engin günaydın'ı hangi yapımda izlersem izleyeyim burhan altıntop olarak göreceğim gerçeği
vavien, yeraltı, yazgı ve hatta komedi olmasına rağmen aile arasında filminde dahi kolay kolay burhan altıntop görebileceğimizi sanmıyorum. ama başlık "engin günaydın dendiğinde akla ilk burhan altıntop karakterinin gelmesi" olsa ona belki ben de katılabilirdim. serkan keskin dendiğinde de ismail abi geliyor aklıma ne yapayım. ama masum'da da, sonbahar'da ve daha pek çok film veya dizisinde de serkan keskin'i izlerken ismail abiyi görmüyorum. sanırım bu da çok başarılı olmalarından ve o rollerin içinde onları fazla görmemizden kaynaklanıyor.
devamını gör...
her sınıfta mutlaka bulunan tipler
ateş gibi yanan tip. kışın buz gibi soğukta bile pencere açmaya çalışır bu tipler. bunlardan biri de benim hatta.
tanım : her sınıfta bulunan insan tiplerini paylaştığımız başlıktır.
tanım : her sınıfta bulunan insan tiplerini paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...
hristiyanismail
devamını gör...
geceye bir şarkı sözü bırak
"...
alıyorsun insanın aklını başından
kaybolurum gülüşünde en güzelinden
ah, sordum bir bilene, dedi "yok ki bi' çare"
öylece kaldım, düştüm yine derde
...
karıştın kanıma, dolaşır hep içimde
ve sen duman olsan, çeksem bi' nefeste. "
alıyorsun insanın aklını başından
kaybolurum gülüşünde en güzelinden
ah, sordum bir bilene, dedi "yok ki bi' çare"
öylece kaldım, düştüm yine derde
...
karıştın kanıma, dolaşır hep içimde
ve sen duman olsan, çeksem bi' nefeste. "
devamını gör...
evde loş ışıkta oturmak
"ampul, insanın tanrıya en net başkaldırısıdır" diyordu elektrik konulu bir belgeselde.
vücut zaten gereken ışığı gündüz alacağından akşam ekstradan kullandığımız elektrik ve elektronik araçlar hormonları ters düz ediyor bu yüzden ışık ne kadar az olursa bünye için o derece faydalı olacağından loş ışıkta kötünün iyisi olarak sınıflandırılabilir.
vücut zaten gereken ışığı gündüz alacağından akşam ekstradan kullandığımız elektrik ve elektronik araçlar hormonları ters düz ediyor bu yüzden ışık ne kadar az olursa bünye için o derece faydalı olacağından loş ışıkta kötünün iyisi olarak sınıflandırılabilir.
devamını gör...
sözlüğün ekşimeye başlaması
herkesi favoriliyorum, beğeniyorum allahım noluyor yine bana. mükemmel anlar yaşanılıyor. gözlerim dolu dolu.
bir tarafta yüreciğime ses telleri ile hitap eden tutanko diğer tarafta iç mutfağımın sultanı bengarip. titriyorum. çok aralardayım. çok karmaşığım.
10 günlük yazarları zaten umursayan yok gitsin kumda oynasınlar. mehh.
bir tarafta yüreciğime ses telleri ile hitap eden tutanko diğer tarafta iç mutfağımın sultanı bengarip. titriyorum. çok aralardayım. çok karmaşığım.
10 günlük yazarları zaten umursayan yok gitsin kumda oynasınlar. mehh.
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
“sakın kader deme.
kaderin üstünde bir kadeeerr vardır.
ne yapsalar boş,
göklerden gelen bir karaaarr vardır.” *
kaderin üstünde bir kadeeerr vardır.
ne yapsalar boş,
göklerden gelen bir karaaarr vardır.” *
devamını gör...
sana fikrini soran oldu mu sorusu
her konuya balıklama dalındığında verilecek en güzel cevaptır.
devamını gör...
hırvatı ben yalamadım
hızlı gitti, daha yeterince aşağılayamamıştık.
üzdün yoldaş.*
üzdün yoldaş.*
devamını gör...
normal sözlük'ün en beğenilen özelliği
engel butonlarının tıkır tıkır çalışması.
canınızı sıkan, haddi aşan, girdileriyle ne size ne de kafa sözlük'e hiçbir fayda sağlamayan kişileri engelliyorsunuz ve yok oluyorlar resmen.
müthiş bir lüks. uzay boşluğuna yollamış gibi oluyorsunuz.
canınızı sıkan, haddi aşan, girdileriyle ne size ne de kafa sözlük'e hiçbir fayda sağlamayan kişileri engelliyorsunuz ve yok oluyorlar resmen.
müthiş bir lüks. uzay boşluğuna yollamış gibi oluyorsunuz.
devamını gör...
fuatavni
mustafa koçyiğit ve bülent günay tarafından kullanılan twitter hesabı. ikiside müebbet hapis cezası aldılar. (bkz: mustafa koçyiğit)
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
çok hoş geldiniz efenim, gözümüz yollarda kalmıştı*.
gitmeler yakışmadı zaten size, iyiki geldiniiiz. bir daha da gitmeyin.**
güzel tanımlarınızı bekliyorum. mutlu ve sağlıklı günler dilerim. *
gitmeler yakışmadı zaten size, iyiki geldiniiiz. bir daha da gitmeyin.**
güzel tanımlarınızı bekliyorum. mutlu ve sağlıklı günler dilerim. *
devamını gör...
birçok yazarın siyasi başlıklara değinmemesi
bir tespit.
anladığım kadarıyla insanlar bıktı. düşünsenize; bazı haber kanallarında her akşam siyasi tartışmalar var. haberlerde genellikle benzer konular yer alıyor. okullarımızda, iş yerlerimizde, hatta futbolda bile siyasetin varlığı hissediliyor. kutuplaşma deseniz adım başı... konuşanların, tüm bunların değişmesine katkısı olmuyor, olamıyor... senelerdir laf anlatmaya çalıştığınız eş, dost, akrabanızın hâlâ aynı argümanlarla aynı noktada durduğuna, size aynı kişileri aynı aşkla savunduğuna tanık oluyorsunuz, gücünüz tükeniyor vesaire...
siyasette bir şeyler değiştirmek için konuşma, anlatma eşiği çoktan geçildi bence. icraat olmadıkça isterseniz sabaha kadar konuşun. bu ülkede yıllardır yapılan ve hiçbir çözüm üretmeyen şey de bu zaten. icraat dediğim öyle sokaklarda eylem yapmak falan değil. siyaset bilimleri mezunlarının, yani gençlerin artık siyasete el atması, bu işleri aynı kişilere muhtaçmışız algısıyla devam ettirenlere fırsat vermemesi lazım. ne yazık ki onun önü de "zengin olmayanın siyasette işi ne" türü bir durumla kesilmiş.
bir başka icraat da şu olabilir; insanların tek tek kapısına, ayağına giden, bazı şeyleri anlatıp gözlerini açmaya çalışan partilerden bağımsız bir ekip. bizimki gibi "ben başta olayım", "hayır, lider ben olmalıyım" kavgaları peşinde koşan tiplerin çoğunlukta olduğu ülkelerde öyle bir ekip kurma işi de yaş. yapacağı işe değil, kendi makamına, mevkisine bakıyor herkes.
ne kalıyor geriye? içimizden sövüp sayıp hayatımıza devam etmek, dışarıda denk geldiğimiz insanlara bazı konular hakkında -varsa- bildiklerimizi anlatıp onları uyandırmaya çalışmak. burada yazıp, bir şeylere değinip olan biteni değiştirebilecek olsak bu çoktan başarılmış olurdu diye düşünüyorum. ekşi'de, ulu'da ve başka sözlüklerde de senelerdir yazılıp çiziliyor çünkü. fakat gördüğünüz gibi hâlâ aynı noktadayız. yazan da, okuyan da hep aynı kesim.
bu konuda, başlıkta da yazıldığı gibi, birçok farklı düşünce türü var. hepsine de saygım var. ancak kendi adıma konuşmam gerekirse, siyasetten de, ister bizimkiler, ister yabancılar olsun siyasetçilerden de bıktım usandım. duymak bile istemiyorum artık hiçbirini. elimden bir şey gelmedikçe sinir küpü oluyorum çünkü.
anladığım kadarıyla insanlar bıktı. düşünsenize; bazı haber kanallarında her akşam siyasi tartışmalar var. haberlerde genellikle benzer konular yer alıyor. okullarımızda, iş yerlerimizde, hatta futbolda bile siyasetin varlığı hissediliyor. kutuplaşma deseniz adım başı... konuşanların, tüm bunların değişmesine katkısı olmuyor, olamıyor... senelerdir laf anlatmaya çalıştığınız eş, dost, akrabanızın hâlâ aynı argümanlarla aynı noktada durduğuna, size aynı kişileri aynı aşkla savunduğuna tanık oluyorsunuz, gücünüz tükeniyor vesaire...
siyasette bir şeyler değiştirmek için konuşma, anlatma eşiği çoktan geçildi bence. icraat olmadıkça isterseniz sabaha kadar konuşun. bu ülkede yıllardır yapılan ve hiçbir çözüm üretmeyen şey de bu zaten. icraat dediğim öyle sokaklarda eylem yapmak falan değil. siyaset bilimleri mezunlarının, yani gençlerin artık siyasete el atması, bu işleri aynı kişilere muhtaçmışız algısıyla devam ettirenlere fırsat vermemesi lazım. ne yazık ki onun önü de "zengin olmayanın siyasette işi ne" türü bir durumla kesilmiş.
bir başka icraat da şu olabilir; insanların tek tek kapısına, ayağına giden, bazı şeyleri anlatıp gözlerini açmaya çalışan partilerden bağımsız bir ekip. bizimki gibi "ben başta olayım", "hayır, lider ben olmalıyım" kavgaları peşinde koşan tiplerin çoğunlukta olduğu ülkelerde öyle bir ekip kurma işi de yaş. yapacağı işe değil, kendi makamına, mevkisine bakıyor herkes.
ne kalıyor geriye? içimizden sövüp sayıp hayatımıza devam etmek, dışarıda denk geldiğimiz insanlara bazı konular hakkında -varsa- bildiklerimizi anlatıp onları uyandırmaya çalışmak. burada yazıp, bir şeylere değinip olan biteni değiştirebilecek olsak bu çoktan başarılmış olurdu diye düşünüyorum. ekşi'de, ulu'da ve başka sözlüklerde de senelerdir yazılıp çiziliyor çünkü. fakat gördüğünüz gibi hâlâ aynı noktadayız. yazan da, okuyan da hep aynı kesim.
bu konuda, başlıkta da yazıldığı gibi, birçok farklı düşünce türü var. hepsine de saygım var. ancak kendi adıma konuşmam gerekirse, siyasetten de, ister bizimkiler, ister yabancılar olsun siyasetçilerden de bıktım usandım. duymak bile istemiyorum artık hiçbirini. elimden bir şey gelmedikçe sinir küpü oluyorum çünkü.
devamını gör...
loch ness canavarı
bu adı çıkmış canavarı 25 yıl boyunca araştıran bir kişi, bu canavarın gizemini çözdüğünü ve bunun aslında büyük bir yayın balığı olduğunu söylemişti. bu balık, görüldüğü iddia edilen zamanlar göle getirilmiş. yayın, 10 yıl hatta 80 yıl bile yaşayabilen bir balık türü
devamını gör...
regl olmasından bahseden kadın
kadının doğurması kadar normal bir olaydır. 2021'e girdik ama hala bunu sorun eden konuşulmasının ahlaki olarak yanlış olduğunu söyleyen insanlar var.
(bkz: ortadoğu'da kadın olmak)
(bkz: ortadoğu'da kadın olmak)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri

9 kapı, biri banyo wc.
onu sayma.
6 sı dolu, sadece 2 türk varız bu katta, o en başta ben en sondaki odadayım. ikimiz sabit, ara odalar somali'lere ait, daha büyük o odalar, onlar da daha kalabalık zaten.
şu saat, kimse uyumamış, buranın saatine göre öğleden sonra / akşam kıvamı, her odadan sesler geliyor, somalice öğreniyorum yavaş yavaş, bunlardan önce salavatladığımız mali'lilerden de fransızca kapmıştım biraz.
şeytan diyor çal rastgele bir kapıyı, selam sabah vermeden gir içeri, boş bir yatağa vur kafayı ve uyu. onlar ben yokmuşum, hiç olmamışım gibi konuşma ve hayallerine devam etsinler, son durak ve son hayalleri belçika bu tayfanın, geçen gün oradan haber geldi ama, bazıları başarmış.yey!
sezen'in gülümse dediği zamanlar da az önce önümden geçti sanırım, o kadar da dikkatli dinliyordum oysa, tuhaf?
tanrım, ya güneşi hiç söndürme ya da bırak hep kapalı kalsın, arada kalınca olamıyorum ben.
canım patates salatası istiyor ve deli gibi koşarak koridorun sonundaki pencereden uçarak çıkmak şu an hiç de mantıksız gelmiyor.
devamını gör...
cebimdeki yabancı
yönetmen koltuğunda serra yılmaz'ın olduğunu filmi izledikten sonra gördüm, iyi de olmuş zira kendisinden hiç haz etmediğim için önceden bilseydim izlemezdim filmi.
gelelim filme:
filmin orijinali 2016 yılında italyan paolo genovese'nin çektiği:
"perfetti sconoscuiti". ve bu çok iyi bir filmdi.
gelelim filmin oyuncu kadrosuna:
- şükrü özyıldız
- leyla lydia tuğutlu
- serkan altunorak
- buğra gülsoy
- şebnem bozoklu
- çağlar çorumlu
- belçim bilgin
serra hanımın çektiği biraz komedi tadında olmuş ama yine de çerez niyetine izlenir mi?
izleyin efendim fakat yanınızda sevgilinizle izlemeyin sakın.
zira bu filmi izledikten sonra insanlara olan güveninizi kaybedebilirsiniz.
gelelim filme:
filmin orijinali 2016 yılında italyan paolo genovese'nin çektiği:
"perfetti sconoscuiti". ve bu çok iyi bir filmdi.
gelelim filmin oyuncu kadrosuna:
- şükrü özyıldız
- leyla lydia tuğutlu
- serkan altunorak
- buğra gülsoy
- şebnem bozoklu
- çağlar çorumlu
- belçim bilgin
serra hanımın çektiği biraz komedi tadında olmuş ama yine de çerez niyetine izlenir mi?
izleyin efendim fakat yanınızda sevgilinizle izlemeyin sakın.
zira bu filmi izledikten sonra insanlara olan güveninizi kaybedebilirsiniz.
devamını gör...
mayıs
büyümenin ayıdır. doğanın canlandığı, koyunların kuzuladığı, ineklerin buzağıladığı, sütte verimin en yüksek olduğu, ağaçların yapraklandığı, yaprakların yeşillendiği, en körpe yaprakların çıktığı, tarladaki ekinin boy attığı, yemyeşil başakların arasından kan kırmızı gelinciklerin salındığı bir dönemdir.
devamını gör...
son akşam yemeği
leonardo da vinci'nin en dikkat çeken fresklerinden biridir. milan'daki santa maria delle grazie adlı manastırda yemekhane bölümünde bulunmaktadır. isa ve 12 havarisinin isa çarmıha gerilmeden önceki akşam yedikleri yemeği anlatmaktadır. tabloda isa'nın "içinizden biri yarın bana ihanet edecek." dediği sahne resmedilmiştir. havarilerinin yüzündeki şaşkınlık da bu yüzdendir. bir diğer iddiaya göre de isa "bu ekmek benim bedenimdir bunu yiyiniz, bu şarap benim kanımdır bunu içiniz." demektedir. tablonun renginin alışılmadık biçimde solmasının nedeni ise leonardo'nun yenilikçi bir kişi olarak resmini ıslak sıva üzerine değil de kuru sıva üzerine yapmasından kaynaklanır. aynı zamanda eserin yemekhanede bulunması da bu aşınma olayını tetiklemiştir, önlem olarak nemi azaltması için tablonun altına bir kapı yapılmıştır; bir söylentiye göre leonardo yapılan kapıyı görünce oldukça üzülmüştür.
devamını gör...
