illet olduğum olay.zaman zaman mutlaka yaşıyorum.burda yasak ama o anda küfrediyorum.
devamını gör...

giacomo papi’nin radikal şıkların sayımı isimli muhteşem kitabında adı geçen bir örgüttür.

entelektüellerin halkın kafasını karıştırdıkları gerekçesi ile sürekli bir baskı anlatında tutulduğu, halkın anlamayacağı kelimeleri kullanmamın isyana teşvik ile eş tutulduğu, önemli olanın ağızdan çıkanların değil ağza girenlerin sayıldığı kurgusal bir italya’da geçen bir hikayedir bu kitapta anlatılan.

aslında günümüze çok benzer bir atmosferde hayat bulmakta romanda anlatılan her şey. bilgili olmak ve bunu paylaşmaya çalışmak suç sayılmakta, entelektüel görünmek bile aşağılanmak için tek başına yeterli bir neden ve kitap okumak yapılabilecek en sakıncalı davranış. sanki günümüzden pek bir farkı yok gibi.

işte böyle bir dönemde ortaya çıkar mutlu cahiller tugayı. mutlu oldukları için cahil, cahil oldukları için mutlu ve her ikisi birden oldukları içinde ziyadesiyle acımasız canilerdir. ilk eylemlerinde bir festival toplantısını basıp komite üyelerini yere yatırıp enselerine birer el ateş ederek ölüdürler.

festival düzenleyerek boş para harcayan, halkın anlamadığı şeyleri baş tacı edip halkı küçük gören ve halkın kendini kötü hissetmesine neden olanları ortadan kaldıran ekip radikal şıklara da göz dağı vermiş olur böylelikle.

mutlu cahiller tugayı bu kadar acımasız değildir normal dünyada, çok daha fazla acımasızdır.

yeni dünya düzeninde sanat ne sanat içindir ne da halk için; sanat, radikal şıkları bir bir elemek içindir.

hayat damarlarınıza mukayyet olun.
devamını gör...

"keşke bir şiir okumuş,
bir kedi sevmiş olsaydınız.
belki bu kadar, kirletmezdiniz dünyayı."
turgut uyar
devamını gör...


affetmek, bağışlamanızı gerçekten hak edip etmediklerine bakılmaksızın, size zarar veren bir kişiye veya gruba karşı kızgınlık veya intikam duygularını serbest bırakmak için bilinçli ve kasıtlı bir şekilde verilen karardır. özellikle hristiyanlıkta* çok önemli bir yer tutar. bunun altında da bizim de hata yaptığımız ve bu hataların affedilmesini beklerken bize yapılan hataları affetmememizin bencillik/kötü/anlamsız olduğu mentalitesi yatar. hatta incil'de şöyle geçer: birbirinize karşı iyi yürekli, şefkatli olun. tanrı sizi mesih'te bağışladığı gibi, siz de birbirinizi bağışlayın.

ama bence bu çok yanlış bir düşünce. bazı eylemleri affetmek insanı özgürleştirir, onun üzerine daha fazla düşünmezsiniz. ancak bazı eylemler var ki affedilmesi insana daha çok zarar verir. o yüzden eğer insanın içinden affetmek gelmiyorsa, affetmemeli.

aynı zamanda bir durumun size daha fazla zarar vermemesi için affetmek şart değildir. onun yerine sadece geçmişi geçmişte bırakmayı tercih edebilirsiniz. bu durum aşağıdaki yazıda çok güzel bir şekilde açıklanmış:

huzuru bulmak için affetmeye gerçekten ihtiyaç var mıdır?

birçok hasta, ister yakın zamanda ister uzun zaman önce meydana gelmiş olsun, önemli bir ilişkide yıkıcı bir ihanetin neden olduğu incinme ve duygusal acıdan kurtulmak için terapiye gelir.

mücadele ettikleri ve zorlandıkları konu çoğunlukla affetme meselesidir. affetme eyleminin erdemlerin en büyüğü ve sevginin en yüksek şekli olduğu söylenir. yine de bizi inciten ama bağışlamamızı hak etmeyen birini nasıl affederiz? suçlu kişi, söylediklerinizi kabullenemeyecek kadar savunmacı olduğunda, gerçekten özür dilemesi gerektiğini hissetmediğinde veya sadece olayı anlamadığında ne yaparsınız?

bunlar, müşterilerle yaptığım çalışmalarda beni zorlayan ve sık sık üzerinde düşündüğüm sorulardan bazıları. bu nedenle yakın zamanda en sevdiğim yazarlardan birinin affetme bölümü olan yeni bir kitabını bulduğumda hemen satın aldım. psikolog ve tanınmış bir ilişki uzmanı olan harriet lerner, "neden özür dilemiyorsun?" adlı bu kitapta, bizi incitenleri her zaman affetmek zorunda olup olmadığımızı ele alıyor. kitap o kadar çok bilgelik ve rehberlik sunuyor ki onun fikirlerinden bazılarını bu yazıda paylaşmak istiyorum.

affetmekle ilgili fikir ve inançlar

affetmek hakkında çok şey yazıldı. affetmenin erdemini ve gerekliliğini benimseyen ve bizi inciten insanları affetmeye teşvik eden bir kültürde yaşıyoruz. en yaygın inanışlardan bazıları, affetmeden huzur olamayacağı, yalnızca affetmenin yaralıları öfke ve nefretten kurtarabileceği ve bunun iyi bir zihinsel ve fiziksel sağlık için bir gereklilik olduğu şeklindedir.

affetmek derken, bir şeylerin artık bize yük olmamasına ve geçmişin geçmişte kalmasına izin vermekten mi bahsediyoruz?

birçok insan "affetme" kelimesini kullansa da aslında affetmekten bahsetmiyor. bunun yerine, öfke, acı ve kızgınlık gibi yoğun duyguları artık hissetmeme arzusuna atıfta bulunuyorlar. lerner'in dediği gibi: "affetmek istiyorum" genellikle "bunu aşmak ve biraz huzur bulmak istiyorum" anlamına gelir. "çözüm", "bağımsızlık", "yoluna devam etme" veya "geçmişi geçmişte bırakma" gibi kelimeler veya ifadeler aradıklarını daha iyi tanımlayabilir.

affetme ile geçmişin geçmişte kalmasına izin vermeyi birbirine karıştırmak, çoğu zaman insanların duygusal olarak takılıp kalmasına sebep olan durumdur

peki öyleyse, geçmişi geçmişte bırakmak nedir?

birincisi, geçmişi geçmişte bırakmak diğer kişinin kötü davranışını affetmek, unutmak veya hoşgörmek anlamına gelmez, suçluyu eylemlerinden kurtarmakla ilgili değildir.

çoğu insan bu sözcüğü zamanla incinmeyi bırakma deneyimi için kullanır. bu kadar çok öfke ve acı taşımaktan kendilerini yükten arındırarak huzur bulmak isterler.

bu, bir şeyin olduğu gerçeğini kabul etmekle ilgilidir, ancak suçluya ulaşılamaz ve pişmanlık duyulmamaktadır veya belki de uzun süre önce ölmüştür ve bu yanlışı omuzlarımızda taşımaya devam edip etmeme seçeneğimiz vardır.

hepimiz daha az acı çekmek istiyoruz, ancak bizim çözüme kavuşmamızı ve yüklerimizden arınmamız engelleyen şeyler yapmaya devam etme eğilimindeyiz. insanların yoluna devam etmesini engelleyen faktörler arasında adalet ihtiyacı ve işleri kişisel algılama eğilimimizi sayabiliriz.

bu nedenle, geçmişi geçmişte bırakma, geçmişte takılıp kalmanın zararlı etkilerinden kendimizi korumayı seçtiğimiz anlamına gelir. kin tutmanın yarattığı kronik öfke ve acının, şimdiki zamanda tam olarak yaşamak ve geleceği planlamak için bizden enerji çaldığını kabul etmektir.

geçmişe takılı kalmaktansa iyileşmekten yana için bir seçim yapmak

iyileşmenin tek bir yolu yoktur, bu yüzden geçmişi geçmişte bırakma, öfke ve kızgınlık yükümüzü serbest bırakmayı kolaylaştıracak şekilde yanıt vermek için bilinçli bir seçim yapmak anlamına gelir.

yaralanma konusunda takıntılı olmayı bıraktığımızda ve suçlunun geçmişteki suçunu veya incitici davranışını düşündüğümüzde, hiçbir duygusal yük olmadığını veya varsa, büyük ölçüde dağıldığını biliyoruz.

geçmişi geçmişte bırakmak bağlılık ve çalışma gerektirir, ancak affetmenin bu sürecin bir parçası olması gerektirmez. bir şeyleri geçmişte bırakmak hiçbir şekilde belirli bir eylemi affetmeniz gerektiği anlamına gelmez.

peki, affetmek geçmişi geçmişte bırakmak değilse nedir?

bazı kişiler affetme kelimesini yüksek bir manevi standartta tutar ve kelimenin en derin manevi anlamıyla tövbe etmeyen suçluyu affetmeye çalışırlar. onlar için affetmek, dini inançlarının ya da dünya görüşlerinin merkezinde olabilir.

radikal affetmeyi uygulayanlar için affetme, en iğrenç eylemler ve en korkunç durumlar için bile mümkün olan bir sevgi ve şefkat biçimidir. bu perspektiften, affetmek, suçlunun acısını tanımayı ve onun mutlu ve iyi olmasını dilemeyi içerir.

bazı insanlar affedilemez olanı affetmek için özel bir kapasiteye sahiptir, ancak herkes radikal bir affetme yeteneğine sahip değildir ve herkes bunun için çaba göstermez.

lerner'den son sözler:

* affetmeyi gerektirmeyen birçok şifa yolu vardır.
* kendinizi duygusal acıdan kurtarmak için sizi inciten bir kişiyi affetmenize gerek yok.
* affetmediğiniz belirli şeylerin ve görmemeyi tercih ettiğiniz bazı insanların olması, daha az sevecen bir insan olduğunuz anlamına gelmez.
* hatta belirli bir eylemi veya eylemsizliği affetmeden, suç işleyen için sevgi ve şefkat duyabilirsiniz.


kaynak
devamını gör...

üçleme, beşleme, altılı. fark etmiyor. yerdeniz bir bütün. anlatacaklarını, söyleyeceklerini bitirememiş, yetirememiş olacak ki ablamız devam etmiş. iyi ki de etmiş. çok geç okudum, iyi ki de okudum. okumam gereken başka şeylere rağmen bölünmeyi göze alarak, elimden bırakamadım. hadi, zamanıdır yüreklendirmesi içinse başka bir sürü şey için de müteşekkir olduğum masal kahramanına minnettarım.

meraklısına serinin kitapları sırasıyla şu şekilde;

1- yerdeniz büyücüsü
2- atuan mezarları
3- en uzak sahil
4- tehanu
5- yerdeniz öyküleri
6- öteki rüzgar
devamını gör...

(bkz: senin adına sevindim)
devamını gör...

senden iyisini bulamadığındandır..
devamını gör...

arada kalmak
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

galiba iyi birşey yapmıyorum ama
" nar eşkisi " demek çok hoşuma gidiyor.
affedin...
devamını gör...

bir alman vatandaşı ve yılların matbaa makinesi üreticisi olarak, doğru bulduğum tespit. fakat bunda osmanlı hanedanını pek suçlayamayız.

büyük büyük dedelerimden bugüne kalan günlükleden (şu an hepsi berlin eski yazıtlar müzesi'nde sergileniyor) okuduğum kadarıyla olay şu şekilde gerçekleşmiş:

kitapların sadece el yazması olduğu süreçte, bilginin yayılması çok zordu. matbaanın icadı sonrası, kitapların ve doğal olarak bilginin yayılma hızı çok arttı. bundan sonrasını, günlükten bire bir çevireyim:

"osmanlı hanedanı yaptığımız makine ile oldukça fazla ilgilendi. bu baskı makinelerinden 50 adet sipariş verdi. bu, üretimhaneye şimdiye kadar verilmiş en yüksek adetli siparişti.

siparişi verilen matbaa makinelerini çok hızlı şekilde hazırlamaya başladık. olabilecek en kısa sürede siparişi tamamlamak oldukça önemliydi. yaklaşık bir yıl süren çalışmalardan sonra, 50 adet matbaa makinesi hazırdı.

siparişleri gemiler aracılığı ile ulaştıracaktık. çünkü bu kadar ağır ve yüklü makineleri taşıyabilecek başka bir seçenek yoktu. tüm malı gemiye yükledik. verdikleri yüklü siparişin hatrına, geminin boş kalan kısmına hediye olarak bira ve şaraplarımızdan koyduk.

gemilerimiz, rodos açıklarında kendine poseidon adını veren bir korsan tarafından saldırıya uğradı. tüm mallarımıza el konuldu. bizim canımızı bağışladılar.

durumu fatih'e bildirdik. çok sinirlendi; fakat yine de paramızı ödedi. istanbul'da geçirdiğim sürede bir türk kadınına aşık oldum. ve onu da yanımda ülkeme götürdüm.

denizciliğe önem verip, akdeniz'de ve ege'de karış karış bize saldıran o korsanları aradı. birçok adayı fethetti, ama onları bulamadı. osmanlı için, matbaa meselesi o an kapandı."


günlüklerde bahsi geçen makinelerin bir kısmı, kanuni dönemi'nde rodos'un fethi ile bulunmuş, bugün ada müzesinde sergilenmektedir.
bir deniz saldırısının etkisi ne yazık ki osmanlı'yı yıllarca geriye götürmüştür.

matbaanın geç gelmesi kavramı bu olaydan gelmektedir. evet doğru bildiniz. ben gutenberg soyadını taşıyan ve hala dedelerinin mesleğini taşıyan kişiyim. büyük büyük babaannem sayesinde, bir tarafım da türk. bu sebeple hala ailemin o makineleri kaptırması sebebiyle üzülürüm.
devamını gör...

alo dayı sana bir işim düşt...
dayı? dayı?
aa dayım yok.
devamını gör...

ilk kadın matematikçi. kadının bilime tuttuğu ışıktan korkanların karanlıkla söndürdüğü aydınlık.

not: matematik tarihi dersi vize sınavı sorumuz:
ilk kadın matematikçimiz kimdir?
a) hypatia
b)hypatia
c)hypatia
d)hypatia
e)hypatia

sınıf: hocam, şıklar aynı.
hocamız: evet çünkü hayatınız boyunca sırf korktukları için katlettikleri ilk kadın matematikçimizi unutmayın istiyorum.
devamını gör...

aklıma gelen ilk şey hep rize oluyor. havasından mı suyundan mı bilinmez ama rizeliler karadenizi daha iyi simgeliyor gibi sanki.

anaforları ile meşhur o dalgalı deniz geliyor ayrıca. girip yüzmek bile büyük mesele.
devamını gör...

öğrencilerimin yaptığı aptalca ama bir o kadar da tatlı dalgınlık: öğretmene anne demek.
aynı minvalde bir gün çocukken ben de evde bir şey söylemek için parmak kaldırmıştım.
devamını gör...

çok üzülerek söylüyorum ama hannibal lecter. bir seri katile sempati duyduğum için dilerseniz deri eldivenli üstü çıplak halleriniz ile beni kabataş meydanında zincirler ile dövebilirsiniz. daha sonra röportaj yapılır, bundan müthiş bir mağduriyet kasarım ve eşim yeni bir ihale aracılığı ile..

neyse siyasi bir eleştiri yapmak istemiyorum. çünkü böyle bir konu başlığında bunu neden yapayım?

hannibal serisini izlememiş olanlar varsa hâlâ, yazıklar olsun diyorum. izlemediyseniz okumayı burada bırakabilirsiniz. hatta izlemediyseniz lütfen beni engelleyin. bu durum beni çok gaza getirdi çünkü. kişisel algıladım ki son derece saçma. konunun kendisine gelemedim konuşmaktan. yemin ediyorum bomboş bir tipim.

serinin tamamını izleyen bilir ki kitabı var yine, hannibal müthiş travmalara sahip bir çocuk. anne ve babasının ölümünü, soğuğu, açlığı, savaşı ve en sonunda kardeşinin ölümünü görmüştür. hatta kardeşini yediler, bilirsiniz. katil olarak doğmamış, zorla katil haline getirilmiştir. güney kore sineması bu konuyu müthiş inceler. amerikalı sadece şöyle bir koklatır, ölümün kendisini gösterir. yasık.

bunun yanında disiplinli, zeki, harika zevklere sahip ve adam centilmen. sevdiği kadının kolunu kesmemek için kendi elinden vazgeçecek kadar duygu yüklü bir manyaktır. daha önemlisi karakteri canlandıran oyuncu asperger sendromludur, o soğuk, karanlık ve mimiksiz yüzü iliklerine kadar korkutur insanı.

ve saygı takıntısı vardır ki oradan benziyoruz birbirimize. seviyorum, elimde değil.

vurun banaaa!! zincirlerle!
devamını gör...

agactan dusen elmayi yemek yerine sorgulayip kutlecekimi bulan her alanda adindan soz ettiren bir bilim insanidir daha da otesi bilimin dehasidir.dunyanin en iyi ikinci fizikcisi olmakla birlikte,dunyanin en etkili 100 adami listesinde adi da gecmektedir. bilimin bir cok alanda temellerini atmistir. matematik, fizik, kimya ve felsefe alaninda uzmandir. kutle cekimi ve hareketin uc kanunu(newton kanunu), ilk yansilami teleskobu,klasik mekanik alanda cikardigi kitabi, matematik alanindaki analitik geometri yontemleri ile bilimin bir cok alaninda önculuk etmistir.
devamını gör...

yalnız playlist ateş ediyor ateşşş dediğim yayındır. (bkz: swh)
devamını gör...

dayanamayıp yeniden okumaya başladığım (bkz: illuminae) ve sözlükte akan entryler...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birkaç yıl sonra netflix ya da başka bir platformda dizisinin yapılacağını düşündüğüm aile. kendi içlerinde bu kadar suça yatkın, bu kadar sabıkası kabarık bir aile cumhuriyet tarihinde var mıdır, bilmiyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim