okumak başka dünyalara konuk olma imkanı tanıdığı gibi, beyninizdeki nöronlarda yeni köprülerin kurulmasını yani bir şeyleri anlamlandırmanızı kolaylaştırır. bu kolaylığa ulaşmak için okumak gerekli bir eylemdir, bunun dışında insana yeni tatlarla, heyecanlarla karşılaşma olanağı verdiği gibi, okuduğu türe göre insana entelektüel birikim de kazandırır. her seferinde farklı bir düşünceyle karşılaşmak çok yönlü düşünmenize, daha doğrusu düşünmenize ve sorgulamanıza neden olur. tabii bu durumda ne okuduğunuz önemli; gidip pucca filan okuyorsanız, bu kadar büyük beklentilere girmemelisiniz. ama ne olursa olsun okumanın bir alışkanlık haline dönüşmesi taraftarıyım. en uyduruk kitaplar bile olsa, bahsettiğim gibi; en kötü, olaylardaki bağlantıyı kolay görmenize; bu sayede hem rasyonel zekanıza, hem de kültürünüze katkı sağlamaya yarayacaktır.. dünyayı sorgulayıp, mutsuz olmaya gelince; bir şeyleri okumak dünyayı sorgulama sürecinizin erken gelişine neden oluyor. farklı deneyimler insanın ufkunu açıyor ve tarihin tekerrürden ibaret olduğuna şahit oluyorsunuz. bu da sizi sorgulamaya iten nedenlerden biri. karşıdaki fikirleri düşünüp, sürekli "neden?" diye sordukça en sonunda sadece kitabı ya da yazarı değil, kendi düşüncelerinizi ve dünyayı sorguluyorsunuz. aslında ortada o kadar da kompleks bir argüman söz konusu değil. sorgulamak, sorgulamak istemek kişinin kendi tabiatıyla ilgili olduğu gibi; çoğu zaman herkesin eninde sonunda yaptığı bir şey. farklı olan ulaştıkları sonuçlar. bu sebepten insanlar "hey gibi kahpe dünya, kader kısmet" vs dedikleri gibi, "düşünüyorum; öyleyse varım" da diyebilmişlerdir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

3.5 yıllık başkanlık süresini tamamlamış olan galatasaray kulübü eski başkanı.
kararlı ve sıradışı bir başkan profili çizmiştir. bu süre içerisinde galatasaray kulübü futbolda 4 kez, kadın basketbolda da 1 kez kupa kazanmıştır. başkan cengiz, görev yaptığı süre boyunca yaşadığı sağlık sorunları ve konuşmalarında yaptığı göndermelerle dikkat çekmiştir. fatih terim'in kinetik egosuna karşılık sakin bir ego sergilemiştir. bu yüzden de teknik adamla çok defa ters düşmüştür.
özellikle, başkanlığının son bir yıllık bölümünde ciddi hastalıklarla mücadele etti. beyin ve midesinden bir dizi operasyon geçirdi. bu süre içerisinde uzunca bir tedavi gördü. bugünden itibaren görevini yeni başkana devretti.

başkanlığı sırasındaki komik gaflarıyla da ünlenmiştir. bunlardan birinde genel kurul üyelerine yönelik konuşmasında " dediğimiz lafların maliyetini hesaplayalım, ağdalı lafların bir de faturası var köfteler..."
( daha sonra genel kurul üyelerine, kendilerini kastetmediğini dile getirmişti).

bir diğer komik gafında da radamel falcao'yu kastederek " ben bilmiyor muyum bir oyuncuya yıllık 6 milyon euro maaş vermeyi, birine verdik, pardon. 5 milyon verdik, hepsi düzelecek" demişti.
devamını gör...

bir eksik, 2021 yapımı paul weitz tarafından yönetilen, senaryosunu weitz ve dana stevens'ın yazdığı komedi, drama filmi.

başrollerinde,
kevin hart
alfre woodard
frankie faison
lil rel howery
de wanda wise
melody hurd

matthew (kevin hart) ve liz (deborah ayorinde) evlenirler. bir kızları olur. liz henüz minik kızı maddy'i (melody hurd) görmeden fenalaşır ve hayatını kaybeder. film böylece başlar.

yalnız bir babanın tek başına kızını büyütme zorluğunu ve eğlenceli dakikalarına değinmiştir film. hem hüznü hem eğlenceyi kendi içinde güzel bir şekilde harmanlamıltır. komik diyaloglar barındırır.

liz'in annesi marian (alfre woodard) ilk başlarda maddy'i babasına emanet etmek istemez. yanlarında kalmak ya da yanına götürmek ister ama matthew kızından vazgeçemez. tüm zorluklara gögüs gerer ve kızını yetiştirir.

matthew'in arkadaşı oscar (anthony carrigan) yeni bir liz (de wanda wise) ile matthew'i tanıştırmaya çalışır ve farklı bir renk katar filme.

bu arada alfre woodard efsane bir kadın oyuncudur. bir çok filmde, tiyatroda ve dizide rol almıştır. filmin genel oyuncu kadrosu da pek yerindedir.

iyi seyirler efem.
devamını gör...

yağmurlu bir havada aniden çıkan güneş
güneşli bir havada aniden başlayan yağmur.
(bkz: beni bu güzel havalar mahvetti).
devamını gör...

(bkz: omurgasızlık)
devamını gör...

durtu kontrol bozukluklarinin en yaygini olan hastalik.
kisi yogun baski ve stres altindayken kendini gosterir ve her yastan insanda gorulebilir. cogunlukla; endise, kaygi, korku veya ofke gibi duygu durumlarinda ortaya cikar.

tirnak ve etrafindaki yapinin zarar gormesi sebebiyle tirnak seklinde bozulmalar meydana gelebilir. bu durum kisinin ozguven kaybina neden olabilir.
acı oje kullanilarak gecici tedavi edilebilir, yetersiz kaldigi yerde terapi destegi alinmasi onerilebilir.

(bkz: vazgeçilemeyen alışkanlıklar)
devamını gör...

rastgele bir yerde denk gelinen osman öztunç, ali kınık, ahmet şafak şarkılarını ezbere bilip söyleyebilmek. alparslan türkeş kitaplarını, nihal atsız'ı çok küçük yaşlarda okumuş olmak. bana edebi bazı şeyleri okumuş olmak dışında bir şey kattığını söyleyemem. küçükken yavru bir kurt olmamın şu anki fikirlerime bir katkısı olduğunu düşünmüyorum. milliyetçiliğin de şekilden, siyasi partiden, mafyavari tiplerden başka bir şey olduğunu henüz görmedim. şimdilerde sade bir vatandaş, yurttaşım. tek istediğim adil bir ülkede insanca yaşamak.
not: babam da öyle ocak ocak gezen tespih sallayan bir tip değildi. sadece parti olarak desteklerdi.
not2: katkısının olmadığı konusunda özür diliyorum. sayesinde fetö dahil hiçbir cemaate şuna buna bulaşmamış oldum. dersanelerine bile gitmedim. teşekkürler baba.
devamını gör...

kraliçe ıı. elizabeth.

diyeceksin ki nasıl lan?

yanlış hatırlamıyorsam 2008'de bursa'ya gelmişlerdi. biz tam okul çıkışı batak oynamaya giderken dibimizden siyah mersoyla geçtiler. yanında da abdullah gül vardı işte.
devamını gör...

kelime dahisi aşmış şair.

"düşünüyorum da biz, büyüyerek çocukluk etmişiz."

"sizin alınız al inandım
sizin morunuz mor inandım
ben tam kendime göre
ben tam dünyaya göre
ama sizin adınız ne?
benim dengemi bozmayınız "
*''ve oturuldu bir takım şeyler söylendi... imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne.''
*eski asker. her daim şair.

güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan
dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar

dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filân sanırsan
kürdistan'da ve muş - tatvan yolunda bir yer kanar

muş - tatvan yolunda güllere ve devlete inanırsan
eşkıyalar kanar kötü donatımlı askerler kanar

sen bir yaz güzelisin, yaprakların ekşi, suda yıkanırsan
portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar

bir yolda el ele gideriz, o yolda bir gün usanırsan
padişahlar ve muşlar kanar, darülbedayiler kanar

muş - tatvan yolunda bir gün senin akşamın ne ki
orada her zaman otlar otlar ergenlikler kanar

el ele gittiğimiz bir yolda sen git gide büyürsen
benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar

(bkz: yokuş yol'a)
devamını gör...

benim.

hatta şöyle bir anımı sizlerle paylaşmak isterim.

öğrenciyken yolda ( benim bir battaniyem var onun yanımda olduğunu bilmeden uyumak beni çok huzursuz eder.)
sırt çantama battaniye hep onu ki yastık olsun. yanımda kapşonlu da olur allah nasip ederse uyursam oram buram açılmasın diye örterim üstüme.

neyse efenim bir gün yine yollardayım. bir hanım kız bindi. kızın üstünde o zaman tesettürlü kızlar arasında moda olan pembe jile ve beyaz gömlek tamamlayıcı olarak da eşarp kullanmış. yanımdaki koltuğa oturdu, sırtını yasladı, ellerini dizlerinin üzerine koydu. ne güzel kız filan diyorum ben de içimden tabii devamında maşallah. bu kızımız kaldı öyle yol boyu.
beni de aldı bir mide bulantısı belli kusmaktan bırakmayak. çantayı cama yaslayıp yatıyorum olmuyor, kucağıma koyup başımı koyuyorum olmuyor, arkaya yaslanıyorum derken kıpır kıpırım. bu kızda tık yok. neyse baktı ters bir şeyler var, neyin var dedi. söyledim midemin bulandığını aa bende bir ilaç var diyip içiriverdi. ben de içtim. hiç de düşünmedim nedir bu diye*. gel zaman git zaman efenim geçmiyordu bulantı, tabii muavinden poşet istenmişti ama hava almam lazımdı. ikinci kez pozisyon değiştirip muavine durumu anlattı. otobüs müsait bir yerde durdu ve ben rahata erdim. gelip oturduktan sonra bir uyumuşum sözlük, mis mis. ben uyudum uyandım bu kız hala elleri dizindeydi. ben bir daha bu kız gibi oturanı görmedim efendim.

beni de çuval gibi oturup durmaktan 160 zannetsin insanlar.

evet evet eğilimli de omuzlarım sağa doğru.
devamını gör...

normalsozluk.com/entry/2026251

kaçın demişim ama bazen gönül sevince o işler öyle olmuyor.
gönül ferman dinlemiyorrrr a dostlarr.

bence sözlükten birileri aşk yaşıyor ve bunlar uzaktalar.
nasıl olur diye merak etmişler, başlık ön sayfada sık sık önüme düşüyor çünkü.
vay vayy sizi gidi siziiii:)
sevin yiaaa! gerçekten sevmek, sevilmek güzel şeyler.
eğer düşündüğüm gibiyse inşallah kavuşursunuz.

çok güzellikler barındırıyor iki taraf da heycan, ilgi ve mutluluk içindeyse.
şunu belirteyim, eğer karşılıklı güven, anlayış varsa (bunlar çok çok önemli) arada limonilikler olsa da olmayacak şey değil.

aşk meşk ya da bu gönül işlerinden ne kadar kaçtım sansanız da kaçtıkça kalbiniz ona doğru gider aslında.
ekonomi şu bu bunlar iki taraf el ele verince halledilmeyecek şeyler değil.
2 ayda 2 gün yan yana olursunuz sonra ilk başta çok özlersiniz bi bakmışsınız 3 4 ay geçmiş yine berabersiniz.
hem ne demişler iki gönül bir olunca ne mesafe ne engel kalır.
aşılamayan tek mesafe iki kalp ve kafa arasında olandır.
gönlünüz sevdiyse, sevildiyseniz bence değerini bilin.
sevgi olunca her şey mümkün görünür kalplere.
tecrübem var boşa sallamıyorum.
anlaşabilseydim daha da ayrılmayacaktım ama çok kırdı be aa.
taş olsa çatlar, sabırlıyımdır ama bir sevdiklerime bir de bir yere kadar ben de insanım sonuçta.
kırman kalplerinizi, kırılabilir ama hep aynı yerden hiçbir şey olmamışcasına devam etmeyin derim,sevgi varsa affedilir, dikkat edilir.

sevip sevilirsem, huzurlu mutluysam, güven, saygı varsa yine de karşı değilim yaparım da.
ama mümkün olduğunca artık tercih etmek istemiyorum.
ben uzun bir süre kafa dinleme taraftarıyım.
birini sevinceye dek tabii.
devamını gör...

yollardaki yarıklar,
su birikintisi,
koltuk.
devamını gör...

kıbrıs barış harekatı sonrası yalnız kalan türkiye'ye olası bir yunan savaşında kullanılmak üzere ihtiyaç duyulan silahları bilabedel gönderen, şeyh ahmet sunusi'nin, ömer muhtar'ın vatanı kardeş libya'nın devrik lideri. emekli büyükelçi taner baytok'un anısı için buradan
devamını gör...

bilmediğini bilmektir. agnostikler tanrının var olduğunu kabul etmezken tanrı yoktur demez de. agnostisizmin tek bir çeşidi yoktur. zaten hiç bir görüşün tek bir çeşidi olamaz. hiç bir insanın görüşü birbiriyle aynı olamaz her insan farklı yorumlar farklı inanır. agnostik, ateist, deist gibi ifadeler sadece genel bir noktada görüşleri birleştirir. ama her deist tanrıyı aynı şekilde hayal etmek zorunda olmadığı gibi her agnostik de aynı yönden yaklaşmak zorunda değildir. her farklı yaklaşım için de bungörüşüne yeni bir isim şart değildir. agnostisizm felsefik düşünmenin bir sonucudur. aslında basit tanımlarla anlatılması doğru değildir. bana göre uzun sorgulamaların ve düşüncelerin sonudur. kişiden kişiye değişen bir çok noktadan başlayan sorgulama evresinin birleşim noktasıdır.
devamını gör...

güldüren açıklama. trajikomik.

öncelikle "bilim karşıtı" olmak böyle bir şey değil. o bambaşka bir boyut. bir alanda yeni olup yeterli denemeye tabi tutulmamış herhangi bir şeyden şüphe etmeye herkesin hakkı var. misal bluetooth kulaklıklar... bunlar, kızılötesi ve daha uzun dalga boylu elektromanyetik dalgalarve bu türden dalgaların insan vücudu üzerindeki etkileri ile ilgili henüz yeterli araştırma sonucu bulunmuyor. evet, iyonlaştırıcı kısa dalga boyları kadar enerjik olmadıklarından hücre yapısını bozmazlar, bu biliniyor ancak hücrelere verdikleri ısınma etkisinin uzun vadedeki sonuçları çok iyi bilinmiyor. hayvanlar üzerindeki araştırmalarda pek de hoş olmayan bazı sonuçlar görülmüş. dolayısıyla bir insan bu kulaklıkları takmamayı tercih ettiğinde kendisinin bilim karşıtı olduğunu iddia edemeyiz. hatta tam aksi olarak bu kişi bilimin, bu iş hakkında daha fazla veri elde etmesini bekliyor diyebiliriz.

birileri diyebilir ki "etrafta bu kadar olumsuz uyarıcı varken kulaklık taksan ne olur, takmasan ne?" fakat bir başkası da "zaten yeterince olumsuz uyarıcıya maruz kalıyorum. üzerine bir de kendi elimle bunu ekleyecek değilim." diyebilir. bu durumda kişiyi eleştirmeye pek hakkımız yok. hele de beyin kadar önemli bir organa bu kadar yakın bir alet için risk almak istememesini anlayabiliriz. bu nedenle şimdilik yapılabilecek en iyi hareket, bu aletleri çok uzun süreler boyunca kullanmamak.

mrna mevzusu da buna benziyor. eski tip aşılarla ilgili olarak -aşırı uç fikirli küçük gruplar dışında- kimsenin bir sıkıntısı yoktu bugüne dek. okullarda çat kapı gelip hepimize aşı bile yaptılar izin falan beklemeden. fakat mrna -benim bildiğim kadarıyla- kanser çalışmalarında kullanılan ve henüz tam anlamıyla uzun vade etkileri bilinmeyen bir aşı türü. dolayısıyla bir insanın bundan şüphelenmesi kadar doğal bir şey yok. "olmayanlar hepimizin sağlığını riske atıyor" diyebilmek için daha fazla güvenilir veriye ihtiyacımız var.

***

bundan bağımsız olarak birkaç soru işareti var bu süreçle ilgili.

henüz aşının a'sı bir ortada yokken söylenen şeyler özetle şöyleydi:
aşı mutasyonu hızlandırır. mutasyon ise bulaşıcılığı artırır ama virüsün etkisini kırar ve öldürücülük oranını düşürür (ben iddia etmiyorum. medyada, bugün tam aksini söyleyen ve medyanın kendilerine doktor dedikleri kişilerin söyledikleri bunlardı.)

şimdi bakıyoruz ki mutasyonlar nedeniyle aşı olmayanlar suçlanırken, hemen hemen ayda bir yeni mutasyon çıktıkça "ölümler arttı" diyenler de arttı. hangi bilgi doğru? hangisine inanmalıyız? mutasyonla bulaşıcı özelliğin yükselip öldürücü özelliğin azaldığına mı inanalım yoksa mutasyon arttıkça daha çok ölüm yaşanacak diye panik mi yapalım?

ikinci duruma gelelim. aşının piyasaya çıkma aşamasında ilk önce "hastalığın bulaşmasını engelleyecek." dediler. bulaşma engellenmedi. bunu görünce "ağır geçirmeyi engelleyecek" dediler. ağır geçirenler oldu. bunu görünce bu kez "ölümü engelleyecek" dediler. ölenler de olunca "bu kadar kişide o kadar ölen olur"a evrildi olay. hâliyle insanın kafası da karışıyor. üstelik iyi hatırlıyorum ki aşıdan önce ağır geçiren de vardı, hafif geçiren de vardı, ölen de vardı. şimdi bakıyoruz yine ağır geçiren, hafif geçiren ve ölen var. bu kişiler aşı olmasaydı da aynı şekilde mi atlatacaklardı süreci, buna dair bilgimiz yok. tüm aşıları hemen olduğu hâlde 5 defa covid olup yerinden kalkamayacak hâle gelen arkadaşım oldu.

ve son olarak veri şeffaflığı... yabancı ülkelerde bazı sayı ve yan etki şikâyetlerini resmi kaynaklarda görebilirken bizde neden göremediğimiz konusu oldukça ilginç diye düşünüyorum.

***

bu da bonus olsun:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ilginizi her daim güzel ve harikulade olan erkeklere çevirerek çözebileceğiniz bir sorundur.
devamını gör...

konuşma kelime haznesi vs bir yere kadar da...kaliteli bir okuru olaylara, hayata bakış açısından çok net anlarsınız.
devamını gör...

çok sigara içiyorum, fena dağıtıyorum.
hayatımı bi toparlamam lazım çok değil üç yıl dayansam eminim baya iyi yerlere gelirim.
ama ben hâla ye - iç, izle - uyu kafasındayım.
devamını gör...

jedi olmaktan vazgeçip, dark side tarafında yer almaya benzeyen durum, hissiyat.

geri dönüşü olmayabilir, bunu farkedince kişi kendini "huysuz ihtiyar" kıvamında ve işi de işinden geçmiş bir şekilde bulabilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim