menümüze isim buluyoruz
hamburger iyiydi sanki.
kablo kutusu olsun. vardır ya çoğumuzun öyle bir, içinde her şeyi sakladığımız kablo kutusu *
ya da çıfıt çarşısı. ne ararsan var içinde gibisinden.
çarşamba çanağı da olur. yine karışık bir menü olmasından mütevellit...
bilemedim, burada dura dura aklıma hep kaosvari kelimeler gelmeye başladı. iyi değilim galiba.
kablo kutusu olsun. vardır ya çoğumuzun öyle bir, içinde her şeyi sakladığımız kablo kutusu *
ya da çıfıt çarşısı. ne ararsan var içinde gibisinden.
çarşamba çanağı da olur. yine karışık bir menü olmasından mütevellit...
bilemedim, burada dura dura aklıma hep kaosvari kelimeler gelmeye başladı. iyi değilim galiba.
devamını gör...
sinema tarihinin en iyi dans sahnesi
devamını gör...
vebitcoin faaliyetlerini durdurması
aga yabancı yere girmicen paran gider yerlilerle yapacan bu işi diyenleri şöyle alalım.
devamını gör...
uyumadan önce dua etmeyi bırakmak
herkesin duası aynı anda kabul olsaydı neler olabilirdi düşünmek bile istemiyorum. o yüzden her şeyin bir zamanı var düşüncesi içerisindeyim.
devamını gör...
gece modu kullanan sözlük yazarları
kullanmayan var mı ki? kullanmayanların kim olduğunu merak ettiğim yazarlardır. kör olursunuz yahu yapmayın etmeyin.
devamını gör...
hayırsız ada
hayırsız adanın acı dolu hikayesi. 80 bin canın yok edilişi.*
her milletin geçmişinde yüz kızartıcı hataları olmuştur. 1910 yılının 5 haziran günü dönemin ittihat ve terakki partili belediye başkanı suphi beysoyundu tarafından verilen bir kararla istanbul’da sokak köpekleri toplatılmaya başladı. tüm şehirde toplanan köpekler araçlarla tophane limanına getiriliyordu. buradan mavnalara yüklenip marmara denizinde bulunan sivri adaya bırakılıyordu. su kaynağı bulunmayan bu ada sadece kayalıklardan ibarettir. ne bir ağaç ne de gölgelik bir yer bulunan bu ada gelen bu masum canlıların son ziyaretgahı olmuştu. ada üzerinde hiçbir canlı bulunmadığı için adaya bırakılan köpekler açlık ve susuzluktan dolayı birbirlerini yemişlerdir.
bu katliamın yapılmasının en büyük sebeplerinden biri o dönem fransız bir firmanın istanbul belediyesine yaptığı başvuruydu. bu başvuruya göre istanbul’da o zaman sayıları “seksen bin” üzerinde olan köpeklerin kürk ve kemiklerinden yararlanılmak istenmesiydi. toplanacak olan köpekler öldürülüp işlenecek ve fransa’ya gönderilecekti.
fakat bu anlaşma devam etmedi. köpekler toplandı fakat firma alımı yapmadığı için hayvanlar toplandıkları adada hayatlarını kaybettiler. bu katliamın ardındaki bir diğer sebep ise ıı. meşrutiyet öncesi iktidarda olan ıı.abdülhamid zamanında köpeklere iyi bakılması ve korunmasıydı. kuduz vakalarını önlemek için dünyadaki 3. pasteur enstitüsü ıı.abdülhamid’in yaptığı büyük miktarda yardımla istanbul’da açılmıştı.
köpeklerin sokakta özgürce çiftleşmesi de doğal aşı yerine geçiyordu. fakat 1908 yılında önce ıı. meşrutiyetin ilanı ve sonra abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle köpekler sahipsiz kaldı. onun yerine geçen ittihad ve terakki partisi de sabık hükümdardan kalan tüm özellikleri silmeye çalışıyordu.
aslında istanbul’da köpeklerin başı bu olaydan önce iki kez belaya giriyor. söylentiye göre bu olayların ilkinde ingiliz sefaretinde görevli birini ısıran köpekler şahsın kaçarken yüksek bir duvardan düşüp ölmesiyle “istemeyen” ilan ediliyorlar. majestelerinin hükümeti osmanlı’ya ültimatom veriyor. sultan 2. mahmut da kararını açıklıyor:
“sokak köpekleri tez elden toplana, teknelere konula ve sivri ada’ya bırakıla…”
operasyon başlıyor. halk “köpekleri bırakın” diye haykırıyor. yeniçeri ocağı’nı dağıtan 2. mahmut kararını geri alıyor.
ikinci büyük köpek toplama harekatı sultan abdülaziz devrinde yaşanıyor. köpekler toplanıyor, teknelere konulup hayırsız ada’ya bırakılıyor.
bu operasyonla eş zamanlı olarak 1865 eylülünde büyük istanbul yangınlarından biri başlamasın mı! beyazıt’tan gedikpaşa’ya kadar evler konaklar kömür oluyor. halk anında bu felaketin gerekçesini buluyor: köpekleri topladınız, allah da cezanızı verdi! köpekler olsaydı önceden haber verirlerdi. tekneler yeniden hayırsız ada’ya gidiyor, köpekleri yükleyip istanbul’a geri getiriyor.
1910 katliamından sonra ise iki savaş çıkıyor. önce libya italyanlar tarafından işgal ediliyor. sonra balkan savaşları çıkıyor. bu olaylardan sonra sivri ada’nın adı “hayırsız ada” şeklinde değişiyor. 1910 köpek katliamı ile ilgili 2010 yılında serge avedikian tarafından yapılan animasyon filmi “chienne d’historie” filmi, o yılın cannes film festivalinde en iyi kısa film ödülü alıyor.
link
her milletin geçmişinde yüz kızartıcı hataları olmuştur. 1910 yılının 5 haziran günü dönemin ittihat ve terakki partili belediye başkanı suphi beysoyundu tarafından verilen bir kararla istanbul’da sokak köpekleri toplatılmaya başladı. tüm şehirde toplanan köpekler araçlarla tophane limanına getiriliyordu. buradan mavnalara yüklenip marmara denizinde bulunan sivri adaya bırakılıyordu. su kaynağı bulunmayan bu ada sadece kayalıklardan ibarettir. ne bir ağaç ne de gölgelik bir yer bulunan bu ada gelen bu masum canlıların son ziyaretgahı olmuştu. ada üzerinde hiçbir canlı bulunmadığı için adaya bırakılan köpekler açlık ve susuzluktan dolayı birbirlerini yemişlerdir.
bu katliamın yapılmasının en büyük sebeplerinden biri o dönem fransız bir firmanın istanbul belediyesine yaptığı başvuruydu. bu başvuruya göre istanbul’da o zaman sayıları “seksen bin” üzerinde olan köpeklerin kürk ve kemiklerinden yararlanılmak istenmesiydi. toplanacak olan köpekler öldürülüp işlenecek ve fransa’ya gönderilecekti.
fakat bu anlaşma devam etmedi. köpekler toplandı fakat firma alımı yapmadığı için hayvanlar toplandıkları adada hayatlarını kaybettiler. bu katliamın ardındaki bir diğer sebep ise ıı. meşrutiyet öncesi iktidarda olan ıı.abdülhamid zamanında köpeklere iyi bakılması ve korunmasıydı. kuduz vakalarını önlemek için dünyadaki 3. pasteur enstitüsü ıı.abdülhamid’in yaptığı büyük miktarda yardımla istanbul’da açılmıştı.
köpeklerin sokakta özgürce çiftleşmesi de doğal aşı yerine geçiyordu. fakat 1908 yılında önce ıı. meşrutiyetin ilanı ve sonra abdülhamid’in tahttan indirilmesiyle köpekler sahipsiz kaldı. onun yerine geçen ittihad ve terakki partisi de sabık hükümdardan kalan tüm özellikleri silmeye çalışıyordu.
aslında istanbul’da köpeklerin başı bu olaydan önce iki kez belaya giriyor. söylentiye göre bu olayların ilkinde ingiliz sefaretinde görevli birini ısıran köpekler şahsın kaçarken yüksek bir duvardan düşüp ölmesiyle “istemeyen” ilan ediliyorlar. majestelerinin hükümeti osmanlı’ya ültimatom veriyor. sultan 2. mahmut da kararını açıklıyor:
“sokak köpekleri tez elden toplana, teknelere konula ve sivri ada’ya bırakıla…”
operasyon başlıyor. halk “köpekleri bırakın” diye haykırıyor. yeniçeri ocağı’nı dağıtan 2. mahmut kararını geri alıyor.
ikinci büyük köpek toplama harekatı sultan abdülaziz devrinde yaşanıyor. köpekler toplanıyor, teknelere konulup hayırsız ada’ya bırakılıyor.
bu operasyonla eş zamanlı olarak 1865 eylülünde büyük istanbul yangınlarından biri başlamasın mı! beyazıt’tan gedikpaşa’ya kadar evler konaklar kömür oluyor. halk anında bu felaketin gerekçesini buluyor: köpekleri topladınız, allah da cezanızı verdi! köpekler olsaydı önceden haber verirlerdi. tekneler yeniden hayırsız ada’ya gidiyor, köpekleri yükleyip istanbul’a geri getiriyor.
1910 katliamından sonra ise iki savaş çıkıyor. önce libya italyanlar tarafından işgal ediliyor. sonra balkan savaşları çıkıyor. bu olaylardan sonra sivri ada’nın adı “hayırsız ada” şeklinde değişiyor. 1910 köpek katliamı ile ilgili 2010 yılında serge avedikian tarafından yapılan animasyon filmi “chienne d’historie” filmi, o yılın cannes film festivalinde en iyi kısa film ödülü alıyor.
link
devamını gör...
geceye bir 90'lar şarkısı bırak
yeşim salkım-ben yoldan gönüllü çıktım.
devamını gör...
rythm 0
performans sanatçısı sırp asıllı marina abramovic 'in 1974 yılında napoli' de yaptığı dehşet verici performanstır. performansta altı saat boyunca abramovic hareketsiz duracak ve yanındaki masada duran aralarında tabanca, kurşun, bıçak, zincir, jilet gibi silahlarla birlikte çiçek ve kek gibi nesnelerle izleyiciler kendisine istediğini yapabilecektir. abromovic kendi boynuna "bana bunlarla istediğinizi yapabilirsiniz, hiç bir tepki vermeyeceğim ve olacak her şeyden de ben sorumluyum" yazan bir kağıtta iliştirmiş.
en başta her şey çok masumane ve sevgi doluymuş, kadının elini sıkmışlar, kendisine çiçek vermişler, kek yedirmişler hatta saçını ve yanaklarını okşamışlar. ancak kırık camlar teorisi' nde de olduğu gibi herkes meğer bir kıvılcım bekliyormuş. seyircilerden biri kadına tokat atmış tabii ki abramovic hiç bir tepki vermemiş, bundan sonrada film kopmuş. her gelen bundan cesaret alarak kadına karşı türlü türlü şiddet gösterisinde bulunmuşlar.
izleyicilerden birisi kadının başına masada duran silahı dayamış, bir başkası jiletle vücudunu çizmiş, kadına tacizde bulunup, tecavüze yeltenmişler. hatta kadından akan kanı bile emmeye çalışmışlar. taciz o dereceye varmış ki kadının üstünü çırılçıplak soyup fotoğrafarını çekip kadının eline tutuşturmuşlar. abramovic gene hareket etmemiş ama yapılanlar karşısında da gözyaşlarına engel olamamış.
sonra ne olduysa bir kadın çıkıp kadının gözyaşlarını silmiş ve ona sarılmış. üstünü örtüp sakinleşmesi için sigara verilmiş. performansın sonunda süre bitince kan revan içinde abramovic hareket etmeye başlayınca orada bulunanlar korku içinde sağa sola kaçışmışlar. çünkü kendi yarattıkları dehşetten korkmuşlar, onunla yüzleşememişler.
performanstan ziyade bir sosyal deneydir. karşıdaki insanın pasif ve savunmasız olduğundan emin olduğumuzda insan denen canlının ne kadar vahşileşebileceğini gösterir. insanlar zalimce davranmayı kendileri tercih ediyorlar. vahşetin büyümesi ise onları durdurmak için yeterli olmuyor. serbest kötülük deniyor olsa gerek buna.
gösteriden sonra abramoviç şunu demiş:
"gösteriden sonra otel odasına gidip aynaya baktığımda saçımda belirli bir bölümün beyazlaşmış olduğunu fark ettim"
kendi anlatımı ile performansı . +18 olduğu için giriş gerekiyor.
türkçe bir kaynak
en başta her şey çok masumane ve sevgi doluymuş, kadının elini sıkmışlar, kendisine çiçek vermişler, kek yedirmişler hatta saçını ve yanaklarını okşamışlar. ancak kırık camlar teorisi' nde de olduğu gibi herkes meğer bir kıvılcım bekliyormuş. seyircilerden biri kadına tokat atmış tabii ki abramovic hiç bir tepki vermemiş, bundan sonrada film kopmuş. her gelen bundan cesaret alarak kadına karşı türlü türlü şiddet gösterisinde bulunmuşlar.
izleyicilerden birisi kadının başına masada duran silahı dayamış, bir başkası jiletle vücudunu çizmiş, kadına tacizde bulunup, tecavüze yeltenmişler. hatta kadından akan kanı bile emmeye çalışmışlar. taciz o dereceye varmış ki kadının üstünü çırılçıplak soyup fotoğrafarını çekip kadının eline tutuşturmuşlar. abramovic gene hareket etmemiş ama yapılanlar karşısında da gözyaşlarına engel olamamış.
sonra ne olduysa bir kadın çıkıp kadının gözyaşlarını silmiş ve ona sarılmış. üstünü örtüp sakinleşmesi için sigara verilmiş. performansın sonunda süre bitince kan revan içinde abramovic hareket etmeye başlayınca orada bulunanlar korku içinde sağa sola kaçışmışlar. çünkü kendi yarattıkları dehşetten korkmuşlar, onunla yüzleşememişler.
performanstan ziyade bir sosyal deneydir. karşıdaki insanın pasif ve savunmasız olduğundan emin olduğumuzda insan denen canlının ne kadar vahşileşebileceğini gösterir. insanlar zalimce davranmayı kendileri tercih ediyorlar. vahşetin büyümesi ise onları durdurmak için yeterli olmuyor. serbest kötülük deniyor olsa gerek buna.
gösteriden sonra abramoviç şunu demiş:
"gösteriden sonra otel odasına gidip aynaya baktığımda saçımda belirli bir bölümün beyazlaşmış olduğunu fark ettim"
kendi anlatımı ile performansı . +18 olduğu için giriş gerekiyor.
türkçe bir kaynak
devamını gör...
beş gözle beklemek
3 gözünü kapatarak bekleyen, 8 gözlü zıplayan örümcek için kullanılabilecek varsayımsal deyim.
devamını gör...
ayşegül sünetçioğlu
tiyatro kampında atölyesine katıldığım, bilgisinden ve enerjisinde aydınlandığım oyuncu ve koreograf harika bir insandır.
1984 istanbul doğumlu tiyatro sanatçısıdır. 2008 yılında dokuz eylül üniversitesi oyunculuk bölümünden mezun oldu. 2008 yılından beri bornova belediyesi şehir tiyatrolarında eğitmen ve oyuncu olarak çalışmaktadır. şimdilerde yoluna istanbul'da devam etmektedir.
tiyatro oyunları
thesmophoria bayramı -bir dağ masalı- /hareket tasarımı / yönetmen
pireli varyete /oyuncu / yönetmen / uyarlayan
cadı avı /oyuncu
ziyaret /dördüncü, öğretmen, koby, makinist
savaş baba /lamia / koreograf
albayın karısı /koreograf
jean-paul marat /oyuncu
kral lear / soytarı
süleyman ve öbürsüler /koreograf
köleler adası /arlequin / koreograf
işgüzar bir tekerrür /koreograf
marat & sade /oyuncu / koreograf
1984 istanbul doğumlu tiyatro sanatçısıdır. 2008 yılında dokuz eylül üniversitesi oyunculuk bölümünden mezun oldu. 2008 yılından beri bornova belediyesi şehir tiyatrolarında eğitmen ve oyuncu olarak çalışmaktadır. şimdilerde yoluna istanbul'da devam etmektedir.
tiyatro oyunları
thesmophoria bayramı -bir dağ masalı- /hareket tasarımı / yönetmen
pireli varyete /oyuncu / yönetmen / uyarlayan
cadı avı /oyuncu
ziyaret /dördüncü, öğretmen, koby, makinist
savaş baba /lamia / koreograf
albayın karısı /koreograf
jean-paul marat /oyuncu
kral lear / soytarı
süleyman ve öbürsüler /koreograf
köleler adası /arlequin / koreograf
işgüzar bir tekerrür /koreograf
marat & sade /oyuncu / koreograf
devamını gör...
emeklilik yaşı
45, 50 - üstünden verim beklemek manasız.
hem gençlere iş imkanı sağlamak hemde genç beyinleri, bedenleri kullanıp yararlanma açısından doğru olan emekliliği ileri yaşlara bırakmamaktır.
daha fazla nasıl sömürürüm zihniyeti ve daha fazla nasıl süründürür de kendime tabi ederim mantığıyla bu düzen böyle devam eder.
ölene kadar çalışır kafamızı geçim sıkıntısından kaldıramaz kim ne götürmüş fark edemeyiz. boğuştuğumuz hayat şartlarında bizi ferahlatan durum şükür olur. biz şükrederiz bize verilmeyenleri bizden çalanlar da karınlarını sıvazlaya sıvazlaya bizim emeklilik yaşımızın 60 65e çıkmasını 'tabi ya olması gerekende bu' diyerek gevrek gevrek gülerek onaylarlar.
not: bu sefer gülünecek bir şey yok.
saygılar...
hem gençlere iş imkanı sağlamak hemde genç beyinleri, bedenleri kullanıp yararlanma açısından doğru olan emekliliği ileri yaşlara bırakmamaktır.
daha fazla nasıl sömürürüm zihniyeti ve daha fazla nasıl süründürür de kendime tabi ederim mantığıyla bu düzen böyle devam eder.
ölene kadar çalışır kafamızı geçim sıkıntısından kaldıramaz kim ne götürmüş fark edemeyiz. boğuştuğumuz hayat şartlarında bizi ferahlatan durum şükür olur. biz şükrederiz bize verilmeyenleri bizden çalanlar da karınlarını sıvazlaya sıvazlaya bizim emeklilik yaşımızın 60 65e çıkmasını 'tabi ya olması gerekende bu' diyerek gevrek gevrek gülerek onaylarlar.
not: bu sefer gülünecek bir şey yok.
saygılar...
devamını gör...
kayyım rektör atadınız demek faşist bir yaklaşım
dinime küfreden müslüman olsa bari dedirten başlık.
ulan faşistliğin kitabını baştan yazdınız zaten hırbolar
gelmiş milleti faşistlikle suçluyor.
ulan faşistliğin kitabını baştan yazdınız zaten hırbolar
gelmiş milleti faşistlikle suçluyor.
devamını gör...
korku reaksiyonu
bir durum veya nesne veya olay karşısında kişinin verdiği aşırı tepkileri oluşturan ve strese sokan reaksiyon.
kişi korkusunun nedenini bilir. panik atak ile aralarındaki en büyük fark da budur. panik atak da korkacak gerçek bir nesne veya obje yoktur ancak korku reaksiyonunda korkacağı gerçek bir obje vardır. köpekten korkan birinin köpekle karşılaştığında verdiği aşırı tepkiler bu reaksiyona girer.
kişi korkusunun nedenini bilir. panik atak ile aralarındaki en büyük fark da budur. panik atak da korkacak gerçek bir nesne veya obje yoktur ancak korku reaksiyonunda korkacağı gerçek bir obje vardır. köpekten korkan birinin köpekle karşılaştığında verdiği aşırı tepkiler bu reaksiyona girer.
devamını gör...
erkeklerin kadınları sinir eden özellikleri
taciz edip ardından
-ne dedim ki şimdi ya
-ne dedim ki şimdi ya
devamını gör...
donundan mendil yapan akp’li dayının siz de yapın yokluk çekmeyin demesi
özet niteliğindeki sosyolojik tespitlere yardımcı olacak bireydir.
devamını gör...
celal şengör'ün ilber ortaylı'ya dipsiz kuyu pezevenk demesi
tanım: yan yana geldiklerinde iki tatlış dede gibi samimiyetle konuşan ikilinin dışa yansıyan samimiyeti.
atayizsindir ama "vallahi billahi kikiki" dersin. atayizler şok. *
bir de mesaj limiti doldu uyarısı alan bir ben bırakayım. faşistsin yoldaş, yönetim istifa! *
instagram girişi yapamayanlar için;
atayizsindir ama "vallahi billahi kikiki" dersin. atayizler şok. *
bir de mesaj limiti doldu uyarısı alan bir ben bırakayım. faşistsin yoldaş, yönetim istifa! *
instagram girişi yapamayanlar için;
devamını gör...
baklava ile ayran içmek
baklava ile ayran içen kişinin bu ikiliyi ilk kez mevlütte tatmış olasılığı %92 dir.
devamını gör...
steam
güzel bir platform bizden önceki nesil pek oyunlara para verilmesini anlamasada alışmak lazım. birincisi güvenlidir virüs saçma sapan şeylerle uğraşmazsınız . bilgisayarınızı güvenle kullanırsınız. ikincisi oyunlarınız güncelleme alır steamden satın aldıysanız link aramak zorunda kalmazsınız . üçüncüsü fiyatı pahalı değildir oyunların ayrıca sık sık indirimler oluyor onları kovalamak lazım. her oyunu çıkar çıkmaz oynama hastalığınız yoksa memnuniyetle kullanırsınız. dördüncüsü oyun dediğimiz şey her gün çıkan bir şey değil insanlar bir oyunu tasarlamak için yıllarını veriyorlar sende bir zahmet 250-300 lira ver yahu . zaten bir oyunun hayranıysan o oyun çıksın diye günler sayarsın gelince de alırsın verdiğin paranın önemi yoktur. ayrıca o oyunun sana verdiği keyifi hiç bir parayla satın alamazsın. ve evet farkındayım türkiye’de oyunlar yurt dışına göre pahalı ama ne ucuz ki . kimisi parasını dışarda harcamayı sever (kafe restaurant) kimisi oyun oynayarak parasını harcar . konudan dağıldım ama steam iyidir böyle oyun platformlarının olması desteklenmesi oyuncular için avantajdır .
yeni kuşak için oyun oynamak son derece kıymetli ve önemli bir şey haline geldi. o yüzden böyle oyun platformlarının varlığı ve diğer platformlarla rekabet etmesi her zaman oyuncunun lehine olan bir gelişmedir. zaten yıllardır süregelen bu durum artarak devam edecektir. insanların kütüphane oluşturması ve oyun oynaması hem steame katkı sağlıyor hem de oyun oynayan kitleye avantaj sağlıyor. tabi her bütçeye göre olamayabiliyor. ama insanın sevdiği oyunun ortaya çıkması uzun yıllar uğraş gerektiriyor. para biriktirip o oyuna kavuşmanın verdiği keyif çok büyük oluyor.
yeni kuşak için oyun oynamak son derece kıymetli ve önemli bir şey haline geldi. o yüzden böyle oyun platformlarının varlığı ve diğer platformlarla rekabet etmesi her zaman oyuncunun lehine olan bir gelişmedir. zaten yıllardır süregelen bu durum artarak devam edecektir. insanların kütüphane oluşturması ve oyun oynaması hem steame katkı sağlıyor hem de oyun oynayan kitleye avantaj sağlıyor. tabi her bütçeye göre olamayabiliyor. ama insanın sevdiği oyunun ortaya çıkması uzun yıllar uğraş gerektiriyor. para biriktirip o oyuna kavuşmanın verdiği keyif çok büyük oluyor.
devamını gör...
1. normal sözlük yazar moderatör çatışması
5. günün şafağında doğuya bakıldığında yoldaş ın gözükmesi ile sona erecek çatışmadır.
devamını gör...


