dünyayı cennete gitmek cehenneme çevirmeye kararlı her dine bağlı insanları gebertsek o dediğin olur gibi.

ayrıca gayet darwinist olsa da hitlerin sevdiğim bir lafı vardır.

"zayıfa acımak doğaya ihanettir."
devamını gör...
#3636534 insan şöyle bir şey paylaşmaya utanır. resmen soykırımı meşrulaştırmaya çalışmak bu. israil gibi kan emici bir devleti hiç utanmadan savunmak ne derece bir rezilliktir ben söyleyemiyorum. ama üzerinize alınmayın; ancak insan olan şöyle bir şey paylaşmaya utanır.
devamını gör...
yav arkadaş bu gerçek gerçek de biz soğuk savaşın bitmesiyle beraber uzaya açılma hayallerini çöbe koyduk, üstüne benzin döküp bir güzel de yaktık. kimse "pahalı" demesin, bezos, gates, ilhan musk gibi adamların paraları düşünüldüğünde uzay çok da öyle pahalı bir şey değil - hele hele geleceğe dönük düşündüğümüzde.

ne dedik "biz bu dünyanın cinsel organının içinden geçicez" geçiyoruz da. yav kendi biyosferinin içine etmeye bu kadar meyilli bir lavuk organizma yok ya. hayır yani fiziksel bi gerçek lan, dünyanın kaynakları sınırlı. he biz ne dedik "okey, bazıları bok içinde yaşasın" ama soran olursa insan kıymetli, insan muhteşem bişe. eylemde görüyoz bunun ne kadar doğru olduğunu. bi de onu geçtim, bu zibil gibiliğin getirdiği bi diğer şey diğer canlıların da canına okuyoz. türünü kuruttuğumuz canlıların listesini yazmaya kalksak okyanuslar mürekkep olsa yetmez lan.

"onu da gelecek nesiller düşünsün banane" kafasından çıkılmadıkça başımız bokun içinde. ayı beyin de dediği gibi zayıfa acımadığında sana yük oluyor, doğaya yük oluyor.
devamını gör...
en sevdiklerinden bile vazgecip ruh taşına sahip olan thanos herkes yok olacağına yarısı yok olsun diyerek aslında bizi düşünmüştü fakat kimse anlayamadı diğerlerinin ne kadar adi olduğunu.
devamını gör...

küresel uyanış çağrısı: rakamlarla ı̇slamı̇leşme

batı, ordular tarafından işgal edilmiyor
yerini doğum oranı ve göç alıyor.

müslüman nüfus artışı (dünya):

1800 - 91 milyon
1900 - 200 milyon
1970 - 577 milyon
2000 - 1,29 milyar
2013 - 1,63 milyar
2016 - 1,8 milyar
2020 - 1,9+ milyar
2030 - 2,2 milyar (öngörülen)
2050 - 2,8 milyar (öngörülen)
(kaynak: pew research, worldometers)

bu organik değil. bu, kasıtlı bir demografik fetih - çok kültürlülük maskesi altında ağır çekim bir işgal.

eski libya diktatörü muammer kaddafi 2006 yılında dünyayı uyarmıştı:

"avrupa'da 50 milyon müslüman var. allah'ın islama avrupa'da kılıçsız, silahsız, fetihsiz bir zafer bahşedeceğine ve birkaç on yıl içinde onu müslüman bir kıtaya dönüştüreceğine dair işaretler var."

-***- -***-

bir ülkede müslüman nüfus arttıkça ne olur?

*** %1 veya daha az - “barışçıl azınlık”
- kültürel çeşitlilik için övgü. pasif.

*** 2-3 - devşirme başlar
- suçlulara, memnuniyetsiz gençlere ve azınlıklara propaganda yapılır.
- hapishaneler camiye dönüşür. çeteler davet hedefleri haline gelir.

*** %5 - şeriat baskısı başlar
- helal gıda, namaz molaları, islami kıyafet talepleri.
- süpermarketler, işverenler hedef alınır, politikacılar taciz edilir.

*** %10 - kuşatma altındaki ev sahibi toplum
- ayaklanmalar, “suç” polisliği, şiddet tehditleri.
- sözde “islamofobi” yasaları, islamlaşmaya karşı her türlü tepkiyi susturmak için zorlanıyor.

*** %20 - militanlık tırmanıyor
- cihat grupları oluşur. kiliseler, sinagoglar ve kamusal sembollere saldırılar.
- girilemeyen bölgeler sağlamlaşır. polis buralardan çekilir.

*** %40 - iç savaş aşaması
- bombalamalar, hedefli cinayetler ve etnik şiddet.
- zorla din değiştirmeler başlar. gayrimüslimler kaçar.

*** %60 - şeriat egemenliği
- gayrimüslimler cizye öder (kafirler için vergi).
- kadınlar zorla örtünür ve hedef alınır.
- mürtedler öldürülür. özgürlük yok olur.

*** %80+ - etnik temizlik
- kiliseler yıkılır. muhalifler öldürülür.
- tam islam hukuku. hoşgörü yok. muhalefet yok.

*** %100 - darül islam
- tam kontrol yoluyla “barış”.
- sadece müslümanlar kalacak. artık çeşitlilik yok. sadece teslim.

bu bir teori değil, tarihsel bir kalıp

afganistan, lübnan, iran, kosova, mısır... her biri bu gidişatı takip etti.

şimdi fransa'ya bakın. isveç'e. ingiltere'ye bakın. abd'ye bakın.

model tekrarlanıyor, hem de kendi liderlerimiz tarafından desteklenerek.



link
devamını gör...
çok yönlü bir denklem bu. şöyle diyebilirim; bir abd vatandaşının karbon ayak izi, ortalama 25 etiyopyalıdan fazlaymış. her yerde nüfus da dengelenmiş değil. zaten mümkün değil.

esas sorun, dünya nüfusunda sayıca fazla olmamız değil de tüketim sırasında yaşadığımız problemler. yani gereğinden fazlasını tüketip dünyaya da birçok farklı etmenle zarar veriyoruz.

bu kez dünya nüfusu azalsın istedik diyelim, kimler gidecek? bu da devasa sorun ve tehlikeli yerlere gider bence. bu denli teknolojiyi doğru şekilde kullanmak, olabilecek en mantıklı döngüyü tüm dünyada kullanabilmek (yeşil alanların kullanımı, yenilenen enerji) nüfus meselesinden daha mühim diye düşünüyorum. elimizdekileri kullanmak, daha iyi yatırımlar yapmak gerek ki çevreyi güzelleştirelim. yaşanabilir hâle getirelim.
devamını gör...
#3651567 şu arkadaş gerçek mi ya? dünya nüfusunun bir şekilde azalması gerektiği gerçeği başlığı altına müslümanların batıyı işgali temalı yazı paylaşıyor. neyi amaçlıyor bununla merak ediyorum.
ne yapalım güzel kardeşim, mesela müslümanları toplu olarak katledelim, nasıl fikir? tertemiz bir soykırım yapalım, böylece yeryüzünü vahşi köpekler gibi sömürmeye doymamış batı uygarlığını rahat bırakalım, ne dersin? mesela şu an katil israil’in yaptığı gibi mesela, ha?

bir topluluk nefreti üzerinden soykırım çağrısı temalı yazılar bu sözlükte hiçbir yaptırımla karşılaşmıyor mu cidden?
devamını gör...
bu üstte bulunan çürümüş şahsın bi tane amcası var. sizlerde tanırsınız muhakkak.
sarı pipi trump derler o, o.... evladına. trump'un dünya nüfusunu azaltma planımıydı neydi öyle bir başlık vardı oraya yazmıştım şimdi yine yazayım. bu gezegende yaşayan hiç kimsenin "ben gezegenimizi düşünüyorum hayatım" ayaklarıyla böyle bir birşey yapmayı bırak, düşünmeye bile hakkı yoktur. ki yetkisi zaten yoktur. bok yedisi de kimseyi almamıştır.
bu aklı, trump amcan ile birlikte netenyahu denilen ve katil bir o....u ç......u olan çok sevdiğin bibi'den mi alıyorsun?
devamını gör...
#3651610 @charlotte ritter söz konusu yazıyı yazan yaratık mossad ajanı bir çıfıd. mossad ajanlarının hazırlayıp eline verdiği yazıları gelip burada paylaşıyor. buna ana avrat küfretsek biz ceza alırız yönetimden. o kadar da pısırık bir yönetim var.
ifade özgürlüğü diyeceksiniz. hele o ifade özgürlüğünün olduğu "muassır batı medeniyyetleri"nin birinde israil yok edilmelidir deyin bakın ne geliyor başınıza.

not: (ajan deyince aklınıza james bondvari kişilikler gelmesin, bir gazetede köşe sahibi olan bir yazar da ajan olabilir. mossad hazırlar yazıyı, o da köşesine koyar)
devamını gör...
insanları öldürmek yerine, doğum kontrolü arttırılsa hani.

zaten yeterince ölüm var.
devamını gör...
#3651567 evet katılıyorum temizlik şart ama temizlenmesi gereken masum insanlar değil senin gibi iblis uşakları olmalı. olmalı ki dünya bir nefes alsın. bu arada o bibi babana enden boydan gireyim şeytanın uşakları.
devamını gör...
bu gerekliliğe inananların covid virüsünü yaydığını düşünenlerdenim. özellikle iş gücüne katkısı olmayan ve sosyal yardım adı altinda maaş alan avrupalı nüfusunun ortadan kaldırılmasıni amaçladığına inanıyorum. bu dusunceme dayilarin komplo teorisi de diyebilirsiniz. dünya nüfusunun bir şekilde azaltılması insanın yaşam hakkını elinden almakla değil de doğum kontrolü yönünde eğitimiyle olmalı.
devamını gör...
arapları silsek yeter.
devamını gör...
böyle düşünen varsa intihar ederek düşüncesini hayata geçirebilir. maltusçuluk oynamak yerine bir türlü doymak bilmeyen, dünyanın tepesine çökmüş asalak patron sınıfını da yok edebilirsiniz. dünyadaki servetin yarısına sahip yüzde bir yok olsa bile yeterli olur geri kalana her şeyin yetmesine.

edit: sevgili pandacım;
yüzde 1, en polyannacı için bile en büyük sorun. nitekim bu kesim lehine polyannacılık yapmaya devam edenler olduğu takdirde dünyanın bahsettiğiniz gibi bize yetmeyeceği bir distopyada, mahvettikleri yeryüzünü sömürdükleri insanlara bırakıp başka gezegene gidebilecek olanlar da bu kesim olacak, onların maltusçu rüyalarını destekleyenler değil.
devamını gör...
gelişmiş toplumlar ile gelişmemiş toplumlar sosyolojik olarak uyuyamaz lakin siz göç şartlarını zorlaştırır mülteci veya göçmen almazsanız zaten yaşadıkları ülkede doğal seleksiyona gidecek milyonlar var.
devamını gör...
pollyannacı değilseniz farkında olacağınız gerçek. şimdi değil ama ilerleyen yüz yılda büyük sorun olacağının, meselenin %1 olmadığını kaynakların eşit dağıldığı bir ütopyada dahi dünya bize (gelecek nesillere) yetmeyecek. ancak gezegenler arası yolculuklar falan yaparsak kurtarırız popomuzu aksi halde savaş kaçınılmaz olacaktır.
devamını gör...
muhtemelen bill gates'in açtığı başlık. ayrıca olmayan gerçek. dünyanın asıl sorunu ekonomik adaletsizlik. yani azalıyor denilen kaynakların dağılımında absürd bir dengesizlik var. zenginlerden bize kalan kaynaklar azalıyor, zenginler içme sularını daha da zengin olmak için kirletiyor. bunun gibi sorunları konuşmamız lazım. bu dengesizlik çözüldüğünde zaten toplumlar akılcı şekilde yönetilmeye başlamış demektir ve buna bağlı pek çok sorun da çözülmeye başlar. bana hak vermiyorsanız da, intihar edip insanlara örnek olarak bu fikre bağlılığınızı kanıtlayabilirsiniz. yoksa yaptığınız postal yalayıcılığından başka bir şey değil. sanki insanoğlu şimdiye kadar kaynaklar için hiç savaşmamış gibi sözler sarf ediyorsunuz. 30 yıl önce de 100 yıl önce de 1000 yıl önce de 5000 yıl önce de insanlar hep daha fazla kaynak ve daha iyi bir hayat için kan dökmüşler. şimdiki farkımız, geçmişten ders çıkarıp gelişmiş teknolojilerimizle adaletli ve sürdürülebilir bir hayat tarzı kurmak olmalı. nüfus veya kaynak kontrolünü insanları öldürerek, pandemiler çıkararak, katliamlar yaparak değil, insanları eğitip, eğitilmez açgözlüleri ise cezalandırarak yapmalıyız. tayyipin bile (bkz: daha adil bir dünya mümkün) diye kitap çıkardığını düşünürsek bence siz de daha adil bir dünya yaratabileceğimize inanabilirsiniz. yada inanmayıp mevcut düzeni devam ettirerek korktuğunuz şeylerin yaşanmasını sağlarsınız.

hem siz böyle diyorsunuz ama afrikalılar ve güneydoğu asyalılar patır patır ürüyorlar. siz üremeseniz dünya onlara kalacak. amerikan güdümündeki ülkelerde ise doğum oranları kritik seviyelere düştü. göçmenlere pek sıcak bakmayan (bkz: güney kore) ve (bkz: japonya) bu durumun ilk sonuçlarıyla yüzleşmekteler. türkiye'de ümmet ve kürtler hariç, 1980 sonrası doğan nesiller içinde 2'den fazla çocuğu olan kişi oranı önceki nesillere göre çok düşük. bunun dengelenmesi gerek. ama ekonomik adaletsizlik sürekli kötüye gittiğinden insanlar iş bulmakta, ev almakta, araba almakta zorlanıyorlar. 2 maaşla ev geçindirmek bile gün geçtikçe pek çok ülkede zorlaşıyor. halbuki türkiye'de 15 yıl öncesine kadar tek maaşla iyi kötü evlenip, ev-araba alıp, bir de çocuk yapabiliyordu insanlar. mahalleler güvenliydi, çocuklar sokakta oynamaya gittiğinde başına bir iş gelir diye korkmuyorduk. her yer nereden geldiği belli olmayan yabancılarla dolu değildi. iyi kötü bir demokrasi, adalet ve sosyal devlet politikaları vardı. gıda kalitesi yüksekti. böyle bir ortam tekrar sağlansa, genç nesiller doğum oranlarını kadın başına 2.1'in üstüne çıkarırlar. şimdiki nesillerin az çocuk yapması ve yaşlıların ölmesiyle de sürdürülebilir bir dengeye ulaşırız bence. yeter ki öncelikle ekonomik adaletsizliği çözelim.

ek: başlıktaki bakış açısı yönetici/siyasetçi sınıfı ve zengin sınıfına ait. onlar da sözlükte yazan "işçi" sınıfının hayatını önemsemezler. tıpkı bugün aslında çevresel felaketleri önemsemeyip her şeyden para kazanmaya çalıştıkları gibi, devletler zorlamasa fabrika bacalarına filtre takmamaları gibi, içme suyu kaynaklarını kirletmeleri gibi, çevre konferanslarına özel uçaklarla gitmeleri gibi. dünya nüfusunun azalmasına karar verilirse ve bunun için birileri ölecekse, seni beni öldürürler. tıpkı zengin evlerinin hiç şehit vermemesi gibi. o yüzden asıl sorunumuz dünyada akıl almaz derecede kaynağın bir avuç insan müsveddesi ve onların piyonları tarafından kontrol edildiği ekonomik adaletsizlik. şurada bunun ne kadar derin bir sorun olduğundan birkaç veri paylaşarak bahsetmiştim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
susuzluktan mı korkuyorsunuz, yağmur suyu toplarız, barajlar yapıp toprağın suya yavaş yavaş doymasını sağlarız, desalinasyonla tuzlu sudan içme suyu elde ederiz. gıdasızlıktan mı korkuyorsunuz, küçük çiftçiyi destekleyen yerli tohumla, dronlarla tarladaki gübre ve su miktarını kontrol ederek tarım yaparız. bir çözüm illaki buluruz. ruslar bolşevik devriminden sonra yaşadıkları kıtlığın etkilerini azaltmak için bazı bölgelerde vatandaşlara en fazla 600 metrekare kadar dacha denilen bahçeler tahsis etmiş. insanlar oralarda ekip biçip ülkenin tedarik zincirine bağlı kalmadan karnını doyurmuş. benzer şekilde abd'de 1929 ekonomik buhranında işsizlik ve fakirlik nedeniyle bahçecilik yaparak kendi gıdalarını yetiştirmişler. buradan bir çözüm hep bulunuyor işte.

türkiye maalesef dinci köpekler yüzünden teknolojiye, finansal hizmetlere, makine sanayine, elektroniğe gerektiği kadar önem vermeyerek çok büyük hata yapmış. ufacık hollanda dünyanın en önemli tarım ihracatçılarından biri olabiliyorsa ve aynı zamanda gelişmiş sanayi ve hizmet sektörüne sahipse, türkiye de pekala bunu başarabilmeliydi. gerçi akılcı bir yönetimle hala başarabiliriz. çıkmayan candan ümit kesilmez. (bkz: singapur)* da akılcı yönetimle neler yapılabileceğinin bir başka başarı örneği. yani işin sırrı biyoloji derslerinde hep söylendiği gibi akıllı bir hayvan olmakta. eğer ülke çapında yada küresel bir kriz varsa yerele odaklanarak çözebiliriz. eğer yerelde bir problem varsa büyük resmi görmek için genele bakarız gibi gibi. ilkel akılsız hayvanlar gibi "su azalıyor, gıda azalıyor, rakiplerimi öldürüp refaha ereyim" demek 20 bin yıl önceki (bkz: mağara adamı)ndan farkımız olmadığını gösterir. mevcut ekonomik sistem yahudi temelli maalesef, 3-4 bin yıllık hikayeler... siyonist hristiyanların da eski hikayelerinde ilkel canlılar gibi yada darwin'in teorisindeki güçlü olan hayatta kalır gibi mizansenler var. zengini ödüllendiren, fakiri ölüme terk eden, kişi elinde avucundakiyle daha fazla kar edemiyorsa mallarına el koyulması gerektiğini öğütleyen hikayeler. şu an dünyayı yöneten zihniyet bu vahşi zihniyet işte. bu yüzden insan medeniyeti bugün böyle adaletsiz. feodaliteden ve toplumu popülist dini söylemlerle yönetmekten uzaklaşabilmiş değiliz, ingiltere ve abd bile öyle. sadece bu ilkelliğin paketi kapitalizm, demokrasi, (bkz: neoliberalizm) gibi terimlerle süslendi. yani ilkel insan düşünce biçimini bırakmamız, yeni ve adil bir düzen kurmamız şart. nüfusu azaltmak için kimi öldürsek, hangi millet gereksiz diye düşünmek yerine eldeki verilerle en iyi şekilde nasıl yaşarız diye kafa yormalıyız.

kış geldiği için sitem etmenin faydası yok, yazdan planını yapıp konserve hazırlamak lazımdı. belki geçen kış sıkıntı çektik, ama önümüzdeki kış için akıllıca plan yapalım, değil mi? yer altı suyu yoksa yağmur suyu toplayalım, toprak çoraklaşıyorsa bir mevsim yonca ekelim, ertesi mevsim hayvanları orada otlatıp doğal gübreyle toprağı iyileştirelim. sonra dönüşümlü olarak hayvanları sonraki arazide otlatalım. regenerative farming, agro forestry, (bkz: permakültür) bu terimler batı dünyasında gittikçe yaygınlaşıyor. insanlar şehir hayatının, kapitalizmin ve endüstriyel tarımın insanlığa ve çevreye zararlarını görmeye başlıyorlar. türkiye'deki popülist işgalci siyasetten, futboldan, magazinden kafamızı kaldırsak biz de sorunlarımızı çözmeye odaklanırız. kendimiz gibi insanlar bulup birlikte hareket ederek ülke çapında bir değişimi bireylerden başlayarak gerçekleştirebiliriz. ben şahsen nüfus arttı, su ve gıda azalıyor şunları öldürelim diyen bir toplumdan ziyade, nüfus arttı ama paylaşırız, zor günleri atlatıp gelecekte daha akıllı hareket ederiz diyen bir toplumu tercih ederim açıkçası. sırça köşklerinde oturup özel jetleriyle bakkala giden zenginlerin daha fazla kaynağa sahip olmak istedikleri için öne sürdükleri fikirlere karnımız yok. beyaz adam 500 yıldır dünyaya yayılıp sömürü düzeni kurdu, sanayiyle seri üretime geçip ihtiyacından çok daha fazlasını üretip sattı, yine yetmedi. 5 tane dünya gibi gezegene koloni kursak bu zihniyete yine yetmez.
devamını gör...
sen azal
devamını gör...
onlarca farklı şekillerde azaltıyorlar zaten.
devamını gör...
dünyanın tek sorunu avrupa, kuzey amerika, batı ve doğu asya'da aile kurumunu itibarsızlaştırmak, lgbt destekçiliği ile iyice azaltmak hatta evli çiftlere dahi çocuk yapmamayı tembih ettikten sonra güneydoğu asya, sahra altı afrika ve ortadoğu ile kuzey afrika'dan müsvedde boca etmektir.

bu "nüfus azalmalı" diyenler niyeyse bunu hiç nijerya, hindistan, pakistan, afganistan, suriye, bangladeş için söylemiyor azizim.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"dünya nüfusunun bir şekilde azalması gerektiği gerçeği" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim