telegram'ın abartılmış bir balon olması
her uygulamanın doğru kullanıldığı zaman mükemmel hale geleceğine inanmaktayım. telegram içerisinde öğrencilerin, araştırmayı seven kişilerin ve hobi sahibi kişilerin genel olarak kullandığı uygulamadır. grupların saygı çerçevesi içerisinde davrandığı zaman bir problem olmayacaktır. gruplar içerisinde istenilen materyaller paylaşılır ve ihtiyacı olan insanlar bu kaynaklardan yararlanırlar. belirli bir kişi sayı kotası olmadığından gayet güzel bir uygulamadır. bana göre .
devamını gör...
feyruz
mardin'den göç etmiş bir ailenin kızı, müthiş bir ses ve yorum, dünyaca ünlü bir sanatçı.
devamını gör...
nohutun yakıştığı yemekler
nohutun itibarını zedelemek için açılmış gereksiz bir başlık .nohut başlı başına star bir yemektir. nohut başka yemeğe yakışmaz ancak başka yemekler nohutun yanına yakışabilir.*
devamını gör...
diş ağrısı
annecim der ki,
-bir diş ağrısı bi de çocuk sancısı beterdir.
-bir diş ağrısı bi de çocuk sancısı beterdir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
kalbi kırılmış, içine kapanık insanları seviyorum. utangaç ve çekingen insanları. yürekten ağlayabilen insanların, göz yaşlarına aşığım. kendinden utanan, nefret eden insanlar samimi gelir.
hiç bir fiyakası olmayan, buna ihtiyaç duymayan insanlar gözümde çok değerlidir. gevezelik etmek laf yetiştirmek yerine susmayı tercih eden insanı, can kulağıyla dinlerim.
yokluk görmüş, acı çekmiş, insanlara saygı duyarım. paylaşmaktan çekinmeyen, cesur ve mert insanlara hayranım.
hiç bir fiyakası olmayan, buna ihtiyaç duymayan insanlar gözümde çok değerlidir. gevezelik etmek laf yetiştirmek yerine susmayı tercih eden insanı, can kulağıyla dinlerim.
yokluk görmüş, acı çekmiş, insanlara saygı duyarım. paylaşmaktan çekinmeyen, cesur ve mert insanlara hayranım.
devamını gör...
sen gel diyorsun
sözleri halk ozanı ali kızıltuğ'a , müziği aşık emrah mahlasıyla bilinen hamza başyurt' a ait eserdir. cem adrian düzenlemesini yapmıştır.
devamını gör...
10 ocak 2021 beni takipten çıkaran yazar
başkasının yerine geçmeme sebep olan başlıktır.
üzülme dostum üzülme sayın yazar onun yerine beni koy ben takip ettim seni.
üzülme dostum üzülme sayın yazar onun yerine beni koy ben takip ettim seni.
devamını gör...
sevdiğimiz insanları üzme nedenimiz
sevdiklerimiz üzerinde olması gerekenden daha fazla hakkımız olduğunu düşünebiliyoruz zaman zaman.
bazen empati kuramıyoruz, bazen kendimizden başka kimseyi düşünemiyoruz. bazen haddimizi bilmiyoruz.
söylediğimiz sözler ya da eylemler nereye gidecek, karşımızdaki insanı üzecek mi düşünmüyoruz. bazen de her şeyin farkında oluyoruz ama umurumuzda olmuyor.
başka bir yazar arkadaşımın da dediği gibi bir mecburiyet varsa sahte bir özen, itina gösteriyoruz ama asıl değer gördüklerimize bunu göstermiyoruz.
kendi adıma konuşmam gerekirse kimseyi bilerek üzmemeye çalıştım ama aynı özeni genel olarak göremiyorum. bu insanlar kötü olduğundan mı değil, herkesin içinde olan-biten bir şeyler var ve dışarıya da bu yansıyor.
sevip sevmemekten bağımsız insanları üzmemek, üzdüysek gönül almak gerekir.
bize nasıl davranılmasını istiyorsak insanlara da öyle davranırsak kimseyi üzmeyiz diye düşünüyorum.
bazen empati kuramıyoruz, bazen kendimizden başka kimseyi düşünemiyoruz. bazen haddimizi bilmiyoruz.
söylediğimiz sözler ya da eylemler nereye gidecek, karşımızdaki insanı üzecek mi düşünmüyoruz. bazen de her şeyin farkında oluyoruz ama umurumuzda olmuyor.
başka bir yazar arkadaşımın da dediği gibi bir mecburiyet varsa sahte bir özen, itina gösteriyoruz ama asıl değer gördüklerimize bunu göstermiyoruz.
kendi adıma konuşmam gerekirse kimseyi bilerek üzmemeye çalıştım ama aynı özeni genel olarak göremiyorum. bu insanlar kötü olduğundan mı değil, herkesin içinde olan-biten bir şeyler var ve dışarıya da bu yansıyor.
sevip sevmemekten bağımsız insanları üzmemek, üzdüysek gönül almak gerekir.
bize nasıl davranılmasını istiyorsak insanlara da öyle davranırsak kimseyi üzmeyiz diye düşünüyorum.
devamını gör...
kısa şiirler
çizik
geleceğim, bekle dedi, gitti..
ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu..
ama kimse ölmedi.
(bkz: özdemir asaf)
geleceğim, bekle dedi, gitti..
ben beklemedim, o da gelmedi.
ölüm gibi bir şey oldu..
ama kimse ölmedi.
(bkz: özdemir asaf)
devamını gör...
büyük resim o kadar büyükse neden herkes göremiyor sorunsalı
tek bir noktaya bakıp orada takılı kaldığımız için.
devamını gör...
hristos anesti
yun. isa dirildi anlamına gelen paskalya tavşanı kılıklı cümle.
biri size bunu derse alithos anesti* deyin geçin, mutlu olsun, mutlu olun, kalo pasxa!*
edit : bir de ilahi, yorgo dalaras çok güzel söyler, bu aralar söylenme zamanıdır ama hangi cumartesi idi onu unuttum, çok oldu ben bu işleri bırakalı, tövbe ettim.*
biri size bunu derse alithos anesti* deyin geçin, mutlu olsun, mutlu olun, kalo pasxa!*
edit : bir de ilahi, yorgo dalaras çok güzel söyler, bu aralar söylenme zamanıdır ama hangi cumartesi idi onu unuttum, çok oldu ben bu işleri bırakalı, tövbe ettim.*
devamını gör...
sertab erener
türkiyenin güçlü kadın seslerinden biri.
devamını gör...
hoş geldin kadınım
bir nâzım hikmet şiiri*
yıl 1938. türk yazınının büyük ustalarından nâzım hikmet “orduyu isyana teşvik” suçuyla tutuklanmış ve 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. istanbul, ankara ve çankırı tutukevlerinde geçirilen yaklaşık 2 yılın ardından hayatının tam 10 yılını geçireceği bursa tutukevine nakledilir. bursa yılları, adına şiir denen şu incelikli sanatın en yüksek sanat düzeyine erişeceği yıllar olacaktır.
bursa tutukevinde sıradan bir gün, yıl 1948. nâzım'a bir ziyaretçi gelmiştir: yazar peride celal, fakat yalnız değildir, yanında nâzım'ın dayısının kızı münevver de vardır. münevver, nâzım'dan 15 yaş küçük, kumral saçlı, yeşil gözlü, her daim neşeli ve umut dolu bir kızdır. bir iki üç derken münevver devamlı gelir gider olmuştur cezaevine, nâzım'ın tutunacak dalı olmuştur adeta. ve nihayet aralarında bir aşk filizlenir, filizlenir filizlenmesine de bu aşkın önünde engeller vardır. nâzım'ın 13 yıllık bir evliliği vardır piraye'yle, tek engel de bu değildir üstelik, dayısının kızı münevver de evlidir ve iki tane de çocuğun annesidir.
yıl 1948. nâzım, bursa tutukevinde o şiiri kaleme alır
münevver'i için:
***
hoş geldin kadınım benim, hoş geldin.
yorulmuşsundur;
nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını,
ne gül suyum, ne gümüş leğenim var.
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim.
acıkmışındır;
sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
hoş geldin kadınım benim, hoş geldin!
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi.
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde.
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler;
gönlüm gibi zengin,
hürriyet gibi aydınlık oldu odam.
hoş geldin kadınım benim, hoş geldin...
***
nâzım'ın ayağını bastığı kırk yıllık beton çayır çimen olmuştur münevver sayesinde.
devamında ne mi olur?
tarih 15 temmuz 1950. nâzım, yaptığı açlık grevlerinin bedenini çok zayıf düşürmesi nedeniyle hastaneye kaldırılmıştır. avukatı gelir yanına bir gün "artık özgürsün" der, "af yasası yürürlüğe girdi".
tutukevinden tahliye edilen nâzım, tedavisi biter bitmez aşkı münevver ile buluşur. eşinden ayrılmıştır münevver, nâzım da bırakır cezaevinde her gece 9'dan sonra şiirler yazdığı piraye'sini. münevver ile birlikte yaşamaya başlarlar, aralarında nikah yoktur.
tarih 26 mart 1951. münevver ile nâzım'ın aşkından bir çocuk olur: memed*
nâzım cevaevinden çıkmıştır çıkmasına da polisler bir türlü bırakmazlar peşini, her yerde takip ederler, kitaplarının basımına ve tiyatro oyunlarının oynanmasına mâni olurlar. bu da yetmezmiş gibi askerlik şubesine çağırırlar nâzım'ı, askerlik yapmamış olduğunu ve hemen sevk edilmesi gerektiğini söylerler. nâzım, bahriye mektebini bitirdiğini güverte subaylığı yaptığını ve hastalığı dolayısıyla da çürüğe çıkarıldığını ifade eden bir dilekçe yazar askerlik şubesine.
aradan birkaç ay geçer, tekrar askerlik şubesine çağırılır nâzım, zara'ya* gitmek için acilen hazırlanması gerektiğini söylerler. nâzım sağlık kuruluna çıkmak istediğini söyler ve neticede haydarpaşa hastanesi'ne gönderilir. burada onu muayene eden doktorlardan biri bu halin normal olmadığını, bu işin sonunun iyi bitmeyeceğini hissettiğini fısıldar nâzım'ın kulağına.
tarih 17 haziran 1951. sabahın erken saatinde, askerlik işini düzeltmek amacıyla ankara'ya gideceğini söyleyerek evden ayrılan şair, bir daha dönmez. nâzım hikmet'in 20 haziran 1951'de romanya'ya vardığını bükreş radyosu'ndan öğrenir hükümet yetkilileri ve elbette memed'inin annesi münevver.
sonradan yazılanlara göre, bir akrabasının kullandığı sürat motoruyla istanbul boğazı'ndan karadeniz'e açılmış, bulgaristan sahillerine çıkmayı amaçlarken, yolda rastladığı bir rumen şilebiyle* romanya'ya gitmiştir nâzım. oradan da moskova'ya geçmiştir.
nâzım hikmet, 25 temmuz 1951'de, bakanlar kurulu kararıyla türk vatandaşlığından çıkarılır.
münevver hanım ile oğlu memed ise polis tarafından yakından izlenmeye devam edilir. yurt dışına çıkmalarına ise kesinlikle izin verilmez.
münevver'in varlığı nâzım'ın başka kadınlarla birlikte olmasına engel olmadı. yurt dışında birçok sevgilisi oldu.
yıllar sonra stocholm barış konferansı'nda italyan bir delege olan joyce salvadori lussu, hayranı olduğu nâzım ile tanışma fırsatı buldu. zaman içinde de nâzım'la arkadaşlıkları ilerledi. nâzım, bu italyan delege aracılığıyla istanbul'da kalan eşi ve oğlu için para bile gönderiyordu. joyce salvadori, hayranı olduğu bu şairin tüm şiirlerini münevver için yazdığını düşünüyordu, ne vera'dan ne de piraye'den haberdardı. ve bir istanbul ziyaretinde münevver ile buluştu, o gün kafasına koydu, nâzım'la aşkı münevver'i buluşturacaktı. yasal yollardan bunu yapamayacağını anlayınca da zengin, italyan bir iş adamı sayesinde münevver ile oğlu memed'i deniz yoluyla önce yunanistan'a oradan da polonya'ya kaçırdı. bu sırada nâzım, dünya barış konseyi adına fidel castro'ya barış ödülü vermek üzere küba'daydı. döndüğünde polonya'nın başkenti varşova'da münevver ve oğlu memed ile buluştu, fakat bu buluşma pek sıcak geçmedi. zira münevver, nâzım'ın moskova'da başka bir kadınla* birlikte olduğunu biliyordu. aynı şekilde nâzım da münevver'in kendisini başka bir adamla aldattığını biliyordu.
şair oracıkta bir karar verdi ve oğlu ile münevver'i polonya'da dostlarına emanet edip moskova'ya, vera'sına döndü. böylece nâzım-münevver aşkı tamamen son buldu.
kişisel tavsiye: nâzım'ın münevver'den sonraki hikayesini (galina ve vera) okumak için iki sevda başlığındaki şu giriye göz atabilirsiniz: #439740
yıl 1938. türk yazınının büyük ustalarından nâzım hikmet “orduyu isyana teşvik” suçuyla tutuklanmış ve 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. istanbul, ankara ve çankırı tutukevlerinde geçirilen yaklaşık 2 yılın ardından hayatının tam 10 yılını geçireceği bursa tutukevine nakledilir. bursa yılları, adına şiir denen şu incelikli sanatın en yüksek sanat düzeyine erişeceği yıllar olacaktır.
bursa tutukevinde sıradan bir gün, yıl 1948. nâzım'a bir ziyaretçi gelmiştir: yazar peride celal, fakat yalnız değildir, yanında nâzım'ın dayısının kızı münevver de vardır. münevver, nâzım'dan 15 yaş küçük, kumral saçlı, yeşil gözlü, her daim neşeli ve umut dolu bir kızdır. bir iki üç derken münevver devamlı gelir gider olmuştur cezaevine, nâzım'ın tutunacak dalı olmuştur adeta. ve nihayet aralarında bir aşk filizlenir, filizlenir filizlenmesine de bu aşkın önünde engeller vardır. nâzım'ın 13 yıllık bir evliliği vardır piraye'yle, tek engel de bu değildir üstelik, dayısının kızı münevver de evlidir ve iki tane de çocuğun annesidir.
yıl 1948. nâzım, bursa tutukevinde o şiiri kaleme alır
münevver'i için:
***
hoş geldin kadınım benim, hoş geldin.
yorulmuşsundur;
nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını,
ne gül suyum, ne gümüş leğenim var.
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim.
acıkmışındır;
sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
hoş geldin kadınım benim, hoş geldin!
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi.
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde.
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler;
gönlüm gibi zengin,
hürriyet gibi aydınlık oldu odam.
hoş geldin kadınım benim, hoş geldin...
***
nâzım'ın ayağını bastığı kırk yıllık beton çayır çimen olmuştur münevver sayesinde.
devamında ne mi olur?
tarih 15 temmuz 1950. nâzım, yaptığı açlık grevlerinin bedenini çok zayıf düşürmesi nedeniyle hastaneye kaldırılmıştır. avukatı gelir yanına bir gün "artık özgürsün" der, "af yasası yürürlüğe girdi".
tutukevinden tahliye edilen nâzım, tedavisi biter bitmez aşkı münevver ile buluşur. eşinden ayrılmıştır münevver, nâzım da bırakır cezaevinde her gece 9'dan sonra şiirler yazdığı piraye'sini. münevver ile birlikte yaşamaya başlarlar, aralarında nikah yoktur.
tarih 26 mart 1951. münevver ile nâzım'ın aşkından bir çocuk olur: memed*
nâzım cevaevinden çıkmıştır çıkmasına da polisler bir türlü bırakmazlar peşini, her yerde takip ederler, kitaplarının basımına ve tiyatro oyunlarının oynanmasına mâni olurlar. bu da yetmezmiş gibi askerlik şubesine çağırırlar nâzım'ı, askerlik yapmamış olduğunu ve hemen sevk edilmesi gerektiğini söylerler. nâzım, bahriye mektebini bitirdiğini güverte subaylığı yaptığını ve hastalığı dolayısıyla da çürüğe çıkarıldığını ifade eden bir dilekçe yazar askerlik şubesine.
aradan birkaç ay geçer, tekrar askerlik şubesine çağırılır nâzım, zara'ya* gitmek için acilen hazırlanması gerektiğini söylerler. nâzım sağlık kuruluna çıkmak istediğini söyler ve neticede haydarpaşa hastanesi'ne gönderilir. burada onu muayene eden doktorlardan biri bu halin normal olmadığını, bu işin sonunun iyi bitmeyeceğini hissettiğini fısıldar nâzım'ın kulağına.
tarih 17 haziran 1951. sabahın erken saatinde, askerlik işini düzeltmek amacıyla ankara'ya gideceğini söyleyerek evden ayrılan şair, bir daha dönmez. nâzım hikmet'in 20 haziran 1951'de romanya'ya vardığını bükreş radyosu'ndan öğrenir hükümet yetkilileri ve elbette memed'inin annesi münevver.
sonradan yazılanlara göre, bir akrabasının kullandığı sürat motoruyla istanbul boğazı'ndan karadeniz'e açılmış, bulgaristan sahillerine çıkmayı amaçlarken, yolda rastladığı bir rumen şilebiyle* romanya'ya gitmiştir nâzım. oradan da moskova'ya geçmiştir.
nâzım hikmet, 25 temmuz 1951'de, bakanlar kurulu kararıyla türk vatandaşlığından çıkarılır.
münevver hanım ile oğlu memed ise polis tarafından yakından izlenmeye devam edilir. yurt dışına çıkmalarına ise kesinlikle izin verilmez.
münevver'in varlığı nâzım'ın başka kadınlarla birlikte olmasına engel olmadı. yurt dışında birçok sevgilisi oldu.
yıllar sonra stocholm barış konferansı'nda italyan bir delege olan joyce salvadori lussu, hayranı olduğu nâzım ile tanışma fırsatı buldu. zaman içinde de nâzım'la arkadaşlıkları ilerledi. nâzım, bu italyan delege aracılığıyla istanbul'da kalan eşi ve oğlu için para bile gönderiyordu. joyce salvadori, hayranı olduğu bu şairin tüm şiirlerini münevver için yazdığını düşünüyordu, ne vera'dan ne de piraye'den haberdardı. ve bir istanbul ziyaretinde münevver ile buluştu, o gün kafasına koydu, nâzım'la aşkı münevver'i buluşturacaktı. yasal yollardan bunu yapamayacağını anlayınca da zengin, italyan bir iş adamı sayesinde münevver ile oğlu memed'i deniz yoluyla önce yunanistan'a oradan da polonya'ya kaçırdı. bu sırada nâzım, dünya barış konseyi adına fidel castro'ya barış ödülü vermek üzere küba'daydı. döndüğünde polonya'nın başkenti varşova'da münevver ve oğlu memed ile buluştu, fakat bu buluşma pek sıcak geçmedi. zira münevver, nâzım'ın moskova'da başka bir kadınla* birlikte olduğunu biliyordu. aynı şekilde nâzım da münevver'in kendisini başka bir adamla aldattığını biliyordu.
şair oracıkta bir karar verdi ve oğlu ile münevver'i polonya'da dostlarına emanet edip moskova'ya, vera'sına döndü. böylece nâzım-münevver aşkı tamamen son buldu.
kişisel tavsiye: nâzım'ın münevver'den sonraki hikayesini (galina ve vera) okumak için iki sevda başlığındaki şu giriye göz atabilirsiniz: #439740
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
(bkz: akit gazetesi)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
küçükken ablama çok özenirdim özgün bir mahlası vardı. ben de istanbul hayranıydım o dönem. böyle bi şey çıktı işte.
devamını gör...
yazarların kalbine yara olan film
çizgili pijamalı çocuk. ah be herkese çocuk masumiyeti lazım. o zaman dünya bu kadar kötü olmazdı.
devamını gör...
insanları küçümsemek
birçok yerde karşımıza çıkan berbat bir davranıştır.
k-pop dinler aptal olur, camiye gider yobaz olur, okur çok bilmiş olur daha nice örnekleri vardır.
(bkz: insanları rahat bırakın)
k-pop dinler aptal olur, camiye gider yobaz olur, okur çok bilmiş olur daha nice örnekleri vardır.
(bkz: insanları rahat bırakın)
devamını gör...
sahibinin güzel olduğu hissi veren kadın isimleri
kesinlikle melis'tir.
devamını gör...
tüm gününü normal sözlük’te geçirmek
yapabilecek daha güzel bir aktivitem yok arkaaşlar.
devamını gör...
internette tanıştığı adama 45 bin lira veren kadın
esra erol'da gördüğüm kadındır. ablam aşkla meşkle tav olduğu adama hiç yüzyüze gelmeden "beyaz kelebek" arabasını satıp 45 bin lira vermiş.
şimdi çıkmış ekrana ayılıp bayılıyor. arabam benim için evlatlarım kadar değerliydi dedi bir de.
kusura bakma abla da azıcık aklını kullanman gerekirmiş. iki çift lafı bir araya getiremeyen adama 45 bin lira vermeden önce hiç mi şüphelenmedin?
bazı dolandırıcılara kızamıyorum, bu kadar dolandırılmaya hazır insan varken bunlar da çorbayı kaynnatacak elbette.
şimdi çıkmış ekrana ayılıp bayılıyor. arabam benim için evlatlarım kadar değerliydi dedi bir de.
kusura bakma abla da azıcık aklını kullanman gerekirmiş. iki çift lafı bir araya getiremeyen adama 45 bin lira vermeden önce hiç mi şüphelenmedin?
bazı dolandırıcılara kızamıyorum, bu kadar dolandırılmaya hazır insan varken bunlar da çorbayı kaynnatacak elbette.
devamını gör...