kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

susamış kablumbağaya yardım etme çellınç: tamamlandı.
devamını gör...

hayatın keşmekeşinde kayboluyorum günden güne.
insanlık yok oluyor insanların elinde.
kimileri konuşmak için konuşur olmuş,
boş kelamlar dillerde yer tutmuş.
sevgisizlik desen kalp boyu.
kimileri kuru hevesler ile doldurmuş.
düşünce desen aklı aşmış,
bencillik yüzünden yer bulamamış.
öyle ya bir hikaye bizimkisi
bir varız bir de bakarsın hiç oluruz.
öyleyse belirle karakterini.
ya kötüyü oynayacaksın ya da iyiyi.
devamını gör...

şimdi gazeteci ! diye ortalıkta dolaşanlara ithaf olunur.
ışıklar içinde uyusun.
( bu başlığa yaptığım sanırım 3. tanım bu. 3 kez daha önüme çıksa, formatın dışına da çıkılmış olsa, yine tanımlar yapacağım başlık. bu vesileyle moderasyonun anlayışına sığınıyorum.)
devamını gör...

seni merak ettim.
devamını gör...

ergün veren'in, halk deyiş ve yakıştırmaları ile, kendi şablonunu bulmuş olan iklim olaylarını, değişim ve zamanlarını incelediği hoş bir kitabı.



kırkikindi yağmurları, kocakarı soğukları, çaylak fırtınası, berdelacuz, karakoncolos, zemheri, hıdırellez, cemreler… 
 
bunlar anadolu insanının uzun yılların deneyim ve gözlemlerine dayanarak oluşturduğu takvimden bazı özel günler ile iklim olayları…
 
peki, anadolu insanı zamanı nasıl algılar, dilimler, noktalar, adlandırır ve yaşar? yaşarken hangi inançlar ve tecrübeler onun hayatını şekillendirir? doğayı gözlemleyerek geleceği ve hava durumunu nasıl tahmin eder? bütün bunlar hayatını ve kültürünü nasıl etkiler? işte bu kitabın konusu bu.  

anadolu insanının kısa yoldan ve nahifçe “sayılı günler”, “çoban hesabı”, “kocakarı hesabı”, “anam babam hesabı”, “eski hesaba göre” yahut “hesaplı” dediği günleri ergün veren, kocakarı soğuklarından zemheriye anadolu halk takvimi’nde topladı.  
 
devamını gör...

birçok insanın korkusudur yanlış yaşamak. attila ilhan'ın da öyle olsa gerek, her dizesinde bizi başka diyarlara götüren ve söylemek istediklerini kalbimizde hissettiren ''yanlış yaşamak'' şiirini yazmıştır. ne zaman duygularımı kelimelere dökecek yeteneği bulamasam, attila ilhan okurum çünkü o en doğru şekilde ve eksiksiz zaten dizelerine aktarmış olur duygularımı.

...
bak ne ben leipzig'deyim
ne de sen istanbul'da
ne depart kahvesinde çay içiyoruz
ne tiryaki köpekte şarap
seni görmeden öleceğim
bir daha görmeden
inge bruckhart
zaten kaç yıldır yaşamıyorum.
devamını gör...

bu hafta katarsis'e konuk olmuş ve herkesin sevgisini kazanmış haladır.

ilkokula gittiğinde farketmiş kendindeki değişikliği. süslü bir çocuktum. kıyafetime, giyim tarzıma önem veren biriydim. abilerim,ablalarım vardı ama komşular,etraftaki kişiler beni gördüklerinde "sizin bu oğlan niye bu kadar süslü kiralık mi satılık mı? diye sorarlardı. o zaman annem çok üzülüyordu. çok düşkündüm anneme. beni kızım diye severdi bazen. o beni böyle kabul edip sevmişti. babamla aramızdaki çok bir diyalog geçmezdi. abilerimden çok çektim. şort giydim, kızlarla sek sek oynadım diye çok dövdüler beni, hatta iki dişimi kırmıştı abim, diyerek anlatıyor hayatını.

kaset dükkanında çalışmaya, düğünlerde dans etmeye ve çevresindeki kişilere kendini sevdirmeye başlıyor. annesi kalp hastası olduğu için evin tüm işlerini o görüyor. hem annesine bakıyor hem de babasına. 2002 yılında annesini,annesinin ölümünden 5 ay sonra da babasını kaybediyor. tabut görmeye dayanamıyorum. onları görmeye mezarlığa gittiğimde hiç ağlamam, saatlerce mezarlarının başlarında konuşurum onlarla. üzülmesinler diye ağlamam, ta-ki eve dönme yolunda ağlamaya başlayana kadar.

yüreği kalbi o kadar guzel ki ihsan hala'nın askerliğini önce izmir'de sonra da van'da yapmış. kisa sürede orda da herkesin sevgisini kazanmış.

yillar sonra döndüğü köyünde insanlardan çok çekmiş. önce en yakınları tavır koymuş ona. abileri ve ablası. köylü istememiş onu. ama o yine yılmamış ve sevdirmiş kendini. mahallesindeki caminin temizliğini yapmış, içini yaptırmış. köydeki okulu boyamış, çocukların altına minder sermiş, karınlarını doyurmuş. kimin ihtiyacı varda koşmuş yardima.kısa sürede tüm köylü sevmiş onu.

neden hala diyorlar peki?
9 yaşında köyündeki bir çocuk "hala!!" diye seslenmiş ona. sevmiş,benimsemiş hala kelimesini. kibar bulmuş ve o günden sonra da üstüne yapışmış.

konuşması, tavırları, güçlü kişiliği ve kalbinin güzelliği yüzüne vuran bir insan ihsan hala.
öyle ki yeri geldiğinde "ben onlar için değil kendim için yaşıyorum" diyebilmiş.
öyle güçlü durmuş ki insanların karşısında "ben insanların beni mutlu görmesini isterim, onlara hep gülümserim, ama yalnızken evin içindeyken hıçkıra hıçkıra ağlarım demesini bilmiş".
kalbindeki sevgi o kadar büyük ki, kırmızı ruju, başörtüsü, takma kirpikleri, çiçekli ve cıvıl cıvıl kıyafetleri ile "herkesi çok seviyorum ve seveceğim" diye belirtmiştir.
devamını gör...

üzüm şırasının fermante edilmesiyle ortaya çıkan nefis içecek. şarabın insanlar tarafından tesadüfen keşfedildiğine inanılır çünkü bir miktar ezilmiş üzüm bile rahatlıkla kendi kendine fermante olur. ülkemiz bir üzüm cenneti olmasına ve şaraplık üzüm için harika koşullara sahip olmasına rağmen maalesef üretim pek azdır, kaliteli şarap bulmak zordur ve pahalıdır. dünyanın en büyük üreticileri olan fransa, italya, ispanya, abd, arjantin gibi ülkelerde çok uygun fiyatlara iyi şarap bulmak mümkündür. ülkemizde cabernet-sauvignon, chardonnay gibi üzümlerin varyantları olduğu gibi öküzgözü, boğazkere, kalecik karası gibi yerli cinsler de mevcuttur.

spirit tarzı alkollü içeceklere göre damıtılmadığından fenolik yani aromatik bileşenler daha önemlidir. şarapta üç adet tat bileşeni vardır: alkol, tanen ve asidite. bunların yanında ikincil bileşen olarak, üzümün yetiştiği toprağa ve iklime göre değişen fenolik bileşenler ve yıllandırmaya bağlı üçüncül aromalar da vardır. bunların birbiriyle uyum içinde olması beklenir. üretiminden tüketimine büyük bir kültür üretir. son olarak şarapseverlere güzel bir film önereyim.
devamını gör...

islamla dinle imanla alakası olmayan, rant uğruna hepsini zibil eden kağıt.
devamını gör...

olayları olmadan hissedebilme yeteneği.

az veya çok her insanda bulunduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

el..
devamını gör...

benimdir. kendi kitabımı kendim alabiliyorum çok şükür.
devamını gör...

cahil olduğumu öğrendiğim başlık.
devamını gör...

yeni yüzler görmemiz gereken seçimdir.

kadın aday çıkarsa ilk oyum ona.
bana güzel vaadlerle gelin. (el altından rüşvet olur,karma puan olur,nakit olur.)

ayrica yaşlı ve göbekli kişileri de pistten alalım lütfeen *
devamını gör...

yazdıklarım insanlara yardımcı olsun yeri geldiğinde tebessüm ettirsin yeter .
devamını gör...

maslow teorisi veya maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi, amerikalı psikolog abraham maslow tarafından 1943 yılında yayımlanmış bir çalışmada ortaya atılmış ve sonrasında geliştirilmiş bir insan psikolojisi teorisidir.

maslow teorisi, insanların belirli kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşılamalarıyla, kendi içlerinde bir hiyerarşi oluşturan daha ''üst ihtiyaçlar''ı tatmin etme arayışına girdiklerini ve bireyin kişilik gelişiminin, o an için baskın olan ihtiyaç kategorisinin niteliği tarafından belirlendiğini söz konusu etmektedir. maslow'un kişilik kategorileri kendi aralarında bir dizilim oluştururlar ve her ihtiyaç kategorisine bir kişilik gelişme düzeyi karşılık gelir. birey, bir kategorideki ihtiyaçları tam olarak gideremeden bir üst düzeydeki ihtiyaç kategorisine, dolayısıyla kişilik gelişme düzeyine geçemez.

fizyolojik ihtiyaçlar: bunlar insanın hayatta kalması için biyolojik gereksinimlerdir; hava, gıda, içecek, barınak, giyim, sıcaklık, uyku ve cinsellik.

bu ihtiyaçlar karşılanmazsa, insan vücudu en iyi şekilde çalışamaz. maslow, diğer tüm ihtiyaçlar bu ihtiyaçlar karşılanana kadar ikincil hale geldiğinden fizyolojik ihtiyaçları en önemli olarak kabul etmiştir.

güvenlik ihtiyaçları: bireyin fizyolojik ihtiyaçları karşılandıktan sonra, güvenlik ve güvenlik gereksinimleri göze çarpar. insanlar yaşamlarında düzen, öngörülebilirlik ve kontrol isterler. bu ihtiyaçlar aile ve toplum tarafından karşılanabilir (örneğin polis, okullar, iş ve tıbbi bakım).

duygusal güvenlik, finansal güvenlik (istihdam, sosyal refah vb.), yasa ve düzen, korkudan kurtulma, sosyal istikrar, mülk, sağlık ve refah (kazalara ve yaralanmaya karşı güvenlik vb.) bunlara örnek verilebilir.

sevgi ve aidiyet ihtiyaçları: fizyolojik ihtiyaçlar ve güvenlik ihtiyaçları karşılandıktan sonra, insan ihtiyaçlarının üçüncü seviyesi sosyallik ve aidiyet duygularını içerir. kişilerarası ilişkilere duyulan ihtiyaç davranışı motive eder.

dostluk, samimiyet, güven ve kabul, sevme ve sevilme, bir grubun parçası olmak (aile, arkadaşlar, iş vb.) bu basamakta ihtiyaç duyulan şeylerdir.

saygı ihtiyaçları: maslow'un hiyerarşisinde dördüncü düzeydir. iki kategoriye ayrılır: bunlardan ilki kendine saygı (haysiyet, başarı, ustalık, bağımsızlık vb.) iken diğeri başkalarından saygı duyma arzusudur (statü, prestij vb.).

maslow, saygı ve itibar ihtiyacının çocuklar ve ergenler için en önemli ihtiyaçlar olduğunu ve gerçek benlik saygısından önce geldiğini belirtir.

bilişsel ihtiyaçlar: ilgi ve anlayış, merak, keşif, anlam ve öngörülebilirlik ihtiyacı.

estetik ihtiyaçlar: takdir, güzellik, denge, form vb.

kendini gerçekleştirme ihtiyacı: maslow'un hiyerarşisinde en üst düzeydir ve bir kişinin potansiyelini, kendini gerçekleştirmesini, kişisel gelişimini ve en yüksek deneyimleri aramasını ifade eder. maslow bu seviyeyi, mümkün olan her şeyi başarma, kişinin "olabileceği her şeyi olma" olma arzusu olarak tanımlamaktadır.

kendini aşma ihtiyacı: kişi, kişisel benliğin ötesine geçen değerlerle motive edilir (örneğin, mistik deneyimler ve doğa ile ilgili belirli deneyimler, estetik deneyimler, cinsel deneyimler, başkalarına hizmet, bilimin peşinde koşma, dini inanç, vb.).

bu ihtiyaçların alacağı özel biçim elbette kişiden kişiye büyük değişiklik gösterecektir. bir bireyde ideal bir anne olma arzusu şeklinde olabilir, diğerinde atletik olmak olarak ifade edilebilir ve yine başka bir kişide resim çizmeyle veya icatlarla ifade edilebilir. maslow, ihtiyaç sırasının dış koşullara veya bireysel farklılıklara bağlı olarak değişebileceğini söyler. örneğin; bazı bireyler için benlik saygısı ihtiyacı sevgi ihtiyacından daha önemlidir. bir başkası içinse yaratıcılık ihtiyacı en temel ihtiyaçların yerine bile geçebilir.

maslow ayrıca çoğu davranışın çok motivasyonlu olduğuna dikkat çekmiş ve “herhangi bir davranışın sadece bir tanesinden ziyade temel ihtiyaçların birkaçı veya tümü tarafından aynı anda belirlenme eğiliminde olduğunu” belirtmiştir.
devamını gör...

"geldikleri gibi giderler."

atatürk 13 kasım 1918 günü öğle saatlerinde trenle istanbul’a geldikten sonra, haydarpaşa garı’ndan bindiği ‘kartal’ istimbotuyla galata’ya doğru giderken, işgal donanmasının arasından geçer.
bu geçiş sırasında yaveri cevad abbas’ın ağladığını gören mustafa kemal paşa, büyük kararlılıkla o tarihe geçen sözünü söyler.

“geldikleri gibi giderler”

bu söz, kurtuluş savaşı’nın ilk işaret fişeği olacaktır...
devamını gör...

"...derdimiz gönül eğlendirmekse, hata etmiş olacağız. tek yaptığımız sevmekse, ölebiliriz."
huzursuzluğun kitabı.
devamını gör...

sözlük alemini yalayıp yutmuş her yazar bilir ki sözlük yılbaşında çok keyifli olur.

buradan hareketle yola çıkmış yazar beyanıdır. kemerleri sıkın;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kış gecelerinde en iyi yapılacak şey..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim