çok güzel bir manuş baba şarkısı bırakayım.
devamını gör...

çoktur, sadece benim bildiğim dört kişi var. *
inkar edileni de mevcuttur, yapacak bir şey yok. nasıl olsa köy bizim köyümüz değil. dağdan gelip bağdakini mi kovacağız be?
devamını gör...

ağzımın içine sığacak yer bulamadı kendileri. ameliyatla alındılar. oldukça ağrılı ve kötü bir dönemdi.
devamını gör...

mânâsız sıkıntıların ülkesi kalbim, bu günlerde sıkıyor canımı epey. hiçbir sebep yokken ruhu karalar bağlar mı insanın? iç sesim bu soruya karşılık : "eğer can yakan sebeplere alıştıysa insan karalar bağlar pek tabii."
az kaldı, geçecek ama bu zaman işlemiyor bu aralar. bir şey var.. bir his var içimde tarif edemiyorum. sanırım bulunduğum yerden çok sıkıldım, ait olduğum yer burası değil galiba.
nereye savurur bu hayat beni bilmem ama çok uzaklara savurmasını diliyorum.
hiç kimsenin bilmediği bir yerler olsa ve orada denizle dans edip, yalnızlığımı koynuma alsam.. pek âlâ mümkün. mümkün de ne zaman? zamana da kırgınım, zamanın kırgın kadını olarak.
belirsizlikten nefret ediyorum, geçmeyen zamandan ve kalbime zift döken sıkıntılardan. dayan kızım dayan ama nereye kadar bilmiyorum..
devamını gör...

twitter, tweet atarak dünyayı kurtaracağını sanan insanlarla dolu bir mecra. kolayca manipüle edilen biriyseniz, sinirlerinizi zıplatırlar, zaten yeterince stresliyiz, bugüne kadar başlamamışsınız ne güzel, akıl sağlığınızı korumak için bugünden sonra da hiç başlamayın...
devamını gör...

hayattan bezmiş yazar tanesi
devamını gör...

çocukken oynayacak topumuz olmadığında kola kutusunu ayakkabımızın tabanıyla ezer onunla oynardık. top niyetine.
yokluk işte bir topun yerini tutmazdı ama napalım bir süre idare ederdi bizi.
ah bir topumuz olsa ne şutlar çeker ne paslar atardık.

şimdi bir düşünelim paramız olsa topumuz olsa uyduruk bir kola kutusuyla oynar mıyız? oynamayız elbet. yani akıllı insan eli yüzü düzgün bir topla icra eder oyun eylemini.

şimdi diyeceksiniz ki n'oldu aykut yaşlandın mı yoksa? yok yok şükürler olsun gencim. ama bazıları hiç yaşlanmayacağını zanneder ya ona şaşıyorum.

yaşlılık'ı bir kola kutusu gibi kullananlar var. kardeşim gençsin kuvvetlisin aklın başında, ne diye kola kutusuna tamah ediyorsun?
aklını fikrini zekanı kullansana. yap şöyle en afilisinden bir top.
artık ondan sonra sektirir misin, çalım mı atarsın yoksa aykut hoca'dan uyarı mı alırsın orasını ben bilemem.
çünkü bilirsiniz aykut hoca bazı oyuncuların takımın önüne geçmesini istemez. önemli olan takım oyununa sadık kalmak.
topu yapabilecek durumdasın, topu yaptın. bitti mi? bitmedi. sahaya çıkman lazım.
yıllardır şikayet ederiz türkiye'de top oynanmıyor diye? nedeni sürekli faul yapılması. neden faul yapıyorsun kardeşim topunu oynasana.
pas yap, rakip takımın kilidini aç. ama yok illa sert girilecek illa faul yapılacak illa hakem aldatılacak.
olmaz, oynayabiliyorsanız delikanlı gibi topunuzu oynayın!

t: yaşlı olma durumu.
devamını gör...

işkolik bir burçtur. hepsi mi aynı olur demeyi bıraktım artık. ne kadar başak burcu arkadaşım varsa hepsi işine aşırı sadıklar. izin günlerin de bile çalışanı gördü bu gözler. bunlar dışında iyi anlaştığım bir burçtur.
devamını gör...

epsilondelta 2.0 'nın tanımında gördüğüm ve başlamadığına şaşırdığım kampanyadır.

bu kampanya hiçbir dernek veya kuruma bağlı olmaksızın, kar amacı gütmeyen, tamamen sözlükteki sevgi ve aşkiloperipelitaloşkoluk ortamının harmanlanması için başlatılmıştır. bizim minimini çaylaklarımıza yalnız olmadıklarını hissettirmek için burdayız! onlar benim yavyulayım!

yine de bir aile ortamı için abi ne l*n yazar bey diyeceksin!!!
devamını gör...

abime bime kadar gidip gelicem demiştim ama aslında kargoya gittim. nerede kaldın diye sorunca da köpekler önüme çıktı bende kestirme yolundan geldim demiştim.
hayatında yediğin en büyük kazık nedir?
devamını gör...

öyle bir sanrı yok bence. ama dincilerin; hiç bir şeyden geri kalmayayım, en önde ben olayım, her şey benim olsun, her şeyin en iyisi ben olayım şımarıklığı çok sıktı. hepsi birden olamaz. hem deveyi hamuduyla götür hem de saygınlık iste, olmaz. mazlum edebiyatıyla bu noktaya gelmek, her şeyi kendine hak görmek, bunun için her seferinde ve her koşulda dini kullanmak, kendine benzemeyene zulmetmek tam da başlığı doğrular nitelikte.
devamını gör...

kadıköy

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bak sen şu allah' ın işine ?!
devamını gör...

salı günü yayınlanmaya başlayan, iclal aydın'ın aynı isimli romanından uyarlanan dizi ve aynı zamanda kitap.

ailemle yaşamaya başlayınca hep uzak durduğum televizyon dizilerini izler oldum. bu da bir adaptasyon türü sanırım. neyse annem izliyordu biraz bakayım zaman geçer dedim ama dizi ne ara bitti anlamadım. şu sıralar yaşadığım duygusal ruh haline de pek uygundu.
sonra kitap uyarlaması olduğunu duydum. annem de iclal aydın 'ı sevdiğinden dedi okusak mı kitabı. hemen okumaya başladık. *

kitabı kısaca özetleyecek olursam, ptt müdürü sadık bey, öğretmen nesrin hanım, üç kızları; türkan, dönüş ve derya. hala nezahat, özel gereksinimli manevi oğul mesut, kedileri köpekleri.. aşkları...
ortanca olan dönüş'ün kanser olmasını öğrenmesiyle yazmaya başladığı aile hikayesini okuyoruz. önce çocukluklarina iniyor, ablasının evlenmesini, kendisinin aşkını, en küçüğün kariyerini.. defteri yeğeni yurtdisina giderken son anda vermesiyle başlıyor hikaye. yeğeni okurken biz de okuyoruz. zorluklar, acılar tatlılar dolu bir hayat. sevgi dolu bir ailenin üç güzel, birbirinden farklı kızının bambaşka hayat hikayesi..

duygusal bir kitapmış bir günde üç yüz küsür sayfayı okuyuverdim. diyorum ya ruh halime pek bir uyum sağladı.

kitap çok sade bir dille yazılmış hatta fazlaca basit. olaylarda çok fazla derinlik yok belki de ondan bir çırpıda okunuyor.

dizi ise birebir kitaptaki repliklerle de aynı ilerliyor olsa bile değişiklik gösteren yerler var ve tabii daha detaylı işleniyor. ne kadar kitaba sadık kalacaklar merak ediyorum .

araştırmalarıma göre 4 kitaplık bir serinin 3. kitabıymış üç kız kardeş. diğerlerini okur muyum muamma ama diziyi izlemeye devam edecek gidiyim.**

kafanız dağılsın, basit bir kitap okuyayım, hafiften klasik bir hikaye olsa da beni baymasın diyorsanız ve ayvalık, cunda adası bir anı çağrıştırıyor veya oralıysanız seversiniz efenim.

keyifli okumalar..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

küçüçükken, tavuklarla solucanlar yüzünden kavga ederdim.
onların bulduğu solucanları, alır koparır ağzıma atardım.
annem fark etmezdi.
bir gün hırçın bir tavuk, bir solucan yüzünden gözlerimi oymaya kalktı.
annem yetişmese şimdi kördüm.
hoş görmüyorum*, kör sayılırım ama işte neyse.
o gün bu gün solucanlardan korkarım.
yuttuğum solucanların ahı tuttu beni.
bi tavuk yüzünden, tüm solucanlardan tırsıyorum.
devamını gör...

annemin bi öğretisi vardır: “komşudan gelen tabak boş gönderilmez.” bu öğreti bazen yorucu oluyor. yorucu olsa da güzel ve ince bir öğreti. paylaşmayı öğütlüyor. paylaştıkça çoğalıyor.

yine böyle bir akşam. annem gün içinde yeterince yoruluyor. tabağı doldurma görevini yükleneyim dedim. tarifi nasıl, nereden edindik bilmiyorum. hem kek hem tart gibi. tarçın, elma, ceviz üçlüsünü seven herkes buna da bayılır.

ben kakaosuz bir şey yiyemem diyen için kakao, portakal, fındık uyumunu öneririm. hatta portakal dediğimde portakal kabuğu reçeli varsa bu ince dokunuş tarifi arşa çıkarabilir.

(bu akşam kare borcama yaptım, o yüzden bisküvi ve elma hariç tarifi aslına uygun yaptım. tarifin aslında dikdörtgen borcam vardır. tarifin aslını yazacağım. değiştirdiklerimi parantez içinde bildiririm.)

malzemeler:

* 3 adet yumurta
* 3 çay bardağı şeker
* 1 çay bardağı sıvı yağ
* 1 çay bardağı süt
* 1 paket vanilya
* 1 paket kabartma tozu
* 3 çay bardağı un
* ceviz
* 2 paket petibör bisküvi ( 1 paket kullandım.)
* 2 adet elma ( 1 adet kullandım)
* bol tarçın

yapılışı :

bisküvileri kare borcama iki sıra olacak şekilde dizelim. araları biraz açık bırakalım, kek hamuru bu boşluklara dolacak.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

elmaları ince ince dilimleyelim, cevizleri hafif iri olacak şekilde kıyalım. dilimlenmiş elmaları bisküvilerin üzerine dizelim. elmaların üzerine cevizler gelsin. cevizlerin üzerine de tarçın serpelim, bolca olsun. mis gibi koksun.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tüm hazırlıktan sonra sırada keki çırpmak var. standart kek çırpma sahnesi. özellikle yumurtaların oda sıcaklığında olması önemli. hacimli olsun ve daha iyi kabarsın diye şekeri ve yumurtayı çırparken bir çimdik tuz katalım. iyice beyazlaşan ikiliye sırayla süt, sıvı yağı, vanilya ekleyip çırpmaya devam edelim. karışınca birkaç kaşık un koyup kabartma tozunu ilave edelim ve kalan unu da çırpma kabına boca edip kek hamuru sönmeden karıştıralım.

kek hamurumuz da hazır. hamuru borcamda bekleyen malzemenin üzerine dökelim ve kek harcının iyice yayılmasını sağlayalım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

180 derecelik önceden ısıtılmış fırında üzeri, altı, yanı, yöresi kızarana kadar pişirelim.

ilk 25 dk. fırının kapağını açmamak önemli.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

afiyet olsun. yarın dilimlenmiş halini de atarım. *
devamını gör...

fedakar, arapça kökenli feda kelimesinin farsça - kar ekiyle birleşmesinden oluşmuştur. özverilidir.
fedakarlık, fedakar olma durumudur. sıkıntıya katlanarak başka birinin menfaati göze alınarak yapılan harekettir. (denir ya, fedakarlık asil ruhlu kimselere has bir özelliktir.)

başkasının iyiliğini kendi çıkarından üstün tutandır asıl fedakar olan. bazen iyi özelliklerin olması fayda sağlamayabiliyor. asil bir karakterin gelişmesidir. düşüncesi ve davranışı ile uyum içinde olan, asil ve yüreği sevgi dolu insanlardır. güzel yürekli oldukları için rahat bir yaşam sürmezler ve kendilerini feda ederler. bir süre sonra verilen fazla değer ağır gelir ve yorulurlar. bu yüzden insan kendisi ve sağlığını da düşünerek yaptığı özveri, her zaman ölçüsünde olmalıdır.
devamını gör...

bir keresinde fakir olduğumu unutup yere atmıştım, ekran kırıldı tabi. o günden sonra akıllandım, artık sadece kabını falan fırlatıyorum.
devamını gör...

birbiriyle etkileşime girmeyen ya da en azından şu ana dek bizim evrenimizle etkileşime girmemiş olan çok sayıda varsayımsal evrenin varlığını kabul eden teorik fizik kuramı.

her ne kadar çoğu insanın kulağına fanstastik birtakım hayaller gibi gelse de, çoklu evren modelleri, çoğunlukla kanıtlanmış fiziksel gerçekliklerden temel bulur.

bugün çok sayıda çoklu evren modeli var ama ben sadece birkaçından bahsedeyim.

***

evrenin genişlediğini biliyoruz. (bkz: kozmik kırmızıya kayma)

bu demek oluyor ki, filmi geriye doğru sararsak, evrenin şimdikinden çok daha küçük, çok daha sıcak ve çok daha yoğun olduğu bir zamana doğru gideriz. evrenin bu şekilde, belki de küçücük ve görünmeyen bir nokta kadar olduğu döneme büyük patlama diyoruz. (bkz: big bang teorisi)

ancak bu teori, bugün evrende gözleyebildiğimiz her şeyi açıklayamıyor. burada da yardımımıza kozmik enflasyon adı verilen teori koşuyor. bunun ne olduğunu ilgili başlıkta detayıyla anlattığım için burada konuya girmiyorum. ancak bu kozmik enflasyon, başka bir deyişle "şişme", kuantum mekaniği ile birlikte düşünüldüğünde karşımıza çıkardığı bir sonuç var: şişme, evrenin her yerinde aynı anda bitmez. evrende burada ve şurada şişme sona ererken, bu iki nokta arasında şişme devam eder.

bunun anlamı şu: şişmenin ve büyük patlamanın bittiği birçok evren, aralarında kalan bölgelerin şişmeye devam etmesi nedeniyle birbirinden ayrılır ve herhangi bir etkileşime girmez. çoklu evren modellerinden biri bu temel üzerine kuruludur. her biri kendi büyük patlama'sına sahip olan 1'den fazla evren...

***

bir başka çoklu evren modeli, sicim teorisini temel alır. buna ilişkin bilgiyi de yine ilgili başlıkta bulabilirsiniz. orada göreceğiniz gibi, sicim teorisi evrene, bizim duyularımızla algılayamadığımız 6 ek boyut daha getirir. sicim teorisinin 5 farklı versiyonu vardır ve burada devreye m teorisi girer. zar kuramı olarak da bilinen bu kuram, bu 5 sicim teorisinin, m teorisine farklı açılardan bakınca ortaya çıkan sonuçlar olduğunu, yani hepsinin aslında aynı yönü işaret ettiğini söyler.

m teorisi bunu iddia etmekle kalmaz ve 11. boyutun varlığını da şart koşar. bu boyut, sicim teorisindeki sicimlerin, zar teorisine adını veren, zar benzeri bir yapı oluşturacak şekilde açılıp genişlemesine izin verir. bunun sonucunda ortaya, farklı (ki bunlardan biri de bizim evrenimiz olan) evrenlerle ilişkilendirilen çok sayıda zarın olduğu bir hiperuzay çıkar.

m teorisine göre evrenlerin oluşmasının nedeni de, zarların kendi aralarındaki çarpışmalarından doğan enerjidir.

***

bir başka modele bakalım. buna göre evren sonsuzdur. bu durumda parçacıkların bir araya gelip bir şeyler oluşturması için söz konusu olabilecek tüm ihtimaller sonsuz olduğundan ortaya şu sonuç çıkar: evrendeki, siz dahil her şeyi oluşturan parçacıklar, bu sonsuz evrenin bambaşka bir noktasında, yine tamamen sizin de içinde bulunduğunuz dünyanın bir kopyasını oluşturabilir. ancak bu sonsuzlukta sizin kendinizle bir yerlerde karşılaşma ihtimaliniz yoktur.

***

bir başka model, kuantum mekaniğindeki atom altı parçacıkların sahip olduğu süperpozisyon ilkesi üzerine kurulmuştur. siz salonda otururken aynı anda yatak odasında bulunamazsınız ama sizi ya da beni oluşturan parçacıklara özel olarak tek tek baktığımızda, bunun benzeri bir durumun mümkün olduğunu görürüz. bir parçacık aynı anda, bulunma olasılığı olan her yerdedir. ancak onu gözlemlediğiniz zaman, rastgele şekilde sadece tek bir duruma sahip olmayı seçecektir.

parçacığı gözlemlediğinizde sahip olmayı seçtiği durum dışında kalan diğer tüm durumlar, farklı bir evrende var olabilir. bunu atom altı boyuttan makro boyuta taşıdığımızda ortaya çıkan sonuç şudur: herhangi bir şeyi her gözlemlediğiniz an, evreni bölersiniz ve bu evrende göremediğiniz tüm diğer olasılıkların başka evrenlerde var olmasına yol açarsınız. böylece bir yerlerde, mesela mısır'daki piramitlerin hiç inşa edilmediği yahut adolf hitler'in hiç doğmadığı evrenler vardır diyebiliriz.

ilişkili bir düşünce deneyi için (bkz: kuantum intiharı ve kuantum ölümsüzlüğü)

***

dediğim gibi, evren modelleri buradaki kadar az sayıda değil ama hepsini yazarsam tanımlıktan çıkıp kitapçığa dönüşür olay (ki bu bile yeterince uzun oldu zaten. okuyanlardan özür diliyorum.)

tüm bu modeller birbirinden farklı olsa da, temelde kabul edebilecekleri ortak bir nokta vardır: eğer birbirinden farklı çok sayıda evren varsa, bu evrenlerin hepsinde fizik yasaları bizim evrenimizdekilerle aynı olmak zorunda değil. tamamen bambaşka şeylerin mümkün olduğu evrenler var olabilir.

***

çoklu evrenlere gözlemsel kanıt bulabilir miyiz? bu biraz zor, hatta belki de imkânsız. evrenlerin birbiriyle etkileşime geçmesi ihtimali düşük gibi görünüyor.

fakat yine de bazı ipuçları olabilir. örneğin; uzayda, galaksi toplulukları arasında adına void denilen büyük boşluklar bulunur. birkaç yıl önce bunlardan öyle bir tanesi keşfedildi ki, inanılmaz derecede büyüktü. astronomlar bunun, 2 evrenin çarpışmasından geriye kalmış olup olmayacağını araştırmaya devam ediyor.

şu ana dek gözlemsel bir kanıt bulamadık ama matematik tüm bunlara mümkün dediğinden, günün birinde eğer kanıt bulunursa, buna şaşırmamamız gerekiyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim