bubbles of death
başlık "hi my i run" tarafından 02.02.2021 14:14 tarihinde açılmıştır.
nickaltı sahibi yazar profili: bubbles of death
41.
editör olmuş, hayırlı olsun.
devamını gör...
42.
kaçağa düşse de dinlesem yazarı, belki yayında taciz falan ederim.
devamını gör...
43.
sözlük kankam :d.
imza: bir dost.
imza: bir dost.
devamını gör...
44.
#3721466
new fear unlocked be dosti. artik disimi fircalarken ya agzimi kesersem diye korkacagim bi sure
new fear unlocked be dosti. artik disimi fircalarken ya agzimi kesersem diye korkacagim bi sure
devamını gör...
45.
keske nigga denilmesinden nefret eden bi zenci olsaydin da seni monica diye cagirsaydim toplum icinde.
yo! monica!
yo! monica!
devamını gör...
46.
#3746631 hem vardır, hem yoktur. özgürlük zorunluluğun olumsuzudur. her şey zıttı ile var ise zorunluluğun olmadığı yerde özgürlük de bulunamaz. özgürlüğü elde edebilmek için zorunluluğa muhtaç olman nasıl bir ironi? beğenmedin mi?
devamını gör...
47.
#3815384 yha tmm da nolan bu filmi oppenheimer’ın bakış açısıyla çekmiş, slk msn bu nasıl eleştiri olm sen delimisinidr nesindr?
nolan bu filmi çekerken stüdyo baskısı yemiş olamaz, hatta bu neredeyse imkansız gibi. a-plus bir yönetmenden bahsediyoruz bubbles. bu adamın filmlerinin ticari başarısı ve sanatsal saygınlığı ona yapım şirketleri üzerinde büyük bir kontrol yetkisi verir. zaten warner'dan çıkıp universal'a geçince, tavrını ayaklarını masaya atarak sergilemiştir.
odak noktası film adından belli gibi; nasıl emmanuelle filminde emmanuelle'e odaklanıyorsak, burada da odak noktası oppenheimer.
nolan, filmi renkli ve siyah-beyaz olmak üzere iki farklı anlatım moduna ayırıp, kamera açısını oppenheimer'ın dışına çıkarmasına rağmen, atom bombasının sonuçlarını bu iki dünyanın da hiçbir yerine dahil etmemiş. bu şekilde bakınca basit bir "öznel kurala uymak" değil, bilinçli bir veto kararıdır. yönetmen, o dehşeti canlandırarak tarihi sömürü yapmaktan kaçınmış ve hikayeyi içsel ahlaki çöküşte tutmayı bilinçli tercih etmiştir.
bu nedenle yönetmenin kararı ne stüdyo baskısı ne de anlatı tutarsızlığıdır. bu, fiziki yıkım görüntüsünün asla yakalayamayacağı bir derinlikte işlemeyi seçen tartışılmaz bir sanatsal vizyon tercihidir. cameron haklı mı? bir noktaya kadar evet haklı; bu tema-tercih izleyicinin gözünde o dehşetin ağırlığını hafifletti. ama nolan kendi hikayesinin merkezini kaybetmediği için de haklı.
patlamalar gösterilse olay insanlığın yaşadığı felakete kayardı, bu sefer felaketin kurbanlarına ve fiziksel yıkımın dehşetini görmek isteyecektik. 9 saat, tost kaşarı gibi uzayan film olmaz gibi; anca chernobyl gibi dizi olur. nolan ne gişeye, ne de tarihi beklentiye boyun eğmiş; oppenheimer'ın vicdanını, daha büyük bir sahneye dönüştürmeyi seçerek, emeğinin karşılığını fazlasıyla almıştır.
cameron'ın filmlerinde de zaman zaman hatalar ve mantık boşlukları cirit atıyor ama güzel kotarıyor. sanatsal eleştiriye eyvallah ama herkes kendisi gibi olamaz, kusura bakmasın.
nolan bu filmi çekerken stüdyo baskısı yemiş olamaz, hatta bu neredeyse imkansız gibi. a-plus bir yönetmenden bahsediyoruz bubbles. bu adamın filmlerinin ticari başarısı ve sanatsal saygınlığı ona yapım şirketleri üzerinde büyük bir kontrol yetkisi verir. zaten warner'dan çıkıp universal'a geçince, tavrını ayaklarını masaya atarak sergilemiştir.
odak noktası film adından belli gibi; nasıl emmanuelle filminde emmanuelle'e odaklanıyorsak, burada da odak noktası oppenheimer.
nolan, filmi renkli ve siyah-beyaz olmak üzere iki farklı anlatım moduna ayırıp, kamera açısını oppenheimer'ın dışına çıkarmasına rağmen, atom bombasının sonuçlarını bu iki dünyanın da hiçbir yerine dahil etmemiş. bu şekilde bakınca basit bir "öznel kurala uymak" değil, bilinçli bir veto kararıdır. yönetmen, o dehşeti canlandırarak tarihi sömürü yapmaktan kaçınmış ve hikayeyi içsel ahlaki çöküşte tutmayı bilinçli tercih etmiştir.
bu nedenle yönetmenin kararı ne stüdyo baskısı ne de anlatı tutarsızlığıdır. bu, fiziki yıkım görüntüsünün asla yakalayamayacağı bir derinlikte işlemeyi seçen tartışılmaz bir sanatsal vizyon tercihidir. cameron haklı mı? bir noktaya kadar evet haklı; bu tema-tercih izleyicinin gözünde o dehşetin ağırlığını hafifletti. ama nolan kendi hikayesinin merkezini kaybetmediği için de haklı.
patlamalar gösterilse olay insanlığın yaşadığı felakete kayardı, bu sefer felaketin kurbanlarına ve fiziksel yıkımın dehşetini görmek isteyecektik. 9 saat, tost kaşarı gibi uzayan film olmaz gibi; anca chernobyl gibi dizi olur. nolan ne gişeye, ne de tarihi beklentiye boyun eğmiş; oppenheimer'ın vicdanını, daha büyük bir sahneye dönüştürmeyi seçerek, emeğinin karşılığını fazlasıyla almıştır.
cameron'ın filmlerinde de zaman zaman hatalar ve mantık boşlukları cirit atıyor ama güzel kotarıyor. sanatsal eleştiriye eyvallah ama herkes kendisi gibi olamaz, kusura bakmasın.
devamını gör...
48.
#3872897
bu adam fena sarıyor. rap türüne aşırı uzak kalsam da dinlediğim dört beş adamdan biri. hayvan gibi de övüyorum her yerde bi gün beni bulup sus artık diyecek.
bu adam fena sarıyor. rap türüne aşırı uzak kalsam da dinlediğim dört beş adamdan biri. hayvan gibi de övüyorum her yerde bi gün beni bulup sus artık diyecek.
devamını gör...