1911-1975 yılları arasında yaşamış ressam, yazar ve şair. istanbul'da ve paris'te resim öğrenimi görmüş ve istanbul güzel sanatlar akademisi'nde ders vermiştir. geleneksel sanatın motiflerini çağdaş bir biçimde harmanlamış ve gravür, mozaik, heykel, seramik gibi farklı türlerde eserler vermiş çok yönlü bir sanat insanıdır.

istanbul (1955)
kırmızı bacaklı iğde gelin (1954)
aşık veysel (1953)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaşadığı iğrenç bir ilişkide fena halde travmatize olup güzel olan birçok şeye inancını yitirmiş olabilir.
devamını gör...

kesinlikle inkar edilemeyen bereketi. harbiden bir bolluk geliyor ramazan ayında.
devamını gör...

görünen köy uzakta değildir?
devamını gör...

güzel bir alışkanlıktır. şuraya bir kaç makale sitesi bırakayım da faydalansın yazarlarımız.

bir önceki tanımımda bir taktik vardı ona da bakabilirsiniz. #758322

scholar.google.com

dergipark.org.tr

ulakbim.gov.tr

akademik.yok.gov.tr

bilimteknik.tubitak.gov.tr

academia.edu

researchgate.net
devamını gör...

nurullah ataç evliyken bir kadına aşık olur. o sırada kendisi ankara'da, ailesi ise istanbul'da yaşamaktadır. kadının bu durumdan haberi yoktur, kafayı çektiği geceler, sevdiğinin kapısına gider, eşiği öpermiş. bu evin sevgilisinin evi olduğunu da ona orhan veli söylemiş. fakat günün birinde öğrenmiş ki bu ev sevgilisinin evi değil. alaya alındığı için çok kızmış ve orhan veli'ye küsmüş. hatta izmir'de bir konferansta orhan veli ile ilgili bir soruyu "öyle bir şair tanımıyorum ben!" diye cevaplamış. adını anmak istemediği kişilerden söz açıldığında hep böyle söylermiş.

nurullah ataç'ın "ayşe' ye mektup"ları da bu aşktan zuhur etmiş.
devamını gör...

daha çok küçükken farketmiyor insan belki de ama birçok kişiye ne kadar da travmatik bir soruymuş. babası olmayanı, terkedeni, vefat edeni mi dersin, toplumda imrenilerek bakılan bir mesleğe sahip olamayanı mı. hala soruyorlar mı acaba?
devamını gör...

moderasyondaki idari amirlerimden biri olmasını filan dinlemeyip dün gece fena korkuttuğum haşmetlü moderiçem. diz yapmış bugs bunny’li pijamalarıyla bir duvarın dibine çöküp titreye titreye “annneciiiiim valla ben yapmadıııııım” diye ağladığına yemin edebilirim ama ispatlayamam.

(bkz: tısssss)
devamını gör...

eski sevgilimle ayrılma nedenim. önce ufak ufak başlarlar sonra dozu arttırırlar. onu giyme bunu giyme makyaj yapma onunla görüşme şu sana mı baktı sen ona mı gülümsedin sil o ruju bu liste uzar gider. en sonunda eh yeter be deyip ayrıldık da kurtuldum. bir insanı nasıl sevdiyseniz o şekilde kabul edin değiştirmeye çalışmayın lütfen.
devamını gör...

bir zamanlar düz saç hayranıydım ki saçıma bu uğurda yapmadığım eziyet kalmamıştır. brezilya fönü mü desen düzleştirmekten saç uçlarını inceltmek mi desen hepsini denedim. savaş açtım saçlarıma onlar kıvrılıyor kabarıyor ben inatla düzleştiriyordum. bir gün hiç tanımadığım biri düz saçlarıyla salına salına ortama girerken bana laf attı, o an bende saçlarına hayran hayran bakarken;
-ne güzel saçlar lüle lüle çok isterdim benim de böyle olsun *.. içtenliğine ayrı şaşırmıştım saçlarımın beğenilmesine ayrı.. ne acayip ya insan kendinde olmayanı istiyor, sürekli tatmin olmuyor, bu durum değişmiyor. ve hep başkalarını beğeniyoruz dışardan nasıl göründüğümüzü bilmeden. sonradan bir aydınlanma mı oldu bilmem, bakım yağlarıyla kendi hâline bıraktım.artık bu şeklini seviyorum enteresan. aslında her hâlimizle güzeliz de bir rahat bırakmadık kendimizi.*
edit: saçlarımızı da rahat bırakalım lütfen..
devamını gör...

mutlu huzurlu bir ev.
devamını gör...

hayatın anlamı sanıyorum ki insan ilişkilerinde.
hayat kısa da uzun da olsa, gerçekleştirmek istediğimiz hayaller ve amaçlar da bulunsa kişinin diğer insanlarla ilişkileri sağlıklı olmayınca hayatın anlamı da kaybolmuş gibi oluyor.

ha ama demiyorum ki insan ilişkileri sağlıklı olmayan bireylerin hayatlarının anlamı yok. elbette var, ama kaybetmişler gibi hissetmeleri büyük olasılık dahilinde.
devamını gör...

(bkz: madagaskar penguenleri)
devamını gör...

2016 yılında cocuk oyun parkında calisiyordum. gelen cocuklarin ismini yazip, oynayacaklari sureye gore isimlerini not ediyordum. yine birgün birbirinden seker iki kiz cocugu geldi, kücügüne bakarak;
+isimlerinizi alabilir miyim, dedim.
o da hemen ve tane tane konusarak;
-tabi ki, benim adım nisa, ayşe ablamınki de ayşe, demesin mi...
dedi vala, deyiş o deyiş. o gün dedim ki iyi ki de ögretmen olacagim, cocuklar gercekten cok güzel çünkü. *
devamını gör...

okuyup emeğe saygı veren yazardır.
devamını gör...

halk onigiri bile yiyemiyormuş öyle diyorlar yakında ayaklanma başlar.
devamını gör...

canı ne zaman istese sıra dayağına çeken ve hatta dersten çok 'bir öğrenciye nasıl dayak atılır' bize en çok bunları öğretmeye çalışan biriyle görüşmek mi imkansız .
devamını gör...

an itibarı ile radyo yayınına başlayan sözlük. uzun zamandır radyo dinlemediğimi/dinleyemediğimi fark ettim. belki bu vesile ile yeniden radyo dinlemeye başlar biraz nostalji yaparım. fenada olmaz hani.
devamını gör...

rakamla: 6
yazıyla: altı
altı üstü altı
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim