küçük şeylerle mutlu olmak
başlık "kuzey yemin ederim bilmiyordum" tarafından 16.11.2020 23:03 tarihinde açılmıştır.
101.
bulutları izlemek bunun en güzel örneğidir.
devamını gör...
102.
şeylerin küçüklüğü ve büyüklüğü onlara verilen değerle ancak ölçülebilir. hiçbir şey ne küçüktür ne büyük. kimse ne mutluluk kaynağının hesabını vermek zorundadır ne de "büyük" şeylerle mutlu olmak zorunda.
devamını gör...
103.
104.
beceremediğim iştir.
devamını gör...
105.
ay bizde küçük şey olmaz hihi-
terbiyesizsiniz. cuma günü sabah sabah yaptığınız imaya bak. bir dakika. şimdi arkadaşlar. size küçük bazı şeylerin ne kadar da mümim ve tatlı olduğunu anlatacağım.
küçük ceviz ağacı. ah. hemen bizim avlumuzun önünde, yaylada, sincaplar ekmiş onu *)) , unutuyor enayiler, unuttukları cevizler, ağaç oluyor.
hatırlamıyorum da, yurdun sahibesi güngör gördü mü, o bebek, cevizin, bir gün büyüyüp yavaş yavaş, ceviz verdiğini? sanmıyorum. babannem vefat ettikten sonra ceviz verdi.
babannem derdi ki, cevizi döveceksin, dallarını, uzunca bir değnekle, hırpalayacaksın, verimli olurmuş böyle. bir de dibine kül dökerdik. bunlar yalan-yanlış bilmem, direkt topraktan bilgiler.
rahmetli babannem, ağzı çok tatlı bir kadındı ama öyleydi, sana bana değil, her şeye öyleydi.
torununu seversin, gelinini seversin, ceviz ağacına bakıp, "oy kurban olurum yaradana" demek, bilemiyorum... babannem ağaçla konuşur, çiçekle konuşur... yabani otlarımız vardır her sene ritüeldir, biçtirilir, hiç şikayet etmezdi, allah'ın takdiri derdi...
evet. o yurt ona bahşedilmişti, onun zorlukları da vardı, hiç gocunmadı, toprağı kurutmaya çalışmadı, her sene o otları biçtirmeye memnun kaldı, çünkü, o otları biçtirebiliyorsa, parası var demekti, elden ayaktan düşmemiş, çok sevdiği, her sene, "-seneye çıkar mıyım kim bilir?" diye üzüldüğü yaylasında, işte o yapılması gereken rütin bir işti.
bir gün of demedi be. 40 yıl boyunca.
sonra işte ağaca bakar kuşa bakar, ne güzel der, rüzgar esse ağlar, ne güzel estirdi diye.
al sana küçük şey. zambak ekerdik. zambak açınca mutlu olur mu insan? diyelim ki açmadı? o zaman da üzülür, dert olur kendine, vah açmadı diye diye yüreğimizi tüketir tüm yaz boyu.
ah, vah, keşke olsa da, zambak açmadı diye yüreğimizi tüketse.
özür dilerim, okuyana zahmet verdim, içimden öyle geldi, az önce önüme leylâ'yı çıkardı fotoğraflar, sanki bizi dinliyormuş gibi, paylaşırım belki, anneannem leylâ'yı, babannem güngör'ü, teyzem mücella'yı gördüm. dükkanda ağlanır mı be kardeşiö. ama falso vermiyorum ha. çaktırmadan ağladım.
iyi günler.
terbiyesizsiniz. cuma günü sabah sabah yaptığınız imaya bak. bir dakika. şimdi arkadaşlar. size küçük bazı şeylerin ne kadar da mümim ve tatlı olduğunu anlatacağım.
küçük ceviz ağacı. ah. hemen bizim avlumuzun önünde, yaylada, sincaplar ekmiş onu *)) , unutuyor enayiler, unuttukları cevizler, ağaç oluyor.
hatırlamıyorum da, yurdun sahibesi güngör gördü mü, o bebek, cevizin, bir gün büyüyüp yavaş yavaş, ceviz verdiğini? sanmıyorum. babannem vefat ettikten sonra ceviz verdi.
babannem derdi ki, cevizi döveceksin, dallarını, uzunca bir değnekle, hırpalayacaksın, verimli olurmuş böyle. bir de dibine kül dökerdik. bunlar yalan-yanlış bilmem, direkt topraktan bilgiler.
rahmetli babannem, ağzı çok tatlı bir kadındı ama öyleydi, sana bana değil, her şeye öyleydi.
torununu seversin, gelinini seversin, ceviz ağacına bakıp, "oy kurban olurum yaradana" demek, bilemiyorum... babannem ağaçla konuşur, çiçekle konuşur... yabani otlarımız vardır her sene ritüeldir, biçtirilir, hiç şikayet etmezdi, allah'ın takdiri derdi...
evet. o yurt ona bahşedilmişti, onun zorlukları da vardı, hiç gocunmadı, toprağı kurutmaya çalışmadı, her sene o otları biçtirmeye memnun kaldı, çünkü, o otları biçtirebiliyorsa, parası var demekti, elden ayaktan düşmemiş, çok sevdiği, her sene, "-seneye çıkar mıyım kim bilir?" diye üzüldüğü yaylasında, işte o yapılması gereken rütin bir işti.
bir gün of demedi be. 40 yıl boyunca.
sonra işte ağaca bakar kuşa bakar, ne güzel der, rüzgar esse ağlar, ne güzel estirdi diye.
al sana küçük şey. zambak ekerdik. zambak açınca mutlu olur mu insan? diyelim ki açmadı? o zaman da üzülür, dert olur kendine, vah açmadı diye diye yüreğimizi tüketir tüm yaz boyu.
ah, vah, keşke olsa da, zambak açmadı diye yüreğimizi tüketse.
özür dilerim, okuyana zahmet verdim, içimden öyle geldi, az önce önüme leylâ'yı çıkardı fotoğraflar, sanki bizi dinliyormuş gibi, paylaşırım belki, anneannem leylâ'yı, babannem güngör'ü, teyzem mücella'yı gördüm. dükkanda ağlanır mı be kardeşiö. ama falso vermiyorum ha. çaktırmadan ağladım.
iyi günler.
devamını gör...
106.
biran bitti sandığında dolabı açıp köşede masumca ''beni içmedin abiii'' diyen gözlerle sana bakan birayı görmektir.
devamını gör...