elalem ne der korkusuyla hayallerinden vazgeçen insan
açıkçası bu yaşıma kadar elalem bana çok şey dedi. üniversitede kazandığım bölümü eleştirip dalga geçtiler, daha sonrasıda bölümümü beğenmeyenler o bölümü başka bir amaç için bırakmaya kalktığımda benden daha çok sever oldular, yapamazsın edemezsin dediler, yaptıktan sonra bu sefer hayata çok geç kaldın yazık dediler, yetmedi işe giremezsin dediler, kpss çok zor sen ilk bulduğun işe gir dediler, dediler de dediler.
sonuç derece, güzel bir iş, hayatta aldığım her karardan duyduğum gurur ve bir şeyleri başarmanın verdiği mutluluk.
kısaca çok yanlış yapan insandır hayallerinden başkası için vazgeçen.
sonuç derece, güzel bir iş, hayatta aldığım her karardan duyduğum gurur ve bir şeyleri başarmanın verdiği mutluluk.
kısaca çok yanlış yapan insandır hayallerinden başkası için vazgeçen.
devamını gör...
beşiktaşlı sözlük yazarları
arkadaşın merakını hemen giderelim. zamanında tinercilik yapmış olsak daa... dermişim. yok abicim ya gayette kaliteli tatlı insanlarız yani. evet ama lisede bazı ufak vukuatlarimiz olmuştur seviyesiz tartışmalar falan. ama bakıldığında tartışan taraftan biri bensem öbürü karşı takım olduğundan, aynı seviyesizligi beşiktaşlı olmayan kişi de göstermiş sayılır.
devamını gör...
az tanım girmesine rağmen karma puanı yüksek olan yazarlar veri tabanı
tanım sayısıyla ilgili değildir . şu beğen tuşuna basmaya korkanlarla ilgili bir durumdur .
ben yoldaş benjamin franklinle konuştum. bize özel beğenilerden ücret almayacak , ikna ettim . korkmayın beğenmeye canlarım .
edit : yazıklar olsun size 800 küsür tanım girdim bu kadar beğenmediniz , illa ağzımızla beğen mi diyelim canım .
ben yoldaş benjamin franklinle konuştum. bize özel beğenilerden ücret almayacak , ikna ettim . korkmayın beğenmeye canlarım .
edit : yazıklar olsun size 800 küsür tanım girdim bu kadar beğenmediniz , illa ağzımızla beğen mi diyelim canım .
devamını gör...
sözlükte herkesin birbiri ile senli benli konuşması
herkes dendiği için söz hakkı doğdu. ben öyle konuşmuyorum, en azından uzun zaman alıyor senli benli konuşmam. konuştuklarım arasında da, %98.7'si sizli bizli konuşan insanlardı. yanisi size öyle gelmiş. sizli günler dilerim.
devamını gör...
otobüste sigara içilen yıllar
hayal edemediğim yıllardır. bende sigara kullanan biri olarak gerçekten otobüste sigara içmek iyi ki yasaklanmış diyorum. insanlar nasıl boğulmadan yaşamışlar hayret. bu kadar topluluk içinde ter sigara parfüm kokusunun karışımını hayal bile edemiyorum.
devamını gör...
takip edilesi sözlük yazarları
pek kıymetli okudukça okunan yazarlarım.
isim vermem çok zor. 160 civarı takip ettiğim yazar var. içlerinden tabi bazılarına özellikle her gün ya da iki, üç günde bir uğruyor tanımlarını okuyorum. keyifle hemde.
onun dışında bana hitap eden fikirlerime aşağı yukarı uyan, kaliteli espriler yapan mizah anlayışı kuvvetli, bilgi veren ama kendini okutan yazarlar diyebilirim. zaten az buçuk onlar kendilerini bilir diye düşünüyorum.
tabi şu da var yolumun düşmediği denk gelmediğim bir çok yazar olduğuna eminim. en yakın zamanda onlarla da karşılaşıp güzel tanımlarını okuma şansım olur umarım.
isim vermem çok zor. 160 civarı takip ettiğim yazar var. içlerinden tabi bazılarına özellikle her gün ya da iki, üç günde bir uğruyor tanımlarını okuyorum. keyifle hemde.
onun dışında bana hitap eden fikirlerime aşağı yukarı uyan, kaliteli espriler yapan mizah anlayışı kuvvetli, bilgi veren ama kendini okutan yazarlar diyebilirim. zaten az buçuk onlar kendilerini bilir diye düşünüyorum.
tabi şu da var yolumun düşmediği denk gelmediğim bir çok yazar olduğuna eminim. en yakın zamanda onlarla da karşılaşıp güzel tanımlarını okuma şansım olur umarım.
devamını gör...
yoldaş benjamin’e şiir tekerleme yazıyoruz kampanyası
kalmadı bacağında derman
işi başından aşkın bir adam
şarap şişesi ise camdan
ucuza kaçmaz benjamin yoldaş
yeri gelir yazar, yeri gelir göçer
uykuyu yasak kıldı, gözlerinde keder
kahvaltıda simit çay sever
halden anlar benjamin yoldaş
kervan yürür, kedi mırlar
şehrazad binbir gece kralı oyalar
ne bağdatı ne karaköyü gözler
kadife sokak sever benjamin yoldaş
aziz dedi sözünü, astı sazını sırtına
kimileri konuşur bir kulaktan öteki kulağa
ne izi ne kıymeti kalır iftiranın bu diyarda
öyle değil mi benjamin yoldaş
işi başından aşkın bir adam
şarap şişesi ise camdan
ucuza kaçmaz benjamin yoldaş
yeri gelir yazar, yeri gelir göçer
uykuyu yasak kıldı, gözlerinde keder
kahvaltıda simit çay sever
halden anlar benjamin yoldaş
kervan yürür, kedi mırlar
şehrazad binbir gece kralı oyalar
ne bağdatı ne karaköyü gözler
kadife sokak sever benjamin yoldaş
aziz dedi sözünü, astı sazını sırtına
kimileri konuşur bir kulaktan öteki kulağa
ne izi ne kıymeti kalır iftiranın bu diyarda
öyle değil mi benjamin yoldaş
devamını gör...
la bu islam ne etti size
siyasal islam'ın yaptıklarına buradan ulaşabilirsiniz;
ülkenin geri kalmışlık belirtileri/cryptopunk
şimdi gelelim en başa emevi dönemi ile başlayarak cennete gitmek için dünyayı cehenneme çeviren, gelişmeyi geçtim gittiği yere ayak uyduramayan, 6 yaşında kız çocuğu ile evlenilir diye fetva veren ölü eş ile veda seksi yapılabilir diyen bir kafa dünyaya ne etmez lan? işte derdimiz bu!
dünyada (evet dünyada) iktidarı en zengin halkı en fakir ülkeler nedense hep "müslüman" zaten bernard lewis bunu çok güzel bir şekilde açıklamıştı hata neredeydi kitabında;
"ortadoğu ve batı'nın ekonomik yaklaşımları arasındaki fark, hiçbir toplumun muaf olmadığı her toplumun kendisine özgü yolsuzluk biçimlerinde bile görülebilir. batı'da, bir kişi piyasada para kazanır ve bunu iktidarı satın almak veya etkilemek için kullanır. doğu'da kişi iktidarı ele geçirir ve bunu para kazanmak için kullanır. ahlaki açıdan ikisi arasında bir fark yoktur, ancak ekonomi ve devlet üzerindeki etkisi çok farklıdır."
yetmedi boko haramından tut leşker-i tayyibe kadar oradan işid'e el-nusraya uzanan sürüyü dünyanın başına bela eden bir dinden bahsediyoruz, ulan her sıkıştığınızda "gerçek islam bu değil" diye kafa açıp 1400 yıldır orucu neyin bozup neyin bozamadığını bir türlü anlamadınız.
yetmedi talkan ve curcan katliamı ile türklerin kılıç zoru ile müslüman olduğunu kabul etmemek için herşeyi yaparsınız lan osmanlı halifeliği aldıktan 200 yıl sonra gerileme dönemine girdi sen kime neyi anlatıyorsun?
hatta yavuz sultan selime kadar müslüman toplumları ara ara kesmekle ünlüydü türkler bu kadar birikmiş bir nefret var ortadoğu da türklere.
lan hepsini geçtim 1850 den beri düzenli olarak osmanlıya da türkiye cumhuriyetine de kazık atmış filistin için ağlayıp, ıraktaki türkmenler, yezidileri falan yok sayıyorsunuz.
hiç bir şey yapmadıysa islam bu ülkeyi son 20 yılda en az 40 sene geri götürdü. lan daha ne yapacak? bu ülkenin çocuklarının geleceğiniş çaldı, bu ülkenin insanlarının parasını çaldı, savaş suçu yada suçları işledi, gene siyasal islam bu ülkeye sıcak para girmesi için reform yapmak yerine venezuela dan uyuşturucu kaçırdığı iddiası var siz kime neyi anlatıyorsunuz lan?
kur'an' ın ilk emri ikra sadece oku demek değil oku ve anla demektir hadisleri kullanarak kur'an ı yok sayıp ortada ayet yokken ne idüğü belirsiz hadislerle zaten dinin içini boşalttınız neden emevilerden beri islam bir endülüs çıkartmadı dönüp araştırın sonra oturup tekrar konuşuruz!
not: inanmıyorsun saygı duy diyenlere inanmıyorum da saygı da duymuyorum boşuna kafa açmayın!
edit: sakallı, çirkin, yobaz, kötülüğü yüzüne vurmuş adamlarla cennette olacağıma einstein ile falan cehennemde olurum fena muhabbet döner ne güzel işte!... adama bak ateisti cehennemle tehdit ediyor sonra da aptal diyince kızıyorlar.
ülkenin geri kalmışlık belirtileri/cryptopunk
şimdi gelelim en başa emevi dönemi ile başlayarak cennete gitmek için dünyayı cehenneme çeviren, gelişmeyi geçtim gittiği yere ayak uyduramayan, 6 yaşında kız çocuğu ile evlenilir diye fetva veren ölü eş ile veda seksi yapılabilir diyen bir kafa dünyaya ne etmez lan? işte derdimiz bu!
dünyada (evet dünyada) iktidarı en zengin halkı en fakir ülkeler nedense hep "müslüman" zaten bernard lewis bunu çok güzel bir şekilde açıklamıştı hata neredeydi kitabında;
"ortadoğu ve batı'nın ekonomik yaklaşımları arasındaki fark, hiçbir toplumun muaf olmadığı her toplumun kendisine özgü yolsuzluk biçimlerinde bile görülebilir. batı'da, bir kişi piyasada para kazanır ve bunu iktidarı satın almak veya etkilemek için kullanır. doğu'da kişi iktidarı ele geçirir ve bunu para kazanmak için kullanır. ahlaki açıdan ikisi arasında bir fark yoktur, ancak ekonomi ve devlet üzerindeki etkisi çok farklıdır."
yetmedi boko haramından tut leşker-i tayyibe kadar oradan işid'e el-nusraya uzanan sürüyü dünyanın başına bela eden bir dinden bahsediyoruz, ulan her sıkıştığınızda "gerçek islam bu değil" diye kafa açıp 1400 yıldır orucu neyin bozup neyin bozamadığını bir türlü anlamadınız.
yetmedi talkan ve curcan katliamı ile türklerin kılıç zoru ile müslüman olduğunu kabul etmemek için herşeyi yaparsınız lan osmanlı halifeliği aldıktan 200 yıl sonra gerileme dönemine girdi sen kime neyi anlatıyorsun?
hatta yavuz sultan selime kadar müslüman toplumları ara ara kesmekle ünlüydü türkler bu kadar birikmiş bir nefret var ortadoğu da türklere.
lan hepsini geçtim 1850 den beri düzenli olarak osmanlıya da türkiye cumhuriyetine de kazık atmış filistin için ağlayıp, ıraktaki türkmenler, yezidileri falan yok sayıyorsunuz.
hiç bir şey yapmadıysa islam bu ülkeyi son 20 yılda en az 40 sene geri götürdü. lan daha ne yapacak? bu ülkenin çocuklarının geleceğiniş çaldı, bu ülkenin insanlarının parasını çaldı, savaş suçu yada suçları işledi, gene siyasal islam bu ülkeye sıcak para girmesi için reform yapmak yerine venezuela dan uyuşturucu kaçırdığı iddiası var siz kime neyi anlatıyorsunuz lan?
kur'an' ın ilk emri ikra sadece oku demek değil oku ve anla demektir hadisleri kullanarak kur'an ı yok sayıp ortada ayet yokken ne idüğü belirsiz hadislerle zaten dinin içini boşalttınız neden emevilerden beri islam bir endülüs çıkartmadı dönüp araştırın sonra oturup tekrar konuşuruz!
not: inanmıyorsun saygı duy diyenlere inanmıyorum da saygı da duymuyorum boşuna kafa açmayın!
edit: sakallı, çirkin, yobaz, kötülüğü yüzüne vurmuş adamlarla cennette olacağıma einstein ile falan cehennemde olurum fena muhabbet döner ne güzel işte!... adama bak ateisti cehennemle tehdit ediyor sonra da aptal diyince kızıyorlar.
devamını gör...
evde kadın beslemek
hele hele başlığa gel! beş santimlik uzantısı ile kendini bir bok sanan, üstünlük taslayan insanımsı beyanı. sen önce aç karnını doyur, açıktaki *ıçını kapa. kendini beslemeyi becerince, annenden para tırtıklamayı bırakınca başlık açarsın.
devamını gör...
eski fotoğraflara bakarken hissedilenler
önceden beyazlarını saydığım kafada ve sakalda,artık siyah saç ve sakalları saymam geliyor aklıma.birde kömür sobasının telli borularında kurutulan merdaneli çamaşır makinesinde yıkanmış kirliler... güzel başlık...
devamını gör...
ince ince yasemince
sürahi hanım'ın tek camı aktif gözlüğünü nasıl unuturuz dediğim güldürü.
devamını gör...
konuşma şansım olsaydı denilen kitap karakteri
zorba ile konuşmayı çok isterdim. belki bana da hasapiko oynamayı öğretirdi..
devamını gör...
kulaklıkla müzik dinlerken yaşananlar
arada ebeveynleriniz sesleniyormuş gibi geldiğinden çıkarırsınız. ama seslenmiyordur çünkü seslenselerdi duymazdınız ve beş dakikalık azar + kulaklığı çöpe atma tehdidi alırdınız.
devamını gör...
kavram
"kavram; tanımlanmış, çerçeveleri belirlenmiş düşüncelerin ifadesidir. her yeni düşünce kendisini açıklayabilmek için kendi kavramlarını da beraberinde getirir. bu kavramları açıklamaya, onları belirli kalıpların içine yerleştirmeye daha önce kullanılmış benzer kavramlar varsa yeni düşüncenin farklılıklarını belirtmeye gayret eder. böylece gündelik dilde kullanılan bir kelime o yeni düşünceyle birlikte kavram katına yükselmiş olur."
anlamı dışlaştıran ve içleştiren sözdür. söz anlamı ifade eder. anlam ise zihnimizde resim olarak var olur. o resme tasavvur *denir. sözlerin kapsadığı tasavvurlar kültürle iç içedirler. o tasavvuru kültür belirlemiştir. tasavvur o kültürün ruhunu taşır. mesela ortadoğu'da "modernleşme" kavramının ve avrupa'da "modernleşme" kavramının zihinlerdeki tasavvuru taban tabana zıttır. bunun sebebi dine ait kültürlerin birbirinden farklı olmasıdır. bundan dolayı tanzimat ile hız kazanan modernleşme doğuda "kafa karıştıran kelimeler" ile birlikte kültürel bir yıkım getirmiştir.*
"ben bir söz yobazıyım" diyor teoman duralı. "sözlerin değiştirilmesi kadar korkunç bir cinayet düşünemezsiniz. tüm bir kültür geçmişini tarumar ediyorsun."
ithal kavramların girdiği ülkelerde, yabancısı olunduğundan anlaşılmadığı için bu kavramlar birer tabu, arkasına sığınılacak kalkan haline dönüşebilir. ülkemizden demokrasi, sosyalizm, bilim bunlara örnek gösterilebilir. batı felsefesi ve doğu felsefesi'ndeki temel ayrım da burada yatmaktadır. batı'nın ruh ve insan kavramlarına yüklediği anlam ile doğu'nun yüklediği anlam farklıdır. aynı şekilde bunları kendi içlerinde değerlendirirsek batı'nın 13.yüyılda dünyaya bakışı ile 17.yüzyılda dünyaya bakışı farklıdır ve kavramlara yüklediği anlamlar kültür ve yaşayış ile beraber değişmiştir. (bkz: paradigma) #843138
bugün kavram kargaşalarının temel sebebi dilin yapısı veya gramer kaynaklı değil perspektif kaynaklıdır.
bunlar bir yana her kavram tasavvur yüklü olmayabilir. bilimde kullandığımız kavramlar tasavvurdan ne kadar yoksun olurlarsa o kadar sağlamdırlar. çünkü tasavvur öznel ve yereldir. dolayısıyla bilimin nesnel ve evrensel olabilmesi için tasavvurdan kurtulması gerekir. bunun en üst mertebesi mantık ve matematiktir. mantık ve matematikteki kavramların tasavvuru, yoktur. bunlara terim denir. neyse odur. nesneldir, evrenseldir. bundan dolayı bir bilim ne kadar matematikleşmişse, ayakları yere o kadar sağlam basar.
anlamı dışlaştıran ve içleştiren sözdür. söz anlamı ifade eder. anlam ise zihnimizde resim olarak var olur. o resme tasavvur *denir. sözlerin kapsadığı tasavvurlar kültürle iç içedirler. o tasavvuru kültür belirlemiştir. tasavvur o kültürün ruhunu taşır. mesela ortadoğu'da "modernleşme" kavramının ve avrupa'da "modernleşme" kavramının zihinlerdeki tasavvuru taban tabana zıttır. bunun sebebi dine ait kültürlerin birbirinden farklı olmasıdır. bundan dolayı tanzimat ile hız kazanan modernleşme doğuda "kafa karıştıran kelimeler" ile birlikte kültürel bir yıkım getirmiştir.*
"ben bir söz yobazıyım" diyor teoman duralı. "sözlerin değiştirilmesi kadar korkunç bir cinayet düşünemezsiniz. tüm bir kültür geçmişini tarumar ediyorsun."
ithal kavramların girdiği ülkelerde, yabancısı olunduğundan anlaşılmadığı için bu kavramlar birer tabu, arkasına sığınılacak kalkan haline dönüşebilir. ülkemizden demokrasi, sosyalizm, bilim bunlara örnek gösterilebilir. batı felsefesi ve doğu felsefesi'ndeki temel ayrım da burada yatmaktadır. batı'nın ruh ve insan kavramlarına yüklediği anlam ile doğu'nun yüklediği anlam farklıdır. aynı şekilde bunları kendi içlerinde değerlendirirsek batı'nın 13.yüyılda dünyaya bakışı ile 17.yüzyılda dünyaya bakışı farklıdır ve kavramlara yüklediği anlamlar kültür ve yaşayış ile beraber değişmiştir. (bkz: paradigma) #843138
bugün kavram kargaşalarının temel sebebi dilin yapısı veya gramer kaynaklı değil perspektif kaynaklıdır.
bunlar bir yana her kavram tasavvur yüklü olmayabilir. bilimde kullandığımız kavramlar tasavvurdan ne kadar yoksun olurlarsa o kadar sağlamdırlar. çünkü tasavvur öznel ve yereldir. dolayısıyla bilimin nesnel ve evrensel olabilmesi için tasavvurdan kurtulması gerekir. bunun en üst mertebesi mantık ve matematiktir. mantık ve matematikteki kavramların tasavvuru, yoktur. bunlara terim denir. neyse odur. nesneldir, evrenseldir. bundan dolayı bir bilim ne kadar matematikleşmişse, ayakları yere o kadar sağlam basar.
devamını gör...
2 bira içince sarhoş olan insan
alkol'e karşı fazla tolerans geliştirmemis bünye ye sahip olan insandır.sanslidir aynı zamanda.
devamını gör...
ilk bilgisayar kullanımında yapılan mallıklar
sene 1995, del*. * yazıp tüm dosyaları silmiştim. o gün bu gün bilgisayarla bir şey yaparken korkarım.*
devamını gör...
vidocq
kriminalin kurucusu ve ilk özel dedektif olarak kabul edilir.
bir suçluyken, polisle iş birliği yapmaya karar veren ve kılık değiştirme ustası olarak bilinen vidocq, pek çok yazara da ilham vermiştir. balzac'ın goriot baba ve kibar fahişelerin intikam ve sefaleti adlı eserlerindeki vautrin karakteri, eugene sue'nün paris'in sırları adlı romanındaki kızıl kol adlı casusu, a.dumas'nın paris mohikanları'ndaki polisi jackal ve v.hugo'nun sefiller'inde yer alan -kendisini sevmekle sevmemek arasında gidip gelsek de kendisine olan hayranlığımızı da gizleyemediğimiz- dedektifi javert, dahası jean valjean aslında vidocq'tür. sanırım, bir kılık değiştirme ustası, kılık değiştirerek kitaplar aracılığıyla aramızda dolaşmaya devam ediyor, dersek yanılmış sayılmayız.
kendisini her ne kadar kriminalin kurucusu olarak tanımlasak da tabiki de vidocq'ün yöntemleri, günümüz kriminolojisinden çok uzaktı. bunu bir örnekle açıklamak gerekirse; vidocq, 1809 yılında artık bir suçlu olarak yaşamaktan vazgeçip, kıdemli bir polis olan jean henry'nin muhbiri olarak çalışmaya başladığında, günümüzde kriminalin en temel ve belki de en basit yöntemi olarak kabul edeceğimiz parmak izi metodu henüz geliştirilmemişti bile. bu yöntem henry galton tarafından 1880'lerde bulundu. onun yöntemi daha çok, çeşitli kılıklara bürünüp, suçlularla ilgili bilgi edinebileceği yerlere giderek, bu çevrelerde güven kazanıp buradan elde ettiği bilgileri sızdırmak üzerineydi.
ayrıca; vidocq ve onu bir suçludan dedektife dönüştüren dönemin paris'i hakkında daha fazlasını öğrenmek isteyenlere, benim de yukarıdaki yazıyı toparlarken kullandığım kaynağı şuraya bırakayım: 221b dergi sayı 15
bir suçluyken, polisle iş birliği yapmaya karar veren ve kılık değiştirme ustası olarak bilinen vidocq, pek çok yazara da ilham vermiştir. balzac'ın goriot baba ve kibar fahişelerin intikam ve sefaleti adlı eserlerindeki vautrin karakteri, eugene sue'nün paris'in sırları adlı romanındaki kızıl kol adlı casusu, a.dumas'nın paris mohikanları'ndaki polisi jackal ve v.hugo'nun sefiller'inde yer alan -kendisini sevmekle sevmemek arasında gidip gelsek de kendisine olan hayranlığımızı da gizleyemediğimiz- dedektifi javert, dahası jean valjean aslında vidocq'tür. sanırım, bir kılık değiştirme ustası, kılık değiştirerek kitaplar aracılığıyla aramızda dolaşmaya devam ediyor, dersek yanılmış sayılmayız.
kendisini her ne kadar kriminalin kurucusu olarak tanımlasak da tabiki de vidocq'ün yöntemleri, günümüz kriminolojisinden çok uzaktı. bunu bir örnekle açıklamak gerekirse; vidocq, 1809 yılında artık bir suçlu olarak yaşamaktan vazgeçip, kıdemli bir polis olan jean henry'nin muhbiri olarak çalışmaya başladığında, günümüzde kriminalin en temel ve belki de en basit yöntemi olarak kabul edeceğimiz parmak izi metodu henüz geliştirilmemişti bile. bu yöntem henry galton tarafından 1880'lerde bulundu. onun yöntemi daha çok, çeşitli kılıklara bürünüp, suçlularla ilgili bilgi edinebileceği yerlere giderek, bu çevrelerde güven kazanıp buradan elde ettiği bilgileri sızdırmak üzerineydi.
ayrıca; vidocq ve onu bir suçludan dedektife dönüştüren dönemin paris'i hakkında daha fazlasını öğrenmek isteyenlere, benim de yukarıdaki yazıyı toparlarken kullandığım kaynağı şuraya bırakayım: 221b dergi sayı 15
devamını gör...
yalın
güzel şarkılarından biridir.
devamını gör...

