas eder, efsane-i adem de geçer.
-neyzen tevfik
devamını gör...
6 ocak 2021 boğaziçi üniversitesi rektör danışmanı istifası
doğru haberdir.
buradan
ıstifa ederek onurlu bir duruş sergilemiştir, istifa etmese de bir şekilde görevden alınacağı aşikardır...
ıstifa açıklamasındaki şu tespit dikkat çekicidir.
--- alıntı ---
"bir daha kapıları kelepçelenmiş üniversite görmemek için iyilik adına, güzellik adına daha sıkı çalışmaya devam edelim."
--- alıntı ---
buradan
ıstifa ederek onurlu bir duruş sergilemiştir, istifa etmese de bir şekilde görevden alınacağı aşikardır...
ıstifa açıklamasındaki şu tespit dikkat çekicidir.
--- alıntı ---
"bir daha kapıları kelepçelenmiş üniversite görmemek için iyilik adına, güzellik adına daha sıkı çalışmaya devam edelim."
--- alıntı ---
devamını gör...
the lord of the portakals
yüksek miktarda yetenek ve mizah içeren bir çalışma. tebrik ederim değerli kardeşim, epey bir gergin olan bünyemin seratonin ve dopamine gark olmasına neden olduğun için.*
devamını gör...