profil sayfamın bandista ile doldurmaya çalıştığım sağ tarafına kızıl yıldız gibi doğmuş ve beni tam etmiş rozettir.

önce radyo, sonra bu??
maaşallah 1 mayıs'a!


(bkz: değiştirmem artık rozetimi)
devamını gör...

hayriye hanım karakterini oynayan güven hokna'nın yerel seçimlerde dsp' den"aman ağzımızın tadı kaçmasın üsküdar" sloganıyla belediye başkanı adayı olması olayını hala aşamıyorumdur.
devamını gör...

ilk tanıma ek olarak, kolunu kaptıran tyr'ın birde cehennem köpeği garm ile bir kapışması olduğunu hatırlatalım.

bahtsız bir tanrı bu tyr, zira havlayan, uluyan ne varsa direkt tyr'a ihale etmişler. fenrir'e tek kolunu kaptırmışsın, birde o halde garm ile yüzleşiyorsun. sonuç olarak tyr, garm'ı öldürmüştür ama vücudunda ısırılmadık yer kalmamıştır ve hakka doğru usulca yürümüştür.

bazı nors mitolojisi uzmanları fenrir ile garm'ı aynı yaratık olarak değerlendiriyorlar lakin iki yaratığın farklı yaratıklar olduğu çoklarınca kabul edilen bir gerçek. şayet öyle ise yani fenrir ile garm aynı yaratıksa tyr'ın iki kere aynı saflığı yapmış olmasını ben kendisine şahsen yakıştıramıyorum.
devamını gör...

kursakta kalan ve kalmayan olmak üzere ikiye ayrılan, biraz hayal, biraz gerçek, biraz da çocukluk ile harmanlanmış duygu bütünü.
devamını gör...

a. yaşlı, engelli ve hamile insanlara yer vermek,
b. yayalara yol önceliği tanımak,
c. engelliler için tasarlanmış bölümleri (yaya yolu-kaldırım, otopark vb) işgal edecek girişimden uzak durmak, her kaldırımda bir rampa olması.
ç. kaldırımlarda kalabalık halde yürüyüp insanları engellememek,
d. bir yerde toplanıp, çevreyi rahatsız edecek şekilde sesler çıkarmamak,
e. izmarit, sakız gibi çöpleri yerlere atmak ve yerlere tükürmemek,
f. toplu ulaşım yapılan araçlarda yüksek sesle müzik dinlememek,
g. toplu ulaşım araçlarında kapı ağzında bekleyip insanları engellememek gibi birçok durumlar önemli detaylardır.
ğ. bir yere girmeden önce kapı tıklatmak. kendiniz eviniz dahil olsa, dolu bir odaya girerken kapı mutlaka tıklatılmalı ve gel/müsait değilim çağrısına uyulmalıdır,
h. karşı tarafın fikirlerine saygı duymasanız bile fikirleri hakkında kötüleyici herhangi girişimde bulunmamak. *

ğ maddesini genelde ofis tipi halka açık ama kısmen kapalı mekanlarda uygularız (şartlar oluşmuşsa tıklatmaya gerek yok) ama ev halkı tarafından çoğunlukla da uygulamayan bir davranıştır. aile bağlarından gelen yakınlıktan dolayı yani bir nevi "evin insanısın" mantığından kaynaklıdır. şahsen kendi evimde olsa her seferinde kapıyı tıklatırım, yapılmasını da tavsiye ederim.
devamını gör...

eğer attığınız oyuncak bebek eve geldiğinizde odanızdaysa lütfen ülkeyi terk edin. tek kurtuluş yolunuz bu.

sözlük yazarı (bkz: rastrel) ukdesini doldurmak için el attığım başlıktır.
devamını gör...

olanağım olsa bir saat durmam.kimse edebiyat yapmasın boşa.
devamını gör...

fransız edebiyatının tüm çeşitliliğiyle birlikte belli ortak özellikler, eğilimler olarak ortaya çıkar. fransızcayı rus edebiyatıyla karşılaştırırken daha belirgin hale gelirler. bu edebiyatlar neredeyse aynı anda ortaya çıktı, ancak ülkelerin tarihlerindeki farklılıklar, dillerin özellikleri ve nihayet fransızların ve rusların karakteri, psikolojisi, her iki edebiyatın da özgünlüğünü tamamen farklı şiveler belirledi.

rus edebiyatını dünyadaki diğer edebiyatlardan ayıran çeşitli değişimlere dirençli bir özgünlüğü vardır. burada toplumsal ve tarihsel nedenler önemli bir rol oynamıştır. başlangıçta, rus edebiyatı çok dar bir okuryazarlık çemberine yönelik bir yönelimle ortaya çıktı.

aksine, fransız edebiyatı çok akıcı ve daha çeşitlidir. 12. yüzyıldan bu yana, şövalyelerin eğitimi için mahkeme talebi ortaya çıktığında ve sonraki tüm yüzyıllarda, nüfusun farklı kesimlerinin okuryazarlık seviyesi arttı, bu da kitaplara erişimin genişlediği anlamına geliyor. folklorun önemi azaldı ve edebiyatın seküler karakteri arttı. bu süreçlerin sonuçlarından biri, dini edebiyatın ahlaki temellerinin yerini seküler edebiyatın estetik kriterlerinin almasıdır.
devamını gör...

çocukları özledik konular da bitti ne yapacağız diye düşündüm bir öğretmen olarak.
devamını gör...

bahsi geçen yer izbe ya da şehire uzak bir yer değil. hatta tam tersi, konyadaki en merkezi yer olan zafer meydanı'nın orada. gelişime müsait, şehir için gerekli olan pek çok binanın ve yeşil alanın kurulabileceği bir alan. aynı zamanda konyada bulunan önemli 2 3 tane tarihi alan, müzeler de bu bölgede kalıyor. ama gelin görün ki tamamen malum kesimin kontrolünde. ben bu tarihi yerleri gezmek amacıyla o bölgeye gittiğimde, sokak başında "buraya yanında erkek olmadan giremezsin" dediklerinde öğrendim bu acı gerçekleri. neden? diye sorduğumda da içeriden sağlam çıkmayı bırak sağ çıkamazsın, lafını işitmiştim...
insanlarla, ırklarla, siyasetle; kısacası varlıkları sınıflandıracak herhangi bir düşünce tarzıyla işim olmaz. ama ben vatandaşı olduğum ülkede, sokak başında durdurulup oraya alınmıyorsam bi yerlerde bi şeyler yanlış gidiyor demektir.
söylenecek çok söz var ama işe yaramadıktan sonra o da fuzuli kalıyor.
devamını gör...

ninemi hatırlatan başlık. ben o sofraya oturana kadar sürekli hadi gel diye tekrar eder. yahu istemiyorum nineciğim,istesem yemem mi hiç? diyette misin sorusu da cabası.
devamını gör...

besteci carl orff tarafından derlenen eserin 200 sayfalık notaları ve sözleri, münih yakınlarında ortaçağa ait bir manastırda bulunmustur. enteresandır sanatçı bu eşsiz eseri hitler ve üstün alman ordusuna adamıştır.

devamını gör...

alım gücümle karşılaştırınca bana da pahalı geliyor kitaplar fakat yurt dışında da daha ucuz olduğunu düşünmüyorum. bildiğim kadarıyla yurt dışında yazarlar daha fazla telif ücreti alıyor ve kitap ücretleri daha yüksek. yanılıyorsam, düzeltilmekten de memnun olurum.

burada çoğu yazarın kitap başına kazandığı para daha düşük öğrendiğim kadarıyla, basım maliyeti de ücretle önemli bir etken elbette. sözün özü kitapların pahalı olduğunu düşünmüyorum.
devamını gör...

diş hassasiyeti olanlar için yumuşak uçlu diş firçaları ve hassas dişlere uygun diş fırçaları var. zaman zaman benim de muzdarip olduğum, diş tabakasının dış ortama daha korunmasız hale gelmesi durumudur.
devamını gör...

günaydın sözlükçüm!
"parçalı bulutluyuz ama hala umutluyuz."
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: şimdi yavaşça entryni beğeniyorum)
devamını gör...

kemal sunal’ın ağzından “mesela yani...”
devamını gör...

napolyon kompleksi, boyunun kısa olmasından dolayı aşırı agresif ve otoriter davranışlar sergileyen insanlar için kullanılır.
devamını gör...

nükleer silah yapımında ya da nükleer reaktörlerde kullanılan element.

doğada bulunan uranyum, proton ve nötron sayıları bakımından incelendiğinde, farklı izotopların bir karışımı halindedir. uranyum-238'in 92 protonu ve 146 nötronu bulunurken, uranyum-235 92 proton ve 143 nötron bulundurur. bu karışımın birbirinden ayrılması gerekir çünkü nükleer tepkime başlatabilmek için bu ikisine gereken eşik değerler birbirinden farklıdır.

uranyum-238 ile tepkime başlatabilmek için çok daha hızlı nötronların bu atoma çarpması gerekir. bu da tepkimenin verimini düşürür. daha düşük hızlı nötronlarla daha kolay şekilde tepkime başlatabilmek için uranyum-235 tercih edilir.

doğadaki karışımda uranyum-238'in oranı % 99,3 iken uranyum-235'in oranı % 0,7'dir. bu da uranyum-235'in yüzdesini artırmak, yani onu zenginleştirmek gerektiği anlamına gelir. bunu yaparken kullanılabilecek en iyi özellik, uranyum-235'in diğer izotoptan %1 oranında daha hafif olduğu bilgisidir.

bu işlemler için öncelikle uranyum hekzaflorür (uf6 olarak bilinir) elde etmek gerekir. uranyum önce uranyum oksit haline getirilir. oradan da yeniden işlenerek uf6 elde edilir. uf6, katı, sıvı ve gaz şeklinde depolanabilme özelliğine sahip olduğundan tercih edilir. tüm versiyonları zenginleştirme işlemlerinde kullanılırken, sıvı versiyonu ayrıca sanayide kullanılan bazı ekipmanlarda, katı versiyonu ise bazı endüstriyel süreçlerde kullanılır.

uf6 eldesinden sonra kullanılan zenginleştirme yöntemlerinden biri ultrasantrifüj kullanmaktadır. dakikada 150.000 gibi yüksek sayıda devirlerde dönen bu aletlerde, gaz halindeki uf6'da bulunan uranyum-238 ve uranyum-235, farklı ağırlıkları nedeniyle santrifüj içindeki farklı bölgelerde toplanırlar. böylece bu ikisini birbirinden ayırmak mümkün hale gelir.

bir başka yöntem lazer kullanmaktır. önce, başka bir gaz içinde seyreltilen uf6 içindeki uranyum-235 lazerler ile uyarılır. ikinci bir lazer ile de parçalanarak toz haline getirilir.

bir başka yöntemde ise katı uf6 tanklara doldurulur. tanklar ağzına kadar doldurulmayıp üst kısımda biraz boşluk bırakılır. uf6 ısıtılarak sıvı hale dönüştürülür ve bir yandan buharlaşarak tankın üst kısmından, gaz halinde farklı bir boru sistemine taşınır. burada ayırıcı bir filtre bulunur. uranyum-235 filtrenin gözenek boyutu nedeniyle onun içinden daha yüksek oranda geçiş yapabilir.

bu son yöntem daha çok birinci dünya savaşı döneminde kullanılırmış ve çok fazla elektrik enerjisi gerektirdiğinden oldukça da pahalıya patlarmış.

bu tür işlemler sonrasında uranyum-235'in % 85-90 kadar zenginleştirilebilir ve reaktörlerde yahut atom bombası yapımında kullanılır.
devamını gör...

cevabı zor olan bir sorudur. bir imama sorsak bu soruyu evladım hikmetinden sual olunmaz gibi bir cevap alabiliriz. sanırım dünyada acıyla yüzleşen kişi öteki tarafta premium üye oluyor ve cehennemle muhatap olmuyor. yani karma puanını yükseltip öteki tarafa gitmek gerekiyor. karma puanın düşükse hem dünyada acı hem öteki tarafta cehennemle karşılaşıyorsun.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim