kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

zagor diye bilirdik.
devamını gör...

doğaya ait olan her şeyde bilinçli bir canlılık bulunduğunu ileri süren görüş. her varlığın bir ruhu olduğuna inanıldığı için her türlü canlı cansız nesne ile iletişim kurulabileceğine inanılır. ilkel polinezya dinlerinden hala görülmekte birlikte şimdinin mitolojisi eski dinlerde de varlığına sık rastlanır.
devamını gör...

yaldızlı yenilgilerle süslenmiş bir hayatta acı artık bir rutin olur. rutin olan şeye ise ruh alışmıştır. o ruhun mutluluk gibi bir hayali hiç olmamıştır. bu yüzden en az, zaman zaman zafer kazanan ruhlar kadar mutludur.
devamını gör...

yok kardeşim olmuyor, ne yaparsam yapayım zevk alamıyorum. hep bir tatsızlık, hep bir boşluk hissi, hep bir şeyler eksikmiş gibi hissetmek. ne olursa olsun bir mutsuzluk, bir hüzün kaplıyor aklımı ve kalbimi, o karanlığı üstümden atamıyorum.
devamını gör...

günlük hayatta sık sık birbirine karıştırılan iki fiziksel kavram arasındaki ayrım.

okumayı sevmeyenler için kestirmeden, çok kısa bir karşılaştırma:
sürat alınan yol ile, hız toplam yer değiştirme miktarı ile ilgilidir. bir de sürat skaler, hız vektöreldir. yani sürat için yönün bir önemi yokken, hız söz konusu olduğunda yön de önemlidir.

***

uzun karşılaştırma:

bir cisim, saatte 100 kilometrelik yol gidiyorsa, bu cismin sürati 100 km/saat olarak gösterilir. bu cisim 100 kilometrelik yolu gidip geri dönünce, yani 200 kilometrelik yol yapıp tekrar aynı noktaya gelince, cismin hız değeri 0 olur.

sürat = alınan yol / zaman
hız = toplam yer değiştirme / zaman

ilk durumda önemli olan, birim zamanda ne kadar yol aldığınızdır. ikinci durumda aldığınız yola bakılmaz, yaptığınız yer değiştirmeye bakılır. başladığı noktaya geri gelen cismin son yerinde bir değişiklik olmamıştır. bu nedenle de toplam yer değiştirmesi 0'dır. formülde bunu yerine yazdığınızda sonuç her zaman 0 olur.

***

ancak tabi ki toplam yer değiştirmeniz 0 değilse, hız ve sürat değerlerinizin birbirine eşit olduğu (bazen de olmadığı) durumlar çıkabilir karşınıza. mesela dümdüz bir yolda giderken bu iki kavramın anlık değerleri birbirine eşit olabilir.

hızın 0'a ve sürate eşit olmadığı duruma da şu örneği verebiliriz: istanbul'dan ankara'ya arabayla gelirken yaklaşık 450 kilometrelik bir yol aldığınızı düşünün. 1 saatte 100 km yol aldığınızı farz edelim. bu durumda süratiniz 450 / 4,5 = 100 km/saat olur.

bu 2 şehir arasındaki kuş uçuşu mesafe yaklaşık 350 km diyelim. bu durumda toplamda bu kadarlık bir yer değiştirme yapacaksınız demektir. yani bulunduğunuz ilk nokta ile son nokta arası 350 km olacaktır. bu durumda hızınız da 350 / 4,5 = 77,8 km/saat olur.

bu arada 4,5 nereden çıktı diyenler; 1 saatte 100 km gidiyorsanız, 450 km'yi 4,5 saatte gidersiniz. (bkz: doğru orantı)

son olarak, arabalarda bulunan göstergenin adı, her ne kadar günlük hayatta hız göstergesi şeklinde söylesek de, sürat göstergesidir.
devamını gör...

suç işleme oranları, kadın cinayetleri oranları, şiddet, çocuk yaşta evlendirme oranları vs. 'den kastediliyorsa evet çok zengin bir ülke!
devamını gör...

16 eylül 1885 doğumlu, alman kökenli psikanalist.
freud ve jung okumalarım sonrası okuduğum için derinlemesine algılayabildim, ayrıca çok severim.

psikolojinin bütüncül boyutlarına derinlemesine çıkarımları var.
onun yöntem ve analizlerini okumak benim için her zaman çok keyifliydi.

ufuk açan bu değerli bilim kadınına saygıyla...
devamını gör...

ışık yılı'nı zaman birimi olarak kullananlar iyi dinleyin, ya da siz dinlemeyin. birazdan atomu parçalayacak düzeyde fizik şeyapıcaz, kafamız sütlaç olcak. siz boşverin en iyisi hehe.

parsek de ışık yılı gibi bir uzaklık birimi, fakat bunu zaman birimi sanmanız imkansız (çünkü içinde yıl geçmiyor hehe). peki parsek gerçekte nedir? parsek, bir milletin kendi kend- ehm. parsek, star wars resmi uzaklık birimidir efenim. bunu biliyoruz zaten hepimiz, neden; çünkü hepimiz burada star wars hayranıyız. hepimiz padme'yiz hepimiz count dooku'nun askerleriyiz. bilmeyenler için amme hizmeti:


önce beyninizi yakayım, sonra şekilli şüküllü anlatım yapıcam. söz.

şimdi efendim parsek nedir tanımlamamız için iki tane doğru hayal etmeniz lazım. biri güneşten, diğeri dünyadan çıkan doğrular. bunlar paralel değiller, ve ileride bir yerlerde kesişecekler. neden güneş ve dünya peki, çünkü biz güneş sistemi'ndeyiz ve dünya'da yaşıyoruz. neden güneş, çünkü sistemin merkezi. burada bir subtopic açıyorum ve parallax nedir onu anlatmaya başlıyorum. bunu bilmeniz lazım.

parallax, siz sağ gözünüzle baktığınızda bir cismin yerini başka, sol gözünüzle baktığınızda başka görmenizin altında yatan hede. türkçesi ıraklık açısı falan gibi bişey(-miş). yani, sağ ve sol gözünüzden baktığınız nesneye doğru birer ışın yollayın, bunların arasında kalan açı parallax.

evde denemeyiniz. şaka şaka, şimdi hepinize deneticem. sağ işaret parmağınızı (solaklar da sağ işaret parmağını. evet. çünkü ben öyle istiyorum hehe.) burnunuzun hizasına kaldırın, yere dik olacak şekilde tutun, sanki karşınızdaki insanı azarlayacak, ona parmak sallaya sallaya "ben sana yapma demedim mi, ha!" diyecekmişsiniz gibi hayal edin kendinizi, ama azarlamayın. öylece durun. şimdi parmağınızın arkasında, uzaklarda bişeylere odaklayın bakışınızı. mesela benim için, odanın karşı duvarındaki priz bu odaklanacağım şey. siz de seçin işte kendinize bişeyler. sshh, mini etekli ablanın bacaklarına odaklananlar, görüyorum.

odaklandıysak bir sonraki adıma geçiyoruz, sağ gözünüzü kapatın. parmak sağa kaydı biraz di mi. şimdi sağı açıp solu kapatın. şimdi de sola mı kaydı ne. hadi şimdi ikisini de kapatın hehe. şaka şaka, aç çocuum gözlerini. dinle burayı, dinle burayı.

parmağınızı hareket ettirmediğiniz ve beni trollemediğinizi varsayıyorum, parmağınız sabitti yani. e niye değişti o zaman yeri. çünküüüüü, bakışaşısı! şey ehm, bakış açısı.

eğer bu gözlerimizi kapattığımızda parmaklarımızın yerinin değişme açısını ölçersek, parmağımızın burnumuza olan mesafesini buluyoruz. parallax bu yüzden önemli. hala mevzuya uyanamayanlar için açıklama devam ediyor. for ingliş, pres nayn.

şimdi bunu parsek için anlatalım. parmak aslında bizim baktığımız yıldızdı. sağ ve sol gözümüz de dünyanın farklı zamanlardaki konumları. mesela biri yaz biri kış mevsiminde iki farklı gün olsun. siz seçin. kış mevsimi 16 mart olsun ama, çünkü doğum günüm. hehe. eğer baktığımız yıldız ebesinin hörekesinde değilse biz bu parallax açısını fark edebiliyoruz. bu da mesafeyi hesaplayabiliyoruz demek. bu daaaaa, kessel run için 12 parsek- ehm bu başka hikaye. e güneş nerde, güneş neremiz oluyor peki? güneş de burnumuz, çünkü iki gözümüzün arasındaki merkez nokta, çünkü dünya'nın yörünge merkezi.

evet şimdi dananın kuyruğunun koptuğu yere geliyoruz. 16 martta dünyanın konumunu işaretliyoruz, bi de yıldızın konumunu işaretliyoruz. dünya'dan yıldıza bir düz çizgi çiziyoruz. bi de yaz günü (hadi o da 1 temmuz olsun. kabotaj bayramı hehe) dünya'nın konumunu tespit edip, yaz gününde yıldızımızı nerede gördüysek oraya yine bir düz çizgi çiziyoruz. tabi bu doğrular paralel olmadığı için bir noktada kesişecekler, "x" harfine benzer bir yapı oluşturacaklar. tabi böyle x gibi kolunu bacağını açmış değil, daha "paralelimsi". aradaki açıyı hesaplayınca parallax açımızı hesaplamış oluyoruz gençler, haydi hayırlı uğurlu olsun.

tabi bunu bilim adamları böyle 2 farklı tarihe göre yapmıyorlar. neden, çünkü 2 gün sonraki konumdan ölçüm almak çok da birşey ifade etmiyor çünkü mesafe devasa, o kadar açı değişimini hesaplayacak göz yok kimsede. onun yerine güneşi kullanıyoruz.

şimdi yukarıdaki çizgileri bi de güneşle çizdiricem. hazır, yerlerinize, başla! güneşimizi, izlediğimiz yıldızın yörünge merkezine hizalayıp bir adet çizgiyle ikisini birleştiriyoruz. sonra da ölçümü aldığımız gün dünyanın konumuyla yıldızın konumunu çizgiyle birleştiriyoruz, ta-daa! yine ortaya kesişen doğrular çıkıyor. aradaki açı da parallax acısı.

peki bu açı nasi bişey, kaç derece, 2pi-45 ile tanjantı var mı, falan fişman soruları geliyor insanın aklına doğal olarak. bu açı mesafeye bağlı olarak o kadar ufak bir değer ki, dereceyle falan ölçemiyoruz. bunu ölçtüğümüz birim arksaniye (bkz: arcsecond). 1 derece=3600 arksaniye demiş birileri, biz de onu kullanaduruyoruz. biz dediğim yani astronomlar falan. yoksa ben, peh, çıplak gözle hesaplıyorum. proxima centauri mesela 1.3 parsek uzaklıkta. heheyt, inanmayan açsın okusun hehehe.

"peki parallax açısı ile parsek arasındaki matematik ne ulan, söyle şunu" diyenler için geliyor şimdi. bir parsek, parallax açısı 1 arksaniye olan objeye olan uzaklıktır. yani yaklaşık 3.26 ışık yılı. yani 31 trilyon kilometre civarı bi uzaklık. açı ne kadar büyürse (mesela 2 arksaniye olursa) baktığımız obje o kadar yakındadır. 2 arksaniye ise açımız, yarım parseklik mesafeye bakıyoruz demektir. 1 arksaniye ise 1 parsek, 1/2 arksaniye ise 2 parsek, 1/3 arksaniye ise 3 parsek diye gidiyor.

şekil şükül nerde diyenler için geliyor: ahanda burda :
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

einstein'ın efsane sözünü buraya bırakıyorum:
tanrıya inanan adam olmak kolay, asıl zorluk tanrı'nın inanacağı insan olmakta.
devamını gör...

friedrich goltz (1834-1902) psikolog ve yazardır. kaynayan kurbağa (boiling frog) deneyi ile beyni çıkarılmış bir kurbağanın yavaşça ısınan suda kalacağını, ancak 25 ° c'ye ulaştığında normal bir kurbağanın sudan kaçmaya çalıştığını gösterdi.

kaynayan kurbağa hikayesi, genellikle, insanları istenmeyen sonuçlara maruz kalmaları için kademeli değişimin bile farkında olmaları konusunda uyaran bir metafor olarak sunulur.

boiling frog
(bkz: kurbağa deneyi)
devamını gör...

yüz yıldır laiklik adı altında bu memleketin kadınları kahvehane kültüründen mahrum bırakıldı. milyonlarca kahvehane ata erkil zihniyetin t.şş.q kokusuna terk edildi. bunu bize reva gören oryantalist zihniyete şunu sormak istiyorum, avrupada hangi ülkede cinsiyete özel çay kahve içilebilecek sexsist bir mekan görülmüştür ülkemiz dışında.

yok.

çünkü dibine kadar ataerkil ve testesterona dayalı bir eşitsizlikle yetiştirildik. kadınların elinden yancılık gibi bir hayat tecrübesi çalındı. gerçek bir anadolu kahvehanesinde 101 oynayıp batağın dibine vuramayan kadınlarımızın hali ortada hepsi küçük bir prenses ve pelinsuya dönüştü. erkek hegemon bir toplumda kadınların elinden çalınan kahvehane kültürünü iadei itibar etmek suretiyle cinsiyetsiz kahvehaneler için sosyal adalet savaşını başlatıyorum. her destek daha özgür bir yarının filizlenmesi demektir. saygılarımla.
devamını gör...

poğaça yiyeceğim birazdan hepinizi seviyorum candan. günaydıın sevgili portakallarım. yine diyetin d sinin gözükmediği bir sabah. hava güzel ben güzelim e o zaman ye babam ye. sizi de güzel gördüm haydi sizde!
devamını gör...

gel de sevme memleket ordu
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

okuması çok keyifli yazılar yazan, ortağıyla birlikte büyük şehrin kaosundan kurtulma şansına sahip olmuş değerli bir yazarımızdır.
ikizlerine uzun, sağlıklı ömürler diliyorum.
kalemi körelmesin.
devamını gör...

jean-paul sartre sorarsanız,bundan kolay bir şey yoktur:

varoluşçuluğu okurlara tanımlamak mı?çok kolay bir iştir bu!felsefe terimleriyle söylersek,her nesnenin bir özü,bir de varlığı vardır.öz,sürekli nitelikler topluluğu demektir.varlık(ya da varoluş)ise dünyada etkin olarak bulunuş demektir.çoğu kimseler özün önce,varoluşun sonradan geldiğine inanırlar.örneğin,bezelyeler bir bezelye düşüncesine göre yerden biter,yuvarlaklaşırlar.bir ev kurmak isteyen kimsenin,ne biçim bir nesne yaratmak istediğini iyice bilmesi gerekir..

burada öz,varoluştan önce gelir.insaları tanrının yarattığını inanan kimselere şöyle düşünürler:tanrı insaları kendindeki insan düşüncesine göre var eder.öte yandan,inançsız kimselerde şu geleneksel görüşe bağlanırlar..nesne,ancak özüne uyduğu zaman var olur.nitekim 18.yy hep şuna inandı:bütün insalara özgü ortak bir öz vardır;bu değişmez özün adı insan doğasıdır.
devamını gör...

yaşıma başıma uymayacak kadar hızlı adapte olduğum, hiç yadırgamadığım eylem. herkes sevecek diye bir kural yok tabii. anlayamadığım tek şey, saatlerce sosyal medyada ya da internette zaman geçiren kişilerin konu e-kitap olduğunda gözlerinin yandığını, boyunlarının tutulduğunu iddia etmeleri.
devamını gör...

nezaketin işe yaramadığı yerde nazik olmak beyhudedir, kabalaşmak da bir tercih olmamalı. sessizce çekilmek en güzeli.
devamını gör...

hastayken keyifsiz olduğumu bilmiyor musunuz?
niye soruyorsunuz, niye suratın asık diye.
tadım yok.
ben uyumaya gidiyorum.
devamını gör...

pokemon'da şarkı söyleyip uyutan ufaklık. sonra da uyudular diye sinirlenip mikrofondan kalem çıkartıyordu. böyle yüz çizmeler falan.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim