kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendine özgüveni olmayan biri olaraktan çok yaptığım duygusal eylemdir.
devamını gör...

şu anda geçmişten bir şeyi özlüyorum neyi bilmem sıkıntısız sabahları mı bir yerlere yetişmeye çalışmakları mı öyle düşünmeden geçen günleri mi az bilmenin güzelliğini mi hangisi acaba... hepsine birden gençlik deniyor herhalde işte o gençlik de öyle geçip gitti el bile sallamadan... düşünmeden yapılan ne çok şey vardı ne güzeldi hepsi yalan söylemenin bile ayrı bir tadı vardı sanki insanın içini her sabah kaplayan bi heyecan olurdu şimdi katlanilamayan o belirsizlik bile bazen ne tatlı gelirdi... o hiçkimse beni yenemez saflığı ne güzeldi onu özlüyorum. hani o iyinin güzelin her seyi yeneceğine her seyi guzellestirebilecegine inanıyorsun ya işte bana yasadigimi hissettiren o inancmis. hani kalbini öyle katışıksız safça açıyorsun korkusuz ve bundan bana zarar gelmez diyorsun o hismis dünyayı yaşanır kılan...
şimdi bir adım atmadan kırk kere düşünüp kırk kere yokluyorum patır kütür yürümekmis gençlik dusebilecegini hiç düşünmeden. gidecek bir yerin olmasa da yola cikabilmekmis genclik hayat buyutunce gidecek kirk kapi da olsa bir şey ifade etmiyor. o kirk kapiya gidene kadar neler olur o kapıların ardında da ne dertler var bunların muhasebesini yaptığın gün bitti genç olmak...
devamını gör...

ülkedeki aptalların söz hakkı sahibi olması.
fakirleşmemiz.
her gün bir önceki günden daha fazla kadın ölmesi.
huysuz virjin'in televizyonlara veda etmesi.
.
.
.
devamını gör...

diyecek bir şey bulamıyorum.

buradan
devamını gör...

düşünce tarzımla çok uyuştuğuna inandığım margeret atwood distopyası. hemen hiç konuşma olmuyor, tamamen kızın zihnindeyiz.bu nedenle de kadının bildiği,gördüğü ve yaşadıkları haricinde başka bir bilgimiz olamıyor.ilk sayfalarda neredeyim ne yapıyorum gibi amnezik bir his yaşatıyor ama bir süre sonra o dünyaya alışıyoruz.kadınlara sözde korunaklı ve özel varlıklar oldukları, kıymetli olduklarını söyledikleri bir yaşantı kurulmuş.burada biçilen değer ise tamamen doğurganlık üzerine. ne kadar doğurursa ederi de o kadar kadınların. şimdi kapalı kapılar ardında vücut bulan yaşantılardan ve anlayıştan pek de farkı yok bu açıdan. farkı,bunun bir öte-gelecekte yaşanıyor olması. çarpıcı bir kitaptı fikrimce. okumasam ciddi bir kayıp olurdu diye düşünüyorum.
devamını gör...

poğaça yapan kadınlara azıcık yardım edilseydi,yapıldığı takdir edilseydi gelecek nesile aktarılacaktı.ama ne oldu kızlar çilekeş annelerini gördüler her gün lezzetli yemek yapan annelerine kötü davranıldığını o yüzden dediler biz ezilmiycez,sömürülmüycez yapmıycaz poğaça börek çalışıcaz para kazanıcaz.şimdilerde çalışmayan kıza aa
neden çalışmıyorsun diye soruyorlar poğaça börek yapıyormusun diye sormuyorlar.üzdünüz hamur işi bilen kadınları.
devamını gör...

alfa olma şansının ayağına gelmesi.
devamını gör...

küçük oğlumun en sevdiği şarkılardan birisi olduğu için bizim evde her gün en az iki kez dinlenen barış manço şarkısı.
şarkının hikayesi şayet doğru ise epey ilginç.hulusi tunca-"uzun saçlı dev adam", epsilon yayınevi kitabında şöyle bahsediyor.



"lambaya püf de" şarkısının hikayesi nedir?

ıv.murat zamanında içki ve tütüne konulan yasak, tam anlamıyla uygulanmaz ve birçok evde içki alemlerine gizli gizli devam edilir. kolluk kuvvetlerinin evlere yaptığı baskın duyulur. bir evde sarhoşun biri, içkinin verdiği rahatlıkla “lambayı söndürün” anlamında “lambaya püf de..” der.
fakat arkadaşı, aldığı alkolün etkisiyle “püf” diyemez de “oh” der. bir diğeri onu ikaz eder: “oh deme püf deee..”. bu sırada lamba söndürülür. fakat perde açıktır. bir başkası evde bulunan kızlardan birine perdeyi çekmesini söyler. “perdeyi çek kııız” emrine uyan kız, perdeyi biraz fazla çeker ve hemen uyarılır: “açma da ört kııız!”. derken kolluk kuvvetleri eve baskın yapar. önce “kol basıyor” derler, sonra da “kol sarıyooor..”
şarkının sözleri bu hikayeden yola çıkarak yazılmıştır.


devamını gör...

6 yüksek bi rakam. sunuçta beşten büyük.
devamını gör...

geçmişe gitmek tabi. zaten böyle durduğum yerde geleceğe gidiyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bekleme süresini uzatırsak zamanla daha da ileriye gidebiliriz.
devamını gör...

bu şarkının aynı zamanda doğrudan medyayı hedef alan satirik bir parça olduğunu ve “ne habersin ne türksün” derken direkt olarak habertürk’ü kastettiğini biliyor muydunuz?

(bkz: öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler)
devamını gör...

insan kendinden çıkanı bilmez mi? der susarım.
devamını gör...

kelime kökeni olarak ülke sakinleri anlamına gelir. din olgusunun olmadığı zamanlardaki inanç geleneğini temsil eden bütünsel bir kavramdır.
devamını gör...

bu açıklamalara şahit olunca kendi kendime soruyorum.
"bu chp'yi yönetenler gerçekten chp'li mi?".
devamını gör...

kendi yazarına kendi sözlüğünün reklamını yapan adam gibi radyo.
devamını gör...

çok beyazdı, kir tutardı. ömrü kelebek kadardı.. *
devamını gör...

çok değerli tanımlarıyla bugünlere getirdiği sözlüğün; nitelikten yoksun, vasat ve overrated bir takım yazarımsılar yüzünden adeta bir çöplüğe dönüştürülmesini kabul edemeyen bazı yazarlarımızın maalesef gerçekleştirdikleri eylem.

kızıp gitmeselerdi keşke. ama geri dönmelerini umut etmekten başka ne yapabiliriz!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tamamen avlanma içgüdüsü. kaçan kovalanırda diyebiliriz buna.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim