her yerde ismini görmekten artık mide bulantısı yaratan kişi.

hayattaki en büyük başarısı acun'a vermek olan birini neden superstar yapıyosunuz hacı?

ben de normal insanın tekiyim mesela, medyada falan konuşulacak bir özelliğim yok. biri 7/24 beni konuşsa "noluyo lan?" der utanırdım.

bak ben mesela bu kadının, araptan önce italyan bir dj ile takıldığını bile biliyorum.

ben bunu niye biliyorum olm? bu bilgiyi neden zorla benim beynime yerleştiriyorsunuz lan? ben belki onun yerine çok daha gerekli bir şey öğrenebilirdim. gitti beynin o kısmı. sizin yüzünüzden artık beynimde şeyma subaşı'yı tutan bir bölüm, o işle ilgilenen hücreler var.

yalnız bunun acun'la boşanma haberi ve verilen katrilyonlarca dolar nafakayı yazan gazete haberinin altına birisinin yazdığı yoruma hala gülerim, o ayrı.

"acun abi beni de ziger misin"*
devamını gör...

lisede sevgiliyle söz yüzüğü takmak.
devamını gör...

ınsanlarin egitim duzeyinden,
kitap okunma oranindan,
suc oranlarindan,
cevre temizliginden,
ısleyen trafik duzeninden,
sokakta yuruyen insanlarin hal ve hareketlerinden,
ınsanlarin hayvanlara ve agaclara olan yaklasimindan anlasilabilir.
devamını gör...

rotring markasını bilen bilir zaten. bu kalemi de hem uygun fiyatıyla hem de kalitesiyle öne çıkıyor bence. lise 2 de almıştım,lise bitti mezun senemdeyim ve hala kullanıyorum. sadece tutma yeri biraz yıprandı doğal olarak onun dışında gayet sağlam kalem. ayrıca şunu da yazmadan geçmeyeceğim; ben kalem konusunda biraz huylu bir insanım. yazı yazarken bastırarak yazarım. kullandığım kalemin uç kısmı içeri göçsün istemem,buna sinir olurum. bu kalem beni bu konuda da çok mutlu ediyor.ne kadar bastırsanız da sivri kısmı içeeri göçmüyor bu da benim açımdan rahatlık sağlıyor. kullanıcı puanım 8/10. 2 puanı nereden kırdın sayın yazar derseniz de bazen uç doldururken takılma yapıyor,uğraştırıyor.

edit: liseden beri kullandığım canım rotring tikky kalemim maalesef bu yılın başlarında bozuldu. benim gibi bir kullanıcıya iyi dayandı garibim kalem.

ben de aynısının sarı renkli olanını aldım, gayet de güzel bir şekilde kullanmaya devam ediyorum bu kalemi. uç takılma sorunu yazmışım mesela, o sorun muhtemelen belli bir süre geçtikten sonra oluşuyor çünkü neredeyse 6 ay oldu ve öyle bir sorun yaşamadım henüz.
devamını gör...

an itibarıyla teslim aldığım kargodur. daha önce de böyle saçma bir deneyim yaşamamıştım. kargoyu amerikadan aldığımda dolar 6 liraydı anasını satayım. ptt hızı ve kalitesi yine formunda.

aynı zamanda başka arkadaşların daha önce böyle bir deneyim yaşayıp yaşamadığını merak ettiğim başlıktır.

edit: merak edenler için: içinde 400 tl değerinde eski çizgi romanlar var arkadaşlar. tam 20 tane ve çoğu 70'lerden ve 80'lerden kalma.
devamını gör...

az insan, çok huzur.
devamını gör...

ıkisiyle saatlerce rus edebiyatının derinliklerine indiğimiz bir konuşma yapmaya hazırlanırken gerçeğin yüzüme vurmasıyla kendime gelirdim. muhtemelen dostoyevsky'i gecenin bir yarısı sokak sokak aradıktan sonra sonunda bir köşede sızmış olarak bulurdum. ve bir de üstüne bizim evi kumarda kaybettiğini öğrenirdim. olayı çat pat bildiğim rusça ile tolstoy'a anlatmaya çalışırdım. ama o beni anlamadığı için azarlayıp kapının önüne koyardı. daha sonra keşke arthur c. doyle, shakespeare ve charles dickens ile aynı eve çıksaydım diye iç geçirirdim.
devamını gör...

başlıkta yazılan tüm entryleri okuyunca şaşırıp kaldığım yönetmen. kendisiyle yüzlerce kez içip sanat ve sinema kritiği yaptığım için çok rahat yazacağım. yazdıklarımı kendisine de söylediğim için hiç kasmıyorum.

bence muhteşem bir fotoğrafçıdır. ilk filmlerindeki kadrajlara bakarsanız her karenin muhteşem bir açıyla çekildiğini görürsünüz. görüntü yönetmeni olarak gökhan tiryaki ile çalışınca bu özelliğini kaybetti.

sinemalarındaki bence tek başarısı ışık kullanımıdır. hiçbir türk yönetmenin uğraşmadığı kadar ışıkla uğraşır ve en iyisini buluncaya kadar vazgeçmez.

bir zamanlar anadolu'da film setine gitmiştim bir gün. gece arabalar bir tarlanın yanına gelecek sahnesi çekilecek. tarladaki buğdaylar hafif salınacak. gece olduğu için hafif görülecek buğdaylar. tüm seti kabız etti. ışıklar ayarlanıyor arabalar uzaktan geliyor. arabaların farları gelince fazla aydınlık oluyor. setteki ışıkları kapatıyor fazla karanlık. sabaha kadar arabalar gitti geldi. ışıkların yeri değişti. tam doğruyu buldum derken güneş doğmuştu.

fotoğrafçılık ve ışık konusunda ne kadar başarılıysa yönetmenlik konusunda o kadar başarısız. bu bence. ama senaryo yazma konusunda kesinlikle rezalete imza atıyor. zaten senaryoları eşi ve bir kaç kişi ile yazıyor ama kesinlikle hatalarla dolu boş senaryolar. ne yaparsan yap senaryo yazma dediğim zaman iyi senaryo yazan yok ki diyen biri.

bir senaryo yazıp verdim eline. çok beğendi. ön çalışmalara başladı. filmi bana bir anlattı. hemen çektim senaryo mu. kendi senaryolarına benzetmiş.

keşke en iyi olduğu şeyi yapsa. fotoğraf çekse.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
aşk mı? o da ne?
devamını gör...

ne zaman öğrenicem dedim..
her şey zamanını bekler dedi..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


omayra sanchez garzón, tolima armero’da, nevado del ruiz yanardağının 1985 patlamasında 13 yaşındaki bir kolombiyalı kızdı. volkanik enkaz, dağın altındaki nehir vadilerine koşarak yaklaşık 23.000 insanı öldürerek armero ve diğer 13 köyü yok eden büyük laharlar oluşturmak için buzla karıştı.

13 kasımda harekete geçen yanardağ, omayra’nın yaşadığı köyü vurmuştu. daha ne oldu bilinmeden omayra’nın belden aşağısı patlayan patlayan yanardağ sebebiyle kayan toprağın altında kalmış ve yavaş yavaş su birikmeye başlamıştı. omayra yaşamak için enkaz parçasına tutunmuş ve ertesi gün bir gazeteci omayra’nın elini görmüş ve bölgedeki gönüllüleri çağırdı. omayrayı kurtarmak için büyük çaba sarf edildi. fakat bacaklarını kırmadan bulunduğu yerden çıkarmak imkansızdı. ayrıca her çıkarmaya çalıştığında çevredeki su yükseliyor ve omayra’nın nefes almasını engelliyordu. gönüllüler suyun altına baktıklarında tuğladan yapılmış kapının altında kaldığını ve o kapının altında ise ölen halısını gördüler.

omayra bu duruma rağmen çevresindekilere şarkı söyleyip, şekerleme ve gazoz istediğini söylüyordu. bu durumdan hiç şikayet etmedi. zaman geçtikçe vücut ısısı düşmeye başladığında sayıklamaya başlamıştı. fakat ortamdaki kirlilik sebebiyle bu operasyon sonucunda daha büyük acıyla öleceği de anlaşıldı. o yüzden insaflı olan davranışın onun ölmesine izin vermek olduğu düşünülmüştür.

omayra’nın son sözleri ise “anne, eğer beni duyuyorsan tahmin ediyorum benim tekrar ayağa kalkmam, yürüyebilmem ve bu insanların beni kurtarması için dua ediyorsundur. anne seni seviyorum ve babamı ve kardeşimi. elveda anne” oldu.

kapak görseli son 50 yılın en iyi fotoğrafları arasında yer almış ve fotoğrafçıya pulitzer ödülünü kazandırmıştır.

bilgileri www.kooplog.com sitesinden aldım. şimdi bu üzücü olayı bir kenara bırakıp fotoğrafa ilgisi olan bir insan olarak teknik açıdan inceleyelim(evet çok çok üzücü ama neden bu fotoğraf içimize işliyor onu anlamak için)

o gün onlarca fotoğraf çekildi ama bir tanesi ödül aldı ve hafızalara kazındı. sebeplerine bakalım. bu arada çekilen diğer fotoğraflarda harikaydı.

öncelikle çocuğun bakış açısı biraz eğik ama tutunduğu ağaç parçasıyla tam paralel bu da gözümüze tam oturmasını sağlıyor. bunu dudaklarından daha kolay teyit edebilirsiniz ama odak gözlerde olduğu için gözü baz almak daha doğru.

fotoğrafa baktığımızda çocukla göz göze geliyoruz. fotoğrafçı bizi çocukla baş başa bırakmış. diğer fotoğrafları incelerseniz genelde dışarıdan bir göz olarak olayları aktarmışlar ama bu fotoğrafta çocukla baş başa kalıyoruz ve etkileyiciliği artırıyor.

fotoğrafın yere yakınlık seviyesi çok aşağıda buda bizi çocuğun ne kadar çaresiz bir yerde olduğunu çok iyi anlatıyor. kendimizi o çukurda hissediyoruz. çocuğun seviyesine inerek bizi de çukurun içine alıyor fotoğrafçı.

fotoğrafçının çocuğa yakınlığı tam yerinde. çok yakın değil bize çevre detayları sunabiliyor. çok uzakta değil çocuğa yardım edebilecek kadar yakın ama edemiyor. yine bize çaresizliği hissettiriyor.

fotoğrafın zamanlaması çok yerinde tam elini görebileceğimiz bir anda çekilmiş. el ve yüz dokusu yan yana. o suyun neler yapabileceğini çok iyi anlatıyor. çocuk masum bir suyun içinde değil eğer elleri sudayken çekilmiş olsaydı çok daha farklı düşündürebilirdi. minicik bir dala tam dokunduğu an sahnelenmiş. bu anı kullanmak içimizi sızlatmaya yetiyor. hala çocuğun bir umudu olduğunu anlayabiliyoruz. fotoğrafçı bu anı seçmekle çocuğun mücadelesine ortak olmuş.

eğer fotoğraf üst açıdan çekilseydi muhtemelen çocuğun kolundan bir bez parçasıyla ağaca bağlı olduğunu göremeyecektir. fotoğrafın etkisini artıran bir detay. küçük bir bez hayata tutuyor.

yer su ile kaplı olduğu için çocuğun yüzüne ışık yansıyor ve doğal reflektör görevi görüyor. fotoğraf doğru saatte çekilmiş. aydınlık yüzde siyah gözler daha çok ortaya çıkıyor ve yine etkileyiciliği ikiye katlıyor. içimize işliyor. eğer fotoğrafın pozlaması düşük kalsaydı. bu fotoğraf bu kadar içimize dokunmayacaktı. ölümü daha net gösteriyor.

diyafram aralığı tahminim 2.0 civarında çekilmiş. böylece ilgimiz çocuğun gözlerinde onunla birlikteyiz ama ellerine neler olduğunu ve arka tarafta nasıl bir yerde olduğumuzu fotoğrafta bir kaç saniye geçirdikten sonra inceleyebiliyoruz. çok iyi seçilmiş bir aralık.

fotoğrafın bir çok renk versiyonu var hangisi orijinal bilemediğim için bu konuda yorum yapamayacağım. ama çok koyu saçlı olduğu için fotoğrafta karanlıkların biraz açıldığını düşünüyorum. detayları görmemizi sağlamış.

kafa boşluğu (yani kafasıyla fotoğrafın bittiği yerin arasındaki mesafe) sonuna kadar kullanılmış. biraz daha aşağı inseydi gözümüze tam oturmayabilirdi. kadraj sorunsuz yapılmış. çocuk tam ortaya alışmış. sağa ve sola olan boşluk mesafesi aynı. yine gözümüze tam oturması sağlanmış.
devamını gör...

cem karaca ceviz ağacı istek şarkım çalarsanız sevinirim.anonsu hayrıma biri yaparsa daha çok sevinirim.çünkü o sırada gülhane parkında olabilirim.*
devamını gör...

şimdiye kadar yazılmış en detaycı kurgusal karakter.

3. filmi halen bekliyoruz, gelmedi.

yeter artık çekin izleyelim be kardeşim, bizde insanız yahu.*
devamını gör...

yorumladığı dizilerle uzaktan yakından alakam olmasa da eleştiri tarzı ve ironileri hoş.
devamını gör...

ağustosa kadar olmayacak olmasına çok kırıldığım yayın, çok çok kırıldığım yayın, en çok kırıldığım yayın.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
4 adet büyük yıldız: kara kuvvetleri komutanlığının seviyesini,
bordo zemin üzerine ay yıldız: türk milletinin emrinde olunduğunu,
kılıç ve meşe yaprağı çelenk: kararlı ve güçlü kara kuvvetlerini,
atatürk silüeti: en büyük komutan olan atatürk'ün kocatepe'deki sembolünü,
defne yaprakları: "yurtta sulh cihanda sulh" ilkesini,
16 adet küçük yıldız: tarihte kurulmuş 16 türk devletini,
mö 209 yazısı: kara kuvvetlerinin kuruluş yılını yani mete han'ın tahta çıkışını temsil eder.
devamını gör...

böyle diyince bir kötü oldum bak
devamını gör...

ders çalışmak.
devamını gör...

yılın gazetecisi abdulkadir selvi,
yılın dizisi büyük selçuklu uyanış,
yılın kitabı (bkz: hilal kaplan) tarafından yazılan ailenin adı yok seçilmiş.
muazzam güvenilir bir seçim olmuş.
bir etkinlik yapalım, şerbet içelim, güzel giyinelim, biraz müzik dinleyelim ama ilahi olsun ve birbirimizin yüzüne bakıp ''ne kadar müthiş'' olduğumuzu iddia edelim amacıyla düzenlenmiş ödül törenidir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim