çaylak vurgusunu mizah amacıyla yaptığım için fazla da umrumda olmayan kampanya.
ciddi ciddi yapanlar düşünsün, ben gülüp geçtim.
devamını gör...

felsefi düşünür ve yazar. romanlarındaki yarattığı düalist karakterler ile kurucusu olduğu objektivizm felsefi akımını anlatan hanım ablamız. benim de çok sevdiğim bir yazardır.

hayatın kaynağı kitabından objektivizm'i anlatan belki de en güzel satırlar.
''bu tür noktalarda tersine dönüşler/düşünüşler en korkuncudur. iyilik ve kötülük kutupları içinden birinin seçilmesi söylenmiştir insana. birincisi hayırseverlik, ikincisi de bencillik. bencilliğin anlamı; başkalarını kendisi için feda eden olarak tanımlanırken hayırsever, başkaları için kendini feda eden olarak tanımlanmıştır. bu durumda insan; her iki koşulda da diğer insanlara bağlanmış, kendisine iki acıdan birini çekmesi söylenmiştir. ya başkaları uğruna kendisi acı çekecektir ya da kendisi uğruna başkalarına acı çektirecektir. sonunda insanın kendi acılarından zevk alması gerektiği/imtihan dünyası olduğu da söylenince tuzak iyice kapanmıştır. insan artık mazoşizmi kendi ideali olarak kabul etmek zorunda kalmıştır, çünkü bunun karşısında ancak sadizm vardır. insana oynanan en sahtekarca oyun bu olmuştur. bağımlılık ve acı çekme bu yolla hayatın temelleri haline gelmiştir.
seçenekler, tahakküm etmekle kendini feda etmek arasında değildir. seçenekler, bağımsızlıkla bağımlılık arasındadır.''
devamını gör...

doğru.
bence alttaki yazar sınavlardan nefes alamıyor.
devamını gör...

bazı bölgelerde köy evlerinde bulunan, üstü kapalı, bir ya da birkaç yanı açık yer anlamında kullanılan kelimedir.* yaygın anlam olarak ise insanın doğumu ile ölümü arasında geçen zamandır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güney italya'nın basilicata bölgesinde bulunan ve yapılarının benzerliği nedeniyle italya'nın kapadokyası olarak bilinen şehir.
bu şehirde bulunan, eski çağlardan kalma seramik ve paleolitik kalıntılar ridola ulusal müzesi'nde sergileniyor.
peki neden italya'nın kapadokyası deniyor?
çünkü şehir tuf kayalık bölgesinde yer alıyor, kayaya kazılarak inşa edilen kiliseler ve evler oluşturulan meşhur "matera taşları (sassi di matera)" semti de burada bulunuyor. bu semtte hala yaşam devam ediyor ve bu tarihsel yerleşke 1993'te unesco dünya miras listesi'ne kabul edilmiş efendim.
şimdi sizin için şehrin gece ve gündüz görünümüne ait görselleri aşağıya ekleyeceğim ki anlatmak istediklerimi siz de görün. ben mardin'e de benzettim bir miktar, bakalım siz neler düşüneceksiniz;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok kimseler bilmez ama aniden alınan kararlar, hesapsızca atılan adımlar, her daim sürprizli sonlara gebedir. kalemi kuvvetli iki yazarın, hitabetinin de kuvvetli olacağı kesin.
spontane radyo yayınının uzun ömürlü olmasını dilerim
canlı yayın yaptığınız için macbook' sahibi olmadığınızı fark ettik, bütün sözlük ahalisi anlık üzgün * )
devamını gör...

(bkz: upload)
(bkz: the shield)
(bkz: the boys)
(bkz: fleabag)
(bkz: bosch)
(bkz: the office)
(bkz: carnival row)
devamını gör...

her dinin kendine özgü ritüelleri vardır ve dünyanın her yerinde bu ritüellerin yerine getirilmesini arzulayanlar olduğu gibi o dinin mensubu olmadığı için dolaylı olarak bu ritüellerden rahatsız olduğunu öne sürenler de vardır. örneğin, "sesli ibadete çağrı" konusu avrupa insan hakları mahkemesi (aihm) önüne ilk kez schilder v. hollanda davasında gelmiştir. davanın konusu, bir kilise çanı ile ilgilidir.

başvurucu bir katolik kilisesinin papazıdır ve kilise cemaatini sabah 7:30’daki ibadete çağırmak için her gün saat sabah 7:15’te, kilisenin çanını çalmaktadır. kilisenin etrafında yaşayan mahalle sakinleri bu gürültüden şikayetçi olmuşlar ve şikayet üzerine belediye, papaza, 7:30’dan önceki çan sesinin kısılması gerektiğini, aksi halde aleyhine para cezası kesileceğini bildirmiştir.

başvurucu bu ihtara rağmen rutininde bir değişiklik yapmamış ve bu nedenle de hakkında para cezası kesilmiştir. başvurucu bu para cezasının ibadet özgürlüğünü ihlal ettiği düşüncesiyle aihm’e başvurmuştur.

aihm bu davada başvurucunun kilise çanını çalmasının tamamen yasaklanmadığını, sadece gece 23:00 ile sabah 07:30 arasında sesini kısık hale getirmesi yönünde bir sınırlamaya tabi tutulduğunu ve bunun da komşularının gece sükunetini güvence altına almak için yapıldığını kaydetmiştir. aihm’e göre söz konusu sınırlama, çatışan hakların dengelenmesi bakımından haklı görülebilirdir.[1]

bu karar da göstermektedir ki ibadete çağrı ritüelleri ölçülü olarak sınırlandırılabilir. aksi durum, özel yaşama saygı ve konut dokunulmazlığı hakkının bir parçası olan gürültüden korunma[2] hakkının göz ardı edilmesi anlamına gelir.

gürültü, insana rahatsızlık veren ve zarar verici düzeydeki sesler için ifade edilir. sesler ise ölçülebilir niteliktedir. bunun ölçü birimi, insan kulağının en hassas olduğu orta ve yüksek frekanslar temelinde ses basıncı seviyesine dayanan desibeldir.

0-50 desibel arasındaki sesler için “sesli”, 50-60 desibel arasındaki sesler için “gürültü” ve 70-80 desibel arasındaki sesler “çok gürültülü” olarak ifade edilir. 85 desibelden daha yüksek sesler insanlara rahatsızlık, 120 desibelden yüksek sesler ise zarar verir.[3]

dünya sağlık örgütü kapalı alanda; gece uykusu için 30 desibel, eğitim alanları için ise 35 desibelden daha az bir sesin gerekli olduğunu ifade etmektedir.[4] açık alanda da gece ortalamasının 40 desibel olması önerilmektedir. gündüz saatlerinde ise en yüksek sesin 65 desibel olması gerekmektedir.[5]

ab direktifleri ve eylem planlarına da konu edilen çevrenin gürültüden korunması ulusal mevzuatta çevre kanunu, kabahatler kanunu ile teknik desibel ölçümlerine de yer veren çevresel gürültünün değerlendirilmesi ve yönetimi yönetmeliği ile sağlanmaktadır. gürültünün öngörülen standartlara indirilmemesi durumunda çevre kanunu (md. 14 ve 20) ve kabahatler kanunu (md. 36) bir takım yaptırımlar öngörülmektedir. hatta duruma göre türk ceza kanunu’nun 183. maddesindeki “gürültüye neden olma suçu” da uygulama bulabilecektir.

sonuç olarak, bu açıklamalar ışığında, ezan, çan veya şofar vb dinsel seslerinin ne tamamen yasaklanması ne de anılan sınırları aşacak düzeye ulaşmaması gerekir. aksi durum, anayasadaki hak ve özgürlüklere saygıyı ve dengeyi bozar.

referanslar:
[1] iham, schileder v. hollanda, 2158/12, 16/10/2012, par. 23.
[2] uçak gürültüsü konusunda bkz. iham, hatton ve diğerleri v. bk, 08/07/2003, 36022/97; gece kulüplerinin gürültüsü konusunda bkz. iham, moreno gomez v. ispanya, 16/11/2004, 4143/02; iham, martinez martinez v. ispanya, 18/10/2011, 21532/08; elektronik oyun kulübü konusunda bkz. iham, mileva ve diğerleri v. bulgaristan; 25/11/2010, 43449/02, 21475/04; trafik gürültüsü konusunda bkz iham, dees v. macaristan, 09/11/2010, 2345/06.
[3] who europe, nights noise guidelines for europe, copenhagen: who, 2009.
[4] ibid., s. 156 vd.
[5] birgitta beglund/thomas lindvall/dietrich h. schwela (ed.), guidelines for community noise, geneva: who, 1999.
devamını gör...

taze çekilmiş karabiber.

sarartma işlemi yapılmamış organik limon.

tam buğday ekmeği.

ve olmazsa olmazım hafif sirkeli kaşık salata.*
devamını gör...

içinde olduğum insan.
bizim oraların adeti.
yavaş konuşan insanı dinlemek beni yoruyor.
(bkz: mesut yılmaz) bu konuda istisna olan bir karadenizli.
adam bir cümleye başlardı bekle ki gerisi gelsin.
devamını gör...

alternatif çözüm: screenshot.
devamını gör...

kitabı manevi değeri kadar maddi değeriyle de ele alıyoruz. önceden benim de düştüğüm yanılgıydı. sayfalarını dikkatle çevirirdim, zarar görmesin diye bir ton uğraş verirdim. sonra bir arkadaşımın söyledikleri bakış açımı değiştirdi.

"neden senden ödünç aldığım kitaplarda altı çizili cümleler bulamıyorum?"


birçok şey konuştuk ama en can alıcı cümle buydu. hakkı vardı. kitaplığınızdan herhangi bir kitap aldığınızda, şöyle bir sayfalarını çevirip oradan geçtiğinizi görmelisiniz. ne çok yol gittiğinizi kir pas içindeki ayakkabılarınızdan anlamak gibidir. bırakın sayfanın bir kenarında katlanma izi kalsın. hatta bir sonraki ize bakıp "ne kadar uzun okumuşum" diye sevinin.
devamını gör...

sanki hiç reklam koymuyorlar gibi şimdi seriye bağlayacaklar.

sosyal medya içerik üreticileri, bu kararın abone kazanmaya çalışan içerik üreticilerinin büyümesini limitleyeceği konusunda endişe duyduklarını belirtti. youtube'un söz konusu yeni hizmet kararının 1 haziran 2021'de yürürlüğe gireceği açıklandı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


girecek.dünyada en çok ziyaret edilen ve 2,3 milyar kullanıcıya sahip video paylaşım sitesi youtube, tüm video içeriklerine reklam koyma kararı aldı. yayınlanan yeni hizmet şartları kapsamında videolara koyulan reklamlardan elde edilen gelirin, küçük içerik üreticileriyle paylaşılmayacağı bildirildi. youtube'dan yapılan açıklamada, "youtube, platformdaki tüm içerikten para kazanma hakkına sahiptir ve reklamlar, youtube iş ortağı programı'nın parçası olmayan kanalların videolarında gösterilebilir" denildi.
devamını gör...

bütün tanımları okuyup ütopyalar güzeldir! dediğim başlıktır. ortak kültürel mirasa sahip olup, beraber yaşayıp da birbirinin hakkını görmezden gelen insanların ülkesi canım türkiye. ne olurdu herkes birbirini kolayca anlayabilseydi? kendini anlatabilseydi. sosyal devlet olma anlayışı kimsenin işine gelmiyor. neyse ki boynuzsuz hayvanın boynuzlu hayvandan alacağı hak'ka güveniyorum da bir nebze içim soğuyor. bir türk ve her şeyden önce bir insan olarak umuyorum ki bir gün herkes "benden olmayan" olarak nitelendirdiği şeylerin ve kişilerin yaşamına dair empati geliştirebilir. dünya kocaman bir keşke. xwedê te'âlâ mezzine.

yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim.
nazım hikmet ran.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gerçek adı giuseppina pasqualino di marineo olan 1974 italya doğumlu 31.03.2008 de gebze'de öldürülmüş olan italyan sanatçı ve aktivisttir. arkadaşının düğününde giyilen beyaz gelinlikten esinlenerek barış adına yakın arkadaşı silvia moro ile birlikte 11 ülkeyi kapsayan bir güzergahı takip etmeye karar verirler. amaçları italya'dan başlayarak, slovenya, hırvatistan, bosna-hersek, bulgaristan, türkiye, suriye, lübnan, israil ve filistin rotasını izleyerek israil'in tel-aviv kentine varmaktır.

seyahat boyunca gelinlik giyecekler ve otostop yaparak bu güzergahı takip edeceklerdir. türkiye' ye vardıklarında pippa bacca ve arkadaşı ayrı ayrı seyahate devam etmeye karar verirler. pippa bacca en son 31.03.2008 tarihinde gebze civarından italya'da ki ailesi ile cep telefonundan konuşur ve bir daha da kendisinden haber alınamaz.

otostop sonucu arabasına bindiği kamyonetin sahibi olan 38 yaşındaki evli ve iki çocuk babası murat karataş tarafından tecavüz edilip, öldürülür. bacca'nın telefonunu da çalan karataş numara takibi sonucu telefon ile birlikte yakalanır.

kadına şiddeti, tecavüzü ve cinayeti sadece kendi vatandaşı olan kadınlara yapmayan yurdum öküzü sayesinde tüm dünya türkiye'nin adını maalesef olumsuz bir şekilde duyar.

katil karataş verdiği ifadede, --- alıntı ---"otostop yapan kadını kamyonetime aldım, tavşanlı köyü yakınlarında tenha yere götürdüm, direnmesine rağmen kamyonette boğuşup tecavüz ettim, ardından boğdum ve öldüğünü anlayınca da cesedini kimse bulamasın diye çalılıklara sakladım. her şey bir saat içinde oldu”--- alıntı ---der, gayet normalmiş gibi.

mahkemesi sonucu karataş suçu gizlemek amacıyla kasten adam öldürmek suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırılır. ayrıca tecavüz, hürriyeti kısıtlama ve bacca'nın telefonunu ve fotoğraf makinesini çalmak suçundan da ekstra cezalar alır.

2012 yılında türk ceza kanununda yapılan değişikilikler sonucu hafifletici sebeplerden cezası ömür boyu hapis cezasına çevrilir, karataş'ın cezası 36 yıldan 30 yıla düşer. avukatları ve bu davayı takip eden kamuoyu baskısı nedeniyle ceza temyize gider ve yargıtay tarafından cezası onanır. geriye de bu fotoğrafı kalır, soldaki şerefsiz katilidir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hem ayranım dökülmesin hem kulağım delinmesin diyen kişi.
devamını gör...

ön not: bu yazı #1392601 nolu roger vadim yazısının bir devamı olarak okunmalıdır. ya da bu yazıdan sonra roger vadim yazısına geçilebilir. her nasıl okunursa her iki yazı da 1960'lar fransız sineması özelinde dünya sineması tarihine ilişkindir.

et dieu... créa la femme (ikinci kez yazmamın nedeni, fransızcada accent aigu -aksan tegü gibi bir okunuşu var- yani 'e' harfinin üzerinde eğik çizgi var ama sözlüğün kuralları bunu başlıkta kabul etmiyor, bunu belirtmek içindi.)
and god created woman
ve tanrı kadını yarattı.
1956 tarihli bu film, dünyaya sunduğu gelmiş geçmiş en ünlü seks sembollerinden biriyle özdeşleşmiştir: brigitte bardot. yönetmenliğini fransız yeni dalga sinemasının parlak yönetmeni roger vadim'in yaptığı filmin senaryosu da, roger vadim tarafından yazılmıştır. 22 yaşındaki bardot, vadim'in karısıdır o yıllarda. film, b. bardot nedeniyle öylesine ünlü olur ki, bugün ikibinlerin birinci çeyreği bitmek üzereyken bile, erotik film dendiğinde ilk akla gelen filmlerdendir, hatta, bb'nin (brigitte bardot için dünyada kabul edilmiş kısaltma, 1960'larda (gbkz: bb) kısaltmasıyla dünyanın anladığı şey brigitte bardot'ydu. çıplak ayaklarıyla bir barda dans ettiği sahne, birçok eleştirmen tarafından sinema tarihinin en erotik sahnelerinden biri kabul edilir.

filmin geçtiği fransız sahil kasabası st. tropez, bu filmden sonra dünya jet sosyetesinin de gözde mekanlarından biridir artık.

film, o yıllarda içerdiği erotik sahneler yüzünden birçok ülkede yasaklanır. örneğin amerika birleşik devletleri'nde o yıllarda geçerli olan sinema sansür yasası ((gbkz: hays code)-->hays yasası/yasaları) nedeniyle pek çok sahnesi kırpılır ve film yeniden düzenlenerek bu sansür yasasına uygun hale getirilir.

bu filmle 'femme fatale' kavramına yeni bir soluk getiren bb'nin sinema hayatı hep benzer filmlerle doludur. onu, o yıllar fransa'sının zengin sinema içeriğinde göremeyiz, çevirdiği elliden fazla filmin içinde dişe dokunur bir tane film bulunmaz.

1970'lerin başında henüz kırklı yaşlarının başındayken de sinemadan kopar ve çok sevgili st. tropez'sindeki muhteşem villasında, villasına doldurduğu hayvanlarıyla bir hayvansever olarak yaşar, 92'de evlendiği ve neredeyse otuz yıldır birlikte yaşayıp yaşlandığı son kocasıyla birlikte.
tıpkı o ünlü filminin son sahnesinde, ne yaparsa yapsın onu seven ve affeden kocasıyla el ele evlerine girerken, yönetmenin seyirciye verdiği son mesaj gibi.
they lived happily ever after. the end.
devamını gör...

kesinlikle arardım. ama anne baba diye boyunlarına sarılmak için değil. en azından onları görmek, tanışmak, ne şartlarda yollarımızın ayrıldığını öğrenmek ve en önemlisi benden sonra ortak ya da ayrı evliliklerden çocukları olup olmadığını öğrenmek için.

ben başka bir aile tarafından büyütülürken biyolojik anne ve babamın benden sonra çocuk yapıp onu büyütmelerini sindiremezdim sanırım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim