canlı yayına başlayalı bugün itibarı ile tam 2 ay olmuş olan, yalnızca kafa sözlük yazarlarına ait radyodur.

bu gece itibarı ile yaşanan birtakım teknik aksaklıklardan ötürü, kısa bir süreliğine yayını durdurma kararı aldık.

bu süre zarfında teknik aksamaları giderip, sunucumuza ve radyo sitemize güncelleme yapmayı planlamaktayız.

bu kadar ani geliştiği için; yayıncılarımızdan ve dinleyicilerden özür dileriz.
inanın, yaşanan teknik aksama benim için de sürpriz oldu.

hem biraz özleyin, özlemek güzeldir.

devamını gör...

seks, futbol, siyaset.
devamını gör...

bunun bir yolu yok. kişiden kişiye değişir. anlıyor musun sözlük? bunun bir yolu yok. üzgünüm ama bu böyle.
devamını gör...

1999'da unesco tarafından ilan edilen dünya şiir gününün amacı, evrensel, ulusal ve bölgesel şiir hareketlerine güç vermek ve şiire projektör çevirmektir.
en sevdiğimiz şiiri paylaşmanın tam da sırası,


sevgilerde
sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.

bitmeyen işler yüzünden
(siz böyle olsun istemezdiniz)

bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı.

siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telâşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklınıza gelmezdi.

gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı,
gecelerde ve yalnız.
vermeye az buldunuz
yahut vakit olmadı


behçet necatigil
devamını gör...

arayış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hoşşiklere bol bol gülümseme, kediye çok selam, enişteye sevgiler saygılar.
belki bir gün başka bir yerde görüşmek üzere güneş, teşekkürler.

(bkz: kalimera ilie)
devamını gör...

midemi kötü üşütmem sebebiyle uzun süreli otobüs yolculuğumda 7-8 kez kusmuştum.ders kaydı var zorunlu gitmem de gerekiyor. ne yolda inebiliyorum ne de geri dönebiliyorum.özellikle yanımda oturan ve yakın olan tüm yolculardan çok utanmıştım. elimden de bir şey gelmiyor.bitip bitip tekrar başlıyor,rezaletti.
girne asker hastanesinde refakatçi kaldığım günlerde(emir üzerine) gördüklerim de iğrençti.hasta askerlerle tuvalete gir,kusana poşet tut vs...
devamını gör...

(bkz: sorunlarım var benim kızım)

sorun dediği de ailesiyle kavga etmiş, geçmişte terk edilmiş.

(bkz: uff mu oldun çen)
devamını gör...

haber bültenlerinde de birkac kere denk geldim. "gürültü kirliliği". gürültü zaten "ses kirliliği" anlamına gelir. ya ses kirliliği ya da gürültü denmelidir ki gürültü kirliliği diye bir şey zaten yoktur.
devamını gör...

250 takipçim varmış.
sanırım çoğu ölü takipçi. kime baksam kafa izninde falan.
devamını gör...

klasik (liberal) iktisatçılar göre para yansızdır diğer bir deyişle nötrdür. para ekonomik ilişkilerin üzerini örten adeta bir peçedir. asıl olan malla malın değişimidir (trampa ekonomisi). dolayısıyla para bu değişime aracılık etmektedir. bu yüzden parasal ilişkiler reel ilişkileri etkilemez. bu duruma klasik diktomi ya da ikiye bölünmüşlük adı verilir. klasik, piyasa yanlısı, iktisatçılara göre para yalnızca işlem (mübadele) güdüsüyle talep edilmektedir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çifte standartın, torpilin allahı döndüğü gereksiz platform. millet feyk hesap açıp karma yapar, frank lucas denen aktroll korunur, ona laf söyleyenler anında çaylak olur, bel altı başlıklar, eli şeyinde ergenler sol frame’in içinden geçer. cidden artık eskisi gibi tat vermiyor. yani bitti de uzatmaları oynuyor gibi.

zamanında kaliteli yazarları silip trollerle takılıyorlar şimdi. insanın beter olun diyesi geliyor. hiçbir sözlükte kimse cinsel organının görselini çekip atamaz ama uludağ sözlükte birden fazla hesapla bu işlem yapılıyor. vallahi umrumda değilsin uludağ sözlük, haksızlık yaptığın gibi yerin iyice dibini görmen dileğiyle.
devamını gör...

cüneyt özdemir'in "son seçimlerde 130 bin oy aldınız, moraliniz bozulmadı mı?" sorusuna "benim ne moralim bozulucak halkımızın morali bozhulsun hah hah hah hah hah" diyerek cevap veren; dobralığı, girdiği her seçimi kaybetmesine sebep olmuş, lafı dolandırmayan liberal demokrat parti eski genel başkanı ve iş adamı. gülüşü evlere şenliktir.
devamını gör...

bir evrenin iki yarısı: güneş ve ay

güneş ve ay hakkında geçmişten beri birçok düşünce ortaya atılmıştır. kimileri onları sürekli birbirlerini kovalayan, ezeli iki düşman kimileri de birbirlerine tutkun iki aşık olarak tasvir etmiştir. benim zihnimdeki hikayede de onlar iki aşık. asla kavuşamayan, hep bir arada olabilmek için çırpınan ama birbirlerinden de bir o kadar uzakta olan iki aşık... iki farklı hayata sahip olan. işte onların hikayesi de böyle başladı:

aşıklardan birisi olan güneş, günü açardı. tüm parlaklığıyla herkesin gözünü kamaştırırdı. gören herkes birkaç saniyeden daha fazla bakamazdı bu aşığa. güneşin tüm parlaklığı aşkında gelirdi. o'nun içindi hepsi. gün güzelse o'nun içindi. hava güzelse o'nun eseriydi. aşkından mest olmuş bir şekilde, yaptığı her şey aşkı içindi. kimi zaman özlemin buruk acısıyla kavururdu çölleri. kimi zaman da kışın dışarıda üşüyen yürekleri ısıtırdı kendi yüreğinin sıcaklığıyla. ona göre sevgisinin göstergesiydi ışığı. çünkü aşkı olmasaydı o ışığın bir anlamı da olmazdı. o hiç var olmamış olsaydı o zaman kendi varlığının ne önemi kalırdı ki? kendi mevcudiyeti aşkının varlığına bağlıydı...

diğer aşık ay ise gece gelirdi. karanlığı severdi. gecenin ortasında mağrur ve gururlu duruşuyla herkesi kendine hayran bırakırdı. aşkı ne kadar enerji doluysa o, o kadar sakin bir yapıya sahipti. içindeki fırtınaları sevdiğinden başka kimseye göstermezdi. nitekim ondan başka kimse de görmezdi yüreğindeki yangınları. belki de ona bu kadar bağlı olmasının sebebi buydu. onu bir tek sevdiği anlardı. bir tek onun sözleri değerliydi. çünkü her zaman söylenecek doğru kelimeleri hiç zorluk çekmeden bulurdu. kalbinde kendine bile söylemediği kelimeleri ne güzel de bir araya getirirdi. adeta 'iç sesinin dış sesi'ydi. bu evrende onun karanlığını aydınlatabilecek bir tek o vardı.

bu iki aşık çok farklı olmalarına rağmen birbirlerine o farklılıklar kadar bağlıydılar. hani "gün ve gece kadar ayrı olmak" tabiri vardır ya, bizim aşıklar bu tabire hiç anlam veremezlerdi. farklı olduklarını inkar ettikleri yoktu ama aşkın ve sevginin, ne kadar ayrı olurlarsa olsunlar birleştiremeyeceği kimse olmadığının en güzel kanıtıydılar. buna rağmen insanlar sevdikleri kişide kendilerinden farklı bir taraf görünce hemen karalar bağlarlardı. bunu gören güneş ve ay insanların sevinmesi gereken yerde neden üzüldüklerini de anlamazlardı. çünkü onlar birbirleri sayesinde hayata başka bir pencereden bakabilmeyi öğrenmişlerdi. mesela güneş aslında karanlıktan korkardı. ta ki zifiri karanlık bir gecede ay onun elinden tutana kadar. o karanlığın içinde ikisi yürürken güneş ilk defa kendini böyle bir anda çok güvende hissettiğini fark etti. karanlığın barındırdığı o belirsizlik onu korkutmuyordu artık. aksine canından çok sevdiği ay ile beraber o karanlığa adım atmak, orayı keşfe çıkmak ve aşklarıyla aydınlatmak istiyordu.

ay ise her zaman o karanlıkta yaşamıştı. ruhu geceye aitti. aydınlık yerlerde duramaz hemen gölgeye kaçardı. fakat güneşin elini tutunca ışığın o kadar da kötü olmadığını düşünmeye başladı. hatta alışabilirdi de aydınlığa. sevebilirdi bile... yanında sevdiği olduktan sonra geceyi aydınlatmak bir başka güzeldi neticede.

tabii bizim aşıkların yan yana gelebildikleri zamanlar çok azdı. özlem ve hasret onların hep yanındaydı. en iyi dostlarıydı hatta. az görüşebilmelerinden dolayı ikisinin de tek isteği birlikte olabilmekti. fakat yılda yalnızca birkaç kez bir araya gelebiliyorlardı.

insanlar buna güneş tutulması diyordu ve çok az kavuşabilen bu iki aşığın beraberlikleri herkesin gözlerini kamaştırıyordu.

onlar içinse bu anlar kalp tutulmasıydı. çünkü birbirlerine yavaş yavaş yaklaşırlarken kalplerinin son derece olan hızı bir anda, karşı karşıya olduklarında, dururdu. o an insanlar o karşılaşmayla mest olmuşken, onlar bu özel anın tadını çıkarırlardı.

güneş uzun uzun bakardı sevdiğine. ay da ona karşılık verirdi. gözlerini ayıramazlardı. o kısa anların bir saniyesini bile ziyan etmek istemezlerdi. zira ikisi içinde sevdiğine bakamadığı her saniye ziyan olmuş zamandı. o an konuşmayı unuturlardı. sadece birbirlerine bakarlar ve o anın tadını çıkarırlardı. ışıl ışıl olan bakışları sevinçlerini anlatmaya yetmezdi.

o kısa anlarda konuşacak pek vakit bulamadıklarından daha sonra okumak üzere birbirlerine yazdıkları mektupları verirlerdi. hatta bu yüzdendi göğün bazen renk değiştirmesi. ikisi de mektupları okurlarken kâh güler kâh ağlarlardı. göğün rengi değişirdi onların ruh haline göre. bazen bulutlanırdı hava, güneş yüzünü göstermek istemezdi. bazen ay hiç gelmezdi, hatta bütün ışığını yitirirdi. bazen de hava o kadar güzel olurdu ki güneş doğaya ve canlılara hayat verirdi. ay ise en güzel gülümsemesini o gecelere saklardı.

hep özlerlerdi birbirlerini hep uzaklardı... ve bu uzaklık onları asıl yakınlaştıran şeydi. hallerinde memnundular. özlem, aşkın en güzel haliydi çünkü. aşkın en güzel ve en saf olan hali... çektikleri tüm acılara ve üzüntülere değerdi onların sevgisi. her ayrıldıklarında da bilirlerdi, her ayrılık bir son değil, aksine her ayrılık yeni bir başlangıçtı onların yüreğinde. kısacası onlar bu evrenin en imkansız aşkına sahiptiler ama aynı zamanda da en imkanlı aşkına...

edit: uzun zamandır yoktum herkese merhabaaa. bu benim 300. gönderim ve özel bir yazı olsun istedim. bu yüzden de sanırım yazdığım hikayeler arasında en sevdiğim hikaye olmaya aday olan hikayeyi yani ay ve güneşin hikayesini benim bakışımdan olabildiğince anlatmaya çalıştım. onlara böyle güzel bir hikaye yazmak çok farklı ve özeldi. umarım sizlerde beğenmişsinizdir. güneş ve ayın birlikteliği benim ilişkime de benzediği için onların hikayesinin bende yeri ayrıdır. tüm benzerlik ve farklılıklarına rağmen sevmekten ve sevilmekten vazgeçmeyen herkese de umut olması dileğiyle...

bir sonraki hikayede görüşmek üzere. o zamana kadar da kendinize çok iyi bakın, aşkla bakın*.
devamını gör...

(bkz: amme hizmeti)
ağzındaki kanı silip işte şimdi kızan dövüşçü*
canım sözlükdaşlarım, canım yoldaşlarım, canım dünyalı dostlarım, canım canım canımshshahajmjsja...
çok severek kullandığım nickim adına yazasım geldi birden başlık altını görünce. nickim 123abc olsa nickaltım nasıl olurdu merak etmiyor değilim. kendimi görünmez hissettiğimi de saklamayacağım. sadece bir nickim varmış da ondan gayrisi yokmuş gibi. azıcık bu duruma içerlemiyor değilim ama bu benim özleştirim olarak içimdedir. sizlik bir şey yok tabi.
okunsun diye, büyük konuştuğum mahlas değiştirme operasyonu bile geçirip, türkçe karakter eklemesi yaptım. ama bundan fazlası beni aşar. aralara boşluk koymam, esinti olur, üşürüm. tamamen değiştirmemse mümkün değildir diyip, bir büyük konuşmayı daha kayda geçeyim bu vesileyle.
kendi nickaltıma yazmaktan bunca zaman imtina etmeme rağmen, nedense an itibariyle bir tutamadım ya kendimi. onca yazmak istediğim güzel cümleler varken, kendimi durdurup durdurup bunca boş yapmak da bugüne nasipmiş.*
nickimi okuyup, okuyamamanızın çok bir önemi yok aslında. nicki boş verin, yazdıklarımı okuyun. belki seversiniz. ayrıca okunuyor yahu abartmayındhsjms.
devamını gör...

mehmet güreli - kimse bilmez diyen olmamış hayret.

bulut geçti
gözyaşları kaldı çimende
gül rengi şarap
içilmez mi böyle günde


devamını gör...

yeterince sıkıldığımız şu günlerde hayatın öyle ya da böyle devam ettiğini hatırlatan hareketli şarkılar dinledik pame'de. sürç-i lisan ettikse affola.
gelenlere, dinleyenlere, kendinden bir şeyler bulanlara, tüm müzikseverlere çok teşekkür ederim. *

pame radyo yayını'nın 2 mayıs 2021'de yayınlanan bir buçuk saatlik bu bölümünde dinlediğiniz şarkıların sıralı tam listesi için:

youtube.com/playlist?list=P...
devamını gör...

kitap okuma alışkanlığı öyle bir kitapla kazanılan bir şey değildir. alışkanlık sayılması için birden fazla kitapla bağ kurulur. benim için alışkanlık yapan kitaplar serenad, olasılıksız, empati, aklından bir sayı tut.
devamını gör...

yıllar önce gabar’da bir operasyon sırasında can çekişen teröristin verdiği mektubu, sırf döktüğü şehit kanı sebebiyle geberdiği mağarasında, bir taşın altına bıraktım.

hiçbir zaman o mektupta yazılanları eşi, dostu, annesi, babası okuyamayacak.

tıpkı öldürdüğü 2 astsubayın, bir daha hiçbir zaman aileleri ile konuşamayacakları gibi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim