babanın sevilmeyen huyları
kumanda seviciliği
meyve yediriciliği
hükümdar olduğuna kanaat getirişi.
büyüdüĝüme ihtimal vermemesi.
parayı sevmediğime şaşırıp harçlık vermek isteyişi.
verdiği paraya koşarak kitap almam. vs.
meyve yediriciliği
hükümdar olduğuna kanaat getirişi.
büyüdüĝüme ihtimal vermemesi.
parayı sevmediğime şaşırıp harçlık vermek isteyişi.
verdiği paraya koşarak kitap almam. vs.
devamını gör...
normal sözlük'ün amblemi
gelişeceğini düşündüğüm bir tasarıma sahiptir. kafa nereye biz oraya dimi sonuçta...
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
+oğluşum senin en yakın arkadaşın kim?
-öğretmenim bizim eve ahmetlerin evi çok yakın o yüzden benim en yakın arkadaşım ahmet galiba.
-öğretmenim bizim eve ahmetlerin evi çok yakın o yüzden benim en yakın arkadaşım ahmet galiba.
devamını gör...
le vent nous portera
enfes bir noir désir şarkısı.
"pendant que la marée monte,
et que chacun refait ses comptes,
j'emmène au creux de mon ombre,
des poussières de toi.
le vent les portera.
tout disparaîtra mais,
le vent nous portera."
"pendant que la marée monte,
et que chacun refait ses comptes,
j'emmène au creux de mon ombre,
des poussières de toi.
le vent les portera.
tout disparaîtra mais,
le vent nous portera."
devamını gör...
yazarların en sevdiği enstrüman sesi
piyano sesi bana çok rahatlatıcı geliyor. her daim dinleyebilirim. en sevdiğim piyano kanalından bir parça bırakayım.
devamını gör...
rum mübadiller
trabzon köylerindeki rumca, onlardan kalmıştır. çok becerikli insanlar olduğunu söylerdi, babaannem. emofe(güzel) insanlarmış.
trabzonda şehir merkezinde onlardan kalan çok hoş yapılar, bu gün bile dimdik ayakta durmaktadır. 20.yüzyılda evlerde kullanılan kalorifer tesisatı, sifon tesisatı şimdi ki evlerde yok. atatürk trabzona geldiğinde bu evlerden birinde konaklamış sonrada ev ona hediye edilmiştir. atatürk köşkü adını alan yapı içlerinde en çok bilinendir.
trabzonda şehir merkezinde onlardan kalan çok hoş yapılar, bu gün bile dimdik ayakta durmaktadır. 20.yüzyılda evlerde kullanılan kalorifer tesisatı, sifon tesisatı şimdi ki evlerde yok. atatürk trabzona geldiğinde bu evlerden birinde konaklamış sonrada ev ona hediye edilmiştir. atatürk köşkü adını alan yapı içlerinde en çok bilinendir.
devamını gör...
ahlat ağacı
filmdeki karakterlerin her birinin hayatın içinden olması, dialogların akıcılığı, sahnelerin görsel ve mana itibariyle bütünleşmesi, ve sürekli surette kulağa çalınan yaprak hışırtıları, yağmur sesi, toprak yolda adeta adım adım zihne kazınan ayak sesleri ve daha bir çok şey, izleyeni ister istemez filmin içine alıyor. belki de oyuncularla rollerin de örtüşmesinden mütevellit, bir film izler gibi değilde, birebir olayın içinde gibi hissettim kendimi. ve 3 saat adeta su gibi akıp gitti.
sinan ve hatice'nin çınar ağacının altındaki sohbetleri, bakışları, sonrasında hatice'nin rüzgarda salınan saçları, uçuşan çınar yaprakları ve aradaki ışık hüzmelerine kadar her bir ayrıntıya hayran oldum mesela! dialog kullanmadan da, bir sahneyle bütün hissin izleyiciye nasıl geçirileceği öyle güzel sergilenmişti ki çoğu yerde...
ip bağlı ağacın altında duran ve yüzü karınca ile dolu saçları ağarmış bebek ile, sinan'ın kuyuda kendini asmış hali ise, filmin olduğu kadar, baba ile oğulun hayatının da kısa bir özeti gibiydi. sadece bu iki sahne için bile, oturup uzun uzadıya konuşup sohbet edesi geliyor insanın. yazıya dökülemeyecek, ama dilin ucunda bekleyen ve akıp gidecek pek çok his uyandırıyor insan zihninde bu iki sahne!
ağacın altında yüzü karıncalı bebeği görünce , shakespear'in “doğarken ölmeye başlıyoruz.” sözü belirirken zihnimde, filmin bitişiyle, nietzsche’nin “insan dilediği kadar bilgisiyle şişinip dursun, dilediği kadar nesnel görünsün, boşuna! sonunda her zaman ancak kendi yaşam öyküsünü elde edecektir.” sözü döküldü dudaklarımdan.
sinan ve hatice'nin çınar ağacının altındaki sohbetleri, bakışları, sonrasında hatice'nin rüzgarda salınan saçları, uçuşan çınar yaprakları ve aradaki ışık hüzmelerine kadar her bir ayrıntıya hayran oldum mesela! dialog kullanmadan da, bir sahneyle bütün hissin izleyiciye nasıl geçirileceği öyle güzel sergilenmişti ki çoğu yerde...
ip bağlı ağacın altında duran ve yüzü karınca ile dolu saçları ağarmış bebek ile, sinan'ın kuyuda kendini asmış hali ise, filmin olduğu kadar, baba ile oğulun hayatının da kısa bir özeti gibiydi. sadece bu iki sahne için bile, oturup uzun uzadıya konuşup sohbet edesi geliyor insanın. yazıya dökülemeyecek, ama dilin ucunda bekleyen ve akıp gidecek pek çok his uyandırıyor insan zihninde bu iki sahne!
ağacın altında yüzü karıncalı bebeği görünce , shakespear'in “doğarken ölmeye başlıyoruz.” sözü belirirken zihnimde, filmin bitişiyle, nietzsche’nin “insan dilediği kadar bilgisiyle şişinip dursun, dilediği kadar nesnel görünsün, boşuna! sonunda her zaman ancak kendi yaşam öyküsünü elde edecektir.” sözü döküldü dudaklarımdan.
devamını gör...
dönüşüm
acayip sorgulatır,kafa yakar.
kitabı bitirdikten sonra boş boş duvara bakmıştım o kadar etkili işte.
kitabı bitirdikten sonra boş boş duvara bakmıştım o kadar etkili işte.
devamını gör...
yalnız çok yalnız yapayalnız biri olmak
*telefon çalmıyordur, kapıyı bir sıcak yüz tıklatmıyordur, yemeği hep tek başına yersin, doğum günün zaten tarihte kaybolan bir isimsizler listesindedir.
hadi gideyim de sohbet edeyim diyeceğin kimse yoktur, hiç birine hediye alamazsın, günü 100 kelime ile kapatırsın, sessizliği dinlemekten sesleri unutursun.
yapayalnızlık unutulmaktan ötedir. isimsiz olup yok olmaktır. ardında hiç bir hatırlayan bırakmadan.
hadi gideyim de sohbet edeyim diyeceğin kimse yoktur, hiç birine hediye alamazsın, günü 100 kelime ile kapatırsın, sessizliği dinlemekten sesleri unutursun.
yapayalnızlık unutulmaktan ötedir. isimsiz olup yok olmaktır. ardında hiç bir hatırlayan bırakmadan.
devamını gör...
meme kanseri
kadın hastalığı olarak bilinen kanser türü erkeklerde de görülebiliyor. her yıl 300 erkeğe meme kanseri teşhisi konuyor.
devamını gör...
kulağınıza küpe olan öğütler
vefayı hak ettiğine inanarak başkasından bekleme.
devamını gör...
imamın alevilere eşlerinizi dedeye sunuyormuşsunuz demesi
"dervişin fikri ne ise, zikri de o olurmuş" sözünün doğruluğunu kanıtlamış olan imam.
alevilerin zihniyeti sizin gibi çöplük olmadığı için, sunmadıklarını düşünüyorum.
ama sizin elinizde fırsat olsa, alayınız eşlerinizi diktatör'e sunarsınız, öylesine de aymazsınız.
alevilerin zihniyeti sizin gibi çöplük olmadığı için, sunmadıklarını düşünüyorum.
ama sizin elinizde fırsat olsa, alayınız eşlerinizi diktatör'e sunarsınız, öylesine de aymazsınız.
devamını gör...
dulla evlenmek
asılarak idam edilmeyi anlatan bir metafor. sanki darağacının ipi, bütün asılmışların duluymuş gibi...
devamını gör...
8 mayıs 2021 galatasaray beşiktaş maçı
beşiktaşın son zamanlarda oynadığı bütün maçları izlemiştim, kesinlikle galatasaray'ın yenileceğine inanıyordum.
beşiktaş iptal edilen golünün ardından sahneden adeta çekildi, mücadelesi neredeyse yoktu.*
atiba çok etkindi, sağolsun maça renk ve heyecan kattı, evi arabayı satıp canlı bahiste ''kırmızı kart'' olur ihtimaline basmış adeta.
babel'çimmm saçlarına yeni bir renk attırmış, izlerken gözlerim kamaştı, fosfor mu attırmış kafasına, bu çocuk derken adam gol attı.
ersin'in gözünü kamaşmış, topu görememiş, e haklı çocukcağız.
hakem bey 80. dakikaya kadar düdük sesleri ile kulaklarımızı çınlattı. bir daha ağzına düdüğü götürmedi*. sanırım en saçma kararı, onyekuru'ya farkında olmadığı için verilen sarı kart kararıydı.
arda'nın gol atması beni şoke etti, gerçi bugün çok tuhaf şeyler izledik. mesela alper potuk ve babel'in eski takımlarına gol atmaları*.....
maçın en gereksizi emre akbaba idi, en mücadeleci ismi ise marcao idi.
vida'nin mustafa muhammed bebeğime attığı kafa çok çirkindi. vida dua etsin, orada burak yılmaz veya arda turan yoktu, kendilerini pat diye yere atar, bir penaltı kazanırlardı.*.
maç öncesinde ozgur1ey, galatasarayın kazanacağını söylemişti, inanmamıştım. bundan kelli bütün maçları izleyeceksiniz bayım, totem yaptım, üzgünüm*.
beşiktaş iptal edilen golünün ardından sahneden adeta çekildi, mücadelesi neredeyse yoktu.*
atiba çok etkindi, sağolsun maça renk ve heyecan kattı, evi arabayı satıp canlı bahiste ''kırmızı kart'' olur ihtimaline basmış adeta.
babel'çimmm saçlarına yeni bir renk attırmış, izlerken gözlerim kamaştı, fosfor mu attırmış kafasına, bu çocuk derken adam gol attı.
ersin'in gözünü kamaşmış, topu görememiş, e haklı çocukcağız.
hakem bey 80. dakikaya kadar düdük sesleri ile kulaklarımızı çınlattı. bir daha ağzına düdüğü götürmedi*. sanırım en saçma kararı, onyekuru'ya farkında olmadığı için verilen sarı kart kararıydı.
arda'nın gol atması beni şoke etti, gerçi bugün çok tuhaf şeyler izledik. mesela alper potuk ve babel'in eski takımlarına gol atmaları*.....
maçın en gereksizi emre akbaba idi, en mücadeleci ismi ise marcao idi.
vida'nin mustafa muhammed bebeğime attığı kafa çok çirkindi. vida dua etsin, orada burak yılmaz veya arda turan yoktu, kendilerini pat diye yere atar, bir penaltı kazanırlardı.*.
maç öncesinde ozgur1ey, galatasarayın kazanacağını söylemişti, inanmamıştım. bundan kelli bütün maçları izleyeceksiniz bayım, totem yaptım, üzgünüm*.
devamını gör...
auteur teorisi
ünlü fransız yönetmen françois truffaut ortaya atılan teoridir.
bu teoriye göre; filmlerin iyi veya kötü olarak nitelendirilemeyeceği, iyi veya kötü yönetmenler olarak kıyas yapılabileceği savunulmuştur.
yönetmeni yücelten bir bakış açısıdır.
bu teori yönetmenleri ressamlara film ekibini de bir nevi boyaya benzetmektedir. (wikipedia)
alfred hitchcock: “oyuncuların inek olduğunu söylemedim. benim söylediğim, oyunculara inek muamelesi yapılması gerektiği.”
bu teoriye göre; filmlerin iyi veya kötü olarak nitelendirilemeyeceği, iyi veya kötü yönetmenler olarak kıyas yapılabileceği savunulmuştur.
yönetmeni yücelten bir bakış açısıdır.
bu teori yönetmenleri ressamlara film ekibini de bir nevi boyaya benzetmektedir. (wikipedia)
alfred hitchcock: “oyuncuların inek olduğunu söylemedim. benim söylediğim, oyunculara inek muamelesi yapılması gerektiği.”
devamını gör...
yatık emine
refik halit karay'ın memleket hikayeleri adlı kitabında bulunan, zamansız, insanı tokat yemişe döndüren öyküsü.
öykü, 1974 yılında ömer kavur'un yönettiği ve necla nazır'ın başrolünde olduğu, nubar terziyan, renan fosforoğlu, bilal inci, serdar gökhan, mahmut hekimoğlu gibi isimlerin de rol aldığı bir filme dönüşmüştür aynı zamanda. türk sinemasının az bilinen ancak iyi örneklerinden biri olan bu filmi ömer kavur ve turgut özakman birlikte senaryolaştırmışlardır.
film için:
öykü, 1974 yılında ömer kavur'un yönettiği ve necla nazır'ın başrolünde olduğu, nubar terziyan, renan fosforoğlu, bilal inci, serdar gökhan, mahmut hekimoğlu gibi isimlerin de rol aldığı bir filme dönüşmüştür aynı zamanda. türk sinemasının az bilinen ancak iyi örneklerinden biri olan bu filmi ömer kavur ve turgut özakman birlikte senaryolaştırmışlardır.
film için:
devamını gör...
lakap alabilmek için madalyalık tanım yazma işine girmek
son derece mantıklı bir iştir. lakabı olmayan yazar, kaymaksız kadayıf, salçasız yemek gibidir. hiç çekilmez. ne o öyle sefil sefil. off anlatirken bile bir bıkkınlık geldi.
devamını gör...
hayat kalitesini düşüren şeyler
türü ve derecesi ne olursa olsun hastalık.
devamını gör...
içimizdeki şeytan
sabahattin ali' nin şaheser eseridir. insanın kendi iç dünyasıyla hesaplaşmasını çok güzel bir dille yazıya dökmüştür. okunması gereken başyapıtlardan bir tanesidir.
devamını gör...