uzaysal oryantasyon
uzaydaki nesnelerin ve vücudumuzun konumunu ve yönünü belirleme yeteneğini ifade eder.
sağlanmasında 4 ana sistem rol oynar: vestibüler sistem, görsel sistem, propriyoseptif sistem ve işitme sistemi. bu sistemler birbirleriyle de koordineli bir şekilde çalışmalıdır.
sistemler arası koordinasyon bozulursa ya da sistemlerden biri ya da birkaçı çalışmazsa uzaysal disoryantasyon meydana gelebilir. bu durum pilotlarda ve astronotlarda görevlerini yerine getirememeye ve hatta uçağın/helikopterin düşmesine kadar ciddi sonuçlara yol açar.
sağlanmasında 4 ana sistem rol oynar: vestibüler sistem, görsel sistem, propriyoseptif sistem ve işitme sistemi. bu sistemler birbirleriyle de koordineli bir şekilde çalışmalıdır.
sistemler arası koordinasyon bozulursa ya da sistemlerden biri ya da birkaçı çalışmazsa uzaysal disoryantasyon meydana gelebilir. bu durum pilotlarda ve astronotlarda görevlerini yerine getirememeye ve hatta uçağın/helikopterin düşmesine kadar ciddi sonuçlara yol açar.
devamını gör...
paragliding
yamaç paraşütü anlamına gelmektedir. bir kere süzüldünüz mü o kanatlarda yere inmek istemezsiniz tutkudur. yükseklik korkusu olmayan insanların deneyimleyebileceği güzel aktivitelerden biridir. genel olarak ölü deniz civarlarında popülerdir ama atlayacak o kadar dağ bayır vardır ki değerleri asla bilinmez. bu sporu yaparken kesinlikle kas gücü gerekmektedir ipleri kontrol etmek adına ve rüzgarla iyi bir arkadaş olmanız gerekmektedir benden söylemesi. pilot olduğum zaman hepinizi uçuracağım hadi yine iyisiniz sayın yazarlar.
(bkz: koşarken atom karınca gibi gözükmek çok şirin ayrıca.)
(bkz: koşarken atom karınca gibi gözükmek çok şirin ayrıca.)
devamını gör...
yedi sekiz hasan paşa
ali suavi önderliğinde gerçekleştirilmeye çalışılan darbeyi engelleyen beşiktaş karakol komutanıdır.
okuma yazma bilmediği için imzasını arapça yedi ve sekiz harfleriyle attığı için bu namla anılmaya başlamıştır.
daha sonra müşirliğe(mareşalliğe) terfi etmiştir.
trt'de bu konunun işlendiği dizide 'ahmet mümtaz taylan' tarafından canlandırılmıştır.
okuma yazma bilmediği için imzasını arapça yedi ve sekiz harfleriyle attığı için bu namla anılmaya başlamıştır.
daha sonra müşirliğe(mareşalliğe) terfi etmiştir.
trt'de bu konunun işlendiği dizide 'ahmet mümtaz taylan' tarafından canlandırılmıştır.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
bir çay koyun ocağa hadi bakim.
devamını gör...
30 yaş üstü yazarlar uçurulsun kampanyası
30 yaş üstü yazarlar olgun bir meyve misali sözlüğümüze tat vermektedirler. tamamen z kuşağından oluşan bir sözlük düşünemiyorum, inanılmaz kötü olurdu.
devamını gör...
normal sözlük yazarları
sanırım %81,46'sı aynı zamanda ekşi sözlük'te de yazıyor. ve gözlemlediğim kadarıyla bu büyük yüzdeye sahip yazarların büyük kısmı da ekşi sözlük aleyhinde bir şeyler yazıyor.
ancak zurnanın zırt dediği yer burası. ekşi sözlük eleştirisi yapacak her kafa sözlük yazarı muhakkak;
- x aydır ekşi sözlükte yazıyorum
- aynı zamanda ekşi sözlükte de yazan biri olarak
- yazar olana kadar 2 sene çaylak sırası bekleyen ben
vs.
gibi argümanları yazdıkları tanıma muhakkak ekliyorlar. sahi bunun amacı nedir? *
ancak zurnanın zırt dediği yer burası. ekşi sözlük eleştirisi yapacak her kafa sözlük yazarı muhakkak;
- x aydır ekşi sözlükte yazıyorum
- aynı zamanda ekşi sözlükte de yazan biri olarak
- yazar olana kadar 2 sene çaylak sırası bekleyen ben
vs.
gibi argümanları yazdıkları tanıma muhakkak ekliyorlar. sahi bunun amacı nedir? *
devamını gör...
terk edildikten sonra ilk yaptığınız şey
terk edilmedim, ilişkinin sonlanması diyelim biz ona.
benim sorunlu yaşadığım bir ayrılığım pek olmadı. oldu ama pek olmadı. benim ilişkilerim nefretle bitmez. karşılıklı sevgi ve saygı ile biter. bu sevgiyi aşkla ya da aşka dair ne varsa onlarla karıştırmamak gerekiyor. insan olarak sevmekten bahsediyorum. ilişkim karşılıklı saygı ve sevginin bitmesi nedenli bitmiyor. başka sorunlar oluyor, benim sorun düzeltecek halim olmuyor. kaçıp gidiyorum. boylece kavga yaşanmıyor. durum bu.
o yüzden bir insanla bir daha hiç görüşmemek üzere ayrılma psikolojisi oluşmuyor. bir durum oluyor o benden yardım istiyor, ben istiyorum, mesleki fikir almalar, varsa ölümler başın sağ olsun demeler, bir yerlerde karşılaşınca selamlaşıp uzun sohbetler etmeler ve hatta hastane ziyaretleri şeklinde ilerliyor. duygusal bir şeyler olmuyor ama o sevgi ve saygı orada duruyor. 7 sene sonra bile hâlâ her zaman arayıp nasılsın diye soran eski sevgilim var. iyiyim.
yani ben hayata kaldığım yerden devam ediyorum o an. hiçbir üzüntü oluşmuyor. ha ilişki sorunlu bitiyorsa o zaman hayata kaldığım yerden hemen devam edemiyorum. içselleştiriyorum bunu.
ebet. teşekkür ederim.
benim sorunlu yaşadığım bir ayrılığım pek olmadı. oldu ama pek olmadı. benim ilişkilerim nefretle bitmez. karşılıklı sevgi ve saygı ile biter. bu sevgiyi aşkla ya da aşka dair ne varsa onlarla karıştırmamak gerekiyor. insan olarak sevmekten bahsediyorum. ilişkim karşılıklı saygı ve sevginin bitmesi nedenli bitmiyor. başka sorunlar oluyor, benim sorun düzeltecek halim olmuyor. kaçıp gidiyorum. boylece kavga yaşanmıyor. durum bu.
o yüzden bir insanla bir daha hiç görüşmemek üzere ayrılma psikolojisi oluşmuyor. bir durum oluyor o benden yardım istiyor, ben istiyorum, mesleki fikir almalar, varsa ölümler başın sağ olsun demeler, bir yerlerde karşılaşınca selamlaşıp uzun sohbetler etmeler ve hatta hastane ziyaretleri şeklinde ilerliyor. duygusal bir şeyler olmuyor ama o sevgi ve saygı orada duruyor. 7 sene sonra bile hâlâ her zaman arayıp nasılsın diye soran eski sevgilim var. iyiyim.
yani ben hayata kaldığım yerden devam ediyorum o an. hiçbir üzüntü oluşmuyor. ha ilişki sorunlu bitiyorsa o zaman hayata kaldığım yerden hemen devam edemiyorum. içselleştiriyorum bunu.
ebet. teşekkür ederim.
devamını gör...
anksiyete
öldürmez de süründürür. her şey yolunda gitse bile içinde bir huzursuzluk hissi vardır.
devamını gör...
31 aralık 2022 saat 23:59'dan 1 dakika sonra türkiye
birden yer altından uçan arabalar çıkacak ve yeni bir devir başlayacaktır.
devamını gör...
gece 03.07 sularında bütün entrylerimi beğenen yazar
efendim? diye cevap verebileceğim cümle.
genelde gün içerisinde tanım girip, gece yatmadan önce de bazı yazarların profiline girip hatim indirir gibi her şeyi okuyor ve bir kısmını oyluyorum. o nedenle gece geç vakitlerde sapık gibi sinsi sinsi iş çevirir gibi görünebilirim oralardan *
genelde gün içerisinde tanım girip, gece yatmadan önce de bazı yazarların profiline girip hatim indirir gibi her şeyi okuyor ve bir kısmını oyluyorum. o nedenle gece geç vakitlerde sapık gibi sinsi sinsi iş çevirir gibi görünebilirim oralardan *
devamını gör...
barda
gerçek bir hikayeden esinlenilen film. 90 dakikalık tek oturuşta bitirilebilecek ama bitirildiğinde insanın aklında çok uzun süre yer edebilecek bir film. (bkz: nejat işler) oyunculuğu bu filmde de kendini belli ediyor ve kaliteyi bir tık daha yükseltiyor. psikolojiniz sağlam değil, yaşınız küçük veya olaylardan kolay etkilenen bi tipseniz kesinlikle izlemeyin. sonra bara gidemez, sokağa çıkamaz hale gelirsiniz aman diyim *
devamını gör...
aykut elmas repliği
çocuklar hani derste kullanmıyorduk, teneffüste kullanıyorduk?* en efsane videolarından biridir, lise dizileri videosu.
devamını gör...
2021 bit artık
ileri görüşlülükle yerimi alıp, kemerimi bağlayıp rezerve ettiğim cümledir. *
devamını gör...
yazarların unutamadığı çocukluk anısı
birinci sınıf müzik dersinde herkes sırayla şarkı söylüyordu.
bütün çocuklar mini mini bir kuş şarkısını söylerken ben çıkıp evlerinin önü boyalı direk söylemiştim. bütün sınıf baya eylenmiştik.ilk ve son konserimi hiç unutmam.
bütün çocuklar mini mini bir kuş şarkısını söylerken ben çıkıp evlerinin önü boyalı direk söylemiştim. bütün sınıf baya eylenmiştik.ilk ve son konserimi hiç unutmam.
devamını gör...
rüya
psikolojide “bilinçaltı yansıması” veya “tabire açık ilahi mesaj” olarak kabul edilen duyusuz algıdır.
devamını gör...
sonsuza kadar derin aşk
sonsuza kadar derin aşk - dumlupınar denizaltısı
delikanlı askeri deniz lisesini kazanır ve heybeliada da okula başlar. bu arada tanıştığı o çanakkaleli kıza aşık olmuştur. okulla beraber aşkını büyüterek geliştirir. arada mektuplaşmalar yazışmalar ve gün gelir okul biter. deniz harp okulunu da bitiren delikanlı artık teğmen olmuştur.
yine her zaman buluştukları kır kahvesinde buluşmak için randevulaşırlar. önce delikanlı gelir sonra da genç kız. genç kız geldiğinde delikanlının yüzü düşmüş suratı asık onu beklemektedir. genç kız bu suratı hiç beğenmemiştir. ayrılık vakti geldi diye düşünerek hazırlamıştır kendini. önceki buluşmalarda ki o heyecan o sevinç artık yoktur delikanlıda. usulca yanına yaklaşır ve "hoş geldin" der. kuru bir "sen de hoş geldin" diye aldığı cevap iyice hüzne boğmuştur genç kızı. artık bu aşkın sonuna geldiğini düşünerek sorar;
- senin bir sıkıntın mı var?
- evet!
- hadi söyle o zaman, her şeye hazırlıklıyım.
- yaa beni bir denizaltıya verdiler. dedi kızgınca.
genç kız artık rahatlamıştır. sorunun kendisi değil denizaltı olduğunu duyunca içinden bir ohh çeker.
- ne var bunda? diye sorar genç kız.
- yaa öyle deme, biz denizciler gemideyken sevdiklerimizle haberleşemiyoruz denizaltıdan nasıl haberleşeceğiz? delikanlı üzgün bir sesle sorar genç kıza;
- istersen ayrılalım!
- hayır asla. ben seni bırakmam . diye cevaplar genç kız.
delikanlı beklediği bu cevabı alır almaz heyecanlanır ve elinde tuttuğu paketi kıza uzatır.
- sana armağan getirdim al.
kızın kalbi hızla atmaya başlar. neredeyse duracak gibi olur ve içinde yüzük olduğunu tahmin ettiği paketi heyecanla açar ama şaşkınlıktan duraklar. paketin içinde bir fener ve mors kitabı bulunmaktadır. kız şaşkınlıkla yine sorar.
- bunlar da ne?
- yaa biz çanakkale boğazından denizaltı ile çok geçeceğiz ve geçişlerimiz hep satıhtan olur. sen de fenerle mors alfabesini kullanarak sana haber verdiğim zamanlarda yazışırız. olmaz mı?
- bunlarla mı yazışacağız? diye sorar genç kız yeniden.
- istemiyorsan ayrılalım. der delikanlı.
- yok hayır. der gençkız. ayrılık yok yaşasın mors. diye yineler delikanlıya.
genç kız mors alfabesi üzerinde çalışmaya başlar. tüm detayıyla öğrenir ve kullanabilir hale gelir artık. bir kaç gün sonra haber gelir delikanlıdan. gelen mesaja göre 5 gün sonra gece saat 01:00 de geçeceğini ve kendisine mesaj yazmasını kendisinin de ona mesaj yazacağını iletir. gençkız söylenen zaman ve saatte pencerede hazır bekler. gelibolu da denizaltı denizden süzülerek geçerken çevrenin zifiri karanlığında uzaklardan bir yerden yanan ışık pırıltılarını fark eder güvertedeki komutan ve diğer subaylar. içlerinden birisi,
- bakın bakın ilerden bir yerden ışık yanıp sönüyor. diye dikkat çeker.
- çabuk okuyun bakalım ne diyorlarmış. diye emir verir komutan. subaylardan biri heceleyerek okur;
- se ni se vi yo rum.
- bu ne lan. der komutan.
hemen yanında duran delikanlı teğmen,
- efendim, o benim sevgilim. der en lirin haliyle.
- ne iş oğlum bu?
- efendim mors alfabesi hediye etmiştim ve ben geçince bana yazarsın demiştim işte o. diye cevaplar delikanlı teğmen.
- vayy be aferin lan! desene biz bunca zaman boğazları hep boş geçmişiz.
- izin verir misiniz komutanım ben de bir mesaj yazayım.
- neyle?
- cep fenerim var komutanım. der delikanlı teğmen.
- lan ne feneri aç projektörü geç başına ver mesajını. der komutanı teğmenine.
projektörü açan teğmen yanıp söndürürken sanki gelibolu'yu yakıp tutuşturuyordu aşkından. ilk kez böyle bir şeyle karşılaşan gelibolu sanki uzaylılar istila etmiş gibi heyecan yapmışlardı teğmen ile gençkızın aşkından.
gelen mesajları heceleyerek kağıda dökmeye çalışan gençkız denizaltı geçtikten sonra elindeki kağıdı okudu. "sonsuza kadar" yazılıydı delikanlıdan gelen mesajda.
bu olay tüm denizaltıcılar arasında duyulmuştu. artık herkes delikanlı teğmen ile gençkızın aşkını anlatıyordu.
birkaç gün sonra bir haber daha gelir. " bir hafta sonra gece saat 02:45 de pencerede ol ben geçiyorum bana mesaj yaz. ama dikkat et konvoy halinde geliyoruz ve ilk denizaltıda ben varım sakın sırayı şaşırma. "
gençkız yine söylenen saatte pencerede bekler. gecenin karanlığında ege denizinden çanakkale boğazına giren denizaltılar süzülerek ilerliyorlardı. genç kız fenerini yakıp söndürerek mesajını vermeye başladı. denizaltıdaki mesajı gören denizciler;
- bakın bakın ışık yanıp sönüyor okuyun; "se ni se vi yo rum"
- vay be, duyduğumuz doğruymuş böyle bir aşk varmış. der denizaltının kaptanı bahri kunt.
- iyi de bu kızın sevgilisinin denizaltısı öndeydi niye bize mesaj yazdı ki? diye kendine sormadan sormadan edemez kaptan.
- efendim herhalde uyuyakaldı ya da sırayı şaşırmıştır. diye cevaplar subaylardan biri.
- yahu geçip gideceğiz şimdi kız haber almazsa yanlış anlayacak rahat uyuyamaz. nasılsa gecenin karanlığı kimse anlamaz açın şu projektörü. emrini verir kaptan bahri kunt.
ve mesajı gönderir "sonsuza kadar"
tarih 04/04/1953 o konvoyun 1. gemisi dumlupınar çanakkale nara burnu açıklarında isveç bandıralı ve buzkıran donanımlı bir geminin çarpması sonucu boğazın derin sularına gömülmüştü. 2. gemi bunu hiç fark etmeden devam etmiş ve boğazdan ilk geçen gemi olmuştu. 81 denizcimiz ile beraber o delikanlı sonsuza kadar sürecek olan son uykularına dalıyorlardı.
-sunay akın
aziz hatıralarına saygıyla, ruhları şad olsun..
delikanlı askeri deniz lisesini kazanır ve heybeliada da okula başlar. bu arada tanıştığı o çanakkaleli kıza aşık olmuştur. okulla beraber aşkını büyüterek geliştirir. arada mektuplaşmalar yazışmalar ve gün gelir okul biter. deniz harp okulunu da bitiren delikanlı artık teğmen olmuştur.
yine her zaman buluştukları kır kahvesinde buluşmak için randevulaşırlar. önce delikanlı gelir sonra da genç kız. genç kız geldiğinde delikanlının yüzü düşmüş suratı asık onu beklemektedir. genç kız bu suratı hiç beğenmemiştir. ayrılık vakti geldi diye düşünerek hazırlamıştır kendini. önceki buluşmalarda ki o heyecan o sevinç artık yoktur delikanlıda. usulca yanına yaklaşır ve "hoş geldin" der. kuru bir "sen de hoş geldin" diye aldığı cevap iyice hüzne boğmuştur genç kızı. artık bu aşkın sonuna geldiğini düşünerek sorar;
- senin bir sıkıntın mı var?
- evet!
- hadi söyle o zaman, her şeye hazırlıklıyım.
- yaa beni bir denizaltıya verdiler. dedi kızgınca.
genç kız artık rahatlamıştır. sorunun kendisi değil denizaltı olduğunu duyunca içinden bir ohh çeker.
- ne var bunda? diye sorar genç kız.
- yaa öyle deme, biz denizciler gemideyken sevdiklerimizle haberleşemiyoruz denizaltıdan nasıl haberleşeceğiz? delikanlı üzgün bir sesle sorar genç kıza;
- istersen ayrılalım!
- hayır asla. ben seni bırakmam . diye cevaplar genç kız.
delikanlı beklediği bu cevabı alır almaz heyecanlanır ve elinde tuttuğu paketi kıza uzatır.
- sana armağan getirdim al.
kızın kalbi hızla atmaya başlar. neredeyse duracak gibi olur ve içinde yüzük olduğunu tahmin ettiği paketi heyecanla açar ama şaşkınlıktan duraklar. paketin içinde bir fener ve mors kitabı bulunmaktadır. kız şaşkınlıkla yine sorar.
- bunlar da ne?
- yaa biz çanakkale boğazından denizaltı ile çok geçeceğiz ve geçişlerimiz hep satıhtan olur. sen de fenerle mors alfabesini kullanarak sana haber verdiğim zamanlarda yazışırız. olmaz mı?
- bunlarla mı yazışacağız? diye sorar genç kız yeniden.
- istemiyorsan ayrılalım. der delikanlı.
- yok hayır. der gençkız. ayrılık yok yaşasın mors. diye yineler delikanlıya.
genç kız mors alfabesi üzerinde çalışmaya başlar. tüm detayıyla öğrenir ve kullanabilir hale gelir artık. bir kaç gün sonra haber gelir delikanlıdan. gelen mesaja göre 5 gün sonra gece saat 01:00 de geçeceğini ve kendisine mesaj yazmasını kendisinin de ona mesaj yazacağını iletir. gençkız söylenen zaman ve saatte pencerede hazır bekler. gelibolu da denizaltı denizden süzülerek geçerken çevrenin zifiri karanlığında uzaklardan bir yerden yanan ışık pırıltılarını fark eder güvertedeki komutan ve diğer subaylar. içlerinden birisi,
- bakın bakın ilerden bir yerden ışık yanıp sönüyor. diye dikkat çeker.
- çabuk okuyun bakalım ne diyorlarmış. diye emir verir komutan. subaylardan biri heceleyerek okur;
- se ni se vi yo rum.
- bu ne lan. der komutan.
hemen yanında duran delikanlı teğmen,
- efendim, o benim sevgilim. der en lirin haliyle.
- ne iş oğlum bu?
- efendim mors alfabesi hediye etmiştim ve ben geçince bana yazarsın demiştim işte o. diye cevaplar delikanlı teğmen.
- vayy be aferin lan! desene biz bunca zaman boğazları hep boş geçmişiz.
- izin verir misiniz komutanım ben de bir mesaj yazayım.
- neyle?
- cep fenerim var komutanım. der delikanlı teğmen.
- lan ne feneri aç projektörü geç başına ver mesajını. der komutanı teğmenine.
projektörü açan teğmen yanıp söndürürken sanki gelibolu'yu yakıp tutuşturuyordu aşkından. ilk kez böyle bir şeyle karşılaşan gelibolu sanki uzaylılar istila etmiş gibi heyecan yapmışlardı teğmen ile gençkızın aşkından.
gelen mesajları heceleyerek kağıda dökmeye çalışan gençkız denizaltı geçtikten sonra elindeki kağıdı okudu. "sonsuza kadar" yazılıydı delikanlıdan gelen mesajda.
bu olay tüm denizaltıcılar arasında duyulmuştu. artık herkes delikanlı teğmen ile gençkızın aşkını anlatıyordu.
birkaç gün sonra bir haber daha gelir. " bir hafta sonra gece saat 02:45 de pencerede ol ben geçiyorum bana mesaj yaz. ama dikkat et konvoy halinde geliyoruz ve ilk denizaltıda ben varım sakın sırayı şaşırma. "
gençkız yine söylenen saatte pencerede bekler. gecenin karanlığında ege denizinden çanakkale boğazına giren denizaltılar süzülerek ilerliyorlardı. genç kız fenerini yakıp söndürerek mesajını vermeye başladı. denizaltıdaki mesajı gören denizciler;
- bakın bakın ışık yanıp sönüyor okuyun; "se ni se vi yo rum"
- vay be, duyduğumuz doğruymuş böyle bir aşk varmış. der denizaltının kaptanı bahri kunt.
- iyi de bu kızın sevgilisinin denizaltısı öndeydi niye bize mesaj yazdı ki? diye kendine sormadan sormadan edemez kaptan.
- efendim herhalde uyuyakaldı ya da sırayı şaşırmıştır. diye cevaplar subaylardan biri.
- yahu geçip gideceğiz şimdi kız haber almazsa yanlış anlayacak rahat uyuyamaz. nasılsa gecenin karanlığı kimse anlamaz açın şu projektörü. emrini verir kaptan bahri kunt.
ve mesajı gönderir "sonsuza kadar"
tarih 04/04/1953 o konvoyun 1. gemisi dumlupınar çanakkale nara burnu açıklarında isveç bandıralı ve buzkıran donanımlı bir geminin çarpması sonucu boğazın derin sularına gömülmüştü. 2. gemi bunu hiç fark etmeden devam etmiş ve boğazdan ilk geçen gemi olmuştu. 81 denizcimiz ile beraber o delikanlı sonsuza kadar sürecek olan son uykularına dalıyorlardı.
-sunay akın
aziz hatıralarına saygıyla, ruhları şad olsun..
devamını gör...
sözlüğün en zeki ve güzel kadını
saçma sapan yarış içeren başlıktır.
benim ulan benim. en güzel kadın benim. en zeki kadın benim.
herkes bu konu üzerine kafa patlatmış. güzellik analizi yapmış. ıq testi yapmış seçmiş.
bu arada az yalaka değilsiniz. muzipler sizi *
benim ulan benim. en güzel kadın benim. en zeki kadın benim.
herkes bu konu üzerine kafa patlatmış. güzellik analizi yapmış. ıq testi yapmış seçmiş.
bu arada az yalaka değilsiniz. muzipler sizi *
devamını gör...
biseksüel
kadın olanları heteroseksüel erkekler tarafından fetişize ediliyor, çok can sıkıcı bir durum bu.
biseksüel olduğumu öğrenen görüştüğüm erkekler “ee ne zaman threesome” kafasına giriyor direkt. bir insanın birden fazla cinsiyetten hoşlanması neden seninle threesome yapmak istediği anlamına gelsin.
okcupid’de de profil kısmında biseksüel yazdığı için kaç kere “selam, biseksüelmişsin, hiç ikisiyle birden oldun mu” minvalinde mesaj aldığımı hatırlamıyorum. gidin fantezi dünyanızda ne hayal ediyorsanız edin ama karşılaştığınız biseksüel kadınlara fantezi dünyanıza göre davranmayı bırakın.
biseksüel olduğumu öğrenen görüştüğüm erkekler “ee ne zaman threesome” kafasına giriyor direkt. bir insanın birden fazla cinsiyetten hoşlanması neden seninle threesome yapmak istediği anlamına gelsin.
okcupid’de de profil kısmında biseksüel yazdığı için kaç kere “selam, biseksüelmişsin, hiç ikisiyle birden oldun mu” minvalinde mesaj aldığımı hatırlamıyorum. gidin fantezi dünyanızda ne hayal ediyorsanız edin ama karşılaştığınız biseksüel kadınlara fantezi dünyanıza göre davranmayı bırakın.
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
yanlış zamanda çok doğruydun.kendine iyi bak.
devamını gör...
