hayatınızın mottosu olan sözler
umut belki de gelecek sayfadadır. kapatma kitabı.
devamını gör...
türkiye'deki 196 rektörden 68'inin uluslararası makalesinin olmaması
türkiye’deki yükseköğretim sisteminin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla kurulan üniversite araştırmaları laboratuvarı'nın (üniar) kurucularından prof. dr. engin karadağ, türkiye’deki görev yaşan 196 rektörün akademik profilini çıkaran bir çalışma yaptı. çalışma kapsamında rektörlerin bugüne kadar yaptığı tüm bilimsel çalışmalar inceledi.
atıf ve yayın verilerini derleyen “web of sience” sisteminden elde edilen verilere göre,
- uluslararası makalesi bulunmayan toplam rektör sayısı 68.
-toplam 55 rektörün uluslararası yayını bulunmuyor.
- hiç bir yerde atıf yapılmayan rektör sayısı 71. buradan
üniversitelerimizin en tepesinde oturtulan kişiler bunlar.
bu kafadaki yönetimden nasıl bir ilim , nasıl bir bilim çıkar tahmin etmek güç değil, ayrıca çıkmadığı da ortada.
atıf ve yayın verilerini derleyen “web of sience” sisteminden elde edilen verilere göre,
- uluslararası makalesi bulunmayan toplam rektör sayısı 68.
-toplam 55 rektörün uluslararası yayını bulunmuyor.
- hiç bir yerde atıf yapılmayan rektör sayısı 71. buradan
üniversitelerimizin en tepesinde oturtulan kişiler bunlar.
bu kafadaki yönetimden nasıl bir ilim , nasıl bir bilim çıkar tahmin etmek güç değil, ayrıca çıkmadığı da ortada.
devamını gör...
kendimize hatırlatmamız gereken şahane düşüncelerimiz
'bu kısacık dünyada onurun, gururundan hiçbir şekilde taviz verme, kimseye kulluk etme.'
devamını gör...
gençlik nereye gidiyor sorunsalı
gençlik meteliksiz %40'ı işsiz, daha küçükleri de karantinada...
toplu taşıma da yasak, nereye gidebilir?
toplu taşıma da yasak, nereye gidebilir?
devamını gör...
tam kapanma günlükleri
7. gün
ben sabah insanıyım. öyle geç ayılan, afyonu sonradan patlayan insanlardan değilim. sabahları çok dinç oluyorum. kafam gün içerisinde bir daha hiç sabah çalıştığı kadar iyi çalışmıyor. iş hayatımda da en zor işleri, en karmaşık, en sıkıntılı sorunları hep öğleden önce ele alırım. en çok sabahları çalışırım. beni çocuk gibi heyecanlandırdığı için sabahın köründe uyandıran ve gün içerisindeki diğer seanslara kıyasla en çok parçayı yerleştirdiğim puzzle balkonumda olmasa açık havayla hiç temas etmemiş olacaktım bu 7 gün boyunca. 7 gündür evdeyim, market dahil hiç dışarı çıkmadım gibi basit bir cümle kurmak yerine 77 kelimelik 7 cümle kurmuşum, bu da bana dert olsun. ne çok 7 var yahu...! üç nokta, ünlem. dikkat isterim.
10 gün daha var. bir bu kadar, üstüne bir de üstüne 72 saat. düşündükçe delirecek gibi oluyorum. bir noktada elime poşet alıp muhakkak ki çıkacağım dışarı o belli bir şey de bu kısıtlanma haline, bu yasaklara, bu beceriksizliğin bedelini saçma sapan uygulamalarla bizim ödüyor oluşumuza sinirlenmekten kendimi alıkoyamıyorum. ömrümüzden 1 sene 2 ay çalındı daha şimdiden. daha ne kadar ödememiz gerekiyor? bu topraklarda doğmanın diyeti, ederi ne kadar? gitmek istiyorum. gitmek için bir şeyler yapıyor musun diye sor, yapmıyorum! oturduğum yerde sövüyorum çocuk gibi. saçmalığın dik alası.
her şey o kadar da boktan değil tabi. dün ilk radyo yayınımı yaptım mesela burada. bir garip heyecan, bir akıl tutulması hali. sesim falan titredi. noktalama işaretleriyle dans eden ergen miko büyümüş ve düzey, düzlem, evrilmek kelimeleriyle dans etmeye başlamış onu fark ettim. bir insan aynı kelimeleri hemen her cümlesinde kullanır mı yahu? olabiliyormuş demek. yasakladım bu kelimeleri bir süreliğine kendime. biraz çıkarmam lazım günlük dilimden. sonra bir yerde dönerim nasıl olsa.
annemi özledim. tabi anneler gününün yaklaşıyor olmasının da hüznü çöktü galiba biraz. babamı kaybettiğimizden beri kadın bir orada, bir burada. bana gelmedi, ilginç. yani aslında değil de, ilginç diyerek hafifletiyorum sebeplerini. ne yapayım?
dün karmakarışık rüyalar gördüm. hatta bir yerde, artık nevermore mahlasını kullanan yazarımız cjuufs'un bir ülke adı olduğunu falan gördüm rüyamda. ne demek ki cjuufs diye googlelamış, bir şey bulamamış, çok şahsi bir şey olabileceğini, sorulan bir soruyu yanıtsız bırakma yükünü karşı tarafa yüklemek istemediğimi düşünüp sormaktan vazgeçmiştim öncesinde. ama bugün mesajını yanıtlarken artık değiştirdiğine göre pek de öyle düşündüğüm gibi bir anlamı olmayacağını tahmin ederek sordum. merak edeniniz varsa siz de sorun. pek bir tatlıymış anlamı. zaten buraya kadar pek az kişi okumuştur nevermore'cum. meraklanma patlamaz mesaj kutun.*
m1: yahu bir kağıt kalem alsan ya eline kadın. neden gerçekten günlük gibi kullanıyorsun bu başlığı? deli misin?
m2: soruyor musun?
m3: gerçekten soruyor.
ben sabah insanıyım. öyle geç ayılan, afyonu sonradan patlayan insanlardan değilim. sabahları çok dinç oluyorum. kafam gün içerisinde bir daha hiç sabah çalıştığı kadar iyi çalışmıyor. iş hayatımda da en zor işleri, en karmaşık, en sıkıntılı sorunları hep öğleden önce ele alırım. en çok sabahları çalışırım. beni çocuk gibi heyecanlandırdığı için sabahın köründe uyandıran ve gün içerisindeki diğer seanslara kıyasla en çok parçayı yerleştirdiğim puzzle balkonumda olmasa açık havayla hiç temas etmemiş olacaktım bu 7 gün boyunca. 7 gündür evdeyim, market dahil hiç dışarı çıkmadım gibi basit bir cümle kurmak yerine 77 kelimelik 7 cümle kurmuşum, bu da bana dert olsun. ne çok 7 var yahu...! üç nokta, ünlem. dikkat isterim.
10 gün daha var. bir bu kadar, üstüne bir de üstüne 72 saat. düşündükçe delirecek gibi oluyorum. bir noktada elime poşet alıp muhakkak ki çıkacağım dışarı o belli bir şey de bu kısıtlanma haline, bu yasaklara, bu beceriksizliğin bedelini saçma sapan uygulamalarla bizim ödüyor oluşumuza sinirlenmekten kendimi alıkoyamıyorum. ömrümüzden 1 sene 2 ay çalındı daha şimdiden. daha ne kadar ödememiz gerekiyor? bu topraklarda doğmanın diyeti, ederi ne kadar? gitmek istiyorum. gitmek için bir şeyler yapıyor musun diye sor, yapmıyorum! oturduğum yerde sövüyorum çocuk gibi. saçmalığın dik alası.
her şey o kadar da boktan değil tabi. dün ilk radyo yayınımı yaptım mesela burada. bir garip heyecan, bir akıl tutulması hali. sesim falan titredi. noktalama işaretleriyle dans eden ergen miko büyümüş ve düzey, düzlem, evrilmek kelimeleriyle dans etmeye başlamış onu fark ettim. bir insan aynı kelimeleri hemen her cümlesinde kullanır mı yahu? olabiliyormuş demek. yasakladım bu kelimeleri bir süreliğine kendime. biraz çıkarmam lazım günlük dilimden. sonra bir yerde dönerim nasıl olsa.
annemi özledim. tabi anneler gününün yaklaşıyor olmasının da hüznü çöktü galiba biraz. babamı kaybettiğimizden beri kadın bir orada, bir burada. bana gelmedi, ilginç. yani aslında değil de, ilginç diyerek hafifletiyorum sebeplerini. ne yapayım?
dün karmakarışık rüyalar gördüm. hatta bir yerde, artık nevermore mahlasını kullanan yazarımız cjuufs'un bir ülke adı olduğunu falan gördüm rüyamda. ne demek ki cjuufs diye googlelamış, bir şey bulamamış, çok şahsi bir şey olabileceğini, sorulan bir soruyu yanıtsız bırakma yükünü karşı tarafa yüklemek istemediğimi düşünüp sormaktan vazgeçmiştim öncesinde. ama bugün mesajını yanıtlarken artık değiştirdiğine göre pek de öyle düşündüğüm gibi bir anlamı olmayacağını tahmin ederek sordum. merak edeniniz varsa siz de sorun. pek bir tatlıymış anlamı. zaten buraya kadar pek az kişi okumuştur nevermore'cum. meraklanma patlamaz mesaj kutun.*
m1: yahu bir kağıt kalem alsan ya eline kadın. neden gerçekten günlük gibi kullanıyorsun bu başlığı? deli misin?
m2: soruyor musun?
m3: gerçekten soruyor.
devamını gör...
cahit zarifoğlu
"en uzun yoldur insanın içi "
cahit zarifoğlu
cahit zarifoğlu
devamını gör...
ödünç verilen kitabın bir türlü geri gelmemesi
ödünç vermediğim için yaşamadığım sıkıntı.değerini bilen biriyse hediye ederim.
devamını gör...
okuldaki en ezik kişi olmak
ilkokul, ortaokul, lise ve kısmen üniversite hayatım boyunca bulunduğum durumdur. bazen acı verir, bazen diğerlerinden farklıymışsın gibi hissettirir.
devamını gör...
mario balotelli
tam adı mario baruwah balotelli olan italyan futbolcudur. genellikle saha dışı olayları ile meşhur olan bir kişiliktir. sebebi ise geçirdiği zor çocukluk ve buna bağlı olarak yaşadığı kimlik bunalımları (italya'da maruz kaldığı ırkçılık sorunları bunun bir parçasıdır.) olabilir. evsizlere para dağıtması gibi eylemleri aynı zamanda duyarlı bir kişiliğe sahip olduğunu da göstemektedir. kendisi ile alakalı şöyle bir kare mevcuttur:

bazı insanları anlatmak için kelimeler yetmez, mario balotelli vukuatları ile bunu başaran insanlardan birisidir.
ek not: burada vukuatlarından birisini paylaşmak istiyorum. bu aslında çok bilinen bir hikayedir. mourinho'nun inter'deki bir döneminde balotelli harici bütün santraforları sakatlanmıştı ve o dönem esnasındaki bir maçta devre arasında balotelli'ye bu durumu 14 dakika izah etmeye çalışır. ilk devreden sarı kart gören balotelli'yi kart görmemesi konusunda uyarır. o kadar uyarılara rağmen balotelli ikinci devrenin başlamasından 3 dakika sonra ikinci sarı karttan dolayı kırmızı kart görüp oyundan atılır. tabii ki manchester city'de iken abd'de bir hazırlık maçında yapmış olduğu o lakayt hareketi de unutmamak gerekir.

bazı insanları anlatmak için kelimeler yetmez, mario balotelli vukuatları ile bunu başaran insanlardan birisidir.
ek not: burada vukuatlarından birisini paylaşmak istiyorum. bu aslında çok bilinen bir hikayedir. mourinho'nun inter'deki bir döneminde balotelli harici bütün santraforları sakatlanmıştı ve o dönem esnasındaki bir maçta devre arasında balotelli'ye bu durumu 14 dakika izah etmeye çalışır. ilk devreden sarı kart gören balotelli'yi kart görmemesi konusunda uyarır. o kadar uyarılara rağmen balotelli ikinci devrenin başlamasından 3 dakika sonra ikinci sarı karttan dolayı kırmızı kart görüp oyundan atılır. tabii ki manchester city'de iken abd'de bir hazırlık maçında yapmış olduğu o lakayt hareketi de unutmamak gerekir.
devamını gör...
avokado
yiyene kadar, havalı olan adı yüzünden, bir şey sandığım, en az ejder meyvesi kadar lezzetsiz, uzak diyarların meyvesi.
kurban olayım elmamıza, portakalalımıza.
kurban olayım elmamıza, portakalalımıza.
devamını gör...
az kişinin bildiği muhteşem web siteleri
muhtemelen herkesin bildiği rainymood.com/.
arka fonda şıp şıp yağmur sesleri eşliğinde bir de ritmi sakin, hoş müzikler açıldığı zaman tadından yenmez.
arka fonda şıp şıp yağmur sesleri eşliğinde bir de ritmi sakin, hoş müzikler açıldığı zaman tadından yenmez.
devamını gör...
2. nesil
ne zaman geleceklerini merak ettiğim nesil.
devamını gör...
her şey para değil
e peki nedir? diye sorduran cümle. her şey paradır.
devamını gör...
en sevilen barış manço şarkısı
dönence ve bahçede hanımeli şarkılarını çok severim. bahçede hanımeli onun şarkısı değil ama yine de çok güzel okumuş. dönence ise mistik bir havası var. her seferinde mest oluyorum.
devamını gör...
hindistan’da kast sistemi
(bkz: endogami) ile şekillenen bir formdur. varna öğretisine göre insanlar dört kasta ayrılır. brahmanlar, ksatriyalar, vaisyalar ve sudralar. meslekler babadan oğula geçer. ayrıca kastlar arası evlilik yasaktır.
devamını gör...
ayam cemani
ortaya çıkışı bir nevi yeni olan, etiyle kemiğiyle siyah bir tavuk ırkı.

ırk, endonezya'da görülür, oldukça nadirdir. hakkında çok az şey bilinmektedir. renginin siyah olmasının sebebi zamanında asya'da da yayılmış olan bir çeşit gen mutasyonu. ayam endonezya dilinde tavuk demektir, cemani ise tavuğun çıkış yaptığı köyün ismidir. mistik güçleri olduğuna inanılan ırk, yıllardır dini ritüellerde de kullanılmakta. yiyenler de var elbette ama birçok yerde kullanımı uygun görülmüyor. hindistan'daki inek aşkıyla yarışır. yumurtası siyah değildir.
etini yiyenler şanslı sayılıyor ve servete boğulacakları düşünülüyor. değişik. *

ırk, endonezya'da görülür, oldukça nadirdir. hakkında çok az şey bilinmektedir. renginin siyah olmasının sebebi zamanında asya'da da yayılmış olan bir çeşit gen mutasyonu. ayam endonezya dilinde tavuk demektir, cemani ise tavuğun çıkış yaptığı köyün ismidir. mistik güçleri olduğuna inanılan ırk, yıllardır dini ritüellerde de kullanılmakta. yiyenler de var elbette ama birçok yerde kullanımı uygun görülmüyor. hindistan'daki inek aşkıyla yarışır. yumurtası siyah değildir.
etini yiyenler şanslı sayılıyor ve servete boğulacakları düşünülüyor. değişik. *
devamını gör...
en sevilen dizi çifti
b99 jake ve amy.
devamını gör...
günün sözü
sahip çıkamadığınız her değere,başka biri sahip çıktığında; yalayın diye yaratıldı avuç içleri.
küçük iskender
küçük iskender
devamını gör...
cem karaca şarkılarındaki ölümcül cümleler
gök kubbeyi sar sar mazlum feryadım
elbet bir gün güler bize seneler, bize seneler.
elbet bir gün güler bize seneler, bize seneler.
devamını gör...
yazarların evlenmek istememe nedenleri
herkes doğru insanı bekliyor, herkes anlayış ve kabul edilmek istiyor yalnızca. kimse birine doğru insan olmayı önemsemiyor, kimsenin umrunda değil birine iyi gelmek ya da incitmemek. hep iyilik, sevgi, mutluluk beklentisi, en iyi etiketlere sahip olsun iki yüzlülüğü kimse vadetmiyor asla karşısındakine güzel şeyleri. ben böyleyim deyip çekiliyor herkes, ne gönlü var kimsenin değişmeye dönüşmeye ne de daha iyi bir insan olmaya gayreti. bir insanın sevgisine karşı sorumluluk hissedilmiyor, önemsenmiyor bile, kaybetme endişesi taşınmıyor. o yoksa başkası olur nasıl olsa deniliyor sanki bir nesneden bahseder gibi. halbuki o nesenenin sesi soluğu var, canı bile acıyor çoğu zaman...
uzunca bir süredir bir imzadan başka ifadesinin olduğunu düşünmüyorum, yapay tüm evlilikler olabildiğine suni. yol arkadaşlığı değil birçoğu rastgele bir yan yanalık; bir parça yalnız kalmama korkusu bir tutam da sevilmeye olan muhtaçlık işte. kimse evlenmesin artık, kimse kimsenin yarası da olmasın. kapatalım bu mevzuyu.
uzunca bir süredir bir imzadan başka ifadesinin olduğunu düşünmüyorum, yapay tüm evlilikler olabildiğine suni. yol arkadaşlığı değil birçoğu rastgele bir yan yanalık; bir parça yalnız kalmama korkusu bir tutam da sevilmeye olan muhtaçlık işte. kimse evlenmesin artık, kimse kimsenin yarası da olmasın. kapatalım bu mevzuyu.
devamını gör...