yoldaş bakkal rozet önerileri
ziya rozeti sırf benim için açıldı kimse inkar edemez.
devamını gör...
belirsizlik
belirsizlik insanı deli eder. ne evettir ne hayır ne tamdır ne yarım. kısacası zamanla insanı delirten bir şeydir.
devamını gör...
edward witten
dünyaca ünlü teorik fizikçi. ''superstring theory*''nin üstadlarından... . çok genç yaşta profesör olmuştur. sürekli fields ödülü alır durur zaten. çağın en iyi fizikçisi dense hata olmaz.'' naif ironik bilim adamları''*içinde bir numara olduğuna şüphe yoktur. ancak kendisinin bir fizikçi değil, bir matematikçi olduğu da sıkça söylenir*. buna karşın, bilimin karşısında duran postmodern düşünceye karşı sert bir tavrı vardır. bilim felsefecilerinin ciddiye alınacak bi tarafı yoktur ona göre.
70'li yıllarda elektrozayıf kuvvet ve kuantum kromdinamiği üzerine makaleleriyle adından söz ettirmeye başlamış. süpersicim'den o yıllarda haberdar olmuş ve üzerine çalışmaya başlamış. ilk başta çok zorluk çektiğini ropörtajlarında anlatır. hatta süpersicim teorisinin içinde yerçekiminin varolması gerektiğini anladığında, hayatının en büyük entelektüel zevkini tattığını anlatır. zaten bu konuda (son bi kaç senede değişmediyse)fizik camiasında makalelerine en çok atıf alan kişiydi.
ona fields kazandıran şey ise, çok boyutlu ''nod''ların arasındaki simetriyi gösteren bir tekniktir. kuantum alan teorisi ve topolojiden yararlanarak geliştirmiş bunu. çoklu boyut gerektiren sicim teorilerini 4 boyutlu uzayda düzenleyebilecek bi tekniktir bu. hayalleri aşan bi matematiksel keşiftir.
ayrıca süpersicim'e sık getirilen eleştirilerden biri olan ''empirik olarak teste tabi tutulamama'' meselesi hakkında da şöyle der: ''yerçekiminin süpersicim'in bi sonucu olması, en önemli teorik kavrayıştır''.
70'li yıllarda elektrozayıf kuvvet ve kuantum kromdinamiği üzerine makaleleriyle adından söz ettirmeye başlamış. süpersicim'den o yıllarda haberdar olmuş ve üzerine çalışmaya başlamış. ilk başta çok zorluk çektiğini ropörtajlarında anlatır. hatta süpersicim teorisinin içinde yerçekiminin varolması gerektiğini anladığında, hayatının en büyük entelektüel zevkini tattığını anlatır. zaten bu konuda (son bi kaç senede değişmediyse)fizik camiasında makalelerine en çok atıf alan kişiydi.
ona fields kazandıran şey ise, çok boyutlu ''nod''ların arasındaki simetriyi gösteren bir tekniktir. kuantum alan teorisi ve topolojiden yararlanarak geliştirmiş bunu. çoklu boyut gerektiren sicim teorilerini 4 boyutlu uzayda düzenleyebilecek bi tekniktir bu. hayalleri aşan bi matematiksel keşiftir.
ayrıca süpersicim'e sık getirilen eleştirilerden biri olan ''empirik olarak teste tabi tutulamama'' meselesi hakkında da şöyle der: ''yerçekiminin süpersicim'in bi sonucu olması, en önemli teorik kavrayıştır''.
devamını gör...
bir şehir bir kütüphane
sizleri bir dönem çok sık gittiğim bir yere götüreyim. ben konuyu biraz farklı anlatayım çünkü konu bir kütüphaneden fazlasıdır. az bilgili bol görselli bir yazı olsun istedim. hadi başlayalım.
avusturya ulusal kütüphanesi viyana’nın merkezinde yeşillikler içerisinde müthiş bir tarihi yapıdır. hemen karşısında ulusal parlamento vardır. ama ne meclis yanında ne karşısında, gerisinde ötesinde tek bir polis veya güvenlik göremezsiniz. meclis halka açıktır. markete girer gibi girin, oturumları izleyin. ama halkın ilgisi meclise değil, ülke genelinde kütüphaneleredir.
biz konuya dönelim. bir görsel koyalım ve anlatalım. nedir farklı konular?

bu tarihi binanın yapımı 1360’lardır. sizlere içeriyide göstereceğim ama dışarıda önemli bir nokta var orayı açalım. hani şu bizim ünlü “balkon konuşması” vardır ya. ha işte bu kütüphanenin giriş kapısı üzerinde bir balkon veya teras denilecek bir alan var. fotoğrafta görülüyor. bakalım kim burada halka “balkon konuşması” yapmış?

adolf hitler bir avusturyalıdır. 1938 yılında viyana’ya gelir. bu alanda onu bekleyen onbinlerce insana seslenmek için o balkona çıkar ve şöyle der “ nasyonel sosyalist partisi adına ve almanya’nın führer’i olarak sizlere, avusturyayı ilhak ettiğimizi büyük bir mutlulukla duyuruyorum.” herif kendi ülkesini işgal ettiğini bu kütüphane balkonundan duyurdu. bu işgala karşı avrupa sessiz kaldı ve kısa bir süre sonra ikinci dünya savaşı başladı. bu meydana ne zaman geldiysem, hep o balkona bakmışımdır. balkon konuşması deyip geçmemek lazım.
içeri girelim mi?
bırakın kitapları şimdi. siz atmosfere bakın. barok mimari yapısıyla bana göre eşsiz bir yapıdır. açalım kapıyı girelim içeri.


kütüphanenin kitap sayısına resmi web sayfasından baktım. çünkü sayı durmadan artıyor. 7.5 milyon kitap varmış. ancak kitaplardan daha önemli kolleksiyonlar vardır. prens eugen’nin 15 bin kitaplık bir kolleksiyonu vardır ki, her biri bir tarihi eserdir. kim bu çoko prens demeyin. ikinci viyana kuşatmasında, osmanlıyı perişan eden genaraldir. o kadar büyük bir başarı sağlar ki osmanlıya karşı, kral bir şato hediye eder. bugün müze olarak gezilen saray ; belvedere sarayıdır. prens eugen’nin hayatı çok ilginçtir başlı başına bir yazı ister. yazarım herhalde, galiba, zannumca.

kütüphanenin müzik kolleksiyonlarında, ünlü bestekarların orjinal el yazması nota dökümleri vardır. yine kütüphanede sigmund freud, stefan zweig, franz kafka, hermann hesse, gustav klimt, ludwig wittgenstein gibi ünlülerin not defterleri, günlükleri gibi eserler kütüphanenin müze kısmında sergilenir.
kütüphane içerisinde belli akşamlar müzik dinletisi de yapılır. içeriyi gezenler piano ve keman sesleri içerisinde bu büyülü atmosferi tıka basa, doya doya, yumuş yumuş, nerdeyim ulen ben diye diye...

benimle evlenir misin?
sanırım dünyada başka bir kütüphane yoktur ki, içinde düğün yapılsın. olur mu ulen öyle şey demeyin. oluyor. kütüphane içerisinde bir salon çok amaçlı olarak kullanılıyor. burada bir düğün yapmak veya bir toplantı yemeği, kutlama yapmak mümkün. sadece biraz tuzlu, biberli, isotlu. ama böyle bir yapı içerisinde “ankara oyun havaları” ile kolları iki yana açmak değişik bir deneyim olabilir. kütüphane ve müze saat 18:00 e kadar açıktır. düğün ve takı olayı ise saat 20:00’den itibaren başlar.

efendim olurda yolunuz viyana’ya düşerse, bu kütüphaneyi görün. dedim ya olay bir kütüphaneden fazlasıdır.

avusturya ulusal kütüphanesi viyana’nın merkezinde yeşillikler içerisinde müthiş bir tarihi yapıdır. hemen karşısında ulusal parlamento vardır. ama ne meclis yanında ne karşısında, gerisinde ötesinde tek bir polis veya güvenlik göremezsiniz. meclis halka açıktır. markete girer gibi girin, oturumları izleyin. ama halkın ilgisi meclise değil, ülke genelinde kütüphaneleredir.
biz konuya dönelim. bir görsel koyalım ve anlatalım. nedir farklı konular?

bu tarihi binanın yapımı 1360’lardır. sizlere içeriyide göstereceğim ama dışarıda önemli bir nokta var orayı açalım. hani şu bizim ünlü “balkon konuşması” vardır ya. ha işte bu kütüphanenin giriş kapısı üzerinde bir balkon veya teras denilecek bir alan var. fotoğrafta görülüyor. bakalım kim burada halka “balkon konuşması” yapmış?

adolf hitler bir avusturyalıdır. 1938 yılında viyana’ya gelir. bu alanda onu bekleyen onbinlerce insana seslenmek için o balkona çıkar ve şöyle der “ nasyonel sosyalist partisi adına ve almanya’nın führer’i olarak sizlere, avusturyayı ilhak ettiğimizi büyük bir mutlulukla duyuruyorum.” herif kendi ülkesini işgal ettiğini bu kütüphane balkonundan duyurdu. bu işgala karşı avrupa sessiz kaldı ve kısa bir süre sonra ikinci dünya savaşı başladı. bu meydana ne zaman geldiysem, hep o balkona bakmışımdır. balkon konuşması deyip geçmemek lazım.
içeri girelim mi?
bırakın kitapları şimdi. siz atmosfere bakın. barok mimari yapısıyla bana göre eşsiz bir yapıdır. açalım kapıyı girelim içeri.


kütüphanenin kitap sayısına resmi web sayfasından baktım. çünkü sayı durmadan artıyor. 7.5 milyon kitap varmış. ancak kitaplardan daha önemli kolleksiyonlar vardır. prens eugen’nin 15 bin kitaplık bir kolleksiyonu vardır ki, her biri bir tarihi eserdir. kim bu çoko prens demeyin. ikinci viyana kuşatmasında, osmanlıyı perişan eden genaraldir. o kadar büyük bir başarı sağlar ki osmanlıya karşı, kral bir şato hediye eder. bugün müze olarak gezilen saray ; belvedere sarayıdır. prens eugen’nin hayatı çok ilginçtir başlı başına bir yazı ister. yazarım herhalde, galiba, zannumca.

kütüphanenin müzik kolleksiyonlarında, ünlü bestekarların orjinal el yazması nota dökümleri vardır. yine kütüphanede sigmund freud, stefan zweig, franz kafka, hermann hesse, gustav klimt, ludwig wittgenstein gibi ünlülerin not defterleri, günlükleri gibi eserler kütüphanenin müze kısmında sergilenir.
kütüphane içerisinde belli akşamlar müzik dinletisi de yapılır. içeriyi gezenler piano ve keman sesleri içerisinde bu büyülü atmosferi tıka basa, doya doya, yumuş yumuş, nerdeyim ulen ben diye diye...

benimle evlenir misin?
sanırım dünyada başka bir kütüphane yoktur ki, içinde düğün yapılsın. olur mu ulen öyle şey demeyin. oluyor. kütüphane içerisinde bir salon çok amaçlı olarak kullanılıyor. burada bir düğün yapmak veya bir toplantı yemeği, kutlama yapmak mümkün. sadece biraz tuzlu, biberli, isotlu. ama böyle bir yapı içerisinde “ankara oyun havaları” ile kolları iki yana açmak değişik bir deneyim olabilir. kütüphane ve müze saat 18:00 e kadar açıktır. düğün ve takı olayı ise saat 20:00’den itibaren başlar.

efendim olurda yolunuz viyana’ya düşerse, bu kütüphaneyi görün. dedim ya olay bir kütüphaneden fazlasıdır.

devamını gör...
her hastalığa sarımsak önerenler terör örgütü
her sabah çiğ şekilde yutulan sarımsağın antibiyotik görevi göreceğini, saç dökülmelerine ve saç kıran hastalığı dönemlerinde saça sürülüp iyi geleceğine, kaşlarınız çıkmıyorsa sürülünce kaş çıkardığı rivayet edilmektedir. vardır bir bildikleri muhtemelen.
devamını gör...
13 mayıs 2021 normal sözlük bayramlaşması
en kötü gunumuz bayram coşkusu tadında olsun.. iyi bayramlar..
devamını gör...
çaylak entry'lerini gizlemek
kazıklı maria başlığı faciasından sonra yaptığım eylem. akış nefes aldı.
devamını gör...
doğruları yazan yazarların az takipçili olmasının nedeni
hesabı açalı 3 hafta oldu kimseyi tanımam etmem bildiğim bütün gerçekleri çarpıtmadan yazıyorum. benim gibi uzun entryler yazan çoğu yazarın hiç takipçisi yok niye böyle bir türlü anlamadım. yoldaşlar kusura bakmayın ama tam anlamıyla severler böyle işi yani.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
efsanelerden.
devamını gör...
cumhurbaşkanı erdoğan'ın halktan helallik istemesi
silivri soğuk, içimden cevap veriyorum.
devamını gör...
bırakın gelsin gel hele gel gel
takvim yaprakları 6 ocak 2012’yi gösteriyordu. bdp istanbul milletvekili sırrı süreyya önder, tbmm genel kurulunda kürsüde konuşmasını yaptığı sırada akp adıyaman milletvekili mehmet metiner ile bireysel bir tartışmaya girer. tartışmanın bir bölümünde sırrı süreyya önder’in ağzından türkiye siyaset tarihine geçen o sözler dökülür: "öne oturmayı yasak etmişlerdi orada da rahat durmadın. kombine biletini iptal mi ettiler? haddini bil, haddini bil, terbiyesiz diyemezsin sen, terbiyeyi senden mi öğr... bırakın gelsin, bırakın gelsin, gel hele gel, gel hele"
devamını gör...
her düşünceye saygı duyulur mu sorunsalı
her düşünceye saygı duyulmaz. şöyle veya böyle düşünceler belirli çerçeveler içinde olmak zorundadırlar. eğer olmazsa bu sınırsızlık getirir ve iş kötü noktalara gidebilir.
devamını gör...
zerdüştlük
iyiliğin ve kötülüğün ve her türlü zıtlaşma halinin dünyadaki yaşamın sebebi olduğuna inanılan.
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
ben : bayram bitti, doğum günü bitti.anneanneden para almak yok. verirse teşekkür edip iade edeceksiniz.
oğlum: ama almayınca üzülüyor.
ben: olsun, kötü alisacaksiniz böyle. hem paraya ihtiyacınız yok ki,ne isterseniz alıyoruz.o da biraz üzülür ama sonra alışır.
oğlum: yaşlı hasta kör bir kadını üzerek günaha girmemizi mi istiyorsun ? bu yaştan sonra alışamaz yeni şeylere.
oğlum: ama almayınca üzülüyor.
ben: olsun, kötü alisacaksiniz böyle. hem paraya ihtiyacınız yok ki,ne isterseniz alıyoruz.o da biraz üzülür ama sonra alışır.
oğlum: yaşlı hasta kör bir kadını üzerek günaha girmemizi mi istiyorsun ? bu yaştan sonra alışamaz yeni şeylere.
devamını gör...
fransızcadan türkçeye geçmiş kelimeler
"abajur" kelimesi de onlardan biridir.
fransızca "abat" (kısar) ve "jour" (ışık, gün) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur.
fransızca "abat" (kısar) ve "jour" (ışık, gün) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur.
devamını gör...
kapalı havalarda sinirli olmak
içinde bulunmadığım gruptur. aksine kapalı, yağmurlu, soğuk havaları daha çok severim. dışarıda da olsam, evde de hiç fark etmez. güneşli hava insanın içini daha çok açıyor olabilir ama kapalı havalarda daha mutlu oluyorum ben. daha rahat, daha keyifli hissediyorum. soğuğu hissetmek üstümdekilere, battaniyeye sarılmak, yağmurun sesini dinlemek, tertemiz havayı içine çekmek, grimsi gökyüzünü izlemek benim hep hoşuma gitmiştir.
devamını gör...
bir kadına çok yalvarmak
yalvartan kişi kadın da erkek de olsa aralarında bir duygu söz konusu ise hiç mi hiç gereği yoktur.
bazı şeyler nettir. sizi seven sizinledir, sevmeyeni de hayatınıza almanızın bir manası yoktur.
kimse vazgeçilmez değildir, çıkartın o kişiyi hayatınızdan ohh rahatlayın.
bazı şeyler nettir. sizi seven sizinledir, sevmeyeni de hayatınıza almanızın bir manası yoktur.
kimse vazgeçilmez değildir, çıkartın o kişiyi hayatınızdan ohh rahatlayın.
devamını gör...
zamanın rengi
insandan insana değişken olandır. bazıları için bembeyaz iken bazılarına pembedir, siyah olanlar ise şansız kesimdir.
devamını gör...
silahtar
osmanlı devleti’nde padişah, vezir gibi devlet büyüklerinin silâhlarının bakımıyla görevli kimse.
bu makam, ilk olarak yıldırım bayezit. zamanında oluşturuldu. silâhtarlar, enderun’a alınan gençler arasında zamanla yetişerek bu mevkiye yükselirlerdi. görevlerinin başında padişahın silâhını taşımak, öteki silâhlarıyla birlikte diğer kıymetli mücevher ve eşyalarını korumak; padişahın gezintilerine katılmak gelirdi. aralarından vezir-i azamlık makamına yükselenler olmuştur. en büyük örneği 4.murad han zamanında ki "silahtar mustafa paşa"'dır.
bu makam, ilk olarak yıldırım bayezit. zamanında oluşturuldu. silâhtarlar, enderun’a alınan gençler arasında zamanla yetişerek bu mevkiye yükselirlerdi. görevlerinin başında padişahın silâhını taşımak, öteki silâhlarıyla birlikte diğer kıymetli mücevher ve eşyalarını korumak; padişahın gezintilerine katılmak gelirdi. aralarından vezir-i azamlık makamına yükselenler olmuştur. en büyük örneği 4.murad han zamanında ki "silahtar mustafa paşa"'dır.
devamını gör...
