öldürmeyen allah gerçekten de ayda bir bu ağrıyı veriyor. hele ilk gün acısı...allahım sonsuzluğa uyuyayım da bitince uyanayım diyorsun.
devamını gör...

çocukluğumda aksini düşündüğüm eylemidir.

adı burcu'ydu. annesi oturduğumuz sitenin çocuk parkına getirir salıncakta sallardı. zihinsel engelliydi ve çok farklı bir enerjisi vardı. burcu ve annesiyle karşılaştığımda sokakta top oynuyorsam eğer soluklanma bahanesine durup onu seyrederdim. evdeysem, kimi zaman camdan sarkıp kimi zaman da gizliden gizliye perdenin kenarından onu izlerdim.

çok güzeldi, zihinsel engelini kavrayacak yaştaydım ama sallanırken savrulan saçları, öylesine saf kahkahaları ve inci gibi parlayan dişleriyle büyüsüne kapılıp giderdim. adını öğrendiğim gibi zamanla oturduğu apartmanı bile buldum. tesadüfen de olsa ona sitenin sınırları dışında denk gelmek beni çok sevindirmişti. çünkü her hafta annemle çıktığım pazartesi pazarının kurulduğu cadde üzerinde oturuyorlardı.

annesinin elinden tutup bizim parka sallanmaya geldiğinde, çok sefer deli divane olduğum topun peşinde koşmayı bıraktığımı hatırlıyorum. çünkü onun salıncakta sallanırken mutluluğunu görmek beni herşeyden alıkoyuyordu. balkondan annem seslense ve sevdiğim yemeği pişirdiğini söyleyip beni eve girmem için ikna etmeye çalışsa bile dönüp bakmazdım. güzel yüzlü burcu ve en büyük eğlencesi olan salıncakta sallanmasını izleyip onun mutluluğuna ortak olmak, herkesten gizlediğim tutkum haline gelmişti.

o zamanlar aklım evlilik mevzularına çok etmese de onunla bir hayat kurduğumu hayal ederdim. hayalimde hep mutluydu, gülüyordu ve ben de onun güzel yüzünü görüp huzurla doluyordum. çocuk aklımla bile acaba onu hayatım boyunca böyle güldürebilir miyim diye düşündüğüm, kendimce hayallere daldığım çok olurdu.

aradan çok uzun zaman geçti. aynı muhitte oturmama rağmen çocukluğuma dair unutmadığım bir karakter olan burcu'yu yıllar sonra tekrar gördüm. o ana kadar hiçbir şekilde karşıma çıkmamıştı. onu gördüğüm zaman bir koşu yanına gidip sarılmak istedim ama onun için yabancının tekiydim, hatta yanındaki annesi için de. içimden geldiği gibi ona asla sarılamayacağımı bilmek canımı çok yakmıştı.

askere gitmeden önce, birliğime katılmama 15, 20 gün varken zaman geçsin diye oturduğumuz yere yakın bir kafede garsonluk yaptım. burcu ve annesini en son orada gördüm. sanki onları ilk defa görüyorumuşcasına karşıladım, siparişlerini aldım ve servislerini açtım. annesi pizza istedi. ben de pizzayı çok severim.

belki de 15 yıl geçmişti anne ve kızı ilk gördüğüm günden beri. zaman onu değiştirmişti sanki. çocukluğumda göründüğünden daha durgun, belki biraz daha tedirgin ve huzursuz gibiydi. ya ben? ben de çocukluğumdaki gibi hayat dolu görünüyor muydum acaba dışarıdan? birazdan çok severek yiyeceği pizzasını ona götürürken hissiz gibi olduğumu hatırlıyorum. buz gibi.

ah be burcu. seni son gördüğümde ne hissedeceğimi bilemesem de bir zamanlar seni çok sevdiğimi söylemek isterdim. çocuk aklı mı derler yoksa çocuk kalbi mi bilmem. salıncakta sallanırkenki mutluluğunu her zaman olmasa da hep hatırlayacağım. bir sonraki yaşamda beraber sallanacağımızdan o kadar eminim ki. hem de en güneşli günlerde yine bizim sitenin parkında. umarım hayat senin için hep mutlu olduğun şekilde, annen için de biraz daha kolay geçmiştir.
devamını gör...

ne zaman geldi bilmiyorum ama yaklaşık beş aydır buradayım ve bir doğukandır gidiyor.bu nasıl etki,alın bunu yönetici yapın.* uslu durur belki.
devamını gör...

anayasa'daki temel hak ve özgürlüklerin budanması yolunda akp ve mhp milletvekillerinin onayıyla meclisten geçen yasa. özetle bu kanun atanmış içişleri bakanı'na terörist faaliyetleri desteklediği şüphesi üzerine bir stk'nın faaliyetlerini durdurma ve gerekli görürse kayyum atama yetkisi veriyor, buradaki kritik nokta delil değil şüphe.
anayasa mahkemesi'nden dönmesi umuduyla.
haber linki
devamını gör...

ilk zamanlardaki paspal halini göz önüne alırsak eğer belki de o pısırık, ezik adam halleri ile doksanlar cemaatçilerini örneklendirdiği düşünülebilir. kıyafetleri bedenine oldukça büyük, kendisi sakin ve kibar görünüyordu o zamanlarda. sinsi ve sessizdi. herkesle iyi geçinmeye çalışan ara eleman gibiydi. insanları öldürür iz bırakmazdı.
zamanla yükseldi, bütün sistemi bozdu. kaşlarını aldırdı, karnını doyurdu, kilo aldı artık kıyafetleri üzerine tam oturuyordu. hatta kendisine özel kıyafetler dikiliyordu. arabalarını sürekli üst modellere taşıdı, kullandığı cep telefonları pahallı modellere dönüştü, oturduğu evler her zaman daha pahallı ve görkenli hale dönüştü.
cemaatçi midir? olabilir, parayı hiç görmedik, her zaman hizmet için kullandı*. bunun yanında her zaman pahallı zevkleri oldu, ilginç*.
cemaatçi olmadığına dair en büyük kanıt, cemaatçi erkek çantasını asla gözümüze sokmadı, kim bilir belki de takım elbisesinin içinde taşıyordu veya arabada tutuyordu. o çantanın eksiliği cemaatçi olmadığı ihtimalini güçlendiriyor.
bir diğer en önemli nokta ise bürokratların ve iş adamlarının müstehcen kasetlerini ele geçirdiğinde hepsini yok ettirmesiydi. malumunuz cemaatçilerin en büyük silahıydı kaset komploları.
her neyse, arkadaşlarım lütfen her kötülüğü ve çirkinliği bir cemaatçilere yüklemeyin. ben bu cemaatin 2007'de yaptığı pislikler sebebiyle bedel ödemişlerdenim. evet pisliklerdi, çok acılara neden oldular, çok canlar yaktılar, hayatları bitirdiler. biliyorsunuz ki bugün her bir felaketin faturasını bunlara kesenler var. aklınız varsa eğer bu oyuna düşmeyin. gerçi yukarı tükürsek bıyık, aşağı tükürsek top sakal.
iki ucu pislikli değnek.
aynı rengin morciverdi.
bu ülkede bir cemaat gider, başka bir cemaat gelir. bugün devlet kurumlarının içindeki yapılanmaları iyice inceleyiniz. bu bir zihniyet meselesidir. hastalıklı bir toplumda yaşıyoruz. dün polat alemdar vardı. bugün alparslan çakırbeyli var.
(u: )alparslan ismi tesadüfen seçilmiş olamaz değil mi?
devamını gör...

yaprak saran mantı açanı da eklersek benimdir
devamını gör...

kontrol etmesi güzel lakin sırf ben onun tanımlarını beğendim diye gelip benim birkaç tanımımı beğeniyorsa beni üzen yazardır. ben çoğu zaman bir yazarın profiline girip uzun uzun okurum, o yüzden ard arda beğeni atarım. siz benim profilimi ziyaret etmeseniz de olur, benim tanımımı alakasız bir yerde görüp okursanız kâfidir.
devamını gör...

"abi şimdi o iş öyle değil" demiş büyük üstad. twitch yayıncısı.
devamını gör...

her odada banyo mu, hangi köyün evidir acaba orası.
devamını gör...

belirli bir hız ve kütleye sahip olan bir cismin veya parçacığın hareketliliğinin bir ölçüsü olan, yönü hızın yönüyle aynı olan vektörel büyüklük.

çizgisel momentum, hız v, kütle m olmak üzere;

p = m.v formülüyle hesaplanır.

cismin kütlesine bağlı olarak, onu durdurmak için gereken kuvvet, çizgisel momentumdaki değişimden elde edilir.
devamını gör...

her özgür platform gibi, kafa sözlükte de yaşanması gayet doğal olan bir durum. eleştiriler dozunda olduğu sürece sıkıntı etmemeleri gerekir. sonuç olarak hepimiz insanız ve hata yapabiliriz.

lakin hatayı hem yapıp, hem üste çıkmak gibi bir aymazlığı yaparsanız, doğal olarak linç yemeniz olasıdır.

bu durum benim içinde, diğer yazarlar içinde ve moderasyon içinde geçerli, yazılı olmayan bir kuraldır.

özür dilemek bir erdemdir, hatayı kabullenebilmek, olgun insanların sorun etmeyecekleri bir şeydir.

"değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir" ve "yalnızca ölüler ve aptallar fikir değiştirmez" diyerek, tanımımı noktalamak istiyorum.
devamını gör...

porcshe'si var sanılanlar yazılıyorsa, bende dahil olabilirim.
devamını gör...

erkan oğur'un seslendirdiği güzel türkülerimizdendir.

devamını gör...

yks sınavında çıkıp çıkmayacağı merak konusu olan bir değişik asal sayılardır.
devamını gör...

altıncı mektup *

bugün bir yalnızlığa düştüm yine..
başımı ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım. önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi "beni iç" diye fısıldıyordu, "beni iç." sonra yalvarmaya başladı: "ne olur" dedi "ne olur haydi iç beni." bir bardak doldurdum, tepeme diktim. şişe rahatladı, sustu.

hani ellerimiz birbirine değince nasıl oluyorduk? işte öyle oldum. hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka türlü atması vardı yüreklerimizin, onu hatırladım. sonra bir tren hareket etti. sabahtı. karşı karşıyaydık. konuşuyorduk. ben sevmek diyordum durmadan. gözlerim gözlerine soruyordu. "seviyor musun?" diye. hep evet diyordu gözlerin, ellerin, dudakların hep evet diyordu.

oysa ki bir çok hayır diyen insanlar vardı çevremizde. örneğin: bir çocuk hayır diyordu, bir kadın, bir adam, bir başkası hayır diyordu. "hayır"lar arasında ezilmeye mahkumdu "evet"lerimiz.

tren ilerliyordu. gözlerin gözlerime soruyordu ne olacak diye. sigara üstüne sigara yakıyordum, kadeh kadeh içki içiyordum; fakat bilmiyordum ben de ne olacağını. bizi sürükleyen bir akıntıydı. durduramazdık onu, hükmedemezdik ona. bir anafora rastlayıp yok oluncaya kadar akıp gidecektik işte. peki anafor neredeydi? uzak mıydı? belki çok yakındı kim bilir. biz onu göremeyecektik. o gözlerimizi kör ettikten sonra saracaktı bizi buz gibi kollarıyla.

tren ilerliyordu. pencereden deniz görünüyordu. denize akşam güneşi vurmuştu. renk renk kayıklar gördük kıyılarda. denize taş atan çocuklar gördük. uzakta bir balıkçı ağlarını topluyordu.

ve tren ilerliyordu. kadere yaklaşıyorduk. bir alaca karanlık * bastı zamanı. gözlerim gözlerindeydi. ellerini tuttum. titredin. acı acı bir düdük öttü. bir şeyler koptu içimizden. sonra tren durdu, indik, yollarımız ayrı ayrıydı.

şimdi o gün verdiğin yalnızlığı yaşıyorum...

yalnızlık senfonisi... *
devamını gör...

elini yıkarken sweatin kolundan içeri su girmesi.

t: cinnet sebebi olaylardır, bazen de hayata felsefik baktırır.
devamını gör...

canım kanım, rahmetli özcan amcam. o vefat etmeden önce, en çok rahmetli rafet dedeme ağlamıştım, dedem için döktüğüm gözyaşı meğer bir avuç kadarmış amcamla kıyaslayınca. amcama halen ağlarım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


birçok şeyimiz benzeştir amcamla, güzel insanlığı onda tanıdım, hacı oldu genç yaşta lakin hiç bağnaz olmadı, bonkörlüğü benim gibi aptallık derecesiydendi, amcamdan para isterseniz, cebindeki 50 liranın hepsini çıkarır verirdi size lazım diye. kendi parasız kalırdı.

bir gün gidip koca adam, annesi rahmetli güngör babannnemden para istemiş, "ana bir 20 liran var mı?" diye. "var oğlum da, ne oldu hayırdır?" demiş. "cebimde 40 lira vardı da, lazım olan birine verdim bende kalmadı. üstümde kalsın." deyince, babannem "bre oğlum sende hiç mi akıl yok, 20'sini verseydin neden parasız kadın?" demiş.

bababannem anlatmıştı.

özcan'la sen çok benziyorsunuz, verellisiniz, hiç hesabınız yok. " diye söylenirdi bana. hesabını bileceksin oğlum derdi.

bir gün gerçek bir müslüman olmak istersem, amcam gibi olmak isterim. yalanı kumarı içkisi zinası hiç yoktu. yaptığı yardımları, birilerini işe koymalarını, fakir fukara mutlu etmesini anlatmamla bitiremem.
babam der ki, "özcan'ın bir yalanını dahi görmedik duymadık. bana hep derdi ki, 'abi kendini ölüme hazırla, her an ölebiliriz, öyle yaşa. "

herkes sitayişle bahseder amcamdan. "aslan yeğenim" derdi de bana, asıl aslan kendiydi aslında.

canım, aslan amcam.
devamını gör...

feminist, feminizm savunucusu. peki feminizm ne anlama geliyor? sadece kadın haklarını savunan ve dile getiren bir ideoloji değildir feminizm. maalesef kadınlar daha fazla ezilen kısmı temsil ettiği için ilk akla gelen kadın hakları. aslında feminizm herkes, her insan içindir. kadınları üstün görmenin değil, kadın erkek eşitliğinin derdindedir. kadınların ve erkeklerin eşitliğini savunan herkes feminizm temsilcisidir.
kadın olarak fazladan bir ayrıcalık istemiyoruz. herhangi bir insanın dini, dili ,ırkı ve cinsiyeti ve de cinsel tercihi daha fazla ya da daha az saygı görmesi anlamına gelmiyor.
bir şarkı bırakıyorum buraya buradan.
devamını gör...

merak ettiğiniz kitaplar için sahaf sahaf gezmenize gerek yok çünkü kendisi sözlüğün sahafı.. madalyalara boğulası yazar.. her tanımını heyecanla ve merakla okuyorum. "acaba hangi konu hakkında yazdı?" diyerek koşuyorum tanımlarına. sözlüğün sefiri, daim olsun! mutlu olsun hepp!
devamını gör...

kabul günü olan yazar.

kaçırmayalım dedik. malum bizi de ihmal etti uzun zamandır ne bir şarkı attı ne bir selam verdi.

zaten bizim de mesaj kutumuz kapalı. karşılıklı beğenilerle anlaşıyoruz.

güzel yazıyor, güzel okunuyor, hayran bırakıyor.
sevgiler sayın yazar...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim