birçok soru var böyle ama son zamanlarda, yani çalışmak durumunda kaldığım dönemin başından itibaren, çalıştığım her yeni iş yerinde ya da iş bünyesinde tanıştığım her insanla aramda geçen diyaloglar hep aynı. tahmin edileceği üzere karşı taraf bu söz konusu maruz kalınmak istenmeyen soruları soruyor:

birinci soru: "ee, madem meslek sahibisin, neden burada bu işi yapıyorsun?"

(cevap veririm)

ikinci soru: "anne baba neci, neredeler?"

(cevap veririm, detay vermesem de verdiğim genel cevaptan annemle babamın ayrı olduğu açığa çıkar)

üçüncü soru: "birbirlerine hayırları olmamış, sana da mı faydaları yok, yardım etmiyorlar da mı çalışıyorsun?"

(biraz sinirlenirim, yansıtmadan cevap veririm, diyalog soru cevap formatından çıkıp benim adıma "acıyan" ifadeler kullandıkları, benim de "yapacak bir şey yok, başımın çaresine bakıyorum" ana fikirli ifadeler kullandığım bir şekle bürünür, sonra da biter.)

yaklaşık on kez bu konuşmayı yapmışımdır, daha doğrusu kendimi bu konuşmanın içinde bulmuşumdur. bunların birçoğu meraklı ve işgüzar insanlardı, ama bir iki tanesi gerçekten beni merak ederek ve anlamaya çalışarak yaklaştı. geçenlerde müşterinin biri erken geldi, yanımdakilerle sohbet ederken dikkatini çektim, yine o klasik diyalog yaşandı. anlattım, benzer cümleler duydum ama adam halime yazıklanmak yerine benim ne kadar sorumluluk sahibi ve güçlü birisi olduğuma odaklandı. işletme sahibine beni övdü bir süre, biraz çekindim. lafını yarıda kesip bana döndü ve "sizi utandıracak bir şey söylemiyorum umarım?" dedi kibar bir şekilde. bilakis memnun olduğumu, çalışmaktan da utanmadığımı söyledim. hala her geldiğinde selam verip hal hatır sorar misal. ama herkes böyle değil işte. çoğunlukla sizin hikayenizdeki zayıflığınızı görüp, yarın öbür gün bunu size karşı kullanabilmek için bilmek isterler. böyle insanların sorduğu düz bir "nasılsın?" a bile maruz kalmak istemiyorum artık.
devamını gör...

sosyoloji toplum bilimidir. toplumsal anlamda her hareket; değişim, gelişim, toplumsal gruplar, cinsiyet, tarih, psikoloji, bilim, medya, din, suç, vb. sosyolojinin alanına girer. koca bir derya denizdir yani.

eğitim süreci kişiye farklı bakış açıları kazandırmayı hedefler ve sistemli düşünebilmeyi öğretir. fakat özellikle yaşadığı toplumu anlamak isteyen kişi için sosyoloji eğitimi almış olmak yeterli değil maalesef.

temellerini saint-simon'un attığı ve modern anlamda comte ile başlayan, durkheim, marx, weber, spencer, j.s. mill, ve günümüze kadar yaşamış daha bir çok sosyoloğu okuyup anlamak tabiri caizse hatmetmek gerek.

aynı zamanda iyi bir gözlemci olmak, günü gündemi iyi okuyabilmek, tarihi de iyi bilmek gerekir.

yani ilgi duymayan, merak etmeyen de okur bitirir bir şekilde ve bir diploma sahibi olur fakat sosyolog olmak bambaşka bir şey.
devamını gör...

tenten.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bile derken? kadın güzel mi olmak zorunda? belki önemli bir yazar, sanatçı, sporcu, bilim insanı vs. gerçi bunu düşünen kardashian vari tipleri takip ediyordur. çok da bişey beklememek gerek. birini güzel diye takip etmeyin zaten. bakın sapiensi diğer türlerden ayıran şey beyni. beynini keşfet dostum bir yerlerde seni bekliyor.
devamını gör...

aslında tercümesi şu:
lan zibidi canım sıkılıyordu senle konuşuyordum. şimdi kendimi eğleyeceğim farklı meşgaleler buldum. uzatmadan ikile kibar kibar. görmem gereken güneşli günler var.
devamını gör...

gerektiğinde çaldırandır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

başıma bir iş gelmeyecekse oldukça beğendiğim kitap. şahsen anlatım biçimi ile çok ilgili değil bu beğeni. olayların tarihi doğruluğu muhakkak tartışılır fakat sahte bir cennet algısı yaratmak istenildiğinde bundan daha iyisi yapılamazdı diye düşünüyorum.

--! spoiler !--

sırf bu sahte cennet algısını oluşturmak için özel olarak kadınları yetiştirmek ve o kadınların eğitilme biçimi bana tuhaf bir şekilde uzak doğu'da bulunan geyşa eğitimini hatırlatmıştır.

--! spoiler !--
devamını gör...

nihavend makamında bir şarkı olmak isterdim.
devamını gör...

günde 5 saat uyumama rağmen anlamsız bir zaman yetmezliği içerisinde olduğumu fark etmem sonucunda ulaştığım tespittir.

buna rağmen buraya ayırdığım zamana şaşmıyor değilim. şimdi podcast'i, radyosu, dergisi, ksp derken bunu iliklerime kadar hissedeceğime de eminim.

saatleri ayarlama enstitüsü'nde ki nuri efendi mi el atar yoksa direkt türkiye uzay ajansımı çözer bilemiyorum ancak bir ayar verilmesi şart durumdur.
devamını gör...

?? ?? ?? efsane geri döndü!?? ?? ??
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çocukluğumun simgesi olan çeşmedir.

musluklarından çikolata akan çeşme. ilk gördüğüm de beynimden vurulmuşa dönmüştüm ve deli emin edasıyla; şerefsizim benim aklıma gelmişti diye geçirmiştim içimden.
nostaljinin romantizminden mi kaynaklı bilmiyorum ama bunun çikolata kalitesi de gayet iyiydi. fındığın aroması yoğun bir şekilde hissediliyordu. sıcak sıcak olurdu ve çok akışkandı. ama bunlar önemli değil, önemli olan çeşmeden çikolata akma görüntüsü. ah…

çikolatanın kendini saf bir biçimde akışa bırakması ne güzeldi. yiten bu işte!


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaa en sevdiğim şarkılarla giriş yapılıyor. sevdim ben bu işi.
devamını gör...

optik form doldururken çok fazla vakit kaybettirebilecek olan durumdur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sağdaki diyor ki;benim de arkadaşım olsun buradan, özlesin,ansın,mesaj atsın,gelsin püskevitler gitsin çaylar.

soldaki durur mu; hayatım yoğun ve güzel iken kim takar burayı.ben de zaten sizi aramıyorum.

yakın zamanda bildirimleri kapatmama rağmen sanırım ağlamayı*tercih ederim.
tabi tüm bunlardan kime ne?*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
pufs
devamını gör...

uykudan uyanır uyanmaz. didim-akbük

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydın sözlük...

ama öyle, sol elinde kahve kupası, sağ elinde cep telefonu, ön kamera açık ve kolu sevgiliye uzanmış gibi günaydın 'sıtori'si atan instagram fenomeni gibi; kamera arkası koşturmacalı, doğal gibi görünmek için çok fazla efor sarfedilmiş, buna rağmen o doğallığın yakalanamadığı, alttan link kaydırmalı falan bir günaydın değil elbette...

böyle, mesai haftanızın son günü, erken çıkışı kapmışsınız, gün bir an önce 'vıjjjjjt' diye geçip gitmiş de, saat birden 17:00 olmuş gibi, bu sıcak temmuz cumasında en yakın pub'a kendinizi atıp, koca bir arjantin bardakta 50'lik fıçı bira söylemişsiniz de, sıcaktan terlemiş o buz gibi bardağı tutup koca bir yudum almışsınız gibi bir günaydın...

sanal değil, reel bir günaydın...
tuzlu fıstıklı, patates ve sosis kızartmalı bir günaydın...
devamını gör...

perde hızı anlamına da gelen sözcüktür.

sözlükte 'ışık alma süresi çok az olan hızlı bir devinimi olduğu anda saptayan fotoğraf çekme yöntemi.' olarak geçer.

fransızca kökenli bir sözcüktür.
devamını gör...

öncelerden bir iki şarkısını beğenerek dinlediğim,
instagramdaki afrika gezisi görüntülerinden sonra, fanları arasına girdiğim, merhametli şarkıcı.
allah yolunu açık etsin.
www.instagram.com/reel/CNg9...
devamını gör...

tam olarak şu şekilde dinleyeceğim radyo yayını;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

süt ısıtayım bari *
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim