varoluş sıkıntısı
işte tam olarak beni tarif eden içinde bulunduğum durum.
sartre’a göre, insan, insanlığın bütün değerlerini kendisi yaratır ve
bunu tek başına yapar. yapamadığı zamanda heralde bir yıldız gibi kayar düşüncesindeyim.kaya kaya gidiyorsun sağa sola... kendi seçimlerimin sonucunu yaşıyorsam ve hayatımdan sorumluysam içinde bulunduğum mutsuzluğun sebebi de benim o halde. buraya kadar problemi adlandırdık*
şimdi sorunu çözme vakti. varoluşumu tamamlama,kendimi tanıma ve eksikliğimi giderme evresi. tam olarak oraya gelememek o insanı üzüyor işte.aynı seyirde ilerlemek düşünsel anlamda bir yol katedememek... burayı çözmeyince hep aynı yerlerde takılıp hep aynı yerlerde düşüyorsun.her seferinde tekrar başa sarıyorsun. elindeki oyuncağı yerine yerleştiremeyen ağzını büzmüş ağlamaklı çocuk burukluğuna dönmek. yardım almak istemeyen kendi eliyle doğru yere istediği hamleyi yapan çocuk olmak vardı. bu kadar basite almayın bu sıkıntıyı seninki de dert mi deyip geçmeyin.*
insanız ve hepimiz aynı dertten muzdaribiz.
sartre’a göre, insan, insanlığın bütün değerlerini kendisi yaratır ve
bunu tek başına yapar. yapamadığı zamanda heralde bir yıldız gibi kayar düşüncesindeyim.kaya kaya gidiyorsun sağa sola... kendi seçimlerimin sonucunu yaşıyorsam ve hayatımdan sorumluysam içinde bulunduğum mutsuzluğun sebebi de benim o halde. buraya kadar problemi adlandırdık*
şimdi sorunu çözme vakti. varoluşumu tamamlama,kendimi tanıma ve eksikliğimi giderme evresi. tam olarak oraya gelememek o insanı üzüyor işte.aynı seyirde ilerlemek düşünsel anlamda bir yol katedememek... burayı çözmeyince hep aynı yerlerde takılıp hep aynı yerlerde düşüyorsun.her seferinde tekrar başa sarıyorsun. elindeki oyuncağı yerine yerleştiremeyen ağzını büzmüş ağlamaklı çocuk burukluğuna dönmek. yardım almak istemeyen kendi eliyle doğru yere istediği hamleyi yapan çocuk olmak vardı. bu kadar basite almayın bu sıkıntıyı seninki de dert mi deyip geçmeyin.*
insanız ve hepimiz aynı dertten muzdaribiz.
devamını gör...
çaykahvesevmemdurunvurmayın
az önce 5 lira ödeme yaparak benden nickaltı alma hakkı kazanmış yazardır. profilinde yanan bir biber vardır. diyeceklerim bu kadar, teşekkürler.
devamını gör...
hasan ali yücel'in atatürk'ün ardından yazdığı yazı
ilkeleri ve kendisine sevgi ve saygıyla bağlı olduğu atatürk'ün defnedilmesinin ardından kaleme aldığı efsane yazıdır.
bkz:
kendime söylüyorum
biliyor musun, bu ağaçtan kolunu tutarak taşıdığın tabutun içinde kim var? o insan mı? olamaz. o bir cihandı. fezalara sığmamalıydı; nasıl bir soğuk mahfazanın içinde durabiliyor? oraya niçin girdi, nasıl girdi? biliyor musun? bilemezsin! anlayamazsın. sen bu muammayı çözemezsin! önüne bak, işine bak. taşı, o cihanı bu tabutun içinde belleyerek taşı.
sen onu daima kendi arzularına göre yürür ve yaşar görmüştün. şimdi o, hareketlerini sizin iradelerinize bırakmıştır. istediğiniz yere koyup dilediğiniz yere kaldırıyorsunuz. mukavemet etmiyor, hayır demiyor. kendini size terk etmiş gibidir. niçin? niçin bu hür, hareketlerine sahip insan, hürriyetinden ve iradesinden vazgeçmiştir? zihnini yorma; halledemezsin. taşı, senin götürmek istediğin yer, şimdi o’nun gitmek istediği yerdir. gözlerinin nemini kurutmadan, bol bol göz yaşı dökerek o’nu taşımak, vazifendir. o kadar! sen onu yap ve başka şey sorma!..
taşı!..
taşı o’nu… bir cihan götürüyorsun. cihanlar yaratan bir insan götürüyorsun. korkma, ezilmezsin. o, kendini ezilmeden taşıtmak için sana kendi kudretinden vermiştir. başka şey düşünme. dikkat et, bu tabutun içindeki varlığında da o seni taşıyor. sen kendini taşıyor gibisin. karanlık meçhullere dalma. ellerinin üstünde en büyük hakikati götürüyorsun. o’na bütün katılığı, bütün acılığıyla dokunmaktasın. buna mazhariyet her zaman mümkün olmaz. kadrini bil. başını önüne eğ. gözlerinin yaşını silmeyi düşünmeden o’nu taşı! taşı, omuzlar üstünde en büyük hakikati taşımaktasın. sen de bir yanından tut ve taşı!…
bırakma zaman dar; çünkü hayat kısadır. bu kısa mesafelere sonsuzluğu sığdırabilmek, herkese müyesser olmaz. taşı, omzunda bir nâmütenahilik olduğunu bilerek taşı. asırlar götürüyorsun. bu ağırlık ondan. asırlar ve asırlar, o’nda bir hayat olmuştu; o’nun yarım asrı birkaç yıl geçebilmiş ömrüne sığınmıştı. gaflet etme; bir tarih taşıyorsun. istikbal olmuş bir mazi götürüyorsun. maziyi istikbale naklediyorsun. taşı; yükün ağır, fakat paha biçilmez bir kıymettedir. taşı; o’nu taşıyarak sen de tarih oluyorsun. bunu bilerek taşı!….
yer nemli, gök nemli, gözlerin nemli. bu ıslak hava içinde kaskatı ve kupkuru bir şey taşımaktasın. üzülme. maddenin ve ruhun bu çiseleyen yaşlarıyla o katılık yumuşuyor. o kuruluk yavaş yavaş yok oluyor. hissetmiyor musun, taşıdığın cansız şeye yepyeni, başka bir hayat gelmektedir. ve onun için değil midir ki o’nu taşırken bu hayat sana da sirayet ederek o aziz yükün altında dipdirisin. canlısınız; taşınan da, taşıyan da. ölüm artık siliniyor. fanilik beka ile omuz omuza… bu kadar yakınlık içerisinde o’nu hayatta hissetmiyor musun? taşı; bir ölü değil, bir diri taşıyorsun. hayatın kendini taşıyorsun. taşı. o’nu taşıyarak yaşayacaksın. yaşadıkça o’nu taşıyacaksın. taşı, taşı!….
hasan âli yücel
bkz:
kendime söylüyorum
biliyor musun, bu ağaçtan kolunu tutarak taşıdığın tabutun içinde kim var? o insan mı? olamaz. o bir cihandı. fezalara sığmamalıydı; nasıl bir soğuk mahfazanın içinde durabiliyor? oraya niçin girdi, nasıl girdi? biliyor musun? bilemezsin! anlayamazsın. sen bu muammayı çözemezsin! önüne bak, işine bak. taşı, o cihanı bu tabutun içinde belleyerek taşı.
sen onu daima kendi arzularına göre yürür ve yaşar görmüştün. şimdi o, hareketlerini sizin iradelerinize bırakmıştır. istediğiniz yere koyup dilediğiniz yere kaldırıyorsunuz. mukavemet etmiyor, hayır demiyor. kendini size terk etmiş gibidir. niçin? niçin bu hür, hareketlerine sahip insan, hürriyetinden ve iradesinden vazgeçmiştir? zihnini yorma; halledemezsin. taşı, senin götürmek istediğin yer, şimdi o’nun gitmek istediği yerdir. gözlerinin nemini kurutmadan, bol bol göz yaşı dökerek o’nu taşımak, vazifendir. o kadar! sen onu yap ve başka şey sorma!..
taşı!..
taşı o’nu… bir cihan götürüyorsun. cihanlar yaratan bir insan götürüyorsun. korkma, ezilmezsin. o, kendini ezilmeden taşıtmak için sana kendi kudretinden vermiştir. başka şey düşünme. dikkat et, bu tabutun içindeki varlığında da o seni taşıyor. sen kendini taşıyor gibisin. karanlık meçhullere dalma. ellerinin üstünde en büyük hakikati götürüyorsun. o’na bütün katılığı, bütün acılığıyla dokunmaktasın. buna mazhariyet her zaman mümkün olmaz. kadrini bil. başını önüne eğ. gözlerinin yaşını silmeyi düşünmeden o’nu taşı! taşı, omuzlar üstünde en büyük hakikati taşımaktasın. sen de bir yanından tut ve taşı!…
bırakma zaman dar; çünkü hayat kısadır. bu kısa mesafelere sonsuzluğu sığdırabilmek, herkese müyesser olmaz. taşı, omzunda bir nâmütenahilik olduğunu bilerek taşı. asırlar götürüyorsun. bu ağırlık ondan. asırlar ve asırlar, o’nda bir hayat olmuştu; o’nun yarım asrı birkaç yıl geçebilmiş ömrüne sığınmıştı. gaflet etme; bir tarih taşıyorsun. istikbal olmuş bir mazi götürüyorsun. maziyi istikbale naklediyorsun. taşı; yükün ağır, fakat paha biçilmez bir kıymettedir. taşı; o’nu taşıyarak sen de tarih oluyorsun. bunu bilerek taşı!….
yer nemli, gök nemli, gözlerin nemli. bu ıslak hava içinde kaskatı ve kupkuru bir şey taşımaktasın. üzülme. maddenin ve ruhun bu çiseleyen yaşlarıyla o katılık yumuşuyor. o kuruluk yavaş yavaş yok oluyor. hissetmiyor musun, taşıdığın cansız şeye yepyeni, başka bir hayat gelmektedir. ve onun için değil midir ki o’nu taşırken bu hayat sana da sirayet ederek o aziz yükün altında dipdirisin. canlısınız; taşınan da, taşıyan da. ölüm artık siliniyor. fanilik beka ile omuz omuza… bu kadar yakınlık içerisinde o’nu hayatta hissetmiyor musun? taşı; bir ölü değil, bir diri taşıyorsun. hayatın kendini taşıyorsun. taşı. o’nu taşıyarak yaşayacaksın. yaşadıkça o’nu taşıyacaksın. taşı, taşı!….
hasan âli yücel
devamını gör...
çayın yanında en güzel giden gıda
şeker tabi ki. kesme ya da toz fark etmez şeker olmadan çay içmek benim için zulüm. çayı şekersiz içeceğime sap sade türk kahvesi içerim en azından kafam yerine gelir.
devamını gör...
nefrojenik sistemik fibrozis
böbrek fonksiyonu bozuk olan hastalarda gadolinyumlu mr kontrastı verildikten sonra gelişen cilt ve organ fibrozisi ile karakterize hastalıktır.
devamını gör...
şaka maka evlenme yaşımızın gelmesi
devamını gör...
2046'daki sen ve hayatın
"yıl 2046. nerdesin ve ne yapıyorsun?" temalı açtığım başlıktır. 2046 yılında 45 yaşında olacağım ve annemin babamın 70 yaşında olacağı gerçeğini kabullenemedim anlık.
devamını gör...
seni seviyorum demenin farklı şekilleri
kendine çay alırken ona da doldurmak
devamını gör...
bir alttaki yazara gereksiz bir bilgi bırak
cips paketlerinin içinde oksijen değil azot bulunur. böylece mikroorganizmaların üremesi ve cipslerin bayatlaması önlenir.
devamını gör...
normal sözlük'ü basan akp'li troller
birkaç akp’li troll gözüme kestirdim lakin bunlar uçmazsa iyice üreyip giderler ve aktroll yatağı olur sözlüğünüz benden söylemesi. bizler uludağ sözlükten kaçtık geldik buraya eğer burada da aktroller fink atarsa rotayı başka yere çeviririz.
ha ben laf sokarım sokmasına ama tanımlarımı silmeyin madem, bazen yapıyorsunuz bunu o bakımından söyledim.
aktroller istediği gibi cirit atıyorsa verin muhaliflere yetkiyi görün etkiyi o zaman. içlerinden geçelim şunların ayol…
ha ben laf sokarım sokmasına ama tanımlarımı silmeyin madem, bazen yapıyorsunuz bunu o bakımından söyledim.
aktroller istediği gibi cirit atıyorsa verin muhaliflere yetkiyi görün etkiyi o zaman. içlerinden geçelim şunların ayol…
devamını gör...
sümbül
mitolojik hikayesi şu şekildedir:
kral amyklos'un hyacinthus adında güzel bir oğlu vardır. yakışıklı bir genç olduğundan apollon onun güzelliğine hayran olmuş, ona candan bağlanmıştır. samimiyetleri ve dostlukları çok ileri gittiğinden boş zamanlarını eurotas'ın kıyılarında disk atmakla geçirirler. bir gün başı çelenklerle süslü kelebek kanatlı ve sarışın zephiros da apollon gibi, güzel hyakintos'a gönül vermiştir ve onun apollon'la görüşmesini kıskanmıştır. zephiros fırsattan yararlanarak, apollon'un diski hyacinthus'a attığı sırada bir hareketiyle diskin yolunu şaşırtır ve delikanlının kafasına çarptırır. zavallı hyakinthos hemen yere yığılır. başından,ağzından burnundan durmadan kan geliyordur. bu felaket karşısında apollon kalbinden vurulur. apollon hemen sağlık tanrısı asklepios'u çağırır ve ona en etkili ilaçları koymasını söyler ancak ilaçlar işe yaramaz ve hyakinthos can verir. kederinden ne yapacağını bilemeyen yaz mevsiminin kızgın tanrısı şöyle bağırır: ‘ey sevgili çocuk, ölüyorsun, senin taze ve güzel gençliğini ben kendi ellerimle yıktım, yok ettim. madem ki ben seninle mezara, yer altına gelemiyorum, madem ki benim yerim göklerdedir, istiyorum ki seni kendim gibi bir ölümsüz yapayım. istiyorum ki seni, neşeli ve kudretli olduğum zamanlarda görebileyim, ışıklarımla seni okşayayım, koklayayım. onun için seni çiçek yapacağım. sen yaşayacaksın. ben dünyaya yaklaştığım ve ilkbahar kara kışı bozguna uğrattığı zaman sen topraktan baş kaldıracak, fışkıracaksın...’apollon bu sözleri söyledikten sonra hyacinthus'un kanının düştüğü yerden sümbül çiçeği(hyacinthus) kendisini gösterir.
kral amyklos'un hyacinthus adında güzel bir oğlu vardır. yakışıklı bir genç olduğundan apollon onun güzelliğine hayran olmuş, ona candan bağlanmıştır. samimiyetleri ve dostlukları çok ileri gittiğinden boş zamanlarını eurotas'ın kıyılarında disk atmakla geçirirler. bir gün başı çelenklerle süslü kelebek kanatlı ve sarışın zephiros da apollon gibi, güzel hyakintos'a gönül vermiştir ve onun apollon'la görüşmesini kıskanmıştır. zephiros fırsattan yararlanarak, apollon'un diski hyacinthus'a attığı sırada bir hareketiyle diskin yolunu şaşırtır ve delikanlının kafasına çarptırır. zavallı hyakinthos hemen yere yığılır. başından,ağzından burnundan durmadan kan geliyordur. bu felaket karşısında apollon kalbinden vurulur. apollon hemen sağlık tanrısı asklepios'u çağırır ve ona en etkili ilaçları koymasını söyler ancak ilaçlar işe yaramaz ve hyakinthos can verir. kederinden ne yapacağını bilemeyen yaz mevsiminin kızgın tanrısı şöyle bağırır: ‘ey sevgili çocuk, ölüyorsun, senin taze ve güzel gençliğini ben kendi ellerimle yıktım, yok ettim. madem ki ben seninle mezara, yer altına gelemiyorum, madem ki benim yerim göklerdedir, istiyorum ki seni kendim gibi bir ölümsüz yapayım. istiyorum ki seni, neşeli ve kudretli olduğum zamanlarda görebileyim, ışıklarımla seni okşayayım, koklayayım. onun için seni çiçek yapacağım. sen yaşayacaksın. ben dünyaya yaklaştığım ve ilkbahar kara kışı bozguna uğrattığı zaman sen topraktan baş kaldıracak, fışkıracaksın...’apollon bu sözleri söyledikten sonra hyacinthus'un kanının düştüğü yerden sümbül çiçeği(hyacinthus) kendisini gösterir.
devamını gör...
uçuk
uçuğa neden olan herpes simpleks virüsüdür (hsv). herpes virüsleri; hsv-1 ve hsv-2 olmak üzere 2 tiptir. hsv-1; genellikle dudakta, hsv-2 ise genital bölgede hastalık oluşturmaktadır. özellikle hsv-2 yenidoğanlarda ciddi enfeksiyona neden olabileceği için bebeklerin öpülmemesi gerekir.
devamını gör...
kadınların orgazm olamaması
sayabileceğim onlarca neden varken, üşengeçlikten birisini yazacağım sadece.
-o sevişmeyi, yeterince istememiştir, yeterince istettirilmemiştir.*
-o sevişmeyi, yeterince istememiştir, yeterince istettirilmemiştir.*
devamını gör...
başkurdistan illerinin bayrakları
türk yurdu başkurdistan'ın yerel yönetim yerleri olan illerinin oldukça estetik bulduğum bayraklarıdır. bende, alternatif bir dünyada türk devletlerinin bayraklarının nasıl olurdu sorularına cevap olmuşlardır.
ilk bayrak ve en beğendiğim bayrak; boray ilinin. eskiden ilin olduğu yerde yaşayan yeldek, yelan, kırgız ve tanıp adlı başkurt boylarının tamgalarını ve tüm türklüğü temsil eden arkaik bir çizime sahip gök börü'yü içeren bayrak.
ikinci bayrak, karınca anlamına gelen kırmıskalı ilinin. alt ve üstte iki ayrı boyun tamgasını taşıyan ortada yükselen bir kartalın olduğu bayrak.
üçüncü bayrak ise güvercin anlamına gelen kügersen ilinin. adına uygun şekilde, minimal bünyeleri bahtiyar edecek bir bayrak.
bir diğer bayrak, yılıyir ilinin bayrağı. tarihte var olduğundan beri, nerede olursa olsun türkler, taşa, kağıda, halıya, sancağa totem hayvanlarından olan geyiğin figürünü kazımışlardır. bu kültün devamı olan kızıl geyikli bir bayrak.
en hoşuma gidenlerden biri de teteşle ilinin bayrağı. yine boy damgası içeren ve iki gelinciğin bulunduğu bir bayrak.
yine oldukça asil bir diğer bayrak ise mescitli ilinin bayrağı. tüm türk uruğu içerisinde her boyun neredeyse bir yırtıcı kuşu olmuştur. türkler için yırtıcı kuşlar tarih boyunca aslî figürler olmuşlardır. işte onlardan biri, arşa yükselen bir doğanı resmeden bayrak.
son olarak vereceğim bayrak, salavat ilinin bayrağı. bu bayrağın özel bir yanı var, çünkü salavat yulayev 16 haziran 1752 tarihinde bu ilin bir köyü olan tekey köyünde doğdu. salavat yulayev için ayrı bir başlık açmanın doğru olacağı kanaatindeyim ama şunu söyleyeyim. 1773'de rusya'da ortaya çıkan ünlü kazak isyanı pugaçov isyanına katılmış ve başkurt halkını örgütlemiştir. kazan şehri ve dolayısıyla tatarlar bir senede düşse de, başkurtlar üç sene rusya'a karşı gelmişlerdir. daha sonra da başkurtlar boyun eğmediler. başkurtlar çok az sayıda olmalarına karşın bir çok kez baş kaldırdırlar. yemelyan pugaçov kazak türkleri için ne demekse, başkurt türkleri için de salavat yulayev o demek. başkurtların kahramanı ve önderi olan salavat yulayev halen başkurtların tarihi ve milli mefkuresinde önemli bir yer tutmaktadır. işte doğduğu ilin bayrağında o yiğit; salavat yulayev cenge gidiyor, yine bir türk özgürlüğe dört nala koşuyor.
diğer bayraklara buradan ulaşabilirisiniz.
ilk bayrak ve en beğendiğim bayrak; boray ilinin. eskiden ilin olduğu yerde yaşayan yeldek, yelan, kırgız ve tanıp adlı başkurt boylarının tamgalarını ve tüm türklüğü temsil eden arkaik bir çizime sahip gök börü'yü içeren bayrak.
ikinci bayrak, karınca anlamına gelen kırmıskalı ilinin. alt ve üstte iki ayrı boyun tamgasını taşıyan ortada yükselen bir kartalın olduğu bayrak.
üçüncü bayrak ise güvercin anlamına gelen kügersen ilinin. adına uygun şekilde, minimal bünyeleri bahtiyar edecek bir bayrak.
bir diğer bayrak, yılıyir ilinin bayrağı. tarihte var olduğundan beri, nerede olursa olsun türkler, taşa, kağıda, halıya, sancağa totem hayvanlarından olan geyiğin figürünü kazımışlardır. bu kültün devamı olan kızıl geyikli bir bayrak.
en hoşuma gidenlerden biri de teteşle ilinin bayrağı. yine boy damgası içeren ve iki gelinciğin bulunduğu bir bayrak.
yine oldukça asil bir diğer bayrak ise mescitli ilinin bayrağı. tüm türk uruğu içerisinde her boyun neredeyse bir yırtıcı kuşu olmuştur. türkler için yırtıcı kuşlar tarih boyunca aslî figürler olmuşlardır. işte onlardan biri, arşa yükselen bir doğanı resmeden bayrak.
son olarak vereceğim bayrak, salavat ilinin bayrağı. bu bayrağın özel bir yanı var, çünkü salavat yulayev 16 haziran 1752 tarihinde bu ilin bir köyü olan tekey köyünde doğdu. salavat yulayev için ayrı bir başlık açmanın doğru olacağı kanaatindeyim ama şunu söyleyeyim. 1773'de rusya'da ortaya çıkan ünlü kazak isyanı pugaçov isyanına katılmış ve başkurt halkını örgütlemiştir. kazan şehri ve dolayısıyla tatarlar bir senede düşse de, başkurtlar üç sene rusya'a karşı gelmişlerdir. daha sonra da başkurtlar boyun eğmediler. başkurtlar çok az sayıda olmalarına karşın bir çok kez baş kaldırdırlar. yemelyan pugaçov kazak türkleri için ne demekse, başkurt türkleri için de salavat yulayev o demek. başkurtların kahramanı ve önderi olan salavat yulayev halen başkurtların tarihi ve milli mefkuresinde önemli bir yer tutmaktadır. işte doğduğu ilin bayrağında o yiğit; salavat yulayev cenge gidiyor, yine bir türk özgürlüğe dört nala koşuyor.
diğer bayraklara buradan ulaşabilirisiniz.
devamını gör...
moda
kadıköy'ün güzide semti. burası sokaklarındaki zeytin ağaçları, evlerden gelen piyano sesleri ve eşsiz deniz manzarasıyla istanbul'da farklı bir boyut gibidir.
devamını gör...
başıboş sokak köpeği sorunu
adamlar çeteleşiyorlar... bizim buralarda sekizli onlu şekilde geziyorlar...
insanları kovalıyorlar. sürekli bir artistlik peşinde koşuyorlar... insan iyilik yapmaya bile çekiniyor. çünkü çok saldırganlar.
hayat şartları onları çok saldırgan yapmış. açlık, sefalet, eziyet, sevgisizlik onlarda öfke soruna sebep olmuş..
insan üzülüyor...
ne insanımıza ne hayvanımıza sahip çıkamıyoruz... sene olmuş 2022.. tablo içler acısı..
insanları kovalıyorlar. sürekli bir artistlik peşinde koşuyorlar... insan iyilik yapmaya bile çekiniyor. çünkü çok saldırganlar.
hayat şartları onları çok saldırgan yapmış. açlık, sefalet, eziyet, sevgisizlik onlarda öfke soruna sebep olmuş..
insan üzülüyor...
ne insanımıza ne hayvanımıza sahip çıkamıyoruz... sene olmuş 2022.. tablo içler acısı..
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
pek yardımsever ve kibar bir yazar.
nickaltına dönmesin diye kısa tutuyorum ama aslında çok çok daha fazlası bir yazar.
selamlar sayın yazar. *
edit: hahaha sanırım araya girdim sayın daha sonra tekrar deneyiniz.
nickaltına dönmesin diye kısa tutuyorum ama aslında çok çok daha fazlası bir yazar.
selamlar sayın yazar. *
edit: hahaha sanırım araya girdim sayın daha sonra tekrar deneyiniz.
devamını gör...


