merhabalar sevgili dostlar. bir süredir gündemimizde olan, ancak bizim için oldukça üzücü olduğundan, kendi aramızda bile konuşmaktan kaçındığımız bu haberi artık sizlerle paylaşmak durumundayız zira torku’nun ecele faydası yok. *

efenim, spontane isimli güzide radyo yayınımızı, malesef bu hafta da dahil olmak üzere, belirsiz bir süre için askıya almak durumundayız. gelecek ne getirir bilinmez dostlar, ama sizinle ve yayınımızla olan geçmiş, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar güzeldi.

- peki neden a cenk? sen biliyo musun yılmaz gacesinden ayrıldı? kimden ötürü ha kimden ötürü? senden ötürü mü? benden ötürü mü?

malesef benden ötürü a dostlar. önümüzdeki süreçte kişisel gündemlerimden kaynaklı, hem sözlüğe hem de radyoya pek az zaman ayırabileceğim. buna canlı yayın saatlerimiz ve keşke hepiniz dahil olabilseniz de bizim kadar eğlenebilseniz dediğimiz, yayın hazırlık süreçlerimiz de dahil malesef.

hal böyle olunca, sizleri pazartesiye kadar bekletmeden haberdar edelim dedik. size dinleyenlerimiz diyemem. desem desem, bize kulak veren dostlar diyebilirim. hem robnaja’nın hem benim ilk yayın deneyimimiz olan bu süreçte desteğini esirgemeyen tüm dostlara, bizimle gülen bizimle ah be diyen tüm güzel insanlara, en rezil anılarımıza dahi gülümseyerek tepki veren tüm arkadaşlarımıza, modumuz düştüğü anda sezip bizi kucaklarına alıp yükselten siz mükemmel varlıklara* sonsuz teşekkür ederim. spontane ekibi olarak, bize güvenip, “yardırın arkadaşlar, siz halledersiniz şöyle süpersiniz böyle mükemmelsiniz” diye bizi gazlayan, ertesi günkü unutulmaz dinozor şarkısı esnasında dahi sadece random gülen güzel insan, superman gomercan’a sonsuz sevgiler, çiçekler ve sevimli böcekler yollarız. heykelini diksek, ehe. şey. neyse.

rob hep “veda etmek istemiyorum, bir sonraki yayın için buluşma talebiyle ayrılıyorum” diye bitirirdi programları. yine öyle yapalım, veda etmek istemiyoruz, ileride bir gün tekrar buluşmak dileğiyle. hoşçakalın dostlar.
devamını gör...

derlenmesi gerekmeyen dillerde (python, php gibi) not defteri bile yeterliyken, geri kalanları (c#,java gibi) çalışabilir hale gelmek için compiler'a ihtiyaç duymaktadır. bu tip dillerde genelde kod yazmak için ide'ler kullanılır.
devamını gör...

yoldaş seni nasıl buldu?
(bkz: merak etmeyin yoldaş sizi bulur)

bir de yakında sözlüğün başına geçmek gibi hain planlar içerisindeyim, yardımcı olmak istiyorsan burnunu kaşıyabilirsin.
teşekkür ediyor, sevgilerimi enterlıyorum.
devamını gör...

moralimin bozulduğu zamanlar açıp, baştan sona okuduğum ve gülümsediğim başlık.
devamını gör...

sormadan, yormadan getirilip önüme bırakılan her türlü kahve *
nescafe hariç.
devamını gör...

ilk nick altımı aldım ve çok mutluyum.

tabiki her yazar gibi beğendiğim ve bana öğretici her tanım için esirgemediğim artılarım var benim.
devamını gör...

gece gece tanım girmelik tek tük başlıklardandır.
akışa bakıp günlük engel kotamı doldurduktan sonra es geçemeyeceğim yer burası.
gece bari her yer kedi olsun. gönderin gelsinler.
çok çok çok yorgunum ve birazda keyifsiz gibi. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
anne lütfen kolilerime dokunma bakışı!
devamını gör...

fantastik filmlerde şehrin girişlerine konulan dev heykeller oluyor ya, sözlük girişine ahan öyle heykeli yapılması gereken bir yazar.
tüm tanımlarını okusam cern beni davet eder gel şu projeyi masadan kaldıralım diye.
devamını gör...

arjantin başta olmak üzere şili, bolivya, paraguay, uruguay ve brezilya hükümetine condor operasyonu ( isp.operación cóndor) sürecinde askeri darbe yapılmıştır. amerika'nın desteği ile yapılan bu operasyondan sonra bugün kirli savaş olarak hatırladığımız guerra sucia dönemi başlıyor. sözde komünizm ile savaşmak amacıyla yapılan darbelerin nasıl insanlık dramına dönüştüğünü ise vahşetin en kanlı sınırlarında dolaşan arjantin hükümetinin ortaya koyduğu katliamları inceleyerek rahatlıkla görebiliyoruz.

tarih mart 1976'yı gösterdiğinde kara kuvvetleri komutanı general jorge rafael videla, cumhurbaşkanı ısabela peron’u deviriyor. (condor operasyonunu da göz önüne alırsak bu durumun temelleri 1966 yılında atılmıştır.) videla, 1976’dan 1981 ’e kadar daha sonra ise roberto viola, sadece birkaç aylığına iktidarda kalıyor. leopoldo galtieri, 1981’den 1982’ye kadar iktidarda kalıyor fakat falkland savaşı’nın sorumlusu olduğu için arjantin’in uğradığı bozgundan sonra istifa etmek zorunda kalıyor. yerine geçen reynaldo bigogne, 1983’te, iktidarı, demokratik bir cumhuriyet lehine bırakmaya mecbur ediliyor. bu yedi yıl boyunca, arjantin'de insanlar deyim yerindeyse dehşetin altın çağını yaşıyor. generallerin amacı sözde bütün bozguncu (subversivo) grupların kökünü kazımak ve bu amaç için de yedi yıl boyunca kitlesel cinayetler işleniyor. sadece 'suçlu' bulunanlar değil, şüpheliler ve hatta onların çevresindekiler de katledilmiştir. o sırada buenos aires valisi olan general ıberico manuel saint-jean’ın ünlü bir cümlesi: “önce tüm bozguncuları öldüreceğiz, sonra işbirlikçilerini, ardından da sempatizanları; daha sonra da tarafsızları, en sonunda da korkakları.” bu cümle katliam'ın ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor aslında.

isyanın fitilini ateşleyecek olan adam kaçırmalar başlıyor. sivil giyimli askerler yeşil renkli, plakasız ford falcone’larla dolaşıyor ve kadınları, erkekleri, çocukları hiçbir açıklama yapmadan kaçırıyorlar. bu durum sokakta, işyerinde, şüphelinin evinde beklenmedik bir anda gerçekleşiyor. gündüzün veya gecenin herhangi bir saatinde. olaya tanık olanlara ise verilen emir şu: “no te metas. "
(isp.”bu işe karışma.”) binlerce insan bu şekilde, başkalarının zorunlu kayıtsızlığı içinde, ortadan kayboluyor. en korkuncu ise bu kaçırılan insanların yok edilme tekniği. işkence edildikten sonra yüzlerce, binlerce subversivo'dan kurtulmak gerekiyor. bu tekniğin bir çok adı var; el vuelo, vuelos de la muerte, ölüm uçuşu. mahkûmlar başka bir cezaevine nakledilmeden önce sözüm ona aşılanıyor. yapılan ilk uyuşturucu iğne onların tüm dirençlerini yok ediyor. onları, sersemlemiş bir halde kargo uçağına bindiriyorlar. mahkûmları tamamen uyutan ikinci iğne, uçakta yapılıyor. sonra askerler onları soyuyor, uçağın kapısını açıyor ve çıplak bedenleri güney atlantik’in sularına atıyorlar. binlerce tutuklu bu şekilde ortadan kayboluyor. 2 000 metre yüksekten atılarak, denizin yüzeyine çarparak parçalanıyorlar. her tutukevinde haftanın birkaç günü, bu 'temizlik işine' ayrılıyor. askerler bütün uluslararası kovuşturmalardan kurtulmak için çözüm buldukların düşünüyorlar el vuelo sayesinde.

bu kayıplar, buenos aires’te bir isyan duygusuna neden oluyor. hükümet bu durumu o an ciddiye alıp daha sert girişimlerde bulunsa muhtemelen tarih geri dönülemez bir şekilde değişecekti. 1980’den itibaren öfkeli anneler çocuklarına ne olduğunu öğrenmek istiyorlar. eğer öldülerse, en azından cesetlerini almak istiyorlar, ölülerini onurlandırmak için direniş gösteriyor ve korkudan doğan sessizlik yeminini bozuyorlar . bu kadınlar ünlü “madres de plaza de mayo” (mayıs meydanı anneleri) adını alıyorlar. askerler onlara “mayıs meydanı kaçıkları” adını veriyor. her perşembe, casa rosado’nun, başkanlık sarayının karşısında bıkmadan toplanıp gösteri yapıyorlar. ve ölülerini en azından gömmek isteyen bir halkın simgesi haline geliyorlar. bu isyan, 1982’de falkland savaşı’nda yanılgıya düşen askeri cuntanın uğradığı bozgunla aynı zamana rastlıyor. kısa süre içinde, birkaç gemisi batırılan arjantin, ingiliz ordusu tarafından eziliyor. generaller 1983’te, haklarında açılacak her türlü adli kovuşturmayı engellemek amacıyla kendileri için bir af çıkararak iktidardan çekiliyorlar. strateji tam işe yaramıyor. yeni demokratik hükümet “nunca mas" (ispanyolca,”bir daha asla.”) sloganıyla, yaşanan terör günlerini araştıran ulusal kayıplar komisyonu’nu (ukkom) kuruyor. rapora göre 30 000 kişi kayıp ve bu vahşetin yalnızca arjantin bilançosu. daha sonra bu rakam resmi olarak 15 000’e indiriliyor.

işkence yöntemleri araştırılıyor. bu yöntemlerin en başında picana var; vücudun farklı yerlerine elektrik vermeye dayanıyor: gözkapaklarına, dişetlerine, koltukaltlarına, cinsel organlara... tanıklar başka tekniklerden de bahsediyor; kadınlara sistematik olarak tecavüz edilmesi, elektrikli testereyle uzuvların kesilmesi, sigarayla yakma, göz çıkarma, cinsel organların usturayla kesilmesi, vajinaya canlı kemirgen sokma, anestezi uygulamadan ameliyat, el ve ayak tırnaklarının sökülmesi, mahkûmların üzerine ısırması veya tecavüz etmesi için aç bırakılmış av köpekleri yollamak...

bu tür eylemler nasıl cezalandırılabilir diye sormak gerek ki zaten dönemin hükümeti de bu durumun altından kalkamıyor ama yine de raül alfonsin’in demokrat hükümeti geri adım atmıyor. yeni bir askeri darbe tehdidine rağmen tutuklamalar yapmak ve suçluları yargı karşısına çıkarmak gerekiyor. böylece suçlular ile sivil iktidar arasında, sürekli olarak dava açılma tehditleri ile af kararlarının gündeme geldiği bir kedi fare oyunu başlıyor. 1986’da, şikâyetler için bir son tarih belirleyen,böylece askerlere karşı başlatılan kovuşturmaları askıya almayı sağlayan “son nokta” (punto final) yasası getiriliyor. ayrıca 1987’de,üstlerinin emirlerini uygulamakla yükümlü tüm askerlerin sorumluluğunu ortadan kaldıran “zorunlu itaat” (obediencia debida) yasası çıkarılıyor.

geriye yalnızca yüksek rütbelileri kalıyor. generaller. amiraller. askeri hükümetlerin üyeleri. bunlar da elekten geçiriliyor. basit bir nedenden, çok yaşlı olmalarından dolayı. en iyi ihtimal, mahkemeye çıkarılmadan ecelleriyle ölmeleri oluyor. en kötü ihtimal ise, evlerinde gözaltında tutulmaları...

mayıs meydanı annelerinin attığı slogan durumun en net özeti niteliğinde: “la casa no es un penal!” (ispanyolca, “ev hapishane değildir.”)

bu generallerin çoğu, iktidarları sırasında hatırı sayılı bir servet yapmış olduğu için cezaden çok ödül kabul ediliyor bu durum. bu kanlı tarih yalnızca arjantin'e ait. kirli savaş boyunca bahsi geçen ülkelerin her birinde benzer katliamlar yapılıyor ve halk sistematik bir şekilde katlediliyor. annelerinin mahkumiyetleri sırasında doğan bebekler, anneleri öldürüldükten sonra askerlere veriliyor ve yüksek rütbeli olanlar onları satarken düşük rütbeliler 'düzgün yetiştirmek' adı altında onları evlat ediniyor. bunun bir savaş değil, bir kesimin kökünü kazımak için yapılan kanlı bir oyun olduğunu okuduğum her olayda görebiliyorum. kötü olan ise alenen bu duruma destek veren amerika işin içinden hasarsız kurtuluyor ve geriye yalnızca yaralı halkın yaralarını sarması için gereken yüzlerce yıl kalıyor.
devamını gör...

cihan mürtezaoğlu’nun 12 mart’ta yayınlanacak olan 5 şarkılık albümünden ilk single parça.

şarkının sözleri hem çok manalı hem de çok hoşuma gitti. klibi de o nostajik havası yüzünden ayrıca hoş olmuş. *

birde babamın çocukken bizi götürdüğü lunapark özlemimi arttırdı. *


hem dinlemek hem izlemek için buyrunuz.





ayrıca şarkının sözleri.


insanın derdi dışından belli olmaz
kiminin gizli içinde belli olmaz

kimde iman kimde para belli olmaz
nerde irfan orda ara belli olmaz

kim seviyor birbirini belli olmaz
kirletiyor ellerini belli olmaz

hangi devran kime döner belli olmaz
belki kervan yolu da düzer belli olmaz

kim kazıyor kendine mezar belli olmaz
oynatıyor kalbine kumar belli olmaz

hangimiz karınca kadar belli olmaz
hangimiz karınca karar belli olmaz

devamını gör...

çok güzel insanlar tanıdım.. sağol.. varol..sözlük..
devamını gör...

terör eylemlerine devlet her müdahale ettiğinde "sanatçılarından" cihangir solcusuna kadar isyan eden kürt kardeşlerimizin ( pkk'lı olmayanlar tanım dışıdır) isyanı.
kendilerinin rojava dedikleri yere 150 uygur türkü yerleştirilince cumartesi akşamı twitteri yıktılar " bunlar buraya niye geliyor" diye.
e hani ezilmiş halklardan yanaydınız, ezilenlere sahip cikiyordunuz diye sormadan gecemiyor insan.

m.nerinaazad.co/tr/news/kur...
devamını gör...

sadakatsiz+masumlar apartmanı.
devamını gör...

genellikle uzun zamandır dördüncü yıldızı bekleyen fenerbahçeli taraftar ve yöneticilerin ve üniversite hazırlık öğrencilerinin kullandığı söz öbeği.
devamını gör...

anne bittiiii
devamını gör...

burada olmak istemezdim belki
devamını gör...

süzme mercimek çorbası ise eğer harika bir eylemdir. hüüp diye indiriyorsun mideye.
devamını gör...

çorbaya tuz yerine karbonat koymuştum. bu çorba neden böyle köpürdü diye düşünürken karbonat şişesini görmemle bir aydınlanma yaşamıştım.
devamını gör...

türkiye'nin en yaşanabilir şehri olma yolunda ilerliyor ankara. ankaralılar çok şanslılar.
devamını gör...

inandigim degerlerin yalan olmasindan cok korkarim, her ne kadar "yalan cikma" ihtimalinin olabilecegini kendime sik sik hatirlatsamda... guvenmekten korkarim bir de. aslinda guvenmekten degil, guvendigimin hayal kirikligi yasatmasindan. yani yine yol ilk soyledigime cikmakta sanki... ne olur inandigim sevdigim ne varsa "sahte" cikmasin, yoksa ben toparlayamiyorum...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim