köpek kalbi
önemsemediğin şeyler için gün gelir önemsediğin bir bedel ödersin tarzında bir alt metin algıladım.
sistemi eleştirirken sistem açıklarının nasıl ustaca kullanıldığını ve kendi fikri olmayanların nasıl bertaraf edildiğini gözler önüne seriyor.
sistemi eleştirirken sistem açıklarının nasıl ustaca kullanıldığını ve kendi fikri olmayanların nasıl bertaraf edildiğini gözler önüne seriyor.
devamını gör...
anın fotoğrafı
adını koymadım hiç. 13 kedi arasında en özeli. bebekken bir insan tarafından darbe aldığını tahmin ediyorum. boyun kısmı sorunlu olduğu için duruşu çok farklı. insanlardan çok korkuyor. iletişim ve yakınlık kurmak istiyorum. dün elime gelerek ilk teması gerçekleştirdik. hastasıyım darbeler alsa bile ayakta kalan ve yaşamaya devam eden canlılara. artık beraber uyumaya başlasak mı sapşik? bir birimize iyi geleceğiz. söz veriyorum sana.
devamını gör...
avrupa'da insanlar din için kafa keserken anadolu'da insanların felsefi fikirleri tartışması
evet selçuklu zamanı anadolusuyla o dönemin avrupası.
avrupa'da şövalyeler kuzeye paganlara karşı kutsal savaş yaparken anadolu'da nusaybin de insanlar felsefi düşüncelerini beyan ediyordu ayrıca yunus emre gibi büyük düşünürler orta çağda hümanizm gibi akımlar hakkında şiirler yazıyor ahi teşkilatı sayseinde yoksullukla mücadele edliyordu.
of of nasıl geldik bu hale?
avrupa'da şövalyeler kuzeye paganlara karşı kutsal savaş yaparken anadolu'da nusaybin de insanlar felsefi düşüncelerini beyan ediyordu ayrıca yunus emre gibi büyük düşünürler orta çağda hümanizm gibi akımlar hakkında şiirler yazıyor ahi teşkilatı sayseinde yoksullukla mücadele edliyordu.
of of nasıl geldik bu hale?
devamını gör...
közlenmiş patlıcan salatası
en güzel salatalardan biridir.
devamını gör...
edinilmiş en kıymetli hayat tecrübesi
sevgi çok önemli. yani sevdiğin bir şeyse sonuna kadar git. bu arada green book filminden bir alıntı yapmak istiyorum, bence 12 den vurmuşlar.
the world is full of lonely people afraid to make the first move.
dünya, ilk hareketi ( sohbeti başlatma) yapmaktan korkan yalnız insanlarla dolu.
the world is full of lonely people afraid to make the first move.
dünya, ilk hareketi ( sohbeti başlatma) yapmaktan korkan yalnız insanlarla dolu.
devamını gör...
gençliğim boşa gidiyor hissi
iliklerime kadar hissettiğim şey. son zamanlarda adalet, iyilik, kötülük gibi kavramları sorgular oldum. adalet insan uydurması, hayali bir kavram gerçekte yok evet ama dünya çok adaletsiz.
şimdi almanya'da ya da teksas ta yarım dolara bira içebilmek,4 saat çalışıp nike spor ayakkabı alabilmek vardı.
sevgiliyle bu hafta sonu da şu ülkeye gidelim diyip vizesiz geçebilmek vardı.
s**timin protein tozuna 1000 lira değil de 65 euro vermek vardı. vardı da vardı.
gençliğim çöp oldu.
şimdi almanya'da ya da teksas ta yarım dolara bira içebilmek,4 saat çalışıp nike spor ayakkabı alabilmek vardı.
sevgiliyle bu hafta sonu da şu ülkeye gidelim diyip vizesiz geçebilmek vardı.
s**timin protein tozuna 1000 lira değil de 65 euro vermek vardı. vardı da vardı.
gençliğim çöp oldu.
devamını gör...
kemal sunal
defalarca izlenmesine rağmen her izlendiğinde ilk kez izliyormuşçasına tepki verilen komedi filmlerinin vazgeçilmez oyuncusu.
devamını gör...
içinde saygı olmayan sevgi
oscar wilde'in dorian gray'in portresi kitabında şöyle bi cümle okudum "çocuklar küçükken anne babalarını severler, biraz büyünce onları yargılamaya başlarlar ve nadiren affederler" yargılamaya başlayınca kendilerinden beklenip onlara asla verilmemiş olan saygının karakterlerinde ve ruhlarında açtığı yaranın yanında sevgileri ancak kelepçe olur. içinde saygı olmayan sevginin de , aşkında, alışkanlığında ve her ne halt varsa onunda köküne kibrit suyu insin.
devamını gör...
bir insanın nasıl güldüğünden terbiyesini neye güldüğünden zekâsını anlarsın
mevlana'ya ait olduğu rivayet edilen söz. tam hali "bir insanın nasıl güldüğünden terbiyesini, neye güldüğünden akıl seviyesini anlarsın." şeklinde ama başlık sınırına takılıyor.
bu söze katılanlar da var, katılmayanlar da.
katılmayanlar "gülmek hepimizin ihtiyacı. ancak herkesin güldüğü şeyler farklı. buradan bir insanın akıl seviyesini ölçmek mümkün değil." düşüncesini savunuyor.
katılanlar ise "gülmek tabii ki hepimizin ihtiyacı. ancak mesela engelli bir bireyle alay edecek ve ona gülecek kadar insanlıktan çıkmak bambaşka bir şey." düşüncesini savunuyor ki aslında bu sözle anlatılmak istenen şey de bu. hepimiz farklı şeyleri komik buluyoruz. komik bulduğumuz herhangi bir şeye gülmek farklı, gülerken insani değerleri göz önüne almadan her şeyle dalga geçmek farklı. bir nevi "osuruğa gülenin osuruk kadar aklı yoktur" durumu.
nasıl güldüğünden akıl seviyesini anlamak kısmına gelince... bu kısma da katılmayanlar olabilir ancak burada da anlamamız gereken şey -en azından bana göre- ayarsızlık. bir de bu sözün söylendiği zamanı düşünerek değerlendirirseniz eğer konuyu, o zamanlar insanların büyük bir kısmı için edep, hayâ önemliydi ve her yerde, ulu orta kahkahalar atmak muhtemelen çok da hoş karşılanmıyordu. bu nedenle nasıl güldüğünüz terbiyenizin bir göstergesi olabilirdi.
bu söze katılanlar da var, katılmayanlar da.
katılmayanlar "gülmek hepimizin ihtiyacı. ancak herkesin güldüğü şeyler farklı. buradan bir insanın akıl seviyesini ölçmek mümkün değil." düşüncesini savunuyor.
katılanlar ise "gülmek tabii ki hepimizin ihtiyacı. ancak mesela engelli bir bireyle alay edecek ve ona gülecek kadar insanlıktan çıkmak bambaşka bir şey." düşüncesini savunuyor ki aslında bu sözle anlatılmak istenen şey de bu. hepimiz farklı şeyleri komik buluyoruz. komik bulduğumuz herhangi bir şeye gülmek farklı, gülerken insani değerleri göz önüne almadan her şeyle dalga geçmek farklı. bir nevi "osuruğa gülenin osuruk kadar aklı yoktur" durumu.
nasıl güldüğünden akıl seviyesini anlamak kısmına gelince... bu kısma da katılmayanlar olabilir ancak burada da anlamamız gereken şey -en azından bana göre- ayarsızlık. bir de bu sözün söylendiği zamanı düşünerek değerlendirirseniz eğer konuyu, o zamanlar insanların büyük bir kısmı için edep, hayâ önemliydi ve her yerde, ulu orta kahkahalar atmak muhtemelen çok da hoş karşılanmıyordu. bu nedenle nasıl güldüğünüz terbiyenizin bir göstergesi olabilirdi.
devamını gör...
celebrant
tanımlarını okurken keyif aldığım yazar. beğeni konusunda elini korkak alıştırmayan değerli arkadaşım.
devamını gör...
erkeklerin tahammül edilemeyen hareketleri
erkeklerin tahammül edilebilir bir hareketleri var mı ki varsa onu bilelim dediğim başlıktır.
devamını gör...
182
ulaşılması rahat ve hızlı olan, çalışanları oldukça kibar olan ; sağlık bakanlığına bağlı olarak işleyen hastanelerden randevu alma sistemidir.
mhrs yani merkezi hasta randevu sistemi olarak geçer.
mhrs yani merkezi hasta randevu sistemi olarak geçer.
devamını gör...
günümüz gençlerinin siyasi tepkisizliği
türkiye'de siyaset 68 kuşağından sonra körelmeye başladı. şimdiki gençler, siyasete değil kendilerine daha çok zaman ayırıyor. siyasetin sadece zamanlarının çaldığının çok iyi farkındalar ve siyasete ilgileri çok düşüktür. kendi çevremden biliyorum gençler siyasetle ilgilenmiyorlar bile, sadece sosyal ağlarda 3-5 partizan gençler yazıp duruyor. siyasetle boş boş zaman kaybetmek yerine uzak durmayı tercih edip, kendi gelişimlerine daha çok önem veriyorlar. tabi ülkedeki siyasi durumda gençleri siyasete yönelmemesine etkindir.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
rüyamda gördüm seni bugün... derler ki; rüyanda birini gördüysen gördüğün kişi seni özlüyordur. özlüyor musun beni? ben seni çok özlüyorum.
devamını gör...
zaten yapacağın şeyin söylenmesi
gereksiz bir hareket laf kalabalığı ayrıca insanların boş yere sinirleri bozmaktan başka bir şey değil
devamını gör...
enteresan atasözleri
dilenciye hıyar vermişler, eğri diye beğenmemiş.
yaman komşu, yaman avrat, yaman at; birinden göç, birin' boşa, birin' sat.
aman dayı ölüyorum. –valla yeğen sen bilirsin.
abdalın yağı çok olursa gâh borusuna çalar, gâh gerisine.
arnavut’a sormuşlar "cehenneme gider misin?" diye, "aylık kaç?" demiş. [meali: cehenneme kira var. paradan haber ver.]
çingene ciğer pişirir, yemeden karnın' şişirir.
acemi nalbant kürt eşeğinde dener kendini.
türk'ün aklı sonradan gelir.
bonus:
bir yunan'la tokalaştıysan, parmaklarını say.
<arnavut atasözü>
yaman komşu, yaman avrat, yaman at; birinden göç, birin' boşa, birin' sat.
aman dayı ölüyorum. –valla yeğen sen bilirsin.
abdalın yağı çok olursa gâh borusuna çalar, gâh gerisine.
arnavut’a sormuşlar "cehenneme gider misin?" diye, "aylık kaç?" demiş. [meali: cehenneme kira var. paradan haber ver.]
çingene ciğer pişirir, yemeden karnın' şişirir.
acemi nalbant kürt eşeğinde dener kendini.
türk'ün aklı sonradan gelir.
bonus:
bir yunan'la tokalaştıysan, parmaklarını say.
<arnavut atasözü>
devamını gör...
sedat peker talebinin akp ve mhp oylarıyla reddedilmesi
hdp'nin tbmm başkanlığı'na sunduğu organize suç örgütü liderliğinden hüküm giymiş sedat peker'in iddialarının araştırılması için araştırma komisyonu kurulması talebi, akp ve mhp oylarıyla reddedildi.
süleyman soylu, çıkıp televizyonda saatlerce konuşsa da bu saatten sonra inandırıcılığını yitirmiştir. bunu reddetmek, kamuoyu beklentisini reddetmektir. çok kan kaybedecekler.
kaynak
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
sözlüğümüzün radyosuna hoş gelen doksanlar programına bir burak kut hiti çok yakışır sevgili bengaripsengüzeldünyaumutlu.*
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük...
ama öyle, yarım yamalak bir uyku ile tüm meymenetsizliğinizle uyanmış, hazırlanıp evden çıkmış, arabanızın ön camında tam da şoför koltuğunun göz hizasına denk gelen kısmına, sanki 4 adet şırdan yanında yarım porsiyon da acılı çiğ köfteyi gömmüş bir güvercinin, mona lisa tablosu büyüklüğündeki kurumuş bokuna, arabanızın sileceği ile yaptığınız tüm silecek sulu müdahaleden arta kalan izlerle, kıdem tazminatınızı almak için fırsat kolladığınız, o ayaklarınızın geri geri gittiği sevmediğiniz işinize doğru seyir halindeyken, yolun sadece kendisine ait olduğunu zanneden, farkındalığı oldukça düşük, sinyal kolunun varlığından bi'haber, yaptığı her işi yarım bırakan, ağzında izmarit büyüklüğündeki külü düşmek üzere olan sigaralı bir usta gibi, eli kolu dışarda bir trafik magandasına denk gelerek, güne analı, bacılı, zevceli, ehliyeti verenli/alanlı, ağız dolusu sunturlu ve öfke patlamalı bir küfürle başlamışsınız gibi stresli bir günaydın değil elbet...
akşamında sevdiceğiniz uyuduktan sonra hazırladığınız bavulları, o hayalini kurduğunuz karavanı aldığınız ilk günün sabahında onu uyandırmadan karavana atıp, sonrasında sevdiceğinizi büyük bir panikle uyandırıp, pijamaları ve çapaklı gözleriyle, ayağında pofidik terlikleriyle elinden tutup * karavanın koltuğuna oturtup, o daha olup bitenin farkına varıp ayılana kadar, en sevdiğiniz şarkının eşliğinde otobana çıkmışsınız gibi bir günaydın...
böyle kulağa kalitesiz bir senaryo gibi gelen ama nuri bilge'nin çektiği bir romantik komedi filmi tadında bir günaydın...
''bir karavanla anadolu'da'' gibi bir günaydın...

(görsel google arama motorunda 'karavan yolculuğu' şeklinde aratılarak araklanmıştır.)
ama öyle, yarım yamalak bir uyku ile tüm meymenetsizliğinizle uyanmış, hazırlanıp evden çıkmış, arabanızın ön camında tam da şoför koltuğunun göz hizasına denk gelen kısmına, sanki 4 adet şırdan yanında yarım porsiyon da acılı çiğ köfteyi gömmüş bir güvercinin, mona lisa tablosu büyüklüğündeki kurumuş bokuna, arabanızın sileceği ile yaptığınız tüm silecek sulu müdahaleden arta kalan izlerle, kıdem tazminatınızı almak için fırsat kolladığınız, o ayaklarınızın geri geri gittiği sevmediğiniz işinize doğru seyir halindeyken, yolun sadece kendisine ait olduğunu zanneden, farkındalığı oldukça düşük, sinyal kolunun varlığından bi'haber, yaptığı her işi yarım bırakan, ağzında izmarit büyüklüğündeki külü düşmek üzere olan sigaralı bir usta gibi, eli kolu dışarda bir trafik magandasına denk gelerek, güne analı, bacılı, zevceli, ehliyeti verenli/alanlı, ağız dolusu sunturlu ve öfke patlamalı bir küfürle başlamışsınız gibi stresli bir günaydın değil elbet...
akşamında sevdiceğiniz uyuduktan sonra hazırladığınız bavulları, o hayalini kurduğunuz karavanı aldığınız ilk günün sabahında onu uyandırmadan karavana atıp, sonrasında sevdiceğinizi büyük bir panikle uyandırıp, pijamaları ve çapaklı gözleriyle, ayağında pofidik terlikleriyle elinden tutup * karavanın koltuğuna oturtup, o daha olup bitenin farkına varıp ayılana kadar, en sevdiğiniz şarkının eşliğinde otobana çıkmışsınız gibi bir günaydın...
böyle kulağa kalitesiz bir senaryo gibi gelen ama nuri bilge'nin çektiği bir romantik komedi filmi tadında bir günaydın...
''bir karavanla anadolu'da'' gibi bir günaydın...

(görsel google arama motorunda 'karavan yolculuğu' şeklinde aratılarak araklanmıştır.)
devamını gör...
kürşat başar
gazeteci, yazar, senarist ve televizyoncu.
“insan büyüdükçe, yaşlandıkça, birinin hayatına girmenin çok kolay ama çıkmanın çok zor olduğunu anlıyor.”
aklımda hep sen- kürşat başar
“insan büyüdükçe, yaşlandıkça, birinin hayatına girmenin çok kolay ama çıkmanın çok zor olduğunu anlıyor.”
aklımda hep sen- kürşat başar
devamını gör...