41.
şaşar veysel iş bu hale
kâh ağlaya kâh güle
erişmek için menzile
gidiyorum gündüz gece
kâh ağlaya kâh güle
erişmek için menzile
gidiyorum gündüz gece
devamını gör...
42.
hani derler ya türkler den neden filozof çıkmaz? o bildiğin, bas baya bir filozof. sadece kitap yazıp allah yolladı dememiş o kadar.
devamını gör...
43.
bugün 50 yıl olmuş, sâdık yâri kara toprağa kavuşalı... saygı, sevgi ve özlemle...

düşünülürse derince
uzak gözükür görünce
yol bir dak'ka, mıktarınca
gediyorum gündüz gece

düşünülürse derince
uzak gözükür görünce
yol bir dak'ka, mıktarınca
gediyorum gündüz gece
devamını gör...
44.
dava insanlık davası, demiş büyük ozan. dua ve rahmetle..
kendi sesinden.
youtube.com/shorts/KBGgrCAv...
kendi sesinden.
youtube.com/shorts/KBGgrCAv...
devamını gör...
45.
adını duymam, yüzünü görmem, sesini duymam yeterliiiii ....ve allah insanı yarattı....
devamını gör...
46.
madem öyle;
beni hor görme gardaşım
sen altınsın ben tunç muyum
aynı vardan var olmuşuz
sen gülsün ben sac mıyım
beni hor görme gardaşım
sen altınsın ben tunç muyum
aynı vardan var olmuşuz
sen gülsün ben sac mıyım
devamını gör...
47.
''dost dost diye nicesine sarıldım
benim sadık yarim kara topraktır''
20. yüzyılda yaşamış sivaslı ünlü bir halk ozanı. eserlerinde anadolu türklerinin konuştuğu yalın, sade bir dil kullanır. bütün şiirlerini hece ölçüsüyle yazmıştır. varsın, islamcılar bu acı gerçeği inkar etsin; şatıroğlu veysel de bir alevi'dir. türkülerinde doğa, vatan, yaşama sevgisi, aşk, güncel ve bireysel konuları işlemiştir. aşık şatıroğlu veysel'e tengri rahmet eylesin; şatıroğlu veysel üstadın kutlu tini şad, mekanı uçmağ olsun. aziz hatıralarına saygıyla..
ilgili linkler:
1) cumhuriyet.com.tr/yasam/tur...
2) sozcu.com.tr/2018/gundem/as...
3) insaniyet.net/asik-veysel-s...

benim sadık yarim kara topraktır''
20. yüzyılda yaşamış sivaslı ünlü bir halk ozanı. eserlerinde anadolu türklerinin konuştuğu yalın, sade bir dil kullanır. bütün şiirlerini hece ölçüsüyle yazmıştır. varsın, islamcılar bu acı gerçeği inkar etsin; şatıroğlu veysel de bir alevi'dir. türkülerinde doğa, vatan, yaşama sevgisi, aşk, güncel ve bireysel konuları işlemiştir. aşık şatıroğlu veysel'e tengri rahmet eylesin; şatıroğlu veysel üstadın kutlu tini şad, mekanı uçmağ olsun. aziz hatıralarına saygıyla..
ilgili linkler:
1) cumhuriyet.com.tr/yasam/tur...
2) sozcu.com.tr/2018/gundem/as...
3) insaniyet.net/asik-veysel-s...

devamını gör...
48.
doldur tüfengini hedef et beni, yaram doksan dokuz yüz olur gider...
(bkz: derdimi dökersem derin dereye)
(bkz: derdimi dökersem derin dereye)
devamını gör...
49.
gözlerim görseydi,
toprağı tanıyamazdım.
sizin gibi basar geçerdim *
toprağı tanıyamazdım.
sizin gibi basar geçerdim *
devamını gör...
50.
" ben öldükten sonra üzerimde otlar bitsin, çiçekler açsın. taş kapatır, çimento kapatır, hiç kimse istifade edemez. benim toprağım da milletime hizmet etsin. oradaki biten otlardan koyun yesin et olsun, kuzu yesin süt olsun, arı götürsün bal olsun. bunun için üstümü kapatmayın diyorum. "
devamını gör...
51.
"suyun kaynak olduğu
ağaç kökün saldığı
eşin dostun gittiği
yerde bulursun beni
yolun ayrıldığı
gidenin dönmediği
çarenin olmadığı
yerde bekliyorum seni. "
demiştir. ne de güzel demiştir.
ağaç kökün saldığı
eşin dostun gittiği
yerde bulursun beni
yolun ayrıldığı
gidenin dönmediği
çarenin olmadığı
yerde bekliyorum seni. "
demiştir. ne de güzel demiştir.
devamını gör...
52.
devamını gör...
53.
bir ile adı verilse yine kesmez beni....hatta şivaz veysel olsa o viski...şatır şatır...
devamını gör...
54.
insan mıyım mahluk muyum ot muyum
ekilir biçilir bir nebat mıyım
yoksa görünüşte bir sıfat mıyım
hiçbir türlü bulamadım ben beni.
her gün dünyayı görenlerden daha çok şeyi görmüş, bakmasını bilmiş aşık. filozof.
devamını gör...
55.
bugün ölüm yıl dönümü olan türk halk ozanı olup 1894/ 1973 yılları arasında yaşamıştır.
görme yetisini kaybetse de hayatı hepimizden daha iyi gördüğü kesindir.

uzun, ince bir yoldayım
gediyorum gündüz gece
bilmiyorum ne hâldeyim
gediyorum gündüz gece
gündüz gece
gündüz gece
gündüz gece, hey
dünyaya geldiğim anda
yörüdüm aynı zemanda
iki gapılı bir handa
gediyorum gündüz gece
görme yetisini kaybetse de hayatı hepimizden daha iyi gördüğü kesindir.

uzun, ince bir yoldayım
gediyorum gündüz gece
bilmiyorum ne hâldeyim
gediyorum gündüz gece
gündüz gece
gündüz gece
gündüz gece, hey
dünyaya geldiğim anda
yörüdüm aynı zemanda
iki gapılı bir handa
gediyorum gündüz gece
devamını gör...
56.
"seversin, alırsın, karın olur
seversin, alamazsan, kara sevdan olur." dizelerinin sahibi. saygıda anılası büyük üstadımızdır.
kalp gözü hep açıktı!
anadolu' nun orta vilayetlerinden bir köyde, yavaş yavaş güneş batmaya hava kararmaya başlar. karanlık iyice çöker köyün üzerine. evlerden birinde bir kadın ve adam yatma hazırlığı yapmaktadır. erken yatıp yarın sabaha, güneş ışığına erken uyanacaklardır. adam üzerini değiştirir, yatağına yönelir. evin penceresinden, karanlık bahçeye vuran ışıkta, ağaçların arasında bir gölge belirir. kadın pencereden dışarı bakar ve gülümser. kadının sevgilisi bahçededir. tam sözleştikleri gibi, sözleştikleri saatte ve yerde adam onu beklemektedir. kadın kocasının uyuduğundan emin olunca, sessizce yataktan kalkar, üstünü giyer ve pencereden aşağı atlar.
başka bir adam için kadın kocasını terk eder. koşarlar iki sevgili, kaçıyorlar. tarlaları ovaları aşarlar. anadoluda bir köy nasıl koşmasınlar ki. arkalarından onları kovalayacak onca şey vardır. namus belası, töre cinayetleri, yoksulluk, cefa, korku. arkalarında bunlar varken nasıl durabilirler. köyden uzaklaştıklarına iyice emin olunca soluklanmak için dururlar. kadın duraksamayı fırsat bilip nefes nefes der ki " evden çıktığımdan beri, ayakkabımın içinde bir şey var beni rahatsız ediyor" çıkartıp bakar ki ayakkabısının içinde bir tomar para. kocası her şeyin farkında biliyor ki gidecek. " beni terk edecek onca yıl çorbasını içtim, çamaşırlarımı yıkadı, ütüledi. bana emeği geçti" yaban elde muhtaç olmasın diye o yoksul köylü, bütün parasını; başka bir adam için kendisini terk eden karısının, giderek uzaklaşan adımlarını attığı ayakkabısının içine koydu. o güzel insanı, o onurlu davranışı sergileyen, o terk edilen adamı hepiniz tanıyorsunuz. çünkü o bir dizesinde bize seslendiği gibi uzun ince bir yoldaydı ve gidiyordu gündüz gece .şimdi sorarım size bu memlekette töre cinayetleri, kadına karşı uygulanan şiddet mi yakışır yoksa, aşık veysel gibi hayatında hiç kitap okumasa okuyamasa bile, kitap gibi hayat yaşayan adamlar mı yakışır?
seversin, alamazsan, kara sevdan olur." dizelerinin sahibi. saygıda anılası büyük üstadımızdır.
kalp gözü hep açıktı!
anadolu' nun orta vilayetlerinden bir köyde, yavaş yavaş güneş batmaya hava kararmaya başlar. karanlık iyice çöker köyün üzerine. evlerden birinde bir kadın ve adam yatma hazırlığı yapmaktadır. erken yatıp yarın sabaha, güneş ışığına erken uyanacaklardır. adam üzerini değiştirir, yatağına yönelir. evin penceresinden, karanlık bahçeye vuran ışıkta, ağaçların arasında bir gölge belirir. kadın pencereden dışarı bakar ve gülümser. kadının sevgilisi bahçededir. tam sözleştikleri gibi, sözleştikleri saatte ve yerde adam onu beklemektedir. kadın kocasının uyuduğundan emin olunca, sessizce yataktan kalkar, üstünü giyer ve pencereden aşağı atlar.
başka bir adam için kadın kocasını terk eder. koşarlar iki sevgili, kaçıyorlar. tarlaları ovaları aşarlar. anadoluda bir köy nasıl koşmasınlar ki. arkalarından onları kovalayacak onca şey vardır. namus belası, töre cinayetleri, yoksulluk, cefa, korku. arkalarında bunlar varken nasıl durabilirler. köyden uzaklaştıklarına iyice emin olunca soluklanmak için dururlar. kadın duraksamayı fırsat bilip nefes nefes der ki " evden çıktığımdan beri, ayakkabımın içinde bir şey var beni rahatsız ediyor" çıkartıp bakar ki ayakkabısının içinde bir tomar para. kocası her şeyin farkında biliyor ki gidecek. " beni terk edecek onca yıl çorbasını içtim, çamaşırlarımı yıkadı, ütüledi. bana emeği geçti" yaban elde muhtaç olmasın diye o yoksul köylü, bütün parasını; başka bir adam için kendisini terk eden karısının, giderek uzaklaşan adımlarını attığı ayakkabısının içine koydu. o güzel insanı, o onurlu davranışı sergileyen, o terk edilen adamı hepiniz tanıyorsunuz. çünkü o bir dizesinde bize seslendiği gibi uzun ince bir yoldaydı ve gidiyordu gündüz gece .şimdi sorarım size bu memlekette töre cinayetleri, kadına karşı uygulanan şiddet mi yakışır yoksa, aşık veysel gibi hayatında hiç kitap okumasa okuyamasa bile, kitap gibi hayat yaşayan adamlar mı yakışır?
devamını gör...
57.
așık veysel 130 yașında..
devamını gör...
58.
sanırım bir zeynep oral röportajında okumuştum yıllar önce. 60'lı yılları anlatıyordu belki. veysel'le tanışmasını..
veysel, mihmandarı yardımcısı ve köylüsü veli ile birlikte ilk kez istanbul'a plakçı firmaların daveti nedeniyle geliyorlar. aylardan nisan sonu mayıs yaklaşmış ancak havalar erken ısınmış ve istanbullular o yılların halk plajlarına akın etmiş durumdalar. veyselin memleketinde kış henüz hükmünü sonlandırmadığı için, veysel'de köylüsü veli de kışlık palto ve yünlü kıyafatlerindeler. işgüzar plakçılar güya ikram ve istanbul'u gezdirmek amacıyla onları plaja götürmüşler. gezdirip sohbet edecekler.veysel yardımcısı veli'nin ha bire kendi kendine konuşup, kıkırdamasına kızıp paylıyor. "ne var veli "diyor, "ha bire ne söylenip kıkırdıyorsun".. veli diyor ki "aşık, bildiğin gibi değil, erkek kadın çevrede herkes cıbıldak, hemi de hiç bir şey yok gibi öyle gezinip suya giriyor, çimiyor.." veysel diyor ki, "hepisi mi veli." veli "hepisi hepisi aşık, bizi getiren plakçılar da öyle." diyor. veysel, "sen şimdi buna mı gülüyorsun veli" diyor. veli "hee" deyince de veysel "behey cahil"diyor, " biz terden, sıcaktan gebermek üzereyiz, millet keyfini çıkartıyor.. onlar bize gülmüyor da sen mi onlara gülüyorsun zevzek, gülünecek durumda olan biziz onlar değil."diyor.
zeynep oral, o köylü bilgenin inanılmaz gerçekçi ve çağdaş bu yaklaşımı, bu kadar yalın biçimde ifade etmesi, veli'ye verdiği ders ve ayar, hepimizi altüst etmişti diyor.. plakçılar da, veli de, ben de o saaten sonra konuşamadık. sadece sorduk ve saygıyla dinledik akşama kadar. çünkü veysel'e denizi anlatmaya göstermeye gerek yoktu. o okyanusun kendisiydi zaten..diyordu..
veysel, mihmandarı yardımcısı ve köylüsü veli ile birlikte ilk kez istanbul'a plakçı firmaların daveti nedeniyle geliyorlar. aylardan nisan sonu mayıs yaklaşmış ancak havalar erken ısınmış ve istanbullular o yılların halk plajlarına akın etmiş durumdalar. veyselin memleketinde kış henüz hükmünü sonlandırmadığı için, veysel'de köylüsü veli de kışlık palto ve yünlü kıyafatlerindeler. işgüzar plakçılar güya ikram ve istanbul'u gezdirmek amacıyla onları plaja götürmüşler. gezdirip sohbet edecekler.veysel yardımcısı veli'nin ha bire kendi kendine konuşup, kıkırdamasına kızıp paylıyor. "ne var veli "diyor, "ha bire ne söylenip kıkırdıyorsun".. veli diyor ki "aşık, bildiğin gibi değil, erkek kadın çevrede herkes cıbıldak, hemi de hiç bir şey yok gibi öyle gezinip suya giriyor, çimiyor.." veysel diyor ki, "hepisi mi veli." veli "hepisi hepisi aşık, bizi getiren plakçılar da öyle." diyor. veysel, "sen şimdi buna mı gülüyorsun veli" diyor. veli "hee" deyince de veysel "behey cahil"diyor, " biz terden, sıcaktan gebermek üzereyiz, millet keyfini çıkartıyor.. onlar bize gülmüyor da sen mi onlara gülüyorsun zevzek, gülünecek durumda olan biziz onlar değil."diyor.
zeynep oral, o köylü bilgenin inanılmaz gerçekçi ve çağdaş bu yaklaşımı, bu kadar yalın biçimde ifade etmesi, veli'ye verdiği ders ve ayar, hepimizi altüst etmişti diyor.. plakçılar da, veli de, ben de o saaten sonra konuşamadık. sadece sorduk ve saygıyla dinledik akşama kadar. çünkü veysel'e denizi anlatmaya göstermeye gerek yoktu. o okyanusun kendisiydi zaten..diyordu..
devamını gör...
59.
âriflerin, âşıkların mezhebi olmaz" derler.
âşık veysel'i de böyle görmek bizi yanlışa koymaz.
musa abdal tekkesi'nde âşıklığa giriş yapan âşık veysel, tıpkı yunus emre gibi birleştirici şiirler söylemiştir. şiirleri, birleştirici tevhid akidesi üstüne kuruludur.
allah birdir peygamber hak
rabbü'l-âlemindir mutlak
senlik benlik nedir bırak
söyleyeyim geldi sırası
âlevi kökenli âşık veysel, etnik kimlik çekişmelerin getirdiği kötülükleri bildiği için, hiç siz-biz tavrında olmamıştır.
kürt'ü türk'ü ne çerkez'i
hep ademin oğlu kızı
beraberce şehit gazi
yanlış var mı ve neresi
tam manasıyla bir gönül insanıdır âşık veysel. topraktan olduk kardaşık, beni hor görme kardeşim." der. ne hor görür, ne hor görülmek ister.
bektâşî nedir, ne kızılbaş
değil miyiz hep bir kardaş
bizi yakar bizim ataş
söndürmektir tek çaresi
* * *
bizim gördüğümüz dünyayı hiç görmedi. gözlerini açmak için uğraşmaya hazır eşine dostuna razı gelmediği hikayesi doğrudur. görmek istememiştir.
"gözlerim açılacak olsa benim özdünyam yıkılıp gider buna razı değilim." dediği doğrudur.
hayyam'a görünmüş kadehte meyde
neyzen'e görünmüş kamışta neyde
veysel'e görünür mevcud her şeyde
ne sen var ne ben var bir tane gaffâr
âşık veysel'i de böyle görmek bizi yanlışa koymaz.
musa abdal tekkesi'nde âşıklığa giriş yapan âşık veysel, tıpkı yunus emre gibi birleştirici şiirler söylemiştir. şiirleri, birleştirici tevhid akidesi üstüne kuruludur.
allah birdir peygamber hak
rabbü'l-âlemindir mutlak
senlik benlik nedir bırak
söyleyeyim geldi sırası
âlevi kökenli âşık veysel, etnik kimlik çekişmelerin getirdiği kötülükleri bildiği için, hiç siz-biz tavrında olmamıştır.
kürt'ü türk'ü ne çerkez'i
hep ademin oğlu kızı
beraberce şehit gazi
yanlış var mı ve neresi
tam manasıyla bir gönül insanıdır âşık veysel. topraktan olduk kardaşık, beni hor görme kardeşim." der. ne hor görür, ne hor görülmek ister.
bektâşî nedir, ne kızılbaş
değil miyiz hep bir kardaş
bizi yakar bizim ataş
söndürmektir tek çaresi
* * *
bizim gördüğümüz dünyayı hiç görmedi. gözlerini açmak için uğraşmaya hazır eşine dostuna razı gelmediği hikayesi doğrudur. görmek istememiştir.
"gözlerim açılacak olsa benim özdünyam yıkılıp gider buna razı değilim." dediği doğrudur.
hayyam'a görünmüş kadehte meyde
neyzen'e görünmüş kamışta neyde
veysel'e görünür mevcud her şeyde
ne sen var ne ben var bir tane gaffâr
devamını gör...
60.
türküz türkler yoldaşımız
hesaba gelmez yaşımız
nerde olsa savaşırız
türküz türkü çağırırız
saygı ve özlemle..
devamını gör...