daha artı oy kullanmaya bile tenezzül etmeyen yazarlarımız varken, bir de başımıza eksi butonu mu çıkacak be kardeş, dedirten başlık. bence ilk artı oy kullanmayı bilelim, sonra eksi oyu da moderatörlerimiz düşünür.
devamını gör...

amerikalı şair ve yazar edgar allan poe'nun yazdığı son şiiri "annabel lee"dir. 1849 yılında yazılmıştır. poe'nun ölümünün hemen ardından şiir yayınlanmıştır.
devamını gör...

android'in sahibi olan google tarafından 2014 yılında başlatılan ve android ekosistemini tek bir çatı altında toplamayı hedefleyen proje. cep telefonu harici cihazlar da işin içinde olsa da benim değineceğim kısmı android one projesi kapsamında çeşitli firmalar tarafından üretilen telefonlar.

google android'i cep telefonu üreticilerine satıyor ve bu üreticiler kendi arayüzlerini hazırlayıp google'dan aldıkları saf android yazılıma entegre ederek çalıştırıyor ama google ''ya bu android saf haliyle de güzel'' diyerek 12 sene önce ilk nexus cihazını çıkardı, daha doğrusu htc ile anlaşarak bir telefon ürettirdi ve buna ''nexus'' ismini vererek nexus serisini başlattı. 5 sene kadar gitti bu proje ve 6 farklı nexus modeli çıktı farklı üreticilerden. ardından google motorola'yı satın aldı ve nexus adını verdiği saf androidli cihazları kendisi ''pixel'' adı ile üretmeye başladı ama fiyatları sebebi ile hiç satmadığı ülkeler var türkiye gibi ve daha kötü ekonomiye sahip ülkeler.

işte android one burda devreye giriyor. uzakdoğu merkezli uygun fiyatlı telefon üreticileri ile anlaştı ve ''agalar alın size saf android. saf androidli cihazlar yapın ve adı da android one'' olsun dedi. günümüzde nokia'nın bile android one projesinde 1 cihazı var. diğer markalar da huawei, zte, general mobile.

velhasıl kelam yurt dışından telefon getirtmekle uğraşmak istemeyip saf android kullanmak isteyen bir türkiye cumhuriyeti vatandaşı bu cihazlardan birini kullanmak zorunda.
devamını gör...

10 üzerinden 10'luk rezalet.

ttnet'te arıza kaydı oluştur. onlar ilgilenene kadar unutmuş olursun.
devamını gör...

yoruldum. gerçekten çok ama çok yoruldum. çabalamaktan ama her seferinde boşa gittiğini hissetmekten, insanlara kendimi anlatmaya çalışmaktan, ağlamaktan ama en çok da çabalamaktan yoruldum. kötü olduğumda desteğini ve ilgisini beklediğim çok az kişi var zaten hayatımda ama onlara bile “ben iyiyim sen işini yap, boşver beni, bi şeyim yok, salla gitsin ya amann” dediğimde ciddi olmadığımı bilmelerini ve sadece ısrar edip “nasılsın, neyin var, konuşmak ister misin” gibi şeyler sorup ilgilenmelerini, yanımda olmalarını istiyorum yalnızca o birkaç kişiden ya. belki de çok fazla şey bekliyorumdur bu dünyadan ya da insanlardan, bilmiyorum.
devamını gör...

bünyesinde silisik asit barındıran 25-60 cm yüksekliğinde nemli topraklarda yetişmeye eğimli bir bitkidir.

rivayet edildiği üzere bu silisik asit denen bileşik saçı besliyormuş ve şahsen kendimin de içinde bulunduğum saçını uzatmaya çalışanlar topluluğu tarafından talep görüyor. tabi ne derece etkilidir göreceğiz.
devamını gör...

karşı komşularımız istemıyorum evet adamlar 6 kardeş en son bir kediyi tekmelemeye çalışıyorlardı son anda yetiştim sokak ortasında kaldırım taşların ı birbirlerine atıp şakalaşıyorlardı. ben anı beklerken benden önce birisi davrandı ve onlara bagırıp çagırdı onlarda o insanın yüzüne gülerek bakmaya devam ettiler .insanların kapılarının önüne kabile gibi oturup rahatsız ediyorlar burada durmayın dedıgın zaman gözünün içine bakıyorlar çok değil 10 sene sonra bizimle kavga edecekler .istemıyorum bu kadar basit.
devamını gör...

genellikle kendi içerisinde 4 evreyi takip eden süreç.

teknolojik gelişmeler tarihsel olarak ana hatlarıyla incelendiğinde de şu ana kadar 4 ana başlıkta toplanabilir:
1- ilkel dönemde görülen basit teknoloji
2- mekanik aletlerin ortaya çıkışıyla şekillenen teknoloji
3- elektrikli aletlerin ortaya çıkışıyla şekillenen teknoloji
4- elektronik aletlerin ortaya çıkışıyla şekillenen teknoloji

belki ileride kuantum mekaniği temelli nanoteknolojinin gelişmesiyle farklı çağlar da eklenebilir bunlara.

bunun dışında, bu teknolojiler de kendi içlerinde genellikle 4 evreyi takip ediyor.

birinci evrede, belirli bir teknolojik aygıt ortaya çıkıyor ve kullanım alanı sınırlı oluyor. zira oldukça pahalı oluyor bu aygıtlar. bu aşamadaki teknolojik ürünler oldukça değerlidir.

ikinci evrede bu aygıtların sayısında bir artış olur.

üçüncü evrede artık yavaş yavaş herkes bu aygıtlara sahip olabilmeye başlar.

dördüncü evrede ise aygıt, kaba tabirle "ayağa düşmüş"tür. yani ortaya çıkış dönemine kıyasla oldukça ucuz ve sıradan bir şeye dönüşmüştür. hatta bu nedenle eğlence amacıyla bile her yerde kullanılmaya başlanır.

örnek üzerinden de anlatayım.

mesela şebeke suyu... bizim için gayet sıradan, olmazsa olmaz bir şeydir musluktan akan su. çok eski dönemlerde durum farklıydı. bir köye bir kuyu açılır ve herkes o kuyudaki sudan yararlanırdı. bu nedenle de su son derece kıymetliydi. yanlış anlaşılmasın, tabii ki bugün de kıymetli ama orada bir de büyük bir ulaşılamazlık sorunu vardı*. işte bu, 1.evreydi.

yüzlerce, daha doğrusu binlerce yıl süren bu durum, 18. yüzyılda bazı evlere su tesisatı döşenmesiyle 2. evreye geçiş yaptı. artık daha fazla insan suya daha rahat ulaşabiliyordu. fakat yine de çok yaygın değildi.

üçüncü evre 20. yüzyılda başladı. su artık daha ucuzdu ve çok daha geniş bir kitle ona ulaşabiliyordu kendi evinde.

son evre ise bugün içinde bulunduğumuz evre. su artık herkesin evinde ve kullanım bedeli de ilk evrelere kıyasla çok daha makul bir seviyede. hatta yukarıda da dediğim gibi, eğlence amaçlı süslemelerde, yapay şelale ya da fıskiye yahut süs havuzu gibi tasarımlarda bile kullanılıyor.

***

içinde bulunduğumuz dönem bilgisayar çağı. şu anda 3. evredeyiz denebilir çünkü birçok evde var ve yaygın bir kullanım alanına sahip. ancak yeni teknolojilerin geliştirilmesiyle birlikte, bilgisayar fiyatlarının da düşeceği ve bilgisayarların hayatımızda bulunmasının zaten olağan karşılandığı bir dönemin başlayacağı tahmin ediliyor. zaten artırılmış gerçeklik içerikli uygulamalar, hologram teknolojisindeki gelişmeler ya da metaverse gibi projeler de geleceğin bu yönde şekilleneceğinin ufak bir kanıtı diyebiliriz.

ileride öyle bir gün gelecek ki, filmlerde gördüğümüz birçok şey gerçekleşecek: odanıza girdiğinizde dört yanınız bilgisayar ekranıyla donatılmış olacak ve siz sesli iletişim aracılığıyla kişisel yardımcınız olan bir yapay zekâya hangi siteyi açmasını istediğini söyleyebileceksiniz. belki çok yakın bir tarihte bunu ummamak gerekiyor çünkü yukarıda bahsettiğim örnek üzerinden düşünürseniz, evreler arasında yüzlerce yıl olabiliyor.
devamını gör...

okudukça okuyasın gelir. hem hemen bitmesini istersin hem de hiç bitmesin. kitabın içinde yaşayabilmek istersin.
devamını gör...

sting-shape of my heart.
devamını gör...

şair diyor ki:

öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

sanki...
buradan
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bence oluşması bi an önce gereklidir.şahsen ben bakıp mutlu oluyorum/merak ediyorum insanların hakkımdaki varsayımlarını-düşüncelerini.iyi kötü fark etmez sadece tanım girilmesi yeterli bi mutluluk sebebi bana.
devamını gör...

son zamanlarda içinde bulunduğum durumdur.

siyaset, meslek, iş, insan hayatı, sosyolojik değerlendirmeler, psikolojik değerlendirmeler, ekonomi...

hepsi sıktı. duygularıma yol verip felekten bir hayat yaşamak ister duruma geldim.

eğitim hayatım, meslek hayatım, başarılarım, ailem ve daha nicesi beni bu sıkıcı hayata bağlıyor. sanırım hiçbir zaman o istediğim düzensiz, duygu yoğunluklu hayatı yaşayamayacağım.
devamını gör...

1976 yılında kurulan decathlon isimli fransız mağaza zincirine ait doğa, yürüyüş ve kamp ürünleri markasıdır. kıyafetten ayakkabıya, çadırdan termosa ihtiyaç duyulabilecek her şeyi üretirler. fiyat-performans ürünlerine sahiptir.

lolcü selen ukdesidir.
devamını gör...

bir idam mahkumunun ölümü beklediği hücresinden çıkıp idam edileceği noktaya gidişi esnasında değer mahkumlara bu idamın duyurulması için yapılan bir uyarı ve tehdit niteliğindeki sözdür.

bunu birçok filmde izledik aslında. iki gardiyanın arasında kelepçelerle yürüyen idam mahkumu. en önde bir başka kıdemli gardiyan “dead man walking” diye bağırmakta. mahkum bazen soğukkanlı bazen korkudan ayaklarını sürümekte.

çok merak ettiğim bir duygu durumu bu. düşünsenize siz artık ölmüş bir adamsınız. ve bu yüksek sesle herkese duyurulmakta. vicdansız ve de insafsız schrödinger’in kedisinin farklı bir versiyonu haline gelmişsiniz. hem kanlı canlı yürümektesiniz hem de diğer insanlar için çoktan ölüsünüz.

o arada, o yürüyüş esnasında, o geçen zaman diliminde ne hisseder insan? ölü bir adam olarak yürümek insanı ne kadar zorlar? ne kadar zor bir andır yaşanılan!

aslında ben biraz biliyorum bu durumu. uzun bir dönem ölü bir adam olarak yürüdüm. hiçbir his olmuyor insanın içinde sadece yürüyüşe ve yürüyüşün sonunda sizi bekleyen ölüme odaklanıyorsunuz.

o zaman kenara çekilen mahkumlar, ölü adam yürüyor!
devamını gör...

haberleri, gencin mektubunu, başlığın altındaki entryleri yeni okudum. intihar eden genç arkadaşın videosunu izledim. söylenecek çok şey var aslında, nereden başlamalı bilmiyorum. bu olayın bir sistem sonucu olmadığını söyleyen yazarlara hayret doğrusu. gencin ailesinin açıklamasını da gördükten sonra ortaya aslında gayet net bir tablo çıkıyor.
baskıcı, dinci ve ekonomik durumu da iyi (beyanlarına göre )bir aile var. çocuklarını zorla kim bilir hangi tarikatın yurduna gönderiyorlar. burada geleneksel baskıcı aile yapısının, cemaatleri her bakımdan destekleyip oraya buraya her yere yurt açmalarına destek veren iktidarın, sistemin suçu yok demek de... içinde yaşadığımız ülkenin gerçeklerini bilmemek demek.
bir kısım da gence, hayatını kaybetmiş bir gence "kaçıp gitseydin, aç kalsaydın ama orada kalmasaydın" gibi tavsiyelerde bulunmuş. acaba inanılmaz baskıcı bir ailenin gölgesinde yaşamış mı bu insanlar? 18-19 yaşlarında iken ailelerine rest çekip kendi başlarına ayakta durmaya çalışmışlar mı? birileri üzerinden ahkam kesmek, akıl vermek ne kadar kolay değil mi? istediğim gibi yaşamama müsaade etmiyorlar diye 18 yaşında evden kaçtım ben de birkaç aylığına. terminalde de uyudum daha boktan yerlerde de. günlük işlerde çalıştım, bir yandan okula gittim, gönderdikleri parayı geri onlara yolladım, istediğim gibi yaşamama ikna oldukları güne kadar. hayatımın en zor zamanlarındandı, devrimci bir yapının içinde olduğum için yoldaşlarım olmasına rağmen.
çok uzattım ama demek istediğim şey şu, insanların gerek hayat koşullarını gerek ruhsal durumlarını çok iyi bilmeden böyle üstten üstten yorum yapmak kadar rezil bir şey yok.

gencecik delikanlı, yattığın yer de seni incitmesin.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

süt ve süt ürünlerinin içerisinde bulunan mikroplardan, mikrodalga ısınması ile temizlenme hadisesidir. 1800’lü yılların sonlarında fransız louis pasteur tarafından icat edilmiştir. ismi de oradan gelmektedir.
devamını gör...

(bkz: sürü psikolojisi)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim