kanal istanbul için küfürleşerek kavga eden dayılar
(bkz: senin ensen kalın göbeğin sağlam)
küfür ve kavga göremediğim dayılardır. kuvvetle muhtemel kesmişler. keşke kesmeselermiş. neyse. iyi tarafından bakalım. yepyeni bir sözlük klişesi kazandıran kapışma olmuş. tutar bu bkz. daha doğrusu tutarlarsa tutar, tutmazlarsa tutmaz.
yabancı gemilerin boğazlardan beleşe geçtiğini sanan ve “o zamanındaki iki üç tane şerefsiz yüzünden” diye atatürk hükümetine hakaret eden dayı ve dayı gibi düşünenler için de şunu söylemek istiyorum: boğazların rejimi montrö boğazlar sözleşmesi çerçevesinde düzenlenmiştir. montrö'ye göre, barış zamanında yalnızca savaş gemileri ücret ödemez. ha ödeselerdi bence iyi olurdu ama ayda yılda bir savaş gemisi geçiyor, o da hasbelkader. ticaret gemileri ise her koşulda ücrete tabiiler. öyle beleşe geçmek gibi bir durum yok ortada. geçiş ücretleri de tâ 1936 yılında altın cinsinden belirlenmiş zaten. benim için montrö'nün tek eleştirebilecek noktası, savaş gemilerinin beleşe geçiyor oluşu ve geçiş ücretlerinin dolara endekslenmemiş oluşudur. bu ikincisi ciddi gelir kaybına neden olmakta. onun dışında eleştirilebilecek bir kısım, benim bildiğim kadarıyla, yok.
ticaret gemilerinin geçiş ücretleri hakkında, dokuz eylül üniversitesinin yayınladığı, türk deniz ticareti tarihinin montrö ile ilgili kısmı aşağıdadır:
tdtts.deu.edu.tr/wp-content...
dayılardan nereye geldik. pek kısa zamanda montrö boğazlar sözleşmesi başlığında görüşmek üzere. kanalıma abone olmayı unutmayınız.
küfür ve kavga göremediğim dayılardır. kuvvetle muhtemel kesmişler. keşke kesmeselermiş. neyse. iyi tarafından bakalım. yepyeni bir sözlük klişesi kazandıran kapışma olmuş. tutar bu bkz. daha doğrusu tutarlarsa tutar, tutmazlarsa tutmaz.
yabancı gemilerin boğazlardan beleşe geçtiğini sanan ve “o zamanındaki iki üç tane şerefsiz yüzünden” diye atatürk hükümetine hakaret eden dayı ve dayı gibi düşünenler için de şunu söylemek istiyorum: boğazların rejimi montrö boğazlar sözleşmesi çerçevesinde düzenlenmiştir. montrö'ye göre, barış zamanında yalnızca savaş gemileri ücret ödemez. ha ödeselerdi bence iyi olurdu ama ayda yılda bir savaş gemisi geçiyor, o da hasbelkader. ticaret gemileri ise her koşulda ücrete tabiiler. öyle beleşe geçmek gibi bir durum yok ortada. geçiş ücretleri de tâ 1936 yılında altın cinsinden belirlenmiş zaten. benim için montrö'nün tek eleştirebilecek noktası, savaş gemilerinin beleşe geçiyor oluşu ve geçiş ücretlerinin dolara endekslenmemiş oluşudur. bu ikincisi ciddi gelir kaybına neden olmakta. onun dışında eleştirilebilecek bir kısım, benim bildiğim kadarıyla, yok.
ticaret gemilerinin geçiş ücretleri hakkında, dokuz eylül üniversitesinin yayınladığı, türk deniz ticareti tarihinin montrö ile ilgili kısmı aşağıdadır:
tdtts.deu.edu.tr/wp-content...
dayılardan nereye geldik. pek kısa zamanda montrö boğazlar sözleşmesi başlığında görüşmek üzere. kanalıma abone olmayı unutmayınız.
devamını gör...
müptelası olunan kokular
yağmur sonrası toprak kokusu.
devamını gör...
edebiyat dedikoduları
cemal süreya aşırı evine düşkün biriymiş. tomris hanımla evli ve kadıköy'de otururlarken bir gün ona "sen işten çıktığın gibi niye eve geliyorsun biraz arkadaşlarınla takılsan gezsen olmaz mı?" gibisinden yorumlarda bulunmuş.
cemal süreya tamam demiş. birkaç gün geçmiş bakmış ki eve yarım saat geç gelmeye başlıyor. bir gün merak etmiş ne taraftan geliyor diye bakmak için pencereye çıkmış tomris hanim. bide ne görsün, o yarım saat boyunca eve geç gitmek için aşağıda kaldırımda oturuyormuş...
cemal süreya tamam demiş. birkaç gün geçmiş bakmış ki eve yarım saat geç gelmeye başlıyor. bir gün merak etmiş ne taraftan geliyor diye bakmak için pencereye çıkmış tomris hanim. bide ne görsün, o yarım saat boyunca eve geç gitmek için aşağıda kaldırımda oturuyormuş...
devamını gör...
2022 yılı için kehanette bulun
son beş yılda gerçekleşen saçma sapan olaylar sebebiyle halihazırda üniversite kantininde satılan tost kaşarı gibi uzamış olan dananın kuyruğu kopar artık herhalde.
t: hiçbir yönden iyi yönde olmayan kehanetler bütünü.
t: hiçbir yönden iyi yönde olmayan kehanetler bütünü.
devamını gör...
rahatsız’ın enfes ukdeleri
rahatsız müthiş fotoğraf arşivi ve kendine has tarzı ile sözlüğün bir rengi olmuşken bir de ukdeleri şahane oluyor, çok güzel konular belirlemiş maşallah, her renkten var.
devamını gör...
çocukların masum olmaması
katıldığım durum. yıllar içinde eğitimle toplum içinde yaşamayı zorlaştıracak dürtülerimizi saklamayı öğreniyoruz sadece. çocukken saklamayı bilmiyorduk.
devamını gör...
öz güveni yüksek çocuk yetiştirmenin incelikleri
annem ve babam beni seviyor, hata da yapsam arkamda durur, başarısız olsam da bana değer vermeye devam eder diyorsa bir çocuk yani sevildiğinden eminse özgüvenli olacaktır. özgüvenin temel koşulu, koşulsuz sevmektir.
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
demokrasilerde çare tükenmez. demirel
devamını gör...
proleter
yakarsa dünyayı garipler yakar adlı eserdeki garipleri ifade eder.proleter yada proleterya..
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
zaman zaman gözümüzün önünde oluşan takip edilebilen ufak şekiller, gözün vitröz sıvısındaki protein yansımalarıdır.
devamını gör...
kılıçdaroğlu'nun lgbti türk aile yapısını bozmaz demesi
devamını gör...
türkiye'de yaşayamam diyenlerin bilet paralarını vermek
çok sayın ak partili cb. rte'nin 3 sene evvelki müthiş fikri. haber eski fakat yeniden gündemde. türkiye'de, hele ki istanbul'da yaşayamam diyen varsa bilet paralarını verip göndermek lazım demiş. bence gayet mantıklı. çünkü lütfen...
haber linki
haber linki
devamını gör...
amatka
karin tidbeck’in muhteşem kitabıdır.
goethe demiş ki: “ nerde bir kavram yoksa bir sözcük tam zamanında imdada yetişir.” bu cümle aklımdan hiç çıkmaz. ırıs murdoch da şöyle bir soru sormuştu yanlış hatırlamıyorsam: “ kelimeler olmadan nasıl düşünürdü insan?” ve bunlara ek olarak da incil “ önce söz vardı” diye başlarken kuran’a göre “ol” demiştir ve olmuşuzdur. yani özetlemem gerekirse eğer, ki gerekir, her şeyin başlangıcı sözcüklerdir, belki bitişi de öyledir.
peki bu olaya biraz daha metafizik açıdan bakarsak; bir kavramı ortaya çıkarmak için bir sözcüğü telafuz etmek mümkün müdür? ya da ismini hiç telafuz etmediğimiz bir kavram, bir nesne, bir varlık zamanla yapısını kaybedip yok olur mu? sözcükler gerçekten bu kadar güçlü olabilir mi?
ya da öyle bir zaman gelip nesnelerin var olmak için ihtiyacı olan tek şey adlarının anılması olursa ne yaparız? ve eğer bu isim anma işlemi düzenli olarak yapılmak zorunda olursa? gerçeklik algımızı yavaş yavaş kaybetmeye başlayıp soyut bir hale bürünür müyüz?
bu soruların cevapları elbette bir yerlerde saklıdır. bulunur. peki neden geleceğe dair tasavvurlarımızın tamamında bir ümitsizlik hakim? neden mutlu bir geleceğe inanamıyoruz? sürekli aynı yılı yaşıyor gibi hissetmiyor musunuz siz de? sürekli 1984...
amatka’yı mutlaka okuyun, kelimelerin gücü adına....
goethe demiş ki: “ nerde bir kavram yoksa bir sözcük tam zamanında imdada yetişir.” bu cümle aklımdan hiç çıkmaz. ırıs murdoch da şöyle bir soru sormuştu yanlış hatırlamıyorsam: “ kelimeler olmadan nasıl düşünürdü insan?” ve bunlara ek olarak da incil “ önce söz vardı” diye başlarken kuran’a göre “ol” demiştir ve olmuşuzdur. yani özetlemem gerekirse eğer, ki gerekir, her şeyin başlangıcı sözcüklerdir, belki bitişi de öyledir.
peki bu olaya biraz daha metafizik açıdan bakarsak; bir kavramı ortaya çıkarmak için bir sözcüğü telafuz etmek mümkün müdür? ya da ismini hiç telafuz etmediğimiz bir kavram, bir nesne, bir varlık zamanla yapısını kaybedip yok olur mu? sözcükler gerçekten bu kadar güçlü olabilir mi?
ya da öyle bir zaman gelip nesnelerin var olmak için ihtiyacı olan tek şey adlarının anılması olursa ne yaparız? ve eğer bu isim anma işlemi düzenli olarak yapılmak zorunda olursa? gerçeklik algımızı yavaş yavaş kaybetmeye başlayıp soyut bir hale bürünür müyüz?
bu soruların cevapları elbette bir yerlerde saklıdır. bulunur. peki neden geleceğe dair tasavvurlarımızın tamamında bir ümitsizlik hakim? neden mutlu bir geleceğe inanamıyoruz? sürekli aynı yılı yaşıyor gibi hissetmiyor musunuz siz de? sürekli 1984...
amatka’yı mutlaka okuyun, kelimelerin gücü adına....
devamını gör...
ilgisiz sevgili
hepimiz insanız. ilgisizlik her şekilde karşıdakini yorar. ne sevgi kalır ne de bir şey.ilişki ile ilgili sorunlar varsa açıkça söyleyin, bu tavır hoş değil.
devamını gör...
cem karaca ilhan irem erkin koray barış manço
şampiyonlar ligi
güzel bir sofrada hasbihal ederken ve şarkılarını mırıldanırken hayal ettim her birini.
erkin koray: böyle gelmiş böyle gidecek korkarım vallah.
yok mu çaresi dostlar fesuphanallah.
barış manço: ali yazar, veli bozar
küp suyunu çeker azar azar
üzülmüşüm, neye yarar
keskin sirke küpüne zarar.
cem karaca: hep bir halli turhallıyız biz bize benzeriz
yüz bin kere tövbe eder gene şarap içeriz.
ilhan irem: işte hayat yine akıp gidiyor
işte hayat böyledir deniyor
zaman herşeyi siliyor.
güzel bir sofrada hasbihal ederken ve şarkılarını mırıldanırken hayal ettim her birini.
erkin koray: böyle gelmiş böyle gidecek korkarım vallah.
yok mu çaresi dostlar fesuphanallah.
barış manço: ali yazar, veli bozar
küp suyunu çeker azar azar
üzülmüşüm, neye yarar
keskin sirke küpüne zarar.
cem karaca: hep bir halli turhallıyız biz bize benzeriz
yüz bin kere tövbe eder gene şarap içeriz.
ilhan irem: işte hayat yine akıp gidiyor
işte hayat böyledir deniyor
zaman herşeyi siliyor.
devamını gör...
muhafazakar gençlerin sözlüklerde azınlık olması
selamun aleykum kafa sözlük yazarları *birileri beni çağırmış * ne yapalım “ben geldim biliyor musun ?azınlık dediğin tayfadanım “diye kimliğimizle mi konuşalım herkes özgür iradesiyle burada düşüncelerini beyan eder ,bas bas bağırmaz. ben buyum şuyum diye statü ya da kimlik dayatmaz insana insan olduğu için değer veririz çünkü kimlik,statü dayatan kişiye o an gözünde olan değeri biçersin bireyi bizzat tanımazsın yalnız belirtmeliyim muhafazakar kelimesinden çok dindar denilmesini tercih ederim ..hamdolsun ilmimizi ahiret ve dünya dengesi içinde her daim dört dörtlük olamazda ilerletmeye çalışıyoruz çabalamak ilkemiz. heh oldum piştim demeden beşikten mezara her manada kendimizi geliştirme, yetiştirme gayesindeyiz burada ezberden konuşan, saygısızca hakaretle bir yere varmaya çalışan arkadaşlara aynı şekilde cevap vermeyi ben kendime yakıştırmam yazılanlardan gördüm ki herkes inandığı fikrin ,düşüncenin yobazı olmuş... zaten şu da bir gerçek taraflardan biri üslubunu bilmediği için kaybediyor ve bu hakaret,küfür, nefret zinciri devam ediyor...merak ediyorum neden hayatınıza bir insan kazanmak yerine nefret ve kin duyuyorsunuz ?farklılıklarımız zenginliklerimizdir diye düşünmeyip boş boş altı doldurulamayan saygı kelimesini öğrenemiyoruz ? üslupluca neden birbirimizle konuşamıyoruz sürekli öfke kusuluyor? dindar ya da başlıkta denildiği gibi muhafazakar denilince aklınıza akp ya da siyasi islamcılar gelmesin tek başına kelimeyi dindar nasıl olmalı , tek başına islam nedir ne değildiri? ele almanızı tavsiye ederim insan masum değil insanoğlu menfaatçi, istismarcı ama bunların faturasını islama kesmeyiniz. öğreniniz.. objektif bakış açısıyla araştırınız.. bana da mesaj atabilirsiniz memnuniyet duyarım aradaki bu kini nefreti düşünen bireyler olarak çözebiliriz düşünmek zor gelmesin bu kadar ezberci olmayalım..*
devamını gör...
normal sözlük yönetiminin beni cehenneme yollaması
devamını gör...


