sorun değil yalnız çözüm.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

düşsel gerçekçilik akımının kurucu üstadıdır. hem o kadar gerçekçidir, hem o kadar fantazi ürünüdür.
devamını gör...

ben ismi+anne diyorum, içimden böyle geliyor ve hiç de alınganlık göstermedi sağolsun kayınvalidem. severim de kendisini.
hiç kaynana da dememişimdir dışarıda arkasından. eşim de benim anneme aynı şekilde hitap ediyor. içinizden gelerek söylediğiniz sürece ne dediğinizin bir önemi yok bence. herkesin annesi kendine çünkü, diyemiyorsa bir insan zorlamak ya da onu suçlamak kadar saçma bir şey yok.
devamını gör...

ilk olarak mahlası ile dikkatimi çekmişti. aykut kocaman'ı ne zaman ekranda görsem aklıma aykut geliyor ve gülmeye başlıyordum. bugün de aynı şey oldu. aykut hoca'yı ekranda gördüm ve istemsizce gülümsedim. beğendiğim ve ters köşe yapan bir mahlasa sahip *

esasen tanımları da öyle. fikri ezberden kendisini arındırmış, tek taraflılıktan ve tutuculuktan uzak, oksijen miktarı yüksek tanımların altına imza atıyor. hal böyle olunca da onun tanımları ile karşılaştığınız başlıklarda, bir nefeslenip, yola öyle devam ediyorsunuz. kimi zaman katılmadığım düşünceleri olur, * o durumlarda da yazdıklarının üzerine iki kere düşünür ve kararımı öyle veririm.

sözlük için önemli bir değer zira dediğim gibi eğmeden/bükmeden olması gerekeni açıkça dile getiriyor. umarım ki, çizgisini asla bozmaz zira sahte demokratlardan ve duruma göre vaziyet alanlardan gına geldi.

omurga sahibi bir orta saha dizilişin var aykut! vurduğun gol olsun!
devamını gör...
(tematik)

genel-geçer özelliği olan ve bağlayıcılığı olan yasalardır.
devamını gör...

paul gauguin adlı ressamın 1894’te yaptığı nave nave moe adlı tablosu, tahitili iki genç kızın gün ortasındaki halini anlatır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ermitaj müzesi'nde sergilenen resme dikkatlice bakıldığında iki genç kızın resim kompozisyonundan uzak durduğu fark edilir. ressam bunu bilinçli olarak diğer tablolarında da yapmıştır.
tablonun açıklamasına gelince;
nave nave moe tahiti dilinde tatlı rüyalar anlamına gelmektedir.
tahiti kızlar hayatın farklı aşamalarını simgeler.
sol tarafta başının üstünde hale olan ve uyuklayan genç kız masumiyetin vücut bulmuş halidir. dünyanın kötülüklerinden habersizdir.

sağ tarafta elinde meyve olan ikinci kızın yasak elmayı ısırıp sevgili edinmek istercesine bakışı vardır.
kızların arkasındaki iki kişi ise dans edenlere bakmaktadır.
resmin arka planında tahitili yerliler gizemli antik bir tanrı figürünün etrafında dans etmektedir.

ressam seçtiği renk tonları ve çizimi ile ruh halini de sanatına yansıtmıştır.
paul gauguin mali açıdan kötü durumda iken oldukça primitif bir tarzda resim yapmıştır.
tahiti’de geçirdiği günlerini, tahitililerin yaşam şekli ve inançlarını anlattığı noa noa: the tahiti journal of paul gauguin adlı kitabı nave nave moe tablosunu daha iyi anlamamızı sağlar...

"....sanatçının yararlı bir insan olduğunu ancak çocuklarla yerliler kabul edebilir!
burada, uygar kişiliğimden, çok ötelerde kalmış ilkel kişiliğime dönüyorum. özlediğim bir şeydi bu.
para kazanmak zorunluluğuna ilişkin en küçük bir üzüntüye katlanmaksızın, gerekli olan her şeyi kolayca elde ederek, büyük bir mutluluk içinde, rahat bir yaşam sürdürüyorum.
doğa, yemişlerini bu kadar eli açıklıkla sundukça, paranın yeri ve gereği kalmıyor.
para aracılığıyla hayatta ihtiyaç duyduğum her şeye erişebileceğimi sanıyordum. yanlış!
hayatta kalabilmek için bereketli ve cömert doğaya başvurmalı.
o, ağaçlar, dağlar ve denizdeki kaynaklarında sakladığı hazineleri ondan isteyen hiç kimseyi geri çevirmez.
fakat yüksek ağaçlara tırmanmayı, dağa çıkmayı ve ağır yüklerle dönmeyi, balık tutmayı, dalmayı, denizin derinliklerinde kayalara sağlamca tutunmuş deniz kabuklarını söküp almayı bilmek gerekir."

tablonun değeri ise yaklaşık 40 milyon amerikan dolarıdır. hastalanıp, ilaç alacak parası olmadığı için ölen ressamın başka bir tablosu ise 2015 yılında 300 milyon dolara satılmıştır.
kafa sözlük'teki ressam arkadaşlarımızın kıymetini bilelim. *
devamını gör...

asla olamayacağım insan türüdür. dış seslerden rahatsız olmam tv açıkken bile kitap okurum ama müzik dinleyerek olmuyor ne bileyim
devamını gör...

mübadele yıllarında türkiyeye zorunlu olarak göç ettirilen kimselerdir. çoğu 1893 yılında geldiğinden "93 muhaciri" olarak adlandırılır.

bulgaristan göçmenleri türkiye kurulduğunda yapılan inkilapları ilk benimseyip yayılmasına vesile olmuş göçmenlerdir.

bugün seküler olarak adlandırılan bu göçmenlerin dini konuları iş, eğitim, sağlık, siyaset ve sosyal hayatlarına karıştırmamaları nedeniyle dinsiz yaftası yeseler de ülkeyi ileriye taşıyacak olan yine göçmenlerdir.

ufak bi grubun sürekli birilerine nefret söylemlerinde bulunduğuna çokça şahit olduğumuz şu günlerde bir kez daha anlıyoruz ki gençler apolitik tutumlarını sürdürdüğü sürece bazı bağnazlar memleketi sahipsiz sanıp köpek seviciliğini göstermek adına havlamaya başlamıştır. bu ülkenin sahibi sanmayın kendinizi uluyan tayfa. bugün alıp başımızı gitsek "bizi de alın yanınıza" diye eteklerimize yapışıp yüzsüzce sadaka beklersiniz, unutmayın.
devamını gör...

bilincin açık olduğu, bedenin değil de ruhun yolculuğa çıktığı seyahattir. korktuğum için yapamadığımı söylemek isterim.

okuyunca güzel gibi görünse de tehlikeli olmadığını kimse söyleyemez. ruh her an bedenden kopabilir ve başına buyruk dolaşmaya başlayabilir. bunn tıptaki adına bitkisel hayat diyebilirsiniz.
devamını gör...

büyük çoğunluğu yusuf hayaloğlu’na ait ve gerçekten mükemmel olan sözlerdir. *

ben ardımda yaş bıraktım, ağlayan bir eş bıraktım, sol yanımı boş bıraktım. siz benim kime küstüğümü nerden bileceksiniz?
devamını gör...

merdümgiriz: kalabalık insan gruplarından hoşlanmayan, yalnızlığı tercih eden, insanlardan kaçan kimseler için kullanılan farsça kelimedir.

merdüm: insan
guriz->giriz: kaçan

kaynak için
devamını gör...

pek bir işe yaradığına şahit olmadığım halde kullandığım bant. ya kendimi siyah noktam olmadığına ikna etmeliyim ya da bantların bir işe yaramadığına.
devamını gör...

bu aralar bende bir duygusallık var hemen gözlerim doluyor. ama ne yalan söyleyeyim kimse fark edip neyin var diye sormasın, kendime açıklayamadığım duygularımı bir de onlara açıklamayayım diye uzun zamandır yapamadığım bir eylem.
devamını gör...

aklıma geldikçe yazarım buraya anılarımı.

6-7 sene önce annemin iş yerinden arkadaşları misafirliğe geldi. arkadaşlarından birinin 26 yaşında oğlu varmış evlenmek istiyormuş, uygun biri var mı diye soruyor diğer kadınlara fotoğrafını gösteriyor, ben de baktım. annem, ablamın 24 yaşında kızı var sorayım tanışırlar belki dedi. o kız da o kadar güzel ki buğday tenli açık mavi gözlü, elif aksu'ya benziyor boyu posu aynı. her gördüğümde hayran hayran bakardım. boş bulunup eda ablama bunu mu yakıştırdın anne dedim, oğlanın annesi duydu yüzünü ekşitti kafasını çevirdi, annem de beni dürtüyor.* çok utanmıştım, kadın ağzını açmadı o lafımdan sonra. eda şu an rus-tatar bir adamla evli, aşırı sevimli çekik gözlü kızları var ısırarak seviyorum, tanışsalar onu sevemeyecektim iyi yönünden bakıp vicdanımı rahatlatıyorum.*
devamını gör...

suzan hacigarip ft. çağan şengül- sancı
devamını gör...

"ölmeyeceksek içelim bari"
adalet ağaoğlu, bir düğün gecesi romanı, ilk cümle.
devamını gör...

sözlerimiz karakterimizi gösterir, davranışlarımız ise kişiliğimizi. eyleme geçmeyen hiçbir sözün kıymeti yoktur.
devamını gör...

1787 yılındaki abd anayasasını diğer eyaletlerden önce kabul ettiği için 'birinci eyalet' özelliğine sahiptir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
fotoğraf hesabımdan bir kedi fotoğrafı paspasa benziyor:
devamını gör...

"delilik değil midir, sorarım, ölüm korkusundan ölmek?*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim