dost elinden ölürsem
yunus emre şiiri. dost kelimesi allah yolu manasında kullanılmıştır. dost elinden ölürsem hiç şüphe duymadan, güle güle geri gelem...
“dost elinden ölürsem, hiç gümansız geru gelem
ganimet görem bu demi, can şükrane veri gelem
canın diri tutan kişi, dost katından ırak düşer
feda kılam yüz bin canı, ıraklıktan beru gelem
cercis'leyin ol dost beni, yetmiş gez öldürür ise
bin gez dahi ölür isem, yüz bin gez ileru gelem
yüz bin gez doğam uyagam, dost burcunda cevlan kılam
hem bunda olam, hem anda, bunda anda varı gelem
yavu kılındım ne çare, yürürem dün gün avare
sorulara cevap budur, ben esrügem deyu gelem
bin yıl toprakta yatursam, ben komayam enelhakkı
ne vakit gerek olursa, aşk nefesin uru gelem
inanmayan, gel sinime, dost adını eyit, kıgır
kefen donum pare kılup, toprağımdan duru gelem
bundan böyle n'olasını, değme akil şerh etmeye
yunus eydür aşıklara, dost haberin veri gelem.”
“dost elinden ölürsem, hiç gümansız geru gelem
ganimet görem bu demi, can şükrane veri gelem
canın diri tutan kişi, dost katından ırak düşer
feda kılam yüz bin canı, ıraklıktan beru gelem
cercis'leyin ol dost beni, yetmiş gez öldürür ise
bin gez dahi ölür isem, yüz bin gez ileru gelem
yüz bin gez doğam uyagam, dost burcunda cevlan kılam
hem bunda olam, hem anda, bunda anda varı gelem
yavu kılındım ne çare, yürürem dün gün avare
sorulara cevap budur, ben esrügem deyu gelem
bin yıl toprakta yatursam, ben komayam enelhakkı
ne vakit gerek olursa, aşk nefesin uru gelem
inanmayan, gel sinime, dost adını eyit, kıgır
kefen donum pare kılup, toprağımdan duru gelem
bundan böyle n'olasını, değme akil şerh etmeye
yunus eydür aşıklara, dost haberin veri gelem.”
devamını gör...
evladını kuran kursuna göndermeyen insan
gerçek bir müslüman çocuğuna islamı kendisi öğretir, tc'nin memurlarına, tarikatçı cemaatlere göndermez. aile çocuğu eğitir ve çocuk büyüyünce ister müslüman olur ister olmaz, o artık onun sorunu.
devamını gör...
poşet ister misiniz
ver canım şurdan üç tane deyip
cevapladığım, parasıylan değil mi edasına kapıldığım, son güncel egom.
cevapladığım, parasıylan değil mi edasına kapıldığım, son güncel egom.
devamını gör...
abdullah cömert
antakya'da gerçekleşen gezi eyleminde başına isabet eden gaz fişeği ile yitirdiğimiz gezi şehidimiz.
katili, polis ahmet kuş iyi hal indirimi alarak 3 yıl sonra(!) 13 yıl hapis cezasına mahkum edildi. abdullah'ın annesi oğlunu hala camda bekliyor.
katili, polis ahmet kuş iyi hal indirimi alarak 3 yıl sonra(!) 13 yıl hapis cezasına mahkum edildi. abdullah'ın annesi oğlunu hala camda bekliyor.
devamını gör...
karma puanı yükseltme
keşiş bulmanız lazım, budizm dinine mensup olmanız lazım ayrıca.
devamını gör...
ahmed arif'in dizeleri
"bitmemiş bir şiirimde, kesip attığın tırnağa kurban olurum diyorum.
bilmem bir fikir verir mi bu sana?
seninim .
yoksa, hiçbir şey olmak istemiyorum.
ve sen, itmez, terslemezsen bu bana yeter.
kaç bin kere söyleyeyim,
öyle yaşatan, öyle sevdirensin ki!
seni tanımak milyarlarca yıl yaşamaktan daha dolu."
bilmem bir fikir verir mi bu sana?
seninim .
yoksa, hiçbir şey olmak istemiyorum.
ve sen, itmez, terslemezsen bu bana yeter.
kaç bin kere söyleyeyim,
öyle yaşatan, öyle sevdirensin ki!
seni tanımak milyarlarca yıl yaşamaktan daha dolu."
devamını gör...
sevgilisini döverken kayda aldıran çocuk
kocaeli’nin izmit ilçesinde 18 yaşından küçük bir şahıs, aynı yaştaki sevgisini darp ederek kamera ile kayda aldı. sosyal medyada yayılan görüntüler sonrasında şahıs gözaltına alındı.
sosyal medyada yayınlanan görüntülerde ise e.ü., 18 yaşından küçük olduğu öğrenilen sevgilisini önce tokatlıyor, itip düşürdüğü bankta ise saçından tutarak darp etmeyi sürdürüyor. darp anlarında ise genç kızın ağladığı görülüyor.
bu gidiş nereye? diye sormadan edemiyor insan. nedir bu? amaç ne? neler oluyor bu millete? anlam vermek iyice zorlaştı.
youtube videosu:
kaynak: www.sozcu.com.tr/2021/gunde...
devamını gör...
şaka ise komik değilse daha da komik olan şeyler
arka sokakların hala bitmemesi.
devamını gör...
boston
abd'nin massachusetts eyaletinin başkenti ve en büyük şehridir. mit ve harvard'ın da yer aldığı amerika'nın atina'sı diye anılan şehirdir.
devamını gör...
benim karşımda sigara yakma
ilginç bir video. mana toplayarak büyü salıyormuş gibi görünüyor dayı. ben olsam kahkaha atardım.
devamını gör...
bilinen en şaşırtıcı tarihi bilgi
bir zamanlar pepsi isimli meşrubat markasının en güçlü donanmalardan birine sahip olması bendeki en ilginç tarihi bilgidir.
--- alıntı ---
pepsi nasıl zamanının en büyük 6. donanmasına sahip oldu?
soğuk savaş yıllarında, abd başkanı eisenhower’ın, sovyet vatandaşlarına, kapitalizmin komünizmden daha iyi olduğunu anlatmak için bir proje araması sonucu olarak 1959 yılında, amerikan hükümeti, moskova’da “amerikan ulusal fuarı” açmaya karar verdi. o zamanlar başkan yardımcısı olan richard nixon’ı bu işle görevlendirip rusya’ya yolladı. nixon, fuar esnasında sscb başkanı khrushchev ile muhabbet ederken, yanlarında bulunan pepsi’nin pazarlama müdür yardımcısı olan donald m. kendall, rus başkanın sıcaktan terlediğini fark etti ve ona bir bardak pepsi sundu. yukarıdaki fotoğraf o andan alınan bir karedir. ve o zamanlar için, pepsi adına büyük bir pr başarısına damga vurmuştur.
aradan yıllar geçti. donald kendall artık pepsi’nin başkanıydı. nixon’da abd’nin başkanı olmuştu. kendall, nixon ile arkadaşlıklarını kullanarak sovyetler birliğinde pepsi satmanın yollarını arıyordu. 1972 yılında sovyetler ve pepsi arasında anlaşma neredeyse imzalanmak üzereydi. pepsi, sovyetler birliği’nde satılan ilk batı ürünü olacaktı, fakat rusların ruble harici bir parası yoktu ve ruble ulusalarası piyasalarda geçerli bir para birimi değildi. bunun üzerine trampa yaparak pepsi’ye ödemeyi para ile değil votka ile yapacaklardı. ülkede satılan votkanın büyük kısmı zaten hükümet tarafından üretiliyordu ve stolichnaya votkası ile ödeme yapılmasına karar verildi.anlaşma sonucu pepsi, sovyetler birliği’nde satılan ilk batılı ürünü oldu.ellerinde çok fazla miktarda votka olan pepsi abd’de alkollü içkiler pazarına girdi, çünkü artık elinde satacak çok miktarda votka bulunuyordu.
1989 yılında,sovyet halkı pepsi’yi sevmişti fakat ilk anlaşmanın süresi bitmek üzereydi iki taraf da anlaşmayı yenilemek istiyordu ama yine bir sorun vardı, pepsi 3 milyar dolarlık bir pazara ulaşmıştı ama rusların elindeki votka bu parayı ödemeyi karşılamıyordu.
ruble uluslararası piyasalarda geçerli olmadığı için ruslar soğuk savaştan birikmiş askeri malzemeler ile ödeme yapmayı teklif etti. pepsi anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldı çünkü sovyetlerin ellerinde önerebilecek başka bir teklifleri yoktu. anlaşma sonucunda sovyetler, pepsi’ye 17 dizel deniz altı, 1 krüvazör, 1 destroyer, 1 fırkateyn verdi ve bunun sonucunda pepsi bir anda dünya’nın en büyük 6. donanmasına sahip oldu. daha sonra bu gemiler isveç’e götürülüp hurda parasına satıldı.
bu durum üzerine pepsi başkanı donald kendall, abd ulusal güvenliğine “gördüğünüz gibi rusları sizden daha iyi silahsızlandırıyoruz”diye açıklama yaptı.
buradan.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
pepsi nasıl zamanının en büyük 6. donanmasına sahip oldu?
soğuk savaş yıllarında, abd başkanı eisenhower’ın, sovyet vatandaşlarına, kapitalizmin komünizmden daha iyi olduğunu anlatmak için bir proje araması sonucu olarak 1959 yılında, amerikan hükümeti, moskova’da “amerikan ulusal fuarı” açmaya karar verdi. o zamanlar başkan yardımcısı olan richard nixon’ı bu işle görevlendirip rusya’ya yolladı. nixon, fuar esnasında sscb başkanı khrushchev ile muhabbet ederken, yanlarında bulunan pepsi’nin pazarlama müdür yardımcısı olan donald m. kendall, rus başkanın sıcaktan terlediğini fark etti ve ona bir bardak pepsi sundu. yukarıdaki fotoğraf o andan alınan bir karedir. ve o zamanlar için, pepsi adına büyük bir pr başarısına damga vurmuştur.
aradan yıllar geçti. donald kendall artık pepsi’nin başkanıydı. nixon’da abd’nin başkanı olmuştu. kendall, nixon ile arkadaşlıklarını kullanarak sovyetler birliğinde pepsi satmanın yollarını arıyordu. 1972 yılında sovyetler ve pepsi arasında anlaşma neredeyse imzalanmak üzereydi. pepsi, sovyetler birliği’nde satılan ilk batı ürünü olacaktı, fakat rusların ruble harici bir parası yoktu ve ruble ulusalarası piyasalarda geçerli bir para birimi değildi. bunun üzerine trampa yaparak pepsi’ye ödemeyi para ile değil votka ile yapacaklardı. ülkede satılan votkanın büyük kısmı zaten hükümet tarafından üretiliyordu ve stolichnaya votkası ile ödeme yapılmasına karar verildi.anlaşma sonucu pepsi, sovyetler birliği’nde satılan ilk batılı ürünü oldu.ellerinde çok fazla miktarda votka olan pepsi abd’de alkollü içkiler pazarına girdi, çünkü artık elinde satacak çok miktarda votka bulunuyordu.
1989 yılında,sovyet halkı pepsi’yi sevmişti fakat ilk anlaşmanın süresi bitmek üzereydi iki taraf da anlaşmayı yenilemek istiyordu ama yine bir sorun vardı, pepsi 3 milyar dolarlık bir pazara ulaşmıştı ama rusların elindeki votka bu parayı ödemeyi karşılamıyordu.
ruble uluslararası piyasalarda geçerli olmadığı için ruslar soğuk savaştan birikmiş askeri malzemeler ile ödeme yapmayı teklif etti. pepsi anlaşmayı kabul etmek zorunda kaldı çünkü sovyetlerin ellerinde önerebilecek başka bir teklifleri yoktu. anlaşma sonucunda sovyetler, pepsi’ye 17 dizel deniz altı, 1 krüvazör, 1 destroyer, 1 fırkateyn verdi ve bunun sonucunda pepsi bir anda dünya’nın en büyük 6. donanmasına sahip oldu. daha sonra bu gemiler isveç’e götürülüp hurda parasına satıldı.
bu durum üzerine pepsi başkanı donald kendall, abd ulusal güvenliğine “gördüğünüz gibi rusları sizden daha iyi silahsızlandırıyoruz”diye açıklama yaptı.
buradan.
--- alıntı ---
devamını gör...
çocuksun sen
ahmet telli'nin bireysel ve toplumsal katmanların iç içe geçtiği, çocuksun sen 1 ve çocuksun sen 2 isimli iki bölümden oluşan şiiri ve aynı ismi taşıyan kitabı.
duru sözcükler ve ahenkle beraber şiirin iki bölümü birbirinin tamamlayıcısı adeta, devamı değil. yapboz parçaları gibi bir dizeden tutup diğeriyle eşleştirmenin ortaya çıkardığı sonuç, ahmet telli şiirinin ne denli özenle örüldüğünün bir kanıtı olmaya tek başına dahi yeter gibi görünüyor.
bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
çocuksun sen/ı'den
zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
dursam ölürüm paramparça olur dünya
çocuksun sen/ıı 'den
duru sözcükler ve ahenkle beraber şiirin iki bölümü birbirinin tamamlayıcısı adeta, devamı değil. yapboz parçaları gibi bir dizeden tutup diğeriyle eşleştirmenin ortaya çıkardığı sonuç, ahmet telli şiirinin ne denli özenle örüldüğünün bir kanıtı olmaya tek başına dahi yeter gibi görünüyor.
bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
çocuksun sen/ı'den
zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
dursam ölürüm paramparça olur dünya
çocuksun sen/ıı 'den
devamını gör...
sözlükten insan düşürmek
hep bi düşme macerası.. hiç mi dostumuz arkdaşımız olmasın. hiçmi fikirlerimiz uyuşmasın.
devamını gör...
the fisher king
aslı kral arthur efsanelerine ve chrétien de troyes'un perceval'ına dayanan 1991 yapımı terry gilliam filmi. filmden bahsetmeden önce filmin iskeletini oluşturan efsaneye biraz göz atmakta fayda var. pek çok varyasyonu bulunan efsanenin en bilineni film ile pek bağdaşmaz. troyes'un fisher king anlatısı perceval'ın gölde balık tutan yaşlı ve hasta kral ile tanışması ve kralın onu kalesine davet etmesi ile başlar. geceyi geçirmek için kaleye giden perceval yapılan küçük şölende oldukça sıradışı bir ritüelin ortasında bulur kendisini ve ne kadar merak ederse etsin bu konu hakkında kimseye bir şey sormaya cesaret edemez. sabah uyandığında kalenin boş olduğunu gören perceval kaleden ayrılır ve daha sonra aslında ritüel hakkında doğru soruları sormuş olsaydı kaledeki kralın kurtulabileceğini öğrenir. kimi anlatılarda perceval sorması gereken soruyu sorar ve kralı kurtarır kimi hikayelerde ise perceval ne yazık ki soruyu krala sormayı akıl edemez. filmde ise efsanenin başka bir versiyonunu dinleriz; henüz oldukça küçük bir yaşta olan kral cesaretini kanıtlamak için ormana gider ve burada ona koruması için kutsal kase sunulur fakat küçük çocuk ona sunulan bu gücün karşısında kutsal kaseyi korumak değil kullanmak niyetiyle elini ona uzatır fakat eli yanar. zamanla bu yara vücuduna yayılır. tamamen acı içinde, sevmeden sevilmeden hasta bir biçimde hayatını geçirir ve neredeyse ölmek üzeredir. bir gün kaleye gelen bir soytarı bu hasta ve yaşlı adam ile karşılaşır ve onun kral olduğunu anlayamaz. susadığını söyleyen krala oradaki sıradan bir kase ile suyu uzatır ve kral suyu içince iyileşir. daha detaylı bir anlatım için filmdeki anlatıyı da eklerim. t.s. eliot'ın the waste land'inde de kendine dönemin buhranını simgelemek için yer bulan oldukça geniş çaplı bir anlatıdır balıkçı kral ve aslında bir bakıma gilliam da modern bir uyarlama yaratır filminde.
"begins with the king as a boy having to sleep alone in the forrest to prove his courage so he can become king. while he's spending the night alone he's visited by a sacred vision. out of the fire appears the holy grail, symbol of god's divine grace. a voice said to him, 'you shall be the keeper of the grail so that it may heal the hearts of men.' but the boy was blinded by greater visions of a life filled with power and glory and beauty. and in this state of radical amazement, he felt for a brief moment, not like a boy. but invincible. like god. so he reached in the fire to take the grail and the grail vanished leaving him with his hand in the fire to be terribly wounded. now, as this boy grew older his wound grew deeper. until one day life for him lost its reason. he had no faith in any men, not even himself. he couldn't love or feel loved. he was sick with experience. he began to die. one day, a fool wandered into the castle and found the king alone. and being a fool, he was simple-minded. he didn't see a king. he only saw a man alone and in pain. and he asked the king, 'what ails you, friend?' and the king replied: ' i'm thirsty and i need some water to cool my throat.' so the fool took a cup from beside his bed, filled it with water and handed it to the king. and as the king began to drink he realized his wound was healed. he looked and there was the holy grail that which he sought all of his life. he turned to the fool and said: 'how could you find that which my brightest and bravest could not?' the fool replied: 'i don't know. i only know that you were thirsty."
klişeler ile dolu bir finale sahip olsa bile ve zaman zaman verilmek istenen mesaj sığ kalsa da gerek oyunculuk performansları gerek ise atmosferi ile vasatın üstünde bir film. işin güzel kısmı nereden bakarsak bakalım soytarı ve balıkçı kral sembolizmi her iki ana karaktere de uyuyor yani parry ve jack hem soytarı hem balıkçı kral olarak değerlendirilebiliyorlar. parry hikayeyi anlattığında kendisi fisher king olarak görünüyor ve hatta zaten hastanedeki kutsal kase göndermesinde film de açıkça fisher king olarak parry'i sunuyor bize ama hikayenin gidişatına ve parry'nin jack üzerindeki etkisine baktığımız zaman bir noktada bunun çift taraflı bir gösteri olduğunu söylemek işten bile değil. iyileşmesi gereken balıkçı kral aynı zamanda jack'in kendisi de. robin williams'ın şahane oyunculuğu ve michael jeter'ın dans sahnesi için bile izlenilesi güzel bir film. yine de çocuk yaşta çıplak bir robin williams ile karşılaşmak benim için travmatikti. * ayrıca mercedes ruehl'in filmdeki görünümü de son derece ikonik ve güzeldir.
jack: where would king arthur be without guinevere?
parry: happily married, probably.
“ı told you about these people, they only mate with their own kind, it's called yuppie inbreeding. that's why so many of them are retarded and wear the same clothes. they're not human, they don't feel love, they only negotiate love moments. they're evil, they're repulsed by imperfection, horrified by the banal, everything that america stands for, everything that you and ı fight for! they must be stopped before it's too late! ıt's us or them.”
“- anne: didn't you say that what you liked about our relationship is that we didn't have to think? we could just be there for each other.
- jack: suicidal paranoiacs'll say anything to get laid.”
"begins with the king as a boy having to sleep alone in the forrest to prove his courage so he can become king. while he's spending the night alone he's visited by a sacred vision. out of the fire appears the holy grail, symbol of god's divine grace. a voice said to him, 'you shall be the keeper of the grail so that it may heal the hearts of men.' but the boy was blinded by greater visions of a life filled with power and glory and beauty. and in this state of radical amazement, he felt for a brief moment, not like a boy. but invincible. like god. so he reached in the fire to take the grail and the grail vanished leaving him with his hand in the fire to be terribly wounded. now, as this boy grew older his wound grew deeper. until one day life for him lost its reason. he had no faith in any men, not even himself. he couldn't love or feel loved. he was sick with experience. he began to die. one day, a fool wandered into the castle and found the king alone. and being a fool, he was simple-minded. he didn't see a king. he only saw a man alone and in pain. and he asked the king, 'what ails you, friend?' and the king replied: ' i'm thirsty and i need some water to cool my throat.' so the fool took a cup from beside his bed, filled it with water and handed it to the king. and as the king began to drink he realized his wound was healed. he looked and there was the holy grail that which he sought all of his life. he turned to the fool and said: 'how could you find that which my brightest and bravest could not?' the fool replied: 'i don't know. i only know that you were thirsty."
klişeler ile dolu bir finale sahip olsa bile ve zaman zaman verilmek istenen mesaj sığ kalsa da gerek oyunculuk performansları gerek ise atmosferi ile vasatın üstünde bir film. işin güzel kısmı nereden bakarsak bakalım soytarı ve balıkçı kral sembolizmi her iki ana karaktere de uyuyor yani parry ve jack hem soytarı hem balıkçı kral olarak değerlendirilebiliyorlar. parry hikayeyi anlattığında kendisi fisher king olarak görünüyor ve hatta zaten hastanedeki kutsal kase göndermesinde film de açıkça fisher king olarak parry'i sunuyor bize ama hikayenin gidişatına ve parry'nin jack üzerindeki etkisine baktığımız zaman bir noktada bunun çift taraflı bir gösteri olduğunu söylemek işten bile değil. iyileşmesi gereken balıkçı kral aynı zamanda jack'in kendisi de. robin williams'ın şahane oyunculuğu ve michael jeter'ın dans sahnesi için bile izlenilesi güzel bir film. yine de çocuk yaşta çıplak bir robin williams ile karşılaşmak benim için travmatikti. * ayrıca mercedes ruehl'in filmdeki görünümü de son derece ikonik ve güzeldir.
jack: where would king arthur be without guinevere?
parry: happily married, probably.
“ı told you about these people, they only mate with their own kind, it's called yuppie inbreeding. that's why so many of them are retarded and wear the same clothes. they're not human, they don't feel love, they only negotiate love moments. they're evil, they're repulsed by imperfection, horrified by the banal, everything that america stands for, everything that you and ı fight for! they must be stopped before it's too late! ıt's us or them.”
“- anne: didn't you say that what you liked about our relationship is that we didn't have to think? we could just be there for each other.
- jack: suicidal paranoiacs'll say anything to get laid.”
devamını gör...
chambon sur lignon
ikinci dünya savaşı sırasında yaklaşık 2 bin 500 yahudi'yi hitler'in zulmünden koruyan, fransa'nın güneydoğusundaki köyün adı. son zamanlarda ortadoğu ve afrika'dan gelen mültecilere de kucak açıyor.
devamını gör...
yazara şiddet
sana radyo frekansı alacağım sayın yazar. kaç para bir frekans?
devamını gör...
garantör devlet
bir devletin, başka bir devletle ilgili meselelerde müdahil olma hakkına verilen addır. bununla birlikte bir devletin garantör devlet olma hakkı, uluslararası anlaşmalara dayanmaktadır.
türkiye, ingiltere ve yunanistan’ın kıbrıs meselesinde garantör devlet olmaları buna örnek verilebilir.
türkiye, ingiltere ve yunanistan’ın kıbrıs meselesinde garantör devlet olmaları buna örnek verilebilir.
devamını gör...
lobola
güney afrika cumhuriyeti'nde, siyahların uyguladığı, başlık parası geleneğidir.
erkek evlenecegi kadının babasına inek veriyordu, tabi artık inek değil, ineğin parası veriliyor.
kadının güzelliği, okumuş olması ve mesleği lobola'nın fiyatında etki yapıyor. beyaz bir sporcu, televizyonda program yapan bir siyah kadınla evlenmiş ve epey lobola vermişti.
siyahlarda evlenme kısıtlaması olmadığı için, eğer paran varsa istediğin kadar kadınla evlenebilirsin. eski cumhurbaşkanı zuma'nın yedi karısı vardı.
erkek evlenecegi kadının babasına inek veriyordu, tabi artık inek değil, ineğin parası veriliyor.
kadının güzelliği, okumuş olması ve mesleği lobola'nın fiyatında etki yapıyor. beyaz bir sporcu, televizyonda program yapan bir siyah kadınla evlenmiş ve epey lobola vermişti.
siyahlarda evlenme kısıtlaması olmadığı için, eğer paran varsa istediğin kadar kadınla evlenebilirsin. eski cumhurbaşkanı zuma'nın yedi karısı vardı.
devamını gör...
