istenilen bir şeyin gerçekleşmemesinden ya da olması istenmeyen olaylardan doğan ruh tedirginliği anlamına gelmektedir. üzüntü en uzun süren duygudur. üzgün hissetmeyi bırakmak 120 saat sürüyor.
233 lise öğrencisi üzerinde yapılan deneye göre;
*tiksinme ve utanç duygularını yenmek 30 dakika
*nefret 60 saat
*neşe 35 saat
*ümitsizlik,hayal kırıklığı 24 saat
*kıskançlık 15 saat
*coşku 6 saat
*stres 3 saat
*korku 42 dk sürmektedir.

*kamu spotu
kendimizi ve başkalarını üzmeyelim.
devamını gör...

bizi kimin takip ettiğini göremediğimiz ancak takip ettikleriminizin takip menüsüne tıklayarak yazdıkları tanımlara ulaşmayı sağlayan özellik.
devamını gör...

çocukların ne suçu var e sütü bozuk it oğlu it... istersen kan davalın olsun, çocuklardan uzak durun arkadaş, şoven köpekler, soyunuz kurusun inşallah. daha geçenlerde bir bankta oturmuş dinlenirken yanıma 7-8 yaşlarında suriyeli bir çocuk oturdu. yüzüme bakıp durdu, gülümsedim, o da gülümsedi, birşey sormak istediğini belirtti, tabi sor dedim. "abi, siz bizi sevmiyorsunuz değil mi?" diye sordu bana. nutkum tutuldu, halbuki ben park, bisiklet ya da en azından bir çikolata alır mısın sorusunu beklerken, sizin gibi şoven bok parçaları yüzünden küçücük bir çocuktan bu soruyu duydum... olur mu canım yavrum, çocuklardan kim nefret edebilir ki dedim... insan değilsiniz insan....
devamını gör...

sadece kadın değil, ben bu olayın çift olan versiyonunu gördüm*, bir instagram fenomeni çift var, nereden nasıl karşıma çıktı hiç bilmiyorum ama sayfasına biraz göz gezdirdim, 20 yaşında bir kız ve bir erkek, sürekli nişanlık kıyafetlerle poz veriyorlar, millet de evleniyorlar falan zannediyor, iltifatlar havada uçuşuyor ama meğersem, arkadaşlar ürün tanıtımı yapıyorlarmış, yanlış hatırlamıyorsam 3 milyon takipçileri vardı. keşke sayfa ismini hatırlasam da şuraya bir link yapıştırıverseydim ama hatırlayamıyorum.
devamını gör...

telefonu masanın üzerine koyduğumda masanın kenarlarıyla paralel olmasını sağlamak.
devamını gör...

barbarlık konusunda da eşi benzeri yoktur kendisinin.
devamını gör...

ayy açılın bu benim*) çok fazla dezavantajını yaşadığımı söyleyebilirim bir çok çalıştığım yerde bu yüzden sorunlar yaşadım iş görüşmeleri de aynı şekilde arkadaş ortamın da ama yemin ederim benim duruşum böyle ya. bazen iyide oluyor tabi ama. genel olarak hep böyle göründüğümü söylerler alıştım artık.
devamını gör...

yok.
her insan bir alem.
senin canın ne istiyorsa onu yap, başkasının canı istiyor diye bir şey yapma.
önce sen, daha sonra yine sen.
mesela, sen olmasam ölürüm diyene aldırma, öleceği varsa ölür zati.
seni can simidi yapana inanma. denize düşmüş kendine yılan arayan biri olabilir.
bulur o kendine bir yılan, sen önüne bak.
devamını gör...

teşekkür ederim demenin bir diğer yolu.

(bkz: bana eyvallah)
(bkz: eyvallah başkan)
(bkz: yok eyvallah daha alamam)
(bkz: hadi eyvallah)
devamını gör...

bu topraklarda yapılması pek kolay olmayan eylem.

bizim halk dinle ilgili bir şey söylediğinde anasına küfür ediyorsun sanar. sorgulama falan yerleşmemiş ki kafalarına. direkt sen ne diyorsun düzgün konuş vs. diye dalar olaya. hemen vay ateist allahsız putperest diye yapıştırır suratına.
devamını gör...

bir şeyin çıkardığı sese benzetilerek oluşturulmuş sözcüklerdir. yani doğada var olan seslerden türemiş kelimelerdir.

örnek:
horul horul horlamak,
şırıl şırıl akmak.
devamını gör...

dertli insanın yaptığıdır,çakmak kullanmadan yanan sigarasıyla diğerini yakar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu öğle yağmur var ılıca'da

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir zamanlar galatasaray üniversitesi'nde müzik öğretmenliği yapmış bir hanımefendi. şarkılarını pek bi severim. ayrıca gayet seksi ve çekici bir kadındır.
devamını gör...

kaynak

bursa'da geçen yıl yaşanan olayda yüksek sesle müzik dinlediği gerekçesiyle tartışan komşulardan zeki özezen tabancayla vurularak hayatını kaybetti. olayla yapılan soruşturmada kavga eden kıral dalkıran komşusunu 14 yaşındaki kendi kızının vurduğunu söyledi. tutuklanan 14 yaşındaki kız çocuğu savcılığa mektup yazıp, "cezaevinde oyun parkı olduğunu ve burada oynayabileceğimi söyleyip suçu üstlenmemi istediler" deyince serbest kaldı. baba kıral dalkıran ise müebbet hapisle yargılanıyor.
devamını gör...

mani kapışması alışkanlık yapar
moderatörü bile yoldan çıkar
verilen selamı almamak olmaz
üstüne düşeni nizanim yapar
devamını gör...

bu ayrimcaliklar ne zaman bitecek.hepimiz insanız hepimiz kardeşiz açık ,kapalı,farketmeden yapmayın lütfen şöyle .içi temiz olsun insan olsun ilkönce açık kapalı farketmez .
devamını gör...

öğrenci, öğretmenim önümüzdeki dönem olacaksınız di mi deyince cevap verememek.
devamını gör...

son zamanlarda gözüme çarpan nicklerdir.
üstelik sonunda 123 var.
kendimi görür gibi oluyorum.*

on bin karma puanımı feda edebilirim _123_' li nick almasınlar diye. parası neyse vereyim, almayın rakamlı nick.*

t/ içeriğinde veya sonunda rakam olan nicklerdir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
son edittir: özel mesajın ifşası üzerine kaldırılmış bir tanıma cevap olarak. sırf gözüm açık gitmeyeyim diye ha. bu mesajı paylaştınız ya şimdi siz, biz de sizin masumiyetinize inanacağız ama bir pürüz var. bu mesajın ne üzerine atıldığını anlatmamışsınız. olmuyor öyle tek taraflı. hani o gece, bir nickaltı girmiştiniz bu yazara. aynı çirkin üslupsuzlukla. size sadece mecazî bir teşekkürle cevap verebileceği, daha fazlasını hak ediyor olsanız da kendini bozmayacağı bir cevap vermiş yazar. ince, ama... attığınız irili ufaklı bir taşın kimde hangi yaraya denk geleceğini bilemezsiniz. ki ben biliyorum olayın iç yüzü falan...

okumak ve yazmanın en temel eylem olduğu bir sözlük ortamında "okumaya durumu olmayanlar" için peşin edit: ben gidiyorum.

siz "hah biri daha başladı ağlamaya, bıdı bıdı bıdı tantana. hep şov be bunlar" yazarken ben çok uzaklarda olacağım. yoksa siz bunu okurken ben çok uzaklarda olacağım mıydı o? yok yok böylesi daha uygun. çünkü bu kirli dimağların seslerinden çok sıkıldığım için gidiyorum zaten; duymamak için.

burada galiba sadece yazarların mesleği başlığına yazmadım öğretmen olduğumu. ama bilen bilir artık. sıkıntılı çocuklar geçti önümden, yanımdan; kayıp gittiler hatta ellerimden. velileri vardı, daha sıkıntılıydı onlar hatta. sözlü olanı geçtim, fiziki şiddete bile maruz kaldım bu kelimenin tam anlamıyla kötü insanların elinden. kaldık, öğretmenlerce. veli tarafından bıçaklanan arkadaşımdan bahsetmeyeceğim bile. çünkü hevesim kalmadı. yazsam ne olacak ki diyorum, meydanda dolaşanlar o çocukların büyümüş hali ve velileri değil mi? kime ne anlatacağım ben? çünkü son zamanlarda sözlüğün kaos seviciliği, birine sataşmaktan zevk alan yazarların özgürlük diye pohpohlanması bana o velileri hatırlatıyor.

bir zorbalık meselesi vardı, hatırlarsınız. birkaç yazar sadece yapabildiği için ve canı istediği için gerçekte hiç tanımadığı insanlara hem tanımlarla hem özel mesajlarla saldırıp onlarla açıkça alay ediyor, haysiyet kırıcı şeyler söyleyebiliyor. o birkaçı var ki rastgele bir çocuğu aralarına almış birbirlerine iterek dövüyor ve eğleniyor. o çocukların adı değişiyor ama bu korkunç eğlencenin failleri ve onları destekleyerek seyredenler değişmiyor. ama benim için bunun şahitliği, gücümün yettiğinden daha fazla sabır isteyen bir şey. zaten dert dediğin fazla fazla yok mu? derdim bana yetmez mi? bir de burada ne işim var benim, olanları görüp kanım çekilecekse?

yine de bu meseleyi her mahallede olan birkaç kopuğun işidir, mahalleli de barındırmaz zaten diye düşündüm başta. ama baktım ki mahallelinin neredeyse yarısı bunlardan yanaymış meğer. çünkü mahalleli eleştiri ve alayın ayrımını yapamıyormuş.

aslında birisi "ne saygısı lisede miyiz? internet burası ya takmayın bu kadar" dedikten sonra netleşti kararım. gördüm ki saygıyı lise sırasının altında unutulan çanta gibi, hatta zararlı bir alışkanlıkmış gibi algılayanlar varmış. benim burada ne işim var?

bu kadar takmayın internet sitesi altı üstü diyenleri de çok gördüm. ister internet alemi ister gerçek hayat olsun ben daima ortada dayak yiyen çocuktan yanayım arkadaş! takmayın bu kadar dediğiniz insanların, yüz buldukça gerçek hayatta kime neler yapabilecek potansiyelde olduğunu hiç mi düşünmüyorsunuz?

"ya bakmayın öyle insanlar değiller aslında iyi çocuklar. ne varsa dillerinde"
burada millete sırf zevk için nefret kusan birinin dışarıda insanlara gül dağıttını mı düşünüyorsunuz gerçekten? bir sebeple sempatik bulduysanız, "aslında iyi çocuk" diye görmekte ısrar ediyorsunuzdur sadece. ya da bana da bulaşmasın diye kendinizi korumaya çalışıyorsunuz. çok sürmez.

sözlük içinde sadece cinsel içerikli tanımlarla ve şakalarla var olan insanlara da sempati duyan vardır. var edebilirsiniz onları. hah, bak tam yeri geldi. "onlar diye ötekileştiriyorsun, senin istediğin türden insanlar mı olacak burada sadece? asıl zorbalık bu. gruplaştırıyorsunuz milleti" diyebilirsiniz. fakat bana ne? isteyen yapsın memeli şakasını, okumam geçerim. isteyen okur, eğlenir. ayrıca kadın ve erkek için cinsiyet belirleyicisi olan her organ ve konular için bilgilendirme amaçlı tanım yapılabilir, konuşulabilir. misal memenin, vajinanın, penisin yapısı, olası hastalıkları vs gibi konularda konuşmakta bir beis olabilir mi? aksine bizimki gibi kapalı toplumlarda ertafından öğrenemez insanlar bu tür şeyleri. bir merakı ve hatta derdi varsa tanımı okur, merakını giderir ya da belki bir derdi için yönlendirilmiş olur. sözlük bilinmeyeni bildirmek için amatör çabalar bütünüdür sonuçta. bunlar da tanımlanır, okunur. ama buradaki amaç o mu? burada olan, "küfürsüz" sözlüğün açığını bulanların belaltı saltanatı.

belki tesadüfen, belki planlı şekilde bir araya geldiği kadınların fotoğraflarını çekip anın fotoğrafı başlığında paylaşan birinden bahsediyorum. ara sıra kulağı çekilse de sırtını sıvazlayanı çok olan bir kullanıcı. yok be, öyle fotoğraflar değil. ama herkesin anonim olduğu yerde kendini gizlemek isteyip istemeyeceğini bilmediğimiz bir kadının alelade bir fotoğrafı bile olsa bu yanlıştır. ifşadır. ve sınır tanımazlıktır. bunu yapan kişilerin sizinle ilgili de herhangi bir girişiminin olmayacağını garanti edemezsiniz. çünkü "onlar" "burası sanal alem. burada her şey mübah" diye düşünüyorlar.

hadi onu da geçtim. daha da mühimi var.ne demek efendim sözlükteki bütün kadın yazarların nickaltına, mesaj kutularına musallat olmak? evli barklı, çoluk çocuk sahibi bir kadına, hele ki senin kulvarında olmayan, senin esprilerine içinden bile gülmeyecek birine gecenin saat 1'inde mucuk mucuk diye mesaj atamazsın! bu eğlence değildir! bu özgürlük değildir! ciddiye alınmayacak bir şey de değildir! bu kişiye popülaritesi yüzünden göz yumulması kalmak için iğrendirici, gitmek için itici bir güçtür. çok da tın değil mi?

ponçiksavarlar zaferlerini gururla sunar! ama ben hiç de ponçik biri değilimdir. hatta gerçek hayatta ilk görüşte sevilmeyen soğuk, gudubet biriyimdir. zaten buradaki derdim de ponçik olmak değil, ortada dayak yiyen çocuklara bu eziyeti yapmaktan ve dahi bunu izlemekten zevk alan kalabalığın arasından ayrılmak. denedim çünkü durdurmayı. bir şey yapmıyor kimse. insan olana da bu dert yeter zaten.

"ne bu tantana be? madem rahatsızsın engelle başlıkları ve yazarları geç!" değil mi? şimdiye kadar hiç kimseyi engelleme ihtiyacı duymadım çünkü onlar da en az benim kadar var dedim. onlar da çeşittir, kendi hallerince yazarlar dedim. ama şimdi ben onları engellesem de o "kafa" yapısının farklı isimlerle var olduğunu bilmeye devam edeceğim. giden geri dönmedi mi? hem, tek bir hesaplarının olduğundan emin miyiz? zorbayı susturabilirsin. ama zorbalık prim yaptığı sürece, prim yaptığı yerlerde bir irin gibi var olmaya devam eder. er geç yine ağrıtır.

ez cümle, artık bana zul olmaya başlayan bu yerden gidiyorum. şöyle katkı sağladım, şu kadar yazı yazdım derdinde hiç değilim. kişisel bilgi içeren yazılarımın çoğunu imha ettim. geri kalan bilgi tanımlarına* dokunmadım. çünkü hâlâ bu mahallede iyi insanların olduğunu, bir iki şey okuyayım derdinde olan insanların olduğunu biliyorum.**savaşta ölen askerin yeri boş kalmaz. daha gelen yeni üyeler de olacaktır, belki onlar okur faydalanır.

şunu da söylemeden geçemem. ponçikler, minnoşlar diye hayali bir grubu karşısına alıp boşluğa yumruk sallayan, onlar gitmeden ben de gitmeyeceğim diyen ve kendi genişliklerince bir goygoy sözlüğü yontmayı hayal eden kullanıcılar mı ötekileştiriyor, sözlük sözlüğe daha çok benzesin diyenler mi?
cevabını bir gün anlayacaksınız.

eyyorlamam bu kadar.*
iyi bakın kendinize. şu alemde ne kadar iyi olunabilirse.


*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim