children
bir takuya okada kısa animasyon filmidir.

okullar ne işe yarar? bir öğretmen olarak söylüyorum: şu anki haliyle gençlerin enerjisini kapalı alanlara hapsedip onları sıradan insanlar haline getirmeye ve hayallerini, zekalarını, yeteneklerini törpülemeye.
ölümüyle dünyayı çok eksik bırakan sir ken robinson’ın da dediği gibi okullar yaratıcılığı öldürmekten başka bir işe yaramıyor. yaramayacak da bu haliyle devam ederse.
düşünsenize gençleri kocaman binalara koyup hangi saatte ilgilerinin hangi konu üzerinde olacağına karar veriyoruz ve onlardan da eksiksiz bir itaatle bunları kabul etmelerini bekliyoruz. ne zaman hangi spora ilgi duyacağı, ne zaman hangi dil ile ilgileneceği, ne zaman hangi işlemi yapması gerektiği hep önceden belirlenmiş. mesela o gün kendini ingilizce konuşacak havada hissetmeyen bir çocuğa sürekli what time is it oğlum diye sormak hangi mantığın ürünü. manasız gelmiyor mu size de?
bir de şunu düşünelim birlikte. karşısındaki öğrencinin derdini tasasını, hayallerini ümitlerini, anlattıklarını anlatamadıklarını yalnızca yüzde on oranında anlayan öğretmenler çocuklara yüz üzerinden not veriyor. delirmek işten değil. her zaman istisnalar vardır ve onların başımızın tacı ama derste borsa takip eden öğretmene yüz üzerinden kaç verelim?
büyük insan sir ken robinson’ın zihnime ışık gibi doğan tespitine göre dünyadaki bütün eğitim sistemleri sanayi devrimine göre tasarlanmış ama artık buharlı gemiler yok. bir şeylerin değişmesi lazım değil mi? sanayi devrimi bir tren gibi geçmesin çocukların üzerinden. onlar isyan edince önlerinde duramayacağız.
children

okullar ne işe yarar? bir öğretmen olarak söylüyorum: şu anki haliyle gençlerin enerjisini kapalı alanlara hapsedip onları sıradan insanlar haline getirmeye ve hayallerini, zekalarını, yeteneklerini törpülemeye.
ölümüyle dünyayı çok eksik bırakan sir ken robinson’ın da dediği gibi okullar yaratıcılığı öldürmekten başka bir işe yaramıyor. yaramayacak da bu haliyle devam ederse.
düşünsenize gençleri kocaman binalara koyup hangi saatte ilgilerinin hangi konu üzerinde olacağına karar veriyoruz ve onlardan da eksiksiz bir itaatle bunları kabul etmelerini bekliyoruz. ne zaman hangi spora ilgi duyacağı, ne zaman hangi dil ile ilgileneceği, ne zaman hangi işlemi yapması gerektiği hep önceden belirlenmiş. mesela o gün kendini ingilizce konuşacak havada hissetmeyen bir çocuğa sürekli what time is it oğlum diye sormak hangi mantığın ürünü. manasız gelmiyor mu size de?
bir de şunu düşünelim birlikte. karşısındaki öğrencinin derdini tasasını, hayallerini ümitlerini, anlattıklarını anlatamadıklarını yalnızca yüzde on oranında anlayan öğretmenler çocuklara yüz üzerinden not veriyor. delirmek işten değil. her zaman istisnalar vardır ve onların başımızın tacı ama derste borsa takip eden öğretmene yüz üzerinden kaç verelim?
büyük insan sir ken robinson’ın zihnime ışık gibi doğan tespitine göre dünyadaki bütün eğitim sistemleri sanayi devrimine göre tasarlanmış ama artık buharlı gemiler yok. bir şeylerin değişmesi lazım değil mi? sanayi devrimi bir tren gibi geçmesin çocukların üzerinden. onlar isyan edince önlerinde duramayacağız.
children
devamını gör...
her an birisi ölecek diye korkan insan
sürekli endişe ve panik halindeyimdir. genel olarak dışa yansıtmam ama içimde çok yaşarım. sevdiklerim evlerinde olsalar bile başlarına bir şey gelecek diye ödüm kopuyor. ara sıra bu düşünceyi unutur gibi oluyorum ama sabah kalktığım da birisinin ölüm haberini göreceğim diye ödüm kopuyor.
devamını gör...
yazmak ne zaman bırakılmalı sorunsalı
işin gücün olunca.
yazmıyorsam anlayın ki çok işim var.
az işim olunca yazabiliyorum.
yazmıyorsam anlayın ki çok işim var.
az işim olunca yazabiliyorum.
devamını gör...
islamda kadına verilen değer
hangi değer?
devamını gör...
varoluşun verdiği eşsiz acı
yok oluşumuza doğru adım adım ilerlerken farkında olmadan ya da farkında değilmiş gibi yaparak çektiğimiz o muhteşem acıdır.
bir türlü neden bu yalnız ve güçsüz gezegen üzerinde amaçsızca dolaştığımıza anlam vermeye çalışırken bir yandan da aslında hiçbir ulvi amaca hizmet etmeyen ruhsuz varlıklar olduğumuzu fark edip mana peşinde koşmaya başlamamızla katmerlenen acıdır.
neden hala ölmediğimize, içimizde sağa sola savrulan cesetlerle ne yapacağımıza, darağacında sallanan bedenleri nasıl ordan indireceğimize, katil ile maktulü bir türlü birbirinden ayırmayı beceremediğimizde, artık mezarlık yapacak bir karış toprak bulamadığımızda katlanan acıdır.
insan olmak için çaba harcarken insan olmanın o kadar matah bir şey olmadığını anladığımızda, insanın insana zulmünü görüp tanıdığımızda, parçalanan bedenleri ekranlarda sayı olarak görüp umursamadığımızda, savaşlarda taraf tutmaya başladığımızda kendi boyunu aşan acıdır.
sonra da aşık oluruz işte. acı kendi varoluşunda kaybolur.
bir türlü neden bu yalnız ve güçsüz gezegen üzerinde amaçsızca dolaştığımıza anlam vermeye çalışırken bir yandan da aslında hiçbir ulvi amaca hizmet etmeyen ruhsuz varlıklar olduğumuzu fark edip mana peşinde koşmaya başlamamızla katmerlenen acıdır.
neden hala ölmediğimize, içimizde sağa sola savrulan cesetlerle ne yapacağımıza, darağacında sallanan bedenleri nasıl ordan indireceğimize, katil ile maktulü bir türlü birbirinden ayırmayı beceremediğimizde, artık mezarlık yapacak bir karış toprak bulamadığımızda katlanan acıdır.
insan olmak için çaba harcarken insan olmanın o kadar matah bir şey olmadığını anladığımızda, insanın insana zulmünü görüp tanıdığımızda, parçalanan bedenleri ekranlarda sayı olarak görüp umursamadığımızda, savaşlarda taraf tutmaya başladığımızda kendi boyunu aşan acıdır.
sonra da aşık oluruz işte. acı kendi varoluşunda kaybolur.
devamını gör...
çocukken kendinizi en havalı hissettiğiniz an
bir keresinde sınıfta kilolu bir kızla tartışmıştım kız en son "sınıfın %90 'ı senden nefret ediyor" deyince bende dayanamayıp "sınıfın %90'ını kapladığın için olabilir" demiştim. kız ağlayıp gitmişti arkaşlarım da beni tebrik ediyordu.
devamını gör...
fular
entellektüellik için değil şık durduğu ve kıyafeti tamamladığı için takılan aksesuardır.
en güzel duranları anne eşarplarıdır.
en güzel duranları anne eşarplarıdır.
devamını gör...
normal sözlük'te anonim olmak
günlük forum-chat tarzında başlıklar açılıyor ve oraya tanımlar giriliyor, milletin anonim olmasına imkan yok. misal sözlük yazarlarının elleri, sözlük yazarları an itibariyle ne yapıyor, sözlük yazarlarının düşünceleri, sözlük yazarlarının ebeleri, sözlük yazarlarının tc kimlik numaraları… tamam bazı yazdığım şeyleri attım ama fırsatını bulsa bazıları yatak odamıza bile girecekler anasını satıyım.
anonim değiliz aslında, düşüncelerimizi fikirlerimizi ifade ediyoruz, kimliğimiz belli değil ama onu belli etmek bazıları için 5 dakikalık mesele… anonim adı altında pislik yapmayın, anında bulunursunuz ben size söyleyeyim de. valla içim neyse dışımda o, tüküreyim anonimliğe, burada nasıl atarlıysam reelde de öyleyim. hiç gizleme gereği duymadım kendimi, nabza göre şerbet vermeyi de düşünmüyorum. sevene can feda sevmeyene elveda yapacak bir şey yok!
anonim değiliz aslında, düşüncelerimizi fikirlerimizi ifade ediyoruz, kimliğimiz belli değil ama onu belli etmek bazıları için 5 dakikalık mesele… anonim adı altında pislik yapmayın, anında bulunursunuz ben size söyleyeyim de. valla içim neyse dışımda o, tüküreyim anonimliğe, burada nasıl atarlıysam reelde de öyleyim. hiç gizleme gereği duymadım kendimi, nabza göre şerbet vermeyi de düşünmüyorum. sevene can feda sevmeyene elveda yapacak bir şey yok!
devamını gör...
pesimizm
karşıt anlamlısı (bkz: optimizm) iyimserlik olarak bilinen kelimedir. pesimizm, her zaman yaşanabilecek en kötü senaryoyu ele almaktır. böylece en ufak olumsuzluk karşısında bile yıkılmadan ya da hayal kırıklığı yaşamadan yola devam edebilirler. çünkü beklentiler en azda tutulmuş ve zaten düşündüğü gerçekleşmiştir. eğer aksi bir şekilde her şey yolunda gittiyse de değme keyfine.
elbet her şeyin ortası karar, fazlası ise önce kendine sonra yanındakine zarardır. pesimist insanların "tedbirliyim ben canım, ondan böyle düşünüyorum" diye tanımlamasını göz ardı edersek (ki öyle olması gerekiyor, çünkü ikisi farklı kavramlardır); pesimizm insanın hayat enerjisini çeker. ruh halinizi iyi analiz edip nerede durduğunuzu bilmeniz gerekir. insan genelde benlik bütünlüğünü koruyabilmek adına pesimizm içinde bulur kendini, yada zaten o benlik çoktan bozulmuştur da haberiniz yoktur. (bkz: savunma mekanizmaları)(bkz: freud).
elbet her şeyin ortası karar, fazlası ise önce kendine sonra yanındakine zarardır. pesimist insanların "tedbirliyim ben canım, ondan böyle düşünüyorum" diye tanımlamasını göz ardı edersek (ki öyle olması gerekiyor, çünkü ikisi farklı kavramlardır); pesimizm insanın hayat enerjisini çeker. ruh halinizi iyi analiz edip nerede durduğunuzu bilmeniz gerekir. insan genelde benlik bütünlüğünü koruyabilmek adına pesimizm içinde bulur kendini, yada zaten o benlik çoktan bozulmuştur da haberiniz yoktur. (bkz: savunma mekanizmaları)(bkz: freud).
devamını gör...
hoşlanılan yazarın başka bir yazara nickaltında yürümesi
devamını gör...
ekmeksiz yemek yemek
bugün itibariyle kilo vermek uğruna gerçekleştirmek istediğim olaydır.
devamını gör...
hayvanlar bir ülke olsaydı
çin karınca olurdu adamların işçileri hem karın tokluğuna deli gibi çalışıyor hemde devasa bir nüfusa sahipler.
devamını gör...
günaydın sözlük
guten morgen değerli sözlük kullanıcıları.
bugün kronik uykusuzluğum dışında aşı vurulduğum için bağımsızlığını ilan etmiş bir sol kol ile güne başlamak zorunda kaldım. kolum kalkmıyor lan, sanki bana bağlı değil kendi ne isterse onu yapacakmış gibi hissediyorum.
herneyse acı macı bize komaz bacı diyerek hepinize güzel bir gün diliyorum.
ha unutmadan günlük isyanımızı da buraya bırakalım.
bugün kronik uykusuzluğum dışında aşı vurulduğum için bağımsızlığını ilan etmiş bir sol kol ile güne başlamak zorunda kaldım. kolum kalkmıyor lan, sanki bana bağlı değil kendi ne isterse onu yapacakmış gibi hissediyorum.
herneyse acı macı bize komaz bacı diyerek hepinize güzel bir gün diliyorum.
ha unutmadan günlük isyanımızı da buraya bırakalım.
devamını gör...
dinlerin tek cümlelik özeti
amacından sapalı yıllar olan cehalet kaynağı
devamını gör...
sözlükte çok takip edilmenin aslında iyi bir şey olmaması
şahsen ben takip ettiğim yazarların bilginin yanında, istediği gibi eğlenip yazmasını, görüş bildirmesini seviyorum. robot değil, sürekli bilgi içerikli yazmak zorunda da değil. burası görüşlerini özgürce yazdığın ve bilgi verdiğin bir platform. takipçilerinizin böyle şeylere takacağını sanmıyorum.
devamını gör...
zaman mekan ilişkisi
not : bu tanımda (a) , (b) gibi yazının içinde ve en altında belirtilen şeyler başka konulardan okunmalıdır.
zaman-mekan ilişkisi denildiği zaman öncelikle bu ikiliyi iyi tanımak gerekir. önce kolay olan mekandan başlayalım
mekan: bildiğimiz yer , gök , sen, taş , gezegen , güneş , yıldızlar vs vs. kısaca görebildiğimiz her şey. (karadelik hariç. çünkü ışığı bile kendine çeker , yansıtmaz dolayısıyla biz de göremeyiz.
şimdi gelelim asıl olayın cortladığı yere : zaman! zamanı anlamak için önce maddeye ihtiyacımız var. çünkü bomboş bir evrende zaman hiçbir şey ifade etmez. lise fizikten hatırlarsa v=x(alınan yol)/t(zaman). bu denklemde zamanı yalnız bırakırsak ; t=x/v olur. yani formül bize ne diyor. zaman eşittir mesafe bölü hız. burada bize iki değişken lazım. yani uzunluk lazım. uzunluk ise iki yer arasındaki doğrusal yoldur. ( uzayda doğrusallık yoktur fakat o ayrı konu) yani iki yer diyor. yani yer , mekan , madde lazım.
şöyle örnekleyelim: istanbuldan ankaraya 1 saatte giden uçak rahatça iniş yaptı. ..... bu cümlede ''rahatça'' zarf tümle... şaka şaka. :) / bakın istanbul ve ankara bir kara parçası , sonuç olarak madde. biz ise buradaki 1 saat kavramını açıklamaya çalışıyoruz. öncelikle ''si'' ölçü birimlerinden metre cinsinden arasındaki uzaklık. istanbul ankara arası uzaklık. bölü hız.
hız kavramı ise en basit tabiriyle bir işi yapabilme kapasitesi gibi düşünebiliriz. misal bir zeytin kırma makinası zeytinleri 3er 3er kırıyorsa buna yavaş, 20 şer 20 şer kırıyorsa buna hızlı diyebiliriz. hız içinde bu geçerli. tam tanımlamaya kalkarsak çok uzun olabilir. örneğimizde ise uçağın hızı gidebilme kabiliyet. heh işte bu mesafeyi bu kabiliyete sayısal olarak bölersek ortaya matematiksel olarak zaman çıkıyor. ama yeterli mi ? değil. gelin fiziksel olarak zamana bakalım ama önce ışık yani fotonu inceleyelim.
foton: en kısa haliyle enerji parçacığı paketçiği. yoğunlaşmış enerji. ama ne enerji! bunlar birleşir birleşir, demet halini alır ve biz buna ışık deriz. hem dalgacık hem tanecik etkisi gösterir (a). ışığın hızı c=299.792.458 m/s'dir. ağızlara pelesenk olmuş haliyle saniyede 300.000 km. peki zamanla fotonun ne ilgisi var??? yok demi? neyse bir şey demiyorum.
dünyamızdaki yüksek iqlu abiler birleşmiş ve zamanı bir şeyle ilişkilendirelim ama sabit olsun sürekli aynı olsun değişmez ve mutlak olsun demişler. ve ne bulmuşlar? 6.62606957(29)×10-34: j·s. ee peki bu ne? tanıştırayım efendim planck ''sabiti''. adı üzerinde sabit. ee bilim adamları da böyle muazzam bir sayı (b) bulmuşlar. demişler ki : '' neden zamanı bununla ilişkilendirmeyelim buna göre ayarlamayalım''. evet burası biraz karışık ''planck'' , '' foton'' , ''zaman''. burası ayrı konu.
sonuç olarak zamanımız, hepimizin (!) kolundaki rolexler ışığa göre , fotona göre ayarlanıyor bir bakıma, dolaylı yoldan.
gelelim asıl konumuzaaaa. ışık bilinçsizdir. eee bu da ne demek? yani şu demek efenim. siz ışık hızına çıkarsanız ''momentum, ve enerji '' (c) denklemlerine göre artık ''siz'' , siz olmazsınız. yani etrafı gözlemleyemezsiniz. çünkü artık sizin için zaman yoktur. çünkü zamanı oluşturan sizsiniz! burası için güzel bir video:ışık zamansızdır!
ee bu kadar anlattık kütle çekimsiz olur mu efenim? olmaz! kütle çekim atomların içindeki birkaç lanet parçacığın birbirini etkileyip , birbirlerine doğru gelmelerini sağlayan garip bir kuvvet. bkz: yer çekimi. sen, evet evet sen o telefon yada mouse u bir kaldırıp bırak bakayım ne oluyor? düştü değil mi? aslında dünya onu çekti. teknik olarak telefon yada mouse un da dünyayı çekti ama , dünya için süratle giden kamyona çarpan sinekten farkı olmadı. basit momentum. kütlesi büyük olanın ivmesi yavan (az) olurmuş ehehe ben bunu niye anlattım peki?
zamanı , çok aptalca basitçe ışık oluşturuyor dedik ( teknik olarak yarı doğru yarı yanlış ama kolay anlaşılıyor.)( karanlık odada zaman yoktur diyemiyoruz hayır. ee ondan yarı yanlış zaten) şimdi bu kütle çekimi foton için bile ( bile diyorum çünkü o kadar hızlı bir şeyin bile bu etkiye maruz kalacağı derecede büyük kütleler var. (bkz: karadelik) bazen aramızda başka galaksilerin bir duvar gibi engel oluşturduğu başka yıldızların galaksilerin ışığı bize gelmekte. ee nasıl oluyor bu ? ahanda böyle (d)
demek ki neymiş ışıkta bükülebiliyormuş.
ikizler paradoksunu duymuşsunuzdur. uzaya giden ikiz için zaman yavaş akıyormuş da bir dönüyormuş ikizi ölmüş 500 sene geçmiş halbuki uzaydaki ikiz için çok kısa süre geçmişti( tam olarak böyle değil süreleri abarttım anlayın diye). hızlanan cisim için yani ışık hızına yaklaşan cisimler için zaman yavaşlıyor. zaman bükülüyor. ee karadelik ne alaka o da aynı etkiyi yapıyor zamanı büküyor efenim (e) yani bir yerde kütle varsa tıpkı fotodaki gibi orada zamanı büküyor. ışığı bile! zamanı yavaşlatıyor. kısaca ne kadar büyük kütle = o kadar yavaş zaman. ne kadar hız = o kadar az kütle (bknz ışığın kütlesinin olmaması ve ışık için zamanın olmaması, ışık hızına yaklaşan cisimin kütlesinin olmaması.) bunu şuna benzetebiliriz. aramızda hızlı araç kullanan veya içinde bulunan olmuştur. yol nasıl incelir görüntüler silikleşir. ha bunu ışık hızına çıkartın. pufffff etrafınızda ( sadece sizin için) bir şey yok. hani demiştik ya ışık yani foton bilinçsizdir. tam olarak bu.
reklamlar: diğer bir başlığım fotoelektrik olay
özet geç **ç diyenler için ( bunuda en sona koymam peki?): mekan yani kütle zamanı büker. ışık zamansızdır. karmaşık ama olsun.
bu yazı kendini güncelleyecektir.
resimler:
a

b

c

d

e
zaman-mekan ilişkisi denildiği zaman öncelikle bu ikiliyi iyi tanımak gerekir. önce kolay olan mekandan başlayalım
mekan: bildiğimiz yer , gök , sen, taş , gezegen , güneş , yıldızlar vs vs. kısaca görebildiğimiz her şey. (karadelik hariç. çünkü ışığı bile kendine çeker , yansıtmaz dolayısıyla biz de göremeyiz.
şimdi gelelim asıl olayın cortladığı yere : zaman! zamanı anlamak için önce maddeye ihtiyacımız var. çünkü bomboş bir evrende zaman hiçbir şey ifade etmez. lise fizikten hatırlarsa v=x(alınan yol)/t(zaman). bu denklemde zamanı yalnız bırakırsak ; t=x/v olur. yani formül bize ne diyor. zaman eşittir mesafe bölü hız. burada bize iki değişken lazım. yani uzunluk lazım. uzunluk ise iki yer arasındaki doğrusal yoldur. ( uzayda doğrusallık yoktur fakat o ayrı konu) yani iki yer diyor. yani yer , mekan , madde lazım.
şöyle örnekleyelim: istanbuldan ankaraya 1 saatte giden uçak rahatça iniş yaptı. ..... bu cümlede ''rahatça'' zarf tümle... şaka şaka. :) / bakın istanbul ve ankara bir kara parçası , sonuç olarak madde. biz ise buradaki 1 saat kavramını açıklamaya çalışıyoruz. öncelikle ''si'' ölçü birimlerinden metre cinsinden arasındaki uzaklık. istanbul ankara arası uzaklık. bölü hız.
hız kavramı ise en basit tabiriyle bir işi yapabilme kapasitesi gibi düşünebiliriz. misal bir zeytin kırma makinası zeytinleri 3er 3er kırıyorsa buna yavaş, 20 şer 20 şer kırıyorsa buna hızlı diyebiliriz. hız içinde bu geçerli. tam tanımlamaya kalkarsak çok uzun olabilir. örneğimizde ise uçağın hızı gidebilme kabiliyet. heh işte bu mesafeyi bu kabiliyete sayısal olarak bölersek ortaya matematiksel olarak zaman çıkıyor. ama yeterli mi ? değil. gelin fiziksel olarak zamana bakalım ama önce ışık yani fotonu inceleyelim.
foton: en kısa haliyle enerji parçacığı paketçiği. yoğunlaşmış enerji. ama ne enerji! bunlar birleşir birleşir, demet halini alır ve biz buna ışık deriz. hem dalgacık hem tanecik etkisi gösterir (a). ışığın hızı c=299.792.458 m/s'dir. ağızlara pelesenk olmuş haliyle saniyede 300.000 km. peki zamanla fotonun ne ilgisi var??? yok demi? neyse bir şey demiyorum.
dünyamızdaki yüksek iqlu abiler birleşmiş ve zamanı bir şeyle ilişkilendirelim ama sabit olsun sürekli aynı olsun değişmez ve mutlak olsun demişler. ve ne bulmuşlar? 6.62606957(29)×10-34: j·s. ee peki bu ne? tanıştırayım efendim planck ''sabiti''. adı üzerinde sabit. ee bilim adamları da böyle muazzam bir sayı (b) bulmuşlar. demişler ki : '' neden zamanı bununla ilişkilendirmeyelim buna göre ayarlamayalım''. evet burası biraz karışık ''planck'' , '' foton'' , ''zaman''. burası ayrı konu.
sonuç olarak zamanımız, hepimizin (!) kolundaki rolexler ışığa göre , fotona göre ayarlanıyor bir bakıma, dolaylı yoldan.
gelelim asıl konumuzaaaa. ışık bilinçsizdir. eee bu da ne demek? yani şu demek efenim. siz ışık hızına çıkarsanız ''momentum, ve enerji '' (c) denklemlerine göre artık ''siz'' , siz olmazsınız. yani etrafı gözlemleyemezsiniz. çünkü artık sizin için zaman yoktur. çünkü zamanı oluşturan sizsiniz! burası için güzel bir video:ışık zamansızdır!
ee bu kadar anlattık kütle çekimsiz olur mu efenim? olmaz! kütle çekim atomların içindeki birkaç lanet parçacığın birbirini etkileyip , birbirlerine doğru gelmelerini sağlayan garip bir kuvvet. bkz: yer çekimi. sen, evet evet sen o telefon yada mouse u bir kaldırıp bırak bakayım ne oluyor? düştü değil mi? aslında dünya onu çekti. teknik olarak telefon yada mouse un da dünyayı çekti ama , dünya için süratle giden kamyona çarpan sinekten farkı olmadı. basit momentum. kütlesi büyük olanın ivmesi yavan (az) olurmuş ehehe ben bunu niye anlattım peki?
zamanı , çok aptalca basitçe ışık oluşturuyor dedik ( teknik olarak yarı doğru yarı yanlış ama kolay anlaşılıyor.)( karanlık odada zaman yoktur diyemiyoruz hayır. ee ondan yarı yanlış zaten) şimdi bu kütle çekimi foton için bile ( bile diyorum çünkü o kadar hızlı bir şeyin bile bu etkiye maruz kalacağı derecede büyük kütleler var. (bkz: karadelik) bazen aramızda başka galaksilerin bir duvar gibi engel oluşturduğu başka yıldızların galaksilerin ışığı bize gelmekte. ee nasıl oluyor bu ? ahanda böyle (d)
demek ki neymiş ışıkta bükülebiliyormuş.
ikizler paradoksunu duymuşsunuzdur. uzaya giden ikiz için zaman yavaş akıyormuş da bir dönüyormuş ikizi ölmüş 500 sene geçmiş halbuki uzaydaki ikiz için çok kısa süre geçmişti( tam olarak böyle değil süreleri abarttım anlayın diye). hızlanan cisim için yani ışık hızına yaklaşan cisimler için zaman yavaşlıyor. zaman bükülüyor. ee karadelik ne alaka o da aynı etkiyi yapıyor zamanı büküyor efenim (e) yani bir yerde kütle varsa tıpkı fotodaki gibi orada zamanı büküyor. ışığı bile! zamanı yavaşlatıyor. kısaca ne kadar büyük kütle = o kadar yavaş zaman. ne kadar hız = o kadar az kütle (bknz ışığın kütlesinin olmaması ve ışık için zamanın olmaması, ışık hızına yaklaşan cisimin kütlesinin olmaması.) bunu şuna benzetebiliriz. aramızda hızlı araç kullanan veya içinde bulunan olmuştur. yol nasıl incelir görüntüler silikleşir. ha bunu ışık hızına çıkartın. pufffff etrafınızda ( sadece sizin için) bir şey yok. hani demiştik ya ışık yani foton bilinçsizdir. tam olarak bu.
reklamlar: diğer bir başlığım fotoelektrik olay
özet geç **ç diyenler için ( bunuda en sona koymam peki?): mekan yani kütle zamanı büker. ışık zamansızdır. karmaşık ama olsun.
bu yazı kendini güncelleyecektir.
resimler:
a

b

c

d

e
devamını gör...
evde spor yapmak
dünyanın en zor işlerinden bir tanesidir, başarabileni cindir. bir yandan videodaki ablamızın "bunu yapabilirsin" nidaları bir yandan kapının açılıp içeriye annenin girmesiyle sönen motivasyon...
devamını gör...


