lgbt'li ve hdp'li tayfanın haklı olan her muhalif hareketi baltalaması
toplumun bir kesimini "dibini dövdüren" olarak diğer kesimini de en hafifinden marjinal, tüh kaka olarak değerlendiren insanlarla demokrasi kültürü üzerine konuşamazsınız. bu tiplerin özgürlük anlayışı tıpkı şuan tepki gösterilen kesim gibi "bizden olana özgürlüktür." bu eleştiriyi de yazar arkadaşa yönelik değil yazar arkadaşın temsil ettiği "ılımlı" muhaliflere yönelik girdim bilginiz ola.
devamını gör...
cümle sonuna iki nokta koyan insanın anlatmak istediği
bir noktada sen koy beraber susalım demenin falanıma filanca hali.
ünlü bir düşünürün de dediği gibi;
sana bir nokta koysam ikincinin hatri kalır, iki nokta koysam üçüncünün hatri kalır,kalirsa kalsın be kalırsa kalsın al..
ünlü bir düşünürün de dediği gibi;
sana bir nokta koysam ikincinin hatri kalır, iki nokta koysam üçüncünün hatri kalır,kalirsa kalsın be kalırsa kalsın al..
devamını gör...
mona lisa tablosunun çok abartılması
adam mona lisa'ya bok attı lan!
bu çocuk hepinizden farklı, siz hepiniz o tek.
bu çocuk hepinizden farklı, siz hepiniz o tek.
devamını gör...
uzaktan üniversite okumanın kattıkları
valla ben program kodlamayı öğrendim. malum sabahın köründe devam zorunluluğu olan derslere girmek gerekiyor. bu işi nasıl uyanmadan yapabileceğimi araştırırken ufak çaplı bir program yazdım ve kendi kendine derse girip çıkıyor.
devamını gör...
üstteki soruyu cevaplayıp bir soru sor
bohemian rhapsody
sonsuza kadar doğruyu söylemek mi yoksa sürekli yalan söylemek mi ?
sonsuza kadar doğruyu söylemek mi yoksa sürekli yalan söylemek mi ?
devamını gör...
insanı yoran şeyler
her şeye karışan aile.
devamını gör...
geceye çocukluktan kalan bir ukde bırak
yirmi üç nisanda gösteride oynayamamıştım. paramız yoktu. kostüm alamazdık. hâlâ aklımda. pembe saten dizde bir etek, beyaz gömlek, pembe kocaman ponponlarla dans edip oynamıştı kızlar.
devamını gör...
ölen türk kadınları için amsterdam'da anma töreni yapılması
bizi bizden daha çok düşünmeleridir. mutlu mu olmalıyım, utanmalı mıyım karar veremiyorum. başımızdakiler kadın cinayetlerini görmezden gelirken, yok öyle şey derken elin adamı benim kadınlarımı düşünüyor. gerçekten onlar insani duygularını kaybetmemiş ama bizimkilere diyecek bir şey bulamıyorum.
devamını gör...
21 mart dünya down sendromu farkındalık günü
madem farkında oluyoruz öyleyse öncelikle hayatlarını zorlaştıran problemlerin farkında olalım. bu sebeple bu başlığın altına; ''oyyyş ağzını yidiğimin çikik güzlü minnakları'' yazmadan size bu insanların hayata tutunmak için geçtiği çetin yollardan bahsedeyim zira bu insanların en büyük ihtiyaçları; ''uyyy hele hele minnoş'' diyerek sevilmek değil, hayata katılmaları yönünde önlerinde engel teşkil eden sorunların çözülmesi. sevmek zorunda değilsiniz zaten ancak hayatı mümkün mertebe eşit şartlarda yaşamak için gerekli düzenlemeleri yapmak mecburiyetindeyiz.
dikkat
-yazının buradan sonrası biraz soğuk duş etkili olabilir-
şartları eşitlemekten bahsettik ancak ben bugün bize düşen kısımlarından bahsetmek istiyorum zira kalan kısmı milli eğitim bakanlığının yükümlülüğüdür.
down sendromlu bir çocuk dünyaya getireceğini öğrendiğiniz yakınlarınız muhtemelen dehşete düşmüş vaziyette; '' eyvah, ne olacak şimdi?'' sorusu ile ''hayır, haşaa bizim çocuğumuzda olmaz öyle şeyler'' şeklinde reddetme ile kendilerini paralıyor olacaktır. tüm bunlar kabullenme süreçlerinde olağan ve son derece doğal tepkilerdir. bu süreçte ailelerin çevresel mutlak kabule ihtiyaçları vardır. çevreden gelen; ''püüü senin gibi karıyın, sağlıklı çocuk doğuramadı benim oğluma'' gibi cazgır ve çirkin tepkiler ailelerin yalnızca yıpranmasına ve hatta çocuklarından nefret etmesine sebep olabiliyor dolayısıyla yıkıcı, yıpratıcı, aşağılayıcı ve iğneleyici her türlü söylemden son derece kaçınmak gereklidir fakat toplumumuzda gelen tepkiler daha çok şu şekilde olmaktadır; ''her şerde bir hayır vardır'' , ''allah'ın işine karışılmaz.'', ''kaderinizde varmış'' gibi sadece kişinin ilahi bir temelli kabullenişe sürükleyici şekilde olmaktadır. bu tepkilerin ardından aileler genellikle çocuklarını allah'ın onları cezalandırmak için gönderdiği sanrısına kapılmaktadırlar. burada bizlere düşen ise mümkün mertebe çenelerimizi kapalı tutup fikrimiz sorulmadıkça söylememektir. fikrimiz sorulduğunda ise tüm bunların hayatın olağan akışında yer alan durumlar olduğu nu ifade edip durumu mümkün mertebe normalleştirmektir. *
gebelik süreci tamamlandığında ve doğum gerçekleştikten sonra olan süreçte ise mümkün mertebe herkesin soğuk kanlılığını koruyarak çocuğun gelişimini destekleyecek konular eğitimler ve süreçler hakkında bilgi sahibi olmaktır ve akabinde aileye sürekli çocuğun görünüşü ile ilgili espriler, tatlışlıklar ve bilumum kıyaslamalar yapmamaktır. normal kabul ettiğiniz çocuklara nasıl yaklaşıyor nasıl konuşuyor nasıl seviyorsanız aynı şekilde sevebilirsiniz sonuçta hepsi çocuktur.
okul döneminden önce ise zaman uzman kişilerce çocuk rehabilitasyon hizmetlerinden mümkün mertebe faydalanıyor olacaktır. sizin unutmamanız gereken ise 5378 sayılı engeliler kanunudur. ''püü çoçikime otizm bulaştıracak down sendromu bulaştıracak' gibi safsatalarla idari kadro ile öğretmenlere baskı uygulamak suretiyle çocukları örgün eğitimden uzaklaştırmaya çalışırsanız -ki o çocuklar özellikle benim öğrencilerimse sizi itin götüne sokar çıkarmam-* yukarıda bahsettiğim kanun ağzınızın payını almanıza yetecektir. siz en iyisi efendi efendi karışmayın.
bir diğer konu ise iş yerlerinde beceremediğiniz, kaybettiğiniz evrakları özellikle kendini ifade etme noktasında daha negatif şartlarda mücadele eden down sendromlu insanlara yıkıyor ve işin için sıyrılıyorsunuz -yaşadık bunları, tecrübe konuşuyor- yapmayın bunu. çocuklara zarar vereceğinizden değil karakterinizi kaybedeceğinizden yapmayın, kendinize biraz saygınız olsun.
(bkz: kendime saygım yok davranışları)
hah birde tüm yukarıda yazdıklarımı yapıyor ve buna rağmen çevrenizden sempati kasmak için her 21 martta storylerinizde downlu çocuk fotoğrafı paylaşıyorsanız onu da yapmayın çünkü yine (bkz: kendime saygım yok davranışları)
dikkat
-yazının buradan sonrası biraz soğuk duş etkili olabilir-
şartları eşitlemekten bahsettik ancak ben bugün bize düşen kısımlarından bahsetmek istiyorum zira kalan kısmı milli eğitim bakanlığının yükümlülüğüdür.
down sendromlu bir çocuk dünyaya getireceğini öğrendiğiniz yakınlarınız muhtemelen dehşete düşmüş vaziyette; '' eyvah, ne olacak şimdi?'' sorusu ile ''hayır, haşaa bizim çocuğumuzda olmaz öyle şeyler'' şeklinde reddetme ile kendilerini paralıyor olacaktır. tüm bunlar kabullenme süreçlerinde olağan ve son derece doğal tepkilerdir. bu süreçte ailelerin çevresel mutlak kabule ihtiyaçları vardır. çevreden gelen; ''püüü senin gibi karıyın, sağlıklı çocuk doğuramadı benim oğluma'' gibi cazgır ve çirkin tepkiler ailelerin yalnızca yıpranmasına ve hatta çocuklarından nefret etmesine sebep olabiliyor dolayısıyla yıkıcı, yıpratıcı, aşağılayıcı ve iğneleyici her türlü söylemden son derece kaçınmak gereklidir fakat toplumumuzda gelen tepkiler daha çok şu şekilde olmaktadır; ''her şerde bir hayır vardır'' , ''allah'ın işine karışılmaz.'', ''kaderinizde varmış'' gibi sadece kişinin ilahi bir temelli kabullenişe sürükleyici şekilde olmaktadır. bu tepkilerin ardından aileler genellikle çocuklarını allah'ın onları cezalandırmak için gönderdiği sanrısına kapılmaktadırlar. burada bizlere düşen ise mümkün mertebe çenelerimizi kapalı tutup fikrimiz sorulmadıkça söylememektir. fikrimiz sorulduğunda ise tüm bunların hayatın olağan akışında yer alan durumlar olduğu nu ifade edip durumu mümkün mertebe normalleştirmektir. *
gebelik süreci tamamlandığında ve doğum gerçekleştikten sonra olan süreçte ise mümkün mertebe herkesin soğuk kanlılığını koruyarak çocuğun gelişimini destekleyecek konular eğitimler ve süreçler hakkında bilgi sahibi olmaktır ve akabinde aileye sürekli çocuğun görünüşü ile ilgili espriler, tatlışlıklar ve bilumum kıyaslamalar yapmamaktır. normal kabul ettiğiniz çocuklara nasıl yaklaşıyor nasıl konuşuyor nasıl seviyorsanız aynı şekilde sevebilirsiniz sonuçta hepsi çocuktur.
okul döneminden önce ise zaman uzman kişilerce çocuk rehabilitasyon hizmetlerinden mümkün mertebe faydalanıyor olacaktır. sizin unutmamanız gereken ise 5378 sayılı engeliler kanunudur. ''püü çoçikime otizm bulaştıracak down sendromu bulaştıracak' gibi safsatalarla idari kadro ile öğretmenlere baskı uygulamak suretiyle çocukları örgün eğitimden uzaklaştırmaya çalışırsanız -ki o çocuklar özellikle benim öğrencilerimse sizi itin götüne sokar çıkarmam-* yukarıda bahsettiğim kanun ağzınızın payını almanıza yetecektir. siz en iyisi efendi efendi karışmayın.
bir diğer konu ise iş yerlerinde beceremediğiniz, kaybettiğiniz evrakları özellikle kendini ifade etme noktasında daha negatif şartlarda mücadele eden down sendromlu insanlara yıkıyor ve işin için sıyrılıyorsunuz -yaşadık bunları, tecrübe konuşuyor- yapmayın bunu. çocuklara zarar vereceğinizden değil karakterinizi kaybedeceğinizden yapmayın, kendinize biraz saygınız olsun.
(bkz: kendime saygım yok davranışları)
hah birde tüm yukarıda yazdıklarımı yapıyor ve buna rağmen çevrenizden sempati kasmak için her 21 martta storylerinizde downlu çocuk fotoğrafı paylaşıyorsanız onu da yapmayın çünkü yine (bkz: kendime saygım yok davranışları)
devamını gör...
kendini başkalarıyla kıyaslamak
gereksiz aktivite, mutsuzluk sebebi. herkesin yeteneği farklı aldığı eğitim farklı çevresi farklı vs. kendi içindeki cevheri ortaya çıkarmak yerine daha iyi olmaya çalışmak yerine kendini neden başkasıyla kıyaslar bir insan? bu kötülüğü neden yapar hep merak etmişimdir.
devamını gör...
geceye güzel bir kadın görseli bırak
devamını gör...
erdoğan'ın israfa kesinlikle tahammülümüz yok açıklaması
siyasal islam pişkinliği bu olsa gerek. işin acı tarafı buna inanan hatta ölesiye savunan insanlar var.
devamını gör...
yazarların sevdikleri tablolar
devamını gör...
uralaltay
babası kansere yakalanmış sevgili yazarımız. #696137
geçmiş olsun, allah şifalar versin demekten başka elimizden bir şey gelse keşke...
ama allah'ın izni ile yakında bir kızı olacakmış.
bize koç burcu nasıldır diye soruyor.#678251
doğacak çocuğunuz; inatla hayata tutunur, size umut olur,
sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir kaderi olur inşallah.
geçmiş olsun, allah şifalar versin demekten başka elimizden bir şey gelse keşke...
ama allah'ın izni ile yakında bir kızı olacakmış.
bize koç burcu nasıldır diye soruyor.#678251
doğacak çocuğunuz; inatla hayata tutunur, size umut olur,
sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir kaderi olur inşallah.
devamını gör...
kadının her yerinden tahrik olan erkek
son zamanlarda iyice farkına varıp hem sinirlendiğim hem şaşırdığım durum. hiç aklımıza gelmeyecek davranışlarımız farkında olmadan bir erkeği tahrik edebiliyor. ayaktan tahrik olan mı dersin, kulak memesine mi dersin, saçtan, bacaktan, kadının sesinden, koridorda topuklu ayakkabıyla yürürken çıkardığı sesten, yediği külahlı dondurmadan... aklıma geldikçe çıldırıyorum. evet herkes her şeyden tahrik olabilir buna engel olamayız. bir kadının bacağından da tahrik olabilirsin koltuk altından da ama bu demek değildir ki sözlerinizle veya bakışlarınzla tahrik edebilirsiniz. kadınlar açık giyinerek kul hakkına giriyorlar diyen çok erkek tanıdım hadi hak verip kendimizi kısıtlayalım da bu kısıtlamanın sonu var mı? sesten etkileniyorum ayaktan etkileniyorum kaştan kirpikten etkileniyorum diyen var ne yapalım komple yok mu olalım? kısıtlanmayacağız, normal olanı öğrenip buna alışacaksınız.*
devamını gör...
normal sözlük'e katkı sağlamak için yazarların yapabilecekleri
(bkz: ver yetkiyi gör etkiyi)
devamını gör...
hayat felsefeniz olan sözler
hayatındaki herkes sana zarar verecek, sen sadece kimin acıya değer olduğunu bulmalısın.
devamını gör...
sözlük yazarlarının garip özellikleri
evin/ bulunduğum odanın aşırı düzenli olmasından çok rahatsız oluyorum. yani öyle çok dağınık da olmaz ama bir yeri mutlaka hafif dağıtır öyle otururum.
annem temizlik hastasıydı ben çocukken. ev hep çamaşır suyu falan kokardı eşyaları 1 cm oynatamazdık yerinden, yere bir damla su damlatmazdık kıyamet kopardı yoksa. o günlerin acısını şimdi çıkarıyorum gibi bişi. ters tepti bende nefret ederim çok düzenli olmaktan.
annem temizlik hastasıydı ben çocukken. ev hep çamaşır suyu falan kokardı eşyaları 1 cm oynatamazdık yerinden, yere bir damla su damlatmazdık kıyamet kopardı yoksa. o günlerin acısını şimdi çıkarıyorum gibi bişi. ters tepti bende nefret ederim çok düzenli olmaktan.
devamını gör...



