zamane çocuğuyuz biz..
kâh güler kâh aglariz..
bir kelebek konar elimize..
uçmasın diye kimildamayiz..
zerre kötülük yok içimiz de..

seyr-u'l hayat ..
gark etti bizi yabana..
ne yedik içtik..
zor tutunabildik tozlu sayfalara..
uçtuk.. hayallerimiz de..
gerçeği pesimize taktik..
donmedolap oldu ruhumuz..
biz yine hep çocuk kaldık..
devamını gör...

"+tık tık.
-nadiiir, delimerdüüüm; peştamelleri asıyorum, biriniz kapıya bakıııın...
.
.
.
+tık tık tııık!
-kız siz hala bakmadınız mi kapıya? gül gibi konuklarımız kapıda kaldı. aman be, ben açıyorum kapıyı."

evet sevgili sözlük radyosu dinleyicileri. kendi aramızda geçen onca diyalogtan* ufak bir kesit sundum sizlere. konuklarımızı asla kapıda bırakmayacağımıza dair vereceğim sözle birlikte akşam 8'de tüm yazarlarımızı sohbetimizi; soru-cevaplarımızı dinlemeye davet ediyoruz. nadir'in gıcırdayan kapısı, merdümgirizbirdeli'nin arada gelip giden sesleriyle, yine sürpriz konuklarımızla cenk raporu radyo yayını'ndan önce sizlerleyiz. peki siz bizimle misiniz?



kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



| sözlük radyosu için tıklamanızı reca ettim

| instagram adresimiz için tıklamanızı reca ediyorum

| twitter adresimiz için tıklamanızı reca edeceğim
devamını gör...

başlığa sebep listede 1.90'ı tutturabilen yok.
devamını gör...

dört heceli sözcük yazmam gerekiyordur ve öğretmenim yardım etmemiştir..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güzel bir söz ama şu zamanda bunu genelde kula minnet edenler kullanıyor. dilde allah kalpte yallah vallahi siz eğitilmezsiniz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

unutmak istemek onu daha çok hatırlamayı sağlayacağından daha da zorlaştırır olayları. sadece zamana bırakın ve hayatınızı en iyi hale getirmeye çalışın.
devamını gör...

hiç normal bir insan değilim bir tane bile
devamını gör...

acı olmasaydı tatlı bu kadar tatlı olmazdı. grease john travolta
devamını gör...

devamlı olarak bir gerginlikle etrafına haklılığını empoze etmeye çalışan bir birey gibi düşünülmekte birlikte, tam aksi şeker birisi olduğu öğrenilince yaşanılan şaşkınlığın ardından gelen destekleri için ortaya çıkan minnet duygusunun saygıyla harmanlanarak nickaltına yazılması elzem olan moderatör.

yine de şöyle bir intibası olmuyor değil:*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hükümdar ve yöneticilere yol göstermek için yazılmış kitap.

kitapta baykuşlar ile kargalar arasında geçen savaşı anlatan bir bölüm vardır. sonuçta kargalara eziyet eden baykuşlar yenilirler. bu hikayeyi dinleyen hükümdar, anlatıcıya sorar, bu iş nasıl oldu?
nasıl olacak? gurur, kibir, şımarıklık... üstelik acizdiler pek çok yönden. daha bir sürü kötü vasıfları var ya neyse.
devamını gör...

nâzım hikmet'in galina ile birlikteyken vera'ya aşık olması ile hissettiği huzursuzluğu dile getirdiği, "bir gönülde iki sevda olamaz, yalan olabilir" diye başlayan şiir.*

kişisel tavsiye: hikayeyi kronolojik olarak takip edebilmek için öncelikle hoş geldin kadınım başlığındaki şu giriyi okumanızı öneririm: #425631

yıl 1951. nâzım türkiye'den kaçmış, önce bükreş'e ardından da moskova'ya gitmiştir. bunun duyulması üzerine bakanlar kurulu kararı ile türk vatandaşlığından tamamen çıkarılır.
moskova'daki yılları nâzım için zorludur, zira eşi münevver ve oğlu memed istanbul'dadır ve yurt dışına çıkmaları kât'i suretle yasaktır. fakat bütün bu olumsuzlukların yanında nâzım rusya'da el üstünde tutuluyordur.

nâzım' her ne kadar evli olsa da bu onun başka kadınlarla yakınlaşmasına engel olmaz. şiddetli göğüs ağrıları nedeniyle yattığı hastanede kendisine aşık genç bir doktor olan galina grigoryevna kolesnikova ile 8 yıl sürecek bir ilişki yaşar.
istanbul'da eşi münevver, moskova'da sevgilisi galina var iken "ilk kez aşık oldum" diyeceği, son eşi vera tulyakova ile de bir ilişkiye girişir.
vera ile karşılaşması bir telefon görüşmesi ile başlar. bir film enstitüsü bir konuda bilgi almak için nâzım'la iletişime geçer:

‘‘alo, nazım hikmet mi? sizinle redaktör* vera tulyakova konuşuyor.’’

bu sözlerin ardından vera bilgi almak için nazım hikmet'in evine gider. nazım kendisine gerekli bilgileri verir. bu sırada odada nâzım'ın tatar, şair bir dostu da vardır. vera tam kalkarken nazım, dostuna dönerek:

‘‘fena kız değil, ilginç, ama göğsü düz.’’ der.

tatarca söylenen bu cümleyi vera anlamış ve yüzü kıpkırmızı kesilmiştir. nazım'la vera'nın aşkı işte böyle başlar.

nâzım, "ilginç ve göğsü düz" dediği vera'nın çalıştığı film enstitüsüne sık sık gitmeye başlar.

vera, şöyle anlatıyor:

salondan çıktık. alışılmışın dışında hızlı yürüyor, neredeyse koşar adım gidiyordun. ilk aklıma gelen kalbinden rahatsızlandığın oldu. çok gururlu bir insandın, dertlenmeyi, kişisel sıkıntılarını başkasına yansıtmayı sevmezdin. birinci katla ikinci kat arasındaki merdiven boşluğunda durdun. kollarımdan sıkıca tutmuş suskun bir halde yüzüme bakıyordun ve hiç konuşmadan öylece duruyorduk. gözlerin yüzümde dolaşıyordu.
‘sizi seviyorum. anlıyor musunuz? sizi seviyorum.’
çok alçak bir sesle söyledin bunları. ağlıyordun. daha önce hiç ağlayan bir erkek görmemiştim. işittiklerimden, gözyaşlarından, yer ayağımın altında kaymaya başladı… merdiven boşluğunda durmaya devam ediyorduk. gözlerimi ayırmadan ıslak yüzüne bakıyordum. öğle tatili olmuştu. insanlar önümüzden geçip koşuşturuyorlardı. aşağı-yukarı, yukarı-aşağı. ama biz onları farketmiyorduk bile.

[…]herhalde bu durum size gülünç geliyordur. sizin ancak dedeniz olabileceğim aklınızdan geçiyordur. sizin yerinizde olsam ben de öyle düşünürdüm… ama anlayın, yüreğim yanıyor, kan akışım hızlanıyor. sizi öylesine seviyorum.
‘lütfen ağlamayın,’ diye usulca rica ettim. ‘lütfen ağlamayın.’
‘iki saat sonra yurtdışına gidiyorum. bana hiç ümit veremeyeceğinizi anlıyorum. bir daha bu konuyu açmayacağıma, asla anımsatmayacağıma söz veriyorum. moskova’ya ancak sizi unutmayı başardığımda döneceğim.’



nihayetinde vera ile aralarında bir ilişki başlar.
çevrelerince garipsenir bu ilişki, zira nâzım, vera'nın savaşta ölen babasından 3 yaş büyüktür. üstelik vera evlidir.nâzım değil midir sanki? eşi münevver ve oğlu memed istanbul'dadır nâzım'ın da.

şair, mevzu bahis şiiri de onun için çalkantılı bir yıl olan 1959'da kaleme alır:

***
bir gönülde iki sevda olamaz
yalan
olabilir.

şehrinde soğuk yağmurların
gece otel odasında sırtüstü yatıyorum
gözlerim tavana dikili
bulutlar geçiyor tavandan
ıslak asfaltı geçen kamyonlar gibi ağır
ve sağda uzakta
ak bir yapı
yüz katlı belki
tepesinde altın iğne parlıyor.
bulutlar geçiyor tavandan
karpuz kayıkları gibi güneş yüklü bulutlar.
oturmuşum cumbaya
yüzüme suların ışığı düşüyor
bir ırmak kıyısında mıyım
bir deniz kıyısında mı?

o tepsideki ne
o güllü tepsideki
yer çileği mi kara dut mu?
fulya tarlasında mıyım
karlı kayın ormanında mı?
gülüp ağlıyor sevdiğim kadınlar
iki dilde.

dostlar nasıl bir araya geldiniz?
birbirinizi tanımazsınız.
nerde bekliyorsunuz beni?
beyazıt’ta çınarlı kahve’de mi gorki parkı’nda mı?

şehrinde soğuk yağmurların
gece otel odasında sırtüstü yatıyorum
gözlerim yanıyor gözlerim alabildiğine açık
bir hava çalındı
armonikle başladı utla bitti.
içimde sarmaş dolaş karmakarışıktı
büyük uzak iki şehrin hasreti.

fırlamak yataktan
koşmak altında yağmurun
istasyona koşmak
-sür kardeşim makinist
götür beni oraya.
-nereye?
***


peki devamında ne olur?

nâzım çekoslavakya ziyareti sırasında fenalaşır, göğsündeki ağrı* ilerlemiştir, moskova'ya dönmesi mümkünatsızdır. 9 ay kadar çekoslavakya'da tedavi görür. bu sıralar vera'ya mektuplar yazar, ilişkilerini bitirmeleri gerektiğini söyler. fakat tam tersi olur, moskova'da buluşur buluşmaz tüm olumsuzluklar ortadan kalkar, ilişkileri devam eder.

yıl 1960. nâzım nihayet vera ile hayatını birleştirmek ister, birlikte gittikleri 3 aylık bir tatilin dönüşünde vera eşinden ayrılır. nâzım'ın ise münevver'den ayrılmasına gerek yoktur fakat galina ile olan 8 yıllık ilişkisini bitirir. ardından vera ile nâzım nikahlanır.

kişisel tavsiye: hikayenin bir başka kısmı için sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin başlığındaki şu giriyi okuyabilirsiniz: #439739

vera, nâzım ölene kadar onun tek ve son eşi olur.

vera, nâzım'a son kez bakıyor:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aşk kanser gibidir. ne zaman olduğunu anlayamazsın. ergence bir laf oldu ama öyle işte.
devamını gör...

1963 yılında genç bir adam gece evinin banyosuna giriyor, ışığı kapatıyor, sonra küvetin musluğunu açıyor ve bir süre suyun sesini dinliyor, gitarını eline alıyor ve iki saat boyunca aynı melodiyi devamlı çalıyor, dünya müzik tarihinin en önemli şarkılarından biri işte böyle yazılıyor.
devamını gör...

bir esmeralda ukdesi

2015 yılında diyarbakır'da kurulan türkiye' nin ilk kürtçe yayın yapan çocuk kanalı. bir ara khk ile kapatılsa da halen yayın hayatına devam ediyor. hatta o dönem çocuk kanalının kapatılması alay konusu olmuştu.

bu arada zarok kürtçede çocuk anlamına geliyor.

sadece çizgi filmler değil, farklı yaş grupları için programlar ve parça parça gösterilen, sayılar renkler gibi şeyleri öğreten kısa videolar da gösteriliyor.

çizgi filmleri inanılmaz güzel, hem çizgi filmin kendisi hem de zazaki, sorani, kurmanci lehçeleri için ayrı ayrı dil seçenekleri koymaları güzel.

belli bir saatten sonra yayın bittiği için sabaha kadar uyuyan baykuş, maymun gibi illüstrasyonlar veriliyor çok hafif bir uyku müziği eşliğinde. bazen acaba bu gece hangi hayvanın illüstrasyonu var diye merak edip açıyorum.

ayrıca çok güzel şarkılar da çalıyor, yeğenimle bazen açıp dans ediyoruz, çok hoşuna gidiyor oradaki şarkılar. hepsi de yöresel şarkılar, bunları nereden buluyorlar merak konusu, hiç duymadığım şarkılar çalıyor çünkü.

gizli bir zarok tv izleyicisi olduğumu da ifşa etmiş oldum.

son olarak kanal türksat 4a uydusunda bulunuyor.
devamını gör...

birden fazla en büyük sorunu olması.
devamını gör...

kafkas halklarının yaptığı hinkal,hingel olarak adlandırılan mantıya benzer ama içeriği,yapılışı,sunumu farklı olan yöresel yemek türü.

etli ,yumurtalı ve patatesli hinkal olmak üzere 3 türlü yapılabilir.

etli hinkalda iç malzeme olarak kıyma,soğan,limon suyu,kekik,pul biber ve tuz kullanılırken,yumurtalı hinkalda yumurta,küçük küp küp doğranmış sucuk parçaları,kekik ve tuz kullanılmaktadır.

hamura gelince etli hinkalda küçük yuvarlak bir şekilde kesilen hamur özel bir çimdikleme yöntemi ile kapatılır.
yumurtalı hinkal hamurunu hazırlamak ise daha zordur.sıvı bir içeriğe sahip olduğu için küçük hamur avuçiçinde başparmak kullanılarak koni şeklinde açılır ve iç malzeme doldurulduktan sonra koninin uç kısımları bastırılarak kapatılır.hazırlanan hinkallar kaynamış suya atılıp tekrar su kaynamaya başlayınca 20 dk kadar haşlanır.( pişenler yüzeye çıkar.)

sunum ve serviste etli hinkalin suyu( hinkallar alındıktan sonra )çorba olarak takdim edilir,arzuya göre içine biraz tuz ile dövülmüş sarımsak eklenebilir.hinkallar , hinkal suyu ile hafif sulandırılmış dövülmüş sarımsağa batırılarak el ile yenir.( isteyen tabaktaki hinkalin üstüne sarımsak koyup ,kaşık ile de yiyebilir)

etli veya patatesli hinkal hamuru nasıl kapatılır? ( çimdiklenir)

devamını gör...

dünyanın yaşayan en büyük yazarı, bilimkurguyu bambaşka bir boyuta taşımış olan ve 2017 yılında nobel edebiyat ödülü kazanmış olan, önünde saygıyla eğildiğim kazuo ishiguro’nun gömülü dev isimli muhteşem kitabının yüz yirmi üçüncü sayfasında geçen bir kavramdır.

kazuo ishiguro “ intikamı gerektiğinde alamayanların kıymetini bildiği peşin intikam” diye yazar. daha önce, mensup oldukları topluluğun uğradığı büyük katliam, kıyım, işkence ve tecavüzlerden kurtulup bir kaleye sığınan insanların bu iğrenç suçların faillerinin bu kaleyi de kuşattıkları zaman hissettikleri duygudur peşin intikam.

kuşatma esnasında kıstırılan bir grup düşman askerinin delik deşik edilmesini izlemek için kıyamet artığı bu köylüler toplanıp bu kontra katliamı izlerler. bunu da büyük bir keyifle yaparlar. çünkü bilirler ki bu kale bir ya da iki hafta içinde düşecek ve şu an katliamı izlemek için toplanan bu köylüler katledilmekte olan askerlerin arkadaşlarının hışmına uğrayacaklar. işte o an hissettikleri intikam duygusunun peşin olmasının nedeni de budur. başlarına geleceği kesin olan musibetlerin peşinen intikamını alırlar ölmekte olan askerleri izlerken.

okurken tüylerimi diken diken eden bir cümle oldu bu. zaten kazuo ishiguro okumak beni her zaman çok etkiler ve duygudan duyguya savurur. ama sanki bu seferki biraz daha farklıydı. sanki kendimi peşin bir intikamın kurbanı olarak gördüm bir anlığına. sanki ileride yapma ihtimalim olan kötülüklerin kefaretini ödüyorum ben bu hayatta. sanki hepimiz aynı durumdayız.

belki de dünya diye bildiğimiz bu yer tanrının bizden peşin peşin intikam aldığı bir yerdir. belki de cennetin girişinde veresiyemiz yoktur yazısı karşılayacak bizi.
devamını gör...

"üçgen biçiminde birbirimize takacağımızı" düşündüren başlık.


saadet zinciri yükleniyor...
devamını gör...

sürekli kendini övmesi, yanımda başka insanların dedikodusunu yapması ve alay etmesi, bilgisi olmasa da her konuda fikri olması ve en doğrusu kendi fikriymiş gibi bunu inatla savunması.
devamını gör...

işte ben de onun gibiyim bazen var olurum, bazen kaybolurum.

kutadgu bilig
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim