kendini ne absürdist ne de varoluşçu olarak tanımlayan, etiketlenmekten hoşnut olmayan cezayir asıllı fransız yazar ve filozof.43 yaşında nobel edebiyat ödülü almıştır. verem'e yakalanıncaya kadar tutkulu bir şekilde kaleci olarak futbol oynamıştır.46 yaşında en absürt ölüm şekli olarak nitelendirdiği, trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. yabancı, düşüş, veba, sisifos söyleni gibi başyapıtları bırakmıştır. yabancı romanı zeki demirkubuz tarafından 2001'de yazgı ismiyle sinemaya uyarlanmıştır.

''belirli bir şey, bir çöküntü falan değil, bir çeşit, keyfimi yeniden bulamama sıkıntısı. yaşam benim için gittikçe daha zorlaşıyordu; beden keyifsiz oldu mu, yürek de ölgünleşir. bana öyle geliyordu ki, hiç öğrenmemiş olduğum, ama yine de çok iyi bildiğim bir şeyi, yani yaşamayı unutuyordum.''

düşüş.
devamını gör...

(bkz: sophie'nin dünyası) kitabı ile felsefeye giriş yapabilirsiniz.
kur'an-ı kerim ilmihali için (bkz: ömer nasuh bilmen) tercih edebilirsiniz.
kur'an-ı kerim tefsiri için (bkz: erkam yayınları)ndan çıkan (bkz: ömer çelik)in hazırladığı tefsir oldukça iyidir.
peygamberimizin hadis-i şeriflerin öğrenmek için
(bkz: cami'üs sair) en güvenilir kaynaklardan birisidir.
dünya tarihi için;
(bkz: gençler için kısa dünya tarihi)(bkz: ernest gombrich) gerçekten kısa ama iyi bir kaynaktır.
yine dünya ve ülkeler tarihi ile ilgili olarak biraz yanlı bir eser de olsa ; (bkz: 100 objede dünya tarihi) oldukça güzel. psikolojiye ve psikoloji terimleri ve kuramlarina giris için
(bkz: engin gectan) (bkz: psikanaliz ve sonrası) bir başvuru kaynağı.
kadın erkek ilişkileri ile ilgili olarak; (bkz: inci aral) (bkz: mor) kitabı derinlemesine bir bakış açısı sunar.
cumhuriyet sonrası türkiye tarihi için (bkz: adalet ağaoğlu) (bkz: dar zamanlar)üçlemesi kalitelidir.
türkiye'de öykücülügun tarihi için yky de yayınlanan (bkz: insanlar içinde bir insan) sait faik öykü ödülü antolojisi gerçekten çok çok güzel.
(bkz: jose saramago) (bkz: körlük) bence bu yüzyılda covid salgını yaşayan herkesin okuması ve yaşadıkları ile karşılaştırıp ders çıkarması açısından önemli bir eser.
ekleme: bunu nasıl unuturum; iş hayatuna yeni baslayacak olanlar için de (bkz: ayfer tunç) (bkz: bir deliler evinin yalan yanlış tarihi) etkileyici bir romandır.
devamını gör...

çağa ayak uyduramayan erp programıdır. gittikçe hantallaştı, hantallaştıkça çözümsüzleşti; yerinde saymaya devam etti.

erp programlarının temeli aynıdır, aynı mantık üzerine kuruludur. bir firma herhangi bir erp programı edindiğinde gerekli alanlarda disiplini sağlayabilmek adına kendini programa uyarlar, öte yandan üretim şekline ve yapısına göre de seçilen erp programının senin üretimine ayak uydurması beklenir.

sap'nin sıkıntısı burada başlıyor.

finans, muhasebe, satış sonrası, depolama modülleri harika; aman bir kestirme yol kullanayım da işi çözeyim demene müsaade etmeden her şeyi kuralına uygun yapman için seni zorluyor. olması gereken de bu; lakin üretim modülü öyle mi? hele planlama modülü?

sap'de mrp çalıştırmak, akli melekeleri kaybetmek isteyenler için birebir bir aktivite resmen. ortaya döktüğü ihtiyaçların neyi, nereden görüp çekip çıkarttığını bulmak tam bir işkence, bağlantı haritası yok zira. bu da senin gerçek ihtiyaçlarını süzmene olanak vermiyor. sistem ne derse o. bağlantı haritası olmadan dökülen ihtiyaç listesi de haliyle fiilen kontrol gerektiriyor. e kardeşim, benim fiili aksiyon almam gerecekse kendim dökerim taleplerimi; hem de daha kısa zamanda. sen ne işe yaradın o zaman?

üretim yapmayan firmaların belli başlı modüller ile sap kullanarak kendilerini idame ettirmeleri mümkün. dünya çapında kabul gören evrensel bir program olduğu için de entegrasyonu kolay, yürütür sizi. fakat üretim yapıyorsanız, sırf aman biz de firmamızda sap kullanıyoruz çok havalı diyebilmek için ne kendinizi, ne çalışanlarınızı heba etmeyin. mis gibi mikro erp var mesela, alın geçin.
devamını gör...

son birkaç yıldır bizi hissizleştirip tepkisizleştirmeye çalışan hükümetin; pedofililerin, tecavüzcülerin, ensestçilerin ve şiddete eğilimli kişilerin başını okşadığı hamlesi.

bu şartlar altında bizlere düşen, twitter gibi platformlarda ses çıkarmaktır. sessiz kaldığımız sürece hiçbirimizin bu ülkede can güvenliği olmayacaktır.
devamını gör...

amaan bir daha mı geleceğiz dünyaya be diye diye burnum b.k dan çıkmıyor.
devamını gör...

babam annrmden ayrıldıktan yıllar sonra ilk kez görüştüklerin de; çocuklarımızı çok güzel yetiştirmişsin, ben bunu yapamazdım.
devamını gör...

yılanı öldürseler. genç werterin acıları.
devamını gör...

ilk yayın için güzel iş çıkartan kafadarları tebrik etmek lazım. diyaloglar akıcı çok az es var. beğendiğim bir yayın oluyor. sonrası için ümit verdi.

bu arada dağınıklığı kafaya takmayın daha samimi bir hava katıyor. önemli olan akıcılık. akmıyorsa dağınıklık sıkıntı...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kendimi simartayim biraz .
kitap kahve arkada fon müziği mis.
devamını gör...

sünnet düğünü.
devamını gör...

şahsi tercihim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vicdansız insanların yaptığı eylem. biz insan değil miyiz? neden görmezden geliyorsunuz ey insanoğlu.
devamını gör...

eski sevgiliyi unutamayan kişi söylem'idir.
devamını gör...

dünyada tek o kalmıştı, kapı çaldı...
devamını gör...

hep birlikte bunu başarabiliriz arkadaşlar. yapmamız gereken tek şey saygılı, seviyeli, samimi ve içten gelen bir hisle sınırsızca sevişmek.
devamını gör...

çevremizde sıkça gördüğümüz olay.

hepimiz farklı konularda farklı insanlardan baskı görmekteyiz. bu, 21.yy'ın bir gerçeği haline geldi. hayat artık çok hızlı ve herkes bu hıza yetişmek adına bireyselden kurumsala kadar olağanüstü bir çaba içinde. insanlar artık gündelik işlerinin dışında kendilerine yeni yetenekler kazandırarak, modern yaşamın enstrümanlarına daha fazla ulaşabilmek, daha rahat bir yaşama bir kapı açıp, aşağıda kümelenen kalabalıktan ayrılmak istiyor. hepsi bizde var ve yeni dünyanın reklam anlayışı ve bunun benliğe olan etkilerini göz önüne alırsak gayet kabul edilebilir.

lakin bu süreç, insanlarda çok ilginç bir tepkiyi ortaya çıkardı: baskı kurmak. farklı sebeplerle yaşamın gürültü patırtısından yorulan insanlar, en sevdikleri insanların bile üzerine gitmek için garip bir hevese sahipler. lafı, "sevgiydi, dostluktu, arkadaşlıktı" diyerek eğip bükmek istemiyorum; bildiğimiz kırıp dökmek istiyorlar. en kötü ihtimalle birkaç cümle konuşacaklarsa, mutlaka kişinin onuruna dokunacak bir söz çıkıyor ağızlardan. şimdi birkaç olay üzerinden örnekler vererek konuşalım.

söz gelimi bir olay yaşanıyor ve bu olayda a kişisi, bir eylemiyle ya da alışkanlığıyla b kişisini bir şekilde rahatsız ediyor. b kişisi, önce kendi anlayış şeklini değiştirmeye çalışmak gibi bir çabanın içine hiç girmiyor. bunu, tepkilerin hızlı verilişinden ve karşısındakini incitmeye yönelik söylemlerinden anlıyoruz. sonra a kişisi, bu konunun kendi alışkanlıklarından olduğunu, hatalı olduğunu bildiğini ama kolay değiştiremeyeceğini bilerek bir savunma atıyor ortaya. sonra bu lanet olası b kişisi, bir türlü bu durumu kavrayamıyor, bir şekilde güzel bir yaklaşım getirmek istemiyor. sanki karşısındaki, çayı içerken ses çıkardığı için beynine kazmayla vurmuş gibi adamın canına okumaya çalışıyor. bunun üzerine de a, ad hominem yapıyor ya da tartışmayı başka şekillerle farklı noktaya taşıyor çünkü adamın üzerine gidilmiş.

sonra, bir şekilde insanlara ihtiyaçları olduğunu anladıkları için ya da o insanı sevdiklerini hatırladıkları için sakinleşiyorlar ve kaldıkları yerden devam etmeye çalışıyorlar. bu, bir süre sonra birikerek gidiyor çünkü bir kere zedeleniyor insanlar. güvensizlik baş gösteriyor. kendi bazı özelliklerini değiştiremeyeceğini bir şekilde anlayan insan, bu sefer oklar kendisine yönelmeden karşısındakine karşı ofansif hareket ediyor ve bu şekilde yeni bir dengeleme mekanizması ortaya çıkıyor: üzerine gidilmesindense üzerine git.

bu olaylar farklı şekillerde çevrenizde yaşanıyor ya da bizzat siz a ya da b kişisisiniz. bu insanları baskılama hevesi, şahsi anskiyetelerin başkalarına bu şekilde yansıtılarak iyileştirilme çabası olabilir ama bununla kendimiz mücadele etmeliyiz. öyle insanlarla tanışıyorum ki adamlar gülerek birbirlerinin onurlarını zedeliyor. öyle kabullenmişler vaziyeti, zorlarına gittikleri yüzlerinden belli olmasına rağmen sanki yaşamın doğal bir olayıymış gibi kabullenmişler. buraya kadar okuyabilen olduysa, böyle olmayın. insanlara karşı baskı unsurları oluşturup, sıkıştırmayın. bir insanın bir konuda yaptığı hatayı, ancak sizi ciddi anlamda rahatsız ettiği, hiçbir şekilde olduramadığınız durumlarda yüzüne vurun. siz sakız çiğnemeyi sevmiyorsunuz diye sakız çiğneyen adama "şunu karı gibi çiğneyip durma" dememelisiniz. bu değildir bunun olayı, birçok farklı yolu, üslubu vardır ve söz gelimi adam o sakızı çiğnerken yüzünüze tükürüyorsa bu ortaya atılır. biraz analiz meselesi bu.

daha birçok mesele var aslında anlatacak ama zamanım yok ve entry uzuyor. anlayanlar anladılar beni. bu ülkede ciddi bir şekilde insanlara adabı öğretmek, sosyal ilişkilerin nasıl geliştiğini anlatmak lazım. herkes farklı sebeplerle mutsuz olabilir ama çoğumuz mutsuzken mutsuz etmeyi maharet sayıyoruz ve bu, tahammül edilemez bir seviyeye gelmiş durumda.
devamını gör...

lütfen bu yapılmasın ya. yazıktır. peçete koy, kâğıt koy ne biliyim bir şey koy katlama güzel kardeşim ya.
devamını gör...

çöpler. daha doğrusu çöpe atılanlar. marmara üniversitesi'nde doktora öğrencisi olan umut yiğit, yüksek lisans tezinde çöpleri analiz ederek semtlerin ekonomik durumlarına ilişkin çıkarımlarda bulunmuş.

devamını gör...

heh ben de diyorum nerde kaldı bu başlık diye. neyse ki ekşide bunu destekleyenlere bol bol küfür ettim rahatladım hadi yine iyisiniz sakinim artık.
tanım: tecavüz vakalarını ikiye katlayacak olay.
devamını gör...

en güzel atam'a yakışıyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim