girişi güzel olan şarkılar
devamını gör...
sentetik gübre
azotu yapay şekilde toprağa katmak için kullanılan gübrelerdir. iklim değişikliğine etkisi olup, sera gazlarının da bu gübrelerin üretimi ve uygulaması sırasında açığa çıktığını hatırlatmakta fayda vardır.
devamını gör...
ömer hayyam
iran'ın selçuklular yönetiminde olduğu dönemde yaşayan rubai türünün kurucusu ve pascal üçgeninin temellerini atan filozof, şair ve matematikçidir.
devamını gör...
kadın filozof olmaması
filozofluk tüm lükslere sahip insanların ulaşabileceği bir mertebedir. bir insanın filozof olması için önce barınacak bir evi, yiyecek yemeği ve fazlasını kazanmak zorunda olmadığı kadar parası olmalıdır. filozofsanız tüm dikkatinizi düşünmeye vermelisiniz o gün ne kadar para kazandığınıza değil.
kadınlar antik dönemde geçtim insanlığı seks aleti bile sayılmıyorken nasıl hayattaki amacını, bilginin imkanını düşünsün. daha yeni yeni toparlanmış bir düzen bu lütfen biraz zaman tanıyın.*
kadınlar antik dönemde geçtim insanlığı seks aleti bile sayılmıyorken nasıl hayattaki amacını, bilginin imkanını düşünsün. daha yeni yeni toparlanmış bir düzen bu lütfen biraz zaman tanıyın.*
devamını gör...
kemal sunal filmleri
her izlediğinde tebessüm ettiren garip bir büyüsü olan filmlerdir.
hiç birini açıp internetten izlemedim hep denk geldim televizyonda.
hiç birini açıp internetten izlemedim hep denk geldim televizyonda.
devamını gör...
crispr cas9 enzimi
canlıların genleri üzerinde daha detaylı araştırma ve değişiklik yapılabilmesi amacıyla, bakterilerin kendilerini virüslerden korumak için kullandığı yöntemlerin temel alındığı dna düzenleme teknolojisi. "düzenli aralıklarla bölünmüş palindromik tekrar kümeleri" terimindeki kelimelerin ingilizce karşılıklarının baş harflerinden türetilmiş bir isim.
genlere müdahale olayı bu teknolojiden önce de vardı, ancak uygulanması zor ve sonuçları daha az etkili olduğundan çok da kullanışlı değildi.
bakteri - virüs karşılaşmasında süreç kısaca şöyle: virüsün dna'sı bakterinin içine girer. bunu algılayan bakteri, 2 kısa rna üretir. cas9 adlı bir enzim içeren bir yapı oluşturan bu rna'lardan bir tanesi virüsle uyumlu dizilime sahiptir. cas9, protein yapılıdır ve dna zincirini herhangi bir noktasından kesebilir. bakterinin üretttiği ve virüsün dna yapısıyla uyumlu olan rna parçası hedefe ulaştığında cas9 devreye girer ve virüsün dna'sını makasla keser gibi net bir şekilde keserek bakteriyi virüsün etkisinden kurtarır.
***
bunu gören bilim insanları durur mu? bu olayın her dna'da kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde çalışmalara başlarlar ve görürler ki bu sadece laboratuvar ortamında değil, canlı bir hücrede bile gerçekleştirilebilecek bir olay. özellikle döllenmiş yumurtalarla çalışıldığında, hedeflenen genlere sahip yavrular oluşturulabileceği de düşünülür. maymun ve fareler üzerinde birtakım çalışmalar başarıyla uygulanmakla kalmaz, bazı bitki türlerinde yapılan testler sonucunda, bitkilere de uygulanabildiği görülür.
bu arada canlılar, dna'larının bu şekilde çift sarmalının da kesildiği noktalarda dna'larını bir şekilde onarma yetisine sahipler. bu durum, kesilen bozuk dna'nın yerine yeni ve sağlam dna yapısı oluşturulabilmesi ihtimalinden dolayı, kalıtsal hastalıkların önüne geçilmesi için bir umut ışığı olabilir diye düşünülüyor.
hemen hemen her tıp çalışmasında olduğu gibi, teoride her şey toz pembe gibi duruyor. düşünsenize; insan ya da hayvan ve hatta bitki genlerini istediğiniz gibi inceleyebileceğiniz, özellikle kalıtsal hastalıkları tam da istediğiniz şekilde tedavi edebilmenizi sağlayacak, hatta kusursuz yavrular üretebilmenize olanak tanıyacak bir teknolojiniz var. ancak elbette, tıpkı atom fiziğinin birçok faydalı uygulamasının yanında insanlara bir yandan da atom bombası şeklinde geri dönüşü gibi, bu teknolojinin de kötü emellere alet edilebileceği gün gibi açık.
***
hemen şunu belirteyim; yapılan çalışmaların hepsi başarılı olamadı. öncelikle, 2018 yılında çinli bir bilim insanı embriyo üzerinde bunu denediği için etik açıdan büyük tartışmalara yol açarak 3 yıl hapis ve 430 bin dolar para cezasına çarptırıldı.
columbia üniversitesi de geçen yıl bir çalışma yaparak işin hiç de sanıldığı gibi olmadığını gösterdi. araştırmacılar, 40 sağlıklı yumurta hücresi ve 1 adaydan alınan sperm üzerinde çalışmalara başladılar. spermin alındığı kişinin dna diziliminde, körlüğe neden olan bir eksiklik vardı. hedef, bu eksik geni yerine koyarak doğacak çocuklarda sağlıklı bir gen dizilimi sağlamaktı. tam döllenme aşamasında ve döllenmeden 2 gün sonra, crispr teknolojisi aracılığıyla genlere müdahalede bulunuldu. döllenme aşamasındaki hiçbir embriyoda başarılı olunamadı. döllenmeden daha sonraki aşamalarda müdahale edilen embriyolardan sadece 3 tanesinde etki görüldü. bunlarda görülen etki ise, mutasyon taşıyan kromozomun tamamen kaybolması oldu. buradan çıkan sonuç da, tıpkı bilgisayarların harddisklerinde veri kaybı nedeniyle kötü sonuçlar doğabilmesi gibi, kromozom ve gen kayıpları yaşanabileceği...
şimdilik işe yarayacağının düşünüldüğü tek yer, fazla kopyası olan kromozomlar nedeniyle ortaya çıkan mutasyonların tedavisi gibi görünüyor. ilerleyen yıllarda ne olur bilemiyorum ama şu an için insanlarda embriyoya müdahale fikri pek de parlak sonuçlara yol açacağa benzemiyor.
genlere müdahale olayı bu teknolojiden önce de vardı, ancak uygulanması zor ve sonuçları daha az etkili olduğundan çok da kullanışlı değildi.
bakteri - virüs karşılaşmasında süreç kısaca şöyle: virüsün dna'sı bakterinin içine girer. bunu algılayan bakteri, 2 kısa rna üretir. cas9 adlı bir enzim içeren bir yapı oluşturan bu rna'lardan bir tanesi virüsle uyumlu dizilime sahiptir. cas9, protein yapılıdır ve dna zincirini herhangi bir noktasından kesebilir. bakterinin üretttiği ve virüsün dna yapısıyla uyumlu olan rna parçası hedefe ulaştığında cas9 devreye girer ve virüsün dna'sını makasla keser gibi net bir şekilde keserek bakteriyi virüsün etkisinden kurtarır.
***
bunu gören bilim insanları durur mu? bu olayın her dna'da kullanılıp kullanılamayacağı üzerinde çalışmalara başlarlar ve görürler ki bu sadece laboratuvar ortamında değil, canlı bir hücrede bile gerçekleştirilebilecek bir olay. özellikle döllenmiş yumurtalarla çalışıldığında, hedeflenen genlere sahip yavrular oluşturulabileceği de düşünülür. maymun ve fareler üzerinde birtakım çalışmalar başarıyla uygulanmakla kalmaz, bazı bitki türlerinde yapılan testler sonucunda, bitkilere de uygulanabildiği görülür.
bu arada canlılar, dna'larının bu şekilde çift sarmalının da kesildiği noktalarda dna'larını bir şekilde onarma yetisine sahipler. bu durum, kesilen bozuk dna'nın yerine yeni ve sağlam dna yapısı oluşturulabilmesi ihtimalinden dolayı, kalıtsal hastalıkların önüne geçilmesi için bir umut ışığı olabilir diye düşünülüyor.
hemen hemen her tıp çalışmasında olduğu gibi, teoride her şey toz pembe gibi duruyor. düşünsenize; insan ya da hayvan ve hatta bitki genlerini istediğiniz gibi inceleyebileceğiniz, özellikle kalıtsal hastalıkları tam da istediğiniz şekilde tedavi edebilmenizi sağlayacak, hatta kusursuz yavrular üretebilmenize olanak tanıyacak bir teknolojiniz var. ancak elbette, tıpkı atom fiziğinin birçok faydalı uygulamasının yanında insanlara bir yandan da atom bombası şeklinde geri dönüşü gibi, bu teknolojinin de kötü emellere alet edilebileceği gün gibi açık.
***
hemen şunu belirteyim; yapılan çalışmaların hepsi başarılı olamadı. öncelikle, 2018 yılında çinli bir bilim insanı embriyo üzerinde bunu denediği için etik açıdan büyük tartışmalara yol açarak 3 yıl hapis ve 430 bin dolar para cezasına çarptırıldı.
columbia üniversitesi de geçen yıl bir çalışma yaparak işin hiç de sanıldığı gibi olmadığını gösterdi. araştırmacılar, 40 sağlıklı yumurta hücresi ve 1 adaydan alınan sperm üzerinde çalışmalara başladılar. spermin alındığı kişinin dna diziliminde, körlüğe neden olan bir eksiklik vardı. hedef, bu eksik geni yerine koyarak doğacak çocuklarda sağlıklı bir gen dizilimi sağlamaktı. tam döllenme aşamasında ve döllenmeden 2 gün sonra, crispr teknolojisi aracılığıyla genlere müdahalede bulunuldu. döllenme aşamasındaki hiçbir embriyoda başarılı olunamadı. döllenmeden daha sonraki aşamalarda müdahale edilen embriyolardan sadece 3 tanesinde etki görüldü. bunlarda görülen etki ise, mutasyon taşıyan kromozomun tamamen kaybolması oldu. buradan çıkan sonuç da, tıpkı bilgisayarların harddisklerinde veri kaybı nedeniyle kötü sonuçlar doğabilmesi gibi, kromozom ve gen kayıpları yaşanabileceği...
şimdilik işe yarayacağının düşünüldüğü tek yer, fazla kopyası olan kromozomlar nedeniyle ortaya çıkan mutasyonların tedavisi gibi görünüyor. ilerleyen yıllarda ne olur bilemiyorum ama şu an için insanlarda embriyoya müdahale fikri pek de parlak sonuçlara yol açacağa benzemiyor.
devamını gör...
yazarların keşke olsa dedikleri şeyler
hayallerimin asgari şartlarda olabilme ihtimali, olması bile diyemiyorum ne yazık ki. mutlu bir aile tablosunda ki aile olmak mesela.
devamını gör...
kafa filmler radyo yayını
çok güzel bir yayın ve yapım olan coldboy’un da güzel sunumuyla ve içeriği ile hoş vakit geçirmemizi sağlayan radyo yayınıdır. gelecek program için katkı olması adına naçizane benim tavsiye filmim ise; yerli bir yapım olan anayurt oteli dir.
devamını gör...
akp'nin pandemi bahanesiyle gece hayatını bitirmesi
fransız sosyal teorisyen michel foucault'un salgın hastalıklarla ilgili bir incelemesi vardı. sanıyorum biyopolitikanın doğuşu eserinde geçiyordu. geçen sene hukuk fakültesini bitirmeye çalışırken, soyut derslerden birinde verilen bir tez ödevi için araştırma yaparken rastlamıştım. şayet üşenmezsem, teorisyenin başlığına bir ara ayrıntılı bir yazı yazarım; ancak özetle şunu belirtebilirim ki türkiye'de salgın yönetimi foucault'un metaforu ile "su çiçeği" yönetiminden "veba" yönetimine doğru dönüşmeye başladı.
yarınların özgürlüğü için çok ince bir çizgiden geçiyoruz. bu tarz cüretler insan hakları üzerinde ağır yaralar açacak yeni cüretlere önayak olabilir.
bir de şu var ki, çok kişinin bunu kabul edecek zeka kapasitesi yoktur fakat; gece hayatı ya da benim deyimimle günah turizmi toplumu diri, sakin ve çalışkan tutan; faydası zararından kat be kat fazla olan bir mekanizmadır. tarih boyunca eğlencesi özgür bırakılmış medeniyetler, baskı altında sıkılan medeniyetlerden daha üretken olmuşlardır. nazi almanyasında dahi, kasvetli ve aşırı ciddi gündüzleri, zevkle dolu ışıltılı geceler izlemiş; aceleye getirilen bir savaş ortamı olmasa uzun yıllar sürdürülebilecek bir denge sağlanmıştı.
şimdi bu durumdaki türkiye, yoz bir zümrenin hastalıklı siyasal orgazmını sağlayabilmek için üzerine fazla düşünülmemiş hamleler elinde geriye götürülmekte. önce gece saatlerine konulan sokağa çıkma yasakları, sonrasında yasak günlerinde ve kapanma dönemindeki alkol satış yasağı, şimdi de bu... bunun kokusu çok önceden geliyordu ancak gerçekten en fazla üzüldüğüm şey şu: bize bunları yapan güruh, bizi yönetmek için yeterince zeki değil. yazık benim ülkeme.
yarınların özgürlüğü için çok ince bir çizgiden geçiyoruz. bu tarz cüretler insan hakları üzerinde ağır yaralar açacak yeni cüretlere önayak olabilir.
bir de şu var ki, çok kişinin bunu kabul edecek zeka kapasitesi yoktur fakat; gece hayatı ya da benim deyimimle günah turizmi toplumu diri, sakin ve çalışkan tutan; faydası zararından kat be kat fazla olan bir mekanizmadır. tarih boyunca eğlencesi özgür bırakılmış medeniyetler, baskı altında sıkılan medeniyetlerden daha üretken olmuşlardır. nazi almanyasında dahi, kasvetli ve aşırı ciddi gündüzleri, zevkle dolu ışıltılı geceler izlemiş; aceleye getirilen bir savaş ortamı olmasa uzun yıllar sürdürülebilecek bir denge sağlanmıştı.
şimdi bu durumdaki türkiye, yoz bir zümrenin hastalıklı siyasal orgazmını sağlayabilmek için üzerine fazla düşünülmemiş hamleler elinde geriye götürülmekte. önce gece saatlerine konulan sokağa çıkma yasakları, sonrasında yasak günlerinde ve kapanma dönemindeki alkol satış yasağı, şimdi de bu... bunun kokusu çok önceden geliyordu ancak gerçekten en fazla üzüldüğüm şey şu: bize bunları yapan güruh, bizi yönetmek için yeterince zeki değil. yazık benim ülkeme.
devamını gör...
sivas katliamı
şimdi birileri kalkmış fikir hürriyetinden dem vuruyor. ifade özgürlüğü falan diyorlar. komik! hayret verici şekilde söylenenleri aklayıp, sıçanı incelikle yemeye çalışıyorlar ki; bu arkadaşlar hiç kusura bakmasınlar ama yaptıkları şey en basit tabiri ile, o talihsiz yazıyı yazan arkadaşın arkasına saklanıp, kendi karanlık zihin altlarındaki düşünceleri, nahifçe(!) dile getirmeye çalışmaktan başka bir şey değil.
neymiş olayın öncesine bakılacakmış. bakılsın. hay hay! türkiye barolar birliğinin hazırladığı kapı gibi rapor var misal! işe onu okumakla başlayabilirsiniz! ha pardon, şurada iki satır yazı okuyamıyorsunuz, 900 küsur sayfa rapor ve muhalefet şerhleri falan bozabilir sizi değil mi? ama durun bir dakika! o sadece birinci cildinin sayfa sayısı, özür dilerim bir de onun ikinci cildi var! o da 500 küsur sayfa. kim okuyacak değil mi bunları? okumaya durumunuz olmaz/olmamıştır kesin. bunu yapana kadar, iftiralar atıp, olmayanı olmuş gibi gösterip, yakılarak hayatını kaybetmiş insanlara nefret kusmak daha kolay değil mi?
bakın misal olayların iki gün öncesinde dağıtılan bildiriler de okunmaz/yazılmaz değil mi? aaa! yine unutmadan bir de onun artçısı olan ikinci bir bildiri var, 1 temmuz gecesi evlere dağıtılmış olan. ama yoook, gerek yok! okuyup ne yapacaksınız değil mi?
şuraya bir karar bırakalım. belki o kadarını okursunuz; okursanız anlar mısınız peki? o kısım inanın beyninizle ilgili değil aslında. tamamen vicdanınızla alakalı. vicdanlar kararınca beyin felci olabiliyor insanlar. ondan sonra da düşünce yetilerini kaybediyorlar. allah şimdiden acil şifalar versin bu durumda olanlara;
“…somut olayda 7-8 saatlik uzun bir zaman süreci içerisinde güvenlik görevlerince yapılmış olan çeşitli uyarılara rağmen dağılmayarak hükümet konağı’nın önünde bulunan güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın da zorlanıp devlet ve hükümet’in ilde temsilcisi olan vali’ye “şerefsiz vali” “vali istifa” şeklinde yürüyüşler ve toplanmalar sırasında cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerine aykırı biçimde “şeriat gelecek, zulüm bitecek”, “cumhuriyeti burada kurduk burada yıkacağız”, “yaşasın şeriat”, “kahrolsun laiklik”, “şeriat isteriz”, “dinsiz laikler” sloganlarının atılması, bir kısım işyeri, mesken ve araçların yakılması, “yak”, “yak” sloganları altında, güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın cebir kullanılmak suretiyle aşılıp, otel’in yakılması suretiyle 35 kişinin öldürülmüş ve çok sayıda kişi ve güvenlik görevlisinin yaralanmış bulunması ve nihayet türk inkilabı’nın temel taşlarından birisi olan sivas kongresi’nin imzalandığı ve sonradan müzeye dönüştürülmüş bulunan bina ile önündeki atatürk heykeli’nin tahrip edilmiş olması, olayda kullanılan cebri, bir kısım icra hareketlerinin tck’nın 146. maddesinde belirtilen sonucu yaratmaya elverişliliğini ve aziz nesin’in düşünce ve davranışları bahane edilmek suretiyle anayasal düzen’in en öneli ilkelerinden olan “cumhuriyetçilik” ve “laiklik” ilkelerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bulunduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır.”
(yargıtay 9. ceza dairesi, 30.9.1996 tarih ve 1996/688- 4716)
şimdi burada uzun uzadıya yargı süreçlerini yazmayacağım. gerek yok. merak eden açar okur. vicdanı olan adam/kadın olaylar ne şekilde gelişmiş görebilir. altın günü dedikodularını değil de, belgelerle kayıt altına alınmış ifadeleri okuyabilir. ama bunları yapmak için evvela kişinin ülkesinde 35 insanın yakılarak öldürülmüş olmasından rahatsız olması gerekir.
bazı arkadaşların yazdıklarına cidden acı acı tebessüm ettim. fikir özgürlüğü vesaire demişler. anayasa hükümleri falan yazılmış. tepki gösterenlere ders veriyorlar birde. aferim size! m ile... bakın, ''insan hakları evrensel beyannamesi'' diye bir metin var bildiniz mi? hah normalde onun tüm maddelerini bilmeniz lazım ama bilmiyorsanız da sorun değil. misal onun 30. maddesi var. biz bu maddeyi ''özgürlük düşmanları için özgürlük yoktur.'' kalıbı ile ifade ederiz. yani oradaki hak ve özgürlükler, bu hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılması için kullanılamaz! siz neyin duyarını yapıp da, tatlı su demokratlığına imza attığınızın bile farkında değilsiniz. şu iğneyi kendinize bir batırsanız da aklınız başınıza gelse keşke. sonra çuvaldız işine bakarsınız.
bu tarz olaylar ve bu olaylar hakkında yapılan yorumlar turnusol vazifesi görür. buradan bir iki serzenişte daha bulunayım; şu sahte demokratlara canım cicimler çekip, övgüler düzüp, onları havalara sokan güzel arkadaşlar, bakın bakalım bunlardan bir tanesini bile ortada görebiliyor musunuz ? göremezsiniz beyler/bayanlar, çünkü içleri yanmıyor. çünkü içten içe hoşlarına gidiyor. çünkü siz en hafif tabiri ile saftiriksiniz. ve bu kafa yapısı ile giderseniz daha çok ağıtlar yakılır ve sizde ağıtçı kontenjanından mevzuya dahil olursunuz. bu da tanımın dost acı söyler bölümü olsun!
ülkesinde 35 canın, 35 insanın yanmasına/yakılmasına yüreği sızlamayanlar, sizler kendinizi bilirsiniz. size söylenecek tek bir söz var; ama yazmayacağım. ar ederim!!!
neymiş olayın öncesine bakılacakmış. bakılsın. hay hay! türkiye barolar birliğinin hazırladığı kapı gibi rapor var misal! işe onu okumakla başlayabilirsiniz! ha pardon, şurada iki satır yazı okuyamıyorsunuz, 900 küsur sayfa rapor ve muhalefet şerhleri falan bozabilir sizi değil mi? ama durun bir dakika! o sadece birinci cildinin sayfa sayısı, özür dilerim bir de onun ikinci cildi var! o da 500 küsur sayfa. kim okuyacak değil mi bunları? okumaya durumunuz olmaz/olmamıştır kesin. bunu yapana kadar, iftiralar atıp, olmayanı olmuş gibi gösterip, yakılarak hayatını kaybetmiş insanlara nefret kusmak daha kolay değil mi?
bakın misal olayların iki gün öncesinde dağıtılan bildiriler de okunmaz/yazılmaz değil mi? aaa! yine unutmadan bir de onun artçısı olan ikinci bir bildiri var, 1 temmuz gecesi evlere dağıtılmış olan. ama yoook, gerek yok! okuyup ne yapacaksınız değil mi?
şuraya bir karar bırakalım. belki o kadarını okursunuz; okursanız anlar mısınız peki? o kısım inanın beyninizle ilgili değil aslında. tamamen vicdanınızla alakalı. vicdanlar kararınca beyin felci olabiliyor insanlar. ondan sonra da düşünce yetilerini kaybediyorlar. allah şimdiden acil şifalar versin bu durumda olanlara;
“…somut olayda 7-8 saatlik uzun bir zaman süreci içerisinde güvenlik görevlerince yapılmış olan çeşitli uyarılara rağmen dağılmayarak hükümet konağı’nın önünde bulunan güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın da zorlanıp devlet ve hükümet’in ilde temsilcisi olan vali’ye “şerefsiz vali” “vali istifa” şeklinde yürüyüşler ve toplanmalar sırasında cumhuriyetçilik ve laiklik ilkelerine aykırı biçimde “şeriat gelecek, zulüm bitecek”, “cumhuriyeti burada kurduk burada yıkacağız”, “yaşasın şeriat”, “kahrolsun laiklik”, “şeriat isteriz”, “dinsiz laikler” sloganlarının atılması, bir kısım işyeri, mesken ve araçların yakılması, “yak”, “yak” sloganları altında, güvenlik görevlilerinin kurduğu barikatın cebir kullanılmak suretiyle aşılıp, otel’in yakılması suretiyle 35 kişinin öldürülmüş ve çok sayıda kişi ve güvenlik görevlisinin yaralanmış bulunması ve nihayet türk inkilabı’nın temel taşlarından birisi olan sivas kongresi’nin imzalandığı ve sonradan müzeye dönüştürülmüş bulunan bina ile önündeki atatürk heykeli’nin tahrip edilmiş olması, olayda kullanılan cebri, bir kısım icra hareketlerinin tck’nın 146. maddesinde belirtilen sonucu yaratmaya elverişliliğini ve aziz nesin’in düşünce ve davranışları bahane edilmek suretiyle anayasal düzen’in en öneli ilkelerinden olan “cumhuriyetçilik” ve “laiklik” ilkelerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bulunduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır.”
(yargıtay 9. ceza dairesi, 30.9.1996 tarih ve 1996/688- 4716)
şimdi burada uzun uzadıya yargı süreçlerini yazmayacağım. gerek yok. merak eden açar okur. vicdanı olan adam/kadın olaylar ne şekilde gelişmiş görebilir. altın günü dedikodularını değil de, belgelerle kayıt altına alınmış ifadeleri okuyabilir. ama bunları yapmak için evvela kişinin ülkesinde 35 insanın yakılarak öldürülmüş olmasından rahatsız olması gerekir.
bazı arkadaşların yazdıklarına cidden acı acı tebessüm ettim. fikir özgürlüğü vesaire demişler. anayasa hükümleri falan yazılmış. tepki gösterenlere ders veriyorlar birde. aferim size! m ile... bakın, ''insan hakları evrensel beyannamesi'' diye bir metin var bildiniz mi? hah normalde onun tüm maddelerini bilmeniz lazım ama bilmiyorsanız da sorun değil. misal onun 30. maddesi var. biz bu maddeyi ''özgürlük düşmanları için özgürlük yoktur.'' kalıbı ile ifade ederiz. yani oradaki hak ve özgürlükler, bu hak ve özgürlüklerin ortadan kaldırılması için kullanılamaz! siz neyin duyarını yapıp da, tatlı su demokratlığına imza attığınızın bile farkında değilsiniz. şu iğneyi kendinize bir batırsanız da aklınız başınıza gelse keşke. sonra çuvaldız işine bakarsınız.
bu tarz olaylar ve bu olaylar hakkında yapılan yorumlar turnusol vazifesi görür. buradan bir iki serzenişte daha bulunayım; şu sahte demokratlara canım cicimler çekip, övgüler düzüp, onları havalara sokan güzel arkadaşlar, bakın bakalım bunlardan bir tanesini bile ortada görebiliyor musunuz ? göremezsiniz beyler/bayanlar, çünkü içleri yanmıyor. çünkü içten içe hoşlarına gidiyor. çünkü siz en hafif tabiri ile saftiriksiniz. ve bu kafa yapısı ile giderseniz daha çok ağıtlar yakılır ve sizde ağıtçı kontenjanından mevzuya dahil olursunuz. bu da tanımın dost acı söyler bölümü olsun!
ülkesinde 35 canın, 35 insanın yanmasına/yakılmasına yüreği sızlamayanlar, sizler kendinizi bilirsiniz. size söylenecek tek bir söz var; ama yazmayacağım. ar ederim!!!
devamını gör...
simit bitince ortasındaki boşluk nereye gidiyor sorunsalı
gecenin şu mevhum saatlerinde perperişan olmuş zihnime zerk olan, aklımın ve havsalamın idrak ve izanda muvaffak olamadığı bir sorunsal. nereye gidiyo bu boşluk?
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
mükemmel giden yayın.*
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
fаrzet hiç tаnışmаdık
buluşmadık, hiç dönmedin o köşeden
fаrzet, hiç yаnаşmаdık
koklaşmadık, hiç içmedik o şişeden
fаrzet o fаllаr tutmаdı
yıldızlar barışmadı, hiç yorulmadık öpüşmekten
senle bir rüya gördük, herkesin gözü önünde
kimse bilmez ne oldu sahiden..
devamını gör...
eskiye özlem
bugün, yarının eski'si olacağı için; içinde bulunduğu zamanı da özlemektir. fazlası zarardır, yaşamak bugünden ibarettir.
bonus (bkz: melankoli bağımlılığı)
bonus (bkz: melankoli bağımlılığı)
devamını gör...
terörist misin testi
kendini desteklemeyenlere terörist diyen bir cumhurbaşkanı düşünün.
şaka gibi.
şaka gibi.
devamını gör...
küsülen kişinin olayın hiç farkına varmaması
aynı kişiye ikinci kez küsme nedenidir. gerçi muhtemelen onu da fark etmeyecektir. adam sizi zerre umursamıyor. bence kafasına taşla vurun, belki anlar öküz.
devamını gör...
ölmeden önce yapılması gerekenler
rahmetli barış manço bir söyleşisinde şöyle der: çıkmaz sokağa girmeden gösterelim ve hiçbir insandan esirgemeyelim sevgilerimizi. üç beş günlük dünya hayatı değmiyor hiçbir kavgaya. ben de yapmamız gereken en önemli şeyin bu olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ruh halleri
kahvenin soğuduğunu farkettiğim an gibi geçiyor tüm günler.
devamını gör...
11 ağustos 2021 sözlüğün birbirine girmesi
an itibariyle akışta takip ettiğim olaydır.
başlıklara bak. herkes birbirine saldırıyor.
babacım geçelim bu olayları gül gibi yaşayıp gidelim.
erken boşalan erkek başlığı falan açalım birbirimize saldırmayalım.
başlıklara bak. herkes birbirine saldırıyor.
babacım geçelim bu olayları gül gibi yaşayıp gidelim.
erken boşalan erkek başlığı falan açalım birbirimize saldırmayalım.
devamını gör...
