tüm gününü normal sözlük’te geçirmek
buraya öyle bir odaklandım ki, televizyon, facebook, instagram, youtube, diğer sosyal medyalar, gazeteler vs. şu anlık rafa kaldırdım. kafa sözlük, abartmak gibi olmazsa 13 yıllık internet hayatımda bir kilometre taşı, bir dönüm noktası olabilir böyle giderse.
devamını gör...
büyücünün yeğeni
"büyücünün yeğeni" c. s. lewis'in narnia günlükleri kitap serisindeki olayların başladığı kitap. serinin basılış sırasına göre altıncı, içerik sırasına göre ise ilk kitabıdır.
polly ve digory'nin yeni dünyalar keşfetme meraklarının, digory'nin annesini iyileştirmeyi amaçlaması ile derinleşmesi sonrasında narnia diyarının yaratılışını ve aslan, cadı ve dolap'taki pek çok bilinmeyenin geçmişi anlatılır.
aslan * bir nevi tanrı gibidir. o şarkısını söyler ve dünya yaratılmaya, mahlukat oluşmaya başlar.
yaratılış efsanelerinden ve dini motiflerden yararlanarak fantastik bir dünya kurar lewis.
kitaptan yaratılışa ve tanrısallığa dair birkaç alıntı:
“her neyse – bir dakika! işte yine
oluyor. aslan aşkına, bir şeyler var orada!”
aslan yeniden konuştuğunda sözleri digory’ye değildi.
“dostlarım, görüyorsunuz ki” dedi, “size verdiğim yeni ve temiz dünyaya, yedi saat bile geçmeden şeytani bir güç girdi; adem’in bu oğlu tarafından
uyandırılıp buraya getirildi.”
hayvanlar ve hatta çilek bile gözlerini digory’ye çevirdi, öyle ki o anda digory yer yarılsın da içine girsin istiyordu.
“fakat canınızı sıkmayın” dedi aslan hâlâ hayvanlara konuşarak. “bu şeytandan kötülük gelecek ama buna uzun zaman var ve ben kötülüklerin çoğunluğunun bana yönelmesini sağlayacağım. bu arada buranın yüzyıllarca,
mutlu bir dünyada mutlu bir ülke olmasına çalışalım. ve adem’in ırkı bizi incittiğine göre, iyileşmemize de yardım edecek. siz ikiniz, yaklaşın.”
polly ve digory'nin yeni dünyalar keşfetme meraklarının, digory'nin annesini iyileştirmeyi amaçlaması ile derinleşmesi sonrasında narnia diyarının yaratılışını ve aslan, cadı ve dolap'taki pek çok bilinmeyenin geçmişi anlatılır.
aslan * bir nevi tanrı gibidir. o şarkısını söyler ve dünya yaratılmaya, mahlukat oluşmaya başlar.
yaratılış efsanelerinden ve dini motiflerden yararlanarak fantastik bir dünya kurar lewis.
kitaptan yaratılışa ve tanrısallığa dair birkaç alıntı:
“her neyse – bir dakika! işte yine
oluyor. aslan aşkına, bir şeyler var orada!”
aslan yeniden konuştuğunda sözleri digory’ye değildi.
“dostlarım, görüyorsunuz ki” dedi, “size verdiğim yeni ve temiz dünyaya, yedi saat bile geçmeden şeytani bir güç girdi; adem’in bu oğlu tarafından
uyandırılıp buraya getirildi.”
hayvanlar ve hatta çilek bile gözlerini digory’ye çevirdi, öyle ki o anda digory yer yarılsın da içine girsin istiyordu.
“fakat canınızı sıkmayın” dedi aslan hâlâ hayvanlara konuşarak. “bu şeytandan kötülük gelecek ama buna uzun zaman var ve ben kötülüklerin çoğunluğunun bana yönelmesini sağlayacağım. bu arada buranın yüzyıllarca,
mutlu bir dünyada mutlu bir ülke olmasına çalışalım. ve adem’in ırkı bizi incittiğine göre, iyileşmemize de yardım edecek. siz ikiniz, yaklaşın.”
devamını gör...
ivanmilinski
yazma konusunda türk edebiyatının yazı makinesi ahmet mithat efendiyi kıskandıracak kadar yazan yazar.
devamını gör...
risale-i nur
içeriğinde; kuran'a aykırı, şirk olarak vasfedilen şizofrenik* dini bilgiler(!) barındırır.
ebced ve cifr ile gelecekten haber vermek
hamza* nın ruhuyla konuşmak
abdulkadir geylani* den medet dilenmek
risalelerin vahiyle yazdırıldığını iddia etmek
konyalı cello rumi'den farkı yoktur.
ebced ve cifr ile gelecekten haber vermek
hamza* nın ruhuyla konuşmak
abdulkadir geylani* den medet dilenmek
risalelerin vahiyle yazdırıldığını iddia etmek
konyalı cello rumi'den farkı yoktur.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
ekşi'deydim geldi davet
pîr çıktı deryadan afet
ziyaret-ikâmet-ziyafet
kafalı çocuklar kafa'da
afili bebelerse bi-fayda
aydın ayar ayda ayda
muhallebi çocuğu
kimi entelli bamya
kimi entel maganda
kül bırakır ya mangalda
en terbiyeliler kafa'da
gel ikamet et âgūşumda
keldir otur cancağızım
turunculu kafa'da.
âşık şahsım fevkî âlâ
pîr çıktı deryadan afet
ziyaret-ikâmet-ziyafet
kafalı çocuklar kafa'da
afili bebelerse bi-fayda
aydın ayar ayda ayda
muhallebi çocuğu
kimi entelli bamya
kimi entel maganda
kül bırakır ya mangalda
en terbiyeliler kafa'da
gel ikamet et âgūşumda
keldir otur cancağızım
turunculu kafa'da.
âşık şahsım fevkî âlâ
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
asansörlerde bulunan aynalar; sanılanın aksine saçımızı başımızı düzeltelim diye değil; asansörün kapısını açtığımızda karşıda kendimizi görüyorsak, asansörün o katta olduğunu anlayalım diye vardır. böylelikle asansör boşluğuna düşme riskini ortadan kaldırmak istenmiştir.
devamını gör...
meritokrasi
meritokrasi, yönetim gücünün, yetenek ve kişilerin bireysel üstünlüğüne yani liyakata dayandığı yönetim biçimidir.
meritokratik bir düzende yönetim gücü, üstün yetenekli olan ve çaba gösteren kişilere verilir. gerekli yeteneğe sahip olmadan bir mensupluk kayırmacılığı ile görevlendirme yapılmaz. insanlara, çaba ve çalışkanlığın karşılığı verilir. yani meritokrasi, “yetenek ve çabanın” söz sahibi olduğu sistemin adıdır. bu yönetim şeklinde idare gücü, üstün özellikleri olduğu düşünülen kişiler arasında paylaştırılmaktadır, kayırma yoktur. özellikle kamu yönetiminde daha bilgili ve yetenekli kişilerin seçilmesi ve yine hizmet içindeki ilerleme ve yükselmelerinin bilgi, başarı ve yetenek kıstaslarına göre yapılmasını amaçlar.
meritokrasi, bilimsel ve objektif değerlendirmeler yoluyla belirlenecek kriterlere göre; insanlara, yeteneklerine dayalı olarak görevlendirmelerine ve sorumluluklar almalarına atıfta bulunur. bu sistem, bir devlet veya başka bir tür örgütlenmeler için söz konusu olabilir.
meritokratik kültüre sahip olan bir ülke, herkes için fırsat eşitliğini temin etmek adına sürekli gelişim halindedir. çünkü hakkaniyetsizlikler ve kaynaklara/fırsatlara erişimdeki eşitsiz durum; herkesin sağlayamayacağı bazı fırsatlara özel erişimi olan seçkin gruplar yaratmaktadır. meritokrasi, bu durumu önlemeyi amaçlar. yetenek sahibi olmamasına karşın karar verici konumda olan (konumunu, yeteneği ve uzmanlığıyla kazanmamış olan) özel seçkin grupların oluşmasının engellenmesi ve fırsat eşitliğinin sağlanması; meritokrasinin özüdür.
ingiltere merkezli meritocracy party, beş maddeden oluşan bir manifesto yayımlamıştır. bu maddeler şu şekildedir:
kayırmacılık yoktur: ailenizin değil, sizin kim olduğunuz önemlidir.
yandaşçılık yoktur: başkalarının sizin için ne yapabildiği değil, sizin ne yapabildiğiniz önemlidir.
ayrımcılık yoktur: cinsiyet, ırk, din, yaş, geçmiş önemsizdir. yetenek her şeydir.
eşit imkânlar: herkesle aynı noktadan başlar ve yeteneklerinizin sizi götürdüğü yere gidersiniz.
tatminkar erdemler: en başarılı insanlar, en yüksek tatmine erişirler.
sosyal bilimciler, farklı sosyal sınıflardan, etnik kökenlerden ve farklı alanlarda yaşayan öğrencilerin eğitimde farklı seviyelerde deneyim yaşadıklarını göstermiştir. bu doğrultuda her durumda geçerli eksiksiz ve genelgeçer bir meritokrasi tanımı söz konusu değildir. ancak meritokratik niteliği arttıran ve süreklilik arz eden bir gelişim çalışması içerisinde bulunmak, meritokratik felsefenin temelidir.
yani bu yönüyle yalnızca servete veya salt siyasi vb. erke/ayrıcalığa sahip olanlar yerine; ilgili konuda gerekli işi en iyi yapacak kimseyi belirlemek maksadıyla ortaya konulan kriterlere göre; hak sahibi olanların (yeteneği ve/veya entelektüel birikimi olup, çaba gösterenlerin) iktidarı kullanmayı hak ettiğini düşünen bir tür yönetişim sistemidir.
özellikle sonuçlarının belirgin bir şekilde görülebildiği; güvenlik, sağlık, mülkiyet gibi alanlarda, (meritokratik açıdan) başarı sağlıklı bir şekilde ölçülebilir. buna karşın kapsamlı bir eğitim sisteminin, uzun vadeli makro ekonomik faaliyetlerin sonuçları vb.; uzun süreçte ve bir çok dışsal değişkene bağlı olarak ortaya çıktığından, meritokratik ölçümün netlik derecesi son derece düşüktür.
meritokrasinin yararları
meritokratik sistemdeki bireyler; yeteneklerinin ve kapasitesinin bilindiğine inanır, kendini hangi konumda olursa olsun değerli hisseder ve mesleki performansını iyileştirmeye teşvik edilmiş olur.
böyle bir bağlamda, bireyler daha adil bir tecrübe deneyimi yaşamış olur. şahsiyetleri, çalışma arkadaşları ve yapılan çalışmalar hakkında nispeten daha fazla güven duyar.
bu şartlar altında; bireylerin daha yüksek motivasyon seviyelerine sahip olmaları, daha işbirlikçi davranışlarda bulunmaları, zorluklara karşı daha fazla dayanıklılık göstermeleri olasıdır.
ayrıca bu sistemin bir diğer amacı da, kurumların içindeki genel hazırlık seviyesini arttırmak için, bireylerin becerilerini ve bilgilerini geliştirmeleri yolunda motive etmektir.
meritokratik bir düzende yönetim gücü, üstün yetenekli olan ve çaba gösteren kişilere verilir. gerekli yeteneğe sahip olmadan bir mensupluk kayırmacılığı ile görevlendirme yapılmaz. insanlara, çaba ve çalışkanlığın karşılığı verilir. yani meritokrasi, “yetenek ve çabanın” söz sahibi olduğu sistemin adıdır. bu yönetim şeklinde idare gücü, üstün özellikleri olduğu düşünülen kişiler arasında paylaştırılmaktadır, kayırma yoktur. özellikle kamu yönetiminde daha bilgili ve yetenekli kişilerin seçilmesi ve yine hizmet içindeki ilerleme ve yükselmelerinin bilgi, başarı ve yetenek kıstaslarına göre yapılmasını amaçlar.
meritokrasi, bilimsel ve objektif değerlendirmeler yoluyla belirlenecek kriterlere göre; insanlara, yeteneklerine dayalı olarak görevlendirmelerine ve sorumluluklar almalarına atıfta bulunur. bu sistem, bir devlet veya başka bir tür örgütlenmeler için söz konusu olabilir.
meritokratik kültüre sahip olan bir ülke, herkes için fırsat eşitliğini temin etmek adına sürekli gelişim halindedir. çünkü hakkaniyetsizlikler ve kaynaklara/fırsatlara erişimdeki eşitsiz durum; herkesin sağlayamayacağı bazı fırsatlara özel erişimi olan seçkin gruplar yaratmaktadır. meritokrasi, bu durumu önlemeyi amaçlar. yetenek sahibi olmamasına karşın karar verici konumda olan (konumunu, yeteneği ve uzmanlığıyla kazanmamış olan) özel seçkin grupların oluşmasının engellenmesi ve fırsat eşitliğinin sağlanması; meritokrasinin özüdür.
ingiltere merkezli meritocracy party, beş maddeden oluşan bir manifesto yayımlamıştır. bu maddeler şu şekildedir:
kayırmacılık yoktur: ailenizin değil, sizin kim olduğunuz önemlidir.
yandaşçılık yoktur: başkalarının sizin için ne yapabildiği değil, sizin ne yapabildiğiniz önemlidir.
ayrımcılık yoktur: cinsiyet, ırk, din, yaş, geçmiş önemsizdir. yetenek her şeydir.
eşit imkânlar: herkesle aynı noktadan başlar ve yeteneklerinizin sizi götürdüğü yere gidersiniz.
tatminkar erdemler: en başarılı insanlar, en yüksek tatmine erişirler.
sosyal bilimciler, farklı sosyal sınıflardan, etnik kökenlerden ve farklı alanlarda yaşayan öğrencilerin eğitimde farklı seviyelerde deneyim yaşadıklarını göstermiştir. bu doğrultuda her durumda geçerli eksiksiz ve genelgeçer bir meritokrasi tanımı söz konusu değildir. ancak meritokratik niteliği arttıran ve süreklilik arz eden bir gelişim çalışması içerisinde bulunmak, meritokratik felsefenin temelidir.
yani bu yönüyle yalnızca servete veya salt siyasi vb. erke/ayrıcalığa sahip olanlar yerine; ilgili konuda gerekli işi en iyi yapacak kimseyi belirlemek maksadıyla ortaya konulan kriterlere göre; hak sahibi olanların (yeteneği ve/veya entelektüel birikimi olup, çaba gösterenlerin) iktidarı kullanmayı hak ettiğini düşünen bir tür yönetişim sistemidir.
özellikle sonuçlarının belirgin bir şekilde görülebildiği; güvenlik, sağlık, mülkiyet gibi alanlarda, (meritokratik açıdan) başarı sağlıklı bir şekilde ölçülebilir. buna karşın kapsamlı bir eğitim sisteminin, uzun vadeli makro ekonomik faaliyetlerin sonuçları vb.; uzun süreçte ve bir çok dışsal değişkene bağlı olarak ortaya çıktığından, meritokratik ölçümün netlik derecesi son derece düşüktür.
meritokrasinin yararları
meritokratik sistemdeki bireyler; yeteneklerinin ve kapasitesinin bilindiğine inanır, kendini hangi konumda olursa olsun değerli hisseder ve mesleki performansını iyileştirmeye teşvik edilmiş olur.
böyle bir bağlamda, bireyler daha adil bir tecrübe deneyimi yaşamış olur. şahsiyetleri, çalışma arkadaşları ve yapılan çalışmalar hakkında nispeten daha fazla güven duyar.
bu şartlar altında; bireylerin daha yüksek motivasyon seviyelerine sahip olmaları, daha işbirlikçi davranışlarda bulunmaları, zorluklara karşı daha fazla dayanıklılık göstermeleri olasıdır.
ayrıca bu sistemin bir diğer amacı da, kurumların içindeki genel hazırlık seviyesini arttırmak için, bireylerin becerilerini ve bilgilerini geliştirmeleri yolunda motive etmektir.
devamını gör...
mutlak monarşi
devletin, tek adam tarafından, hiç bir sınırlandırılması olmadan yönetildiği yönetim biçimidir. en büyük otorite sahibi kişi hükümdardır. kuvvetler birliği ilkesi esas alınır.
mutlak monarşi ile yönetilen ülkeler:
-brunei
-umman
-katar
-suudi arabistan
-esvatini
-vatikan
mutlak monarşi ile yönetilen ülkeler:
-brunei
-umman
-katar
-suudi arabistan
-esvatini
-vatikan
devamını gör...
sakura
japonların milli çiçeği.
her yıl bu çiçeğin hasat mevsiminde festivaller düzenlenir, japonlar için anlamı büyüktür.
kendisine "genç ölüm" de denmektedir.
çiçek tam açarken ömrü yetmeyip öldüğü için bu yakıştırma yapılmıştır.
her yıl bu çiçeğin hasat mevsiminde festivaller düzenlenir, japonlar için anlamı büyüktür.
kendisine "genç ölüm" de denmektedir.
çiçek tam açarken ömrü yetmeyip öldüğü için bu yakıştırma yapılmıştır.
devamını gör...
akp'ye kızıp dinden çıkmak
"kusursuz olan müslümanlar değil, islamiyettir."* yazmak istediğim başlık.
ha bir de müslümallar var, o konuya hiç girmiyorum bile.
ha bir de müslümallar var, o konuya hiç girmiyorum bile.
devamını gör...
anne babayı iş üstünde yakalamak
o da bir şey mi
beni yaparlarken ben babamın içindeymişim.
t: geniş bir aileye sahipseniz oğlum suyu açta ısınsın bile diyebilir.
beni yaparlarken ben babamın içindeymişim.
t: geniş bir aileye sahipseniz oğlum suyu açta ısınsın bile diyebilir.
devamını gör...
anın fotoğrafı
bugünün hayat dersi de panda’lı bir kitap ayracından gelsin o halde;
people come and go in your life, and the right ones will always stay.
yani (bkz: what can i do sometimes) *
people come and go in your life, and the right ones will always stay.
yani (bkz: what can i do sometimes) *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
her şey sessizlikte olup biter.
diyelim ki yalnızlık tenha bir çiçektir. nefesi diken gibi durur göğsümüzde.
anlamaksa nice sonraya denk düşürülmüş bir gülümseme kimine göre.
şiir orada yükselir.
ve tüm sesler ondan doğar. müzik de...
o, herkesin ve her nesnenin içindeki büyük gürültüden... ve tüm hücrelerini dolaşır bilmediğin bir dilde.
diyelim ki yalnızlık tenha bir çiçektir. nefesi diken gibi durur göğsümüzde.
anlamaksa nice sonraya denk düşürülmüş bir gülümseme kimine göre.
şiir orada yükselir.
ve tüm sesler ondan doğar. müzik de...
o, herkesin ve her nesnenin içindeki büyük gürültüden... ve tüm hücrelerini dolaşır bilmediğin bir dilde.
devamını gör...
kürk mantolu madonna
bu kitap ve okuduğum zamanki lokasyon kesinlikle ironikti. neresi olduğundan şimdilik bahsetmeyeceğim fakat o debdebe ortamında bana hissettirdiği duyguları esirgemek, bu şaheserin kendisine kabalık olur diye düşünüyorum. benim için bu kitabın orijinine dönelim. kürk mantolu madonna kitabını, pop sanatçısı madonna'nın biyografisi olduğunu sananlarla aynı zihniyete sahip olduğunu düşündüğüm insanlar, kullandıkları sosyal platformlarda bir masa, kahve, atıştırmalık ve bu kitap ile -kendilerince- entellektüel bir caka satma peşindeydiler. onca paylaşımlar içinde boğulurken bir diğer yandan oldukça ön yargılı davranıyordum. iyi ki de öyle düşünmüşüm. nice şeylerde olduğu gibi bunda da hazır olmadığımın farkına vardım. bu kitabı okumanın zamanı değildi diye düşündüm. taa ki, polis okulunun intibak zamanlarında bu kitapla karşılaşıncaya değin. bir abi bana bu kitabı getirmişti. burnum havada elime aldım. iki sayfadan sonra köşeye atacağım bir kitapmış gibi düşündüm. ve yine yanıldım. onca antremandan, sunumlardan, eğitimlerden sonra bir köşeye çekilip göğsümde sakladığım bu kitabı okuyordum. hayret ediyordum. acaba devamında ne olacak? sonu nasıl bitecek? maria puder'a ne oldu? minvalinde sorular soruyordum sürekli. son yaprağına geldiğim zaman yanaklarımın ıslandığını fark ettim. emile zola'nın meyhane kitabından sonra büyük bir vurgun yedim. cidden meyhane'den sonra beni bu kadar etkileyebilir miydi, bir kitap? daha sonrasında polis okulundan istifamı verdim ve eve geldiğim ilk gün bu kitabı tekrardan okudum. bu sefer hıçkıra hıçkıra ağlayarak.
şimdilerde ise filminin neden çekilmediğini düşünmekteyim. gerçi türk filmleri biraz bayıyor. acaba netflix ve türevi platformlar bu konuda ne yapabilir diye düşünüyorum. benim için bu eser; sabahattin ali'nin bedeninden çıkıp manevi içtenliği ile yazdığı bir romantik eserdir. henüz üstüne bir eser tanımadım...
teşekkürler, sabahattin ali.
şimdilerde ise filminin neden çekilmediğini düşünmekteyim. gerçi türk filmleri biraz bayıyor. acaba netflix ve türevi platformlar bu konuda ne yapabilir diye düşünüyorum. benim için bu eser; sabahattin ali'nin bedeninden çıkıp manevi içtenliği ile yazdığı bir romantik eserdir. henüz üstüne bir eser tanımadım...
teşekkürler, sabahattin ali.
devamını gör...
black sheep effect
türkçeye kara koyun teorisi yahut kara koyun etkisi olarak çevrilen ve insanların kendilerinden farklı olanı yaftaladıkları bir çeşit metafor, deyim.
bilindiği gibi neredeyse her ailenin ele avuca sığmaz, dik başlı ve diğer aile üyelerinden farklı olan bir üyesi vardır. bu kişi davranışsal ya da dış görünüş olarak hiçbirine benzemez. sadece aileler için de geçerli değildir bahsettiğim etki, arkadaş grubunda, sınıfta vs. de diğerlerinden farklı olanın yaşadığıdır. ki ister istemez dışlanma olur arada. dışlanmaya sebebiyet veren olaya da pek sevgili uzmanlar kara koyun etkisi adını vermişler. şöyle bir bakın etrafınıza illaki örneğine rastlayacaksınızdır.
dışarıdan güzel görünse de aslında sandığınız gibi çekici de değildir çünkü kara koyun demek dışlanmış, ötekileştirilmiş demektir. hemencecik söyleyeyim, demedi demeyin. sonra "vay efendim böyle tahmin etmemiştim, mars dememişti bunu" olmasın. *
bir de çok bilinmez fakat bazı psikologlar ailedeki herhangi bir kötü durumdan psikolojik olarak en çok etkilenen kişi olarak da açıklarlar. olayı herkes yaşamıştır ancak biri o kadar etkilenir ki davranışları değişir, farklı olmaya başlar. o zaman da araya soğukluklar girer. deyim can bulur.
karalara boyanmamamız dileğiyle. *
bilindiği gibi neredeyse her ailenin ele avuca sığmaz, dik başlı ve diğer aile üyelerinden farklı olan bir üyesi vardır. bu kişi davranışsal ya da dış görünüş olarak hiçbirine benzemez. sadece aileler için de geçerli değildir bahsettiğim etki, arkadaş grubunda, sınıfta vs. de diğerlerinden farklı olanın yaşadığıdır. ki ister istemez dışlanma olur arada. dışlanmaya sebebiyet veren olaya da pek sevgili uzmanlar kara koyun etkisi adını vermişler. şöyle bir bakın etrafınıza illaki örneğine rastlayacaksınızdır.
dışarıdan güzel görünse de aslında sandığınız gibi çekici de değildir çünkü kara koyun demek dışlanmış, ötekileştirilmiş demektir. hemencecik söyleyeyim, demedi demeyin. sonra "vay efendim böyle tahmin etmemiştim, mars dememişti bunu" olmasın. *
bir de çok bilinmez fakat bazı psikologlar ailedeki herhangi bir kötü durumdan psikolojik olarak en çok etkilenen kişi olarak da açıklarlar. olayı herkes yaşamıştır ancak biri o kadar etkilenir ki davranışları değişir, farklı olmaya başlar. o zaman da araya soğukluklar girer. deyim can bulur.
karalara boyanmamamız dileğiyle. *
devamını gör...
virginia woolf
eşine yazdığı veda mektubu ile tanıdığım yazar. 28 mart 1941
sevgilim,
yeniden delirmekte olduğumdan şüphem yok: böyle korkunç bir dönemi bir kez daha kaldıramayacağımızı hissediyorum. aynı zamanda, bu kez toparlanmayı başaramayacağımı da seziyorum. yeniden sesler işitmeye başladım ve dikkatimi toplayamıyorum.
bu durumda bana en doğru görünen şeyi yapıyorum. bana olabilecek en büyük mutluluğu yaşattın. benim için başka kimsenin olamayacağı insan oldun. iki varlığın bu korkunç hastalık gelene kadar olduğumuzdan daha mutlu olabileceğini sanmıyorum. daha fazla mücadele edemeyeceğim. senin hayatını da ziyan ettiğimi biliyorum. ben olmasam çalışabilirdin. çalışacaksın da, biliyorum.
görüyorsun, doğru dürüst yazmayı bile başaramıyorum. okuyamıyorum. söylemek istediğim, hayattaki tüm mutluluğumu sana borçlu olduğum. bana karşı her zaman tam bir sabır timsali oldun ve inanılmaz iyiydin. sana bunları söylememe gerek yok — herkes biliyor zaten.
beni kurtarabilecek biri olsaydı, o sen olurdun. hiçbir şeyden senin iyiliğinden olduğu kadar emin olmadım. hayatını ziyan etmeye daha fazla devam edemem. kimselerin bizden daha mutlu olabileceğini sanmıyorum.
v.
sevgilim,
yeniden delirmekte olduğumdan şüphem yok: böyle korkunç bir dönemi bir kez daha kaldıramayacağımızı hissediyorum. aynı zamanda, bu kez toparlanmayı başaramayacağımı da seziyorum. yeniden sesler işitmeye başladım ve dikkatimi toplayamıyorum.
bu durumda bana en doğru görünen şeyi yapıyorum. bana olabilecek en büyük mutluluğu yaşattın. benim için başka kimsenin olamayacağı insan oldun. iki varlığın bu korkunç hastalık gelene kadar olduğumuzdan daha mutlu olabileceğini sanmıyorum. daha fazla mücadele edemeyeceğim. senin hayatını da ziyan ettiğimi biliyorum. ben olmasam çalışabilirdin. çalışacaksın da, biliyorum.
görüyorsun, doğru dürüst yazmayı bile başaramıyorum. okuyamıyorum. söylemek istediğim, hayattaki tüm mutluluğumu sana borçlu olduğum. bana karşı her zaman tam bir sabır timsali oldun ve inanılmaz iyiydin. sana bunları söylememe gerek yok — herkes biliyor zaten.
beni kurtarabilecek biri olsaydı, o sen olurdun. hiçbir şeyden senin iyiliğinden olduğu kadar emin olmadım. hayatını ziyan etmeye daha fazla devam edemem. kimselerin bizden daha mutlu olabileceğini sanmıyorum.
v.
devamını gör...
bir kadına en çok yakışan aksesuar
tebessümdür kesinlikle. güzel bir tebessüm bir kadına çok yakışır. tebessüm size özelse işte o zaman inanılmaz mutlu eder.
devamını gör...
mizah anlayışını birkaç cümle ile anlat
aziz nesin ve haldun taner mesela,hicivli mizahları mükemmeldir.oğuz aral ve gırgır;derginin tirajı bir zamanlar 500 bine dayanmıştı.ayrıca leman dergisi ve ardından kurulan uykusuz ve penguenin de ekol olarak babası sayılır.sürekli olmasada pek çok zaman takip etmişimdir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
ben hiç sözlük toplantısına katılmadım.
devamını gör...
