denize doğru bakarken telefonumu aniden atar mıyım diye bir endişe ediyorum
devamını gör...

efendim, hangi birini anlatayım. bilinçaltım 6. yüzyıl batı avrasya bozkırları gibi. aklıma ilkin birkaç yıl önce gördüğüm geldi. kopuk kopuk:
hatırlayamadığım veya olmayan bir sebepten ötürü dekan beni üniversite bahçesinde kovalıyordu. onu bir şekilde atlatıp amfiye girdim. kürsünün orada bir kahvehane masası, üstünde iskambil destesi, 4 sandalye var, yalnızca biri dolu. oturan elemanı yandan görüyorum ama tanıyamıyorum bir türlü. gitgide masaya yaklaştım, bir baktım ki ömer seyfettin. sandalyelerden birine oturdum, o kartları eline aldı, başladı karmaya. -ek bilgi: o aralar amansızca pis yedili ve batak çeviriyorduk arkadaşlarla- dağıttı, iki üç kart oynadık, sonrasında bi' sırıttı "al ulan sana" dedi ve suratıma sahte jokeri fırlattı... senaristliğini onur ünlü yaptı herhalde bu rüyanın, başka açıklaması yok.
devamını gör...

bilgisayar mühendisi- boyun fıtığı
operatör doktor- bel fıtığı
cahile laf anlatmak- beyin fıtığı
devamını gör...

biriyle tanışmak için dış görünüş her şeydir. katıldığım bir gerçektir.
ama sadece birini tanımak için kriterdir onun dışında fasaryadır.
devamını gör...

dünyanın en eski mesleklerinden biridir. sadece nikahla yapılan seks normal kabul edildiği bir toplumda ayıplanır. oysa seks evlilikten daha doğaldır. saçma sapan toplumsal ve ahlaki kurallar aracılığıyla yargılanır.

köle midir değil midir? köle deyince aklınıza gelen tanıma göre değişir. demokrasi ile gelişen uydurma özgürlük çağındaki halk kendinden önceki alt tabakanın, kölelerin, isim değiştirmiş halidir. alt-orta kısımdaki insanlar yaşamak için patronları için çalışmak zorundadır. eskiye göre tek farkı seçim yapabilmesidir. kendisini yöneteni seçer, genetiğiyle oynanmış yemeklerden isteğini seçer, yaşayacağı yeri seçer vb.

çalışma zorunluluğu olan alt tabaka insanlarından sürekli seks işçisi çıkmıştır, düzen devam ettikçe de çıkacaktır. çoğunluğunun hoşlanarak yapmadığı bu meslek de avukat, bankacı, garson, kasiyer vb. köleler tarafından ötekileştirip yargılanmaya devam edecektir.

durumu normal karşılayanlar çağdaş birey olmak için yapmaz. zaten çağdaş, modern insan dediğin alışverişte takas yerine kredi kartı kullanandır.
devamını gör...

goethe, yaşamı benzer şekilde ve nedenle sonlanan bir arkadaşından esin alarak yazmış kitabı. tabii goethe'nin kendi aşk hayatında da sürekli farklı kişilerle düştüğü karşılıksız bir aşk girdabı var. karşılıksız, olmaz aşkların bir tutkunu resmen. werther ile yazarın başka ortak noktaları da var, hassas bir ruh, durumları olduğunun dışında yorumlamaya gönüllü bir zihin. yine de haklı çıkma gücüne sahip, en azından haklılığını anlatma gücüne.

werther, senin aşkın için intihar ettiğine mi inanmalıyım? yoksa albert ve lotte için mi? yoksa sadece daha en baştan içinde arzusunu taşıdığın intiharını aşk ile gerekçelendirmek mi istedin? keşke bir prens olsaydın.
devamını gör...

sigaranın son nefesi otobüse üfleyen kimsenin başı çektiği versustur.
devamını gör...

çengel bulmaca çözenlerin çok iyi bildiği eski mısır tanrısı.
devamını gör...

charlie'nin çikolata fabrikası
devamını gör...

2.800 tl olmayan maaştır.
devamını gör...

yıllar önce köpeğime verdiğim isim. kısa ve söylenebilirliği kolay olduğu için oda ismini hemen benimsemişti.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bazı durumlarda insanları fazla boğuyorum, buna engel de olamıyorum. ama bir gün buna dur diyebileceğime inanıyorum.
devamını gör...

kitap, doğan cüceloğlu’nun deniz bayramoğlu ile soru cevap şeklinde diyaloglarından oluşuyor.
doğan cüceloğlu, çocukluğundan itibaren 80 yaşına kadar ki yaşamında, onu o yapan beceriksizliklerini, pişmanlıklarını, başarılarını, şanslarını anlatıyor.
hayatından pişman olmadığını, olumlu yaşadıkları kadar, olumsuz yaşadıklarının da ona ait olduğunu, onun gelişmesine vesile olduğunu anlatıyor.
kendi hayat yolculuğu üzerinden, okurlara öğütler vermek, yollar göstermek istiyor.
insanın canını önemsemesi gerektiğinden, kendiyle her gün sohbet etmesi gerektiğinden bahsediyor.
yapılmak istenenler için, zamanın yeterli olmaması tarafından bakmanın, pişmanlıklara-keşkelere yol açacağını, onun yerine yapılmak istenen iş için, günlük 20 dakika ayırma ile yapılan başlangıçların, insanı mutlu edecek gururlandıracak başarı öykülerine dönüşebileceğini anlatıyor.
insanın, sürekli kendine mentörler araması gerektiğinden bahsediyor.
aileler öğretmenler çocuklarını mutsuz etmesin istiyor. kimse mış gibi yaşamasın istiyor.
son mentörüm ilan ettiğim, keyifle okuduğum bir kitap.
kişisel gelişim sevenler için, doğan cüceloğlu sevenler için, hızla okunabilen, insanı iyi eden bir kitap.

yaşamında kendin olarak var olduğunda için bilir, sesin, bakışın, yürüyüşün, gülüşün, tüm bedenin bunun sinyallerini verir. “ah”diye inlerken bile içinde bir şükür duygusu vardır. acının da hüznün de kendisisindir.
devamını gör...

yok canım yüzde 3.2'dir o. virgülü unutmuşun, virgül eksik bak orada.
devamını gör...

haber sitelerinde dolaşırken meteor düşmesi haberlerini gördüm. sonrasında kafa sözlüğe gireyim dedim ve ne göreyim sözlük uçmuş. acaba dünya geneli internetler mi gitti diye bir test ettim diğer sitelere girdiğimde anında giriyordu. peki meteor düşmesiyle bağlantısı ne diyeceksiniz. iko’nun evine düştüğü haberini aldım üst kurullardan ne kadar doğru bilmiyorum yoldaş bu konu hakkında bildirecek mi göreceğiz.
devamını gör...

“dokunsalar ağlayacaktım, ama hiç dokunmuyorlar” denilen cümledeyim.

öyle yorgun öyle tükenmiş hissediyorum ki. oysa henüz baharındayım hayatın. bu mu? böyle mi dünya diyorum? herkes böyle kötü mü? bencil mi? insafsız mı? gibi gibi sorularla boğuşup duruyorum. kendime bir yol çizmeye çalıştıkça önüme ne buldular atıyorlar. taş, çamur, kötülük hatta iyilik bile koyuyorlar. inanıp gidememem için, engel koyabilmek için her şeyi deniyorlar. insan kötülük yapabilmek için önce iyilik yapıyormuş yeni öğrendim. evet, çok ciddiyim. yapıyorlar.
gitgide umudum tükeniyor.
bu çarkın bir parçası olmak istemiyorum. olmadan da nasıl yaşanabilir onu da bilmiyorum. eee nolacak şimdi böyle..
devamını gör...

çocuk istismarcısı hacı hocalara da iki çift laf etmesini beklediğimiz yobaz zırvası. ulan son olimpiyat şampiyonunu ezmişler, belki de takım sporlarında ilk madalyayı filenin sultanları getirecek şunun dediklerine bak.
devamını gör...

bu dünya' da adalet olmadığının kanıtlarından sadece bir tanesi.
devamını gör...


"yardımlaşma zorbalığı. içimizden bazıları, ötekilere emretmek ve kendilerini dayatmak yerine, tersine, her fırsatta başkaları için kendilerini paralıyorlardı. tersi bir durummuş gibi gözüküyor, değil mi? oysa tıpatıp aynı şey. bu da yeni bir zorbalık ve aynı şekilde, anarşist ilkelere ters."

"vay canına! nasıl ters?"

"şöyle ki dostum, birine yardım etmek onun yeteneksiz olduğunu kabul etmek olur ya da eğer yeteneksiz değilse, yeteneksizleştirmek ya da öyle olduğunu varsaymak olur. ilk durumda bu bir zorbalıktır, ikinci durumda ise küçümseme. ya başkalarının özgürlüğü kısıtlanır ya da -belki bilinçsizce- ötekinin hor görülecek biri olduğu, özgür olmaya layık olmadığı ya da özgür olamayacağı ilkesinden yola çıkılır."
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim