hiçbir şeyin hiçbir yaşta değişmediğini kanıtlayan, idrak edilmesini sağlayan sorunsal.

aynı çocukken kenarda izlenen o mahalle maçından, "sen de oynar mısın?" gibi bir teklif gelmesi gibi.
devamını gör...


"feribottayken denizi göreceksin. sakın kıskanma, bizim sevdamız ondan büyük"
devamını gör...

yapılan deneysel çalışmalarla kişiliğin kalıtım ve çevrenin ortak ürünü olduğu ancak çevreden daha fazla etkilendiği ortaya konulmuştur.
tek yumurta ikizlerinden biri sosyoekonomik düzeyi yüksek bir ailede, diğeri ise sosyoekonomik düzeyi düşük bir ailede büyütüyor. yapılan testler sonucunda ortalama başarı düzeyleri oldukça farklı çıkıyor. yüksek sosyoekonomik düzeyde yetişen çocuk diğerinden daha başarılı çıkıyor. aynı kalıtsal yapıyla dünyaya gelen bu ikizlerin arasındaki fark çevrenin daha etkili olduğunu ortaya koyuyor.
devamını gör...

aslında sizin ve etiyopda yaşayan iletişimi olması için kuantum dolanıklıklı olması lazım bunun için en başta evrime veya yaratılışa gitmemiz lazım .

ayriyeten kuantum fiziği ile kuantum biyoloji aynı tanımlar ile açıklamıyoruz , isimleri aynı olabilir lakin açıklama şekilleri çok farklı birde daha yeni bir konu olduğundan , ki kuantum fiziği hakkında daha hiçbir şey bilmiyoruz denecek kadar az bilgimiz var iken kuantum biyoloji hakkında çok kısıtlı yorum yapabiliyoruz.
devamını gör...

"kin gütme unut gitsin geçmişte olanları."

- evlat
devamını gör...

bir hastalığın belli bir bölgede belli bir dönemde anlamlı ölçüde artış göstermesidir. bu artış bazı salgınlarda çok ani ve belirgin iken, bazılarında çok yavaş olabilir.
devamını gör...

prenses
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

buradan kuzey irlandada busmill kasabasında yer alan 50-60 milyon yıl önce oluşmuş unesco tarafından dünya mirası ilan edilen bazalt sütunlarıdır.
devamını gör...

konuyu ayrıntılı bir şekilde bilmiyorum, karışmak da haddim değil. ancak sevdiğim yazarların aralarının böyle bozuk olması beni çok üzdü. ortak bir yol bulabiliriz bence.*
(bkz: aman ali rıza bey ağzımızın tadı kaçmasın)
devamını gör...

eğitilecek canlıyı koşulsuz uyarıcı ile kandırıp koşullu uyarıcı ile istediği davranış değişikliğini yaptırmaktır.
çocuklarda iyi alışkanlıklar oluşturmakta kullanılır. *
devamını gör...

ortaokul yıllarımda cnbc-e de görmüştüm ilk defa, hoşuma gitmişti ve sürekli ona denk gelmeye çalışmıştım. sonraları tabi internetten bütün bölümleri bilgisayara indirmek suretiyle arşivime kattım. uzun yıllardır bayıla bayıla defalarca başa sara sara izlerdim bu mükemmel diziyi, gerçekten muhteşem hikayeler barından, fantastik havası tatmin edici olan, uzaya aşkı körükleyen bu dizi çok çok güzeldi. ta ki 13. doktora ve değişen senarist ekibine kadar...

aslında jodie whittaker o kadar kötü değil ancak yoldaşları çok kötü seçilmişti, ya 3 yoldaş yazacağınıza 1 yoldaş yapsaydınız adam gibi bi karakter yazsaydınız da güzel bi ikili görebilseydik keşke! neyse dediğim gibi asıl sorun jodie ve oyuncular değil aslında, senaryo ekibi. russel t. davies ve steven moffat bu dizinin temel taşlarıydı, onlarsız yazılan bir senaryodan bakalım ne çıkacak diye bekledik ve saçma sapan bi hikaye çıktı önümüze. gerçek doktor hissinden ve karakterinden uzak, bomboş bir doktor çıktı karşımıza. evet bütün doktor değişimlerinde bir kaç bölümlük bir alışma süreci olur, hem yeni doktorumuz evrene alışır, doktor karakterine alışır hem de seyirci yeni doktoru benimsemeye çalışırdı. sonunda da iki tarafta bulunan duruma alışır ve dizi tam gaz devam ederdi. ama el insaf 3 sezon oldu yahu! 3 sezondur ne jodie doktor olmaya alıştı ne seyirci yeni doktoru benimsedi ne yoldaşlar hikayeye ve doktora uyum sağlayacak sağlamlıktaydı ne de senaristler kendilerini geliştirip evrene uyum sağladı!


bir de bu eleştirilerin üzerine yeni bir şey yapma ve düşen reytingleri eski haline getirme ümidiyle timeless child mevzusu çıkarttılar ki sormayın. neymiş doktorumuz aslında bi portalın dibinde bulunan sonsuz canlanma hakkı olan bi çocukmuş da bir gallfreyli onu bulmuş da deneyler yapıp onun yaşam döngüsü yeteneğini bütün gallifreye uygulamış bilmem ne. bizim doktorumuzun sayısız hayatı varmış hepsini unutturmuşlar kendini gallifreyli sanıyormuş falan filan. bir de telafi için kaptan jack'i getirdiler ama yok be o da olmadı o bile kurtaramadı sizi.


58 yıllık muhteşem bir seriyi nasıl bok edebiliriz adlı çalışma. yeni yetme bi senarist grubu geliyor ve doktorun bütün hikayesini, dizinin evrenini mahvediyor ve yapımcı da bunu izliyor sadece. seyirci de 'ne oluyoruz abi? bu ne?' diye diye son sezonları izleyip iyice soğudu uzaklaştı evrenden.

yazık oldu benim başucu dizime, gözümün nuruna, canım doktoruma. neredesin moffat? neredesin davies? neredesiniz capaldi, smith, tennant? ah neredesiniz rose, donna, clara?
devamını gör...

doğum günümün aynı olduğu yazarın, ismi en çok bilinen kitabıdır. çok fazla görmeye başladığım için meraktan aldığım ama sonrasında iyi ki almışım dedirten tek solukta okuduğum bu novella'da sanırım o zamanlar aradığım bir çok şeyi bulmuştum. hani olur ya, sırf meraktan yapmaya başladığınız bir şey çok hoşunuza gitmeye başlar ve bırakamazsınız. bu kitap bana maria puder'ı verdi. bu kitap bana en az ilgi çekici insanın en ilgi çeken insanda edinebileceği eşsiz yeri gösterdi. bir tabloya bakarken nasıl hayatının büyük ölçüde değişebileceğini ve seni tamamlayacak olan kişinin hayatına nasıl bir anda girip, nasıl bir anda çıkabileceğini öğretti. çoğu gece yatmadan önce maria'nın yüzünü çizmeye çalıştım kendi kafamda, nasıl aşık olunabilirse gerçek olmayan birine o şekilde aşık oldum maria'ya. sonunda maria'nın hastalanıp öldüğüne bir türlü inanamıyordu içim, sanki kitabın içinde ben yaşıyor, tren garında o çocukla ben karşılaşıyor gibiydim. raif efendi nasıl o çocuğa kendi hayalinde sahip çıkıp sevip kolladıysa, aynı şekilde ben de kendi hayalimde öyle sevip kolladım maria'yı. okudum demek çok hafif kaçar. ben bu kitabı bir süre yaşadım.
devamını gör...

serpme kahvaltı, açık büfe ve iftar çılgınlıkları bu kadar aç insanın olduğu ve öldüğü bir dünyada israf adına ölümüne kapışırlar...

kamu spotumu yaptığıma göre konuyla ilgili fikir beyanıma da geçebilirim;
kah açık büfe , kah serpme kahvaltı.
sonunda mutlaka pişmanlık duysanız da aklınızı çelen arkadaş, aile eşrafı sayesinde en az üç beş kez yolunuz düşmüştür, el mahkumdur...
serpme kahvaltı yerine açık büfe (eğer görünce kendini kaybedenlerden değilseniz ve gittiğiniz yerin ürünlerinden eminseniz), yok o da olmuyorsa kendi istediğiniz çeşitleri ve istediğiniz miktarda alabileceğiniz bireysel ya da abartılmamış ortak tabaklar israf açısından sanki daha mantıklı.
ben bu anlamda bilinen bir cafe-rest. zincirinin * çengelköy şubesini çok sevmiştim. bizim grupta herkes kıldır, birinin beğenmediği illa bir şey olur buraya kimse bir şey diyememişti. açık büfe olarak da nakkaştepe'de hem ürünleri, hem manzarası, hem de çalışanlarından memnun kaldığımız ve israfın minimum olduğu bir yer vardı. yani sözün özü illa gidilecekse de biraz ince eleyip sık dokumalı her işte olduğu gibi...*

temennimizi de bırakıp öyle gidelim madem;
yarın bence çok yüklenmemekte fayda var, hava da güzel olacak gibi istanbul'da, iğne atsan yere düşmeyecek duruma gelmeyelim. eminim tüm mekanlar ve sahiller ve piknik alanları deli insan akınına uğrayacak. aman dikkat herkes sağlıklı kalsın, ağzımızın tadi kaçmasın...*

sevgiler sözlük ahalisi, iyi hafta sonları dilerim şimdiden herkese.
devamını gör...

burun estetiği.
2022 eklemesi : geçen yıl yaptım arkadaşlar .
devamını gör...

yürümek yazanlara ithafen;
(bkz: eşiyle tartışıp 450 km yürüyen adam) *
dikkatinizi vermeniz gereken ancak çok da yoğun zihinsel aktivite gerektirmeyen her türlü rutin iştir kanımca. çünkü yürümek, duş almak, müzik dinlemek gibi şeyler aslında zihninizi tam anlamıyla susturmaz, konuyu düşünmeye devam edebilirsiniz. bende öyle oluyor en azından, gergin olunca müzik dinlemeye başlasam hüngür hüngür ağlıyorum keza yürüyüşe çıkınca da.* rahatlıyorum tabi ama sorun zihnimde dönmeye devam ediyor. bkz ile verdiğim örnekte bunu karşılıyor, adamın zihni gerginliğiyle hala o kadar meşgul ki ülke sınırına dayanacak neredeyse.*

daha hızlı zihni susturup dikkat dağıtmak için yemek yapmak önerimdir. bu sakinleştiricilerin en etkili halidir. bildiğiniz bir şey ancak yine de asgari dikkatinizi vermeniz gerekir, bir müddet sonra pamuk bir halde ceylan gibi seke seke çıkıyorum mutfaktan. eğer konu panik halindeyken ihtiyaç duyulan bir sakinleşme ise bunun için de en garanti çözüm halıya uzanıp tavanı seyretmek. nedenini asla çözemiyorum ama sanki beyin yerçekimine meydan okuyup havada kalıyor siz yalnızca bedenen yerde oluyorsunuz. böyle bir boş zihin haline hiç denk gelmedim, bomboş pırıl pırıl kalıyor. kaç proje teslimimi kurtardı şu eylem bir bilseniz... tabii şimdi koca koca adamlara halıya uzan tavanı seyret önerisi de çok yerinde olmadı jdjd minyon insanlara önerimdir gerisi de kendi önerisini kendisi bulsundur.
devamını gör...

99 depremini yaşayıp üstüne bir de halihazırda 9. katta yaşayınca 4'ün üzerindeki tüm depremlerde zangır zangır sallanıyorum. bir de son 2 sene içinde de 5'in üzerinde depremler olunca sürekli avizeye bakıyorum. camdan rüzgar estiğinden avize sallansa deprem oldu deyip kısa süreli şok geçiriyorum. kısacası, yel esse, kapı çarpsa, evde ufak şiddetteki her olayı depreme yoruyorum. deprem birkaç saniye sürüyor ama benim içimdeki korku, yıllardır sürüyor.. işte böyle...
devamını gör...

arkasında büyük bir hayal kırıklığı barındıran durumdur.
devamını gör...

selamlar kafa sözlük ailesi! bugün saat 21.00 da sizlerle hem tanışacağımız hem de sohbet edeceğimiz çok güzel bir sohbet etkinliğimiz olacak. sadece kulübümüzün üyelerine değil, etkinliğimiz herkese açık olacak. hepinizi bekliyoruz, keyifli sözlükler diliyorum. * linkimiz de buraya bırakıyorum.

not: etkinliğimizin discordda olacağını belirtme gereği duymuyordum fakat alt tarafta biri tarafından gereksiz bir anlaşılmazlık olmuş. radyocu değilim, kulüp başkanıyım. tabiki de discordda sizleri bekliyor olacağız.
devamını gör...

hafta sonunu güzelleştirecek tariflerden biridir. demli çaya eşlik eden muhabbetin yanında önemsiz bir detay olsa da kahvaltı masasında kahvaltılık dışında yer alan her şey yanımızda yöremizde olan insanları önemsediğimize delalettir. önsözü yazdıktan sonra sözü, kaşarlı mantarımızın malzemelerine ve yapılışına getirelim.

malzemeler:

* tavayı dolduracak kadar mantar.
* bir miktar sıvı yağ, aroma katması için azıcık tereyağ da katılabilir.
* tuz
* rendelenmiş kaşar peyniri

yapılışı:

öncelikle mantarlarımızı temizleyelim, kabuklarını bıçak yardımıyla soyalım. yıkayıp kurulayalım. sap kısımlarını da alalım. ( sap kısımlarını almak önemli çünkü o çukurlara kaşar peynir serpiştireceğiz. )

tüm bu aşamaları geçtikten sonra tavamıza sıvı yağ koyalım. yağın ısınmasını bekleyelim ve mantarların ayıkladığımız sap kısımları bize bakacak şekilde tavaya yerleştirelim. tavaya uygun bir kapak kapatalım ve mantarları pişmeye bırakalım. işlemi kolaylaştırmak, hızlandırmak istiyorsak biraz tuz serpiştirebiliriz. bir tur mantarları çevirelim. (çok elzem değil, zaten mantarın ne kadar canı var ki…)

mantarların alt kısımları iyice kızardığında bolca rendelenmiş kaşar peynirini mantarın oyuk kısımlarına serpiştirelim. illa taşacak ve eridikçe mantarın etrafını saracaktır. en güzel kısım da budur. ateşi kapatıp, tavanın sıcaklığıyla erimesini sağlayalım. sıcak sıcakken tüketelim.
devamını gör...

lojistik uzmanıyım, çalışma şartlarını kabul etmediğim için 7 yıldır kendi isteğimle kimsenin baskısı altında kalmadan çalışmıyorum, tam zamanlı işimin yanında uğraştığım görsel işlerin e-ticaret sistemini kurmakla meşgulum şu anda
istanbul/kadıköy
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim