(bkz: sözlüğü çok ciddiye almak)

yetkili sen misin dayıcım?
açtığı başlıklar ile sözlüğe sürüsüne katkısı olan(!) bir yazar çünkü kendisi.evet *.

herkesle aram iyi olsun insanı olarak üzüldüm bu şeye,hem de çok.*

beğeni için kriter mi açıklayalım?*


yaptığım bu iğrenç tanım için; tüm sözlüğü ciddiye alanlardan ve almayanlardan, ayrıca alamayanlardan özür.*
devamını gör...

çay fetişizminin sahte edebiyatta geldiği son nokta. gidin katiller koğuşuna bir bakın ne içiyor adamlar.
devamını gör...

zamanında başını açık tutup üşüttüğünden düşünme yetisini kaybeden meczup beyanı.
devamını gör...

nazi almanyasında kraft durch freude sloganının türkçesi. kısaltılmış şekli almanca kelimelerin baş harfi ile kdf dir. devlet kontrolündeki büyük bir eğlence organizasyonudur.

nazilerin ilk döneminde işçileri motive etmek için uygulanan bir programdı. naziler iktidara geldiklerinde sosyalist ve komünistler hala almanyada çok güçlüydü ve tahmin edileceği üzere sendikalar onların en büyük destekçisiydi.

hitler 1 mayıs 1933 de işçi bayramının ertesi günü tüm sendikaları kapatır ve liderlerini tutuklatır 2 mayısta alman emek cephesi adıyla yeni bir sendika kurar ve tüm işçilerin bu sendikaya üye olmasını zorunlu kılar. o zamanki şartlarda almanya'da işçilerin tatile gitmesi hayaldir. hitler kurdurduğu alman emek cephesi yoluyla işçileri devletin inşa ettiği tatil köylerinde her şey dahil konsepti ile tatil yapmalarını sağlar. adı tatildir ama amaç farklıdır, her şeyden önce katılmak zorunludur ve orada yan gelip yatmak hayaldir. nazi partisinin düzenlediği her türlü etkinliğe katılmanız gerekmektedir ve propaganda toplantılarına da katılımınız zorunludur. kısaca nazi ideolojisi buralarda doğrudan işçilerin beyinlere enjekte edilmektedir. her şey askeri bir disiplin içerisinde yapılmaktadır. sabah kalkış saatiniz, yemek saati, düzenlenen aktiviteler, propaganda toplantıları, akşam yatış saatiniz vs... her şeyin zamanı bellidir.

iş sadece tatil köyleri ile sınırlı kalmaz. işçiler özel olarak inşa edilen gemilerle deniz seyahatine yollanır ve tabii ki burada da gerekli propaganda yapılır.

üçüncü aşama ise herkesin alabileceği bir halk arabası yapmaktır. meşhur volkswagen kaplumbağa modeli bunun eseridir. volkswagen zaten almancada halkın arabası demektir. fiyatı 999 dm olacaktır böylece herkes onu alabilecektir.

yukarıda saydığım yollarla hitler işçileri tamamen kendine bağlamış ve sol muhalefeti tamamen susturmuştur. tek tip insan, tek tip devlet ve tek tip ideoloji sağlamak adına yapılan bu program sayesinde, aynı dönemde avrupanın diğer ülkelerindeki işçiler tatili hayallerinde görürken nazi almanyasının işçileri (göreceli) tatil yapabilmiştir.

baltık denizi kenarındaki prora'da bizzat hitler'in emri ile 4,5 kilometre uzunluğunda (evet 4,5 km) devasa tatil köyü bu program için yapılmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sizce kaç gösteriyorum?
devamını gör...

sen elalemin karısının iç çamaşırını ağzını almaya bir iç işleri bakanı olarak utanmaz isen, bu şahsın lafları sana devede kulak. adam mafya babası der herkes ve tehdit de gayet normal gelir hiç kusura bakma sülü!
devamını gör...

hakkında şuan paragraflarca yazılar yazılabilecek bir başlık. tanımı bir kişinin hayatına başka birinin son vermesi olayıdır. bana göre kimsenin bunu yapmaya hakkı yok. herkes yaşamayı hakediyor, kişi ne kadar kötü olsada ölmeyi haketmez. hiçbir şeyin cezası ölüm olmamalı. bazen haberleri izlerken toplum tarafından onaylanmayan işler yapan kişilerin öldürüldüğünü görüyoruz. ve bazen ben de dahil çoğu insanın ağzından "oh iyi olmuş, daha beter olsun..." gibi cümleler kaçabiliyor. aslında düşününce çok yanlış. tamam o kötü işlere bulaştı ama cezasını vermek bize mi kaldı?

benim cinayet olayına farklı bir bakış açım var. birini öldürmek için illa onun hayati fonksiyonlarının sonlanması gerekmiyor zannımca. bir insanı kendi içinizde sessizce öldürebilirsiniz ve katili de siz olursunuz. ama bu cinayet masumdur, suçsuzdur.
“biliyor musun, insanları öldürüyorum portuga.”
“bunu nasıl yapıyorsun zeze?”
“onları unutarak.”
– şeker portakalı / josé mauro de vasconcelos.
devamını gör...

çok da güvenmediğiniz birinin yanında kendinizle dalga geçin, haddinden fazla gülüyorsa o kişi ile iletişiminizi derhal kesin.
devamını gör...

kusmuk.
devamını gör...

1899'un nisan ayında dünyaya gelen peyami safa, 1961'de erzincan'da yedek subay öğretmen olarak görev yapmakta olan tek çocuğu merve safa'yı kaybetmesinden birkaç ay sonra 15 haziran 1961'de geçirdiği kalp krizi sonunda istanbul'da çiftehavuzlar'daki bir dostunun evinde öldü. mezarı ise edirne şehitliği'ndedir.

peyami safa eserlerinin geçirdiği bazı aşamaları şöyle açıklar, "sözde kızlar, mahşer ve canan çocukluk kitaplarımdır. hepsini bilhassa canan'ı ele alınmayacak kadar kusurlu bulurum. ikinci devre kitaplarım: şimşek, bir akşamdı'dır. bunlarda teknikten ziyade insan ruhuna ait endişeler itibarıyla fark görülür. vak'a ile beraber saiklere nüfüz etmek ihtiyacı artırıyor. üçüncü devre kitaplarım: dokuzuncu hariciye koğuşu, fatih-harbiye ve bir tereddüdün romanı'dır. bunlarda çalışma hedefime daha çok yaklaştığımı sanıyorum fakat kusurlarımı fark ettikçe her eserimin bana verdiği büyük utançtan kurtulamıyorum."

peyami safa romanları dışında kültür haftası, türk düşüncesi gibi dergiler de çıkarmıştır. peyami safa 1931 yılında yayınladığı dokuzuncu hariciye koğuşu adlı romanını nazım hikmet ran'a ithaf etmiştir.

peyami safa'nın babası ismail safa aynı zamanda şairdir. peyami safa'nın şiire olan ilgisini belki buna da bağlayabiliriz.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

saçma sapan şekilde boğazın kitlenir, düğümlenir. ağlayasın gelir. ya sinirden ağlıyorum dersen de herkes he der geçer. niye ağlamam geliyor?

neden?
devamını gör...

bazı geceler açarım onun sesinden "ne ağlarsın benim zülfü siyahım" türküsünü, eşlik ederim. bir nefes alırız beraber.. akıtırım yaşlarımı ama anlaşırız sabahat hanımla.. sesine hayran olduğum kadınlardandır..
devamını gör...

teoman'ın fasa fiso adlı kitabına göre;çalmakta olan klips ve onlar'ın erkek solisti olarak önce teoman düşünülmüş fakat, teoman kabul etmesine rağmen prova vs. kaçırınca melih kibar senden cacık olmaz deyip teo reisi sepetlemiştir.
devamını gör...

kendisi ayrı, ilk entrysi ayrı yaran başlıktır.
devamını gör...

ispanyolca bir kelimedir. kişinin kendini en rahat, en güvende ve en güçlü hissettiğini ve kendi olabildiği yer olarak tanımlanmaktadır.
-kişiler ruhen benimsediği bağ kurduğu yerlere karşı böyle hisler besliyor olabilir. sürekli gidilen bir mekan ya da ev gibi örnek verebiliriz.
devamını gör...

kafasözlük'ü yer imlerine kaydettikten sonra saatlerce o entry senin bu entry benim dolanmak. bir de güzel kadınlarla çay çorba içmek.

edit: hayata keyif katan işler desem ne kaybederdim bilmiyorum, uykulu olduğuma verin, türkçemi eleştirmeyin. *üzgün sıfat*
ikinci edit: cansın mod...
devamını gör...

burnu doğuştan estetikli gibi olandır.
devamını gör...

olay örgüsünde bulunan bir kırılma anından ziyade her bölümünde yavaş yavaş çatlayan ve hanno'nun ölümü ile tamamen tuzla buz olan bir cam etkisi bırakan thomas mann eseri. mann oldukça genç yaşta yazmaya başlıyor bu yarı otobiyografik eseri. esasında yarı otobiyografik denmesinin sebebi eserde mann ailesinin köklü geçmişinin ve yaşantısının yansımaları olması ama birebir olduğunu da söylemek doğru sayılmaz. titizlikle işlenmiş karakterleri ile sakince okunup herhangi bir aksiyon beklemeden dönemi ve getirilerini anlamaya yönelik bir roman esasında buddenbrooks. burjuvazinin keskin bir yansıması ve kimine göre yıkılışı kimine göre başkalaşımının iyi birer örneği. türk edebiyatı'na kadar uzanan bir etkisi var eserin edebiyat dünyasında. sadece burjuvazinin başkalaşımı değil alman edebiyatının da değiştiği dönemlere denk geliyor eser. 1830'ların ortalarına ve 1870'lerin sonlarına doğru kronolojik bir biçimde ilerliyor bu yüzden bu döneme ilgi duyan insanlar için kaynak görevi görecek kadar iyi bir dönem tasviri var eserin ki zaman zaman daha eski dönemlere de ufak geri dönüşler yapılıyor. mekan tasvirleri, karakterlerin her birinin titizlik ile yazılması ve her karakterin kitabın sonundan başına burjuvazinin bir yönünü temsil etmesi o kadar genç yaşta bir yazar için üst düzey bir kabiliyetin ürünü. zaten oldukça temiz bir zaman akışı olduğu için karakterlerden başka bir şeye odaklanmaya izin vermiyor mann ve belki de bu yüzden zaten eser boyunca belirli bir kırılma anı yaşamaktansa bütünün çatırdamalarını duyuyoruz sadece.


"wußtest du nicht, daß man auch in einer kleinen stadt ein großer mann sein kann? daß man ein cäsar sein kann an einem mäßigen handelsplatz an der ostsee? freilich, dazu gehört ein wenig phantasie, ein wenig ıdealismus… und den besaßest du nicht, was du auch von dir selbst gedacht haben magst." (küçük bir kentte bile büyük bir adam olunabileceğini bilmiyor muydun? baltık denizi kıyısında sıradan bir ticaret firmasında da sezar olunabileceğini hiç düşünmedin mi? elbette bunun için biraz hayalgücü biraz da idealistlik gerekirdi... ne düşünürsen düşün, sen bunlara sahip değilsin.) p. 216


devamını gör...

dilbilim'de kavram ile ses dizisi arasında bir ilişki bulunmaması, rastlantı sonucu dilin oluşması durumudur.

örneğin "s-ö-z-l-ü-k" ses dizisi ile gerçekteki-yahut tahayyülümüzdeki 'sözlük' kavramı arasında bir ilişki, nedensel bir nitelik yoktur.

tabi kimi yansıma sözcükler bu konuda müstesnadır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim