1-2 gün kadar kafa izni almış sözlük adminidir.

(bkz: kendi sözlüğünde kafa izni almak)

pazar günü 4. ayımızı kutlayacağız.
malum sözlükte görüp de, bizde olmadığından canınız çekmesin diye, tam 4 aydır siz köftehorların hiçbir şeyini eksik etmemek adına, emekçi yaşar ustanın gururu ve atiba hutchinson'ın çalışkanlığını harman ederek bir özveride bulundum.

vücudumun beni, uykusuzluk mesailerini biraz daha sürdürmem halinde; acun ılıcalı'nın o masum yavru kaplan diablo'ya yapacağı şey ile tehdit etmesi ile minik bir mola verme kararı aldım.

işbu sebepten, 1-2 gün kadar çok elzem olmadıkça sözlükte olamayacağım.
bu süre zarfında iyice enerjimi depolayıp, döndüğümde 4 ay daha soluksuz bir koşu yapmayı planlamaktayım.

mesajlarına dönemediğim köftehorlarım affetsin.
devamını gör...

en sevdiğim, ara ara açıp her seferinde de güldüğüm sahnelerden birisidir. replik gözüne uzun gelip okumak istemeyen yazar arkadaşlarım olursa aşağıya link de bıraktım.*

y: ya oğlum inat etme allah aşkına inat etme, ezberle şu şiiri.
m: abicim niye ezberliyorum allah aşkına? bana bir geçerli sebep söyle niçin ezberleyeceğim? ben bu şiiri neden ezberliyorum ya? ne kadar saçma. bu kadar saçma bir şey ömrümde duymadım. yazıyor burada.
y: oğlum öyle deme ya, bak bir gün lazım olur şak diye çıkarırsın, cebe at şunu bi kere.
m: niçin lazım oluyor ya, hayatımın neresinde kullanacağım ben bunu? niye lazım olsun da boşuna ram yiyeyim ya kafamdan? sen farkında değil misin ben biraz geri zekalıyım? ezberleyemem. ben sümüklerimi yiyorum ara ara. ben o çocukken sübhaneke'yi ezberleyene kadar 6 sene geçti ya büyümüşüm zaten.
y: tövbe estağfurullah ya yav yaa allah aşkına bi dörtlük ezberle en azından ya bir şey olsun dörtlük olsun. sanırsın ki adama han duvarlarını ezberle diyoruz.
m. han mı duvarları? o neeemiş yaa?
y: ohoooo
m. aaaahhhh, ne anlatıyorsun ya?

ben sümüklerimi yiyorum ara ara
devamını gör...

1957 yılı doğumlu zuhal olcay hala zerafeti ile dikkat çekmeye devam ediyor.

sanat dünyasına oyuncu olarak giriyor : birçok tiyatro oyununda,sinema filminde görüyoruz.ardından mükemmel yorumlarıyla sesine doyamıyoruz.
aldığı sayısız ödül de bu alanlarda olan başarısını ortaya koyuyor.

2001 yılında yeditepe istanbul’da hem başı dik,her türlü zorluğa göğüs gerecek denli güçlü bir anneydi,hem de bir sevgiliydi.
o zamanlar izleyemedim ama yıllar sonra trt arşivinden diziyi bitirdim.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


2009’da şölen oyununda izledim onu, bir kez daha hayran oldum kendisine.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



sesi en sevdiğim kadın seslerinin başında geliyor. bazen takılır bütün bir gün onun şarkılarını mırıldanırım.
çok kafam bozuksa,sen bana fazla iyisin mesela :



depresifsem biraz, eyletmen beni söyletmem beni aynalar:



eh,keyifliysem yine aşk var :



diyerek bitireyim.
devamını gör...

3 bölümlük mini dizisini de gayet başarılı.
katil kim konulu kitapları da filmleride çok severim.agatha christie zaten bu türün en iyilerinden.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kapıları açmayı öğrenmemelisin.
pencere ve muslukları da açmayı öğrenmemelisin.
madem ki bunları öğrendin neden kızgınlığa giren arkadaşını cok ses yapıyor diye çekmeceye sokup kapattın?*
hatta bence sen biraz tahammüllü olmayı öğrenmelisin. *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu konuda bir bilgim yok, ama vicdanım neden olmasın diyor. sonuçta amaç önemli. birkaç ufak ayrıntı değil.
devamını gör...

2002 yılında asgari ücret ile ortalama 7 tane çeyrek altın alınabilirken; 2021 yılında ortalama 4 tane çeyrek alınabiliyor.

bu ne kadar iyi durumda olduğumuzun göstergesidir.
devamını gör...

"epigrafik mırıldanmalar

ı/
baba diyorum, incinmiş yazdan
bir ıslık çamların ağzına yakışık

çok orman ki sığla geçitlerinden
güneyli yaz sağanakları kaçkını

nane kokuşlu iç bahçelerimde
eksilmiş narlar dalında kallavi

alnıma inmiş toroslar dikine,
mor pürenleriyle ön balkonda

ıı/
anne diyorum, hayal defterinde
çulluklar geçiyor boylamımdan

gölün üstünde erguvan çemberi
balıkçı türküleri, ağlardaki kefal

al diyorum dumanlı kamışlardan
rüzgârın fısıldadığı paslı mızrağı.

ııı/
kesilmiş içimde incirin kar sütü
bakırcılar çarşısına uzak geçmiş

rampada bitsin diyorum asfaltın
nilüferlerin sınandığı yerde safir

ney ağzımıza lehimli sülfür şarkı
zımpara taşı, annesiz, babasız döl

varlıkla yokluk arası cinnet valsı
ilk ölüm vuruşu tekleyen akrebin

ıv/
baba biçiyorum, silinmiş atlastan
bir fırtına vadilerin ağzına alışık

anne çiziyorum, unutma defterine
kuşlar göçüyor, şehrin çatırtısından"

güçlü_
devamını gör...

“birisini unutmak zorundaysanız, bunu sindire sindire yapın. çünkü aklın zamansız öldürdükleri, yürekte amansız dirilir.”

| paul auster
devamını gör...

akciğer hacim ve kapasitelerini ölçmeye yarayan cihaza verilen isimdir.
önemli bir nokta olan rezidüel hacim ve bunun içinde bulunduğu akciğer kapasiteleri spirometre ile ölçülemez bu durumda helyum dilüsyon yöntemi kullanılır.
devamını gör...

biyolojiden habersiz kişi beyanı.
devamını gör...

bence hiç de itici değiller, özgüvenliler. bende onların özgüveninin gramı olsaydı profilime kendi fotoğrafımı koyardım, gözünüz güzellik görürdü. yazık. *
ayrıca profiline kendi fotoğrafını koyan ve iletişim kurmuş bulunduğum yazarların hepsi çok tatlıydı, buradan hepsine sevgiler.
devamını gör...

yapılan, tasarlanan ya da hissedilen bir eylem, tutum, duygu vs gibi davranışlara gerek maddi gerek de manevi -tek taraflı olarak- paha biçmek, bunun karşılığını talep etmek ve bu talepten medet ummak anlamı taşıyan his, durum.
devamını gör...

ne bir eksik ne bir fazla...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sınıf farklılıklarını büyük bir ustalıkla işleyen, başta eğlenceli olsa da sonra kara komediye dönüp ciddileşen 2019 güney kore yapımı bir filmdir. oscar'a 6 dalda aday olup 4 ödül kazanmıştır.

edit: dün* ikinci kez izlemişken bugün ayrıntılı inceleyeyim dedim.
film, ilk yarısında gayet keyifli ilerlerken ilk yarıdan sonra gerilim türünde devam ediyor. evet, filmin ana konusu proletarya-burjuva çatışması. proletaryanın burjuva sınıfında yer edinmeye çalışması yani türlü oyunlarla işe girmeye çalışmasıyla başlıyor film. bunun için başkalarının kendi işlerinden olmasına neden oluyorlar. burada, insanın çıkarları için ve biraz güç elde ettiklerinde kendisine benzeyen (proletarya sınıfından) kişileri empati yapabilecekken yapmayıp ezdiğine şahitlik ediyoruz.

elbette türlü oyunlarla eve giren aile, bazı olaylar sonrasında o çıktıkları merdivenleri birer birer inerek kendi evlerine ulaşıyorlar. buradaki merdiven de o üstteki-alttaki'ni simgeliyor.

burada burjuva sınıfı acımasızdan ziyade melek gibi aktarılmış. ki gerçekten de evin annesi saf, herkesin her dediğine inanabilecek ve iyi niyetli bir kadın.

bu filmden anlıyoruz ki proletarya ne kadar plan kurarsa kursun bu planlar burjuva sınıfına göre işliyor ya da işlemiyor. sahip oldukları koku bile onları ele verebiliyor. işte bu yüzden "bir plan yaparsan hayat o planı hep bozar".
devamını gör...



anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz.
devamını gör...

sabah uyanır mıyım diye son bir kez güzel olan her şeyi düşünmemdir. ciddiyim. uyku çok garip bir şeydir çünkü.
devamını gör...

bolu belediye başkanı'nın belediye meclisinde gerçekleştirdiği eylemdir.

buradan
devamını gör...

yani garip bir duygu. zaman zaman ne yapıyorum lan ben burada dese de insan. sevmese durur mu?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim