islam
erkekleri, kadınlardan daha üstte tutan dindir. kadınları geri plana atar.
devamını gör...
gomercan ile o gemi radyo programı
çoğu zaman türkü dinlemekten kaçıyorum. her birinde yaşanmış hikayelerin sihiri var. bünyeye ağır mı geliyor ne? bugün dinleyeyim dedim de ne iyi ettim. güzel sunumu ile bende girdim türkü dünyasına.
seher yeli nazlı yare'ye eşlik edenlerdenim.
seher yeli nazlı yare'ye eşlik edenlerdenim.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
uzun bir yoldayım. uzun bir yolculukta. gün batımına doğru ilerlerken araba, zihnim de uzun bir yolda.
bazen kalbim incecik gibi hissediyorum. çok çabuk kırılıyor. büyüdükçe güçlenirim sanıyordum, yaşaya yaşaya alışırım. ama yok değil. hala çok hassas, çok nahif...
bazen kalbim incecik gibi hissediyorum. çok çabuk kırılıyor. büyüdükçe güçlenirim sanıyordum, yaşaya yaşaya alışırım. ama yok değil. hala çok hassas, çok nahif...
devamını gör...
lobotomi
şizofreni, depresyon ve bipolar bozukluk gibi hastalıkların tedavisi için uygulanan tarihin en acımasız ve zor tedavi yöntemlerinden biridir. bazı kaynaklara göre ilk olarak köpeklere, şempazelere ve şizofreni hastalarına uygulanılmıştır. operasyonda sağ kalan hastalarda sakinleşme belirgin bir şekilde gözlenmiş ve zamanla bu yöntem geliştirilmeye başlanmıştır.
beynin sosyal ilişkilerimizi düzenlediği bölgesine -bu bölge kişiliğimiz ve benliğimizi oluşturan bölge- anestezi uygulanmadan yapılan işlemde buz kıracağını çekiç yardımıyla hastanın göz yuvalarına yerleştirilir. amaç hastanın geçmiş ile olan bağlantılarının koparılmasıdır. dr. freeman'ın geliştirdiği bu yöntem yüzünden çalışma arkadaşının yanından ayrıldığı'nı ve hastaların bir çoğunun hayatını kaybettiğinide belirtelim. hayatta kalan hastaların operasyondan sonra yürümeyi ve tuvalet kullanmayı tekrar öğrenmesi gerekliliği ufak bir detay olarak görülüp uzun bir müddet uygulanmaya devam etmiştir.
bu tedaviye maruz kalan hastaların tahammül seviyeleri her geçen gün daha fazla düşmüş, bir çoğu intihara meyilli olmaya başlamış, kendi işlerini tek başlarına yapamaz hale gelmiştir bu sebeple 1950 yılında yasaklanmıştır.
oscar ödüllü (1936) warner baxter da lobotomi kurbanı olmuştur.eski abd başkanı john f. kennedy'nin kız kardeşi rosemary kennedy'ye de prefrontal lobotomi uygulanmıştır ve genç kadın hayatının geri kalanını bakıma muhtaç bir şekilde geçirmiştir.
hatırlarsanız one flew over the cuckoo's nest film'inin bir sahnesinde bu uygulamaya yer vermiştir.

shutter island film'nin son sahnesinde leonardo dicaprio şu cümle ile karakterin içinde yaşadığı durumu özetleyip;
hangisi daha kötü olurdu; bir canavar olarak yaşamak mı, yoksa iyi bir insan olarak ölmek mi?
lobotomi uygulamasına gönderilmiştir. yine aynı film'de şu sözler oldukça dikkat çekicidir belki de bir eleştiridir.
şöyle bir düşüncem var ki, bir hastayı saygıyla tedavi eder ve onu dinlerseniz, anlamaya çalışırsanız, ona ulaşabilirsiniz.
beynin sosyal ilişkilerimizi düzenlediği bölgesine -bu bölge kişiliğimiz ve benliğimizi oluşturan bölge- anestezi uygulanmadan yapılan işlemde buz kıracağını çekiç yardımıyla hastanın göz yuvalarına yerleştirilir. amaç hastanın geçmiş ile olan bağlantılarının koparılmasıdır. dr. freeman'ın geliştirdiği bu yöntem yüzünden çalışma arkadaşının yanından ayrıldığı'nı ve hastaların bir çoğunun hayatını kaybettiğinide belirtelim. hayatta kalan hastaların operasyondan sonra yürümeyi ve tuvalet kullanmayı tekrar öğrenmesi gerekliliği ufak bir detay olarak görülüp uzun bir müddet uygulanmaya devam etmiştir.
bu tedaviye maruz kalan hastaların tahammül seviyeleri her geçen gün daha fazla düşmüş, bir çoğu intihara meyilli olmaya başlamış, kendi işlerini tek başlarına yapamaz hale gelmiştir bu sebeple 1950 yılında yasaklanmıştır.
oscar ödüllü (1936) warner baxter da lobotomi kurbanı olmuştur.eski abd başkanı john f. kennedy'nin kız kardeşi rosemary kennedy'ye de prefrontal lobotomi uygulanmıştır ve genç kadın hayatının geri kalanını bakıma muhtaç bir şekilde geçirmiştir.
hatırlarsanız one flew over the cuckoo's nest film'inin bir sahnesinde bu uygulamaya yer vermiştir.

shutter island film'nin son sahnesinde leonardo dicaprio şu cümle ile karakterin içinde yaşadığı durumu özetleyip;
hangisi daha kötü olurdu; bir canavar olarak yaşamak mı, yoksa iyi bir insan olarak ölmek mi?
lobotomi uygulamasına gönderilmiştir. yine aynı film'de şu sözler oldukça dikkat çekicidir belki de bir eleştiridir.
şöyle bir düşüncem var ki, bir hastayı saygıyla tedavi eder ve onu dinlerseniz, anlamaya çalışırsanız, ona ulaşabilirsiniz.
devamını gör...
mistik yol
bir ara bu yol'a bende girdim ama uykum gelsin diye. bir baktım ben ne dinliyorum, ruh eşini çağırma meditasyonuymuş. uykum gelsin diye dinlediğim bu kanaldan yanlışlıkla ruh eşimi bularak çıkacaktım.
yorumlara bir bakayım dedim sadece bir defa dinlemiş ve olanlar olmuş. kimisine de ruh öküzü denk gelmiş. en efsane yorum; benim ruh eşim gerçekten ruh galibaydı.
yolunuz açık olsun..
derin nefes al. ve vermeyi unutma.
yorumlara bir bakayım dedim sadece bir defa dinlemiş ve olanlar olmuş. kimisine de ruh öküzü denk gelmiş. en efsane yorum; benim ruh eşim gerçekten ruh galibaydı.
yolunuz açık olsun..
derin nefes al. ve vermeyi unutma.
devamını gör...
haldun taner
1915-1986 yılları arasında yaşamış, öykü, tiyatro yazarı, gazeteci ve öğretim üyesi.
epik tiyatro ve kabareyi türkiye'ye getiren insan.
epik tiyatro ve kabareyi türkiye'ye getiren insan.
devamını gör...
yılın kelimesi
tabii ki mesafedir. hem de en sosyalinden...
devamını gör...
okunması gereken kitaplar
honore de balzac- vadideki zambak,
küçük prens,
dostoyevski-budala
küçük prens,
dostoyevski-budala
devamını gör...
yasak ilişkiden doğan çocuk
kendisine yakıştırılan 3 harfli kelimenin esasında anne ve babasına yakıştırılması gereken, bir suçu günahı olmayan çocuk.
biz insanoğlu olarak bayılırız hesabı yanlış kişilere kesmeye...
biz insanoğlu olarak bayılırız hesabı yanlış kişilere kesmeye...
devamını gör...
avm otoparkında araba bulmak sorunsalı
türev almak, integral almak kadar zor olan şeydir.
hangi kat, hangi harf, hangi rakam, hangi çıkış vb.
sırf bu kadar parametreye maruz kalmamak için, yazın bile açık otoparkta yer arıyorum. sonra bulamıyorum ve sonra, ver elini o bir dünya parametreler.
morkomedyenin abarttığı kadar var.
www.instagram.com/reel/CWV2...
hangi kat, hangi harf, hangi rakam, hangi çıkış vb.
sırf bu kadar parametreye maruz kalmamak için, yazın bile açık otoparkta yer arıyorum. sonra bulamıyorum ve sonra, ver elini o bir dünya parametreler.
morkomedyenin abarttığı kadar var.
www.instagram.com/reel/CWV2...
devamını gör...
beypazarı maden suyu
en güzel maden sularından birisidir.
devamını gör...
the lord of the portakals
beni kahkahalara boğmuş, sandalyeden düşürmüş montajdır.
bu arada, bir an ekranın ortasından çıkacağım sandınız değil mi ?
bu arada, bir an ekranın ortasından çıkacağım sandınız değil mi ?
devamını gör...
dünyanın en saçma sorusu
uyandın mı?
geldin mi?
uyandığınızı veya geldiğinizi gözleriyle gören kişiler tarafından sorulunca çileden çıkarır.
geldin mi?
uyandığınızı veya geldiğinizi gözleriyle gören kişiler tarafından sorulunca çileden çıkarır.
devamını gör...
seni seviyorum diyememek
seviyorum demek, sorumluluk gerektirir.
seviyorum demek, kefalet gerektirir.
gerektiği zaman, fedakarlık gerektirir.
bilinmelidir ki; kimi veya neyi çok seviyor iseniz; onunla imtihan olursunuz. belki de imtihan edilmemek için; bu cümleyi kolay kolay kurmak mümkün değildir.
bazı insanların ağzında sakız olmuştur; seni seviyorum cümlesi. cümlenin sakız olması; cümlenin değerini düşürmez. aksine cümlenin, her söyleyen kişinin ağzında değerli olduğuna delildir. asıl mesele ağızdan çıkan, o iki kelimelik cümleye sadık kalabilmektir. her insanın söyleyememesindeki zorluk, bu durumdan kaynaklıdır.
seviyorum demek, kefalet gerektirir.
gerektiği zaman, fedakarlık gerektirir.
bilinmelidir ki; kimi veya neyi çok seviyor iseniz; onunla imtihan olursunuz. belki de imtihan edilmemek için; bu cümleyi kolay kolay kurmak mümkün değildir.
bazı insanların ağzında sakız olmuştur; seni seviyorum cümlesi. cümlenin sakız olması; cümlenin değerini düşürmez. aksine cümlenin, her söyleyen kişinin ağzında değerli olduğuna delildir. asıl mesele ağızdan çıkan, o iki kelimelik cümleye sadık kalabilmektir. her insanın söyleyememesindeki zorluk, bu durumdan kaynaklıdır.
devamını gör...
en uzun öpüşme rekoru
taylandlı ekkachai ve laksana tiranarat'a ait rekor.
58 saat 35 dakika 58 saniye öpüşerek tarihe geçmişler. bir çift, bir önceki bu garip rekor denemesinde oksijen yetersizliği nedeniyle hastaneye kaldırılmış.
58 saat 35 dakika 58 saniye öpüşerek tarihe geçmişler. bir çift, bir önceki bu garip rekor denemesinde oksijen yetersizliği nedeniyle hastaneye kaldırılmış.
devamını gör...
aramak
bazen bulmaya yaramayandır.
bir şeyleri aradığımız için, buna emek verdiğimiz, bunun için çaba sarfedip mücadele ettiğimiz için bulmamız kesin değildir. ben bazı şeyleri çok aradım. çoğunu bulamadım. arayıp bulamamak konusunda tecrübeliyim. bulduklarımla yetindim zaten. yetti bana bulduğum kadarı. bazen hiçbir şey bulamadım. bakkal amca elimdeki bozuk parayla hiçbir şey alamayacağımı söylemiş gibi döndüm gerisin geri. ama o kadar da mutsuz olmadım. bazı şeylerin dahası olmaz çünkü.
bazen bulmaya gerek bırakmayandır.
bazen aramak o kadar güzel gelir ki bitmesin ister insan. bulacağın şeye değmez arama macerasının sona ermesi. aramanın verdiği yorgunluk en değerli madalyadır arayanın soluk soluğa kalmış göğsünde. sanki aramak biter, aranan bulursa var olan huzur da kaybolacakmış gibi gelir insana. arayış bitmezse eğer aranan daha kıymetli olur belki de.
aramak, bazen bulmamak için yapılır. bazen, aranan bulunmasa da aramaya değer. bazen bulduğun yolculuğun bittiğine değmez. bazen öyle bir mucize bulur ki insan ne aradığını bile unutur.
aramaya devam ediyorum. bulduğum halde.
bir şeyleri aradığımız için, buna emek verdiğimiz, bunun için çaba sarfedip mücadele ettiğimiz için bulmamız kesin değildir. ben bazı şeyleri çok aradım. çoğunu bulamadım. arayıp bulamamak konusunda tecrübeliyim. bulduklarımla yetindim zaten. yetti bana bulduğum kadarı. bazen hiçbir şey bulamadım. bakkal amca elimdeki bozuk parayla hiçbir şey alamayacağımı söylemiş gibi döndüm gerisin geri. ama o kadar da mutsuz olmadım. bazı şeylerin dahası olmaz çünkü.
bazen bulmaya gerek bırakmayandır.
bazen aramak o kadar güzel gelir ki bitmesin ister insan. bulacağın şeye değmez arama macerasının sona ermesi. aramanın verdiği yorgunluk en değerli madalyadır arayanın soluk soluğa kalmış göğsünde. sanki aramak biter, aranan bulursa var olan huzur da kaybolacakmış gibi gelir insana. arayış bitmezse eğer aranan daha kıymetli olur belki de.
aramak, bazen bulmamak için yapılır. bazen, aranan bulunmasa da aramaya değer. bazen bulduğun yolculuğun bittiğine değmez. bazen öyle bir mucize bulur ki insan ne aradığını bile unutur.
aramaya devam ediyorum. bulduğum halde.
devamını gör...
intihar eden gençlere yapıştırılan damga
-değer miydi bir kız/ erkek için canına kıymaya.. (halbuki sevgilisi yoktur vefat edenin)
- o kadar aciz miydi, yazzııkkkk... (intiharın acziyetle uzaktan yakından alakası yoktur)
- ne var canım, ekmek elden su gölden yaşıyordu, rahat battı... (kişinin içinde bulunduğu ruh halinden bihaberlerdir.)
aslında o kadar çok yaftalama var ki.. bunları yazarken aklıma intihar eden arkadaşım geldi.. vefat ettiği gecenin sabahına almıştım korkunç haberini.. gözlerimden yaşlar akıyordu dolmuşta. hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.. dolmuştan inip evlerine doğru giderken, 2 kadının "ayyy, şurda bir çocuk intihar etmiş, boşu boşuna öldü zavallı" demelerinin üstüne patladım ve "ne biliyorsunuz da konuşuyorsunuz arkadaşım hakkında" dedim, ve yüzsüzlüğe bakın ki, aldığım cevap "ayyy, sen o kendini asan çocuğun arkadaşı mısınnnn"...... "kendini asan.." hayatımda, canımı acıtan anlardan bir tanesidir bu.. yutkunamadım.. ağlayamadım.. içimden siz ne anlarsınız dedim.. ve işte "damnant quod non intelligunt" sözü her şeyi açıklar oldu.. anlamadıklarını kınarlar.. halbuki bizler onlara "zavallılar" der geçeriz..
- o kadar aciz miydi, yazzııkkkk... (intiharın acziyetle uzaktan yakından alakası yoktur)
- ne var canım, ekmek elden su gölden yaşıyordu, rahat battı... (kişinin içinde bulunduğu ruh halinden bihaberlerdir.)
aslında o kadar çok yaftalama var ki.. bunları yazarken aklıma intihar eden arkadaşım geldi.. vefat ettiği gecenin sabahına almıştım korkunç haberini.. gözlerimden yaşlar akıyordu dolmuşta. hıçkıra hıçkıra ağlıyordum.. dolmuştan inip evlerine doğru giderken, 2 kadının "ayyy, şurda bir çocuk intihar etmiş, boşu boşuna öldü zavallı" demelerinin üstüne patladım ve "ne biliyorsunuz da konuşuyorsunuz arkadaşım hakkında" dedim, ve yüzsüzlüğe bakın ki, aldığım cevap "ayyy, sen o kendini asan çocuğun arkadaşı mısınnnn"...... "kendini asan.." hayatımda, canımı acıtan anlardan bir tanesidir bu.. yutkunamadım.. ağlayamadım.. içimden siz ne anlarsınız dedim.. ve işte "damnant quod non intelligunt" sözü her şeyi açıklar oldu.. anlamadıklarını kınarlar.. halbuki bizler onlara "zavallılar" der geçeriz..
devamını gör...


