kadınların evlenme merakı
gitgide azalan merak, merak etmeyin. sevinsenize olm aradaki cinsel yasağı kaldırmak için bir imza atıp ömür boyu nafaka ödemenize gerek kalmıyor. kurtuluyorsunuz işte.
devamını gör...
mahlassızım
sohbet ederken tatlılığı karşısında eridiğim, çok kibar, düşünceli ve hoşsohbet bir yazarımızdır kendileri. *
tanımlarının güzelliğinden bahsetmeme gerek bile yok, verdiğim her artı kalbimin derinliklerinden kopup geliyor bilesin.*
seviyoruz seni sevgili yazar, tanımlarını heyecanla bekleyen bir kitle olduğunu unutma sakın.
edit : kendisi bi müzik olsa bu olurdu buradan
tanımlarının güzelliğinden bahsetmeme gerek bile yok, verdiğim her artı kalbimin derinliklerinden kopup geliyor bilesin.*
seviyoruz seni sevgili yazar, tanımlarını heyecanla bekleyen bir kitle olduğunu unutma sakın.
edit : kendisi bi müzik olsa bu olurdu buradan
devamını gör...
simli yılbaşı kartları
eski zamanlardan kalma güzel bir detay.
çocukluğumuzda biriktirirdik bu kartları. yılbaşında hediyelerin yanına koyar, içlerine iyi dileklerimizi yazardık. bazen de yurt dışında yaşayan akrabalara falan gönderilirdi.
yılbaşı kartı olmaları nedeniyle genellikle kar manzaralı, küçük sevimli kasabalar görürdünüz bu kartlarda. bazılarında noel baba ve geyikleri, bazılarında süslü çam ağaçları, bazılarında yanında köpeğiyle kardan adam yapan çocuklar... huzur dolu, insanı imrendiren görüntülerdi yani bu kartpostallar üzerindeki resimler.
sizi bilmem ama ben bunları gördüğümde hâlâ içim ısınıyor.



görsel kaynağı 1
görsel kaynağı 2
çocukluğumuzda biriktirirdik bu kartları. yılbaşında hediyelerin yanına koyar, içlerine iyi dileklerimizi yazardık. bazen de yurt dışında yaşayan akrabalara falan gönderilirdi.
yılbaşı kartı olmaları nedeniyle genellikle kar manzaralı, küçük sevimli kasabalar görürdünüz bu kartlarda. bazılarında noel baba ve geyikleri, bazılarında süslü çam ağaçları, bazılarında yanında köpeğiyle kardan adam yapan çocuklar... huzur dolu, insanı imrendiren görüntülerdi yani bu kartpostallar üzerindeki resimler.
sizi bilmem ama ben bunları gördüğümde hâlâ içim ısınıyor.



görsel kaynağı 1
görsel kaynağı 2
devamını gör...
büyüdükçe hedeflerin değişmesi
insan 16 yaşındayken dünyayı değiştireceğini düşünür. 18 olduğunda düşünceleri sert bir kayaya çarpar.20 yaşına geldiğinde hiçbir şey değiştiremeyeceğini anlar. 25 yaşına geldiğinde ise dünyanın onu değiştirdiğini fark eder ve insan 25 yaşında ölür,75 yaşında gömülür.
-tarkovski
-tarkovski
devamını gör...
kuran'ın insan yapısı olduğunun delilleri
meryem suresinde isa'nın annesi bakire meryem'den uzun uzun bahsederken 28. ayette birden bire "ey harun'un kız kardeşi" şeklinde bir giriş yapar. halbuki harun ve musa'nın kardeşi olan meryem ile isa'nın annesi olan meryem farklı kişilerdir. hatta aralarında 1500 yıl falan var. burada açıkça muhammed'in tarihi bir olaydan bahsederken kişileri karıştırdığı görülüyor.
garanik hadisesi olarak geçen olayda muhammed peygamber, o sıralar halen putperest olan kureyş kabilesinin desteğini almak için kabe'deki 3 büyük putu öven ayetler (necm 19-20-21) okumuş ve bunun üzerine müşrikler de secde etmiş fakat bir grup mümin putlara tapılmasını kabul etmeyince ortalık karışmış bunun üzerine ayetlere tekzip getirilmiş ve muhammed'in şeytan tarafından yanıltıldığı için bu ayetleri okuduğu ifade edilmiştir.
kuran'daki miras ayetleri matematiksel olarak hatalıdır. mirasçıların paylarını topladığınızda çoğu zaman 1'den büyük bazen de 1'den küçük çıkar, nadiren 1'e eşit çıkar. bu hata daha ilk zamanlar farkedilmiş ama kimse ağzını açıp da bu hatalıdır diyememiş fakat sorun öylesine içinden çıkılmaz bir hal almış ki çok geçmeden daha hz. ömer'in halifeliği sırasında (muhammed'in ölümünden bir kaç yıl sonrası) avliye yöntemi denen bir yöntemle sorun giderilmeye çalışılmış. fakat bu yöntemin sorunu kuran'da vadedilen oranları değiştirmesidir. yani aslında kuran'ın apaçık emrine karşı gelmektedir. öte yandan matematiğin de şakası yoktur.
hz muhammed'in pek çok eşi var. sayıları tam bilinmiyor fakat cariyeleri hariç en az 9 evlilik yaptığı düşünülüyor. 16 diyen de var. bütün eşlerin bir sırası var, her geceyi farklı biriyle geçiriyor. eşleri içinde en çok bildiğimiz ve bence çok ilginç bir karakter olan ayşe biraz inatçı, sözünü asla sakınmıyor. muhammed ile daha fazla gece geçirmek için ayrıcalık istediğinde bir anda ahzab 51 suresi iniyor: "(ey muhammed) onlardan (yani karılarından) diledigini geriye bırakır, diledigini öne alabilirsin..." yani kişiye özgü ve cimayla ilgili bir ayet iniyor?!?!
peygambere helal kılınan kadınlar muhteviyatlı ahzab 50 inince ise hz. ayşe dayanamıyor ve "görüyorum ki rabbin senin keyfine koşturuyor" diyor. ahzab 50 o günün standartlarına göre bile skandal bir ayet: "ey peygamber! mehirlerini verdigin eşlerini , allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve peygamber nikâhlamayı diledigi takdirde -müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere- kendisinin mehrini peygambere hibe eden mü'min kadını almanı helâl kılmışızdır..”
peygamber, cariyesi mariya ile cima halindeyken eşlerinden biri ve aynı zamanda hz. ömer'in de kızı olan hafsa tarafından basılır. olay hafsa'nın evinde ve hatta hafsa'nın yatağında gerçekleştiği için hafsa hakarete uğramış hisseder ve bu olaydan sonra deyim yerindeyse çarşı karışır. hz muhammed bir daha mariya ile yatmayacağına dair hafsa'ya yemin eder, olayı da kimseye anlatma der ama hafsa gidip ayşe'ye anlatır. hz muhammed eşlerini terkeder. onları boşadığı dedikodusu yayılır. bunun üzerine bir anda tahrim suresi'nin ilk beş ayeti iner. kaynak: taberi, camiu’l-beyân, 28/102
peygamber evlat edindiği zeyd'in karısını beğenir. zeyd bunu anlayınca durumu kendine yediremez ve karısını boşar. normalde o günün arap toplumu için bile yuh denebilecek bir girişim olan kendi evladının hanımıyla evlenme olayının önünü açmak için ahzab 37 iner.
pek çok ayette "allah'a andolsun ki" diyerek allah kendine and içer: meryem 68, mearic 40, nahl 56, nahl 63. bu ayetlerin apaçık bir insan tarafından söylendiği ortadadır.
hicr 72'de allah peygambere and içmektedir: “resulüm! ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı”
kuran'da kimin konuştuğu belli değil. bazı yerlerde allah konuşuyor. bazı yerlerde "o" diyor. bazı yerlerde muhammed konuşurken bazı yerlerde biz diyor?!?!
kaf 1 "şanı yüce kur’an’a yemin olsun!" diye başlar. fakat ortada henüz bir kuran yoktur. ayetlerin toplanıp ciltlenmesi ve kuran adının verilmesi çok sonraları olduğundan bu ayet ciltleme sırasında eklenmiş olabilir.
pek çok ayette gündüze, geceye, güneşe, aya, göğe, şafağa yemin etmektedir. allah niçin bunlara yemin etmektedir ki?
kuran sayısız yerde yemin ediyor, bazen yeminler yetmiyor olacak ki pekiştirme ihtiyacı hissediyor: "nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?" (fecr 5)
tevbe 30: "yahudiler üzeyir allah’ın oğludur dediler, hıristiyanlar da "mesih (isa) allah’ın oğludur" dediler. bunlar, daha önceki inkârcıların söylediklerine benzer biçimde ağızlarından çıkan sözlerdir. allah onları kahretsin! (gerçeklerden) nasıl da yüz çeviriyorlar!" bu ayette allah, "allah onları kahretsin" diyor?!?
kalem ve müdessir surelerinde velid için pek çok kereler sövüyor. soysuz diyor, aşağılık diyor, piç diyor, kaba saba diyor, saldırgan diyor. peki kim bu velid? acaba o mu? evet ta kendisi: halid bin velid. müminlerin yenilmez komutanı. aslında babasından bahsediyor ama ayette oğlundan da bahis var. kendisi olmasa bu kadar yayılamayacak olan, mükemmel bir askeri kariyeri olan, islami perspektiften bakınca çok değerli ve mübarek bir şahıs olması gereken halid bin velid'in islam sancağını zaferlere taşıyacağını önceden göremiyor allah ve babasına küfrediyor!
ay, güneş, dünya ve bunların hareketlerine dair son derece kafa karıştırıcı bilgiler vermektedir. bırakın sıradan bir insanı, eğitimli bir insanın dahi bu ayetleri okuyup bütünlüklü bir sonuca ulaşması imkansızdır. zaten ayetlerin tefsiri konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkmaktadır. muhammed'in astronomi bilgisinin kulaktan dolma olduğu barizdir.
sperm ve yumurta hücrelerinin kaynağını yanlış vermektedir. (tarık 5-7)
göğü tıpkı antik filozoflar ve pagan dinlerindeki gibi tasvir etmektedir. yani dik duran ve düşmeyen bir kubbe gibi. hacc 65 "görmüyor musun ki, allah yeryüzündekileri ve o’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da o’dur."
bakara 62'de yahudilere ve hristiyanlara korkmasınlar, onlar da doğru yolda derken diğer pek çok ayette bu dedikleriyle çelişiyor. örneğin ali imran 85, tevbe 30, maide 64
nahl 101'de açıkça ayetlerin değişebileceğinden bahsediyor. bu da haliyle pek çok ayetin değiştirilmiş olabileceğine işarettir.
pek çok ayette göğü ve yeri 6 günde yarattığından bahsediyor. burada klasik savunma orada zaman algısı farklıdır şeklinde. peki bir de şu ayetlere bakalım:
mearic 4: “melekler ve ruh, miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar”
hacc 47: “..muhakkak ki, rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.”
secde 5: “allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde o'nun nezdine çıkar.”
fussilet 9-10'da sabit dağlar yerleştirdiğinden bahsediyor fakat dağlar sabit değildir, jeolojik oluşumlardır.
anlayın diye arapça indirdik diyor. zaten araplara inen bir kitap için neden bunu söylüyor? evrensel bir dinse o zaman neden arapça indiriyor?
kamer suresi ayın yarılmasından bahseder. ne var ki islam alimleri 1400 yıldır bu işin içinden çıkamamıştır. ayeti herkes farklı yorumlamakta ve bir sonuca varılamamaktadır. kuran'da bunun gibi yüzlerce ihtilaflı ayet vardır. mezhepler de zaten böyle doğmuştur. birinin ak dediğine diğeri kara demektedir. oysa ki kuran bizzat kendi ifadesiyle apaçıktır. hiçbir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. pratikte ise bir satırlık ayetler paragraflarca süren tefsirlerle açıklanmaktadır. üstelik her mezhep ve mezheplerin de her kolu kendi bildiğince açıklamaktadır.
ahzab 53'te zırt pırt peygamberin evine gelip de çok oturmayın der. peygamber kendisi söylemekten çekindiği için allah'a söyletiyor.
kuran'da 29 ayet sadece harflerden oluşmaktadır. evet bildiğiniz harfler. yani kelime, cümle falan yok. elif lam mim (e-l-m) ya da ya sin (y-s) gibi. bunların ne olduğuna dair bugüne kadar doyurucu bir açıklama yapılmış değil. kimileri bunları allah ile elçisi arasında şifreli bir mesajlaşma olarak kabul ediyor. kimilerine göreyse bunlar hz muhammed'in sara krizlerine girdiği sırada ağzından çıkan anlamsız sözler. bu konuda bir kanıt yok fakat her konuda soru sormaktan çekinmeyen, gusül nasıl alınır bize göstersene diye hz ayşe'nin kapısına bile giden müminlerin bu harflerin anlamlarını bir kere bile sormaması ilginç.
kuran'da en sık geçen ve tekrardan ibaret olan ayetlerin sayısı yaklaşık 2 bin. toplam 6 bin küsür ayet olduğunu düşünürsek çok fazla boşluk doldurma var diyebiliriz. "her şey kuran'da anlatılamazdı, bu bir biyoloji ya da astronomi kitabı değil" diyenler için üzerinde düşünülmesini gerektirecek kadar büyük bir sayı.
garanik hadisesi olarak geçen olayda muhammed peygamber, o sıralar halen putperest olan kureyş kabilesinin desteğini almak için kabe'deki 3 büyük putu öven ayetler (necm 19-20-21) okumuş ve bunun üzerine müşrikler de secde etmiş fakat bir grup mümin putlara tapılmasını kabul etmeyince ortalık karışmış bunun üzerine ayetlere tekzip getirilmiş ve muhammed'in şeytan tarafından yanıltıldığı için bu ayetleri okuduğu ifade edilmiştir.
kuran'daki miras ayetleri matematiksel olarak hatalıdır. mirasçıların paylarını topladığınızda çoğu zaman 1'den büyük bazen de 1'den küçük çıkar, nadiren 1'e eşit çıkar. bu hata daha ilk zamanlar farkedilmiş ama kimse ağzını açıp da bu hatalıdır diyememiş fakat sorun öylesine içinden çıkılmaz bir hal almış ki çok geçmeden daha hz. ömer'in halifeliği sırasında (muhammed'in ölümünden bir kaç yıl sonrası) avliye yöntemi denen bir yöntemle sorun giderilmeye çalışılmış. fakat bu yöntemin sorunu kuran'da vadedilen oranları değiştirmesidir. yani aslında kuran'ın apaçık emrine karşı gelmektedir. öte yandan matematiğin de şakası yoktur.
hz muhammed'in pek çok eşi var. sayıları tam bilinmiyor fakat cariyeleri hariç en az 9 evlilik yaptığı düşünülüyor. 16 diyen de var. bütün eşlerin bir sırası var, her geceyi farklı biriyle geçiriyor. eşleri içinde en çok bildiğimiz ve bence çok ilginç bir karakter olan ayşe biraz inatçı, sözünü asla sakınmıyor. muhammed ile daha fazla gece geçirmek için ayrıcalık istediğinde bir anda ahzab 51 suresi iniyor: "(ey muhammed) onlardan (yani karılarından) diledigini geriye bırakır, diledigini öne alabilirsin..." yani kişiye özgü ve cimayla ilgili bir ayet iniyor?!?!
peygambere helal kılınan kadınlar muhteviyatlı ahzab 50 inince ise hz. ayşe dayanamıyor ve "görüyorum ki rabbin senin keyfine koşturuyor" diyor. ahzab 50 o günün standartlarına göre bile skandal bir ayet: "ey peygamber! mehirlerini verdigin eşlerini , allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve peygamber nikâhlamayı diledigi takdirde -müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere- kendisinin mehrini peygambere hibe eden mü'min kadını almanı helâl kılmışızdır..”
peygamber, cariyesi mariya ile cima halindeyken eşlerinden biri ve aynı zamanda hz. ömer'in de kızı olan hafsa tarafından basılır. olay hafsa'nın evinde ve hatta hafsa'nın yatağında gerçekleştiği için hafsa hakarete uğramış hisseder ve bu olaydan sonra deyim yerindeyse çarşı karışır. hz muhammed bir daha mariya ile yatmayacağına dair hafsa'ya yemin eder, olayı da kimseye anlatma der ama hafsa gidip ayşe'ye anlatır. hz muhammed eşlerini terkeder. onları boşadığı dedikodusu yayılır. bunun üzerine bir anda tahrim suresi'nin ilk beş ayeti iner. kaynak: taberi, camiu’l-beyân, 28/102
peygamber evlat edindiği zeyd'in karısını beğenir. zeyd bunu anlayınca durumu kendine yediremez ve karısını boşar. normalde o günün arap toplumu için bile yuh denebilecek bir girişim olan kendi evladının hanımıyla evlenme olayının önünü açmak için ahzab 37 iner.
pek çok ayette "allah'a andolsun ki" diyerek allah kendine and içer: meryem 68, mearic 40, nahl 56, nahl 63. bu ayetlerin apaçık bir insan tarafından söylendiği ortadadır.
hicr 72'de allah peygambere and içmektedir: “resulüm! ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı”
kuran'da kimin konuştuğu belli değil. bazı yerlerde allah konuşuyor. bazı yerlerde "o" diyor. bazı yerlerde muhammed konuşurken bazı yerlerde biz diyor?!?!
kaf 1 "şanı yüce kur’an’a yemin olsun!" diye başlar. fakat ortada henüz bir kuran yoktur. ayetlerin toplanıp ciltlenmesi ve kuran adının verilmesi çok sonraları olduğundan bu ayet ciltleme sırasında eklenmiş olabilir.
pek çok ayette gündüze, geceye, güneşe, aya, göğe, şafağa yemin etmektedir. allah niçin bunlara yemin etmektedir ki?
kuran sayısız yerde yemin ediyor, bazen yeminler yetmiyor olacak ki pekiştirme ihtiyacı hissediyor: "nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?" (fecr 5)
tevbe 30: "yahudiler üzeyir allah’ın oğludur dediler, hıristiyanlar da "mesih (isa) allah’ın oğludur" dediler. bunlar, daha önceki inkârcıların söylediklerine benzer biçimde ağızlarından çıkan sözlerdir. allah onları kahretsin! (gerçeklerden) nasıl da yüz çeviriyorlar!" bu ayette allah, "allah onları kahretsin" diyor?!?
kalem ve müdessir surelerinde velid için pek çok kereler sövüyor. soysuz diyor, aşağılık diyor, piç diyor, kaba saba diyor, saldırgan diyor. peki kim bu velid? acaba o mu? evet ta kendisi: halid bin velid. müminlerin yenilmez komutanı. aslında babasından bahsediyor ama ayette oğlundan da bahis var. kendisi olmasa bu kadar yayılamayacak olan, mükemmel bir askeri kariyeri olan, islami perspektiften bakınca çok değerli ve mübarek bir şahıs olması gereken halid bin velid'in islam sancağını zaferlere taşıyacağını önceden göremiyor allah ve babasına küfrediyor!
ay, güneş, dünya ve bunların hareketlerine dair son derece kafa karıştırıcı bilgiler vermektedir. bırakın sıradan bir insanı, eğitimli bir insanın dahi bu ayetleri okuyup bütünlüklü bir sonuca ulaşması imkansızdır. zaten ayetlerin tefsiri konusunda her kafadan ayrı bir ses çıkmaktadır. muhammed'in astronomi bilgisinin kulaktan dolma olduğu barizdir.
sperm ve yumurta hücrelerinin kaynağını yanlış vermektedir. (tarık 5-7)
göğü tıpkı antik filozoflar ve pagan dinlerindeki gibi tasvir etmektedir. yani dik duran ve düşmeyen bir kubbe gibi. hacc 65 "görmüyor musun ki, allah yeryüzündekileri ve o’nun emriyle denizde akıp giden gemileri sizin hizmetinize verdi! kendi izni olmadıkça yerkürenin üzerine düşmemesi için göğü tutan da o’dur."
bakara 62'de yahudilere ve hristiyanlara korkmasınlar, onlar da doğru yolda derken diğer pek çok ayette bu dedikleriyle çelişiyor. örneğin ali imran 85, tevbe 30, maide 64
nahl 101'de açıkça ayetlerin değişebileceğinden bahsediyor. bu da haliyle pek çok ayetin değiştirilmiş olabileceğine işarettir.
pek çok ayette göğü ve yeri 6 günde yarattığından bahsediyor. burada klasik savunma orada zaman algısı farklıdır şeklinde. peki bir de şu ayetlere bakalım:
mearic 4: “melekler ve ruh, miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar”
hacc 47: “..muhakkak ki, rabbinin nezdinde bir gün sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.”
secde 5: “allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde o'nun nezdine çıkar.”
fussilet 9-10'da sabit dağlar yerleştirdiğinden bahsediyor fakat dağlar sabit değildir, jeolojik oluşumlardır.
anlayın diye arapça indirdik diyor. zaten araplara inen bir kitap için neden bunu söylüyor? evrensel bir dinse o zaman neden arapça indiriyor?
kamer suresi ayın yarılmasından bahseder. ne var ki islam alimleri 1400 yıldır bu işin içinden çıkamamıştır. ayeti herkes farklı yorumlamakta ve bir sonuca varılamamaktadır. kuran'da bunun gibi yüzlerce ihtilaflı ayet vardır. mezhepler de zaten böyle doğmuştur. birinin ak dediğine diğeri kara demektedir. oysa ki kuran bizzat kendi ifadesiyle apaçıktır. hiçbir yardımcıya da ihtiyacı yoktur. pratikte ise bir satırlık ayetler paragraflarca süren tefsirlerle açıklanmaktadır. üstelik her mezhep ve mezheplerin de her kolu kendi bildiğince açıklamaktadır.
ahzab 53'te zırt pırt peygamberin evine gelip de çok oturmayın der. peygamber kendisi söylemekten çekindiği için allah'a söyletiyor.
kuran'da 29 ayet sadece harflerden oluşmaktadır. evet bildiğiniz harfler. yani kelime, cümle falan yok. elif lam mim (e-l-m) ya da ya sin (y-s) gibi. bunların ne olduğuna dair bugüne kadar doyurucu bir açıklama yapılmış değil. kimileri bunları allah ile elçisi arasında şifreli bir mesajlaşma olarak kabul ediyor. kimilerine göreyse bunlar hz muhammed'in sara krizlerine girdiği sırada ağzından çıkan anlamsız sözler. bu konuda bir kanıt yok fakat her konuda soru sormaktan çekinmeyen, gusül nasıl alınır bize göstersene diye hz ayşe'nin kapısına bile giden müminlerin bu harflerin anlamlarını bir kere bile sormaması ilginç.
kuran'da en sık geçen ve tekrardan ibaret olan ayetlerin sayısı yaklaşık 2 bin. toplam 6 bin küsür ayet olduğunu düşünürsek çok fazla boşluk doldurma var diyebiliriz. "her şey kuran'da anlatılamazdı, bu bir biyoloji ya da astronomi kitabı değil" diyenler için üzerinde düşünülmesini gerektirecek kadar büyük bir sayı.
devamını gör...
sonra döndüm ve dedim ki
keşke dönmeseydim, hay senin sıfatına...
devamını gör...
prof. dr. murat ferman’ın sözlerinin sosyal medyada tepki çekmesi
söz mü? adam resmen engelli çocuğu olan her aileye küfür etmiş. hayatında sevgi denen olguyu paraya satacak yaratık hakaretleri. kendi korkunç ve hasta dimağını kusmuş.
lanetliyorum.
lanetliyorum.
devamını gör...
28 aralık 2020 balıkesir için büyük deprem uyarısı
--- alıntı ---
tmmob jeoloji mühendisleri odası güney marmara şubesi yönetim kurulu üyesi ve balıkesir il sorumlusu aysun aykan, elazığ ve balıkesir’de yaşanan depremleri değerlendirdi. aykan, balıkesir'in deprem tehlikesinin istanbul'dan daha fazla olduğunu belirterek "balıkesir'de mutlaka büyük bir deprem gerçekleşecektir" dedi.
--- alıntı ---
buradan
tmmob jeoloji mühendisleri odası güney marmara şubesi yönetim kurulu üyesi ve balıkesir il sorumlusu aysun aykan, elazığ ve balıkesir’de yaşanan depremleri değerlendirdi. aykan, balıkesir'in deprem tehlikesinin istanbul'dan daha fazla olduğunu belirterek "balıkesir'de mutlaka büyük bir deprem gerçekleşecektir" dedi.
--- alıntı ---
buradan
devamını gör...
küçük macellan bulutu
samanyolu galaksisi etrafında yörüngede dolanan düzensiz cüce galaksi.
birkaç yüz milyon yıldızdan oluşan galaksi, yaklaşık 200 bin ışık yılı uzaklıkta bulunur. güney yarım kürede, ışık kirliliği olmayan bölgelerde çıplak gözle görülebilir.
toplam kütlesi, güneş kütlesinin yaklaşık 3 milyar katıdır. henrietta swan leavitt, galaksilerin uzaklığını hesaplamaya yarayan bağıntıyı bulduğunda, bu galaksi içerisindeki yıldızlar üzerinde çalışmaktaydı.
gökyüzünde dolunayın kapladığı alanın yaklaşık 10 katı kadar bir alanı kaplar. hesaplara göre büyük macellan bulutu ile birlikte 1,5 milyar yılda samanyolu'nun etrafındaki 1 turlarını tamamlamaları gerekir. 900 milyon yılda 1 kez de birbirleri etrafında 1 tur dolanırlar.
bu 2 uydu galaksinin hızlarına ilişkin yapılan bir çalışma, akıllara yeni soru işaretleri takılmasına neden olmuştu. hızlar umulandan çok daha yüksek çıktı. bu durum 2 ihtimali olası kılıyordu; ya bu galaksiler aslında samanyolu'nun uydusu değildiler ve sadece yanından geçip gideceklerdi ya da samanyolu tahminimizden çok daha büyüktü (ki bu seçeneğin gerçek olabileceğine ilişkin bir çalışma da yapılmıştı birkaç yıl önce.) yapılan farklı bir çalışma, bunların bizim uydumuz olduğunu göstermiş oldu.
küçük ve büyük macellan bulutları ortak bir "zarf" içerisinde bulunurlar. yani ikisinin de etrafını gaz ve tozdan oluşan bir "köprü" sarmıştır. bu da birbirlerine kütle çekimsel olarak bağlı olduklarını gösterir.
şurada kendisine zum yapılan bir görüntüyü izleyebilirsiniz:
birkaç yüz milyon yıldızdan oluşan galaksi, yaklaşık 200 bin ışık yılı uzaklıkta bulunur. güney yarım kürede, ışık kirliliği olmayan bölgelerde çıplak gözle görülebilir.
toplam kütlesi, güneş kütlesinin yaklaşık 3 milyar katıdır. henrietta swan leavitt, galaksilerin uzaklığını hesaplamaya yarayan bağıntıyı bulduğunda, bu galaksi içerisindeki yıldızlar üzerinde çalışmaktaydı.
gökyüzünde dolunayın kapladığı alanın yaklaşık 10 katı kadar bir alanı kaplar. hesaplara göre büyük macellan bulutu ile birlikte 1,5 milyar yılda samanyolu'nun etrafındaki 1 turlarını tamamlamaları gerekir. 900 milyon yılda 1 kez de birbirleri etrafında 1 tur dolanırlar.
bu 2 uydu galaksinin hızlarına ilişkin yapılan bir çalışma, akıllara yeni soru işaretleri takılmasına neden olmuştu. hızlar umulandan çok daha yüksek çıktı. bu durum 2 ihtimali olası kılıyordu; ya bu galaksiler aslında samanyolu'nun uydusu değildiler ve sadece yanından geçip gideceklerdi ya da samanyolu tahminimizden çok daha büyüktü (ki bu seçeneğin gerçek olabileceğine ilişkin bir çalışma da yapılmıştı birkaç yıl önce.) yapılan farklı bir çalışma, bunların bizim uydumuz olduğunu göstermiş oldu.
küçük ve büyük macellan bulutları ortak bir "zarf" içerisinde bulunurlar. yani ikisinin de etrafını gaz ve tozdan oluşan bir "köprü" sarmıştır. bu da birbirlerine kütle çekimsel olarak bağlı olduklarını gösterir.
şurada kendisine zum yapılan bir görüntüyü izleyebilirsiniz:
devamını gör...
kendini sevmeyen bir insanı sevmek
bazı insanlar kendine karşı çok acımasız olabiliyor. olumlu yönlerini görmezden gelip küçücük kusurları devleştirebiliyorlar. aynı zamanda böyle insanlar kendini sevmek için en çok çabayı gösterenler oluyor. ama seçtikleri yol yanlış.
kusursuz olmayı hedef hâline getirdiğimizde bu hedefe asla ulaşamayız. üstelik "kusursuz" olmayı diğer insanlar üzerinden değerlendirirsek, onların gözünden kendimizi değerlendirirsek hiç ulaşamayız.
bir insana verdiğimiz değeri onun kendine verdiği değer belirler mi? kararsızım. bunun direkt bir etken olduğunu düşünmüyorum ama dolaylı yoldan etkiliyor olabilir. kişi kendisinin ve potansiyelinin farkında olmadığı için, daima kötü yönlerini düşünüp onlar hakkında konuştuğu için belki diğer insanların da yalnızca onlara odaklanmasına sebep olabilir.
bir yandan da, onu gerçekten tanıyan biri tarafından sevildiğinde kendine haksızlık ettiğinin farkına varabilir. klişe de olsa sevginin iyileştirici gücünü unutmamak gerekir.
edit olmayan edit: söylediklerim kişilik bozukluğu olan, çevresine ve kendine zarar veren, üstelik de zarar vermekten keyif alan kişilere yönelik değildir. herkesi seven ama kendini bir türlü sevemeyen insanlardan bahsettim.
kusursuz olmayı hedef hâline getirdiğimizde bu hedefe asla ulaşamayız. üstelik "kusursuz" olmayı diğer insanlar üzerinden değerlendirirsek, onların gözünden kendimizi değerlendirirsek hiç ulaşamayız.
bir insana verdiğimiz değeri onun kendine verdiği değer belirler mi? kararsızım. bunun direkt bir etken olduğunu düşünmüyorum ama dolaylı yoldan etkiliyor olabilir. kişi kendisinin ve potansiyelinin farkında olmadığı için, daima kötü yönlerini düşünüp onlar hakkında konuştuğu için belki diğer insanların da yalnızca onlara odaklanmasına sebep olabilir.
bir yandan da, onu gerçekten tanıyan biri tarafından sevildiğinde kendine haksızlık ettiğinin farkına varabilir. klişe de olsa sevginin iyileştirici gücünü unutmamak gerekir.
edit olmayan edit: söylediklerim kişilik bozukluğu olan, çevresine ve kendine zarar veren, üstelik de zarar vermekten keyif alan kişilere yönelik değildir. herkesi seven ama kendini bir türlü sevemeyen insanlardan bahsettim.
devamını gör...
kalıplaşmış öğretmen cümleleri
kapat çeneni ..
allah razı olsun, ortaokul da matematik öğretmenimiz bu lafı , 40 dakikalık derste 40 defa söylerdi.
kadın otomatiğe bağlamıştı, konuşan olmadığı zamanda bile söylerdi.
kapat çeneni.
allah razı olsun, ortaokul da matematik öğretmenimiz bu lafı , 40 dakikalık derste 40 defa söylerdi.
kadın otomatiğe bağlamıştı, konuşan olmadığı zamanda bile söylerdi.
kapat çeneni.
devamını gör...
harry potter vs lord of the rings
sadece her ikisinin de fantastik olmasi, ayni kulvarin yolcusu oldugunu gostermez dedigim karsilastirma.
devamını gör...
nickaltı
birilerinin insanlara hakaret etmeyi normal sandığı yerler.
herkes gibi benim de sevdiğim ve hiç hoşlanmadığım yazarlar var. hiçbir zaman hoşlanmadığım kişilerin nickaltına gidip saçma sapan sataşmalar ya da hakaret içerikli tanımlar yazmadım, yazmam da. takip ettiğim ya da sevdiğim yazarların çoğuna da * tanım girmedim çünkü bir tanesine güzel sözler yazıp bir diğerini unuttuğumda belki hafif de olsa incinir, gücenirler diye düşündüm hep. kendimi beğenmişlikten ya da benzer sebeplerden dolayı değil nickaltlarından uzak duruşum.
fakat görüyorum ki insanların ayarı yok. bazılarınız, gerçek hayatta tanısanız asla o kişi için kullanmayacağınız kelimeleri burada rahatlıkla sarf edebiliyorsunuz. bazen güzel şeyler yazmayı yalakalık olarak adlandırıyorsunuz ya, aslında o yazılanlar insanları biraz bile olsa tanımaktan, az da olsa onlarla sohbet etmiş olmaktan kaynaklanıyor bazı durumlarda. sataşmada bulunanlar ise genellikle sizi hiç tanımayanların arasından çıkıyor.
yapmayın. ortam sanal ama yazarlar reel. saçma sapan konular için insanları kırdığınıza ya da kızdırdığınıza değmez. burada yazdıklarıyla kimseyi yargılayamazsınız çünkü herkes her zaman gerçek duygularını ve kişiliğini buraya yansıtmıyor. ilgilendiğiniz konuları okuyup ilgilenmediklerinizden uzak durmayı öğrenmeniz gerekir. bunu öğrenemiyor oluşunuzun bedelini başkalarına ödetmeyin.
herkes gibi benim de sevdiğim ve hiç hoşlanmadığım yazarlar var. hiçbir zaman hoşlanmadığım kişilerin nickaltına gidip saçma sapan sataşmalar ya da hakaret içerikli tanımlar yazmadım, yazmam da. takip ettiğim ya da sevdiğim yazarların çoğuna da * tanım girmedim çünkü bir tanesine güzel sözler yazıp bir diğerini unuttuğumda belki hafif de olsa incinir, gücenirler diye düşündüm hep. kendimi beğenmişlikten ya da benzer sebeplerden dolayı değil nickaltlarından uzak duruşum.
fakat görüyorum ki insanların ayarı yok. bazılarınız, gerçek hayatta tanısanız asla o kişi için kullanmayacağınız kelimeleri burada rahatlıkla sarf edebiliyorsunuz. bazen güzel şeyler yazmayı yalakalık olarak adlandırıyorsunuz ya, aslında o yazılanlar insanları biraz bile olsa tanımaktan, az da olsa onlarla sohbet etmiş olmaktan kaynaklanıyor bazı durumlarda. sataşmada bulunanlar ise genellikle sizi hiç tanımayanların arasından çıkıyor.
yapmayın. ortam sanal ama yazarlar reel. saçma sapan konular için insanları kırdığınıza ya da kızdırdığınıza değmez. burada yazdıklarıyla kimseyi yargılayamazsınız çünkü herkes her zaman gerçek duygularını ve kişiliğini buraya yansıtmıyor. ilgilendiğiniz konuları okuyup ilgilenmediklerinizden uzak durmayı öğrenmeniz gerekir. bunu öğrenemiyor oluşunuzun bedelini başkalarına ödetmeyin.
devamını gör...
after life
ricky gervais'in yapımcılığını ve yönetmenliğini yapıp aynı zamanda başrolünde yer aldığı harika bir dizi. dizinin havası, oyunculuklar, hikaye sizi ilk bölümden itibaren sımsıkı sarıyor. hüzün, hayat eleştirisi, komedi, absürtlük hepsi bir arada. kesinlikle izlenmeli. ricky gervais mizahı hoşunuza giderse humanity isimli stand-up gösterisini de kesinlikle tavsiye ederim.
devamını gör...
nutuk okumamış türk genci
okuma oranının düşük olduğu ülkede şaşırmayacağımız bir durumdur.
sosyal medyada yorum okuma oranımız daha yüksektir. *
sosyal medyada yorum okuma oranımız daha yüksektir. *
devamını gör...
son singapur vapuru (yazar)
ferdi tayfur seven yazar. ferdi tayfur seven insandan zarar gelmez. sevincini, üzüntüsünü, yalnızlığını ve kalabalığını kendi içinde yaşar. içi yanar, huzuru kalmaz, o da özler, sanma ki yaşıyordur ama çiçekler açar, böcekler öter, nisan yağmurunda ıslanır. allahım sen bilirsin.
devamını gör...
hayatta yapmam denilen şeylerin yapılması
(bkz: tükürdüğünü yalamak.)
asla yapmam dediğim bir işte çalışıyorum ve tuhaftır ki genellikle keyif de alıyorum.
asla yapmam dediğim bir işte çalışıyorum ve tuhaftır ki genellikle keyif de alıyorum.
devamını gör...
yansıtma
benliğin savunma mekanizmalarından birisidir. narsistik savunma grubunda yer alır. kişinin kendisinde bulunan kusuru başkasında görmesidir veya suçluluk duyduğu bir konuda suçu başkasına atarak suçluluk hissinden kurtulmasıdır. bu kişilerdeki aşırı şüphe kendilerine karşı hissetikleri duyguları başkasına atıp bu duygulardan kurtulmak istemelerinden kaynaklanır.
devamını gör...
yazarların tek bir şansı olsa değiştireceği şey
akrabalarımı. onları anlaşması daha kolay,daha iyi insanlar yapmak isterdim ki ben ya da ailem de bazı ailelerdeki gibi bi arada güzelce zaman geçirebilsin,iyi anlaşabilsin.
devamını gör...
