sevgi günü
bu günü daha kapsamlı kutlamak adına günün 'sevgililer' şeklinde değil 'sevgi' günü olarak değiştirilmesi gerekliliğine inanıyorum. önce kendimizi severek başlıyoruz. biz kendimize değer verelim ki pozitif gücümüz tüm evrene yayılsın, kucak kucak mutluluk getirsin kalplerimize. şimdi en yakınınızda olmazsa olmazınız olan kişilerle gününüzü kutlayabilirsiniz gönül rahatlığıyla.
önce kendini sev
önce kendini sev
devamını gör...
kafa kafaya radyo yayını
içerikten bağımsız olarak teknik açıdan çok güzel iş çıkarmış sevgili yazarlar. tebrikler:)
devamını gör...
en centilmen şehrimiz
trabzon diyorum. öyle bir hoşgörü öyle bir kibarlık, öyle bir ileri görüşlülük. ellerine kimse su dökemez. karadenizin paris'i resmen!...
devamını gör...
zeig dich
göster kendini anlamına gelen almanca ifade. aynı zamanda rammstein'ın 2019 yılında çıkan 7. albümünden muazzam bir parça. şarkıda katolik kilisesi tabiri caizse yerin dibine sokulmuştur. şarkının girişindeki latince benzeri ifadeler aslında latince değildir ve kendi başlarına bir anlam ifade etmezler, kilisenin anlamsız latince aşkına taşlamadır.
"aus versehen sich
an kindern vergehen
verbreiten und vermehren
im namen des herren"
"yanlışlıkla çocuğu
taciz ettiğinde
yayıl ve çoğal
efendimizin adıyla"
"aus versehen sich
an kindern vergehen
verbreiten und vermehren
im namen des herren"
"yanlışlıkla çocuğu
taciz ettiğinde
yayıl ve çoğal
efendimizin adıyla"
devamını gör...
piyano çalmak isteyenlere tavsiyeler
oldukça iyi bir piyanistten eğitim alan bir piyanist olarak şunları tavsiye edebilirim size:
1- öncelikle oturma pozisyonunuz, ellerinizin pozisyonu çok önemlidir. bunu nasıl olduğunu zaten öğretmeniniz size söyleyecektir. fakat çalarken kendinizi sıkmamanız da aynı şekilde gerekmektedir. omuzlarınızdan güç alın, bileklerinizi yormayın.
2-pedallarla ilk aşamada haşır neşir olmayın, kafanız karışır. zaten sağ pedalla işimiz olacak genellikle. orta ve sol pedalı çok çok sonraları kullanacağız diyebilirim.
3-nota okuması yaparken, önce notanın "iskeletini çıkarın". bundan kasıt, notada yer alan ölçüleri, susları, bemol vs.leri kafanızda sindirmenizdir. (çalmadan önce)
4-ardından sağ ve sol eli ayrı ayrı çalmaya başlayın. en sonunda(örneğin bir ölçü bitiminde) notaları birleştirin.
5-ayrıca terimleri iyi öğrenin ki karşınıza çıkınca savsaklamayın.
6-her şeyi çalmayı ilk aşamada hayal dahi etmeyin, hüsranla sonuçlanır. fakat dinleyin. içinize müzik dolsun. örneğin ilk öğrencilerimden birisi bana şu istekle gelmişti: bana evgeny grinko'nun valse'ini öğretir misin? böyle bir istek iyi hoş da, popülaritesi yüksek olan eserler popülaritesi yüksek olan eserler hiçbir hocaya ihtiyaç kalmadan da öğrenilebilir. nota okumanıza da gerek yok, internetten öğrenebilirsiniz. ama tavsiyem öğrenip de rezil olmayın. tek özelliği valse çalan insanlar türedi bu aralar, hiç hoşuma gitmiyor bu durum. önceden de comptine d'un autre été denen eser vardı yann tiersen'den. cılkını çıkardılar. *
7-çalmak istediğiniz eseri oturtmak için o eseri çalan iyi bir piyanistten dinleyin. (rubinstein, zimerman, evgeny kissin önerebileceğim, sevdiğim isimlerdir. lakin rubinstein'ın yorumu sizi şaşırtmasın. )
8-yorum yapmaktan çekinmeyin. ancak ilk aşamada yapmaya da çalışmayın.
9-her şeyden önemlisiyse, müziği hissetmeye çalışın. şaka yapmıyorum, müzik ruhunuza dolsun. gözyaşı dökün, gülün. isterik kahkahalar atın. yeter ki hissedin. zaten bunu yapabilirseniz, işte o zaman başarılı olursunuz piyanoda. bunu yapmak pek kolay olmasa da (duygusal bir insansanız zaten kolaylıkla olacaktır.) ünlü bestecilerin yaşam hikayelerini okursanız faydası olabilir. sonuçta onları çalıyoruz, gerçekleştiriyoruz. işin felsefesi bu. ayrıca roman okumak ve karakterleri hissetmek de diyalektiksel olarak sizi geliştirecektir.
10-kitapsız olmaz. güzel kitaplar var. ister hocanıza sorun o söylesin ister internetten araştırıp bulun. czerny etütlerini öneririm.
11-her gün belli bir eser üzerine yoğunlaşmak yerine çalışma saatlerinizi parçalara ayırın: örneğin ilk saatiniz bir eser üzerine olsun, ikinci saatiniz de dizi çalışmak olsun. diziler önemli. bir diğer saatiniz de müzik teorisi olabilir, çok yararı olur ama çalışmayabilirsiniz de.
aklıma geldikçe yazarım.
edit: aylar sonra yazdım bir şeyler işte. sözlüğü tamamen bırakmadan önce bir şeyler daha yazayım dedim.
1- öncelikle oturma pozisyonunuz, ellerinizin pozisyonu çok önemlidir. bunu nasıl olduğunu zaten öğretmeniniz size söyleyecektir. fakat çalarken kendinizi sıkmamanız da aynı şekilde gerekmektedir. omuzlarınızdan güç alın, bileklerinizi yormayın.
2-pedallarla ilk aşamada haşır neşir olmayın, kafanız karışır. zaten sağ pedalla işimiz olacak genellikle. orta ve sol pedalı çok çok sonraları kullanacağız diyebilirim.
3-nota okuması yaparken, önce notanın "iskeletini çıkarın". bundan kasıt, notada yer alan ölçüleri, susları, bemol vs.leri kafanızda sindirmenizdir. (çalmadan önce)
4-ardından sağ ve sol eli ayrı ayrı çalmaya başlayın. en sonunda(örneğin bir ölçü bitiminde) notaları birleştirin.
5-ayrıca terimleri iyi öğrenin ki karşınıza çıkınca savsaklamayın.
6-her şeyi çalmayı ilk aşamada hayal dahi etmeyin, hüsranla sonuçlanır. fakat dinleyin. içinize müzik dolsun. örneğin ilk öğrencilerimden birisi bana şu istekle gelmişti: bana evgeny grinko'nun valse'ini öğretir misin? böyle bir istek iyi hoş da, popülaritesi yüksek olan eserler popülaritesi yüksek olan eserler hiçbir hocaya ihtiyaç kalmadan da öğrenilebilir. nota okumanıza da gerek yok, internetten öğrenebilirsiniz. ama tavsiyem öğrenip de rezil olmayın. tek özelliği valse çalan insanlar türedi bu aralar, hiç hoşuma gitmiyor bu durum. önceden de comptine d'un autre été denen eser vardı yann tiersen'den. cılkını çıkardılar. *
7-çalmak istediğiniz eseri oturtmak için o eseri çalan iyi bir piyanistten dinleyin. (rubinstein, zimerman, evgeny kissin önerebileceğim, sevdiğim isimlerdir. lakin rubinstein'ın yorumu sizi şaşırtmasın. )
8-yorum yapmaktan çekinmeyin. ancak ilk aşamada yapmaya da çalışmayın.
9-her şeyden önemlisiyse, müziği hissetmeye çalışın. şaka yapmıyorum, müzik ruhunuza dolsun. gözyaşı dökün, gülün. isterik kahkahalar atın. yeter ki hissedin. zaten bunu yapabilirseniz, işte o zaman başarılı olursunuz piyanoda. bunu yapmak pek kolay olmasa da (duygusal bir insansanız zaten kolaylıkla olacaktır.) ünlü bestecilerin yaşam hikayelerini okursanız faydası olabilir. sonuçta onları çalıyoruz, gerçekleştiriyoruz. işin felsefesi bu. ayrıca roman okumak ve karakterleri hissetmek de diyalektiksel olarak sizi geliştirecektir.
10-kitapsız olmaz. güzel kitaplar var. ister hocanıza sorun o söylesin ister internetten araştırıp bulun. czerny etütlerini öneririm.
11-her gün belli bir eser üzerine yoğunlaşmak yerine çalışma saatlerinizi parçalara ayırın: örneğin ilk saatiniz bir eser üzerine olsun, ikinci saatiniz de dizi çalışmak olsun. diziler önemli. bir diğer saatiniz de müzik teorisi olabilir, çok yararı olur ama çalışmayabilirsiniz de.
aklıma geldikçe yazarım.
edit: aylar sonra yazdım bir şeyler işte. sözlüğü tamamen bırakmadan önce bir şeyler daha yazayım dedim.
devamını gör...
rick apodaca
2007-2008 sezonunda beşiktaş'ta oynamış porto riko'lu iki numara. takımda bir sezon oynamasına rağmen kendisinin bende yer etmesinin bazı sebepleri var. takıma ilk katıldığı andan itibaren atletik yapısı ve delici oyun anlayışı ile cidden umut vaad ediyordu. adam komplike bir basketbolcu görünümü veriyordu ve her geçen hafta ha oldu ha olacak derken bir efes pilsen maçı oynadı ki, dillere destan... resmen efes'in üzerinden silindir gibi geçti. efes'i tabiri caizse madara etti. o gün preston shumpert'da apodaca'ya ayak uydurmuştu ve muazzam bir oyun finali oldu.
tabi biz adamın bütün meziyetlerini bu maçta görünce, biraz da çılgın bir oyuncu olması sebebiyle * hah işte aradığımızı bulduk diyerek mest olmuştuk. godot gelmişti. daha ne olsundu? fakat ne oldu ise o maçtan sonra oldu. meğer adam tek sıkımlık kurşununu bu maçta atmış. sonrası bizim için çile bülbülüm çile. bekliyoruz ki, godot geri dönsün. inatla dönmüyor. biz de inatla umudumuzu kaybetmiyoruz zira o sene takım kimyası çok iyiydi ve normal sezonu da lider bitirdik. yani bir nebze tolere edilebilecek bir durum vardı ortada. play off'larda efes maçı gibi bir iki maç oynasa yetecek bize, şampiyon oluruz diye kendimizi kandırıyoruz. ergin ataman, bu adamdan illaki verim alacak falan fişman ama adam da inatla çember dövüyor. neyse efendim bu yine geri geldi. geldi ama öyle bir maçta geri geldi ki sormayın gitsin. tüm takımın tel tel döküldüğü türk telekom maçında kontak açtı ama iş içten geçti. o maçı kıl payı kaybettik ve şampiyonluk umutlarına el salladık. arkasında da apodaca'ya el salladık. harika geçen bir sezonu bu çılgın dövmeli adamı bekleyerek geçirip, tüm hayallerimizin suya düşmesi halen kalbimde yaradır.
tabi biz adamın bütün meziyetlerini bu maçta görünce, biraz da çılgın bir oyuncu olması sebebiyle * hah işte aradığımızı bulduk diyerek mest olmuştuk. godot gelmişti. daha ne olsundu? fakat ne oldu ise o maçtan sonra oldu. meğer adam tek sıkımlık kurşununu bu maçta atmış. sonrası bizim için çile bülbülüm çile. bekliyoruz ki, godot geri dönsün. inatla dönmüyor. biz de inatla umudumuzu kaybetmiyoruz zira o sene takım kimyası çok iyiydi ve normal sezonu da lider bitirdik. yani bir nebze tolere edilebilecek bir durum vardı ortada. play off'larda efes maçı gibi bir iki maç oynasa yetecek bize, şampiyon oluruz diye kendimizi kandırıyoruz. ergin ataman, bu adamdan illaki verim alacak falan fişman ama adam da inatla çember dövüyor. neyse efendim bu yine geri geldi. geldi ama öyle bir maçta geri geldi ki sormayın gitsin. tüm takımın tel tel döküldüğü türk telekom maçında kontak açtı ama iş içten geçti. o maçı kıl payı kaybettik ve şampiyonluk umutlarına el salladık. arkasında da apodaca'ya el salladık. harika geçen bir sezonu bu çılgın dövmeli adamı bekleyerek geçirip, tüm hayallerimizin suya düşmesi halen kalbimde yaradır.
devamını gör...
gerçek yazar olmak varken sözlük yazarı olmak
ikisi de güzel ve keyif veren şeyler. neden ayırayım ki?
devamını gör...
elli kere şikayet ettik
kanım çekildi resmen. çok büyük bir acı. sabır diliyorum, çok büyük bir sabır. keşke elimizden bir şey gelse güzel kardeşim ama yok maalesef. başın sağolsun, senin kadar olamaz ama en derinlerimde hissettim bu acıyı.
devamını gör...
göz altı morlukları
genellikle adı uykusuzluk ile birlikte anılan fakat en büyük sebepleri arasında böbrek rahatsızlıkları, susuzluk, yetersiz beslenme ve karaciğer rahatsızlıkları olan durumdur.
çok belirgin ve halkalar halinde olan versiyonu birden bire başladıysa yüksek olasılık karaciğer rahatsızlıklarına ya da yetersiz beslenmeye, belirgin ve zaman içerisinde yavaşça oluşan versiyonu muhtemel böbrek rahatsızlıklarına ya da susuzluğa işaret ediyor olabilir.
okuduğunu tam anlayamayan ya da evhamlı arkadaşlar için bilgilendirme notu: her göz altı morluğu, bahsettiğim durumlara işaret etmez. bu tarz durumlarda başvurulması gereken yerler sözlükler ya da internet mecraları değil sağlık kurumlarıdır. en kesin ve doğru bilgiyi doktorunuzdan alırsınız.
çok belirgin ve halkalar halinde olan versiyonu birden bire başladıysa yüksek olasılık karaciğer rahatsızlıklarına ya da yetersiz beslenmeye, belirgin ve zaman içerisinde yavaşça oluşan versiyonu muhtemel böbrek rahatsızlıklarına ya da susuzluğa işaret ediyor olabilir.
okuduğunu tam anlayamayan ya da evhamlı arkadaşlar için bilgilendirme notu: her göz altı morluğu, bahsettiğim durumlara işaret etmez. bu tarz durumlarda başvurulması gereken yerler sözlükler ya da internet mecraları değil sağlık kurumlarıdır. en kesin ve doğru bilgiyi doktorunuzdan alırsınız.
devamını gör...
ekşi sözlük'ün normal sözlük'ü bitirme operasyonu
yoldaşın üç kulhü bi elhamına bakar.
devamını gör...
islam’da kadının yeri
islam'ı kötüleyince elinize ne geçiyor arkadaşlar ?
size göre islam; şuan arapların yaşadığından mı ibaret ?
eğer öyleyse diyecek bir şeyim yok.
size göre islam; şuan arapların yaşadığından mı ibaret ?
eğer öyleyse diyecek bir şeyim yok.
devamını gör...
sözlükte sürekli bir sözlük yazarının gündem olması
açık ve alenen hakaret edip silip tekrar hakaret niteliğinde yazıp ve tekrar hızını alamayıp tekrar hakaret eden yazarlar var.
bu yazarlarda gündeme gelme çabası içindedir ne yazık.
bu yazarlarda gündeme gelme çabası içindedir ne yazık.
devamını gör...
ilk kimin aklına geldiği merak edilen şeyler
kokoreç hakkında yazılan tanımı görünce yazmak şart oldu. osmanlı döneminde kuzu bağırsağını kondom olarak kullanıyorlarmış. yani kimin aklına gelirdi.
devamını gör...
selahattin pınar
klasik türk müziği'nin ölümsüz bestecilerinden biri. 1960 yılında vefat eden besteci, 1902 yılında doğmuş. musiki ile ilişkisi 1914 yılında doğduğu muhit olan üsküdar'da başlamış. ud ve sonra da tambur çalarak musiki hayatını sürdürmüş. ölümsüz bestecinin bugün 80'den fazla eseri bulunuyor.
devamını gör...
en sevdiği renk mor olanlar
şeytan size ulaşamazsa en sevdiği renk mor olan birini gönderir.
intihara meyilli oldukları söylenir. sadece birazcık psikolojik sorunlarımız var o kadar.
intihara meyilli oldukları söylenir. sadece birazcık psikolojik sorunlarımız var o kadar.
devamını gör...
talat paşa
1874 yılında kırcaali savcısı ahmet vasıf efendi’nin oğlu olarak edirne’de dünyaya gelen, tam adı mehmet talat olarak bilinen, ittihat ve terakki cemiyetinin kurucularından ve liderlerinden olan büyük devlet adamıdır.
henüz 21 yaşındayken ikinci abdülhamid istibdatına karşı onurlu bir mücadele yürüten jön türkler hareketine katılmış, bu faaliyetlerinden dolayı tutuklanarak selanik’e sürgüne gönderilmiş ve burada posta idaresinde memur olarak çalışmaya başlamıştır.
1906 yılında ittihat ve terakki cemiyetinin kurucuları arasında yer almıştır. 1908 yılındaki ikinci meşrutiyet'in ilanından sonra ittihat ve terakki partisi’nden edirne milletvekili seçilerek meclis-i mebusan üyesi olmuştur. örgütçülüğü ve liderlik karizması ile kısa zamanda teşkilatın en önemli liderleri arasına girmiştir.
mehmet talat’ın ittihat ve terakki cemiyeti için anlamını ziya gökalp’ın dizelerinde görmek mümkündür;
‘’sen candan birleştiren bir ruhsun…
vicdanını sende görür cemiyet:
necat teknesidir. sen nuhsun,
sen olmasan öksüz kalır bu millet”
ikinci abdülhamit’in tahttan indirilmesi için alınan kararın en ateşli savunucuları arasındadır. 1913 yılında ittihat ve terakki’nin kamil paşa hükümetine karşı düzenlediği meşhur bab-ı âli baskını’nın organize edilmesinde önemli rol oynamıştır.
1913 yılından itibaren harbiye nazırı enver, bahriye nazırı cemal ile birlikte dahiliye nazırı talat olarak osmanlı imparatorluğu’nun dış ve iç politikasını belirleyen üç adamdan biridir. enver paşa ve cemal paşayla birlikte osmanlı’nın almanlar ile birlikte birinci dünya savaşı’na girmesinde etkili olmuştur.
1915 yılında hem itilaf devletleri’nin hem de rusya’nın kışkırtmasıyla başlayan doğu anadolu’daki ermeni isyanlarını bastırmak için mücadele etmiştir. etkisi bugün bile hissedilen, ermeni diasporasının soykırım yalanıyla üstünü örtmeye çalıştığı ermeni ihanetini engellemek için ermeni tehciri’nin başlatılmasını sağlayan ünlü 24 nisan 1915 kararlarını yayınlamıştır.

1917 yılında said halim paşa’nın sadrazamlıktan ayrılması üzerine padişah mehmet reşat tarafından sadrazamlık görevine getirilmiştir. osmanlı devleti’nin birinci dünya savaşı’ndan yenik çıktığını tescilleyen 30 ekim 1918 tarihli mondros mütarekesi’nin imzalanmasından 20 gün önce bu görevinden istifa etmiştir.
1 kasım 1918’de ittihat ve terakki genel kongresinde siyasetten çekildiğini açıklamış, enver ve cemal paşalarla birlikte bir alman denizaltısına binerek yurdu terk edip berlin’e yerleşmiştir.
1915 olaylarından dolayı ermeni taşnak cemiyeti’nin en öncelikli hedefi olan talat paşa, 15 mart 1921 tarihinde rus ve ingiliz istihbaratının yardımıyla ermeni taşnak örgütünden olan iran asıllı ermeni terörist solomon teilirian tarafından evinin sokağında arkadan başına sıkılan bir kahpe kurşunla şehit edilmiştir. ermeniler bu katilin ermenistan’da heykellerini dikmişlerdir.
mustafa kemal atatürk’e talat paşa’nın şehit edildiği haberi geldiği zaman,
“vatan büyük bir evlâdını, inkılâp büyük bir teşkilatçısını kaybetti” diyerek ardından gözyaşı döktüğü bilinmektedir.
anadolu’nun bugün türk yurdu olmasında en büyük kahramanlığı gösteren, ittihat ve terakki’nin bu vatansever yiğidinin ardından türk gençlerine şu sözleri miras kalmıştır.
''beni bir gün sokakta vuracaklar. alnımdan kan akarak yere serileceğim. yatakta ölmek nasip olmayacak. ziyanı yok, varsın vursunlar. vatan, benim ölümümle bir şey kaybedecek değildir. bir talat gider, bin talat yetişir!''
aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.


kaynakça
bilimveutopya.com.tr/inkila...
turksandarmenians.marmara.e...
www.agos.com.tr/tr/yazi/113...
www.biyografya.com/biyograf...
henüz 21 yaşındayken ikinci abdülhamid istibdatına karşı onurlu bir mücadele yürüten jön türkler hareketine katılmış, bu faaliyetlerinden dolayı tutuklanarak selanik’e sürgüne gönderilmiş ve burada posta idaresinde memur olarak çalışmaya başlamıştır.
1906 yılında ittihat ve terakki cemiyetinin kurucuları arasında yer almıştır. 1908 yılındaki ikinci meşrutiyet'in ilanından sonra ittihat ve terakki partisi’nden edirne milletvekili seçilerek meclis-i mebusan üyesi olmuştur. örgütçülüğü ve liderlik karizması ile kısa zamanda teşkilatın en önemli liderleri arasına girmiştir.
mehmet talat’ın ittihat ve terakki cemiyeti için anlamını ziya gökalp’ın dizelerinde görmek mümkündür;
‘’sen candan birleştiren bir ruhsun…
vicdanını sende görür cemiyet:
necat teknesidir. sen nuhsun,
sen olmasan öksüz kalır bu millet”
ikinci abdülhamit’in tahttan indirilmesi için alınan kararın en ateşli savunucuları arasındadır. 1913 yılında ittihat ve terakki’nin kamil paşa hükümetine karşı düzenlediği meşhur bab-ı âli baskını’nın organize edilmesinde önemli rol oynamıştır.
1913 yılından itibaren harbiye nazırı enver, bahriye nazırı cemal ile birlikte dahiliye nazırı talat olarak osmanlı imparatorluğu’nun dış ve iç politikasını belirleyen üç adamdan biridir. enver paşa ve cemal paşayla birlikte osmanlı’nın almanlar ile birlikte birinci dünya savaşı’na girmesinde etkili olmuştur.
1915 yılında hem itilaf devletleri’nin hem de rusya’nın kışkırtmasıyla başlayan doğu anadolu’daki ermeni isyanlarını bastırmak için mücadele etmiştir. etkisi bugün bile hissedilen, ermeni diasporasının soykırım yalanıyla üstünü örtmeye çalıştığı ermeni ihanetini engellemek için ermeni tehciri’nin başlatılmasını sağlayan ünlü 24 nisan 1915 kararlarını yayınlamıştır.

1917 yılında said halim paşa’nın sadrazamlıktan ayrılması üzerine padişah mehmet reşat tarafından sadrazamlık görevine getirilmiştir. osmanlı devleti’nin birinci dünya savaşı’ndan yenik çıktığını tescilleyen 30 ekim 1918 tarihli mondros mütarekesi’nin imzalanmasından 20 gün önce bu görevinden istifa etmiştir.
1 kasım 1918’de ittihat ve terakki genel kongresinde siyasetten çekildiğini açıklamış, enver ve cemal paşalarla birlikte bir alman denizaltısına binerek yurdu terk edip berlin’e yerleşmiştir.
1915 olaylarından dolayı ermeni taşnak cemiyeti’nin en öncelikli hedefi olan talat paşa, 15 mart 1921 tarihinde rus ve ingiliz istihbaratının yardımıyla ermeni taşnak örgütünden olan iran asıllı ermeni terörist solomon teilirian tarafından evinin sokağında arkadan başına sıkılan bir kahpe kurşunla şehit edilmiştir. ermeniler bu katilin ermenistan’da heykellerini dikmişlerdir.
mustafa kemal atatürk’e talat paşa’nın şehit edildiği haberi geldiği zaman,
“vatan büyük bir evlâdını, inkılâp büyük bir teşkilatçısını kaybetti” diyerek ardından gözyaşı döktüğü bilinmektedir.
anadolu’nun bugün türk yurdu olmasında en büyük kahramanlığı gösteren, ittihat ve terakki’nin bu vatansever yiğidinin ardından türk gençlerine şu sözleri miras kalmıştır.
''beni bir gün sokakta vuracaklar. alnımdan kan akarak yere serileceğim. yatakta ölmek nasip olmayacak. ziyanı yok, varsın vursunlar. vatan, benim ölümümle bir şey kaybedecek değildir. bir talat gider, bin talat yetişir!''
aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.


kaynakça
bilimveutopya.com.tr/inkila...
turksandarmenians.marmara.e...
www.agos.com.tr/tr/yazi/113...
www.biyografya.com/biyograf...
devamını gör...
persepolis
2007 yapımı aynı isimli kitabı da olan bir animasyon filmidir. iran’da ailesiyle birlikte yaşayan marjane isimli bir kızın şah'ın devrilmesi sonrasındaki çocukluk, gençlik ve yetişkinlik yıllarını anlattığı otobiyografi şeklinde trajikomik bir filmdir. marjene’nin çocukluk masumiyetiyle o dönemin sorgulamalarını barındırır bu film. marjaene punk müziğe, iron maiden’e olan ilgisi başta olmak üzere diğer çocuklardan çok farklı bir bakış açısı olan kızdır. yeni devrimle daha özgür ve demokratik olacaklarını düşünen o dönemin insanları, hayat koşullarının daha da kötüye gitmesi ve özgürlüklerinin sınırlandırılmasıyla karşı karşıya kalırlar...
filmden bir kaç replikle bitirelim:
"asla unutma. korku farkındalığımızı yitirmemize neden olur. o da bizi birer korkağa çevirir."
........
"-bayan, neden koşuyorsunuz?
marjane: geç kaldım, beş dakika sonra dersim var!
-ama yollarda böyle koşturamazsınız! koştuğunuz zaman kalçanız sağa sola sallanıyor. bu, günahtır!
marjane: siz de bir zahmet kalçalarıma bakmayın!"
filmden bir kaç replikle bitirelim:
"asla unutma. korku farkındalığımızı yitirmemize neden olur. o da bizi birer korkağa çevirir."
........
"-bayan, neden koşuyorsunuz?
marjane: geç kaldım, beş dakika sonra dersim var!
-ama yollarda böyle koşturamazsınız! koştuğunuz zaman kalçanız sağa sola sallanıyor. bu, günahtır!
marjane: siz de bir zahmet kalçalarıma bakmayın!"
devamını gör...
netflix içerik önerisi
eğer kafam dağılsın , 20-30 dk lık çerez gibi komedi izleyeyim diyorsanız kesinlikle modern family öneririm.
devamını gör...
sosyal medya kullanmayan insan
akıl, ruh ve sinir sağlığı için özellikle twitter ve instagramdan uzak durun.
devamını gör...
beklemediğin anda güzel bir kadından gelen mesaj
benim attığım mesajdır. arada yazıyorum sevinsin garibanlar * .
devamını gör...