normal sözlük’te beni kimsenin sevmemesi
selam dostlar. biraz sitemkar bir başlık ama o kadar sitemkar değilim.
kafa sözlüğe geldiğimden beri onlarca giri girip, gerek yorum yapıp gerek tanım girdim.
bir kaç yazarın yazdığına göre modlar yeni gelenlere hoşgeldin diyorlarmış, bana diyen olmadı.
giriler sonrasında sadece beğeni bildirimi gelmekte. turunculandıran sadece 1 kişi oldu.
tanımlamak gerekirse kafası atmış bir yazarın internet ortamında ruhunu dokunduracak bir olayın olmaması serzenişidir.
edit: biraz ilgi gördüm pohpohlandım tişikkürler kafa sözlük
kafa sözlüğe geldiğimden beri onlarca giri girip, gerek yorum yapıp gerek tanım girdim.
bir kaç yazarın yazdığına göre modlar yeni gelenlere hoşgeldin diyorlarmış, bana diyen olmadı.
giriler sonrasında sadece beğeni bildirimi gelmekte. turunculandıran sadece 1 kişi oldu.
tanımlamak gerekirse kafası atmış bir yazarın internet ortamında ruhunu dokunduracak bir olayın olmaması serzenişidir.
edit: biraz ilgi gördüm pohpohlandım tişikkürler kafa sözlük
devamını gör...
terk edilmemek için yalvarmak
bir taraf ayrılmayı kafasına koyduysa artık sonuçları kaçınılmazdır. bundan sonra taraflar kabullenmelidir. terk edilenin gözünden terk eden acımasızdır. o an ne olursa olsun onu kabul etmesini ve ilişkinin devamını ister terk edilmek üzere olan kişi. kendini ve gururunu acındıracak hamleler yapması muhtemeldir. özsaygısını yitirmeyi göze alacaktır. gurur onun için sadece sıradan bir kelimedir artık. ama ne yaparsa yapsın karşısındaki kişi ayrılmaya karar verdiyse kelimenin tam manasıyla ağzında kuş tutsa bile geri dönmeyecektir terk eden. istisnalar kaideyi bozmaz. genel olarak durum böyle. giden gideceği gün ağlar içten içe. kalan ise her gün yeniden yaşarcasına ağlar. ayrılık zamansız gelir barış abinin söylediği gibi. siz siz olun özsaygınızı sizi yalvartacak kadar bile sevmeyen insanlar için kaybetmeyin. yalvarma durumuna düşmeniz bir zaman sonra ayrılıktan daha çok üzecektir sizi.
devamını gör...
salçalı makarna
simdi "aaa varoş" damgasi yemeyeceksem eger, en sevdigim makarna turu oldugunu itiraf edebilirim. makarnanin her turlu soslusunu yaparim alfredo, pesto,mac and cheese ve dahasi. ama salcali ve bol tereyagli olan makarna baska...tadindan cok belki cocuklugumu animsatmasindan seviyorum sanki.
devamını gör...
truva savaşı
efsanevi truva kenti* dardanelles'e hakim bir konumda olduğundan jeopolitik olarak oldukça değerliydi, özellikle de denizci bir millet olan yunanlar için. ancak olay böyle basit bir stratejik hamleden ibaret değil.
peleus ve thetis'in düğününe karmaşa tanrıçası veya daimon'u eris hariç tüm olympos ahalisi davet edilmişti. kendisinin davetli olmayan tek kişi olduğunu öğrenen eris ise düğünü basmış ve "en adil olanınıza" diyerek ortaya bir altın elma fırlarmıştır. olympos'un en güzel adili olduğunu düşünen hera, athena ve aphrodite elmayı kimin alacağını tartışırken, zeus ise hermes'e emir vererek bu üç tanrıçayı truva prensi paris'e götürmesini ve kararı onun vermesini emretmiştir. kendi halinde keçi güderken bu üç tanrıçayı karşısında gören paris ise karar vermekte zorlansa da, aphrodite'nin kendisine dünyanın en güzel kadını olan helene'yi vereceğini duyunca altın elma'yı ona vermiş ve ardından olaylar gelişmiştir.
rüşveti kabul etmesi neticesinde kendisine aşık olan sparta kralı menalaus'un eşi helene'yi kaçıran paris, rakibinin eline direkt olarak bir casus belli vermiştir. yunanların, yani akhaların bu pis harekete cevabı menalaus'un ağabeyi miken kralı agamemnon komutası altında tüm koloni ordularını toplayıp bin gemi ve elli bin hoplit ile truva kentini kuşatmak olmuştur.
savaşın başında zeus diğer tüm olymposlulara insanların işine karışmayı yasaklasa da, tanrı ve tanrıçalar böylesi bir tantanayı kaçırmak istemeyip zaman zaman bizzat savaş alanına inmişlerdir. apollo, artemis, ares ve aphrodite truvalıların yanında savaşırken; athena, hera, hephaistos ve poseidon akhaların tarafını tutmuşlardır. ilyada'yı okuyanlar sefere çıkmadan önce akhaların denizleri ve rüzgarları sakinleştirmesi için agamemnon'un kızı iphigeneia'yı poseidon'a kurban ettiğini, filmi izleyenler ise truva kıyılarına çıkan akhilles'in apollo heykelinin başını kırarak tanrının gazabını üstüne çektiğini hatırlayacaklardır.
olymposluların müdahalesi sonucu belki de kısa bir sürede bitebilecek olan kuşatma tam on yıl sürmüş, sevgilisi patroklos hektor tarafından öldürülünce akhilles savaştan çekilmiş ve sonra güç bela ikna edilerek geri dönmüş, truva prensi hektor'u düelloda öldürmüştür. bu düelloda athena akhilles'in, aphrodite ve apollo ise hektor'un yanında dövüşmüştür.
hektor ve aias* gibi iki tarafın da yenilemez kahramanlarını kaybettiği on yılın sonunda şehrin düşmeyeceğini anlayan akhalar tası tarağı toplayıp geri çekilecekken, tanrılar kurnaz odysseus'un aklına bir fikir sokar. akhalar devasa bir tahta at yapar, donanma truvalıların kutsal saydığı bu hayvanı athena'dan bir armağan olarak bırakıp geri çekilir. truvalıların tartışması sonucu atın şehre alınması kararı çıkar ve bu şehrin sonu olur. truvalılar kutlamalarda sarhoş olduktan sonra atın içine gizlenmiş olan akhalar kentin kapılarını açar ve geri dönen ordu kentin altını üstüne getirir. bu sırada savaştan önce savaşta öleceği kehanet edilen akhilles prens paris tarafından öldürülür. kentten sağ kaçabilenler ise truvalı aeneas önderliğinde ve poseidon'un kol kanat germesiyle çeşitli maceralar yaşadıktan sonra roma'ya yerleşip romalıların ataları olurlar. hatta büyük constantinus, yeni roma'yı kurmak istediğinde ilk olarak truva'ya gelir ve şehri inşa etmeye başlar, ancak tanrı rüyasında girerek şehri bizantion kentinde kurmasını söyler ve böylece nova roma constantinopolitana çanakkale değil istanbul olur.
düzeltme: özür dilerim, akhilles'in savaştan çekilme sebebi kölesi briseis'in agamemnon tarafından alınması, patroklos'un öldürülmesi ise tekrar savaşa dahil olma sebebi.
peleus ve thetis'in düğününe karmaşa tanrıçası veya daimon'u eris hariç tüm olympos ahalisi davet edilmişti. kendisinin davetli olmayan tek kişi olduğunu öğrenen eris ise düğünü basmış ve "en adil olanınıza" diyerek ortaya bir altın elma fırlarmıştır. olympos'un en güzel adili olduğunu düşünen hera, athena ve aphrodite elmayı kimin alacağını tartışırken, zeus ise hermes'e emir vererek bu üç tanrıçayı truva prensi paris'e götürmesini ve kararı onun vermesini emretmiştir. kendi halinde keçi güderken bu üç tanrıçayı karşısında gören paris ise karar vermekte zorlansa da, aphrodite'nin kendisine dünyanın en güzel kadını olan helene'yi vereceğini duyunca altın elma'yı ona vermiş ve ardından olaylar gelişmiştir.
rüşveti kabul etmesi neticesinde kendisine aşık olan sparta kralı menalaus'un eşi helene'yi kaçıran paris, rakibinin eline direkt olarak bir casus belli vermiştir. yunanların, yani akhaların bu pis harekete cevabı menalaus'un ağabeyi miken kralı agamemnon komutası altında tüm koloni ordularını toplayıp bin gemi ve elli bin hoplit ile truva kentini kuşatmak olmuştur.
savaşın başında zeus diğer tüm olymposlulara insanların işine karışmayı yasaklasa da, tanrı ve tanrıçalar böylesi bir tantanayı kaçırmak istemeyip zaman zaman bizzat savaş alanına inmişlerdir. apollo, artemis, ares ve aphrodite truvalıların yanında savaşırken; athena, hera, hephaistos ve poseidon akhaların tarafını tutmuşlardır. ilyada'yı okuyanlar sefere çıkmadan önce akhaların denizleri ve rüzgarları sakinleştirmesi için agamemnon'un kızı iphigeneia'yı poseidon'a kurban ettiğini, filmi izleyenler ise truva kıyılarına çıkan akhilles'in apollo heykelinin başını kırarak tanrının gazabını üstüne çektiğini hatırlayacaklardır.
olymposluların müdahalesi sonucu belki de kısa bir sürede bitebilecek olan kuşatma tam on yıl sürmüş, sevgilisi patroklos hektor tarafından öldürülünce akhilles savaştan çekilmiş ve sonra güç bela ikna edilerek geri dönmüş, truva prensi hektor'u düelloda öldürmüştür. bu düelloda athena akhilles'in, aphrodite ve apollo ise hektor'un yanında dövüşmüştür.
hektor ve aias* gibi iki tarafın da yenilemez kahramanlarını kaybettiği on yılın sonunda şehrin düşmeyeceğini anlayan akhalar tası tarağı toplayıp geri çekilecekken, tanrılar kurnaz odysseus'un aklına bir fikir sokar. akhalar devasa bir tahta at yapar, donanma truvalıların kutsal saydığı bu hayvanı athena'dan bir armağan olarak bırakıp geri çekilir. truvalıların tartışması sonucu atın şehre alınması kararı çıkar ve bu şehrin sonu olur. truvalılar kutlamalarda sarhoş olduktan sonra atın içine gizlenmiş olan akhalar kentin kapılarını açar ve geri dönen ordu kentin altını üstüne getirir. bu sırada savaştan önce savaşta öleceği kehanet edilen akhilles prens paris tarafından öldürülür. kentten sağ kaçabilenler ise truvalı aeneas önderliğinde ve poseidon'un kol kanat germesiyle çeşitli maceralar yaşadıktan sonra roma'ya yerleşip romalıların ataları olurlar. hatta büyük constantinus, yeni roma'yı kurmak istediğinde ilk olarak truva'ya gelir ve şehri inşa etmeye başlar, ancak tanrı rüyasında girerek şehri bizantion kentinde kurmasını söyler ve böylece nova roma constantinopolitana çanakkale değil istanbul olur.
düzeltme: özür dilerim, akhilles'in savaştan çekilme sebebi kölesi briseis'in agamemnon tarafından alınması, patroklos'un öldürülmesi ise tekrar savaşa dahil olma sebebi.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
tanımlarda denk geldiğimde nedense içimi ısıtan yazar.
devamını gör...
mustafa akkad
1930 yılında halep, suriye'de doğmuş, daha sonra a.b.d vatandaşı olmuş yapımcı, yönetmendir.
a.b.d california'daki bir üniversitede tiyatro eğitimi almış ve bazı yönetmenlerin yanında çalışmaya başlamıştır. halloween, cadılar bayramı filmlerinin yapımcısıdır. çağrı ve çöl aslanı filmleri ile dünya çapında meşhur olmuştur. selahaddin eyyübi'nin hayatını anlatan bir film çekmek için çalışıyordu.
ne yazıkki 2005 yılında ürdün'ün başkenti amman'da bir otele yapılan bombalı saldırıda kızıyla birlikte vefat etmiştir.
a.b.d california'daki bir üniversitede tiyatro eğitimi almış ve bazı yönetmenlerin yanında çalışmaya başlamıştır. halloween, cadılar bayramı filmlerinin yapımcısıdır. çağrı ve çöl aslanı filmleri ile dünya çapında meşhur olmuştur. selahaddin eyyübi'nin hayatını anlatan bir film çekmek için çalışıyordu.
ne yazıkki 2005 yılında ürdün'ün başkenti amman'da bir otele yapılan bombalı saldırıda kızıyla birlikte vefat etmiştir.
devamını gör...
yazarların sempati duyduğu kötü karakter
devamını gör...
ysgo
sözlüğün radyosunda çalmalık şarkı çıkartan yazardır.
şarkı sözünde de dediği gibi ben de arada başladığım yere dönebiliyorum. reklam yapmam için yazarımızın karma puanının bir kısmını hesabıma havale etmiş olabilirim ama her şey sanat ve sanatçımız için. duyuun ey kafa sözlük halkı cem adrian'dan sonra sözlüğümüz de bir sanatçımız daha var.
şarkı sözünde de dediği gibi ben de arada başladığım yere dönebiliyorum. reklam yapmam için yazarımızın karma puanının bir kısmını hesabıma havale etmiş olabilirim ama her şey sanat ve sanatçımız için. duyuun ey kafa sözlük halkı cem adrian'dan sonra sözlüğümüz de bir sanatçımız daha var.
devamını gör...
yoldaş'ın radyo yayınına hazırlıksız çıkması
votkayı çok içtim diyemeyen yoldaşın kahveyi çok içtim demesi skandalı gibidir.
rezilliktir.
rezilliktir.
devamını gör...
ay
yalnız başına, bir gece vakti dizelerine rastlayınca insanın ağzında onlarca jilet çiğniyor gibi hissetmesine sebep olan haydar ergülen şiiri.
--- alıntı ---
seni ayın altında unuttular, günlerin
eksik bıraktığını ay tamamlıyor şimdi
uzak sessizliğin ki anı kadar siyah
sözleriyle hicran kuyusuna kapattı beni:
ay nice batsa da meğer insanlar kadar
karanlıkta bırakmazmış kimseyi! sen bütün
geceyi topladın üstüne ve bir bir söndü
masumluğun küçük fenerleri, yıldızlar
bir kez aydınlatır çünkü gövdeyi, bir kez
gölge düşmesin anıya, birbirimizden önce
onlar terkeder bizi: yıldızlarla dolu
olabilir mi seninle beraber bakmadığımız
gökyüzü? ah eski kamer, nerede o aşk
gibi içime doğduğun geceler, yeni ay fena
çıktı aramıza, çarpışarak karanlık sulara
gömülen şu gövdelere bak, dil karanlık
söylemese de sular da aydınlanır ve aysar
ruhlarımız buluşurdu ya gövdenin sahilinde,
gürültünün yolunda gittiğini fısıldar gibi
şimdi ruhların eksikliğini de gövde tamamlar
ayın altında daha karanlıktır bazı anılar...
--- alıntı ---
--- alıntı ---
seni ayın altında unuttular, günlerin
eksik bıraktığını ay tamamlıyor şimdi
uzak sessizliğin ki anı kadar siyah
sözleriyle hicran kuyusuna kapattı beni:
ay nice batsa da meğer insanlar kadar
karanlıkta bırakmazmış kimseyi! sen bütün
geceyi topladın üstüne ve bir bir söndü
masumluğun küçük fenerleri, yıldızlar
bir kez aydınlatır çünkü gövdeyi, bir kez
gölge düşmesin anıya, birbirimizden önce
onlar terkeder bizi: yıldızlarla dolu
olabilir mi seninle beraber bakmadığımız
gökyüzü? ah eski kamer, nerede o aşk
gibi içime doğduğun geceler, yeni ay fena
çıktı aramıza, çarpışarak karanlık sulara
gömülen şu gövdelere bak, dil karanlık
söylemese de sular da aydınlanır ve aysar
ruhlarımız buluşurdu ya gövdenin sahilinde,
gürültünün yolunda gittiğini fısıldar gibi
şimdi ruhların eksikliğini de gövde tamamlar
ayın altında daha karanlıktır bazı anılar...
--- alıntı ---
devamını gör...
serenad
okuduktan sonra keşke filmi çekilse de izlesek dediğim bir kitap. zülfü livaneli edebi anlamda yaşar kemal çizgisinde ilerleyen, kültür birikimi yüksek bir yazar. bu olumlu özelliği sanat yeteneğiyle birleşince ortaya kaliteli akıcı eserler çıkıyor. sanat dünyamızın çok değerli bir rengi, sesi.
devamını gör...
gece sözlükte oluşan elit ortam
elit olacağım derken yanlışlıkla elti falan olurum ben. ıyhhgkk espriyi kes. kaçın kaçın kaçın.
yok yok bu elitlik işleri bana göre değil. ben huzurlu ortamı daha fazla bozmamak adına bana ayrılan sürenin sonuna geldiğimi bildirmek isterim.
sizlerle elit olmaya çalışmak güzeldi ama beceremedim hepinizi gözlerinizden öpüyor ve kucaklıyorum. (elit olmadığımdan tabi)
tamam vurmayın ortamı terk ediyor hepinize huzurlu geceler diliyorum.
öpüldünüz şekerler. mucukss.
yok yok bu elitlik işleri bana göre değil. ben huzurlu ortamı daha fazla bozmamak adına bana ayrılan sürenin sonuna geldiğimi bildirmek isterim.
sizlerle elit olmaya çalışmak güzeldi ama beceremedim hepinizi gözlerinizden öpüyor ve kucaklıyorum. (elit olmadığımdan tabi)
tamam vurmayın ortamı terk ediyor hepinize huzurlu geceler diliyorum.
öpüldünüz şekerler. mucukss.
devamını gör...
bir hükümetin yol yaptığı için kendisinin takdir edilmesini beklemesi
tüm tanımlara ek olarak;
ve bir bakkalın "gördün mü, sana nasıl da ekmek sattım? çok başarılı bir bakkalım." demesi kadar gülünçtür.
ve bir bakkalın "gördün mü, sana nasıl da ekmek sattım? çok başarılı bir bakkalım." demesi kadar gülünçtür.
devamını gör...
her kafadan bir ses radyo yayını
şu an çalan linkin park şarkısı ile kalbimi fetheden radyo yayınıdır. *
şarkı seçimlerine bayıldığımı da ayrıca belirtmek isterim. gayet keyifle dinlemekteyim. *
şarkı seçimlerine bayıldığımı da ayrıca belirtmek isterim. gayet keyifle dinlemekteyim. *
devamını gör...
galileo galilei
sokrates’in ölümünden yaklaşık iki bin yıl sonra italya’da genç ve hırslı bir profesör pisa kulesi’nin tepesine çıkarak kendisiyle dalga geçmeye hazır olan öğrencilerinin ve meslektaşlarının bakışları karşısında, farklı ağırlık ve aynı büyüklükteki kurşun topları aşağı doğru atmaya başlar. profesörün amacı aristoteles’in yaklaşık iki bin yıl önce ortaya attığı ve o güne dek mutlak doğru olarak kabul edilen ''cisimler ağırlıklarıyla orantılı hızda düşerler'' tezini çürütmekti.
bu çılgın adamın adı galileo galilei idi. tezi çürütmüş ama dönemin yöneticilerinin ve kilise’nin ilk tepkisini çekmişti bile. galileo iki bin yıldır hiç bir şekilde sorgulanmayan bir ''doğru''nun yanlış olduğunu kanıtlamıştı. bu ''düzen bozucu'' bilim insanı daha sonra kilise’nin çok daha büyük öfkesini çekecek bir alana daha el atacaktı.
bilinenin aksine dünya'nın yapısının dünya merkezli olmadığını, dünya'nın sabit olmayıp güneş'in çevresinde dönen bir gezegen olduğunu ileri sürer. en önemli iddiası olan “dünya tepsi gibi değil, bir top gibidir ve sürekli olarak hem kendi etrafında, hem de güneş'in çevresinde dönmektedir”i öne sürdüğü an ise kilise’yi ayaklandırır. kilise’nin doğrularına karşı çıkmak kimsenin haddi değildi. öyle ki engizisyon mahkemesi daha on altı yıl önce doğa filozofu giordano bruno’yu kilise’nin dogmalarına aykırı fikirlerinden dolayı kafir ilan etmiş ve yakmıştı.
galileo galilei, bugün bile hala tartışılan bir karar alarak “insanlığın boş kahramanlara değil, onu ileriye götürecek bilim insanlarına ihtiyacı var” der ve bulgularının yanlış olduğunu ve bu nedenle bağışlanmasını talep eder. bunun üzerine affedilerek müebbet ev hapsine mahkum olur. mahkemeden çıkarken ''eppur si muove'' (bkz: dünya yine de dönüyor) şeklinde bağırdığı kilise’nin kayıtlarında yer alır. affedilen galileo daha sonraki hayatında gizlice köşesinde çalışmalara devam eder. onun geri çekilmesi aslında bilimin gelişmesi, ve insanlığın evrilmesi için yapılmış taktiksel bir tavırdı.
devamını gör...
yazarların en büyük eksikliği
zaman. günler 30 saate çıksın.
devamını gör...
too much love will kill you
"too much love will kill you
ıf you can't make up your mind
torn between the lover and the love you leave behind
you're headed for disaster 'cos you never read the signs
too much love will kill you every time"
sözlerine sahip, ne zaman körü körüne bir ideolojinin veya kişinin peşinden giden biri görülse kafada çalınan queen şaheseridir.
ıf you can't make up your mind
torn between the lover and the love you leave behind
you're headed for disaster 'cos you never read the signs
too much love will kill you every time"
sözlerine sahip, ne zaman körü körüne bir ideolojinin veya kişinin peşinden giden biri görülse kafada çalınan queen şaheseridir.
devamını gör...
bedelli askerlik yapıp erkeğim diye dolaşmak
eğer mesele vatana hizmetse, parayı verenin daha çok hizmet ettiğini düşündüğüm konudur. er statüsünde orduda görev alan kişinin askerlik süresi boyunca devlete maliyeti ve hizmetinin niteliği düşünüldüğünde bu açık seçik anlaşılır.
devamını gör...

