121.
düğüne gidenlerin yaptığı/yaptırdığı o düğün makyajı.
kusasım geliyor.
devamını gör...
122.
gelin ben olmadığım sürece sorun yok. sevdiğim birinin düğünüyse gider kanımın son damlasına kadar oynar, "oh hafifledim" diye evime dönerim. sevmediğim biriyse masama oturur, hanımefendi şekilde kafada kurduğum planlarla o 3 saati geçirir (yıllar içinde gelişen mekandan soyutlanma yeteneğine sahibim), aynı hanımefendilikle evime dönerim.

düğün nefret edilecek bir şey değildir, yeterli beceriye sahipseniz.
devamını gör...
123.
bir dönem düğünlerde çiftlerin bebekliklerinden başlayarak düğünlerine kadar fotoğraflarından slaytlar yapmak modaydı. işte bu slaytlardan hep nefret ettim çünkü bir sonraki resmin ne olacağını öngöremiyorsunuz. nasıl mı hemen anlatayım.

iş yerinden bir arkadaşımızın ani gelişen düğününe davetliyiz, sevgililikleri pek kısa oldugundan birlikte fotoğrafları az ama gelin hanım tutturmuş “ay slayt cok romantık” diye.

kaynak yetersizliğinden aralara damat beyin kafası montelenmiş zagor bile sıkıştırılmış öyle saçma bir potpori; neyse bakıyorum ama gerginim çok, gelin hanımımız da damat beyimizde bir o kadar saçma tipler çünkü.

sonra ekrana bir foto yansıtıldı, gelin hanımın çocukluğu, yerde oturuyor ayaklar düz karşıda, fotoğraf ayak hizasından yerden çekilmiş 10 ayak parmağının onuda birbirinden ayrık ördek ayağı gibi; koca ayak mısın kadın. (burada önemli bir bilgi gireyim. ben, ayak gördüğümde diş etlerim çekiliyormuş gibi sızlar, rahatsız olurum o yüzden yaz ayları bana cehennem gibi geçer her yer çıplak ayaktır çünkü. görmek ayrı, dokunsam öğürüyorum midem kalkıyor.iğrenç çünkü)

neyse ekrana ayak slaytı yansıdığında karartılmış, sessiz salonda kendimi tutamayıp öyle bir öğürdüm ki; sesim eko yaptı. herkesin kafası bana döndü ben masanın altına kaçtım. ağlayayım mı güleyim mi bilemedim. zaten iş arkadaşımın karısı benden hep nefret etti. o ayaklarla etsin zaten. bak yazarken yine canlandı iğrenç.
devamını gör...
124.
1 düğün, 2 cenaze. ikisinden de nefret ederim, ikisinde de sahte samimiyet sahte dostluk sahte duygu ve mimikler.

not: 17 temmuz da düğüne gidiyorum.
devamını gör...
125.
batı ve doğu sentezinin en kalitesiz hali...
gelinlik damatlık batıdan alıntı ama sonrası tamamen yoz bir ortadoğ kültürü.
devamını gör...
126.
gelen "aile büyüklerinin" patavatsız konuşmaları ve sanki bir moda programcıdaymışız gibi birbiriyle yarışan tipler .
devamını gör...
127.
1.zorla oynatmaları ve oynayan herkesin gereksiz mutluluğu
2. aşırı gürültülü olması
bence yeterli sebepler
devamını gör...
128.
saçma sapan bir gelenekte buram buram kokan samimiyetsizlikler
devamını gör...
129.
ses sistemleri.*
devamını gör...
130.
gürültü, kalabalık, masraf, anlamsız ve saçma sapan hareketler, yüzünü önceden görmediğim ve çıktıktan sonra da bir daha görmeyeceğim onlarca bomboş insan.
devamını gör...
131.
bir evde özgürce cinsellik yaşamak için toplumdan izin alma zorunluğu ve şartı olan bu 4 saatlik çile saçma ve üzücü geliyor.
devamını gör...
132.
çeyrek olmuş 2.843 ₺. düğünden nefret etmek için yetmez mi?
devamını gör...
133.
(bkz: hoparlör)

bi de çelenkleri yolan veletler.
devamını gör...
134.
gelin damat açısından türkiyedekiler yorucu, gereksiz masraflı, demode olması.

davetli açısından kalabalığınin homojen olmaması .
hem her seviyeden hem de her yaştan insan var.
köydeki akraba da, patronun da, profesör komşun da orda. böyle yerde ne yapsan biri tarafından farklı karşılanıyor. ben hiç mutlu olamıyorum o yüzden.
devamını gör...
135.
üşenmeden sayacağım:
1) kıyafet ve kombin arayışı içine girmek.
2) makyaj ve saç yaptırmak.
3) kalabalık
4) gürültülü (sağır edici şekilde ses verilmek zorunda mı?)
5) sıkıcı (evin içinde deli danalar gibi oynarken orada hiç oynamak istemem. "oturmaya mı geldik?" eveeet. (:)
6) kapı girişinde selamlaşma olayı. mıç mıç (bu incelikten ama sevmediğim yere zorla götürülürken batıyor kb. gereksiz temasta sevmem. yüzlerine fondöten ve pudra geçiyorlar. o yüzümün sanki talaşa değme hissinden hiç haz etmiyorum. düğünde de makyajım göz ve dudaklardan ileri gitmez. sevmem pütürlü şeyler.)
7) ilk saatlerden gitmezsek tebrik etme olayı. düğüne gelmişken cidden buna gerek var mı?
8) sağda solda koşturan veletler. ya abur cubur ya da içecek döküyorlar. bir ara pasta kesildikten sonra uçarak geçen velet tabağı benim elbiseme yapıştırmıştı ve ben o zaman ilkokul sonu veya ortaokul başıydım yani. kirlenmekten nefret ederim. o yüzden gittim onun takım elbisesine yapıştırdım ben de bir tane. bir daha uçmak yerine yürümeyi öğrensin diye. güzelim pembe gelinliğimin içine etmişti. sonradan öğrendim benden 2 yaş küçük uzak kuzen. umrumda mıydı yok. o an normal kuzenim olsa bile affetmem. babamın aldığı pembe gelinliğimin içine etmişti çünkü.
9) evde kalmış veletlerine kadın/erkek bakmaya giden teyze veya amcalar. resmen o yerleri görücü çıkarmak için kullanıyorlar. herkesin amacı eğlence değil ki. o yüzden az özenirim. eve gelince canım sıkılıyor çünkü.
10) zıp zıp yapıp yağmur altında durmuş gibi terleyenler. kaç yaşına gelmişsin git az otur ama yok. bir süre sonra oynayanlar arasına girerseniz yazda otobüste ayakta kalmış hissine kapılırsınız.
11) artık eve gelelim yani. o can sıkıntısından mayışmış bir şekilde eve gel. hem üzerini değiştirmen lazım hem de makyaj silmen. biliyor musunuz makyaj silince yüz yıkanmış gibi oluyor ama ben uyuyacaktım? uyandım mı ki hayır uyuyacaktım. gel sonra 30-40 dk sonra uyu. yıkamak için abartı makyajda gerekmiyor bir rimel sürsen yeter ya da göz kalemi falan. bu ikisi en illet olanı ki zaten. ovuştur biraz.
eskiden düğünlü çalgılı şeyler vardı diyeceğimiz günleri göremeyecek miyim? yani böyle orijinal değişiklere gidilse daha güzel olur. ben mesela klasik düğün isteyen kişiyi almayacağım. vizyona sahip olmalı. bir de ben akrabalarımın çoğundan nefret ediyorum ne diye onları eğlendirip bir de o sevimsiz ağızlarını tadlandırayım ki? bir de mutlu günümde onları yanımda niye isteyeyim ki? bu kadar samimiyetimiz yok. onları hiçbir an'ıma çağırmayacağım.
en kötü olay ise evlenme fobimin olması. :d ne kendimi ne de geleceğimi yıpratmak istiyorum. insanlar çok adi ve çok şerefsiz. evlilik ciddi bir müessese. :p doğru insanı bekleyip en son kendimle kalacağım. bu daha eğlenceli. :)
devamını gör...
136.
şu silah olayı. silahla eğlence mi olurmuş ya. nesinden zevk alıyorsunuz. pat pat insanların olduğu yerde ne mantığı var yani. bi de havai fişek. güzel bir şeyler izlemek istiyorsanız göğe balon felan bırakın birkaç tane ne bilim düzeni kurun bir şeyler izletin misafirlerinize. ama havai fişek atmayin. yapmayın.
nefret etmiyorum bu arada çok severim düğün ama şu 2 olaydan özellikle nefret ettiğim doğrudur.
devamını gör...
137.
seni oynamaya çağıran keşkükler olmadığı sürece düğün işi bence eğlencelidir. süslenip püslenmiş kadınlarımızı kesersin, yanından geçerken parfümü efil efil burnuna gelir. bir yandan pasta yer bir yandan kestiğin kadının sana bakıp bakmadığını süzersin.

düğün biter damat döversin stres atarsın falan. bence hoş.
devamını gör...
138.
davul zurna sesi genel olarak gürültü .
devamını gör...
139.
tabii ki gürültü + patırtı
devamını gör...
140.
istanbul için bodrum kartlarındaki düğün salonları. havasızlık, ses akustiğinin olmaması ve sahne düzensizliği.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"düğünlerden nefret etme sebepleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim