kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

uzun süre sonra sözlüğe girip, ilk defa sözlüğün radyo yayınına katılıyorum, gerçekten çok güzel bir fikir olmuş, yayınlarınızın ve sözlüğün gidişhatı için başarılar dilerim.
yalnızlık hakkında 2 kelam etmek istedim, insanın kendini en özgür ve en ferah hissettiği an yalnız olduğu andır en azından benim için.
zaten milyonlarca zorunlu ya da keyfi ihtiyaçlara muhtacız, insan faktörü aradan çekildiği zaman en azından mecburluğumuz azalır.
zaten yalnızlık denilen kavram, ebedi de değildir kanımca, dünya denilen gezegen büyük, insanlar oldukça fazla.
devamını gör...

gitmesek de görmesek de.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1981 üniversite reformundan önceki yıllarda, türk yükseköğretim sistemi beş tür kurumdan oluşmaktaydı:

(1) üniversiteler,
(2) milli eğitim bakanlığı'na bağlı akademiler,
(3) bir kısmı diğer bakanlıklara, çoğu milli eğitim bakanlığı'na bağlı iki yıllık meslek yüksekokulları ile konservatuvarlar,
(4) milli eğitim bakanlığı'na bağlı üç yıllık eğitim enstitüleri,
(5) mektupla öğretim yapan yaykur

yükseköğretimin tüm düzeyleri için etkili ve koordineli bir merkezi plânlamanın olmaması, özellikle de altmışlı ve yetmişli yıllarda yükseköğretim kurumlarının sayısı, çeşidi ve öğrenci sayıları ile başka bir çok hususta gözlenen hızlı artış nedeniyle yukarıda belirtilen yükseköğretim sistemi bir süre sonra başarısızlık ve yozlaşma işaretleri vermeye başlamıştır. bunlara ek olarak 1960-80 arasında ortaya çıkan siyasi, sosyal ve ekonomik sorunlar, yükseköğretimdeki kötüye gidişi daha da artırmıştır. bu nedenle yetmişli yılların sonunda köklü bir reform kaçınılmaz hale gelmiş ve sonunda 1981 reformu yürürlüğe konmuştur.

yükseköğretim, 1981'de çıkarılan 2547 sayılı yükseköğretim kanunu ile akademik, kurumsal ve idari yönden yeniden yapılanma sürecine girmiştir. bu kanunla ülkemizdeki tüm yükseköğretim kurumları yükseköğretim kurulu (yök) çatısı altında toplanmış, akademiler üniversitelere, eğitim enstitüleri eğitim fakültelerine dönüştürülmüş ve konservatuvarlar ile meslek yüksekokulları üniversitelere bağlanmıştır. böylece, söz konusu kanun hükümleri ve anayasa'nın 130. ve 131. maddeleriyle kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş olan yükseköğretim kurulu, tüm yükseköğretimden sorumlu tek kuruluş haline gelmiştir.

türk yükseköğretim sistemi 1982 yılı itibarıyla yirmiyedi üniversite ile bunlara bağlı fakülte, enstitü, yüksekokul, konservatuvar ve yüksekokullarından oluşan birleşik bir yapıya dönüştürülmüştür. bu meyanda, yaykur'un işlevleri anadolu üniversitesi'ne devredilmiştir.

ezcümle, üniversite meselesi 1960'lı yıllarda başlayan ve 1980 askeri darbesine kadar 20 yıl boyunca süren öğrenci hareketleri, akademinin siyasallaşması vb nedenlerle 1980 darbesinden sonra üniversitelerin raptı zapt altına alınması amacıyla çıkarılan 2547 sayılı kanunun cumhurbaşkanına verdiği yetkiye dayanır. (2547 sayılı kanunda defalarca değişiklik yapılmış ancak rektörlerin atanması konusunda herhangi bir değişiklik olmamıştır.)

rivayet odur ki, dönemin devlet başkanı kenan evren, rektörlerin atanması işinin cumhurbaşkanınca yapılmasını istememiş ancak etrafındaki "kraldan çok kralcı" olan tayfa, bu yetkinin cumhurbaşkanına ait olmasının uygun olacağını söyleyerek kendisini ikna etmiştir.

o gün bugündür türkiye'de rektörleri cumhurbaşkanı atamıştır. kanunun değişmediği sürece de rektörler bu şekilde atanmaya devam edecek, her (yeni) rektör atamasında (cumhurbaşkanı kim olursa olsun) siyasal biat/akademik liyakat tartışmaları olacaktır.
devamını gör...

16 yaşıma girdiğim gün
"doğum günüm"
devamını gör...

çok ürkütücü bir his olsa gerek.. arada yenileye her basışımda karşıma çıkacak diye korkmuyor değilim..

hoş ne yazacaklar.. trollün biriydi derler, evden aldıracağım derler, ekmek bıçağıyla hayalarına çalışacağım bile diyen olur..

giden gider de yazdıklarım ne olacak sözlük ahalisi? lan geberdi de kurtulduk derler belki. libido patlaması başlıklarıma acırım sonra.. heba olur o kadar emek. belki tek kelimeyle 'son' yazılıp abdulseyidbincabbar'a noktayı bu şekilde koyan bile olur.

insan gerçekten değersiz. isim, soyisim, telefon numaran, sıfatın.. insan dediğin bu kadar. bu kadarız ya.. ürkütücü.
devamını gör...

tam olaraktan bu;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

abi kafanda kurbağa var
abi kafanda kurup kurup vuruyosun oğa boğa
yaşlı bi kurbağa var bin yaşında var başında sis var kurbağanın altında sen var
(bkz: adamlar - kapısı kapalı)
devamını gör...

ağır hakaret, küfür ve saygısız üslup kullananları engellerim. daha da olursa moderasyona havale ederim. davranış bozukluğu olanı ben tedavi edemem.
devamını gör...

an itibariyle akışında bir tane bile bilgi içerikli tanım olmayan sözlük. sağlık olsun. zaten wikipedia mı burası. neyse ben geldim buralardayım. herkese selam. *
devamını gör...

şuvan çok sıkıcı olan sözlük... hayır nerde bu millet toplanıp bi şeyler mi yapıyorlar benden habersiz.. şş.. hey...
devamını gör...

bir yetişkin kendi ebeveyninden alamadıklarını çocuklarından almaya kalkamaz, kalkmamalı. duygusal ihtiyaçları karşılanmadan büyümüş bir çocuk kendisi anne olunca bu ihtiyaçları çocuktan almaya kalkarsa, bir çocuk "annem kırılırsa, annem üzülürse" diyerek hayatını annesinin gönül yorgunluklarını gidermeye adarsa, kendi hayatına verecek ve kendine dünya kuracak çok az enerjisi kalır. çocuk annesinin duygularını onarmayı bırakıp kendi hayatına verse kendini, bencillikle suçlanır. "bizi beğenmiyor, bizi istemiyor, çıktığı kabuğu beğenmiyor" diyerek itham edilir. oysa çocuk sürekli üzülen, duygusal şantajları bitmeyen ve bir türlü memnun olmayan ebeveyninin yanında yetersiz hissetmekten bıkmış, kendini var edebileceği alanlar açmaya çalışmaktadır.

psikolojik ilk yardım, tülay kök
devamını gör...

bakarsın aynalara, kibrinle yaşarsın
yalanı çok seven dilin işini orda başarsın
bu bitmiş öykünün bendim hayalperesti
sen bir ara durakmışsın, hayatımın turisti...
devamını gör...

sonuçta itibardan tasarruf olmaz demişler.

bebeğin donundan medet ummak gafletine düşmüş bir cumhurbaşkanı için sıradan bir eylemdir.
devamını gör...

kişinin kendi yüzü de dahil olmak üzere, hiçbir yüzü tanıyamadığı, doğuştan ya da beyin hasarı sonrasında oluşabilen rahatsızlık. (bkz: prosopagnozi)

bu hastalığa sahip insanlar aile bireylerini yahut akrabalarını, hatta kendi yüzlerini ayırt edemezler. bu nedenle kişileri, ses ya da farklı özellikleri aracılığıyla tanımaya çalışırlar. rahatsızlığa konum algısında eksiklik, yüz dışındaki farklı cisimleri de tanıyamama gibi farklı sorunlar da eşlik edebiliyor. bu hastalar film ya da dizi izlemek gibi faaliyetleri de gerçekleştiremiyorlar.

hastalığın belirli bir tedavisi yok. şimdilik sadece kişiye yüzleri tanıyabilmesi için çeşitli yöntemler öğretmekten ibaret bir terapi yürütülüyor.
devamını gör...

hame tarafından açılmış başlığım. ben buranın gece kartalıyım. mahallede dolananlara kimlik sormak için varım. aynı zamanda türkçesi "nefret" olan ingilizce kelime.
devamını gör...

nikos papazoglou'nun kaneis edo den tragouda adlı şarkısının bestesi üzerine türkçe sözlerle yapılmış fuat saka şarkısı.
devamını gör...

uyan da bak gazi kemal, başımıza gelen işe..
devamını gör...

“yanlış zamanda tanıştık. en azından kendime sürekli söylediğim bu. belki bundan bir yıl sonra, uzak bir şehirdeki bir kahve dükkanında buluşuruz ve tekrar deneyebiliriz.”
(eternal sunshine of the spotless mind)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim