güzel kadın vs zeki kadın
vicdansiz insanin zeki olanindan korkuyorum ben, guzellikte bir yere kadar...secenekler disinda iyi kapli kadin diyorum. boyle kadinlar guzel olmasa da etrafini guzellestirirler.
devamını gör...
çiş varken uyumaya çalışmak
"git işe sonra yat" neden bu ızdırap diye sormama neden olan başlık.
erinmekten en sonunda altınıza edeceksiniz.
erinmekten en sonunda altınıza edeceksiniz.
devamını gör...
kanser
ismi en dirençli insanı bile zedeleyen illet.bazen yakalandım mı diye düşünsem de farklı bir şey çıkıyor.yarın bugün başıma gelirse de pek şaşırmam.elbette herkesten uzak olsun temennim ama günümüz koşullarında ne mümkün.
devamını gör...
kadına hanımefendi demek
10 numara hitap şeklidir
devamını gör...
covid-19’u 30 saniyede tedavi eden ilacın müjdesi
umut berat güneysu gel oğlum .d
devamını gör...
çocukların sorduğu garip sorular
kızım henüz 7 aylık, konuşmaya başlamadı meleğim.
ilerde bu tanımı güncelleyebilirim.
ilerde bu tanımı güncelleyebilirim.
devamını gör...
doğum günü çiçeği
benim doğum günü çiçeğim:(bkz: aster çiçeği)
ilk defa bu başlık sayesinde denk geldim böyle bi şeye ve gerçekten çok beğendim doğum günü çiçeğimi.
not: ee bi arıya da böyle bi çiçek yakışırdı dimi?
ilk defa bu başlık sayesinde denk geldim böyle bi şeye ve gerçekten çok beğendim doğum günü çiçeğimi.
not: ee bi arıya da böyle bi çiçek yakışırdı dimi?
devamını gör...
mesajınız var turuncusu
telaşlı bi gülümseme ortaya çıkıyor hahaha.
devamını gör...
dıgıdık
atların koşarken, nallarından çıkan seslerin, insanlar tarafından söyleniş şeklidir. (bkz: yansıma sözcük)

ankaralı namık şarkısıdır.

ankaralı namık şarkısıdır.
devamını gör...
sabır
bu aralar şahsımda tükenmek üzere olandır.
eski düşmanımın süregelen bi provokasyon eyleminin içindeyim. üstte bi arkadaşın da belirttiği gibi:
yüzümü ekşitmeden acıyı yudumluyorum.
bu tabiki sonsuza kadar böyle gitmeyecek. ateşi harmanlayan kişi kül olana dek, neden yaktın edaları ile beni provoke etmeye devam edicek. sabır taşımın çatlayacağı o muhteşem gün ise yaklaşıyor.
“karanlık aydınlığa kavuşur elbet, siz o gün bayramı kutlamayı görün!”
eski düşmanımın süregelen bi provokasyon eyleminin içindeyim. üstte bi arkadaşın da belirttiği gibi:
yüzümü ekşitmeden acıyı yudumluyorum.
bu tabiki sonsuza kadar böyle gitmeyecek. ateşi harmanlayan kişi kül olana dek, neden yaktın edaları ile beni provoke etmeye devam edicek. sabır taşımın çatlayacağı o muhteşem gün ise yaklaşıyor.
“karanlık aydınlığa kavuşur elbet, siz o gün bayramı kutlamayı görün!”
devamını gör...
okurken hayal ettiren yazarlar
sabahattin ali, stefan zweig, tolstoy, dostoyevski.
devamını gör...
irish republican army
temellerini 1916 yılında irlanda'nın büyük kısmını britanya yönetiminden çıkaracak olan olayları başlatan irish volunteer army'den alan ayrılıkçı hareket. o yıllarda irlanda cumhuriyetçileri büyük bir kitle olmasalar da yaklaşık 3000 kişilik gönüllü birliğiyle easter rising olarak anılan ayaklanmada dublin'i ele geçirmeyi başarırlar, şehrin geri alınması sırasında britanya kuvvetlerinin sivil-ayrılıkçı ayırt etmeden tüm şehri ateş altına alması, tutuklamalar, infazlar ve cumhuriyetçilerin teslim olmasının ardından liderlerinin idam edilmesi (bkz: leaders of sixteen) ayaklanmaya katılmayan irlanda'lıların tepkisini çeker.
1917 yılında sinn fein'de örgütlenen cumhuriyetçiler partinin hedefinin irlanda'nın bağımsızlığı olduğunu ilan ederler. ardından partinin liderleri tutuklanır. bu olaylara tepki olarak halkın ve işçi partisinin desteğini alan sinn fein 1918 britanya genel seçimlerinde büyük başarı elde eder. ancak sinn fein vekilleri westminster'a gitmeyi reddeder ve dublin'de irlanda parlamentosunu kurarak bağımsızlık ilan ederler.
bağımsızlık ilanından sonra irlanda'daki bütün britanya kuvvetleri işgalci kabul edilir ve bu kuvvetlere bağlı birlikler ve onlar için çalışan irlandalılar sistematik olarak saldırıya uğrar. michael collins'in emriyle irish volunteer army üyerlerine yaptırılan suikastler parti içerisinde rahatsızlığa sebep olur ve bu birlikler tekrar organize edilerek irish republican army ismini alır.
1919 yılında bağımsız irlanda parlamentosu yasaklanır ve irlanda'yı kontrol altına alabilmek için winston churchill'in oluşturduğu birinci dünya savaşı gazilerinden oluşan deneyimli birlikler ada'da konumlandırılır (bkz: black and tans). 1921 yılına kadar ira'in izlediği gerilla taktiklerinin başarılı olması, britanya kuvvetlerine ve egemenliğine karşı boykot başlatılması ( ticaretin durdurulması, asker ve malzeme taşımanın reddedilmesi, özellikle britanya'ya bağlı devlet kurumları yerine irlanda parlamentosundan arda kalan yerel yönetimlere ait mahkemelerin kurulması (bkz: dail courts) gerginliği arttırır. son olarak collins'in 13 ingiliz ajananını (bkz: cairo gang) bir gün içerisinde öldürtmesiyle, britanya'ya bağlı askerler croke park'taki futbol maçını basarak etrafa rastgele ateş ederler ve 14 kişiyi öldürürler (bkz: bloody sunday.)
katliamın ardından irlanda'da sıkı yönetim ilan edilir. londra'da hazırlanan yasa ile irlanda protestanların yoğun olduğu kuzey'de belfast'ta ve katoliklerin yoğun olduğu güney için ise dublin'de olmak üzere britanya'ya bağlı 2 yerel meclis kurulmasına izin verir. ancak cumhuriyetçiler bu yasadan memnun olmaz ve ira yeni bir ayaklanma başlatır ((gbkz: the wind that shakes the barley) isimli filme konu olan olaylar bu noktadan sonra başlar). olayların kontrolden çıkmaya başlaması üzerine britanya barış ister ve michael collins'in de içerisinde bulunduğu heyet anglo-irish treaty'i imzalar. antlaşmaya göre adada imparatorluğa bağlı özgür irlanda devleti (bkz: dominyon) kurulurken kuzey irlandanın bu devletin bir parçası olmayacağı kabul edilir.
antlaşmanın ihanet olduğunu düşünen bir kısım ira ve sinn fein üyesi karşı çıkarlar ancak antlaşma mecliste ufak bir farkla kabul edilir. antlaşmadan yana olan ira üyeleri irish national army (ina) olarak resmi üniforma giyerlerken karşı olanlar ira ismiyle mücadeleye devam etme kararı alır. britanya kuvvetlerinin çekildikleri bölgelerde ina ve ira kuvvetleri silah ve mevzileri kimin alacağına dair çekişmeye başlarlar.
antlaşmaya karşı olan sinn fein ve ira'nın önde gelen isimlerinden eamon de valera ülkeyi gezerek halkı antlaşmayı reddetmeye çağırır ;
"ıf they accepted the treaty, and if the volunteers of the future tried to complete the work the volunteers of the last four years had been attempting, they would have to complete it, not over the bodies of foreign soldiers, but over the dead bodies of their own countrymen. they would have to wade through ırish blood, through the blood of the soldiers of the ırish government and through, perhaps, the blood of some of the members of the government in order to get ırish freedom"
"antlaşmayı kabul ederlerse ve geleceğin gönüllüleri, son dört yılın gönüllülerinin yapmaya çalıştıkları işi tamamlamaya çalışırlarsa, bunu yabancı askerlerin bedenleri üzerinden değil, kendi vatandaşlarının bedenleri üzerinden yapmalı. irlandanın özgürlüğünü elde etmek için irlandalı kanının, irlanda hükümet askerlerinin kanın ve belkide bazı hükümet üyelerinin kanın üzerinden geçmeleri gerekecek."
1922' de antlaşmaya karşı olan ira üyeleri ülkenin çeşitli şehirlerini ve hükümet binalarını işgal ederek britanya'yı antlaşmayı bozmaları için tahrik etmeye çalışırlar. aynı yıl yapılan seçimlerde halkın büyük çoğunluğu antlaşmadan yana tavır alır ve de valera destek kaybederken michael collins mecliste daha fazla güç kazanır. ira'nın tahriklerinden rahatsız olan britanya collins'e problemleri çözememesi halinde adayı tekrar işgal edebileceklerine dair bir ultimatom verir. bunun üzerine collins dublin'de ira tarafından işgal edilen yüksek mahkeme binasını top atışına tutar ve iç savaşı başlatır.
hükümet güçleri kısa süre içerisinde dublin'i kontrol altına alırlar ancak ülkenin genelinde büyük bir direnişle karşılaşırlar. ira militanları sayıca fazladır ve savaş konusunda deneyimlidirler, hükümet güçleri ise britanya'dan aldıkları ağır silahlara sahiptir ancak büyük kısmı acemi askerlerden oluşmaktadır. konvansiyonel savaşı kaybetmeye başlayan ira açıktan savaşmayı bırakarak tekrar gerilla taktiklerine geri döner. köşeye sıkışan ira'nın ateşkesi kabul edeceğini düşünen collins görüşmelere gitmek üzere yola çıktığında pusuya düşürülerek öldürülür. collins'in ölümü çatışmaları şiddetlendirir ve ülkede sıkı yönetim ilan edilir, meclisten geçen yasayla ordu artık vatandaşları askeri mahkemeye çıkartıp idam edebilme yetkisine sahiptir. bunun üzerine ira yasanın lehine oy veren vekillere karşı suikastlar düzenlemeye başlar.
1923'e gelindiğinde ingiliz asıllı irlanda vatandaşlarına, hükümet çalışanlarına ve onların mal varlıklarına ira'nın saldırıları devam etmektedir. hükümet kuvvetleri ise ira üyelerini tutuklamak yerine yakaladıkları yerde infaz etmeye başlamıştır. terör taktikleri ve savaştan bıkan halkın ira'ya desteği gün geçtikçe azalmaya başlar. koyu katolik olan irlanda'da kilise bilinen ira üyelerinin cenazelerini kaldırmayı reddeder. ira'nın o dönem lideri olan liam lynch'in öldürülmesinin ardından seçilen yeni lider frank aiken ise militanlara silah bırakma emri verir ve yenilgi kabul edilir. bu sırada seçimlerde aşırı sağcı olan cumann na ngaedheal isimli antlaşma yanlısı milliyetçi parti birinci olarak çıkmış ve hükümet kurmuştur. iç savaşın bitmesiyle birlikte ira üyeleri büyük ölçüde tutuklanmıştır ve çoğu 1924 yılına tahliye edilir.
savaş sonrası serbest bırakılan ira üyeleri sağcı hükümet karşısında komünizm ve sosyalizme yönelmiştir, bu dönemde sovyetler birliğinden ideolojik ve maddi destek almışlar karşılığında bu ülke için irlanda ve britanya'da müttefiklere karşı casusluk faaliyeti gerçekleştirmiştir. 1926 yılına gelindiğinde de valera tarafından antlaşma karşıtı fianna fail partisi kurulur. 1932 yılında fianna fail iktidara gelir ve ilk yıllarında ira'ya karşı yumuşak bir tutum sergiler. bu dönemlerde büyük buhran'ın etkisiyle ira halk arasında tekrar popüler hale gelir ve üye sayıları hızla artar. 1935 yılında ira, hükümetin hala britanya'ya karşı tam bağımsızlık için yeterli mücadeleyi göstermediğine inanarak çeşitli eylemlere girişir. bankya soygunları ve işlenen cinayetler üzerine 1936 yılında de valera örgütü yasadışı ilan eder. 1937 yılında de valera hazırladığı yeni anayasa ve takip eden referandumla özgür irlanda devletine son vererek irlanda cumhuriyeti'ni kurar. ira, bağımsız cumhuriyetin ira'nın silahlı mücadelesi yerine siyasi arenada kazanılmasıyla halkın desteğini tekrar kaybeder.
cumhuriyetin kurulmasından sonra örgüt üyeleri dikkatlerini katolik azınlığın ezildiği britanya yönetimindeki kuzey irlanda'ya çevirir. 1939 yılında britanya'ya savaş ilan ederek bu ülkeye karşı büyük bir bombalama eylemi başlatır. ikinci dünya savaşı'nın başlamasıyla nazi almanyası adına britanya'da birçok sabotaj eylemi gerçekleştirirler. beklentileri nazilerin desteği ile kuzey irlanda'nın britanya yönetimininden kopartılmasıdır ancak savaşı almanların kaybetmesiyle birlikte bu plan suya düşer.
1950'li yıllara gelindiğinde kuzey irlanda'da tekrar gerilla eylemlerine başlarlar ancak başarılı olamazlar. 1960 yıllarda marksizimin etkisi altınadaki örgüt içerisinde iki grup oluşur, marksist ideolojiye inanan üyeler kuzey irlanda için çözümün siyasi olabileceğine inanırken diğer grup bunun sadece silahlı mücadele ile yapılabileceğini savunur. zaman içerisinde örgüt içerisindeki bu ayrılık derinleşir ve 1969 yılında marksist offical irish republican army ve provisional irish republican army olmak üzere ikiye ayrılır.
1917 yılında sinn fein'de örgütlenen cumhuriyetçiler partinin hedefinin irlanda'nın bağımsızlığı olduğunu ilan ederler. ardından partinin liderleri tutuklanır. bu olaylara tepki olarak halkın ve işçi partisinin desteğini alan sinn fein 1918 britanya genel seçimlerinde büyük başarı elde eder. ancak sinn fein vekilleri westminster'a gitmeyi reddeder ve dublin'de irlanda parlamentosunu kurarak bağımsızlık ilan ederler.
bağımsızlık ilanından sonra irlanda'daki bütün britanya kuvvetleri işgalci kabul edilir ve bu kuvvetlere bağlı birlikler ve onlar için çalışan irlandalılar sistematik olarak saldırıya uğrar. michael collins'in emriyle irish volunteer army üyerlerine yaptırılan suikastler parti içerisinde rahatsızlığa sebep olur ve bu birlikler tekrar organize edilerek irish republican army ismini alır.
1919 yılında bağımsız irlanda parlamentosu yasaklanır ve irlanda'yı kontrol altına alabilmek için winston churchill'in oluşturduğu birinci dünya savaşı gazilerinden oluşan deneyimli birlikler ada'da konumlandırılır (bkz: black and tans). 1921 yılına kadar ira'in izlediği gerilla taktiklerinin başarılı olması, britanya kuvvetlerine ve egemenliğine karşı boykot başlatılması ( ticaretin durdurulması, asker ve malzeme taşımanın reddedilmesi, özellikle britanya'ya bağlı devlet kurumları yerine irlanda parlamentosundan arda kalan yerel yönetimlere ait mahkemelerin kurulması (bkz: dail courts) gerginliği arttırır. son olarak collins'in 13 ingiliz ajananını (bkz: cairo gang) bir gün içerisinde öldürtmesiyle, britanya'ya bağlı askerler croke park'taki futbol maçını basarak etrafa rastgele ateş ederler ve 14 kişiyi öldürürler (bkz: bloody sunday.)
katliamın ardından irlanda'da sıkı yönetim ilan edilir. londra'da hazırlanan yasa ile irlanda protestanların yoğun olduğu kuzey'de belfast'ta ve katoliklerin yoğun olduğu güney için ise dublin'de olmak üzere britanya'ya bağlı 2 yerel meclis kurulmasına izin verir. ancak cumhuriyetçiler bu yasadan memnun olmaz ve ira yeni bir ayaklanma başlatır ((gbkz: the wind that shakes the barley) isimli filme konu olan olaylar bu noktadan sonra başlar). olayların kontrolden çıkmaya başlaması üzerine britanya barış ister ve michael collins'in de içerisinde bulunduğu heyet anglo-irish treaty'i imzalar. antlaşmaya göre adada imparatorluğa bağlı özgür irlanda devleti (bkz: dominyon) kurulurken kuzey irlandanın bu devletin bir parçası olmayacağı kabul edilir.
antlaşmanın ihanet olduğunu düşünen bir kısım ira ve sinn fein üyesi karşı çıkarlar ancak antlaşma mecliste ufak bir farkla kabul edilir. antlaşmadan yana olan ira üyeleri irish national army (ina) olarak resmi üniforma giyerlerken karşı olanlar ira ismiyle mücadeleye devam etme kararı alır. britanya kuvvetlerinin çekildikleri bölgelerde ina ve ira kuvvetleri silah ve mevzileri kimin alacağına dair çekişmeye başlarlar.
antlaşmaya karşı olan sinn fein ve ira'nın önde gelen isimlerinden eamon de valera ülkeyi gezerek halkı antlaşmayı reddetmeye çağırır ;
"ıf they accepted the treaty, and if the volunteers of the future tried to complete the work the volunteers of the last four years had been attempting, they would have to complete it, not over the bodies of foreign soldiers, but over the dead bodies of their own countrymen. they would have to wade through ırish blood, through the blood of the soldiers of the ırish government and through, perhaps, the blood of some of the members of the government in order to get ırish freedom"
"antlaşmayı kabul ederlerse ve geleceğin gönüllüleri, son dört yılın gönüllülerinin yapmaya çalıştıkları işi tamamlamaya çalışırlarsa, bunu yabancı askerlerin bedenleri üzerinden değil, kendi vatandaşlarının bedenleri üzerinden yapmalı. irlandanın özgürlüğünü elde etmek için irlandalı kanının, irlanda hükümet askerlerinin kanın ve belkide bazı hükümet üyelerinin kanın üzerinden geçmeleri gerekecek."
1922' de antlaşmaya karşı olan ira üyeleri ülkenin çeşitli şehirlerini ve hükümet binalarını işgal ederek britanya'yı antlaşmayı bozmaları için tahrik etmeye çalışırlar. aynı yıl yapılan seçimlerde halkın büyük çoğunluğu antlaşmadan yana tavır alır ve de valera destek kaybederken michael collins mecliste daha fazla güç kazanır. ira'nın tahriklerinden rahatsız olan britanya collins'e problemleri çözememesi halinde adayı tekrar işgal edebileceklerine dair bir ultimatom verir. bunun üzerine collins dublin'de ira tarafından işgal edilen yüksek mahkeme binasını top atışına tutar ve iç savaşı başlatır.
hükümet güçleri kısa süre içerisinde dublin'i kontrol altına alırlar ancak ülkenin genelinde büyük bir direnişle karşılaşırlar. ira militanları sayıca fazladır ve savaş konusunda deneyimlidirler, hükümet güçleri ise britanya'dan aldıkları ağır silahlara sahiptir ancak büyük kısmı acemi askerlerden oluşmaktadır. konvansiyonel savaşı kaybetmeye başlayan ira açıktan savaşmayı bırakarak tekrar gerilla taktiklerine geri döner. köşeye sıkışan ira'nın ateşkesi kabul edeceğini düşünen collins görüşmelere gitmek üzere yola çıktığında pusuya düşürülerek öldürülür. collins'in ölümü çatışmaları şiddetlendirir ve ülkede sıkı yönetim ilan edilir, meclisten geçen yasayla ordu artık vatandaşları askeri mahkemeye çıkartıp idam edebilme yetkisine sahiptir. bunun üzerine ira yasanın lehine oy veren vekillere karşı suikastlar düzenlemeye başlar.
1923'e gelindiğinde ingiliz asıllı irlanda vatandaşlarına, hükümet çalışanlarına ve onların mal varlıklarına ira'nın saldırıları devam etmektedir. hükümet kuvvetleri ise ira üyelerini tutuklamak yerine yakaladıkları yerde infaz etmeye başlamıştır. terör taktikleri ve savaştan bıkan halkın ira'ya desteği gün geçtikçe azalmaya başlar. koyu katolik olan irlanda'da kilise bilinen ira üyelerinin cenazelerini kaldırmayı reddeder. ira'nın o dönem lideri olan liam lynch'in öldürülmesinin ardından seçilen yeni lider frank aiken ise militanlara silah bırakma emri verir ve yenilgi kabul edilir. bu sırada seçimlerde aşırı sağcı olan cumann na ngaedheal isimli antlaşma yanlısı milliyetçi parti birinci olarak çıkmış ve hükümet kurmuştur. iç savaşın bitmesiyle birlikte ira üyeleri büyük ölçüde tutuklanmıştır ve çoğu 1924 yılına tahliye edilir.
savaş sonrası serbest bırakılan ira üyeleri sağcı hükümet karşısında komünizm ve sosyalizme yönelmiştir, bu dönemde sovyetler birliğinden ideolojik ve maddi destek almışlar karşılığında bu ülke için irlanda ve britanya'da müttefiklere karşı casusluk faaliyeti gerçekleştirmiştir. 1926 yılına gelindiğinde de valera tarafından antlaşma karşıtı fianna fail partisi kurulur. 1932 yılında fianna fail iktidara gelir ve ilk yıllarında ira'ya karşı yumuşak bir tutum sergiler. bu dönemlerde büyük buhran'ın etkisiyle ira halk arasında tekrar popüler hale gelir ve üye sayıları hızla artar. 1935 yılında ira, hükümetin hala britanya'ya karşı tam bağımsızlık için yeterli mücadeleyi göstermediğine inanarak çeşitli eylemlere girişir. bankya soygunları ve işlenen cinayetler üzerine 1936 yılında de valera örgütü yasadışı ilan eder. 1937 yılında de valera hazırladığı yeni anayasa ve takip eden referandumla özgür irlanda devletine son vererek irlanda cumhuriyeti'ni kurar. ira, bağımsız cumhuriyetin ira'nın silahlı mücadelesi yerine siyasi arenada kazanılmasıyla halkın desteğini tekrar kaybeder.
cumhuriyetin kurulmasından sonra örgüt üyeleri dikkatlerini katolik azınlığın ezildiği britanya yönetimindeki kuzey irlanda'ya çevirir. 1939 yılında britanya'ya savaş ilan ederek bu ülkeye karşı büyük bir bombalama eylemi başlatır. ikinci dünya savaşı'nın başlamasıyla nazi almanyası adına britanya'da birçok sabotaj eylemi gerçekleştirirler. beklentileri nazilerin desteği ile kuzey irlanda'nın britanya yönetimininden kopartılmasıdır ancak savaşı almanların kaybetmesiyle birlikte bu plan suya düşer.
1950'li yıllara gelindiğinde kuzey irlanda'da tekrar gerilla eylemlerine başlarlar ancak başarılı olamazlar. 1960 yıllarda marksizimin etkisi altınadaki örgüt içerisinde iki grup oluşur, marksist ideolojiye inanan üyeler kuzey irlanda için çözümün siyasi olabileceğine inanırken diğer grup bunun sadece silahlı mücadele ile yapılabileceğini savunur. zaman içerisinde örgüt içerisindeki bu ayrılık derinleşir ve 1969 yılında marksist offical irish republican army ve provisional irish republican army olmak üzere ikiye ayrılır.
devamını gör...
yazarların yazmak istediği şiir
kelimeler adamın sesiyle huzur veriyor kalbe diyerek dinlemeyi sevdiğim için ilk onu bırakıyorum.
okumak isteyen için,
ömür hanımla güz konuşmaları
...ve güz geldi ömür hanım. dünya aydınlık sabahlarını
yitiriyor usul usul. insanın içini karartan bulutların seferi var
göğün maviliğinde. yağmur ha yağdı ha yağacak. in-
cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.
hüznün bütün koşulları hazır. nedenini bilmediğim bir
keder akıyor damarlarımdan. kalbimin üstünde binlerce
bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı,
yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir
engebeler atlası. yaşamak bir can sıkıntısı mıdır ömür
hanım?
her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? acıyı
görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek
kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan,
umuttan, sevinçten ne anlar? göğü görmeden, denizi gör-
meden maviyi anlamaya benzemez mi bu? bir güz dü-
şünün ki ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış,
böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? başlamanın bir
anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa
başlangıcı olmak değil midir? yaşamı düz bir çizgide tut-
mak tükenmektir. yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı
aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların
sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik
olur tükenmek değil de?
yağmur yağıyor ömür hanım...gökten değil, yüreğimin
boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...ve ben sonsuz
bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gi-
diyorum. seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar ka-
tından?
dönelim...dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır
çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü
kabuklarına sığınmaktır...olsun dönelim biz yine de. bi-
lincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var.
evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın
görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dö-
nelim. ölçüsüz yaşamak bize göre değil ömür hanım.
büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim. küçücük
avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın
binlerce engeli yığıldı önümüze. hangi birini yenebilirdik
bunca olanaksızlık içinde. umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi
öğrendik böylece.
yaşama sevinci adına bir tutamağım kalmadı ömür hanım.
bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden.
sahi nedir yaşamın anlamı? geriye dönüyorum sık sık
yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır
yükler aldığı zamanın derin denizlerine. bakıyorum umut
karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka
ne ki? yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi
içine alan kocaman bir yanılsama... değil mi yoksa?
öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim,
özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. koşullarım beni
oluşturdu ben acılarımı buldum. herkes gibi yaşasaydım
eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi
avutmaya beni. bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir
yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice
eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, va-
rolmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya...
oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının
eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla
dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. öyle bir tüketmek
ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dal-
gınlığımdan her döndüğümde...bir ben ki tüm ilişkilerin
perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay ya-
kınlıklarına insanların. kim kimi ne kadar anlayabilir
ömür hanım?
susmak yalnızlığın ana dilidir, ömür hanım, şiiridir, beni
konuşmaya zorlama ne olur. sözün sularını tükettim ben,
kaynağını kuruttum. geriye bir büyük sessizlik kaldı yü-
reğimde, kalabalıklar, kalabalıklar kadar büyük...yalnızım
ömür hanım, geceler boyu akıp giden ırmaklar gibi ka-
ranlıklar içre, öyle yitik, öyle üzgün, yalnızım...sularım
toprağa sızıyor bak. yüzümü geceler örtüyor. binlerce taş
saklanıyor içimde. kim kimin derinliğini görebilir, hem
hangi gözle?
kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok ko-
nuşuyorlar ki...bir söz insanın neresinden doğar dersiniz?
dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? düşlerinden
mi yoksa gerçeğinden mi? ve kaç kapıdan geçip yerini
bulur bir başka insanda? yerini bulur mu gerçekten? sözü
yasaklamalı ömür hanım yasaklamalı...kimsenin kimseyi
anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne
işe yarıyor ki? olanağı olsa da insanların yürekleri ko-
nuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten
olurdu. aklı silmeli diyorum insan ilişkilerinden. yanılıyor
muyum? olsun. yanıldığımı biliyorum ya...
yeni bir şeyler söyle bana ne olur, yeni bir şeyler. kurşun
aktı kulaklarıma hep aynı sözleri, aynı sesleri duymaktan.
belirsizlik güzeldir, de örneğin, kesinlik çirkin. sessizlik
sesten -hele de güncel ve kof- her zaman iyidir; düş gücü,
iç zenginliği verir insana. dünyanın usul usul ağaran o
puslu sabahları ve günün turuncu tülleriyle örtünen dingin
akşamları bu yüzden etkiler bizi, duygulandırır, de. anlık
izlenimler sürekli görünümlerden her zaman daha güçlü,
kalıcı ömürlüdür...alışkanlıklar öldürür güzelliğimizi,
bizi değişmek çirkinleştirir de.
kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir
adım bile; bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz
olur, insanın küçücük ömrünün karşısında. istemenin kuralı
yoktur, de, açıklaması sınırı suçu yoktur; istemek ya-
şamın kendiliğinden sonucudur, ne haklı ne haksız,
ne yerinde ne yersiz...
biz hepimiz dikenli tellerle sarılıyız, her ilişkide bir par-
çamız kalır ve bölüne bölüne biteriz de. en büyük hü-
nerimiz kendimize karşı olmak, aykırı yaşamaktır, acı
kaynaklarımızı ellerimizle yaratarak...kıyılarımız duy-
gularımızın boyunda, derinliğimiz aklımızın ölçüsündedir;
ufuklarımızsa sisler içinde...o kıyısız gökyüzü nasıl sığar
küçücük gözlerimize, bir bardak suya, demirli bir pen-
cereye...nasıl gizleriz ağız dil vermez bir geceye? ve nedir
ki gizi, daraldığımız her yerde bir genişlik duygusu verir
içimize. çözemeyiz, de, bu güdük bilinç, bu sığ yürek,
bu ezbere yaşamla.
dünya bir testidir, de, ömür hanım, ömür bir su...sızar
iğneucu gözeneklerinden zamanın, bir içim serinlik bir
yudum mutluluk için. ve bir gün ölümün balkonundan...
dökülür toprağa el içi kadar bir su. yerde birkaç damla
nem, bir avuç ıslaklık...ölümü bilerek nasıl yaşar insan,
geride dünyanın kalacağını bilerek nasıl ölür; bilmek bütün
acıların anasıdır, de...
sars aklımın cılız ayaklarını, kuşat beni. değişik şeyler
söyle ne olur, yeni bir şeyler söyle. yıldım ömrümün ka-
lıplarından. beni duy ve anla.
yağmur dindi ömür hanım. gökyüzü masmavi gülümsedi
yine. doğa aynı oyununu oynuyor bizimle. umudun
ucunu gösteriyor usulca, iyimserliğin ışığını süzüyor mavi
atlasından. ne aldanış! bulutların rengi mavi-beyaz mıdır,
kurşuni-külrengi mi yoksa?
gökyüzünü öpmek isterdim ömür hanım, gözlerimle değil
dudaklarımla. yoruldum bulutları kirpiklerimde taşı-
maktan. delilik mi dedin? kim bilir...belki de yerde sü-
rünmenin bir tepkisidir bu, ya da ne bileyim bilinçsiz bir
aykırı olmak duygusu. gökyüzü de olmak isteyebilirdim
değil mi? kim ne diyebilir ki?
kimseler görmedi ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.
içimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş
ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim
olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına,
ben geçtim...yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir
saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde,
ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. beni cam kı-
rıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü
ve dağınıklığı ile... yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.
ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. saatlerce dayak
yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. ürperiyorum. bir
at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın so-
kaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. içimde bir çocuk,
yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş
umut ölülerini çiğneyerek. sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,
yanılmış bir çocukluk olmasın ömür hanım?
okumak isteyen için,
ömür hanımla güz konuşmaları
...ve güz geldi ömür hanım. dünya aydınlık sabahlarını
yitiriyor usul usul. insanın içini karartan bulutların seferi var
göğün maviliğinde. yağmur ha yağdı ha yağacak. in-
cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.
hüznün bütün koşulları hazır. nedenini bilmediğim bir
keder akıyor damarlarımdan. kalbimin üstünde binlerce
bıçak ağzı... ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı,
yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir
engebeler atlası. yaşamak bir can sıkıntısı mıdır ömür
hanım?
her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? acıyı
görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek
kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan,
umuttan, sevinçten ne anlar? göğü görmeden, denizi gör-
meden maviyi anlamaya benzemez mi bu? bir güz dü-
şünün ki ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış,
böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? başlamanın bir
anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa
başlangıcı olmak değil midir? yaşamı düz bir çizgide tut-
mak tükenmektir. yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı
aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların
sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik
olur tükenmek değil de?
yağmur yağıyor ömür hanım...gökten değil, yüreğimin
boşluğundan ömrümün ıssız toprağına...ve ben sonsuz
bir düzlükte bir küçücük, bir silik nokta gibi eriyip gi-
diyorum. seslensem kim duyar sesimi yalnızlıklar ka-
tından?
dönelim...dönmek yenilmektir biraz da, yarım kalmasıdır
çıkışlarımızın, korkaklıktır, alışkanlıkların güvenli küflü
kabuklarına sığınmaktır...olsun dönelim biz yine de. bi-
lincinde olmadan üstlendiğimiz sorumluluklarımız var.
evlere dönelim, sırtımızın kamburu evlere, cılızlığımızın
görkemli korunaklarına, yalnızlığımızın kalelerine dö-
nelim. ölçüsüz yaşamak bize göre değil ömür hanım.
büyürken geniş ufuklarımız olmadı bizim. küçücük
avuçlarımızla sınırlarımızı genişletmek istedikçe yaşamın
binlerce engeli yığıldı önümüze. hangi birini yenebilirdik
bunca olanaksızlık içinde. umutsuzluğu tanıdık, yenilgiyi
öğrendik böylece.
yaşama sevinci adına bir tutamağım kalmadı ömür hanım.
bir garip boşlukta çiviliyim günlerdir gözbebeklerimden.
sahi nedir yaşamın anlamı? geriye dönüyorum sık sık
yanıt aramak adına, yüreğimin silik izler bırakıp, ağır
yükler aldığı zamanın derin denizlerine. bakıyorum umut
karamsarlığın, sevinç acının azıcık soluk almasından başka
ne ki? yaşamsa gerçekle düşün umutsuz bir savaşı, her şeyi
içine alan kocaman bir yanılsama... değil mi yoksa?
öyle büyük umutlarım olmadı benim, büyük düşlerim,
özlemlerim, büyük beklentilerim olmadı. koşullarım beni
oluşturdu ben acılarımı buldum. herkes gibi yaşasaydım
eğer, yaşamı onlar gibi görebilseydim çarşılar yeterdi
avutmaya beni. bir gömlek, bir ayakkabı, bir elbise; bir
yemek lokantalarda; televizyon, halı, masa ve daha nice
eşya yeterdi yalnızlığı örtmeye, kendimi göstermeye, va-
rolmaya, 'dar çevre yitikleri'nde önem kazanmaya...
oysa ben bir akşamüstü oturup turuncu bir yangının
eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla
dünyayı ve kendimi tüketmek isterdim. öyle bir tüketmek
ki, sonucu yepyeni bir "ben"e ulaştırırdı beni, kederli dal-
gınlığımdan her döndüğümde...bir ben ki tüm ilişkilerin
perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay ya-
kınlıklarına insanların. kim kimi ne kadar anlayabilir
ömür hanım?
susmak yalnızlığın ana dilidir, ömür hanım, şiiridir, beni
konuşmaya zorlama ne olur. sözün sularını tükettim ben,
kaynağını kuruttum. geriye bir büyük sessizlik kaldı yü-
reğimde, kalabalıklar, kalabalıklar kadar büyük...yalnızım
ömür hanım, geceler boyu akıp giden ırmaklar gibi ka-
ranlıklar içre, öyle yitik, öyle üzgün, yalnızım...sularım
toprağa sızıyor bak. yüzümü geceler örtüyor. binlerce taş
saklanıyor içimde. kim kimin derinliğini görebilir, hem
hangi gözle?
kendilerinin olan tek sözcük yok dillerinde, öyle çok ko-
nuşuyorlar ki...bir söz insanın neresinden doğar dersiniz?
dilinden mi, yüreğinden mi, aklından mı? düşlerinden
mi yoksa gerçeğinden mi? ve kaç kapıdan geçip yerini
bulur bir başka insanda? yerini bulur mu gerçekten? sözü
yasaklamalı ömür hanım yasaklamalı...kimsenin kimseyi
anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne
işe yarıyor ki? olanağı olsa da insanların yürekleri ko-
nuşabilseydi dilleri yerine, her şey daha yalansız, daha içten
olurdu. aklı silmeli diyorum insan ilişkilerinden. yanılıyor
muyum? olsun. yanıldığımı biliyorum ya...
yeni bir şeyler söyle bana ne olur, yeni bir şeyler. kurşun
aktı kulaklarıma hep aynı sözleri, aynı sesleri duymaktan.
belirsizlik güzeldir, de örneğin, kesinlik çirkin. sessizlik
sesten -hele de güncel ve kof- her zaman iyidir; düş gücü,
iç zenginliği verir insana. dünyanın usul usul ağaran o
puslu sabahları ve günün turuncu tülleriyle örtünen dingin
akşamları bu yüzden etkiler bizi, duygulandırır, de. anlık
izlenimler sürekli görünümlerden her zaman daha güçlü,
kalıcı ömürlüdür...alışkanlıklar öldürür güzelliğimizi,
bizi değişmek çirkinleştirir de.
kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir
adım bile; bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz
olur, insanın küçücük ömrünün karşısında. istemenin kuralı
yoktur, de, açıklaması sınırı suçu yoktur; istemek ya-
şamın kendiliğinden sonucudur, ne haklı ne haksız,
ne yerinde ne yersiz...
biz hepimiz dikenli tellerle sarılıyız, her ilişkide bir par-
çamız kalır ve bölüne bölüne biteriz de. en büyük hü-
nerimiz kendimize karşı olmak, aykırı yaşamaktır, acı
kaynaklarımızı ellerimizle yaratarak...kıyılarımız duy-
gularımızın boyunda, derinliğimiz aklımızın ölçüsündedir;
ufuklarımızsa sisler içinde...o kıyısız gökyüzü nasıl sığar
küçücük gözlerimize, bir bardak suya, demirli bir pen-
cereye...nasıl gizleriz ağız dil vermez bir geceye? ve nedir
ki gizi, daraldığımız her yerde bir genişlik duygusu verir
içimize. çözemeyiz, de, bu güdük bilinç, bu sığ yürek,
bu ezbere yaşamla.
dünya bir testidir, de, ömür hanım, ömür bir su...sızar
iğneucu gözeneklerinden zamanın, bir içim serinlik bir
yudum mutluluk için. ve bir gün ölümün balkonundan...
dökülür toprağa el içi kadar bir su. yerde birkaç damla
nem, bir avuç ıslaklık...ölümü bilerek nasıl yaşar insan,
geride dünyanın kalacağını bilerek nasıl ölür; bilmek bütün
acıların anasıdır, de...
sars aklımın cılız ayaklarını, kuşat beni. değişik şeyler
söyle ne olur, yeni bir şeyler söyle. yıldım ömrümün ka-
lıplarından. beni duy ve anla.
yağmur dindi ömür hanım. gökyüzü masmavi gülümsedi
yine. doğa aynı oyununu oynuyor bizimle. umudun
ucunu gösteriyor usulca, iyimserliğin ışığını süzüyor mavi
atlasından. ne aldanış! bulutların rengi mavi-beyaz mıdır,
kurşuni-külrengi mi yoksa?
gökyüzünü öpmek isterdim ömür hanım, gözlerimle değil
dudaklarımla. yoruldum bulutları kirpiklerimde taşı-
maktan. delilik mi dedin? kim bilir...belki de yerde sü-
rünmenin bir tepkisidir bu, ya da ne bileyim bilinçsiz bir
aykırı olmak duygusu. gökyüzü de olmak isteyebilirdim
değil mi? kim ne diyebilir ki?
kimseler görmedi ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.
içimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş
ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim
olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına,
ben geçtim...yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir
saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde,
ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. beni cam kı-
rıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü
ve dağınıklığı ile... yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.
ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. saatlerce dayak
yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. ürperiyorum. bir
at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın so-
kaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. içimde bir çocuk,
yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş
umut ölülerini çiğneyerek. sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,
yanılmış bir çocukluk olmasın ömür hanım?
devamını gör...
kısa şiirler
kim demiş haram nedir bilmez hayyam
ben haramı helali karıştırmam
seninle içilen şarap helaldir,
sensiz içtiğimiz su bile haram.
(bkz: ömer hayyam)
ben haramı helali karıştırmam
seninle içilen şarap helaldir,
sensiz içtiğimiz su bile haram.
(bkz: ömer hayyam)
devamını gör...
normal sözlük su tasarrufu hareketi
elimi yumruk yapıp "yes, peace!" diye bağırarak "varım!" dediğim harekettir.
sadece ülkemizi değil, koskocaman dünyayı dahi kurtarabiliriz. "nasıl yapacağız üç beş kişi" deyip kestirip atmayın. bugün üç kişi yapar, yarın üç bin kişi. lütfen, kendimiz yaptığımız gibi başkalarını da bu konuda uyaralım.
sadece ülkemizi değil, koskocaman dünyayı dahi kurtarabiliriz. "nasıl yapacağız üç beş kişi" deyip kestirip atmayın. bugün üç kişi yapar, yarın üç bin kişi. lütfen, kendimiz yaptığımız gibi başkalarını da bu konuda uyaralım.
devamını gör...
normal sözlük - yedikule hayvan barınağı yardım kampanyası
yine yeniden muthis bir yardim kampanyasi daha...sozlugumuzun en en sevdigim yani da bu sanirim. sadece iki yazip cizmeden ote bir de bir seylere el uzatma gibi bir gayemiz var. bu seyler de cocuklar ve hayvanlar olunca ozellikle,insanin sol yanini eksta bir celp etmiyor degil hani. bu arada "uykusuzkahvem" bu yardimlarda emegin oldukca buyuk iyi ki varsin.
devamını gör...
filtre kahve önerileri
kahve sever olarak seve seve yazacağım başlık olmuş.
önerebileceğim kahveler daha çok piyasada olan, kolaylıkla temin edebileceğiniz türden olacaktır şimdiden belirtmek isterim.
arabica tarzı olan kahvelerin aromaları ve damakta bıraktığı tatlar gayet iyidir. belirli kurumlardan alınacaksa eğer starbucks ya da kahve dünyası gibi kurumlardan, önceden çekilmiş olanları almak yerine kendi seçtğiniz kahve çekirdeklerini çektirin. önceden çekilmiş olan kahvelere karşı antipatim olmakla beraber yeni çekilmiş olanın kokusu gibi olmuyor benim için. filtre kahveye eğer yeni içmeye başlanacaksa daha çok yumuşak içimli ve aromalı olanları tercih etmelerini isterim. hem içimi rahat hem keyif verir insana.
yumuşak içimli olarak; starbucks verande blend , colombia narino
orta/sert içimli ; caffe verona, kenya, decaf espresso roast.
french pressle demlerken kahve miktarını çok fazla koyarak asıl tadı almanızı engellemiş olursunuz. belirli ölçeklerde yapıldığı takdirde kahvenin asıl tadını almış olursunuz.
-kahveleriniz için eğer aroma istiyorsanız kahve dünyasının vanilyalı ve fındıklı yumuşak içimli çok sert olmayan kahveleri işinize yarayacaktır.
(pastalara çöreklere vanilya özü veya fındık özü kullanıyorsanız minik bir damla ile kendi aromalı kahvenizi yapabilirsiniz efenim)
tchiboyu unutmuşum üzgünüm, kafeinsiz seçenek olarak exclusive decaf olarak belirtebilirim damakta güzel bir yer bırakır kendileri.
önerebileceğim kahveler daha çok piyasada olan, kolaylıkla temin edebileceğiniz türden olacaktır şimdiden belirtmek isterim.
arabica tarzı olan kahvelerin aromaları ve damakta bıraktığı tatlar gayet iyidir. belirli kurumlardan alınacaksa eğer starbucks ya da kahve dünyası gibi kurumlardan, önceden çekilmiş olanları almak yerine kendi seçtğiniz kahve çekirdeklerini çektirin. önceden çekilmiş olan kahvelere karşı antipatim olmakla beraber yeni çekilmiş olanın kokusu gibi olmuyor benim için. filtre kahveye eğer yeni içmeye başlanacaksa daha çok yumuşak içimli ve aromalı olanları tercih etmelerini isterim. hem içimi rahat hem keyif verir insana.
yumuşak içimli olarak; starbucks verande blend , colombia narino
orta/sert içimli ; caffe verona, kenya, decaf espresso roast.
french pressle demlerken kahve miktarını çok fazla koyarak asıl tadı almanızı engellemiş olursunuz. belirli ölçeklerde yapıldığı takdirde kahvenin asıl tadını almış olursunuz.
-kahveleriniz için eğer aroma istiyorsanız kahve dünyasının vanilyalı ve fındıklı yumuşak içimli çok sert olmayan kahveleri işinize yarayacaktır.
(pastalara çöreklere vanilya özü veya fındık özü kullanıyorsanız minik bir damla ile kendi aromalı kahvenizi yapabilirsiniz efenim)
tchiboyu unutmuşum üzgünüm, kafeinsiz seçenek olarak exclusive decaf olarak belirtebilirim damakta güzel bir yer bırakır kendileri.
devamını gör...
unutulmayan reklam filmleri
devamını gör...
ilahi komedya
--- alıntı ---
yaşam yolumuzun ortasında
karanlık bir ormanda buldum kendimi,
çünkü doğru yol yitmişti.
ah, içimdeki korkuyu
tazeleyen, balta girmemiş o sarp, güçlü
ormanı anlatabilmek ne zor!
öyle acı verdi ki, ölüm acısı sanki;
ama ben, orada bulduğum iyilikten söz edeceğim,
gördüğüm başka şeyleri söyleyeceğim.
oraya nasıl girdiğimi bilemeyeceğim,
öyle uykum gelmişti ki,
doğru yolu bırakıp gittiğimde.
--- alıntı ---
sözleriyle başlayan dante alighieri eseri.
yaşam yolumuzun ortasında
karanlık bir ormanda buldum kendimi,
çünkü doğru yol yitmişti.
ah, içimdeki korkuyu
tazeleyen, balta girmemiş o sarp, güçlü
ormanı anlatabilmek ne zor!
öyle acı verdi ki, ölüm acısı sanki;
ama ben, orada bulduğum iyilikten söz edeceğim,
gördüğüm başka şeyleri söyleyeceğim.
oraya nasıl girdiğimi bilemeyeceğim,
öyle uykum gelmişti ki,
doğru yolu bırakıp gittiğimde.
--- alıntı ---
sözleriyle başlayan dante alighieri eseri.
devamını gör...
