kazıklı maria sendromu
158 milyon tane taze ponçik çaylak tanımlarına ve sol frame'den bir türlü düşmeyen malum başlığa aşırı maruziyet sonrası kişide gelişen sendromdur. böyle böyle her yer pembiş falan filan olur. maşallah hocam.
devamını gör...
başıboş sokak köpeği sorunu
kaldığım yurdun bahçesi, kapısının önü köpeklerle dolu. arada birbirlerine havlıyorlar bazen de motor kuryelere. bize saldırmayı bırak havladıklarını daha hiç görmedim. yanlarından geçerken sevelim diye dibimizde bitiyorlar. hatta birkaç tanesi yağmurlu günlerde yurdun ilk katında uyuyorlardı. çete gibiler ama onlara zararı olmayana da zararları yok.
devamını gör...
tutuşmuş beraber
şimdiye kadar başlığının açılmamış olmasına şaşırdığım harika bir melike şahin şarkısıdır.
buradan
sen yine bildiğin gülü kokla
benim çoktan günüm belli
hem annem hem babam sendin
böyle ufalanma merhem elindeydi
gelmedi elimden
dökülemedi inan dilimden
susuyorsam bir bildiğimden
sevdiğimden, gördüğümden
tutuşmuş beraber, ellerimiz yangın ezelden
gidiyorsam çok sevmekten
yanmaktan, ölmekten
bir dermanı çok görüp de
boynu büküp gittin içe sinip de
ayağımdan kaydı gitti
toprağım sendin, depremim de
buradan
sen yine bildiğin gülü kokla
benim çoktan günüm belli
hem annem hem babam sendin
böyle ufalanma merhem elindeydi
gelmedi elimden
dökülemedi inan dilimden
susuyorsam bir bildiğimden
sevdiğimden, gördüğümden
tutuşmuş beraber, ellerimiz yangın ezelden
gidiyorsam çok sevmekten
yanmaktan, ölmekten
bir dermanı çok görüp de
boynu büküp gittin içe sinip de
ayağımdan kaydı gitti
toprağım sendin, depremim de
devamını gör...
whisper (yazar)
iki adet uçurulma var anladığım kadarıyla. ama biz hep yasakları delen yazarlar için uçurulma olduğunu düşünüyorduk. bence kendi isteği ile uçanları ayırt etmek için başka bir ifade kullanmalıyız. 'kafası esti' gibi. biz o yazarın bir daha gelmeyeceğini bilmeliyiz fakat sözlük içi suç işlemediğinide. whisper'in nick altı vesilesiyle böyle bir vurgu yapmak istedim. sözlüğün başından beri var olan tanıdık bir yazardı benim için. güle güle meczup.
gün geçmiyordu ki birileri eksilmesin. bbg evine döndü buralar. ben bu arada filozof eray. sona kalacağım ama finalde eleneceğim.
gün geçmiyordu ki birileri eksilmesin. bbg evine döndü buralar. ben bu arada filozof eray. sona kalacağım ama finalde eleneceğim.
devamını gör...
sözlüğün bir vakit kaybı olduğu gerçeği
daha az önce mastor adlı yazarın paylaştığı bir gazete küpüründen, istanbul'da eskiden yapılan "sinek avlama günlerini" öğrendim. bilgi nereden gelecek belli olmuyor. çok kaliteli yazarlar barındırıyor burası. diğer sözlükler de öyle. sözlükler, iyi kötü bir sürü bilgi barındıran yerlerdir. sözlük kesinlikle vakit kaybı değildir. sözlüğü kullanış şeklinize göre değişir. takip ettiğiniz, entrylerini okuduğunuz yazarları özenle seçmelisiniz. beğenmediklerinizi engelleyebilirsiniz.
devamını gör...
maide suresi 44'üncü ayet
bu parantezleri, allah kendisi mi koyuyor? merak ettiğim ayet.
devamını gör...
yazarların sevilmeme nedenleri
dilim biraz sivridir. yanlışa yanlış kötüye kötü derim.
devamını gör...
berber vs saç tasarım merkezi
berber saç tıraşına 20 lira saç tasarım merkezi 80 lira ister. berber her zamankinden yapar saç tasarım merkezi ise son moda ne ise ortaya karışık.
devamını gör...
yalnız gözlerin için
fatih murat arsal’ın tutku serisi 3. kitabı.
güney ile tahir’in aşkını konu alıyor.
sevgi nelere engel olabilir? acı dolu bir kalbin ilacı olabilir mi? gizemli bir adama olan öfkeyi yok edebilir mi? peki ya bitmez sanılan bir nefretin verdiği sızıyı dindirebilir mi?
güney ile tahir’in aşkını konu alıyor.
sevgi nelere engel olabilir? acı dolu bir kalbin ilacı olabilir mi? gizemli bir adama olan öfkeyi yok edebilir mi? peki ya bitmez sanılan bir nefretin verdiği sızıyı dindirebilir mi?
devamını gör...
popüler olmayan sözlük yazarlarının yazma amacı
popüler olmadığımız kaliteli oldugumuz icin yaziyoruz. herkes beni sevse yanildigimi hissederim hadi bakalim sıradaki?
devamını gör...
sözlükte tanınma yolları
meme yazıyosun dmlerde de cool takılıyosun..
devamını gör...
normal sözlük'te sürekli islam'ı kötüleyen başlık ve tanımlara müsaade etmek
bazı ateist yazarların islam'ı eleştirmeyi abarttığı son derece açık.
devamını gör...
nickinizi bir müzikle anlatın
dört duvar arası kapanmaz ki
sendeki özgür ruh
ölünce parçalanmaz ki
bendeki özgür ruh
sevişe sevişe azalmaz ki
tendeki özgür ruh
kopyalayarak çoğalmaz ki
gendeki özgür ruh
sendeki özgür ruh
ölünce parçalanmaz ki
bendeki özgür ruh
sevişe sevişe azalmaz ki
tendeki özgür ruh
kopyalayarak çoğalmaz ki
gendeki özgür ruh
devamını gör...
para karşılığı tez yazdırırken dolandırılmak
zaten kendi tezini yazacak zekada ve yetkinlikte olsa şu an saygın bir bilim insanı olurdu dediğim ardından da hiç üzülmediğim hakkını yediği kişilerin ahı olarak değerlendirdiğim durumdur.
devamını gör...
anksiyete
sürekli devam eden stres, kaygı, korku halidir.
bilinçaltında sürekli kaynayan bir kaygı yanardağı vardır. her an patlayacak korkusuyla kişinin ruhunu günden güne zayıflatır ve sinirli, huzursuz, korkak bir insan haline dönüşmesine neden olur.
herkesin bu durumu yaşama şekli başkadır. herkesteki belirti birbirinden farklıdır. kimisi ufak bir kalp çarpıntısıyla bu atağı atlatırken kimisi kendini evlere kapatır.
çevresindeki bir çok olay, durum ve kişiyi tehdit olarak algılayabilirler o atak halindeyken. ya da beynin kaygı bölümü sürekli çalıştığından bu durumda olmayan bir insan için normal görünen bir durum onlar için çok korkutucu bir hal gibi algılamalarına neden olur sürekli.
asansöre binemez, yüksek bir yere çıkamaz, başkasının evine giremez hatta bazen sokağa bile çıkamazlar.
temizlik konusu onlarda temizlenmek için değilde beyinlerinin onları oyalama takdiğidir. bir eli 5 kere yıkayabilir, çamaşırlarını 10 kere üstüste makineye atabilirler. sizin göremediğiniz tozları görüp sürekli evi süpürebilir ve evdeki kediyle beni hasta edeceksin her yere oturma kavgasına tutuşabilirler. diğer bir yandan temizlik malzemesi kullanmayabilirler kimyasal olduğu için kendilerine zarar verdiğini söylerler ve temizlikten dem vururken evlerinin belli bölümleri kullanılamayacak kadar yağ, kreç, pas tutmuş olabilir. (mutfak, wc)
herkeste başka başka dedik ya kimisi hafif hafif atlatır bu durumla dost olurken kimisi her anını her dakikasını bu kabusla geçirir.
çevrelerindeki insanlara etki etmeye başladılarsa vay ki vay. karanlık taraflarını o kişilere yansıtıp sürekli huzursuz bir tutumla sizi ve hayatınızı dibe çekiyorlarsa sakın dur yahu ben destek olmalıyım beraber halledebiliriz demeyin. ya da deyin siz bilirsiniz ama sonunuz bir psikiyatri ya da psikolog olabilir.
nereden mi biliyorum?
dört senem geçti böyle bir insanla. öğrenilmiş, aktarılmış kaygı bozukluğu vardı kendisinde. psikoloğunun yalancısıyım ben o bize o şekilde aktardı. annede olan yoğun kaygı durumu kendisine geçmişti. büyürken yaşadığı, yaşatılan, mağdur bırakılan bir çok olay sonrası her haline yansımıştı bu durum.
aslında pek iyi pek merhametli bir insandı. zaten öyle aşık olmuştum ona. sokak hayvanları için yaptığı şeyler içimi ısıtmıştı. lakin zamanla tanıdıkça ve annesini kaybetmesiyle olaylar iyice çığırından çıktı. ilk 1 sene idare edebildiğim durumlar bir süre sonra kaosa dönüştü. sürekli asık suratlı, geçimsiz, huzursuz, her hareketinizi eleştiren ne yaparsanız yapın tam tersini olması gereken olduğunu iddia eden bir insan oldu. beni tehdit olarak gördüğünü düşünmeye başladım bir ara, bir ara beni yaşama tutunmak için bir araç olarak gördüğünü sandım böyle böyle psikolojimin altına dinamitleri yerleştirdim.
görüşmeyi bıraktığım dönemlerde daha kötüye sarıyor ve ben vicdan yapıyordum. annesinin vefat ederken 'kızım, oğlum sana emanet' sözü geliyordu aklıma. en başa dönüyorduk en başa. bir dönem toparlanır gibi oluyor sonra eskisinden daha kötü bir hal alıyordu aramızdaki ilişki. bir ara annesi gibi olduğumu fark ettim. onunla ölmeden önceki diyaloglarını kuruyordu bana nefretle bakıyordu gözlerime.
sonra kabul ettim. benim artık onun için yapabilecek hiç bir şeyim yoktu. doktorlar bulmuş evine kadar getirmiştim aylarca terapi görmüştü bu şekilde. destek olmuş her türlü aşağılamasına, ezmesine sırf düzelir diye göz yummuştum. boşluğa düşmesin, karanlıktan çıksın diye uğraşırken en son o beni karanlığına çekmiş ve boşluğa itmişti. zor zamanlardı. ona üzülmeyi bırakmazsam üzülecek bir kendim bile kalmayacak eşiğe gelmiştim ki babamı kaybettim ve tüm taşlar yerine oturdu.
o dönem biz kanserle savaşırken o benimle savaştı. her gün yeni bir kavga meselesi buldu. her gün yeni bir eziyet sebebi. söylediği cümleler akıl işi değildi. artık ne annesi ne de bir arkadaşı değildim onun sadece bir düşmanıydım. babamı kaybettikten kısa bir süre sonra onu hayatımdan komple çıkardım.
tavsiye ister misiniz bilmem ama dikkat etmenizi öneririm. evet tabi ki bu hepimizin başına gelebilir destek olmak lazım orada tamamım ki ben de bunun için uğraştım yıllarca ama bir insan bu durumu kanıksamış ve iyileşmek istemiyorsa çevresinde durmayın, uzak tutun kendinizden. zararı çok büyük oluyor.
hele ki ailesi hani eskiden insanlar hastalanır evlensin evlensin düzelir algısı olurmuş ya heh işte öyleydi onlarda. ben sürekli tedavi olabileceği bir merkez bir doktor araştırırken onlar bana ee düğünü çok uzattık diyordu. karşıma alıp anlatıyor bakın bu böyle olmaz her geçen gün kötüye gidiyor durumu kötü diyordum. ahlanıp vahlandıktan sonra biz düşünmüştük ki sen ona iyi gelirsin diyorlardı. ki bunları söyleyenler öyle cahil diyebileceğimiz insanlar değil. mevki makam sahibi insanlar.
malesef ileri seviye kaygı bozukluğu yaşayan insanların çevresindeki insanlarda çok önemli bu durumu körükleyecek ya da durumu normalleştirecek insanlar olmaması lazım. babası tamam oğlum çalışma deyip maaş bağlıyor ablası evden çıkmaması için ona öğütlerde bulunuyordu. biz psikoloğuyla konuşup evet bebek adımları gibi ilerleyeceğiz bugün bir sokak yarın diğer sokağa gideceğiz derken ablası ne alaka fena oluyor adam siz sokağa çıkarmaya çalışıyorsunuz diyordu.
iyilik yaptıklarını sanıyorlardı ama en büyük kötülüğü onlar yapıyordu. destek bu muydu? evet destek oluyorlardı.
size tavsiyem dikkat edin. uzak durun. kimse sizden sizin sağlığınızdan daha önemli değil. elinizden geleni yaptıysanız ve çözüm olmadıysa arkanıza bakmadan çekip gidin en azından kendinize o kadar değer verin.
bilinçaltında sürekli kaynayan bir kaygı yanardağı vardır. her an patlayacak korkusuyla kişinin ruhunu günden güne zayıflatır ve sinirli, huzursuz, korkak bir insan haline dönüşmesine neden olur.
herkesin bu durumu yaşama şekli başkadır. herkesteki belirti birbirinden farklıdır. kimisi ufak bir kalp çarpıntısıyla bu atağı atlatırken kimisi kendini evlere kapatır.
çevresindeki bir çok olay, durum ve kişiyi tehdit olarak algılayabilirler o atak halindeyken. ya da beynin kaygı bölümü sürekli çalıştığından bu durumda olmayan bir insan için normal görünen bir durum onlar için çok korkutucu bir hal gibi algılamalarına neden olur sürekli.
asansöre binemez, yüksek bir yere çıkamaz, başkasının evine giremez hatta bazen sokağa bile çıkamazlar.
temizlik konusu onlarda temizlenmek için değilde beyinlerinin onları oyalama takdiğidir. bir eli 5 kere yıkayabilir, çamaşırlarını 10 kere üstüste makineye atabilirler. sizin göremediğiniz tozları görüp sürekli evi süpürebilir ve evdeki kediyle beni hasta edeceksin her yere oturma kavgasına tutuşabilirler. diğer bir yandan temizlik malzemesi kullanmayabilirler kimyasal olduğu için kendilerine zarar verdiğini söylerler ve temizlikten dem vururken evlerinin belli bölümleri kullanılamayacak kadar yağ, kreç, pas tutmuş olabilir. (mutfak, wc)
herkeste başka başka dedik ya kimisi hafif hafif atlatır bu durumla dost olurken kimisi her anını her dakikasını bu kabusla geçirir.
çevrelerindeki insanlara etki etmeye başladılarsa vay ki vay. karanlık taraflarını o kişilere yansıtıp sürekli huzursuz bir tutumla sizi ve hayatınızı dibe çekiyorlarsa sakın dur yahu ben destek olmalıyım beraber halledebiliriz demeyin. ya da deyin siz bilirsiniz ama sonunuz bir psikiyatri ya da psikolog olabilir.
nereden mi biliyorum?
dört senem geçti böyle bir insanla. öğrenilmiş, aktarılmış kaygı bozukluğu vardı kendisinde. psikoloğunun yalancısıyım ben o bize o şekilde aktardı. annede olan yoğun kaygı durumu kendisine geçmişti. büyürken yaşadığı, yaşatılan, mağdur bırakılan bir çok olay sonrası her haline yansımıştı bu durum.
aslında pek iyi pek merhametli bir insandı. zaten öyle aşık olmuştum ona. sokak hayvanları için yaptığı şeyler içimi ısıtmıştı. lakin zamanla tanıdıkça ve annesini kaybetmesiyle olaylar iyice çığırından çıktı. ilk 1 sene idare edebildiğim durumlar bir süre sonra kaosa dönüştü. sürekli asık suratlı, geçimsiz, huzursuz, her hareketinizi eleştiren ne yaparsanız yapın tam tersini olması gereken olduğunu iddia eden bir insan oldu. beni tehdit olarak gördüğünü düşünmeye başladım bir ara, bir ara beni yaşama tutunmak için bir araç olarak gördüğünü sandım böyle böyle psikolojimin altına dinamitleri yerleştirdim.
görüşmeyi bıraktığım dönemlerde daha kötüye sarıyor ve ben vicdan yapıyordum. annesinin vefat ederken 'kızım, oğlum sana emanet' sözü geliyordu aklıma. en başa dönüyorduk en başa. bir dönem toparlanır gibi oluyor sonra eskisinden daha kötü bir hal alıyordu aramızdaki ilişki. bir ara annesi gibi olduğumu fark ettim. onunla ölmeden önceki diyaloglarını kuruyordu bana nefretle bakıyordu gözlerime.
sonra kabul ettim. benim artık onun için yapabilecek hiç bir şeyim yoktu. doktorlar bulmuş evine kadar getirmiştim aylarca terapi görmüştü bu şekilde. destek olmuş her türlü aşağılamasına, ezmesine sırf düzelir diye göz yummuştum. boşluğa düşmesin, karanlıktan çıksın diye uğraşırken en son o beni karanlığına çekmiş ve boşluğa itmişti. zor zamanlardı. ona üzülmeyi bırakmazsam üzülecek bir kendim bile kalmayacak eşiğe gelmiştim ki babamı kaybettim ve tüm taşlar yerine oturdu.
o dönem biz kanserle savaşırken o benimle savaştı. her gün yeni bir kavga meselesi buldu. her gün yeni bir eziyet sebebi. söylediği cümleler akıl işi değildi. artık ne annesi ne de bir arkadaşı değildim onun sadece bir düşmanıydım. babamı kaybettikten kısa bir süre sonra onu hayatımdan komple çıkardım.
tavsiye ister misiniz bilmem ama dikkat etmenizi öneririm. evet tabi ki bu hepimizin başına gelebilir destek olmak lazım orada tamamım ki ben de bunun için uğraştım yıllarca ama bir insan bu durumu kanıksamış ve iyileşmek istemiyorsa çevresinde durmayın, uzak tutun kendinizden. zararı çok büyük oluyor.
hele ki ailesi hani eskiden insanlar hastalanır evlensin evlensin düzelir algısı olurmuş ya heh işte öyleydi onlarda. ben sürekli tedavi olabileceği bir merkez bir doktor araştırırken onlar bana ee düğünü çok uzattık diyordu. karşıma alıp anlatıyor bakın bu böyle olmaz her geçen gün kötüye gidiyor durumu kötü diyordum. ahlanıp vahlandıktan sonra biz düşünmüştük ki sen ona iyi gelirsin diyorlardı. ki bunları söyleyenler öyle cahil diyebileceğimiz insanlar değil. mevki makam sahibi insanlar.
malesef ileri seviye kaygı bozukluğu yaşayan insanların çevresindeki insanlarda çok önemli bu durumu körükleyecek ya da durumu normalleştirecek insanlar olmaması lazım. babası tamam oğlum çalışma deyip maaş bağlıyor ablası evden çıkmaması için ona öğütlerde bulunuyordu. biz psikoloğuyla konuşup evet bebek adımları gibi ilerleyeceğiz bugün bir sokak yarın diğer sokağa gideceğiz derken ablası ne alaka fena oluyor adam siz sokağa çıkarmaya çalışıyorsunuz diyordu.
iyilik yaptıklarını sanıyorlardı ama en büyük kötülüğü onlar yapıyordu. destek bu muydu? evet destek oluyorlardı.
size tavsiyem dikkat edin. uzak durun. kimse sizden sizin sağlığınızdan daha önemli değil. elinizden geleni yaptıysanız ve çözüm olmadıysa arkanıza bakmadan çekip gidin en azından kendinize o kadar değer verin.
devamını gör...
uyku kalitesini yükselten şeyler
hiçbir şey düşünmemek.
devamını gör...
sosyal fobi
"herkes beni izliyo, herkes bana bakıyoooğğ" diye düşünürken yürüyüşünüzü bile değiştiren, tedavisi olan bir psikohastalık.
devamını gör...


