toplumdan izole edilmesi gereken insanlar
lâiklik elden gideyaah, iltica geleyeahh
devamını gör...
normal sözlük'te herkesin fakir olması
o eşsiz cümleleri aklıma getiren başlık.
yar fakır ben de fakır.
yar fakır ben de fakır.
devamını gör...
özenilen evli çiftler
bir zamanlar özendiğim çift; brangelina.
brad pitt ve angelina jolie çifti.
3 evlatlık, 3 biyolojik olmak üzere 6 çocukları var. inanılmaz yakıştırdığım, mükemmel bir aileye sahip çiftimiz ne yazık ki yıllar önce ayrıldı.
www.google.com/search?q=bra...
brad pitt ve angelina jolie çifti.
3 evlatlık, 3 biyolojik olmak üzere 6 çocukları var. inanılmaz yakıştırdığım, mükemmel bir aileye sahip çiftimiz ne yazık ki yıllar önce ayrıldı.
www.google.com/search?q=bra...
devamını gör...
byung chul han
sosyolojik ve psikolojik tespitlerle günümüz neoliberal ve teşhirci kültürünü eleştirir. kitapları ince olmasına rağmen ağdalı dili sayesinde çok şey anlatır. ağdalı dil demişken bunu hegel veya deleuze gibi obskürantizm şeklinde gerçekleştirmez. sözleri açık ama vurucudur.
modern toplumda artık eskisi gibi herkesin malumu görünür bir sınıf ayrımı olmadığını söyler. 14.yy'da olduğu gibi mutlak köleler ve efendiler yoktur, bu sınırlar varlığını görünmez alanda sürdürür. görünür kısımdaysa neoliberalizm devrededir: neoliberal sistem herkesin kendisinin efendisi olabileceğini, bu konuda özgür olduğunu söyleyerek insanları hep daha fazla çalışmaya, potansiyelini ekmekle sıyırmaya zorlar. başaramayanlar ise kendisini suçlamalıdır çünkü sistem onlara şans vermesine rağmen bunu değerlendirememişlerdir. yani böyle bir düzende insanlar(ayaktakımı) üst sınıflara düşman kesilmeyecek hep suçu kendisinde bulacaktır, öyle eskisi gibi işçilerin fabrikatörlere açtığı isyanlar olmayacak bütün olumsuzluklar sadece kişinin içinde cılız bir isyanla sönecektir. sistemin yok edilememesinin en büyük nedeni de budur çünkü ortada bir düşman yok, sadece yetersiz performanstan dolayı kendini suçlayan insanlar vardır.
chul han'ın işaret ettiği bir diğer noktada insanların sosyal medyada sürekli kendilerini ifşa etmeleridir. insan doğası gereği tamamen açık olanın büyüsünü kaybettiğini savunur. yani yazın plajdayken insanların sokakta gördüğümüzden daha çıplak olmalarına rağmen bir süre sonra dikkatimizi çekmemesi gibi. insanda arzuyu oluşturan şeyin kapalılık, gizlilik olduğunu söyler. şeffaflaşarak tamamen pornoya dönmüş toplumsa arzuyu kaybederek aynılaşır. insanlar özlerini kaybederek birbirinin aynısı gibi davranmaya başlar, duygular basitleşir, istekler basitleşir. mesela instagrama girdiğimizde hep aynı şekilde giyen, estetik yapmış ve benzer fotoğraflar atan kadınlarda veya twitterda sürekli "sizce ben.." şeklinde başlayan sahte tweet atan kullanıcılarda bunu görebiliyoruz. aşkta da bu söz konusu değil midir. kişiler bir süre birbirinin kendilerine ait, gizlide kalmış karanlık kısımlarını keşfeder. arzuyu oluşturan şey bu keşfetme sürecidir ama bir süre sonra keşfedecek çok az şey kaldığında aynılaşmış çiftler arasında arzu sönmeye başlar. belki bu nedenle ilişkimizde kendimizi hemen tamamıyla ifşa etmemeli, hep bize ait saklı bir parça bırakmalıyızdır.
modern toplumda artık eskisi gibi herkesin malumu görünür bir sınıf ayrımı olmadığını söyler. 14.yy'da olduğu gibi mutlak köleler ve efendiler yoktur, bu sınırlar varlığını görünmez alanda sürdürür. görünür kısımdaysa neoliberalizm devrededir: neoliberal sistem herkesin kendisinin efendisi olabileceğini, bu konuda özgür olduğunu söyleyerek insanları hep daha fazla çalışmaya, potansiyelini ekmekle sıyırmaya zorlar. başaramayanlar ise kendisini suçlamalıdır çünkü sistem onlara şans vermesine rağmen bunu değerlendirememişlerdir. yani böyle bir düzende insanlar(ayaktakımı) üst sınıflara düşman kesilmeyecek hep suçu kendisinde bulacaktır, öyle eskisi gibi işçilerin fabrikatörlere açtığı isyanlar olmayacak bütün olumsuzluklar sadece kişinin içinde cılız bir isyanla sönecektir. sistemin yok edilememesinin en büyük nedeni de budur çünkü ortada bir düşman yok, sadece yetersiz performanstan dolayı kendini suçlayan insanlar vardır.
chul han'ın işaret ettiği bir diğer noktada insanların sosyal medyada sürekli kendilerini ifşa etmeleridir. insan doğası gereği tamamen açık olanın büyüsünü kaybettiğini savunur. yani yazın plajdayken insanların sokakta gördüğümüzden daha çıplak olmalarına rağmen bir süre sonra dikkatimizi çekmemesi gibi. insanda arzuyu oluşturan şeyin kapalılık, gizlilik olduğunu söyler. şeffaflaşarak tamamen pornoya dönmüş toplumsa arzuyu kaybederek aynılaşır. insanlar özlerini kaybederek birbirinin aynısı gibi davranmaya başlar, duygular basitleşir, istekler basitleşir. mesela instagrama girdiğimizde hep aynı şekilde giyen, estetik yapmış ve benzer fotoğraflar atan kadınlarda veya twitterda sürekli "sizce ben.." şeklinde başlayan sahte tweet atan kullanıcılarda bunu görebiliyoruz. aşkta da bu söz konusu değil midir. kişiler bir süre birbirinin kendilerine ait, gizlide kalmış karanlık kısımlarını keşfeder. arzuyu oluşturan şey bu keşfetme sürecidir ama bir süre sonra keşfedecek çok az şey kaldığında aynılaşmış çiftler arasında arzu sönmeye başlar. belki bu nedenle ilişkimizde kendimizi hemen tamamıyla ifşa etmemeli, hep bize ait saklı bir parça bırakmalıyızdır.
devamını gör...
amentü
bu zamana kadar yazılmış en anlamlı şiirlerden. en sevdiğim şiir sorulunca aklıma hemen bu geliyor.
"hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim."
"hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim."
devamını gör...
yılanların çiftleşmesi
eğer ki bir arazide birbirine sarılmış halde iki yılan görürseniz zarar vermeye çalışmayın. çünkü insanlar gibi onlar da hayatlarının en özel anlarını yaşıyorlar. üstelik bunu, insanoğlu gibi her canı isteyince değil, yılda bir kez yapıyorlar. ayrıca bu yılanlar fare avlıyor, tarla zararlılarını yiyor, ekmeklerinin peşine düşmüşler, toprağı havalandırıyorlar. üzerlerine basmaya çalışmıyor ve tehdit etmiyorsak zarar vermezler. birbiriyle sarmaş dolaş olan yılanların dans misali görüntüsü doğanın ayrı bir estetiğidir, sevilmeseler bile yine de estetiktir. asanın üzerine dolanmış iki yılan, tıp ve eczacılığın sembolü olmuştur.
devamını gör...
tanju özcan'ın akp'li belediye meclisi üyelerine çay fırlatması
devamını gör...
eskişehir'de bıçaklanarak öldürülen aile
katil zanlısı, olay yerinde ağlayarak kendini yerden yere atmış. artık, bir cinayet mahallinde kim çok ağlıyor ve kendini yerden yere atıyorsa, birinci şüpheli o oluyor.
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
bademciklerin büyüyünce badem olmadığını ögrendiğim,
tom'un masum jerry'nin ise gıcık olduğunu farketmeye başladığım an.
tom'un masum jerry'nin ise gıcık olduğunu farketmeye başladığım an.
devamını gör...
elma yüzünden cennetten kovulmak
elmayı yemek, insanın diğer canlılardan farklı olarak düşünme, yeni şeyler icat etme, birşeyleri değiştirebilme bilincine sahip olduğunu fark etmesi,
bu yüzden cennetten kovulması ise, madem bu bilince sahip oldun, bakalım dünyayı ne hale getireceksin, imarmı edeceksin, yoksa berbatmı edeceksin denilerek imtihana tabi olması.
bu yüzden cennetten kovulması ise, madem bu bilince sahip oldun, bakalım dünyayı ne hale getireceksin, imarmı edeceksin, yoksa berbatmı edeceksin denilerek imtihana tabi olması.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
"nefes almadığında bedenin ölür.
sevmediğin zaman da ruhun ölür."
petır dınov
sevmediğin zaman da ruhun ölür."
petır dınov
devamını gör...
soğanın cücüğü
soğanın merkezi olup en lezzetli yeridir. bir kıza verildiği takdirde seni çok seviyorum anlamı taşır.
devamını gör...
geceye sürekli bir şeyler bırakmamızın nedeni
katıldığım başlık.
şu sıralar gecenin fazla egolu davrandığını düşünüyorum. 3 gecedir yastık altına koyduğum telefonuma sabah kalktığımda karma puan yüklenmediğini görüyorum.
tam nihat hatipoglu programına katılıp sorulmalık soru.
(bkz: yoldaş ile sahur programı)
yastik altına diş koyan çocuğun sabah 1 tl ile karşılaşması hazzını ben yaşayamıyorum. "geceye şiir bırak, geceye özlü söz birak, geceyi kendi haline bırak dönerse senindir dönmezse hiç gündüz olmamıştır, gece gecedir gündüz babandır yetti yahu. "
(bkz: geceyi geceye bırak)
şu sıralar gecenin fazla egolu davrandığını düşünüyorum. 3 gecedir yastık altına koyduğum telefonuma sabah kalktığımda karma puan yüklenmediğini görüyorum.
tam nihat hatipoglu programına katılıp sorulmalık soru.
(bkz: yoldaş ile sahur programı)
yastik altına diş koyan çocuğun sabah 1 tl ile karşılaşması hazzını ben yaşayamıyorum. "geceye şiir bırak, geceye özlü söz birak, geceyi kendi haline bırak dönerse senindir dönmezse hiç gündüz olmamıştır, gece gecedir gündüz babandır yetti yahu. "
(bkz: geceyi geceye bırak)
devamını gör...
kendime saygım var davranışları
gerektiği yerde susmayı bilmek.
devamını gör...
verdiği artıyı geri alan yazar
yazdığı tanımları da silen yazardır. kafası güzeldir, sonradan ben ne yazdım yahu deme olasılığı yüksektir.
devamını gör...
yazarların çektiği kedi fotoğrafları

apartmanımıza sığınan anne kedinin bebeklerinden biri. komşularımızdan biri ramazan ayında annelerini bir caminin önüne attı. geri dönmeye çalışırken araba çarpmış kuzuma.* hayatımda gördüğüm en güzel kedilerden biriydi, herkese kendini sevdirirdi. anne kediyi atan komşularımız bebekleri 10 gün içinde sahiplendirmezsek hepsini atacaklarını söylemişti. biz sözümüzü tuttuk ama onlar tutmadı ve dolaylı yoldan da olsa bir canın ölümüne sebep oldular.
fotoğraftaki bebek ise çok güzel bir yuvada. geçen aylarda bir yaşına girdi. diğer kardeşleri de farklı yuvalarda ve mutlular.
devamını gör...
mizah anlayışını birkaç cümle ile anlat
cem yılmaz'ın esprilerine gülmüyorum. mizah doygunluğu da denilebilir belki. yok ya ben direkt komedi sevmiyorum.
devamını gör...
türkiye’de edinilebilecek en ucuz hobi
yürümek
devamını gör...

