adını kendisine kendisi koymuş. wonko the sane'e selam olsun(muş). m'siz yazılımcı bireyle bir alakası olmadığı gibi adını kendisine kendisi koyan her birey gibi birinin bişeysi olarak anılmaktan hicap duyacak biriymiş.
rivayet edilir.
devamını gör...

sizin de başınıza geliyor mu bilmediğim durum ama tahminime göre bir gülme geliyordur. zira uzun zamandır kritik geçirmediğimiz bir dönemimiz oldu mu diye hafızamı yokluyorum ve bulamıyorum. korona belası, ekonomimizin geldiği son durum, fahiş zamlar, dolar ve euro'nun ayrı eve çıkıyoruz biz dercesine bağımsızlığını ilan etmesi, kadın cinayetleri, insana verilen değerin dip yapması ve aklıma gelmeyen tonla şey derken kritik geçmeyen günümüz olmuyor.

ne zaman biri bu cümleyi kursa istemsiz bir gülme geliyor. zaten hepimiz gülmüyor muyuz? en çok da ağlanacak halimize.
devamını gör...

yapabilene saygı duyduğum doğum şeklidir. insan vücudu en fazla 45 del (birimi) acıya dayanabiliyor ancak doğumda bu oran 57 dele kadr çıkıyor bunun 20 kemiğin aynı anda kırılmasına eşit olduğunu söylüyorlar gerisini siz düşünün.
devamını gör...

ilk başta gözü oldukça yorabiliyor tasarım. ui-ux konusunda çalışmış birisi olarak tavsiyelerde bulunursam:
- renk düzeni güzel bence kullanılan renk sayısı oldukça az ve yeterli
- entry no dan sonra newline'a gerek yok bence, çok değerli bir satır gidiyor her entry için.
- paylaş butonlarının o kadar önde olmasına gerek yok az kişi az durumda kullanır onları.
- soldan sağdan o kadar margin gerekli mi bilemedim şimdilik.
- yukardaki direct-link'ın onay penceresi vermesine gerek yok direkt clipboard'a alabilir.
- onun yanındaki i'nin anlamını anlayamadım.
- başlık ve üstündeki opsiyonların sticky olmasına gerek yok bana göre. okuma alanından kalıcı kayıp oluyor bunun karşılığında arama, sıralama özellikleri kazanıyoruz sayfanın altına inince bence ilki daha önemli. sayfa değiştirme kritik onun sürekli görünür olması gerek.

ilk bakışta oldukça hoşuma gitti aslında genel görünümü. zaten full page refresh yerine sadece gerekli alanların güncellenmesi gibi güncel teknikler de kullanılmış. bu tarz ince ayarlamalarla daha da efekttif kullanılabilir bana göre.

ekleme: full page refresh yok dedim ama gene de full dimmer varmış loading için (yani solda bir yere tıklanınca bütün ekran grileşiyor). onun yerine sadece okuma kısmında uygulanabilir çünkü odak dağıtıyor göz sol tarafta iken.
yazılmış entryler ile diğer kısımlar (benzeri-entry giriş kısmı) arasında güzel bir boşluk olsa iyi olur sanki.
devamını gör...

herkesi kendin gibi sanmayı ne zaman bırakacaksın?
devamını gör...

evin arkasında önünde bahçe bulunan evlerdir. her türk gencinin her türk emeklisinin hayalidir. bahçede sebze meyve yetiştirmek mangal yakmak büyük zevktir. torunlarımla barbekü yapıp takılacağım günleri hasretle bekliyorum . ben yazarım bu arada barbekü yaparım mangal yapmam . ayrıca torunlarım bana büyük baba der.
devamını gör...

bize bu bayramı daha da güzel hale getirmiş yazar tanesi.

iyi ki var, iyi ki bizi düşünüyor, iyi ki bize ses oluyor/bizim sesimiz oluyor.

hep böyle cıvıl cıvıl olması dileğimdir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

herhangi bir inancım yok. hee kendime inanıyorum ama o başka. neyse efem ben hep kendime saygı bekliyorum biliyor musunuz? ama o beklediğim saygıyı insanlara da gösteriyorum.

neden bu kadar tahammülsüz olduk biz?sana ne abi kadının başındakinden sana ne? sonra tutup kendiniz için saygı bekliyorsunuz. bu ne perhiz bu ne lahana turşusu ya da kremalı pasta.

işte bunun inançla, kültürle, eğitimle alakası yok. geri kafalı ne yaparsa yapsın geri kafalı...
.
devamını gör...

her şeye fazla üzülen biri olarak bazen sinirim bozuldu ya diyip gülüyorum gerçekten de fazla fazla en saçma ve üzülmem gereken halime*
devamını gör...

ücretli poşet uygulamasının internet versiyonuna da taşınması sonucu ortaya çıkan uygulama.
şu ana kadar yaptığım alışverişler kullanılabilecek poşetle gelmedi hiç. sadece kargo poşeti veya şeffaf poşetle geldi. onları da çöpe atıyorsun zaten. eğer alışveriş esnasında poşet parası ödeyeceksem düzgün mağaza poşetlerinden isterim.
devamını gör...

kendisini mutlaka bir yerlerde görebileceğiniz yazardır. girdiğiniz başlıkta tanımını göremezseniz bilin ki tanımları okuyup artı oyluyordur. bildirimlerde sıkça karşılaşırız kendisiyle.*
devamını gör...

madem böyle bir başlık açılıyor öyleyse bunu da açmalıyız. buyrun (bkz: avrupalı erkek ile türk erkeği arasındaki farklar).

başlık sahibi için bazı eklemeler yapmak istedim.
türk kızlarını hobisi olmayan evlilik düşkünü olarak görmüş ama kendisinin dünya görüşü sanki çok geniştir.
türkiyede adım başı üniversite olmasından mütevellit üniversite okusa dahi ilkokul mezunu annesinden farkı olmayan kızlar vardır ama kendisi galiba oxford ya da harvard mezunudur.
türk kızı bayramda ailesiyle köye gidiyor da kendisi sanki bana dünya turuna çıkıyor.
belli ki başlık sahibini annecim diye seven kızlar varmış.
türk kızı kendini eşya gibi görür ne demektir dangoloz.
başlık sahibinin türkçe bilgisinin benimkinin yanında bebeklerin babıldama dönemi gibi kalacağına her türlü iddiasına girebilirim.
ayrıca en az bir yabancı dil değil atalarını ayrıntılıca tarif edebileceğim 4 dil bildiğimi de ifade etmek isterim.
devamını gör...

hazreti ömer devlet başkanı iken, herhangi birinin bir derdi, ihtiyacı varmı, ağlayan ama yardım istemeye utanan kimse varmı diye gecenin sessizliğinde medine sokaklarında gezermiş.
bir gece gezerken bir kadının şiir okuduğunu duymuş ve dinlemiş. kadın "ey allah'ım eğer senden korkmasam, bu yatak şimdi sallanıyordu" diyormuş. hazreti ömer şaşırmış ve hangi ev olduğuna bakıp gitmiş.
ertesi gün o evin olduğu sokağa gelmiş ve komşulardan tanıdığına, burada yaşayan kadın evlimi değilmi, evliyse kocası nerede diye sormuş.
komşusu, kadının kocasının savaşa gittiğini ve yıllar geçsede hâla gelmediğini söylemiş. hazreti ömer evine gitmiş ve yakın ailesinden kadınlara, müslümanların bir sıkıntısı var o yüzden soruyorum, bir kadın ilişkiye girmeden ne kadar durabilir diye sormuş ve kadınlar belki dört ay durabilir demişler.
hazreti ömer islam devletinin tüm şehirlerine haber göndermiş ve savaşa giden askerlerin altı ayda bir ailelerini ziyaret etmelerini emretmiş.
o güne kadar askerlik, islam ordusuna gönüllü savaşa katılanların yaptığı ve istedikleri zaman gelip gittikleri bir yerken hazreti ömer orduyu düzenlemiştir.
devamını gör...

yüzüklerin efendisi üçlemesinin pek çok sahnesi yeni zelanda'da inşa edilen bu hobbit köyünde çekilmişti. john ronald reuel tolkien’in romanında tasvir edilen köyün birebir aynısı olan bu köy yeni zelanda’ya gelen ziyaretçilerin en sık uğradığı yerlerin başında geliyor.



elf, cüce ve insanlar gandalfgillerden nickli yazarın selamını ileterek köye rahatlıkla girip; frodo, sam, bilbo, meriadoc, pippin ile kahve içebilir.
devamını gör...

içeriği patlıcan olan yemekler.
devamını gör...

mülk diye bir şey yoktur. yeni aldıĝınız tişörtü kardeşiniz pişkince giyer ve gevrek gevrek güler!
devamını gör...

kktc'nin en zengin adamı, cem uzan'dan önce "avrupa'ya kazık atmış" medarı iftiharımız, özal'ın prensi, ersin tatar'ın eski patronu, ayşegül tecimer'in eski eşi vs vs.

1941'de o yıllarda ingiltere kolonisi olan kıbrıs'ta, lefke şehrinde doğar. babası ingiliz dominyonunda polis olarak çalışırken ayrılıp bir şirkette çevirmenlik yapmaktadır. daha sonra magosa'ya taşınır ve maraş'ta ticari atılımlara girerler (önce hediyelik eşya dükkanı açar, sonra otobüs işine girer falan), yani küçük asil'in hayatı belli bir refah içinde geçer. ilk ve orta eğitimini mağusa'da tamamladıktan sonra istanbul üniversitesi iktisat fakültesi'ne kaydolur. burada okuduğu yıllarda, ülkesinde eoka terörü azmış ve kıbrıslı türkler sürekli ezilmektedir. bu sırada nadir ailesi de ingiltere'ye göç etmeye karar verir. asil de londra'ya gelerek tekstil işine girmiş olan ailesine destek olur, aile şirketinin başına geçer. wearwell markasını satın alan asil aile şirketini bu marka altında sürdürerek hızla büyütür, derken 1974'te türk askerinin adaya çıkması üzerine kıbrıs'a dönerek adada yatırımlarına devam eder, kurtlar vadisi'nde mehmet karahanlı'dan bildiğimiz narenciye kabzımallığını da yıllardır içinde oldukları tekstil sektörüne eklerler. 1979'da batık polly peck şirketini satın alan asil nadir, artık ingiltere'nin en zengin adamlarından biri olarak görülmekte ve kktc'nin başlıca sponsoru kabul edilmektedir.

1980'lerde türkiye'de "globalisation" denince akla hemen adı gelen (eti değil ehehehehe) turgut özal'ın teşvikleriyle türkiye'ye ye de gelen asil nadir, manisa'da vestel fabrikasını kurar. ingiliz ferguson ve japon akai elektronik firmalarının televizyonlarını, vhs oynatıcılarını monte edip türkiye pazarına sürer. 90'ları hatırlayanların gayet iyi bildiği vhs oynatıcıyı çoğu eve (daha doğrusu girdiği çoğu eve, çünkü bir bizde vardı) sokan vestel'dir. ayrıca pizza hut'ı da türkiye'ye getirir, derken özal'ın tavsiyeleriyle anap'lı medya oluşturmak üzere medyaya girer. önce haldun simavi'nin günaydın gazetesini satın alır, sonra güneş gazetesini, derken gelişim yayınlarını (ki nokta ve limon(u: leman) dergilerini barındırıyordu)... hürriyet gazetesine de talip olduğu duyulur ama erol simavi ile anlaşamaz. erol simavi, özal'ın gözünün önünde "gel sana satayım gazeteyi, turgut beye de komisyonu veririz" diye asil nadir'e meydan okur hatta. hürriyet'i alamaz ya, bu daha nedir ki?

1980'lerin sonunda nadir imparatorluğu çatırdamaya başlar. polly peck şirketi iflas eder, ardından şirketlerin finansmanını zimmetine geçirmek, hileli iflas gibi kalemlerden dolayı ingiltere'de tutuklanır. birleşik krallık başta birçok ülkedeki yatırımlarını (türkiye dahil) yok pahasına elden çıkaran veya el konan nadir küçülerek sadece kktc'deki yatırımlarına kapanır. 2010'da tekrar londra mahkemelerine gider, bu sefer 10 yıl hapse mahkum edilir, altı yıl yattıktan sonra türkiye'ye iade edilir. halen kktc'de yaşıyor ve havacılık sektöründe faaliyet gösteriyor...

aniden iflas etmesinin nedenini de "1989'da amerikalılar denktaş'ın yerine beni başkan yapmak istediler, kabul etmedim" diye açıklamışlığı vardır (bu konuda sabahattin önkibar da "imamlar ve haramiler medyası" adlı kitabında benzeri şeyler söyler). bu girdide linklerdeki haberlerin yanı sıra asil nadir'in annesi safiye nadir hakkındaki şu linkten de faydalandık.
devamını gör...

yunus emre şiiri. dost kelimesi allah yolu manasında kullanılmıştır. dost elinden ölürsem hiç şüphe duymadan, güle güle geri gelem...


“dost elinden ölürsem, hiç gümansız geru gelem
ganimet görem bu demi, can şükrane veri gelem
canın diri tutan kişi, dost katından ırak düşer
feda kılam yüz bin canı, ıraklıktan beru gelem
cercis'leyin ol dost beni, yetmiş gez öldürür ise
bin gez dahi ölür isem, yüz bin gez ileru gelem
yüz bin gez doğam uyagam, dost burcunda cevlan kılam
hem bunda olam, hem anda, bunda anda varı gelem
yavu kılındım ne çare, yürürem dün gün avare
sorulara cevap budur, ben esrügem deyu gelem
bin yıl toprakta yatursam, ben komayam enelhakkı
ne vakit gerek olursa, aşk nefesin uru gelem
inanmayan, gel sinime, dost adını eyit, kıgır
kefen donum pare kılup, toprağımdan duru gelem
bundan böyle n'olasını, değme akil şerh etmeye
yunus eydür aşıklara, dost haberin veri gelem.”
devamını gör...

fransızcada "rejin falanjj" şeklinde telaffuz edilen phoebe buffay'in hayali karakteri.

bir benzeri için:
(bkz: princess consuela banana hammock)
devamını gör...

hiç alakası ve bilgisi olmayan konularda sorulmadan fikir beyan edip işe lafla karışmaya çalışmasıdır. çok biliyorsan gel kendin yap be adam.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim