saçma sapan konular açmayın. yapmazsa back to anasının yanı.
devamını gör...

her günün bir öncekinin aynı olduğu günlerde nedeni olmayan eylemdir.
devamını gör...

denenir ama günün sonunda birinin baskın gelmesi gerekir yoksa yürümez.
kendimden örnek verecek olursam kafası çalışan beyler evet dikkatimi çekiyor ama çok kibirli oldukları için maalesef başlamadan bitiyor.
bu durumun cinsiyetle bir alakası var mı bilmiyorum ama sanmıyorum kendimce. tamamen karakter meselesi olduğunu düşünüyorum.

bir şey soruyorum sen onu nerden anlıcaksın der gibi ya yüzüme bakıyorlar ya da işte geçiştirici bir şeyler söylüyorlar.
anladık abicim ya benden zekisin, kültürlüsün, süper bir insansın ama bir şey öğrenmeye çalışan birine böyle davranman neden?

ucuz bir ego tatmini..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaşlandığım zaman geriye baktığımda "istediğim hayatı yaşadım" diyebilmek istiyorum. hayallerimi gerçekleştirmiş, kendimi bulmuş ve onunla mutlu olmuş olmak istiyorum.
devamını gör...

hayırlı uğurlu olsun başlıyoruz demek istediğim başlıktır.
içeride dolanan çaylakların ensesine vuruyorum sevinçten yürüyün len kenardan kenardan dolaşın.
devamını gör...

tesla ve spacex'in kurucusu elon musk'ın insan ve bilgisayar arasında doğrudan bağlantı kurmayı amaçlayan neuralink çipi hakkında yaptığı açıklama.


amazon’un kurucusu jeff bezos’un ardından dünyanın en zengin ikinci insanı olan musk twitter üzerinden yaptığı açıklama ile bir kez daha gündemde.

insan ve bilgisayar arasında doğrudan bağlantı kuracak neuralink çipi hakkında açıklamalarda bulunan musk, insanlı deneyler için tarih verdi.

konu ile ilgili bir twitter kullanıcısının sorusunu yanıtlayan musk, “neuralink implant güvenliğini sağlamak çok sıkı çalışıyor ve abd gıda ve ilaç dairesi ile yakın iletişim içerisindeler. işler iyi giderse, bu yılın sonlarında ilk insan deneylerine başlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.


kaynak: bundle.app/PIP9ee7j
devamını gör...


türküler söylerdik hep aynı telden aynı sesten aynı yürekten...
dağlara biz vermiştik morluğunu
henüz böyle yağmalanmamışken gençliğimiz.


ezberleyip hergün okuduğum şiirdir önerilir
devamını gör...

...
ben acı’yı tanırım öfkesinden, diyor
mühürlenmişzaman yolcusu

ayaklarımın topraktan çektiği iç
ürpertisi telaşsız
gülümsüyor

tüm tanrıları kardeş ilan eden
haylaz gül hırsızı bahse giriyor
acı’nın hiçbir şey olmadığı üzerine

bir kadeh
dermanıyok dağların şerefine!
bir kadeh daha
nefessiz yaşayan ölülerin
yorulmuşların
sevişmek için şiir yazan adamların
yazmak için sevişen tüm kadınların şerefine!
gülümsüyor
...
devamını gör...

cemal süreya - sevda sözleri
özdemir asaf - çiçek senfonisi
birhan keskin - fakir kene
turgut uyar - büyük saat
sohrab sepehri - sekiz kitap
furûğ ferruhzâd - kuş ölümlüdür sen uçmayı hatırla
adonis - belli belirsiz şeyler anısına
hasan ali toptaş - yalnızlıklar
ali lidar - yolun başı
şeyh galib - hüsn-ü aşk
ferhan şensoy - gecedeste
edgar ellan poe - bütün şiirleri
devamını gör...

görünce hemen kontrol ettiğim başlık . ben de değilim*
devamını gör...

simyacı kesinlikle okunması gereken, sizi alıp gerçekten başka başka yerlere götüren bir kitaptır. pişman olmazsınız, sıkılmazsınız zira yazarı paulo coelho' dur ki kendisi muhteşemdir. veronika ölmek istiyor 'da bonus tavsiyem olsun öyleyse. :)
devamını gör...

zeki müren-gitme sana muhtacım
devamını gör...

ücretsiz olarak indirilebilen, keyifli ama bağımlılık yaratan bir mobil oyundur. çeşitli kafa çalıştırıcı oyunlar var. size bazı yönergeler veriyor ve onları yapmaya çalışıyorsunuz, tabi bir sürü zıpır şeyler bulmanız gerekebiliyor. örneğin; oyunun bir seviyesinde kapalı bir kapıyı açmamız bekleniyor, hemen ortamı inceliyorsunuz ve paspası çektiğinizde altında anahtarı buluyorsunuz. ** oyunda çok fazla reklam var ve merakla devam ettiğiniz için az biraz telefon ısınınca doğal olarak yavaşlatabiliyor ortamı, kötü tarafı da bu. oyunun birinci bölümü 287. seviyede bitiyor. aşırı bağımlılık yapıyor bir kere başladığınızda ve bitirmeden bırakamıyorsunuz.
devamını gör...

film çekimlerinde gandalf'ın hobitlerden büyük görünmesi için ames odaları kullanılmıştır. bu oda sayesinde bir bebeğin bile bir yetişkinle aynı boyda, hatta ondan iri olduğu illüzyonu oluşturulabilir.
devamını gör...

oğlum o senin yengen yengen.
devamını gör...

hazreti veganlar, hayvanlar üzerinden arabesk ahkam kesmeyin. ot yiyip geviş getirken ciddi ciddi düşünün.

"yapılan araştırmalar, bitkilerin de hissedebildiğini ortaya koyuyor! süper-hassas ve lazerle kontrol edilen mikrofonlarla yapılan araştırmada, yaprakları koparılan veya bozulmaya başlayan bitkilerin "ağladığı" tespit edildi. yani bir dahaki sefere, bir bitkiyi koparırken ya da onu ağzınıza atarken, sebep olduğunuz acıyı düşünmeniz gerekiyor.

bitkileri kesmek için kullandığımız aletlerin her bir vuruşu, ortalama bir bitkinin acı içerisinde inlemesine neden oluyor olabilir. almanya'nın bonn kentinde bulunan bonn üniversitesinin uygulamalı fizik bölümü'nden araştırmacılar, "saldırı" altındaki bitkilerin tüm yüzeylerinden etilen isimli bir gaz salgıladıklarını keşfetti.

itkilerin özellikle hasar görmüş bölgeden salgıladıkları bu kimyasalı bir kavanoz içerisinden geçiren araştırmacılar, bu gaza özel olarak kalibre edilmiş lazer bombardımanı uyguladılar. böylece titreşen kimyasal, ses dalgaları oluşturmaya başladı. bunu da, aşırı hassas bir mikrofonla dinleyen araştırmacılar, sağlıklı olan bitkilerin "baloncuklanma" gibi bir ses çıkardıklarını ortaya koydu. ancak ses, eğer bitki tehdit altında ise daha çok tiz bir çığlığa/cırlamaya dönüştü. en ufak bir böcek ısırığının bile bu etkiyi yaratabileceği gözlendi. araştırmanın başındaki dr. frank kühnemann şöyle diyor: "bir bitki ne kadar strese maruz kalırsa, sinyal de o kadar şiddetleniyor."

(evrim ağacı)
devamını gör...

ingiliz'lerin kuzey amerika'ya geldiği 1600'lü yıllarda dünya çapında havalar çok soğumuştu ve bu yüzden kürk ticaretinden çok para kazanılıyordu.
ingilizler, geldikleri bölgedeki iroquoi birliğinin kabileleri ile antlaşma yaptılar ve kürk postu karşılığında, ateşli silahlar verdiler.
ingiliz'lerin silah verdiği iroquoi'ler, eskiden beri düşman oldukları kabilelere öyle saldırılar yaptılarki bazı kabileler tamamen yok oldu, bazıları ise çok kayıp verince, yurtlarını bırakıp uzaklara kaçtılar.
ingiliz'ler, kızılderililerden çok ucuza elde ettikleri kürkleri avrupa'da deli fiyatlara satıp zengin oldular.
kızılderililer birbirlerini öldürdüğü için, hem onların beyazlara göre fazla olan nüfuslarından kurtuldular, hem de kabilelerin boşalttığı toprakları hiç uğraşmadan yerleşim yeri yaptılar, çiftlikler kurdular.
ingiliz'ler, kızılderililerin kendi aralarındaki düşmanlığını çok iyi kullandılar ve bir taşla birkaç kuşu birden vurdular.
batılı devletlerin gazıyla hareket edenler, kendi içimizdeki etnik, dini, mezhebi... farklılıklar yüzünden birbirimize düşman olanlar, tarihin tekerrür etmemesi için, tarihi iyi okumalılar. batılı devletler b.o.p... ve benzeri birçok planlar yaparlar, asıl mesele, onlara bu planlarını uygulayabilecek uygun ortam vermemektir.
devamını gör...

iki metre kare bir alan. siyah film camdan görünen biraz gökyüzü biraz da yandaki evin çatısı. uçsuz bucaksız ile çirkin bir kefede. duvarda deniz kabukları, sahte bir kuş hisssetiğim çoğu an gibi. birkaç mum romantik yanımı simgeleyen. ha bir de ay şeklinde minik pilli bir lamba. yakınca etrafa pek ışık saçmıyor ama izlemesi keyifli. hayatım gibi...

ne zaman biraz hüzün hissetsem açıyorum bir bira; ilişiyorum tahta, rahatsız, minik sandalyeye açıyorum bir müzik. şöyle göğsümde biriken acılara ulaşmak için... üflüyorum 'puffff' diye, tozların altında kalan yara izlerine bakıyorum sonra. çoğu iyileşmiş. bir tanesi var, işte o çok derin. her seferinde tam iyi oldu artık kabuk kopacak, çirkin bir iz kalacak diye bekliyorum. ve yine her seferinde bir parça pis iltihapla beraber kan akıyor. yine olmamış, diyorum.

geceye karışan müzik, başka ses yok. etrafı kaplayan, kocaman bir yalnızlığın sesi. dayanamıyorum. alıyorum elime telefonu. basıyorum bir tuşa. benim kadar sahte bir hayatı olan çok uzakta ancak bir o kadar yakındaki dostu arıyorum. ilk cümleyi ben kuruyorum. hep, her zaman. her mesajda, her telefonda. yine öyle oluyor.
- naber?
- iyi, normal. senden?
diyor her zamanki gibi. hep iyi, hep normal. işte bu cümle de onun özeti. yaşanmamış gibi. gün içerisinde aklından geçen, canını yakan onca şey yokmuş gibi; heyecanlandıran, gülümseten onca an. ona sorsan yok. ona sorsan kibri de yok. oysaki var işte adam göğsünde bir bıçak, zihninde deli cümleler var.
- ben kötüyüm ama...
- neden?
neden, desin istiyorum. biri beni görsün, gerçek beni. kırılgan acıyan yanımı. kahkahaların ardındaki hisleri de. sahte değil gülüşlerim. ama çok kocamanlar. yaşadığım her şeyi sığdırıyorum onların içine. bu yanımı da görsün istiyorum.
ama herkes değil. anlattığımda bana acımayacak, yargılamayacak biri görsün istiyorum. kimileri derine gömer, ben deşip iyileşiyorum kelimelere döktükçe. ama kelimelerin anlamını bilen biri dinlesin istiyorum. o neden, diyor; ben anlatıyorum.
kırıldığım, kırdığım anları seriyorum ipe. çok cümle kurmuyorum. uzun cümleler de kurmuyorum. ilk kez güzellemeden, savunmadan olduğu gibi aktarmaya çalışıyorum. çünkü yalın bir şekilde anlatmayı pek başaramam. her şeyi biraz savunarak, biraz güzelleyerek anlatırım. benim savunma mekanizmam da bu çünkü.
"gitti. beni benim onu sevdiğim kadar sevmedi. geri geldi ama artık ne bu sevgi eskisi gibi ne de ben."diyorum.
ne kadar klişe geliyor değil mi kulağa aşk acısı. ulan herkes bir diğerininkini umursamıyor da 'en çok benim acıyan' diye düşünüyor ya. işte tam olarak bu. beni az seviyor oluşu, bir zaman az sevmiş olması, bende değil bir başkasında huzuru araması... yıllar geçiyor. acı arada bir kalkıp yumruk atıyor. ahh, be...

"şimdi geçmiş işte. bir yola girmiş, bir karar vermişsin. sızlanma. korkaksın! korku çirkin bir bağ onu güzel bir masa üstü ile kapatıp üzerine bir çiçek koyup adına da aşk diyorsunuz." diyor. gerçeği pat diye bırakıyor havaya.
gözümden yaşlar akıyor. onca zamana rağmen. şöyle bir yokluyorum. o da ne! eskisi gibi acımıyor. hala kocaman bir yara, iyileşmedi. iyileşmesi de çok zor. kapatıyorum telefonu. uyuyorum sonra.

yeni bir güne uyanıyorum. bugün çok daha güzel diyorum. güzel görüyor, güzel hissediyorum gerçekten. çünkü fark ettim. ben korkağım! kendime itiraf edemediğim hep buydu. güçlü durmaya çalışıyor, kendimle mücadele ediyordum. artık kendime yalan yok. kabul ettim. buyum ben: aciz, aşık bir kadın.
devamını gör...

neden mutsuz olmaması gerektiğini örneklerle açıklamak, hayatın iyi taraflarına odaklanması gerektiğini söylemeyerek işe başlayabiliriz mesela. zaten mutsuz olan bir insan kendisinden başka herkesin mutlu, hayatın güllük gülistanlık olduğunu duymak istemez. sessizliğini paylaşıp ona kahve yapabiliriz mesela ya da çikolata tatlı ikilisi.
tatlı ve kahvenin iyi gelmediği bir şey yok çünkü.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim