yazarların bugüne kadar hissettiği en büyük fiziksel acı
başlık "tam1peach" tarafından 14.04.2021 22:57 tarihinde açılmıştır.
141.
kuzenimle boğuşurken gözüme tekme yemiştim. nefesim kesilmişti. göz acısının yerini hiç biri tutamaz ben de
devamını gör...
142.
geçen yıl ekim sonu gibiydi. evimizin bahçesindeki elma ağacından birkaç elma topladıktan sonra aşağıya inerken yaklaşık 1 mt. yüksekten yere atladım. sol ayağım zemine temasıyla birlikte bileğimin burkulması, ardından dizimin dönmesi, bacağım sol yana doğru açık kalırken bütün vücut ağırlığımın dengesiz bir şekilde bacağımın üzerine yüklenmesi, diz kapağımın yerinden çıkacak gibi zorlanması ve içeriden gelen kırbaç sesini andıran bir ses... anlattıklarımın hepsi saniyenin onda biri kadar zamanda meydana geldi.
ardından inanılmaz bir acı... diyebilirim ki çok büyük bir güçle ayağımdan asılarak dizimden aşağısını bedenimden ayırdılar. o anda sanıyorum tansiyonumdaki ani bir değişim sonucu baş dönmesi,mide bulantısı, gözlerimde kararma vs. olduğum yere yığıldım. bir süre sonra bacağımı sürükleyerek yerimden kalkabildim.
çekilen mr'ın sonucu, o bir anlık hareket diz kapağının yerinden çıkması ve ön çapraz bağ kopması gibi bir hasara sebep olmuş*. üzerinden geçen birkaç aylık sürede oluşan çok yoğun ödemin dağılmasını beklerken idare etmeye çalışsam da, sürekli olarak dizin boşa çıkması, denge kaybı, merdiven inip çıkarken düşme endişesi, istemeye istemeye de olsa bir ameliyat sürecine zorluyor artık. yakın zamanda o da olacak gibi duruyor.
ardından inanılmaz bir acı... diyebilirim ki çok büyük bir güçle ayağımdan asılarak dizimden aşağısını bedenimden ayırdılar. o anda sanıyorum tansiyonumdaki ani bir değişim sonucu baş dönmesi,mide bulantısı, gözlerimde kararma vs. olduğum yere yığıldım. bir süre sonra bacağımı sürükleyerek yerimden kalkabildim.
çekilen mr'ın sonucu, o bir anlık hareket diz kapağının yerinden çıkması ve ön çapraz bağ kopması gibi bir hasara sebep olmuş*. üzerinden geçen birkaç aylık sürede oluşan çok yoğun ödemin dağılmasını beklerken idare etmeye çalışsam da, sürekli olarak dizin boşa çıkması, denge kaybı, merdiven inip çıkarken düşme endişesi, istemeye istemeye de olsa bir ameliyat sürecine zorluyor artık. yakın zamanda o da olacak gibi duruyor.
devamını gör...
143.
bel fıtığı ameliyatı sonrası dikişlerim patlamıştı. ne yanıma dönmeye çalışsam bi elektrik veriliyordu sanki belimden. epey acılıydı ve çok uzun sürdü. allah kimseye yaşatmasın.
devamını gör...
144.
kendimi kaba etimden kesme acısı. ışın kılıcım belimdeyken işediğim sırada yanlışlıkla açılmıştı. sonrası malum.
devamını gör...
145.
enfeksiyon sebebiyle olan 20lik diş ağrısı. çaresizlik, öfke, üzüntü gibi duyguların hepsini bir arada yaşatır. acı geçsin diye şeytana ruhunu sattırır. evet gerçekten anlattığım kadar abartı bir durum. ileride başınıza gelirse aklınızda bulunsun o acıyı geçirten tek şey ağzınızda alkol tutmak olur, tercihen rakı.
devamını gör...
146.
az su içtiğim zamanlar kanlı idrar sıkıntım olmuştu. o an kopsa diye dua ettiğimi hatırlıyorum.
devamını gör...
147.
geçen sene ankara ya iki parmak kar ya yağdı ya yağmadı o kadar az bir karda kaydım düştüm, .dirsekten kırıldı kol,ilk kırıldığını hissettiğim an o zamana kadar ki en büyüğüydü,neyse 3 hafta alçıda kaldıktan sonra kolum donmuş vaziyette alciyi çıkardılar ve fizik tedavi süreci başladı.28 yaşımda acıdan ağladığımi bilirim. fizik tedavi acı eşiğimi çok üst noktaya taşıdı bambaşka bir acı deneyimi fizik tedavi .
devamını gör...
148.
ilk hamileliğimdi, ikiz dedi doktor. iki bebek birden gelecek, inanılmaz bir heyecan ve korku yaşıyorum haliyle. günden güne içimde iki can büyütüyor olmanın verdiği mucizevi bir hisle ellerim sürekli karnımda. ultrasonda iki kese içinde iki fasulye tanesi. fakat zaman zaman kasılıyor karnım ağrıdan. miniklerle 4 aylık birlikteliğimizin son gününde şiddetli bir sancıyla gittim hastaneye, doktor biri yaşıyor hala, dedi. aklım almadı nasıl ayrıldılar birbirlerinden. bir umut belki yaşamaya devam eder diğeri diye düşündüm ama öyle olmuyormuş. o gece hastanede diğerinin de düşmesini beklemişim bilmeden. sabaha karşı vedalaştım ikisiyle de. buraya kadar geçen sürede kalben çektiğim acıyı bastıramadı fiziksel olarak çektiğim acı. ertesi gün ise onlardan geriye ne kaldıysa artık orada olmaması gerektiğini söyledi doktor. temizlenmesi gerek, dedi. iki can kaybetmiştim ve dünyadaki ilk yuvalarının artık bir yuva olmadığı, tabiri caizse bir mezar olduğuyla yüzleşiyordum ben o sırada. artık karnıma dokunamıyordum ellerimle...
sonra kürtaj zamanı geldi. o odaya çağırdılar. ve etimden et kopardılar. o an ölmeyi diledim yaşadığım acı karşısında. gerçekten diledim.
diğeri de babamı kaybettiğim gündü. o sabah, kalbimi, aklımı, beni paramparça eden bir ateşti yaşamak.
sonra kürtaj zamanı geldi. o odaya çağırdılar. ve etimden et kopardılar. o an ölmeyi diledim yaşadığım acı karşısında. gerçekten diledim.
diğeri de babamı kaybettiğim gündü. o sabah, kalbimi, aklımı, beni paramparça eden bir ateşti yaşamak.
devamını gör...
149.
bütün yaşanmışlıkların birikimsel olarak üzerime çökmesi. evet diyeceksiniz ki bu ruhsal acı olur fiziksel değil belki ama şöyle bir durum var; fiziksel acı ile ruhsal acı iç içedir. içinizde biriken acılar kendini zamanla dışa da vurur. bizi yıllarca içinin güzelliği dışa da vurur zamanla diye kandırdılar.
devamını gör...
150.
dizimden sakatlandığımda soğuduktan sonraki acı akabinde 12 saatlik ameliyat sonrasında ufak tefek 13 ameliyat daha.
devamını gör...
151.
burada okuduklarımın üstüne bu çok hafif kalacak ama..
öncelikle rabbim hepinize yardım etsin.unutmayın, her şeyin bir nedeni vardır.rabbime bol bol dua edin.
kayıplarınız için isyan etmeyin.
benim cevabıma gelirsek : bacak krampı..
neden olduğunu bilmediğim şekilde gece uyurken bir anda giriyordu.. özellikle sağ bacağıma.. uykunun içinde o acı ile cebelleşiyordum.. bir ara tavan olduğu an oluyordu…….
niye olduğunu hala bilmiyorum ama çok şükür şu aralar hiç yaşamıyorum.
öncelikle rabbim hepinize yardım etsin.unutmayın, her şeyin bir nedeni vardır.rabbime bol bol dua edin.
kayıplarınız için isyan etmeyin.
benim cevabıma gelirsek : bacak krampı..
neden olduğunu bilmediğim şekilde gece uyurken bir anda giriyordu.. özellikle sağ bacağıma.. uykunun içinde o acı ile cebelleşiyordum.. bir ara tavan olduğu an oluyordu…….
niye olduğunu hala bilmiyorum ama çok şükür şu aralar hiç yaşamıyorum.
devamını gör...
152.
diş ağrısı. insan gecenin bir vakti ağrıdan uyuyamadığı için kafasını duvara vurup kendini bayıltmayı düşünür mü hiç? düşünüyormuş.
allah düşmanın başına vermesin.
allah düşmanın başına vermesin.
devamını gör...
153.
sağ el bileğime on dikiş atılmıştı, dikişlerim sökülürken hemşire çok sert çektiği için yara tamamen eskisi gibi tekrar açılmıştı. garip ve tarifsiz bir acıydı, allah bir daha yaşatmasın
devamını gör...
154.
bağırsak düğümlenmesi ve bağırsaklardaki yaralar.
devamını gör...
155.
benim de söyleyeceklerim var. * on bir sene önce yaşadığım böbrek sancısını hala dün gibi hatırlarım.
sabah erkenden 6:00-6:30 gibi seyahate hazırlık için ofise gelmiştim. saat 11:00'de uçağımız kalkacaktı. mideme aniden bir kramp girdi ve midem bulandı. kusmak için lavaboya koştum ama henüz hiçbir şey yemediğim için midem boştu. buna rağmen boğazlarım yanarak mide özsuyu kustum. ne oluyor demeden sol böbreğime mike tyson yumruğu yedim. boğazımdaki yanık artık sivrisinek ısırığı gibiydi. sendeleyerek masama yanaştım. sanki birisiyle çılgınlar gibi sevişecekmişçesine, masanın üzerinde ne varsa tek el süpürme hareketiyle yere fırlattım. masanın üzerine kıvrılarak, ortadan ikiye bölünmüş bir solucan gibi kıvrım kıvrım kıvranmaya başladım. arkadaşımı aradım ve çok net bir şekilde "ölüyom beni kurtar" dedim. 10-15 dakikaya geldi ve beni hastaneye götürdü. tabi ki bizim uçak biletleri yandı ve seyahat iptal oldu.
bu öyle bir sancı ki, taht oyunları'ndaki lyanna mormont'u sıkarak öldüren devin beni bir limon gibi sıkmasını, tabi önce yerden yere vurmasını isterdim. eğer bu başıma uçak kalktıktan sonra gelseydi and olsun ki o uçağı atina'ya indirttirdim. * canı kıymetli, abartıyor diye düşünmeyin. tabi ki hepimizin canı kıymetli, ama iğnesiz kanal tedavisi olan, ayak tırnağının çekilişini seyreden, ayak bileğinin çıkıntı kemiğinin üzerinden geçen o kalın damardaki derin kesiğin sebep olduğu kanama durdurulana kadar bir saat oluk oluk kan akışını izleyen, pütürlü beton saçaklı bir heykel zemininin altından kaykayla geçerken 2 metre boyunca sırtını o pütürlü zemine sürten, sandalyeden sandalyeye atlarken ayağı boşluğa düşüp gırtlağını diğer sandalyenin üst demirine vurup soluğu kesilen, boğularak hayatı kısa film gibi gözünün önünden geçen, * yetmedi mi, çocukken dere boyunda işerken pipisi arı tarafından sokulan birisiyim. * ama, böylesini görmedim!
beş defa böbrek taşı düşürdüm. zamanla böbrek sancısı artık benim için daha katlanılabilir bir hal aldı. acı eşiği bakımından yavaş yavaş oldboy'daki dayı kıvamına gelmiştim. iki sene önce rutin kontrollerimi yaptırdığımda altıncı taşın yolda olduğunu görmüştüm. biraz daha büyüdükten sonra kırdırma fikri ile hastaneden ayrılsam da, pandemiden dolayı bu fikri ertelemiştim. iki ay önce tekrar kontrole gittiğimde ortada taş falan yoktu artık. sanırım beşinci round sonunda kazanan bendim. *
hadi böbrek taşı bir şekilde yok olmuştur neyse de; 0.50 miyop, 1.00 astigmat birisi olarak, bir ay önceki kontrollerimde miyopun tamamen kaybolduğu, astigmatın da 0.75'e gerilediğini görünce , "ne oluyor yahu" dedim şaşırarak ve sevinerek. hatta iki defa yaptırdım tetkikleri emin olabilmek için. çektiğim onca çile ve ızdırabın ödülü olmalıydı bu. hem benden de neden bir "nicholai rosicky'nin garip hikayesi" çıkmasın ki? * kırkından sonra her şeyin tekrar geri sarmasına hayır demezdim...
edit: "pütürlü beton saçaklı heykel zemini" betimlemesini bir görselle aydınlatma ihtiyacı hissettim.
sabah erkenden 6:00-6:30 gibi seyahate hazırlık için ofise gelmiştim. saat 11:00'de uçağımız kalkacaktı. mideme aniden bir kramp girdi ve midem bulandı. kusmak için lavaboya koştum ama henüz hiçbir şey yemediğim için midem boştu. buna rağmen boğazlarım yanarak mide özsuyu kustum. ne oluyor demeden sol böbreğime mike tyson yumruğu yedim. boğazımdaki yanık artık sivrisinek ısırığı gibiydi. sendeleyerek masama yanaştım. sanki birisiyle çılgınlar gibi sevişecekmişçesine, masanın üzerinde ne varsa tek el süpürme hareketiyle yere fırlattım. masanın üzerine kıvrılarak, ortadan ikiye bölünmüş bir solucan gibi kıvrım kıvrım kıvranmaya başladım. arkadaşımı aradım ve çok net bir şekilde "ölüyom beni kurtar" dedim. 10-15 dakikaya geldi ve beni hastaneye götürdü. tabi ki bizim uçak biletleri yandı ve seyahat iptal oldu.
bu öyle bir sancı ki, taht oyunları'ndaki lyanna mormont'u sıkarak öldüren devin beni bir limon gibi sıkmasını, tabi önce yerden yere vurmasını isterdim. eğer bu başıma uçak kalktıktan sonra gelseydi and olsun ki o uçağı atina'ya indirttirdim. * canı kıymetli, abartıyor diye düşünmeyin. tabi ki hepimizin canı kıymetli, ama iğnesiz kanal tedavisi olan, ayak tırnağının çekilişini seyreden, ayak bileğinin çıkıntı kemiğinin üzerinden geçen o kalın damardaki derin kesiğin sebep olduğu kanama durdurulana kadar bir saat oluk oluk kan akışını izleyen, pütürlü beton saçaklı bir heykel zemininin altından kaykayla geçerken 2 metre boyunca sırtını o pütürlü zemine sürten, sandalyeden sandalyeye atlarken ayağı boşluğa düşüp gırtlağını diğer sandalyenin üst demirine vurup soluğu kesilen, boğularak hayatı kısa film gibi gözünün önünden geçen, * yetmedi mi, çocukken dere boyunda işerken pipisi arı tarafından sokulan birisiyim. * ama, böylesini görmedim!
beş defa böbrek taşı düşürdüm. zamanla böbrek sancısı artık benim için daha katlanılabilir bir hal aldı. acı eşiği bakımından yavaş yavaş oldboy'daki dayı kıvamına gelmiştim. iki sene önce rutin kontrollerimi yaptırdığımda altıncı taşın yolda olduğunu görmüştüm. biraz daha büyüdükten sonra kırdırma fikri ile hastaneden ayrılsam da, pandemiden dolayı bu fikri ertelemiştim. iki ay önce tekrar kontrole gittiğimde ortada taş falan yoktu artık. sanırım beşinci round sonunda kazanan bendim. *
hadi böbrek taşı bir şekilde yok olmuştur neyse de; 0.50 miyop, 1.00 astigmat birisi olarak, bir ay önceki kontrollerimde miyopun tamamen kaybolduğu, astigmatın da 0.75'e gerilediğini görünce , "ne oluyor yahu" dedim şaşırarak ve sevinerek. hatta iki defa yaptırdım tetkikleri emin olabilmek için. çektiğim onca çile ve ızdırabın ödülü olmalıydı bu. hem benden de neden bir "nicholai rosicky'nin garip hikayesi" çıkmasın ki? * kırkından sonra her şeyin tekrar geri sarmasına hayır demezdim...
edit: "pütürlü beton saçaklı heykel zemini" betimlemesini bir görselle aydınlatma ihtiyacı hissettim.
devamını gör...
156.
okuması dehşet verici olan tanımları içeren başlık. empati yeteneği yüksek kişiler okurken çok rabatsız olacaktır.
devamını gör...
157.
böbrek taşı. sinsi sinsi böbreğimde bulunan taş idrar yollarımı tıkayınca deli bir sancıya sebep olmuştu. o an tek istediğim şey acıyı daha fazla çekmemek için bir an önce ölmekti.
devamını gör...
158.
kalp acisi
devamını gör...
159.
diş ağrısı.
daha büyüğü yok, tanımadım.
ruhsal acı, depresyon, bunlar hiçbir şey. diş ağrısı...
daha büyüğü yok, tanımadım.
ruhsal acı, depresyon, bunlar hiçbir şey. diş ağrısı...
devamını gör...
160.
ön çapraz bağ yaralanması.
hani şu sporcuların 6 ay süren sakatlığı.
ilhan mansız'la aynı dönem sakatlandık.
o akşamında reina'ya gitti, ben 2 ay yattığım yerden kalkamadım.
hani şu sporcuların 6 ay süren sakatlığı.
ilhan mansız'la aynı dönem sakatlandık.
o akşamında reina'ya gitti, ben 2 ay yattığım yerden kalkamadım.
devamını gör...