eyluling ile youtube röportajı
tebessümle seyrettiğim röportajdır.
vay vay sözlük büyüyor yahu tepkileriyle izledim çok güzel düşünülmüş.
vay vay sözlük büyüyor yahu tepkileriyle izledim çok güzel düşünülmüş.
devamını gör...
yazarların şu an düşündükleri şeyler
gecen sene bu zamanlarda hayatim cok cok farkliydi simdi ise daha da farkli ve hic beklemedigim sekilde. acaba gelecek sene nasil olacak?
devamını gör...
kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanır sorunsalı
kız ve kadın iki ayrı olgudur. kadının zevkleri ile kızın zevkleri çocuk ile olgun insan arasındaki farklar gibidir.
kadın güvenilirlik, düzgün bir ilişki, fiziksel psikolojik ve ruhsal olarak kendini tatmin edecek kısacası 'erkek gibi erkek' figürü isterken (ki bu da sübjektiftir) bu kız olgusunda çok fazla değişiklik gösterir..
işin fiziksel beğenilme boyutu ise binlerce varyasyonu vardır. her topalin bir kör alıcısı vardır o yüzden böyle salak saçma konulara aklınızı zihninizi yormayın. iri yapılı bir insanım, pek çok kadın bunu itici bulurken pek çok kadın da sever. açıkçası diğer pek çoğunun beğenmesi de alemimde bir şey değiştirmez. all about subjective comrade!
kadın güvenilirlik, düzgün bir ilişki, fiziksel psikolojik ve ruhsal olarak kendini tatmin edecek kısacası 'erkek gibi erkek' figürü isterken (ki bu da sübjektiftir) bu kız olgusunda çok fazla değişiklik gösterir..
işin fiziksel beğenilme boyutu ise binlerce varyasyonu vardır. her topalin bir kör alıcısı vardır o yüzden böyle salak saçma konulara aklınızı zihninizi yormayın. iri yapılı bir insanım, pek çok kadın bunu itici bulurken pek çok kadın da sever. açıkçası diğer pek çoğunun beğenmesi de alemimde bir şey değiştirmez. all about subjective comrade!
devamını gör...
kategorize etmese ölecek hastalığı
genel olarak sözlüklerde görmeye alışkın olduğumuz bir olayı ya da ortak fikre sahip olan yazarları tanımlamak için yapılan kategorize etme girişimidir. ancak bazen bunun aşırı derecede abartıldığını düşünüyorum.
mesela sözlüğe kısa sürede çok tanım girmek ya da bunu alıntı paylaşarak yapmak illa ki tanım sayısı çok olsun diye yapılmaz.
ya da bir yazar sadece belli konularda tanım giriyorsa bu onu cahil yapmaz, onun bu konuda bilgisi olduğunu bunu paylaşarak kendini ifade ettiğini gösterir.
hadi bunları da geçtim tanımı sağ elle yapıyor diye bile eleştirecek kategorize edecek düzeye geldik.
gidip bu yazarları kategorize edip
"hep aynı konuda tanım giren yazar"
"sağ elle tanım girmesi gerekirken sol elle tanım giren yazar"
"az kelime ile tanım paylaşan yazar"
"masal gibi yazan yazar"
"entel olmasından rahatsız olduğum yazar" şeklinde sınıflandırmak bize ne katıyor mesela? neden sürekli bir ötekileştirme ayrıştırma çabası? bu hastalıktan en kısa zamanda kurtuluruz umarım.
mesela sözlüğe kısa sürede çok tanım girmek ya da bunu alıntı paylaşarak yapmak illa ki tanım sayısı çok olsun diye yapılmaz.
ya da bir yazar sadece belli konularda tanım giriyorsa bu onu cahil yapmaz, onun bu konuda bilgisi olduğunu bunu paylaşarak kendini ifade ettiğini gösterir.
hadi bunları da geçtim tanımı sağ elle yapıyor diye bile eleştirecek kategorize edecek düzeye geldik.
gidip bu yazarları kategorize edip
"hep aynı konuda tanım giren yazar"
"sağ elle tanım girmesi gerekirken sol elle tanım giren yazar"
"az kelime ile tanım paylaşan yazar"
"masal gibi yazan yazar"
"entel olmasından rahatsız olduğum yazar" şeklinde sınıflandırmak bize ne katıyor mesela? neden sürekli bir ötekileştirme ayrıştırma çabası? bu hastalıktan en kısa zamanda kurtuluruz umarım.
devamını gör...
behzat ç.
kadro değiştiği için ve epeyce ara verdiği için eski tadı olmadığı doğrudur ancak bana göre esas kopuş savcı esra'nın ölümü ile oldu.
nasıl ki kurtlar vadisi çakır öldükten sonra eski vadi olmadı bu dizide de başrol oyuncuları arasında kimyanın tutmuş olması diziyi izlenir kılıyordu.
nasıl ki kurtlar vadisi çakır öldükten sonra eski vadi olmadı bu dizide de başrol oyuncuları arasında kimyanın tutmuş olması diziyi izlenir kılıyordu.
devamını gör...
kujo
bir stephen king romanıdır.
stephen king edebiyatın korku tanrısıdır. kendisi insanları artık korkutamadığını düşündüğü için bir dönem korku romanları yazmayı bırakmış olsa da ben kitaplarının kapağını görünce bile inceden bir tedirginlik duymaya başlıyorum.
aslında çok ciddi fobilere sahip bir insan değilim. sıradan bir insan olduğum için de sıradan korkularım var. belki herkes kadar yükseklikten korkarım, onun dışında kendime has garip korkularım olsa da mesela geç bir saate kadar uyuyakalmak gibi #885713 fobi derecesine gelmiş bir korkum yoktur. ya da yoktu.
kujo’yu ilk okuduğumda 16 yaşındaydım ve daha sonra da hemen filmi izledim. kitap zaten beni yeterince tedirgin etmişti ama lewis teague’nin 1983 yapımı çok da iyi olmayan ama etkilenmeme neden olan filmini izledikten sonra tedirginlik korkuya doğru evrildi. ve teşekkür ederim bay king, artık benim de bir fobim var.
artık her gördüğüm köpeğin birden delirebileceğini, sahip olduğu zekayı kullanarak beni tuzağa düşürebileceğini ve sonunda da kaçınılmaz olarak beni öldürebileceğini düşünmekten kendimi alamıyorum. stephen king okumanın üzerimde böyle bir etkisi olduğu için de üzülsem mi sevinsem mi bilemiyorum.
çok güzel işlenmiş bir kitap olmasının yanı sıra stephen king’in neden korku tanrısı olduğunu anlamak için de müthiş bir başlangıç.
stephen king edebiyatın korku tanrısıdır. kendisi insanları artık korkutamadığını düşündüğü için bir dönem korku romanları yazmayı bırakmış olsa da ben kitaplarının kapağını görünce bile inceden bir tedirginlik duymaya başlıyorum.
aslında çok ciddi fobilere sahip bir insan değilim. sıradan bir insan olduğum için de sıradan korkularım var. belki herkes kadar yükseklikten korkarım, onun dışında kendime has garip korkularım olsa da mesela geç bir saate kadar uyuyakalmak gibi #885713 fobi derecesine gelmiş bir korkum yoktur. ya da yoktu.
kujo’yu ilk okuduğumda 16 yaşındaydım ve daha sonra da hemen filmi izledim. kitap zaten beni yeterince tedirgin etmişti ama lewis teague’nin 1983 yapımı çok da iyi olmayan ama etkilenmeme neden olan filmini izledikten sonra tedirginlik korkuya doğru evrildi. ve teşekkür ederim bay king, artık benim de bir fobim var.
artık her gördüğüm köpeğin birden delirebileceğini, sahip olduğu zekayı kullanarak beni tuzağa düşürebileceğini ve sonunda da kaçınılmaz olarak beni öldürebileceğini düşünmekten kendimi alamıyorum. stephen king okumanın üzerimde böyle bir etkisi olduğu için de üzülsem mi sevinsem mi bilemiyorum.
çok güzel işlenmiş bir kitap olmasının yanı sıra stephen king’in neden korku tanrısı olduğunu anlamak için de müthiş bir başlangıç.
devamını gör...
kendi saçını kesmek
aman aman bir yetenek istemeyen bir eylemdir. yaklaşık dört senedir kendim keserim. doğru taktikleri öğrenerek ilkinde yardım da alarak elinizi alıştırabilirsiniz.
devamını gör...
kamp yapmak
hiç yapmadığım, pek rahat olduğunu düşünmediğim aktivite.
devamını gör...
iq ortalaması düşük ortamlar
nargile kafeler.
devamını gör...
husiler
yemen'deki iran destekli şii grup. sık sık suudi arabistan'ın güney bölgelerine, özellikle de havaalanlarına saldırı düzenliyorlar.
devamını gör...
pazar konseri
yıllar önce trt kanalında pazar sabahları rahmetli hikmet şimşek'in sunumuyla ekrana gelmiş olan klasik müzik konseri programı.
devamını gör...
abartılan tatlı
san sebastian
devamını gör...
polyushka polye
kashgar khanate adlı youtube kanalı türkçe altyazı eklemiş; türkçesini okuyarak dinlemek ayrı bir haz veriyor.
devamını gör...
insanı yoran şeyler
beklentiler, hep daha fazlasını istemek, anı yaşayamamak, varsa vicdan azabı, kendinden çok başkalarını düşünmek.
devamını gör...
nikola tesla
dahiligine soylenecek soz yok. bundan farkli olarak "dost kazigi" denince aklima gelen ilk isimdir...
devamını gör...
bir kedinin öğrenmesi gereken şeyler
köpeklere kafa tutmayı bırakmayı acilen bırakmalılar. bir gün bir köpeği katil edecekler.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
çalışmak istemiyorum.
iş yerimden nefret ettim.
sabah dolunay varken(ona sabah denmez bildiğin geceyken hala yani)işe geliyor olmaktan nefret ettim.
mobbingten nefret ettim.
takıntılı patronumdan nefret ettim.
yalnız çalışıyor olmaktan nefret ettim.
günde 10 saat çalışıp(1 saat de yol ekleyin, etti mi 11 saat),yaşayacak zamanım kalmamasından nefret ettim.
imalardan nefret ettim.
ya ben emekli olmak istiyorum.
iş yerimden nefret ettim.
sabah dolunay varken(ona sabah denmez bildiğin geceyken hala yani)işe geliyor olmaktan nefret ettim.
mobbingten nefret ettim.
takıntılı patronumdan nefret ettim.
yalnız çalışıyor olmaktan nefret ettim.
günde 10 saat çalışıp(1 saat de yol ekleyin, etti mi 11 saat),yaşayacak zamanım kalmamasından nefret ettim.
imalardan nefret ettim.
ya ben emekli olmak istiyorum.
devamını gör...
yazarların aile evindeki adı
işe yaramaz.
şımarık.
civciv.
şımarık.
civciv.
devamını gör...
şeker adamın laneti serisi
orijinal adı candyman olan bu film serisinin ilki 1992'de çekildi.
yanlış hatırlamıyorsam eğer üç tane de devam filmi çekildi.
ilki, gerçekten de, zamanının en iyi korku filmlerindendir.
5 defa ''şeker adam'' dersen eğer direkt fatalitysindir. kaçış yok!
yanlış hatırlamıyorsam eğer üç tane de devam filmi çekildi.
ilki, gerçekten de, zamanının en iyi korku filmlerindendir.
5 defa ''şeker adam'' dersen eğer direkt fatalitysindir. kaçış yok!
devamını gör...
