bana aksine huzur veren, sevdiğim doğa seslerinin başında gelir. yıldırım veya şimşek sonrası oluşan sestir, bu ses görüntüden sonra geldiği için, ani bir korkuya sebep olabilir.
devamını gör...

iktidarın bu örneği türkiye'de uygulamaya geçirme ihtimali nedeniyle dehşete düşüren değişiklik. zira avrupa'dan sadece işlerine gelen örnekleri konuşuyorlar. sadece bu yüzden bile iğrenç bir durum. yaş farkı pedofilide en az 5, onu burda da korumuşlar da 14 nedir ameke.
devamını gör...

öztürk - yalnızım
devamını gör...

nedense hep güzel kızlar-erkekler vardır kollarında niye acaba?
devamını gör...

önceki hayatında daktiloydu.
devamını gör...

susuyorum. canım artık konuşmak istemiyor. zamanında çok konuştum, bir şey fark etmedi.
devamını gör...

benim çok sevdiğim (bodo dilinde) bir kelime olan onsra bunu anlatıyor. son kez sevdiğini, bir daha aşık olamayacağını bilmenin verdiği kalp kırıcı hismiş anlamı. tez zamanda türkçeye girse keşke dediğim sözcüklerden.
devamını gör...

5 aralık 1934 yılında mustafa kemal atatürk öncülüğünde türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı verildi. 5 aralık 1934 tarihinde “kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı” veren yasanın kabulü ile her yıl “kadın hakları günü” olarak kutlanmaktadır.
devamını gör...

yap-sür-işlet ihalesi is loading...
devamını gör...

influğınsırlar...
devamını gör...

alzheimer hastaları ve yakınlarına destek olmak amacıyla kurulmuş vakıftır. sloganı unutmayın'dır.*
devamını gör...

kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. kollarıyla bizi sarar. sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz."

sebahattin ali. kürk mantolu madonna
devamını gör...

barış akarsu.
devamını gör...

fayda getiren istisnai durumlar olmakla birlikte genelde yarardan çok zarar getirdiğini düşündüğüm şey. niyet iyi olabilir fakat dün dünde kalmıştır, dünün doğruları çoğunlukla ne bugün ne de yarın işe yaramaz. bu yüzden dünün doğrularında ısrar faydadan ziyade zarar getirir.

bir belgeselde günümüze kadar varlığını sürdüren kabilenin teki konu alınmış ve beni baya etkilemişti. kabilenin günümüze kadar pek fazla değişikliğe uğramamasının sebebi dışarıyla olan iletişiminin sıfıra yakın olmasıydı. hatta bu yüzden yerinde saymanın vermiş olduğu bıkkınlık kabileyi uyuşturucu tüketimine teşvik etmiş. kabilenin dışarıyla etkileşiminin zayıf olmasının sebebi ormanlık alanda olmaları ve ormanın çok sık ağaçlarla bezeli olması. araştırmacılar nasıl buldu onları, gerçekten hatırlamıyorum. belki de dünyada adım atılmamış dediğimiz yerlerden birine daldılar da buldular o kabileyi. yaşadıkları yeri, biraz edebi ve havalı bir betimleme ile anlatmak gerekirse duvarları mavi yeşil bir hapishane diyebiliriz.

kabileden yarı kopuk bir kişi vardı. uyuşturucu içmiyor ve kabileyi ziyaret eden araştırmacılara yakın davranıyordu. en mutsuzu oydu. köyün delisiydi işte o arkadaş. hemen tanıdım. bir de o duvarları mavi yeşil hapishaneden kendini dışarıya atabilmiş bir kadın vardı. çocuğu için kaçmıştı oradan. hasta çocuğuna çare bulmak için. bu iki istisna benim için umut vaat edici örneklerle olmakla birlikte annelik içgüdüsünün ne kadar da güçlü olduğuna dair güzel bir örnek.

şöyle ki, bu kabile, yaşadıkları hayattan haliyle pek memnun değil. hep aynı şeyler var. hiç memnun değillerdi be. ben de bu sebepten dolayı uyuşturucuya başladıklarını fark ettim. hadi bir yere kadar dayanırsın dayanmasına ama belli bir noktadan sonra olmaz o iş. sonunda halüsinasyonlara muhtaç olur uyuşturucu içersin işte. buraya kadar her şey normal olmasa da, normal gibi ama normal olmayan ve geçmişten gelen doğrular konusunda olan ısrarın küçük çocuklara yansıtılması sonucunda 5 6 yaşlarından itibaren çocukların uyuşturucuya başlatılması pek normal gelmedi bana.

aklınca koca koca insanların çocukların iyiliğini düşünerek onlara yapmış olduğu saçma sapan bir dayatma bu. kendin sıkılmışsın ve kaybetmişsin. hapishaneden çıkamıyorsun ve (burada art niyet aramıyorum) çocuklarına henüz senin yaşadığın problemlerle karşı karşıya kalmadan önce aklınca iyilik yapıp, problemle başa çıkma yöntemini empoze ediyorsun. sayın kabile şefi olmuyor ama ya. sonra neden bunca zaman o kabile oradan çıkamamış. hadi bir deli içti gitti onu. sen ne diye bebelere veriyorsun ki kendi doğrularını. hem yaş olarak hem de zaman olarak ortada bir problem var. sen ayık kafayla çıkamamışsın, senden sonrakiler nasıl çıksın, çocuk yaşta bağımlı olduktan sonra.

art niyet yok ama zararın çok kabile reisi hebele kardeş. ayık arkadaşınız iletişime açıktı ve paçayı kurtarabilirdi. çocuğu hasta olan anne destan yazdı gitti. ya siz? kendi yargılarınızın esiri olup sizden sonrakilere ön yargılar verdiniz ve yerinizde saydınız. belki suç sizde de değil, sizin iyiliğinizi düşüneyim derken kötülüğe neden olan ana babanızın. aynı şekilde suç onlarda da değil, atalarında.

devamını gör...

keşke gördüğümüz tüm korkunçluklar bu kadar zararsız ve sıradan olsaydı dedirtir.
devamını gör...

yazar arkadaşın tefsirden haberi yok belli. burada velisi olduğunuz kısmı himayenizdeki (nikahınızdaki) kızlar/kadınlar anlamında. evlatlık değil nikaha alma kastediliyor.
zaten islamiyet'te evlatlık durumu yok.

"eğer yetim kızlar(sahipsiz,dul kalmışlar) hakkında adâlete riâyet edemiyeceğinizden korkarsanız sizin için helâl olan kadınlardan ikişer, üçer veya dörder nikah ediniz. ve eğer adâlet yapamayacağınızdan korkarsanız artık bir zevce ile veya mâlik olduğunuz cariye ile (iktifa ediniz). çünkü bu sizin için adâletten sapmamanıza daha yakındır."

4 eşe kadar alma durumu ise şöyle; o zamanlar arap erkekleri fazlaca zina ettikleri için allah onlara, en doğru tabirle, yetinmiyorsanız en fazla 4 kadın nikahlayabilirsiniz diye buyurmuştur. ama en doğrusu tek eştir diye de devam etmiştir.

madem saçma buluyorsunuz veya inanmıyorsunuz neden okuyup ciddiye alıyorsunuz?
devamını gör...

filmi "arayış" kelimesi ile özetleyebiliriz. senelerdir sürdürdüğü düzenden, içinde olduğu ve olmak zorunda olduğunu düşündüğü hayatının işleyişinden sıkılan bir kadının arayış hikayesi. karakterler üzerinden toplumun sosyal yapısına yapılan güçlü bir eleştiri, anlamak isteyene kuvvetli bir tokat. modern insan yaşamı, kalıpları aşamayan ilişkiler. oldukça bunaltıcı bir atmosfer.
öte yandan film hakkında araştırma yaptığımda ufak tefek biyografik özellikler taşıdığını, zeki demirkubuz'un hastane ve cezaevinde c blokta kalmış olduğunu öğrendim. filme kendi sıkışmışlığından ve kendi hislerinden çokça şey kattığını düşündüğüm için izlerken oldukça garip hissettim.
diğer yandan bakarsak zeki demirkubuz'un henüz ilk filmi olduğu için bu tecrübesizlik filmde kendini çokça hissettiriyor. kopuk sahne geçişleri biraz rahatsızlık verse de temelinde dayandıkları diğer sahneleri siz kendi aklınızda birleştirebiliyorsunuz.
ben yönetmenlerin filmlerini kronolojik sırasına göre izlemeyi, yönetmenin gelişimini görmeyi sevdiğim için izledim ve çoğu kişinin aksine pişman olmadım tam tersine birçok düşüncemi geliştirmekte yardımcı oldu. izleyecek olanlara iyi seyirler.
devamını gör...

eskiden ne kadar güzelmişsin.
devamını gör...

antik yunan matematikçisi arşimet'in "kayıp" kitabını müzayedede satın alan "gizemli" kişi. yazının sonunda kim olduğunu söyleyeceğim.

konu, 2021 şubat ayında bilim ve teknik dergisi'nde anlatılmış. ben de özet olarak size anlatacağım.

arşimet, papirüsler üzerine çeşitli mektuplar, ispatlar yazar, arkadaşlarına gönderir. miletli isidoros bunları 6. yüzyılda kitap haline getirir. yıllar sonra, isidoros'un sadece büyük harflerle ve kelimeler arasında boşluk bırakmaksızın yazdığı kitap, yeni yazım kurallarına göre düzenlenir. isidoros'un yazdığı ise büyük ihtimalle artık işe yaramaz olduğundan çöpe atılır.

gel zaman git zaman, haçlı seferleri başlar. haçlı orduları, kendilerine vadedilen maddi karşılığı elde edemeyince istanbul'u yağmalarlar. tabii el yazmaları da bundan nasiplenir. arşimet'in çalışmalarının olduğu yazmalar, bir haçlı askeri tarafından kudüs'e kadar götürülür ve orada mar saba manastırı'nın rahiplerine satılır.

bir süre sonra dua yazacak parşömen arayışına girilir ve eski el yazmaları silinerek bunların üzerine dualar yazılır. arşimet'in çalışmaları da bunların arasındadır.

alman araştırmacı tischendorf, 19. yüzyılda bu kitapta bir şeyler fark eder ve bir sayfasını çaktırmadan kopararak incelenmesi için yanında avrupa'ya götürür. kitabın yazıları altında gerçekte başka bir metin olduğu anlaşılır. yalnız bu arada kitabın geri kalanı, kopmuş sayfalı haliyle yeniden istanbul'a getirilir. bu kez tarihçi heiberg, kitabın esas metnini okumayı ve çevirmeyi başarır. böylece kitabın aslında arşimet'e ait çalışmalardan oluştuğu anlaşılır.

aradan geçen zamanda, birinci dünya savaşı biter. bu karışıklık sırasında istanbul'daki kitap, kim olduğu bilinmeyen biri tarafından fransız bir koleksiyoncuya satılır. koleksiyoncu ölünce, kızı onun kitaplarını satmak ister. değerini öğrenmek için birilerine götürür kitabı. ancak inceleyen kişiler kitabın değerini anlamaz ve kıza "buna biraz, eski havası verilmiş resim çizdirin ki değeri artsın. bu haliyle bir kıymeti yok." derler. kız resimleri çizdirir. kitap artık tamamen bambaşka bir hale gelmiştir. ancak kitaba, eskiymiş havası verilen resimlerine rağmen alıcı çıkmaz. bunun üzerine koleksiyoncunun kızı kitabı bir müzayede salonuna götürür.

müzayede salonunun uzmanları, kitaba maksimum 1.200.000 dolar kadar bir değer biçer. anlaşma sağlanır, satış duyurulur. ancak bunu duyan yunan hükümeti "bu bizim kültürümüz. bize geri verin!" diye ortaya çıkar. yunan hükümeti dava açar, dava reddedilir ve 1998'de müzayede yapılır.

yunan hükümeti de müzayede katılır. ancak ortaya birden gizemli biri çıkar: mr. b

mr. b, ne pahasına olursa olsun kitabı istemektedir. böylece müzayedede, yunan hükümetinin artık daha fazla üzerine çıkamadığı 2 milyon dolarlık bedelle kitabın sahibi olur. bazı yetkililerle görüşür ve kitabın orijinalinin incelenip okunması için onlarla anlaşarak kitabı onlara bırakır. kitabın cildi, 1 seneye yakın bir sürede itinayla kitaptan ayrılır. sayfalar tek tek ayrıştırılır birbirinden ve yeni teknolojiler sayesinde altta yazan yazıları okunur. walters müzesi herkese açık şekilde sitesinden paylaşır kitabı. kitaptaki bilgiler de, açıklamalarıyla birlikte 2 cilt halinde bastırılır.

2007 yılında der spiegel adlı dergide, mr. b'nin kim olduğu açıklanır: amazon'un kurucusu jeff bezos.

bildiğim kadarıyla bezos bunu inkâr da kabul de etmemişti. bunun nedeninin de kitabın "karanlık" ve illegallikle dolu geçmişi olabileceği söyleniyor.
devamını gör...

daha önce hiç okumadığım ama kazıklı maria'nın yaptığı incelemede ki izlenimlerim ve eleştiriyi kaldıramayan biri olduğunu görünce okumaya yeltenmediğim bir yazar
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim