fitopatoloji
botanik'in bir kolu olarak “patoloji” adıyla avrupa’da ortaya çıkmış, patolojinin anlamının diğer dallardan dolayı genişlemesinden sonra “fitopatoloji” şekline dönüşmüştür. phytopathology, bitki hastalıkları bilimi olup phytos*, pathology* kelimelerinden oluşmaktadır.
bitkilerde hastalığa neden olan canlı ve cansız etkenlerin neler olduğunu, hastalık etmenlerinin bitkilerde meydana getirdiği belirtileri, bunların bitkide hastalık oluşturma mekanizmalarını, hastalıktan korunma ile ilgili metotlar ve üründeki zararı azaltma konuları üzerinde araştırmalar yapar. yalnız büyümekte ve gelişmekte olan bitkilerin sağlığının bozulmasıyla değil, aynı zamanda bitkilerin ve bunların ürünlerinin saklanması, ambalajlanması ya da nakli sırasında oluşabilecek sorunları da inceler.
çok geniş kapsamlı bir bilim dalı olan fitopatoloji; mikoloji, bakteriyoloji, viroloji, herboloji, botanik, bitki anatomisi ve fizyolojisi, genetik, biyokimya, bahçe ve tarla bitkileri yetiştiriciliği, toprak bilimi, bitki besleme, meteoroloji, moleküler biyoloji, genetik mühendisliği, tarımsal mekanizasyon ve daha birçok bilim dalının temel bilgilerini kombine ederek kullanan bir bilim dalıdır.
beş ana bölümden oluşmaktadır;
- simptomatoloji, hastalık belirti*leri bilimi. nekrotik* simptomlar, hipopilastik* simptomlar, hiperplastik* simptomlar.
- etioloji, hastalık sebepleri bilimi.
- patoloji, hastalık oluşumu bilimi.
- epidemiyoloji, hastalık salgınları bilimi.
- hijyen ve terapi, bitkileri hastalıklardan koruma ve tedavi yöntemleri.
bitki hastalıkları konusunda bilgimizi artmasını sağlayan bu bilim dalı aynı zamanda bitki hastalıklarından korunma ile ilgili materyal, ekipman ve metot gelişimi konusundaki çalışmaları da içermektedir. bitki hastalıklarından korunulmadığı ve bunlar kontrol edilmediği zaman ürün miktarının azalması ve pazar kalitesinin düşmesinden dolayı ürün fiyatlarında artış söz konusu olmaktadır.
her türlü üretim sürecinde kişi yaptığı işi neden yaptığını bilmesi gerekmektedir. ben yaptım oldu kafasıyla hareket edildiği taktirde üretimin ekonomik olmadığı gözlemlenmiştir. tüm üretim süreçleri için geçerli olan takip ve kontrol yöntemleri, hassas canlılar olan bitkilerin üretiminde daha bi' önem kazanmaktadır..
aynı şartlarda bakımı yapılan aynı iki bitki üzerinde uygulanan bir çalışmada. öğrencilerden, birinci bitkiye kötü sözler, ikinci bitkiye ise güzel sözler söylenmesi istenmiştir. 30 gün süren bu çalışma sonucunda birinci bitkinin gelişiminin gerileyerek solduğu, ikinci bitkinin ise canlı renkleri ile optimum geliştiği gözlenmiştir.
eyyorlamam bu kadar..
hayr eken, hayr biçer.
şer eken pişmanlık biçer..
kim ne ekerse ancak onu biçer...
- hz. imam hasan askeri -
bitkilerde hastalığa neden olan canlı ve cansız etkenlerin neler olduğunu, hastalık etmenlerinin bitkilerde meydana getirdiği belirtileri, bunların bitkide hastalık oluşturma mekanizmalarını, hastalıktan korunma ile ilgili metotlar ve üründeki zararı azaltma konuları üzerinde araştırmalar yapar. yalnız büyümekte ve gelişmekte olan bitkilerin sağlığının bozulmasıyla değil, aynı zamanda bitkilerin ve bunların ürünlerinin saklanması, ambalajlanması ya da nakli sırasında oluşabilecek sorunları da inceler.
çok geniş kapsamlı bir bilim dalı olan fitopatoloji; mikoloji, bakteriyoloji, viroloji, herboloji, botanik, bitki anatomisi ve fizyolojisi, genetik, biyokimya, bahçe ve tarla bitkileri yetiştiriciliği, toprak bilimi, bitki besleme, meteoroloji, moleküler biyoloji, genetik mühendisliği, tarımsal mekanizasyon ve daha birçok bilim dalının temel bilgilerini kombine ederek kullanan bir bilim dalıdır.
beş ana bölümden oluşmaktadır;
- simptomatoloji, hastalık belirti*leri bilimi. nekrotik* simptomlar, hipopilastik* simptomlar, hiperplastik* simptomlar.
- etioloji, hastalık sebepleri bilimi.
- patoloji, hastalık oluşumu bilimi.
- epidemiyoloji, hastalık salgınları bilimi.
- hijyen ve terapi, bitkileri hastalıklardan koruma ve tedavi yöntemleri.
bitki hastalıkları konusunda bilgimizi artmasını sağlayan bu bilim dalı aynı zamanda bitki hastalıklarından korunma ile ilgili materyal, ekipman ve metot gelişimi konusundaki çalışmaları da içermektedir. bitki hastalıklarından korunulmadığı ve bunlar kontrol edilmediği zaman ürün miktarının azalması ve pazar kalitesinin düşmesinden dolayı ürün fiyatlarında artış söz konusu olmaktadır.
her türlü üretim sürecinde kişi yaptığı işi neden yaptığını bilmesi gerekmektedir. ben yaptım oldu kafasıyla hareket edildiği taktirde üretimin ekonomik olmadığı gözlemlenmiştir. tüm üretim süreçleri için geçerli olan takip ve kontrol yöntemleri, hassas canlılar olan bitkilerin üretiminde daha bi' önem kazanmaktadır..
aynı şartlarda bakımı yapılan aynı iki bitki üzerinde uygulanan bir çalışmada. öğrencilerden, birinci bitkiye kötü sözler, ikinci bitkiye ise güzel sözler söylenmesi istenmiştir. 30 gün süren bu çalışma sonucunda birinci bitkinin gelişiminin gerileyerek solduğu, ikinci bitkinin ise canlı renkleri ile optimum geliştiği gözlenmiştir.
eyyorlamam bu kadar..
hayr eken, hayr biçer.
şer eken pişmanlık biçer..
kim ne ekerse ancak onu biçer...
- hz. imam hasan askeri -
devamını gör...
en sevilen özlü sözler
"en iyiyi ümit et, en kötüye hazırlıklı ol."
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
kişiler birbirlerinden gelen zıt fikre tamamen kapalıdır. kendini geliştirme, doğruyu bulma odaklı değil de kendi düşüncesini dayatma amacındadırlar. tartışma esnasında karşılıklı saygı da bu etkenlerle birlikte yok olur.
devamını gör...
nick seçme rehberi
-öncelikle doğum tarihiniz, tuttuğunuz takımın kuruluş yılı ya da isminiz nickinizde olmasın. illaki olacak diyorsanız şifrenizde bunlarla alakalı şeyler olmasın.
-ünlü birinin ismini ya da mahlasını alabilirsiniz. mesela: slash, donald trump, angelina jolie...
-bir dizi ya da film karakterinin ismini alabilirsiniz. (bkz: ben)
-boşluk kullanın. ismi çok ve birleşik kelimelerden oluşan yazarların nicki hem akılda kalıcı olmuyor, hem de zor okunuyor.
-iyice düşünün. acele etmeyin. tek hakkınız var.
-eski bir reklamla ilgili olabilir. mesela: tüylü bamya ya da fırat boru reklamı gibi.
-sadece kendinizin anlayabileceği bir isim seçmeyin. sokaktan geçen birine söylediğinizde nickinizin anlamını bilmesi ve espirisini anlaması önerilir.
-bir atasözünü veya deyimin kelimelerini değiştirebilirsiniz. mesela: damlaya damlaya çöl olur ya da bir elin nesi var iki elin çişi var gibi.
-son olarak sallamasyon nickler seçmeyin.
mesela: haykur ya da estiri gibi...
not: bu entry nick fikri vermek için değil, nasıl nick seçileceği hakkında yardımcı olmak için yazılmıştır.
-ünlü birinin ismini ya da mahlasını alabilirsiniz. mesela: slash, donald trump, angelina jolie...
-bir dizi ya da film karakterinin ismini alabilirsiniz. (bkz: ben)
-boşluk kullanın. ismi çok ve birleşik kelimelerden oluşan yazarların nicki hem akılda kalıcı olmuyor, hem de zor okunuyor.
-iyice düşünün. acele etmeyin. tek hakkınız var.
-eski bir reklamla ilgili olabilir. mesela: tüylü bamya ya da fırat boru reklamı gibi.
-sadece kendinizin anlayabileceği bir isim seçmeyin. sokaktan geçen birine söylediğinizde nickinizin anlamını bilmesi ve espirisini anlaması önerilir.
-bir atasözünü veya deyimin kelimelerini değiştirebilirsiniz. mesela: damlaya damlaya çöl olur ya da bir elin nesi var iki elin çişi var gibi.
-son olarak sallamasyon nickler seçmeyin.
mesela: haykur ya da estiri gibi...
not: bu entry nick fikri vermek için değil, nasıl nick seçileceği hakkında yardımcı olmak için yazılmıştır.
devamını gör...
sözlüğün en sevilen yazarı
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
kafa sözlük yazarlarını yarış atı yapmaya yemin etmiş başlıklardan biri.
en iyi yazan,en çok yazan,en çok beğenilen.instagram hesabı açmışım gibi hissetmeye başladım.
yapmayın,etmeyin romalılar.
en iyi yazan,en çok yazan,en çok beğenilen.instagram hesabı açmışım gibi hissetmeye başladım.
yapmayın,etmeyin romalılar.
devamını gör...
alevilik
her ötekileştirilen kesim gibi yine kendileri dışında kalan herkes tarafından haklarında ahkamlar kesilen, yargılar dağıtılan topluluk. yok bişeylerin arkasına sığınıp bişileri meşrulaştırıyorlarmış, yok kürtler tamamen sünni imiş, yok tutarsızlarmış, karmaşaları varmış.
ötekileştirilenleri kendilerinden dinlemeyi öğrendiğimizde o kadar fazla sorun çözülecek ki, o kadar olur.
ötekileştirilenleri kendilerinden dinlemeyi öğrendiğimizde o kadar fazla sorun çözülecek ki, o kadar olur.
devamını gör...
whiplash
başyapıt denebilecek derecede güzel film.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
her türlü özgürlükten yanayım, ancak özgürlüğün de bazı sınırları olması gerektiğini de desteklemek zorunda kalıyorum.
dünyada bir başka ülke daha gösteremezsiniz ki, kendi içinde bu kadar bölük pörçük, sürekli kendi vasıfları çerçevesinde bir model arayışında olsun, sürekli bunu dayatsın, peşinden koşsun, mevcut sistemin düzenin temellerini oysun.
abd denen ülkede abd'li yok nerdeyse, dünyanın 72 milletinden gelenlerin oluşturduğu,
aynı bayrak altında, aynı kanunlara bağlı biçimde, ' ben abd vatandaşıyım ' kafasıyla dünyaya hakim olurken,
tarihi yuzlerce yıl önceye dayanan bu ulusun, kendi iç birliğini şu veya bu sebeple yakalayamış olması bir tesadüf olamaz sanırım.
bugün kürtçe şarkı bırak, denilen bir ülkede,
yarın lazca , öbür gün çerkezce, diğer gün pomakça şarkı isteyenlerin çıkmayacağının garantisi var mı ?
bir dönem açılım adı altında direkt hükümet eliyle girilen bu yolun aslında ne kadar tehlikeli olduğunu, kontrolün bir anda nasıl kaybedildiğini süreç sonrası yaşanan hendek olaylarında çok net gördük.
bu sebeple,
her türlü ( din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet vs.) ayrımcılığı ifade eden tutum, tavır, söylem ve yazılara karşı olduğumu, bunun hiç kimseye bir fayda getirmediğini düşündüğüm gereksiz durum .
hiç kimseyi herhangi bir ayrım yapmakla suçlamıyor, sadece bu ve benzer konulara biraz daha temkinli yaklaşılması gerektiğini söylüyorum.
dünyada bir başka ülke daha gösteremezsiniz ki, kendi içinde bu kadar bölük pörçük, sürekli kendi vasıfları çerçevesinde bir model arayışında olsun, sürekli bunu dayatsın, peşinden koşsun, mevcut sistemin düzenin temellerini oysun.
abd denen ülkede abd'li yok nerdeyse, dünyanın 72 milletinden gelenlerin oluşturduğu,
aynı bayrak altında, aynı kanunlara bağlı biçimde, ' ben abd vatandaşıyım ' kafasıyla dünyaya hakim olurken,
tarihi yuzlerce yıl önceye dayanan bu ulusun, kendi iç birliğini şu veya bu sebeple yakalayamış olması bir tesadüf olamaz sanırım.
bugün kürtçe şarkı bırak, denilen bir ülkede,
yarın lazca , öbür gün çerkezce, diğer gün pomakça şarkı isteyenlerin çıkmayacağının garantisi var mı ?
bir dönem açılım adı altında direkt hükümet eliyle girilen bu yolun aslında ne kadar tehlikeli olduğunu, kontrolün bir anda nasıl kaybedildiğini süreç sonrası yaşanan hendek olaylarında çok net gördük.
bu sebeple,
her türlü ( din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet vs.) ayrımcılığı ifade eden tutum, tavır, söylem ve yazılara karşı olduğumu, bunun hiç kimseye bir fayda getirmediğini düşündüğüm gereksiz durum .
hiç kimseyi herhangi bir ayrım yapmakla suçlamıyor, sadece bu ve benzer konulara biraz daha temkinli yaklaşılması gerektiğini söylüyorum.
devamını gör...
evde spor yapmak
dünyanın en zor işlerinden bir tanesidir, başarabileni cindir. bir yandan videodaki ablamızın "bunu yapabilirsin" nidaları bir yandan kapının açılıp içeriye annenin girmesiyle sönen motivasyon...
devamını gör...
geçmişe özlem duymak
içimde her zaman hissettim o özlemi dostlar. hem yaşadığım hem de yasayamadığım tüm günlereydi özlemim. sanki kaçan bir trenin ardından kosmuşum da yetişememisim gibi. öyle bir burukluk var içimde. hem koşmuş olmanın verdiği yorgunluk hem de yetişememiş olmanın verdiği üzüntü yakıyor içimi. sanırım bu zamana ait olmayan "ben" , içimde günden güne bu ateşi büyutmeye devam edeceğim.
devamını gör...
c blok
filmi "arayış" kelimesi ile özetleyebiliriz. senelerdir sürdürdüğü düzenden, içinde olduğu ve olmak zorunda olduğunu düşündüğü hayatının işleyişinden sıkılan bir kadının arayış hikayesi. karakterler üzerinden toplumun sosyal yapısına yapılan güçlü bir eleştiri, anlamak isteyene kuvvetli bir tokat. modern insan yaşamı, kalıpları aşamayan ilişkiler. oldukça bunaltıcı bir atmosfer.
öte yandan film hakkında araştırma yaptığımda ufak tefek biyografik özellikler taşıdığını, zeki demirkubuz'un hastane ve cezaevinde c blokta kalmış olduğunu öğrendim. filme kendi sıkışmışlığından ve kendi hislerinden çokça şey kattığını düşündüğüm için izlerken oldukça garip hissettim.
diğer yandan bakarsak zeki demirkubuz'un henüz ilk filmi olduğu için bu tecrübesizlik filmde kendini çokça hissettiriyor. kopuk sahne geçişleri biraz rahatsızlık verse de temelinde dayandıkları diğer sahneleri siz kendi aklınızda birleştirebiliyorsunuz.
ben yönetmenlerin filmlerini kronolojik sırasına göre izlemeyi, yönetmenin gelişimini görmeyi sevdiğim için izledim ve çoğu kişinin aksine pişman olmadım tam tersine birçok düşüncemi geliştirmekte yardımcı oldu. izleyecek olanlara iyi seyirler.
öte yandan film hakkında araştırma yaptığımda ufak tefek biyografik özellikler taşıdığını, zeki demirkubuz'un hastane ve cezaevinde c blokta kalmış olduğunu öğrendim. filme kendi sıkışmışlığından ve kendi hislerinden çokça şey kattığını düşündüğüm için izlerken oldukça garip hissettim.
diğer yandan bakarsak zeki demirkubuz'un henüz ilk filmi olduğu için bu tecrübesizlik filmde kendini çokça hissettiriyor. kopuk sahne geçişleri biraz rahatsızlık verse de temelinde dayandıkları diğer sahneleri siz kendi aklınızda birleştirebiliyorsunuz.
ben yönetmenlerin filmlerini kronolojik sırasına göre izlemeyi, yönetmenin gelişimini görmeyi sevdiğim için izledim ve çoğu kişinin aksine pişman olmadım tam tersine birçok düşüncemi geliştirmekte yardımcı oldu. izleyecek olanlara iyi seyirler.
devamını gör...
big mac endeksi
ülkelerin satın alma gücünü ve fiyat düzeyini gösteren endekstir.
adı, anlaşılacağı üzere, big mac'ten gelmektedir.
big mac üzerinden hesaplanan maliyetlerin ülkeler arası oranlanmasıyla oluşturulur.
"the economist" dergisi tarafından yayınlanır.
adı, anlaşılacağı üzere, big mac'ten gelmektedir.
big mac üzerinden hesaplanan maliyetlerin ülkeler arası oranlanmasıyla oluşturulur.
"the economist" dergisi tarafından yayınlanır.
devamını gör...
su tasarrufu için öneriler
(bkz: kafa sözlük su tasarrufu hareketi) başlığında da paylaşmıştım ama yine paylaşıyorum kopyalayarak:
3 senedir el yıkama musluğunun altına küçük bir leğen(5-6 litre hacminde) koyarak ve bu suyu tuvalet için gider suyu olarak kullanarak aylık su tüketimimizi aylık ortalama 15 metreküpten, aylık ortalama 11 metreküpe düşürdük. bir öğretmenimin tavsiyesiyle başladık bu uygulamaya. 3 seneden biraz fazladır bu uygulamayı yaptığımızı varsayarsak kaba bir hesapla 36*4=144 ton suyu kurtarmış olduk.
annem ıspanak, marul, roka, göbek salatası gibi toprak yüzeyinde yetişen dolayısıyla kirlenmeye ve çinde böcek bulundurmaya müsait olan yiyecekler konusunda çok titizdir. bu sebeple en az 3 defa yıkar bu bitkileri. 1 sefer sirkeli olarak 2 sefer de normal su içinde bekleterek yapar bu işlemi. ama ne yazık ki o bilmeyerek bu suyu direkt lavabo içine döküyordu. biraz da onu darlayarak bu eyleminin yanlış olduğunu, o suyu kullanabileceğimizi söyledim. uyarılarım etkili oldu ve 4 senedir o sirkeli olan parti hariç bitki yıkama sularını leğende tutuyoruz ve bahçemizdeki büyük bir kovaya döküyoruz( leğen yaklaşık 10 litre, kova da yaklaşık 60 litre). bu suyu daha sonra bahçemizde bulunan bitkilerimizi sulamak için kullanmaya başladık. haftada en az 3 gün bu sebzeleri tükettiğimizi varsayarsak kaba bir hesapla:
haftada 3 gün ayda 12 gün yapıyor. 12 gün boyunca 10 litrelik kapta 2 sefer geri dönüşüm yapabiliyoruz. günde 20, ayda 240 litre yapıyor.
4 yılda 4*12=48 ay var.
48*240=11520 litre yapıyor yani yaklaşık 11.5 ton.
evet sayın yazar arkadaşlar. gördüğünüz üzere sadece iki basit adımla bile 4 kişilik bir aile olarak yaklaşık olarak 4 yılda, yaklaşık 155,5 ton yani 155,500 litre suyu kurtarmışız, geri dönüştürmüşüz.
yan kişi başı yaklaşık 39 ton yani 39000 litre su yapıyor.
yıllık bazda ise kişi başı yaklaşık 9,75 metreküp yani 9750 litre su yapıyor.
her birimiz her yıl bırakın 9,75 metreküpü sadece 5 metreküp suyu bile kurtarsak 410 milyon metreküp suyu yani 410.000.000 metreküp suyu kurtarmış oluruz.
çok zor bir eylem değil bunlar. su, insan hayatının temel maddesi olmasına rağmen çok sınırlı olan bir madde. yenilenebilir bir kaynak değil. petrolden de, altından da, tüm paralardan da daha değerli ama maalesef bunun bilincinde değiliz.
ortaokuldayken bir arkadaşım vardı, biraz itici bir arkadaştı ama mecbur selamlaşıyorduk. tuvaletten çıkarken suyu kapatmazdı, açık bırakıp giderdi. bir gün neden böyle olduğunu sordum kendisine. bana olabildiğince kaba bir şekilde dedi ki : 'benim cebimden mi çıkıyor sanki'. adeta yıkıldım. gözümden yaş geldi. o aralar da su kaynakları ile ilgili bir konu işliyorduk derslerde. hocamız bir belgesel izletmişti. afrikada susuzluktan kırılan insanlar, çocuklar ile ilgili. o anda bu insanlar gözümün önüne geldi. insanların ne kadar acımasız olduğunu da ilk orada anladım.
lütfen suyumuzu dikkatli kullanalım. sayın yazarlar. buraya kadar okuyan herkese çok teşekkür ederim. saygılarımla.
3 senedir el yıkama musluğunun altına küçük bir leğen(5-6 litre hacminde) koyarak ve bu suyu tuvalet için gider suyu olarak kullanarak aylık su tüketimimizi aylık ortalama 15 metreküpten, aylık ortalama 11 metreküpe düşürdük. bir öğretmenimin tavsiyesiyle başladık bu uygulamaya. 3 seneden biraz fazladır bu uygulamayı yaptığımızı varsayarsak kaba bir hesapla 36*4=144 ton suyu kurtarmış olduk.
annem ıspanak, marul, roka, göbek salatası gibi toprak yüzeyinde yetişen dolayısıyla kirlenmeye ve çinde böcek bulundurmaya müsait olan yiyecekler konusunda çok titizdir. bu sebeple en az 3 defa yıkar bu bitkileri. 1 sefer sirkeli olarak 2 sefer de normal su içinde bekleterek yapar bu işlemi. ama ne yazık ki o bilmeyerek bu suyu direkt lavabo içine döküyordu. biraz da onu darlayarak bu eyleminin yanlış olduğunu, o suyu kullanabileceğimizi söyledim. uyarılarım etkili oldu ve 4 senedir o sirkeli olan parti hariç bitki yıkama sularını leğende tutuyoruz ve bahçemizdeki büyük bir kovaya döküyoruz( leğen yaklaşık 10 litre, kova da yaklaşık 60 litre). bu suyu daha sonra bahçemizde bulunan bitkilerimizi sulamak için kullanmaya başladık. haftada en az 3 gün bu sebzeleri tükettiğimizi varsayarsak kaba bir hesapla:
haftada 3 gün ayda 12 gün yapıyor. 12 gün boyunca 10 litrelik kapta 2 sefer geri dönüşüm yapabiliyoruz. günde 20, ayda 240 litre yapıyor.
4 yılda 4*12=48 ay var.
48*240=11520 litre yapıyor yani yaklaşık 11.5 ton.
evet sayın yazar arkadaşlar. gördüğünüz üzere sadece iki basit adımla bile 4 kişilik bir aile olarak yaklaşık olarak 4 yılda, yaklaşık 155,5 ton yani 155,500 litre suyu kurtarmışız, geri dönüştürmüşüz.
yan kişi başı yaklaşık 39 ton yani 39000 litre su yapıyor.
yıllık bazda ise kişi başı yaklaşık 9,75 metreküp yani 9750 litre su yapıyor.
her birimiz her yıl bırakın 9,75 metreküpü sadece 5 metreküp suyu bile kurtarsak 410 milyon metreküp suyu yani 410.000.000 metreküp suyu kurtarmış oluruz.
çok zor bir eylem değil bunlar. su, insan hayatının temel maddesi olmasına rağmen çok sınırlı olan bir madde. yenilenebilir bir kaynak değil. petrolden de, altından da, tüm paralardan da daha değerli ama maalesef bunun bilincinde değiliz.
ortaokuldayken bir arkadaşım vardı, biraz itici bir arkadaştı ama mecbur selamlaşıyorduk. tuvaletten çıkarken suyu kapatmazdı, açık bırakıp giderdi. bir gün neden böyle olduğunu sordum kendisine. bana olabildiğince kaba bir şekilde dedi ki : 'benim cebimden mi çıkıyor sanki'. adeta yıkıldım. gözümden yaş geldi. o aralar da su kaynakları ile ilgili bir konu işliyorduk derslerde. hocamız bir belgesel izletmişti. afrikada susuzluktan kırılan insanlar, çocuklar ile ilgili. o anda bu insanlar gözümün önüne geldi. insanların ne kadar acımasız olduğunu da ilk orada anladım.
lütfen suyumuzu dikkatli kullanalım. sayın yazarlar. buraya kadar okuyan herkese çok teşekkür ederim. saygılarımla.
devamını gör...
yerli yersiz sorulmaması gereken sorular
"okul bitince ne yapacaksın?"
devamını gör...
sözlük yazarlarının tanışmak istedikleri normal sözlük yazarları
zirveler zaten bunun için var.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
benim de bir insan tarafım vardı
bakma böyle kötü olduğuma
benim de dileklerim vardı
benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan
yeter artık vurma yüzüme çirkinliğimi
hergün bir kadın ağlar benim yüzümde
büyük dertler içinde benim ellerim
anlamıyor musun?
sen sevildiğin için güzelsin bu kadar
ben sevilmediğimden böyle çirkinim.
bakma böyle kötü olduğuma
benim de dileklerim vardı
benim de bir beklediğim vardı yaşamaktan
yeter artık vurma yüzüme çirkinliğimi
hergün bir kadın ağlar benim yüzümde
büyük dertler içinde benim ellerim
anlamıyor musun?
sen sevildiğin için güzelsin bu kadar
ben sevilmediğimden böyle çirkinim.
devamını gör...
pame radyo yayını
ege'de küçük bir kasabada yunan radyosunu dinliyormuş gibi hissettiren yayın. dikkatli dinlerseniz kıyıya vuran dalgaların sesini de duyabilirsiniz.
devamını gör...
ırkçılığın gerekli olması
insan olmak gerekli. zira gözlemlediğimiz kadarıyla insan olmayı bile beceremeyenler var. yazık.
devamını gör...
