bir öz eleştiri yap
plan çok ama icraat yok.
devamını gör...
lüzumsuz
lüzumsuz ise söndür, lüzumsuz ise kapat.
türkiye'de lüzumsuz insan bolluğu var, keşke onları da kapatabilseydik.
türkiye'de lüzumsuz insan bolluğu var, keşke onları da kapatabilseydik.
devamını gör...
çiçekle kapıya dayanmak
kapının ne suçu var dediğim durumdur.
devamını gör...
felsefe
felsefeci itirafçıdır.
bu ilk elden bir gözlem değil, (bkz: agah aydın)dan duydum ilk kez. sonra düşündüm üzerine. gittikçe daha da oturdu. önce ne demek felsefe biraz onu düşünmek lazım. ondan sonraysa itirafçılığın üzerine düşünürüz.
felsefeci olmak illa çok okumak, çok yazmak ya da akademide olmak değildir. felsefeci olmak en temel haliyle söylersek “ne düşündüğünü düşünen insanın kendi kendini kovalamasıdır.” derim ben. bu tabii ki insan olmanın bir getirisi olduğundan hepimiz zaman zaman felsefe yapıyoruz. fakat her pasta yapan pastacı olamadığına göre her düşünen de felsefeci olamıyor doğal olarak. bunu hayatının en azından bir bölümünde önemli bir noktaya koyup ona göre yaşayan biri olmak gerekir kendine felsefeci diyebilmek için. dolayısıyla bu konulara kafa yoran birinin ‘ben felsefeciyim’ demesi kadar doğal bir şey olamaz. bu kısmı biraz açmış olmamın sebebi “sen kimsin ulen felsefeciyim diyorsun?” sorusuna önceden cevap vermek istememdi.
ikinci kısımda itirafçı olmanın ne demek olduğuna baktığımızda şunu görüyoruz: olayın içerisinden bilgi sızdıran kişi. bu bakımdan yalnızca gözlemci olmaktan da ayrılıp kendisini de işin içine dahil etmek kastediliyor. yani bir sosyolog ya da psikolog gibi dışarıdan gözlem yapmak yerine olayı deneyimleyerek sonuçlara ulaşmak kastediliyor. evet, sahiden felsefeci olmak itirafçılık yapmaktır. hayatın karanlık yönlerini aydınlatmaktır. insanın ne’liğini sorgulamak ve bu konuda itiraflarda bulunmaktır. sizi şaşırtmayan birisi felsefeci olamaz. size sizi itiraf eder felsefeci. ondandır ki felsefeci karşısındakini bilir. beylik laflar etmez öyle, atıp tutmaz. itiraf eder.
kendimce itiraf ediyorum. hayatın, ahlakın, aşkın ne olduğunu çözmeye ve sonra da itiraf etmeye çalışıyorum. niye peki? çünkü anlam arıyorum. itiraf ederken aslında yardım dileniyorum, sürünüyorum ben. tıpkı diğer felseficiler gibi, itiraf ediyorum. annesinden onay almak için ispiyonlayan bir çocuk gibi. hep onun peşindeyiz biz. en büyük itirafımız da bu zaten. onaylanmak istiyoruz biz.
bu ilk elden bir gözlem değil, (bkz: agah aydın)dan duydum ilk kez. sonra düşündüm üzerine. gittikçe daha da oturdu. önce ne demek felsefe biraz onu düşünmek lazım. ondan sonraysa itirafçılığın üzerine düşünürüz.
felsefeci olmak illa çok okumak, çok yazmak ya da akademide olmak değildir. felsefeci olmak en temel haliyle söylersek “ne düşündüğünü düşünen insanın kendi kendini kovalamasıdır.” derim ben. bu tabii ki insan olmanın bir getirisi olduğundan hepimiz zaman zaman felsefe yapıyoruz. fakat her pasta yapan pastacı olamadığına göre her düşünen de felsefeci olamıyor doğal olarak. bunu hayatının en azından bir bölümünde önemli bir noktaya koyup ona göre yaşayan biri olmak gerekir kendine felsefeci diyebilmek için. dolayısıyla bu konulara kafa yoran birinin ‘ben felsefeciyim’ demesi kadar doğal bir şey olamaz. bu kısmı biraz açmış olmamın sebebi “sen kimsin ulen felsefeciyim diyorsun?” sorusuna önceden cevap vermek istememdi.
ikinci kısımda itirafçı olmanın ne demek olduğuna baktığımızda şunu görüyoruz: olayın içerisinden bilgi sızdıran kişi. bu bakımdan yalnızca gözlemci olmaktan da ayrılıp kendisini de işin içine dahil etmek kastediliyor. yani bir sosyolog ya da psikolog gibi dışarıdan gözlem yapmak yerine olayı deneyimleyerek sonuçlara ulaşmak kastediliyor. evet, sahiden felsefeci olmak itirafçılık yapmaktır. hayatın karanlık yönlerini aydınlatmaktır. insanın ne’liğini sorgulamak ve bu konuda itiraflarda bulunmaktır. sizi şaşırtmayan birisi felsefeci olamaz. size sizi itiraf eder felsefeci. ondandır ki felsefeci karşısındakini bilir. beylik laflar etmez öyle, atıp tutmaz. itiraf eder.
kendimce itiraf ediyorum. hayatın, ahlakın, aşkın ne olduğunu çözmeye ve sonra da itiraf etmeye çalışıyorum. niye peki? çünkü anlam arıyorum. itiraf ederken aslında yardım dileniyorum, sürünüyorum ben. tıpkı diğer felseficiler gibi, itiraf ediyorum. annesinden onay almak için ispiyonlayan bir çocuk gibi. hep onun peşindeyiz biz. en büyük itirafımız da bu zaten. onaylanmak istiyoruz biz.
devamını gör...
ben kaldırdım allahım sen zamansız indirme
havacılık camiasında bugün bile wright kardeşlere mi yoksa 17 aralık 1903'te 120 feet'de 12 saniye havada kalan pilot orville'e mi ait olduğu tartışılan dua cümlesi.
benim oyum orville'den yana, amcaoğlum ile beraber 4.cü sınıfa kadar polatlı'da aynı ilkokulda okumuşlar, o söyledi.
amcaoğlum yalan söylemez!
benim oyum orville'den yana, amcaoğlum ile beraber 4.cü sınıfa kadar polatlı'da aynı ilkokulda okumuşlar, o söyledi.
amcaoğlum yalan söylemez!
devamını gör...
vatanı olmadığı halde sürekli üreyen insanların amacı
üreme yoluyla ürediği ülkeyi vatanı yapmak. doğum için abd'ye giden ünlülerimizi unuttunuz mu.
devamını gör...
ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler
fransızca daki pastanın karşılığı biz de makarnadır.
devamını gör...
ruh sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıklar
uyku düzeninin bozuk olması.
özellikle gece geç saate kadar oturup sabah erken uyanmak zorunda kalmak. bu alışkanlık haftanın ilk günleri çok zorlamasa da çarşambadan sonra insanı tekletmeye başlıyor. baş ağrısı, göz yanması, halsizlik gibi fiziksel etkilerinin yanında iletişimde aksaklık, tahammülsüzlük gibi günlük hayata da yansımaları oluyor. böyle olunca da ister istemez insanın ruh sağlığı da etkileniyor. sözün kısası uyku önemli, herkesin kendine yeten uyku miktarı farklı olmakla birlikte daha azı ya da daha çoğu ruh sağlığı açısından olumsuz etkilere sahip.
özellikle gece geç saate kadar oturup sabah erken uyanmak zorunda kalmak. bu alışkanlık haftanın ilk günleri çok zorlamasa da çarşambadan sonra insanı tekletmeye başlıyor. baş ağrısı, göz yanması, halsizlik gibi fiziksel etkilerinin yanında iletişimde aksaklık, tahammülsüzlük gibi günlük hayata da yansımaları oluyor. böyle olunca da ister istemez insanın ruh sağlığı da etkileniyor. sözün kısası uyku önemli, herkesin kendine yeten uyku miktarı farklı olmakla birlikte daha azı ya da daha çoğu ruh sağlığı açısından olumsuz etkilere sahip.
devamını gör...
karşılıksız aşk
en kötüsüdür. berbattır . üzüntüden midenizi bulandırır. bir umudunuz olur ama yüzde bir olan bir umut işte o sizi mahveder. böyle bir durumun içine girdiğiniz zaman yapacağınız tek şey kişiyi sevmektir . onun çevresindeki eşi dostu sevgilisi erkek arkadaşları sizi ilgilendirmemeli doğru olan budur. siz onu seviyorsunuz çünkü o kişiyi. sakın saplantılı bir şekilde ona ulaşmaya çalışmayın bu sizi terbiyesiz saygısız hatta iyi aile eğitimi almadıysanız katil birisi bile yapabilir . unutmayın bu bir karşılıksız aşk onu bağlamıyor siz sadece masumca ona aşık olmakla yükümlü olun . allah yardımcınız olsun o yüzde birlik ihtimal gerçekleşsin inşallah.
devamını gör...
1.90'lık kız yalnızlığı
sulak yerde yetişmiş bir kızın yalnızlığıdır aynı zamanda.
devamını gör...
insana mutluluk veren sıradan olaylar
yağmurda ıslanmak. yani sanki dünyayı yöneten 8. ailenin veliahtı gibi hissettiriyo, öyle böyle değil.
t: ifşasal başlık
t: ifşasal başlık
devamını gör...
osmanlı döneminde sözlük olsaydı alınabilecek nickler
(bkz: şehzade).
devamını gör...
büyüyünce bana bakar diye çocuk yapmak
bencilliktir +1.
bir de bunu çocuğun yüzüne karşı söylerler. "biz seni bize bakasın diye yaptık, biz seni bugünler için büyüttük" diye.
garibim çocuk da hayata geliş amacının sadece bu olduğunu düşünerek başka bir beklentisi olmadan sürdürür ömrünü.
bir de bunu çocuğun yüzüne karşı söylerler. "biz seni bize bakasın diye yaptık, biz seni bugünler için büyüttük" diye.
garibim çocuk da hayata geliş amacının sadece bu olduğunu düşünerek başka bir beklentisi olmadan sürdürür ömrünü.
devamını gör...
normal sözlük patreon hesabı
devamını gör...
gerçeklik
bazen tüm çıplaklığı fazla gelen. sonra bünye kaldırmıyor. katmanlar halinde yüzüne çarpıyor. kaçış yok.
devamını gör...
kıta tektoniği teorisi
1912 yılında alman meteorolog alfred weneger tarafından ortaya konulmuştur.
alfred weneger bu teorisinde "kıtaların hareket halinde olduğunu, milyarlarca yıl önce pangea (tek kıta)'nın parçalanarak şimdiki kıtaları oluşturduğunu" söyler. buna kanıt olarak kıtaların birbirini tamamlar şekilde olmasını göstermiştir.
alfred weneger bu teorisinde "kıtaların hareket halinde olduğunu, milyarlarca yıl önce pangea (tek kıta)'nın parçalanarak şimdiki kıtaları oluşturduğunu" söyler. buna kanıt olarak kıtaların birbirini tamamlar şekilde olmasını göstermiştir.
devamını gör...
kuran’ın insan yapısı olduğu gerçeği
bugün islam dünyasında çakal şeyhler, üçkağıtçı hocalar var, dünyada da birçok peygamberim diye çıkan insanlar var. git bak bakalım nasıl lüks içinde yaşıyorlar. daha bir kaç ay önce güney afrika'da "prophet bushiri" kendine inananlardan milyonlar toplayıp, son model arabalar, en güzel evleri aldı.
eğer peygamberimizin hayatını okursan zengin bir eşi olan çocuklu bir adam olduğunu, ticaret yaptığını, aile kabile bakımından saygı duyulan bir konumda olduğunu görürsün.
ama islam hakkında konuşmaya başladıktan sonra peygamberimiz ve inananları ilk başlarda dalga geçilmiş sonra hakaret, küfür, saldırı, işkence, hapis ve ölüme kadar gitmiş. yani bugünkü fetöcüler yada başka pastayı paylaşanlar gibi refaha, bolluğa gelmemiş tam tersine ellerindeki bolluğu kaybetmiş hem peygamberimiz hem inananlar.
medineye geldikten islam devletini kurduktan sonra da değişen birşey yok. bir devlet başkanı düşün, sana saray yapalım diyen halka yok istemem deyip, vefat edene kadar caminin bir odasında yaşıyor ve oraya gömülüyor, başkaları gibi koskoca türbeler istemiyor.
eğer zaten islamı sevmiyor da kendine bahane arıyorsan zaten ne denilirse denilsin sen iman etmezsin, ama birşeyleri belkide duymamış olduğun için şüphe duyuyorsan, peygamberimizin hayatını oku, sonra kendin karar ver bu adam üçkağıtçı bir yalancımı, değilmi. ondan sonra ister iman et, ister inkar et, sen bilirsin.
eğer peygamberimizin hayatını okursan zengin bir eşi olan çocuklu bir adam olduğunu, ticaret yaptığını, aile kabile bakımından saygı duyulan bir konumda olduğunu görürsün.
ama islam hakkında konuşmaya başladıktan sonra peygamberimiz ve inananları ilk başlarda dalga geçilmiş sonra hakaret, küfür, saldırı, işkence, hapis ve ölüme kadar gitmiş. yani bugünkü fetöcüler yada başka pastayı paylaşanlar gibi refaha, bolluğa gelmemiş tam tersine ellerindeki bolluğu kaybetmiş hem peygamberimiz hem inananlar.
medineye geldikten islam devletini kurduktan sonra da değişen birşey yok. bir devlet başkanı düşün, sana saray yapalım diyen halka yok istemem deyip, vefat edene kadar caminin bir odasında yaşıyor ve oraya gömülüyor, başkaları gibi koskoca türbeler istemiyor.
eğer zaten islamı sevmiyor da kendine bahane arıyorsan zaten ne denilirse denilsin sen iman etmezsin, ama birşeyleri belkide duymamış olduğun için şüphe duyuyorsan, peygamberimizin hayatını oku, sonra kendin karar ver bu adam üçkağıtçı bir yalancımı, değilmi. ondan sonra ister iman et, ister inkar et, sen bilirsin.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
balkonda çay dolduruyorum. evet evin çaycısı benim...
devamını gör...
yanık ülke katakekaumene
antik çağ coğrafyacısı strabon'un "geographika" eserinde bölgedeki sönmüş lav kalıntıları nedeniyle "yanık ülke - katakekaumene” olarak tanımlanmış yerdir. manisa'da binlerce yıl önce patlayan volkanların sönmüş lav kalıntılarıyla ilginç coğrafi oluşumları bulunan katakekaumene (kula-salihli volkanik jeoparkı kuladokya) 2013 yılında unesco kültürel jeopark ağı’na dahil edilmiştir.
devamını gör...
doğarken kaç kiloydun sorunsalı
2 kilo 700 gram ile oyuncak bebek kategorinden giriş yaptığım başlık. swh.
devamını gör...