yetersiz insan, yarım adam ya da haysiyetsiz denebilir..

hayatta ki başarısızlığını kabullenemeyip masum ve yumuşak huylu insanları yermeyi sever bu güruh.

lakin sert kayaya toslayınca süt dökmüş kedi moduna geçerler, sensin abi derler.

kısaca omurgasızdırlar. başkalarını çok kıskanan ve yaptıkları icraatlara b*k sıçratmaya çalışanlar da bu gruba dahildirler.
devamını gör...

bütün pozitif bilimlerin küçük hatta çok küçük düzeyde (nano) çalışmaya başladığı 21. yüzyılda bütün bilimlerin başvurmak zorunda olduğu muhteşem bilim dalı.
icra eden kişilere kimyager derler.
devamını gör...

bir melih cevdet anday tanımlamasıdır.

melih cevdet anday bu garip tanımlamayı mikadonun çöpleri isimli oyununda yapmıştır. karakterlerin birinin ağzından çıkarak hayat bulan bu söz tuhaf ama kendi içinde tutarlıdır aslında.

çaresiz bir kadınla her şeyden vazgeçmiş bir adamın hikayesinin anlattığı oyunda adam kendi kendine söylenirken ortaya çıkar bu tanımlama.

insanların tanrının gözünden nasıl göründüğü ile ilgili birçok yorum vardır. herkesin insan ırkının neden yaratıldığına dair bir fikri vardır, ya da aslında yaratılmadığına dair de. tiyatro oyununun erkek oyuncusuna göre ise insanlar tanrının surat koleksiyonu olabilir.

insanların suratları ruhlarını anlamamız ya da bu ruhların sahte görüntüleri ile aldanmamız için bir ruh maskesi gibi durur önümüzde. bu maskelerden bazıları sakladıkları suretin bire bir aynısı iken bazıları ise tamamen farklıdır. bu farkı ya da ayrılığı anlamak için ise görkemli olaylar yaşamak gerekir o insanlarla.

işte tanrı bu suratların koleksiyonunu yapar ve her suratı dünyaya yollar, en sevdiği koleksiyonunu bir cam kutu içinde sergiler gibi. ya da tamamen bambaşka bir durum vardır ortada. bilemiyorum.
devamını gör...

anlamsız bir fantezi olduğunu düşünüyorum.

düzenli nude alışverişi ve birkaç tahrik edici mesaj zaten malum şeye yetecektir, ne gerek var "şimdi seni okşuyorum" "içine giriyorum" tarzı mesajlara. hayvan herifler.
devamını gör...

türkan saylan birçok insan için hayatı güzelleştiren bir annedir. hekimdir.
ben de dahil bir çok insanın hayatını değiştirmiş, kimsenin yaklaşmak istemediği hastalarına şifa veren, öğrencilerine gelecek hazırlayan bir annedir. koruyup kollayan ve özellikle kadınların kimseye muhtaç olmamasını sağlayan bir annedir.

normalde hakkında yazılan olumsuz şeylere kızıyorum, anlamıyorlar falan diye. bazen tepki gösterdiğim de oluyor.
ama kanser gibi bir illetin binlerce kişiyi iyileştirmiş bir hekimi bulmasını allahın rezil etmesi olarak gören kişi olmayı, bu kişinin hayatını deneyimlemeyi istemezdim. yani allahın bir insanı rezil etmesi ancak böyle bir cümle kurarak olur benim bildiğim!

hastalıklar herkesin yanı başında. hepsi kanser kadar kolay da değil, hatırlatmak isterim.
çok yakın hem de. acı çekmek de, ölüm de, hastalık da. başkalarına nefret saçarken sandığımızdan çok daha yakın.
şaşırmıyorum elbette. türkan saylan'ın okuması için savaştığı imkanlarından faydalanıp deprem sonrası yardımda bulunduğu okuttuğu gençlerin çoğunu da biliyorum. mahallelerine tekel bayi açtırmayan ama gizliden alkolün gece hayatının dibine vuranları da biliyorum. gençlik dönemlerinde partiden partiye koşup, şimdi örtüsüz kadını kiralık eve benzeten kadınları da biliyorum. o kadar iki yüzlü geliyor ki bazı şeyler, bu tanıdıklarımla iletişim kurmaktan ben utanıyorum.

türkan saylan bağış topladığı öğrenciler ramazanda sahura kalkar diye ekstra olarak sahur yemeği, oruç tutmayanlar için ayrı saatlerde kahvaltı çıkarılmasını sağlayan bir insandı. depremde ailesiz kalanlar başta olmak üzere çadırlardan öğrenciler topladı ve onların okuması için savaştı. elbette binlerce gönüllüyle birlikte.
türkan saylan öyle bir insandı. ama bazı insanlar da böyle işte.
devamını gör...

çaya soğuk su dökmeden içemem. parmak kenarlarımı koparırım hâlâ.
devamını gör...

ben de bebek sesine dayanamayan terör örgütünün eski mensuplarındanım. bir uçak yolculuğunda bebekli bir aileye yapılan ayrımcı davranışlar neticesinde annenin gözyaşları ile kendileri ile empati kurarak bu terör örgütünden ayrıldım. pişmanlık yasasına sığınıp doğruluğa teslim oldum.

dünya hepimizin ve bebekler ağlar. rahatsız olan kendi konforunu sağlamak zorundadır. kulaklık iyi fikir.
devamını gör...

yakınını kaybeden birine teselli amacıyla söylenen “başın sağ olsun” söylene söylene bu hale gelmiş, aslı ‘başın sağalsın’mış.
baş = yara
sağalmak = iyileşmek
devamını gör...

zagor diye bilirdik.
devamını gör...

bu da böyle bir güzellik:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

genellikle okuduğum kitapların içeriğini unuturum. sadece hissettirdiği duygu kalır. biri tavsiyede bulunmami isterse "şunu oku" derim. "aa ne anlatiyor" der. di di di diiii... 404 not found. "hatırlamıyorum ama çok güzeldi. ne kadar sevdiğimi ve ağladığımi hatırlıyorum". şaşkın bakışlar.. ve nedense insanlar her seferinde bu kadar güzel olsa ne anlattığını unutmazdı mantığı ile olaya baktıklarından tavsiye ettiğim kitabı okumak istemezler* sad story.. buna bir çare var mı arkadaşlar. yukarda bir arkadaş not almaktan bahsetmiş ama o da bir müddet sonra çok yorucu bir hal alıyor.
devamını gör...

fakirim.

tek kelimelik özet budur bence arkadaşlar. fakirliğin kelime manasıyla buluşunca ortaya enfes bir şey çıkıyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözelciler cümle kurup, sürükleyici bir anlatıma sahip insanlardır. sayısalcılarla konuşmaktan daha keyif verir.
devamını gör...

bir étienne de la boetie kitabıdır.

on altıncı yüzyıldan kalma bir eser olmasına rağmen ziyadesiyle güncel bir kitap olarak karşıma çıktı, yani aslında okumak için bu kitabı seçmek çok doğru bir karardı. kitap boyunca charles teste’nin dipnotlarla eşlik etmesi ise kitabı daha eğlenceli bir hale getirmiş.

birçok derebeyine biat etmektense bir tek hükümdara kul olmayı tercih etmek doğru bir karar mıydı acaba? başka bir seçenek yok muydu? yani her ikisini de reddedip insan doğasına çok daha uygun olan özgürlüğü seçemez miydik? hatta hala böyle bir hakkımız ya da şansımız yok mu?

aynı şey dinler için de geçerli olabilir mi? çok tanrılı inanç sisteminden tek tanrılı inanç sistemine geçiş bir ilerleme midir yoksa az gidip uz gidip dere tepe düz gidip bir arpa boyu yol gitmiş mi olduk?

kulluk gönüllülü esasına dayanan bir durum mudur yoksa alıştırıldığımız bir anormallik midir? yöneten sınıf gerçekten yetkin midir yoksa yönetilenler bir yanılsama içinde midir?

hepsini cevabı var bu kitapta, hatta daha fazlası da var bir an önce okuyun ve yüzyıllar önce yazılmış bu kitabın ne kadar güncel olduğunu görün bence.
devamını gör...

arabaya büyüklük taslamayan kibar yayadır. ha olması gereken midir, tartışılır ama ortalama ülkelerde görülen davranışlardandır.
devamını gör...

ilk açan çiçeğin yalnızlığı isimli çalışmam.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

niçin rahatsız olunuyor? inanmayan insanlar hazreti diye hitap etmek zorunda değildir. küfür edilmediği sürece rahatsızlık duymak yine müslüman mağduriyeti ve şovmenliğidir.
devamını gör...

kahkül sevdam beni bitirdi bitirdi. çocukken önce bebeklerin* üzerinde deneyip sonra kendime yapmışlığım var. bir de 2 yıl önce bu zamanlarda yapmıştım. hayır saçım hem geç uzuyor hem de alnım dar. neden böyle bir işe girişiyorum ben de anlamış değilim.

yamulttuktan sonra kuaföre gidiliyor ve kuaför sizle bir güzel dalga geçiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim