spin kuantum sayısı
herhangi bir orbitaldeki bulanan elektronun kendi eksenleri etrafında dönme yönünü anlatır. +1/2 ve -1/2 değerini alır
devamını gör...
normal sözlük’e girince bildirim görmek
beni mutlu eden şeydir.
devamını gör...
erkek olarak doğmanın borcu
ticareti para eder mi bilmem, ama erkek olmak da bazen en az kadın olmak kadar zordur; en azından türkiye'de.
bir kere, en errrrrrrrrrrrkek senin olman gerekir her vakit. her zaman, ama her zaman *bir çük yarışı vardır. hem gerçek hem metaforik anlamda. bir ton kız tavlamak gerekir, sonra, hiçbirine bağlanmamak. tavladığın kız sayısı kaç kuruşluk erkek olacağına dair mühim bir değer meselesidir. kesinlikle duygusal olamazsın, yasaktır, errrrrrrrrrkekliğin kanununa aykırıdır. hep erkek en erkek olmalısındır. en önemli üçlemen; kahvehane siyaseti, dittiri boktan spor ve borsa olmalıdır. paradan daha fazla hiçbir şeye değer veremezsin. kendi evin, iyi bir araban, son model telefonun olması gerekir. faça hep sağlam olacak! çünkü errrrrrrrrkek olmak bunu gerektirir. allah'ın, evrenin, evrimin; artık size göre hangisiyse bitirdiği saçı uzatamazsın, karıya benzersin çünkü. erkeklik her daim kaybedilebilir bir meseledir. dikkat etmek gerek, en azından türkiye'de.
bir kere, en errrrrrrrrrrrkek senin olman gerekir her vakit. her zaman, ama her zaman *bir çük yarışı vardır. hem gerçek hem metaforik anlamda. bir ton kız tavlamak gerekir, sonra, hiçbirine bağlanmamak. tavladığın kız sayısı kaç kuruşluk erkek olacağına dair mühim bir değer meselesidir. kesinlikle duygusal olamazsın, yasaktır, errrrrrrrrrkekliğin kanununa aykırıdır. hep erkek en erkek olmalısındır. en önemli üçlemen; kahvehane siyaseti, dittiri boktan spor ve borsa olmalıdır. paradan daha fazla hiçbir şeye değer veremezsin. kendi evin, iyi bir araban, son model telefonun olması gerekir. faça hep sağlam olacak! çünkü errrrrrrrrkek olmak bunu gerektirir. allah'ın, evrenin, evrimin; artık size göre hangisiyse bitirdiği saçı uzatamazsın, karıya benzersin çünkü. erkeklik her daim kaybedilebilir bir meseledir. dikkat etmek gerek, en azından türkiye'de.
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
agalar toplanmış bi’ erdal eksik
maharet de göremedim hepsi tek tip
ormanci tayber kebap keklik
bir de yarasa hemi de felsefik
baltalı köyün ormancısı
allah’ın cezası, bitmiyo’ sancısı
kalemi dönmedikçe geveler durur
mısraları buraların en paslısı
bir de mahkum var, ha bunun yancısı
dizeleri külüstür kapının gıcırtısı
severim keretayı, aman ha alınmasın
ancak gelmez bana mahkumların lakırtısı
bir de çaylak sezdim gözlerim seçmiyor
aylak aylak yazıyor bir şiir etmiyor
beğeni de atamaz yemiş silleyi
kız tayber sana diyo’m, sesin hiç gelmiyor
seneca meneca albaraka
sanar kendini sözlükte yarasa
biraz daha siyah olsa benzeyecek barrack’a
erdal yazınca o da çıkar terasa*
nabersiniz agalar, özledim sizi.*
(bkz: şaka yapıyorum diyerek laf sokan insan)*
maharet de göremedim hepsi tek tip
ormanci tayber kebap keklik
bir de yarasa hemi de felsefik
baltalı köyün ormancısı
allah’ın cezası, bitmiyo’ sancısı
kalemi dönmedikçe geveler durur
mısraları buraların en paslısı
bir de mahkum var, ha bunun yancısı
dizeleri külüstür kapının gıcırtısı
severim keretayı, aman ha alınmasın
ancak gelmez bana mahkumların lakırtısı
bir de çaylak sezdim gözlerim seçmiyor
aylak aylak yazıyor bir şiir etmiyor
beğeni de atamaz yemiş silleyi
kız tayber sana diyo’m, sesin hiç gelmiyor
seneca meneca albaraka
sanar kendini sözlükte yarasa
biraz daha siyah olsa benzeyecek barrack’a
erdal yazınca o da çıkar terasa*
nabersiniz agalar, özledim sizi.*
(bkz: şaka yapıyorum diyerek laf sokan insan)*
devamını gör...
sözlükte gerekli çabayı göstermeyen yazarlar şutlansın
boş durmayın çalışın diyen bir yazar beyanı.
peki ağam.
peki ağam.
devamını gör...
çocukken yapılan salaklıklar
kolanın içinde fare gördüm diyip içmemek.
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller
devamını gör...
çocuklara yanaşmaya korkar olmak
çocuklara bakmaya korkar oldum. parklarda acaba yanlış anlarlar mı diye çok sevdiğim çocukları izleyemez oldum. sırf bu yüzden evlenicem gibi duruyor.
devamını gör...
yediğinin içtiğinin fotoğrafını çekip paylaşan insanlar
arabada video çekip atan insan görgüsüzlüğüyle kapışır.
devamını gör...
günün sözü
"beni anlamalısın. çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum."
oğuz atay - tehlikeli oyunlar
oğuz atay - tehlikeli oyunlar
devamını gör...
profiline baktığın yazardan aynı anda beğeni gelmesi
takip ettiğini biliyorum ayağını denk al demek istiyordur belki.
devamını gör...
jurnal
*ispiyoncu
*günlük
*başka dillerde günlük, gazete
*abdülhamit in saray ici ve dışındaki olaylardan haberdar olmak için kullandığı kimselere verilen ad.
*cemil meriç kitabı
bence yakın anlamı muhbir.
*günlük
*başka dillerde günlük, gazete
*abdülhamit in saray ici ve dışındaki olaylardan haberdar olmak için kullandığı kimselere verilen ad.
*cemil meriç kitabı
bence yakın anlamı muhbir.
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
yarayla alay eder yaralanmamış olan
bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden
sen çok daha parlaksın çünkü
sen tüm göklerdeki yıldızların ilki
sen aydınlatırsın geceyi
(bkz: william shakespeare)
bak nasıl da sararıp soluvermiş tanrıça kederlerden
sen çok daha parlaksın çünkü
sen tüm göklerdeki yıldızların ilki
sen aydınlatırsın geceyi
(bkz: william shakespeare)
devamını gör...
kadir şeker
hiç alakası olmayan bir kavgaya karışarak hayatını mahvetmiş insandır.
hiçbir şekilde kavgalara karışmamak gerektiğini bize göstermiştir.
ne olursa olsun, ne yapmaya çalışırsa çalışsın cezasını çekmelidir çünkü bir insanın -her ne kadar hatalı bir insan olursa olsun- canını almıştır.
tabii ki niyeti o kadını kurtarmak olabilir ki buna kimse karşı çıkmıyor zaten ama bir insanı 22 santimlik sustalı bıçakla öldürmek, amaç ne olursa olsun çok yanlış bir davranıştır. kişinin yaşama hakkını elinden almaktır.
keşke bıçak saplamak yerine birkaç yumruk atsaydı, keşke öldürmek yerine etkisiz hale getirmeyi deneseydi ama yapacak bir şey yok.
not: bu yazdıklarım kesinlikle ve kesinlikle kadına şiddet uygulayan kişiyi savunma amacı taşımamaktadır.
hiçbir şekilde kavgalara karışmamak gerektiğini bize göstermiştir.
ne olursa olsun, ne yapmaya çalışırsa çalışsın cezasını çekmelidir çünkü bir insanın -her ne kadar hatalı bir insan olursa olsun- canını almıştır.
tabii ki niyeti o kadını kurtarmak olabilir ki buna kimse karşı çıkmıyor zaten ama bir insanı 22 santimlik sustalı bıçakla öldürmek, amaç ne olursa olsun çok yanlış bir davranıştır. kişinin yaşama hakkını elinden almaktır.
keşke bıçak saplamak yerine birkaç yumruk atsaydı, keşke öldürmek yerine etkisiz hale getirmeyi deneseydi ama yapacak bir şey yok.
not: bu yazdıklarım kesinlikle ve kesinlikle kadına şiddet uygulayan kişiyi savunma amacı taşımamaktadır.
devamını gör...
tavan arasındaki buda
bir julie otsuka romanıdır.
bir tanımımda bahsetmiştim aslında. ama hangisi olduğundan emin değilim. unutmamanız gereken şeylerden biri “ itirazın iki şartı” idi. şöyle bir şeydi adını andığım nevzat çelikşiiri:
çok olmadığımız kesin
çok olan tarafta değiliz
çok olan tarafta olmayacağız
türkiye'de kürt olacağız
kürtlerde ermeni
ermenilerde süryani
gidip almanya'da türk olacağız
hollanda'da surinamlı
fransa'da cezayirli
iran'da azeri
amerika'da zifiri zenci olacağız
çoğalan zencide mutlaka kızılderili
israil'de filistinli
köpeğin karşısında kedi
kedinin karşısında kuş olacağız
kuşun karşısında börtü böcek
hakemler hep karşı takımı tutacak
ve biz hep yedi kişiyle tamamlayacağız maçı çiçeklerden kamelya olacağız
az kolumuzun tarafında
solda olacağız
bu itirazın ilk şartı
solda da az olacağız
devrimi çoğaltırken çünkü
bir başka devrime hızla azalacağız
bu da itirazın ikinci şartı
daha önce hiç duymadığım bir azınlık hikayesini anlattı bana julie otsuko, ki kendisi hala amerika’da bir azınlık olarak yaşamakta. ama bu hikayede anlatılan azınlık olma durumu çifte kavrulmuş. zira bu insanlar hem amerika’ya göç eden japon’lar hem de erkekler tarafından kandırılarak göçe zorlanmış insanlar.
kadınların zaten zor bir hayat sürdükleri konusunda herkes hemfikirdir sanırım. ancak uğradıkları cinsiyetçi ayrımcılık ve baskılara bir de başka bir ülkede başka bir ırktan olarak maruz kaldıkları itilmişliği de eklersek ne demek istediğim anlaşılır sanırım.
yalan dolan bir amerikan rüyasını yaşamak için aldatılıp yeni dünya topraklarına ayak basan japon kadınlar uykularından sıçrayarak, korku ve ter içinde uyanır. biz de bu kitabı okurken azınlıklar içinde kadın olmanın ne kadar zor olduğunu, bu saçma dünya düzeninde hala değiştirmeye gücümüzün yetmediği haksızlıklar olduğunu sessizce okuyoruz. ses çıkarmamız gerekirken.
bir tanımımda bahsetmiştim aslında. ama hangisi olduğundan emin değilim. unutmamanız gereken şeylerden biri “ itirazın iki şartı” idi. şöyle bir şeydi adını andığım nevzat çelikşiiri:
çok olmadığımız kesin
çok olan tarafta değiliz
çok olan tarafta olmayacağız
türkiye'de kürt olacağız
kürtlerde ermeni
ermenilerde süryani
gidip almanya'da türk olacağız
hollanda'da surinamlı
fransa'da cezayirli
iran'da azeri
amerika'da zifiri zenci olacağız
çoğalan zencide mutlaka kızılderili
israil'de filistinli
köpeğin karşısında kedi
kedinin karşısında kuş olacağız
kuşun karşısında börtü böcek
hakemler hep karşı takımı tutacak
ve biz hep yedi kişiyle tamamlayacağız maçı çiçeklerden kamelya olacağız
az kolumuzun tarafında
solda olacağız
bu itirazın ilk şartı
solda da az olacağız
devrimi çoğaltırken çünkü
bir başka devrime hızla azalacağız
bu da itirazın ikinci şartı
daha önce hiç duymadığım bir azınlık hikayesini anlattı bana julie otsuko, ki kendisi hala amerika’da bir azınlık olarak yaşamakta. ama bu hikayede anlatılan azınlık olma durumu çifte kavrulmuş. zira bu insanlar hem amerika’ya göç eden japon’lar hem de erkekler tarafından kandırılarak göçe zorlanmış insanlar.
kadınların zaten zor bir hayat sürdükleri konusunda herkes hemfikirdir sanırım. ancak uğradıkları cinsiyetçi ayrımcılık ve baskılara bir de başka bir ülkede başka bir ırktan olarak maruz kaldıkları itilmişliği de eklersek ne demek istediğim anlaşılır sanırım.
yalan dolan bir amerikan rüyasını yaşamak için aldatılıp yeni dünya topraklarına ayak basan japon kadınlar uykularından sıçrayarak, korku ve ter içinde uyanır. biz de bu kitabı okurken azınlıklar içinde kadın olmanın ne kadar zor olduğunu, bu saçma dünya düzeninde hala değiştirmeye gücümüzün yetmediği haksızlıklar olduğunu sessizce okuyoruz. ses çıkarmamız gerekirken.
devamını gör...
yürümeyi sevmek
ankara’da ne zaman ilk kar yağsa yürürdüm. saatin kaç olduğu önemli değil. eğer ilk kar yağışına denk geldiysem aynı güzergahı takip ederek, bir sekiz çizerek yürüyüşü tamamlardım.
yürümek benim için düşünmekle eşdeğer bir eylem. ne zaman düşünecek bir şeylerim olsa yürürüm. sanırım bir elif şafak kitabında okumuştum ( kendisinden hiç hoşlanmasam da) insanlar bir şeyi hatırlamak istediklerinde yavaş, unutmak istediklerinde hızlı yürürler. bu benim için de geçerlidir.
henry david thoreau yürümeyi o kadar çok severmiş ki kilometreler süren yürüyüşleri esnasında yalnız kalmak ve sadece düşünmek istermiş. hatta bu konuyu anlatan yürümek isimli hacimsiz ama nefis bir kitap da yazmıştır.
aynı isimli bir kitap da güzel insan sevgi soysal’a aittir. sevgi soysal yürümek derken dönüp arkaya bakmamayı kast ediyor aslında. özellikle de ataerkil bir toplumda sırtında yüklerle dolaşmak zorunda bırakılan kadınların özgürce yürümesinden.
bir kitap da thomas bernhard yazmış bu konu hakkında ve aynı isimle. bernhard da yürümek ve düşünmek kavramlarını bir arada kullanarak, yürümeyi düşünme kavramının harekete geçiricisi olarak anlatmış.
werner herzog ise bambaşka bir şey yapmış. buzda yürüyüş isimli kitabında kar kış demeden kilometrelerce yürümüş ve bunun hikayesini anlatmış bize. çok hasta olan arkadaşının yanına yürüyerek giderse onun kurtulacağına inanmış büyük yönetmen.
yürümek yukarıda saydığım her şey demek benim için. yalnız kalmak, düşünmek, unutmak, hatırlamak, harekete geçmek, hayatta kalmak ve elbette edebiyat ve ankara.
yürüyorum o halde varım.
yürümek benim için düşünmekle eşdeğer bir eylem. ne zaman düşünecek bir şeylerim olsa yürürüm. sanırım bir elif şafak kitabında okumuştum ( kendisinden hiç hoşlanmasam da) insanlar bir şeyi hatırlamak istediklerinde yavaş, unutmak istediklerinde hızlı yürürler. bu benim için de geçerlidir.
henry david thoreau yürümeyi o kadar çok severmiş ki kilometreler süren yürüyüşleri esnasında yalnız kalmak ve sadece düşünmek istermiş. hatta bu konuyu anlatan yürümek isimli hacimsiz ama nefis bir kitap da yazmıştır.
aynı isimli bir kitap da güzel insan sevgi soysal’a aittir. sevgi soysal yürümek derken dönüp arkaya bakmamayı kast ediyor aslında. özellikle de ataerkil bir toplumda sırtında yüklerle dolaşmak zorunda bırakılan kadınların özgürce yürümesinden.
bir kitap da thomas bernhard yazmış bu konu hakkında ve aynı isimle. bernhard da yürümek ve düşünmek kavramlarını bir arada kullanarak, yürümeyi düşünme kavramının harekete geçiricisi olarak anlatmış.
werner herzog ise bambaşka bir şey yapmış. buzda yürüyüş isimli kitabında kar kış demeden kilometrelerce yürümüş ve bunun hikayesini anlatmış bize. çok hasta olan arkadaşının yanına yürüyerek giderse onun kurtulacağına inanmış büyük yönetmen.
yürümek yukarıda saydığım her şey demek benim için. yalnız kalmak, düşünmek, unutmak, hatırlamak, harekete geçmek, hayatta kalmak ve elbette edebiyat ve ankara.
yürüyorum o halde varım.
devamını gör...
kendisiyle dalga geçebilen insan
kendisiyle dalga geçmek için hazırda bekleyen şerefsiz çakalları, açıkta kalmış göt gibi ortada bırakan değerli arkadaşımızdır.
devamını gör...



