hediye gelen borcamı hediye etmek
ülke içindeki borcam sirkülasyonunun sağlanması bu duruma bağlıdır. çünkü koca 80 milyonluk ülkede bir tane borcam var. o da elden ele geziyor işte.
devamını gör...
only lovers left alive
ancak jim jarmusch gibi bir delinin elinden çıkabilecek muazzam film, her şeyiyle.
belki jarmusch'un en iyi işi değil ama beni en etkileyen filmidir. filmde kullanılan müzikler de filme ayrı bir derinlik katıyor. tanca sokakları ve atmosferi zaten büyülü.
(bkz: streets of tangier)
filmdeki göndermeleri, nakış gibi işlenmiş detayları farketmeyenlerin ise genellikle beğenmediği filmdir kendileri. işte bu yüzden muazzamdır.
iliklerinize kadar aşıksanız izleyin, değilseniz yine izleyin. çünkü yalnızca aşıklar hayatta kalır...
belki jarmusch'un en iyi işi değil ama beni en etkileyen filmidir. filmde kullanılan müzikler de filme ayrı bir derinlik katıyor. tanca sokakları ve atmosferi zaten büyülü.
(bkz: streets of tangier)
filmdeki göndermeleri, nakış gibi işlenmiş detayları farketmeyenlerin ise genellikle beğenmediği filmdir kendileri. işte bu yüzden muazzamdır.
iliklerinize kadar aşıksanız izleyin, değilseniz yine izleyin. çünkü yalnızca aşıklar hayatta kalır...
devamını gör...
fikrimiz sorulmadan yorum yapmamamız gereken şeyler
karşınızdaki insanı ilgilendiren, onun özeli olan herhangi bir şey adına o fikrinizi sormadıkça yorum yapmamak en doğrusu.
evliyse çocuk doğuracağı yaş, işsizse ne zaman iş bulacağı, mezuna kalmış ise sınavı ne zaman kazanacağı, üniversiteyi biteremediyse ne zaman ve nasıl bitireceği o kişiye ait sorunlardır. fikriniz sorulmadıysa yorum belirtmeye gerek yoktur.
evliyse çocuk doğuracağı yaş, işsizse ne zaman iş bulacağı, mezuna kalmış ise sınavı ne zaman kazanacağı, üniversiteyi biteremediyse ne zaman ve nasıl bitireceği o kişiye ait sorunlardır. fikriniz sorulmadıysa yorum belirtmeye gerek yoktur.
devamını gör...
bazı şair hikayeleri
büyük şairlere kendini aşık etmeyi başarabilmiş bir kadın o
tomris uyar kendisine şiir yazılan kadınların en şanslısıdır herhalde. kocası turgut uyar, tutkulu bir aşk yaşadığı cemal süreya ve ona olan ilgisi ve hayranlığını saklamayan arkadaşı ve belki de platonik aşığı edip cansever, yani şiirimizin 3 büyük ismi de satırlarında kendisine seslenmiştir.
sayım / cemal süreya
ayışığında oturduk
bileğinden öptüm seni
sonra ayakta öptüm
dudağından öptüm seni
kapı aralığında öptüm
soluğundan öptüm seni
bahçede çocuklar vardı
çocuğundan öptüm seni
evime götürdüm yatağımda
kasığından öptüm seni
başka evlerde karşılaştık
iliğinden öptüm seni
en sonunda caddelere çıkardım
kaynağından öptüm seni
bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur / turgut uyar
herkes seni sen zanneder.
senin sen olmadığını bile bilmeden,
sen bile..
seni ben geçerken,
derim ki,
saati sorduklarında;
onu ”o” geçiyordur.
kimse anlam veremez.
tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
ettirmek istiyor musun demezler.
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
zamanı durdururum yüreğimde,
sensiz geçtiği için,
akrep yelkovana küskündür.
şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.
bil ki akrep yelkovanı geçerse,
atan bu yüreğim durur.
bırak bozuk kalsın, hiç değilse;
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
yaş değiştirme törenine yetişen öyle bir şiir / edip cansever
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
ve yarışırsa ancak monet'nin
kadınlarına yaraşan giysilerinle
gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
öyle kısaydı ki adımların
şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
ölçülür ve denk düşerdi ancak
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
yok bir yanıtın "nereye" diyenlere
bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
o bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
hani etiler'den hisar'a insek bile
bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
çok yaşında her zamanki çocuksun gene
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
mart ayında patlıcan, ağustosta karnıbahar
mutfağın mutfak olalı böyle
bir adın vardı senin, tomris uyar'dı
adını yenile bu yıl, ama bak tomris uyar olsun gene
ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
oysa güneş pek batmadı senin evinde
söyle
ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.
tomris uyar kendisine şiir yazılan kadınların en şanslısıdır herhalde. kocası turgut uyar, tutkulu bir aşk yaşadığı cemal süreya ve ona olan ilgisi ve hayranlığını saklamayan arkadaşı ve belki de platonik aşığı edip cansever, yani şiirimizin 3 büyük ismi de satırlarında kendisine seslenmiştir.
sayım / cemal süreya
ayışığında oturduk
bileğinden öptüm seni
sonra ayakta öptüm
dudağından öptüm seni
kapı aralığında öptüm
soluğundan öptüm seni
bahçede çocuklar vardı
çocuğundan öptüm seni
evime götürdüm yatağımda
kasığından öptüm seni
başka evlerde karşılaştık
iliğinden öptüm seni
en sonunda caddelere çıkardım
kaynağından öptüm seni
bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur / turgut uyar
herkes seni sen zanneder.
senin sen olmadığını bile bilmeden,
sen bile..
seni ben geçerken,
derim ki,
saati sorduklarında;
onu ”o” geçiyordur.
kimse anlam veremez.
tamir ettirmedin gitti derler şu saati.
ettirmek istiyor musun demezler.
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
zamanı durdururum yüreğimde,
sensiz geçtiği için,
akrep yelkovana küskündür.
şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür.
bil ki akrep yelkovanı geçerse,
atan bu yüreğim durur.
bırak bozuk kalsın, hiç değilse;
bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur.
yaş değiştirme törenine yetişen öyle bir şiir / edip cansever
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç
yağmurlar altında gördüm, kadeh tutarken gördüm de
bir kıyıya bakarken, bakarkenki ağlayan yüzünle
ve yarışırsa ancak monet'nin
kadınlarına yaraşan giysilerinle
gördüm de
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
öyle kısaydı ki adımların, diyelim bir yaz tatilinde
bir otel kapısının önünde, tahta bir köprünün üstünde
bir demet çiçekle paslanmış bir kedi arasında
öyle kısaydı ki adımların
şöyle bir bardak yıkayışının vaktiyle
ölçülür ve denk düşerdi ancak
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
yok bir yanıtın "nereye" diyenlere
bir buz titreşimi gibi sallantılı ve şaşkın
ve çabuk bir merhaban vardır bir yerden gelenlere
o bir yerler ki, diyelim çok uzak olsun
sen gelmiş gibisindir oralardan, otobüslerden
yollardan, deniz üstlerinden topladığın gülüşlerle
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki
hani etiler'den hisar'a insek bile
bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın
çok yaşında her zamanki çocuksun gene
ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç.
mart ayında patlıcan, ağustosta karnıbahar
mutfağın mutfak olalı böyle
bir adın vardı senin, tomris uyar'dı
adını yenile bu yıl, ama bak tomris uyar olsun gene
ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma
oysa güneş pek batmadı senin evinde
söyle
ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'in sözlüğü bırakması
devamını gör...
köpek balığı
köpek balığı fobisi hemen hemen her insanda olan bir durumdur. bu ürkütücü canlıları ne kadar yakından tanıyoruz ? nerede, hangi şartlarda, nasıl ve neler yapabileceklerini tahmin edebilir miyiz ? köpek balığı fobisini yenmek için ne yapmak gerekir ? bir neslin tamamında köpek balığı fobisi oluşmasının sebebi 1969 yılında gösterime giren shark filmidir.
köpek balıkları varlıklarını çok uzun zamanlardır sürdüren, yaşamlarını devam ettiren, denizlerde ve okyanuslarda yaşayan, etçil beslenen vahşi canlılardır. boyutları devasa ölçülere ulaşabilen bu canlılar; televizyonlarda, belgesellerde ve filmlerde kana susamış, sadece kan arayan canlılar olarak gösterilseler bile gerçekte durum bundan çok daha büyüleyici ve karmaşıktır.
yapılan araştırmalara göre köpek balıklarının 400 milyon yıla denk gelen evrimsel bir tarihlerinin olduğu söz konusu. dinozorlardan daha önce var olduklarına dair bulgular vardır. farklı büyüklüklerde ve renklerde olabilen bu canlıların bilimsel olarak yaklaşık olarak 400 türü bulunmakta. 8 santimetreden başlayan ve 20 metreye kadar uzayabilen boyları vardır. hemen hemen her deniz ortamına uyum sağlayabilen farklı türlerde köpek balıkları bulunmaktadır.
köpek balıkları; insanları korkutan büyüklükleri ve inanılması zor organizasyonlarına karşı vücutlarında hiç kemik bulundurmadığı tespit edilmiştir. bu oldukça garip bir durumdur. vücutları tamamen kıkırdaktan oluştuğu için "kıkırdaklı balıklar" sınıfında yer almaktadır. çok iyi gördükleri söylenemez ve ayrıca renk körü oldukları biliniyor. zayıf kalan görme yetilerinin aksine, koku almaları ve işitmeleri oldukça keskindir. bazı rivayetlere göre köpek balıklarının 3 kilometre çapındaki bir alanda kan kokusunu alabildikleri söylenmiştir.
bu canlıların vücutlarındaki iç organlarının %20-%30'u karaciğerden oluşmuştur. doğal yaşam alanlarındaki besinleri içerisinde büyük balıklar, deniz memelileri, büyük mürekkep balıkları ve kendi boyutlarından küçük olan köpek balıkları bulunmaktadır. hayatta kalma süreleri ortalama 20-30 yıl civarlarındadır. ancak 100 - 200 ve hatta 300 yıl yaşadığı tahmin edilen köpek balıklarının olduğu bilinmektedir. ekolojik besin piramidinde en üst sınıfta, dördüncül tüketiciler grubunda bulunmaktadır.
köpek balıkları varlıklarını çok uzun zamanlardır sürdüren, yaşamlarını devam ettiren, denizlerde ve okyanuslarda yaşayan, etçil beslenen vahşi canlılardır. boyutları devasa ölçülere ulaşabilen bu canlılar; televizyonlarda, belgesellerde ve filmlerde kana susamış, sadece kan arayan canlılar olarak gösterilseler bile gerçekte durum bundan çok daha büyüleyici ve karmaşıktır.
yapılan araştırmalara göre köpek balıklarının 400 milyon yıla denk gelen evrimsel bir tarihlerinin olduğu söz konusu. dinozorlardan daha önce var olduklarına dair bulgular vardır. farklı büyüklüklerde ve renklerde olabilen bu canlıların bilimsel olarak yaklaşık olarak 400 türü bulunmakta. 8 santimetreden başlayan ve 20 metreye kadar uzayabilen boyları vardır. hemen hemen her deniz ortamına uyum sağlayabilen farklı türlerde köpek balıkları bulunmaktadır.
köpek balıkları; insanları korkutan büyüklükleri ve inanılması zor organizasyonlarına karşı vücutlarında hiç kemik bulundurmadığı tespit edilmiştir. bu oldukça garip bir durumdur. vücutları tamamen kıkırdaktan oluştuğu için "kıkırdaklı balıklar" sınıfında yer almaktadır. çok iyi gördükleri söylenemez ve ayrıca renk körü oldukları biliniyor. zayıf kalan görme yetilerinin aksine, koku almaları ve işitmeleri oldukça keskindir. bazı rivayetlere göre köpek balıklarının 3 kilometre çapındaki bir alanda kan kokusunu alabildikleri söylenmiştir.
bu canlıların vücutlarındaki iç organlarının %20-%30'u karaciğerden oluşmuştur. doğal yaşam alanlarındaki besinleri içerisinde büyük balıklar, deniz memelileri, büyük mürekkep balıkları ve kendi boyutlarından küçük olan köpek balıkları bulunmaktadır. hayatta kalma süreleri ortalama 20-30 yıl civarlarındadır. ancak 100 - 200 ve hatta 300 yıl yaşadığı tahmin edilen köpek balıklarının olduğu bilinmektedir. ekolojik besin piramidinde en üst sınıfta, dördüncül tüketiciler grubunda bulunmaktadır.
devamını gör...
gelmiş geçmiş en büyük rekabetler
adana kebap /urfa kebap.
devamını gör...
aşık
robert moore’un king, warrior, magician, lover: rediscovering the archetypes of the mature masculine kitabında erkekliğin temel 4 arketipinden biri.
aşk denilince toplumuzda akla gelen ilk şey cinsel veya duygusal arzular. aşk çok daha geniş bir anlamda kullanıyor burada. arkadaşlara, tanrıya, aileye, romantik partnere vs.. duyulan aşktan bahsediliyor ve aşık arketipi bütün bu alanlarda bu aşkı kovalıyor ve yaratmaya çalışıyor. aşık bu hislerin peşinde koştuğu için fiziksel ve duygusal bütün hisleri çok kuvvetli. eğer doğru bir şekilde bağ kurulursa hayatın bütün alanlarından mümkün olan en dengeli bir şekilde zevk almayı ve her şeyin tadını çıkarmayı vaat ediyor.
aşık arketipi güçlü olan bir erkek ne duygu yaşarsa yaşasın bunu derinden hissediyor. aşık ile ilişkisi kuvvetli erkekler daha toplumsallar, duygudaşlıkları daha gelişmiş ve ilham perileriyle daha haşir neşirler. ruhsal meselelere vs… ilgileri de diğer erkeklere göre daha yüksek. genel anlamda sınırsızlığı isteyen, her şeyden zevk almaya çalışan arketip kendisi.
en ünlü boy göstermesi dionysus olabilir. aşk, şarap, sanat, zevk, cinsellik ve arzu tanrısı. neredeyse bütün kültürümüzün iki başat aktöründen biri olarak kabul edilen dionysus’un aşık olması da keyifli bir düşünce egzersizi.
genelde çocukluktan yetişkinliğe doğru giderken ilk gelişen arketipin aşık olduğu düşünülüyor. ergen erkeklerin sürekli cinsellik düşünmesi, pozitif ve negatif duyguları uçlarda yaşamaları biraz da bundan deniyor. aşık kendini tatmin edemezse hangi iki uca kayabilir görmek istiyorsanız aşağıda grafik var.

bağımlı aşık:
eğer aşık diğer arketipler tarafından zapt edilmezse ve sınırlanmazsa bağımlı aşık yer altından yüzeye çıkıyor. sonsuza kadar kendisini tam hissettirecek “o” anı, kadını, tecrübeyi, sanat eserini, içkiyi, uyuşturucuyu arıyor. hiçbir zaman tek bir yerde kalamıyor ve anlamlı bir bağ kuramıyor. eğer onu bulduğunu düşünüyorsa da ne yazık ki ona saplantılı ve bağımlı bir hale dönüşüyor. genelde de aşık olduğu şey her neyse onu yıkmadan, yok etmeden, öldürmeden rahat edemiyor. kerem ile aslı’daki kerem’i çok benzetiyorum bu gölge arketipe.
iktidarsız aşık:
bu gölge ise pasif tarafta. yani aşık enerjisi neredeyse hiç yok. hayattan keyif alamıyor, cinsellik istemiyor, herhangi bir şeye karşı tutkusu yok. içten içe ölü gibi geziyor ortalarda. bağımlı aşık kendisi hiç sınırlandırılamayan aşık’tan doğarken iktidarsız aşık ise kendisi çok sınırlanmış ve bastırılmış aşıktan doğabilir.
aşk denilince toplumuzda akla gelen ilk şey cinsel veya duygusal arzular. aşk çok daha geniş bir anlamda kullanıyor burada. arkadaşlara, tanrıya, aileye, romantik partnere vs.. duyulan aşktan bahsediliyor ve aşık arketipi bütün bu alanlarda bu aşkı kovalıyor ve yaratmaya çalışıyor. aşık bu hislerin peşinde koştuğu için fiziksel ve duygusal bütün hisleri çok kuvvetli. eğer doğru bir şekilde bağ kurulursa hayatın bütün alanlarından mümkün olan en dengeli bir şekilde zevk almayı ve her şeyin tadını çıkarmayı vaat ediyor.
aşık arketipi güçlü olan bir erkek ne duygu yaşarsa yaşasın bunu derinden hissediyor. aşık ile ilişkisi kuvvetli erkekler daha toplumsallar, duygudaşlıkları daha gelişmiş ve ilham perileriyle daha haşir neşirler. ruhsal meselelere vs… ilgileri de diğer erkeklere göre daha yüksek. genel anlamda sınırsızlığı isteyen, her şeyden zevk almaya çalışan arketip kendisi.
en ünlü boy göstermesi dionysus olabilir. aşk, şarap, sanat, zevk, cinsellik ve arzu tanrısı. neredeyse bütün kültürümüzün iki başat aktöründen biri olarak kabul edilen dionysus’un aşık olması da keyifli bir düşünce egzersizi.
genelde çocukluktan yetişkinliğe doğru giderken ilk gelişen arketipin aşık olduğu düşünülüyor. ergen erkeklerin sürekli cinsellik düşünmesi, pozitif ve negatif duyguları uçlarda yaşamaları biraz da bundan deniyor. aşık kendini tatmin edemezse hangi iki uca kayabilir görmek istiyorsanız aşağıda grafik var.

bağımlı aşık:
eğer aşık diğer arketipler tarafından zapt edilmezse ve sınırlanmazsa bağımlı aşık yer altından yüzeye çıkıyor. sonsuza kadar kendisini tam hissettirecek “o” anı, kadını, tecrübeyi, sanat eserini, içkiyi, uyuşturucuyu arıyor. hiçbir zaman tek bir yerde kalamıyor ve anlamlı bir bağ kuramıyor. eğer onu bulduğunu düşünüyorsa da ne yazık ki ona saplantılı ve bağımlı bir hale dönüşüyor. genelde de aşık olduğu şey her neyse onu yıkmadan, yok etmeden, öldürmeden rahat edemiyor. kerem ile aslı’daki kerem’i çok benzetiyorum bu gölge arketipe.
iktidarsız aşık:
bu gölge ise pasif tarafta. yani aşık enerjisi neredeyse hiç yok. hayattan keyif alamıyor, cinsellik istemiyor, herhangi bir şeye karşı tutkusu yok. içten içe ölü gibi geziyor ortalarda. bağımlı aşık kendisi hiç sınırlandırılamayan aşık’tan doğarken iktidarsız aşık ise kendisi çok sınırlanmış ve bastırılmış aşıktan doğabilir.
devamını gör...
küçükken doğru bildiğimiz yanlışlar
cehennemin sadece “öbür dünyada” olduğuna inanırdım.
devamını gör...
kolay gibi görünen ama çok zor olan şeyler
herhangi bir iş, uğraş, sanat, zanaat alanlarında uzmanlaşmak ya da ustalaşmak olarak örneklenedirilebilecek şeylerdir.
örneğin bir pide ustasının hamur açışı, marangozun ahşap işlemesi, modacının eskiz çizimleri, berberin makas sallaması, oyuncuların sahne performansları, davulcunun atakları vs dışardan göze, kulağa önce iyi, sonra da "aaa ben bunu yaparım yaa!" fikri ile oldukça kolay gözükür, gözükebilir.
ta ki bu veya buna benzer bir ortamda/okulda, ilgili hoca/usta yanında ilgili işi öğrenmeye adım atana dek.
örneğin bir pide ustasının hamur açışı, marangozun ahşap işlemesi, modacının eskiz çizimleri, berberin makas sallaması, oyuncuların sahne performansları, davulcunun atakları vs dışardan göze, kulağa önce iyi, sonra da "aaa ben bunu yaparım yaa!" fikri ile oldukça kolay gözükür, gözükebilir.
ta ki bu veya buna benzer bir ortamda/okulda, ilgili hoca/usta yanında ilgili işi öğrenmeye adım atana dek.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
insanlarla konuşmaktan haz etmem. kalabalık içinde olmayı sevmem. asosyallikle alakalı bir durum değil bu. asosyal insanın toplum içine çıkmaya cesareti olmaz. oysa ben sosyal ortamlarda genellikle ortamı domine ederim. ama sevmem işte. hep yalnız kalmak isterim. kafam gürültüyü hiç çekmez. bunu insanlara söylediğim zaman da "hadi canım seeeen miiii?" gibi bir tepki ile karşılaşırım.
devamını gör...
yazarlar ilkokulda olsa açılacak başlıklar
boya kaleminde ten rengi olmayanlar, açılması muhtemel başlık
devamını gör...
özgürlüğün hissedildiği anlar
on beş sene çalıştığım kurumdan istifa hakkım dolduğu gün, heyecandan kahvaltıyı bile yarım bırakıp koşa koşa işlemleri başlattığım gün en özgür hissettiğim andır.
devamını gör...
karagümrük yanıyor
küçükken klibini dizi izler gibi izleyip dinlediğim uğur arslan şarkısı. zaten şarkı o kadar çok satıp popüler olmuş ki, sonra aynı isimde dizi çekmişler fakat izlemedim. şarkı olarak kalsaydı keşke, her şeyi diziye dönüştürmeye ne gerek var anlamıyorum.
devamını gör...
mesai bitimi erken olan bir işte çalışmak
başlıkta ki herkes bunun bir nimet olduğunu ima etmiş kısmen doğru kısmen yanlış.
tamam erken çıkıyoruz ama karga bokunu yemeden yataktan kalkmaya kaç puan?
bana erken çıkmak mı istersin yoksa uyumak mı diye sorsalar daha soruyu bitirmeden uyku derdim.
tamam erken çıkıyoruz ama karga bokunu yemeden yataktan kalkmaya kaç puan?
bana erken çıkmak mı istersin yoksa uyumak mı diye sorsalar daha soruyu bitirmeden uyku derdim.
devamını gör...
bana haram yedi diyemezsiniz
iyi o zaman; helal yememiş diyebilir miyiz?
sorusunu akıllara getiren.
sorusunu akıllara getiren.
devamını gör...
normal sözlük’te kankacılık
devamını gör...
bizden değilsen onlardansın anlayışı
hayatta sadece siyah ve beyazın olduğunu düşünen dar görüşlü insanların anlayışıdır. ikisinden biri olmakla beraber ikisinin arasında da olabilir ve hatta ikisinin tamamen dışında da olabilirsin. bu şey gibi, bir şeyi seviyor olmamak onu sevmiyor olduğun anlamına gelmez. seviyor ya da sevmiyor olmak zorunda değilsin, nötr olabilirsin. ya da bir düşünceye sahip değilsen illa onun tam zıttı olan düşünceye sahip olduğun anlamına gelmez. zıtlıkların birbirini doğuruyor olması birinden birine illa sahip olmanızı gerektirmez. hiçbir şey bu kadar basit değil.
devamını gör...

