yazılı olmayan kurallar
bir yere gideceksen alarm kurmak yerine annene söyle. 8'de uyandırmanı istediysen seni 7'de uyandıracaktır. bu da yazılı olmayan bir kuraldır.
devamını gör...
türkçülük
türkçülük dediğimiz düşünce/ideoloji iki ayrı kola ayrılıyor;
1- ziya gökalp türkçülüğü
2- hüseyin nihal atsız türkçülüğü.
ziya gökalp türkçülüğü, türk olmasa bile kendini türk gören her insanın benimseyebileceği ve türk kimliği altında tanımlandığını savunan bir düşüncedir. ulu önder mustafa kemal atatürk, ziya gökalp’i kendisinin fikir babası olduğunu belirtmiştir ve en büyük kanıtı ise “ne mutlu türk’üm diyene!” sözüdür.
hüseyin nihal atsız’ın türkçülüğü ise ırkçılık üzerine kurulmuş kafatasçı bir düşüncedir. birleştiricilikten çok ötekileştirmeye dayalıdır. atsız’ın çevresinde yeni tanıştığı insanlarla konuşmadan önce kafatası ölçümü yaptığı birçok kişi tarafından biliniyor. atsız’ın, oğlu yağmur atsız’a yazdığı vasiyetinde tek tek etnik ırkları sayıp neredeyse tüm birleşmiş milletleri düşman ilan etmiştir.
1- ziya gökalp türkçülüğü
2- hüseyin nihal atsız türkçülüğü.
ziya gökalp türkçülüğü, türk olmasa bile kendini türk gören her insanın benimseyebileceği ve türk kimliği altında tanımlandığını savunan bir düşüncedir. ulu önder mustafa kemal atatürk, ziya gökalp’i kendisinin fikir babası olduğunu belirtmiştir ve en büyük kanıtı ise “ne mutlu türk’üm diyene!” sözüdür.
hüseyin nihal atsız’ın türkçülüğü ise ırkçılık üzerine kurulmuş kafatasçı bir düşüncedir. birleştiricilikten çok ötekileştirmeye dayalıdır. atsız’ın çevresinde yeni tanıştığı insanlarla konuşmadan önce kafatası ölçümü yaptığı birçok kişi tarafından biliniyor. atsız’ın, oğlu yağmur atsız’a yazdığı vasiyetinde tek tek etnik ırkları sayıp neredeyse tüm birleşmiş milletleri düşman ilan etmiştir.
devamını gör...
marquis de sade
sadizmin isim babası.
şımarık, küstah, edepsiz. evlenir. baldızına balta olur. sokak sürtükleriyle hayasız maceraların kahramanı. hapse tıkılır, kaçar, yeni rezaletler icat eder. 1775'te baldızıyla italya'ya gider. dönüşte hapsedilir. bir yolunu bulup hapishaneden tüyer; yeniden kaçar, yeniden enselenir. nihayet charenton tımarhanesine tıkılır (1789). bir yıl sonra tahliye edilir. piyesler yazar. ihtilale katılır. sonra sefalete düşer ve bir aktrisle yaşar. ama bu durgun devir çabuk sona erer. justine romanını kaleme aldı diye tevkif edilir. hapishaneden hapishaneye yollanır. nihayet tekrar tımarhaneyi boylar ve 1814'te charenton'da ölür. eserlerinin çoğunu hapishanede yazmıştır, ömrünün 27 yılından fazlasını yaşadığı hapishanelerde.
eserleri: justine yahut faziletin belaları, juliette yahut hayasızlığın mutlulukları, sodome'da 120 gün, aline ile valcour, halvet odasında felsefe.
sainte- beuve, baudelaire ve swinburne bu müstehcen kitapların geçen asırdaki ünlü hayranları. lamartine, barbey d'auerevilly, apollinaire de o bulanık kaynaktan feyz almış zaman zaman. sürrealistler hazreti üstat tanımışlar. o hayranlıklar sade'a cihanşümül bir ün kazandırmış. çağımız avrupa'sının putlarından biri olmuş "ilahi" marquis.
kaynak: nostaljik bir tad olsun diye; cemil meriç (bkz: bu ülke) kitabının kaneviçesinden aynen alıntı.
şımarık, küstah, edepsiz. evlenir. baldızına balta olur. sokak sürtükleriyle hayasız maceraların kahramanı. hapse tıkılır, kaçar, yeni rezaletler icat eder. 1775'te baldızıyla italya'ya gider. dönüşte hapsedilir. bir yolunu bulup hapishaneden tüyer; yeniden kaçar, yeniden enselenir. nihayet charenton tımarhanesine tıkılır (1789). bir yıl sonra tahliye edilir. piyesler yazar. ihtilale katılır. sonra sefalete düşer ve bir aktrisle yaşar. ama bu durgun devir çabuk sona erer. justine romanını kaleme aldı diye tevkif edilir. hapishaneden hapishaneye yollanır. nihayet tekrar tımarhaneyi boylar ve 1814'te charenton'da ölür. eserlerinin çoğunu hapishanede yazmıştır, ömrünün 27 yılından fazlasını yaşadığı hapishanelerde.
eserleri: justine yahut faziletin belaları, juliette yahut hayasızlığın mutlulukları, sodome'da 120 gün, aline ile valcour, halvet odasında felsefe.
sainte- beuve, baudelaire ve swinburne bu müstehcen kitapların geçen asırdaki ünlü hayranları. lamartine, barbey d'auerevilly, apollinaire de o bulanık kaynaktan feyz almış zaman zaman. sürrealistler hazreti üstat tanımışlar. o hayranlıklar sade'a cihanşümül bir ün kazandırmış. çağımız avrupa'sının putlarından biri olmuş "ilahi" marquis.
kaynak: nostaljik bir tad olsun diye; cemil meriç (bkz: bu ülke) kitabının kaneviçesinden aynen alıntı.
devamını gör...
nevermore (yazar)
doğum gününde kaybolmuş yazar,
iyi ki doğmuş da,
@nevermore neredesin???
iyi ki doğmuş da,
@nevermore neredesin???
devamını gör...
kafa sözlük
+yakındaki kitabın x sayfasından bir cümle söyle başlıkları
+....... olan kadınlar/erkekler başlıkları
+....... yapmayan erkek/kadın başlıkları
+internette herhangi bir şey aradığınızda karşınıza çıkan haber sitesi deryası gibi "gündem" sekmesi başlıkları
+internette arayarak rahatça bulabildiğin bir şeye ".... oldu ne yapmalıyım" diye açılan başlıklar
+çoğu kişinin okumadığı vikipedi kopyala yapıştırları.
+çaylakların ... olması, erkek/kadının ... olması, cem yılmaz'ın ... olması, .....partili olanların ... olması gibi kendi fikrini başlık açarak bağırmaya çalışan portakalsever başlıkları
+her gün oynanıyor olan müsabakalar için her gün ayrı açılan başlıklar(.....tarihli ....müsabakası)
+ünlülerin/ünsüzlerin/herhangi birinin o gün söylediği bir söz için açılan başlıklar (.....kişisinin....demesi)
+şaka maka ... olması başlıkları
+muhtelif sözlüklerden direkt alınıp kopyalanan başlıklar
portakalseverler bu başlıkları gerçekten sürekli görmek istiyor mu bilmiyorum. akışta anlık var olan ve hemen sonra sözlüğün derinliklerine gömülen başlıklar/giriler bunun tam tersini söylüyor benim gördüğüm kadarıyla.
bu başlıklar açılacak mı? evet açılacak, bu da değil sorun. fakat bunun bir sınırı olacak mı? ileride bir gün sözlüğe girdiğimde her yerin survivor başlıklarıyla bezeli olmasını ne engelleyecek mesela? bilmem kaç saatlik programda yaşanan her an için başlık açılmasını ne engelleyecek? ya da bir şey engelleyecek mi?
herkes istediğini yazabilir tabi fakat burası bir sözlük değil mi, buranın belli başlı kuralları yok mu? (ben öyle bir kurallar silsilesi okudum diye hatırlıyorum) ha yoksa tabi her şey olabilir.
burası ansiklopedi değil tabi ki, herkes sürekli bilgi vermek zorunda da değil. açıkçası benim de en sevdiğim giriler açılan başlık hakkında kendi tecrübelerini paylaşan portakalseverlerin girileri oluyor. fakat bu demek değil ki başlıkta ayrı, giride ayrı kendi fikrini püskürt bu güzel portakal bahçesine.
bazen rastgele başlıklara girip rastgele bir portakalseverin profiline giriyorum. portakalseverler genellikle çok şeker insanlar. bazılarını anlamak çok güç ama, girilerinde sürekli kendi fikirlerini püskürtmekle meşguller ya da hiçbir anlamı olmayan şeyler yazmakla. ben üşenmiyorum, sözlüğün kurallarıyla çelişen ultra müthiş bir şey gördüğümde basıyorum şikayete.
sürekli bir şeylerden şikayet ediyor gibi göründüm, hiç de öyle değil. seviyorum bu portakal bahçesini, özellikle de moderatörlerini.
zaman içinde hep birlikte göreceğiz gündem sekmesi survivor ve kadın/erkek başlıklarıyla dolacak mı? umarım yaşanmaz, çünkü burayı seviyorum.
ekleme: sözlüğün akıbetinin iyi olmasını dilediğim için çaylak girilerini okumayı ve oylamayı da seviyorum.
ekleme: artık demir almak günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
+....... olan kadınlar/erkekler başlıkları
+....... yapmayan erkek/kadın başlıkları
+internette herhangi bir şey aradığınızda karşınıza çıkan haber sitesi deryası gibi "gündem" sekmesi başlıkları
+internette arayarak rahatça bulabildiğin bir şeye ".... oldu ne yapmalıyım" diye açılan başlıklar
+çoğu kişinin okumadığı vikipedi kopyala yapıştırları.
+çaylakların ... olması, erkek/kadının ... olması, cem yılmaz'ın ... olması, .....partili olanların ... olması gibi kendi fikrini başlık açarak bağırmaya çalışan portakalsever başlıkları
+her gün oynanıyor olan müsabakalar için her gün ayrı açılan başlıklar(.....tarihli ....müsabakası)
+ünlülerin/ünsüzlerin/herhangi birinin o gün söylediği bir söz için açılan başlıklar (.....kişisinin....demesi)
+şaka maka ... olması başlıkları
+muhtelif sözlüklerden direkt alınıp kopyalanan başlıklar
portakalseverler bu başlıkları gerçekten sürekli görmek istiyor mu bilmiyorum. akışta anlık var olan ve hemen sonra sözlüğün derinliklerine gömülen başlıklar/giriler bunun tam tersini söylüyor benim gördüğüm kadarıyla.
bu başlıklar açılacak mı? evet açılacak, bu da değil sorun. fakat bunun bir sınırı olacak mı? ileride bir gün sözlüğe girdiğimde her yerin survivor başlıklarıyla bezeli olmasını ne engelleyecek mesela? bilmem kaç saatlik programda yaşanan her an için başlık açılmasını ne engelleyecek? ya da bir şey engelleyecek mi?
herkes istediğini yazabilir tabi fakat burası bir sözlük değil mi, buranın belli başlı kuralları yok mu? (ben öyle bir kurallar silsilesi okudum diye hatırlıyorum) ha yoksa tabi her şey olabilir.
burası ansiklopedi değil tabi ki, herkes sürekli bilgi vermek zorunda da değil. açıkçası benim de en sevdiğim giriler açılan başlık hakkında kendi tecrübelerini paylaşan portakalseverlerin girileri oluyor. fakat bu demek değil ki başlıkta ayrı, giride ayrı kendi fikrini püskürt bu güzel portakal bahçesine.
bazen rastgele başlıklara girip rastgele bir portakalseverin profiline giriyorum. portakalseverler genellikle çok şeker insanlar. bazılarını anlamak çok güç ama, girilerinde sürekli kendi fikirlerini püskürtmekle meşguller ya da hiçbir anlamı olmayan şeyler yazmakla. ben üşenmiyorum, sözlüğün kurallarıyla çelişen ultra müthiş bir şey gördüğümde basıyorum şikayete.
sürekli bir şeylerden şikayet ediyor gibi göründüm, hiç de öyle değil. seviyorum bu portakal bahçesini, özellikle de moderatörlerini.
zaman içinde hep birlikte göreceğiz gündem sekmesi survivor ve kadın/erkek başlıklarıyla dolacak mı? umarım yaşanmaz, çünkü burayı seviyorum.
ekleme: sözlüğün akıbetinin iyi olmasını dilediğim için çaylak girilerini okumayı ve oylamayı da seviyorum.
ekleme: artık demir almak günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
devamını gör...
türk dizilerinin olmazsa olmazları
zengin kız fakir oğlan yada zengin oğlan fakir kız.
devamını gör...
polimat
polimat yunanca kökenlidir. polu- (çok) ile mathês- (öğrenmek) kelimelerinden türetilmiştir
çok bilen gibi bir anlamı vardır.
çok bilen gibi bir anlamı vardır.
devamını gör...
aralarında oylaşan yazarlar
(bkz: yaran yanlış okumalar)
devamını gör...
sivas’ta her 5 kızdan birinin göbeğini açması sorunsalı
bilmeyen sivas'ı mekke zan edecek, sana ne , size ne ? senin sorumluluğun kendi eşin ve kızında biter , sen giydirme sorun bu kadar, el âlemden size ne.
keşke daha büyük olan sorunlara el atsanız, hayat pahalılığı ni konu etseniz , o zaman gazeteci olursunuz.
neyse bugünlük bu kadar sinirlenme yeter.
edit: 35 erkek sivas'ta basılmış'tı değilmi.
keşke daha büyük olan sorunlara el atsanız, hayat pahalılığı ni konu etseniz , o zaman gazeteci olursunuz.
neyse bugünlük bu kadar sinirlenme yeter.
edit: 35 erkek sivas'ta basılmış'tı değilmi.
devamını gör...
derdini kimseyle paylaşmayan insan
"gülün, dünya sizinle gülsün. ağlayın, dünya sırtını dönsün." felsefesini acıyla öğrenmiş insandır.
devamını gör...
23 yaşında üniversiteye başlamak
liseyi yeni bitirdiği içinse hababam sınıfı mezunu olduğunu düşüneceğim şahıs.
yok "ileri" yaşına rağmen üniversiteye girdiği için gündem oluyorsa, 96 yaşında mezun olan amca hepimizi sollar.
ben de ikinciye 36'da girip 40'ta çıktım mesela. şimdi de yurt dışı için kasıyorum. yeni zelanda, kore, japonya, rusya... hangisi olursa bakalım. yani özetle olur öyle şeyler. yaş sadece bir sayıdır, takılmayın. her konuda öyle.
edit: düzeltme
yok "ileri" yaşına rağmen üniversiteye girdiği için gündem oluyorsa, 96 yaşında mezun olan amca hepimizi sollar.
ben de ikinciye 36'da girip 40'ta çıktım mesela. şimdi de yurt dışı için kasıyorum. yeni zelanda, kore, japonya, rusya... hangisi olursa bakalım. yani özetle olur öyle şeyler. yaş sadece bir sayıdır, takılmayın. her konuda öyle.
edit: düzeltme
devamını gör...
sözlük radyosunda yayınlanacak ilk program
burada gördüğümüz pek çok yazarın düşüncelerini dinlemek gayet güzel olacaktır, özellikle birkaç yazarı bekliyor olacağım.
devamını gör...
metal müzik vs tenekeye vurunca çıkan ses
what a shame! metal müzik bir dönem gençliğinin cool ve depresif takılmasını sağlamış, en arka sıralara oturup kulaklığından zambır zambır duyulan müziklerle ve simsiyah giyim tarzıyla her daim acaba kafasında ne yaşıyor diye merak uyandırmış, kıskanılan bir güruh olmamızı sağlamıştır. lütfen kınıyorum. *
devamını gör...
said nursi
namıdiğer (bkz: saidi kürdi)'dir. kendisi hakkında en net gerçekleri hüseyin nihal atsız yazmıştır.
--- alıntı ---
mabetsiz şehrin ilk yemişi ticanilik, onun olup kurtlanmışı da nurculuk oldu.
nurculuk nedir?
gazetelerde ikide bir görülen nurcular, nur risalesi talebeleri kimdir? aralarında avamdan aydına kadar, mühendis, avukat ve doktora kadar her türlü adamın bulunduğu nurculuk,
“said-i nursi” adında cahil bir kürdün peşine takılmış cahil bir sürü, nur risalesi talebeleri de saîd-i nursî’nin o çetrefil ve cahil kürt türkçesiyle yazdığı risaleleri atom fiziği ve einstein nazariyesi okur gibi toplanıp okuyan bir yığın zavallıdır.
saîd-i nursî denilen adam, eskiden saîd-i kürd-î diye bir takım risaleler yayınlayan, türkçe bilmez, daha nokta ile virgülün nerede kullanılacağını bilmekten aciz, şafiîlik mezhebinden bir kürttür. mütareke yıllarında istanbul sokaklarında millî kürt kılığı ile dolaşarak caka yapmıştır. bu cakacı kürt kendisine “bedîüzzaman” demekte, müritleri de bu adı bir övünçmüş gibi kullanarak şeyhlerini bu adla ululamaktadır.
bedîüzzaman, “zamanın harikası” demektir. kürt said cidden zamanın harikasıdır. yirminci yüzyıl gibi bir zamanda bu bilgisizliği ve iptidailiği ile ortaya atılmakta gösterdiği pişkinlikle zamanın harikası, bundan daha fazla olarak da on binlerce, belki yüz binlerce türk’ü ardına takmakta gösterdiği başarıyla gerçekten zamanın bir harikasıdır.
zamanın bu harikası, bu kürt said, aslında bir kürt milliyetçisidir.
nasıl moskofçular türk milletini yıkmak için ortaya sosyal adalet ilkesiyle atılıyor, yoksulların davasını benimsemiş görünüyorlarsa, kürt said de ortaya müslümanlık ve kardeşlik çığırtkanlığı ile çıkıyor.
kürtçülük davasını açıkça güdemeyeceği için, türkçülüğü yıkacak ağuları müslümanlık ve nurculuk diye ileri sürüyor. müritlerine veya kendi tabiriyle risâle-i nur şakirtlerine evlenmeyi yasak ediyor. çünkü evlenip çocuk sahibi olurlarsa, o çocukların kötü ve dinsiz olma ihtimali varmış.
tabiî, dağdaki kürdün bu büyük ve ilâhî buyruktan haberi olamayacağı için, o evlenecek ve kürtler çoğalacak. herkesin sözüne inanan saf türkler ise, büyük mürşidin buyruğu ile evlenmeyecek, böylelikle türk soyu azalacak ve kürt şeyh said’in 1924’de yapamadığını, kürt molla said (yani bedîüzzaman) kırk yıl sonra yapmış olacak.
--- alıntı ---
kaynak: nurculuk denilen sayıklama nihal atsız
--- alıntı ---
mabetsiz şehrin ilk yemişi ticanilik, onun olup kurtlanmışı da nurculuk oldu.
nurculuk nedir?
gazetelerde ikide bir görülen nurcular, nur risalesi talebeleri kimdir? aralarında avamdan aydına kadar, mühendis, avukat ve doktora kadar her türlü adamın bulunduğu nurculuk,
“said-i nursi” adında cahil bir kürdün peşine takılmış cahil bir sürü, nur risalesi talebeleri de saîd-i nursî’nin o çetrefil ve cahil kürt türkçesiyle yazdığı risaleleri atom fiziği ve einstein nazariyesi okur gibi toplanıp okuyan bir yığın zavallıdır.
saîd-i nursî denilen adam, eskiden saîd-i kürd-î diye bir takım risaleler yayınlayan, türkçe bilmez, daha nokta ile virgülün nerede kullanılacağını bilmekten aciz, şafiîlik mezhebinden bir kürttür. mütareke yıllarında istanbul sokaklarında millî kürt kılığı ile dolaşarak caka yapmıştır. bu cakacı kürt kendisine “bedîüzzaman” demekte, müritleri de bu adı bir övünçmüş gibi kullanarak şeyhlerini bu adla ululamaktadır.
bedîüzzaman, “zamanın harikası” demektir. kürt said cidden zamanın harikasıdır. yirminci yüzyıl gibi bir zamanda bu bilgisizliği ve iptidailiği ile ortaya atılmakta gösterdiği pişkinlikle zamanın harikası, bundan daha fazla olarak da on binlerce, belki yüz binlerce türk’ü ardına takmakta gösterdiği başarıyla gerçekten zamanın bir harikasıdır.
zamanın bu harikası, bu kürt said, aslında bir kürt milliyetçisidir.
nasıl moskofçular türk milletini yıkmak için ortaya sosyal adalet ilkesiyle atılıyor, yoksulların davasını benimsemiş görünüyorlarsa, kürt said de ortaya müslümanlık ve kardeşlik çığırtkanlığı ile çıkıyor.
kürtçülük davasını açıkça güdemeyeceği için, türkçülüğü yıkacak ağuları müslümanlık ve nurculuk diye ileri sürüyor. müritlerine veya kendi tabiriyle risâle-i nur şakirtlerine evlenmeyi yasak ediyor. çünkü evlenip çocuk sahibi olurlarsa, o çocukların kötü ve dinsiz olma ihtimali varmış.
tabiî, dağdaki kürdün bu büyük ve ilâhî buyruktan haberi olamayacağı için, o evlenecek ve kürtler çoğalacak. herkesin sözüne inanan saf türkler ise, büyük mürşidin buyruğu ile evlenmeyecek, böylelikle türk soyu azalacak ve kürt şeyh said’in 1924’de yapamadığını, kürt molla said (yani bedîüzzaman) kırk yıl sonra yapmış olacak.
--- alıntı ---
kaynak: nurculuk denilen sayıklama nihal atsız
devamını gör...
ken masters
bir street fighter karakteridir.

oyunun, 1991 yılında kollu makinelerle oynandığı dönemdeki sekiz karakterden biridir. tıpkı guile gibi. ryu’nun çocukluktan beri en yakın arkadaşı olan ve eğitimini ryu ile birlikte tamamlamış olan ken amerika doğumludur ama japon bir yanı da vardır.
elisa masters ile evli olan ken, guile’ın da bacanağıdır. ken’in mel adında bir oğlu vardır.
ken, ryu’ya göre daha sinirli, daha saldırgan ve daha beklenmediktir. ancak ryu ile aynı özel hareketlere sahiptir. yalnızca ken saldırı konusunda ryu’dan daha iyidir.

en bilindik hareketlerinden biri hadouken’dir ancak bu hareket türkiye’de aduket diye bilinir. diğer ise shoryuken’dir ki bu da türkiye’de oryuken olarak bilinir.

ken ve ryu atari salonları döneminde “ ver geçeyim” diyerek yanınıza sokulan atari farelerinin favori dövüşçüsüdür. her atari salonunda mutlaka bulunan bu fareler asla kendileri para harcamaz ve amatör gördüklerinin yanına gidip bir el oynamak için durmadan konuşurlardı. her zaman ken ve ryu ile oynasalar da her oyuncu hakkında bilgileri vardı.
ken şu sıralar oğlu mel’i bir dövüş sanatı ustası olması için eğitmektedir.

oyunun, 1991 yılında kollu makinelerle oynandığı dönemdeki sekiz karakterden biridir. tıpkı guile gibi. ryu’nun çocukluktan beri en yakın arkadaşı olan ve eğitimini ryu ile birlikte tamamlamış olan ken amerika doğumludur ama japon bir yanı da vardır.
elisa masters ile evli olan ken, guile’ın da bacanağıdır. ken’in mel adında bir oğlu vardır.
ken, ryu’ya göre daha sinirli, daha saldırgan ve daha beklenmediktir. ancak ryu ile aynı özel hareketlere sahiptir. yalnızca ken saldırı konusunda ryu’dan daha iyidir.

en bilindik hareketlerinden biri hadouken’dir ancak bu hareket türkiye’de aduket diye bilinir. diğer ise shoryuken’dir ki bu da türkiye’de oryuken olarak bilinir.

ken ve ryu atari salonları döneminde “ ver geçeyim” diyerek yanınıza sokulan atari farelerinin favori dövüşçüsüdür. her atari salonunda mutlaka bulunan bu fareler asla kendileri para harcamaz ve amatör gördüklerinin yanına gidip bir el oynamak için durmadan konuşurlardı. her zaman ken ve ryu ile oynasalar da her oyuncu hakkında bilgileri vardı.
ken şu sıralar oğlu mel’i bir dövüş sanatı ustası olması için eğitmektedir.
devamını gör...
türkiye'de binaların çok çirkin olması
yani, çok şükür, diğer ülkelere gidemesek de en azından elimizin altında internet var, diğer ülkelerin sokaklarında gezebiliyoruz. arkadaş, yemin ediyorum, ben bu kadar çirkin binalar görmedim, aradım taradım kendimi avutmak için, vallahi yok billahi yok. görebileceğimi de düşünmüyorum. hani, en çirkin binaları seçiyoruz diye bir yarışma yapsalar dünyada, açık ara farkla birinciyiz. hiçbir kuşkum yok. sonra da bununla övünürüz, buna da kuşkum yok.
bu kadar birbirinden alakasız, hiçbir dokusu olmayan, ne çevreye uyuma ne de kullanışlılığa sahip yapılar bütünü görmedim. özellikle istanbul, tam bir rezalet abidesi. atatürk dirilse baştan kurdurur şehri. şöyle olmuş sanki, bir kurul toplanmış, demiş ki: "abi, ne yaparsak memleketin içine edebiliriz?" bunun üzerine kafa yorup sonuç olarak da bu binaları ortaya koymuşlar gibi.
bu durumun tabii ki birçok sebebi var. diğer tanım yazan arkadaşlar açıklamışlardır. sonuç olarak üzücü.
bu kadar birbirinden alakasız, hiçbir dokusu olmayan, ne çevreye uyuma ne de kullanışlılığa sahip yapılar bütünü görmedim. özellikle istanbul, tam bir rezalet abidesi. atatürk dirilse baştan kurdurur şehri. şöyle olmuş sanki, bir kurul toplanmış, demiş ki: "abi, ne yaparsak memleketin içine edebiliriz?" bunun üzerine kafa yorup sonuç olarak da bu binaları ortaya koymuşlar gibi.
bu durumun tabii ki birçok sebebi var. diğer tanım yazan arkadaşlar açıklamışlardır. sonuç olarak üzücü.
devamını gör...
fındık
bizim köyün tatlı çilesi.
annem moderatör olunca hiç çekilmiyor.
annemin içinden, nazilerin çalışma kampı subayı çıktı resmen.
annem moderatör olunca hiç çekilmiyor.
annemin içinden, nazilerin çalışma kampı subayı çıktı resmen.
devamını gör...
yeni zelanda
başkenti wellington, yüzölçümü 268.021 km²'dir.
devamını gör...

