senaryo-oyun
7.8 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar

önce cawdor baronu, sonra glamis baronu, ve daha sonra iskoçya kralı olacaktır. w. shakespeare'in trajedyalarındandır.

macbeth'in karakterindeki iktidar hırsı hem yükselmesini sağlayıp onu tahtların doruğuna taşıyacak, hem de kana bulanmış elleri ve vicdanıyla yok oluşuna sebep olacaktır.
devamını gör...
ilk okuduğum şeyh pir oyunudur. normalde okuyan üzerinde makam merakının ne tür sonuçlar doğuracağı izlenimini bırakması gerekirken ben de daha da hırslandırdı.
bir de oyun dönemin izlerini yansıtır. kadın şehvetli ve ihtiraslıdır. makbeti de o yoldan çıkarmıştır.
sen saygın bir komutandın reyiz, at izini it izine karıştırmak yakışmadı.
devamını gör...
william shakespeare 'in en kısa oyun metnidir. macbeth her insan gibi içinde hırsı ve kibri olan bir karakterdir. önünde iki yol vardır. ya hayatı kendi hâline bırakıp ona gelecek süprizleri veya durumları yaşayacak. ya da taç'a giden yolda her yol mübahtır diyerek çok canlar yakacaktır. nihayetinde kışkırtılan ve kötü uyarılan bu karakterin belki de uysal diyebileceğimiz bir kişinin kötü yönlendirmeyle neye dönüştüğünü göreceğiz. macbeth için kazanları kendi için kaynatan, kuyuları kendi için kazan kötülüğü kendi eliyle önüne getiren insanların hikâyesi diyebiliriz. ders niteliğinde bir eser.
devamını gör...
aslında iki farklı kitaptır biri tiyatro biri roman.tiyatro eseri olan tahmini 1500 lü yılların sonu 1600 yıllırin başında william shakespeare tarafından yazıldığı diğeri ise norveçli polisiy yazarlarından biri olan jo nesbo tarafından yazılan tiyatro halinden günümüz polisyesine uyarlanmış trajedi hikeyesidir. aslında kitap güç hırsının insana neler yaptırabilceğini ve bu güç uğruna neleri feda edebilcegini trejedi şeklinde anlatır. güç hırsına yenik düşen kahramanımizi acı bir son bekliyordur.
devamını gör...
william shakespeare’in en ünlü tragedyalarından birisidir. sayısız defa sahnelenmiş sayısız defa sahnelenecek bu oyunun sinemaya da etkisi büyük olmuştur. zaman, mekan, karakter ve diyaloglar büyük oranda korunarak çekilen yirmiden fazla film ve tv yapımı mevcuttur, bunların dışında zamanın mekanın ve karakterlerin değiştiği ama olay örgüsünün değişmediği onlarca uyarlama film çekilmiştir. ilk kategoride benim en beğendiğim, 1971 yılı roman polanski yapımı olan “the tragedy of macbeth”dir. 2021 yılı joel coen yapımı aynı isimli filmi de izledim, o da epik denilebilecek seviyede. ses, görüntü, oyunculuk müthiş ve diyalogların korunmuş olması harika, gerçekten sinemanın ötesinde bir yapım. ikinci kategori yani uyarlamalar içinde en beğendiğim ise orijinal adı kumonosu-jo olan ve “kanlı taht” adıyla bilinen 1957 yılı akira kurosawa yapımı filmdir. benim açımdan toshiro mifune gelmiş geçmiş en iyi macbeth rolünü oynamıştır.

çok soru soduran, belirsizlikler bırakan sevdiğim türde bir tragedyadır benim için. macbeth bir protagonist mi yoksa antagonist mi? üç cadı doğru mu söylüyor yalan mı? kehanet hiç söylenmese cinayet gerçekleşir miydi? tahta geçmeyi sağlayan güç kader mi, hırs mı? bilgi bir virüs gibi insanın beynine girip onun kodlarını değiştirebilir mi? macbeth her şeyi akışına bıraksaydı, pasif kalsaydı banquo ile rolleri değişir miydi? bu sorulara oyundaki üç cadı ağzından cevap vermek gerekirse:
“iyi demek kötü demek, kötü demek iyi demek;
sisli puslu havalarda kanatlanıp uçmak gerek.”

bu oyunu bilmezseniz bir şey kaybetmezsiniz ama bilip de bir yerlerde ona dair bir şeylere rastlamak insanı bir kâşif gibi gururlandırıyor. birçok kitapta, video oyununda ya da şarkıda bu oyuna dair referanslara rastlanabiliyor. nazım hikmet’in “benerci kendini niçin öldürdü?” eserinde ikinci bap dördüncü bölümde, kalküta’da üç ingiliz polisinin karakol önündeki diyaloğu aktarılır.

birinci polis — nereye gitmiştin?
ikinci polis — domuz boğazlamaya...
üçüncü polis — sen nerdeydin?
birinci polis — köprünün üstünde
bir hintli karı gördüm demin.
kucağında kertenkele suratlı bir çocuk vardı.
çocuk beni görünce başladı ağlamaya
ağlamaya
ağlamaya...
karıya:
— sustur şu piçi,
britanya polisine selam versin,
dedim.
selam vermezse, kuyruksuz bir fare gibi
gebersin
dedim.
ne sustu, ne selam verdi kara kurbağa yavrusu.
akıyordu su...
akar suya fırlattım bu zırlayan şeytan piçini.
anası yüzüme bakıp
kara bir uçurum gibi çekti içini.
dokundu rikkatime
bu iç çekiş.
madraslı bir ihtiyar:
«azabı azapla tedavi edin...»
demiş.
getirdim karakola kocakarıyı.
sarı sırtından kızıl kan sızdırıp
çekeceğim içinden ağrıyı...
ikinci polis — sana bu işte yardım için
kocakarıyı eski bir halı gibi
ayaklarına sereceğim.
birinci polis — lütufkârsın...
üçüncü polis — ben de sana:
bengale ormanlarında avlanmış bir filin
koparılmış erkekliğinden
bir kamçı vereceğim...
birinci polis — başka bir şey istemez...
malumdur bana azabı ısdırap,
ezberimdedir tekmil
kitabı ıstırap.
meselâ:
uykulara kâbus gibi çökebilirim,
tırnak sökebilirim,
kulakların içine kurşun dökebilirim.
ellerin derisini eldiven gibi soymak,
koltuk altına kaynar sudan yeni çıkmış
hindi yumurtası koymak,
sirke damlatarak gözleri oymak,
domuz topu ıtlak olunan usûl,
velhasıl daha bin bir usûlle gayeye vusûl
mümkündür bence...
bakınız, bende ne var?
3. ve 2. polis — göster bize
göster bize!!
birinci polis — grevde yakalanan
hintlilerden birinin
taze kesilmiş başparmağı...
kesildikten sonra yarım santim uzadı tırnağı...
3. ve 2. polis — haydi içeri gidelim,
uzayan tırnağı seyredelim...”

bu dizelerdeki aktarım yoluna çok anlam veremeden yıllarca okumuşumdur, sahnelerde ya da filmlerde göremediğim ilişkiyi oyunun metnini okuyunca görebildim. oyunda birinci perde üçüncü sahne sabahattin eyüboğlu çevirisi ile şöyledir:

"birinci cadı – bacı neredeydin?
ikinci cadı – domuz öldürmekte.
üçüncü cadı – sen neredeydin, bacı?
birinci cadı – bir gemicinin karısı… kucağında bir etek kestane;
yedikçe yiyor; çene değil değirmen karınınki.
“bana da ver” dedim, sen misin diyen:
“defol, cadı karı!” demez mi bana şırfıntı…
kocası halep’e gitmiş seninkinin;
kaplan gemisinin süvarisiymiş.
atlayıp bir eleğe düşeceğim peşine.
hem de nasıl: kuyruksuz bir sıçan olup gideceğim!
gideceem! gideceeeem! taş çatlasa gideceğim!
ikinci cadı – bir rüzgâr vereyim bari sana.
birinci cadı – eksik olma.
üçüncü cadı – bir rüzgâr da ben vereyim.
birinci cadı – üst tarafı bende var:
haritalar, maritalar…
şurada şu liman, burada bu liman:
şurada açıktan, burada kıyıdan.
kurutup çöpe döndüreceğim herifi, düpedüz:
ne gece uyutacağım ne gündüz
cehenneme çevireceğim teknesini.
dokuzu dokuza vur, ne eder?
o kadar hafta sallandı mı denizde yeter:
hayalifener olduğunun resmidir.
gemisi batmasına batmaz
ama yemediği fırtına kalmaz…
bakın nem var benim.
ikinci cadı – göster, göster! neymiş o?
birinci cadı – bir kaptanın baş parmağı:
memlekete dönemeden çekmiş cavlağı."
devamını gör...
macbeth, william shakespeare'in en ünlü trajedilerinden biridir. hırsı gerçekleşmeyen bir iskoç asilzadesinin intikam dolu hikayesini anlatıyor. daha sonra karısının zina yaptığından şüphelenmeye başlar. onu öldürdükten ve kocasının tahtını talep ettikten sonra, başarısının umduğu gibi olmadığını anlar. yeni konumunu korumak için tekrar cinayet işlemek zorundadır. oyunun sonunda her şeyini, karısını, krallığını ve ahlakını, kaybetmiştir.
seyirci, macbeth'in karakterinin sahneye ilk çıktığı anda kendini içinde bulduğu durumu anlamaya başlar. adı yunancadan 'büyücülüğün oğlu' anlamına gelmektedir. bu isim hayatın ne kadar belirsiz olabileceğini gösteriyor; oylama gibi önemsiz bir şey tarafından kararlaştırılabilir. karakteri ayrıca bazen hırstan ortaya çıkabilecek acımasız doğayı da gösterir. bu tehlikeli kararı vererek, bu ölümcül oyuna dahil olan herkesi mahkum etti.
macbeth, hazretleri'nin sarayında lady macbeth'le ilk tanıştığında, onun 'kirli bir şey' olduğuna inanır. o zamanki batıl inançlara göre, bir kadın büyücülükle lekelenmiş bir erkeğe dokunursa zarafetini kaybedebilirdi. bu, macbeth'in yeni karısına duyduğu ilk iğrenmeyi açıklıyor. ancak evlilikleri ilerledikçe lady macbeth, kocasından çok daha acımasız olduğunu kanıtlar. oyunun bu noktasında seyirciler her iki karakterin de 'kirli şeylerden' shakespeare'in en korkunç iki kötü adamına dönüştüğünü görmüş olacaklar.

herhangi bir yazarın karşılaştığı en büyük zorluklardan biri olayları açık ve özlü bir şekilde aktarmaktır. hal böyle olunca william shakespeare, bu amaca ulaşmak için trajedilerinde pek çok farklı teknik kullanır. bu tür bir teknik, metafordur - genellikle tanıdık görüntüler veya nesneler kullanarak önemli düşünceleri veya duyguları iletmek için kullanılır. örneğin, bir kişinin hayatındaki karışıklığı veya yön kaybını ifade etmek için bir yelkenli gemiyi içeren bir metafor kullanılabilir. metafor ayrıca, bir izleyicinin gözünden önce karakterlere veya olay örgüsüne ek içgörü sağlamak için girişlerde veya sonsözlerde yaygın olarak kullanılır.

macbeth, iskoçya'nın ihtişamı ve onuru hakkında görünüşte vatansever bir şarkıyla açılıyor. bu vatansever giriş, her iki karakterin de hayattaki hedeflerine ulaşmak için umutsuz ama gururlu motivasyonlarına zemin hazırlıyor. ayrıca, macbeth'in kraliçesini kendi elleriyle öldürme isteğinin gösterdiği gibi, her iki karakterin de kişisel kazanç için ahlaklarını ne kadar kolay feda etmeye istekli olduklarını vurgular. neyse ki onun için bu hareket, onu artık karısının parmağı altında yaşamaktan kurtarırken iskoçya'nın kralı olmasına izin veriyor.

william shakespeare, zamanında birçok sorunu drama yoluyla incelemiş ve çözmüştür. kendinden önceki diğer oyun yazarları gibi shakespeare de tarihten ipuçları aldı, böylece seyircisi siyasi meseleler ve iş etiği ile ilgili zamanın popüler fikirlerini anlayacaktı. bununla birlikte, shakespeare, seyirci üyelerinin bireysel özelliklerine dayalı olarak karakterlerine karşı veya onlara karşı kök salmalarına izin vererek - onları hiç etkilemeden - bu görüşleri tamamen yeni bir düzeye taşıdı! bu, izleyicilerin motivasyonlarından ziyade kişiliklerine dayalı olarak karakterlerle bağlantı kurmasını sağlar ve kötü eylemlerine rağmen onlara karşı empati hissetmeyi çok daha kolay hale getirir.

william shakespeare'in en ünlü trajedisi hakkında herkesin tartışabileceği macbeth'in başka birçok yönü olmasına rağmen, bu konu başka bir günü beklemek zorunda kalacak! tarih boyunca, yazarlar shakespeare'in tarzını taklit etmeye çalıştılar ve başarısız oldular, ancak drama yoluyla seyircilerinin zihinlerini ve ruhlarını başka hiç kimsenin sahip olmadığı kadar yakalamayı yalnızca o başarabilir!
devamını gör...
severim.

bu akşam bir kez de eskişehir devlet ekibi tarafından sergilenen halini izledim.
oyuncu arkadaşlarım pek beğenmedi ama cehaletin verdiği mutlulukla ben ayakta alkışladım. çünkü mesleki deformasyon yok.

her neyse bu uyarlamada göze en çok dekor çarpıyordu ve dekor bence başarılıydı. özellikle o su efektleri gayet iyiydi.

oyuna gelirsek, insanın içindeki kışkırtıcı yan ve dişil enerji ile olan bağ olsun, hırs olsun, kehanet diye aslında kendi arzularımızı meşrulaştırma çabamız olsun, gayet güzel bir eser.
kariyer basamaklarını çıkanlar arada durup bu oyunu izlemeli bence.
ve kral olan herkes de kendine şunu sormalı: cezalandırdıklarımdan mı korkmalıyım yoksa ödüllendirdiklerimden mi?
devamını gör...
"acı üstüne acı, kan üstüne kan,
kayna kazanım kayna, yan ateşim yan"

william shakespeare'ın büyük bir olasılıkla 1606 yılında yazdığı düşünülen "yükselme arzusu ve politik hırs" temasıyla, hırsın kişiyi neye dönüştürebileceği ve nerelere getireceği konusunu, yine alışılageldiği gibi tüm zamanlara karşılık gelecek şekilde işlediği tragedyasıdır. ilk olarak 1623'te yayımlanmıs ve en kısa shakespeare tragedyasıdır.

kral'ın akrabası, adamı ve iskoçya soylusu olan macbeth, bir falcının kendisine krallık mujdelemesi ile içine düşen fitneyi eşi lady macbeth ile paylaşması ve iskoçya kralı duncan'ın suikastine karar verdikleri süreç ve sonrasındaki iniş çıkışları konu edinir.

hırs ve güç arzusu ile vicdani değerler arasında çatışmalarla işlenmiştir.

insanı davranislar hem iyilik hem de kötülük üzerinden işlenmiştir. yani hırs da insanî bir durumdur, vicdani yargılar da. aslında vicdan değerlendirmesi üzerine de müthiş bir örnektir bazı detaylar.

macbeth:
"yapmakla olup bitseydi bu iş,
hemen yapardım, olup biterdi.
döktüğüm kanla akıp gitse her şey,
bir vuruşta sonuna varılsa işin,
bir anda bu dünyayı olsun kazanıversen,
zaman denizinin bir kumsalı olan bu dünyayı,
öbür dünyayı gözden çıkarır insan.
ama bu işlerin daha burada görülüyor hesabı.
verdiğimiz kanlı dersi alan,
gelip bize veriyor aldığı dersi.
doğruluğun şaşmaz elibbize sunuyor
içine zehir döktüğümüz kupayı.
adam burada, iki katlı güvenlikte:
bir kere, akrabası ve adamıyım:
ona kötülük etmemem için iki zorlu sebep.
sonra, misafirim: değil kendim bıçaklamak,
el bıçağına karşı korumam gerek onu.
üstelik bu duncan ne iyi yürekli bir insan,
ve ne bulunmaz bir kral.
her değeri ayrı bir israfil borusu olur
lanet okumak için onu öldürene!
acımak, yeni doğmuş bir çocuk olur, çırılçıplak,
kasırganın yelesine sarılmış,
ya da bir melek, görülmez atlarına binmiş göklerin,
ve gider dört bir yana haber verir
bu yürekler acısı cinayeti,
gözyaşı savrulur esen yellerde.
sebep yok onu öldürmem için,
beni mahmuzlayan tek şey, kendi yükselme hırsım;
o da bir atlayış atlıyor ki atın üstüne
öbür tarafa düşüyor, eğerde duracak yerde."

macbeth'in iç çatışmasını, hırs, vicdan, inanç ve diğer insanların tepkileri arasında yoğurarak işlemiş shakespeare. -ezel dizisini izlerken, kenan birkan karakteri dudaklarından dökülen "vicdan dediğimiz şey genellikle bir aldatmacadır; ne istediğimizi biliriz ama istediğimiz şeyi alırken bizi görürlerse ne düşünürler diye almaktan vazgeceriz" repliği de bana yukarıdaki macbeth tiradını hatırlatmıştı-.
sadece bu tirat değil, oyundaki her bir tirat ayrı bir muhakeme, hepsi de ustalıkla işlenmiş insanî detaylar ve tespitler barındırıyor.

geçenlerde sözlükte denk geldiğim bir tanımda, bir yazar arkadasımızın shakespeare dilini ve hikayelerini eleştirirken "aşkı hep ölümle işliyor, büyün aşıklar hep oluyor, seversen ölürsün mesajı veriyor sürekli, herkes ölüyor" gibi bahsetmesi ve örnek olarak verdiği tragedyalardan birinin de "macbeth" olduğunu anımsadım. macbeth ve lady macbeth çift evet, ama "macbeth tragedyası" bir aşk hikayesi değil. bu çiftin ölme sebebi de aşkları değil.
insanın ne okuduğunun farkında olması, okumayı daha şık hale getirir. düşünceleri beslemek adına okuyorsak şayet, önce anlamak şart.
devamını gör...
macbeth, william shakespeare'in en çok sahnelenen oyunlarından biridir. oyun, istediğini elde etmek için her türlü yolu kullanarak güçlenen bir karakterin ve etrafındaki insanların hikayesidir. günümüzle de çokça paralellikler kurulabilecek olaylar yaşanır oyunda.

yalnız, tarih bu oyundaki gibi zorbaların kötü sonlarına hep şahit olmuştur neyseki, insanlar hırslarının kurbanı olurlar en sonunda. manipülasyon olayının en fazla döndüğü oyunlardan biridir macbeth. bu yazıda manipülasyon olayının insanları ne hallere düşürdüğünden bahsetmek istiyorum. çünkü bu günümüzün de en büyük sorunlarından biridir aynı zamanda. insan denen varlığın hırsları ve arzuları onları şeytan ruhlu varlıklara dönüştürüyor. illaki bu oyundaki boyutta olmasına gerek yok tabii ki ama insanların bir kısmında bu potansiyel var maalesef.

manipülasyona maruz kalındığını algılamak ve önlemlerini almak bazen zor olsa da, kaybedeceklerini göze alarak hak ve adaleti sağlamak insanlık onuruna katkılardan biridir. denizde bir damladır ama damlalar okyanusu oluşturur.


o kadar suçu işledikten sonra bile zavallı diyebildiğim macbeth, cadıların ve karısının kurbanı olmuştur. aynı zamanda suçsuz birçok insanı da kurban etmiştir. macbeth'in zayıflıkları vardır; hırsları onu zayıf bir karaktere dönüştürür. karısı lady macbeth ise mükemmel bir manipülatör olarak macbeth'i her yolla manipüle edecek ve macbeth hırslarının kurbanı olan bir kurban olarak yok oluşa doğru sürüklenecektir.

1. perde, 5. sahne'de, cadıların kehanetini ayrıntılarıyla anlatan ve macbeth'in iktidara yükselişini önceden haber veren mektubu okuyan lady macbeth, macbeth'in erkekliğini ve cesaretini sorgulayarak onu kurnazca manipüle eder. lady macbeth bu zayıflıkları öyle kolay kullanır ki; 1. perde, 7. sahne'de macbeth, kral duncan'ı öldürmenin sonuçları hakkındaki korkularını dile getirirken lady macbeth onu korkak olmakla suçlayarak nasıl güçlü ve korkusuz olabileceğini resmen dikte eder. cinayeti işleten, cinayeti işleyen kadar suçludur; belki de daha fazla.

1. perde 7. sahne

macbeth yaptıklarından dolayı pişmanlık ve suçluluk hissetmeye başladığında, lady macbeth onun akıl sağlığını sorgulamaya başlar. bu da başka bir manipülasyon tekniğidir (`gaslighting`). macbeth gerçeklik algısını yitirmiştir artık.

lady macbeth, macbeth'in zayıflıklarını istismar ederek, erkekliğini sorgulayarak ve gerçeklik algısını manipüle ederek, macbeth'i bir dizi vahşet işlemeye iter ve kendi trajik çöküşünün de sonunu hazırlar bu oyunlar. lady macbeth gibi manipülatif bir karakterin amacına ulaşabilmesi için macbeth gibi hırslarına yenilebilecek bir karakterin var olması gerekir. yani tam bir mükemmel tencere kapak ikilisidirler bu oyunun gerçekleşmesi için. lady macbeth, macbeth'in tüm zayıf noktalarını bildiği için planları da mükemmel bir şekilde işleyecektir.lady macbeth, bu plan için tüm var oluşunu ortaya koyacaktır; kadınlığı, cazibesi, ikna yeteneği, dil yeteneği ve oyunları karşısında macbeth'in pek bir şansı kalmayacaktır.
devamını gör...
macbeth bir sınırlar trajedisidir.

yani kahraman, o kaderin belirlediği sınırı aşar ve yaptığı eylem için bir ceza bekler. ancak ceza gelmez. daha az korkunç olmayan ikinci bir suç işler. yine tanrı'nın gazabını ve cezasını bekler. hiçbir şey olmaz. ardından alçaklığın ve kanunsuzluğun hangi sınırlara ulaşabileceğini test etmeye karar verir ve harekete geçer.
bu nedenle, daha sonraki tüm suçlarında giderek daha fazla iğrençlik ve giderek daha az anlam vardır. bu artık bir rasyonalite meselesi değildir. artık akıl yürütmekten eser kalmaz – kahraman, tanrı ve şeytan ile yazı tura oynamaktadır.
ve cezasız kalacağından emin olduğu anda, intikam macduff'un şahsında gelir.


yukarıda, zamanında onenote'caazıma not aldığım hoş bir yorumu paylaşmak istedim.

kral olarak bir savaşcı gibi ölen bu kardeşimiz, shakespeare'in en garip kötü adamıdır. yaşamak için, hayatta kalmak için kötülük yapar. maksimalisttir macbeth. ya hep ya hiç der. bunu şımarıklık ya da kibirden yapmaz. incelenesi insandır. shakespeare, eserinde kötüleri kahraman ölse bile cezalandırır. onun da sonu o olmuştur. gerçek macbeth'ler ceza almamıştır (hep olduğu gibi).
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"macbeth" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim