gustav dore'un, john milton'ın kayıp cennet isimli epik şiirinin kitabı için yaptığı illüstrasyonlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

b vitaminidir. sarı serumun sarısıdır. acile gelip sarı seron taktırmaya çalışanlara selam olsundu.

not: iğreeenç kokuyor
devamını gör...

nutella.
devamını gör...

bir salam markasından kopya çekmiş olsam da adını aç bitir tak bitir koyacağım markadır.
devamını gör...

salata suyuna ekmek banmak.*
devamını gör...

hitap ettiği kesmi on numara analiz edip buna uygun ürünleri pörtföyüne ekleyen marketler zincirinin kataloğu...

siz herhalde sıradan vatandaşın geceleri ışığı kapatıp seviştiğini zannediyorsunuz? ne aksiyonlar dönüyor en az 3 çocuk için haberiniz yok...
devamını gör...

bi aralar denemeye çalıştığım ama korktuğum için yapamadığım başka boyuta geçme olayı..
devamını gör...

"en iyi kürt, ölü kürt'tür."
hiç ırkçı bir cümle değil gerçekten.*
devamını gör...

oldukça hızlı tanım giren ve çok güzel yazılara imza atan yazar arkadaşımızdır.
devamını gör...

good will hunting (film)* ve dead poets society (film)* gibi birçok unutulmaz filmde oynayıp, canlandırdığı karakterlerle izleyene pozitif duygu yüklemesi yapan, buna rağmen şaşırtıcı bir şekilde 2014 yılında intihar edip aramızdan ayrılmış, amerikalı komedyen ve oyuncudur.

o captain! my captain!
devamını gör...

bazı insanlar dertleşmek, paylaşmak, içini dökmek amacıyla yazar.
yanında, yakınında kimsesi, o an için yoksa yazmak da bir nevi ruhu rahatlatmaya yönelik çare olabiliyor.
dolayısıyla insanlar beğenilmek veya etkileşim için değil de yüreğini soğutmak için de yazmak istiyorlar.
yüreği güzel, yazdıkları güzel insanlara selam olsun.
devamını gör...

viktorya dönemi'nde yaşamış ingiliz ressam ve şair. şiiri hiç sevmediğimden okumadım herhangi bir şiirini ama tablölarını pek seviyorum. ben kendisini (bkz: beirut)'un (bkz: monna pomona) şarkısını araştırırken tanıdım. kendisinin yaptığı bir tablö imiş.o tablöden doğru da bu amcayı araştırmaya başlamıştım. wiki'de yazdığına göre kendini; "kendine hakim, net, tutkulu ve karizmatik" ve aynı zamanda “ateşli, şairane ve beceriksiz" olarak tanımlıyor bu amca. aynı ben xd

neyse; şaka bir yana, genellikle metreslerini veya başka kadınları resmeder bu amcamız. tablölarında benim görebildiğim ortak özellik; renkleri oldukça canlı kullanması, bol bol çiçek görmemiz ve romantizm akımından epey etkilenmesi oldu. sanat tarihçisi değilim, çok bir yetkinliğim yok resim konusunda ama tablölarını incelemek bana değişik ve güzel bir haz veriyor. şu sitede sanatı ve yaşamı ile ilgili ayrıntılı bilgi ingilizce olarak bulunabilir. kendi portresi başta olmak üzere sevdiğim eserlerini de aşağıya bırakıyorum, nefasetle bakıp feyz alınız hafiniler/beyfiniler.

oto portresi
ancak bu amca aslında şöyle biriymiş. kendisinin fotişi
music isimli tablösu: piyano ya da organ çalan bir hafini ile bir beyfininin ağız yoluyla öbüşmesini gösterir. renkler epey canlı ve arkada gördüğüm pencere ve vitraylar bana oranın bir kilise olduğunu düşündürüyor. enstrümanın yapısı da kilisede çalınanan org, organlara benziyor zaten. beyfininin kıyafeti bir papazın kıyafeti gibi sanki. böyle düşününce epey anlamlı ve hisli geliyor bana bu tablö. hafinin yanında yer alan hievrsalem(kudüs, jerusalem mi aceba?), sicilia, neapolis ve cyprus kelimeleri de dikkat çekici.

beata beatrix: kırmızı ve yeşil ağırlıklı pek güzel bir tablö.
childhood of mary virgin
proserpine: mavinin tonu enfes değil mi? modeli de berrak tüzünataç'a benzetiyorum nedense.
a vision of fiammetta: christina hendricks'i çizmiş sanki. kırmızının çiçeklerle uyumu harika. model ablanın başının üstünde yer alan kuş, anka kuşu sanki. acaba neden yerleştirildi oraya? sümerle bir bağlantı kursam kurarım da gerek yok şimdi. model için marie spartali stillman diyor wiki.
lady lilith: yine bol çiçek, kızıl bir kadın ve canlı renkler görüyoruz. bir elinde ayna diğerinde tarak tutan fakat başka bir yere bakıp, derin düşünen ablamızın ismi wikiye göre fanny cornforth imiş.
monna pomona: benim en sevdiğim tablö. kolyenin canlı rengi beni ilk olarak oraya odaklıyor. değerli bir kolye sanki, altın olabilir mesela ama modelin boğazını epey sıkmış, çıkartmak istiyor elleri. ve modelin yüz ifadesi, gözleri ve mükemmel dudakları sanki bıkmış, yorulmuş, istemiyor o boyun bağını. modelin diğer elinde yine değerli bir yüzük, bileklik var fakat avucunun içinde br meyve ya da çiçek var. kıyafetlerinden anladığım; zengin-varlıklı bir abla fakat sanki oraya ait değil. bu tablö ben de hep; ait olmadığı bir dünyaya şeklen uyum sağlamış fakat ruhen oraya ait olmayan bir kadının sıkışmışlığını anlattığı izlenimini uyandırır. hani bizim yaz dizilerimizde hep olur ya; fakir kız zengin adama aşık olur, o zenginler dünyasına girer ama elindeki meyvesini, çiçeğini, özünü, geldiği yeri özler falan. o duyguyu alıyorum ben bu tablödan ve çok hoşuma gidiyor. bol çiçek detayı bu tablöda da karşımızda.
found: çok ilginç bir resim. bir babayiğit bir kadını bağlamaya çalışıyor sanki. hatun kişi o an o durumdan epey memnuniyetsiz. sanki kaçmış bir yerden ve malesef ki onu bulmuş
kaçtığı kişi. arkada ki kuzunun üzerindeki ağlar, onun da esir edilmiş görüntüsü bu savı daha da destekler nitelikte. hatunun yüzünün yeşil olması; bu ablanın hasta olduğunu resmediyor sanki. bu tablö da bana hep engizisyon tarafından cadılıkla suçlanan ve kaçmaya çalışan bir kadını anımsatıyor. gerçekten öyle mi bilemiyorum altan.

daha pek çok güzel, beni düşündüren tablöları var bu amcanın ama çok uzadı entry. kendisinin mezarının fotoğrafı ile sonlandırayım en iyisi.
the grave of rossetti
devamını gör...

e=mc^2
devamını gör...

boş işlerle uğraşmayın. tv izlemeyin,bu devirde tv izliyorsanız zaten büyük bir akıl tutulması ile karşı karşıya olabilirsiniz. adam akıllı işlerle uğraşın;
sakın ha ders çalışmak gibi dünyanın en gereksiz şeyiyle vaktinizi çöp etmeyin. kızların peşinden koşun/erkekleri peşinizden koşturun. aşık olun, bağıra bağıra şarkılar söyleyin. en sevdiğiniz şarkıyı tüm bir şehir dinlesin.

"hayat ne anlamı ne ustam?
dedi tepeden tırnağa aşığım sana."
devamını gör...

memleketim gümüşhane nerelisin diye soranlara gümüşhane,*"aaaa orası neresi karadeniz mi?" diye soranlara hayır doğu anadolu diyorum.*
devamını gör...

sözlükteyim. bir iki tanım okuyup tanım girip uyumayı planlıyordum. lakin evimin önündeki deli bozuk arabanın alarmı bir türlü susmadı. başlıyor susuyor başlıyor susuyor sonra tekrar başlıyor.

1 saattir döngü buydu sanırım sahibesi kayışı kopardı son 10 dakikadır döngü sürekli çalma şekliyle bozuldu. kapatan yok ohh bütün mahalle ayakta.

güzel ülkemin saçma sapan düşüncesiz insanları her geçen gün ne yapıp ne edip beni kendinizden daha çok soğutmayı başarıyorsunuz.

bu arada sustu. canım insanlar ya çok seviyorum sizi. olur arada böyle şeyler demin dediklerim için özür dilerim. hem insancağızın ne suçu var araba deli manyak.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ıkna etmeme gerek yoktu ki kucağında bir yavru ile eve gelince geri gönderemiyorlar. arkadaşımın köpeğinin yavruları olmuştu. minicik patileriyle koşturuyorlardı etrafta. hepsine bakamayacağını söyleyince heyecanlanıp çok mutlu olmuştum. bir tanesi vardı diğerleri gibi koşturup eğlenmiyordu. oturmuş köşeye bekliyor. hemen gittim yanına ne bir hareket ne bir korku. kucağımda eve kadar getirmiştim. ne kadar uslu olduğunu söyleyip duruyordum içimden. gün geçtikçe alıştı, hareketlendi. küçük de bir kulübe yaptık ona. 1 yaşına girmiş iyice alışmıştık birbirimize. çok da hareketliydi. saklambaç oynar gibi arardım bazen. yanında hem ağladım hem güldüm. daha iyi bir dostum da yoktu. 2 yaşına bile basmadan kaybettik. eceliyle de ölmeyince kahroluyor insan. evlat gibi oluyormuş gerçekten. dedikleri kadar varmış. yani diyeceğim o ki bakabilecek insanların ömründe bir kere de olsa bakması gerektiğini düşünüyorum. çok şey katar size.
devamını gör...

kadife hanım / 2020 / buca

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

illa ki aşk arıyorum.
sağdan soldan çalıyorum.
devamını gör...

muhabbet edecek güzel insanlar. başka bir şey istemiyorum vallahi. duvarlarla konuşmaktan ruh halim kötüye gidiyor gibi hissediyorum. yalnızlığım bitsin yeter.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim