sineklerin tanrısı
william golding in yazdığı insanoğlunun baskı altında ne kadar tehlikeli olduğunu anlatan kitaptır.
okunması gerekir.
okunması gerekir.
devamını gör...
sözlük radyosu
acilen yayına girmesi gerekenler
aşağıdakilerin herhangi birine destek verebilrim..
1- kafa metal (az laf çok müzik)
2- kafa deep house (hiç laf bol set ver seti girsin saat 00.00 da gerisi bizde)
3- kafa spor (haftalık analizler yorumlalamar)
4- kafa ile gel de coşma (90 lar pop)
5- kafa tribute (ülkede belli grupların tribute kayıtları çalınsın)
6- kafa diyalog (2 kişinin genel konular üzerine ***şak muhabbet ç.evirdiği bizimde eğlendiğimiz içerik)
7- kafası fesat ( yastık altı sohbetleri)
8- kafa kadın (sadece 2 kadının erkeklere ilgi uyandıran ama kadın konuları üzerine genel sohbeti)
9- kafarazi (1 kadın ve 1 erkek tarafından, karşılıklı ilişkiler ve diğer konular üzerine sohbetleri)
10- kafasız kafa ( yazarların yaptığı mallıklar üzerine dönen sohbet ağır ***şak içeriri)
11- kafası karışık (sözlükğün ilişki koçu) (aklım kaşınmak gereksizinden daha iyi olacağı kesin)
12- kafa sesi (düşün ki o burayı dinliyor - düşün ki o bunu okuyorun sesli hali)
edit = kendime iş yaratıyorum ne var yani.
aşağıdakilerin herhangi birine destek verebilrim..
1- kafa metal (az laf çok müzik)
2- kafa deep house (hiç laf bol set ver seti girsin saat 00.00 da gerisi bizde)
3- kafa spor (haftalık analizler yorumlalamar)
4- kafa ile gel de coşma (90 lar pop)
5- kafa tribute (ülkede belli grupların tribute kayıtları çalınsın)
6- kafa diyalog (2 kişinin genel konular üzerine ***şak muhabbet ç.evirdiği bizimde eğlendiğimiz içerik)
7- kafası fesat ( yastık altı sohbetleri)
8- kafa kadın (sadece 2 kadının erkeklere ilgi uyandıran ama kadın konuları üzerine genel sohbeti)
9- kafarazi (1 kadın ve 1 erkek tarafından, karşılıklı ilişkiler ve diğer konular üzerine sohbetleri)
10- kafasız kafa ( yazarların yaptığı mallıklar üzerine dönen sohbet ağır ***şak içeriri)
11- kafası karışık (sözlükğün ilişki koçu) (aklım kaşınmak gereksizinden daha iyi olacağı kesin)
12- kafa sesi (düşün ki o burayı dinliyor - düşün ki o bunu okuyorun sesli hali)
edit = kendime iş yaratıyorum ne var yani.
devamını gör...
anlayışlı kadın
güzel kadındır. anlayış lütfunu size karşı kullanarak size değer veren kadındır. size verdiği değeri size belli etmekten çekinmeyen kadındır.
devamını gör...
sabahattin ali
aldırma gönül aldırma gibi her dönemin şarkısının sözlerini yazabilen bir şair, bir yazar,bir gazeteci, ülkede aydın insanın, kıymetsiz,tehlikeli , bölücü damgasını yiyen ilk aydın diyebiliriz sabahattin ali için.
devamını gör...
arolium
tanımlarını severek okuduğum ve beğenileriyle mutlu eden yazarımızdır kendisi.
tanımlarında her çeşit bilgiye ulaşabilirsiniz. severek takip ediyoruz efendim, kaleminiz kuvvetli, bu güzel tanımlarınız daim olsun
tanımlarında her çeşit bilgiye ulaşabilirsiniz. severek takip ediyoruz efendim, kaleminiz kuvvetli, bu güzel tanımlarınız daim olsun
devamını gör...
domestic hıyar
dost yazar.
iyi ki var.
iyi ki var.
devamını gör...
dünyanın ilk kütüphanesi
milattan önce 2600 yıllarında, sümerlilere ait tapınaklarda çivi yazısı kullanılarak yazılmış tabletlerde(dönemin ticari faaliyetleri, hükümet belgeleri) bulunmuş.
dünya tarihinde bu bulunan arşiv ilk kütüphane kabul ediliyor.
dünya tarihinde bu bulunan arşiv ilk kütüphane kabul ediliyor.
devamını gör...
hoş geldin paketi
belli uygulamaları ilk kez indirip ilk kez kayıt olan kullanıcılara fırsat olarak sunular ücretli veya ücretsiz paketlere hoş geldin paketi denir.
yoldaş sağ olsun putin tarafından hibe edilen rublelerin bir kısmını harcamamış ve yazarlarına böyle bir hediye vermek istemiştir.
benim de elime geçen gün ulaştı bu paket. içinde 2 tane çeyrek altın, pablo picasso'nun guarenica tablosu, 2 tane damak antep fıstıklı çikolata ve 2000 puanlık hediye çeki bulunuyor. hediye çekinin kodunu yazmanız sonrasında kafa sözlük hesabınıza 2000 puan ekleniyor.
yoldaş sağ olsun putin tarafından hibe edilen rublelerin bir kısmını harcamamış ve yazarlarına böyle bir hediye vermek istemiştir.
benim de elime geçen gün ulaştı bu paket. içinde 2 tane çeyrek altın, pablo picasso'nun guarenica tablosu, 2 tane damak antep fıstıklı çikolata ve 2000 puanlık hediye çeki bulunuyor. hediye çekinin kodunu yazmanız sonrasında kafa sözlük hesabınıza 2000 puan ekleniyor.
devamını gör...
canlı yayın açılış programı
büyük bir keyifle ve merakla dinlediğim, sunuculuğunu supportgirl’ün yapmış olduğu harika program. yayın başladığı andan itibaren dinlemedeydim.gözüm yollarda her hafta çarşamba gününü bekleyeceğim. bu yayında emeği, fikri geçen herkese teşekkürlerimi iletmek isterim. iyi ki varsınız...*
bir de sevgili uykusuzkahve’nin o minnoş sesini geçsem olmazdı, kendisi kadar tatlı bir sesi olacağını tahmin ediyordum*
bir de sevgili uykusuzkahve’nin o minnoş sesini geçsem olmazdı, kendisi kadar tatlı bir sesi olacağını tahmin ediyordum*
devamını gör...
allah'a inanıp çin komünist partisinden aşı almak
diyanete faiz ile alakalı olumlu fetva verdirdi adamlar yahu. taşeron firma gibi kullanıyolar. çinden aşı almışlar çokmu allasen*
devamını gör...
genç yaşta emekli olmak
muhtemelen malulen bir emeklilik olabilir. yinede ne şekilde olursa olsun çok genç yaşta boşa çıkmayı emekli olmayı doğru bulmuyorum. 36 çok erken ama 65'te çok fazla. 50-53 bandı idealdir diye düşünüyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
italya pompei
buradan
buradan
devamını gör...
mutlak sıfır
-273,15 santigrat dereceye karşılık gelen ve teorik olarak atomların titreşim hareketlerinin duracağını öngören sıcaklık değeri. 0 kelvin ya da -459,67 fahrenheit da aynı değerdedir.
mutlak sıfıra en yakın yer uzay boşluğu çünkü burada moleküllerin azlığı nedeniyle ısı, dünyadaki ortamlarda olduğu şekilde iletilmiyor. genel olarak boş uzayın sıcaklığı -272 santigrat derece civarında...
bu sıcaklığa inilemeyeceğine dair birtakım iddialar var. fakat...
her ne kadar atomların titreşimi durur diye bir varsayım olsa da, şimdi anlatacağım deney bu işe karşı bakış açımızı epey değiştirdi.
ancak önce birazcık fizik anlatmam gerekecek bu konuyu bilmeyenler için.
***
sıcaklık dediğimiz olgu, atomların hareketlerinin bir sonucu. parçacıkların sıcaklığının yani kinetik enerjisinin artması, maddedeki atomların hareketlenmesi, azalması ise hareketin de azalması anlamına gelir. bu nedenle madde soğudukça hareketin azalması ve sıcaklık mutlak 0 olduğunda hareketin durması beklenir.
bu noktada zaten maddenin sıcaklığının hiçbir zaman mutlak sıfıra düşemeyeceği yorumu, şu nedenle yapılabilir: sabit basınç altında olan bir gazın sıcaklığını sürekli olarak düşürdüğünüzde, gazın hacmi de sıcaklıkla beraber küçülmeye başlar. tabi ki bu durum sonsuza dek süremeyecek ve hacmin sıfırlanacağı bir sıcaklık noktası gelecektir. ancak her gazın bir hacmi olduğunu bildiğimize göre, böyle bir sıcaklık değerine ulaşmak mümkün olmaz.
ama durum sandığımız gibi değil. azıcık daha fizik...
***
bir maddede milyonlarca, milyarlarca atom var. normal sıcaklığa sahip olan bir maddede bu atomların hepsinin enerjisi aynı olmaz. bazıları yüksek, bazıları düşüktür. enerjileri eşitlemenin yolu, maddeyi ısıtmaktan ve düşük enerjili atomların da yüksek enerjili hale gelmesini sağlamaktan geçer.
maddeyi sürekli ısıttığımızı düşünelim. belirli bir noktaya geldiğimizde düşük ve yüksek enerjili atomların enerjisi arasındaki fark iyice azalır. en düşük enerjili parçacıkların yoldaki bir çukurda, en yüksek enerjili olanların da bir dağın zirvesinde olduğunu farz edelim. bunların hepsini aynı noktaya getirebilir miyiz?
ortak bir nokta bulmak için ihtiyacımız olan şey negatif sıcaklık dediğimiz bir kavram. şimdi işin grafiğine falan girmeden doğrudan sonucu vereceğim: negatif sıcaklık, pozitif sonsuz sıcaklıktan daha sıcak bir değer.
bunun nedeni özetle şu: dağın zirvesi, en yüksek enerjili parçacıkların olduğu yerdi. yani burası, bu sistem için mümkün olan pozitif sonsuz sıcaklık ile elde ettiğimiz nokta. fakat hâlâ çukurda parçacıklar var ve bizim bunları da zirveye taşıyabilmemiz için daha fazla sıcaklığa ihtiyacımız var. bunu yapmak için gereken sıcaklık değerine de negatif sıcaklık deniyor. o halde pozitif sonsuz sıcaklıktan da yüksek bir sıcaklık değerine ulaştığımızda elde ettiğimiz değer negatif sıcaklıksa, bu değer pozitif sonsuz sıcaklıktan daha yüksek demektir.
***
gelelim şaşırtıcı sonuç veren deneye. yakın zamanlarda alman bilim insanları tarafından yapılan deneyde bir kuantum gazını mutlak sıfırın altına indirildi. deneyde kullanılan şey potasyum elementinin atomlarıydı. bu atomlar dışarıdan verilen bir etkiyle bir örgü yapısının içine hapsedildiler. yani kinetik enerjilerine bir üst sınır getirildi. bu durumda üst sınırın aşılması, negatif sıcaklığa ulaşmak anlamına gelecekti.
bir yandan da manyetik alan etkisiyle, dağılmamaları sağlandı atomların. atomlar ısıtılmaya devam edildi ve hepsinin aynı enerji seviyesine gelmesi sağlandı. bu da negatif sıcaklığa ulaşmak anlamına geliyordu.
sonuç şuydu: mutlak sıfırın altına inildiğinde sıcaklık pozitif sonsuz sıcaklık değerine sıçrama yapar ve atomların titreşim hareketi durmaz.
***
tabi bu tek bir deneyden elde edilen bir sonuç. farklı deneylerle başka ne gibi sonuçlara ulaşılabileceğini beklememiz gerekiyor.
mutlak sıfıra en yakın yer uzay boşluğu çünkü burada moleküllerin azlığı nedeniyle ısı, dünyadaki ortamlarda olduğu şekilde iletilmiyor. genel olarak boş uzayın sıcaklığı -272 santigrat derece civarında...
bu sıcaklığa inilemeyeceğine dair birtakım iddialar var. fakat...
her ne kadar atomların titreşimi durur diye bir varsayım olsa da, şimdi anlatacağım deney bu işe karşı bakış açımızı epey değiştirdi.
ancak önce birazcık fizik anlatmam gerekecek bu konuyu bilmeyenler için.
***
sıcaklık dediğimiz olgu, atomların hareketlerinin bir sonucu. parçacıkların sıcaklığının yani kinetik enerjisinin artması, maddedeki atomların hareketlenmesi, azalması ise hareketin de azalması anlamına gelir. bu nedenle madde soğudukça hareketin azalması ve sıcaklık mutlak 0 olduğunda hareketin durması beklenir.
bu noktada zaten maddenin sıcaklığının hiçbir zaman mutlak sıfıra düşemeyeceği yorumu, şu nedenle yapılabilir: sabit basınç altında olan bir gazın sıcaklığını sürekli olarak düşürdüğünüzde, gazın hacmi de sıcaklıkla beraber küçülmeye başlar. tabi ki bu durum sonsuza dek süremeyecek ve hacmin sıfırlanacağı bir sıcaklık noktası gelecektir. ancak her gazın bir hacmi olduğunu bildiğimize göre, böyle bir sıcaklık değerine ulaşmak mümkün olmaz.
ama durum sandığımız gibi değil. azıcık daha fizik...
***
bir maddede milyonlarca, milyarlarca atom var. normal sıcaklığa sahip olan bir maddede bu atomların hepsinin enerjisi aynı olmaz. bazıları yüksek, bazıları düşüktür. enerjileri eşitlemenin yolu, maddeyi ısıtmaktan ve düşük enerjili atomların da yüksek enerjili hale gelmesini sağlamaktan geçer.
maddeyi sürekli ısıttığımızı düşünelim. belirli bir noktaya geldiğimizde düşük ve yüksek enerjili atomların enerjisi arasındaki fark iyice azalır. en düşük enerjili parçacıkların yoldaki bir çukurda, en yüksek enerjili olanların da bir dağın zirvesinde olduğunu farz edelim. bunların hepsini aynı noktaya getirebilir miyiz?
ortak bir nokta bulmak için ihtiyacımız olan şey negatif sıcaklık dediğimiz bir kavram. şimdi işin grafiğine falan girmeden doğrudan sonucu vereceğim: negatif sıcaklık, pozitif sonsuz sıcaklıktan daha sıcak bir değer.
bunun nedeni özetle şu: dağın zirvesi, en yüksek enerjili parçacıkların olduğu yerdi. yani burası, bu sistem için mümkün olan pozitif sonsuz sıcaklık ile elde ettiğimiz nokta. fakat hâlâ çukurda parçacıklar var ve bizim bunları da zirveye taşıyabilmemiz için daha fazla sıcaklığa ihtiyacımız var. bunu yapmak için gereken sıcaklık değerine de negatif sıcaklık deniyor. o halde pozitif sonsuz sıcaklıktan da yüksek bir sıcaklık değerine ulaştığımızda elde ettiğimiz değer negatif sıcaklıksa, bu değer pozitif sonsuz sıcaklıktan daha yüksek demektir.
***
gelelim şaşırtıcı sonuç veren deneye. yakın zamanlarda alman bilim insanları tarafından yapılan deneyde bir kuantum gazını mutlak sıfırın altına indirildi. deneyde kullanılan şey potasyum elementinin atomlarıydı. bu atomlar dışarıdan verilen bir etkiyle bir örgü yapısının içine hapsedildiler. yani kinetik enerjilerine bir üst sınır getirildi. bu durumda üst sınırın aşılması, negatif sıcaklığa ulaşmak anlamına gelecekti.
bir yandan da manyetik alan etkisiyle, dağılmamaları sağlandı atomların. atomlar ısıtılmaya devam edildi ve hepsinin aynı enerji seviyesine gelmesi sağlandı. bu da negatif sıcaklığa ulaşmak anlamına geliyordu.
sonuç şuydu: mutlak sıfırın altına inildiğinde sıcaklık pozitif sonsuz sıcaklık değerine sıçrama yapar ve atomların titreşim hareketi durmaz.
***
tabi bu tek bir deneyden elde edilen bir sonuç. farklı deneylerle başka ne gibi sonuçlara ulaşılabileceğini beklememiz gerekiyor.
devamını gör...
tatar
aslında eskiden tatar denilince kastedilen moğollar. cengiz han'ın orduları türk ve arap müslüman devletleri yıkarak gelirken müslüman tarihçiler bu moğollar için kafir tatarlar demiştir çünkü o zamanlar henüz müslüman olmamışlar tam tersi müslüman türkleri katlediyorlardı.
tabi moğollar kendilerine karşı çıkanları öldürüyor ama direnmeyen türk boylarının kendilerine katılmasına izin veriyorlardı. zaten moğolların genelde nüfusları azdı ve bu yüzden bir zaman sonra moğolların yöneticileri, komutanları moğol ama askerlerin çoğu türk kökenli oldu.
müslüman türklerin olduğu yerlere yönetici, komutan olan moğollar bir zaman sonra müslüman oldular ve türk çoğunluk içinde karışıp gittiler. bugün tatar denilenlerin çoğu kıpçak kökenli bir türk boyudur.
tabi moğollar kendilerine karşı çıkanları öldürüyor ama direnmeyen türk boylarının kendilerine katılmasına izin veriyorlardı. zaten moğolların genelde nüfusları azdı ve bu yüzden bir zaman sonra moğolların yöneticileri, komutanları moğol ama askerlerin çoğu türk kökenli oldu.
müslüman türklerin olduğu yerlere yönetici, komutan olan moğollar bir zaman sonra müslüman oldular ve türk çoğunluk içinde karışıp gittiler. bugün tatar denilenlerin çoğu kıpçak kökenli bir türk boyudur.
devamını gör...
emmanuel macron
felsefe mezunu, katolik, fransa cumhurbaşkanı...
ilginç olarak paul ricoeur'un asistlanlığını yapmıştı. la memoire, l’histoire, l’oubli*adlı kitabın hazırlanmasında yardımcı da olmuş. ikilinin bir adet fotoğrafı bile var. kendisi klasik bir sosyal demoktattan ziyade bir 'üçüncü yol'cu gibidir. özellikle fransa'da tavan yapan muhafazakar nasyonal siyasetin içinde bi denge oluşturma çabasında. pek başarılı olduğu söylenemez. artık avrupa'da da liberallere karşı sesler yükselmeye başladı. özellikle azınlıkarın sesinin duyulduğu ülkeler için liberal demokrasi daha çok antipatiye sebebiyet veriyo. kendisi gençliğinde pek çok sosyalist hareketin içinde bulunmasına rağmen hiçbi zaman kendini sosyalist olarak tanımlamamış. daha sonra manuel valls ile muhafazakar kanatta da beraber olmuş ve kendi partisinde liberal anlayışı benimsemiş.
ilginç olarak paul ricoeur'un asistlanlığını yapmıştı. la memoire, l’histoire, l’oubli*adlı kitabın hazırlanmasında yardımcı da olmuş. ikilinin bir adet fotoğrafı bile var. kendisi klasik bir sosyal demoktattan ziyade bir 'üçüncü yol'cu gibidir. özellikle fransa'da tavan yapan muhafazakar nasyonal siyasetin içinde bi denge oluşturma çabasında. pek başarılı olduğu söylenemez. artık avrupa'da da liberallere karşı sesler yükselmeye başladı. özellikle azınlıkarın sesinin duyulduğu ülkeler için liberal demokrasi daha çok antipatiye sebebiyet veriyo. kendisi gençliğinde pek çok sosyalist hareketin içinde bulunmasına rağmen hiçbi zaman kendini sosyalist olarak tanımlamamış. daha sonra manuel valls ile muhafazakar kanatta da beraber olmuş ve kendi partisinde liberal anlayışı benimsemiş.
devamını gör...
bernard lewis
orta doğu tarihini öğrenmek istenler için mutlaka okunması gereken bir kaynaktır kendileri. yahudi olması ve türkiye modernleşmesi çalışması sebebiyle bizim türk sağı tarafından kendisine nefret kusuluyor. dikkate almayın bu kirli oyunları, mutlaka okuyun-okutun.
devamını gör...
sarsıntı
t: bir thomas bernhard eseri. orijinal adı verstörung. yayın evi yapı kredi yayınları çevirmeni esen tezel.
anlatı iki bölümden oluşuyor: birincisi anlatıcımız ve doktor olan babasının karşılaştığı birtakım olaylardan ve hasta ziyaretlerinden, ikincisi ise muhtemelen insomniac bir prens'in* 100 sayfalık bir monoloğundan. ilk bölümü ben tamamen prens saurau'nun monoloğuna hazırlık olarak anladım, sanıyorum ki doğru anlamışım.
ilk bölümde doktorun ve anlatıcının yaptığı yer yer derinlikli fakat çoğunlukla yüzeysel olan çıkarımlar ve düşünceler, prens bölümünde arşa çıkar. bernhard'ın halka ve vasatlığa karşı olan öfkesi prensin monoloğunda bol bol yer bulur. aslında, her eseri gibi bunda da otobiyografik ögeler vardır, şeklinde yorumlamak lazım. bernhard'ın yazdıkları hayatından bağımsız olamaz.
üsluba gelecek olursak, klasik bernhard üslubu; uzun girift cümlelerden oluşan paragraflar(özellikle prens bölümü), sık sık tekrarlar...
işlenen konular da klasik bernhard konuları.* fakat ek olarak baba-oğul çatışmasını ilk defa bu kadar yoğun işlediğini gördüm.
daha önce ilk bölümden şurada #512100 alıntılar yapmıştım. asıl sarsıcı bölüm ikincisi:
"hakikat şu ki gitgide her şey olduğuma inanıyorum, çünkü gerçekte artık hiçbir şey değilim ve dolayısıyla insani olan, insan için mümkün olan her şeyi, insan için mümkün olan her şeyi,' dedi prens, 'utanç verici buluyorum. oyundan sonra bu durumu,' dedi prens, 'özellikle şimdiye kadar algı özürlüler şeklinde nitelediğim akrabalarımla ilişkili olarak bütünüyle idrak ettim."*
"teselliyi, buna gülebilirsiniz doktor, çoğu zaman sadece tesellisizlikte buluyorum. yalnız olduğumda insan içine çıkmak istiyorum, insan içine çıktığımda yalnız olmak istiyorum. ayrıca,' dedi, 'kendi kafamdan başka kafaları anlayamıyorum. esasında yoksulum."*
anlatı iki bölümden oluşuyor: birincisi anlatıcımız ve doktor olan babasının karşılaştığı birtakım olaylardan ve hasta ziyaretlerinden, ikincisi ise muhtemelen insomniac bir prens'in* 100 sayfalık bir monoloğundan. ilk bölümü ben tamamen prens saurau'nun monoloğuna hazırlık olarak anladım, sanıyorum ki doğru anlamışım.
ilk bölümde doktorun ve anlatıcının yaptığı yer yer derinlikli fakat çoğunlukla yüzeysel olan çıkarımlar ve düşünceler, prens bölümünde arşa çıkar. bernhard'ın halka ve vasatlığa karşı olan öfkesi prensin monoloğunda bol bol yer bulur. aslında, her eseri gibi bunda da otobiyografik ögeler vardır, şeklinde yorumlamak lazım. bernhard'ın yazdıkları hayatından bağımsız olamaz.
üsluba gelecek olursak, klasik bernhard üslubu; uzun girift cümlelerden oluşan paragraflar(özellikle prens bölümü), sık sık tekrarlar...
işlenen konular da klasik bernhard konuları.* fakat ek olarak baba-oğul çatışmasını ilk defa bu kadar yoğun işlediğini gördüm.
daha önce ilk bölümden şurada #512100 alıntılar yapmıştım. asıl sarsıcı bölüm ikincisi:
"hakikat şu ki gitgide her şey olduğuma inanıyorum, çünkü gerçekte artık hiçbir şey değilim ve dolayısıyla insani olan, insan için mümkün olan her şeyi, insan için mümkün olan her şeyi,' dedi prens, 'utanç verici buluyorum. oyundan sonra bu durumu,' dedi prens, 'özellikle şimdiye kadar algı özürlüler şeklinde nitelediğim akrabalarımla ilişkili olarak bütünüyle idrak ettim."*
"teselliyi, buna gülebilirsiniz doktor, çoğu zaman sadece tesellisizlikte buluyorum. yalnız olduğumda insan içine çıkmak istiyorum, insan içine çıktığımda yalnız olmak istiyorum. ayrıca,' dedi, 'kendi kafamdan başka kafaları anlayamıyorum. esasında yoksulum."*
devamını gör...
oktay abim de mabad altına gitti sen de mabad altına gittin ben de mabad altına gittim
(bkz: ölümlü dünya)’nin bana kazandirdigi ve son zamanlarda kafa sinemamda surekli yankilanan replik.
olay on dakikada nereden nereye geldi, muthis oldu gercekten.
hakkimizda hayirlisi.*
olay on dakikada nereden nereye geldi, muthis oldu gercekten.
hakkimizda hayirlisi.*
devamını gör...
ıssız adaya düşerseniz yanınıza alacağınız 3 şey
patates*, tencere*, ateş.
devamını gör...
yaşlı yazarlar
bir yere sığamadık be. nereye kayıt olsak hemen '' hadi dayı hadi '' sözleriyle karşılaşıyorum.
yahu gençler bizi neden beğenmiyorsunuz yahu ? ne kötülüğümüzü gördünüz ? *
yahu gençler bizi neden beğenmiyorsunuz yahu ? ne kötülüğümüzü gördünüz ? *
devamını gör...