dünyanın en güçlü zehri
pek çok zehir vardır, ancak potasyum siyanür hala en hızlı etki edenlerden biri olarak kabul edilir. antik çağlardan beri kullanılmaktadır, muhtemelen en ünlü "casus" zehridir: filmlerdeki ve kitaplardaki birçok ajan, ampullerde veya tabletlerde siyanür kullanır.
siyanür sadece yutma yoluyla değil, soluma, dokunma yoluyla da zehirlenebilir. potasyum siyanür, bazı bitkilerde ve yiyeceklerde ve ayrıca sigaralarda bulunur. cevherden altın çıkarılmasında kullanılır.
bu arada, grigory rasputin'i potasyum siyanür ile zehirlemeye çalıştılar, ancak tatlı pastaya zehir ekledikleri için başarılı olmadılar. glikoz, potasyum siyanürün panzehiridir.
tanım: bilim dışı, en güçlü zehirin yegane duygusal tanımı: başarısızlıktır.
siyanür sadece yutma yoluyla değil, soluma, dokunma yoluyla da zehirlenebilir. potasyum siyanür, bazı bitkilerde ve yiyeceklerde ve ayrıca sigaralarda bulunur. cevherden altın çıkarılmasında kullanılır.
bu arada, grigory rasputin'i potasyum siyanür ile zehirlemeye çalıştılar, ancak tatlı pastaya zehir ekledikleri için başarılı olmadılar. glikoz, potasyum siyanürün panzehiridir.
tanım: bilim dışı, en güçlü zehirin yegane duygusal tanımı: başarısızlıktır.
devamını gör...
fas
hoş bir akdeniz ülkesidir.
"tutun kolumdan beni fas'a götürün."
"tutun kolumdan beni fas'a götürün."
devamını gör...
apocu
not: beyin yoksunu bir kişi benim için bu imada bulunduğu için bu başlığı açtım.
öncelikle (bkz: abdullah öcalan) kısaca adı (bkz: apo) olan pkk liderinin izinden gidip onu kendine lider belleyen ve onun teorilerine bağlı olan kişiye (bkz: apocu) denir.
sizin sevip sevmemeniz veya benim sevip sevmemem hiç bir şeyi değiştirmez.
bu yazdıklarım objektif olan kısımdır ve benim dışımdadır.
ben hayatımın hiç bir evresinde (bkz: apocu) olmadım.
25 yaşına kadar sünni ve şafii olarak büyüdüm!
öyle kuru kuruya da değil. gayet bu yolda okuyarak.
üstelik apocuların en aftif olduğu dönemde şırnak gibi bir yerde büyüdüm.
kürtlüğümü hep ön planda tutum ki din ile ilk çatışmam böyle başladı.
sonralarında ise (bkz: celadet ali bedirxan) ve (bkz: cigerxwin) okumaya başladım ki onlar benim için takip edilecek insanlardır.
yani senin reisine,
senin zalim devletine,
senin o kağıt toplayıcılarına saldırın polisine ve köy yakan jandarmana laf ettim diye ben (bkz: apocu) olmuyorum sayın tek hücreli.
işinize gelince bütün kürtler bir değil, işinize gelince de pökökölö öpöcö hühühüh.
öncelikle (bkz: abdullah öcalan) kısaca adı (bkz: apo) olan pkk liderinin izinden gidip onu kendine lider belleyen ve onun teorilerine bağlı olan kişiye (bkz: apocu) denir.
sizin sevip sevmemeniz veya benim sevip sevmemem hiç bir şeyi değiştirmez.
bu yazdıklarım objektif olan kısımdır ve benim dışımdadır.
ben hayatımın hiç bir evresinde (bkz: apocu) olmadım.
25 yaşına kadar sünni ve şafii olarak büyüdüm!
öyle kuru kuruya da değil. gayet bu yolda okuyarak.
üstelik apocuların en aftif olduğu dönemde şırnak gibi bir yerde büyüdüm.
kürtlüğümü hep ön planda tutum ki din ile ilk çatışmam böyle başladı.
sonralarında ise (bkz: celadet ali bedirxan) ve (bkz: cigerxwin) okumaya başladım ki onlar benim için takip edilecek insanlardır.
yani senin reisine,
senin zalim devletine,
senin o kağıt toplayıcılarına saldırın polisine ve köy yakan jandarmana laf ettim diye ben (bkz: apocu) olmuyorum sayın tek hücreli.
işinize gelince bütün kürtler bir değil, işinize gelince de pökökölö öpöcö hühühüh.
devamını gör...
gençlerin evliliği düşünmemesi
boyle bir durum var evet. maddi kosullar isin en buyuk nedeni gibi gorulsede aslinda, bu isin bahanesi. gunumuzde artik bireysel yasam, aile kavramindan daha cazip konumda. biriyle bir hayat dusuncesi, cocuk kavrami, akrabalik olusumu hepsi cogu gencin gozunde birer sorumluluk, birer yük. bir de cevrelerinde mutsuz evliliklere sahit olduklari zaman, evlilik dusuncesinden daha da soyutlasmalarina neden olmakta.
devamını gör...
deniz üstü köpürür
t: cem karaca, haluk levent, edip akbayram gibi usta seslerin yorumlarıyla dinlediğimiz bir muğla türküsüdür.
çok güzel bir hikayesi vardır bu türkünün, çoğu halk türküsü gibi çok da acıklı değildir. o zamanlar ula/muğla civarlarında düğünler genelde erkeklerin kendilerine eş bulmaya en yakın oldukları yerlerdi(bir de çeşme başları(gbkz: :)) duvar üstlerine çıkar, potansiyel kısmetlerine bakar, beğendikleri olursa görücü usulü haber yollar izdivaç eylerlermiş efenim. işte böyle düğünlerden birinde osman diye bir genç çıkar duvar üstüne bir dilbere vurulur, güzeller güzelinin adı gülayşedir. osman kaptırır gönlünü bir kere, gülayşe'yi görürüm ümidiyle o düğün senin bu düğün benim gezmeye başlar. bir süre sonra yerel halk ''kambersiz düğün olmaz'' sözünü ''osmansız düğün olmaz'' olarak söylemeye başlar. derken günün birinde osman cesaretini toplar gülayşe'ye açılmaya karar verir. tam karşısına çıkacak, osman'ın düğünlerin vazgeçilmezi olduğunu bilen bir genç grubu alır osman'ı anlat derdini derler. tutuştururlar eline sazı... osman gülayşe'ye diyemediğine mi yansın, eline tutuşturdukları saza mı ? başlar içindekileri dökmeye:
“deniz üstü köpürür ah yarim
gemilere binsem götürür ah yarim ah.
benim sana yandığım ah yarim
bir güzelden ötürü ah yarim ah.
diz üstüne diz koydum ah yarim
gül yastığa baş koydum ah yarim ah.
seni gelecek diye ah yarim
sol yanıma boş koydum ah yarim ah.”
o gün bugündür şarkı bu haline evrilir, söylenir dile gelir. tabi hepsi rivayettir.
farklı bir yorum
çok güzel bir hikayesi vardır bu türkünün, çoğu halk türküsü gibi çok da acıklı değildir. o zamanlar ula/muğla civarlarında düğünler genelde erkeklerin kendilerine eş bulmaya en yakın oldukları yerlerdi(bir de çeşme başları(gbkz: :)) duvar üstlerine çıkar, potansiyel kısmetlerine bakar, beğendikleri olursa görücü usulü haber yollar izdivaç eylerlermiş efenim. işte böyle düğünlerden birinde osman diye bir genç çıkar duvar üstüne bir dilbere vurulur, güzeller güzelinin adı gülayşedir. osman kaptırır gönlünü bir kere, gülayşe'yi görürüm ümidiyle o düğün senin bu düğün benim gezmeye başlar. bir süre sonra yerel halk ''kambersiz düğün olmaz'' sözünü ''osmansız düğün olmaz'' olarak söylemeye başlar. derken günün birinde osman cesaretini toplar gülayşe'ye açılmaya karar verir. tam karşısına çıkacak, osman'ın düğünlerin vazgeçilmezi olduğunu bilen bir genç grubu alır osman'ı anlat derdini derler. tutuştururlar eline sazı... osman gülayşe'ye diyemediğine mi yansın, eline tutuşturdukları saza mı ? başlar içindekileri dökmeye:
“deniz üstü köpürür ah yarim
gemilere binsem götürür ah yarim ah.
benim sana yandığım ah yarim
bir güzelden ötürü ah yarim ah.
diz üstüne diz koydum ah yarim
gül yastığa baş koydum ah yarim ah.
seni gelecek diye ah yarim
sol yanıma boş koydum ah yarim ah.”
o gün bugündür şarkı bu haline evrilir, söylenir dile gelir. tabi hepsi rivayettir.
farklı bir yorum
devamını gör...
eskimeyen şeyler
içimizdeki çocuk.
hálâ halı sahaya giden 45 lik adamlar var.
ve hâlâ salıncak gördüĝünde salıncaĝa binen evli çocuklu kadınlar.
demek ki insan kaç yaşında olursa olsun o çocuk hiç büyümüyor.
hálâ halı sahaya giden 45 lik adamlar var.
ve hâlâ salıncak gördüĝünde salıncaĝa binen evli çocuklu kadınlar.
demek ki insan kaç yaşında olursa olsun o çocuk hiç büyümüyor.
devamını gör...
altered carbon
öncelik olarak kitabını okumayıp dizisini izlediğim için pişman olduğum, netflix'in bilim kurgu dizisi. 2 sezonu vardır.
ilk sezonu kocaman gözlerle "oha ya olabilir mi böyle bişii" diyerek, çok zevk alarak izledim. dizi her telden çalıyordu zira. anarşi desen var, geleceğin aldığı hal desen abv dedirten cinsten, heleki şu "başı bulutlarda" mekanını anlatmıyorum bile * güzeldi güzel.
diziyi genel hattıyla şu şekilde özetleyebiliriz, gelecekte insan zihnini bir diske aktararak beden ölümü gerçekleşse dahi başka bedenlerde hayatının devam edilmesi ve elbette bu sayede ölümsüzlüğü bulan insanların bir takım olayları. ehe evet bir takım olaylar çünkü spoiler vermek istemiyorum, bu diziye bir şans vermeniz gerektiğini düşünüyorum.
burjuvalar her yerde burjuva efendim. bu burjuvalar zaten halkla beraber yeryüzünde bile yaşamıyolar. bulutların üstünde yaşıyorlar, ayrıca disklerini kopyalatmışlar ve belirli saat aralıklaryla kopyaları yedekleniyor. kendi bedenlerinden de üretmişler bir sürü, yani diskini patlatıp gebertmek neredeyse imkansız.
öyle işte dizi şu şekilde başlıyor zaten, "mat" denilen bu burjuvalardan biri tam zihni yedeklenmeden mevcut bedeni öldürülüyor ve malumunuz yedekleme yapılmadığı için de adam kendisini kimin öldürdüğünü hatırlayamıyor yeniden hayata döndüğünde. böylece yaklaşık 250 yıldır bedenlenmeyen eski asker "takeshi kovacs" çook yakışıklı bir polisin vücuduna bilinci aktarılarak hayata dönüyor ve bu cinayeti çözmesi isteniyor.
eh ilk sezonda elbette bu cinayet çözülüyor, takeshi'nin kendi travmalarıyla yüzleşmesi, arkadaş çevresi edinmesi derken ilk sezon muazzamdı benim gözümde.
ikinci sezon için çok eleştiri geldi. sadece demek istiyorum ki, ne bekliyordunuz zındıklar? takeshi'yi elbette 1 adam oynayamazdı, bedeni değişecekti! gelecekten ve terörist görülen bir eski askerden bahsediyoruz, burnu boktan çıkmıyor adamın, tabiki başka bedenlerde hayat bulacaktı. o yüzden bana hiiç batmadı siyahi bir adamın oynuyor oluşu ve hatta bayıldım diyebilirim. oyuncu (bkz: anthony mackie) muazzam oynadı muazzam. allah aşkına tipe bakar mısınız:

ikinci sezonuda çok beğendim, ilk sezonda takeshi'nin hatırlayıp da bir türlü işlemedikleri o aşkı ve devrimin hikayesi şeffaf şekilde işlendi çünkü. benim umrumda olan zaten cinayet dosyası vs değildi ki. takeshi'yi ve quell'i merak ediyordum, bu adam asker kimliğinden nasıl sıyırdı, devrim fikri nasıl ortaya çıktı, neler yaşandı bu ayaklanmada? ah. işte bu yönden ikinci sezon bazı zındıkların bok attğı gibi vasat falan değil gayet harikaydı.
bu zındıklar yüzünden 3. sezon iptal edilmiş. sinirlendim işte. neyse kitabını okuyalım madem, velhasıl güzeldi izleyin yani yarasa onaylı.
ilk sezonu kocaman gözlerle "oha ya olabilir mi böyle bişii" diyerek, çok zevk alarak izledim. dizi her telden çalıyordu zira. anarşi desen var, geleceğin aldığı hal desen abv dedirten cinsten, heleki şu "başı bulutlarda" mekanını anlatmıyorum bile * güzeldi güzel.
diziyi genel hattıyla şu şekilde özetleyebiliriz, gelecekte insan zihnini bir diske aktararak beden ölümü gerçekleşse dahi başka bedenlerde hayatının devam edilmesi ve elbette bu sayede ölümsüzlüğü bulan insanların bir takım olayları. ehe evet bir takım olaylar çünkü spoiler vermek istemiyorum, bu diziye bir şans vermeniz gerektiğini düşünüyorum.
burjuvalar her yerde burjuva efendim. bu burjuvalar zaten halkla beraber yeryüzünde bile yaşamıyolar. bulutların üstünde yaşıyorlar, ayrıca disklerini kopyalatmışlar ve belirli saat aralıklaryla kopyaları yedekleniyor. kendi bedenlerinden de üretmişler bir sürü, yani diskini patlatıp gebertmek neredeyse imkansız.
öyle işte dizi şu şekilde başlıyor zaten, "mat" denilen bu burjuvalardan biri tam zihni yedeklenmeden mevcut bedeni öldürülüyor ve malumunuz yedekleme yapılmadığı için de adam kendisini kimin öldürdüğünü hatırlayamıyor yeniden hayata döndüğünde. böylece yaklaşık 250 yıldır bedenlenmeyen eski asker "takeshi kovacs" çook yakışıklı bir polisin vücuduna bilinci aktarılarak hayata dönüyor ve bu cinayeti çözmesi isteniyor.
eh ilk sezonda elbette bu cinayet çözülüyor, takeshi'nin kendi travmalarıyla yüzleşmesi, arkadaş çevresi edinmesi derken ilk sezon muazzamdı benim gözümde.
ikinci sezon için çok eleştiri geldi. sadece demek istiyorum ki, ne bekliyordunuz zındıklar? takeshi'yi elbette 1 adam oynayamazdı, bedeni değişecekti! gelecekten ve terörist görülen bir eski askerden bahsediyoruz, burnu boktan çıkmıyor adamın, tabiki başka bedenlerde hayat bulacaktı. o yüzden bana hiiç batmadı siyahi bir adamın oynuyor oluşu ve hatta bayıldım diyebilirim. oyuncu (bkz: anthony mackie) muazzam oynadı muazzam. allah aşkına tipe bakar mısınız:

ikinci sezonuda çok beğendim, ilk sezonda takeshi'nin hatırlayıp da bir türlü işlemedikleri o aşkı ve devrimin hikayesi şeffaf şekilde işlendi çünkü. benim umrumda olan zaten cinayet dosyası vs değildi ki. takeshi'yi ve quell'i merak ediyordum, bu adam asker kimliğinden nasıl sıyırdı, devrim fikri nasıl ortaya çıktı, neler yaşandı bu ayaklanmada? ah. işte bu yönden ikinci sezon bazı zındıkların bok attğı gibi vasat falan değil gayet harikaydı.
bu zındıklar yüzünden 3. sezon iptal edilmiş. sinirlendim işte. neyse kitabını okuyalım madem, velhasıl güzeldi izleyin yani yarasa onaylı.
devamını gör...
5 aydır kafa izninde olan yazar
(bkz: kenan ışık)
devamını gör...
adalet cimcoz
yeşilçam filmlerinin meşhur kadın seslendirme sanatçılarından. başta türkan şoray olmak üzere; belgin doruk, fatma girik, filiz akınvs çokça kadın oyuncunun sesi olmuştur.
kendisi olduğunu anlamak için "reca ederim" demesi yeterlidir.
kendisi olduğunu anlamak için "reca ederim" demesi yeterlidir.
devamını gör...
en müslüm gürsesçi özelliğiniz
benim de gönlümde kadehler kırılıyor.
devamını gör...
kafa sözlük’ün durmadan error vermesi
sanırım siteye çok görsel yükleniyor. site ne yapsın? arada süveyş kanalı gibi tıkanıyor. görselini atan çıksın arkadaşlar, bir yazı giremiyoruz ya!
hele bir başlık var ki, arada bende dalıyor ve her seferinde “ananın fotoğrafı” diye okuyorum. (bkz: anın fotoğrafı)
sözlüğün storysi oldu.
özelden nude mö atıyonuz nedir? koca sözlüğü instoşa çevirdiniz ulen.
yapman böyle.
hele bir başlık var ki, arada bende dalıyor ve her seferinde “ananın fotoğrafı” diye okuyorum. (bkz: anın fotoğrafı)
sözlüğün storysi oldu.
özelden nude mö atıyonuz nedir? koca sözlüğü instoşa çevirdiniz ulen.
yapman böyle.
devamını gör...
cengiz atay
devamını gör...
açılan başlığa kimsenin tanım girmemesi
bu konuda mükemmel bir istatistiğe sahibim. ne zaman ağlamak ihtiyacı hissetsem girip tanım girilmeyen başlıklarıma şöyle bakıyorum, sonra bir cigara, uzağa dalan gözler, o gözlerden damlayan birkaç yaş.
devamını gör...
öz güveni artıran şeyler
en önce kendine değer vermek, kendini sevmek ve kendini bilmek,
kişisel bakımına özen göstermek,
spor yapmak,
kişisel gelişimini arttıracak aktivitelerde bulunmak,
araştırmak ve okumak,
çok detaylı bir konu olmakla birlikte bu noktalara özen göstermek insanın kendine olan güveninin artmasını sağlar.
kişisel bakımına özen göstermek,
spor yapmak,
kişisel gelişimini arttıracak aktivitelerde bulunmak,
araştırmak ve okumak,
çok detaylı bir konu olmakla birlikte bu noktalara özen göstermek insanın kendine olan güveninin artmasını sağlar.
devamını gör...
ben küçükken sarışınmışım
neresinden tutsam elimde kalacağından içimde ukde olan sözdür.benden olmaz o yüzden kimseyi inandıramam.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
ona her şeyim diyormussun bana ne kaldı.
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
ketçaplı ruffles yiyelim mi?
devamını gör...
aristoteles
kendisinin kadınlar ile ilgili düşüncelerini hayli ilginç bulurum, ki bu düşüncelerinden dolayı kendisini eleştiren, hatta dalga geçen çoktur. kadınların daha az dişi olduğu gibi iddiaları vardır. ona göre kadınlar evcil hayvandan hallice bir canlıdır. iki evliliğinde de eşlerine hoş davranmadığı hatta onlara evcil bir hayvanmış gibi muamele ettiği söylenir.
devamını gör...


