beyin göçü yetiştirilmesi için çok çaba gerektiren veya yetiştiği halde ilgisizlik, olanaksızlık görerek doktor, bilim insanı gibi kişilerin insan gücünün daha gelişmiş olduğu ülkelere göç etmesine denir.
devamını gör...

sosyal bilimlerin alanına giren bir konu üzerinde uygulandığında sağlıksız sonuçlar verebilmekte olan yaklaşım biçimi.
devamını gör...

herhalde ciddi ciddi ahlak zabıtalarının etrafta dolaştığı bir dönem yaklaşıyor.

diktatör bu gidişle saltanatını da ilan edecek gibi.

yandaşlar sevinir bu işe, el etek öpmesini sever osmanlı tohumcukları.
devamını gör...

ırkçılıkta sınır tanımayan bir başlık daha, hastalıklı zihniyetler yapacak bir şey yok. ayrıştırmayı çok seviyorsunuz değil mi ama alevilerin arasında hiçbir fark yoktur hiçbir insanın birbirinden farkı yoktur.
devamını gör...

düşmüyoruz. güzele güzel diyoruz.
devamını gör...

çocuklarda görülen daha çok boyunda lokalize kahverengi yağ dokusunun benign tümörüdür.
devamını gör...

tanımlarınızı beğenmeyen yazarların içinde bulunduğu listedir.
devamını gör...

müzik sevdalısı, incelikli ve bilgili yazar. sayesinde italyan müziğinden sese dair teknik ayrıntılara dek birçok şey okuyup öğrendim, var olsun. *
devamını gör...

ben böyle şakanın da, böyle twiti de, böyle yazının da, böyle insanında , böyle mizahi da, böyle çocuk yetiştiren ebeveynler inde allah bin belasını versin.
başkada bir şey demiyorum.
keşke görmeseydim.
devamını gör...

an itibariyle verdiğim cevap ektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

az insan,çok huzur.
devamını gör...

hepsini ayrı ayrı çok seviyor olmasından kaynaklanan durum.
kimini dostu, kimini arkadaşı, kimini gönül arkadaşı, kimini ona ekleyen, kimini ona ihtiyaç duyan, kimini yakını, kimini merak uyandıran vb.
sezen aksu, gönlü sevgi dolu bir kadın.
niye tek bir adamı sevsin, niye tek bir şekilde sevsin. gönlünün zekatını veriyor. yanlış anlayanlar utansın.
devamını gör...

toplum normlarına, çoğunluğa uymayan her şeye ‘psikiyatrik hastalık’ yaftası yapıştırıldığı için aynı şeye maruz kalan ama heteroseksüellik ya da başka bir cinsel eğilim kadar normal olan durumdur.
tercih değildir, doğuştan gelir ama kimsenin buna karışmaya hakkının olmamasının sebebi doğuştan gelmesi, değiştirilememesi değildir. tercih olsa da olmasa da, bir insanın kimi seveceği, kiminle seks yapmak istediği, kiminle aynı yatakta uyumak istediği, kiminle ilişki içinde olmak istediği yalnızca kendisini ilgilendirir.
eşcinsellik yüzünden ‘terapi’ alan insanların maruz kaldığı şey psikolojik şiddettir. bu psikolojik şiddeti hayatlarının başka alanlarında da sürekli olarak hissediyorlar. bu yüzden evden atılan, toplumdan dışlanan, fiziksel şiddete maruz kalan hatta öldürülen birçok insan var. asıl rahatsızlık eşcinsellere bunu yapan, yapılmasını normalleştiren homofobik insanlardadır, bir an önce terapiye başlamalarını diliyorum.
devamını gör...

biraz kızdım yanısıra da üzüldüm. kızdığım nokta, herkesin kendini çok yalnız ve önemsiz hissettiği zamanlar oluyor hayatında. her ilgi görmeyen insan intihar etseydi ülke koca bir mezarlık olurdu. üzüldüğüm şey ise intihar edecek noktaya nasıl geldiği. saçma bulup kızsamda ne yaşadığını bilmediğim için üzülüyorum. umarım bir daha böyle bir girişimde bulunmaz.
devamını gör...

her beğeniye beğeniyle cevap vermeye çalışıyorum. elbet bazıları bunu yanlış anlıyor olabilir. ama ben sadece okuyup beğendiklerimi oyluyorum. yoksa otomatiğe bağlamıyorum.
tanımlarımı oylayan herkese tek tek teşekkür ediyorum ve kendimi borçlu gibi hissedip, karşılık vermeye elimden geldiğince çalışıyorum.
elleriniz dert görmesin.
devamını gör...

supravalvüler aort stenozunda sağ koldaki basınçın sol koldaki basınçtan yüksek olması etkisine verilen isimdir.
devamını gör...

diğer adıyla işaret parmağı.
özerk, yani başına buyruk bir yapıya sahiptir. baş parmağın komşusu ve yardımcısıdır. işaret verir, susturur, düşündürür, yol gösterir.
devamını gör...

“bir kuşu özgür olduğuna ikna edebilmek niye dünyanın en zor işi?"

pek çok distopyanın ana fikrinin en güzel ifade bulmuş hali diyebiliriz. etçil olan martılar insanların attığı karbonhidrat ağırlıklı besinlerle ya da ölü balıklarla beslenmeye başlıyor . yolcu gemilerini ve balıkçı teknelerini takip ederek yalnızca karınlarını doyurup tek düze bir yaşam içinde döngülerini tamamlıyor. oysa böyle bir yaşam şekli hiçbir martının doğasında yok.bu durumu bir martı fark edene kadar her şey böyle sürüp gidiyor. mükemmel bir metaforun etrafında, uzatmadan yoğun ve çarpıcı bir kurguyla devam eden kitap okuyucuya kendinin hangi martı olduğunu sorgulatıyor.

martı jonathan içinde bulunduğu topluluğa uyum sağlayamıyor çünkü bu yapay bir ortam. sezgisel olarak doğruya kendi için en uyguna (ona dayatılan en uygunun dışına) gitmek istiyor. ayıplanıyor, dışlanıyor, cezalandırılıyor hatta onu yeteri kadar tecrit edebilmek için martıların onunla iletişime geçtikleri an başlarına aynı şey geleceği uyarısı yapılıyor. metinlerarası karşılaştırma yapmak gerekirse biz, 1984, fahreneit 451, cesur yeni dünya gibi eserlerde anlatılan kabus senaryolarıyla birebir örtüşüyor. tek tipleştirme, doğal ihtiyaçlarımız dışında olup bizi yöneten alışkanlıklar, kontrol altında tutulma, farklılığa tahammülsüzlük hatta buna kesin olarak izin vermeme vb. pek çok mekanizmayı gözler önüne seriyor. bunu yaparken bazen büyülü bir ortamda gibi hissettirebiliyor. bulunduğumuz fiziki sınırları aşma, düşünsel boyuta erme gibi durumlara değiniliyor. sözcüklerle ya da sayılarla çizdiğimiz sınırların sunni olduğu, mükemmelliğin sınırları olmadığı bu şekilde anlatılıyor. bir taraftan da kararlılık ve yumuşaklığın aynı anda olduğunda gerçek güce ulaşıldığına değiniliyor. martıların uçuş denemelerinde sertlik ve güç kavramlarının karıştırılmaması gerektiğini gözler önüne seriliyor. bu tarz kavramları ince çizgiler birbirinden ayırıyor ve çoğu zaman da bu sınır aşıldığından karıştırılıyor. disiplinin, sert ve hoşgörüsüz tavırlarla sağlanacağı; cesaretin sadece korkusuzluk olduğu yanılgısı gibi. oysa gerçek disiplin; esneklik,güç vekararlılıktır. cesaret ise o anki sınırlarını bilmektir. bu ince çizgiler martı jonathan tarafından etkili bir biçimde aktarılıyor.

kitapta bu tarz kavramlar irdelenirken önyargı ve koşulsuz kabul gibi konular da eleştiriliyor. örneğin martılar gece uçmaz kuralı gibi. topluluktaki bütün martılar bu kuralı sorgulamadan kabul ediyor, bir martı hariç. oysa bu tarz kuralların kullanışlılığı ve gerekliliği tartışmalıdır fakat diğer martılar farkındalıktan uzak olduğu için bunun ayırdında bile değillerdir. sorgulayan bir martı bunu açığa çıkardığında ise şiddetle karşı çıkmaktadırlar. çünkü konfor alanından çıkacaklar ve sorunlarla baş etmek zorunda kalacaklardır. rahatlarını bozmaya gelemezler ama ömürleri böyle tükenir gider. işte bu konfor alanından çıkmama yüzünden bir kuşa özgür olduğunu anlatmak dünyanın en zor şeyidir belki de.
devamını gör...

sabah iş yerinde yazılımcıdan duyduğu terimlere ekleme yapıp paylaşmış birinin iddiası gibi duruyor.
itiraf etmek gerekirse bugüne kadar sakladık ama artık söyleme zamanı geldi; bir açığımız var o da kapımızdır ve herkese açıktır oradan rahatça giriş yapılabilir.
devamını gör...

"biliyor musun?
bir kuş kadar özgür olsam,
yine de camının önünden ayrılmazdım..."

bir kuş olsaydım her sabah camının önüne gidip cıvıldayarak uyandırmak istediğim birisi var. bir kuş olsaydım göğüs kafesini evim bileceğim birisi var. hep orada yaşamak isteyeceğim. önce etrafta özgürce uçup dolaşacağım sonra da evimin yolunu tutacağım. ben eğer bir kuş olsaydım o göğüs kafesinde seve seve yaşlanırdım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim