çalışmak
başlık "yazarlığı sizden öğrenecek değiliz" tarafından 21.11.2020 07:39 tarihinde açılmıştır.
21.
kimseye muhtaç olmadan yaşamak ve sağlıklı yaşam için önemlidir.
devamını gör...
22.
kapitalizmi var edenlerin yapmadığı eylem.
devamını gör...
23.
çekilmez bir zırvalık. bunu kabullenip bir de kraldan çok kralcı gibi savunan 8 milyar gerizekalıyı kınıyorum.
devamını gör...
24.
en büyük ibadet falan değildir. çalışmak en büyük antidepresandır. durmak da en büyük depresandır.
devamını gör...
25.
26.
birinin emrindeyse berbat bir şeydir.
bu ülkede zaten üniversite okumaya gerek yok.
emlakçı, galerici, taksici, gece kulübü, kumarhane, ganyan bayi gibi alternatifler var.
kendi işinizi yapın gençler.
bu ülkede zaten üniversite okumaya gerek yok.
emlakçı, galerici, taksici, gece kulübü, kumarhane, ganyan bayi gibi alternatifler var.
kendi işinizi yapın gençler.
devamını gör...
27.
çalışmak güzel bir şey olsaydı üzerine para vermezlerdi değil mi?
"benim işe ihtiyacım yok. paraya ihtiyacım var!"
"benim işe ihtiyacım yok. paraya ihtiyacım var!"
devamını gör...
28.
özgürleştirir. insanı pek çok karamsar düşünceden uzak tutar. belli bir ölçüde sağlayacağı gelirle birlikte insanı özgürleştirir. nazilerin kötü hatıraları olan bir sloganı. işkence de olabilir özgürleitirebilir de
devamını gör...
29.
hareket berekettir. çalışmak çabalamak mücadele etmek insana yaşadığını hissettirir.
devamını gör...
30.
hemen ortaya bir günlük misali yazayım.
işe 9.30 mu 9.45 gibi mi ne vardım. kahvaltı günü olduğu için kahvaltıya iliştim çaktırmadan. sonra kahvemi aldım milletin kodunu inceledim, beğenmedim yorum yazdım. burası kötü olmuş, şurası şöyle olmuş dedim.
sonra daily'ye katıldım. neyi ne yaptım, napıyorum diye anlattım. sonra test ekibine de, "akşam bir pr açacam, var yaa, yarın en az %30-%40 iyileşme göreceksiniz şu şu kısmında programın" diye umut da verdim. yediler, gaza geldiler falan.
sonra çıktım daily'den. gittim biraz işe baktım. olm var ya, önceden onayladığım pr'lara sövmekle bir saat geçirdim. kod iyicene karışmış, şu şunu çağırıyor, bu bunu çağırıyor. o şurada, bu burada. ulan dedim sgbv, o pr'ları mal gibi onaylamayacaktın.
neyse, sonra oturdum kodla bakıştık uzunca bir süre. şurası şöyle olur, burası böyle olur falan. başladım yazmaya. ama yok. olmuyor. acıktım. yemek söyleyeyim dedim. seçtim bir felafelciden felafel bowl, devam çalışmaya.
yazdıkça açılıyorum. ama nasıl, görmeniz lazım. şunu şöyle yapalım, bunu buraya koyalım. şurası böyle değilse bunu hiç yapmayalım.
ama açım ve yemek gelmiyor. gelmiyor baba bir türlü. 1 saat 50 dakika sonra geldi yemeğim. buradan yemeksepeti'nin yöneticilerini de anıyorum.
neyse, aç aç kod yazdım. sonra gittim mutfağa, milletle konuştum. bayram dönüşü ofisteki ilk günüm. yaptığım tüm saçmalıkları anlatıyorum. neyse saat 3 oldu.
üç oldu da, elimizde %30-40 iyileştirme yok hâlâ. doğru düzgün bir değişim bile yok. yıllar yıllar önce, tek monitör her yerde kos mantığıyla verilen ekranları çıkarmıştım. geri taktım. üç ekran kod yazıyorum.
neyse işte, herkes gitti ben kaldım ofiste. uzun uzun yazmanın sonucu olarak da, %60-70 arası bir iyileştirme sağladım.
yarın sabah da pr açarım. bakalım. evet.
işe 9.30 mu 9.45 gibi mi ne vardım. kahvaltı günü olduğu için kahvaltıya iliştim çaktırmadan. sonra kahvemi aldım milletin kodunu inceledim, beğenmedim yorum yazdım. burası kötü olmuş, şurası şöyle olmuş dedim.
sonra daily'ye katıldım. neyi ne yaptım, napıyorum diye anlattım. sonra test ekibine de, "akşam bir pr açacam, var yaa, yarın en az %30-%40 iyileşme göreceksiniz şu şu kısmında programın" diye umut da verdim. yediler, gaza geldiler falan.
sonra çıktım daily'den. gittim biraz işe baktım. olm var ya, önceden onayladığım pr'lara sövmekle bir saat geçirdim. kod iyicene karışmış, şu şunu çağırıyor, bu bunu çağırıyor. o şurada, bu burada. ulan dedim sgbv, o pr'ları mal gibi onaylamayacaktın.
neyse, sonra oturdum kodla bakıştık uzunca bir süre. şurası şöyle olur, burası böyle olur falan. başladım yazmaya. ama yok. olmuyor. acıktım. yemek söyleyeyim dedim. seçtim bir felafelciden felafel bowl, devam çalışmaya.
yazdıkça açılıyorum. ama nasıl, görmeniz lazım. şunu şöyle yapalım, bunu buraya koyalım. şurası böyle değilse bunu hiç yapmayalım.
ama açım ve yemek gelmiyor. gelmiyor baba bir türlü. 1 saat 50 dakika sonra geldi yemeğim. buradan yemeksepeti'nin yöneticilerini de anıyorum.
neyse, aç aç kod yazdım. sonra gittim mutfağa, milletle konuştum. bayram dönüşü ofisteki ilk günüm. yaptığım tüm saçmalıkları anlatıyorum. neyse saat 3 oldu.
üç oldu da, elimizde %30-40 iyileştirme yok hâlâ. doğru düzgün bir değişim bile yok. yıllar yıllar önce, tek monitör her yerde kos mantığıyla verilen ekranları çıkarmıştım. geri taktım. üç ekran kod yazıyorum.
neyse işte, herkes gitti ben kaldım ofiste. uzun uzun yazmanın sonucu olarak da, %60-70 arası bir iyileştirme sağladım.
yarın sabah da pr açarım. bakalım. evet.
devamını gör...
31.
türkiye'de yaşamak bazen gerçekten yorucu. direkt türkiye diyorum çünkü diğer ülkeleri bilemiyorum haliyle.
neyse, ben işimi 4-5 yıldır severek yapan biri iken şu an 7. yılımda olduğum işte son bir iki yıldır öyle kötü durumlara denk geldim ki, yani bu durumda işinizi severek yapma halinizi gerçekten yoruyorlar. ülkemizde özelinden resmi kurumuna, elbette istisnalar vardır ama, işini severek yapıp, o işine olması gerektiği gibi özen, önem verdiğin an sana daha çok yüklenip seni daha fazla yoruyorlar. bazen hepsini geçtim bizzat sana karşı oynuyorlar. yani yaptığın işten soğuman için ellerinden geleni yapıyorlar. yapıyor olduğum iş, çok da ülkemizde severek yapılabilecek bir iş değil. bazen şu yorumları görürüm mesela biri işini kötülediğinde, "senin yerinde olmak isteyen çok kişi var."
yani? bundan bana ne? gelip o da bu işe sahip olsun o halde, gelip o da bu şartlar altında normal kalabilsin başarabiliyorsa da başarsın. herkesin hayatı, yaşadığı kendisi için neticede. herkesin kaldırabildiği de kendisine özeldir. bizde insanımız bayılıyor bir kişiyi yermeye, hep alt tabakadan örnek vermeye.
neyse, ben işimi 4-5 yıldır severek yapan biri iken şu an 7. yılımda olduğum işte son bir iki yıldır öyle kötü durumlara denk geldim ki, yani bu durumda işinizi severek yapma halinizi gerçekten yoruyorlar. ülkemizde özelinden resmi kurumuna, elbette istisnalar vardır ama, işini severek yapıp, o işine olması gerektiği gibi özen, önem verdiğin an sana daha çok yüklenip seni daha fazla yoruyorlar. bazen hepsini geçtim bizzat sana karşı oynuyorlar. yani yaptığın işten soğuman için ellerinden geleni yapıyorlar. yapıyor olduğum iş, çok da ülkemizde severek yapılabilecek bir iş değil. bazen şu yorumları görürüm mesela biri işini kötülediğinde, "senin yerinde olmak isteyen çok kişi var."
yani? bundan bana ne? gelip o da bu işe sahip olsun o halde, gelip o da bu şartlar altında normal kalabilsin başarabiliyorsa da başarsın. herkesin hayatı, yaşadığı kendisi için neticede. herkesin kaldırabildiği de kendisine özeldir. bizde insanımız bayılıyor bir kişiyi yermeye, hep alt tabakadan örnek vermeye.
devamını gör...
32.
basarmanin yarisidir.
devamını gör...
33.
"benim işe değil paraya ihtiyacım var!"
"çalışmak güzel bir şey olsaydı üzerine para vermezlerdi değil mi?"
"çalışmak güzel bir şey olsaydı üzerine para vermezlerdi değil mi?"
devamını gör...
34.
bir maddi getirisi olmasa bile yaştan bağımsız yine çalışırdım. 80 yaşımda bile bir şeylerle uğraşıyor olurum diye düşünüyorum.
devamını gör...