üzücü bir olaydır, ancak yukarıda yazılmış.

çocuk bakamayacak insanlar çocuk yapmasınlar. açık ve net. bunun ismi cehalettir. o çocuğa yazıktır. herkes üremek zorunda değildir. burada kimse vicdansız değil, polislerden de genel olark nefret ederim, ancak ortada bir kanun, yönetmelik var. memur işini yapmış, bu kadar.

şimdi olması gereken şey, belediyenin bu insan ve ailesine yardım etmesidir. ancak cezanın doğruluğu konusunda bir tartışma yok.

edit: sevgili arkadaşlar, kimse "fakir ölsün" demiyor. herkes de kalabalık kongreler yapılırken durumun gözardı edilmesini ancak devletin gücünün normal, gariban vatandaşa yetmesini eleştiriyor.

sert derecede muhalif görüşlü insanlardan biriyim, ancak anlatılan şey bu değil. burada çifte standart denilen iğrençliği sonuna kadar konuşalım, tepkimizi her ortamda dile getirelim, ancak geçimini sağlamak için çöpten kağıt toplamak durumunda olan, devletin, ülkenin iğrenç durumunu gören, zar zor geçinebilen vatandaşın, bu kötü durumuna rağmen bilerek, isteyerek, seçerek dünyaya çocuk getirmesinin ve onu yoksulluğa mahkum etmesinin saçmalığı ortadadır.

cezanın, herkese eşit uygulanmaması iğrençliğin daniskasıdır, ama uygulanan cezada da bir yanlışlık yoktur. olay bu şekilde.
devamını gör...

bazı mikobakteri türlerinin sebep olduğu hastalık. daha çok bilinen adıyla verem. taş devri zamanında hayvanlarda görülmüş. tüm tarih çağlarında da insanlarda görülmüş. hatta tarih öncesi çağlarda incelenen bazı insanlarda tüberküloz hasarlarına rastlanılmış. milattan önce 3000li yıllarda mısırlılar tüberkülozlu insan figürleri çizmişler. mö 2500li yıllarda hintliler tüberkülozu anlatmışlar yazılarında. insanlık tarihinin en eski hastalıklarından birisidir. insanlığı da fazlasıyla etkilemiş ḥāliyle. sanatçılar özellikle. romanlarda,şiirlerde,türkülerde,tablolarda...
''bahçelerde mor meni
verem ettin sen beni
nasıl verem olmayım
eller sarıyor seni'' çok sevdiğim bir türküden sözler. aslında bu hastalığa olan bakışı da özetliyor bir noktada çünkü insanın yaşadığı kederlerin onu verem yaptığı anlayışını birçok romanda var. hatta iyi insanların verem olduğuyla ilgili bir akım bile olmuş zamanında verem olmak kutsal bir olay gibi olmuş. birçok sanatçı da veremden ölmüş zaten. benim bu konuda en çok sevdiğim şiirlerden birisinin sahibi olan muzaffer tayyip uslu da 24 yaşında veremden ölmüş :(

kan adlı şiiri:
önce öksürüverdim
öksürüverdim hafiften
derken ağzımdan kan geldi
bir ikindi üstü durup dururken
meseleyi o saat anladım
anladım ama, iş işten geçmiş ola
şöyle bir etrafıma baktım
baktım ki yaşamak güzeldi hala
mesela gökyüzü
maviydi alabildiğince
insanlar dalıp gitmişti
kendi alemine''

'la miseria'
https://www.researchgate.net/profile/dr_yatish_agarwal/publication/320882628/figure/fig8/as:557853556645890@1510014060896/venezuelan-painter-cristobal-rojas-poleos-famous-work-la-miseria-the-misery-which-the_q640.jpg

'güneş girmeyen eve doktor girer' atasözünde de tüberkülozun etkisini göz ardı edemeyiz asla çünkü bu bakteri sıcağa ve neme karşı çok hassas. zaten eski dönemlerde verem hastaları tedavi altındayken bunlara çok dikkat edilmiş.güneş görmesine,havası temiz bir yer olmasına. sanatoryum denilen özel hastanelerde tedavi görmüşler. bunun ülkemizde de en güzel örneklerinden birisi heybeliada sanatoryumu'dur. atamızın isteğiyle kurulmuştur ama tabii o binaya da ihanet edilmiştir,diyanete peşkeş çekilmiştir.

https://listelist.com/wp-content/uploads/2020/09/dfg-750x375.jpg

dünyadaki her üç insandan birisine bu bakterinin bulaştığı düşünülüyor. her yıl 3 milyon kişi ölüyor. özellikle çeşitli sağlık sorunları olan hassas kişileri etkiliyor bu hastalık. yaşlılar,çocuklar,diyabet gibi kronik hastalığı olanlar,alkolikler,madde bağımlıları,kötü beslenenler vs.. bir başka sorunlardan birisi de gelişmemiş ülkelerde yan etkisi fazla olan ucuz ilaçların kullanılması.

en önemli bulaşma yolu damlacık covid19 gibi. bu bakteriler o kadar küçük ki direkt akciğerlere iniyorlar alveollere. orada alveoler makrofajlar var bunları yok etmeye çalışıyor hemen. makrofaj fagositoz yapıp içine alıyor. sonrasında lizozomla birleşmesi lazım ki bakteriyi yok edebilsin ama bu bakteri lizozomla birleşmesini engelliyor. böylece makrofaj bakteriyi öldüremiyor bakteri de o ortamda çoğalıp makrofajı öldürüp yayılıyor. tabii makrofaj kendi öldüremese bile t lenfositleri uyarır ona bu bakteriyi tanıtır antijen sunma denilen işlemle. t lenfosit de çok güçlü olan hücresel bağışıklık cevabını oluşturur. bu da durduramazsa insanı kan kusarak nefes alamadan ölüme götürebilecek bir hastalık bu. çoğu insanda hastalık oluşmuyor ama her şeye rağmen dünyada 3 milyon insan ölüyor korkunç bir sayı. birde bu hastalık öyle bir şey ki tabiri caizse uyuyup sonra uyanıp insanı ölüme götürebiliyor.

artık verem tedavisinde çok güçlü antibiyotikler kullanılıyor. hatta sadece bu bakteriye etki eden antibiyotikler var. aşısı da 1921 yılında bulunmuştur. bcg( bacillus-calmette-guerin) aşısı olarak geçer. bacillus bakterinin biçimini belirtir. calmette ve guerin de bulan kişiler. mycobacterium bovis bakterisinin hastalık yapma gücü yok edilerek hazırlanmış canlı bir aşı. tabii şimdi burada solunumla bulaşan şekline yol açan bakterinin adı mycobacterium tuberculosis. mycobacterium bovis hayvanlardan insana bulaşan versiyonu ve sütlerin pastörize edilmesiyle birlikte çok azalmıştır. bu aşıyla ilgili benim ilginç bulduğum bir nokta bu aşı mesane(idrar kesesi) kanserinde kullanılıyor. bağışıklık sistemini güçlendirip tümöre karşı etkili oluyor.

özellikle küçükken beni de çok fazla etkilemiş bir hastalıktır. çok korkardım,verem olacağımı düşünürdüm.
devamını gör...

sözlüğün 'ne kadar miniği?' olduğunu merak ettiğim yazar.
malum yıldız tozu 13 yaşında, iki kardeşle tanışmıştım burada biri 14 diğeri 15 ti şuan aktif değiller gerçi ama işte alt limit ne onu merak etmeme neden oluyorlar doğrusu?

açıkçası ben böyle yaşından daha olgun daha bilgili daha cesur daha kültürlü insanları görünce tanıyınca çok mutlu oluyorum. *

sevgili yazarımız da bir ışık gibi parlıyor doğrusu. tanımları, duruşu, bilgi birikimi ve bunun yanında onu aktarma şekli çok hoş. keyifle takip ediyoruz sizi sayın yazar.

doğum gününüzü de ayrıca kutluyorum.
aslında nickaltınızı ziyaret nedenim buydu ama yine de bir iki cümle kurmadan gitmeyeyim dedim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yeni yaşın sana huzur, umut, mutluluk getirsin. sevgiyle kal. *
devamını gör...

boyoz, kızlar, çiğdem.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

düşünceli, sakin, huzurlu.
devamını gör...

küçük alametler aramanıza gerek yok. eğer hoşlanıyorsa gözünüze sokacaktır
devamını gör...

" bence en kötüsü de bir şeylerin artık elinden değil de içinden gelmemesi. heves yok, inancın kalmamış, zorlayamıyorsun."
devamını gör...

iktidarsız, özgüvensiz, kontrol manyağıdır. sürekli kaygılıdır. hayatı zindana çevirir, bu tip erkeğin alıcısıda o kadar çoktur ki ülkemizde, üzülüyorum. iyi aile ortamında yetişenin bu tercihi biraz heyecan arama ile belki açıklanabilir ( ki bence açıklanamaz )fakat kötü aile ortamında yetişmiş kız kardeşler, bacılar, yengeler neden neden bu erkekleri tercih eder anlamış değilim. büyürken zaten bir ilişkinin nasıl olmaması gerektiğini en yakından sen deneyimlemişsin. bu tür arkadaşlar koşar adım gidip bu erkekleri nasıl bulurlar ve bulup ısrar ederler aynı adreste, anlamak anlatmak mümkün değildir.
devamını gör...

bir 190 az anacım ben elini uzattığında bulutlara dokunamayana adam demem!
devamını gör...

kendine özgü dokuma tekniğiyle bilinen, coğrafi tescilli el halıları ünlü olan manisa ilçesi.
devamını gör...

vardır böyle bir şey. yeni nesil öyle olmasa da, kaç nesil bilmiyor gerçek doğum gününü.
binlerce kürdün doğum günü tarihinin 1 ocak olduğunu biliyor muydunuz?*
bu tabii ki de tesadüf değil. kendi özelime gelecek olursam,
anneme soruyorum;
+anne ben hangi gün doğdum?
- valla yağmur yağıyordu (ciddi olamazsın ya)
+ başka??
- sonbahardı yağmur yağıyordu.
+ tamam sonbaharın hangi ayı?
- valla son ayıydı.
neyse güç bela, ailenin bilir kişilerine de danışarak sonbaharın son ayının ortaları doğduğuma karar verdik.
peki sorun sadece bu mu? asla değil.
canım babacığım bütün çocuklarını 13 ya da 14 eylül diye yazdırmış kimliğe.
ya babam sen ne yaşadın 13-14 eylülde söyle biz de bilelim. neyse ki sonbaharda mutabıkız.
neyse dertlendim durup dururken.
devamını gör...

eğer marmara'da tıp veya diş hekimliği okumuyorsanız üniversitenin adının hiçbir etkisi yoktur. köklü bir üniversite olmasına rağmen şaşırtıcı bir şekilde muadili olan üniversitelerin gerisinde kalmıştır. son dönemde tüm kampüslerin kademeli bir şekilde maltepede inşa edilecek devasa yerleşkeye taşınacağı söylenmektedir. teknolji fakültesi ve mühendislik fakültesinin inşaatı ilerlemiş durumda.
yazmadan önce düşünmenizi tavsiye ederim. mühendisliklerde, sosyal bilimlerde esamesi okunan bir üniversite değildir. ama tıp ve dişte hatrı sayılır bir ağırlığı vardır. özellikle diş hekimliğinde kendi ekolune genelleklere sahiptir.
hukuk bölümünde ise türkiye ortalamasının üstündeki fakültelerden birisidir.
maltepede kampüs tamamlandıktan sonra okul ileriye gidebilir, mühendislik fakültesinin yıldız tekniği yakalayacagı düşünülüyor. ama şimdilik durum böyle.
edit: esamesi okunan bir üniversite değildir lafıma bazı arkadaşlar takıldı. ben de biraz düşününce hak verdim. biraz abartılı bir ifade olmuş. oradan kastım hak ettiği en üst seviyelerde olmaması. tabi türkiye ortalamasının üstünde bir üniversite ama en iyiler arasında değil bence. halbuki ilk üniversitelerimizden olması sebebiyle en iyilerden olmalıydı.
devamını gör...

yallah instagrama. formatı becerdiniz lan.
devamını gör...

önemli yer, merkez anlamındadır.
ayrıca bir ışık veya ısı kaynağından yayılan ışınların toplandığı yer anlamına da gelir.
devamını gör...

alanya kalesi'nin eteklerindeki plaj, etrafı kayalarla kapatılmış bir havuza benziyor. efsaneye göre, romalı bir general, alanya'yı mısır kraliçesi kleopatra'ya hediye etmiş. o da sık sık bu plajda denize girermiş.
devamını gör...

özgüven, cinsel eğitim, biraz da psikolojik destek alması gereken kişilerdir.

bakirelik diye bir şey yoktur. diyelim ki vardır. bu ihanet sayılmamalıdır. herkes hayatının bir döneminde birilerine güvenerek ilişki yaşıyor. o an o insanı hayatında ki doğru kişi zannediyor. üstelik kime ne? önemli olan hayatında iken birine sadık kalabilmektir. ısterse eskiden eskort olsun. ağır biliyorum evet. ama seninle iken sana ihanet etmiyorsa doğru insandır.
devamını gör...

arapça'dan türkçe'ye geçmiş bir terimdir. günlük hayatta sıkça kullanılan sözcük argo bir tabir gibi düşünülebilir lakin bu kulağa yatkın olmamasından kaynaklıdır. sittin sene deyimi 60 sene anlamındadır. osmanlı dönemi içerisinde 60 seneyi ifade eden terim günümüzde halk arasında imkansız, ulaşılamayacak sene anlamında kullanılmaktadır.
devamını gör...

tam olarak o çocuktum, tam olarak bükmenin dediklerini yaşadım, kuranı 5 yaşında öğrenmiştim. ezber yaptırmalar, cemaatin sıkı yönetimli yurtlarına göndermeler(camdan bakmak dahi yasaktı). soru sormaya korkardım dinsiz damgası yiyeceğim diye. sonra din algısını resetledim kafamda. ateist bir arkadaşım kuranda sadece iyi insan ol yazmalıydı demişti. ben de takıldığım yerde kitaba baktım. meğer nasıl iyi insan olunurun açıklaması da varmış. kendim buldum sonradan. hem daha sağlam, hem daha sevimli oldu böylesi. şimdilerde iyi insanım, arada polisten kaçarım arkadaşlarla buluşup üflüyoz falan...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim