abartıyorum, çünkü anlaşılmak istiyorum!

franz kafka
devamını gör...

oscar tarihinde ingilizce olmayan ve best picture ödülünü alan ilk film. bu sene izlediğim en iyi film.
devamını gör...

okuma yazma öğrenmemi sağlayan ve bana çok şey öğreten, hatta bir dönemler orda yaşadığımı düşündüğüm susam sokağındaki sihirbazın sihir yapmadan hemen önce söylediği sözlerden biridir.

çocukluğumdan itibaren hep sihirbazlığa meraklı olmuşumdur, hatta böyle bir kitabım bile vardı ama içindeki hiçbir numarayı yapmayı beceremediğim için bir süre sonra sıkılmıştım. belki bu heves devam etseydim şimdi parmağımı şıklatıp kıtalar arası yolculuklar bile yapabilirdim.

o yüzden belki, içimde kalan bu ukde yüzünden susam sokağında en çok sihirbazı severdim. hem sihirbaz olduğu için hem de en az benim kadar yeteneksiz olduğu için.

bir de diğer sihirbazlar gibi hokus pokus ya da abra kadabra demek yerine hala hop tereyağlı ballı ekmek dediği için ki ben tereyağlı ballı ekmeği de çok severim.

ne zaman sihir yapmaya kalkacak olsa bu sözü söyler ve ben de kötü bir sihrin komedisi ile tereyağlı ballı ekmeği lezzeti arasında zevkten dört köşe olurdum.

hala çok sevdiğim insanlara ama gerçekten çok sevdiğim insanlara tereyağlı ballı ekmeğim derim. hem bu lezzet aklıma gelip mutlu olduğum için hem de belki bir sihir tutar da onları yanıma ışınlayabilirim diye.

o zaman bir kez daha deniyorum: hala hop tereyağlı ballı ekmek! bence oldu bu sefer.
devamını gör...

aha dersin, işte hayallerimdeki kadın, çocuklarımın anası. ilerleyen yıllarda kurbanlığı beraber şişirmenin hayalini kurup yüzünde bir tebessümle lark yakarsın bi tane.
devamını gör...

önceden üzülürdüm öyle hissederken. artık neye üzüleceğimi şaşırdım. içinde kırgınlık, öfke, acı, hayal kırıklıkları olan bir doluluğa sahibim şimdi.
devamını gör...

personanongrata
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bazen hiçbir şey, bazense alakalı alakasız her şey.
devamını gör...

adam pişman değilim allah yolunda yaptım demiş.
allah yolunda seni beş vakit *****nler
at kafalı
devamını gör...

10 aydır dönem dönem olan haftasonu sokağa çıkma yasaklarına iyice alışmış durumdayım. haftasonu zoraki plan yapmaktan, misafir ağırlamaktan, avmlerde çocuk eğlemekten uzak olmak fena değil aslında. kayınvalideyle üç ayda bir görüşmek, gün boyu evde boş oturmak, akrabaları görmek zorunda kalmamak gibi artıları var ama öte yandan yasaklar bitince de dışarı çıkma isteğim olmayacak diye korkuyorum.
devamını gör...

halil cibranın kitapları dediğim başlık.
inceler ama çok şey anlatıyorlar çok kalın bilgiler veriyorlar.
devamını gör...

1'er 1'er güncelleyin çok acıtmayın dedikleri zamdır.
devamını gör...

cadılık mı kötü yoksa insanlık mı?

14. yüzyılda bütün avrupa, kara ölüm denen veba ile boğuşmaktaydı. salgın hastalık bütün kıtaya yayılırken köylerdeki bütün insanlar özellikle çocuklar ölmektedir. kara ölümle ile birlikte korkuya dayalı histeriye bağlı büyük ve kudretli şeytanın yeryüzüne geldiğine dair söylentiler yayılmıştı. yaşanan kötü kaderin şeytanın işi olduğuna inandılar. kilise durumdan faydalandı engizisyon mahkemeleri kurdu. kilise her zaman feodal sistemin devamlılığına katkı vermiştir. bu mahkemelerin görevi şeytanın günahkarlarını yeryüzünde yok etmekti. 14. yüzyılın sonunda, büyü, günahlar içerisinde en kötüsü olarak görüldü. çünkü ruhunuzu şeytana sattığınızın bir işareti idi. öyle ki yaratılan korku cadıların uçabildiği inancını yaygınlaştırdı. 16. yüzyılda yaşayan hollanda'lı doktor, okültist ve şeytanolog johann weyer, cadıların kullandığı natura adlı bir ilacın insanlarda halüsinasyonlara neden olduğunu iddia etmiştir. cadıların uçtuğu inancı böylece yaygın söylenti olarak yayıldı.

 
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

johann weyer

cadıların şeytanla bir anlaşma yaptıkları, geceleri büyülü toplantılarda şeytana taptıkları düşünülürdü. uçarak gittikleri bu toplantılarda ahlak dışı olaylarda gerçekleşmekteydi. ahlaksız, gizemli bir topluluktan bahsedilirdi. bu sebeple günlerinde ölü bebeklerden korkunç ziyafet düzenlendiğine inanılırdı. bu toplantılara karanlığın prensi şeytanın katılmasıyla doruk noktasına ulaşılır ve şeytan cadılarla cinsel ilişkide bulunurdu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

illüstrasyon, martin van maële 1911

1486 yılında cadıların belirlenmesi ve yok edilmesinde cadı avcılarına yardımcı olacak bir kitap yazıldı. kitaba “cadı baltası” (malleus maleficarum – hammer of witches) adı verildi. dominikan tarikatından iki alman keşiş (heinrich kramer and jacob sprenger) tarafından yazılan kitap o devrin en yaygın inanışını yansıtıyordu. bu kitaba göre kadınlar, şeytan için kolay bir avdı. kadının bedeni, şehvet ve büyü birlikte ilişkilendirildi. cadıların nasıl tanınacağı ve nasıl yakalanacağı anlatılıyordu. bu kitapta yazılanlar iki yüzyıl boyunca cadı avcılarına rehberlik etti. acımasızlık ve zulüm içeren bu kitap incil’den sonra en çok okunan kitapdı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

aslında kurbanlar o kötü günlerde topluma yardımcı olmaya çalışan kadınlardı. köylüler başlarına gelen felaketlerin sorumlusu olarak büyüyü ve kendilerine zarar veren cadının kadın olduğuna inandırıldı. yemeği pişiren, ebelik yapan, hastalıkta şifalı otlarla insanları tedavi eden kadınlar ve geliştirdikleri beceriler onlardan daha çok kuşku duyulmasına neden oldu. kadınlar neden kilise tarafından hedef tahtasına oturtuldu? kilise bilge kadınlardan neden korktu?


kaynağını derin bir korku ve nefretten alan engizisyonun alevleri asla sönmeyecek gibiydi. ilerleyen zamanlarda binlerce kadın korku ve ihanetle tuzağa düşürülecekti. cadı olmak ile suçlanan bir kadın yakalandığında dehşet başlıyordu. 1600’lü yılların sonunda binlerce insan yargılanmak üzere engizisyon mahkemelerine çıkarılıyordu. suçlananlar çırılçıplak soyulup inceleniyordu. şeytana ait izler bulmak üzere uzun iğneler ile acımasızca işkence ediliyordu. gariplik olarak ben ya da doğum lekesi yeterli olmaktaydı. delil bulunduktan sonra itirafta bulunması gerekiyordu, aksi takdirde öldürülemezdi. en korkunç en gelişmiş işkence metotları suçlarını itiraf ettirmek amacıyla tapınak şövalyeleri için geliştirilmişti.

tapınak şövalyelerinin 14.yüzyılda ortadan kaybolmasıyla, büyücü bilge kadınlara yönelik yeniden benzer işkenceler kilise tarafından başlatılmıştır. bu işkencelerin üç ayrı seviyesi vardı ve üçüncü seviye insanlara ölümü getiren işkenceleri içeriyordu. parmak ve bacakları döndürmek için yapılan aletler, baş için kullanılan mengeneler, çivili koltuk gibi dayanılmaz acı veren pek çok korkunç, vahşi işkence aletleri o yıllarda geliştirilmiştir. hatta işkence altında olan cadıların çok tehlikeli olduğu düşünülürdü. cadıların gözlerine bakılmazdı, sahip oldukları şeytani güçlerden korkulurdu. onların gözüne bakarsanız acıya bilirdiniz. getirilen açıklama ise cadının sizi büyülediği biçimindeydi. gerçek ise acıma ve merhamet etme ihtimalini ortadan kaldırmaktı.

işkence acımasızca artarak devam ettirildiğinde, en sonunda ne istenirse söylendi. bu gittikçe büyüyen bir girdabı andırıyordu. cadı olduğuna inanılan birkaç kadın ile başlıyor, sonunda düzinelerce kadının yok edildiği bir vahşete dönüşüyordu. mahkeme tarafından uydurulan iğrenç fantazilere dayalı acı dolu ve korkunç işkencelerden korkanların itiraf edeceği umuluyordu. kader günü geldiğinde suçlu bir vagona konuyor, dar sokaklardan geçirilerek köy meydanına getiriliyordu. burada bir kazığa bağlanıyordu. avrupa’da binlerce kadın yakılarak öldürüldü. nedeni ise içindeki şeytan ancak ve ancak yakılarak yok edilebilirdi. cadı dönemi denen iki yüz yıl boyunca fransa ve almanya’nın köylerinde çok korkunç katliamlar gerçekleşti.

ingilizler cadıyı yüzdürmek denen bir yöntem geliştirmişlerdi. suçlunun iki eli ve ayakları göbeği üzerinde bağlanıp su üzerine bırakılıyordu, eğer sanık su üzerinde kalmayı becerirse onun bir cadı olduğuna inanıp öldürüyorlardı, batar ve boğulursa suçsuz olduğuna inanıyorlardı. ancak her iki durumda da kadın ölüyordu. 16. yüzyılda kendilerini dehşete kaptırmış en tehlikeli olan yer almanya’nın wurzburg şehridir. hakimler en sonunda neredeyse tüm şehir halkının şeytana hizmet ettiğine karar verdi. 600 kişiyi ölümle cezalandırdılar. bunların 19'u rahip 41 ise çocuktu. geriye hiç kadın kalmamıştı. toplamda tüm avrupa’da 60.000 ile 300.000 kişinin yok edildiği iddia edilmektedir.
devamını gör...

(bkz: he yavrum he)
devamını gör...

keşke dönse, yeni nickini bilmesek.
yazsa, başka biri gibi sevsek, sebeplensek!
devamını gör...

sanmıyorum. beni bu saatten sonra artık moderatör bile kesmez.
devamını gör...

nice mutlu yıllara demek istediğim güzel nickli yazarımızdır efem.
devamını gör...

bütün sözlük aleminin kadir gecesi mübarek olsun
devamını gör...

bugünde atım gelmedi, kandırıldık ey sözlük.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

biz hazırız şimdi onlar düşünsün...
devamını gör...

çoğu zaman kendi istekdiklerini çocuklara yaptırabilmeleri için söyledikleri yalanlardır.

"eğer bunu yaparsan istediğin bisikleti alırım."
"eğer benim sözümden çıkmazsan sana en pahalı ayakkabıyı alırım."
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim