bir yazarın profiline tıkladıktan sonra kişisel iletisinde gördüğüm yazı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şimdi de başka bir yazara baktım, onda da kafa izninde yazıyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
fotoğraflar yenilenecek.
devamını gör...

insanların çoğu kendileri için değil, başkaları için giyinir. daireye gelen pasaklı bir köylü ile iyi giyimli bir çiftlik ağası aynı muameleyi görmez. pasaklı köylüye bağırır çağırırlar; bugün git yarın gel derler. çiftlik ağası, general gibi itibar görür; işleri tıkır tıkır yürür. general deyince aklıma geldi. bir general kişiliğinden dolayı mı, yoksa omuzundaki yıldızlardan dolayı mı itibar görür?

(bkz: insancıklar)
devamını gör...

bu ülkeye demokrasi getireceğiz, türbanlılar rahat edecek, kürtler kendi dillerini konuşacak, vesayeti kaldıracağız, avrupa birliğine gireceğiz dediler. yolda destek sağlamak için lgbt'e destek gösterilerinde bulundular. 28 şubatın acısını yaşamış mazlumlar gibi görünüyorlardı. her konuda ezikliği, yok sayılmışlığı yaşayan herkesin sesi olacakları düşünüldü. ben hiç bir zaman sıcak bakmadım. bir insanın yetiştiği ülkü, ideoloji veya din hiç önemli değil, ilk gençliğinin nerede geçtiği çok önemlidir benim için. ileride şekil değiştirip durumlara ayak uydurmaya çalışsanız bile, içerlerde bi yerlerde yine aynı ideolojiye hizmet edersiniz. neyse uzatmayacağım, çokça desteği bu ülkenin akademisyenlerinden, gerçek entellektüellerinden sağladılar. dönüşümü ve gücü sağlamlaştırdıkça gerçek canavar ve gerçek amaçlar ortaya çıktı. sakın haaa bütün yaşananlar, yol boyunca raslantı olarak yaşanmış gelişmelerdir diye düşünmeyin. bu bir dönüşüm hikayesidir. son 19 yılda yaşananlar, zaten yaşanacaktı; aktörlerin veya partilerin önemi yoktur. neyse çok uzattım sanırım, az buz şeyler yaşamadık arkadaşlar, bizler çok radikal değişimlerin, tam da göbeğinde kaldık. gençtik kanımız hızlı akıyordu. elimize ateş alıp şehri yakmak değildi amacımız, olanlara tepki göstermek istiyorduk. gücümüz yoktu, elimizde sadece internet vardı; twitter, ekşi, facebook ha bir de mezuniyet törenleri vardı tabi. referandum yaşadık, çıktılar dediler ki kenan evreni yargılayacağız, ilk dönem destekleyen akademisyenler yine evet dediler yargılansın. kardeşim hiç mi tarihsel bağlamda gelişmeleri okuyamıyorsunuz. kenan evrenden farklarının olmadığını anlamadınız dimi? ardından gezi geldi. amacımız belliydi, ses çıkarmak istiyorduk. hiç bir zaman yakıp yıkmak değil, fark edilmek, değişimin gerekli olduğunu vurgulamak istiyorduk. yine onda da kaybeden biz olduk. 3. günde evimize girdik mecburen. neyse biz yine internetten sesimizi çıkarmaya çalıştıkça, bi anda başlıklar silinmeye başladı, bize bizimle aynı platformdan bize karşı düşmanlar yarattırlar. cadı avına başladılar. yazmaya korkar olduk, insanlar toplanıp hapishaneye götürülüyordu. 71 öncesi, 80 öncesi gibi bir ortam yaratıldı. fakat artık insanlar yaşamlarına kıymet veriyordu. tarih bize böyle çabaların beyhude olduğunu ve sadece gençliğinin çürüyeceğini örnekleri ile gösterdi. korkmamız normal, çünkü istedikleri de bu zaten, herkes korksun ve yazamasın konuşamasın ve hatta düşünmesin. yazmaya çekinen arkadaşları çok iyi anlıyorum. haklılar, kendi hukukunu yazmış bir siyasi güç var karşımızda, ama sanırım değişim artık zorunlu yani süreç bize bunu gösteriyor. bir gün bu başlığın altında ''abi ne günlerdi, içimiz kan ağlıyordu ama yorum yapamıyorduk girişleri ve hikayeleri okuyacağız''. daldan dala atladım belki out of topic gibi görünsede hepsi birbiriyle ilintili, sadece 29 sayfa bir dönem ödevi hazırlar gibi alıntılar ve dipnotlar vermek istemedi. sonuç olarak, ''demokrasi pompalamasyonu ile yola çıkıp, herkesi muma çeviren bir yönetimin başarı öyküsüdür siyasi başlıklara yazmaktan çekinmek''. allah sonumuzu hayır etsin amin.
devamını gör...

ben deniz manzarasını alayım. orman da güzel fakat biraz ürkütücü.
devamını gör...

tanimlamalarini gizliden gizliye takip ettigim, asiri tatli, sohbeti asiri guzel olan cağnım yazarimdir.yazdiklarini keyifle okumakla beraber kibarligiyla da gonlumu fethetmistir. hep yazsin ben de hep okuyayim, arada bir de ozelden de dürtsun ama! kahveli sohbetlere hep beklerim. ıyi ki var...
devamını gör...

iki farklı dilde iletişim kurma becerisi anlamına gelir. türkiye'de de mevcut coğrafi ve sosyolojik özellikleri göz önüne aldığımızda, iki dilli toplulukların yer aldığı bir toplumsal yapı bulunmakta. avrupa birliği ülkelerinde iki dillilik oranı %56.

literatür bize, bilingual çocukların monolingual (tek dilli) çocuklarla aynı dilsel gelişim sürecinden geçtiğini ve yaklaşık aynı zamanda konuşmaya başladıklarını göstermekte.

ancak, bilingual olmanın bilişsel beceriler üzerinde pozitif etkileri gösterilmiştir. özellikle, 0-2 yaş, ergenlik dönemi ve yetişkinlik döneminde ikinci bir dil öğrenmede beyindeki nöral ağ kapasiteleri incelendiğinde, bireyin yaşı azaldıkça bu kapasitenin belirgin derecede daha da arttığı gösterilmiş. bu yeteneğe de nöroplastisite denir.
devamını gör...

bu sözlükte her şey neden ben uyuduktan sonra oluyor? okulda da böyleydi. gitmediğim gün bir şeyler oluyordu mutlaka.
devamını gör...

beğenin be sevaptır mesela bunu hadi .
devamını gör...

türk futbol tarihinin en başarılı teknik direktörüdür.

bu yüzden çekemeyeni fazladır, zira başarılı olan her insana çamur sıçratmak gibi milli bir hastalığımız mevcut.

her sene şampiyonluk parolası ile başlayanlar, sırf etkileşim kasabilmek için fatih hoca'ya demediklerini bırakmazlar.

ama sezon sonu konuşan hep o olur. elini şöyle bir sallar ve der ki: "hepsine geçmiş olsun".
devamını gör...

güneş'in anonsuyla tam gece yarısı güneş gibi doğduğu, bizi de oynattığı yayın.
devamını gör...

rus yazar ivan gonçarov'un bir ayda yazdığı romanı. kitabı okurken resmen ürperdim çünkü kitap benimle alakalı çok şey anlatıyordu.
oblomov, sorunların farkındadır, çözümün ne olduğunu da biliyordur. hayatını değiştirmek için sürekli birbirinden güzel planlar yapmaktadır. fakat o planları uygulamaz. ciddi işleri bir yana bırakarak içine kapanmak, kendi yarattığı hayal dünyasında yaşamak oblomov’un en büyük zevkidir.


"bir gün bir şeyi istersin, ertesi gün tutkuyla, ölesiye ona bağlanırsın, daha ertesi gün onu istediğinden utanırsın, arzun yerine geldiği için hayata lanet edersin. işte insan hayatta kendi isteğinin peşinden serbestçe giderse böyle olur. bastığımız yeri yoklayarak yürümeliyiz; bazı şeylerden gözlerimizi çevirmeliyiz, mutluluk hülyalarına kapılmamalıyız, mutluluk elimizden kaçarsa isyan etmemeliyiz; hayat budur işte... kim demiş hayat zevk ve mutluluktur diye. ne saçma düşünce! hayat hayattır, bir ödevdir, ödev dediğin de çetin bir iştir."

" stoltz: ama bu hayatta sevmediğin şey ne? onu söyle.
oblomov: her şey, durmadan öteye beriye koşmalar, küçük ihtiras oyunları, hele de aç gözlülükler, rekabetler, dedikodular, birbirine çelme atmalar, birbirini tepeden tırnağa süzmeler.konuşmalarını dinledikçe insan budalalaşıyor. ilk bakışta zeki insanlar sanırsın, yüzlerinde ciddilik okunur, ama bütün söyledikleri şu biçim şeyler: "falanca veya filanca, bilmem ne satın aldı, bilmem neresini kiraladı." başka birisi: " aa! olur şey değil niçin acaba?!" yahut: "falanca dün akşam kulüpte müthiş para kaybetti, bir başkası üçyüz bin kazandı." illallah bunlardan. bunlar arasında insanlık nerede? insanlığın yüceliği, bütünlüğü nerede kaldı? insanlık ufak paralar haline gelmiş... hayat amma da hayat ha. ne bulabilir insan orada? fikir meseleleri mi var, duygu meseleleri mi var? bu hayatın bir ekseni yok: derin, hayati hiç bir yanı yok!"

“ insan niçin yaşadığını bilmezse günü gününe yaşamakla kalıyor; günün geçmesini, gecenin gelmesini beklemekten başka zevki olmuyor. bugün nasıl yaşadım sorusuna cevap vermeden uykuya dalıyor, ertesi gün gene aynı hayat.”

"zamanı saatlerle, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, sizinle ölçüyorum: "onu gördüm, görmedim, göreceğim, görmeyeceğim, gelecek, gelmeyecek..."

"- gerekirse senin için seve seve ölebilirim.
- buna gerek yok. senden bunu isteyen yok. ne diye hayatını feda etmeni isteyeyim? sadece kendi işini yapmanı istiyorum. ancak dürüst olmayan insanlar kendilerinden istenen şeyi yapmamak için istenmeyen ve yapılmayacak fedakârlıklardan söz ederler."
devamını gör...

ingilizce bilen eleman * arıyorlarmış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlüğün sürprizlerle dolu olduğunu öğreten yazar.

her şey bir fotoğrafla başladı. sonra mevzu çok başka yerlere gitti. "ara bul whis, hadi" dedi.
"tamam imp!! o iş bende" dedim.

başladım yola koyulmaya. sherlock kesildim birden. dıdısının dıdısına sordum. dağları deldim tek başıma falan.
"fazla azimli çıktın sen, önüne engel koyacağım" dedi. arada güzel de trolledi. sonra "çok yaklaştın bana ha gayret" dedi.

tabi whis'ten kaçar mi bunlar? bi uçan bi kaçan zaten. elimle koymuş gibi buldum kendisini.

fotoğrafın sırrı çözüldü sonra. bazen gözümüzün önündeki şeyleri göremeyiz ya. bu olayda tam o türdendi.
hayatta ne fırsatları, güzellikleri kaçıyoruz bi bilseniz zaten.
kısacası gözünün önünde işte yeter ki bakmasını bil.

kafa iznine çıkmış imp! üstelik sifreli bir mesajla.
yeni bi çözülmesi gereken olay diye atıyorum hemen müge anli'ya. "beni çıldırtmak mi istiyorsun sen ? iki kaşık badem sütü kreması al, kokusunu takip et bulursun diyor. "
" arama kurtarma köpeği paşa mıyım ben müge,kapat telefonu" diyorum. kapatıyor yüzüme çekik gözlüm.

anlayacaginiz bana bana yine tozlu raflar göründü. dereler,tepeler de göründü ayneenn. bekle beni imp seni bulacağım!

ya sen dönersin ya da ben yine sherlock kesilir bulurum seni imp!
gizli mesaj

*çok gerekli bilgi: kafa iznine sadece whis çıkabilir diye rozet istiyorum. tüm üyelere 0 karma puanla satılsın.
devamını gör...

birkaç yıl sonra netflix ya da başka bir platformda dizisinin yapılacağını düşündüğüm aile. kendi içlerinde bu kadar suça yatkın, bu kadar sabıkası kabarık bir aile cumhuriyet tarihinde var mıdır, bilmiyorum.
devamını gör...

ülke resmen gotham'a döndü. ya para için yapılıyor ya da fetöcüler veya diğer suçlular kaçırılıyor. ilkinin ihtimali çok daha yüksek.
devamını gör...

kolay ve anlaşılabilir bir dili var. felsefeye yeni başlayanlar için idealdir ama fazla hap bilgi içeren kitap. filozoflar ve onların düşünceleri hakkında genel bilgi edinebilirsiniz, fakat fazla bir şey beklemeyin. şahsi olarak bana yetersiz geldi, zorlanmadım. felsefe zorlamalı, kafanı karıştırmalı.
kötü kitapdır demiyorum. felsefe bilginiz sıfırsa severek okursunuz, ki zaten kitabın amacı bu; yeni başlayanlara felsefe öğretmek.
devamını gör...

özellikle kafayı kadın erkek ilişkilerine takmış abazanlar beni çok güldürüyor. "bilmemne yapan sevgili", "bilmemne yaparken sevgilinin bilmemne yapması", "fuck buddy'yle bilmemne yaparken sevgilinin basması" falan filan. delinin biri* bir kuyuya taş atıyor, diğerleri de varıyla yoğuyla troll besliyor.

ah yavrularım benim. yokluğun içerisinde amansızca kıvrılan kimsesiz seks yoksunlarım benim. kıyamam.
devamını gör...

#743212
9- bilimin bardağından içilen bir yudum su sizi ateist yapar sözüne katılıyor musunuz? sizce bu sözle ne denmek isteniyor?
-katılmıyorum. bilimsel gerçekler öğrenildiğinde tanrıya varlık atfetmenin anlamsızlaşacağı kastediliyor.
yaşadığımız evrende bir uyumun varlığından söz edebiliriz sanırım. ben bu uyumun ilk sebebinin tanrı olduğu kanısındayım. bu bağlamda bilim de tanrının sanatını izah etmeye çalışıyor.
açıkçası bu konu tercih meselesi. ne inananlar varlığını ispat edebilir ne inanmayanlar var olmadığını...

7- toplum olarak karamsar bir yapıya sahibiz. peki neden bu karamsarlıktan kurtulamıyoruz sizce?
-bir radyo programında dinlemiştim. annenin mutsuz, moralsiz olduğu zamanlarda asık yüzüyle bebeğiyle iletişime geçmemesi gerektiğinden ne yapıp edip mutlu bir yüz ifadesi takınması gerektiğinden bahsediyordu. bebekle anne arasındaki iletişimin nasıl olacağı, karamsarlıktan kurtulma konusunda yol gösterebilir.

3- bilimin bir toplumda gelişebilmesi için sizce neye ihtiyacımız var?
- soru kendi içinde bilimin bir toplumda gelişmesi gerektiği varsayımına dayanıyor. fen bilimleri kastediliyor zannımca.
açıkçası bilimin gelişmesi tek başına bir şey ifade etmez. öncelikle bireylerin objektif düşünebilmesi, herhangi bir konuyu duygulardan bağımsız ele alabilmesi gerekir. bunu yapamadıktan sonra bilimde ne kadar ilerlediğinizin bir önemi yok.
bu temel üzerine sosyal bilimler de olması gerektiği gibi inşa edilebilir.
peki bu nasıl gerçekleşecek? dayatmadan tamamen uzak, neden ve nasıl sorularını soran nesnel bir eğitim sistemi ile.

soruları için orsalesta anafor'a teşekkür ederim.
devamını gör...

alternarif olarak telegram gruplarınada bakılmalıdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim