nedense böyle başlıklar hep 12'den sonra açılıyor.
devamını gör...

"çivi fısıldıyor bana: kalbini del, çıkacak azıcık kan seni ürkütmemeli."
devamını gör...

masalların verdiği haz.
babamın iş çıkışı eve gelirken aldığı çikolatanın eşliğinde dizine oturup dinlediğim o masalların tadı, en güzel kitaplarda yok. o anın büyüsü de...
devamını gör...

kürtçe eserleri türkçe okuyan sanatçılar: celal güzelses, mukim tahir, kel hamza, cemil cankurt gibi sanatçılardır. bu isimlere zamanla mahmut güzelgöz, kazancı bedih, birecikli nuri sesigüzel, ibrahim tatlıses, burhan çaçan, izzet altınmeşe gibi sanatçılar eklenmiştir.
şimdi de “derlenen” parçalara bir göz atalım. öncelikle şivan perwer’den başlayalım:
“de lorî ” adlı parçayı güler ışık yıllarca kulaklarımıza “şey yani ” olarak fısıldadı.
daha çok ilyas salman‘ın oynadığı yeşilçam filmlerinden aşina olduğumuz ve ibrahim tatlıses’in “bir mumdur iki mumdur” adlı parça aslında yılar önce “mumik” olarak biliniyor, dinleniliyordu.
“hinê bînin li destê kin” adlı parça da bu coğrafyada gelinin kına gecesinde söylenen ve gelinin annesi tarafından gözyaşları eşliğinde dinlenilen “kınayı getir anne” olarak çevrilmişti.
“di dinê de sê tişt hene” adlı parça da sonraları ibrahim tatlıses tarafından “bu dünyada üç şey vardır” olarak dillendirilmişti.
yine , “lawo destê min berde” adlı parçasını yurdun muhtelif sanatçıları “makaram sarı bağlar” diye dillendirmişlerdi.
türk sinema tarihinin belki de en acıklı filmlerini yapan ve küçük emrah olarak ünlenen, seksenli yıllarda filmleri izlenen her evde gözyaşlarının sel olup aktığı filmlerden bildiğimiz “ben yetim, ben öksüz” adlı parçayı, şivan perwer ondan çok daha önce ” lê dotmam” olarak okumuştu.
yine “peşmerge” adlı parçasını ibrahim tatlıses, kendisini de katarak “zurnacı ibo dayı” olarak bir güzel söylemiş. canê canê”yi şivan perwer tanıttıktan sonra ibrahim tatlıses de gazinolarda, düğün salonlarında “caney caney” olarak okumuştur.
heycanê mukrîyanî’nin söylediği vakit insanın içinden bir şeylerin kopup gittiğini fark ettiğimiz “ez kevokim” adlı parçayı zamanın tatlıses’i olan celal güzelses “hele yar zalim yar” şeklinde değiştirerek kulaklarımızın kirini silmeye yetmemişti.
bazı kaynaklara göre zahid brifkani’nin bazı kaynaklara göre ise anonim bir kirdkî (zaza) olduğu söylenen “leyla ” parçasını da, özcan deniz alıp bir güzel söyledi. üstelik özcan deniz, ünlü dengbêjlerden şakiro’nun öz yeğenidir.
bir dönem dillere düşen ve bülent serttaş’ın dillendirdiği “ağlama yar” adlı parça aslında “seyran mengî” dir. bu parçanın aslının süryanice olduğunu ve yıllar sonra kürtlerin şarkıyı kürtçeye çevirdiğini de söyleyenler vardır.
yine sahneye izzet altınmeşe çıkar. “lê nazê ” adlı parçayı “naze ” olarak seslendirir , “lê xanimê” yı da “le hanım” olarak müzikseverlere seslendirmiştir.
anonim olarak bilinen ve hemen hemen her halayda mutlaka müziğiyle halay çekilen bir başka parça da “lorke lorke”dir. ve sahneye yine tanıdık bir isim çıkar: ibrahim tatlıses.
“cotkar” isimli kürtçe eser tahsin taha tarafından söylenip, biliniyordu. mehmet özbek, eseri alıp “beyaz gül, kırmızı gül” diye çevirmişti.(5)
yine gülistan perwer’den bildiğimiz (daha önce söyleyen de olmuştur) “zara” adlı parçayı, günümüzün sinemacısı, ve “çok yönlü kişiliğiyle” bilinen, mahsun kırmızıgül “öleyim” olarak çevirmiş ve bizlere dinletmişti.
hızlarını bir türlü alamayan mümtaz sanatçılarımızdan olan ceylan ve azer bülbül, şivan perwer’in “xanê û xwedêde” adlı parçasını kendilerine göre çevirmişlerdi. ceylan bu parçayı : “ben anayım” olarak, azer bülbül ise bu parçayı : “ben babayım” olarak cinsiyet isteklerine göre şekillendirmişlerdir.
yine anonimlerden olan
“çavit civana leyla” parça: “çavuş kızı leyla” olarak
“lo berde” adlı parça: “makaram sarı bağlar” olarak
“lorke lorke” adlı parça: “diyarbakır güzel bağlar” olarak
“sînemê” adlı parça: “zap suyu” olarak
“esmera min” adlı parça: “kibar yarim esmerim” olarak çevrilmiştir.
kemal sunal’ın bir filminde seslendirdiği ve türkçe’ye“ay akşamdan ışıktır” olarak çevrilen parçanın aslı da “edlê yemman” adlı parçadır.
yine ilyas salman’ın filmlerinden birinde bu tepe kumlu tepe adlı şarkının da aslı nabikeve adlı parçadır.
türk halk müziği topluluğu’nun korosunda sıklıkla söylenen “toycular” adlı parça da nizamettin ariç’in de söylediği porzerîn adlı şarkı olduğunu belirtmek lazım.
daha fazlası var mı bilemem ama şimdilik bu kadarını derleyebildim burda asla bir art niyet olmadığını belirtmek isterim sadece bilgi amaçlı girilmiş tanımdır.https:buradan
anormal bir olay değildir tam tersi normaldir bunu paylaşmak kadar normal bir şey yok. ayrıca kürtçe şarkıların türkçeye uyarlanması hoşuma gider ama nerdeyse hiçbirinin kime ait olduğu belirtilmemiş, bildiğimiz çalıntı yoksa öbür türlü ancak gurur duyabilirim. paylaşma amacımda kesinlikle art niyet değil farkındalık yaratmak eğer bunlar yapılacaksa kime ait olduğu da yazılmalıdır eser altına.
devamını gör...

patates adlı bitkinin, ilk bakışta bir şeye benzememesi, yamuk kafalı insanları andırması, renginin hoş olmaması, çamur içinde olması, abi benden pek bir şey bekleme der gibi bir hali olması, ama kızartma, püre ve başka şekillerde her daim şov yapması.
devamını gör...

bir zamanların efsanevi üniversite gençlik dizisi. her bölüm tuğçe kazaz hanımefendiyi farklı tarz bi güzellikte görmekteydik.
devamını gör...

bilgisi olanın yetkisi, yetkisi olanın bilgisi olmaması ile oldukça benzer bir durumdur.
devamını gör...

(bkz: koku hafızası) başlığında da değinilmiş.

ama yine de tanım girelim: birçok insan gibi bilimsel tezlerden önce farkına vardığımız bilgidir.
orhan veli gibi şairler de farkındaydı, belki de baharın baş döndüren kokusundan öte anılar örseledi birçok kişiyi.

(bkz: beni bu havalar mahvetti)

edit: imla vs.
devamını gör...

aşk, herhangi bir kalıba, sözcüğe, bedene sığdıramayız. aşk, ruhun özgürleşmesidir. hissetmekle başlar ve insan bir kere aşık olur.
devamını gör...


reşat nuri güntekin'in yaprak dökümü adlı kitabından uyarlamadır. beş çocuklu ali rıza bey ve ailesinin değişen toplum düzenine karşı direnemeyişini anlatıyor.

bilinen repliği aman ali rıza bey ağzımızın tadı kaçmasın dır. favori karakterim kem gözlü ferhunde olup en itici bulduğum karakter leyla dır. bir insan ancak bu kadar itici olabilir leylacığım.
devamını gör...

istiyorsa bir saksıda durup meyve de verelim demek istediğim yazardır. kardeşim artık anlayın biz sizin hizmetçiniz değiliz, insanız. birinin evde kalıp çocuk bakmasına çok hevesliysen sen kalıp bak. eğer yapamıyorsan da git gece oturup günlüğüne ağlayarak yaz. bıktık artık sizin gibi kadını bir robot ya da insan dışı başka bir hizmetkar gibi gören varlıklardan.
devamını gör...

toksik insan. ne istiyorsun bizden?! ne.
devamını gör...

"kendiniz olmak yerine, başkalarının istediği bir bireye dönüşmektir."
devamını gör...

konuşmak.
kediler konuşmayı öğrenin de ne dediğinizi anlayalım. sabahtan akşama kadar miyav miyav bi susmuyorsunuz. varsa bir derdiniz anlatın halledelim.
devamını gör...

sevgili günlük; bugün mesaj kutumu tamamen kapatmayı düşündüm.
hala da düşünüyorum.

iyi geceler...
devamını gör...

beni oldukça güldüren başlıktır.

zaten sarayın çevresindeki 3-5 yazar yazıyordu halkın gerisi hep çaylak ıdı *.
devamını gör...

atari oynuyorduk, arkadaşlarımızla buluşuyorduk, kitap okuyorduk, küçükken sokaktan içeri girmiyorduk, boş boş yatağa uzanıp müzik eşliğinde hayal kuruyorduk, okul arkadaşlarımızdan en samimi olduklarımızın evinde toplanıyorduk, mezun olurken yumurta savaşı yapıyorduk ve daha aklıma gelmeyen bir sürü şey.

sokaklar şimdikinden çok daha canlı, renkli ve umutluydu o zamanlar. haftanın 1 günü tunalı'da öyle bir eğlenirdiniz ki tüm haftaya yeterdi o eğlence ve ertesi haftayı iple çekerdiniz. kıymeti vardı o eğlencelerin. şimdikiler gibi çabuk tüketilmiyordu hiçbir şey.

her dönem kendi içerisinde kendisine yetebiliyor. şimdiki şartlarda doğup "ay o zaman yaşasam ne sıkıcı olurdu!" demek yanlış.
devamını gör...

ölü sözlük.

ülkenin gündemi 5 dakikada bir değişiyor. burada akışa bir bakıyorum dumanı üstünde tüten kadın, üniforma aşığı kadın, zart zurt..

tamam.. kafa boşaltmak için, dikkati dağıtmak için gündem odaklı olmayan bir akış iyi ama bu kadar da olmaz ya.

önemli başlıkların altında 5-10 tanım/yorum var yok.
devamını gör...

"oturuyorum, öyleyse varım..." *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

duncan idaho için kendi ağzından yazdığım bir şiir(muhtemel spoiler içerir);

manasını yitirmiş bir ölüm,
almıştı beni altına o solucan gibi,
defalarca.
kaçıncı kez oluyordu bu.
her biri ilk seferki gibi,
son kez olması dileği ile.
olamayacağını bilerek.
boşlukta bir bilincim ben,
tekrar tekrar bedenlenen,
yabancı bedenlerde.
her biri ayrı ayrı benim,
toplayınca ben yapıyor.
zihnimde eskinin tarihini taşıyan
bir antikayım ben.
vazgeçilmez olacak kadar iyi,
neyim vardı ki.
bir zamanlar ölesiye olan sadakatim,
dönüşünce nefrete,
suçlanabilir miydim ki gerçekten.
sebeplerin hepsi o tiran iken,
sonuç olan ben,
hata yapabilir miydim ki zaten.

antikayım ben,
bin yılların üzerinden geçtiği.
tüm hayatlarımın yaşanmışlığının,
yorgunluğu var genç bedenimde.
bilgeliğim delip geçiyor zamanı,
takılıyor kişiliğimin,
parçalanamaz keskinliğine.
kendi değerlerime ters düşüyorum.
varoluşum,
gayemle çelişiyor.
ben bir suçum,
işlenmiş, işlenmekte, işlenecek.
suçlulara olan sadakatim,
beni bitirecek.
sonra yeniden doğacağım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim