yağmura en çok yakışan şey
kahveeee
devamını gör...
sözlük yazarlarının evdeki konumu
devamını gör...
washington
abd' de washington adıyla pek çok şehir, kasaba vs... vardır. bunlardan en fazla bilineni eyalet olanı ve başkent olanıdır.
eyalet olanı washington eyaleti olarak geçer ve amerika birleşik devletleri'nin büyük okyanus kıyısındaki en kuzeyde, kanada sınırında olanıdır. en büyük kenti seattle' dır.
başkent olanın ise tam adı washington d.c. dir. buradaki d.c. kısaltması district of columbia demek olup columbia bölgesi anlamına gelir, bilinenin aksine abd nin ilk ve tek başkenti değildir.
1778 yılında başkent iki yıl süre ile new york city olmuş, daha sonra 1790-1800 yılları arasında başkent philadelphia yapılmıştır, bu sırada washington d.c. yeni başkent olarak inşa ediliyordu .başkent daha sonra washington'a taşınmıştır .
adamların her şeyi gibi washington d.c. de kurulurken siyasi açıdan belli bir düzene göre kurulmuştur, özel bir statüdedir. başkenti bir eyalete bağlarsak bu ona diğer eyaletler karşısında haksız yere avantaj sağlayacaktır diye hiç bir eyalete bağlı değildir. district of columbia denilen özel statüde bir bölge olarak kabul edilmiştir. amerikan kongresinde üyesi vardır ama oy hakkı yoktur. senatoda burayı temsil eden senatör yoktur.
eyalet olanı washington eyaleti olarak geçer ve amerika birleşik devletleri'nin büyük okyanus kıyısındaki en kuzeyde, kanada sınırında olanıdır. en büyük kenti seattle' dır.
başkent olanın ise tam adı washington d.c. dir. buradaki d.c. kısaltması district of columbia demek olup columbia bölgesi anlamına gelir, bilinenin aksine abd nin ilk ve tek başkenti değildir.
1778 yılında başkent iki yıl süre ile new york city olmuş, daha sonra 1790-1800 yılları arasında başkent philadelphia yapılmıştır, bu sırada washington d.c. yeni başkent olarak inşa ediliyordu .başkent daha sonra washington'a taşınmıştır .
adamların her şeyi gibi washington d.c. de kurulurken siyasi açıdan belli bir düzene göre kurulmuştur, özel bir statüdedir. başkenti bir eyalete bağlarsak bu ona diğer eyaletler karşısında haksız yere avantaj sağlayacaktır diye hiç bir eyalete bağlı değildir. district of columbia denilen özel statüde bir bölge olarak kabul edilmiştir. amerikan kongresinde üyesi vardır ama oy hakkı yoktur. senatoda burayı temsil eden senatör yoktur.
devamını gör...
okuduğun bir kitabı pudra şekerine uyarla
kürk mantolu pudra şekeri.
devamını gör...
2001 ekonomik krizi
2001 ekonomik krizinin tam olarak anlaşılması için 90'lar türkiye'sindeki yolsuzluk, rüşvet, mafya ve suikastler, faili meçhul cinayetler konjonktürünü irdelemek gerekiyor. geçmişin çöplüğünü karıştıralım biraz.
19 şubat 2001 milli güvenlik kurulu toplantısında bir hukukçu olan cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer, içerisinde başbakan yardımcısı hüsamettin özkan'a bağlı halkbank'ın da olduğu 11 bankanın dosyaları devlet denetleme kurulu tarafından incelemeye almıştı. bülent ecevit ise bu incelemeye "denetimin denetimi mi olur" diyerek karşı çıkmıştı. bülent ecevit, cumhurbaşkanının hükümetin işlerine karışmasına öfkelenmişti.
bankaların denetlenmesi konusunda dönemin iktidar partisi demokrat sol parti başbakanı bülent ecevit'e cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer "siz ya bu anayasayı (kitabı ecevit'in önüne doğru iterek) okumuyorsunuz ya da okuduğunuzu anlamıyorsunuz." dedi. bülent ecevit sessiz kalırken başbakan yardımcısı hüsamettin özkan bu eyleme tepkisini gösterdi. hüsamettin özkan, cumhurbaşkanına "seni halk seçmedi, üç lider bu konuma getirdi. başbakanla bu uslupla konuşamazsın, nankör" dedi ve anayasa kitabını cumhurbaşkanının önüne hızla geri sürüdü. kafaya kitap atmak filan yok, masanın üstünde kitabı birbirlerine sürüyorlar o kadar.
bülent ecevit ve ekibi toplantıyı terk etti. başbakanlıkta basının karşısına geçti. basına verdiği demeçte yaşananları bir "siyasi kriz" olarak anlattı. bülent ecevit dolduruşa gelmişti. kulislerde halkbank ve hüsamettin özkan konuşuluyordu. cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer "bende bankaları denetleyebilirim." dediğinde hüsamettin özkan neden karşı çıktı? demokrat sol parti neden bu tiyatroyu sergiledi? bu ülkenin ulusal ekonomisi ve halkının kaderi siyasetçilerin kaprislerine göbekten bağlıdır. yazıktır bu millete, yazıktır kurtatırılan bu vatana, yazık size, yazık bize.
türkiye borsası hep yabancı sermayeyle yüksek işlem hacimlerine ulaşmıştır. yabancı yatırımcı günümüzde hala türkiye'nin siyasi konjonktürüne göre yatırım kararları almaktadır. işte bu nedenle bülent ecevit'in yaptığı çok büyük bir cahilliktir. siyasi kriz, türkiye piyasalarında şok etkisi yarattı. zaten 1999 gölcük depremi yaralarını sarmaya çalışıyorduk ve 2000 yılında küresel bankacılık krizi yaşanıyordu. bülent ecevit işte bu yüzden büyük bir cahillik yapmıştır.
türkiye borsasından 7.6 milyar dolar para çıkışı oldu ve borsa -%14.6 değer kaybıyla çöktü. yabancı yatırımcı, bülent ecevit'e saygı duyuyordu ve onu yakından takip ediyordu. bülent ecevit, kıbrıs barış harekatı ile uluslar arası bir ün kazanmıştı. işte bu cahil davranışıyla anlık öfkesiyle, birilerinin dolduruşuyla siyasi özkıyımını gerçekleştirdi. zaten bülent ecevit tecrübeli bir siyasetçi, olsaydı anayasa kitapçığı krizini gündeme dahi getirmezdi. başbakanlıkta gözü olan ve ecevit'in kuyusunu kazan hüsamettin özkan a ve iktidar parti olarak koalisyon ortaklarına söz geçirmekte zorlanıyordu. (bülent ecevit'e kortizon tedavisi uygulayarak kemik erimesine sebep olan sözde tedaviyi kim planladı acaba? (gbkz: rahşan ecevit) doktorları ve hastaneyi değiştirince bülent ecevit sağlığına kavuşmuştu.)
ara not: hüsamettin özkan, fetullah gülen'in yurt dışına kaçması için sağlık raporu verilmesinde önemli isimnlerden biridir. kaynak1 kaynak2
türkiye %150 enflasyon gördü, %10 küçüldü. halk fakirleşti. dsp hükümetine tepkiler çığ gibi büyüdü. bülent ecevit, dünya bankası başkan yardımcısı kemal derviş'i çağırdı. kemal derviş, ekonomiden sorumlu devlet bakanı olarak dsp hüklümetine katıldı.
kemal derviş uluslar arası finans sektöründe tanınan biriydi. türkiye'de ekonomik krizin yönetilmesi için en doğru isimdi. bu da bülent ecevit'in zekası ve başarısıdır. çünkü bülent ecevit çok iyi bir diplomattır.
kemal derviş, 2001 türkiye ekonomik krizini bankacılık sektöründe üstü kapatılmış sorunlardan ortaya çıktığını söylüyordu. bu durum cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer'in öngörüsünü doğruluyordu. hükümet, var olan bankacılık sorunlarını öteliyordu ve cumhurbaşkanı görevini yapmıştı. hüsamettin özkan'ın şovu ve bülent ecevit'in cahilliği ülkeyi krize sürüklemişti.
kemal derviş bir teknokrat olarak koalisyon hükümetleri tarafından pek sevilmedi. özellikle milliyetçi hareket partisi'nin kemal derviş alerjisi tutmuştu. ilerleyen zamanda erken seçim isteyecekti zaten. mhp'nin kemal derviş alerjisi şüphesiz mafyatik ilişkilerinden kaynaklanıyordu. o dönemin faili meçhul cinayetlerle çalkalandığını hatırlatmak isterim.
international monetary fund (imf) türkiye'ye 20 milyar dolar kredi verdi. imf, kredi verdiği ülkelere müfettişlerini gönderir ve ekonomik istikrar için uyum politikalarını denetler. bu devlet memurlarının rüşvetlerini bir anda kesti. 90'lar rüşvetçi memurlarla biliniyordu. kemal sunal, şener şen, levent kırca gibi sanatçılar filmlerinde sürekli yolsuzlukları ve rüşveti eleştirirdi.
türkiye halkı her güne yeni bir zam haberiyle uyanıyordu. zamlar, ekonomik krizin gerekliliklerinden biridir. ancak halk hem cahil hem fakirdi. ekonominin bel kemiği olan orta gelirli devlet memurlarının rüşvet çarkı durmuştu. siyasetçiler kemal derviş'i zamların sorumlusu olarak gösteriyordu. yurt dışından geldiği için ve golf oynadığı için halk ona kinleniyordu. siyasi baskılar yüzünden 2002'de görevinden istifa etmek zorunda hissetti. ancak türkiye ekonomisi düzlüğe çıkamadığı için yine görevine geri döndü.
büyük şehirlerde hastane kuyrukları, çöp dağları, kışın kaçak yapılaşma, kömür sobaları sebebiyle kışın hava kirliliği, elektrik kesintileri, iski zamları, su kesintileri 90'lar türkiyesi'nin gerçekleriydi. bütün bunlar kemal derviş'in ekonomi politikalarının sonucuymuş gibi anlatılıyordu. uluslar arası piyasalarda çok saygı duyulan bir teknokrat olan kemal derviş kendi vatanında "ingiliz-amerikan uşağı" olarak görülmüştür. halbuki dünya bankası'nda görevliyken diğer vatanı olan arnavutluk cumhuriyeti'ni ekonomik krizden kurtarmış birisidir, kemal derviş. onun istikrarlı duruşu medya'da "arnavut inadı" olarak halka yediriliyordu. siyasetçilerle medya kol kola halkı arnavutlar'a karşı kinlendiriyordu.
kendisinden türkiye ekonomisi'nin kurtarması beklenen kemal derviş'in ekonomi politikaları siyasi bir güç tarafından sürekli engelleniyordu.
şimdi olayları şöyle bir hatırlayıp günümüzdeki datayla karşılaştırısak: halkbank en başından beri şüpheli işlemler yapıyormuş. ahmet necdet sezer denetlemek istediğinde siyasi kriz çıkarıldı. siyasi kriz bir anda ulusak ekonomik krize dönüştü. dünya bankası'ndan istifa edip gelen kemal derviş bankalardaki usulsüzlükleri rapor etti. bu dönem cem uzan'sız düşünülemez. amerikan şirketlerini dolandıran cem uzan ve halkbank rüşvetleri abn'nın dikkatini çekti. kemal derviş tüm türkiye'yi saran rüşvet ve yolsuzlukla mücadele etmek isterken karşısında kin ve nefret gördü. kemal derviş kendi vatanında hor görülünce mücadele ruhunu kaybetti. başbaşan olabilseydi bütün bu sorunları kökten çözebileceğine inanıyordu. bu yüzden dsp'den ayrılıp chp'ye geçti. türkiye cumhuriyeti için abd, fetullah gülen üzerinden başka bir oyun kuruyordu. bunu o dönem necip hablemitoğlu görmüştü ancak 2002'de faili meçhul cinayete kurban oldu.
kemal derviş çoktan kazanılmış bir oyunu bozamayacak kadar yalnızdı. kemal derviş'e hakaret etmek büyük bir cahilliktir çünkü türk finans sistemini umulmayacak şekilde yeniden yapılanmasını sağlayan güçlü ekonomi programı'nı hazırladı. 2002'de başbakan yardımcısı devlet bahçeli ile anlaşamadı için görevinden istifa etti. güçlü türkiye cumhuriyeti için yeni bir şans yarattı.
çok açıktır ki dış güçler türkiye'de sol iktidar istemiyor. dinci, yobaz bir türkiye yaratmak için herkes el birliğiyle çalışmıştır. kendisini sosyalist, halkçı, solcu gören kimseler kişisel hırsları ve bencilce hareketleri yüzünden birlik olamamıştır. işte türkiye'nin sorunu da budur zaten. solcuların hepsinden farklı sesler, farklı projeler çıkarken dincilerin hepsi tek paydada birleşebilmektedir.
recep tayyip erdoğan ve hüsamettin özkan ilişkisi
muhalefet partisinin konuşmasını habertürk tv kanalı canlı yayında verince recep tayyip erdoğan sinirleniyor ve fatih saraç'ı arıyor.ciner medya grubu'nu kontrol eden fatih saraç'ı arıyor
bahsi geçen ciner medya grubu'nun sahibi turgay ciner, hüsamettin özkan'ın damadıdır.
"alo fatih" olarak adlandırılan bir dizi ses kayıtlarında bu ilişkiyi recep tayyip erdoğan'ın da bildiği görülmektedir. aşağıda alo fatih 4 isimli ses kaydını ve konuşma metnini görebilirsiniz.
turgay ciner'in fetö bağlantısı: kaynak
post scriptum: hüsamettin özkan'ın fotoğrafına bakıp hangi partiden olduğunu tahmin edebilir misiniz?

o bıyığı ben fetöcüyüm diye bağırıyorken ecevit'in onu sağ kolu yapması gerçekten akıl alır gibi değil.
türkiye cumhuriyeti'nin gerçekten böyle vahşi, mülevves, tüketici siyasete ihtiyacı yoktur. devlet kurumlarının ve bürokrasinin iyileştirilmesi tek seçenektir. yoksa partiler liderleriyle birlikte doğarlar, büyürler ve siyasini ömrünü bitirirler.
2002 yılında cumhuriyet halk partisi yabancı sermayeye karşı, batının reformlarını örnek almak gerektiğini düşünse de muhafazakar birr partiydi. o dönem adalet ve kalkınma partisi küresel sermayeye karşı değildi.
kemal derviş gibi bir fırsatı chp kullanamadı. yabancı sermaye ile yeni gabrikalar kurulabilirdi, istihdam sağlanabilirdi. almanya ile birlikte büyürdük. kemal derviş çok büyük bir fırsattı. ce-ha-pe kullanamadı.
hepsinin allah belasını versin. yazık bu ülkeye
19 şubat 2001 milli güvenlik kurulu toplantısında bir hukukçu olan cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer, içerisinde başbakan yardımcısı hüsamettin özkan'a bağlı halkbank'ın da olduğu 11 bankanın dosyaları devlet denetleme kurulu tarafından incelemeye almıştı. bülent ecevit ise bu incelemeye "denetimin denetimi mi olur" diyerek karşı çıkmıştı. bülent ecevit, cumhurbaşkanının hükümetin işlerine karışmasına öfkelenmişti.
bankaların denetlenmesi konusunda dönemin iktidar partisi demokrat sol parti başbakanı bülent ecevit'e cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer "siz ya bu anayasayı (kitabı ecevit'in önüne doğru iterek) okumuyorsunuz ya da okuduğunuzu anlamıyorsunuz." dedi. bülent ecevit sessiz kalırken başbakan yardımcısı hüsamettin özkan bu eyleme tepkisini gösterdi. hüsamettin özkan, cumhurbaşkanına "seni halk seçmedi, üç lider bu konuma getirdi. başbakanla bu uslupla konuşamazsın, nankör" dedi ve anayasa kitabını cumhurbaşkanının önüne hızla geri sürüdü. kafaya kitap atmak filan yok, masanın üstünde kitabı birbirlerine sürüyorlar o kadar.
bülent ecevit ve ekibi toplantıyı terk etti. başbakanlıkta basının karşısına geçti. basına verdiği demeçte yaşananları bir "siyasi kriz" olarak anlattı. bülent ecevit dolduruşa gelmişti. kulislerde halkbank ve hüsamettin özkan konuşuluyordu. cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer "bende bankaları denetleyebilirim." dediğinde hüsamettin özkan neden karşı çıktı? demokrat sol parti neden bu tiyatroyu sergiledi? bu ülkenin ulusal ekonomisi ve halkının kaderi siyasetçilerin kaprislerine göbekten bağlıdır. yazıktır bu millete, yazıktır kurtatırılan bu vatana, yazık size, yazık bize.
türkiye borsası hep yabancı sermayeyle yüksek işlem hacimlerine ulaşmıştır. yabancı yatırımcı günümüzde hala türkiye'nin siyasi konjonktürüne göre yatırım kararları almaktadır. işte bu nedenle bülent ecevit'in yaptığı çok büyük bir cahilliktir. siyasi kriz, türkiye piyasalarında şok etkisi yarattı. zaten 1999 gölcük depremi yaralarını sarmaya çalışıyorduk ve 2000 yılında küresel bankacılık krizi yaşanıyordu. bülent ecevit işte bu yüzden büyük bir cahillik yapmıştır.
türkiye borsasından 7.6 milyar dolar para çıkışı oldu ve borsa -%14.6 değer kaybıyla çöktü. yabancı yatırımcı, bülent ecevit'e saygı duyuyordu ve onu yakından takip ediyordu. bülent ecevit, kıbrıs barış harekatı ile uluslar arası bir ün kazanmıştı. işte bu cahil davranışıyla anlık öfkesiyle, birilerinin dolduruşuyla siyasi özkıyımını gerçekleştirdi. zaten bülent ecevit tecrübeli bir siyasetçi, olsaydı anayasa kitapçığı krizini gündeme dahi getirmezdi. başbakanlıkta gözü olan ve ecevit'in kuyusunu kazan hüsamettin özkan a ve iktidar parti olarak koalisyon ortaklarına söz geçirmekte zorlanıyordu. (bülent ecevit'e kortizon tedavisi uygulayarak kemik erimesine sebep olan sözde tedaviyi kim planladı acaba? (gbkz: rahşan ecevit) doktorları ve hastaneyi değiştirince bülent ecevit sağlığına kavuşmuştu.)
ara not: hüsamettin özkan, fetullah gülen'in yurt dışına kaçması için sağlık raporu verilmesinde önemli isimnlerden biridir. kaynak1 kaynak2
türkiye %150 enflasyon gördü, %10 küçüldü. halk fakirleşti. dsp hükümetine tepkiler çığ gibi büyüdü. bülent ecevit, dünya bankası başkan yardımcısı kemal derviş'i çağırdı. kemal derviş, ekonomiden sorumlu devlet bakanı olarak dsp hüklümetine katıldı.
kemal derviş uluslar arası finans sektöründe tanınan biriydi. türkiye'de ekonomik krizin yönetilmesi için en doğru isimdi. bu da bülent ecevit'in zekası ve başarısıdır. çünkü bülent ecevit çok iyi bir diplomattır.
kemal derviş, 2001 türkiye ekonomik krizini bankacılık sektöründe üstü kapatılmış sorunlardan ortaya çıktığını söylüyordu. bu durum cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer'in öngörüsünü doğruluyordu. hükümet, var olan bankacılık sorunlarını öteliyordu ve cumhurbaşkanı görevini yapmıştı. hüsamettin özkan'ın şovu ve bülent ecevit'in cahilliği ülkeyi krize sürüklemişti.
kemal derviş bir teknokrat olarak koalisyon hükümetleri tarafından pek sevilmedi. özellikle milliyetçi hareket partisi'nin kemal derviş alerjisi tutmuştu. ilerleyen zamanda erken seçim isteyecekti zaten. mhp'nin kemal derviş alerjisi şüphesiz mafyatik ilişkilerinden kaynaklanıyordu. o dönemin faili meçhul cinayetlerle çalkalandığını hatırlatmak isterim.
international monetary fund (imf) türkiye'ye 20 milyar dolar kredi verdi. imf, kredi verdiği ülkelere müfettişlerini gönderir ve ekonomik istikrar için uyum politikalarını denetler. bu devlet memurlarının rüşvetlerini bir anda kesti. 90'lar rüşvetçi memurlarla biliniyordu. kemal sunal, şener şen, levent kırca gibi sanatçılar filmlerinde sürekli yolsuzlukları ve rüşveti eleştirirdi.
türkiye halkı her güne yeni bir zam haberiyle uyanıyordu. zamlar, ekonomik krizin gerekliliklerinden biridir. ancak halk hem cahil hem fakirdi. ekonominin bel kemiği olan orta gelirli devlet memurlarının rüşvet çarkı durmuştu. siyasetçiler kemal derviş'i zamların sorumlusu olarak gösteriyordu. yurt dışından geldiği için ve golf oynadığı için halk ona kinleniyordu. siyasi baskılar yüzünden 2002'de görevinden istifa etmek zorunda hissetti. ancak türkiye ekonomisi düzlüğe çıkamadığı için yine görevine geri döndü.
büyük şehirlerde hastane kuyrukları, çöp dağları, kışın kaçak yapılaşma, kömür sobaları sebebiyle kışın hava kirliliği, elektrik kesintileri, iski zamları, su kesintileri 90'lar türkiyesi'nin gerçekleriydi. bütün bunlar kemal derviş'in ekonomi politikalarının sonucuymuş gibi anlatılıyordu. uluslar arası piyasalarda çok saygı duyulan bir teknokrat olan kemal derviş kendi vatanında "ingiliz-amerikan uşağı" olarak görülmüştür. halbuki dünya bankası'nda görevliyken diğer vatanı olan arnavutluk cumhuriyeti'ni ekonomik krizden kurtarmış birisidir, kemal derviş. onun istikrarlı duruşu medya'da "arnavut inadı" olarak halka yediriliyordu. siyasetçilerle medya kol kola halkı arnavutlar'a karşı kinlendiriyordu.
kendisinden türkiye ekonomisi'nin kurtarması beklenen kemal derviş'in ekonomi politikaları siyasi bir güç tarafından sürekli engelleniyordu.
şimdi olayları şöyle bir hatırlayıp günümüzdeki datayla karşılaştırısak: halkbank en başından beri şüpheli işlemler yapıyormuş. ahmet necdet sezer denetlemek istediğinde siyasi kriz çıkarıldı. siyasi kriz bir anda ulusak ekonomik krize dönüştü. dünya bankası'ndan istifa edip gelen kemal derviş bankalardaki usulsüzlükleri rapor etti. bu dönem cem uzan'sız düşünülemez. amerikan şirketlerini dolandıran cem uzan ve halkbank rüşvetleri abn'nın dikkatini çekti. kemal derviş tüm türkiye'yi saran rüşvet ve yolsuzlukla mücadele etmek isterken karşısında kin ve nefret gördü. kemal derviş kendi vatanında hor görülünce mücadele ruhunu kaybetti. başbaşan olabilseydi bütün bu sorunları kökten çözebileceğine inanıyordu. bu yüzden dsp'den ayrılıp chp'ye geçti. türkiye cumhuriyeti için abd, fetullah gülen üzerinden başka bir oyun kuruyordu. bunu o dönem necip hablemitoğlu görmüştü ancak 2002'de faili meçhul cinayete kurban oldu.
kemal derviş çoktan kazanılmış bir oyunu bozamayacak kadar yalnızdı. kemal derviş'e hakaret etmek büyük bir cahilliktir çünkü türk finans sistemini umulmayacak şekilde yeniden yapılanmasını sağlayan güçlü ekonomi programı'nı hazırladı. 2002'de başbakan yardımcısı devlet bahçeli ile anlaşamadı için görevinden istifa etti. güçlü türkiye cumhuriyeti için yeni bir şans yarattı.
çok açıktır ki dış güçler türkiye'de sol iktidar istemiyor. dinci, yobaz bir türkiye yaratmak için herkes el birliğiyle çalışmıştır. kendisini sosyalist, halkçı, solcu gören kimseler kişisel hırsları ve bencilce hareketleri yüzünden birlik olamamıştır. işte türkiye'nin sorunu da budur zaten. solcuların hepsinden farklı sesler, farklı projeler çıkarken dincilerin hepsi tek paydada birleşebilmektedir.
recep tayyip erdoğan ve hüsamettin özkan ilişkisi
muhalefet partisinin konuşmasını habertürk tv kanalı canlı yayında verince recep tayyip erdoğan sinirleniyor ve fatih saraç'ı arıyor.ciner medya grubu'nu kontrol eden fatih saraç'ı arıyor
bahsi geçen ciner medya grubu'nun sahibi turgay ciner, hüsamettin özkan'ın damadıdır.
"alo fatih" olarak adlandırılan bir dizi ses kayıtlarında bu ilişkiyi recep tayyip erdoğan'ın da bildiği görülmektedir. aşağıda alo fatih 4 isimli ses kaydını ve konuşma metnini görebilirsiniz.
turgay ciner'in fetö bağlantısı: kaynak
post scriptum: hüsamettin özkan'ın fotoğrafına bakıp hangi partiden olduğunu tahmin edebilir misiniz?

o bıyığı ben fetöcüyüm diye bağırıyorken ecevit'in onu sağ kolu yapması gerçekten akıl alır gibi değil.
türkiye cumhuriyeti'nin gerçekten böyle vahşi, mülevves, tüketici siyasete ihtiyacı yoktur. devlet kurumlarının ve bürokrasinin iyileştirilmesi tek seçenektir. yoksa partiler liderleriyle birlikte doğarlar, büyürler ve siyasini ömrünü bitirirler.
2002 yılında cumhuriyet halk partisi yabancı sermayeye karşı, batının reformlarını örnek almak gerektiğini düşünse de muhafazakar birr partiydi. o dönem adalet ve kalkınma partisi küresel sermayeye karşı değildi.
kemal derviş gibi bir fırsatı chp kullanamadı. yabancı sermaye ile yeni gabrikalar kurulabilirdi, istihdam sağlanabilirdi. almanya ile birlikte büyürdük. kemal derviş çok büyük bir fırsattı. ce-ha-pe kullanamadı.
hepsinin allah belasını versin. yazık bu ülkeye
devamını gör...
karma puanını harcamaya kıyamamak
kaç zamandır takipçilerimi görebilmek için karma puanımın 1500 olmasının hayalini kuruyorum, artık alabilirim istersem ama kıyamıyorum puanlarıma imdat.
devamını gör...
bir masum mor menekse
aktroll meler gelir
aktroll meler gelir
dağları deler gelir
aktroll meler gelir
dağları deler gelir
devamını gör...
kiloda artış fark edildiğinde yapılan ilk şey
zaten veririm diye diye bi beş kilo daha alırım.
devamını gör...
yazarlar bugün bir kelime olsa olacakları kelime
sıkıldım.
devamını gör...
yuh yuh
çok şey anlatan selda bağcan eseridir.
bir nevi disstir yahu geçirir durur.
kendisi müzik silah kadar tehlikelidir derken çok haklıymış bunu görüyoruz.
o şarkıda bahsettiği insanlar bu şarkıyı dinlerken utanmıyorsa ben onların ciğerini sileyim.
uzaktan yakından, yuh çekme bana!
sana senin gibi gibi baktım ise yuh
efendi görünüp bütün insana
hakkın kullarını yıktım ise yuh
yuh yuh, yuh yuh soyanlara
soyup kaçıp doyanlara
insana kıyanlara
yuh nefsine uyanlara, yuh!
bir nevi disstir yahu geçirir durur.
kendisi müzik silah kadar tehlikelidir derken çok haklıymış bunu görüyoruz.
o şarkıda bahsettiği insanlar bu şarkıyı dinlerken utanmıyorsa ben onların ciğerini sileyim.
uzaktan yakından, yuh çekme bana!
sana senin gibi gibi baktım ise yuh
efendi görünüp bütün insana
hakkın kullarını yıktım ise yuh
yuh yuh, yuh yuh soyanlara
soyup kaçıp doyanlara
insana kıyanlara
yuh nefsine uyanlara, yuh!
devamını gör...
kadın parasız erkeği sever mi sorunsalı
dünyada parayı sadece erkeklerin kazandığını zanneden erkeklerin uydurduğu şehir efsanesini, kendilerince teyit etmek için sordukları sorucuk. cevaplamaya tenezzül etmiyorum.
devamını gör...
muhafazakar ailenin farklı düşünen çocuğu olmak
ateistliğin adı farklı düşünmek olmuş ! swh!
böyle çocuklar ölene kadar boşlukta yaşar. sanki ďin , parçalarımızı yapıştıran sorgusuz bir tutkal gibi, bir şeye inanmayan herkes gibi iç muhasebesi bitmez, neye inanacaĝını da neye inanmayacagini da bilemez. mutsuzdur bu çocuklar , inanmadığını söylemek şurda dursun, belki imana gelirsin umuduyla zorla cumaya bile götürülürsün. çünkü bu gibi ailelerde , zihinde yüzde bir milyar kez emin oldukları bir allah vardır. kesin, katı kuralları olan, yakan, korku veren bir allah. çocuk için cehennem gibi bir şeydir ama ailenin pek de umrunda olmaz. batı da çocuklar 2-3 yaşlarında yüzme, piyano, satranç, bale, matematik, beyzbol, tenis kurslarına yazdırılırken türkiyede çocuklar, daha bebekken kuran kursuna yazdırılır. daha konuşamayan çocuklar, hizaya gelsin diye bir camide soldan verilen harfleri ezberlemeye çalışırlar. neden birleşmiş milletlere alınmadığımız çok açık değil mi? elli yıl kuran kursuna gitsen de katil oluyorsun, hırsız oluyorsun, kötülük yapıyorsun. ama onlar, doğar doğmaz cennete gitsin diye hemen din öĝretilmeyen çocuklar ise büyüyüp nobel alıyor, dünyaya kalıcı şeyler bırakabiliyor. neyse ya. sustum.
böyle çocuklar ölene kadar boşlukta yaşar. sanki ďin , parçalarımızı yapıştıran sorgusuz bir tutkal gibi, bir şeye inanmayan herkes gibi iç muhasebesi bitmez, neye inanacaĝını da neye inanmayacagini da bilemez. mutsuzdur bu çocuklar , inanmadığını söylemek şurda dursun, belki imana gelirsin umuduyla zorla cumaya bile götürülürsün. çünkü bu gibi ailelerde , zihinde yüzde bir milyar kez emin oldukları bir allah vardır. kesin, katı kuralları olan, yakan, korku veren bir allah. çocuk için cehennem gibi bir şeydir ama ailenin pek de umrunda olmaz. batı da çocuklar 2-3 yaşlarında yüzme, piyano, satranç, bale, matematik, beyzbol, tenis kurslarına yazdırılırken türkiyede çocuklar, daha bebekken kuran kursuna yazdırılır. daha konuşamayan çocuklar, hizaya gelsin diye bir camide soldan verilen harfleri ezberlemeye çalışırlar. neden birleşmiş milletlere alınmadığımız çok açık değil mi? elli yıl kuran kursuna gitsen de katil oluyorsun, hırsız oluyorsun, kötülük yapıyorsun. ama onlar, doğar doğmaz cennete gitsin diye hemen din öĝretilmeyen çocuklar ise büyüyüp nobel alıyor, dünyaya kalıcı şeyler bırakabiliyor. neyse ya. sustum.
devamını gör...
normal sözlük’ün vasat olması
her şey de mükemmel olmasın, bırakın burada biz de vasat kalalım dediğim başlıktır.
devamını gör...
lübnan
osmanlının ilk gerçek burjuva sınıfının yaşadığı topraklardır. endüstri devriminin etkilediği ilk osmanlı toprağıdır. verimli hilalin en güzel toprağıydı. özellikle pamuk üretimi ve ticareti ile imparatorluğun 19.yy'da ekonomik gelirinin büyük kısmını oluşturmuştur. osmanlı'da ilk kadın işçi sınıfı burada doğmuştur. charles issawi'nin ortadoğu ekonomisi üzerine mükemmel kitapları bulunmaktadır. bugünün aksine aslında yerlileri hristiyan toplumudur. içersinde yahudi nüfusuda bulundurmaktaydı, yahudilerin büyük göçleri 1914' yılında başlıyor. müslümanlar 1940'lara kadar azınlıktadır. fakat siyasal islam sebebiyle din değiştirenlerden tutun da zorla göç ettirilen durziler, maruniler, hristiyanlar, yahudilerin azalması ile klasik arap ülkesi olmaya yüz tutmuştur. topraklarında dünyanın en önemli üniversitelerinden biri olan ''beyrut amerikan üniversitesi''ni barındırmaktadır. nadine labaki gibi muazzam bir yönetmenin ülkesidir. beyrut'u anlamak için ''where we go now'' filmini şiddetle tavsiye ederim. beyrutun bütün kültürel zenginliğinin sebebi içerisinde barındırdığı çeşitlilik ve yaşanmışlıklardır. gece hayatı mükemmeldir, insanları keyifçi ve hayatı sevmektedir.(dış mihraklar izin vermiyor tabi kiiii). kadınları çok güzeldir, düğünleri şölen gibidir, yemek kültürü ve müziği harikadır. kayak yapmak için ideal bir ülkedir, aynı zamanda akdenizin en güzel sahiline sahiptir. en büyük handikabı ise ne yazık ki bütün illegal terör örgütlerinin rahatça konuşlanabildiği bir ülkedir. ne yazık ki birlik ve düzenden yoksundur. ah ulan ah beni o ülkenin başına koyacaksınız varyaaa. son yaşanan patlama kalbimi parçalamıştır. bi huzur verin şu ülkeye! cennet gibi ülkeleri cehenneme çeviren her yapının, ülkenin ve insanın yok olması dileğiyle....
devamını gör...
imparator çay bahçesi
ilk yayım tarihi 1997 olan, türk fantastik edebiyatının kraliçesi nazlı eray'ın kitabıdır.
konusunu anlat deseniz, hiçbir zaman tam anlamıyla anlatamayacağım. konuşan mezar taşı fotoğrafları, 'öbür taraf' ile bizim dünyamızı bir araya getiren bir çay bahçesi, cennetin bekçisi olan irfan adlı şahıs, her biri gül abla'nın hayatındaki bir erkeği temsil eden konuşan afrika menekşeleri var. ve bir kadın, nereden kaçıyor, nere gidiyor belli değil.
bu kitabın bendeki yeriyse çok özel. hayatımda okuduğum ilk romandır bu kitap*. ortaokuldaydım, içindeki fantastik ögeler başımı döndürmüş, beni kitabın içine çekip bitirdikten sonra uzunca bir süre etkisi altında bırakmıştı. romandaki konuşan afrika menekşeleri yüzünden afrika menekşesi aldırmıştım anneme. nazlı eray çok acayip bir yazar, her hikayesiyle her romanıyla farklı şeyler hissettiriyor insana. fantastik ögeleri öylesine güzel yediriyor ki kitaba, fantastik değil de yaşanan her şey olağanmış gibi okumaya başlıyorsunuz bir süre sonra. bu kitap belki size hiçbir şey katmaz ama okumanızı öneririm. sırf keyifli vakit geçirmek için bile.
konusunu anlat deseniz, hiçbir zaman tam anlamıyla anlatamayacağım. konuşan mezar taşı fotoğrafları, 'öbür taraf' ile bizim dünyamızı bir araya getiren bir çay bahçesi, cennetin bekçisi olan irfan adlı şahıs, her biri gül abla'nın hayatındaki bir erkeği temsil eden konuşan afrika menekşeleri var. ve bir kadın, nereden kaçıyor, nere gidiyor belli değil.
bu kitabın bendeki yeriyse çok özel. hayatımda okuduğum ilk romandır bu kitap*. ortaokuldaydım, içindeki fantastik ögeler başımı döndürmüş, beni kitabın içine çekip bitirdikten sonra uzunca bir süre etkisi altında bırakmıştı. romandaki konuşan afrika menekşeleri yüzünden afrika menekşesi aldırmıştım anneme. nazlı eray çok acayip bir yazar, her hikayesiyle her romanıyla farklı şeyler hissettiriyor insana. fantastik ögeleri öylesine güzel yediriyor ki kitaba, fantastik değil de yaşanan her şey olağanmış gibi okumaya başlıyorsunuz bir süre sonra. bu kitap belki size hiçbir şey katmaz ama okumanızı öneririm. sırf keyifli vakit geçirmek için bile.
devamını gör...
melody prochet
kendisi beni en çok etkileyen insanlardan birisiydi, melody's echo chamber projesinde yaptıkları 2012 albümündeki tüm şarkıları eksiksiz olarak sevmiş ve ilham kaynağı edinmiştim kendime, sağ olsun o dönem ne kadar mail attı isem hepsine dönmüştü, 2014 yılında da shirim'i single olarak piyasaya sürmüştü, ondan sonra ise bir süre ortadan kayboldu. o dönemlerde de yine kendisiyle iletişim halinde idim, bir dönem kendisi araba kazası geçirdi, aşırı korkunç bir kaza ki aylarca hastanede yattı. 2018 albümü bon voyage'ı bu yüzden tam olarak tamamlayamadı, normalde 13-14 şarkı olması gereken şarkı, araba kazası sonrası toparlanma sürecinde 7 şarkıda kaldı. zaten o albümü beğenmemiş bir insan olarak söyleyebilirim ki çok eksik, tamamlanmamış hissi oluşturuyordu bende, keşke o araba kazasını geçirmeseydi de tamamlayabilseydi.
ayrıca şöyle ki, sadece sevgili kevin parker *ki kendisini hiç sevmem* değil, o dönemin tame impala kadrosu, özellikle kevin, nick allbrook ve jay watson, 2012 albümüne yardım etmişlerdi, bon voyage'da yanılmıyor isem hiçbiri yardımcı olmamış, iki albüm arasındaki fark edilebilir farklılığı da yine bu kısım açıklıyor.
kendisi güzel sesli, güzel şarkı sözü yazabilen, güzel besteler yapabilen güzel bir ablamız. severek dinliyoruz! umarım melody's echo chamber ile olan üçüncü albümünde bon voyage'dan çok daha iyi bir şeyler çıkarır ortaya.
ayrıca şöyle ki, sadece sevgili kevin parker *ki kendisini hiç sevmem* değil, o dönemin tame impala kadrosu, özellikle kevin, nick allbrook ve jay watson, 2012 albümüne yardım etmişlerdi, bon voyage'da yanılmıyor isem hiçbiri yardımcı olmamış, iki albüm arasındaki fark edilebilir farklılığı da yine bu kısım açıklıyor.
kendisi güzel sesli, güzel şarkı sözü yazabilen, güzel besteler yapabilen güzel bir ablamız. severek dinliyoruz! umarım melody's echo chamber ile olan üçüncü albümünde bon voyage'dan çok daha iyi bir şeyler çıkarır ortaya.
devamını gör...
bohemian rhapsody
durduk yere "mamaaaa" diye bağırmanıza sebep olur.
devamını gör...
uykusuzkahve
tam bir ayaklı kütüphane. kafa sözlüğü okunmaya değer kılan ve katkılarıyla doğan güneşin dünyamızı aydınlatması gibi aydınlatan güzel kişi.
devamını gör...
normal sözlük'te çıkacak ilk tartışma
küfürsüz olmasını umduğumdur. kendini düzgünce ifade edip seviyeyi koruyabilenler arasında olması misirimizi kolamizi yanımıza alıp izlettirir.
devamını gör...