geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
nihayetinde sahte silüetlerden sıyrılacak ve çatlatırcasına göğsünü, yalnızlığınla çarpışacaksın.
devamını gör...
türk kızının merhaba sözüne vereceği yanıtlar
savcıya da merhaba dersin.
devamını gör...
bir öğrencinin gece 12'de öğretmenine soru sorması
pandemiyle birlikte mesai kavramının iyice laçkalaştığı bir dönemdeyiz maalesef. öğrenciye telefon numarası vermemek zor da olsa halen bir seçenek. telefon numarası olmadan işleyen ve gençlerin hakim olduğu bir sürü uygulama var, google classroom, moodle, edmodo, hiç olmadı discord gibi. öte yandan öğretmen/öğretim görevlisi özellikle yabancı dil gibi sürekli pratik isteyen alanlarda bazı çalışmaları daha interaktif ve öğrenci kaybetmeden yapmak için whatsapp kullanmayı gerekli görebilir. böyle bir durumda öğrenciden gelen mesajlar /e-postalar maalesef bazen çok abuk saatlerde olabiliyor, acil durumlar da var bunların içinde. pandemi nedeniyle çok yakınlarını kaybedip gecenin behrinde ertesi günkü sınavına giremeyeceğini bildiren öğrenciler oluyor ve haliyle yanıtlama ihtiyacı hissediliyor. çocuk o haliyle sizi haberdar etmek istiyor, dikkate almamak olabilir mi?
öğrencinin adap bilmemesi ayrı bir konu elbette lakin öğretmenin bu konuda tarafsız kalması gerek. telefonunu sessize alabilir, ya da mesajı okuduysa soruya ertesi gün rahat rahat bakabileceğini söyleyebilir. adap öğretmek gibi bir derdi varsa da, kızgın olsa bile bunu nazikçe, kırmadan yapması gerekir. üslubun önemini kavrayamayanlar yüzünden kişisel iletişimimizde her alanda çeşitli sorunlar yaşıyoruz, bu durumu daha da kötüleştirmeye gerek yok. hayat herkese zor, inanın buna. biraz anlayış birçok sorunu başlamadan atlatmamızı sağlayacaktır.
öğrencinin adap bilmemesi ayrı bir konu elbette lakin öğretmenin bu konuda tarafsız kalması gerek. telefonunu sessize alabilir, ya da mesajı okuduysa soruya ertesi gün rahat rahat bakabileceğini söyleyebilir. adap öğretmek gibi bir derdi varsa da, kızgın olsa bile bunu nazikçe, kırmadan yapması gerekir. üslubun önemini kavrayamayanlar yüzünden kişisel iletişimimizde her alanda çeşitli sorunlar yaşıyoruz, bu durumu daha da kötüleştirmeye gerek yok. hayat herkese zor, inanın buna. biraz anlayış birçok sorunu başlamadan atlatmamızı sağlayacaktır.
devamını gör...
victor hugo
'sadece bedenleri, şekilleri, görüntüleri sevenlere ne yazık! ölüm her şeyi yok edecek. ruhları sevmeyi deneyin, onlara yeniden kavuşursunuz.'
devamını gör...
yazarını eşek kovalayasıca başlıklarda bugün
bkz : kafa sözlük yazarlarının yakışıklılık ve güzellik dereceleri
ek editi: (bkz: bakire olmayan kızla evlenir misin)
t: günden güne kalabalıklaşmamasını dilediğim ama malesef kalabalıklaşacak bir liste.
ek editi: (bkz: bakire olmayan kızla evlenir misin)
t: günden güne kalabalıklaşmamasını dilediğim ama malesef kalabalıklaşacak bir liste.
devamını gör...
histrionik kişilik bozukluğu
eğer etrafınızda bu tip insanlar varsa uzaklaşın.
bütün enerjinizi sömürür, sizi de major depresyona sokarlar.
tanım: psikiyatrik bir hastalık.
bütün enerjinizi sömürür, sizi de major depresyona sokarlar.
tanım: psikiyatrik bir hastalık.
devamını gör...
longyearbyen
longyearbyen norveç' de bulunan küçük bir kasaba. onu ilginç yapan şey orada ölmenin kanunen yasak olması durumu. bu küçük kasaba norveç'in kuzey sahili ile kuzey kutbu arasındaki svalbard takımadalarından birinin üzerinde bulunuyor. böyle bir yasak olmasının en büyük nedeni havanın aşırı soğuk olması. ama asıl nedeni 1917 yılında çıkan bir salgınla birçok insanın hayatını kaybetmesi ve araştırmalar sonucunda bu salgına neden olan virüsün 70 yıl önce toprağa gömülen bir cesetten kaynaklandığı saptanmış. havanın çok soğuk olması ile cesetler deformasyona uğramıyor ve salgın olarak insanların hayatını tehlike atıyor. bu nedenle bu kasabada ölmek yasak. ölüler defnedilmiyor kesinlikle.eğer çok hastalanırsanız norveç'de başka bir kasabaya götürülüyorsunuz ve son günlerinizi orada geçiriyorsunuz ve defnediliyorsunuz.

*

*
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
bu gece deprem oldu. yabancı bir arkadaşımla konuşurken söyledim ve uykumun kaçtığını belirttim. hala daha konuşuyoruz. bildirimlerini her zaman kapatan insan sırf benim için açık tutuyor bu gece. sırf deprem olur ve belki konuşmak, sakinleşmek isterim diye. bu insan ne benim sevgilim, ne bir çıkar ilişkim var. sadece dost. şimdi bunun verdiği güzel hissin yanında aklıma mazi geldi. neredesin eyy "deprem oldu sen neden benim halimi hatırımı sormadın!" diye çıkışan, kavga çıkaran eski sevgili. bu gece çok mutluyum. bozmayacağım.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
gecenin son kahvesini yudumlarken ,
bir yazarımızı okuyorum.
kelime kelime mısra mısra tüm haykırışlarını dinliyorum.
kitap okur gibi insan okumak demiştim bir cümlemde..
gözün ilişir de okursan bilmelisin ki,
can-ı gönülden diledim
bu hayat başka bir yönde önünde yeniden başlasın..
ben okudum ki şahit oldum.
evrende tüm varlığına inanarak
yüzünün gülümsemesine şahit olsun..
bir yazarımızı okuyorum.
kelime kelime mısra mısra tüm haykırışlarını dinliyorum.
kitap okur gibi insan okumak demiştim bir cümlemde..
gözün ilişir de okursan bilmelisin ki,
can-ı gönülden diledim
bu hayat başka bir yönde önünde yeniden başlasın..
ben okudum ki şahit oldum.
evrende tüm varlığına inanarak
yüzünün gülümsemesine şahit olsun..
devamını gör...
kıskanılan insanlar
bir keresinde "keşke sen olsaydım." diyen bir arkadaşım vardı, gerçekten bir sabah yatağında ben olarak uyansa dilediği şeye bin türlü lanet edeceğine imzamı atabilirim.
genelde yerinde olmak istediğimiz insanlar pek dışarıya sattıkları imajın kendisi olmuyorlar arkadaşlar.
genelde yerinde olmak istediğimiz insanlar pek dışarıya sattıkları imajın kendisi olmuyorlar arkadaşlar.
devamını gör...
geceye bir hayat dersi bırak
herkesin yeri bende,benim onlarda olduğum kadar.fazla yer verdiğinde yadırgamaya başlıyorlar.denge iyidir...
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
tanım :formula 1 yarış araçlarının motor özellikleri
emniyet kemerlerimizi ve kaskımızı takmışsak formula 1 gezimiz başlıyor.
formula 1; tek kişilik, açık tekerlekli otomobil yarışlarının en yüksek düzeyini oluşturan yarışlar dizisidir.
isminin formula olmasının nedeni 2. dünya savaşından sonra motor üreticilerinin bir araya gelmesi ile aldıkları ortak kararlar ve uyulması zorunlu kuralları belirlemesi nedeniyledir.
formula 1 alınan ilk kararların adı olmasına karşın zaman içinde organizasyonun ismi olarak kalmıştır.
formula 1 in formülü yani takımların uymak zorunda oldukları kurallar her sene yeniden belirlenir. kuralların belirlenmesi oy çokluğu ile değil tüm takımların onaylaması ile olur.
yeni bir kural eklenecek ise tek bir muhalif oy olması bile o kuralın eklenmesine mani olur.
en son köklü değişiklikler 2014 yılında olmuştur. yapılan değişiklikler ile 6 silindirli ve 1600 cc motor kullanılması zorunlu hale gelmiştir
10 hatta 12 silindirli 3000 cc yi aşan hacimli araçlardan 1600 cc ye geçiş oldukça sıra dışı bir karardı. bu düşüş tek sene de olmamış olsa da formula 1 için alınmış ciddi riskli bir karardı. çünkü
1600 cc lik hibrid motorlu araçlar alıştığımız ve sevdiğimiz formula 1 araçlarından çok farklıydı. hem de bu fark o kadar belirgin ki, gözünüz kapalıyken bile anlayabilirsiniz. aşağı da 2013 yılı ve 2014 yılındaki formula 1 araçlarının çıkardıkları sesleri duyacaksınız.
2013 de azametle kükreyen o motor sesi gitmiş yerine yüksek sesle çalışan bir elektrik süpürgesi gelmiş gibi
biz büyüdük ve kirlendi dünya
nerede o eski f1 araçları
nostaljisi yerine şu soruyu sormak daha eğlenceli
iyi de nasıl oluyor?
geçtiğimiz yıllarda çoğu yarışta pist rekorları kırıldı.
1600 cc ile 340 km/h yaklaşan hızlara nasıl ulaşılıyor?
opel vectra 1.6 motorlu versiyonları mesela 100 hp güç üretiyor
f1 motoru nasıl 800 hatta 1000 hp gücü aynı hacimde üretiyor?
bu motorları bu kadar verimli yapan ne?
bu sorunun yanıtı birden çok birleşenli
ilk fark sıradan otomobillere göre formula 1 araçlarının verimlerindeki fark
sıradan otomobiller en iyi sürüş koşulların da yakıttan elde edilen gücün en fazla yüzde 30 unu tekrerleklere aktarabilirken formula 1 araçlarında bu oran yüzde 50 yi aşıyor.
arada yüzde 20 lik fark var diye düşünmeyin
50 30'dan yüzde 66 daha fazladır.
1600 cc ama verimlik açısından 2600 cc lik motordan alınabilecek güç elde ediliyor.
bu büyük bir fark.
tek fark bu değil tabi ki,
bu araçlar motor hacmi küçük olsa da çok fazla yakıt yakabiliyorlar.
standart bir 1.6 araba 100 km de 6-7 lt yakıt tüketirken
formula 1 aracları 100 km de 45-50 lt arası yakıt tüketir.
yani çok fazla yakıttan elde edilen güç çok verimli biçimde tekerlere iletildiği için f1 araçları bu kadar hızlı ve güçlüymüş.
burada iki sık bilinen yanlışı düzeltmek lazım.
formula 1 araçlarına yarış sırasında pit stoplarda yakıt takviyesi yapılmaz. bu motorun yüksek sıcaklığı ve olası riskler nedeniyle yasaktır. f1 araclarının deposu yarış öncesi doldurulur. ve mühürlenir. ek yakıt ya da katkı konulmaz.
formula 1 araçları jet yakıtı ya da ethanol gibi farklı yakıtlar kullanmaz. bizim normal araçlarda kullandığımız benzini kullanır.
f1 araclarının her yarış için 110 kg yakıt limiti vardır. birim lt değil kg. bunun nedeni hacmin ısıya göre değişmesi. her aracın yakıtı bir hacim ölçüsü olan litre yerine kg ile sınırlandırılmıştır. 110 kg benzin yaklaşık 157 lt eder. f1 yarışları genelde 305 km dir.
standart 1.6 araçlar 100 hp gucundeyken
f1 araçlarının nasıl onlardan 7- 10 kat kadar fazla güç üretiyor olduğu böylece
anlamış olduk.
çok yakıyor ve yaktığını tekere daha iyi iletebiliyor.
(son yıllarda hibrid motorlu f1 araclarının ortaya çıkması ile 160 hp de elektrik motorundan sürücünün istediğinde bir süre ilave edebileceği güç olduğunu da unutmayalım.)
peki bu nasıl olabiliyor?
formula 1 araçları nasıl aynı silindir hacmindeki motorlarla 7 kat fazla yakıtı yakabiliyor?
cevap yine çok katmanlı
1- ölü boşluklar neredeyse hiç yok.
formula bir araçları belirli ısı değerinde çalışmak üzere dizayn edilmiştir. motorları anahtarı çevirip çalıştıramazsınız. çünkü pistonlar hareket etmez. sadece pistonlar değil bir çok hareketli parça belirli bir ısı değerine ulaşıldığında metallerde oluşan genleşme sonrasında hareket edebilecek şekilde dizayn edilmiş. bunun için f1 araçlarının motoru yarış öncesi harici yöntemler ile ısıtılır. genleşme olduktan sonra motorun pistonlarının hareket edebileceği boşluk oluşur.
ölü hacim neredeyse yok diyordum ya! işte bu kadar yok :)
2-) f1 araclarının motor deviri çok yüksektir. dakika 18.000 devire kadar çıkan f1 araçları var. bizler araçlarımızı genelde 2500 3000 devirde kullanıyoruz
normal araçlardan 6 7 kat yakıtı aynı hacimde nasıl yakabildiğini bu sayede anladık.
1.6 lt hacmin neredeyse tamamını kullanıyor ve normal araçtan 5-6 kat daha fazla devir yapıyor.
bilale anlatır gibi anlatırsam hacim aynı ama f1 araçları pistonu 1.6 hacimle 5-6 defa inip kalkarak 8lt hacimde benzini yakarken
normal araçlar 1.6 lt nin 1480 lt ni kullanıp bir defa inip kalkıyor.
daha çok yakıt bu farklar sayesinde aynı hacimde yakılabilmiş oluyor.
peki bu nasıl sağlanıyor? nasıl bu kadar yüksek devire ulaşılabiliyor?
1- f1 araçlarının piston uzunluğu normal araçlara göre oldukça kısadır. inip çıkma mesafesi az olunca çok daha hızlı inip kalkabiliyorsun.
2- f1 araçlarının turbo besleme sistemleri normal araçlara göre oldukça gelişmiştir. hatta son yıllarda kullanılan turbo beslemede egoz gazlarının kinetik enerjisi dışında hibrit motorun güç ünitesinden alınan elektrik enerjisi de turbo fanın dönüşüne yardım etmektedir.
bu kadar fazla yakıtı bu kadar kısa süre de bu kadar yüksek verimde yakabilmek için ortama gelen oksijenin yeterli olması için çok sofistike turbo ünite ihtiyacı zaten tartışılmaz bir zorunluluk.
3- f1 araçları çok yüksek sıcaklık değerinde çalışır. çok yüksek derken hayal ettiğimizden çok daha yüksek. piston başlarında ısı 2700 dereceyi aşmaktadır. bu güneş yüzey sıcaklığının yarısına yakındır.
yani özetlersek f1 araçlarında yakıt özel dizayn edilmiş enjektörler ile genişliği fazla yüksekliği az neredeyse güneş kadar sıcak yanma odasına şahane biçimde havalandırılmış olarak püskürtürerek yakılır.
bu yüzden motor hem çok verimli, aynı zamanda çok hızlıdır.
madem f1 motorları bu kadar iyi neden normal araçlarımızda da bu motorları kullanmıyoruz?
çünkü çok pahalı
çünkü kullanılan malzeme 2700 derece sıcaklığa dayanabilmeli
her bir piston 4 fili havaya kaldıracak kadar güçlü olmalı
bu güç dakika da 18000 defa seni ittirdiği halde kırılmadan bükülmeden bu gücü diğer parçalara aktaracak kadar sağlam krank milin ve diğer aktarım organları olmalı.
tüm bunlar çok özel alaşımların ve çok birinci sınıf üretim tekniklerini gerekli kılıyor. bu yüzden oldukça maliyetli. bir f1 motoru 10 milyon dolardan fazla
tamam, fiat egea ya, polo'ya bu motordan koymayalım ama seri üretim olursa maliyetler düşer, bmv falan kullansın bu motoru
malesef o da pek mümkün değil. çünkü çok güçlü ve özel alaşımlar kullanılıyor olsa da bu motorların kullanım ömrü 5000 ile 10000 km arasında.
ve tüm bu sorunların yanında asıl büyük sorun bu araçlat çok ama çok fazla yakıyor.
tüp takarak falan bile kurtaramaz.
şöyle düşünelim
opel astranın deposu 56lt
f1 motoru 56 litre ile 100 km ancak gider.
her 100 km de bir depoyu fullemek, her 10000 km de bir motoru değiştirmek ve her motor değiştiğinde 10 milyon dolar vermek isteyen kimse olmayacağı için normal araçlara f1 motoru kullanmıyoruz
formula 1 aslında bir formül dedik. belirli kurallar çerçevesinde yapılan hız, dayanıklılık yarışı dedik ama neden bir formüle ihtiyaç duyulmuş?
"herkesin motoruna hiç kimse karışamaz."
"en hızlımız kim ise o kazanır?
neden denmiyor da; kanat açısı 30 derecenin üstüne çıkmayacak, yakıt deposu yerden şu kadar yüksekte olacak, pistonlarda sadece dökme demir ya da çelik kullanılacak, fren diski çapı şunu geçmeyecek vs gibi herşey belirli standartlar arasına sıkıştırılmış?
bu sorunun en güzel yanıtı
"kontrolsüz güç güç değildir."
ya da
"bu bir motor yarışı gladyatör dövüşü değil"
pilotların güvende olması
takımların ekonomik olarak bu işi sürdürülebilir biçimde devam ettirebilmesi için
yarış belirli çerçeve içinde yapılıyor.
en hızlı değil en iyi olan bulunmaya çalışılıyor.
araçlardan bahsettik birazda pilotlardan bahsedelim.
daracık bir kabinin içinde
yarı yatar vaziyette
kafasında 1 kg ayırdığın da bir kask ile
üzerinde 2 kat tulumla
yarış boyunca
yere doğru sürekli hissedilen 2-5 g arasında bir basınç altında ezilirken
her virajda sağa ya da sola 3-5 g hızında savrulma. her frende öne her gaza bastığında geriye doğru yapışma.
100 km den 0 a 2 sn de duruyor
0 dan 160 km'ye 4 sn de ulaşıyor.
korkunç bir basınç ile dayak söz konusu.
kafadaki kask bu dayak esnasında en çok zorlayan şeylerden biri. çünkü 1kg ağırlığında olsa da ağrılığı 5 kg dan fazla hissedildiği oluyor. bu yüzden f1 pilotları boyun kaslarını geliştirici egzersizleri yoğun olarak yaparlar. kafalarının kendisi ve kaskla birlikte 6, 5 kg olan ağırlığın virajlarda 30-40 kg olarak sağa ve sola doğru hareket etmeye çalışmasına engel olacak kas yapısı çok ama çok önemli
bunun için boyun etrafına ağırlık takımları takarak çalışıyorlar.
f1 pilotlarının çok iyi geliştirmeleri gereken bir diğer fiziksel özellik ise kardiyovasküler sistemleri
1.5 saatte yakın süreler boyunca hiç dinlenme imkanı olmadan 150-190 arası kalp atışı hızını tolerans göstermek oldukça zor.
bunun için bol bol koşu ve bisiklet antrenmanı yapıyorlar.
antrenman yaparken oldukça sistematik çalışmaları gerekiyor. çünkü f1 de her 1 kg fazlalık yarış için önemli
f1 pilotlarından bazıları bu duruma yakın zamanda isyan ettiler.
mark webber “beş yıldır yemek yemedim” diye tepki gösterdi.
ingiliz pilot jenson button ise “fitness antremanını seviyorum ama kilomu korumak için yapamayacağım şeyler var, karbonhidrat yiyemiyorum, kas yapamıyorum”
boyları 1.80 üzerinde olan f1 pilotlarının 72 kg ın üzerine çıkması hoş karşılanmıyor.
sauber-ferrari takımından nico hulkenberg kilo aldığı için sözleşmesi neredeyse fesh ediliyordu.
yani f1 pilotu olmak ozan tufan'ın yapabileceği bir iş değil. hem yarış anında hem yarış dışında yüksek adanmışlık istiyor
her takım 600 e yakın çalışanı ile her sene daha iyisi için mücadele ediyor.
hem birbirlerini ile hemde kendi çizdikleri çerçeve (formula) sınırları içinde kalıp sınırları aşmak için
centilmence ama rekabetci
emniyet kemerlerimizi ve kaskımızı takmışsak formula 1 gezimiz başlıyor.
formula 1; tek kişilik, açık tekerlekli otomobil yarışlarının en yüksek düzeyini oluşturan yarışlar dizisidir.
isminin formula olmasının nedeni 2. dünya savaşından sonra motor üreticilerinin bir araya gelmesi ile aldıkları ortak kararlar ve uyulması zorunlu kuralları belirlemesi nedeniyledir.
formula 1 alınan ilk kararların adı olmasına karşın zaman içinde organizasyonun ismi olarak kalmıştır.
formula 1 in formülü yani takımların uymak zorunda oldukları kurallar her sene yeniden belirlenir. kuralların belirlenmesi oy çokluğu ile değil tüm takımların onaylaması ile olur.
yeni bir kural eklenecek ise tek bir muhalif oy olması bile o kuralın eklenmesine mani olur.
en son köklü değişiklikler 2014 yılında olmuştur. yapılan değişiklikler ile 6 silindirli ve 1600 cc motor kullanılması zorunlu hale gelmiştir
10 hatta 12 silindirli 3000 cc yi aşan hacimli araçlardan 1600 cc ye geçiş oldukça sıra dışı bir karardı. bu düşüş tek sene de olmamış olsa da formula 1 için alınmış ciddi riskli bir karardı. çünkü
1600 cc lik hibrid motorlu araçlar alıştığımız ve sevdiğimiz formula 1 araçlarından çok farklıydı. hem de bu fark o kadar belirgin ki, gözünüz kapalıyken bile anlayabilirsiniz. aşağı da 2013 yılı ve 2014 yılındaki formula 1 araçlarının çıkardıkları sesleri duyacaksınız.
2013 de azametle kükreyen o motor sesi gitmiş yerine yüksek sesle çalışan bir elektrik süpürgesi gelmiş gibi
biz büyüdük ve kirlendi dünya
nerede o eski f1 araçları
nostaljisi yerine şu soruyu sormak daha eğlenceli
iyi de nasıl oluyor?
geçtiğimiz yıllarda çoğu yarışta pist rekorları kırıldı.
1600 cc ile 340 km/h yaklaşan hızlara nasıl ulaşılıyor?
opel vectra 1.6 motorlu versiyonları mesela 100 hp güç üretiyor
f1 motoru nasıl 800 hatta 1000 hp gücü aynı hacimde üretiyor?
bu motorları bu kadar verimli yapan ne?
bu sorunun yanıtı birden çok birleşenli
ilk fark sıradan otomobillere göre formula 1 araçlarının verimlerindeki fark
sıradan otomobiller en iyi sürüş koşulların da yakıttan elde edilen gücün en fazla yüzde 30 unu tekrerleklere aktarabilirken formula 1 araçlarında bu oran yüzde 50 yi aşıyor.
arada yüzde 20 lik fark var diye düşünmeyin
50 30'dan yüzde 66 daha fazladır.
1600 cc ama verimlik açısından 2600 cc lik motordan alınabilecek güç elde ediliyor.
bu büyük bir fark.
tek fark bu değil tabi ki,
bu araçlar motor hacmi küçük olsa da çok fazla yakıt yakabiliyorlar.
standart bir 1.6 araba 100 km de 6-7 lt yakıt tüketirken
formula 1 aracları 100 km de 45-50 lt arası yakıt tüketir.
yani çok fazla yakıttan elde edilen güç çok verimli biçimde tekerlere iletildiği için f1 araçları bu kadar hızlı ve güçlüymüş.
burada iki sık bilinen yanlışı düzeltmek lazım.
formula 1 araçlarına yarış sırasında pit stoplarda yakıt takviyesi yapılmaz. bu motorun yüksek sıcaklığı ve olası riskler nedeniyle yasaktır. f1 araclarının deposu yarış öncesi doldurulur. ve mühürlenir. ek yakıt ya da katkı konulmaz.
formula 1 araçları jet yakıtı ya da ethanol gibi farklı yakıtlar kullanmaz. bizim normal araçlarda kullandığımız benzini kullanır.
f1 araclarının her yarış için 110 kg yakıt limiti vardır. birim lt değil kg. bunun nedeni hacmin ısıya göre değişmesi. her aracın yakıtı bir hacim ölçüsü olan litre yerine kg ile sınırlandırılmıştır. 110 kg benzin yaklaşık 157 lt eder. f1 yarışları genelde 305 km dir.
standart 1.6 araçlar 100 hp gucundeyken
f1 araçlarının nasıl onlardan 7- 10 kat kadar fazla güç üretiyor olduğu böylece
anlamış olduk.
çok yakıyor ve yaktığını tekere daha iyi iletebiliyor.
(son yıllarda hibrid motorlu f1 araclarının ortaya çıkması ile 160 hp de elektrik motorundan sürücünün istediğinde bir süre ilave edebileceği güç olduğunu da unutmayalım.)
peki bu nasıl olabiliyor?
formula 1 araçları nasıl aynı silindir hacmindeki motorlarla 7 kat fazla yakıtı yakabiliyor?
cevap yine çok katmanlı
1- ölü boşluklar neredeyse hiç yok.
formula bir araçları belirli ısı değerinde çalışmak üzere dizayn edilmiştir. motorları anahtarı çevirip çalıştıramazsınız. çünkü pistonlar hareket etmez. sadece pistonlar değil bir çok hareketli parça belirli bir ısı değerine ulaşıldığında metallerde oluşan genleşme sonrasında hareket edebilecek şekilde dizayn edilmiş. bunun için f1 araçlarının motoru yarış öncesi harici yöntemler ile ısıtılır. genleşme olduktan sonra motorun pistonlarının hareket edebileceği boşluk oluşur.
ölü hacim neredeyse yok diyordum ya! işte bu kadar yok :)
2-) f1 araclarının motor deviri çok yüksektir. dakika 18.000 devire kadar çıkan f1 araçları var. bizler araçlarımızı genelde 2500 3000 devirde kullanıyoruz
normal araçlardan 6 7 kat yakıtı aynı hacimde nasıl yakabildiğini bu sayede anladık.
1.6 lt hacmin neredeyse tamamını kullanıyor ve normal araçtan 5-6 kat daha fazla devir yapıyor.
bilale anlatır gibi anlatırsam hacim aynı ama f1 araçları pistonu 1.6 hacimle 5-6 defa inip kalkarak 8lt hacimde benzini yakarken
normal araçlar 1.6 lt nin 1480 lt ni kullanıp bir defa inip kalkıyor.
daha çok yakıt bu farklar sayesinde aynı hacimde yakılabilmiş oluyor.
peki bu nasıl sağlanıyor? nasıl bu kadar yüksek devire ulaşılabiliyor?
1- f1 araçlarının piston uzunluğu normal araçlara göre oldukça kısadır. inip çıkma mesafesi az olunca çok daha hızlı inip kalkabiliyorsun.
2- f1 araçlarının turbo besleme sistemleri normal araçlara göre oldukça gelişmiştir. hatta son yıllarda kullanılan turbo beslemede egoz gazlarının kinetik enerjisi dışında hibrit motorun güç ünitesinden alınan elektrik enerjisi de turbo fanın dönüşüne yardım etmektedir.
bu kadar fazla yakıtı bu kadar kısa süre de bu kadar yüksek verimde yakabilmek için ortama gelen oksijenin yeterli olması için çok sofistike turbo ünite ihtiyacı zaten tartışılmaz bir zorunluluk.
3- f1 araçları çok yüksek sıcaklık değerinde çalışır. çok yüksek derken hayal ettiğimizden çok daha yüksek. piston başlarında ısı 2700 dereceyi aşmaktadır. bu güneş yüzey sıcaklığının yarısına yakındır.
yani özetlersek f1 araçlarında yakıt özel dizayn edilmiş enjektörler ile genişliği fazla yüksekliği az neredeyse güneş kadar sıcak yanma odasına şahane biçimde havalandırılmış olarak püskürtürerek yakılır.
bu yüzden motor hem çok verimli, aynı zamanda çok hızlıdır.
madem f1 motorları bu kadar iyi neden normal araçlarımızda da bu motorları kullanmıyoruz?
çünkü çok pahalı
çünkü kullanılan malzeme 2700 derece sıcaklığa dayanabilmeli
her bir piston 4 fili havaya kaldıracak kadar güçlü olmalı
bu güç dakika da 18000 defa seni ittirdiği halde kırılmadan bükülmeden bu gücü diğer parçalara aktaracak kadar sağlam krank milin ve diğer aktarım organları olmalı.
tüm bunlar çok özel alaşımların ve çok birinci sınıf üretim tekniklerini gerekli kılıyor. bu yüzden oldukça maliyetli. bir f1 motoru 10 milyon dolardan fazla
tamam, fiat egea ya, polo'ya bu motordan koymayalım ama seri üretim olursa maliyetler düşer, bmv falan kullansın bu motoru
malesef o da pek mümkün değil. çünkü çok güçlü ve özel alaşımlar kullanılıyor olsa da bu motorların kullanım ömrü 5000 ile 10000 km arasında.
ve tüm bu sorunların yanında asıl büyük sorun bu araçlat çok ama çok fazla yakıyor.
tüp takarak falan bile kurtaramaz.
şöyle düşünelim
opel astranın deposu 56lt
f1 motoru 56 litre ile 100 km ancak gider.
her 100 km de bir depoyu fullemek, her 10000 km de bir motoru değiştirmek ve her motor değiştiğinde 10 milyon dolar vermek isteyen kimse olmayacağı için normal araçlara f1 motoru kullanmıyoruz
formula 1 aslında bir formül dedik. belirli kurallar çerçevesinde yapılan hız, dayanıklılık yarışı dedik ama neden bir formüle ihtiyaç duyulmuş?
"herkesin motoruna hiç kimse karışamaz."
"en hızlımız kim ise o kazanır?
neden denmiyor da; kanat açısı 30 derecenin üstüne çıkmayacak, yakıt deposu yerden şu kadar yüksekte olacak, pistonlarda sadece dökme demir ya da çelik kullanılacak, fren diski çapı şunu geçmeyecek vs gibi herşey belirli standartlar arasına sıkıştırılmış?
bu sorunun en güzel yanıtı
"kontrolsüz güç güç değildir."
ya da
"bu bir motor yarışı gladyatör dövüşü değil"
pilotların güvende olması
takımların ekonomik olarak bu işi sürdürülebilir biçimde devam ettirebilmesi için
yarış belirli çerçeve içinde yapılıyor.
en hızlı değil en iyi olan bulunmaya çalışılıyor.
araçlardan bahsettik birazda pilotlardan bahsedelim.
daracık bir kabinin içinde
yarı yatar vaziyette
kafasında 1 kg ayırdığın da bir kask ile
üzerinde 2 kat tulumla
yarış boyunca
yere doğru sürekli hissedilen 2-5 g arasında bir basınç altında ezilirken
her virajda sağa ya da sola 3-5 g hızında savrulma. her frende öne her gaza bastığında geriye doğru yapışma.
100 km den 0 a 2 sn de duruyor
0 dan 160 km'ye 4 sn de ulaşıyor.
korkunç bir basınç ile dayak söz konusu.
kafadaki kask bu dayak esnasında en çok zorlayan şeylerden biri. çünkü 1kg ağırlığında olsa da ağrılığı 5 kg dan fazla hissedildiği oluyor. bu yüzden f1 pilotları boyun kaslarını geliştirici egzersizleri yoğun olarak yaparlar. kafalarının kendisi ve kaskla birlikte 6, 5 kg olan ağırlığın virajlarda 30-40 kg olarak sağa ve sola doğru hareket etmeye çalışmasına engel olacak kas yapısı çok ama çok önemli
bunun için boyun etrafına ağırlık takımları takarak çalışıyorlar.
f1 pilotlarının çok iyi geliştirmeleri gereken bir diğer fiziksel özellik ise kardiyovasküler sistemleri
1.5 saatte yakın süreler boyunca hiç dinlenme imkanı olmadan 150-190 arası kalp atışı hızını tolerans göstermek oldukça zor.
bunun için bol bol koşu ve bisiklet antrenmanı yapıyorlar.
antrenman yaparken oldukça sistematik çalışmaları gerekiyor. çünkü f1 de her 1 kg fazlalık yarış için önemli
f1 pilotlarından bazıları bu duruma yakın zamanda isyan ettiler.
mark webber “beş yıldır yemek yemedim” diye tepki gösterdi.
ingiliz pilot jenson button ise “fitness antremanını seviyorum ama kilomu korumak için yapamayacağım şeyler var, karbonhidrat yiyemiyorum, kas yapamıyorum”
boyları 1.80 üzerinde olan f1 pilotlarının 72 kg ın üzerine çıkması hoş karşılanmıyor.
sauber-ferrari takımından nico hulkenberg kilo aldığı için sözleşmesi neredeyse fesh ediliyordu.
yani f1 pilotu olmak ozan tufan'ın yapabileceği bir iş değil. hem yarış anında hem yarış dışında yüksek adanmışlık istiyor
her takım 600 e yakın çalışanı ile her sene daha iyisi için mücadele ediyor.
hem birbirlerini ile hemde kendi çizdikleri çerçeve (formula) sınırları içinde kalıp sınırları aşmak için
centilmence ama rekabetci
devamını gör...
normal sözlük moderasyon güncellemesi
bugün yayına aldığımız güncellemedir.
bu aralar güncelleştirmeler ile kafanızı çok şişirdiğimizin farkındayım, o yüzden kısa keseceğim.
online listesine sabit olarak 2 adet kafa sözlük moderasyon hesabı atadık.
moderasyon ekibimiz artık siz yazarlara, bu 2 hesap aracılığı ile destek sağlayacak.
moderasyon ekibinin bireysel hesapları ve ünvanları durmakta, ancak sözlük içi meseleler için artık size kendi hesaplarından destek sağlayamayacaklar.
teknik konular için : kafa sözlük (teknik konular)
sözlük içi konular için : kafa sözlük (sözlük içi)
adreslerine 7/24 yazabilirsiniz.
bu aralar güncelleştirmeler ile kafanızı çok şişirdiğimizin farkındayım, o yüzden kısa keseceğim.
online listesine sabit olarak 2 adet kafa sözlük moderasyon hesabı atadık.
moderasyon ekibimiz artık siz yazarlara, bu 2 hesap aracılığı ile destek sağlayacak.
moderasyon ekibinin bireysel hesapları ve ünvanları durmakta, ancak sözlük içi meseleler için artık size kendi hesaplarından destek sağlayamayacaklar.
teknik konular için : kafa sözlük (teknik konular)
sözlük içi konular için : kafa sözlük (sözlük içi)
adreslerine 7/24 yazabilirsiniz.
devamını gör...
yazarların kendileri hakkındaki düşünceleri
bu dünya'da bir yerim olmadığına, bir yararım olmadığına yıllar yıllar önce kanaat getirmiştim de bunu tasdik etmenin vaktini geldiğini yeni yeni anlıyorum.
devamını gör...
ayar olmak
kişi veya bir olay belki de tutum karşısında sinirleşmek.
parlamak.
asabın bozulması.
kıl olmak
ayar olmak.
not: mesela ben hepsine nokta koyup “kıl olmak”a koymamışım, ayar olunur mu? olunur doğrusu.
parlamak.
asabın bozulması.
kıl olmak
ayar olmak.
not: mesela ben hepsine nokta koyup “kıl olmak”a koymamışım, ayar olunur mu? olunur doğrusu.
devamını gör...
iett çalışanını taciz eden kadın
bir erkek bunu bir kadına yapsaydı da adı taciz olurdu. evet daha çok ses getirirdi çünkü maalesef kadına yapılan tacizler sistematik bir şekilde artmakta ve trend bugünlerde. iki türlüsü de iğrençtir, suçtur. karşılaştırma yapmaya lüzum görmüyorum. videodaki kadına taciz suçu adına bir yaptırım olacak mı? sanmam. iki türlü de adalet fos.
devamını gör...
otizm sendromlu çocuklarla konuşacak robota diyalog önerileri
diyalog önerisi beklentisiyle açılmış başlık fakat öncelikle bir iki şey söylemek isterim bu konuda. tabii ki bu projelendirmeyi yapan insanlar bunları da göz önünde bulunduruyordur ancak ben yine de söyleyeyim. otizmli bireylerde konuşma bozukluğu görülebilir, sistemin bunu algılayabilecek hassasiyette yapılandırılmasını öneririm. tabii bu ne kadar mümkündür, nasıl yapılır bilmiyorum.
diyalog konusunda önerim, otizmli bireyde sürekli aynı sözcüğü veya cümleyi tekrarlama davranışı sık görülebilir bu nedenle bir sözcük bir veya ikiden çok tekrarlandığında standart cevap yerine "x bu demektir, şunu öğrenmek ister misin?" minvalinde bir yanıt hazırlanabilir diye düşünüyorum.
çok güzel bir düşünce, umarım sağlıklı bir şekilde, uygulanabilir nitelikte geliştirilebilir. fikir ve emek sahiplerini tebrik ediyorum.
diyalog konusunda önerim, otizmli bireyde sürekli aynı sözcüğü veya cümleyi tekrarlama davranışı sık görülebilir bu nedenle bir sözcük bir veya ikiden çok tekrarlandığında standart cevap yerine "x bu demektir, şunu öğrenmek ister misin?" minvalinde bir yanıt hazırlanabilir diye düşünüyorum.
çok güzel bir düşünce, umarım sağlıklı bir şekilde, uygulanabilir nitelikte geliştirilebilir. fikir ve emek sahiplerini tebrik ediyorum.
devamını gör...
eşin ailesi tarafından küçümser bakışlara maruz kalmak
eğer kadınsa bu bakışlara maruz kalan, bu eşinin pek adam olmadığının ve gereken değeri vermediğinin göstergesidir. yok eğer erkekse yine benzer sebepler ama biraz yumuşak başlı hakkını savunmayan biri olduğunu da söylemek mümkün.
devamını gör...
öz şefkat
self compassion.
hayatınızın bir noktasında kendi öz şefkat duygunuzu azaltan kişisel ilişkilere girerseniz ve seçim yapmak durumunda kalırsanız, kendi öz şefkatinizi seçiniz. insan, kendi öz duygusunu sağlayamadığı, kendini besleyemediği ilişkilerde eksilir ve dağılır.
hayatınızın bir noktasında kendi öz şefkat duygunuzu azaltan kişisel ilişkilere girerseniz ve seçim yapmak durumunda kalırsanız, kendi öz şefkatinizi seçiniz. insan, kendi öz duygusunu sağlayamadığı, kendini besleyemediği ilişkilerde eksilir ve dağılır.
devamını gör...
eski tanımlara oy gelince tanımı kontrol eden yazar
benimdir. yanlışlarımı düzeltmek ve yazarkenki ruh halimi didiklemek için yaptığımdır.
devamını gör...