yazarların yağmur yağarken hissettikleri
hele sağanaksa, deniz kıyısında olmayı istediğim hatta uzanıp çift açıdan ıslandığım bir halet içerisine girdiğim anlar silsilesi.
devamını gör...
coğrafya kader midir sorunsalı
tek kader olsa.. coğrafya kederdir
devamını gör...
kendimizi geliştirmek zorunda mıyız sorunsalı
kesinlikle evet. her yeni bilginin hayata bakış açısının genişlemesin de yardımcı olur. ben oldum tamam artık diye salmayın. okuyun, dinleyin ve
sevin.
sevin.
devamını gör...
patagonyalı (yazar)
sevdiğim yazarlardan,keyifle okuyorum.
devamını gör...
yazarların unutamadığı çocukluk anısı
bizim köyümüz ne yazık ki yok. annemlerde de beni komşumuzun köyüne götürmüş tabi ben 4 5 ya varmışım ya yokmuşum hayvanları biraz sevdikten sonra annem beni otlara oturtmuş bende yerde bulduğum küçük siyah şeyleri tek tek yiyorum efenim.köyüne gittiğimiz kadın anneme kız bir şey yiyor bak istersen demiş annem koşarak yanıma gelince elime vurduğunu ve benim yumuşak zeytin diye elimden düşürdüğüm şey için ağlamam bir olmuş.sadece hastaneye gittiğimiz o kısmı çok net hatırıyorum.(u: )
devamını gör...
yarıda bırakılan kitaplar
gabriel garcia marquez - kırmızı pazartesi. kitap 100 küsür sayfa fakat, olaylar çok hızlı gelişiyor, kim kimin neyi,anlamak zor olmuştu benim için. belki de doğru zamanda okumaya başlamamıştım. 2 yıl önce okumaya başlayıp, yarım bıraktığım bir kitaptı. bu yıl okumayı tekrar deneyebilirim belki.
devamını gör...
kuzey ege
saros körfezi, çanakkale, izmir ve edremit körfezi'ni kapsayan coğrafi bir tanımlamadır.
devamını gör...
yazarların paraları yetmediği için alamadığı şey
listem uzar gider en istediklerim ve elzem olanlar ise şöyle..
-spor ve ulaşım için bisiklet
-dünya klasiklerinin tüm serisi
-normal, ortalama bir bilgisayar. (programlarla vs uğraşmıyorum malumunuz)
- plak
ve daha niceleri. ah bee
-spor ve ulaşım için bisiklet
-dünya klasiklerinin tüm serisi
-normal, ortalama bir bilgisayar. (programlarla vs uğraşmıyorum malumunuz)
- plak
ve daha niceleri. ah bee
devamını gör...
şamanizm kökenli türk adetleri
ölülerin üzerine bıçak konması. kutsal sayılan demirin ölüyü kötü ruhlardan arındıracağına inanirlarmış.
devamını gör...
system of a down vs metallica vs megadeth
bu üçlü içinde system of a down sadece kumda oynama konusunda ilk sırada gelebilir. you know it's sad but true.
devamını gör...
katar'ın tıp fakültelerimize çökmesi
hükümetin gençlere son kazığı
devamını gör...
diplomanın kağıt parçası olması
devamını gör...
bin muhteşem güneş
khaled hosseini'nin okuduğum ilk kitabı.
çok fazla beğendiğim ve alakasız bir yerde gözyaşı dökmeme neden olan kitap, öncelikle arkasında yazan "nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar." cümlesiyle hayli etkiledi. buradan konuyla alakalı birkaç bilgi almış oldum. hosseini çocukluğunda gördüğü, bildiği afganistan'ı anlatacaktı. daha sonra okumaya başladım ve ilk sayfada "harami" sözcüğüne rastladım. evlilik dışı olan bir çocuğun yaşayacağı zorlukların da böylelikle farkına vardım.
şimdi sıra sekizinci sayfada, sonlarda şu cümle var, hepimiz illa duymuşuzdur: "pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima mutlaka bir kadını gösterir."
burada yazar "bakın, bu kitapta suçlayıcı parmaklara maruz kalan kadınları anlatacağım!" dedi ve öyle de oldu.
nana'dan leyla'ya ismi geçen her kadın bir erkek yüzünden hayatından oldu. bilirsiniz birinin hayatını kaybetmesi için ölmesi gerekmez. bu kadınlar henüz ölmeden yaşamlarından oldular. sanırım tarık ve babi harici iyi erkek karakter sınırlıydı. raşit'in bitmek bilmeyen dayakları, istekleri, sövmeleri... celil salağının kızını eve almaması falan feminist olmaya yetecek sebepti resmen.
meryem henüz on beşindeyken evlendirildi. o yaşta vücudu kaldırmadığı için bebeklerini kaybetti ve yine kendisi suçlandı. babası diğer kızlarını okula gönderdi, 'meryem'e evlenmek için ideal yaştasın' dediler. raşit cıbıl cıbıl kadın fotoğraflarına baktı ama meryem'e 'burka (çarşaf türü bir şey) giymek zorunda olduğunu' söyledi. kim ne derse desin, bu hikâyenin asıl kaybedeni meryem co'ydu.
kitap okumaya doyurdu desem yanlış olmaz sanırım. edebiyatı, siyaseti, aşkı, terörü, hayatı yani kısaca, çok güzel anlatmıştı yazar. kesinlikle yatırım tavsiyesidir. ilk sayfalara bir göz atın, demek istediğimi anlayacaksınız.
-"bir toplumun, kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur."
çok fazla beğendiğim ve alakasız bir yerde gözyaşı dökmeme neden olan kitap, öncelikle arkasında yazan "nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar." cümlesiyle hayli etkiledi. buradan konuyla alakalı birkaç bilgi almış oldum. hosseini çocukluğunda gördüğü, bildiği afganistan'ı anlatacaktı. daha sonra okumaya başladım ve ilk sayfada "harami" sözcüğüne rastladım. evlilik dışı olan bir çocuğun yaşayacağı zorlukların da böylelikle farkına vardım.
şimdi sıra sekizinci sayfada, sonlarda şu cümle var, hepimiz illa duymuşuzdur: "pusulanın hep kuzeyi gösteren ibresi gibi, bir erkeğin suçlayan parmağı da daima mutlaka bir kadını gösterir."
burada yazar "bakın, bu kitapta suçlayıcı parmaklara maruz kalan kadınları anlatacağım!" dedi ve öyle de oldu.
nana'dan leyla'ya ismi geçen her kadın bir erkek yüzünden hayatından oldu. bilirsiniz birinin hayatını kaybetmesi için ölmesi gerekmez. bu kadınlar henüz ölmeden yaşamlarından oldular. sanırım tarık ve babi harici iyi erkek karakter sınırlıydı. raşit'in bitmek bilmeyen dayakları, istekleri, sövmeleri... celil salağının kızını eve almaması falan feminist olmaya yetecek sebepti resmen.
meryem henüz on beşindeyken evlendirildi. o yaşta vücudu kaldırmadığı için bebeklerini kaybetti ve yine kendisi suçlandı. babası diğer kızlarını okula gönderdi, 'meryem'e evlenmek için ideal yaştasın' dediler. raşit cıbıl cıbıl kadın fotoğraflarına baktı ama meryem'e 'burka (çarşaf türü bir şey) giymek zorunda olduğunu' söyledi. kim ne derse desin, bu hikâyenin asıl kaybedeni meryem co'ydu.
kitap okumaya doyurdu desem yanlış olmaz sanırım. edebiyatı, siyaseti, aşkı, terörü, hayatı yani kısaca, çok güzel anlatmıştı yazar. kesinlikle yatırım tavsiyesidir. ilk sayfalara bir göz atın, demek istediğimi anlayacaksınız.
-"bir toplumun, kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur."
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
az önce ona yakın ses kaydı almışımdır. ne yalan söyleyeyim dostlar, şu ses kayıtlarını alırken içten içe heyecanlanmayı bile özlemişim. sesim için şimdiden kusura bakmayın. perşembe akşamı görüşmek üzere. arrivederciii!
devamını gör...
steve ırwin
timsah avcısı olarak da bilinen avustralyalı vahşi doğa belgeselcisi. televizyon karşısında izlerken bile tırstığımız timsahlara korkusuzca yaklaşarak yaşamlarına dahil oluyordu.
ama kaderin garip cilvesi olsa gerek, o kadar tehlikeli timsahı dize getirmeyi başaran maceracı, okyanus altında çekim yaptığı sırada basit bir vatoz balığının zehirli iğnesinin göğsüne isabet etmesi sonucu hayatını kaybetmişti.
ama kaderin garip cilvesi olsa gerek, o kadar tehlikeli timsahı dize getirmeyi başaran maceracı, okyanus altında çekim yaptığı sırada basit bir vatoz balığının zehirli iğnesinin göğsüne isabet etmesi sonucu hayatını kaybetmişti.
devamını gör...
tanımın gönderilmeden moderasyon tarafından görüntülenmesi
eğer doğruysa bile tanımların sonunu getiremediğim için sildiğimden, en fazla gülüyorlardır. çok da takılmamak gerek.
devamını gör...
pomme
pomme'nin güzel olan tek şarkısıdır ceux qui revent. kronik uykusuzluk hakkındadır.
devamını gör...
250 yıllık güneş saatinin badanayla boyanması
bu bir yaşam tarzı arkadaşlar,
bunun içinde eğitim, kültür var,
bunun içinde kişisel gelişim var,
bunun içinde dünyaya bakılan pencere var,
bunun içinde yaşam hedefi var yaşam hedefi.
hani şu an yeni neslin büyük çoğunluğunun sahip olduğu kısa yoldan köşeyi dönüp , hayatını sürdürme şeklindeki hedef var ya ,
( istisnalar kaideyi bozmaz) , o var bunun içinde.
ben yaptım oldu ! kafası var,
başına buyrukluk var ,
kısaca olmaması gereken herşey var,
tek bir şey yok, vicdan.
bunun içinde eğitim, kültür var,
bunun içinde kişisel gelişim var,
bunun içinde dünyaya bakılan pencere var,
bunun içinde yaşam hedefi var yaşam hedefi.
hani şu an yeni neslin büyük çoğunluğunun sahip olduğu kısa yoldan köşeyi dönüp , hayatını sürdürme şeklindeki hedef var ya ,
( istisnalar kaideyi bozmaz) , o var bunun içinde.
ben yaptım oldu ! kafası var,
başına buyrukluk var ,
kısaca olmaması gereken herşey var,
tek bir şey yok, vicdan.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bazı zamanlar zihnimin içini kemiren bir düşünce var: hayatta kalmak için her şeyimi verdim, o halde ben gerçekten hâlâ hayatta mıyım? hiçbir şeyin canını yakmadığı bir yerde kısılı kalmış olmak huzursuz edici, ölmeyi bile dilemediğin bir yerde. ölüm için bile bir parça arzu duymuyorsa insan asıl o zaman hiçliğe karışmak gerekmez mi? tamamen gönüllü bir biçimde hiç olmak... özgürce bir şey olsa gerek. tüm bildiğim, mırıldandığım eski bir cümle: "hepiniz şairsiniz, ben ölümden yanayım."
devamını gör...
yarım bırakılan kitabın taciz etmesi
göz kırpar. oku beni,oku beni der. uzağa fırlatırsın tam unuttum dersin. bir gün o okuduğun 20 sayfadaki cümle aklına gelir. bitir gitsin.
devamını gör...