insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders
başlık "jack the ripper" tarafından 03.12.2020 00:55 tarihinde açılmıştır.
181.
değmeyen insanlar için gereksiz mesai harcanmaması gerektiğini öğrendim ben; ama sorun bakalım buna uyabiliyor muyum?
en ufak bir umut kırıntısı görsem yine en çok onlarla ilgileniyorum, onlara ayırdığım zamanı biraz olsun kendim için ayırsam daha verimli olurdu aslında. yine de bir yanım bunu kabullenmemekte direniyor.
en ufak bir umut kırıntısı görsem yine en çok onlarla ilgileniyorum, onlara ayırdığım zamanı biraz olsun kendim için ayırsam daha verimli olurdu aslında. yine de bir yanım bunu kabullenmemekte direniyor.
devamını gör...
182.
insan ilişkilerinden ders çıkarmak gerektiği.
devamını gör...
183.
kimseye tamamen güvenmemek ve bağlanmamak.
devamını gör...
184.
kendinizi tanımadan başkalarının sizi tanımasını beklemeyin.
devamını gör...
185.
''iki şey sonsuzdur; insanoğlunun aptallığı ve evren. fakat ikincisinden emin değilim.'' albert einstein
devamını gör...
186.
annen baban hariç hiç kimse tarafından umursanmıyorsun.
devamını gör...
187.
dijital dünyanın insan ilişkisi olmadığı. *
devamını gör...
188.
en değerli şeyin sınırlara, biricikliğe, birey olmaya karşı duyulan hassasiyet olduğu. iletişim kurduğunuz insanlara 'sen' olma imkanını vermeden 'ben' olamayacağınız gerçeği.
devamını gör...
189.
benim için sıkıcı bir dünya klasiğidir :
- olmuyorsa zorlama.
- 'neden zorlamıyorsun ki!?' diye düşünebilecek insanların yakınında durma.
- olmuyorsa zorlama.
- 'neden zorlamıyorsun ki!?' diye düşünebilecek insanların yakınında durma.
devamını gör...
190.
ne kadar çok insan o kadar çok bilgi.
devamını gör...
191.
haddinden fazla değer verirsen ilk stılacak kişi sen olursun. insanoğlu çiğ süt emmiştir.
devamını gör...
192.
fazla fedakarlık hiçbir zaman iyi değildir.
devamını gör...
193.
yaklaşma. yakın gibi görün. yaklaştır, ama içine alma.
devamını gör...
194.
insanlara, onların izin verdiği kadarıyla yardım edebilirsin. herkes senin sevgine ve emeğine layık değildir.
devamını gör...
195.
az insan çok huzur.yaklasma daha iyi.
devamını gör...
196.
"şundan uzak duracaksın" "bununla asla muhatap olmayacaksın" gibi kalıplaşmış yaklaşımların doğru olmadığıdır. bir miktar uzun olacak, tahammül edebilenler için bir yolculuk!
bir şeyler yaşar, okur ya da dinleriz ve sonra deriz ki: "parayı seven adamdan uzak duracaksın. düşman başına!" ya da "bencil, kendini hayatının merkezine koymuş, egoist kadından uzak duracaksın abi. bela!" bunları söylerken aslında belki aylarca belki yıllarca bu insanlarla gönül ilişkileri yaşamışızdır. bu süreç içerisinde bu özellikler bizi rahatsız etse de onlardan vazgeçmemiz için yeterli olmamıştır. yani, iyi özellikleri ya da güzellikleri; kasıtlı ya da kasıtsız oluşturduğumuz menfaat ilişkisi, onların hesabını kesmemize engel olmuştur.
nihayetinde insan bir bütündür. birkaç huyunu önümüze alıp değerlendirdiğimizde, hiçbirimiz arkadaş, dost ya da eş olmaya layık değilizdir. bu cümlelerin ya da spesifik bir özelliğe atıfta bulunarak insanları sınıflandırmanın, kara listeye almanın sebebi yine bir ilişki ağının bütün olmasından ve koptuğunda da zincirleme kopmasındandır. doğal olarak birçok şey vardır aslında ama biz, kopan ilişkinin en belirgin sebebini, en gözümüze batanını, karşımızdakindeki en aşağılık olanını ele alırız ve söyleniriz: "narsist bir insanın peşinde yıllarımı harap etmişim!"
gerçekte ise iletişim kurabildiğimiz, belli durumlarda doğru konumlanabildiğimiz, benzer sosyokültürel çevreden geldiğimiz, ortak bir dil oluşturabildiğimiz müddetçe belirli bir tolerans geliştiririz. bu doğal tolerans, bugün insan ilişkilerinin, insanların birbirine katlanabiliyor oluşunun en önemli sebebidir. bu toleransın seviyesi aradığımız şeylere, bize ve karşımızdakine göre değişir. kiminin zekası, kiminin güzelliği, kiminin de gücüdür. kiminde kendimizi buluyoruzdur, bir farkla, cimri bir piç kurusudur. yine de tolore edilebilir bir cimriliktir bu. kuruşun hesabını yapıyordur ama işte, eğri oturup doğru konuşalım, nefis sevişiyordur. bir de görseniz, bir içim su!
biri vardır, çok güzeldir ama sizi bir şekilde kırıyor, rencide ediyordur. işte, size yıllarca okuduğunuz meslekten soğutacak, çabalarınızın bir hiç olduğunu düşündürecek, sizi kıracak bir laf eder. "falancanın sevgilisi polis ve haftasonu kar tatiline gitmişler. bir de bize bak. 8000 lira maaş alıyormuş. o kadar okudun ettin ama yarısını anca kazanıyorsun. hiç okumasaymışsın değişen bir şey olmayacakmış" diyordur. yine sözgelimi biriyle sevgililik yoluna girmişsinizdir. size yeşil ışık yakmıştır ve devam ediyorsunuzdur. bir gün buluşmuşsunuzdur ve siz masada oturup ona bir şeyler anlatırken ara ara arka masanızdaki biriyle bakışıyordur. odağı sürekli sizden kayıyordur. bir ara çaktırmadan bakmışsınızdır ve baktığı yerde yakışıklı birinin olduğunu görmüşsünüzdür. peki, bu olayın üstüne hemen o anda sizi "eğer o elemanı beğendiysen siktir olup gidebilirsin" demekten alıkoyan şey nedir? gözlerinin güzelliğidir. onunla değil de hala sizinle oturuyor olmasının sahte zaferini kutlarsınız içinizde ve soğutursunuz içinizi. ne zaman ki ayrılırsınız ya da işte, siktiri yersiniz, o zaman gelip buraya "siz varken başkasıyla kesişen kadınlardan uzak durun. kahpeler!" dersiniz. çünkü bu kancıklığı tolore edecek şeyler: onun güzelliğinin ya da size arzu dolu bakışının etkisi ortadan kalkmıştır. işte şimdi, neyin onurunuzu zedelediğini ya da neyin sizi bir orospu çocuğu gibi hissettirdiğini anlayabilecek kadar uyanıksınızdır. her şey berraklaşmış, efsun kalkmıştır.
biri vardır. aslında çok iyi insandır ama zaman zaman tahammül edemeyeceğiniz kadar aptallaşıyordur. öğrenmeye ya da kendini geliştirmeye açık değildir, inançlarına ve dogmalara fazla bağlıdır ve değişime mukavemet gösteriyordur. bu yüzden de zaman zaman sizi kırıyordur, moralinizi bozuyordur, iyi anları mahvediyordur ya da ilerlemenizi engelliyordur. bunların sebebinin apaçık ortada duran, iflah olmaz bir cehaletten, aptallıktan kaynaklandığını bilirsiniz. bunları tolore edebildiğiniz sürece "böyle yapıyor ama iyi niyetli aslında!" dersiniz. sonra gün gelmiştir ve artık tahammül sınırınızı aşan bir olay gerçekleşmiştir. bir kırılma anı; her şeyi adamakıllı düşünmenizi, gerçekleri eğip bükmemenizi gerektiren bir olaydır bu. gerekeni yapmış, ilişkiyi bitirmişsinizdir.
sonra "7 yıllık arkadaşlık nasıl bitti?" diye sorarlar. her şey ortadadır. "aptallığı yüzünden. olmuyor, ne kadar iyi olsa da bir insan, sen giderken o kalıyorsa olmuyor. ikiniz de gülü kokluyorsunuz ama sen gülün kıymetini bilip dalında koklarken, o kopardığında solacağını bilmediğindem koparıp kokluyorsa olmuyor. iyilik, merhamet, sevgi bir yere kadar." dersiniz. doğrusu budur işte. bunu söylediğinizde gerçek bir yaklaşımda bulunmuş, insan ilişkilerinin çeşitliliğini ve ciddiyetini ortaya koymuşsunuzdur. şu değildir: "aptal insandan uzak duracaksın!" bunu söylediğinizde yaşanılanlara, deneyimlere, öğrendiklerinize ve öğrettiklerinize; bütünüyle kendinize saygısızlık yapmış, bile bile lades diyen biri durumuna düşürmüşsünüzdür. çünkü kibirden, bağnazlıktan, riyakarlıktan, bencillikten ya da cimrilikten ilk yakınan siz değilsinizdir. binlerce yıldır bu özellikler kitaplara, filmlere konu olmuştur. o halde siz de ders almamışsınızdır bundan ya da menfaatiniz, aynı seviyedeki kişiliksizliğinizden dolayı yıllarca sürdürmüşsünüzdür bu ilişkiyi. çamurda yürüyen ayaklarım temiz demesin!
insan ilişkileri bir bütündür ve kesin yargılara, kalıplara, belirli filtrelere sığdıramayız.
bir şeyler yaşar, okur ya da dinleriz ve sonra deriz ki: "parayı seven adamdan uzak duracaksın. düşman başına!" ya da "bencil, kendini hayatının merkezine koymuş, egoist kadından uzak duracaksın abi. bela!" bunları söylerken aslında belki aylarca belki yıllarca bu insanlarla gönül ilişkileri yaşamışızdır. bu süreç içerisinde bu özellikler bizi rahatsız etse de onlardan vazgeçmemiz için yeterli olmamıştır. yani, iyi özellikleri ya da güzellikleri; kasıtlı ya da kasıtsız oluşturduğumuz menfaat ilişkisi, onların hesabını kesmemize engel olmuştur.
nihayetinde insan bir bütündür. birkaç huyunu önümüze alıp değerlendirdiğimizde, hiçbirimiz arkadaş, dost ya da eş olmaya layık değilizdir. bu cümlelerin ya da spesifik bir özelliğe atıfta bulunarak insanları sınıflandırmanın, kara listeye almanın sebebi yine bir ilişki ağının bütün olmasından ve koptuğunda da zincirleme kopmasındandır. doğal olarak birçok şey vardır aslında ama biz, kopan ilişkinin en belirgin sebebini, en gözümüze batanını, karşımızdakindeki en aşağılık olanını ele alırız ve söyleniriz: "narsist bir insanın peşinde yıllarımı harap etmişim!"
gerçekte ise iletişim kurabildiğimiz, belli durumlarda doğru konumlanabildiğimiz, benzer sosyokültürel çevreden geldiğimiz, ortak bir dil oluşturabildiğimiz müddetçe belirli bir tolerans geliştiririz. bu doğal tolerans, bugün insan ilişkilerinin, insanların birbirine katlanabiliyor oluşunun en önemli sebebidir. bu toleransın seviyesi aradığımız şeylere, bize ve karşımızdakine göre değişir. kiminin zekası, kiminin güzelliği, kiminin de gücüdür. kiminde kendimizi buluyoruzdur, bir farkla, cimri bir piç kurusudur. yine de tolore edilebilir bir cimriliktir bu. kuruşun hesabını yapıyordur ama işte, eğri oturup doğru konuşalım, nefis sevişiyordur. bir de görseniz, bir içim su!
biri vardır, çok güzeldir ama sizi bir şekilde kırıyor, rencide ediyordur. işte, size yıllarca okuduğunuz meslekten soğutacak, çabalarınızın bir hiç olduğunu düşündürecek, sizi kıracak bir laf eder. "falancanın sevgilisi polis ve haftasonu kar tatiline gitmişler. bir de bize bak. 8000 lira maaş alıyormuş. o kadar okudun ettin ama yarısını anca kazanıyorsun. hiç okumasaymışsın değişen bir şey olmayacakmış" diyordur. yine sözgelimi biriyle sevgililik yoluna girmişsinizdir. size yeşil ışık yakmıştır ve devam ediyorsunuzdur. bir gün buluşmuşsunuzdur ve siz masada oturup ona bir şeyler anlatırken ara ara arka masanızdaki biriyle bakışıyordur. odağı sürekli sizden kayıyordur. bir ara çaktırmadan bakmışsınızdır ve baktığı yerde yakışıklı birinin olduğunu görmüşsünüzdür. peki, bu olayın üstüne hemen o anda sizi "eğer o elemanı beğendiysen siktir olup gidebilirsin" demekten alıkoyan şey nedir? gözlerinin güzelliğidir. onunla değil de hala sizinle oturuyor olmasının sahte zaferini kutlarsınız içinizde ve soğutursunuz içinizi. ne zaman ki ayrılırsınız ya da işte, siktiri yersiniz, o zaman gelip buraya "siz varken başkasıyla kesişen kadınlardan uzak durun. kahpeler!" dersiniz. çünkü bu kancıklığı tolore edecek şeyler: onun güzelliğinin ya da size arzu dolu bakışının etkisi ortadan kalkmıştır. işte şimdi, neyin onurunuzu zedelediğini ya da neyin sizi bir orospu çocuğu gibi hissettirdiğini anlayabilecek kadar uyanıksınızdır. her şey berraklaşmış, efsun kalkmıştır.
biri vardır. aslında çok iyi insandır ama zaman zaman tahammül edemeyeceğiniz kadar aptallaşıyordur. öğrenmeye ya da kendini geliştirmeye açık değildir, inançlarına ve dogmalara fazla bağlıdır ve değişime mukavemet gösteriyordur. bu yüzden de zaman zaman sizi kırıyordur, moralinizi bozuyordur, iyi anları mahvediyordur ya da ilerlemenizi engelliyordur. bunların sebebinin apaçık ortada duran, iflah olmaz bir cehaletten, aptallıktan kaynaklandığını bilirsiniz. bunları tolore edebildiğiniz sürece "böyle yapıyor ama iyi niyetli aslında!" dersiniz. sonra gün gelmiştir ve artık tahammül sınırınızı aşan bir olay gerçekleşmiştir. bir kırılma anı; her şeyi adamakıllı düşünmenizi, gerçekleri eğip bükmemenizi gerektiren bir olaydır bu. gerekeni yapmış, ilişkiyi bitirmişsinizdir.
sonra "7 yıllık arkadaşlık nasıl bitti?" diye sorarlar. her şey ortadadır. "aptallığı yüzünden. olmuyor, ne kadar iyi olsa da bir insan, sen giderken o kalıyorsa olmuyor. ikiniz de gülü kokluyorsunuz ama sen gülün kıymetini bilip dalında koklarken, o kopardığında solacağını bilmediğindem koparıp kokluyorsa olmuyor. iyilik, merhamet, sevgi bir yere kadar." dersiniz. doğrusu budur işte. bunu söylediğinizde gerçek bir yaklaşımda bulunmuş, insan ilişkilerinin çeşitliliğini ve ciddiyetini ortaya koymuşsunuzdur. şu değildir: "aptal insandan uzak duracaksın!" bunu söylediğinizde yaşanılanlara, deneyimlere, öğrendiklerinize ve öğrettiklerinize; bütünüyle kendinize saygısızlık yapmış, bile bile lades diyen biri durumuna düşürmüşsünüzdür. çünkü kibirden, bağnazlıktan, riyakarlıktan, bencillikten ya da cimrilikten ilk yakınan siz değilsinizdir. binlerce yıldır bu özellikler kitaplara, filmlere konu olmuştur. o halde siz de ders almamışsınızdır bundan ya da menfaatiniz, aynı seviyedeki kişiliksizliğinizden dolayı yıllarca sürdürmüşsünüzdür bu ilişkiyi. çamurda yürüyen ayaklarım temiz demesin!
insan ilişkileri bir bütündür ve kesin yargılara, kalıplara, belirli filtrelere sığdıramayız.
devamını gör...
197.
biraz tahammül seviyenizi yüksek tutun. bir elin beş parmağı bile bir olmazken, kimseyi kendiniz ve her sakallıyı dedeniz sanmayın. insanlar çeşit çeşittir. farklı inanışlar, farklı kültürler, farklı üsluplar, farklı ifadeler, farklı dertler... herkes aklınızdaki seviyede olmak zorunda değil. siz en iyisimi herkesi olduğu gibi kabullenin ve karşınızdakinin kimyasına göre diyaloğa yön verin. işte bu bilinç sizi a noktasından b noktasına götürecektir.
devamını gör...
198.
ilişki kurmamak.
devamını gör...
199.
güçlü durmak.
devamını gör...
200.
bir gün yardım edecek bir ele ihtiyacın olursa, onu ancak kolunun ucunda bulursun.
alman yahudi atasözü
alman yahudi atasözü
devamını gör...