akın var
güneşe akın!
güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın!

düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
göz yaşlarını
boynunda ağır bir
zincir
gibi taşıyanlar!
bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!
devamını gör...

k-project - mikoto: karizmanın öz evladı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insan...
dik yürüyen, dik koşan, alet yapan, ateşi ehlileştiren,
ilk konuşan, mağaraya resim çizen, avlayan, toplayan,
eken, biçen, ağaçları kesen, hayvanları evcilleştiren,
demiri büken, kılıcı kuşanan, mızrak ordu diken diken,
altını seven, denize açılan, fetheden, kıyan, kıyılan...

insan... beynimizde yaklaşık 86 milyar nöron dediğimiz sinir hücresi bulunmaktadır. her bir nöron da sinaptik boşluk dediğimiz 10-15 bin bağlantı noktasına sahiptir. bu bağlantı noktaları sayesinde tüm nöronların bir şekilde birbiri ile bağlantısı vardır. yani a nöronundan b nöronuna ulaşmak için arada tek bir nöron da olabilir, 86 milyar nöron da olabilir. nöronların birbiri ile yapabileceği veri ağını gözünüzde şu şekilde canlandırabilirsiniz:

önünüzde 86 milyar farklı kapı olsun. istediğiniz herhangi birisinden içeri girebilirsiniz. girdiğiniz her kapının 86 milyar kapıdan 10-15 bin tanesine geri açıldığını göreceksiniz. kendi içinde, ikişer, üçer, beşer kapı geçerek ulaşacağınız hedef de olabilir, seksen altışar milyar farklı kapıları aça aça ulaşabileceğiniz hedef de olabilir. ortaya çıkabilecek olasılıklar kümesini hesaplayabilecek bilgisayar var mıdır bilmiyorum. işte, aslında insan bu olasılıklar kümesinin toplamı ve ta kendisidir.

doğumumuzdan ölümümüze kadar gördüğümüz, duyduğumuz, tattığımız, kokladığımız, dokunduğumuz her şey bu nöron ağında bir iz bırakıyor. bazı izler silinip giderken, bazı izler tekrar tekrar hatırlanmak istense de istenmese de derinlere kazınıyor. okuduğunuz her kitap, çözdüğünüz her problem, çizdiğiniz her resim, dinlediğiniz her müzik, izlediğiniz her film, gördüğünüz her olay, duyduğunuz her bilgi, yediğiniz her yiyecek, gezdiğiniz her şehir, elini tuttuğunuz her insan nöron ağınızda bir yol katediyor, beyninizde bir olgu oluşturuyor, sizi hissetmeye ve düşünmeye sevk ediyor ve inşa edeceğiniz insan profiline bir tuğla koyuyor.

şöyle genel bir inanış vardır: dna zinciri ve genetiğimiz, nasıl bir insan olacağımız bilgisini içermektedir. hayır değil. dna zincirinizde ne kadar nörona, ne kadar sinaptik boşluğa sahip olacağınız, nöron gruplarınızın beyninizin hangi bölgesinde daha yoğun, hangi bölgesinde daha seyrek kümeleneceği bilgisini içerir. beyninin vicdan muhasebesi yapılan bölgesinde, normal bir insana göre daha az nöron kümelenen, yani altyapı olarak daha zayıf bir vicdan temeline sahip insan büyük olasılıkla katil veya hırsız olacaktır diye bir şey söz konusu değildir. nöronlar, insanların yaşadıkları hayata ve tecrübelere paralel olarak, 30 yaşına kadar farklı sinaptik bağlantılar oluşturabilmektedir ve sürekli bir etkileşim içindedir.

insanlar katil veya hırsız doğmaz. insanlar yalancı, riyakar, kibirli, açgözlü, sinsi, alçak ve namussuz doğmaz. insanlar dürüst, onurlu, cömert, cesur, yardımsever, alçak gönüllü de doğmaz. insanlar sadece temiz ve beyaz doğarlar. algıladığımız her şeyin beynimizde farklı renklere sahip kağıt şeklinde bir olgu çıktısı oluşturduğunu düşünelim. doğumdan ölüme kadar bu renkli çıktıları üst üste koyalım. işte ortaya çıkan renk biz kendimiziz.

bizimle her bir nöronuna, her bir sinaptik boşluğuna kadar bire bir aynı organik bir beyin oluşturduğumuzu düşünün, yani bizim kopyamız. onu bizim evrenimizde yaşanan her şeyin, hatta bir bal arısının kanat çırpışına kadar aynı olacak şekilde tasarlanan paralel bir evrene yerleştirin. bu evren sadece yapılacak tercihler doğrultusunda değişime uğrasın, malum kelebek etkisi... kopyamızın tercihleri bizimle aynı olur muydu? ya da bizim kendimizi aynı paralel evrene koyun. tercihlerimiz değişir miydi?

devam edecek...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"e madem madalya müracaatları var, rütbe müracaatları neden olmasın" diyerek açtığım başlık.

yönetimi, rütbemi hala vermediği için hem kınım kınım kınıyor, hem de saygıyla selamlıyorum. * rütbesini benim gibi hak ettiği halde henüz alamamış ve rütbe alma zamanı geldiğinde sesini duyurup başvuruda bulunmak isteyen yazar arkadaşlarımı da başlık altına bekliyorum.

çalıştık, çabaladık, o vaat ettiğiniz rütbe için 10bin puanı topladık. nerede bizim rütbeler? ne için yaşıyoruz biz? he? bizi mağdur etmeye kimsenin hakkı yok. veriniz lan rütbemizi!

yazarlara not: derdimi sevebilirsiniz ama çok vurmayın bari.

yönetime not: n'olur kötü bi' rütbe vermeyin be abi.

ekleme: rütbem gelmiş. valla bravo. çok hızlı çalışıyorlar. hiç beğenmediğimi de belirtmek isterim.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ekleme 2: rütbem gitti, dertler bitti.

aylar sonra gelen edit: yeni rütbem mikrop oldu. istedim, verdiler sağolsunlar.*
devamını gör...

devamını gör...

çoğu kişinin okuma huyu olmadığı için bazen yaptığım eylem.

bir de diğer yazar arkadaşın da belirttiği gibi, tanımları okumadan aynı şeyleri yazmayı (anket başlıkları ya da ciddi analiz kasmayı gerektirmeyen bazı başlıklarda yapsam da bunu) sevmiyorum, çok ciddi konularla ilgili başlıklarda. zaten onlarca sayfa girilmiş konulardan benzer yorumları çıkarttığınızda geriye kala kala 3-4 sayfa kalıyor aslında. bu da bizim okumakla aramızın hoş olmadığına ve herkesin kendi fikri için "bunu başkası akıl etmemiştir" diye düşündüğü ihtimaline götürüyor bizi.
devamını gör...

kırmızı ve sarı renginde iki çeşit acem borusu sarmaşığı, bir tane pandora yasemini, iki saksı bodrum papatyası, biri kırmızı diğeri turuncu sarmaşık gül, bir saksı da süs ayçiçeği aldım. sarmaşıkları toprağa, diğerlerini gübreyle karıştırdığım toprakla saksılara diktim, can sularını verdim, kokladım, sevdim.

ve onlardan * bir kolaj yaptım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en yakın arkadaşım olur kendisi telefonla konuşuyoruz bu hayat beni aşka küstürdü diyor yarın konuştuğu çocukla buluşacak olması dışında bir sorun yok
allah'tan bu aşka küsmüş hali birde kümese ne yapıcaz bilmiyorum
devamını gör...

evet canım aynen, ensest ilişkini kabul ettirmek için gel bizim düşünce yapımızı sorgula, yetmesin doğrusunu öğretiyorum diye bir de 350 ton felsefe yap. harika bir yoldasın.
devamını gör...

sırnaşmayınız...

sırnaşmayacağım adamla niçin evliyim pardon?

garip bir gazete kupürü.
devamını gör...

isimlendirmede ve tanımlamada kullanılan sayılara denir. sayısal olarak herhangi bir değer ifade etmezler.
örneğin 5 numaralı oda. buradaki 5 sayısı odanın numarasını göstermek dışında nicelik olarak herhangi bir değer belirtmemektedir.
devamını gör...

uğur böceği.
*
devamını gör...

aşırı rahatsızlık verici ifade.

"çalmayan mı var?" ne demek ya! bunlar nasıl insanlar, nasıl kafalar, nasıl anlayışlar?

adını vermeyeyim bir muhalefet partisine üye bir tanıdığımız var. dün deli etti annemle beni. iş arayan varsa diye benim kuzeni söyledi annem kamu için. kadın hemen "bir partiye üye mi?" diye sordu. niye olsun deyince efendim dünyanın her yerinde böyleymiş de normalmiş de... ulan benim ablam abd'de kamu kuruluşunda çalışıyor be! 1 gün olsun kimse ona siyasi görüşünü sormadı bile.

demem o ki bizim başımıza ne geliyorsa yanlış olan her şeyi normalleştiren, savunan ve dünyanın her yerinde insanların böyle yaşadığını sananlardan geliyor.

yok olun inşallah! biz baş edemedik sizinle, allah baş etsin artık.
devamını gör...

evet var böyle bir gerçek. bir tek ben fark etmiş olamam.

yaklaşık dört senedir nepal'de yaşıyorum arkadaşlar bilen bilir. burada o kadar fazla gezilecek yer var ki, inanın bu tapınakları, dağları tepeleri gezmek için kuşkusuz en az bir dört yıl daha gerekir. sıklıkla burada bulunan bir tapınağa gidip keşişlerden herbal bitki çayları alıyorum hazım sorunum var biraz üzerinize afiyet. yazdıkları reçeteler sindirimimi hızlandırıyor. buranın hemen tepesinde dik bir yamaç ve içlere doğru bir mağara var. içeride de şing-çu isminde kerli ferli, yörenin yakından tanıdığı ihtiyarca bir amca var. gider selam verir, halini hatrını sorarım ama yanıt vermez. hani bak ingiliz kraliyet askerleri var ya kürk şapkalı, görmüşsünüzdür. onlar gibi hareketsiz duruyo "hoo şing-çu amca sana diyom!" diyorum, şimdiye kadar hiçbir cevap alamadım. hep gözleri kapalı ve bağdaş kurar halde oturuyo. içerdeki kuru ekmek ve soğan dolu olan heybesini karıştırıp "bak ben yicem bunları hee haberin olsun" diye yem atıyorum ama yine de konuşmuyo anasını satim. artık en son bıktım. bir keresinde tam arkamı dönüp tapınak yoluna doğru gideceğim beni dikizlerken gördüm bunu "yakalandın dayııı heheh" dedim. şimşek hızıyla kafasını karşıya çevirdi ve gözlerini kapattı bozuntuya vermeden... bizden kaçar mı olm. bu tibetli keşişler erdim ayağına yüksek bir yere çıkıp kim kimle takılıyo, kim kimle dedikodu yapıyo mahalle teyzesi gibi gözetliyo bak ben diyim size... bunlara hiç güvenmicen, sulu dereye götürür susuz getirir.
devamını gör...

kesinlikle sözlükte yazması. hangi zengin boş vaktini sözlükte geçirir gider golf neyin oynar. bir gün sözlüğü bırakırsam bilin ki zengin olmuşumdur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

seni seveni sen de sev...
deseydi bu ebeveyn, insanımız bu kadar mutsuz olmazdı. bu kadar sevgisiz yaşamak gerçekten nefessiz kalmak kadar boğucu.
devamını gör...

üşenen yazar olabilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim