insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders
başlık "jack the ripper" tarafından 03.12.2020 00:55 tarihinde açılmıştır.
301.
kendini sevdirmek için çabalama, sevmek istemeyen sevmez sen ne yaparsan yap.
devamını gör...
302.
bir iyilik yaparsın, karşındaki sürekli aynısını beklemeye başlar, bir de bakmışsın yaptığın iyilik vazifen oluvermiş..!
devamını gör...
303.
kimse olduğu gibi görünüyor. kimseye güvenmemek gerek.
devamını gör...
304.
bir kişi ben ne değilim diyorsa o dur..
devamını gör...
305.
insan, eşref-i mahlukat (yaratılmışların en şereflisi) değil aksine esfel-i safilindir(yaratılmışların en aşağısı). hayvanlar, insanlardan daha masum ve dürüst. yılan etmez insanoğlunun ettiğini...
devamını gör...
306.
ders: insanlardan tiskiniyorum.
devamını gör...
307.
"iyi bir dostta değilsin, yeterince kanamadın"
devamını gör...
308.
insanlarla ilişki kurmamak gerektiği.
mesela bazılarıyla bir süredir hiç konuşmuyorum. kafam o kadar rahatladı ki, vay efendim bu nedir gerçekten.
mesela bazılarıyla bir süredir hiç konuşmuyorum. kafam o kadar rahatladı ki, vay efendim bu nedir gerçekten.
devamını gör...
309.
önceliği kendinize vermeniz gerektiğidir.
devamını gör...
310.
bir hikaye vardır hani köpeklerle ilgili, belki kahramanları farklı isimlerle duymuşsunuzdur lakin ben bir tasavvuf hikayesinde okumuştum:
köpek yavruları kendi aralarında oynaşıyorlar. o sırada oradan mevlânâ ve talebeleri geçiyor. talebelerden biri, köpeklerin dostâne oyunlarına bakıp:
"–ne güzel bir kardeşlik böyle! keşke insanlar şunlardan ibret alsa!" diyor.
hazret-i mevlânâ, manzaranın masumiyetinden emin olmayarak, peşin kanaatin hatalı olduğunu hatırlatarak şöyle cevap veriyor:
“–aralarına bir kemik at da gör kardeşliği!”
yani esasında olay şudur ki, insan ilişkileri çok büyük oranda çıkara dayanır. zira bunun temel sebebi de hırstır. mal, mülk, şöhret, şehvet... ne tür hırs ararsan vardır biz insanlarda. bu hırslarından arınamadığımızda da mevlânâ hikayesi gibi kemiklerin peşinden koşarız. en çok kemik kimdeyse onun kazandığı öğretilir bize. biri de demez ki "yahu sen dünyaya kazık çakmaya gelmedin" diye... şimdi bunu yazınca da "ooo inzivaya çekilelim o zaman, hiç eğlenmeyelim, ot gibi yaşayalım" derler. hayır abicim, ne alaka... onu demiyoruz. bir şeylerden keyif alalım almasına da, keyif aldıklarımız amacımız olmasın. o zaman mutsuz oluyoruz işte.
lüks arabaya binmek isteyebilirsin, 7 yıldızlı otele de gitmek isteyebilirsin. bu garip değil, nefs bu ister. ama bunu amacın haline getirirsen o hedefe ulaşıncaya kadar mutsuz olacaksın. ulaştığında da mutluluğun kısa sürecek. daha öncekiler öyle olmadı mı? çevrendeki insanlardan hep öğüt aldın. "okul bitsin rahatsın" dediler, bitti. "ee sonra?" dedin. "bir evlen de gerisi kolay" dediler, evlendin. "ee sonra?" dedin. "bir çocuğun olsun, rahatsın artık" dediler. şimdi sen böyle böyle bütün aşamaları geçerken hayatı ıskalamadın mı? insanların sana verdiği akıl seni nereye götürdü, sana ne kattı? belki de hiçbir şey. o adam/kadın da sana aklı, senle o anki ilişki durumunu korumak için verdi muhtemelen. seni gerçekten düşündüğü için değil. insanlar her noktada öncelikli olarak kendini düşünür. seni senden başka neredeyse kimse düşünmez. tabi annen, eşin, belki kardeşin filan istisna... ama kalanlarıyla olan ilişki maalesef budur.
eh, hep karşı tarafı da suçladık ama, biz de başkalarına "yardımcı olmaya" çalışırken, aslında kendi nefsimize ve çıkarımıza mı hizmet ediyoruz bir düşünelim diye karaladım bir şeyler. bir de "kemik" yokmuş gibi tekrar düşünüp öyle karar verelim.
köpek yavruları kendi aralarında oynaşıyorlar. o sırada oradan mevlânâ ve talebeleri geçiyor. talebelerden biri, köpeklerin dostâne oyunlarına bakıp:
"–ne güzel bir kardeşlik böyle! keşke insanlar şunlardan ibret alsa!" diyor.
hazret-i mevlânâ, manzaranın masumiyetinden emin olmayarak, peşin kanaatin hatalı olduğunu hatırlatarak şöyle cevap veriyor:
“–aralarına bir kemik at da gör kardeşliği!”
yani esasında olay şudur ki, insan ilişkileri çok büyük oranda çıkara dayanır. zira bunun temel sebebi de hırstır. mal, mülk, şöhret, şehvet... ne tür hırs ararsan vardır biz insanlarda. bu hırslarından arınamadığımızda da mevlânâ hikayesi gibi kemiklerin peşinden koşarız. en çok kemik kimdeyse onun kazandığı öğretilir bize. biri de demez ki "yahu sen dünyaya kazık çakmaya gelmedin" diye... şimdi bunu yazınca da "ooo inzivaya çekilelim o zaman, hiç eğlenmeyelim, ot gibi yaşayalım" derler. hayır abicim, ne alaka... onu demiyoruz. bir şeylerden keyif alalım almasına da, keyif aldıklarımız amacımız olmasın. o zaman mutsuz oluyoruz işte.
lüks arabaya binmek isteyebilirsin, 7 yıldızlı otele de gitmek isteyebilirsin. bu garip değil, nefs bu ister. ama bunu amacın haline getirirsen o hedefe ulaşıncaya kadar mutsuz olacaksın. ulaştığında da mutluluğun kısa sürecek. daha öncekiler öyle olmadı mı? çevrendeki insanlardan hep öğüt aldın. "okul bitsin rahatsın" dediler, bitti. "ee sonra?" dedin. "bir evlen de gerisi kolay" dediler, evlendin. "ee sonra?" dedin. "bir çocuğun olsun, rahatsın artık" dediler. şimdi sen böyle böyle bütün aşamaları geçerken hayatı ıskalamadın mı? insanların sana verdiği akıl seni nereye götürdü, sana ne kattı? belki de hiçbir şey. o adam/kadın da sana aklı, senle o anki ilişki durumunu korumak için verdi muhtemelen. seni gerçekten düşündüğü için değil. insanlar her noktada öncelikli olarak kendini düşünür. seni senden başka neredeyse kimse düşünmez. tabi annen, eşin, belki kardeşin filan istisna... ama kalanlarıyla olan ilişki maalesef budur.
eh, hep karşı tarafı da suçladık ama, biz de başkalarına "yardımcı olmaya" çalışırken, aslında kendi nefsimize ve çıkarımıza mı hizmet ediyoruz bir düşünelim diye karaladım bir şeyler. bir de "kemik" yokmuş gibi tekrar düşünüp öyle karar verelim.
devamını gör...
311.
en kaliteli insana dahi hakettiğinden fazla ilgi ve değer vermeyin, ilk kalkan yeri götü oluyor.
devamını gör...
312.
kimseye güvenme yoksa o kalbinde uçuşan kelebekler kalbimdeki sevgi ağından ölebilir.
eh her şey yeteceği kadar değil mi?
eh her şey yeteceği kadar değil mi?
devamını gör...
313.
her fikri dinle. yoksa küsüyorlar…
devamını gör...
314.
bir arkadaşının, bir başka arkadaşına haksızlık yapması, onu kullanması, ya da arkasından konuşması bir gün sana da aynısını yapacağının kanıtıdır. sıra sana gelmeden kesinlikle arana mesafe koymalısın.
devamını gör...
315.
herkes her şeyi yapar. "beklemiyordum" gibi bir bahaneniz olamaz. ayık olun.
devamını gör...
316.
"çok muhabbet tez ayrılık getirir." atalarımızın insan ilişkilerinden çıkardığı en önemli derslerden biri bence.
devamını gör...
317.
mesafe iyidir hatta çok iyidir.
devamını gör...
318.
(bkz: her ihanet sevgiyle başlar)*
devamını gör...
319.
ders böyle çeşitleniyor. hayat bilgisi ayrılıyor ya mesela sosyal ve fen diye
sonra işte lisede daha da dallanıp budaklanıyor ve üniversitede bilim oluyor falan filan
işte bir ders çıkarıyorum aaaa diyorum bu ders böyle değilmiş bu neymiş
çıkar çıkar bitmiyor
sonra işte lisede daha da dallanıp budaklanıyor ve üniversitede bilim oluyor falan filan
işte bir ders çıkarıyorum aaaa diyorum bu ders böyle değilmiş bu neymiş
çıkar çıkar bitmiyor
devamını gör...
320.
hayat çok ama çok kısa. kimseyi ufacık, anlamsız şeyler için, kibir için, nefs için kırmaya değmezmiş. sen de mutlu ol arkadaşım. canın sağ olsun, senden kıymetli mi, yanındayım, yalnız değilsin demek gerekiyormuş.
devamını gör...