islam'ı bilmeyen yazarların islam'ı kötüleyici başlıklar açması
e bileni de öldürüyorlar.
(bkz: turan dursun)
(bkz: turan dursun)
devamını gör...
yedi numara dizisi replikleri
"amanini mor goyun
me!
meleeer geeelir
amanini dağları
de!
deleeer geeliir"
"akarı yok, kokarı yok. temiz iş. " (bkz: satılmış)
"normaaal" (bkz: sabit ağabey) (yumuşak değil, kalın l sesi ile)
acep recep? (bkz: haydar)
aslanım gıraliçam! (bkz: yusuf güdük)
bebebebebbebee! vahit emmi (sinirlenme ünlem olarak kullanır. çocuklar duymasın'daki haluk karakterinin bababa repliğinin buradan uyarlama olduğunu düşünüyorum.)
me!
meleeer geeelir
amanini dağları
de!
deleeer geeliir"
"akarı yok, kokarı yok. temiz iş. " (bkz: satılmış)
"normaaal" (bkz: sabit ağabey) (yumuşak değil, kalın l sesi ile)
acep recep? (bkz: haydar)
aslanım gıraliçam! (bkz: yusuf güdük)
bebebebebbebee! vahit emmi (sinirlenme ünlem olarak kullanır. çocuklar duymasın'daki haluk karakterinin bababa repliğinin buradan uyarlama olduğunu düşünüyorum.)
devamını gör...
öğretmenlerin yarım gün çalışıp 3 ay tatil yapması
öğretmen olsalar oyle demezler ama uzaktan konusması kolay oluyor. madem oyle sen de oku ogretmenlık yap demek istiyorum ama bu düşüncedeki insanlar öğretmen olabilecek düzeyde değiller
devamını gör...
çayyaş
devamını gör...
sürsün bahar
can kazaz'ın sözü ve müziği kendisine ait olan, babasına ithaf ettiği, insanın (hele de babası artık bu dünyada değilse) yüreğini parça parça eden şarkısıdır.
sürsün bahar...
can kazar klibin sonunda der ki;
yetim kalmadan önce,
sizi seven babanıza "seni seviyorum" demeyi lütfen unutmayın.
ben unuttum.
ben de babama hiç "seni seviyorum" demedim. ondan da beni sevdiğini duymadım. başımı okşadığını, "kızım" dediğini kendimi bildim bileli hatırlamam. zaten çok oldu gideli, mezarına da gitmeyi sevmiyorum çünkü kabul etmiş oluyorum gittiğini o zaman. o bence uzun bir seyahate çıktı, dönecek mi belli değil, hiç soramayacağım ona beni sevip sevmediğini...
oysa ki kız çocuğu olsun çok istemiş. belki küçükken de sevdi ama ben hatırlamıyorum. insanlar neden anne-baba olur belki de anlamama sebebim bu, çocuk sahibi olmama (olamama) sebebim bu. o kadar yakından nasıl olunmadığını gördüm ki ben ve hayatım boyunca bu sevgisizliğin sonuçlarını o kadar güzel tecrübe ettim ki buna hiç cesaret edemedim. pişman mıyım değilim...
kendine göre sevmek diye bir şey yok çünkü, çünkü onu dünyaya getirmek sizin tercihiniz, eğer verecek sevginiz yoksa getirmemeyi de tercih edebilirdiniz. çünkü o çocuk dünyaya geldiyse ona bakmak zorundasınız. onu kaderine terk edemezsiniz. bir var, bir yok olamazsınız. onu büyütmek, büyürken her konuda arkasında olmak, doğruları göstermek zorundasınız. imkanlarınız ne ise o kadar. maddi olarak imkanlarınız yeterli olmayabilir (ki bizde sorun bu da değildi) bu ayıp değil asla ama sevginin bir sınırı yok; o çocuğu çok severek, ona örnek olarak onu hayata hazırlamak zorundasınız. yoksa sizden bir tane, iki tane daha olmasının ne anlamı var ki?
ben hayatımın en büyük tartışmalarını babamla yaptım ve hep ona karşı geldim çünkü o olması gerektiğinde hiç yanımda olmamıştı.
baba-kız olamadık biz hiç mesela, dışarıda böyle birbirine sevgi dolu insanları görünce burnumun direği sızlardı hep, onlar için çok mutlu olurken, onların ne kadar şanslı olduğunu düşünürken kendim için ise inanılmaz üzüldüm hep. çünkü zamanında tecrübe edilememiş, depolanamamış ve hiçbir zaman da yeri dolmayacak bir şey bu.
sonra sonra anladım ki insan en büyük hataları sevgi eksikliğinden yapıyor.
en çaresiz anlarında sığınmak istiyorsun, sırtında "merak etme ben yanındayım" diyen bir el istiyorsun.
hep istenmiş ama hiç olmamış bir şeye özlem hiç geçmiyor oysa...
can kazaz'ın aksine ben de diyorum ki;
size hayran ve sizi annesi-babası olduğunuz için seven, size belli bir yaşa kadar muhtaç olan çocuklarınızı çok sevin, onlara çok sarılın, başını okşayın. "canım kızım", "canım oğlum" deyin onlara. "seni çok seviyorum" demekten çekinmeyin. "hata yapsan da yanındayım" deyin. deyin ki en ufacık hatalarında kendi içlerindeki kuytulara kaçmasınlar, deyin ki büyüdüklerinde iki gram sevgi peşinde koşarak geçmesin ömürleri.
şükür ki hatalar değil belki bir iki hata yapmışımdır hayatım boyunca (ki onları da hala hata saymam) ama daha güzel bir hayatım olabilir miydi kesinlikle olabilirdi. seçim şansının bende olmadığı bir şekilde geldiğim dünyada elimi taşın altından hiç çekmeden usulca yaşayıp gitmeye çalışıyorum. başarabilirsem ne ala, başaramazsam da tek sorumlu benim. benden bir tane daha bırakmıyorum ardımda. çünkü hep iyi ve doğru bir insan olmaya çalışarak en büyük cezayı kendi kendime verdim ben zaten.
artık hata yapmaktan korkmuyorum, özür dilemekten ya da seni seviyorum demekten korkmuyorum.
kendim öğrendim. kendime en iyi öğretmen benim.
sahi baba beni hiç sevdin mi?
sürsün bahar...
can kazar klibin sonunda der ki;
yetim kalmadan önce,
sizi seven babanıza "seni seviyorum" demeyi lütfen unutmayın.
ben unuttum.
ben de babama hiç "seni seviyorum" demedim. ondan da beni sevdiğini duymadım. başımı okşadığını, "kızım" dediğini kendimi bildim bileli hatırlamam. zaten çok oldu gideli, mezarına da gitmeyi sevmiyorum çünkü kabul etmiş oluyorum gittiğini o zaman. o bence uzun bir seyahate çıktı, dönecek mi belli değil, hiç soramayacağım ona beni sevip sevmediğini...
oysa ki kız çocuğu olsun çok istemiş. belki küçükken de sevdi ama ben hatırlamıyorum. insanlar neden anne-baba olur belki de anlamama sebebim bu, çocuk sahibi olmama (olamama) sebebim bu. o kadar yakından nasıl olunmadığını gördüm ki ben ve hayatım boyunca bu sevgisizliğin sonuçlarını o kadar güzel tecrübe ettim ki buna hiç cesaret edemedim. pişman mıyım değilim...
kendine göre sevmek diye bir şey yok çünkü, çünkü onu dünyaya getirmek sizin tercihiniz, eğer verecek sevginiz yoksa getirmemeyi de tercih edebilirdiniz. çünkü o çocuk dünyaya geldiyse ona bakmak zorundasınız. onu kaderine terk edemezsiniz. bir var, bir yok olamazsınız. onu büyütmek, büyürken her konuda arkasında olmak, doğruları göstermek zorundasınız. imkanlarınız ne ise o kadar. maddi olarak imkanlarınız yeterli olmayabilir (ki bizde sorun bu da değildi) bu ayıp değil asla ama sevginin bir sınırı yok; o çocuğu çok severek, ona örnek olarak onu hayata hazırlamak zorundasınız. yoksa sizden bir tane, iki tane daha olmasının ne anlamı var ki?
ben hayatımın en büyük tartışmalarını babamla yaptım ve hep ona karşı geldim çünkü o olması gerektiğinde hiç yanımda olmamıştı.
baba-kız olamadık biz hiç mesela, dışarıda böyle birbirine sevgi dolu insanları görünce burnumun direği sızlardı hep, onlar için çok mutlu olurken, onların ne kadar şanslı olduğunu düşünürken kendim için ise inanılmaz üzüldüm hep. çünkü zamanında tecrübe edilememiş, depolanamamış ve hiçbir zaman da yeri dolmayacak bir şey bu.
sonra sonra anladım ki insan en büyük hataları sevgi eksikliğinden yapıyor.
en çaresiz anlarında sığınmak istiyorsun, sırtında "merak etme ben yanındayım" diyen bir el istiyorsun.
hep istenmiş ama hiç olmamış bir şeye özlem hiç geçmiyor oysa...
can kazaz'ın aksine ben de diyorum ki;
size hayran ve sizi annesi-babası olduğunuz için seven, size belli bir yaşa kadar muhtaç olan çocuklarınızı çok sevin, onlara çok sarılın, başını okşayın. "canım kızım", "canım oğlum" deyin onlara. "seni çok seviyorum" demekten çekinmeyin. "hata yapsan da yanındayım" deyin. deyin ki en ufacık hatalarında kendi içlerindeki kuytulara kaçmasınlar, deyin ki büyüdüklerinde iki gram sevgi peşinde koşarak geçmesin ömürleri.
şükür ki hatalar değil belki bir iki hata yapmışımdır hayatım boyunca (ki onları da hala hata saymam) ama daha güzel bir hayatım olabilir miydi kesinlikle olabilirdi. seçim şansının bende olmadığı bir şekilde geldiğim dünyada elimi taşın altından hiç çekmeden usulca yaşayıp gitmeye çalışıyorum. başarabilirsem ne ala, başaramazsam da tek sorumlu benim. benden bir tane daha bırakmıyorum ardımda. çünkü hep iyi ve doğru bir insan olmaya çalışarak en büyük cezayı kendi kendime verdim ben zaten.
artık hata yapmaktan korkmuyorum, özür dilemekten ya da seni seviyorum demekten korkmuyorum.
kendim öğrendim. kendime en iyi öğretmen benim.
sahi baba beni hiç sevdin mi?
devamını gör...
sözlükte kafa dengi insan olmaması
çok var da denk gelmesi zor. herkesin uygun zamanı farklı. ayrıca herkesin o anki önceliği, kafasındaki şey, konuşmak istediği konu falan tutacak ki sohbet olsun.
devamını gör...
latex
tex dizgi programı için belge düzenleme biçimidir. genellikle matematik ve benzeri sayısal alanlarda bilimsel çalışmalar çok rahat bir şekilde latex editörleri *kurularak, yazılabilir. bir makale veya tez yazmaya başladığınız anda internette hazır olarak bulabileceğiniz, dil seçimi, font, paragraf boşlukları gibi temel kodları girerek bir daha bunlarla ilgili bir kod girmeye gerek kalmadan tüm makale boyunca rahat edebilirsiniz. matematiksel denklemler çok rahat bir şekilde yazılabilir, kaynakça, içerik ve makalenin (veya tezin) diğer bölümleri de göze hitap edecek biçimde rahatlıkla düzenlenebilir. ayrıca latex ile tablo listesi oluşturmak, sayfa numaralandırlmalarını düzenlemek otomatik olarak yapılmaktadır. ayrıca sayısal içeriği bol kitaplar da latex kullanılarak yazılıp, göze hitap eder. tüm bunlardan dolayı bilim dünyasında oldukça kullanışlı bir düzenleme biçimidir.
latex'te tez veya makale yazma işine girişeceklere önerilerim şöyledir:
1. mümkün olduğunca erken (mümkünse lisans bitirme tezinde) latex kullanmayı öğrenin.
2. latex editörleri hakkında biraz araştırma yapıp, arayüz olarak hoşunuza giden bir tanesini yükleyin.
3. latex türkçe el kitaplarını internetten rahatlıkla bulabilirsiniz. bu el kitaplarından güzelce tarama yapıp, genel olarak latex'te komutların nasıl verildiğini öğrenin.
4. okulunuzda latex konusunda size yardımcı olabilecek bir öğretim üyesi bulmaya çalışın, zira ilk başlarda fazlası ile hata çıkacak ve programlarınız yazdıklarınızı derleyemeyecektir.
5. latex öğrenirken asla pes etmeyin, zira bir yazılım kullanıyorsunuz ve elbette zorlanacaksınız.
6. latex ile tez yazma işiniz bittikten sonra emin olun bir daha word gibi programlar kullanmayacaksınız. zira latex aracılığı ile yazılmış tez ve makaleler gözü * ve beyni oldukça tatmin eder. her şeyden önce yeni bir programlama dili öğrenmiş olacaksınız ve emin olun ki akademik anlamda bile siz çok şey katacak. ben latex kullanmaya başladığımda bölümümde sadece iki öğretim üyesi latex kullanmayı biliyordu :)
bonus : birkaç sunumumu çok güzel bir çevrimçi latex editörü sayesinde düzenlemiştim. yeni başlayacaklara da ilk başta bunu kullanmalarını tavsiye edebilirim. erişim için buradan
latex'te tez veya makale yazma işine girişeceklere önerilerim şöyledir:
1. mümkün olduğunca erken (mümkünse lisans bitirme tezinde) latex kullanmayı öğrenin.
2. latex editörleri hakkında biraz araştırma yapıp, arayüz olarak hoşunuza giden bir tanesini yükleyin.
3. latex türkçe el kitaplarını internetten rahatlıkla bulabilirsiniz. bu el kitaplarından güzelce tarama yapıp, genel olarak latex'te komutların nasıl verildiğini öğrenin.
4. okulunuzda latex konusunda size yardımcı olabilecek bir öğretim üyesi bulmaya çalışın, zira ilk başlarda fazlası ile hata çıkacak ve programlarınız yazdıklarınızı derleyemeyecektir.
5. latex öğrenirken asla pes etmeyin, zira bir yazılım kullanıyorsunuz ve elbette zorlanacaksınız.
6. latex ile tez yazma işiniz bittikten sonra emin olun bir daha word gibi programlar kullanmayacaksınız. zira latex aracılığı ile yazılmış tez ve makaleler gözü * ve beyni oldukça tatmin eder. her şeyden önce yeni bir programlama dili öğrenmiş olacaksınız ve emin olun ki akademik anlamda bile siz çok şey katacak. ben latex kullanmaya başladığımda bölümümde sadece iki öğretim üyesi latex kullanmayı biliyordu :)
bonus : birkaç sunumumu çok güzel bir çevrimçi latex editörü sayesinde düzenlemiştim. yeni başlayacaklara da ilk başta bunu kullanmalarını tavsiye edebilirim. erişim için buradan
devamını gör...
normal sözlük'te gündemin nasıl belirlendiği sorunsalı
katıldığım başlık. örneğin ülkede veya dünyada gelişen günlük olaylara açılan başlıklar ilginç bir şekilde çok az ilgi görüyor ve gündeme giremiyor böyle olunca gündem isminin hakkını veremiyor.
devamını gör...
farmakoloji
yorar da yorar, meslek hayatında görmediğin,kullanmayacağın, hatta türkiye'de olmayan bilmem kaç tane ilaç ve etki mekanizması ezberlersin.
devamını gör...
normal sözlük'te neden adam gibi adam yok sorunsalı
çünkü adam gibi adam nerede var?
demek suretiyle okları üzerime çevirirken,konuyu kızıştırmayı hedefliyorum*.
demek suretiyle okları üzerime çevirirken,konuyu kızıştırmayı hedefliyorum*.
devamını gör...
ilkokul arkadaşı
bazıları unutulmaz.uzun yıllar geçince kişilikler de oturunca artık paylaşacak bir şeyiniz kalmamıştır.
devamını gör...
friedrich hölderlin
atilla ilhan'ın biraz paris şiirinde şu şekilde yer alır;
telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hayli dargın sesi kalın ve titrek
umutsuzluğuma geldi oysa yorgundum
üstelik incittim de istemeyerek
akşamdı samanyolu patlamıştı
bütün sacre coeur silme akordeon
mulhouse'lu muydu neydi işte unuttum
ilk yudumda ağlamaya başlamıştı
şakakları ter içinde gece saat on
kibrit aranıyor göğüs geçirerek
bütün sevgilerinde yanılmıştı
bir omzuna almış sanki gökyüzünü
dudakları masmavi alsace lorrain
yüzü cermenlerin en eski hüznü
hölderlin bakıyor sisli gözlerinden
ellerini şöyle okşayacak oldum
duydum nabzının gök gürültüsünü
adı yağmur mu akşamüstü mü
uzak bir panayırda ip atlayan çocuklar
dalgalar vurdukça sarsılan mendirek
gecesi kaydı mı nedense beni arar
dilinde özürler bilerek bilmeyerek
zenciler çaldı mı cazın hali başka
oturduğu yerde içtikçe eksilerek
barın camlarına orospular çiziliyor
özlem büyük korku epeyce şaka
telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hanidir içimden bir başkası geçiyor
gözlerim hanidir ondan uzakta
hölderlin'i bırakmıştım artık sevmiyordum
telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hayli dargın sesi kalın ve titrek
umutsuzluğuma geldi oysa yorgundum
üstelik incittim de istemeyerek
akşamdı samanyolu patlamıştı
bütün sacre coeur silme akordeon
mulhouse'lu muydu neydi işte unuttum
ilk yudumda ağlamaya başlamıştı
şakakları ter içinde gece saat on
kibrit aranıyor göğüs geçirerek
bütün sevgilerinde yanılmıştı
bir omzuna almış sanki gökyüzünü
dudakları masmavi alsace lorrain
yüzü cermenlerin en eski hüznü
hölderlin bakıyor sisli gözlerinden
ellerini şöyle okşayacak oldum
duydum nabzının gök gürültüsünü
adı yağmur mu akşamüstü mü
uzak bir panayırda ip atlayan çocuklar
dalgalar vurdukça sarsılan mendirek
gecesi kaydı mı nedense beni arar
dilinde özürler bilerek bilmeyerek
zenciler çaldı mı cazın hali başka
oturduğu yerde içtikçe eksilerek
barın camlarına orospular çiziliyor
özlem büyük korku epeyce şaka
telefonlarla geldi telaşlı ve ürkek
birdenbire geldi beklemiyordum
hanidir içimden bir başkası geçiyor
gözlerim hanidir ondan uzakta
hölderlin'i bırakmıştım artık sevmiyordum
devamını gör...
diş macunu
piyasada satılan bir çok diş macunu içerik açısından birbirinden farklı değil, kutusunun üzerindeki afilli tanımların pek bir önemi de yok aslında. diş etlerinde sorun yaşamaya başladıktan sonra sensodyne'e geçtim, gerçekten diş eti sağlığım daha iyi eskiye göre.
devamını gör...
jose saramago
körlük romanı ile insanın vahşileşmeye ne derece meyilli, bencil bir yaratık olduğunu müthiş bir metaforla anlatan yazar.
henüz diğer kitaplarını okumadım. sırada kabil var
--- alıntı ---
"evet, su katılmamış bir ateistim ve bunun bin tane sebebi var. sadece bir tanesini hatırlatayım size. kainat yaratılana kadar, ebediyette, tanrı hiçbir şey yapmadı. sonra, nedendir bilinmez, onu yaratmaya karar verdi. altı günde yaptı bunu, yedinci gün istirahate çekildi. o günden beri istirahatte. ebediyen de istirahate devam edecek. ona nasıl inanılabilir ki?"
--- alıntı ---
henüz diğer kitaplarını okumadım. sırada kabil var
--- alıntı ---
"evet, su katılmamış bir ateistim ve bunun bin tane sebebi var. sadece bir tanesini hatırlatayım size. kainat yaratılana kadar, ebediyette, tanrı hiçbir şey yapmadı. sonra, nedendir bilinmez, onu yaratmaya karar verdi. altı günde yaptı bunu, yedinci gün istirahate çekildi. o günden beri istirahatte. ebediyen de istirahate devam edecek. ona nasıl inanılabilir ki?"
--- alıntı ---
devamını gör...
toska
rusça bir sözcüktür. her şey normalken hiç sorun yokken, nedensiz yere hissedilen üzüntü, burukluk, ruh sızısı anlamına gelmektedir.
-zaman zaman yaşadığımız ve nedenini bilemediğimiz durumdur aslında. ne kadar ruhumuz yorulduysa o kadar korkar olduk mutlu olmaya.
-zaman zaman yaşadığımız ve nedenini bilemediğimiz durumdur aslında. ne kadar ruhumuz yorulduysa o kadar korkar olduk mutlu olmaya.
devamını gör...
oysa herkes güldürür sevdiğini
çok bir şeye de gerek yoktur çoğu zaman. yaşanan ufacık bir şey bile onunla o kadar eğlencelidir ki. sadece yaşarken onun yanınızda olması bile gülümsetir.
devamını gör...
öfke gelir göz kararır öfke gider yüz kızarır
öfkeli anında gözü dönmüş kişinin söylediği sözlerden ve yaptığı eylemlerden, öfkesi yatıştıktan sonra pişman olacağını anlatan bir deyim.
devamını gör...
feridun düzağaç
t: hastası olduğum bir sanatçı.
şöyle anlam dolu iki mısrası var;
"...kimse kimsenin her şeyi olamaz-mış,
di'li geçmişten tek yaramsın sen..."
şöyle anlam dolu iki mısrası var;
"...kimse kimsenin her şeyi olamaz-mış,
di'li geçmişten tek yaramsın sen..."
devamını gör...

