trabzon ekmeği
çok sık tercih ettiğim,içini yerken ayrı dışını yerken ayrı zevk aldığım ekmektir.
hele ki akrabalarım trabzondan getirdiyse o gün mutluluktan uyuyamam. bir de vakfıkebir ekmeği vardır;kiloyla satılır.
hele ki akrabalarım trabzondan getirdiyse o gün mutluluktan uyuyamam. bir de vakfıkebir ekmeği vardır;kiloyla satılır.
devamını gör...
hayat mı yorar insanlar mı sorunsalı
insanlar.
devamını gör...
raskolnikov'un sıradan ve olağanüstü insan kavramları
uyarı: dostoyevski'nin suç ve ceza romanı ile ilgili spoiler içermektedir. spoiler olarak belirttiğimde ne anlatmak istediğimi tam olarak anlatamayacağımı düşündüğümden spoiler oluşturmadım. bilginize.
rus yazar dostoyevski'nin suç ve ceza romanının baskarakteridir raskolnikov.onu anlamak için önce biraz romandan bahsedeceğim.
fakir bir ailenin hukuk okuyan bir çocuğudur raskolnikov.ailenin maddi sıkıntıları vardır. hatta o kadar zor durumdadırlar ki kız kardeşi sevmediği bir adamla parası için evlenmek zorunda kalır. bu durum genç raskolnikov'u oldukca rahatsız eder. bu durumu değiştirmek için bir çözüm yolu arar. aklına yaşlı,kötü kalpli, sevilmeyen ve tefecilik yapan ev sahibini öldürüp paralarını almak gelir. böylece kızkardeşi sevmediği biriyle evlenmek zorunda kalmayacak kendisi de hukuk eğitimini tamamlayabilecekti.
ancak iyi insanlar icin birini öldürmek kolay değildir.kendini ikna etmesi gerekir.bunun üzerine raskolnikov sıradan ve olağanüstü insan kavramlarını oluşturur.
ona göre kurallara uyan,güce itaat eden ve bu durumdan şikayetçi olmayan insanlar sıradan insanlardır.yanlis anlaşılmasın raskolnikov'un tanımında sıradan insanlara kızgınlık,küçük görme yoktur.
diğer grup ise olağanüstü insanlar.bu insanlar yıkıcı,yeniden kurallar oluşturan yasa koyucudur.
kendi cümleleri ile ifade etmek gerekirse
'toplum içinde birazcık sivrilen,yani topluma söyleyecek birazcık yeni bir şeyleri bulunanlar birer suçlu olmak zorundadırlar.tersi durumda zaten sivrilmelerine olanak yoktur.'
raskolnikov daha da ileri giderek olağanüstü insanların suç işleme hakkı olduğunu savunur. hatta bunu newton örneğiyle verir. eğer newton bilimsel bilgilerinin yayılmasını engelleyen bir grupla karşılassaydı onları öldürme hakkına sahipti,der. çünkü newton'un bilgilerinin çok daha fazla insanı kurtaracağını buna ulaşmak için de onu engellemek isteyenleri yok etmesi gerektiğini savunur.
olağanüstü insanların daha iyi bir düzen için kötüyü yıkmaları gerektiğini savunur ve bunların olağanüstü insanların tabiatında olduğunu söyler.ve o canalıcı soruyu sorar :
'insan tabiatından dolayı suçlanabilir mi?'
dünyayı vareden,gelişmesini,buraya kadar gelebilmesini sağlayan olağanüstü insanlardır ve hemen hepsi bu başarıyı kan dökerek kazanmışlardır.
raskolnikov kendisinin de olağanüstü insan olduğunu düşünerek ev sahibi tefeci kadını bir baltayla öldürür. o kadar korkar ve heyecanlanır ki çok az para alarak oradan uzaklaşır.parayı da bir yere gömer ve korkudan oraya gidip alamaz bile.
raskolnikov'un yaşadıkları hiç tahmin ettiği gibi değildir.
raskolnikov sıradan ve olağanüstü insan tanımında mı yanılıyordu?
yoksa kendisi olağanüstü insan değil miydi?
çünkü olağanüstü insanlar mantıklı bir yıkım ve yok ediş yaptıkları için daha çok insanı kurtarmak,iyiliğe yön vermek istediklerinden suç işlerler ve vicdan azabı çekmezler.
ama raskolnikov yoğun bir vicdan muhasebesinden geçiyordu. bütün haklı sebepler onun katil olduğu gerçeğini değiştirmiyordu.
sonunda teslim olur ve vicdan azabından kurtulur.
üzerine düşünüldüğünde birkaç soru kalır akılda:
raskolnikov sıradan ve olağanüstü insan tanımında haklı mıydı?
olağanüstü insanlar suç işleme özgürlüğüne sahip olmalılar mı?
bu suç onları suçlu yapar mı?
yoksa olağanüstü insan olmanın bedeli daha iyi için kötüyü yok edip kötü olmak mıdır?
rus yazar dostoyevski'nin suç ve ceza romanının baskarakteridir raskolnikov.onu anlamak için önce biraz romandan bahsedeceğim.
fakir bir ailenin hukuk okuyan bir çocuğudur raskolnikov.ailenin maddi sıkıntıları vardır. hatta o kadar zor durumdadırlar ki kız kardeşi sevmediği bir adamla parası için evlenmek zorunda kalır. bu durum genç raskolnikov'u oldukca rahatsız eder. bu durumu değiştirmek için bir çözüm yolu arar. aklına yaşlı,kötü kalpli, sevilmeyen ve tefecilik yapan ev sahibini öldürüp paralarını almak gelir. böylece kızkardeşi sevmediği biriyle evlenmek zorunda kalmayacak kendisi de hukuk eğitimini tamamlayabilecekti.
ancak iyi insanlar icin birini öldürmek kolay değildir.kendini ikna etmesi gerekir.bunun üzerine raskolnikov sıradan ve olağanüstü insan kavramlarını oluşturur.
ona göre kurallara uyan,güce itaat eden ve bu durumdan şikayetçi olmayan insanlar sıradan insanlardır.yanlis anlaşılmasın raskolnikov'un tanımında sıradan insanlara kızgınlık,küçük görme yoktur.
diğer grup ise olağanüstü insanlar.bu insanlar yıkıcı,yeniden kurallar oluşturan yasa koyucudur.
kendi cümleleri ile ifade etmek gerekirse
'toplum içinde birazcık sivrilen,yani topluma söyleyecek birazcık yeni bir şeyleri bulunanlar birer suçlu olmak zorundadırlar.tersi durumda zaten sivrilmelerine olanak yoktur.'
raskolnikov daha da ileri giderek olağanüstü insanların suç işleme hakkı olduğunu savunur. hatta bunu newton örneğiyle verir. eğer newton bilimsel bilgilerinin yayılmasını engelleyen bir grupla karşılassaydı onları öldürme hakkına sahipti,der. çünkü newton'un bilgilerinin çok daha fazla insanı kurtaracağını buna ulaşmak için de onu engellemek isteyenleri yok etmesi gerektiğini savunur.
olağanüstü insanların daha iyi bir düzen için kötüyü yıkmaları gerektiğini savunur ve bunların olağanüstü insanların tabiatında olduğunu söyler.ve o canalıcı soruyu sorar :
'insan tabiatından dolayı suçlanabilir mi?'
dünyayı vareden,gelişmesini,buraya kadar gelebilmesini sağlayan olağanüstü insanlardır ve hemen hepsi bu başarıyı kan dökerek kazanmışlardır.
raskolnikov kendisinin de olağanüstü insan olduğunu düşünerek ev sahibi tefeci kadını bir baltayla öldürür. o kadar korkar ve heyecanlanır ki çok az para alarak oradan uzaklaşır.parayı da bir yere gömer ve korkudan oraya gidip alamaz bile.
raskolnikov'un yaşadıkları hiç tahmin ettiği gibi değildir.
raskolnikov sıradan ve olağanüstü insan tanımında mı yanılıyordu?
yoksa kendisi olağanüstü insan değil miydi?
çünkü olağanüstü insanlar mantıklı bir yıkım ve yok ediş yaptıkları için daha çok insanı kurtarmak,iyiliğe yön vermek istediklerinden suç işlerler ve vicdan azabı çekmezler.
ama raskolnikov yoğun bir vicdan muhasebesinden geçiyordu. bütün haklı sebepler onun katil olduğu gerçeğini değiştirmiyordu.
sonunda teslim olur ve vicdan azabından kurtulur.
üzerine düşünüldüğünde birkaç soru kalır akılda:
raskolnikov sıradan ve olağanüstü insan tanımında haklı mıydı?
olağanüstü insanlar suç işleme özgürlüğüne sahip olmalılar mı?
bu suç onları suçlu yapar mı?
yoksa olağanüstü insan olmanın bedeli daha iyi için kötüyü yok edip kötü olmak mıdır?
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
devamını gör...
kastamonu'da camiye gidip 8 kişiye korona bulaştıran adam
ölüm makinası.
devamını gör...
bir ömer hayyam rubaisi bırak
şu dünyada üç beş günlük ömrün var,
nedir bu dükkanlar, bu konaklar?
ev mi dayanır, bu sel yatağına?
bu rüzgarlı yerde mum mu yanar?
nedir bu dükkanlar, bu konaklar?
ev mi dayanır, bu sel yatağına?
bu rüzgarlı yerde mum mu yanar?
devamını gör...
zaman bir algı mıdır yoksa gerçek mi sorunsalı
zaman algılarımızla tahayyül edebildiğimiz bir evren gerçeği, boyutudur. her canlı türü tarafından farklı algılanabildiği gibi, tahayyülden ziyade kendisini direkt bir boyut olarak değerlendirebilen varlıkların da olabileceği şüphesindeyiz. bilim-kurgu filmlerindeki zamanı eğip bükebilen canlılar bu şüphenin bir sonucu işte.
(bkz: arrival)
(bkz: arrival)
devamını gör...
koleksiyon yapmak
bir gün zengin olursam saat koleksiyonu yapacağım .
devamını gör...
seri artı oy veren yazarın amacı
takip ettiği yazarları onore etme eylemidir.
devamını gör...
robert johnson
8 mayıs 1911 de doğup 16 ağustos 1938 de henüz 27 yaşında vefat etmiş blues müziğinin efsane ismidir. ben kendisini bir kere bile dinlemiş değilim. merakım sıradan geliyor alanında efsane olup 27 yaşında vefat eden büyük sanatçıların ilk bilinenlerindenmiş bu adam. ayrıca hayatı zorluklarla geçmiş 13 yaşında yakalandığı hastalıkta bir gözünü kaybetmiş , karısını da 16 yaşında doğum yaptığı sırada kaybetmiştir (erkenmiş aslında o yaşta acelen neydi kardeşim). neyse bu olaylardan sonra kendini iyice müziğe vermiş sanatçı bir yıl boyunca ortalıktan kaybolmuştur . ancak geri döndüğünde tekniği ve müziği ile bambaşka be efsane bir hale gelmiştir. efsaneye göre robert şeytana ruhunu satmıştır ve bu sayede meşhur olmuştur , gitarındaki akort ayarı günümüzde bile açıklığa kavuşturulamayan bir şekildedir ve eşi benzeri yoktur. yine bilindiği kadarıyla robert hiçbir zaman gitarının akordunu değiştirmemiştir.
bilindiği üzere sanatçı 27 yaşındayken çalıştığı barın sahibinin karısı ile ilişki yaşadığı için bar sahibi tarafından kendisine ikram edilen zehirli içkiyi içerek vefat etmiştir.
bilindiği üzere sanatçı 27 yaşındayken çalıştığı barın sahibinin karısı ile ilişki yaşadığı için bar sahibi tarafından kendisine ikram edilen zehirli içkiyi içerek vefat etmiştir.
devamını gör...
kişinin aşık olduğunu anladığı an
yüzüne kan gelmiş derler ya hani öyle oluyor. bi yaşama sevinci doğmuştu içime. kendimi sevmeye başlamış, dağa taşa uçan kuşa bile selam veresim gelmişti. hayatta en nefret ettiğim işi bile isteyerek içimden gelerek yapmıştım. sadece onu düşünür olmuştum. sanki dünya da bir o varmış hissiyatı ve bana aitmiş hissi oluşmuştu. ılk ve sondu. ondan sonrası da olmuyor zaten.
devamını gör...
mete gazoz
ayın 24'üne kadar her gün acaba başlık açıldı mı diye baktığım ama ancak yarı finale çıkınca adına başlık açılan çocuk.
bizde bu popüleri sevme, meşhur olana sarılma huyu aslında ne kadar vasat bir kitle olduğumuzun göstergesi.
2020 tokyo'da altın madalya alarak okçulukta altın madalya kazandıran ve farklı bir dalda ilk defa altın madalya kazanmamızı sağlayan 22 yaşındaki sporcu. umarım 3 olimpiyat daha yapar ve gelecekte ülkemize en az bir altın daha kazandırır.
not: madalya kazandıktan sonra başarıyı sahiplenmek için telefonla arayan ve sürekli kendisine övgü bekleyen cumhurbaşkanını kısa cevaplarla geçiştirmiştir.
bizde bu popüleri sevme, meşhur olana sarılma huyu aslında ne kadar vasat bir kitle olduğumuzun göstergesi.
2020 tokyo'da altın madalya alarak okçulukta altın madalya kazandıran ve farklı bir dalda ilk defa altın madalya kazanmamızı sağlayan 22 yaşındaki sporcu. umarım 3 olimpiyat daha yapar ve gelecekte ülkemize en az bir altın daha kazandırır.
not: madalya kazandıktan sonra başarıyı sahiplenmek için telefonla arayan ve sürekli kendisine övgü bekleyen cumhurbaşkanını kısa cevaplarla geçiştirmiştir.
devamını gör...
az tanım girmesine rağmen karma puanı yüksek olan yazarlar veri tabanı
az yazmış ama beğeni butonuna basmayı ve bastırmayı başarmış yazarlardır.
belki tenhada tehditle beğeni yaptırıyordur. *
belki tenhada tehditle beğeni yaptırıyordur. *
devamını gör...
hakime cevap veren memurun sürülmesi
sen kalk canı burnunda, evladının sağlıyla uğraşan adamı tatil gününde rahatsız et! sonra adamın biri gelsin kafa sözlükte seni savunsun iyi mi hakim? neymiş efenim amirinle böyle konuşamazsınmış.. üstteki yazar hakimin egosundan sende de var belliki. sakin ol şampiyon! ast üst var diye kimse kimsenin kölesi değil! bence kendini o katibin yerine koy empati yap sonra fikir beyan et.*
devamını gör...
hamuçora
iyi ki yabani çileğe hamuçora denilen köyde değilim çünkü kendimi yabani çileğin yanında değil pişinin gözlemenin yanında bulurdum. bu kadar da hamura benzeyen isim olmaz yani.
devamını gör...
nihilizm
çok büyük yanılgıdır ki nietzsche nihilist sanılır fakat nietzsche ideal belirlemiş bir insandır; ideal belirlemiş bir insan nihilist olamaz. nietzsche'ye göre nihilizm yanlızca bir aşamadır, insan önce nihilist olmalı, ardından kendi değerler sistemini oluşturmalıdır.
devamını gör...
sokak ortasında öpüşen sevgililer
inanın bu durumu sorun olarak görmeyi çok isterdim. sizce de katbekat yapılan tecavüz ve şiddet olaylarından sonra bunu seve seve istemek normal değil mi? bir kadını, kucağında beş çocukla sefil bir hayat sürerken görmektense tenha bir sokağın köşesinde sevgilisinin kucağında tutkuyla öpülürken görmeyi tercih ederim.
devamını gör...
goriot baba
le père goriot, türkçesiyle goriot baba kitabı honore de balzac'ın insanlık komedyası adlı eserinin ilk kitabıdır. önceden zengin olan ve daha sonra hayatında 2 kızından başka zenginliği olmayan goriot babanın bir pansiyona yerleşmesinden itibaren olaylar başlıyor. zengin olduğu dönemlerde kızları tarafından nasıl sevildiğini ve kabul gördüğünü ama daha sonra zenginliğinin bitmesi ile kızlarının ilgisinin de bittiği anlatılıyor. sadece kızları değil pansiyondaki diğer insanlar tarafından da aşağılanıyor çoğu kez. sessiz, yardımsever ve kibar olan goriot babanın kızlarına olan sevgisi, her şeyi kabul edici tavırları, kendisini onlara adaması en dikkat çekici nokta. bu ilgiye, sevgiye hiçbir zaman kızları layık olamıyor. bencillik, doyumsuzluk ve kendini adamışlık duygularını hissettiren hüzünlü bir hikaye.
--- alıntı ---
aynı masanın etrafında toplanan bu onsekiz kişinin arasında kolejlerde olduğu gibi türlü alaylara maruz kalan çaresiz biri vardı. bu biçare adam goriot baba'ydı. eğer bu topluluğun tarihi yazılacağı yerde, resmi çizilecek olsaydı bütün ışık bu adamın üzerinde toplanırdı. bu kinle karışık küçümsemenin, bu merhamete karışmış eziyetlerin, acılara merhamet göstermeyişin, bu en eski kiracıyı hedeflemesi acaba hangi tesadüfün eseri olabilirdi? bu duruma kendisi mi sebep olmuştu? bu sorular bir sürü toplumsal haksızlıklarla yakından alakalıdır.
zorluklara, alçakgönüllülükten, zaaftan ve kayıtsızlıktan dolayı tahammül eden insanları, her şeye katlanmak zorunda bırakmak belki de insan tabiatının bir gereğidir. gücümüzü bir insan veya bir şeyin karşısında ispat etmeyi hepimiz sevmez miyizi?
--- alıntı ---
--- alıntı ---
aynı masanın etrafında toplanan bu onsekiz kişinin arasında kolejlerde olduğu gibi türlü alaylara maruz kalan çaresiz biri vardı. bu biçare adam goriot baba'ydı. eğer bu topluluğun tarihi yazılacağı yerde, resmi çizilecek olsaydı bütün ışık bu adamın üzerinde toplanırdı. bu kinle karışık küçümsemenin, bu merhamete karışmış eziyetlerin, acılara merhamet göstermeyişin, bu en eski kiracıyı hedeflemesi acaba hangi tesadüfün eseri olabilirdi? bu duruma kendisi mi sebep olmuştu? bu sorular bir sürü toplumsal haksızlıklarla yakından alakalıdır.
zorluklara, alçakgönüllülükten, zaaftan ve kayıtsızlıktan dolayı tahammül eden insanları, her şeye katlanmak zorunda bırakmak belki de insan tabiatının bir gereğidir. gücümüzü bir insan veya bir şeyin karşısında ispat etmeyi hepimiz sevmez miyizi?
--- alıntı ---
devamını gör...
forumsal yazılar
soru cevap şeklinde ilerleyen, okuyucuya pek bir şey katmayan tanımlara veya başlığa verilen cevaplardır.
genelde işte adres, yetkili servis, fiyat sormak için forum sitelerinde kullanılır.
genelde işte adres, yetkili servis, fiyat sormak için forum sitelerinde kullanılır.
devamını gör...
