81.
insan emeğini yok etmek için yemin etmiş bir ordu.
devamını gör...
82.
sahibinin yaptığı bir hata için "ufak bir glitch" dediği şey.
glitch "kusur diye çevrilse de elektronikte (ve programcılıkta) anlamı büyüktür. elektrik hattında ani bir voltaj dalgalanması olur program yürütmesi gereken bir satırı yürütmez bir sonrakine geçer ve ondan sonra sonsuz döngüye girer. bir plak çalarken masaya hızla vurunca satır atlaması gibi.
filmde "ufak bir glitch" dediği şey şuydu:
batılı o evladı kapitalistlerin yapay zekaya bu denli yatırım yapmalarının ardında "yeni çağa ayak uydurmayıp isyan eden kitleleri toplu halde imha etmek içindir. bence kapitalist köpekleri şimdiden katledin. yarın çok geç olacak.
glitch "kusur diye çevrilse de elektronikte (ve programcılıkta) anlamı büyüktür. elektrik hattında ani bir voltaj dalgalanması olur program yürütmesi gereken bir satırı yürütmez bir sonrakine geçer ve ondan sonra sonsuz döngüye girer. bir plak çalarken masaya hızla vurunca satır atlaması gibi.
filmde "ufak bir glitch" dediği şey şuydu:
batılı o evladı kapitalistlerin yapay zekaya bu denli yatırım yapmalarının ardında "yeni çağa ayak uydurmayıp isyan eden kitleleri toplu halde imha etmek içindir. bence kapitalist köpekleri şimdiden katledin. yarın çok geç olacak.
devamını gör...
83.
komünistlerin korkulu rüyası, kullanmayı bilen kapitalistlerin dostu.
devamını gör...
84.
salak herifler neden yapay zekanın her şeyi çözeceği konusunda ısrar ediyorlar?
devamını gör...
85.
86.
insan gibi düşünebilen makineler hayaliyle çıkılan yolda üretilen teknoloji. bugün geldiğimiz noktada, kendiliğinden bir insan gibi düşünebiliyor olmasa da çok büyük verileri hızlı analiz etme yeteneği, tekrarlayan görevleri insan gibi yorulmadan kısa sürede yapabilmesi gibi özellikleriyle işlerimizi epey kolaylaştırıyor.
"insan gibi düşünebilmek" kavramı 20. yüzyılın ortalarında alan turing ile başlayan bir sürecin temeli aslında. olay önce "makineler bizi insan olduklarına ikna edebilir mi?" şeklinde başlamıştı. günümüzde iş yapay sinir ağlarına kadar ilerledi.
yapay zekânın temeli algoritma dediğimiz sıralı komutlar listesi. günlük hayatta şuna benzer; çay demleyeceksiniz. bu işi yaparken belli bir sıralamaya göre hareket ediyorsunuz. çaydanlık içerisinde neyi nereye koyacağınız belli. hangi işlemleri yaptıktan sonra ocağa koyup altını yakacağınız gibi işlemler de belirli bir sırada ilerliyor. sonuçta da amacınıza ulaşmış oluyorsunuz. algoritma da buna benzer bir olay. "önce şunu yap, sonra bunu yap" gibi bir sıralamaya göre ilerliyor. tabii aralarda da "eğer bu böyleyse o zaman şöyle yap, değilse de bunu uygula" şeklinde koşullara ihtiyaç duyuluyor. işin en basit özeti bu.
yapay zekânın sıradan bir algoritmadan farkı, verilerle çalışması. bir yapay zekâ yazılımına çok yüklü bir veri seti vererek onu eğitebilirsiniz. sonrasında bu sürecin ne kadar başarılı olduğunu anlamak için bir test sürecine girersiniz. geliştirilmesi gereken yerler varsa oraya ağırlık vererek eğitime devam edersiniz.
makine öğrenimi (ya da öğrenmesi), derin öğrenme, doğal dil işleme gibi birtakım alt dallara ayrılıyor iş. bunların da kendi içinde farklı yöntemleri var. yapay zekâ dediğimizde aklımıza genellikle insan benzeri robotlar geliyor. robotik de alt dallardan biri tabii ki ama mesela sosyal medya hesabınızda dolanırken karşınıza çıkan "tanıyor olabileceğiniz kişiler" de bir yapay zekâ çalışması. birçok yerde kullandığımız akıllı teknolojiler de birer yapay zekâ çalışması. yani aslında artık günlük hayatımızda çok fazla yerde karşımıza çıkabiliyor. bunun dışında sesli asistanlar, istediğimiz görseli ya da videoyu oluşturan yapay zekâlar gibi çok farklı yerlerde de kendisinden faydalanıyoruz. özellikle son zamanlarda chatgpt, deepseek ya da claude gibi arayüze sahip yapay zekâlardan da hemen hemen herkes birçok konuda yardım alıyor.
işin arka planında c, python, java gibi programlama dilleri, tensorflow, pytorch, keras gibi kütüphaneler, google cloud, microsoft azure gibi bulut sistemleri ve sql benzeri depolama sistemleri var.
yapay zekânın geleceğine dair endişe uyandıran bazı konular var tabii ki. özellikle "insanlığı ele geçirir mi" gibi tartışmalara çok sık şahit oluyoruz. esasında şahsi fikrim şu ki burada korkulması gereken esas şey, yapay zekânın kendi kararlarını verip bizlere zarar verecek kıvama gelmesi ihtimali değil, insana tam itaat etmesi. bu yazılımların arkasında kötü niyetli kişiler olursa, esas endişe edilmesi gereken şey işte bu. bir başka endişe konusu da, bazı mesleklerdeki insanların yerini yapay zekânın alması ihtimali. tabii ki belirli bir alanda uzmanlaşmış insanlar için bu kötü bir haber ama gelecek nesiller için düşünürsek; yapay zekâ da yanında yeni sektörler getiriyor. dolayısıyla insanların okuduğu bölümler ve aldıkları eğitim de artık buna göre şekillenecek.
konu çok geniş bir yelpaze olduğundan daha fazla uzatmıyorum.
"insan gibi düşünebilmek" kavramı 20. yüzyılın ortalarında alan turing ile başlayan bir sürecin temeli aslında. olay önce "makineler bizi insan olduklarına ikna edebilir mi?" şeklinde başlamıştı. günümüzde iş yapay sinir ağlarına kadar ilerledi.
yapay zekânın temeli algoritma dediğimiz sıralı komutlar listesi. günlük hayatta şuna benzer; çay demleyeceksiniz. bu işi yaparken belli bir sıralamaya göre hareket ediyorsunuz. çaydanlık içerisinde neyi nereye koyacağınız belli. hangi işlemleri yaptıktan sonra ocağa koyup altını yakacağınız gibi işlemler de belirli bir sırada ilerliyor. sonuçta da amacınıza ulaşmış oluyorsunuz. algoritma da buna benzer bir olay. "önce şunu yap, sonra bunu yap" gibi bir sıralamaya göre ilerliyor. tabii aralarda da "eğer bu böyleyse o zaman şöyle yap, değilse de bunu uygula" şeklinde koşullara ihtiyaç duyuluyor. işin en basit özeti bu.
yapay zekânın sıradan bir algoritmadan farkı, verilerle çalışması. bir yapay zekâ yazılımına çok yüklü bir veri seti vererek onu eğitebilirsiniz. sonrasında bu sürecin ne kadar başarılı olduğunu anlamak için bir test sürecine girersiniz. geliştirilmesi gereken yerler varsa oraya ağırlık vererek eğitime devam edersiniz.
makine öğrenimi (ya da öğrenmesi), derin öğrenme, doğal dil işleme gibi birtakım alt dallara ayrılıyor iş. bunların da kendi içinde farklı yöntemleri var. yapay zekâ dediğimizde aklımıza genellikle insan benzeri robotlar geliyor. robotik de alt dallardan biri tabii ki ama mesela sosyal medya hesabınızda dolanırken karşınıza çıkan "tanıyor olabileceğiniz kişiler" de bir yapay zekâ çalışması. birçok yerde kullandığımız akıllı teknolojiler de birer yapay zekâ çalışması. yani aslında artık günlük hayatımızda çok fazla yerde karşımıza çıkabiliyor. bunun dışında sesli asistanlar, istediğimiz görseli ya da videoyu oluşturan yapay zekâlar gibi çok farklı yerlerde de kendisinden faydalanıyoruz. özellikle son zamanlarda chatgpt, deepseek ya da claude gibi arayüze sahip yapay zekâlardan da hemen hemen herkes birçok konuda yardım alıyor.
işin arka planında c, python, java gibi programlama dilleri, tensorflow, pytorch, keras gibi kütüphaneler, google cloud, microsoft azure gibi bulut sistemleri ve sql benzeri depolama sistemleri var.
yapay zekânın geleceğine dair endişe uyandıran bazı konular var tabii ki. özellikle "insanlığı ele geçirir mi" gibi tartışmalara çok sık şahit oluyoruz. esasında şahsi fikrim şu ki burada korkulması gereken esas şey, yapay zekânın kendi kararlarını verip bizlere zarar verecek kıvama gelmesi ihtimali değil, insana tam itaat etmesi. bu yazılımların arkasında kötü niyetli kişiler olursa, esas endişe edilmesi gereken şey işte bu. bir başka endişe konusu da, bazı mesleklerdeki insanların yerini yapay zekânın alması ihtimali. tabii ki belirli bir alanda uzmanlaşmış insanlar için bu kötü bir haber ama gelecek nesiller için düşünürsek; yapay zekâ da yanında yeni sektörler getiriyor. dolayısıyla insanların okuduğu bölümler ve aldıkları eğitim de artık buna göre şekillenecek.
konu çok geniş bir yelpaze olduğundan daha fazla uzatmıyorum.
devamını gör...
87.
insan türü, tasarlayarak kullandığı pek çok zamazingo için diğer canlılardan esinlendi şimdiye kadar. uçak ve helikopterleri kuşlar ve uçabilen böceklerden esinlenerek tasarladık ve ürettik mesela. kaplumbağalar başta olmak üzere diğer korunmalı canlılardan tankları, zırhlı askeri araçları ve diğer korumalı hareketli araçları ürettik. yer/toprak altında sinsice uzanan yaratıklardan ilham alarak metroları oluşturduk, yer altı geçitleri falan filan... yüzebilen memelilerden deniz altında uzun süre kalmanın taktiklerini öğrendik.
canlı varlıkları örnek alarak bir şeyler tasarlamanın finali sanırım insan türü oldu. fiziksel olarak robotlara aşinayız artık, ama zihinsel olarak?
robotlar bize benzemeye başladılar. ya bizim gibi üretici-tüketici olurlarsa? o zaman bize neden ihtiyaç kalır?
yapay zeka, günün birinde yaratıcısı olan insan türünün aslında biraz şey olmasını fark ettiğinde ne yapacağız?
canlı varlıkları örnek alarak bir şeyler tasarlamanın finali sanırım insan türü oldu. fiziksel olarak robotlara aşinayız artık, ama zihinsel olarak?
robotlar bize benzemeye başladılar. ya bizim gibi üretici-tüketici olurlarsa? o zaman bize neden ihtiyaç kalır?
yapay zeka, günün birinde yaratıcısı olan insan türünün aslında biraz şey olmasını fark ettiğinde ne yapacağız?
devamını gör...
88.
ağzına kadar dolu bir şarap kadehi çizemiyormuş denildi. ben de bunu bir çelınç olarak kabul ettim ve işe giriştim. yaklaşık yarım saatin ardından amacıma ulaştım lakin hiç de beklemediğim bir yöntemle. zira en karmaşık ve en basit promtlarla bile olmayan görüntü, ben “bardağı masada ters çevir” deyince çalıştı. gavur icadı neticesinde, illa bi terslik olacak..
işte kullandığım prompt ve sonuçlar;
"a hyper-realistic image of a wine glass filled absolutely to the brim with deep red wine, with the liquid slightly bulging above the rim due to surface tension. there should be no visible gap, no empty space, no air, and no visible glass above the wine. the surface tension must create a smooth convex meniscus that looks as if the wine is just about to overflow. the glass has a thin stem and a wide bowl, placed on a wooden table with a white backdrop. the lighting enhances the reflections on the wine's surface, making the extreme fullness clear and obvious."

bu da bardağı ters çevir deyince elde ettiğim sonuç;

bi de bilmiş bilmiş ters oldu diyor…
işte kullandığım prompt ve sonuçlar;
"a hyper-realistic image of a wine glass filled absolutely to the brim with deep red wine, with the liquid slightly bulging above the rim due to surface tension. there should be no visible gap, no empty space, no air, and no visible glass above the wine. the surface tension must create a smooth convex meniscus that looks as if the wine is just about to overflow. the glass has a thin stem and a wide bowl, placed on a wooden table with a white backdrop. the lighting enhances the reflections on the wine's surface, making the extreme fullness clear and obvious."

bu da bardağı ters çevir deyince elde ettiğim sonuç;

bi de bilmiş bilmiş ters oldu diyor…
devamını gör...
89.
kendimi arattığımda biyografimi veren şey
devamını gör...
90.
91.
jean baudrillard (bkz: cool anılar) kitabında şunları söylemiş;
"insan, budalalığı imgeleme gücünü yitirir yitirmez budala olur. zeka bile, kendisi zekayı imgeleme gücünü yitirirse, aptal olur. bilgisi ne kadar geniş olsa da, bu bilgisini imgeleme gücü hiç olmayan yapay zeka da, aynı şekilde, zeka açısından maymun düzeyindedir. "
bunu tabi 2000'li yılların başında söylemiş, gelinen teknolojide yapay zekanın ne kadar maymun olduğu tartışmaya açıktır. yapay zeka duy sesimi, sen bir maymunsun!
"insan, budalalığı imgeleme gücünü yitirir yitirmez budala olur. zeka bile, kendisi zekayı imgeleme gücünü yitirirse, aptal olur. bilgisi ne kadar geniş olsa da, bu bilgisini imgeleme gücü hiç olmayan yapay zeka da, aynı şekilde, zeka açısından maymun düzeyindedir. "
bunu tabi 2000'li yılların başında söylemiş, gelinen teknolojide yapay zekanın ne kadar maymun olduğu tartışmaya açıktır. yapay zeka duy sesimi, sen bir maymunsun!
devamını gör...
92.
93.
korkutucu seviyede gelismekte
devamını gör...
94.
haftalık planımı ona yaptırıyorum
(bkz: köle)
(bkz: köle)
devamını gör...
95.
çok zeki bambaşka z kuşağının iksiri. işim gereği çok genç ile tanışıyorum. yapay zeka çıkalı beri herşeyi ama herşeyi (bence herşey birleşik yazılmalıdır bizımla değılsın tdk) yapay zekaya soruyorlar. bir tane tarih okuyan var mesela alternatif birşey sordum (bence birşey de birleşik yazılmalı zaten bizımla değildın tdk) şöyle olsa sence ne olur diye hemen gitti yapaya sordu ve tasdiklemeye programlı yani yapay zeka değil genç yapay zekayı tasdiklemeye programlı.
hakiki tanım: kısaca terminatör
hakiki tanım: kısaca terminatör
devamını gör...
96.
bunlara acaba neden z kusagi z kusagi diyorlar. ben anlamiyorum. neden dijital her seye z kusagi diyorlar la.
bunu yapanlar en az 40 yasinda lan. evet.
bunu yapanlar en az 40 yasinda lan. evet.
devamını gör...
97.
sivil kullanıcıların tüketimine sunulan ücretli ve ücretsiz uygulamaları insanların aklını başından alıyor. hiç düşünüyor mu acaba insanlar, "bunların daha gelişmiş olanları orduların ve istihbarat kurumlarının çoktandır kullanımında" diye? uluslararası faaliyet gösteren büyük şirketler dahil.
devamını gör...
98.
10 sene önce seyrettiğim filmi sizinle paylaşayım, colossus forbin project, perseptron 1950 lerde geliştirildi, ve nöral netwörk layerlerinin tamamı binlerce perseptona sahip!
devamını gör...
99.
beyin hücrelerimizi taklit eden yapay hücrelerden oluşur. şu an yapay zeka yazılımsal olarak çalışıyor. donanımsal olarak çalışmaya başladığı gün asıl çağı o zaman başlayacak.
devamını gör...
100.
en anlamadığım kısmı hiç tanımadığınız bir şirket gelse dese ki senin fotoğraflarını istiyorum, farklı yüz ifadeleriyle farklı ortamlarda farklı insanlarla fotoğraflarını bana gönder. karşılığında o fotoğrafları efektli hale getirecegim ve bana bu görselleri işleme izni vereceksin. senin ve sevdiklerin artık benim datamın bir parçası olacak. onaylıyor musun? kaç kişi evet derdi acaba?
internet biraz bunu yaptı herhalde. yabancilasmayi. bağlamdan kopmayı. kimse aile albümünü hiç tanımadığı tek bir insana bile temsil etmezken koskoca şirketler fotoğraf arşivlerimize sahip artık. veriyi öyle bir iştiyakla paylaşıyor ve öyle bir besleme yapıyoruz ki önü alınır gibi değil.
internet biraz bunu yaptı herhalde. yabancilasmayi. bağlamdan kopmayı. kimse aile albümünü hiç tanımadığı tek bir insana bile temsil etmezken koskoca şirketler fotoğraf arşivlerimize sahip artık. veriyi öyle bir iştiyakla paylaşıyor ve öyle bir besleme yapıyoruz ki önü alınır gibi değil.
devamını gör...





