141.
bilimsel incelemeler, araştırmalar, çalışmalar sonucu elde edilen bulguların dışında bir de sadece biz sıradan insanların maymunların davranışlarını gözlemleyerek varabileceğimiz kanaatler söz konusudur. biyoloji, moleküler biyoloji, paleontoloji, antropoloji, karşılaştırmalı psikoloji ve diğer branşların ulaştığı ve ulaşacağı sonuçlar zaten bize evrimin artık bir teoriden çok daha fazlası olduğunu gösteriyor. kanıt mı arıyorsunuz, araştırma mı istiyorsunuz. buyrunuz inceleyin. yok benim bu araştırmaların hiçbirine itimadım yok. din ne söylüyorsa doğrusu o.. diyorsanız zaten size söylenebilecek bir şey yok..
diyelim ki bir insan hiçbir bilimsel çalışmayı, bu konulardaki gelişmeleri takip etmiyor, okumuyor...
sadece şu ve benzeri görüntüler bile insanın kafasında nasıl en ufak şüphe oluşturmuyor??
www.instagram.com/reel/C8fQ...
diyelim ki bir insan hiçbir bilimsel çalışmayı, bu konulardaki gelişmeleri takip etmiyor, okumuyor...
sadece şu ve benzeri görüntüler bile insanın kafasında nasıl en ufak şüphe oluşturmuyor??
www.instagram.com/reel/C8fQ...
devamını gör...
142.
kaardesim ben şimdi şu ceketi suraya assam sana insan olur mu şeklinde bir ara komik şekilde çürütulmeye çalışılan teori. ilahiyatcilarla evrim tartışınca maks böyle oluyor maalesef.
devamını gör...
143.
evrimdeki teoriyi iddia olarak anlayan bir arkadasi gosteren baslik.
teori, halk arasindaki kullanimiyla iddia demek degil ki. teori, iddia demek degil zaten. evrim teorisi, evrim iddiasi demek degildi.
teori, halk arasindaki kullanimiyla iddia demek degil ki. teori, iddia demek degil zaten. evrim teorisi, evrim iddiasi demek degildi.
devamını gör...
144.
uydurma. evrim yok.
devamını gör...
145.
bilimsel teorilerin bile güncelleme alması lazım. çünkü bu dünya öyle, "şu teoriye sonsuza dek iman edelim hobaa" diyebileceğimiz kadar düz çalışmıyor. sadece gerizekalılar ya da ekşiciler bu tür meselelerde politize olarak, "var lan-yok lan-susun lan-soktuk mu-çomarlar-dinsizler-allah ulan" şeklinde ilerliyor. z'lerin olmadığı devirlerde daha efektif tartışabiliyorduk. darwin'den önce lamarck vardı, ondan önce de vardır birileri bu durumu inceleyen. şu an bilimde geliştirilmeye çalışılan tek ve en kapsamlı açıklayan yöntem/sistem, darwin'in doğal seçilimi üzerine kurulu. buna karşın, kesin bir fikir birliği yok.
bence şu var: eğer elimizde bir zaman makinesi yoksa ve lucy filminde scarlett johansson isimli tanrıçanın yaptığı gibi elinizle hayatı ileri-geri sarmazsanız, ben şu koşullarda evrim'in kesin olarak doğal yaşamı en başından bugüne açıklayabileceğini, kültür mantarından falan tutun insana kadar olan süreci, "ahan da budur" kesinliğinde dökeceğini düşünmüyorum. evrim teorisi bana biraz eski bir işletim sistemi gibi geliyor. yani, çoğu şeyi açıklıyor ama bazı yerlerde mavi ekran veriyor.
mesela her canlının ortak bir atadan geldiği fikri...tamam, fikir ilgi çekici ve leziz. ama tek bir molekülden (sanırsam adına "luca" diyorlardı) bu kadar çeşitli sistemlerin, göz gibi kompleks yapılarla evrile evrile bu hale gelmiş olması biraz fazla iyi niyetli bir varsayım olmuyor mu sayın iri memeliler ve beyler? gözün evrimiyle ilgili animasyon izlerken hissettiğim şey deus ex machina olayı resmen. sahne öyle sanki. nasıl ki evrenin oluşumu konusunda tıkanıyoruz ve sonrasında bir yerde ve iş, "dışarıdan müdahale" düşüncesine geliyor, evrim'de de bunu düşünmemizi sağlayacak doneler mevcut. bunun dışında tekrar edeyim: doğal yaşamın oluşumunu şu ana kadar en mükemmel şekli ile izah eden teori, darwin'in kuramlarıdır. bu konuda hayranım kendisine. sadece, evrim'in sığ tartışılmasına ve özelden çoraplı ayak atılmamasına kılım (kimse bu kadar okumaz nasıl olsa diye ekledim bunu da)
mutasyonların yeni bilgi üretmekten çok genetik bilgi kaybıyla sonuçlandığına dair birçok örnek var. köpek örneği meşhurdur. mesela uzun tüylü köpekler soğuğa adapte oluyor ama o özellik seçilirken, kısa tüylülük ortadan kalkıyor. yani gen havuzu zenginleşmiyor, daralıyor. doğal seçilim burada adeta bir "seç-çıkar" menüsü gibi.
ve meşhur ara form meselesi... fosil kayıtlarında "taaaa taaa şu zamandan, işte bunun geçiş formu" diyebileceğimiz örnekler hala çok sınırlı. bir çok ara form kayıp aga! bulsunlar, tamam derim. evrimin sistematiğine inanan, yine de şüphemizi koruyan bilim insanıyız şurada. şüphe bilimin gelişimini sağlar zaten. öküz gibi körlemeye inandığım bir husus değil bu. çoğu tür sahneye direkt "bölümsonu canavarı" gibi çıkıyor. yarasa mı dedin? zaten uçuyor. kaplumbağa? kabuğu tam takım gelmiş. ne ara evrildiniz abicim? (entry yazarı burada yarasalara çok pis laf sokmuştur)
bunları yazarken "evrim yok" demiyorum. "her şey evrimle açıklanabilir" dogmasına da biraz mesafeli duruyorum. ekşicilikten iğrendiğimi beyan ediyorum. yani evet bu muhteşem açıklamalar, çoğu türe dair yerinde örnekli bulgular, doğal seçilim adlı nefis teori, evrim belki var. ama upgrade'e ihtiyacı olduğu kesin. bu hali ile "darwin yanıldı" diyenlerin sayısı hiç de az değil. einstein'ın söylediklerinin üzerine koyup kuantum mekaniği ile ilerlememiz gibi bakın meseleye gençlik. zamanla, lamarck-darwin-hulusi olacak belki. bu eksik noktaları da hulusi diye biri kapatacak. neden olmasın? bu sistemde şu an için bazı bug’lar var. bazı hayvanları ya da şekilsiz şemalsizleri alıp debug etmek lazım. teknik çok makale okudum, açıklaması sıkıcı. "proxotamathus ballı memeus" diye tür sallasam kafamdan, okura ayıp olur. zamanla, eğer verimli bir tartışma olursa örnekler üzerinden giderim. gayet zevkli konudur, kafa açar.
yok efendim bilmem ne balığı, semenderleri yiyebilmek için onların zehirlerine karşı bağışıklık geliştirdi, yok insanda vereme direnç geni çıktı. abicim bu kadar süperdi de genomların gizli şifrelemeleri, benim neden hala şeyim 9cm? bunlar yanlış. bunlar saçma. bir şeylerde bir "bilinmeyen" var demek ki.
ciddisel kapanış: pubmed'e girip evolution yazarsanız, en son 200bin makale çıkarıyordu. o kadar derin bir tartışmadır ki bu, zaman makinesi olan adam çözer. kesin konuşmam ben. evrimleri severim ama hepsini değil.
bence şu var: eğer elimizde bir zaman makinesi yoksa ve lucy filminde scarlett johansson isimli tanrıçanın yaptığı gibi elinizle hayatı ileri-geri sarmazsanız, ben şu koşullarda evrim'in kesin olarak doğal yaşamı en başından bugüne açıklayabileceğini, kültür mantarından falan tutun insana kadar olan süreci, "ahan da budur" kesinliğinde dökeceğini düşünmüyorum. evrim teorisi bana biraz eski bir işletim sistemi gibi geliyor. yani, çoğu şeyi açıklıyor ama bazı yerlerde mavi ekran veriyor.
mesela her canlının ortak bir atadan geldiği fikri...tamam, fikir ilgi çekici ve leziz. ama tek bir molekülden (sanırsam adına "luca" diyorlardı) bu kadar çeşitli sistemlerin, göz gibi kompleks yapılarla evrile evrile bu hale gelmiş olması biraz fazla iyi niyetli bir varsayım olmuyor mu sayın iri memeliler ve beyler? gözün evrimiyle ilgili animasyon izlerken hissettiğim şey deus ex machina olayı resmen. sahne öyle sanki. nasıl ki evrenin oluşumu konusunda tıkanıyoruz ve sonrasında bir yerde ve iş, "dışarıdan müdahale" düşüncesine geliyor, evrim'de de bunu düşünmemizi sağlayacak doneler mevcut. bunun dışında tekrar edeyim: doğal yaşamın oluşumunu şu ana kadar en mükemmel şekli ile izah eden teori, darwin'in kuramlarıdır. bu konuda hayranım kendisine. sadece, evrim'in sığ tartışılmasına ve özelden çoraplı ayak atılmamasına kılım (kimse bu kadar okumaz nasıl olsa diye ekledim bunu da)
mutasyonların yeni bilgi üretmekten çok genetik bilgi kaybıyla sonuçlandığına dair birçok örnek var. köpek örneği meşhurdur. mesela uzun tüylü köpekler soğuğa adapte oluyor ama o özellik seçilirken, kısa tüylülük ortadan kalkıyor. yani gen havuzu zenginleşmiyor, daralıyor. doğal seçilim burada adeta bir "seç-çıkar" menüsü gibi.
ve meşhur ara form meselesi... fosil kayıtlarında "taaaa taaa şu zamandan, işte bunun geçiş formu" diyebileceğimiz örnekler hala çok sınırlı. bir çok ara form kayıp aga! bulsunlar, tamam derim. evrimin sistematiğine inanan, yine de şüphemizi koruyan bilim insanıyız şurada. şüphe bilimin gelişimini sağlar zaten. öküz gibi körlemeye inandığım bir husus değil bu. çoğu tür sahneye direkt "bölümsonu canavarı" gibi çıkıyor. yarasa mı dedin? zaten uçuyor. kaplumbağa? kabuğu tam takım gelmiş. ne ara evrildiniz abicim? (entry yazarı burada yarasalara çok pis laf sokmuştur)
bunları yazarken "evrim yok" demiyorum. "her şey evrimle açıklanabilir" dogmasına da biraz mesafeli duruyorum. ekşicilikten iğrendiğimi beyan ediyorum. yani evet bu muhteşem açıklamalar, çoğu türe dair yerinde örnekli bulgular, doğal seçilim adlı nefis teori, evrim belki var. ama upgrade'e ihtiyacı olduğu kesin. bu hali ile "darwin yanıldı" diyenlerin sayısı hiç de az değil. einstein'ın söylediklerinin üzerine koyup kuantum mekaniği ile ilerlememiz gibi bakın meseleye gençlik. zamanla, lamarck-darwin-hulusi olacak belki. bu eksik noktaları da hulusi diye biri kapatacak. neden olmasın? bu sistemde şu an için bazı bug’lar var. bazı hayvanları ya da şekilsiz şemalsizleri alıp debug etmek lazım. teknik çok makale okudum, açıklaması sıkıcı. "proxotamathus ballı memeus" diye tür sallasam kafamdan, okura ayıp olur. zamanla, eğer verimli bir tartışma olursa örnekler üzerinden giderim. gayet zevkli konudur, kafa açar.
yok efendim bilmem ne balığı, semenderleri yiyebilmek için onların zehirlerine karşı bağışıklık geliştirdi, yok insanda vereme direnç geni çıktı. abicim bu kadar süperdi de genomların gizli şifrelemeleri, benim neden hala şeyim 9cm? bunlar yanlış. bunlar saçma. bir şeylerde bir "bilinmeyen" var demek ki.
ciddisel kapanış: pubmed'e girip evolution yazarsanız, en son 200bin makale çıkarıyordu. o kadar derin bir tartışmadır ki bu, zaman makinesi olan adam çözer. kesin konuşmam ben. evrimleri severim ama hepsini değil.
devamını gör...
146.
#3530434
katılıyorum. bilinen bir teoriye inanıp onun peşinden gitmek doğru olmaz öyle olsa insanlık ot kalırdı.
biraz baktım bir çok teori var ama hepsi kendini bir şekilde çürütüyor. dün radyoda felsefeye dalmışken şöyle bir söz geçti 'bize zor gelen bir sorunun cevabı bazen o kadar basittir ki o basitliğine inanamayız.' ben de biraz böyle düşünüyorum. insanlığın ya da dünyadaki yaşamın oluşması ile ilgili cevabı öğrendiğimizde basitliği bizi hayal kırıklığına bile uğratabilir.
her teorinin kendine göre bir yolu ve mantığı var temelini iyi oluşturan taraf biraz daha güçlü kalabiliyor, benim gözümde böyleler açıkçası. örnek olarak bir şirket sitesinin güvenliği için çok fazla güvenlik duvarı inşa eder. ama o duvarları yıkmak için bilgisayar korsanları daha çok çalışır, eğer yeterince çalışırsa yıkamayacağı duvar yoktur. bu teori işlerine de ben böyle bakıyorum insanlık çok okuyup çok bilgilenirse açıklarını çok daha kolay bulacak ve kendine göre o teori ona basit gelmeye başlayacak ve daha iyi bir teori ortaya koyacak. yok tersi olurda insanlık kendini geliştiremez ise o teori zirve olarak görülür. böyle olunca da gerçekmiş gibi gözükecek halbuki öyle bir şey yok.
teori adı üstünde her an çürütülmeye hazır bekliyor, hodri meydanın yabancı versiyonu.
katılıyorum. bilinen bir teoriye inanıp onun peşinden gitmek doğru olmaz öyle olsa insanlık ot kalırdı.
biraz baktım bir çok teori var ama hepsi kendini bir şekilde çürütüyor. dün radyoda felsefeye dalmışken şöyle bir söz geçti 'bize zor gelen bir sorunun cevabı bazen o kadar basittir ki o basitliğine inanamayız.' ben de biraz böyle düşünüyorum. insanlığın ya da dünyadaki yaşamın oluşması ile ilgili cevabı öğrendiğimizde basitliği bizi hayal kırıklığına bile uğratabilir.
her teorinin kendine göre bir yolu ve mantığı var temelini iyi oluşturan taraf biraz daha güçlü kalabiliyor, benim gözümde böyleler açıkçası. örnek olarak bir şirket sitesinin güvenliği için çok fazla güvenlik duvarı inşa eder. ama o duvarları yıkmak için bilgisayar korsanları daha çok çalışır, eğer yeterince çalışırsa yıkamayacağı duvar yoktur. bu teori işlerine de ben böyle bakıyorum insanlık çok okuyup çok bilgilenirse açıklarını çok daha kolay bulacak ve kendine göre o teori ona basit gelmeye başlayacak ve daha iyi bir teori ortaya koyacak. yok tersi olurda insanlık kendini geliştiremez ise o teori zirve olarak görülür. böyle olunca da gerçekmiş gibi gözükecek halbuki öyle bir şey yok.
teori adı üstünde her an çürütülmeye hazır bekliyor, hodri meydanın yabancı versiyonu.
devamını gör...
147.
yerçekimi de bir teoridir, uzay zaman da bir teoridir.. kuantum fiziği de teorilerden oluşur. tüm bilim teorilerle ilerler. bilgi, teoriler esas alınarak ortaya çıkar, gelişir ve değişir..
bilimde teori, onu yanlışlayabilen bir başka teori ile aşılır. evrimle açıklanan konuda evrimi yanlışlayabilen bir başka kuram/teori ileri sürülemiyorsa, evrim karşıtlığını ciddiye alabilmek mümkün değildir. hele hele bilimdışı din dogmalarını bilimsel bir kuram yerine ikameye çalışmak gülünç bir tutumdur..
bilimde teori, onu yanlışlayabilen bir başka teori ile aşılır. evrimle açıklanan konuda evrimi yanlışlayabilen bir başka kuram/teori ileri sürülemiyorsa, evrim karşıtlığını ciddiye alabilmek mümkün değildir. hele hele bilimdışı din dogmalarını bilimsel bir kuram yerine ikameye çalışmak gülünç bir tutumdur..
devamını gör...
148.
uydurma olmayan bilimsel yöntemlerle elde edilen verilerden yola çıkan şeydir evrim. kaldı ki yerinde de saymaz, sürekli olarak yeni veriler elde ediyor ve bu var olan bilgileri güncelleyen ya da çürüten bir bilgi ise ona göre güncelleniyor zaten. kendisini çürütecek bir şey varsa onu da bilim bulacaktır, din bunu çürütmez çünkü evrim tanrının varlığı veya yokluğuyla alakalı bir veri sunmaz, alakası bile yoktur. koyu dinciler evrim teorisini darwin'den ibaret sanır ama onun üzerine neler bulundu, neler yazıldı neler. bilim iman edilecek bir şey değildir zaten, evrime inanmak ya da inanmamak diye bir şey yok.
devamını gör...
149.
#3465424
şurada detaylıca bahsettim. o zaman da kelime anlamını evrim belki de yoktur'un önüne geçmek için yazmıştım.
biyolojik evrim konusunda tartışmaya açık tek şey sürecin nasıl cereyan ettiği, şu andaki bilgilerimize bakarak.
ne gibi bir sürprizle karşılaşabiliriz?
mesela aslında petri kabında deneymişiz. veya hayat bir simülasyonmuş. yine de bunlar o dünya şartlarında bu kavramı geçersiz kılmaz. sizin ona yüklediğiniz anlamı değiştirebilir.
bilim doğası gereği böyle bir şeydir.
yeni veriler doğrultusunda bir şeylerin hatalı olduğu ortaya çıkabilir ve doğruları eklenir. yine de literatürde biriken her yayın önem ihtiva eder.
biyolojik evrim teorisi çok sağlam bir teoridir. embriyogenezden genetike biyolojinin alt disiplinleri ile doğruluğu pek çok kez sınanmıştır. eğer temelde değişim olmadığını ve nesiller boyu aktarılamayacağını veya bu aktarımın biçim değiştiremeyeceğini iddia ediyorsak bu dümdüz saçmalık olur. çok daha basit ve göz önünde bir halini antibiyotiklere direnç gösterip duran bakterilerde görebiliriz. ve bununla yeniden yeniden ilaç pazarı oluşturulmasından.
dolayısıyla tekrar etmek isterim, bilim, bilim- kurgu değildir. burada bunu şu anlamda kullanıyorum, hayal gücümüzün sınırları muğlak. alternatif senaryolar hayal edip tasarlayabiliriz. bilim bunun sistemli, doğrulanabilir, sınanabilir oluşu ile ortaya çıkar ve başka teorilerle de örtüşür olması gerekir.
evrim savunmak -en azından körü körüne savunmuyorsak- olası senaryolara gözleri ve kulakları kapamak değil belirli koşullar altında oluşan belirli durumların bilimsel olarak ulaşabildiğimiz en makul halini savunmaktır.
daha iyisi ortaya konana dek en iyisi bu. bilim de bunun üstüne bir tuğla koyar. varsayımlar üzerine değil. o varsayımlar gözlenmek, denenmek ve sınanmak niyetiyle hipotezlere dönüşebilir. buna bir itirazımız yok. ancak fantezi kurguları ile ilerlemek veya bunu bir inanç çatışması haline getirmek doğru olmaz.
genel olarak mutasyon dediğimiz şeyin işlerliği ilerlemeci olması ile değil adaptif olmasıyla alakalıdır. şöyle bir basit cümle vardır: kullanılmayan organ körelir. buna benzer. mutasyonlar sağkalıma fayda sağladığı sürece tutulur. hiçbir işe yaramayan* veya dezavantaja neden olan türde bir mutasyon ısrarla kalıtılsa bu türün yok olmasına neden olur.
hücre fizyolojisi ve moleküler genetik, dolayısıyla aslında bunların tekrar tekrar kontrolden geçtiğini bize söyler. * bunu insan için düşünmek anlamsız olur çünkü tıp ile zaten müdahale ediyoruz "zamanla elenebilecek her türlü mutasyonun korunmasına." zaman zaman da toplumsal yapılanma ile.
ara geçiş formu meselesini yazdım, zaten yanlış anlaşılan bir mesele ancak örneklerinin az olması uygun örnek saklama koşullarının tesadüfi olmasına bağlıdır, ayrıca canlının doku yapısına. reçine gibi bir şeyin içine sıkışmamış bir böcek ara geçiş fosilini bulmayı ummak, ya da bir yumuşakçayı? ama aslında vardır. yumurtlayan memeli var mesela: ornitorenk. oysa memeli canlılarda bunu görmeyi beklemeyiz.
ya da dişleri olan kuş - dinozor: arkeopteriks
ama hepimizin halihazırda değişim içerisinde olduğumuz düşünülürse, şu anda daha esaslı saklama yolları da bulduğumuz için geleceğe daha fazla elle tutulur örnek bırakabiliriz.*
şurada detaylıca bahsettim. o zaman da kelime anlamını evrim belki de yoktur'un önüne geçmek için yazmıştım.
biyolojik evrim konusunda tartışmaya açık tek şey sürecin nasıl cereyan ettiği, şu andaki bilgilerimize bakarak.
ne gibi bir sürprizle karşılaşabiliriz?
mesela aslında petri kabında deneymişiz. veya hayat bir simülasyonmuş. yine de bunlar o dünya şartlarında bu kavramı geçersiz kılmaz. sizin ona yüklediğiniz anlamı değiştirebilir.
bilim doğası gereği böyle bir şeydir.
yeni veriler doğrultusunda bir şeylerin hatalı olduğu ortaya çıkabilir ve doğruları eklenir. yine de literatürde biriken her yayın önem ihtiva eder.
biyolojik evrim teorisi çok sağlam bir teoridir. embriyogenezden genetike biyolojinin alt disiplinleri ile doğruluğu pek çok kez sınanmıştır. eğer temelde değişim olmadığını ve nesiller boyu aktarılamayacağını veya bu aktarımın biçim değiştiremeyeceğini iddia ediyorsak bu dümdüz saçmalık olur. çok daha basit ve göz önünde bir halini antibiyotiklere direnç gösterip duran bakterilerde görebiliriz. ve bununla yeniden yeniden ilaç pazarı oluşturulmasından.
dolayısıyla tekrar etmek isterim, bilim, bilim- kurgu değildir. burada bunu şu anlamda kullanıyorum, hayal gücümüzün sınırları muğlak. alternatif senaryolar hayal edip tasarlayabiliriz. bilim bunun sistemli, doğrulanabilir, sınanabilir oluşu ile ortaya çıkar ve başka teorilerle de örtüşür olması gerekir.
evrim savunmak -en azından körü körüne savunmuyorsak- olası senaryolara gözleri ve kulakları kapamak değil belirli koşullar altında oluşan belirli durumların bilimsel olarak ulaşabildiğimiz en makul halini savunmaktır.
daha iyisi ortaya konana dek en iyisi bu. bilim de bunun üstüne bir tuğla koyar. varsayımlar üzerine değil. o varsayımlar gözlenmek, denenmek ve sınanmak niyetiyle hipotezlere dönüşebilir. buna bir itirazımız yok. ancak fantezi kurguları ile ilerlemek veya bunu bir inanç çatışması haline getirmek doğru olmaz.
genel olarak mutasyon dediğimiz şeyin işlerliği ilerlemeci olması ile değil adaptif olmasıyla alakalıdır. şöyle bir basit cümle vardır: kullanılmayan organ körelir. buna benzer. mutasyonlar sağkalıma fayda sağladığı sürece tutulur. hiçbir işe yaramayan* veya dezavantaja neden olan türde bir mutasyon ısrarla kalıtılsa bu türün yok olmasına neden olur.
hücre fizyolojisi ve moleküler genetik, dolayısıyla aslında bunların tekrar tekrar kontrolden geçtiğini bize söyler. * bunu insan için düşünmek anlamsız olur çünkü tıp ile zaten müdahale ediyoruz "zamanla elenebilecek her türlü mutasyonun korunmasına." zaman zaman da toplumsal yapılanma ile.
ara geçiş formu meselesini yazdım, zaten yanlış anlaşılan bir mesele ancak örneklerinin az olması uygun örnek saklama koşullarının tesadüfi olmasına bağlıdır, ayrıca canlının doku yapısına. reçine gibi bir şeyin içine sıkışmamış bir böcek ara geçiş fosilini bulmayı ummak, ya da bir yumuşakçayı? ama aslında vardır. yumurtlayan memeli var mesela: ornitorenk. oysa memeli canlılarda bunu görmeyi beklemeyiz.
ya da dişleri olan kuş - dinozor: arkeopteriks
ama hepimizin halihazırda değişim içerisinde olduğumuz düşünülürse, şu anda daha esaslı saklama yolları da bulduğumuz için geleceğe daha fazla elle tutulur örnek bırakabiliriz.*
devamını gör...
150.
müfredattan kalkmasına rağmen 8. sınıf 2. ünitede adaptasyon konu başlığı altında anlatmaya devam ettiğim teori. hiçbir öğrencim evrim teorisini duymadan mezun olamaz. hele hele hiçbir öğrencim büyüdüğünde evrim yok, evrim yalan, maymundan geldiysek neden şimdiki maymunlar insan olmuyor gibi zırvalamayacaklar. bu da benim meslek egom, yapacak bir şey yok.
şimdi teorinin çıkış noktasını darwin abimiz gözünden ele alalım. charles darwin, türlerin kökeni kitabında 4 temel başlıkta evrim teorisini ele alır. ben de elim döndüğünce size aktarmak isterim.
ilk olarak türlerin değişebilirliği geliyor. varyasyon ilkesinden yola çıkacak olursak canlılar arasında küçük fakat kalıtsal farklılıklar canlıların yaşam alanından tutun beslenme alışkanlıklarına kadar değişiklik göstermesini sağlar. galapagos kuşları'nın gaga yapısının farklı olması beslenme farklılığından dolayı adanın farklı bölgelerinde konuşlanmalarını sağlamıştır. bu farklılıklar rastlantısal mutasyonlar sonrasında ortaya çıkmıştır.
bir diğer başlığımız doğal seleksiyon. kısaca şöyle söyleyebiliriz: güçlü olan yaşar, zayıf olan ölür. çok güzel bir afrika atasözü var bununla ilgili. afrika'da her sabah bir ceylan uyanır, en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa öleceğini bilir. afrika'da her sabah bir aslan uyanır, en yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa aç kalacağını bilir.
sonraki başlığımız aşırı üreme. canlıların yaşama ortamına göre geliştirdikleri becerilerinden biridir. balıkların, deniz atlarının ve kurbağaların bir defada çoklu üreme yapmalarının sebebi çevredeki predatörlere karşı gelişen bir adaptasyondur.
son başlık ise hâlâ tartışma konusu olan ortak ata. darwin'in bu konudaki çıkış noktası homolog organlar. farklı türlerin benzer yapılar barındırması ortak ata kavramını yaratmıştır. humerus, ulna, radius gibi kemik yapıları insan elinde, yarasa kanadında ve balina yüzgecinde ortaktır. dna benzerliği ve embriyonik gelişim bu tezi destekler.
gelelim bizlerin evrimsel sürecine. of çok güzel gidiyorum tutmayın, en son 2010 yılında üniversitede evrimle ilgili hocamla konuşmuştum bu kadar detaylı, şimdi bildiğim her şeyi dökesim geldi.
bundan 500 milyon yıl önce su ekosistemindeki omurgalılarla karşılaşıyoruz. kemikli balıklar olarak da nitelendirilen fosiller bize zamansal çizelgenin başlangıç noktasını çiziyor.
375 milyon sene önce tiktaalik çıkıyor karşımıza. bir ara geçiş formu. hem solungaçları hem de basit akciğerleri vardı. karaya çıkmışız demek ki. eklemli yüzgeçlerle burada karşılaşıyoruz.
360 milyon yıl öncesine bakınca amfibileri görüyoruz. sudan karaya çıkış çok daha net var ama suya da hala bağımlıyız. solunum ve üreme için suyu kullanıyoruz. tetrapodlar, buradasınız biliyorum.
310 milyon yıl öncesine gidiyoruz. ilk sürüngenlere. sert kabuklu yumurtaları var. muhtemelen iç döllenme gözlemleniyor. aynı zamanda akciğerleri daha gelişmiş. ve buradan itibaren dallanma başlıyor. dinozorlar yine bu zamanlarda ilk defa karşımıza çıkıyor. kuşlar ile memelilerin ilk ayrılışları da burada gerçekleşiyor.
200 milyon yıl önce ilk memelileri görüyoruz. sayıları dinozorlar kadar çok değil fakat onlar da sıcakkanlılar. tüylenme bu zamanlarda ortaya çıkıyor. bu süreçte birkaç evrimsel aşama daha var ancak daha uzun anlatmak istemiyorum.
65 milyon yıl önce... ilk primatlar... ön uzuvlarıyla kavrama yeteneğine sahip, dinozorların yok olmasıyla birlikte daha geniş alanlara yayılım gösterilmeye başlanmış. maymunların ve insanların ortak ataları.
6 milyon yıl önce ise artık son ayrışıma yaklaşıyoruz. hominidlerdeyiz. şempanze ile insanların ortak atasına bakıyoruz. bir sonraki adımda tamamen insan soy hattına geçmiş olacağız.
3.2 milyon yıl öncesi... a. afaransis. bilinen ismiyle lucy. dik yürüyebiliyor.
2.4 milyon yıl öncesi... homo habilis. taşları kullanabiliyor, ilkel aletler tasarlıyor.
1.8 milyon yıl öncesi... homo erectus. ateşi keşfetti ve kullandı. yolunu aydınlattı, asya'ya varıp burada yayıldı.
400 bin yıl öncesi... homo neanderthalensis. bildiğimiz neanderthal. avrupa'ya gelip orada yayıldı. modernize olmaya başladı. erkekleri tam bir beyefendi gibiydi. ve bazılarımız onlardan gelen genleri taşımaya devam ediyor. çünkü...
300 bin yıl öncesi... homo sapiens. yani biz. afrika'da ortaya çıktı, neanderthal ile melezlendi ve modern insanı oluşturdu. şimdi ise sanat, teknoloji, kültür ve dil gibi unsurlar ile diğer canlılardan ayrışıyoruz.
özet: bütün dünya darwin'in taştaşlarını yesin!
şimdi teorinin çıkış noktasını darwin abimiz gözünden ele alalım. charles darwin, türlerin kökeni kitabında 4 temel başlıkta evrim teorisini ele alır. ben de elim döndüğünce size aktarmak isterim.
ilk olarak türlerin değişebilirliği geliyor. varyasyon ilkesinden yola çıkacak olursak canlılar arasında küçük fakat kalıtsal farklılıklar canlıların yaşam alanından tutun beslenme alışkanlıklarına kadar değişiklik göstermesini sağlar. galapagos kuşları'nın gaga yapısının farklı olması beslenme farklılığından dolayı adanın farklı bölgelerinde konuşlanmalarını sağlamıştır. bu farklılıklar rastlantısal mutasyonlar sonrasında ortaya çıkmıştır.
bir diğer başlığımız doğal seleksiyon. kısaca şöyle söyleyebiliriz: güçlü olan yaşar, zayıf olan ölür. çok güzel bir afrika atasözü var bununla ilgili. afrika'da her sabah bir ceylan uyanır, en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa öleceğini bilir. afrika'da her sabah bir aslan uyanır, en yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini yoksa aç kalacağını bilir.
sonraki başlığımız aşırı üreme. canlıların yaşama ortamına göre geliştirdikleri becerilerinden biridir. balıkların, deniz atlarının ve kurbağaların bir defada çoklu üreme yapmalarının sebebi çevredeki predatörlere karşı gelişen bir adaptasyondur.
son başlık ise hâlâ tartışma konusu olan ortak ata. darwin'in bu konudaki çıkış noktası homolog organlar. farklı türlerin benzer yapılar barındırması ortak ata kavramını yaratmıştır. humerus, ulna, radius gibi kemik yapıları insan elinde, yarasa kanadında ve balina yüzgecinde ortaktır. dna benzerliği ve embriyonik gelişim bu tezi destekler.
gelelim bizlerin evrimsel sürecine. of çok güzel gidiyorum tutmayın, en son 2010 yılında üniversitede evrimle ilgili hocamla konuşmuştum bu kadar detaylı, şimdi bildiğim her şeyi dökesim geldi.
bundan 500 milyon yıl önce su ekosistemindeki omurgalılarla karşılaşıyoruz. kemikli balıklar olarak da nitelendirilen fosiller bize zamansal çizelgenin başlangıç noktasını çiziyor.
375 milyon sene önce tiktaalik çıkıyor karşımıza. bir ara geçiş formu. hem solungaçları hem de basit akciğerleri vardı. karaya çıkmışız demek ki. eklemli yüzgeçlerle burada karşılaşıyoruz.
360 milyon yıl öncesine bakınca amfibileri görüyoruz. sudan karaya çıkış çok daha net var ama suya da hala bağımlıyız. solunum ve üreme için suyu kullanıyoruz. tetrapodlar, buradasınız biliyorum.
310 milyon yıl öncesine gidiyoruz. ilk sürüngenlere. sert kabuklu yumurtaları var. muhtemelen iç döllenme gözlemleniyor. aynı zamanda akciğerleri daha gelişmiş. ve buradan itibaren dallanma başlıyor. dinozorlar yine bu zamanlarda ilk defa karşımıza çıkıyor. kuşlar ile memelilerin ilk ayrılışları da burada gerçekleşiyor.
200 milyon yıl önce ilk memelileri görüyoruz. sayıları dinozorlar kadar çok değil fakat onlar da sıcakkanlılar. tüylenme bu zamanlarda ortaya çıkıyor. bu süreçte birkaç evrimsel aşama daha var ancak daha uzun anlatmak istemiyorum.
65 milyon yıl önce... ilk primatlar... ön uzuvlarıyla kavrama yeteneğine sahip, dinozorların yok olmasıyla birlikte daha geniş alanlara yayılım gösterilmeye başlanmış. maymunların ve insanların ortak ataları.
6 milyon yıl önce ise artık son ayrışıma yaklaşıyoruz. hominidlerdeyiz. şempanze ile insanların ortak atasına bakıyoruz. bir sonraki adımda tamamen insan soy hattına geçmiş olacağız.
3.2 milyon yıl öncesi... a. afaransis. bilinen ismiyle lucy. dik yürüyebiliyor.
2.4 milyon yıl öncesi... homo habilis. taşları kullanabiliyor, ilkel aletler tasarlıyor.
1.8 milyon yıl öncesi... homo erectus. ateşi keşfetti ve kullandı. yolunu aydınlattı, asya'ya varıp burada yayıldı.
400 bin yıl öncesi... homo neanderthalensis. bildiğimiz neanderthal. avrupa'ya gelip orada yayıldı. modernize olmaya başladı. erkekleri tam bir beyefendi gibiydi. ve bazılarımız onlardan gelen genleri taşımaya devam ediyor. çünkü...
300 bin yıl öncesi... homo sapiens. yani biz. afrika'da ortaya çıktı, neanderthal ile melezlendi ve modern insanı oluşturdu. şimdi ise sanat, teknoloji, kültür ve dil gibi unsurlar ile diğer canlılardan ayrışıyoruz.
özet: bütün dünya darwin'in taştaşlarını yesin!
devamını gör...
151.
152.
bu konuda en hoşuma giden şey mesela bulunan bir çene kemiğınden, efenim dişten falan bir illüstrasyon yapıyorlar.
önce ilkel bir adam oluşturuyorlar o kemiğe göre kıllı mıllı, cıscıbıl, allah günah yazmasın onu da kürt kardeşlerime benzeterek çiziyor şelefsuz ecnebiler. sonra yinr yanına maymundan hallice memeleri açıkkta ve sarkık bir gadın. hızını alamayıp çocukları falan da ekliyorlar.
sonunda oldu olacak deyip küçük bit köy ve klan yapıyorlar. bildiğin sosyal ortam falan. bunları kimi yerlerde balmumu maketlerle müzelere koyuyorlar.
kaynak ne? kaynak çene kemiği, kalça kemiği vs. eee sen köy yaptın alumuniyum..su getirdin, yol getirdin, değirmen getirdin, köy enstitusu açtın, komşuları yanlara serptin.. vallahi bravo.
önce ilkel bir adam oluşturuyorlar o kemiğe göre kıllı mıllı, cıscıbıl, allah günah yazmasın onu da kürt kardeşlerime benzeterek çiziyor şelefsuz ecnebiler. sonra yinr yanına maymundan hallice memeleri açıkkta ve sarkık bir gadın. hızını alamayıp çocukları falan da ekliyorlar.
sonunda oldu olacak deyip küçük bit köy ve klan yapıyorlar. bildiğin sosyal ortam falan. bunları kimi yerlerde balmumu maketlerle müzelere koyuyorlar.
kaynak ne? kaynak çene kemiği, kalça kemiği vs. eee sen köy yaptın alumuniyum..su getirdin, yol getirdin, değirmen getirdin, köy enstitusu açtın, komşuları yanlara serptin.. vallahi bravo.
devamını gör...
"evrim teorisi" ile benzer başlıklar
evrim
54
evrim ağacı
67

