çocuklar ne yaşadığını muhtemelen uzun süre anlayamamıştır bile. kalbim sıkışıyor. neyin yüzü suyu hürmetine kıyamet kopmuyor merak ediyorum.
devamını gör...

bende ilk defa nickaltı entrysi girme isteği uyandırtan tatlı mı tatlı, sarılmalık bir çiçek. harika biri.
''bu entryleri ben yazsaydım aynı bu kelimelerle birebir aynılarını yazardım'' diyeceğim türden bir duygudaşlık. sanırım kafa sözlük ikizimi buldum çocuklar. *
devamını gör...

benimdir. onun yerine kendi uydurduğum bir cümle olan "al sana gülücük"ü kullanıyorum. daha güzel.*
devamını gör...

yayınlanmasının üzerinden iki yüzyıldan fazla geçmiş olması, bu arada bilimin çağlar atlamış olmasına rağmen hala büyük oranda doğru tespitler barındıran jean jacques rousseau eseridir. özellikle psikoloji ve pedagoji bilimlerinin daha ortada olmadığı 18 yy için devrimsel bir kitaptır. en basitinden günümüz bazı popüler çocuk doktorları bile, ninelerimiz en doğrusunu yapıyordu bebeleri kundaklamak gerekir derken, bu adam o dönemde kundaklamanın çocuğun hem fizyolojik hem de psikolojik gelişimine olumsuz etkilerinin olacağını söylemiştir.

öne sürülen bazı savlar bilimsel gelişmeyle desteksiz kalmış olsa da bir sistem olarak ortaya koyduğu eğitim modeli sağlamdır. bireysel olarak uygulayan var mıdır bilmiyorum ama fransa dahil hiçbir ülkede bir eğitim politikası olarak uygulanmamıştır. bu haliyle bir eğitim ütopyası gibidir.

yazıldığı dönem dikkate alınarak bir rehber kitap olarak değil de bir klasik eser olarak okunmalı. yazılanları o çağın kafasıyla tartmalı ve bulunduğumuz çağın bilimsel imbiğinden geçirerek dimağımıza işlemeliyiz.

rousseau'nun beyin kıvrımlarında seyahat etmek, çağının ötesindeki düşünce yapısını anlamak için ideal bir eserdir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

roman okuyan her insanda bulunan havadır cümlesinden sonra ciddiye almadığım başlıktır.
devamını gör...

“insan ancak yalnız olduğu sürece bütünüyle kendisi olur: o halde yalnızlığı sevmeyen, özgürlüğü de sevmez; çünkü insan ancak yalnız olduğunda özgürdür.”
“toplum bir ateşe de benzetilebilir; akıllı kişiler uygun bir uzaklıktan ısınır ama içine düşmezken, budala kişi, önce kendini yakıp sonra da yalnızlığın soğukluğuna sığınır ve ateşin yakıcılığından şikayet eder.”
artur schopenhauer-yaşam bilgeliği üzerine.

bazı insanlarda görülebilecek durumdur. bazı insanlar yalnızlığa öcü gözüyle bakarlar ancak herkes sosyal olmak zorunda mı? herkes mutlu olmak için insanlara ihtiyaç duymak zorunda mı? değil. baterim, kitaplarım, dizilerim, filmlerim, oyunlarım, müziklerim ve içkilerim çoğu insandan daha mutlu eder beni. tabi az önce saydıklarımın yerini tutamayacağı insanlar da var. kısacası denge önemlidir arkadaşlar. orta yolu yakalamalısınız.
devamını gör...

26 şubat 1954, kasımpaşa.
devamını gör...

magmanın yeryüzüne ulaşamadığı, yer kabuğunun değişik derinliklerinde soğuyarak katılaşması sonucu oluşur. bu türün başlıcalarını tanımlayalım.

batolit:yer kabuğunun derinlerinde, yavaş yavaş katılaşmasıyla oluşan kubbemsi kütlelerdir. çoğunlukla kıvrımlı dağların temellerini oluşturur.

sill:tabakalar arasına sızan magmanın, tabakaya paralel şekilde yayılarak soğuması sonucunda oluşan kütlelerdir.

dayk:magmanın çatlak boyunca yüzeye doğru dikey bir şekilde sokulması ve yerin derinliklerinde soğumasıyla meydana gelen duvar biçimindeki oluşumlardır.

lakolit:magmanın tabakalar arasına girerek tabakaları yukarı itip kubbeleştirmesi sonucu oluşan, mantara benzer kubbelerdir.

somutlaştırmak adına
devamını gör...

radyo programı içerik önerisi yapılacak başlık.

(bkz: hristiyanismail radyo programı yapsın kampanyası)

interaktif katılımcıların olduğu, katılan kişilerin tanımlarını okuyarak (özellikle ilk tanımlarından) değişimini gırgır tarzinda 1 saatlik bir program guzel olabilir.giriste soyle olsun: "merhaba yazar sizi daha önce okumuş muyduk".*
devamını gör...

birisi yıkanan çamaşırları assın diyeceğim ama kesin bana kalır onlar,neyse asıyorum ben.
devamını gör...

hormonlar, sinir sistemiyle birlikte çalışıp homeostaziyi(kararlı iç denge) sağlayan, endokrin bezler tarafından salgılanan kimyasal uyarıcılardır.
hormonlar kan yoluyla taşınır ve hedef hücreleri uyarır yani vücuttaki mesajcı bir görev üstlenir. bir hormonun hedef hücreye etki etmesi için hedef hücredeki reseptörler tarafından algılanmalıdır(enzimlerden aşina olduğumuz anahtar-kilit uyumu gibi düşünülebilir.) reseptörlerle algılanamayan hormonlar hedef hücreye etki edemez( örneğin diyabet tip-2). hormon tedavilerinde protein yapılı hormonlar ağız yoluyla değil direkt olarak damardan vücuda enjekte edilir bunun sebebi ise protein yapılı hormonlar ağız yoluyla alınırsa sindirim kanalları yoluyla amino asitlerine kadar parçalanıp kana amino asit olarak taşınır.
hormonlar protein, steroit, amino asit ve polipeptit yapılı olabilirler.
protein yapılı hormonlar hücre zarındaki reseptörlerine bağlanarak geçerken steroit yapılı hormonlar hücre zarının fosfolipit tabakasında çözünüp hücre içine girdikten sonra hücre içindeki reseptörlere bağlanarak işlev gösterirler.
son olarak;
sinir sisteminde ve endokrin sistemde tepki hızı farklıdır. sinir sisteminde uyartılar elektrokimyasal olarak taşınırken endokrin sistemde hormonların üretimi ve kan yoluyla taşınmasıdır. sinir sistemi hızlı ve kısa etki yaratırken endokrin sistem yavaş ve uzun süreli etkiler.
devamını gör...

küresel ısınmanın ve iklim değişikliğinin önüne geçebilmek adına birleşmiş milletler iklim değişikliği sözleşmesi içerisinde imzalanmış bir protokoldür.
bu protokole göre kabul eden ülkeler fosil yakıt kullanımını minimuma indirgeyecek ve dünyanın maruz kaldığı sera etkisinin zararlarını azaltmaya çalışacak ve atmosfere salınan sera gazı oranını %5 seviyesine çekmeye çalışacaklardır.
(bkz: küresel ısınma)
devamını gör...

fransızca'da çalışmak anlamına gelen travailler fiilinin kökeni latincede yer alan "tripaliare" fiiline dayanmaktadır. latince'de "tripaliare" ise "trepalum" adında üç kazıklı hayvanları bağlayan bir alet ile işkence etmek ve acı çektirmek anlamına gelmektedir.

kaynak: mathias roux - sokrates yeşil sahalarda, tekin yayınevi
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel hazır bahar gelmişken şenlendirelim buraları..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"doğuştan gelen bir kusurumuz var; hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimizi sanıyoruz. bu kusurumuzu gidermedikçe, dünya gözümüze çelişkilerle dolu bir yer görünecektir. çünkü her adımımızda, ister büyük ister küçük bir şey yapmış olalım, dünyanın ve insan hayatının, mutlu bir yaşam sürdürmeye olanak verecek biçimde tasarlanmadığını anlayacağız. işte bu yüzden bütün yaşlıların yüzlerinde aynı ifadeyi, yani düş kırıklığını görmek mümkündür."

arthur schopenhauer
devamını gör...

bi üniversitenin iyi olarak tanımlanabilmesi için açılan bölümlerinde donanımlı olan yeterli sayıda hocaya, bolca akademik çalışmaya, görece büyük ve gelişmiş bi şehre, çalışkan öğrencilere ihtiyacı var. eğer bunları karşılayan bı üniversite biliyorsanız o oldukça iyidir ama en iyi hangisidir bilemem, benim okulum olduğu için ankara sosyal bilimler üniversitesi diyeyim bari kahsjwgs
devamını gör...

peşinen söyleyeyim henüz hiçbir entrymi silmiş değilim.

fakat bu yarın silmeyeceğim anlamına gelmez. ekşi'de neler olduğunu hatırlayalım. sansürlenen başlıkları, torpille yazar yapılanları, ip adresi teslim edilen yazarları ve diğer sıkıntılı durumları unutmayalım.

bir gün bu sözlük önemli bir platform haline gelebilir. bir gün bu sözlükte de tepkimizi çekecek bir durum, hoşumuza gitmeyecek bir antidemokratik uygulama hayata geçirilebilir. ve bir yazarın bunlara karşı tek yaptırımı, somut tek manevra alanı entryleriyle beraber hesabını silip mekanı terk etmektir.

yazarların elindeki tek silahın daha en baştan bu şekilde susturulmasını doğru bulmuyorum.

diğer taraftan meselenin türkiye'ye özgü boyutu da var. bir yazar yarın öbür gün yazdıklarının başına iş açacağını düşünebilir, yazdıklarından pişman olabilir. girdiği iş yerinde, aldığı görevde burada yazdıkları başına iş açabilir. sözlük yönetiminin tüm bunları hesaba katarak yazarlara entry ve hesap silme hakkını iade etmesi gerekmektedir.

sözlük, kendisine duyulan ilgi sürdüğü sürece yaşayacak, aksi halde yok olacak. unutmayın yönetim olarak siz demokratik yoldan ayrılmadığınız sürece zaten entry silinmesinden endişe etmeniz gereken bir durum yok. tersine, bu hakkın verilmesi sözlüğe yalnızca olumlu anlamda etki edecektir.
devamını gör...

(bkz: erasmus yapma fikrinden nefret etmeye başlamak)

"kadının amacı şu, erkeğin amacı şu" diye diye bir nesli erasmus'tan kopardınız be.
devamını gör...

" bu evin hali ne boyle, her yer her yerde..." su her yerin her yerde olmasi durumunu sorgulayip cozen bir filofoz cikmadi henuz, oylesine derin bir sozdur...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim