akşama ne yemek yapalım sorunu
kıymalı börek.
biz yaptık valla.
akşam yemeği fikri bu saate kalmamalı.
biz yaptık valla.
akşam yemeği fikri bu saate kalmamalı.
devamını gör...
normal sözlük karma toplama başlığı
favlayın beğenin.
devamını gör...
delikanlı dediğin
-nedir ki delikanlı dediğin ?
-insandır.
-daha başka
- başka ne olacak insandır işte. er kişi kendine özeldir. her kişi kendince güzeldir. kalıplara sokmayınız insanları.
-insandır.
-daha başka
- başka ne olacak insandır işte. er kişi kendine özeldir. her kişi kendince güzeldir. kalıplara sokmayınız insanları.
devamını gör...
izmir denince akla gelenler
an itibariyle yanan şehir, allah dışarda çalışanların yardımcısı olsun, nem ve güneş hayattan bezdirdi, sınavdaki gençler sadece sorular ile değil sıcak ve nem ile boğuşuyor dur.
devamını gör...
adıyaman
çiğköftesiyle meşhur bir ilimiz diye bildirilen, çok afedersiniz dumura uğradığım ilimizdir. çoğu doğu iline, hayranlık beslerim zaten ama burayı yeni keşfediyor olmanın utancı içindeyim. ama bilmemek ayıp, öğrenmek evladır. evet, önce internetten, ardından bireysel geziyle taçlanmalı, eminim buna.
öncelikle resimler bana ait değil, yolcu360, habertürk, pinterest, arkeokültür, tripadvisor, atlastozu, obilet, youtube, otelleri.net ve rota senin gibi çeşitli gezi ve web sitelerine aittir. bunu bi baştan belirteyim. sonra bozuşmayalım.
sırasıyla* cendere köprüsü, nemrut dağı, perre antik kenti, arsemia antik kenti, meşhur markaya adını veren kommagene krallığının kalıntıları da burada yer almaktadır. *










şehre olan bilgimi ve ilgimi artıran yazara, teşekkürü bir borç bilirim efenm. saygılar.
öncelikle resimler bana ait değil, yolcu360, habertürk, pinterest, arkeokültür, tripadvisor, atlastozu, obilet, youtube, otelleri.net ve rota senin gibi çeşitli gezi ve web sitelerine aittir. bunu bi baştan belirteyim. sonra bozuşmayalım.
sırasıyla* cendere köprüsü, nemrut dağı, perre antik kenti, arsemia antik kenti, meşhur markaya adını veren kommagene krallığının kalıntıları da burada yer almaktadır. *










şehre olan bilgimi ve ilgimi artıran yazara, teşekkürü bir borç bilirim efenm. saygılar.
devamını gör...
kısa hikaye denemeleri
işe giderken uzaktan beni seyreden bir genç fark ettim. bu sima bana yabancı gelmiyordu. biraz daha yaklaşınca panikten ne yapacağımı şaşırdım. bu genç benim 7 sene önceki halimdi. içimdeki korkuyu dışıma belli etmedim. sanırım 7 senede bir şey değişmemiş. eskiden de belli etmezdim. birden genç söze girdi:
-birkaç gündür seni izliyordum. sakallar hariç yüzüm neredeyse aynı. hatta sakalını kessen seninle aynı oluruz. öte yandan karakterini gözledim. karakter olarak çok değişmişsin. eskisi kadar konuşmuyorsun(bunları derken hâlâ susarak izlemeye devam ediyordum). her konuda ahkam kesmiyorsun artık. bakıyorum da kitap okuma alışkanlığın da olmuş. hani kitap okumaya ihtiyaç duymuyorduk? benim kadar patavatsız da değilsin artık. sahi ne oldu sana böyle? nasıl bu hale geldim ben?
-kardeşim birkaç seneye şefkat tokadı yiyeceksin. o dönem için zorlu olsa da bunun senin için gerekli olduğunu benim yaşıma gelince anlayacaksın. birkaç örnek vereyim sana: sen daldaki bir elmayı yemek istediğinde o elmayı alabilmek için hiçbir çaba sarfetmiyorsun. oysa ben ise o elmayı yiyebilmek için elimden gelen her şeyi yapıyorum. gerisini allah'a bırakıp tevekkül ediyorum. sen çok konuşunca insanların seni dinlediğini sanıyorsun. hatta bundan endişe duyuyorsun. insanlar seni dinlemeyecek korkusuyla çok konuşmanın yanısıra hızlı da konuşuyorsun. içinde insanların seni dinlememe ihtimalinden dolayı oluşan bir kaygı var. oysa benim yaşıma geldiğinde daha sakin konuşacaksın çünkü gerekmedikçe konuşmuyorsun. insanlar seni az konuştuğun için dinliyor ister istemez. hem allah, az konuşana hikmet veriyormuş gerçekten. sen çok ses çıkarınca dinlemiyor insanlar. çokun içinde "çok" dikkat çekmeyebilir ama çokun içinde "az" mutlaka kendini belli eder. kardeşim, ben sana şu an ne kadar nasihat etsem de sana fayda etmeyecek. sen nasihatlere kulağını ve yüreğini açmışsın ama o nasihatleri tutmak için hiçbir şey yapmayacaksın. nasihatlerim sadece aklının bir köşesinde kalacak asla eyleme dönüştürmeyeceksin biliyorum. umursamaz değilsin biliyorum ama huyun işte, bir şeyler yapmıyorsun maalesef.
dedikten sonra genç halim yavaş yavaş kaybolmaya başladı. olduğum yerde kıpırdamadan dakikalarca bekledim. şoku atlattıktan sonra işe doğru yürümeye devam ettim. "acaba 7 sene sonraki halim, bana ne söylerdi kim bilir?" diye geçirdim içimden...
-birkaç gündür seni izliyordum. sakallar hariç yüzüm neredeyse aynı. hatta sakalını kessen seninle aynı oluruz. öte yandan karakterini gözledim. karakter olarak çok değişmişsin. eskisi kadar konuşmuyorsun(bunları derken hâlâ susarak izlemeye devam ediyordum). her konuda ahkam kesmiyorsun artık. bakıyorum da kitap okuma alışkanlığın da olmuş. hani kitap okumaya ihtiyaç duymuyorduk? benim kadar patavatsız da değilsin artık. sahi ne oldu sana böyle? nasıl bu hale geldim ben?
-kardeşim birkaç seneye şefkat tokadı yiyeceksin. o dönem için zorlu olsa da bunun senin için gerekli olduğunu benim yaşıma gelince anlayacaksın. birkaç örnek vereyim sana: sen daldaki bir elmayı yemek istediğinde o elmayı alabilmek için hiçbir çaba sarfetmiyorsun. oysa ben ise o elmayı yiyebilmek için elimden gelen her şeyi yapıyorum. gerisini allah'a bırakıp tevekkül ediyorum. sen çok konuşunca insanların seni dinlediğini sanıyorsun. hatta bundan endişe duyuyorsun. insanlar seni dinlemeyecek korkusuyla çok konuşmanın yanısıra hızlı da konuşuyorsun. içinde insanların seni dinlememe ihtimalinden dolayı oluşan bir kaygı var. oysa benim yaşıma geldiğinde daha sakin konuşacaksın çünkü gerekmedikçe konuşmuyorsun. insanlar seni az konuştuğun için dinliyor ister istemez. hem allah, az konuşana hikmet veriyormuş gerçekten. sen çok ses çıkarınca dinlemiyor insanlar. çokun içinde "çok" dikkat çekmeyebilir ama çokun içinde "az" mutlaka kendini belli eder. kardeşim, ben sana şu an ne kadar nasihat etsem de sana fayda etmeyecek. sen nasihatlere kulağını ve yüreğini açmışsın ama o nasihatleri tutmak için hiçbir şey yapmayacaksın. nasihatlerim sadece aklının bir köşesinde kalacak asla eyleme dönüştürmeyeceksin biliyorum. umursamaz değilsin biliyorum ama huyun işte, bir şeyler yapmıyorsun maalesef.
dedikten sonra genç halim yavaş yavaş kaybolmaya başladı. olduğum yerde kıpırdamadan dakikalarca bekledim. şoku atlattıktan sonra işe doğru yürümeye devam ettim. "acaba 7 sene sonraki halim, bana ne söylerdi kim bilir?" diye geçirdim içimden...
devamını gör...
yaşadığın şehri 3 kelime ile anlat
pismaniye.
simit..
körfez..
simit..
körfez..
devamını gör...
5 yıl sonraki kendine not
hala yaşıyorsan ne ala.
devamını gör...
ciddi ilişki bulmanın çok zor olması
bulup da kıçını dönen ahmakların yarattığı sonuç.
kadınlar genelde sever düzgün, düzenli ve uzun ilişkileri. erkekler de mümkün olduğunca kadını "denemeyi" sever. sıkıntı da bu noktada çıkıyor.
bugüne dek ciddi ilişki istemiyorum diyen kadın da gördüm ama daha az gördüm. erkeklerde o kafaya daha sık rastlanıyor maalesef. bir çiçekle ömür geçmez, papaz her gün pilav yemez, bir ömür baklava yesen sıkılırsın gibi lafları düstur eden insanlar sonra canları ciddi ilişki çekince günün birinde "vay efendim öyle kadın yok!"
var ama size yok.
kadınlar genelde sever düzgün, düzenli ve uzun ilişkileri. erkekler de mümkün olduğunca kadını "denemeyi" sever. sıkıntı da bu noktada çıkıyor.
bugüne dek ciddi ilişki istemiyorum diyen kadın da gördüm ama daha az gördüm. erkeklerde o kafaya daha sık rastlanıyor maalesef. bir çiçekle ömür geçmez, papaz her gün pilav yemez, bir ömür baklava yesen sıkılırsın gibi lafları düstur eden insanlar sonra canları ciddi ilişki çekince günün birinde "vay efendim öyle kadın yok!"
var ama size yok.
devamını gör...
iyi bir insan olmak
hicbir ise yaramayan ozellik.
keske vicdanim, merhametim ya da bilimum insan iyiligine kullanilabilecek ozelligim olmasa.
ben android olmak istiyorum ya, seri.
keske vicdanim, merhametim ya da bilimum insan iyiligine kullanilabilecek ozelligim olmasa.
ben android olmak istiyorum ya, seri.
devamını gör...
pavlov'un göbeği
kanımın hiç ısınmadığı moderatör arkadaş.
(çokta... dediğinizi duyar gibiyim şşşhh bişey anlatıyoruz canım).
(çokta... dediğinizi duyar gibiyim şşşhh bişey anlatıyoruz canım).
devamını gör...
bal yerine reçel yapan arı (yazar)
reçel ama ne reçeli yapan bir arı bu? kendine ayrı bir cumhuriyet kurmuş ve bal yapan arılara karşı savaş açmış gibi bir izlenim veren arı* kendisi dünyalar tatlısı, hoş sohbet, anlayışlı ve bir o kadar da bilgili bir yazar. başarılarının devamını diliyor, uzuuuun uzuuuun yıllar o güzel tanımlarıyla bizleri aydınlatmasını temenni ediyorum.*
devamını gör...
andrés escobar saldarriaga
tarihte atılan gollerden bedeli en ağır golü atan futbolcu dediğimizde bir çok futbol takipçisinin aklına bir tek isim gelecektir; kolombiya milli takımı defans oyuncusu andres escobar.
bu ismin hazin sonu ve haksız bir şekilde katledilişi; futbolun, sosyo-ekonomik ve kültürel yapı başlıklarıyla oluşturduğu üçgendeki karanlık ve yozlaşmış yüzünün en bilindik, en tanıdık örneğidir. ayrıca futbolun kitlesel genişliğinin ne büyük çapta olduğunun da ayrıca bir kanıtıdır.

1994 yılında düzenlenen dünya kupası'nda o sene katılan ülkeler içinde kolombiya bulunmaktaydı. bu turnuvanın başında kolombiya, hepimizin yakından tanıdığı gheorghe hagi önderliğindeki, turnuvanın sürpriz takımı romanya'ya karşı ilk maçında yenilgi almıştı. bu maçın ardından ikinci maçını ise ev sahibi amerika birleşik devletleri'ne karşı oynayacaktı.
kolombiya milli takımının stoperlerinden biri olan andres escobar, aynı kolombiya'nın en meşhur uyuşturucu baronu ve kaçakçısı olan pablo escobar'ın doğduğu şehirde, medellin'de doğmuştur. bir çok latin amerikalı sporcu gibi, sokaklarda kötü yollarda kendini harcamaktansa futbolu kendine bir çıkış noktası olarak görmüş ve başarılı bir kariyer sürdürüp kolombiya milli takımı'na kadar seçilmiştir.
hayat ve kader işte tam olarak burda karşımıza çıkıyor. yani anlayacağınız, geldiğiniz yerde çamur varsa illa ki üstünüze sıçrıyor, bulaşıyor size de. hem ülkeyi temsil ediyorsun hem de ölüm tehditleri alıyorsun.
andres escobar bu tehditler altında formasını giymiş ve maça çıkmıştır. amerika birleşik devletleri ile oynanan maçın 35. dakikasında ayağıyla yaptığı ters bir müdahale sonucu, bir dönem türkiye'de beşiktaş'ta forma giymiş olan kalecisi oscar cordoba'yı kontrpiyede bırakmış topu kendi ağlarıyla buluşturmuş ve maçı amerika 2-1 kazanmıştır. bu sonuçtan sonra kolombiya favori olarak gösterildiği turnuvada gruptan çıkma şansını matematiksel olarak kaybetmiştir. andres escobar ise ülkesinin karanlık elleri ve karanlık yüzleri tarafından bu başarısızlığın tek müsebbibi olarak gösterilmiş, günah keçisi ilan edilmiştir.

turnuvadan sonra kendisine yapılan bir çok uyarıya rağmen kendi doğduğu şehire giden andres escobar bir bardan çıkarken silahlı saldırıya uğramış ve henüz 27 yaşında hayatını kaybetmiştir.
bu ölümün arkasında büyük uyuşturucu çetelerinin olduğu iddia edilmiştir çünkü o turnuvada uyuşturucu çeteleri büyük miktarlarda bahis oynamıştır. cenazesıne yüz binlerce kişi katılmış olsa da ölümü değiştirmeyecek ve escobar bir daha hayata dönemeyecekti.
2001 senesinde copa amerika'yı kazanan kolombiya milli takımı, kupayı andres escobar'a atfetmiştir ancak yitip giden bir can bir daha geri dönmüyor. 1 sene sonra yani 2002'de ise ülkesinde heykeli dikilmiştir. 2005 senesinde ise andres escobar'ın katili castro munoz iyi halde serbest bırakılmıştır.
bu ölümle ilgili yapılan film-belgesel ise two escobars isimli 2010'da gösterime giren yapımdır.
bu ismin hazin sonu ve haksız bir şekilde katledilişi; futbolun, sosyo-ekonomik ve kültürel yapı başlıklarıyla oluşturduğu üçgendeki karanlık ve yozlaşmış yüzünün en bilindik, en tanıdık örneğidir. ayrıca futbolun kitlesel genişliğinin ne büyük çapta olduğunun da ayrıca bir kanıtıdır.

1994 yılında düzenlenen dünya kupası'nda o sene katılan ülkeler içinde kolombiya bulunmaktaydı. bu turnuvanın başında kolombiya, hepimizin yakından tanıdığı gheorghe hagi önderliğindeki, turnuvanın sürpriz takımı romanya'ya karşı ilk maçında yenilgi almıştı. bu maçın ardından ikinci maçını ise ev sahibi amerika birleşik devletleri'ne karşı oynayacaktı.
kolombiya milli takımının stoperlerinden biri olan andres escobar, aynı kolombiya'nın en meşhur uyuşturucu baronu ve kaçakçısı olan pablo escobar'ın doğduğu şehirde, medellin'de doğmuştur. bir çok latin amerikalı sporcu gibi, sokaklarda kötü yollarda kendini harcamaktansa futbolu kendine bir çıkış noktası olarak görmüş ve başarılı bir kariyer sürdürüp kolombiya milli takımı'na kadar seçilmiştir.
hayat ve kader işte tam olarak burda karşımıza çıkıyor. yani anlayacağınız, geldiğiniz yerde çamur varsa illa ki üstünüze sıçrıyor, bulaşıyor size de. hem ülkeyi temsil ediyorsun hem de ölüm tehditleri alıyorsun.
andres escobar bu tehditler altında formasını giymiş ve maça çıkmıştır. amerika birleşik devletleri ile oynanan maçın 35. dakikasında ayağıyla yaptığı ters bir müdahale sonucu, bir dönem türkiye'de beşiktaş'ta forma giymiş olan kalecisi oscar cordoba'yı kontrpiyede bırakmış topu kendi ağlarıyla buluşturmuş ve maçı amerika 2-1 kazanmıştır. bu sonuçtan sonra kolombiya favori olarak gösterildiği turnuvada gruptan çıkma şansını matematiksel olarak kaybetmiştir. andres escobar ise ülkesinin karanlık elleri ve karanlık yüzleri tarafından bu başarısızlığın tek müsebbibi olarak gösterilmiş, günah keçisi ilan edilmiştir.

turnuvadan sonra kendisine yapılan bir çok uyarıya rağmen kendi doğduğu şehire giden andres escobar bir bardan çıkarken silahlı saldırıya uğramış ve henüz 27 yaşında hayatını kaybetmiştir.
bu ölümün arkasında büyük uyuşturucu çetelerinin olduğu iddia edilmiştir çünkü o turnuvada uyuşturucu çeteleri büyük miktarlarda bahis oynamıştır. cenazesıne yüz binlerce kişi katılmış olsa da ölümü değiştirmeyecek ve escobar bir daha hayata dönemeyecekti.
2001 senesinde copa amerika'yı kazanan kolombiya milli takımı, kupayı andres escobar'a atfetmiştir ancak yitip giden bir can bir daha geri dönmüyor. 1 sene sonra yani 2002'de ise ülkesinde heykeli dikilmiştir. 2005 senesinde ise andres escobar'ın katili castro munoz iyi halde serbest bırakılmıştır.
bu ölümle ilgili yapılan film-belgesel ise two escobars isimli 2010'da gösterime giren yapımdır.
devamını gör...
sözlük radyo’nun ilk canlı yayını
heyecanla bekledigim yayındır.
devamını gör...
spontane radyo yayını
daha küçüğüm, anam bana "yakışıklı oğlum" diyor, inanıyorum, sonra büyüyorum, hala acıyor o yalanın izi kfkkflf.. böhü.......
devamını gör...
kadın yazarların saç boyası tercihleri
ben doğal olmasından yanayım bir erkek olarak karşımdaki kadın doğal olsun isterim. ama illa ki boya yapacağım diyorsa koyu kestane tercihimdir.
devamını gör...
cahil insanların ortak özellikleri
"bilmiyorum" demeyi bilmemeleridir.
bilmiyorum demek herkes için kolay bir söylem değildir. çünkü "bilmeme" eylemi, "öğrenme" eylemine geçiştir. eğer bilmediğini kabul ederse öğrenme ihtiyacı hasıl olur.
hz ali der ki; "bilmiyorum demeyi unutan helak olur. "
bilmiyorum demek herkes için kolay bir söylem değildir. çünkü "bilmeme" eylemi, "öğrenme" eylemine geçiştir. eğer bilmediğini kabul ederse öğrenme ihtiyacı hasıl olur.
hz ali der ki; "bilmiyorum demeyi unutan helak olur. "
devamını gör...
siyah bez örtülü küp şeklinde binaya tapmak
maddeye değil mânâya bakılsa "siyah bez örtülü küp şeklinde binaya tapmak" minvalinde bir başlık açılmaz(dı).
simge v sembol...
okültizmin, ezoterizmin inisiyasyonla aktarımı ve mabetler yoluyla toplulukların konstantrasyonu...
mabetten mabuda bir kutlu yol...
baktığın siyah bez örtülü alelade bir küp; gördüğün -avam ateizmi dolayısıyla- siyah bez örtülü alelade bir küp.
ol tûl*lar bakar alelade bir örtülü küp,
ol kullar görür fevkalâde bir sırra im küp.
simge v sembol...
okültizmin, ezoterizmin inisiyasyonla aktarımı ve mabetler yoluyla toplulukların konstantrasyonu...
mabetten mabuda bir kutlu yol...
baktığın siyah bez örtülü alelade bir küp; gördüğün -avam ateizmi dolayısıyla- siyah bez örtülü alelade bir küp.
ol tûl*lar bakar alelade bir örtülü küp,
ol kullar görür fevkalâde bir sırra im küp.
devamını gör...

