bir başlığın altına defalarca tanım girip silip en sonunda 'neyse ya' diye çıktığım bile oluyor. zamanla alıştım ama.
devamını gör...

tanımlarını severek okuduğum çok ama çok kibar ve düşünceli bi yazar. beğenileriyle ve güzel sözleriyle ayrı mutlu etmiştir beni. tekrardan teşekkür ederim kendisine *.

hep aramızda olması ve hak ettiği mutluluğu bulması dileğiyle.
devamını gör...

t: bireyin gelişimine ve ilerleyişine ket vuran, toplum tarafından uygulanan işkence türlerinden biri.

terry eagleton şöyle diyor: "post-romantikler olarak bizler, duygularla uzlaşımların (konvansiyon) farklı şeyler olduğunu düşünürüz. bize göre gerçek hisler toplumsal formların yapmacıklığını bir kenara atıp kalbimizden ne geçiyorsa onu söylemeyi gerektirir. ama milton ya da günümüzde batılı olmayan kültürlerde yaşayan pek çok insan böyle düşünmüyor muhtemelen."*

eagleton'ın bahsettiği konu, o anki oluşan durum üzerine olan duygunuzu içinden geldiği gibi dışarıvurma özgürlüğü. fakat dayatmalar bunun önünde engeldir. örnek iki olay üzerinden gidersek:

toplumun sizin ölümüne üzüleceğinizi düşündükleri birinin cenazesinde olduğunuzu farz edin. sizden beklenen davranışlar ve tutumlar teselli yahut yardım amaçlı oradan oraya usulca koşuşturmanız ve üzgün olduğunuzu belli eden bir surat takınmanız. oysaki siz "rahmetli de iyi klark çekerdi, aynalar kırılırdı ehehe" diyerek dalgaya vurup gülmek istiyorsunuz. bunu yaparsınız ne olur? kötü bir imaj çizersiniz tabii ki. "insanları üzmeye ne gerek var, dalgamıza bakalım" diye bir düşünce bence dışlanma korkusunun süslenmiş halidir.

diğer kurgu: yine toplum müesseselerinin en zıkkımlarından biri olan akrabalarınızın içinde olduğunuzu düşünün. bir adet zıpır velet, herkes seviyor, oysaki siz sevilecek hiçbir yanı yok, diye düşünüyorsunuz. ama sizden beklenen şu: ilgileniyormuş gibi davranmak, seviyormuş gibi yapmak. yapmazsanız muhtemelen mizantropist yaftası yiyeceksiniz. bu durumda da imaj çizdirmemek için yapılan eylemler, yani seviyormuş gibi yapmak ve ilgileniyormuş gibi yapmak, dışlanmama istencidir.

bireyselliğiniz toplumsallığa yenildi.

peki terry amca bunu ne üzerinden okuyor? o dışlanma demiyor tabii ki, o benim düdüklemem. fekaat o da -miş gibi yapma durumundan bahsediyor john milton'ın edward king anısına yazdığı şiir üzerinden:
"şimdi bir kez daha siz defneler, bir kez daha
siz kahverengi mersinler, açmışsınız yapraklarınızı hiç
kurumayan..." şeklinde başlıyor. eagleton özetle diyor ki "ortada samimiyetsiz bir durum da olabilir" yani milton bunu hiçbir üzüntü hissetmeden kaleme almış da olabilir. riyakarlığın getirdiği sahtekarlık yani bir nevi. tabii ki niyeti bilemeyiz. yine de eagleton iyi yandan bakıp şu sonuca ulaşıyor milton'ın şiiri hakkında: "lycidas milton'ın king'in ölümü karşısında duyduğu üzüntünün ifadesi değil, o üzüntüdür. duruma uygun, sorumluluğunu bilen, usulünce bir ağıttır. burada bir samimiyetsizlik söz konusu değil; en azından sabah karşılaştığımızda aklımda sizin nasıl bir sabah geçireceğinizden daha önemli meseleler olmasına rağmen size iyi sabahlar dilememden daha büyük bir samimiyetsizlik yok ortada."*
devamını gör...

benzer görüntüler dün gaziantep'ten geldi. izdiham sırasında çocuklar ezilme tehlikesi geçirmişler.
ülkede aç insan yok eheh avrupa bizi kıskanıyor diyenlere bu görüntüleri izletmek lazım.
insanlarımızın düştüğü duruma bak cidden rezillik!

ilgili haber
devamını gör...

“siz canhıraş bir şekilde kapımı çalmadan önce ben kendimi intihar ediyordum da, aslında kendimi de denmez, işte biraz da bu yüzden.”


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

buradan
devamını gör...

dayı,emmi yoksa beyhude çabalardır.isterseniz 100 üzerinden 69675757 puan alın.tecrübeyle sabittir.95 puanla atanamadığım 10 kontenjanlı memuriyete 70 ila 74 puan arası kişiler atanmıştır.belki bir dayım olsa farklı olurdu orasını bilemem.
devamını gör...

özdemir asaf’ın dokuz’a kadar on kitabında da yer alan şiiri.


“bir ışık düşerse üstüne basma.
daha yakınlaşır, korkarsın.
bir leke, silmeye - gör,
leke kalır, sen çıkarsın.
bir gölge, nereye gider.
gözlerince gider, bakarsın.
bakarsın girer gözlerinden.
leke onun peşinden, bakarsın.
bir ışık düşerse üstüne basma,
gözlerine basarsın.“
devamını gör...

bir arthur hiller filmidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

öncelikle filmin adı türkçeye “ bana göz kulak ol” diye çevrildi. bence müthiş bir çeviri zira “ eternal sunshine of the spotless mind”ın “sil baştan”, “ stepmom”ın ise “omuz omuza” çevirildiği bir ortamda pırıl pırıl parlayan bir çeviridir.

filmin başrollerinde geçmiş zaman katili tim burton’ın tekrar çekip gerçek sinemaseverleri mutsuz ettiği “ willy wonka and the chocolate factory” filminde willy wonka’yı bu filmdeki rolü haddinden fazla abartılan johnny depp’ten kat kat iyi bir şekilde canlandıran gene wilder ve büyük ve tartışmalı komedyen richard pryor oynamakta.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

filmin konusu ise gerçekten yazarlarını ayakta alkışlama isteği uyandıracak kadar muhteşem. bir market işleten dave ve işe yeni aldığı çalışanı wally bir cinayete “şahit” olurlar ama polis bu tanıklığı pek ciddiye almaz çünkü dave işitme engelli, wally ise görme engellidir.

polis onları ciddiye almasa da sonuçta dave olayı görmüş, wally ise işitmiştir. dolayısıyla cinayeti işleyenler için büyük bir tehlike ara etmektedirler. bundan sonra hayatta kalmak için biri birinin gözleri, öteki ise diğerinin kulakları olmak zorundadır. yani birbirlerine göz kulak olmadan hayatta kalmaları mümkün olmayacaktır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

izlenmeye değer ve kahkaha garantili bir filmdir.
devamını gör...

herhangi bir şeyi çalmaktan hiçbir farkı olmayan eylem.

az önce benzer bir başlıkta daha buna benzer bir yorum yazdım. benim tanımlarım genellikle çok uzundur çünkü bir konuyu insanlara en ufak detayına kadar anlatmayı çok severim. burada açtığım başlıklar, başka birkaç sözlükte daha açtığım ya da tanım girdiğim başlıklardır. sırayla buraya taşıyorum ama aynen alıp yapıştırarak değil. yani özetle kendi tanımlarımı çalıyorum ben başka sözlüklerden. * onları da %98 değiştirip yazıyorum. kalan %2'yi de "başka yerdeki yazımdan alıntıdır" diyerek paylaşıyorum.

hiç mi olmuyor bana ait olmayan bir şeyi alıntıladığım. oluyor. onu da zaten alıntı ibaresi içerisinde yazarak (xyz'den alıntıdır) diyerek ekliyorum. bir de tabi ki bazı istatistiksel bilgilere internetten bakmam gerekiyor. yani bir ulusal parkın kaç kilometrekarelik alan kapladığını da ezberleyecek değilim ama kalkıp sırf bunun için de "bu sayı şu siteden alıntı" yazmaz kimse doğal olarak.

***

yazılarıma kaynak eklememi söyleyen arkadaşlar oluyor özel mesajdan. arkadaşlar; ben bu yazıların içeriğinin çoğunu okuldaki derslerden, geri kalanları da bugüne dek okuduğum tüm kitap, makale ve dergilerle izlediğim videolardan derleyerek yazıyorum. diplomam bu işler üzerine, yani diplomalı bir bilim insanıyım. okuduğum her şeyi her yazının sonuna kaynak olarak koyamam. bunun da anlaşılacağını umuyorum.

***

bunu neden 2'dir üzerime alındığıma gelince... başta da yazdığım gibi, benim tanımlarım kolaylıkla (ç)alıntı sanılabilecek uzunlukta genelde. çok fazla da başlık açtığım için doğal olarak rahatsız oluyorum isim verilmese de bazı ithamlardan.

son olarak diğer başlığa yazdığımı buraya da yazayım. bir yazının copy + paste olduğunu anlamak istiyorsanız, içerisinden aşırı derecede basit olmayan bir cümleyi kopyalayın ve google'a yapıştırın. eğer yazı alıntıysa, bire bir aynı cümlenin geçtiği bir site gelir karşınıza. değilse, bambaşka şeyler çıkar.

bu değişen yıldızlar başlığımdan bir cümle ile yaptığım arama. gördüğünüz gibi yok öyle bir site, çünkü yadıklarım copy+paste değil:

tık

bu da rastgele olarak viki'nin yıldız sayfasından kopyaladığım bir cümle. gördüğünüz gibi en üstte, cümle hangi siteden kopyalanmışsa o site çıkıyor:

tık
devamını gör...

böylelerine ne kadar küfür etsen az. insan değil bu. allah belasını versin. bütün kelimelerim tükendi şuan.
devamını gör...

hayatta kendinize yapabileceğiniz en büyük iyiliklerden biri.
devamını gör...

köy enstitülerinin babası olan çok önemli bir eğitimcidir. tonguç,demokrasinin iki çeşidi olduğunu söyler.birisi kolay ve oyun olanı, diğeri ise zor ve gerçek olanıdır.ona göre biz,ilkini seçmişizdir.
devamını gör...

konkistador olarak bilinen, gözünü altın bürümüş fetihçi ispanyolların, kızılderililerin ifadeleri sonucunda var olduğuna ikna oldukları efsanevi kayıp altın şehir.

yaklaşık 400 yıl boyunca güney amerika'da bu şehri bulmak uğruna başta kızılderililer olmak üzere çok sayıda insan katledildi.

francisco pizarro adlı bir ispanyol, inka imparatorluğu'nun sahip olduğu tüm hazineleri elde etmek istiyordu. bu uğurda inka imparatorunu öldürmekten de çekinmemişti. ancak bu infazdan önce imparatorun kendisine vermek zorunda kaldığı bir oda dolusu altın ve değerli eşya, pizarro'nun gözünü döndürmüştü. ülkenin her yerinde bundan daha fazlası olabileceğini düşünerek işe koyuldu.

bu sırada, yanında bulundurduğu ispanyol askerler, kızılderililerden aldıklarını iddia ettikleri bilgileri sağda solda anlatıp yaymaya başlamıştı. bölgede altından göller ve şehirler olduğunu iddia edenler, kendisini altın tozuna bulayarak altından bir göle giren kralların varlığını söyleyenler...

bu son iddia aslında bir anlamda doğruydu. bölgedeki bir krallığın başındaki kişi, bir ritüel sırasında kendisini altın tozuna bulayarak göle girerdi. maiyetindekiler de kral gölde yüzerken üzerine kıymetli cevherler atardı. yani aslında hikâyenin bir doğruluk payı da vardı. işte bu hikâye, ekvador ülkesinin kâşifi olan sebastian de belalcazar tarafından iyice ballandırılarak askerlerin aklına sokuldu. böylece altın adam anlamına gelen el dorado'yu aramak için çalışmalara başladılar. tabi bu arada efsane de altın adamdan altın imparatorluğa kadar dönüştü ve altın avcılarının iştahını daha da kabarttı.

sonuç? kimse böyle bir şehir bulamadı ve ölen öldüğüyle kaldı. ancak bugün o bölgede gerçekten birçok değerli maden yatağının varlığı biliniyor.
devamını gör...

özgün adı avaze gonjeshk-ha olan majid majidi filmi. iran sinemasi ile aram çok olmasa da sevdiğim filmlerinden birisidir. bambaşka bir havası var basit de bir konusu var aslında ama insana güzel gelen bir yana sahip, hoş.
devamını gör...

12 saat çalışırsan köle olursun. 6 saat çalışmak en idealidir.
devamını gör...

gece gece renklensin biraz sözlük..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

girilen en cetin savas olabilir. bir tur eziyet bile sayilabilir.
bilincaltinda olusturulmus kaliplardan sıyrılmak, keskin sekilde setleştirilmis sınırlardan geçmek, konfor alaninı terketmek zor meseledir. cesaret ister, guclu bir irade ister, birazcik da gozu karalık ister. hepsinin benlige yuklenmesiyle de savas baslar. . . gazalar mubarek olur umarim.
devamını gör...

sözlüğümüzün güzide dergisinde yayınlanan, tarafımca yazılmış hikayedir.

devamının gelmesi şahsım tarafından da umut edilmektedir.

dergi.kafasozluk.com/mavi-l...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güzellik görecelidir ifadesi güzel olmayanların sığınağıdır. ne var ki güzel olan güzeldir ve bunu bal gibi belli eder.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim