her düşünceye saygı duyulur mu sorunsalı
duyulmaz. katlanılır, tahammül edilir.
devamını gör...
günaydın sözlük
bu kadar enerjik insanlarla ayni ortamda bulunmak cok guzel. umarim beynimin arka planinda ram in 70%ini durmadan mesgul eden anksiyete/depresif duygulardan kurtulup ben de guzel bir gune uyanirim artik.
devamını gör...
günün karikatürü
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
son yıllarda mars gezegeninin yalnızlığını çok bozdular. tıpkı benimkini de bozdukları gibi. ayrıca kendimi sürekli "felakete uğrayan ve evrende kalan tek gezegen" olarak tanımlarım. size abartı gelebilir lakin onun da hikayesi var. hepsi sırayla. *
tabii ki son feci bisiklet'in de etkisi var. bu da böyle. *
tabii ki son feci bisiklet'in de etkisi var. bu da böyle. *
devamını gör...
çaylakların isyan etmeme nedeni
boynumuz kıldan ince. bekleriz artık napalım
devamını gör...
yılmaz erdoğan şiirleri
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar..
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz ama tanrım neyi?)
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar...
kimse keman çalmaz belki ama
çok keman çalınsın balolarında
diye yapılmış
gri sisli binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti.
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar,
bu zulüm bu sevda bitmezmiş sevmek
bir halkı sevmekse aşk o zaman sevmekmiş!
(biz bir şeyi delicesine severiz ama tanrım neyi?)
devamını gör...
normal sözlük'ün kadın yazarları
“kadın yazarları” diye neden kendi kendinizi kategorileştiriyorsunuz ? yazar yazardır işte. erkek yazarları gibi bir başlığın açılması kadar saçma.
devamını gör...
shakespeare'in sevilen sözleri
"insanların çoğu kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor.
düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için."
düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için."
devamını gör...
12 ocak 2021 gorillerde corona virüse rastlanması
hani hayvanlarda olmuyordu bu illet. acaba dna bize yakın diye mi onlara da bulaştı. kafamda deli sorular oluşturan haber başlığı.
abd'de bir hayvanat bahçesinde yaşayan iki gorilin covid-19 testi pozitif çıktı. hayvanların semptom göstermesi üzerine teste tabi tutuldukları açıklandı.
buradan
abd'de bir hayvanat bahçesinde yaşayan iki gorilin covid-19 testi pozitif çıktı. hayvanların semptom göstermesi üzerine teste tabi tutuldukları açıklandı.
buradan
devamını gör...
türk halk müziği
çok fazla dinlediğim müziklerdir. yaşıtlarım daha çok yabancı, pop dinledikleri için birazcık yadırganıyorum sanırım.
- ee ne dinliyosunuz? açalım spotifydan.
+ halk müziği dinliyorum bu aralar.
- ee başka ne dinliyosunuz?
gibi diyaloglarla çokça karşılaşıyorum mesela.
- ee ne dinliyosunuz? açalım spotifydan.
+ halk müziği dinliyorum bu aralar.
- ee başka ne dinliyosunuz?
gibi diyaloglarla çokça karşılaşıyorum mesela.
devamını gör...
sözlük yazarlarının favori normal sözlük yazarları
yine mi summer queen arkadaş ya? eşimden çok bu arkadaşı görüyorum. esprisi bir yana, var aslında bir çok sevdiğim yazar ama birini yazsam digerini unutsam ona ayıp olacak gibime geliyor. daha sonra güncellenmek üzere bu iletiyi birakayım.
devamını gör...
fotoğrafın hikayesi
avusturya'daki am himmel yetimhanesi'nde kalan 6 yaşındaki werfel'in, ikinci dünya savaşı sürerken, noel'de kendisine amerikan kızılhaçı tarafından verilen yeni ayakkabılar için yaşadığı mutluluk...
yıl 1946. fotoğraf life dergisinde yayımlanmış.

(görsel alıntıdır.)
ufacık şeyleri sorun eden insanların ders alması gereken bir fotoğraf bence bu. koskoca dünyada kimsesiz, savaşın ortasında bir çocuk ama bir çift ayakkabı onun için bunların hepsinden önemli bir mutluluk kaynağı o an için...
bunu yapmayı başaran kaç kişi vardır sizce dünyada? biz çok daha fazlasına sahip olduğumuz halde yetinmeyi bilmiyoruz. mutlu olmak için her zaman koşullarımız var. hayat mutluluğu bu kadar fazla koşulu olan insanlara kolay kolay tattırmaz.
yıl 1946. fotoğraf life dergisinde yayımlanmış.

(görsel alıntıdır.)
ufacık şeyleri sorun eden insanların ders alması gereken bir fotoğraf bence bu. koskoca dünyada kimsesiz, savaşın ortasında bir çocuk ama bir çift ayakkabı onun için bunların hepsinden önemli bir mutluluk kaynağı o an için...
bunu yapmayı başaran kaç kişi vardır sizce dünyada? biz çok daha fazlasına sahip olduğumuz halde yetinmeyi bilmiyoruz. mutlu olmak için her zaman koşullarımız var. hayat mutluluğu bu kadar fazla koşulu olan insanlara kolay kolay tattırmaz.
devamını gör...
gelen moderatörlük teklifini reddetmiş olmam
ben de sözlüğün bizim tarlaya kurulması teklifini reddetmiştim. pişman mıyım? evet çok pişmanım. iyice düşünmeden karar almayınız.
devamını gör...
her şeyi unutmak
bazen, her şeyi unutmak istersiniz.
unutmak, mutsuzluktan ve hayal kırıklıklarından kaçış gibi gelir ama durup bir düşünün...
sahi, ya unutursanız her şeyi?!
babaannem unutuyor her şeyi...
tabi sırayla...
önce ona en çok çektireni unuttu.
kimi dersiniz?
tabiki dedemi.*
sonra sırayla gelinlerini ve çocuklarını unuttu...
....
unutuyor babaannem, tüm hayatını, kötü olayların yaninda en sevdiklerini, her telefonda on kere " peyniriniz, tereyağiniz, yoğurdunuz bitti mi yollayayım mi?" diye sorduğu 11 evladını unutuyor.
bebeklerinin kokusunu unutuyor babaannem...
alzheimer teşhisi konulduktan sonraki üç sene ,yurttan geldigim zamanlarda ona merada ve ahırdaki hayvanları hakkında rapor verirdim.
zaten o beni yurtta bilmiyor. elma kurdu ona göre ya ineklere bakiyor, ya koyun sağıyor.( ılk hastalandigi zaman bir yıl okulumu dondurup köye yanına gitmiştim. aklında benim hayvanlarla ilgilendigim kalmış.) kedisi de mütemadiyen doğum yapıyor babaannem göre...
günlerce görmese beni sormuyor bile "nerede bu deli kız?"diye. çünkü o emin elma kurdu ya mutlaka bir şeyler yapıyordur. yanina gelince başlıyor babaannemin sualleri;
- elma kurduuu! hani sağdigin süt ,nerede?!
+ babaanne, melehat yengede sıra ona verdim.
- elma kurdu ,sütü nasil ineklerin?
+ ıkisi gebe ya pek süt yok babaanne.
- elma kurduuu! kalk davara git!
- elma kurduuu! kalk ineklere bak! +tamam babaanneeee!
nereye gidiyorum babaanne, nereye?! davar mı kaldı? hepsi satıldı, diyemiyorum. gidip baska odada biraz oylanıp ders falan çalışıp yanına geliyorum.
-keşik sırası kimde? ( keşik köydeki kadinlarin sırayla süt almasi, altın günü gibi yani)
+bakkalın gelininde babaanne.
-sen bu yoğurdu yapamiyorsun artık.
+mayayi degisirim babaanne.
ah babaannem ah!
evdeki yogurt çoğunlukla market yoğurdu... hem zaten ayda bir geliyorum yogurtlari ben nasıl yapabilirim, diyemiyorum.
babaannem uc yil böyle devam etti.
- elma kurduuu koyunlar!
-elma kurduuu kuzular?
-elma kurduuu koç katımı!
( hayali kına bile yaktık koçlara)*
-elma kurdu buzağı!
- elma kurdu, kedi nerde? verdin mi yalını. +verdim babaannem.
...
hani gelinleri unuttu dedim ya, onları her firsatta evden kovuyor...
-anam kalk git sen evine, akşam ezanından sonra elin evinde kalınmaz. laf söz olur. benim oğullarım var.*
yengem de şakacı tabi;
+bana ne ben gitmem. senin oglunda gözüm var.
-kalk git ben seni ogluma almam,iki cocugun var!
+ bana ne ben sevdim alacağım,oğlunda da beni seviyor.
-kalk git kiz!!!dibi delik kazani ben gelin almam.*
kafayi gelinlere takmış durumda, ne işi var bu kadınların bu evde?
....
babaannem benim torunu olduğumu da unuttu. hem o artık bir genc kız. 16 yaşında ya vaaar, ya yok.
hem o yaşta birinin torunu mu olur? artık onunla yaşıtiz belki o benden küçük bile olabilir.
babaanne demem tuhaf olacagi icin adıyla hitap ediyorum doğal olarak.
+ayşe bak, yeni kanaviçe örneği buldum. gel bereaber işleyelim. sen ipi kopar ver ben işlerim. annene de sen işlemişsin gibi deriz.
-he kız ben hiç bilmiyorum bunu ,annem de sevinir işledim diye. *
ben kopar dedim diye, yarım saatte tüm ip yumağını kucağına koparıp koparıp yığardı.
olsun, ip dolaşsın, yine acilir. o mutluydu ya. çeyiz yapıyoruz biz babaanneme.*
....
birlikte birşeyler yaparken bir yandan televizyon izlerdik. filmlerde ne görse onu eski hatıraları ile karıştırır köyden arkadaslari sanardı. ben de bozuntuya vermezdim. ne dedikodular ne gıybetler dönerdi aramızda. duyan olsa kefensiz kireçle öyle gömerlerdi bizi...*
bazen küserdi bana,hakliydi elbette böyle arkadaşlık mi olur?"derdi. ah babaannem ,her gün nasıl geleyim. yatılı yurtta ayda bir zor izin veriyorlar.*
.....
yalniz bir sorun var.*
babaannem bu sakallı yaşlı adamdan cok korkuyor, mümkünse defolup gitsin.
-kız bu yaşlı herif her gün geliyor, geçen yanima yatmaya kalkti,zor ittim yanimdan. kovun şunu sapik mi ne? adımı çıkaracak!!.*
+ dedeee,kaç kere dedim sana babaanneme yaklaşma salonda otur diye korkuyor işte!*
....
babaannem saçlarını çok severdi. ne de olsa ona pek yakışıyor ikili balıksırtı örgü...
yurtta değilsem evde olduğumda saçlarını ben örerdim. bayılırdı el aynasinda benim ördügum saçlarına bakmaya. yattığı yerden örgüleriyle oynardı. laf aramizda annemin örgüsünü pek beğenmiyor. çünkü annem bir türlü balık sırtı örmeyi öğrenemiyor.*
bir gün halam "6 yıldır sizde, biraz da ben alayım." deyip babaannemi evine götürdü. bir hafta sonra babaannem geldiği zaman ,başörtüsünü açtiaçtığımızda saçlarının yerinde yeller esiyordu.
halam; "yatalak, aklını yitirmiş, yemeğini çiğnemeyi hatta yutmayı unutan kadında o kadar uzun saçın geregi yok!"deyip kesmiş.
annem bile ağlamıştı onun o haline...
çok özlüyorum babaannemi, alzheimer oluncaya kadar başka, olduktan sonra bambaşka biriydi ama yine de güzeldi.
ben her iki hâlini de ayrı seviyor ve özlüyorum. ıyi ki hayatimdaydı kattığı her şey için minnettarım.
babaannem hastane odalarında geçen çocukluğumda sahip olamadığım oyun arkadaşım, anneannem ise annemdi
...
iyi ki vardınız. *
unutmak, mutsuzluktan ve hayal kırıklıklarından kaçış gibi gelir ama durup bir düşünün...
sahi, ya unutursanız her şeyi?!
babaannem unutuyor her şeyi...
tabi sırayla...
önce ona en çok çektireni unuttu.
kimi dersiniz?
tabiki dedemi.*
sonra sırayla gelinlerini ve çocuklarını unuttu...
....
unutuyor babaannem, tüm hayatını, kötü olayların yaninda en sevdiklerini, her telefonda on kere " peyniriniz, tereyağiniz, yoğurdunuz bitti mi yollayayım mi?" diye sorduğu 11 evladını unutuyor.
bebeklerinin kokusunu unutuyor babaannem...
alzheimer teşhisi konulduktan sonraki üç sene ,yurttan geldigim zamanlarda ona merada ve ahırdaki hayvanları hakkında rapor verirdim.
zaten o beni yurtta bilmiyor. elma kurdu ona göre ya ineklere bakiyor, ya koyun sağıyor.( ılk hastalandigi zaman bir yıl okulumu dondurup köye yanına gitmiştim. aklında benim hayvanlarla ilgilendigim kalmış.) kedisi de mütemadiyen doğum yapıyor babaannem göre...
günlerce görmese beni sormuyor bile "nerede bu deli kız?"diye. çünkü o emin elma kurdu ya mutlaka bir şeyler yapıyordur. yanina gelince başlıyor babaannemin sualleri;
- elma kurduuu! hani sağdigin süt ,nerede?!
+ babaanne, melehat yengede sıra ona verdim.
- elma kurdu ,sütü nasil ineklerin?
+ ıkisi gebe ya pek süt yok babaanne.
- elma kurduuu! kalk davara git!
- elma kurduuu! kalk ineklere bak! +tamam babaanneeee!
nereye gidiyorum babaanne, nereye?! davar mı kaldı? hepsi satıldı, diyemiyorum. gidip baska odada biraz oylanıp ders falan çalışıp yanına geliyorum.
-keşik sırası kimde? ( keşik köydeki kadinlarin sırayla süt almasi, altın günü gibi yani)
+bakkalın gelininde babaanne.
-sen bu yoğurdu yapamiyorsun artık.
+mayayi degisirim babaanne.
ah babaannem ah!
evdeki yogurt çoğunlukla market yoğurdu... hem zaten ayda bir geliyorum yogurtlari ben nasıl yapabilirim, diyemiyorum.
babaannem uc yil böyle devam etti.
- elma kurduuu koyunlar!
-elma kurduuu kuzular?
-elma kurduuu koç katımı!
( hayali kına bile yaktık koçlara)*
-elma kurdu buzağı!
- elma kurdu, kedi nerde? verdin mi yalını. +verdim babaannem.
...
hani gelinleri unuttu dedim ya, onları her firsatta evden kovuyor...
-anam kalk git sen evine, akşam ezanından sonra elin evinde kalınmaz. laf söz olur. benim oğullarım var.*
yengem de şakacı tabi;
+bana ne ben gitmem. senin oglunda gözüm var.
-kalk git ben seni ogluma almam,iki cocugun var!
+ bana ne ben sevdim alacağım,oğlunda da beni seviyor.
-kalk git kiz!!!dibi delik kazani ben gelin almam.*
kafayi gelinlere takmış durumda, ne işi var bu kadınların bu evde?
....
babaannem benim torunu olduğumu da unuttu. hem o artık bir genc kız. 16 yaşında ya vaaar, ya yok.
hem o yaşta birinin torunu mu olur? artık onunla yaşıtiz belki o benden küçük bile olabilir.
babaanne demem tuhaf olacagi icin adıyla hitap ediyorum doğal olarak.
+ayşe bak, yeni kanaviçe örneği buldum. gel bereaber işleyelim. sen ipi kopar ver ben işlerim. annene de sen işlemişsin gibi deriz.
-he kız ben hiç bilmiyorum bunu ,annem de sevinir işledim diye. *
ben kopar dedim diye, yarım saatte tüm ip yumağını kucağına koparıp koparıp yığardı.
olsun, ip dolaşsın, yine acilir. o mutluydu ya. çeyiz yapıyoruz biz babaanneme.*
....
birlikte birşeyler yaparken bir yandan televizyon izlerdik. filmlerde ne görse onu eski hatıraları ile karıştırır köyden arkadaslari sanardı. ben de bozuntuya vermezdim. ne dedikodular ne gıybetler dönerdi aramızda. duyan olsa kefensiz kireçle öyle gömerlerdi bizi...*
bazen küserdi bana,hakliydi elbette böyle arkadaşlık mi olur?"derdi. ah babaannem ,her gün nasıl geleyim. yatılı yurtta ayda bir zor izin veriyorlar.*
.....
yalniz bir sorun var.*
babaannem bu sakallı yaşlı adamdan cok korkuyor, mümkünse defolup gitsin.
-kız bu yaşlı herif her gün geliyor, geçen yanima yatmaya kalkti,zor ittim yanimdan. kovun şunu sapik mi ne? adımı çıkaracak!!.*
+ dedeee,kaç kere dedim sana babaanneme yaklaşma salonda otur diye korkuyor işte!*
....
babaannem saçlarını çok severdi. ne de olsa ona pek yakışıyor ikili balıksırtı örgü...
yurtta değilsem evde olduğumda saçlarını ben örerdim. bayılırdı el aynasinda benim ördügum saçlarına bakmaya. yattığı yerden örgüleriyle oynardı. laf aramizda annemin örgüsünü pek beğenmiyor. çünkü annem bir türlü balık sırtı örmeyi öğrenemiyor.*
bir gün halam "6 yıldır sizde, biraz da ben alayım." deyip babaannemi evine götürdü. bir hafta sonra babaannem geldiği zaman ,başörtüsünü açtiaçtığımızda saçlarının yerinde yeller esiyordu.
halam; "yatalak, aklını yitirmiş, yemeğini çiğnemeyi hatta yutmayı unutan kadında o kadar uzun saçın geregi yok!"deyip kesmiş.
annem bile ağlamıştı onun o haline...
çok özlüyorum babaannemi, alzheimer oluncaya kadar başka, olduktan sonra bambaşka biriydi ama yine de güzeldi.
ben her iki hâlini de ayrı seviyor ve özlüyorum. ıyi ki hayatimdaydı kattığı her şey için minnettarım.
babaannem hastane odalarında geçen çocukluğumda sahip olamadığım oyun arkadaşım, anneannem ise annemdi
...
iyi ki vardınız. *
devamını gör...
ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler
hadi hayvani kestiniz; etinden sutunden hatta yumurtasindan yararlandiniz. bagirsagindan ne istediniz ve bunu nasil bu kadar lezzetli hale getirdiniz?(bkz: kokorec)
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
kumanda nerede? kumanda nerde diyorum.
devamını gör...
therese elisabeth alexandra förster-nietzsche
bu hanım kızımız, her daim pos bıyıklarını kıskandığım filozof friedrich nietzschenin kız kardeşidir. ama işte gelin okuyun ki, ne kardeşler var. hele bakalım neler etmiş bu hanım kızımız.
niçe’den iki yaş küçüktür. dindar bir aileden gelirler ki, bunu bilmeyen yoktur. baba bir din adamıdır ve luther kilisesine bağlıdırlar. çocukluk yılları din eğitimiyle geçmiştir. ancak henüz ilk gençlik yıllarında iki kardeşin düşünsel anlamda yolları ayrılır. niçe’nin alman filozof arthur schopenhaueri okuması ve hatta tanışmasıyla dünyası değişirken, elisabeth antiseminist olma yolundadır. niçe, schopenhauer’den “baba” diye bahsedecektir. din üzerine yaptığı çözümlemelerle bir ateist olacak, ırkçılık için “aptallık” diyecektir. kız kardeşi ise nazi görüşüne ve dahi hitler’e sonuna kadar bağlı biri olacaktır. niçe’nin ömrünün son yılları hastalıklarla geçecek ve bakımını üstlenen kardeşi ise, niçe’nin henüz basılmayan kitaplarına ekler yaparak onu bir antisemist olarak lanse etmek derdinde olacaktır ki, öyle de yapar.

friedrich nietzsche “üst insan” görüşüyle bilinir. her ne kadar nihilist filozof dense de ben okumalarımdan böyle bir anlam çıkaramadım. bana göre tam bir çözümleyicidir. gerçi böyle bir akım felsefe dünyasında yok ama bu terimi ben literatüre hediye etmiş olayım. üstün insan görüşü tüm dinsel, ırksal yapılardan uzak, insanın kendisini geliştirerek, hayatta karşısına çıkan tüm sorunlarla baş edebilecek bir canlı olduğunu anlatır. üstün insanı, insan evriminin bir üst noktası olarak işaret eder. ama gelin görün ki, kız kardeşi bu görüşü “üstün alman ırkı” olarak lanse edecektir ve bu durum en çok hitler’in işine yarayacaktır.

bu hanım kızımız, kendi kardeşinin görüşlerini çarpıtmasıyla meşhurdur. niçe, anlaşılması en zor filozoflardandır. siz bakmayın öyle sosyal medyalardan “seni öldürmeyen şey güçlendirir.” sözünün paylaşıldığına. hele biriniz şu sözünü açıklasın da aydınlanalım “ önyargıların çoğu, bağırsaklardan gelir.” de hadi.
kitaplarının türkçe çevirilerini bilmiyorum. ben almanca okumuştum ve şöyle düşünmüştüm “ne diyor la bu değişik?” niçe’yi anlamak için çok okumak gerek dostlar. neyse uzadı yine yazı.

bugün mezarları yan yanadır bu iki kardeşin. kan bağı işte. kardeş işte.
felsefi edit: #1185735 müthiş bir analiz ve #1185775 müthiş bir analiz daha. sözlük’te ne cevherler var dedim.
niçe’den iki yaş küçüktür. dindar bir aileden gelirler ki, bunu bilmeyen yoktur. baba bir din adamıdır ve luther kilisesine bağlıdırlar. çocukluk yılları din eğitimiyle geçmiştir. ancak henüz ilk gençlik yıllarında iki kardeşin düşünsel anlamda yolları ayrılır. niçe’nin alman filozof arthur schopenhaueri okuması ve hatta tanışmasıyla dünyası değişirken, elisabeth antiseminist olma yolundadır. niçe, schopenhauer’den “baba” diye bahsedecektir. din üzerine yaptığı çözümlemelerle bir ateist olacak, ırkçılık için “aptallık” diyecektir. kız kardeşi ise nazi görüşüne ve dahi hitler’e sonuna kadar bağlı biri olacaktır. niçe’nin ömrünün son yılları hastalıklarla geçecek ve bakımını üstlenen kardeşi ise, niçe’nin henüz basılmayan kitaplarına ekler yaparak onu bir antisemist olarak lanse etmek derdinde olacaktır ki, öyle de yapar.

friedrich nietzsche “üst insan” görüşüyle bilinir. her ne kadar nihilist filozof dense de ben okumalarımdan böyle bir anlam çıkaramadım. bana göre tam bir çözümleyicidir. gerçi böyle bir akım felsefe dünyasında yok ama bu terimi ben literatüre hediye etmiş olayım. üstün insan görüşü tüm dinsel, ırksal yapılardan uzak, insanın kendisini geliştirerek, hayatta karşısına çıkan tüm sorunlarla baş edebilecek bir canlı olduğunu anlatır. üstün insanı, insan evriminin bir üst noktası olarak işaret eder. ama gelin görün ki, kız kardeşi bu görüşü “üstün alman ırkı” olarak lanse edecektir ve bu durum en çok hitler’in işine yarayacaktır.

bu hanım kızımız, kendi kardeşinin görüşlerini çarpıtmasıyla meşhurdur. niçe, anlaşılması en zor filozoflardandır. siz bakmayın öyle sosyal medyalardan “seni öldürmeyen şey güçlendirir.” sözünün paylaşıldığına. hele biriniz şu sözünü açıklasın da aydınlanalım “ önyargıların çoğu, bağırsaklardan gelir.” de hadi.
kitaplarının türkçe çevirilerini bilmiyorum. ben almanca okumuştum ve şöyle düşünmüştüm “ne diyor la bu değişik?” niçe’yi anlamak için çok okumak gerek dostlar. neyse uzadı yine yazı.

bugün mezarları yan yanadır bu iki kardeşin. kan bağı işte. kardeş işte.
felsefi edit: #1185735 müthiş bir analiz ve #1185775 müthiş bir analiz daha. sözlük’te ne cevherler var dedim.
devamını gör...
seni seviyorum cümlesine verilen en acı cevaplar
boydan foto atsana.
devamını gör...
bir erkeğin sizinle ilgilendiğini anlamanın yolu
onluk olmamasına rağmen zevk duyduğunuz şeylerle ilgileniyorsa, fikirlerinizi merak ediyorsa, karakterinizi çözmeye çalışıyorsa falan filan.
devamını gör...
çobanlık yapanların tıp kazanması
1976 yılında babamın yaptığı iş.
sonra tıp kazandı ve doktor oldu.
çobanlık doktorluk kariyerinde bir aşama.
biz ailecene bunu kabul ettik.
ondan biz doktor olamadık.
sonra tıp kazandı ve doktor oldu.
çobanlık doktorluk kariyerinde bir aşama.
biz ailecene bunu kabul ettik.
ondan biz doktor olamadık.
devamını gör...
