(bkz: hava - su - toprak - tahta)**
devamını gör...

içinde bulunduğum veritabanı. sıkıntıdan ölüyorum yahu. portakal atsanız kutuma fena mı olur? derdiniz varsa dinlesem, yoksa laflasak azıcık...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: eşofmanlı şevket hoca) karakterine can veren oyuncudur.
devamını gör...

doğru tespit. fakaat bu konuda fikrimi daha önce de belirtmiştim; burayı tdk'daki sözlük anlamına uygun kullanırsak aldığımız bu keyfi alamayız. bir de ben kopyala yapıştır veya bir yerden bakarak buraya bilgi taşımaktan keyif almıyorum. özgün bir şeyler varsa kafamda ilgili konuyla alakalı imla kurallarına ve anlaşılır olmasına dikkat ederek buraya bırakıyorum. ve böyle yapıldığı sürece de formata bir zararı olacağını düşünmüyorum.
devamını gör...

''ne güzel sağlıklıyım, ailem de öyle, şüküüür'' diye arada coştuğum an'lar.
devamını gör...

acaba bu başlığa yazan yazarlar kitap okumayı bilmiyor mu? bırakın kitabı, okumayı da mı bilmiyor? internet elinin altında neyi ararsan cevap bulabilirsin, burada oyun oynamaya ne gerek var ki?

artık "bilmiyorum" cevabının kabul görmediği bir zaman dilimindeyiz. varoluşsal sancılarınızın apaynısını bile yıllar evvelden çeken filozoflar var, onlar insanlığı bir noktaya taşıdı. fakat günümüz insanı okumadan konuştuğu için geriye evriliyor.

tanım: inanç, ispat gerektirmeyen ama aynı zamanda şüphe de içermeyen bir şey olduğu için, gereksiz başlık.
devamını gör...

babamın anneme söylediğini hiç duymadım. ama babam her gün işe gider ve kahvaltı vakti annemi arar. bugün ne yedin, düzgünce bişeyler ye ihmal etme der. annem hastaysa gün içinde yine arar. akşam gelirken mandalina gibi şeyler alır. iyileşmezse hastaneye gidelim diyip götürür, başında bekler. annem şehir dışında yaşayan ablamın yanına gidince ne zaman geliyorsun diye arar. geliş saati yaklaşınca erkenden havaalanına gider. bekleyeceğini bile bile gider. evde duramaz koca adam. bu adam seni seviyorum demese de olur. öyle değil mi?
devamını gör...

siz sadece işinizi yapın. dedikoducu ve iki yüzlü insancıklardan uzak durun.* başkalarının işini yardım amaçlı dahi olsa yapmayın,* kendi işinizi, zorda kalsanız dahi yaptırmayın. gereksiz samimiyet de kurmayın.*
devamını gör...

koronavirüsten 1,5 kat daha hızlı bulaşabilen virüs. yayıldığı takdirde tedbir olarak mesafeyi 1,5 metreden 2 metreye çıkarmak, aynı ortamda bulunma süresini 10 dakikaya düşürmek, tek maske kullanımını çift maskeye çıkarmak gerekiyor.
devamını gör...

red kit serisi için çalışmalar başladı. dizide, daltonlar, calamity jane, pat poker ve rantanplan dahil olmak üzere red kit 'in tüm renkli karakterleri yer alacak.link *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

depeche mode dinleyerek hüznümden kurtulurum.

zaten hüzünlüysem, neden beni daha beter hale getirecek şeyler dinleyip de kendime eziyet edeyim?
devamını gör...

zaman gelecek biz 16. nesillere "hıhı o havalı modlar zamanında bize hep günyadın mesajı gönderiyordu" diyeceğiz.
t:sözlüğün ilk nesli sıfır kilometre 5 kollu merso tadında nesil.
devamını gör...

geçen gün kafkaokur dergisine yazı gönderdim ve 3 gündür sürekli maillerime bakıyorum,deli olacağım. daha önce hiç, bir dergiye yazı gönderen oldu mu ve kabul edildi mi merak ettim.
devamını gör...

sanskrit diline ait kelime. dünyanın daha kötüye gitmesi üzerine kişilerin hayata küsmesi, hayata karşı olan inançlarının tükenmesi ve umutsuz hale gelmesi anlamına gelir.
devamını gör...

hırvat sanatçı goran karan'ın 2000 yılında eurovizyon şarkı yarışmasında seslendirdiği kad zaspu andzeli adlı şarkısının ingilizce sürümü, romantik ikibinlerin bir klasiği.

devamını gör...

sekseninci yaşın kutlu olsun usta.

bakın hele şuna!.. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bir de bunlara; öğretmenlik yıllarında; muş’un malazgirt ilçesinin fenek köyünde 1964-1966.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözcük, eski yunanca'da "akmak" anlamına geliyor. yani bu, ağrıların kemiklerde ve bedende akıp gitmesi demek oluyor.

sosyal olgu durumuna gelmesine karşın, toplumlar nezdinde pek fazla ciddiye alınmayan bir hastalıktır. yani, kanser ile kıyaslandığında, gölgede kalan bir hastalık olmuştur. romatizma öldürmez ama süründürür. insan yaşlanıncaya kadar onunla beraber yaşar. uzun çamaşırlar, kalın yünlü giysiler giymek, boyna atkı dolamak, ilaç yutmak ve masaj yaptırmak zorunda bırakır.

romatizmal ağrılar, bir kemikten diğer kemiğe geçer, kaslar arası geçiş yapar, bir anda kaybolup gitti derken, tekrar dönüşü muhteşem ve korkunç biçimde olabilir. dünyada bu hastalıkla cebelleşen milyarlarca kişi bulunmaktadır. bunlar, önemli derecede hareket kabiliyetinden mahrum kalıyorlar, tedavisi için büyük maddi masrafa giriyorlar.

her hastada belirli bir organı etkisi altına almamasından dolayı, hastalık kolay bir şekilde fark edilmiyor. hastalığın son uğradığı yer ise, elin parmakları. romatizma, kemiğin kireçten oluşan bölümünü eritiyor ve erittikten sonra kemiğin bir köşesinde tümsek biçimine getiriyor. kemiklerin mümkün olduğu kadar, fazla miktarda hareket ettirilmesi gerekiyor. aksi halde, basit tabirle hastalık sahibi pas tutabilir.
devamını gör...

lisedeyim ders elektroteknik konu omik devrelerde eşdeğer direnç hocamız çok tatlı ve heyecanlı ders ders anlatan ünal hoca (kulakları çınlasın) tahtaya bir küp çizdi alt kenarın sol arka köşesinden ve üst kenarın sağ ön köşesinden uç çıkartı çizerken bir yandan da anlatıyor küpün her kenarı 1 ohm falan o esnada sınıfa arkası dönük sordu bu küpü nasıl açarız diye 40 kişilik sınıfta çıt yokken ben mırıldandım " konserve açacağı ile " diyerek o sessizlikte beni duydu ve döndü kim dedi onu diye kısa bir yutkunmadan sonra ben diye elimi kaldırdım elindeki tebeşiri fırlattı önden arkaya 4. sırada oturuyorum taaak alnıma geldi tebeşir. hoca döndü kara tahtaya kaldığı yerden dersi anlatmaya devam etti ama adamın heyecanı konsantrasyonu gitti tabi bir an durdu döndü sınıfa ben göz göze gelmemek için kafamı öne eğdim " konserveci" diye seslendi o an bende bir ter boşaldı "gel bakalım tahtaya " " bu devrenin eşdeğer açılımını çiz " ben yerimden kalktım kalktım ceketimin önünü ilikledim tahtaya yürüdüm ama bacaklarımı hissetmiyorum hocam bana yeni tebeşiri de uzattı tebeşirle tahtaya birşeyler çizmek istiyorum ama kolum külçe gibi bir türlü çizemiyorum tahtaya tebeşirle dokunuyorum geri çekiyorum dokunuyorum geri çekiyorum hayatımın en uzun 5 dakikası böyle geçti orada resmen küçüldükçe küçüldüm film sahnelerindeki gibi hocam devleşti büyüdü . sonrasında geç yerine otur dedi yerime giderken nakavt olmuş boksör gibiydim yüzümü gözümü darmadağın hissettim sonrasında bir iki dakika geçmeden zil çaldı ama herkes yerinden fırlayıp tuvalete kantine koşarken ben kımıldamadan 1 2 dakika daha oturdum sonra kalkıp tuvalete gittim yüzümü yıkayıp bir az olsun kendime geldim. hocam ilk anda beni dövseydi bu kadar ağırıma gitmezdi dayağımı yer paşa paşa otururdum ama o dövmekten beter etti. sonrasın da üst sınıflara gittim ünal hocanın sorduğu soruyu söyleyip yardim istedim sağolsunlar çözümü gösterdiler öğrendim. sınavda da aynı soru çıktı ve doğru olarak yaptım. fakat o günden sonra okul uyayım boyunca ünal hocam adımı yada numaramı hiç söylemedi beni hep konserveci diye çağırdı. bu da benim hayatımda yarı tatlı yarı acı bir anı olarak kaldı. hocamı çok severim zaman zaman telefonla arar konuşurum onun bilgi tecrübesi hayatıma çok şey kattı buradan bir kez daha bana öğrettikleri için müteşekkir olduğumu belirtmek isterim.
devamını gör...

neredesin be kafa sözlük ?
ben çok özledim be seni.
* geceleri dertleşiyordum seninle.
* ara sıra radyo'da sohbet ediyorduk.
* ne güzel moderatördüm, yazarlarla ilgileniyordum.
popülizm'e yenik düştüğün o mart gününden beri çok değiştin be sözlük. ismin bile kaybolup gitti.
sol tarafta leş başlıklar içinmiş bu yenilme demek ki. her şey 1 tane daha tanımmış.
oysa ne güzel bir aile gibiydik. butik bir anlayışla ne güzel gidiyorduk.
yazar yaş ortalaması 30 civarıydı.
ne gerek vardı bu ortalamayı 16'ya düşürmeye?
ben kafa sözlük'ü özlüyorum.
ama bunu diyecek, anlatacak kimse de kalmadı.
ne yazsan, ne konuşsan boşuna. hep haklılar çünkü. hiç benim gibi düşünenlerin haklı olma ihtimali yok!
artık yazasım bile gelmiyor. o 18- başlıklara ne yazılır ki?
bir çok değerli yazar o güzel atlarına binip gittiler.
yazık oldu hem de çok yazık oldu...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim