geri yaylanma basıncı
soluk alma esnasında genişleyen akciğerin eski haline dönme isteği.
devamını gör...
düşük faizli sözlük mağazası kredisi
bugüne özel -1500'e kadar var olmayan karma puanı kullanımına izin verip, bir ay içerisinde karma puanı artıya çıkamayanların önce evine haciz yollatıp sonrasında da komple sözlükten uçurmak suretiyle kullandırtmayı düşündüğüm kredi. üstelik faizsiz.
devamını gör...
sahanda yumurta
sunny side up yani sahanda yumurta.*
devamını gör...
sözlükte yaşlılara saygının kalmamış olması
sözlük ve yaşlı?
annem hala üye değil.
umarım benden bahsetmiyorlar.
allahım lütfen dinimiz çok amin.
annem hala üye değil.
umarım benden bahsetmiyorlar.
allahım lütfen dinimiz çok amin.
devamını gör...
kaygı
bedenin ya da zihnin, gerçek ya da hayali olarak tehdit/tehlike algılaması ile oluşan bir durumdur. fazlalığı durumunda anksiyete bozuklukları ortaya çıkabilir.
devamını gör...
the devil’s advocate
filmin başında harika bir avukatın nasıl olduğunu öğreneceğimi sanarken bambaşka bir hikayeyle karşıma gelen,çok daha derin anlamlar çıkan izlemeye bayıldığım al pacino'nun oynadığı film.
filmin kibir ve hırsın şeytanın en sevdiği özellik olduğu ve bunlarla insanları nasıl elinde oynattığı mesajını çok güzel bir şekilde verdiğini düşünüyorum.
dava kaybetmeyen kevin lomax'ın sahne aldığı davaların hepsinin de şeytani fikirlerin sonucu olması da şeytanın el attığını gösterir nitelikte.
kevin lomax'ın john milton'un çoçuğu olduğunu nedense en başlarda anlamıştım,bence bu kadar hızlı bu mesaj verilmemeliydi.
dine karşı son kısımlarda olan isyan kibirin zirve noktası oldu.
ancak sonucu gören kevin lomax'ın gerçek hayata döndükten sonra sonucu görüp doğru olanı yapması çok iyiydi.
gerçekten izlenmesi gereken bir film. keyifli seyirler.
filmin kibir ve hırsın şeytanın en sevdiği özellik olduğu ve bunlarla insanları nasıl elinde oynattığı mesajını çok güzel bir şekilde verdiğini düşünüyorum.
dava kaybetmeyen kevin lomax'ın sahne aldığı davaların hepsinin de şeytani fikirlerin sonucu olması da şeytanın el attığını gösterir nitelikte.
kevin lomax'ın john milton'un çoçuğu olduğunu nedense en başlarda anlamıştım,bence bu kadar hızlı bu mesaj verilmemeliydi.
dine karşı son kısımlarda olan isyan kibirin zirve noktası oldu.
ancak sonucu gören kevin lomax'ın gerçek hayata döndükten sonra sonucu görüp doğru olanı yapması çok iyiydi.
gerçekten izlenmesi gereken bir film. keyifli seyirler.
devamını gör...
sözlüğe sadece okumak için kaydolup yazmadan duramayanlar
valla bıhtım çaylaklıktan deyip geldim, orada yazamadıklarımı o kadar içime atmışım ki sonuç ortada.(bkz: lol) ama ben de her akşam online yazar sayısına bakıp hayıflanırım, 300 küsur kişi var da benim tanımlarda gördüğüm yazar sayısı neden 50'yi geçmiyor diye de şaşar kalırım.
devamını gör...
normal sözlük'teki kaliteli yazarların sözlüğü bırakması
kaliteli olabilmek için an itibariyle sözlüğü bırakıyorum o zaman.
devamını gör...
ateist kaplumbağa
üslubunu, kelimeleri kullanış şeklini cümle aralarındaki ince mizahını ve özellikle objektif bakış açısını sevdiğim yazar.
ona sorsanız ben hala 4-3-3 oynatmıyorum. açıkçası ne oynattığımı ben de bilmiyorum.
ama o her zaman aynı taktikle oynadı. çizgisini bozmadı. zaten vurduğu genelde gol oluyor.
dönmüyorsa vardır bir bildiği. ama dön be hocam.
ona sorsanız ben hala 4-3-3 oynatmıyorum. açıkçası ne oynattığımı ben de bilmiyorum.
ama o her zaman aynı taktikle oynadı. çizgisini bozmadı. zaten vurduğu genelde gol oluyor.
dönmüyorsa vardır bir bildiği. ama dön be hocam.
devamını gör...
junko furuta
öldürüldüğü tesadüf eseri bulunmuş. polisler, suça karışanları 19 yaşındaki başka bir kadını kaçırıp tecavüz ettikleri için sorgularken kayıp olan junko'nun da bağlantısı olabileceğini düşünüp sorguyu bu yönde yapınca her şey ortaya çıkmış.
100 küsür kişi rehin tutulduğunu biliyormuş. içlerinden sadece biri olayı dolaylı olarak polise aktarmış. kaçırılmasının 16. gününde kızı orada gören bu kişi, gördüklerini abisine anlatmış. abisi de polisi aramış. peki polisler ne yapmış? eve bakmışlar, " kız burada yok " deyip gitmişler. evi aramamışlar bile. o anda bulunsa ve kurtarılsa fiziksel açıdan sağlıklı bir şekilde yaşamına devam edebilme şansı varmış.
otopside hamile olduğu tespit edilmiş. olayın diğer iğrenç detayları internette ve bu sitede yazıldığı için oralara hiç girmek istemiyorum. tüm bu işkencelerin tek sebebi kendisine çıkma teklif eden hiroshi miyano'yu reddetmesiymiş. olaya karışanların yakuza ile bağlantıları varmış, aileleri de olayı bildiği halde susmuşlar. toplumdaki konumlarının bozulmasını istememişler ve oğullarından korkuyorlarmış.
suça karışan 3 kişi serbest, sadece 1 tanesi hapiste. yaşları o zaman döneminde 16-18 arasındaymış. bu suçtan dolayı hapisten çıktıktan sonra tekrar suça karışmışlar...
100 küsür kişi rehin tutulduğunu biliyormuş. içlerinden sadece biri olayı dolaylı olarak polise aktarmış. kaçırılmasının 16. gününde kızı orada gören bu kişi, gördüklerini abisine anlatmış. abisi de polisi aramış. peki polisler ne yapmış? eve bakmışlar, " kız burada yok " deyip gitmişler. evi aramamışlar bile. o anda bulunsa ve kurtarılsa fiziksel açıdan sağlıklı bir şekilde yaşamına devam edebilme şansı varmış.
otopside hamile olduğu tespit edilmiş. olayın diğer iğrenç detayları internette ve bu sitede yazıldığı için oralara hiç girmek istemiyorum. tüm bu işkencelerin tek sebebi kendisine çıkma teklif eden hiroshi miyano'yu reddetmesiymiş. olaya karışanların yakuza ile bağlantıları varmış, aileleri de olayı bildiği halde susmuşlar. toplumdaki konumlarının bozulmasını istememişler ve oğullarından korkuyorlarmış.
suça karışan 3 kişi serbest, sadece 1 tanesi hapiste. yaşları o zaman döneminde 16-18 arasındaymış. bu suçtan dolayı hapisten çıktıktan sonra tekrar suça karışmışlar...
devamını gör...
yemekten sonra sigara yakma hızı
ışık hızıyla yarışır.
devamını gör...
herkes hoşlandığı sözlük yazarını itiraf etsin etkinliği
(bkz: lucifer iş başında) sen şeytaan sen yılaan. (gülücük)
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
sen bilirsin.ne denizler dağlardan bu kadar yüksek,ne sevinçler acılardan bu kadar ayrı.daha önce dökülmesi yaprakların;doğrudur.yoksa neye benzer gül dönemi kiraz zamanı... umutsuzluk bile ne güzel bilir misin,ikide bir umudu getirir karşımıza.ölüm büyük bir saçmalık olurdu;ışık yüzlü bebekler doğmasa... sen bilirsin.ne denizler dağlardan bu kadar yüksek,ne sevinçler acılardan bu kadar ayrı... sen bilirsin.ne ben senden iyice başka biriyim,ne bu kuşlar göklerden başka bir şey.
afşar timuçin
afşar timuçin
devamını gör...
göbeği açık kıyafet modası
ben uyduğumda böyle göründüğüm modadır.*

arkadaşlar geçenlerde ben erzurum'a kar basmaya gider gibi giyinmişim. kat kat üst üste yok efendim neymiş yağmur yağmış. aksi gibi de üşüyorum yani nasıl sinir bastı 'nerede oğlum bu yaz?' diye dolaşıyorum. derken yanımdan bir cici hanım geçti. ona baktım kendime baktım bir daha ona baktım sonra kendime bakmadım. *
yahu bu insansa ben neyim ben insansam bu arkadaş ne? geçenlerde ayaklarıma çorap giymeden yarım saat evde dolaştım enfeksiyon sarmış vücudumu. delirmemek elde değil.
işte bundan sebep 'hıh hiçte güzel değil giymesin kimse, hem bazı arkadaşların dinine göre uygun değil, giydin ne oldu ne oldu giydinde?' ben giyemiyorumsa tü kaka hıh.*
bu ne şiddet bu ne celal ya arkadaşlar. size ne acaba? isteyen istediğini giyer.
yok normalleşiyormuş, yok vücutlarını başkalarına teşir ediyorlarmış, yok kendilerini beğendirmek için şekilden şekile giriyorlarmış size ne ay?
vallahi mahalledeki hacı amcalar gibisiniz.
yıl olmuş 2021 herkesin her şeyine burnunuzu sokuyorsunuz.
aman banane be kendi kendinizi kemirin durun.

arkadaşlar geçenlerde ben erzurum'a kar basmaya gider gibi giyinmişim. kat kat üst üste yok efendim neymiş yağmur yağmış. aksi gibi de üşüyorum yani nasıl sinir bastı 'nerede oğlum bu yaz?' diye dolaşıyorum. derken yanımdan bir cici hanım geçti. ona baktım kendime baktım bir daha ona baktım sonra kendime bakmadım. *
yahu bu insansa ben neyim ben insansam bu arkadaş ne? geçenlerde ayaklarıma çorap giymeden yarım saat evde dolaştım enfeksiyon sarmış vücudumu. delirmemek elde değil.
işte bundan sebep 'hıh hiçte güzel değil giymesin kimse, hem bazı arkadaşların dinine göre uygun değil, giydin ne oldu ne oldu giydinde?' ben giyemiyorumsa tü kaka hıh.*
bu ne şiddet bu ne celal ya arkadaşlar. size ne acaba? isteyen istediğini giyer.
yok normalleşiyormuş, yok vücutlarını başkalarına teşir ediyorlarmış, yok kendilerini beğendirmek için şekilden şekile giriyorlarmış size ne ay?
vallahi mahalledeki hacı amcalar gibisiniz.
yıl olmuş 2021 herkesin her şeyine burnunuzu sokuyorsunuz.
aman banane be kendi kendinizi kemirin durun.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
nickim ekşi sözlükten geldiği için oradaki entrymi direkt kopyalıyorum:
ekşi sözlüğü çok okurdum ama yazar olmayı hiç denememiştim.
aşık olduğum kişiyle konuşuyorduk birgün. hadi ekşide yazmaya başlayalım dedi. ama birbirimizin nickini bilmeyecektik. birbirimizi bulabilmek için ortak bir tema bulalım dedik. benim en sevdiğim film la vie d'adele olduğu için bu filmden bir replik koyalım dedim. ikimiz de açtık filmi ilerleye ilerleye uygun nickler aradık. fakat öyle nickler bulmalıydık ki olur da nicki sözlükte görürsek "buldum!" diyebilelim. yani öyle alelade "acıktım" tarzında bir replik de olmamalıydı. benim nickimin hikayesi bu. mavi'nin en önemli sahnelerinden birinde adele söylemişti bu cümleyi. kavga ettiklerinde emma o adam kim diye ısrarla sorunca adele itiraf etmek zorunda kalmıştı. demişti ki "sarhoşken bir kez öpüşmüştük."
ekşi sözlüğü çok okurdum ama yazar olmayı hiç denememiştim.
aşık olduğum kişiyle konuşuyorduk birgün. hadi ekşide yazmaya başlayalım dedi. ama birbirimizin nickini bilmeyecektik. birbirimizi bulabilmek için ortak bir tema bulalım dedik. benim en sevdiğim film la vie d'adele olduğu için bu filmden bir replik koyalım dedim. ikimiz de açtık filmi ilerleye ilerleye uygun nickler aradık. fakat öyle nickler bulmalıydık ki olur da nicki sözlükte görürsek "buldum!" diyebilelim. yani öyle alelade "acıktım" tarzında bir replik de olmamalıydı. benim nickimin hikayesi bu. mavi'nin en önemli sahnelerinden birinde adele söylemişti bu cümleyi. kavga ettiklerinde emma o adam kim diye ısrarla sorunca adele itiraf etmek zorunda kalmıştı. demişti ki "sarhoşken bir kez öpüşmüştük."
devamını gör...
benim adım cafer
"...boyum 1.10, kilom 25" diye devam eden bir çocuk deyişi.
devamını gör...
1 mayıs işçi ve emekçi bayramı
bahar olsun,
umut olsun,
direnişin ve emeğin günü kutlu olsun.
umut olsun,
direnişin ve emeğin günü kutlu olsun.
devamını gör...
eskiden marka alırdık
uzun zamandır "insanlar bunu nasıl fark etmiyor?" dediğim durum. ne vakit konusunu açsam insanlar kulaklarını tıkayıp tuhaf sesler çıkarıyorlar. bundan 10 sene öncesinde tariş'ten başka zeytinyağı beğenmeyen insan "hepsi aynı zaten zeytinyağı değil mi işte" diyor. "yahu eskiden markete giderdin de sucuğun cumhuriyet'ini arardın şimdi ne oldu?" diyorum, "yok diyor o zaman öyle denk geliyordu alıyorduk, hem bunun ondan bi farkı yok" diyor. anlıyorum, şu an aynı marka model ürünü almak zor, pahalı, yahu öyle de o zaman "pahalı" de, "almak mümkün değil" de, hiç kimseden duymadım bu sözleri, herkesin bi bahanesi var.
başlığın ilk tanımına o kadar katılıyorum ki... artık sadece kampanyalı ürün kovalıyor insanlar. daha birkaç gün önce gideyim de düzgün bir peynir alayım da tost yaparım, artık pahalıysa da pahalı ne yapayım yani, canım düzgün tost istiyor dedim kendime. marketlerde gördüğüm şeyler: tuğcan peynirleri, ayberk peynirleri, ohmis peynirleri... (bunlar yaygın marketlerdeki ürünler, muhtemelen de kapış kapış satılıyorlar) nerede üretilir, nasıl üretilir, firma ne vakittir üretir belirsiz. ha anlıyorum tabi, eskiden sevdiğin aldığın markanın fiyatı oldu 3 kat. peki demiyor musun neden o peynir ayberk peynirlerinden 3 kat pahalı? ya da diyorsun içinden de dışa vurmak kanına mı dokunuyor?
kıyafetteki markalarda market ürünlerindekine göre daha tutucu insanlar, artık o da bitti sayılır. bu durum en çok insanların giydiği ayakkabılarda dikkatimi çekiyor, artık piyasa eski isminden prim yapan (kinetix, mp, jump..) markalara kalmış durumda. insanlar eskisi gibi zannediyor onları, halbuki bu tür markaların ürettiği ürünlerin merdiven altında üretilen pazar ürünlerinden hiçbir farkı yok günümüzde. ayakkabı almak istiyorum, gidiyorum herkesin bildiği ayakkabı mağazalarına (spesifik bir markaya ait olmayan mağazalar), içerisi tamamen çöplük. hani küçümsediğim için değil ama berbat yani, sattıkları şeyler ayakkabı değil, dört kartonu birleştirip bantlamışlar gibi. anlıyorum tabi, eskiden aldığın sevdiğin markayı şu an alabilmen imkansız, yahu neden o zaman bahane sunuyorsun "aaa ama bak bu ayakkabı da güzel, insanlar tutturmuş bir marka zaten amaaann, ondan bir tane alacağıma bundan üç tane alırım değiş değiş giyerim..." yahu gel de ki "pahalı, alamıyorum", neden bahane öne sürüyorsun?
günün sonunda peynir alışverişimden dönerken poşetteki ayberk peynirine baktım ben de "param anca buna yetti, öbürü çok pahalı, zaten yiyeceğim şey nihayetinde tost" dedim ve tıpkı diğer herkes gibi kendi bahaneme sarılarak döndüm evime.
başlığın ilk tanımına o kadar katılıyorum ki... artık sadece kampanyalı ürün kovalıyor insanlar. daha birkaç gün önce gideyim de düzgün bir peynir alayım da tost yaparım, artık pahalıysa da pahalı ne yapayım yani, canım düzgün tost istiyor dedim kendime. marketlerde gördüğüm şeyler: tuğcan peynirleri, ayberk peynirleri, ohmis peynirleri... (bunlar yaygın marketlerdeki ürünler, muhtemelen de kapış kapış satılıyorlar) nerede üretilir, nasıl üretilir, firma ne vakittir üretir belirsiz. ha anlıyorum tabi, eskiden sevdiğin aldığın markanın fiyatı oldu 3 kat. peki demiyor musun neden o peynir ayberk peynirlerinden 3 kat pahalı? ya da diyorsun içinden de dışa vurmak kanına mı dokunuyor?
kıyafetteki markalarda market ürünlerindekine göre daha tutucu insanlar, artık o da bitti sayılır. bu durum en çok insanların giydiği ayakkabılarda dikkatimi çekiyor, artık piyasa eski isminden prim yapan (kinetix, mp, jump..) markalara kalmış durumda. insanlar eskisi gibi zannediyor onları, halbuki bu tür markaların ürettiği ürünlerin merdiven altında üretilen pazar ürünlerinden hiçbir farkı yok günümüzde. ayakkabı almak istiyorum, gidiyorum herkesin bildiği ayakkabı mağazalarına (spesifik bir markaya ait olmayan mağazalar), içerisi tamamen çöplük. hani küçümsediğim için değil ama berbat yani, sattıkları şeyler ayakkabı değil, dört kartonu birleştirip bantlamışlar gibi. anlıyorum tabi, eskiden aldığın sevdiğin markayı şu an alabilmen imkansız, yahu neden o zaman bahane sunuyorsun "aaa ama bak bu ayakkabı da güzel, insanlar tutturmuş bir marka zaten amaaann, ondan bir tane alacağıma bundan üç tane alırım değiş değiş giyerim..." yahu gel de ki "pahalı, alamıyorum", neden bahane öne sürüyorsun?
günün sonunda peynir alışverişimden dönerken poşetteki ayberk peynirine baktım ben de "param anca buna yetti, öbürü çok pahalı, zaten yiyeceğim şey nihayetinde tost" dedim ve tıpkı diğer herkes gibi kendi bahaneme sarılarak döndüm evime.
devamını gör...
aşk vs seks
aşık olunan insanla yapılan seks.
devamını gör...
