101.
102.
program ve optik okuyucudaki sorunlar için gidilen okulda* işi halledip tahsilat için müdür yardımcısı'nın yanına gitmem, onun "ya dh ses sisteminde bir sorun var, benim odaya çık da gelmişken ona da bir bakıver" diye ricası, "ben ne anlarım" diye homurdana homurdana odasına girip ses sisteminin düğme ıvır zıvırları ile oynarken içeri giren iş arkadaşının "abi buradan x okuluna gidecekmişiz, telefon geldi" demesi, benim ona hitaben "ya s...kerim işini!" diye küfretmem ve boru gibi sesimin koca okulun her tarafında yankılanması..
evet, murphy kanunlarına uygun olarak tam o küfür anında ses sistemindeki sorunun göklerden gelen bir karar vardır diyerek çözülmesi.
evet, murphy kanunlarına uygun olarak tam o küfür anında ses sistemindeki sorunun göklerden gelen bir karar vardır diyerek çözülmesi.
devamını gör...
103.
yeni üniversiteye başladığım, her şeye hevesle yaklaştığım bir dönemdi. ortamda : ben, o zamanlardaki henüz yeni flört ettiğim kız, yakın arkadaşım ve onun da tanıdığı olan müzisyen bir adam ve eşi var. yarım saat boyunca benim gitar çaldığımdan, bir araya gelirsek neler yapabileceğimizden bahsettik, her şey çok güzel gidiyordu; kayıtlarımızı dinledik, stüdyoda buluşmak için sözleştik. saatlerce gitar muhabbeti yaptıktan sonra adam bana "ne çalıyorsun ?" * sorusunu sordu ve ben "e.. ee gitaar?" cevabını verince bütün masa kahkahaya boğuldu... ama böyle dalga geçer bir şekilde. en çok da yanımdaki kız gülmüştü. sonra o müzik işi olmadı. şimdi baktığımda sallamadığım bi' şey ama insanın hevesi kırılınca üzülüyor, 10 yaşıma dönmüştüm utancımdan resmen.
devamını gör...
104.
benim saniyelik salaklıklarımı, yanlış kişiye yanlış mesaj atmalarımı vs anlatmaya hem süre hem de küfürsüz sözlük izin vermeyeceğinden, masumane bir salaklığımı bırakıp kaçayım.
bir gece hem duygusal hem fiziksel aşırı yorgunluğun akabinde evime dönüşte, artık o sıralar neyin kafasını yaşıyor isem, evin bulunduğu sokağın başındaki martıya "gel pisi pisi" dedim. yaklaşık 15 saniye sonra apartman kapısındayken aklım geldi başıma. dönüp baktım. orada sadece bir martı vardı ve ben onu çağırmıştım pisi pisi diye. hayır yanlış anlamayın, kedi yerine farklı bir hayvana pisi pisi demedim. mevzubahis martı bir hayvan bile değildi, bir scooter'dı.
bir gece hem duygusal hem fiziksel aşırı yorgunluğun akabinde evime dönüşte, artık o sıralar neyin kafasını yaşıyor isem, evin bulunduğu sokağın başındaki martıya "gel pisi pisi" dedim. yaklaşık 15 saniye sonra apartman kapısındayken aklım geldi başıma. dönüp baktım. orada sadece bir martı vardı ve ben onu çağırmıştım pisi pisi diye. hayır yanlış anlamayın, kedi yerine farklı bir hayvana pisi pisi demedim. mevzubahis martı bir hayvan bile değildi, bir scooter'dı.
devamını gör...
105.
kahvaltı masasında, yine çenemin düştüğü bir gün, çaydanlıktan demi bardağa doldurup, kaynar suyu bacağıma, bardağa doldurur hızda ve çoklukta boşalttım. böyle bir yanık acısı yok. yıl oldu hala izi duruyor.
devamını gör...
106.
tsk zamanları, şırnak'ta yeni gelmiş askercağızlarımıza silah eğitimi veriyoruz.
60mm komando havanına geldi sıra, tek kişinin kullandığı basit bir boru. olayı nedir? havan mermisini içine bırakmadan önce dibine barut hakkı denilen, atılacak mesafeye göre ayarlanan barut yaprakları koyuyoruz, mermiyi bırakınca dipteki iğneyle oluşan tetiklemeyle barut alev alıyor mermi fırlayıp gidiyor.
benim barut hakkını koymayı unutmam, mermiyi havana bıraktıktan sonra o yarım saniyede bunun farkına varıp şimdi ne olacak bakışım, merminin kendi ivmesiyle çıkıp 3 metre ötemize düşmesi ama patlamaması, çünkü havan mermisinin de pimini çıkartmayı unutmam.
ve evet, o vakitler haberlere "eğitim zayiatı" olarak çıkmamamızın yegane sebebi o minnak pimdir.
60mm komando havanına geldi sıra, tek kişinin kullandığı basit bir boru. olayı nedir? havan mermisini içine bırakmadan önce dibine barut hakkı denilen, atılacak mesafeye göre ayarlanan barut yaprakları koyuyoruz, mermiyi bırakınca dipteki iğneyle oluşan tetiklemeyle barut alev alıyor mermi fırlayıp gidiyor.
benim barut hakkını koymayı unutmam, mermiyi havana bıraktıktan sonra o yarım saniyede bunun farkına varıp şimdi ne olacak bakışım, merminin kendi ivmesiyle çıkıp 3 metre ötemize düşmesi ama patlamaması, çünkü havan mermisinin de pimini çıkartmayı unutmam.
ve evet, o vakitler haberlere "eğitim zayiatı" olarak çıkmamamızın yegane sebebi o minnak pimdir.
devamını gör...
107.
arabada 6 kişi uzun yolculuk yaparken otobanda sigara içmeye çalışıyordum. diğer yolculara eziyet ederek sigaramı içtim,* daha sonra izmariti dışarıya attım* ve sol elim hala camın dışındayken, sağ elimle; camı kapama tuşuna basılı tuttum ve 4 parmağımı cama sıkıştırdım. 3 gün parmağım sızladı.
devamını gör...
108.
şen şakrak, kendimizle dalga geçerek dinlediğimiz program olmaktadır.
ben de olanca şapşallıklarımdan yalnızca birini anlatarak yerimi alayım. yıllar önce bir akşam yatak bazasının içerisine yorgan battaniye gibi bir şeyler yerleştirmek için yatağıyla beraber bazanın kapağını kaldırdım. emniyet kilidini aktive ettim, eşyaları yerleştirmeye başladım. saniyeler içinde kilidi açtığımı unutarak tekrar devre dışı bıraktım. eşyaları içerisine yerleştirirken tepemde bir şeyin beni sırtımdan aşağı doğru ittiğini fark ettiğimde yatakla baza kapağı arasında sıkışmıştım çoktan. o da bir ağırmış ki nefes alamıyordum neredeyse. içeride televizyon seyreden kardeşime canhıraş bağırdım ancak birkaç dakika sonra ancak duyabildi, benim kafam bazanın içindeyken iyi bile duydu bence. gelip o vaziyetten beni kurtardıktan sonra cartoon network'ün "happy tree friends"inin jenerik şarkısını mırıldanarak uzaklaştı kerata.
ben de olanca şapşallıklarımdan yalnızca birini anlatarak yerimi alayım. yıllar önce bir akşam yatak bazasının içerisine yorgan battaniye gibi bir şeyler yerleştirmek için yatağıyla beraber bazanın kapağını kaldırdım. emniyet kilidini aktive ettim, eşyaları yerleştirmeye başladım. saniyeler içinde kilidi açtığımı unutarak tekrar devre dışı bıraktım. eşyaları içerisine yerleştirirken tepemde bir şeyin beni sırtımdan aşağı doğru ittiğini fark ettiğimde yatakla baza kapağı arasında sıkışmıştım çoktan. o da bir ağırmış ki nefes alamıyordum neredeyse. içeride televizyon seyreden kardeşime canhıraş bağırdım ancak birkaç dakika sonra ancak duyabildi, benim kafam bazanın içindeyken iyi bile duydu bence. gelip o vaziyetten beni kurtardıktan sonra cartoon network'ün "happy tree friends"inin jenerik şarkısını mırıldanarak uzaklaştı kerata.
devamını gör...
109.
yıl 2019 aylardan ocak.
yıllardır kronikleşmiş nazal septum deviasyonum + kriptik bademcik muzdaripliğimi sonlandıran ameliyatımın istirahatindeyim.
9. gün, ağrı kesicilerimin azalması ve evde çok çok sıkılmam sonucu gözümü karartıp eczaneye gittim. ilaçlarımı aldıktan sonra yolun karşısındaki taksi durağına gözüm takıldı.
evde damlayan iki musluğum vardı, dedim ben taksiye bineyim, avm'ye gideyim, musluk alayım, evde meşgale olur...
demez olsaydım...
eczanenin önünden kaldırıma inerken sol ayağımın içe doğru dönmesiyle, 20cm yükseklikten ayak bileğimi 3 noktadan kıran bir çatırtıyla popomun üzerine oturdum.
sonrasında 1,5 ay yatış, 1,5 koltuk değneği ile sonuçlanan istirahat dönemi...
2 musluğa 3 ay...
yıllardır kronikleşmiş nazal septum deviasyonum + kriptik bademcik muzdaripliğimi sonlandıran ameliyatımın istirahatindeyim.
9. gün, ağrı kesicilerimin azalması ve evde çok çok sıkılmam sonucu gözümü karartıp eczaneye gittim. ilaçlarımı aldıktan sonra yolun karşısındaki taksi durağına gözüm takıldı.
evde damlayan iki musluğum vardı, dedim ben taksiye bineyim, avm'ye gideyim, musluk alayım, evde meşgale olur...
demez olsaydım...
eczanenin önünden kaldırıma inerken sol ayağımın içe doğru dönmesiyle, 20cm yükseklikten ayak bileğimi 3 noktadan kıran bir çatırtıyla popomun üzerine oturdum.
sonrasında 1,5 ay yatış, 1,5 koltuk değneği ile sonuçlanan istirahat dönemi...
2 musluğa 3 ay...
devamını gör...
110.
göz makyajımı silmek için pamuğa aseton döküp gözüme bastırdım....
devamını gör...
111.
gezi zamanı demişken, gazetede çalışıyorum. bonus eleman olduğumdandır ki teknik elemanın izinli olduğu gün, gazete sayfalarının baskı dosyalarını matbaaya ben, kendi çalışma bilgisayarım üzerinden gönderiyorum. bilenler bilir, ftp protokolü kullanıyoruz bu gönderim işlemi için ki kendisi websitelerinin dosya transferi için de kullanılır.
sayfaları gönderdim, gazeteden en son ben çıktım ışıkları kapattım bekçiye selam verdim ve otobüse bindim. köprü girişindeyken genel yayın yönetmeni aradı.
- cenk, gazeteyi matbaaya göndermemişsin?
+ gönderdim?
- göndermemişsin abicim, hemen gazeteye dön.
- köprüdeyim abi?
köprü çıkışı inilir ve gazeteye dönülür, totalde yaklaşık 1 saat süren otobüs yolculuğu sonucu fark edilir ki, gazete sayfalarını matbaaya göndermek yerine kişisel server'ıma yüklemişim. gecikme nedeniyle "acil baskı"ya girmemiz gerektiği için yüklü bi para ödemiştik, neyse ki benden kesmediler. *
sayfaları gönderdim, gazeteden en son ben çıktım ışıkları kapattım bekçiye selam verdim ve otobüse bindim. köprü girişindeyken genel yayın yönetmeni aradı.
- cenk, gazeteyi matbaaya göndermemişsin?
+ gönderdim?
- göndermemişsin abicim, hemen gazeteye dön.
- köprüdeyim abi?
köprü çıkışı inilir ve gazeteye dönülür, totalde yaklaşık 1 saat süren otobüs yolculuğu sonucu fark edilir ki, gazete sayfalarını matbaaya göndermek yerine kişisel server'ıma yüklemişim. gecikme nedeniyle "acil baskı"ya girmemiz gerektiği için yüklü bi para ödemiştik, neyse ki benden kesmediler. *
devamını gör...
112.
gülme krizim var benim,yayını açtığımdan beri gülmelerine gülüyorum,onlar gülünce daha çok gülüyorum.paradoksa girdim.
neyse bir şapşallığımı anlatayım.
annemin tavuk fobisi var,küçüklüğümden beri beni de alıştırdı,ben de korkuyorum.ne yanından geçebilir ne de dokunabiliyoruz. babam da tam bir manyak,plan kurduk,annemin doğum gününde dondurulmuş tavuk alıp onu müthiş güzel bir pakete sarıp verecektik. plan güzel ilerliyordu. 4-5 saat sonra tavuğu anneme uzattık. kadın mıncıklayıp ''yaa bana ayıcık mı aldınız'' diyordu. babam da şeytani gülüşüyle,he he aynen diyordu. mutlu sona yaklaştığımı hissediyordum. sonuç ise hüsranla bitti. annemin paketi açmasıyla çığlık eşliğinde tavuğu yüzüme fırlattı. ben de deli dana gibi bağırmaya başladım,evin içinde sanki yerde mangal közleri varmış gibi koşturuyorduk anne kız. en son ikimiz de ellerimizi bile yıkamak yerine birlikte duşa girmiştik korkudan.
neyse bir şapşallığımı anlatayım.
annemin tavuk fobisi var,küçüklüğümden beri beni de alıştırdı,ben de korkuyorum.ne yanından geçebilir ne de dokunabiliyoruz. babam da tam bir manyak,plan kurduk,annemin doğum gününde dondurulmuş tavuk alıp onu müthiş güzel bir pakete sarıp verecektik. plan güzel ilerliyordu. 4-5 saat sonra tavuğu anneme uzattık. kadın mıncıklayıp ''yaa bana ayıcık mı aldınız'' diyordu. babam da şeytani gülüşüyle,he he aynen diyordu. mutlu sona yaklaştığımı hissediyordum. sonuç ise hüsranla bitti. annemin paketi açmasıyla çığlık eşliğinde tavuğu yüzüme fırlattı. ben de deli dana gibi bağırmaya başladım,evin içinde sanki yerde mangal közleri varmış gibi koşturuyorduk anne kız. en son ikimiz de ellerimizi bile yıkamak yerine birlikte duşa girmiştik korkudan.
devamını gör...
113.
first date'den konu açılmışken,müthiş sonlu bir olayı anlatacağım.bir sevgilimle ilk buluşmamızda hamama gitmiştik. çocuğu kaynar suya fırlatıp,haşlamıştım . taslarla su savaşı yapmıştık.sırtı domates olmuştu. mutlu son-ayrıldık.
devamını gör...
114.
hazırlan sözlük yola çıkıyoruz!
sırt çantanı valizini topla, yüklen. yolun ağzında, yükler omzunda dur ve ufka bak.
hatırladığın, anlatmaktan keyif aldığın ne var ne yoksa yığ şimdi ortaya! evet evet ortaya tam şuraya bi' yere.
kahkahalar, yolda zevzeyenler, neşeli yolculuklar, hüzünlü ayrılıklar, yolda toplayanlar, yolda unutulanlar, yoldan çıkanlar, yolda kalanlar, yoldan arta kalanlar...
o paralel evrenden çaldıklarımız...
canımız ne isterse, döke saça anlatalım, anlat istiyoruz bu akşam sözlük.
birlikte yola çıkmayı, birlikte yolda olmayı özleyen yoldaşlar olarak, biz -miko, ben ve öbürsü- hasretimizden prangalar eskittik. öbürsü'nün deyimiyle "yol da yol" diye kavruluyoruz adeta. dedik ki öyleyse sözlüğü de közleyelim, ateşi harlayalım da hep birlikte yanalım.
yola çıkmasak da yola çıkalım!
kalkış saati 21:00, yer o ağacın altı.

görsellerin piri gibi arka'aşımız, her görselimizin duayeni cenk'in arka bahçesi'ne teşekkürlerimizle.
sırt çantanı valizini topla, yüklen. yolun ağzında, yükler omzunda dur ve ufka bak.
hatırladığın, anlatmaktan keyif aldığın ne var ne yoksa yığ şimdi ortaya! evet evet ortaya tam şuraya bi' yere.
kahkahalar, yolda zevzeyenler, neşeli yolculuklar, hüzünlü ayrılıklar, yolda toplayanlar, yolda unutulanlar, yoldan çıkanlar, yolda kalanlar, yoldan arta kalanlar...
o paralel evrenden çaldıklarımız...
canımız ne isterse, döke saça anlatalım, anlat istiyoruz bu akşam sözlük.
birlikte yola çıkmayı, birlikte yolda olmayı özleyen yoldaşlar olarak, biz -miko, ben ve öbürsü- hasretimizden prangalar eskittik. öbürsü'nün deyimiyle "yol da yol" diye kavruluyoruz adeta. dedik ki öyleyse sözlüğü de közleyelim, ateşi harlayalım da hep birlikte yanalım.
yola çıkmasak da yola çıkalım!
kalkış saati 21:00, yer o ağacın altı.

görsellerin piri gibi arka'aşımız, her görselimizin duayeni cenk'in arka bahçesi'ne teşekkürlerimizle.
devamını gör...
115.
tam bir road trip anısı olmasa da, bu da bi yolculuk anısı en nihayetinde deyip ufak bişi anlatam ve de kaçam.
bikaç ay önce, şehirdışından istanbul'a dönüyorum. uçağa bindim, yanımda bir çift oturuyor, erkek olanı tam bir yurdum yağız delikanlısı. taktım kulaklığımı, dürttü beni. kişisel alan hassasiyeti yüksek insan olan ben, pandemiyle de birleşince bi noooluyoz oldum. çıkardım kulaklığı.
- yolculuk nereye?
+ e-e-efendim?
- yolculuk diyorum, nereye gidiyosun?
+ istanbul?
- hmm.
kafamdan binbir türlü soru geçiyor. yanlış uçağa mı bindim? binsem bile, uçak dediğimiz şey duraksız bişi değil mi? onlar mı yanlış uçağa bindi acaba. tam boşverip kulaklığı takarken...
- bis almanya'ya gidiyos.
+ hmm. iyi yolculuklar.
meğer yanımdaki yağız anadolu delikanlısı, turkish hospitality and the sıcakkanlılık şov yapmak için yanındaki alaman ablaya, beni kullanmaya karar vermiş. bilmediği bir şey vardı ki, çok yanlış adama çatmıştı. kulaklığımı takıp yola devam ettim.
yolculuk nereye? herkes aynı yere?? uçakta muhtemelen sen ve maks. bikaç insan aktarma yapacak. ismail yk seni.
bikaç ay önce, şehirdışından istanbul'a dönüyorum. uçağa bindim, yanımda bir çift oturuyor, erkek olanı tam bir yurdum yağız delikanlısı. taktım kulaklığımı, dürttü beni. kişisel alan hassasiyeti yüksek insan olan ben, pandemiyle de birleşince bi noooluyoz oldum. çıkardım kulaklığı.
- yolculuk nereye?
+ e-e-efendim?
- yolculuk diyorum, nereye gidiyosun?
+ istanbul?
- hmm.
kafamdan binbir türlü soru geçiyor. yanlış uçağa mı bindim? binsem bile, uçak dediğimiz şey duraksız bişi değil mi? onlar mı yanlış uçağa bindi acaba. tam boşverip kulaklığı takarken...
- bis almanya'ya gidiyos.
+ hmm. iyi yolculuklar.
meğer yanımdaki yağız anadolu delikanlısı, turkish hospitality and the sıcakkanlılık şov yapmak için yanındaki alaman ablaya, beni kullanmaya karar vermiş. bilmediği bir şey vardı ki, çok yanlış adama çatmıştı. kulaklığımı takıp yola devam ettim.
yolculuk nereye? herkes aynı yere?? uçakta muhtemelen sen ve maks. bikaç insan aktarma yapacak. ismail yk seni.
devamını gör...
116.
2020 senesinin başında yaptığım seyahat planını pandemi* yüzünden gerçekleştirememiş olmak içimde o kadar büyük bir yara açtı ki sözlük, konunun sene-i devriyesini sevgili dışınızdaki irlandalı ile birlikte radyoda yol hikayeleri konuşarak yaşayalım istedik!
bugün saat 21:00'de hepsi böyle hüzünlü olmamak sözüyle sizleri bizimle yol konuşmaya davet ediyoruz.
son yarım saaaaattttt..
bugün saat 21:00'de hepsi böyle hüzünlü olmamak sözüyle sizleri bizimle yol konuşmaya davet ediyoruz.
son yarım saaaaattttt..
devamını gör...
117.
geçen yıl mart ayında, cümbür cemaat ofisçe antep'e gitmemiz, iki gün patlayıncaya kadar tıksırıncaya kadar yememiz, pazar gecesi geri dönmemiz ve iki üç gün sonra pandemi yasaklarının başlaması.
başka sözüm yok şimdilik.
başka sözüm yok şimdilik.
devamını gör...
118.
sene, bir sene işte.*. o zaman yolyola.com diye bir yolculuk sitesi vardı. ben de yaz tatilim için yalnız olarak arabamla gidiyordum.
neyse bu siteye yolculuk ilanı verdim. 1 hafta kala verdiğim ilana bir kaç saat sonra 3 kişi başvuruda bulundu.
neyse yolculuk günü geldi gece saat 22:00 civarı buluştuk ve yola çıktık. istanbul'dan kaş'a gidiyorduk. arkadaşları fethiye'de bırakacaktım.
'' en azından biriniz uyanık kalın lütfen '' uyarıma rağmen bursa'yı geçer geçmez hepsi sızdı. *
tabi ben sürüyorum ama bir yandan da işkilleniyorum, '' ya ben de uyursam ''. derken bir şekilde muğla'ya vardık tek parça halinde.
arkadaşların üniversite öğrencisi olduğu belliydi.
güzel bir kahvaltı ısmarladım, çayımızı kahvemizi içtik gökova körfezi manzarası eşliğinde.
sonra tekrar ilerlemeye başladık ve fethiye'de bıraktım arkadaşları. o gün bu gün ara sıra birbirimizi ararız sorarız.
benim için hayatımın en keyifli yolculuğu diyebilirim.
neyse bu siteye yolculuk ilanı verdim. 1 hafta kala verdiğim ilana bir kaç saat sonra 3 kişi başvuruda bulundu.
neyse yolculuk günü geldi gece saat 22:00 civarı buluştuk ve yola çıktık. istanbul'dan kaş'a gidiyorduk. arkadaşları fethiye'de bırakacaktım.
'' en azından biriniz uyanık kalın lütfen '' uyarıma rağmen bursa'yı geçer geçmez hepsi sızdı. *
tabi ben sürüyorum ama bir yandan da işkilleniyorum, '' ya ben de uyursam ''. derken bir şekilde muğla'ya vardık tek parça halinde.
arkadaşların üniversite öğrencisi olduğu belliydi.
güzel bir kahvaltı ısmarladım, çayımızı kahvemizi içtik gökova körfezi manzarası eşliğinde.
sonra tekrar ilerlemeye başladık ve fethiye'de bıraktım arkadaşları. o gün bu gün ara sıra birbirimizi ararız sorarız.
benim için hayatımın en keyifli yolculuğu diyebilirim.
devamını gör...
119.
domol hijyen spreyi.*
korona başımıza bela olmadan çok öncelerden beri, özellikle araç ile yapılan yolculuklarda en gerekli ürünümdü.
tabi şimdi her markada hijyen spreyleri mevcut. temizlik ve hijyen için keşke ama keşke böyle bir belayla sınanmasaydık.
korona başımıza bela olmadan çok öncelerden beri, özellikle araç ile yapılan yolculuklarda en gerekli ürünümdü.
tabi şimdi her markada hijyen spreyleri mevcut. temizlik ve hijyen için keşke ama keşke böyle bir belayla sınanmasaydık.
devamını gör...
120.
121.
yolculukların en keyiflisi samimi arkadaşlarla birlikte yapılan, istediğin müziğini açabildiğin, kahkahalarla dolu geçen yolculuktur. bunun için tatlı bir arkadaş grubu ve en en önemlisi usta bir şoför gerekir. genellikle ön koltuktaki eleman, şoför ile birlikte ayrı muhabbete girerken; arkadaki ekip bambaşka telden çalar. böyle bir ekiple yolculuk yapmak, gidilen yerde yapılacak her şeyden eğlenceli olur.
edit : bizim ekibin bu canlandırmasında arka fonda çalan bazı şarkılarımız :
ismail yk - şekerim
ismail yk - bombabomba
salim - alo
davut güloğlu - nurcanım
kazım koyuncu - uy aha
saymaya üşendim hatta ben şöyle bırakayım : open.spotify.com/playlist/3...
edit : bizim ekibin bu canlandırmasında arka fonda çalan bazı şarkılarımız :
ismail yk - şekerim
ismail yk - bombabomba
salim - alo
davut güloğlu - nurcanım
kazım koyuncu - uy aha
saymaya üşendim hatta ben şöyle bırakayım : open.spotify.com/playlist/3...
devamını gör...

