anal seks
normal sozlukte bir inci sozluk kanadi oldugunu dusunuyorum. zaman zaman cortlayan liselivari basliklarin ve entrylerin baska aciklamasi olamaz...
devamını gör...
fronleichnam
isa'nın bedeninin ve kanının şöleni
bugün jesus christus’un arta kalan, şuan ruhunun bir kısmının bizimle olduğuna inanan hristiyanların bayramı. anma günü, festival, kutlama da diyebiliriz. açık havada yürüyüşler veya klisede merasimler halinde kutlanır. böyle günlerde tüm okullar, iş yerleri vb başka yerler kapalıdır. bir günlük tatil. nasıl ki ateistler “utanmadan” ramazan bayramı kutluyorsa* ben de bir agnostik olarak bugün bu olay sayesinde evdeyim diye mutluyum.
bugün jesus christus’un arta kalan, şuan ruhunun bir kısmının bizimle olduğuna inanan hristiyanların bayramı. anma günü, festival, kutlama da diyebiliriz. açık havada yürüyüşler veya klisede merasimler halinde kutlanır. böyle günlerde tüm okullar, iş yerleri vb başka yerler kapalıdır. bir günlük tatil. nasıl ki ateistler “utanmadan” ramazan bayramı kutluyorsa* ben de bir agnostik olarak bugün bu olay sayesinde evdeyim diye mutluyum.
devamını gör...
günaydın sözlük
hüzünlü bir sabaha uyandım yine. özellikle son 3 gündür çok güzel kafalar yaşadım. resmen kayboldum. bol bol gezdim. eğlendiğimi hissediyordum ama bir şeyler eksik gibi geliyordu. hava güzeldi, bol bol papatyam vardı, hava lodostu güzel kafayla vapurda fırtına ile bol aksiyonlu yolculuklar yaptım. yüzüm gülüyordu ama yanımda o yoktu. sahte bir gülüş gibiydi. onunla harika bir 10 ay geçirmiştim. çok eğlendik, çok sıkıntı çektik. bu anları birlikte yaşamayı haketmiştik. pazartesi günü yanına gittim. 1 saat kadar oturdum. alkol ve papatya içtik. artık "biz" değildik. ne o samimiyet güven ve eğlence kalmıştı. onunla yan yanayken mutluluk ve huzur vardı. şimdi ise koca bir boşluk. geliyorum desem gel tabi ki der ama gitsem bile daha kötü olup geri dönüyorum. bitse daha iyi gibi geliyor bana. ama bitirmemek için bazı zorunluluklar var. yazın bana ne olursa olsun yollar ayrılsa bile hep yine bir araya geleceğiz demişti. öyle de oldu. arafta kalmak kadar insanı yoran bir durum bence yok. siz siz olun dostlar bu kadar sevmeyin. güzel hüzünsüz bir pazar günü geçirmenizi dilerim dostlarım. hepinize günaydın.
devamını gör...
hastane önünde incir ağacı
(bkz: zara) ve (bkz: volkan konak)'tan dinlediğim yozgat yöresi türküsüdür.
hikayesi öğrendiğim kadarıyla şudur:
komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır, hava değişimi alarak yozgat'a gelir. sözlüsünün ailesi, hasta gence kızlarını göstermek istemez. genç, tedavi için istanbul'da hastaneye yatar, pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla bu türküyü söyler. yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak hastanede ölür. ailesi cenazesini yozgat'a getiremez, istanbul'da kalır.
hikayesi öğrendiğim kadarıyla şudur:
komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır, hava değişimi alarak yozgat'a gelir. sözlüsünün ailesi, hasta gence kızlarını göstermek istemez. genç, tedavi için istanbul'da hastaneye yatar, pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla bu türküyü söyler. yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak hastanede ölür. ailesi cenazesini yozgat'a getiremez, istanbul'da kalır.
devamını gör...
olasılık
umut ile olasılık arasında bir ilişki var. hep o olma ihtimalini bekleriz. olmaması umutsuzluktur. ben ihtimaller üzerinden yaşama'nın ağır olduğu düşüncesindeyim. beklemek ve beklememek, durmak veya koşmak. bulmak ve bulamamak.. biz ihtimaller içinde sıkışmış varlıklarız. bazıların ihtimal hesaplamaları kötü. üstelik beklenen bir olasılık için yaşanıyor hayat işte öylesine. olasılık düşüncesi bir motivasyonda yaratabilir demotivasyonda. yüzdelikler değişir umut kat sayısı artınca olasılığın anlamı daha bir güzelleşir.
devamını gör...
yazarların unutamadıkları dizi replikleri
kurabiye var simit var neye baktın.
devamını gör...
sanal arkadaşlığı reel hayata taşımak
iki tane böyle arkadaşım olmuştu. biriyle 5 diğeriyle 6 sene arkadaşlığımız sürdü. sonra çeşitli sebeplerden eski samimiyet kayboldu. bundan bir 5-6 sene önceki sanal dostluklar bile daha samimiydi. şimdilerde kimse mesajlaşmayı bırakın, telefonla konuşmaktan aciz. herkes başbakan olmuş, ne zaman konuşmak istesem aşırı meşgul.
devamını gör...
özlemek
özlemek, özlemek. güzeldir aslında kavusacagını bilerek, hiç gormedigin birini özlemek. bir gün kavusacagini düşünerek yaşarsın çünkü, o özlem umut ile sımsıkı tutunur birbirine. o otogarlardaki kavuşmalar, kocaman sarılmalar ne masumdur aslında. peki ya hiç kavusamayacaģın birini özlemek? bir daha sonsuza kadar görmeyecegin birini özlemek? bu dünyadaki cehennemin başka bir çeşididir dostlar. her geçen gün katlanarak daha fazla yakar insanın yüreğini. kavurur durur da kalbini; ses çıkaramaz dilin, nefesin, sesin. günden güne eritir içindeki umut tanelerini. ta ki tamamen bitene kadar dostlar. ta ki bitene kadar...
devamını gör...
dışkı bankası
bir çeşit sağlık kuruluşu.
clostridium difficile adlı bakteri, oksijensiz ortamları sevdiği için kişilerin bağırsaklarında bulunur. insanların maksimum %3 kadarı, belirti göstermeden bağırsaklarında bu yaratıkları taşır ve antibiyotik kullanımı durumunda bakteri aşırı derecede büyüyerek toksik hale gelebilir. bazı durumlarda kendi kendine iyileşse de, bazen ateş, ishal, karın ağrısı gibi semptomlarla ortaya çıkar.
bakteri el ile temasla bulaşır. bu nedenle elleri her zaman çok iyi yıkamak gerekir. kirli eşyaların kullanımıyla da yayıldığı durumlar olur.
"dışkı bankası" denen bölüm de işte bu durumdaki hastaların tedavisi için leiden üniversitesi tıp fakültesi bünyesinde açılmış.
sozcu. com'dan alıntı:
ilk gün 7 kişi, dışkı bankası için gönüllü bağışçı oldu. donörlerden alınan dışkı, gıda artıklarından arındırılacak. geriye kalan bağırsak florası inceltilerek eksi 80 derecede dondurulup saklanacak. inceltilmiş dışkı, sonda yoluyla ihtiyacı olan hastaların kalın bağırsağına nakledilecek. elde edilip dondurulan dışkılar, projenin ortağı olan diğer tıp fakültelerindeki hastalar için de kullanılacak.
yazının devamı için link
clostridium difficile adlı bakteri, oksijensiz ortamları sevdiği için kişilerin bağırsaklarında bulunur. insanların maksimum %3 kadarı, belirti göstermeden bağırsaklarında bu yaratıkları taşır ve antibiyotik kullanımı durumunda bakteri aşırı derecede büyüyerek toksik hale gelebilir. bazı durumlarda kendi kendine iyileşse de, bazen ateş, ishal, karın ağrısı gibi semptomlarla ortaya çıkar.
bakteri el ile temasla bulaşır. bu nedenle elleri her zaman çok iyi yıkamak gerekir. kirli eşyaların kullanımıyla da yayıldığı durumlar olur.
"dışkı bankası" denen bölüm de işte bu durumdaki hastaların tedavisi için leiden üniversitesi tıp fakültesi bünyesinde açılmış.
sozcu. com'dan alıntı:
ilk gün 7 kişi, dışkı bankası için gönüllü bağışçı oldu. donörlerden alınan dışkı, gıda artıklarından arındırılacak. geriye kalan bağırsak florası inceltilerek eksi 80 derecede dondurulup saklanacak. inceltilmiş dışkı, sonda yoluyla ihtiyacı olan hastaların kalın bağırsağına nakledilecek. elde edilip dondurulan dışkılar, projenin ortağı olan diğer tıp fakültelerindeki hastalar için de kullanılacak.
yazının devamı için link
devamını gör...
istanbul sözleşmesi
biraz önce samsun’da sokak ortasında eşi tarafından şiddete uğrayan kadınla ilgili haberleri gördüm. midemin kaldırmayacağını bile bile videoları izledim; insanların yorumlarını, tepkilerini, sosyal medyadan yardım çığlığı atarkenki çaresizliklerini gördüm. sonra da sayın adalet bakanı abdülhamit gül'ün herhalde millet laf etmesin diye konuşmak için konuştuğu açıklamaya rastladım.
işte o anda aklıma düştü, sahi, bir istanbul sözleşmesi vardı. hani çok bilmiş zatıalileri hazretlerinin sırf canı öyle istediği için düşman ilan ettiği, cahil cühelanın ağzına sakız ettiği istanbul sözleşmesi. hani alakası olmamasına rağmen eşcinsellikle bağdaştırabildiği, kendisinin her dediğine koşulsuz şartsız inanan aptal sürüsünün de öyle bellediği istanbul sözleşmesi.
şu istanbul sözleşmesi.
eşcinsellikle ilişkilendirilen maddenin (madde 4) ilgili ifadesine gözüm takıldı:
"taraflar bu sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin deceklerdir."
kadına yönelik şiddet meselesi üzerine böylesine anlamlı, kapsamlı ve yararlı bir sözleşmenin yukarıdaki bölümdeki iki kelime yüzünden tartışıldığı, yürürlüğe alınmadığı ve kaldırılacağını fark ettim: "cinsel yönelim." evet! toplumumuzun ahlakını bozan, bu iki kelimeydi sadece. aynı sözleşmede 126 kere geçen "şiddet" ifadesinin suçu günahı yoktu. onu tartışmaya ve çözüm üretmeye ne gerek vardı?
şimdi, sırf canı öyle istediği için bu sözleşmeyi diline dolayıp ayaklar altına alabilen zatın altında çalışan sayın adalet bakanı çıkmış, "adalet tecelli edecektir merak etmeyin." demiş. yok canım, neden merak edelim ki?
işte o anda aklıma düştü, sahi, bir istanbul sözleşmesi vardı. hani çok bilmiş zatıalileri hazretlerinin sırf canı öyle istediği için düşman ilan ettiği, cahil cühelanın ağzına sakız ettiği istanbul sözleşmesi. hani alakası olmamasına rağmen eşcinsellikle bağdaştırabildiği, kendisinin her dediğine koşulsuz şartsız inanan aptal sürüsünün de öyle bellediği istanbul sözleşmesi.
şu istanbul sözleşmesi.
eşcinsellikle ilişkilendirilen maddenin (madde 4) ilgili ifadesine gözüm takıldı:
"taraflar bu sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin deceklerdir."
kadına yönelik şiddet meselesi üzerine böylesine anlamlı, kapsamlı ve yararlı bir sözleşmenin yukarıdaki bölümdeki iki kelime yüzünden tartışıldığı, yürürlüğe alınmadığı ve kaldırılacağını fark ettim: "cinsel yönelim." evet! toplumumuzun ahlakını bozan, bu iki kelimeydi sadece. aynı sözleşmede 126 kere geçen "şiddet" ifadesinin suçu günahı yoktu. onu tartışmaya ve çözüm üretmeye ne gerek vardı?
şimdi, sırf canı öyle istediği için bu sözleşmeyi diline dolayıp ayaklar altına alabilen zatın altında çalışan sayın adalet bakanı çıkmış, "adalet tecelli edecektir merak etmeyin." demiş. yok canım, neden merak edelim ki?
devamını gör...
keşke bana yazılsaydı denilen şiir
sevdiğim ikinci kadınsın sen/ceyhun yılmaz
devamını gör...
sözlükteki regl ve ped muhabbetlerinden ikrah gelmesi
her ay kadınlar regl oluyor, ped kullanıyor. bu kadınların yaşamının bir parçası. sözlük yazarlarının yarısı kadınsa doğal olarak bu başlıklar olacaktır.
ikrah geldiyse, okumayın , geçin efendim.
ayrıca bu başlıkta regl ve ped muhabbetine örmektir.
ikrah geldiyse, okumayın , geçin efendim.
ayrıca bu başlıkta regl ve ped muhabbetine örmektir.
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
sigara bağımlılığında sizi öldüren sigara değil iradeniz.
devamını gör...
türk toplumunda damak zevkinin karbonhidrat tercihli gelişmiş olması
yapılan araştırmalara göre son 6 ayda karbonhidrat tüketiminde çok büyük bir artış olmuş... ekmekten pastaya (pasta derken bildiğimiz pasta değil, ingilizcesi pasta olan makarnaya), pastadan ekmeğe geçiş yapmışız demek ki.. bunun, fakirlikle, işsizlikle, alım gücünün azalmasıyla, sürekli zamlanan sebze ve meyve fiyatlarıyla alakalı olduğunu hiç kimse inkar edemez herhalde...
devamını gör...
öz güveni zedeleyen öğretmen
kekemelik problemi olan öğrencisinin konuşma bozukluğunu tiye alan ve sınıftaki diğer 24 öğrencisini güldüren öğretmendir aynı zamanda.
devamını gör...
içinde hapsolmak istediğiniz yıl
1923
devamını gör...
espresso fincanı seçerken dikkat edilecek hususlar
sadece bir fincan olarak düşünseniz de espresso fincanı seçmek detaylı bir süreçtir. aynı türk kahvesinde olduğu gibi seçilen fincan kahvenin anlamını arttırır. nasıl ki türk kahvesi içerken geleneksel çizgilere sahip fincanları tercih edilirse, espresso için de aynı durum geçerlidir. espresso fincanları bazı yerlerde "demitasse" olarak da adlandırılır. aslında bu kelime, fransızcada "yarım bardak" anlamına gelir. bu fincanlar yaklaşık 60-90 ml hacme sahiptir. bu fincanlar espressonun yanı sıra türk kahvesi için kullanılan fincanları da ifade eder. bu fincanları seçerken dikkat etmeniz gereken beş temel nokta vardır:
(1) fincanın boyutu
fincan seçerken yukarıda da belirttiğimiz gibi demitasse olarak adlandırılan boyut en ideal seçim olacaktır. diğer kahve çeşitleri ile karşılaştırıldığında daha az hacme sahip olduğu için espressoyu büyük bir fincanda hazırlamak tavsiye edilmez.
(2) fincanın malzemesi
geleneksel espresso fincanı ile kahvenizi içmek istiyorsanız kesinlikle porselen malzemeyi tercih etmelisiniz. düz beyaz porselen fincan, fincanın içerisindeki koyu kahvenin rengiyle muhteşem bir uyum yaratacak. porselen, ısının tüm fincan boyunca eşit olarak yayılmasını sağlar. alternatif olarak cam bardaklar da son zamanlarda popülerlik kazandı. cam bardakların en büyük artısı ise kahvenin ışık kırılmalarıyla benzersiz bir görüntüye kavuşması.
(3) fincanın şekli
özellikle porselen fincanların yuvarlak şekilli olanları tercih edilir. ayrıca kalın malzemeden yapılan porselen fincan, kahveyi içmeyi kolaylaştıracaktır. cam fincanlarda ise ışığı kıran kristal kesim olarak adlandırılan köşeli şekiller yaygın olarak kullanılır. böylece ışığın parıltısı yoğun kahvenin üstüne yansıyarak daha çekici bir görüntü oluşturur.
(4) fincanın rengi
geleneksel olarak düz beyaz porselen fincanlar tercih edilmektedir. tabağında logo ya da yazı olan fincanlar da yaygın olarak kullanılır. son zamanlarda farklı desenlerin olduğu modern ve geleneksel fincanlar da yaygınlaşmıştır.
(5) fincanın kulpu
espresso içmek için fincan seçerken en önemli konulardan biri tartışmasız olarak fincanın kulpudur. kulp, elden kaymayacak şekilde olmalıdır. ayrıca baş parmağın ve işaret parmağının tam oturması da aranan diğer bir özelliktir.
(1) fincanın boyutu
fincan seçerken yukarıda da belirttiğimiz gibi demitasse olarak adlandırılan boyut en ideal seçim olacaktır. diğer kahve çeşitleri ile karşılaştırıldığında daha az hacme sahip olduğu için espressoyu büyük bir fincanda hazırlamak tavsiye edilmez.
(2) fincanın malzemesi
geleneksel espresso fincanı ile kahvenizi içmek istiyorsanız kesinlikle porselen malzemeyi tercih etmelisiniz. düz beyaz porselen fincan, fincanın içerisindeki koyu kahvenin rengiyle muhteşem bir uyum yaratacak. porselen, ısının tüm fincan boyunca eşit olarak yayılmasını sağlar. alternatif olarak cam bardaklar da son zamanlarda popülerlik kazandı. cam bardakların en büyük artısı ise kahvenin ışık kırılmalarıyla benzersiz bir görüntüye kavuşması.
(3) fincanın şekli
özellikle porselen fincanların yuvarlak şekilli olanları tercih edilir. ayrıca kalın malzemeden yapılan porselen fincan, kahveyi içmeyi kolaylaştıracaktır. cam fincanlarda ise ışığı kıran kristal kesim olarak adlandırılan köşeli şekiller yaygın olarak kullanılır. böylece ışığın parıltısı yoğun kahvenin üstüne yansıyarak daha çekici bir görüntü oluşturur.
(4) fincanın rengi
geleneksel olarak düz beyaz porselen fincanlar tercih edilmektedir. tabağında logo ya da yazı olan fincanlar da yaygın olarak kullanılır. son zamanlarda farklı desenlerin olduğu modern ve geleneksel fincanlar da yaygınlaşmıştır.
(5) fincanın kulpu
espresso içmek için fincan seçerken en önemli konulardan biri tartışmasız olarak fincanın kulpudur. kulp, elden kaymayacak şekilde olmalıdır. ayrıca baş parmağın ve işaret parmağının tam oturması da aranan diğer bir özelliktir.
devamını gör...
hukuk fakültelerinde eğitimin 5 yıla çıkarılması
sadece hukuk yetmez dediğim artıştır.
tüm fakültelerde yapılması gerekendir. hatta 6 yıla çıkmalıdır. böylelikle önümüzdeki iki sene boyunca üniversite mezunu işsiz insan sayısı artmayacaktır. ak parti zamanında oldu denecek bir başarıdır hedef 2023'e kadar 2 sene boyunca işsiz sayısının artmaması.
(gerçi eşşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmeyelim. fakültelerin alayını 10 seneye çıkartma potansiyeli görüyorum ben bunlarda.)
tüm fakültelerde yapılması gerekendir. hatta 6 yıla çıkmalıdır. böylelikle önümüzdeki iki sene boyunca üniversite mezunu işsiz insan sayısı artmayacaktır. ak parti zamanında oldu denecek bir başarıdır hedef 2023'e kadar 2 sene boyunca işsiz sayısının artmaması.
(gerçi eşşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmeyelim. fakültelerin alayını 10 seneye çıkartma potansiyeli görüyorum ben bunlarda.)
devamını gör...

