yazarların mutluluk tanımı
kendi dilimden değil ama ahmed paşa’nın kaleminden gelen mutluluk tanımı.
“canıma bir merhaba sundu ezelden çeşm-i yâr
öyle mest oldum ki gayrın merhabasın bilmedim.”
“canıma bir merhaba sundu ezelden çeşm-i yâr
öyle mest oldum ki gayrın merhabasın bilmedim.”
devamını gör...
metin altıok
bergama'lı şair,ressam ve felsefe öğretmeni. cumhuriyet tarihindeki en büyük lekelerden olan sivas katliamında yitip giden 35 candan biri.
bir kabuk içinde
birbirinden ayrılmaz
aşk ve acı yüreğimde
ikiz badem içidir.
(bkz: ikilem)
bir kabuk içinde
birbirinden ayrılmaz
aşk ve acı yüreğimde
ikiz badem içidir.
(bkz: ikilem)
devamını gör...
anneni mi çok seviyorsun babanı mı sorunsalı
çocukken sorarlardı bun hep. ne şiş yansın ne kebap mantığıyla hep ikisini de eşit derdim, takdir ederlerdi. ama bilmezlerdi ki her bayramda kim daha çok harçlık verse onu seviyordum.*
devamını gör...
olmak istenen cansız varlık
onun yastığı olmak isterdim sarılmasına ihtiyacım var galiba.
devamını gör...
serial experiments lain
içerdiği gizem yüzünden her bölümünde farklı yorumlar yapmama sebep olan 1998 yapımı japon deneysel anime televizyon dizisidir.
yorumlarımı kronolojik olarak buraya bırakacağım, merak eden olursa keyifli okumalar dilerim...
bölüm 1:
toplumsal yozlaşmışlığı kafkaesk bir buhran içerisinde işleyen ve ilerleyen ilginç bir seriye benziyor. muhtemelen izlemeye devam edeceğim. aklıma gelen şeyleri yorum olarak buraya yazmayı düşünüyorum.
not: burada kafkaesk terimini, bilinen ve algılanan gerçeklikten kopma, uzaklaşma durumu anlamında kullandım. sorulmadan söylemek istedim, bilginize arz ederim.
bölüm 2:
yorum 1:
*nereye gidersen git, herkes birbiriyle bağlı.*
yorum 2:
ending'ini çok beğendim, sözleri ve dile getirilişi harika. opening de güzeldi diyebiliriz. dinlemenizi tavsiye ederim.
bölüm 3:
*çoğu insan sanal ortamda, gerçek dünyada olduğundan tamamen farklı bir kişiliğe bürünür.*
bu sözler, kablolu ya da sanal kişilikler yaratmış kimseler diye nitelendirebileceğimiz insanları özetler nitelikte. kendimden örneklemem gerekirse: günlük yaşamım için, kısa ve düz yanıtlar veren bi' kişilik kullanıyorum. iş, okul, aile için de farklı birçok kişilik yaratmış durumdayım. sanal ortamda da bundan pek farklı değilim, değişmeyen tek şey sürekli değiştirdiğim ve kafama göre yinelediğim
kişiliklerim. demem o ki: bu kimseler, sahte kimliklerinin ardında, gerçek kimliklerini yitiriyorlar. belki de en çok ben yitiriyorum. muhtemelen kısa cevaplar veren kişiliğim, ilk ve de tek hakiki kişiliğim. hikaye ile ilgili yorumuma gelecek olursam da hikaye gittikçe derinleşiyor ve ilginçleşiyor. diğer yorumlardan ve izlediklerimden yola çıkarak durumların daha da sarpa saracağını varsayıyorum, umarım öyle olur.
bölüm 13:
hikaye sürekli bir sis perdesinin arkasında gizlendiği için anlaşılması güç bir yapıya sahipti. tabii bunun için de belli başlı sebepleri olabilir. zaten her bölümün başında bölümü katmak olarak isimlendirmişlerdi. hikayenin işlenme biçimi ve katmanlardaki verilen kısıtlı bilgi ile belli başlı konuları düşündürdüklerine inanıyorum. bu konu önceki yorumlarımdan da örneklendirilebilir (1 ve 3'üncü bölüm yorumları ile desteklendi). bir noktadan sonra konuyu spinoza'nın doğa-tanrı'sına getireceklerini sanmıştım. hikaye, kimi yerinde golyadkin'cilik kimi yerinde hegesias'cılık oynanıyormuş hissi vermedi de diyemem. sanırım hikayeyi özel kılan da bu tavrıydı. bilinçli ya da bilinçsiz bi' biçimde yaratılan sistematik kargaşanın meydana getirdiği ilginç eleştiri ve yorumlamalar. opening ve endingleri çok güzeldi diyebilirim. hikaye kendi kendini açıklar nitelikteydi ama bazı noktalarda soru işareti bıraktı. sanırsam onların kararı da bize kalıyor.
yorumlarımı kronolojik olarak buraya bırakacağım, merak eden olursa keyifli okumalar dilerim...
bölüm 1:
toplumsal yozlaşmışlığı kafkaesk bir buhran içerisinde işleyen ve ilerleyen ilginç bir seriye benziyor. muhtemelen izlemeye devam edeceğim. aklıma gelen şeyleri yorum olarak buraya yazmayı düşünüyorum.
not: burada kafkaesk terimini, bilinen ve algılanan gerçeklikten kopma, uzaklaşma durumu anlamında kullandım. sorulmadan söylemek istedim, bilginize arz ederim.
bölüm 2:
yorum 1:
*nereye gidersen git, herkes birbiriyle bağlı.*
yorum 2:
ending'ini çok beğendim, sözleri ve dile getirilişi harika. opening de güzeldi diyebiliriz. dinlemenizi tavsiye ederim.
bölüm 3:
*çoğu insan sanal ortamda, gerçek dünyada olduğundan tamamen farklı bir kişiliğe bürünür.*
bu sözler, kablolu ya da sanal kişilikler yaratmış kimseler diye nitelendirebileceğimiz insanları özetler nitelikte. kendimden örneklemem gerekirse: günlük yaşamım için, kısa ve düz yanıtlar veren bi' kişilik kullanıyorum. iş, okul, aile için de farklı birçok kişilik yaratmış durumdayım. sanal ortamda da bundan pek farklı değilim, değişmeyen tek şey sürekli değiştirdiğim ve kafama göre yinelediğim
kişiliklerim. demem o ki: bu kimseler, sahte kimliklerinin ardında, gerçek kimliklerini yitiriyorlar. belki de en çok ben yitiriyorum. muhtemelen kısa cevaplar veren kişiliğim, ilk ve de tek hakiki kişiliğim. hikaye ile ilgili yorumuma gelecek olursam da hikaye gittikçe derinleşiyor ve ilginçleşiyor. diğer yorumlardan ve izlediklerimden yola çıkarak durumların daha da sarpa saracağını varsayıyorum, umarım öyle olur.
bölüm 13:
hikaye sürekli bir sis perdesinin arkasında gizlendiği için anlaşılması güç bir yapıya sahipti. tabii bunun için de belli başlı sebepleri olabilir. zaten her bölümün başında bölümü katmak olarak isimlendirmişlerdi. hikayenin işlenme biçimi ve katmanlardaki verilen kısıtlı bilgi ile belli başlı konuları düşündürdüklerine inanıyorum. bu konu önceki yorumlarımdan da örneklendirilebilir (1 ve 3'üncü bölüm yorumları ile desteklendi). bir noktadan sonra konuyu spinoza'nın doğa-tanrı'sına getireceklerini sanmıştım. hikaye, kimi yerinde golyadkin'cilik kimi yerinde hegesias'cılık oynanıyormuş hissi vermedi de diyemem. sanırım hikayeyi özel kılan da bu tavrıydı. bilinçli ya da bilinçsiz bi' biçimde yaratılan sistematik kargaşanın meydana getirdiği ilginç eleştiri ve yorumlamalar. opening ve endingleri çok güzeldi diyebilirim. hikaye kendi kendini açıklar nitelikteydi ama bazı noktalarda soru işareti bıraktı. sanırsam onların kararı da bize kalıyor.
devamını gör...
zamansız
pandemi döneminde kurulmuş, müzik grubu. *
solist olarak arjin ulaş, solo gitarda melih mustafa uzeken, bas gitarda cavid gayıblı, davulda turgut ertürk ve klavyede ismet enes bozkır isimli genç arkadaşlarımız var.
kendi bestelerini yakında bizlerle buluşturacak olan grup, şimdi cover parçalarla konser vermektedir.
yakında yapılacak güzelliklerden haberdar olmak için instagram adreslerini takip edebilirsiniz.
şimdi gerçekleşen konser için buradan ulaşabilirsiniz.
yolunuz açık olsun!
tanım: yeni dönem müzik grubu
solist olarak arjin ulaş, solo gitarda melih mustafa uzeken, bas gitarda cavid gayıblı, davulda turgut ertürk ve klavyede ismet enes bozkır isimli genç arkadaşlarımız var.
kendi bestelerini yakında bizlerle buluşturacak olan grup, şimdi cover parçalarla konser vermektedir.
yakında yapılacak güzelliklerden haberdar olmak için instagram adreslerini takip edebilirsiniz.
şimdi gerçekleşen konser için buradan ulaşabilirsiniz.
yolunuz açık olsun!
tanım: yeni dönem müzik grubu
devamını gör...
harriet backer
1845 - 1932 yılları arasında yaşamış norveçli ressam.
harriet'in ailesi sanat konusunda destekçi bir aileydi. ablası bir piyanistti ve eğitimleri için avrupa'da dolaşırken harriet ona sık sık eşlik etmişti. bu geziler sırasında da kendi de resim üzerine çok şey öğrenmiştir.
harriet'in gençlik zamanlarında sanat akademilerinde hala sadece erkekler eğitim alabiliyordu. kadınlar ya özel ders almak zorundaydı ya da kadınlar için özel olarak açılan kısıtlı derslere katılabilirlerdi. harriet de elindeki tüm imkanları kullanarak alabileceği kadar eğitim almak üzere önce münih'e ordan da paris'e taşınmıştı. paris'te geçirdiği zamanda başka bir norveçli kadın ressam olan kitty lange kielland bir stüdyo paylaşmıştır.
1880'de paris'te sergilere katılmaya başlamış ve böylece sanatı tanınır hale gelmeye başlamıştır.
backer, çoğunlukla yerel temalara dayanan sanat eserleri üretti. çalışmaları hem yavaş hem de kapsamlıydı. bu yüzden de çağdaşlarından daha az eser verdiği düşünülüyor. izlenimcilikten etkilenmiş olmasına rağmen hiçbir zaman herhangi bir akıma tamamen ait olmamıştır. yine de çalışmaları sıklıkla çağdaşı eilif peterssen'in çalışmalarıyla karşılaştırılmıştır. backer, realizmi natüralizm ve henüz yeni olan izlenimcilikle karıştırarak kendine ait bir tarz ortaya çıkarmıştır.
solititude

breton interior

kone som syr
harriet'in ailesi sanat konusunda destekçi bir aileydi. ablası bir piyanistti ve eğitimleri için avrupa'da dolaşırken harriet ona sık sık eşlik etmişti. bu geziler sırasında da kendi de resim üzerine çok şey öğrenmiştir.
harriet'in gençlik zamanlarında sanat akademilerinde hala sadece erkekler eğitim alabiliyordu. kadınlar ya özel ders almak zorundaydı ya da kadınlar için özel olarak açılan kısıtlı derslere katılabilirlerdi. harriet de elindeki tüm imkanları kullanarak alabileceği kadar eğitim almak üzere önce münih'e ordan da paris'e taşınmıştı. paris'te geçirdiği zamanda başka bir norveçli kadın ressam olan kitty lange kielland bir stüdyo paylaşmıştır.
1880'de paris'te sergilere katılmaya başlamış ve böylece sanatı tanınır hale gelmeye başlamıştır.
backer, çoğunlukla yerel temalara dayanan sanat eserleri üretti. çalışmaları hem yavaş hem de kapsamlıydı. bu yüzden de çağdaşlarından daha az eser verdiği düşünülüyor. izlenimcilikten etkilenmiş olmasına rağmen hiçbir zaman herhangi bir akıma tamamen ait olmamıştır. yine de çalışmaları sıklıkla çağdaşı eilif peterssen'in çalışmalarıyla karşılaştırılmıştır. backer, realizmi natüralizm ve henüz yeni olan izlenimcilikle karıştırarak kendine ait bir tarz ortaya çıkarmıştır.
solititude

breton interior

kone som syr
devamını gör...
cem karaca şarkılarındaki ölümcül cümleler
"hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar
hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar."
(bkz: sen de başını alıp gitme)
hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar."
(bkz: sen de başını alıp gitme)
devamını gör...
after life
az önce 2.sezonu bitirdim ve 3.sezonu sabırsızlıkla bekliyorum.
--! spoiler !--
eşini kaybetmiş bir adamın bunu zor da olsa kabullenişini ve hayata tutunuşunu konu eden, arada hepimize çok güzel mesajlar veren, gözlerinizi doldurup sizi ağlatabilecek ama bir yandan da güldürecek ve umut yeşertecek harika bir dizidir. tony'nin gözleri doldukça, karısını özledikçe siz ağlarsınız. matt'in bu kadar iyi ve düzgün bir adam olmasına hayran kalırsınız*. roxy kadar vefalı bir arkadaşınız olsun istersiniz. anne gibi bir yol göstericiniz. brandy gibi güzel bakan, hep yanınızda olan bir köpeğiniz*...
--! spoiler !--
bölümler yaklaşık 28 dk olduğu için kaç bölüm izlediğinizi anlamıyorsunuz bile. kısacası izleyin, pişman olmazsınız.
--! spoiler !--
eşini kaybetmiş bir adamın bunu zor da olsa kabullenişini ve hayata tutunuşunu konu eden, arada hepimize çok güzel mesajlar veren, gözlerinizi doldurup sizi ağlatabilecek ama bir yandan da güldürecek ve umut yeşertecek harika bir dizidir. tony'nin gözleri doldukça, karısını özledikçe siz ağlarsınız. matt'in bu kadar iyi ve düzgün bir adam olmasına hayran kalırsınız*. roxy kadar vefalı bir arkadaşınız olsun istersiniz. anne gibi bir yol göstericiniz. brandy gibi güzel bakan, hep yanınızda olan bir köpeğiniz*...
--! spoiler !--
bölümler yaklaşık 28 dk olduğu için kaç bölüm izlediğinizi anlamıyorsunuz bile. kısacası izleyin, pişman olmazsınız.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
kuzguncuktaki vişne kenardan izleme
bana attığın lafı elalemden gizleme
cesaretin varsa çık karşıma
alayım boyunun ölçüsünü bir güzelce
gezegen insanıdır dedik bağrımıza bastık
ayyaş çıktı bir de üstüne kafası karışık
ikiniz birden dişimin kovuğuna yetmez
bir de maniciyiz dediler kandırıldık
bana attığın lafı elalemden gizleme
cesaretin varsa çık karşıma
alayım boyunun ölçüsünü bir güzelce
gezegen insanıdır dedik bağrımıza bastık
ayyaş çıktı bir de üstüne kafası karışık
ikiniz birden dişimin kovuğuna yetmez
bir de maniciyiz dediler kandırıldık
devamını gör...
12 nisan tecavüz günü trendini başlatanların bulunması
yıkık ergenlerin görgüsüz internet kullanımı. bu tarz ergenler kara mizah arkasına sığınır genelde.
devamını gör...
support girl'ün abdulseyidbincabbar olması
süt dökmüş kedinin de keremyildiz olduğunu düşünüyorum. attık bakalım oltayı.
devamını gör...
toplum içinde en rahatsız hissettiğiniz yer
hoşlanmadığınız insanlarla aynı ortamda bulunmak.neresi olduğu hiç önemli değil.en iyi ortamı bile rezil eder.
devamını gör...
bir esnaf yalanı
kâr etmiyorum zararına satıyorum.
devamını gör...
affetmek
çok uzun zamandır insanları affetmek zorunda kalmamak (ve tabi af dilemek zorunda da kalmamak) için yüzeysel ilişkiler kurmaya gayret sarfediyorum. gerçekten sevdiğim değer verdiğim insanlardan gelen ya da gelebilecek zararları da çok ciddiye almıyorum. belki de sevdiklerim bana zarar vermemek için çok çaba gösteriyordur da ben gormuyorumdur.artık hiç kimseyi benimle olan ilişki durumuna göre yargilamiyor ya da eleştirmiyorum. dışarıdan bir gözle bakıp, onun kişiliğine uygun olan davranış bu, ondan bu beklenir demek daha az acıtıyor canımı. şimdiye kadar bana yamuk yaptigini düşündüğüm herkesi hem affettim hem de yok saydım. kimsenin günahı benimkinden daha çok değil diye düşünmeye programlı bir beynim var, belki onu affedersem allah'da benim hatalarımı affeder diye umut ederek yaşıyorum. ancak bir kişi var, tek bir kişi. onu henüz affedebilmis değilim. biraz zaman geçsin inşallah onu da affedecegim. affetmek gerçekten acıyı çok azaltan, nefsi kör eden, kişinin kendisini sevmesini saglayan bir davranış. ne mutlu affetmeyi bilenlere.
devamını gör...
eş cinsellerden nefret etme hakkı
hoşlanmayabilirsin tamam ama insanın ben eşcinsel olacağım/olmayacağım deme lüksü yok ki. doğuştan gelen bir durum için neden şahsın kendisine nefret besleyesin ki?
devamını gör...


