saçma şarkı sözleri
bu fasula yedibuçuk lira
hem kaynasın hem oynasın
yandan halimem yandan
severim seni candan
seviyorsan candan
boşan gel kocandan
neydi bu şimdi.
hem kaynasın hem oynasın
yandan halimem yandan
severim seni candan
seviyorsan candan
boşan gel kocandan
neydi bu şimdi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
hayat beni senin gittiğin gün büyüttü! kolumu kanadımı koparıp savurdu kayalardan aşağı, uçamadım... çarpa çarpa düştüm uçurumdan, tutunacak bir dal bulamadım...
en diplere en diplere...
sonra bir bir gitti herkes.
bir bir bıraktı beni.
ben de gitmeye kalktım yapamadım.
zaten kim gelirse gelsin ruhumun soğukluğunu ısıtamaz ki!
yüreğimin kırıkları batar, yakar canlarını...
sonra yine giderler...
kimse gelmese. yalnız 'sen'...
yalnız 'sen' sorsan yine 'nasılsın küçük muhalefet?' diye.
söz bu sefer her şey kabul.
başımı hafifçe sallayıp onaylayacağım sizi her ne dediyseniz.
hele ki babama hiç ses çıkarmayacağım.
sen demiştin ya hani hep kulaklarımda 'onun hiç kimsesi olmamış bebekken kimsesiz kalmış, ondan bu sevmeyi bilmeyişleri biraz anlamaya çalış' diye.
şimdi o kadar iyi anlıyorum ki.
yaşın kaç olursa olsun kimsesiz kaldıysan sevmeyi bilsen bile unutuyorsun.
içinden ruhunu çekip alıyorlar biliyor musun?
asıl biz bilmiyormuşuz, ben bilmiyormuşum sevmeyi hem.
saf, katıksız sevgiyi görememek, bilememek değil midir hem?
işte senden sonra bir bir gitti herkes...
babam bile...
sevmeyi öğrenmiştim halbuki artık.
senin dediğin gibi önce kendimden başlamıştım hemde.
şimdide sevilmeyi unuttum sanırım.
nasıl bir duyguydu hatırlamıyorum biliyor musun?
can kırıklarıma takılıp düşenler kaçarken bir iki söz mırıldandı ama duvarlarımın yüksekliğinden onları pek duyamadım, anlayamadım.
örme şu duvarları demiştin bana başımı okşarken - hani sokaktaki bir çocukla kavga etmiştim daha doğrusu eşek herif beni dövmüştü de sen ağzımdan laf almaya çalışırken ben herkese nefretle bakıyordum ama ağzımdan tek bir kelime çıkmıyordu ya- işte o gün. işte o gün 'yapma böyle banum aç yaralarını, gizleme dur bakayım, merhem olayım' demiştin. açmamıştım, anlatmamıştım, itmiştim seni bile...
hele şimdi gör bir de sen beni, yaralarımı bırak sormayı varlığını bile bana hatırlatanlar en büyük düşmanım oluyor.
duvarlarım arşı alemden görülüyor.
yaralarıma çomak sokup sonra da neden duvar örüyorsun diyorlar artık biliyor musun abi?
kimse senin gibi şefkatle yaklaşmıyor artık.
kimse senin yaptığın gibi yaralarımı pansuman etmiyor daha çok kanatıyor içten içe.
sahi neden insanlar bu kadar acımasız?
neden bu kadar merhametten uzak ve sevmeyi bilmiyor?
mesela ben neden kimseye açamıyorum yüreğimi sana açtığım gibi?
neden korkuyorum bu kadar yaşamaktan?
'minik kablumbağa olma yolunda ilerliyorsun' demiştin ya hani bana bir de şimdi görsen.
o neşeli, sevimli, korkusuz, gülüşünü senden almış minik kablumbağa kocaman bir insan savara dönüştü.
evet, çok güçlü bir insana dönüştüm ama içim o kadar yalnız ki. içim içime baktıkça küçücük kalıyor...
ne anlatıyorum ben yahu?
canım acıyor yine..
ondan ne dediğimi bilmiyorum..
hayatta ki ilk vurgunum senin gidişin biliyorsun.
ilk tepe taklak oluşum. o yaşıma kadar hep çocuk kalmışım, senin gözetiminde, senin yönlendirme benim kabul etmeyiş karşı çıkış asilik yapış ama yine içten içe sana hayranlıklarımla geçirmişim hayatımı.
en yakınım, en sevdiğim, beni duymadan bile anlayan tek insan olmuştun..
son günleri hatırlıyor musun?
beni zorla yanına getirtmiştin.
başka bir şehirdeydim ve seni aradım 'ben yalova'ya geçiyorum' diye halbuki 2 hafta sonra stajım başlayacaktı senin yanında. 'olur mu canım? önce buraya gel sonra bir haftasonu beraber geçeriz yalova ya' dedin. 'yahu ben kaan'ı özledim* kaç ay oldu görmedim' dedim. 'iyi sen bilirsin peki' dedin buruk bir sesle içime işledi o ses biliyor musun? .
yalova'ya almış olduğum bileti istanbul olarak değiştirdim sonra.
hayatımda ilk defa muhalefet olmadım o gün, ilk defa akışına bıraktım.
ertesi gün c. tesi aradım seni 'ben geliyorum. beni otogardan alır mısın? ' diye.
sesin şen şakrak ama hala bir gariplik var.
aldın beni otogardan bir gece önce gece yarılarına kadar çalışmış, yorulmuş yorgunluktan sözlerin bile sayıyla çıkıyordu ağzından. bir tuhaflık vardı sen değildin sanki gözlerimin içine bakan.
yorgun, bitkin, tutuk...
yeni bir iş kuruyordun ondan gece yarılarına kadar çalışıyor haftasonları bile eve gelmiyordun.
iki gün önce ablamı arayıp 'bu pazar planım var. haftaya pazar alış verişe çıkalım üstüme başıma giyecek bir şeyler alalım iyice kılıksız bir şeye dönüştüm. işler yoluna giriyor artık biraz zaman ayıracağım kendime daha az çalışıp daha çok gezeceğim' demişsin.
eve geçtik. tvde barış akarsu haberleri ona üzüldük. kaza geçirmiş gencecik nasıl yandı yüreğimiz. organ bağışı konuşuldu haberlerde henüz ölmemişti barış ama durumu iyi değildi ve organ bağışı üzerine ailesi bir şeyler söylüyordu hatırlamıyorum şuan. bizi dürttün ve ben ölürsem benim organlarımı bağışlayın dedin. 'allah korusun' dedik. korur muydu? *
gece beraber yattık. bana 'bilal'e* 5 lira borcum vardı onu vermeye uğradım. senin yanına gelmeden' dedin. 'neden ki?' dedim bende 'bilallere zaten gideceğiz p. tesi. hem ne gerek var eniştemin yanına gittin? eve gidecektik onun için gidince adam şaşırmıştır' dedim. 'öyle oldu zaten' dedin 'ne bileyim içimden öyle yapmak geldi, üzerimde kalmasın bugün varız yarın yok' dedin. eskisi gibi konuşa konuşa uyuduk. bir yandan radyonda çalan müzik.
hep dinlerdin zaten kendimi bildim bileli.
senin sayende benim yaşımda insanların bilemeyeceği şarkıları biliyor ve seviyordum.
1 temmuz pazar. sabah erken kalktın arkadaşlarınla denize gittin.
gidiş o gidiş...

gülüşüm, sevişim, hüznüm, özlemim hep sen...
peki ya yine gelsen? *
en diplere en diplere...
sonra bir bir gitti herkes.
bir bir bıraktı beni.
ben de gitmeye kalktım yapamadım.
zaten kim gelirse gelsin ruhumun soğukluğunu ısıtamaz ki!
yüreğimin kırıkları batar, yakar canlarını...
sonra yine giderler...
kimse gelmese. yalnız 'sen'...
yalnız 'sen' sorsan yine 'nasılsın küçük muhalefet?' diye.
söz bu sefer her şey kabul.
başımı hafifçe sallayıp onaylayacağım sizi her ne dediyseniz.
hele ki babama hiç ses çıkarmayacağım.
sen demiştin ya hani hep kulaklarımda 'onun hiç kimsesi olmamış bebekken kimsesiz kalmış, ondan bu sevmeyi bilmeyişleri biraz anlamaya çalış' diye.
şimdi o kadar iyi anlıyorum ki.
yaşın kaç olursa olsun kimsesiz kaldıysan sevmeyi bilsen bile unutuyorsun.
içinden ruhunu çekip alıyorlar biliyor musun?
asıl biz bilmiyormuşuz, ben bilmiyormuşum sevmeyi hem.
saf, katıksız sevgiyi görememek, bilememek değil midir hem?
işte senden sonra bir bir gitti herkes...
babam bile...
sevmeyi öğrenmiştim halbuki artık.
senin dediğin gibi önce kendimden başlamıştım hemde.
şimdide sevilmeyi unuttum sanırım.
nasıl bir duyguydu hatırlamıyorum biliyor musun?
can kırıklarıma takılıp düşenler kaçarken bir iki söz mırıldandı ama duvarlarımın yüksekliğinden onları pek duyamadım, anlayamadım.
örme şu duvarları demiştin bana başımı okşarken - hani sokaktaki bir çocukla kavga etmiştim daha doğrusu eşek herif beni dövmüştü de sen ağzımdan laf almaya çalışırken ben herkese nefretle bakıyordum ama ağzımdan tek bir kelime çıkmıyordu ya- işte o gün. işte o gün 'yapma böyle banum aç yaralarını, gizleme dur bakayım, merhem olayım' demiştin. açmamıştım, anlatmamıştım, itmiştim seni bile...
hele şimdi gör bir de sen beni, yaralarımı bırak sormayı varlığını bile bana hatırlatanlar en büyük düşmanım oluyor.
duvarlarım arşı alemden görülüyor.
yaralarıma çomak sokup sonra da neden duvar örüyorsun diyorlar artık biliyor musun abi?
kimse senin gibi şefkatle yaklaşmıyor artık.
kimse senin yaptığın gibi yaralarımı pansuman etmiyor daha çok kanatıyor içten içe.
sahi neden insanlar bu kadar acımasız?
neden bu kadar merhametten uzak ve sevmeyi bilmiyor?
mesela ben neden kimseye açamıyorum yüreğimi sana açtığım gibi?
neden korkuyorum bu kadar yaşamaktan?
'minik kablumbağa olma yolunda ilerliyorsun' demiştin ya hani bana bir de şimdi görsen.
o neşeli, sevimli, korkusuz, gülüşünü senden almış minik kablumbağa kocaman bir insan savara dönüştü.
evet, çok güçlü bir insana dönüştüm ama içim o kadar yalnız ki. içim içime baktıkça küçücük kalıyor...
ne anlatıyorum ben yahu?
canım acıyor yine..
ondan ne dediğimi bilmiyorum..
hayatta ki ilk vurgunum senin gidişin biliyorsun.
ilk tepe taklak oluşum. o yaşıma kadar hep çocuk kalmışım, senin gözetiminde, senin yönlendirme benim kabul etmeyiş karşı çıkış asilik yapış ama yine içten içe sana hayranlıklarımla geçirmişim hayatımı.
en yakınım, en sevdiğim, beni duymadan bile anlayan tek insan olmuştun..
son günleri hatırlıyor musun?
beni zorla yanına getirtmiştin.
başka bir şehirdeydim ve seni aradım 'ben yalova'ya geçiyorum' diye halbuki 2 hafta sonra stajım başlayacaktı senin yanında. 'olur mu canım? önce buraya gel sonra bir haftasonu beraber geçeriz yalova ya' dedin. 'yahu ben kaan'ı özledim* kaç ay oldu görmedim' dedim. 'iyi sen bilirsin peki' dedin buruk bir sesle içime işledi o ses biliyor musun? .
yalova'ya almış olduğum bileti istanbul olarak değiştirdim sonra.
hayatımda ilk defa muhalefet olmadım o gün, ilk defa akışına bıraktım.
ertesi gün c. tesi aradım seni 'ben geliyorum. beni otogardan alır mısın? ' diye.
sesin şen şakrak ama hala bir gariplik var.
aldın beni otogardan bir gece önce gece yarılarına kadar çalışmış, yorulmuş yorgunluktan sözlerin bile sayıyla çıkıyordu ağzından. bir tuhaflık vardı sen değildin sanki gözlerimin içine bakan.
yorgun, bitkin, tutuk...
yeni bir iş kuruyordun ondan gece yarılarına kadar çalışıyor haftasonları bile eve gelmiyordun.
iki gün önce ablamı arayıp 'bu pazar planım var. haftaya pazar alış verişe çıkalım üstüme başıma giyecek bir şeyler alalım iyice kılıksız bir şeye dönüştüm. işler yoluna giriyor artık biraz zaman ayıracağım kendime daha az çalışıp daha çok gezeceğim' demişsin.
eve geçtik. tvde barış akarsu haberleri ona üzüldük. kaza geçirmiş gencecik nasıl yandı yüreğimiz. organ bağışı konuşuldu haberlerde henüz ölmemişti barış ama durumu iyi değildi ve organ bağışı üzerine ailesi bir şeyler söylüyordu hatırlamıyorum şuan. bizi dürttün ve ben ölürsem benim organlarımı bağışlayın dedin. 'allah korusun' dedik. korur muydu? *
gece beraber yattık. bana 'bilal'e* 5 lira borcum vardı onu vermeye uğradım. senin yanına gelmeden' dedin. 'neden ki?' dedim bende 'bilallere zaten gideceğiz p. tesi. hem ne gerek var eniştemin yanına gittin? eve gidecektik onun için gidince adam şaşırmıştır' dedim. 'öyle oldu zaten' dedin 'ne bileyim içimden öyle yapmak geldi, üzerimde kalmasın bugün varız yarın yok' dedin. eskisi gibi konuşa konuşa uyuduk. bir yandan radyonda çalan müzik.
hep dinlerdin zaten kendimi bildim bileli.
senin sayende benim yaşımda insanların bilemeyeceği şarkıları biliyor ve seviyordum.
1 temmuz pazar. sabah erken kalktın arkadaşlarınla denize gittin.
gidiş o gidiş...

gülüşüm, sevişim, hüznüm, özlemim hep sen...
peki ya yine gelsen? *
devamını gör...
takvim arkası radyo yayını
sevgili zeki müren’le açılışı yapan güzel nostalji radyo yayını başlamıştır. arkada neler yaşandığını sadece şu üçlü bilecek veeee ne stresler yaşadığımızı. yayının sonunu getirebilirsek herkese benden kahve yahuuu!*
devamını gör...
john lennon
öldürüldüğünde 40 yaşındaymış. beatles'i kurmuş, sonra solo bir kariyer inşa etmiş. savaş karşıtı hareketlerin öncülüğünü üstlenmiş. tarihin akışına katkı sağlamış ve bütün bunları 40 senelik ömrüne sığdırmış. bize sorsalar 50 ya da 60 yaşında öldü diye düşünürdük.
devamını gör...
jess
sözlük sayesinde edindiğim arkadaşım.
sözlükte ne cevherler varmış dedirten cinsten.
istanbul yaptığımda, çay içmek için görmek istediğim insan.
hem ince, hem tatlı dilli, hem öğretici, hem ilgili, hem bilgili insan.
hem biricik, hem de biricik olduğu konusunda emin, hani benim nickaltım diyen jess.
very very sorry.
seni seviyorum kıs. *
sözlükte ne cevherler varmış dedirten cinsten.
istanbul yaptığımda, çay içmek için görmek istediğim insan.
hem ince, hem tatlı dilli, hem öğretici, hem ilgili, hem bilgili insan.
hem biricik, hem de biricik olduğu konusunda emin, hani benim nickaltım diyen jess.
very very sorry.
seni seviyorum kıs. *
devamını gör...
ankara'da yaşayan normal sözlük yazarları kulübü
varsa şekliniz demetevlere bekleriz.*
devamını gör...
katatonik şizofreni
balmumu katılığı vardır.
mutizm en sık bulgudur.
hareket bozuklukları ön plandadır, şizofreni de genel olarak görülen işitsel halüsinasyonlar tipik belirtiler arasında yer almaz.
tedavide elektrokonvülzif tedavi kullanılır ve en çok fayda gören şizofreni tipidir.
mutizm en sık bulgudur.
hareket bozuklukları ön plandadır, şizofreni de genel olarak görülen işitsel halüsinasyonlar tipik belirtiler arasında yer almaz.
tedavide elektrokonvülzif tedavi kullanılır ve en çok fayda gören şizofreni tipidir.
devamını gör...
friendzone
ay ama ben seni arkadas olarak goruyordumun ecnebicesi. her fani bir gun bu bolgeyi deneyimlemek zorunda kalacak, maalesef.
ikili iliskilerde; sevilen tarafin, seven tarafi sozde incitmemek icin olusturdugu sacmalik bence. yani aklin ermedigi milattan once lise yillarini tenzih ederek konusuyorum tabii ki,
abi ben seni begendim, sen beni benim seni begendigim gibi begenmedinse -ki assssiri dogal bir sey bu- sal, ne demeye arkadas olarak devam etmeye calisiyorsun?
seven kisiye lan acaba gunun birinde beni de degerlendirir mi? dusuncesini niye sorgulatiyorsun, vicdansiz.
anlik gonul kaymasi haricinde kesinlikle bulunulmamasi gereken bolge. sevdigi alenen belli olan birisiyle arkadas olarak devam etme challenge, cepte yedekte bekler gibi, saf kotuluk.
kaybetme korkusu olan kisiler yapiyor bu zonelamayi diyorlar, bir sekilde irtibatta kalip, hayatindan haberdar olmak ama kendi hayatina dahil etmemek, sadece onun istedigi zaman gorusmek falan. valla darlandim yazarken.
olabildigince uzak durulmasi, insanlik icin en iyisi .
ikili iliskilerde; sevilen tarafin, seven tarafi sozde incitmemek icin olusturdugu sacmalik bence. yani aklin ermedigi milattan once lise yillarini tenzih ederek konusuyorum tabii ki,
abi ben seni begendim, sen beni benim seni begendigim gibi begenmedinse -ki assssiri dogal bir sey bu- sal, ne demeye arkadas olarak devam etmeye calisiyorsun?
seven kisiye lan acaba gunun birinde beni de degerlendirir mi? dusuncesini niye sorgulatiyorsun, vicdansiz.
anlik gonul kaymasi haricinde kesinlikle bulunulmamasi gereken bolge. sevdigi alenen belli olan birisiyle arkadas olarak devam etme challenge, cepte yedekte bekler gibi, saf kotuluk.
kaybetme korkusu olan kisiler yapiyor bu zonelamayi diyorlar, bir sekilde irtibatta kalip, hayatindan haberdar olmak ama kendi hayatina dahil etmemek, sadece onun istedigi zaman gorusmek falan. valla darlandim yazarken.
olabildigince uzak durulmasi, insanlik icin en iyisi .
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının akrostişleri
karardı içim dinleyin enteller
artık yeter vicdansız zalimler
rahatta mısınız ey zenginler?
ahım tutarsa bir görürsünüz ebenizi
ne ettik biz diye öpersiniz eteğimi
tıynetim gereği affederim belki
imkanlar dahilinde verirseniz bana seyahat izni
neden derseniz çokamelli burası
annemlerdeyim sanki yeter dahası...*
artık yeter vicdansız zalimler
rahatta mısınız ey zenginler?
ahım tutarsa bir görürsünüz ebenizi
ne ettik biz diye öpersiniz eteğimi
tıynetim gereği affederim belki
imkanlar dahilinde verirseniz bana seyahat izni
neden derseniz çokamelli burası
annemlerdeyim sanki yeter dahası...*
devamını gör...
bir insanla ilişkiyi kesmek için yeterli sebepler
her şeyi karşı taraftan bekleyenleri almayayım.ne özelliğin var ki hep ben arayacağım.
her sözün altında farklı anlam aramak da büyük eksi ve sabrımı taşırıyor.
herkes senin gibi düşünecek ve yaşayacak da değil.saygı duyman gerekli.
benim ne hatam varmış diyen yaklaşma.
kimse kimsenin kaprisini,kahrını çekmez.
ne diye idare edeyim seni.beni yormaktan başka bir şey yapmıyorsun.
kim olursan ol uzağımda ol.
her sözün altında farklı anlam aramak da büyük eksi ve sabrımı taşırıyor.
herkes senin gibi düşünecek ve yaşayacak da değil.saygı duyman gerekli.
benim ne hatam varmış diyen yaklaşma.
kimse kimsenin kaprisini,kahrını çekmez.
ne diye idare edeyim seni.beni yormaktan başka bir şey yapmıyorsun.
kim olursan ol uzağımda ol.
devamını gör...
yazarların itiraf edemediği şeyler
zamana karşı durulmaması.
efenim bir kaç adet beyaz saç gördüm de kafamda.
efenim bir kaç adet beyaz saç gördüm de kafamda.
devamını gör...
karma puanının kafa karıştırıcı olması
800'dür o. 800 bin olsa duramazsın.
devamını gör...
betimleme
bir şeyi zihinde canlanacak biçimde ifade etmek. karşıdaki insanın hayal gücü ve kelimelerin seçimi ile sanat eseri gibi canlandırılabilecek ya da zar zor anlaşılabilecek bir karalama çizmek arasındaki sınır.
ruhu kırık insanların çokça başvurduğu kaynak. bir de anlatının olmazsa olmazı.
"türkçe biti- "yazmak" fiilinden +ım sonekiyle türetilmiş bir kelime olduğu"söylenir, bir de dilimize nurullah ataç tarafından kazandırıldığı.
bir kaynakta da çince "bet/ bit - çizmek" kelimesinden türkçeye geçtiğine dair bir yazı okumuştum. doğruluğundan emin olmamakla birlikte çok da yakıştırmıştım. sonuçta betimlemek kelimelerle resim çizmek.
ruhu kırık insanların çokça başvurduğu kaynak. bir de anlatının olmazsa olmazı.
"türkçe biti- "yazmak" fiilinden +ım sonekiyle türetilmiş bir kelime olduğu"söylenir, bir de dilimize nurullah ataç tarafından kazandırıldığı.
bir kaynakta da çince "bet/ bit - çizmek" kelimesinden türkçeye geçtiğine dair bir yazı okumuştum. doğruluğundan emin olmamakla birlikte çok da yakıştırmıştım. sonuçta betimlemek kelimelerle resim çizmek.
devamını gör...
cahit zarifoğlu
ağartı şiirindeki şu ifadeler çok etkiler beni:
noktanın sonuna kadar
bir sinir bir can yanmasıyla
bir parçamı
bir demir mengeneye
koyup sıkmak istiyorum mu nedir
dilimi
bir acı mı ne gerek
öyle uykum var ki
öyle istiyorum ki
noktanın sonuna kadar
bir sinir bir can yanmasıyla
bir parçamı
bir demir mengeneye
koyup sıkmak istiyorum mu nedir
dilimi
bir acı mı ne gerek
öyle uykum var ki
öyle istiyorum ki
devamını gör...
kürtlerin ana dilde eğitim hakkı
bakıldığı zaman olmaması ayrımcılık gibi dursa da,bir kürt vatandaşın kürtçeyi zaten aileden öğrenmesi muhtemel ancak kürtçe eğitim alması ona ne kazandıracak bu soruyu da düşünüyorum.eğitim süreci ve sonrasında iş hayatında kullanmayacak,aksine eğitim hayatı ve sonrasında ingilizce,türkçe vs. dillere hakim olması gerek dolayısıyla o dilleri biliyor ve öğreniyor olması gerek.öğrenmek isteyen öğrenebilir,konuşmak isteyen konuşabilir ancak burası türkiye cumhuriyetidir ve ortak dili de türkçe olduğu için kürtçe eğitim almak pek de mantıklı olmayan bir durumdur bence.
devamını gör...
ev erkeği
idealimdir eşim çalışsın ben ev işlerini yapayım böyle oluyorsa. çocuğu emzirmek dışında her işin altından kalkabileceğimi düşünüyorum.
devamını gör...
kitap yardımımızın ulaşması
çok güzel haber. okullar açılınca çocuklarımızın yüzünde oluşacak bir tebessüm bile her şeye değer
devamını gör...
legolas
kalkanla merdivenlerden kaydığı sahnesiyle kendine hayran bırakan yüzüklerin efendisi karakteri.
ne ara ok attığını görebilmek için sanırım elf gözlerine sahip olmamız gerek.
ne ara ok attığını görebilmek için sanırım elf gözlerine sahip olmamız gerek.
devamını gör...


