bir zamanların en efsane telefonu
tartışmasız nokia 3310.
devamını gör...
kilisede çocuğa uyuşturucu verip tecavüz eden papaz
ben her zaman kendisine <papaz<imam< hoca< diyen birinin.. birini veya bir şeyi taciz ettiğini varsayıyorum.
bende bu konuyu açan şahsın aptal olduğunu varsayıyorum. orada din yerine bir millet adı yazsan ırkçılıktan başına iş açılır.
bazı şahıslar öyle bir algı oluşturuyor ki duyan kutsal kitapların en büyük emirlerini tecavüz cinayet falan sanır.
devamını gör...
nocebo etkisi
placebo ile birlikte insanı düşüncelere sevk eden ve gerçeklik denen şeyi sorgulatan psikolojik gariplik.
iyi etkiyi de, kötü etkiyi de kafamızda yaşıyorsak ve buna bağlı olarak fiziksel sıkıntı yahut rahatlama hissedebiliyorsak, hemen hemen her hastalığı beynimizde halledebiliyor olmamız gerek diye düşünmüyor değilim. bunu söyleyen ve uygulayan biri daha vardı. (bkz: yogi kazım)
bu arada yanılmıyorsam nocebo şeklinde yazılıyor. teyit edilerek düzeltilirse iyi olur.
edit: teşekkürler.
iyi etkiyi de, kötü etkiyi de kafamızda yaşıyorsak ve buna bağlı olarak fiziksel sıkıntı yahut rahatlama hissedebiliyorsak, hemen hemen her hastalığı beynimizde halledebiliyor olmamız gerek diye düşünmüyor değilim. bunu söyleyen ve uygulayan biri daha vardı. (bkz: yogi kazım)
bu arada yanılmıyorsam nocebo şeklinde yazılıyor. teyit edilerek düzeltilirse iyi olur.
edit: teşekkürler.
devamını gör...
bazen neşe bazen keder
bütün sözlüğü elele, hıçkıra hıçkıra ağlamaya davet ettiğim ilhan irem eserdir.
devamını gör...
ulu'dan başlık çalıp normal sözlük'te açmak
hadi ekşi'den falan çalıyosunuz anlıyorum, hatta en çok beğenilen tanım ile birlikte çalanlar vardı uçuruldu sonra.
ama ulu ne anasını satayım? neyini çalacaksın ordan?
ama ulu ne anasını satayım? neyini çalacaksın ordan?
devamını gör...
türkiye’de eksikliği en çok hissedilen şey
farkındalık.
devamını gör...
misogyny
yunanca kökenli bir sözcüktür. kadınlara karşı nefret duygusu çok fazla olan, kadın düşmanlığı anlamına gelmektedir.
-gündem içerisinde sıklıkla gördüğümüz haberlerden yola çıkarak belki bunu hastalık derecesinde yapan şahsiyetlere örnek verebiliriz.
-gündem içerisinde sıklıkla gördüğümüz haberlerden yola çıkarak belki bunu hastalık derecesinde yapan şahsiyetlere örnek verebiliriz.
devamını gör...
yanlış telaffuz etmekten hoşlanılan kelimeler
bööörek
fortmanto
maşrafa
saahur.
fortmanto
maşrafa
saahur.
devamını gör...
hala vs teyze
teyze halayı karada, denizde, havada, uzay boşluğunda, kısacası her yerde yener.
devamını gör...
lazım olur düşüncesiyle atılmayan eşyalar
evin her yerinden çıkma potansiyeli olan, kuru kalabalık yapan ve genellikle el ayağa dolaşan eşyalardır. işin garibi bazısı attıktan sonra lazım olur.
mesela teki olmayan çorap. başka bir tek olan çorapla eşleştirme yok, lazım olacağı yer yok. neden saklanır ki?
mesela teki olmayan çorap. başka bir tek olan çorapla eşleştirme yok, lazım olacağı yer yok. neden saklanır ki?
devamını gör...
yks'ye 49 gün kalması
daha çok varmış. 49 günde her şey olur. belki turistler için sınavı bile erteleyebilirler.
devamını gör...
1 mayıs işçi bayramı rozeti
işçi bayramı için kampanya yapılmış, isteyenler kafa stordan alabilir. kampanya stoklarla sınırsızdır.
bugün bi deneyim, hoşuma giderse başkasını da alırım. ayağım alışsın.
bugün bi deneyim, hoşuma giderse başkasını da alırım. ayağım alışsın.
devamını gör...
sirke ile yıkanmak
bunu yaptıktan sonra bir de içine sığabileceğiniz bir bidona girebilirseniz turşu olursunuz.
devamını gör...
reenkarnasyon
bana göre ölümden sonraki hayatla aynı köklere sahip. bilinmezlik, bir şeye inanma ihtiyacı. ölümden sonrasının bilinmezliği korkunç değil mi?
insanların, kendilerini sakinleştirmek ya da tatmin etmek için bu tarz şeylere inandıklarını düşünüyorum.
ayrıca bana göre pragmatik açıdan hiçbir özellik taşımayan inanıştır. diyelim ki reenkarnasyona inanıyorsun bir sonraki yaşama daha özellikli üstün kademede gelmek için düzgün bir hayat yaşıyorsun inanışın gerekliliklerini yapıyorsun. ee sonra ne oluyor ? önceki yaşamından bi habersin bambaşka bir kişiliksin farklı bir benliksin. reenkarnasyon olduğunun farkında bile degilsin. ne anladım bu işten o kişi ben olmayacam ki *ikmişim öyle ruhu, bedeni afedersin.
insanların, kendilerini sakinleştirmek ya da tatmin etmek için bu tarz şeylere inandıklarını düşünüyorum.
ayrıca bana göre pragmatik açıdan hiçbir özellik taşımayan inanıştır. diyelim ki reenkarnasyona inanıyorsun bir sonraki yaşama daha özellikli üstün kademede gelmek için düzgün bir hayat yaşıyorsun inanışın gerekliliklerini yapıyorsun. ee sonra ne oluyor ? önceki yaşamından bi habersin bambaşka bir kişiliksin farklı bir benliksin. reenkarnasyon olduğunun farkında bile degilsin. ne anladım bu işten o kişi ben olmayacam ki *ikmişim öyle ruhu, bedeni afedersin.
devamını gör...
kalk yerine yat
(bkz: kalk yerine yat)
devamını gör...
kötülüğün sıradanlığı
1963 yılında yayınlanmış hannah arendt kitabı. ikinci dünya savaşında yahudilerin tehcir edilmesinde ve "nihai çözüm" meselesinde büyük rolü bulunan adolf eichmann'ın arjantin'de yakalanarak israil'e getirilmesi ile başlayıp, idam edilmesi ile son bulan yargılama sürecini anlatıyor kitap. adamın küllerini gemi ile taşıyıp, israil karasuları dışında akdeniz'e dökmüşler. açıkçası; kitap, beni inkisarı hayale uğrattı. yazarın, filozof ve siyaset bilimci olması nedeniyle kitabın adından da yola çıkarak, insanın ve kötülüğün doğasına ilişkin daha derin tahliller bekliyordum. ancak bu hali ile daha önce de belirtildiği üzere, sadece olay örgüsünü aktaran bir belgesel gibi kalmış kitap.
dikkatimi çeken bir diğer husus da eichmann'ın savunmasını üstlenen robert servatius ve onun boktan performansı oldu. keşke tarih izin verseydi de bir diğer nazi suçlusu klaus barbie'nin avukatlığını yapan ve bunu fransa'yı rezil etmek için bir fırsat olarak kullananjacques verges'i, bu davada görebilseydik. altı milyona yakın yahudiyi öldürmüş, tehcir etmiş, kısırlaştırmış adamlar biz sadece emirleri uyguluyorduk diye savunma yapıyor. kulağınıza küpe olsun sevgili dostlarım; konusu suç teşkil eden emir, hiçbir surette yerine getirilemez.
"zira bu suçlar hem kurbanların hem de suçu işleyenlerin sayısı bakımından kitlesel suçlardır; sorumluluk derecesi açısından, suça katılanların kurbanı fiilen öldüren katile yakın veya uzak olmalarının hiçbir önemi yoktur. bilakis genelde cinayet aletini kendi elleriyle kullanan kişiden uzaklaşıldıkça, sorumluluk derecesi artar."
dikkatimi çeken bir diğer husus da eichmann'ın savunmasını üstlenen robert servatius ve onun boktan performansı oldu. keşke tarih izin verseydi de bir diğer nazi suçlusu klaus barbie'nin avukatlığını yapan ve bunu fransa'yı rezil etmek için bir fırsat olarak kullananjacques verges'i, bu davada görebilseydik. altı milyona yakın yahudiyi öldürmüş, tehcir etmiş, kısırlaştırmış adamlar biz sadece emirleri uyguluyorduk diye savunma yapıyor. kulağınıza küpe olsun sevgili dostlarım; konusu suç teşkil eden emir, hiçbir surette yerine getirilemez.
"zira bu suçlar hem kurbanların hem de suçu işleyenlerin sayısı bakımından kitlesel suçlardır; sorumluluk derecesi açısından, suça katılanların kurbanı fiilen öldüren katile yakın veya uzak olmalarının hiçbir önemi yoktur. bilakis genelde cinayet aletini kendi elleriyle kullanan kişiden uzaklaşıldıkça, sorumluluk derecesi artar."
devamını gör...
amaterasu (yazar)
yeni yaşına az önce girmiş olan, tanımıma yaptığı eleştiri vasıtasıyla tanıştığım fikri de kendi de güzel yazardır. sağlık, mutluluk ve başarının hayatı boyunca onunla olması dileğiyle..
devamını gör...
aziz nesin şiirleri
çok merak ediyorum kendimi
başıma bir şey mi geldi
öldüm mü kaldım mı
hiçbir haber yok kendimden
bu sabah kapımı çaldım
kapıyı açan kendim
bir süre kendime baktım
bu güleç yüz bendim
oh ne güzel bir sabah
bugün de yaşıyorum demek
benden başka yok kimsem
beni merak edecek.
başıma bir şey mi geldi
öldüm mü kaldım mı
hiçbir haber yok kendimden
bu sabah kapımı çaldım
kapıyı açan kendim
bir süre kendime baktım
bu güleç yüz bendim
oh ne güzel bir sabah
bugün de yaşıyorum demek
benden başka yok kimsem
beni merak edecek.
devamını gör...
hala bin sayfalık kitaplar okuyabilen insanlar olması
aslında o bin sayfalık kitaplar çok şey katar insana, çok şey öğretir. kolay değildir onları yazmak, belli bir birikim ister. bu birikim hissedilir o kitaplar okunurken.
tanım: doğru bir şey yapan ve kendisine yatırım yapan insandır.
tanım: doğru bir şey yapan ve kendisine yatırım yapan insandır.
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
- neden gözün kapalı yürüyorsun?
- bütün yolları ezberledim
- ama düşebilirsin.
- bütün düşüşleri de ezberledim.(dancer in the dark)
“mutluluk şahane bir şey. o kadar şahane ki sende olup olmaması bile önemli değil. bir toplum yaşlı adamların gölgesinde asla oturamayacaklarını bildikleri ağaçları dikmeye başladığında gelişir. iyi insanlar başkalarına iyilik yapar. o kadar, daha ötesi yok."
-after life(dizi)
- bütün yolları ezberledim
- ama düşebilirsin.
- bütün düşüşleri de ezberledim.(dancer in the dark)
“mutluluk şahane bir şey. o kadar şahane ki sende olup olmaması bile önemli değil. bir toplum yaşlı adamların gölgesinde asla oturamayacaklarını bildikleri ağaçları dikmeye başladığında gelişir. iyi insanlar başkalarına iyilik yapar. o kadar, daha ötesi yok."
-after life(dizi)
devamını gör...