valla kimileri sever, kimileri sevmez.
sevmeyenler çoğu zaman umrumda bile değiller açıkçası.
kendime has bi mizah anlayışım var, kimisi bunu çok görüyor bana
onlarla içten içe bir savaşım var. onun dışında normal bir insan beni sever.
devamını gör...

bir gencin ahlaklı, çalışkan, bilgili, kültürlü, özetle iyi ve başarılı insan olmasının ilk temeli ailesidir. 7 yaşına kadar ilk terbiyeyi aileden alır veya alamaz.
sonra ilköğretim çağına gelir. burası çok önemlidir ki tüm iyi veya kötü gelişmeler bu 12 yaşına kadar ve de en fazla ortaöğretim sonu olan 15 yaşına kadar olan dönemde gelişir. ondan sonra artık aldığı bu temele göre de kaderi iyi ya da kötü ortaya çıkar.
devamını gör...

tarihimiz, çok ilginç olaylara tanıklık etmiştir. osmanlı imparatorluğu'nun 12. padişahı olan sultan 3. murat han (ya da sultan murat veya 3. murat) da bunun en ilginç örneklerinden birisinin baş aktörüdür. oldukça başarılı bir kumandan, zeki bir savaş stratejisti ve son derece eğitimli bir kişiydi.

tarihin bu kesidinin ikinci aktörü ise maymunlar... ancak daha spesifik olarak, istanbul'da yaşayan maymunlar! özellikle yavuz sultan selim dönemindeki fetihler ve fethedilen bölgelerden getirilen mallar (ki bunlara canlılar da dahildir) sebebiyle istanbul'daki maymun popülasyonu dikkate değer miktarda bir artış göstermiştir. ancak bu hayvanlar öylesine, zevk olsun diye osmanlı topraklarında taşınan hayvanlardan ibaret olmamışlardır. çeşitli nitelikleri sebebiyle hem ev hayvanı olarak kullanılmışlar, hem de çok sıradışı amaçlara alet edilmişlerdir. bu amaçlardan birisi de, osmanlı donanması'nda görev almalarıdır!

16. yüzyılın akdeniz'deki en güçlü donanmasına sahip olan osmanlı imparatorluğu, söz konusu maymunları eğiterek özellikle donanma gemilerinde gözcü olarak kullanmışlardır. elbette ki osmanlı donanması'nda maymunların kullanılması kör bir tesadüf değildir. tam tersine, bu yakın kuzenlerimizin yüksek zekaları ve insanlarda olmayan bazı nitelikleri sebebiyle bu işlere harika birer aday olarak karşımıza çıkmaktadırlar. dursun gürlek tarafından kaleme alınan kültür dünyamızdan manzaralar isimli kitap içerisinde konu şu şekilde anlatılmaktadır:

bu hayvanlar, görme yeteneklerinin çok güçlü olması nedeniyle, eğitilerek böyle değerlendiriliyorlardı. maymunlar, çok uzak mesafelerden kalyonları fark ederler ve belli ses ve hareketlerle aşağıdakilere haber verirlerdi. eğitilmiş maymunlar azapkapı çarşısında satışa sunulurlardı. maymun dükkânları bugünkü unkapanı köprüsü’nün şişhane tarafının, haliç kıyısında bulunan sokullu mehmet paşa camii kenarındaydı.

ibrahim hakkı konyalı ise konuyla ilgili şunları yazıyor:

kuzey afrika tamamen türk sınırları içine alındıktan sonra istanbul’a çok sayıda maymun getirilmişti, üçüncü sultan murat devrinin refahlı ve zengin halk tabakaları arasında maymun bir süs ve oyuncak olmuştu.
maymunların zekası modern bilim sayesinde de yakından tanıdığımız bir gerçekliktir. insan haricinde doğada karşınıza çıkabilecek en zeki, dolayısıyla en fazla eğitilebilir hayvanlardan birisi de bu canlılardır. ne yazık ki kaynaklarda spesifik olarak hangi maymun türünün özellikle donanmada kullanıldığı belirtilmemiş; bu nedenle çok kesin bir analiz yapmak mümkün değil. ancak coğrafi gerekçeler ve çeşitli görsellerden elde edilen bilgiler çerçevesinde bu maymunların, insanların da dahil olduğu kuyruksuz maymunların en yakın kuzen grubu olan eski dünya maymunları arasından macaca cinsi makaklar olması çok olası gözükmektedir. bu canlıların yüksek zekası, fazlasıyla eğitilebilir oldukları gerçeği, hareketlerinin insansılığı dönemin kumandanlarının ve eğitmenlerinin dikkatini çekmiş olmalıdır. öyle ki, kemaleddin ebu abdullah ed-demirî tarafından kaleme alınan hayâtü’l-hayevan isimli kitapta hem terzilikte görev alan, hem de kuyumculukla uğraşan maymunlardan söz edilmektedir. aynı kaynağa göre yemen'deki maymunlar bakkallık ve kasaplık gibi işlerde bile çalıştırılmıştır.

tabii ki bu durum herkesin hoşuna gitmiyordu. bazı osmanlı vatandaşları ve güç sahipleri, maymunların insanlarla bu kadar iç içe olmasından hiç de hoşnut değildi. öyle ki, sultan muradın imamlığını yapan ve daha sonra rumeli kazaskeri olan manisalı molla abdulkerim efendi adeta "maymun düşmanı" seviyesine varacak kadar bir nefret besliyordu. maymunların oyun ve eğlenceye alet edildiğini düşünüyor, bunun müslüman halkı yoldan çıkardığına inanıyordu. bu nefreti öyle boyutlara ulaşmıştı ki, her maymun gördüğünde hayvanın asılmasını emrettiği, dolayısıyla adının "maymunkeş imam"a çıktığı rivayet edilmektedir. dursun gürlek, 1590-1591'li yıllara denk gelen olayları şöyle anlatıyor:

bilhassa hicri 999 yılında istanbul meydanlarındaki bütün büyük ağaçlar, sanki maymundan meyve vermiş ağaçlara benzemişti. iri maymunlar için özel idam sehpaları bile kurularak cesetleri halka teşhir ediliyordu. abdulkerim atına atlar, semt semt dolaşır, idam edilecek maymunların iplerini kendi eliyle çekerdi.
bu olaylar kimi zaman toplu katliam düzeyine de ulaşmıştır. son derece tutucu olan abdulkerim efendi, ayrıca maymunların fuhuş amacıyla ve kadınların kendilerini tatmin etmek amacıyla kullanılmasından da korkmakta; halkın bu sebeple de yoldan çıkacağını düşünerek maymunlara daha da fazla nefret beslemektedir. çeşitli kaynaklara göre bu olaylardan birisi şu şekilde yaşanmış ve abdulkerim efendi'ye "maymunkeş" lakabını kazandırmıştır:

tüm hikaye bu dini bütün mollanın fatih camii’nde verdiği bir cuma vaazıyla başlıyor, molla, ateşli bir konuşmayla 'kadınların bu maymunları fena işlerde kullandığını' anlatıyor. cuma çıkışı kızgın kalabalık önde bizim molla, azapkapı ve galata’daki maymun satıcılarını basıyor. tarihçiler o günü 'istanbul’da dalında maymun sallanmayan tek bir ağaç kalmadı.' diye anlatır. molla, yakalanan maymunları kendi elleriyle asıyor, iri maymunlar için ayrı idam sehpası hazırlıyor. istanbul’un maymunlarının hikayesi maalesef bu şekilde sona eriyor, yapılan katliama tanık olan halk o günden sonra mollaya 'maymunkeş' lakabını takıyor. tarihçiler, maymunkeş abdülkerim efendi’nin vefatında birçok hayvansever istanbullu’nun kutlamalar yaptığından bahseder.
murat bardakçı da bu tarihi verileri doğruluyor. reşad ekrem koçu tarafından kaleme alınan eserlerden yola çıkan bardakçı, 17. yüzyılda maymunların topluca katliyle ilgili koçu'nun şunları yazdığını belirtiyor:

yelken ve kürek devri gemiciliği zamanında direklerin tepesine tırmanarak korsan gözcülüğü yapan tálimli maymunlardan istifade edilirdi. istanbul'da tersane kapısı önünde ‘‘gemi maymunu’’ yatiştirip satan esnaf dükkánları vardı. bir gün üçüncü murad'ın hürmetini kazanmış olan váizlerden abdülkerim efendi 'kadınlar maymunları fuhuş aleti yaparlar' deyip başına binlerce kişiyi topladı, bu dükkánları bastı ve zavallı hayvanları idam ettirdi’.
sunay akın ise 23 mart 2007'de sabah gazetesi'ne yazdığı insanlar cehennemi başlıklı köşe yazısında şöyle anlatıyor:

istanbul'da yasaklanan hayvan yalnızca sokak köpeği olmamıştır. kuzey afrika'nın, imparatorluk sınırlarına katılmasından sonra kente getirilen ve zenginler arasında bir süs oyuncağına dönüşen maymunlar da yasaklardan paylarına düşeni fazlasıyla almışlardır. halk arasında yaygınlaşan maymun sevgisine düşman olan, ııı. murat'ın imamı ve sonradan rumeli kazaskeri görevine atanan molla abdülkerim efendi'dir. nefretinden dolayı 'maymunkeş imam' olarak anılan abdülkerim efendi zamanında, istanbul'da neredeyse dallarına bir maymun asılmayan ağaç kalmamıştır. iri yapılı maymunlar için özel idam sehpaları bile hazırlatan maymunkeş imam, atıyla istanbul'u gezmekte, zavallı hayvanların iplerini bizzat kendi elleriyle çekmekteydi. oysa, osmanlı donanmasının akdeniz'de kurduğu egemenlikte büyük payı vardır maymunların! özellikle ıı. beyazıt'tan sonra, maymunların uzağı görmedeki başarılarından faydanılmak amacıyla onları birer dürbün gibi kullanma yoluna gidilmiştir. gelibolu ve istanbul'daki tersanelerde özel bir eğitimden geçirilen maymunlar, görev yaptıkları gemilerin direklerinde gözlerini ufuktan ayırmaz ve bir gemi gördüklerinde aşağıya haber verirlerdi.

--- alıntı ---

evrimagaci.org/3-murat-zama...

--- alıntı ---
devamını gör...

örnek olarak, tenha bir yerde birisi düşerse direkt yardıma koşarsınız, kalabalık yerde nasıl olsa biri kaldırır diye yola devam edersiniz.
devamını gör...

rasgele bir radyo istasyonunda sevdiğin parçanın çalması.
devamını gör...

kardeşimin ismi ve çok severim. birlikte büyüdük. her gün okula götürüp geri alırdım kırmızı bisikletimle 2005 2006 yıllarında.

vay be ne günlerdi. herşeyi paylaşırdık onunla. her oyunu birlikte oynardık. bunlardan birtanesi de satranç. onun sayesinde satrançta dereceler yaptım. normalde ortaokulda iken taşları beden eğitimi hocamız öğretti. biraz aklımda kaldı ve ben liseye geçtim kardeşim de orta sona aynı şekilde satrancı kardeşime de öğretmiş. ikimizde tam anlamıyla bilmiyorduk ama gittim birmilyoncudan satranç takımı aldım en ucuzundan. birbirimizle oynuyorduk ama tam anlamıyla değil çünkü ikimizde yarım yamalak biliyorduk.

içimdeki satranç aşkı büyüdü ve okulda satranç kulübü olduğunu öğrendim ve katıldım. birde ne göreyim orta okuldaki sınıf arkadaşım da orda. ilk oyunumu kurallarına uygun onunla oynadım. 3 4 defa yenildim üst üste. çoban matı ve türevleri ile mat ediyordu beni. kıza yenilmek kötü oluyor izliyenlerde var hırs yaptım iyice oyunu çözdüm. bildiğin yenilgilerimden ders alıyordum ve yeni ataklar geliştiriyorum. öyle böyle derken bir kaç ay sonra okuldaki en iyi oyuncu oldum. sonra katıldığım turnuvalarda 5 6 kadar madalya kazandım.

kazanmak çok güzel bir duygu ve bunu kız kardeşime borçluyum.
devamını gör...

gitsem de her yerde biraz vardır
hatırda zamansız bir plak
bir otel kapısı, biraz istasyon
vardır o seninle birlikte olmak
buluşur çok uzaktan ellerimiz
ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilak.
edip cansever, infilak.
devamını gör...

yönetim kısmı ne yaşandı bilemem.
ben bu sözlükte bir yazar olarak yazıyorum: üzüldüm. yazılarına hayran kaldığımı belirtmek istiyorum. hatta yazım tarzı bana ilham kaynağı olmuştur. burada bana bir şeyler katan ender yazarlardandı kendisi. bal porsuğu, kuzguncuktaki vişne için çok değerli bir yazar olarak kalacak. bunu buraya yazalım kalsın burada...
zaten vişne'nin sevdiği üç gün yaşıyor misali oldu bu. kalbimiz seninle yazısı hiç olmadı ki sana porsuk.offf be..

bir heybeli kaldı elimizde...
devamını gör...
(tematik)

cervical spondylotic myelopathy
servikal spondilotik myelopati

servikal bölge: ilk 7 vertebrayı(omur) içeren boyun bölgesidir. c1(atlas) ile başlar, c7 ile sonlanır.
spondiloz: omurlar arasındaki disklerin ve faset eklemlerin dejenerasyona uğramasıdır.
myelopati: spinal kord'un hasara bağlı işlev bozukluğunu ifade eder.

servikal spondilotik myelopati hastalığında c1-c7 vertebralar arasında, dejenerasyon meydana gelir. bu dejenerasyon spinal kanalda stenoz (sıkışma) oluşturur. spinal korda ve etraftaki damarlara mekanik bası vardır. damarlar mekanik basıya maruz kaldığında nöral doku iskemiye girer. aynı şekilde direkt olarak spinal kord da bası altındadır.
boynun pozisyonuna göre bası artacak veya azalacaktır, bu nedenle hareketle ortaya çıkan ağrı semptomu vardır.

bu bası sinir kökünde olduğundan, myelopatiler(1. motor nöron etkilenir) içerisine girer.
--etkilenen sinir dağılım alanında şu semptomlar vardır,
parestezi-hipoestezi
kas gücü kaybı (motor kayıp)
dtr azalması (derin tendon refleksi)
--ayrıca şunlar görülebilir,
quadriparezi
quadrihipoestezi (his yolağı sıkışır)
ellerde beceri kaybı
kas atrofileri

bu hastalığın oluşabilmesi belirli risk faktörlerinden etkilenir:
genetik faktörler
ileri yaş
uzun süre aynı pozisyonda durmak
boyun travmaları
sigara içmek

bu hastalığın teşhisinde, hastanın hikayesi, fizik muayeneye ait bulgular, radyolojik bulgular değerlendirilir.
kemikleri görüntülemede en iyi yöntem bt'dir. ancak servikal düz yan grafi (x-ray) de birçok bulguyu gösterebilir.
spinal kord'un görüntülemede ise mrg en iyisidir. zira mrg'nin yumuşak doku rezolüsyonu çok yüksektir.

ayırıcı tanıda ise bu hastalığın yol açabileceği semptomlar irdelenmelidir.
örneğin radikülopati semptomlarına benzer el bilek ağrıları, karpal tünel sendromu ile karışabilir.

kaynak
kaynak
devamını gör...

evrenin sırrını çözmeye en çok yaklaşan adamdır kanımca. bu sır illa matematiksel ifadelerle yada formüllerle değil, tam aksine en sade en yalın haliyle ifade etmiştir. rubailerinin özünde şu felsefe yatar . sen bu hayatın sırrını çözemezsin, acele et vaktin geçiyor her geçen gün ölüyorsun, bırak onu bunu dertleri, biran önce mutlu olmaya bak. çünkü sonu nasıl olsa yokluk dünyanın.

ey kör bu yer bu gök bu yıldızlar boştur boş !
bırak onu bunu da şu gönlünü hoş tut hoş !
şu durmadan kurulup dağılan evrende ,
bir nefestir alacağın ,
o da boştur boş !
devamını gör...


“a man tells his stories so many times that he becomes the stories. they live on after him, and in that way he become"


dev bir kadroya sahip, çok sağlam bir tim burton filmi. sımsıcak, büyülü bir masal dünyası.
ayrıca filmin sonunda will'e abuzer kömücü edasıyla noldu lan it demiştim.*
devamını gör...

bütün yazdıklarınız yorumlara katılıyorum, yalnız bizim erkek çocukların, ders sırası ve sonrasında yapacakları göndermeleri, kızları rahatsız edecek davranış ve imalı konuşmaları rahatsız eder.
benim naçizane tavsiyem ayrı ayrı sınıflarda ders görmeleri.
utanmak iyidir, ar perdesi olsun çocuklarda.
devamını gör...

inflamatuar bağırsak hastalıklarından biri. (bkz: ülseratif kolit) ile kardeş hastalıktır.
(bkz: crohn's disease), inflamatuar bağırsak hastalıkları içinde kalıcı bir tedavisi olmayan yani 'kronik' ve ömür boyu birlikte yaşamayı öğrenilmesi gereken bir hastalıktır. belirli tedavi yöntemleri olsa da, bağırsakta hastalığa neyin sebep olduğunun bilinmemesinden dolayı kalıcı bir tedavisi yoktur. hastalığın tutulumu ağızdan-bağırsaktaki son çıkışa kadar herhangi bir bölge veya birden çok bölge olabilir.
hafif seyirli hastalarda oral yoldan alınan bir takım ilaçlarla iyileşme sağlanabilirken, daha ağır seyredenlerde ise anti tnf denilen biyolojik ajanların kullanılması ile iyileşme sağlanabilir. hastalık genellikle alevlenme ve remisyon şeklinde seyreder. hastalığı ne kadar uzun süre remisyonda tutacağınız tamamen yaşam koşullarınıza, ilaçlarınızı düzenli şekilde almanıza ve güvendiğiniz bir doktorun kontrolünde olmanıza bağlıdır.
hastalığın tahmin edilen nedenleri ise stres, genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerdir.
(bkz: anti tnf) olarak adlandırılan ilaçlar bağışıklık sistemini baskılar ve ciddi yan etkileri vardır. ancak kullanılmaması durumunda hastalığın ilerleyeceği düzeye karşın, örneğin:hastaya cerrahi müdahale olasılığı, göze alınabilir. ciddi yan etkileri içinde tüberküloz ve zatürree de bulunur. bu yüzden hastalar mevsimsel grip yada nezle olduklarında bu ilaçları kullanmaya ara verirler.
bu kronik hastalığa karşın hayatınızı düzene sokmanız ve doktorunuzun tavsiyelerini dinlemeniz remisyonda kalma sürenizi uzatacak ve daha konforlu bir yaşam sürmenize yardımcı olacaktır.
hastalığın belirtileri ise ateş, aşırı kilo kaybı, geçmeyen ishal, karın ağrılarıdır.
devamını gör...

tam kapanmanın ilk günü başladı. erken kapandım ben, tez canlıyım. bi önden gideyim size boy vereyim dedim, oy boy boy.
tam kapanacağım sinirim bozuluyor, bir gülme geliyor. turunculu evimde turuncu ani kedi yok. o da kayboldu, nerlerde kim bilir. sahi, turuncu kedilere neden sarı deniyor? turuncu onlar, lütfen dikkat edelim. 'çelen de gitti, oturuyorum evimde. kendime biraz çaydemledim, içiyörüm; çalışıyörüm. bir oğlum olursa adı temmuz değil, üzgünüm üstad, üzgünüm niskat; lem.
devamını gör...

muhyiddin abdal'ın divânında geçen bir şiir olmakla birlikte fazıl say'ın bestelediği eserdir.

insan insan vokallerle birleşince ortaya muazzam bir eser çıkmış.

edit: link açılmıyor, yenisi için tık tık.
devamını gör...

evrenin yaşının yani büyük patlama'dan günümüze dek geçen 13,5 milyarlık zaman diliminin 365 güne uyarlanmasıyla oluşan takvim. astrofizikçi carl sagan tarafından popülerleştirilmiştir.

bu takvimde önemli olaylar şöyle seyreder:

1 ocak: büyük patlama

büyük patlamadan sonra evren genişlemeye başladı ve soğudu. 200 milyon yıl her yer karanlıktı.

10 ocak: ilk yıldızların ışığı doğdu.
13 ocak:ilk küçük galaksi oluşmaya başladı.
15 mart: samanyolu galaksisi oluşmaya başladı.
31 ağustos: güneşimiz doğdu.
21 eylül: yaşam başladı.
9 kasım: canlılar nefes almaya, hareket etmeye, beslenmeye, seks (üreme) yapmaya başladılar.
17 aralık: hayvanlar karaya çıkmaya başladı. (ilk çıkan hayvanlardan biri de tiktaliktir.)
28 aralık: ilk çiçek açtı.

ve aralığın son haftası tüm hayvanlar evrim geçirdi.

30 aralık: chicxulub adlı göktaşı dünya'ya  düştü dinazorların nesli tükendi.
31 aralık
son saati: insanın evrimi
23:59:46 : kayda geçmiş tüm tarihi veriler (yazının icadı)
23:59:53 : hz. musa'nın doğumu
23:59:54 : buda'nın doğumu
23:59:55 : hz. isa'nın doğumu
23:59:56 : hz. muhammed'in doğumu
23.59.59 : bilmediğimiz olguları açıklama da
bilimi kullanmaya başlamamız
devamını gör...

kimi zaman "kader"'in de müdahil olduğu, hatta "ben bu işi düzeltirim/düzelteyim" diyerek davranıldığında daha da beter bir duruma kişiyi düşürdüğü görülmüş, zaman zaman tecrübe de edilmiş olan eylem, durum.

demek ki bazen bazılarının bizi yanlış anlaması gerekiyor.
devamını gör...

magomaev diyor ki:

efsanevi yılbaşı gecesi filmi. daha önce parçalar halinde izledim çünkü film yaklaşık üç saat sürüyor. ve bugün, karısıyla sonuna kadar bitirdik. ne kadar sıcak bir film. bu harika. herkese tavsiye ederim izleyin.

vanderwalls diyor ki:

o benim erkek kardeşim.

pluviophile diyor ki:

abi, geç oldu. yatağa git, istersen uyu.

magomaev 2. tanımında diyor ki:

yarın işe geldiğim için üzgünüm. hepinize sağlıklı, mutlu ve iyi bir yeni yıl diliyorum çocuklar! ben uyuyorum. her güle, güle!

merdivenaltı_müzisyen diyor ki:

evala kardeşim, evala, evala pelvis kadındı.

*
devamını gör...

(bkz: sözlük'te)

hani yazmayayım diyorum ama...
güzel insanlar; biz kafa sözlük'e ciddiyet var diye geldik. hayat sırf gırgırdan ibaret olsa tiktok yükleyip orada rezil oluruz ya da ekşi sözlük'te falan yazarız.

girdiğiniz ciddi entryler, bilgi içeren tanımlar iq'nuz ile doğru orantılıdır. binlerce bomboş entry girerek hem sözlük'ü hem de hafızamızı kirletmeye kendinizde hak görüyorsanız, sözlük'ü ciddiye alan yazarlara da saygı duyacaksınız. bilimsel, felsefi, sanat içerikli hiç bir başlıkta bir tek entrysi olmayan yazar, bize sözlük'ü nasıl kullanmamız konusunda ders vermesin bizahmet. buradaki yazarlar sizin günlük yaşam teorilerinizle aydınlanmıyor veya işe yaramaz başlıklarda yazdığınız şeyleri okuyup "vay beeee nasıl da aydınlandım" demiyor. en sevdiğiniz şarkı vs gibi anket başlıkları doldurursunuz en fazla.

neyse sinirim geçti. karışmayın olum bize.
devamını gör...


mısır'ın dekhaliye kentinde milattan öncesine ait 110 mezar bulunduğu açıklandı.

mısır turizm ve eski eserler bakanlığı, dekhaliye kentindeki koum el-khulgan arkeolojik kazı alanında yapılan çalışmalarda 110 mezar ortaya çıkardığını duyurdu.

oval şekilli mezarlardan 73'ünün mö 6000-3000 dönemine, dikdörtgen şekilli 37 mezarın ise mö 1782-1570'den kalma olduğu açıklandı.

ayrıca açıklamada, mezarlarda insan kalıntılarının yanı sıra çanak çömlek gibi araç gereçlere de rastlandığı ifade edildi.



buradan
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim