• nerelisin
•giresun
•gireysun cikamaysun dogru mu? şeklinde bir önekle açıklanan başlık.
devamını gör...

(bkz: yeni normal)
devamını gör...

yağ fazlalığından oluşan kronik enflamatuar hastalıktır. birçok sebebi olmakla birlikte en önemli sebebi aşırı ve yanlış beslenmedir. her geçen zaman vücutta tahribata sebep olur. 2006 yılında dünya sağlık örgütü tarafından en ölümcül hastalıklar listesine, işin doğrusu kara listeye alınmıştır.

sağlıklı bir yaşamın ve uzun ömürlü olmanın bazı tıbbi koşulları vardır. bunlardan biri, açlık insülin seviyesinin ideal durumda olması ve bunun için sağlıklı yiyeceklerle beslenilmesi , diğeri kişinin yoğun stres baskısına karşı durabilmesi ve pamuk kalpli, merhametli bir duyguya sahip olabilmesi.

araştırmalara göre erkeklerde yüzde 20, kadınlarda da yüzde 25 civarında yağ dokusunun bulunması şişmanlığın başlangıcına işaret ediyor. bu oranın artması, özellikle de yağ dokularının karın bölgesinde yoğunlaşması yağ hücreleri değişimi, yapımı, yıkımı gibi faaliyetlerin sıklıkla gerçekleşmesine sebep oluyor. bu hücrelerin çıkardığı maddeler de vücuttaki savaşçı hücreleri canlandırıp kronik enflamasyon başlamasına yol açıyor. aynı kanser hücresi gibi yağ dokuları da kontrol dışı büyüyerek, bağışıklık sistemini kötü yönde etkiler. sonuç olarak da tehlike arz eden, ölümcül derecedeki obezite hastalığının temeli de böyle atılır. çoğumuza fiziksel bozukluk olarak görünen obezite süründüren, yataklara düşüren ve o yatakta bir gece vakti son nefesi verdiren ciddi bir hastalıktır.
devamını gör...

mutluluk zaten negatif duygulardan çok da bağımsız değil. öyle olsaydı bunu mutlak mutluluk olarak değerlendirirdik. ama mümkün olmadığı için gerçekleri konuşalım.

örneğin; huzursuzluğun bendeki tetikleyicisi kaygı oluyor genelde. devamlı içimden bir ses "sevin bakalım sevin, kızım var yaa yarın neler olacak!" benzeri şeyler söylüyor.

yani ortada kaygılanmam, negatif hissetmem için somut bir delil bile yokken apaçık mutlulukları kenara bırakabiliyorum.

şimdi çok da genel konuşmak istemiyorum. belki ben kafayı yemişimdir de o yüzden böyledir. siz doya doya sevinin lütfen.
devamını gör...

şuan yaptığım eylemdir. yıllar önce okuduğum kitabı tekrar okuyorum ama bu sefer daha sindire sindire aklıma kazıyarak. sanki yıllardır görüşmediğim eski bir dostumla yeniden hemhal olup dertlerine, gülüşlerine, hüznüne, deliliğine ortak oluyor gibiyim.
sanki o ben gibi.
nerede güzel huyum varsa ondan kapmışım gibi.
iyi ki varsın iyi ki tekrar karşılaştık. yoksa bu dünyada nasıl izime rastlanır nasıl ben ben olurdum?
devamını gör...

cezalar kötü eylem için caydırıcı güçtür. örnek olarak arabanız cadde kenarında ve siz de evde rahatsanız bunu arabanızı çalacak potansiyele sahip kişinin yakalanınca bedel ödeme korkusuna borçlusunuz. cezayı göze almış ise daha da ağırlaştırılır. işe yarar.

hesap verme korkusu ortadan kalkınca insan içindeki kötü niyeti bastırmak zorunda kalmaz. eyleme döker.

iyi niyetli bilinçli insanların çoğunluk olduğu toplumlarda ise zaten fazla cezaya gerek kalmaz. mesela norveç ceza evine bakın mahkumları bile değişik.
devamını gör...

menderes'i astınız.
özal'ı zehirlediniz.
kirmizipisi'yi yedirtmeyiz! swh
devamını gör...

kendi tercihi olan yazardır.

genel olarak yazmam gerekirse, bazı yazarların ceza almalarını anlıyorum. aklıma lise müdürümüz geldi, onu da araya sıkıştırayım. bu müdür ki ekşi’de onun için ayrı başlık açılmış bir adam. aşırı disiplinliydi. her gün okula giriş sırasında bekler, kurallara uymayanları çekerdi sıradan; arada da kulak çeker bir iki de patlatırdı.

bu kurallar, spor ayakkabıyla giremezsin, boynundaki kurdele muntazam bağlanmalı, gömleğin üst düğmesi kapalı olmalı bir de kız öğrencilerde örgü 2 boğum olmalı. evet 1,5 değil, tam 2 boğum olmalı. yaz tatilinde uzasın diye bıraktığım saçlarımı iyice sıka sıka 2 boğum yapmıştım da öyle yırtmıştım. neden? çünkü kural buydu. okul iyi bir okuldu, seçilerek giriyordunuz ve eğer disiplin ağır geliyorsa okul değiştirebilirdiniz. ama orada okumayı istedik, kurallarını da böylece kabul ettik. şimdi ben müdüre gidip ‘ne var ya 1 boğum işte’ deseydim (ki gerçekten yürek yemem gerekirdi), bana kuralları uygulamalı olarak sağlı sollu kroşelerle anlatırdı.

burada da benzeri durum var işte. kurallar belli, kimsenin kimseyi kayırdığı yok. benim de tanımlarım siliniyor, düzeltip gönderiyorum. yani ‘buna gıcık oldum, dur bir iki tanımını sileyim de gıcık olduğum belli olsun’ diye bir şey söz konusu değil. hepimiz belli yaşlarda insanlarız, kurallar da bu. bu kural benim için de aynı, x yazar için de aynı, y yazar için de.

insan önce kendi hatalarıyla yüzleşsin efendim. yüzleşme sonucu gerçekten hatasız olduğuna inanıyorsa savunsun sonuna kadar. yok değilse de küsmenin anlamı yok.
devamını gör...

anna'ya gıcık olan umarım bir tek ben değilimdir..
devamını gör...

tiktok hesabı olmayanların ezik olduğunu öğrendiği başlık. bugün de bu ağırlığın altında ezildik çok şükür.
devamını gör...

kafa sözlük'e özgü bir ilaç, bir şifa, bir derman adeta.

evet evet! işbu satırların kendisine ithafen yazıldığı bu harikulade yazar; her türlü derde, tasaya, sıkıntıya, rahatsızlığa, hastalığa, ölüm haricinde hemen her şeye (inanabiliyor musunuz? her şeye!) iyi gelebilmektedir. üstelik herhangi bir yan etki göstermeden. bir mucize bu, tıbbın geldiği son nokta!

mesela ben. bu aralar herhangi bir şeye pek vakit ayıramıyorum. "sıkılıyorum sabri, bunalıyorum." pek de mutlu değilim ve bocalıyorum. eh, ölmedim ama hafif sürünüyorum. ne dedim ben?!

işte tam bu anda aklıma düşüyor. "ölmedim ama hafif sürünüyorum..." hemen profilinde hızlıca gezip bir doz alıyorum. bir yandan bilgiler şelale oluyor, bir yandan komiklikler şakalar gırla gidiyor. bir nikotin bağımlısının sigarasından çektiği ilk fırt gibi, bir ferahlık geliyor. vücudum serotoninle dolup taşıyor. bir bilgelik, bir mutluluk, bir huzur hissediyorum. böyle bir şey olabilir mi ya?

cümlelerimi de sözlükçe yoksunluk sendromu çekmeyelim diye hep yazmasını umarak ve kendisine mutlu ve huzurlu yarınlar dileyerek bitiriyorum.

bayilerinizden ısrarla isteyiniz!*
devamını gör...

alışkanlık kazanılmış yalnızlık.
devamını gör...

m.s. 630 yılında yaşanmış olan savaş. savaşta islam ordusuna hz. muhammed ve hz. halid bin velid komuta etmiştir. tabiiki böylesine muhteşem komutanların bulunduğu bir savaş yenilgiyle sonuçlanmaz. savaşı islam ordusu kazandı. fakat savaş, islam'ın en heyecan verici ve en nâzik savaşlarından biri kabul edilir.

bunun sebebini, kısaca bir rivayet özetliyor. tabiin (peygamber'i değil fakat sahabeleri görmüş kimseye verilen ad) hadisçilerinden, ebu ishak sebii'nin (v. 745), sahabe olan hz. bera bin azib'den duyduğuna göre; bir adam, hz. bera bin azib'e sormuş ki, "huneyn savaşı'nda, gerçekten resulullah'ı bırakıp kaçtınız mı?" hz. bera bin azib de demiş ki, "evet. ama o, yerinden kımıldamadı." ve sözlerine şöyle devam etti, "o gün onu, hâris amcasının oğlu ebu süfyan'ın gemini tuttuğu beyaz katırın üzerinde gördüm. bu sırada resulullah, "ben peygamberim, yalan yok." diye sesleniyordu."

ayrıca bunun dışında bazı râviler (öğrendiği hadis'i rivayet eden kimseye verilen ad), resulullah'ın, "ben peygamberim, yalan yok." cümlesinin ardından, "ben abdülmutallib'in oğluyum." dediğini de rivayet eder. müslümanların savaşta kaçmasının sebebi de şöyle anlatılır, savaşta, düşman tarafında yer alan okçular, işlerinde çok iyilerdi. fakat müslümanlar üzerlerine saldırınca, onlar dağıldılar. daha sonra, müslümanlar ganimete yöneldiler. pusuda bekleyen okçular da hemen ok fırlatmaya başladılar. bu sefer de müslümanlar kaçmaya başladılar. resulullah'ın yanında sadece 9 veya 10 kişi kaldı. savaşta, hz. muhammed ile kalan kişilerin şunlar olduğu söylenir: hz. abbas, hz. ebu sufyan bin haris, hz. ebu bekir, hz. ömer, hz. ali, hz. üsâme bin zeyd, hz. abdullah bin mesud, ca'fer (hangi ca'fer'dir bir bilgim yok), hz. kusem bin abbas, hz. fadl bin abbas, hz. eymen bin ümmü eymen.

müslümanların kaçması üzerine, resulullah kaçmakta olan müslümanları geri çağırmak için, "ben peygamberim, yalan yok. ben abdülmutallib'in oğluyum." diye buyururken, diğer bir yandan da, "düldül" isimli katırını düşmanların üzerine sürüyordu. hatırlatayım ki, bu olay yaşandığında, hz. muhammed'in 571 doğumlu olduğunu varsayarsak, hz. muhammed, 61'li yaşlarındaydı.

bu olayla ilgili şöyle bir söylenti de var, hz. muhammed'in katırından inip, yerden toprak alıp, düşmanların gözüne fırlattığını ve ardından da "bu yüzler kahrolsun!" diye buyurduğu da söyleniyor. ardından da toprak kimin gözüne geldiyse, onlar kaçmışlar diye anlatılıyor yani. olayı araştırdığımızda, hz. muhammed, katırını düşmanların üzerine sürmeye başlayınca, hz. abbas da onu durdurmaya çalışıyor. bunun sebebi şu olsa gerek: düşman ordusunda 40.000 kişinin olduğu söyleniyor, fakat hz. muhammed'in yanında sadece 9 kişi kalmıştı. yani 9 kişi ile 40.000 kişiye saldırınca, başarısız olma oranı da yüksek olsa gerek. ve, hz. abbas ile birlikte, hz. ebu sufyan bin haris'in de hz. muhammed'i durdurmaya çalıştığı söylenir. ve bunun için, katırdan tuttukları anlatılır. yani katırı durdurmaya çalışdıkları anlatılır.

hz. abbas, hz. muhammed'in emri ile şöyle seslenir: "ey akabe'de biat eden ensar, ey şecere-i rıdvân altında söz veren ashab!" ki zaten hz. abbas'ın gür sesli olduğu söylenir. ki sahabiler de bunu duyarak, "lebbeyk" diyerek geldiler. lebbeyk, "buyrun efendim, emredin, sana geldim" gibi anlamlara gelen bir seslenme sözüdür. sahabiler, resulullah'ın yanına koşunca, savaş yeniden kızıştı. sonunda da, islam ordusu, düşmanları yendi.

"allah birçok yerde, bu arada huneyn savaşı'nda gerçekten size yardım etmiştir. o gün sayıca çokluğunuza güvenmiştiniz, fakat bunun size hiçbir yararı olmamıştı; o yer geniş olmasına rağmen size dar gelmiş, nihayet geriye çekilmeye başlamıştınız. bunun üzerine allah, peygamberinin ve müminlerin üzerine kendi katından bir güven duygusu indirdi, bir de göremediğiniz askerler gönderdi ve böylece inkâr edenlerin cezasını verdi. işte bu, inkârcıların hakettiği karşılıktır. artık bunun ardından allah dilediğinin de tövbesini kabul eder. çünkü allah bağışlayıcıdır, esirgeyicidir." (tevbe/25-27)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(yukarıdaki resimde, huneyn savaşı'nın gerçekleştiği huneyn bölgesi (ya da huneyn vadisi) görülüyor.)
devamını gör...

olmayan dönem.

komik olmaya komik ama şurada yazılanlara bile inanacak bir kesim olması trajik...

cehalet bedava gelir, giderken her şeyi götürür.
devamını gör...

dunyada o kadar insan varken o insani sadece okulunda iş yerinde vs bulacagini dusunmek kadar salakca bi davranis
devamını gör...

her geçen gün halkımdan daha çok nefret ediyorum.
devamını gör...

aynı yapıda iki metalin uzayda birbirine değdiğinde yapışması ve ayrılmamasıdır.

bu inanılmaz gerçek, soğuk kaynak olarak da bilinir. bu durumun oluşması sırasında iki metal parçası, birbirlerinin atomlarının ayrı olduklarını anlayamazlar ve tek parça olduklarını düşünürler.

dünyada ise parçalar arasında bulunması muhtemel olan hava ve su nedeniyle bu durum dünya'da gerçekleşmez.

yani eğer uzay istasyonuna yeni bir parça eklemek isterseniz, dışarıdaki metal kısma aynı yapıda olan başka bir metali dokundurmanız yeterli olacaktır.
devamını gör...

"yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa: ‘dünyada neler gördünüz? ‘ dese herhalde verecek cevap bulamayız. koşmaktan görmeye vaktimiz olmuyor ki…"

edebiyatımıza, içimizdeki şeytan, kürk mantolu madonna, kuyucaklı yusuf gibi harika eserleri kazandırmış edebiyatımızın en değerli kalemlerinden birisidir. yazarlığı yanı sıra şairliği ile de ön plana çıkar. "leylim ley, göklerde kartal gibiydim, çocuklar gibi, ben sana vurgunum, dağlar, aldırma gönül, geçmiyor günler" gibi keyifle dinlediğimiz eserler onun şiirlerinden bestelenmiştir. eserlerinin yanı sıra düşünceleri ve ölümü ile de akıllarda iz bırakmış bir kişiliktir. yaşadığı dönemde kitapları yasaklanmış, düşünceleri yüzünden hapis yatmış, öğretmenlikten ihraç edilmiştir. geçimini sağlayabilmek için bir dönem nakliyecilik bile yapmıştır. kendisini yurtdışına kaçıracak olan ali ertekin isimli şahıs tarafından sopayla başına defalarca vurularak öldürülmüştür. ölümü hala aydınlatılamamıştır. cesedi teşhis edilemeyecek kadar tanınmaz bir halde bulunmuştur. katil idam cezasına çarptırılmıştır ancak 4 yıllık cezasından sonra serbest kalmıştır.

hayatı gibi çocukluğu da oldukça zor geçmiştir yazarın. babasının görevi nedeniyle sık sık şehir değiştirmek zorunda kalmış, annesinin ruhsal sorunları nedeniyle de oldukça zor günler geçirmiştir. annesi defalarca intihar girişiminde bulunmuş, daha sonraları ise histeri hastalığına yakalanmıştır. belki de bu dönemde yaşamış olduğu sorunlar, balıkesir öğretmen okulu'nda okurken, intihar girişiminde bulunması ile karşımıza çıkacaktır. okul müdürünün, sabahattin ali'yi ailesinin yanına gönderme uyarısı ile intihar girişimine kalkışmış olması aslında onun yaşamış olduğu ailesel travmaları açıkça ortaya koymaktadır. bu olayın sonunda okul müdürü tavrından vazgeçmiş, sabahattin ali de istanbul muallim mektebi'ne nakil olmuştur. 1927 yılında burdan mezun olup, diplomasını almıştır.

sabahattin ali'nin öğretmenlik mesleğinde ilk görev yeri yozgat olmuştur. yazar burada çok fazla sıkıldığını ve kendini yalnızca okuma ile meşgul ettiğini yazmıştır. nihayetinde burada sadece bir yıl bulunup daha sonra istanbul'a dönmüştür.

daha sonra gazi mustafa kemal atatürk'ün emri ile yurtdışına gönderilen öğretmenlerden birisi olmuştur. 1928 yılında almanya'ya gönderilmiştir. geri döndükten sonra bursa'da öğretmenliğe devam etmiştir. daha sonra almanca sınavına girmiş ve almanca öğretmeni olarak görevine devam etmiştir. tam da bu yıllarda komünizm propagandası yapmakla suçlanıp tutuklanmıştır. serbest kaldıktan sonra öğretmenliğe devam etmiştir ama okuduğu bir şiir yüzünden tekrar tutuklanmıştır. bu dönemde memurluktan atılmıştır. sinop cezaevi'nde yatarken, hepimizin bildiği "aldırma gönül, göklerde kartal gibiydim" şiirlerini yazmıştır.

sabahattin ali her ne kadar komünizm propagandası yapmaktan suçlansa da kendisi bunu hiçbir zaman kabul etmemiştir. yazdığı yazılarda aslında hem sağ görüşü hem de sol görüşü eleştirmiştir. bir dönem aziz nesin ile beraber çıkardıkları markopaşa dergisinde yayınladıkları siyasi ve mizahi yazılar yüzünden geniş kitleler tarafından tepki görmüştür. buradaki bazı yazıları yüzünden hapis cezası almıştır. hapisten sonra çıkarmış olduğu ali baba adlı dergide yayınlanan sırça köşk isimli öykü nedeniyle de hapis cezası almıştır. sabahattin ali'nin yazmış olduğu her şey tepki görmüş, bu yazıların çoğundan ceza almış ama asla pes etmemiş de diyebiliriz. ilk romanı kuyucaklı yusuf'u 1937 yılında yayımlamıştır. bu eser şu an, milli eğitim bakanlığı'nın 100 temel eser listesinde yer almaktadır. 1940 yılında içimizdeki şeytan adlı eserini yazmış olan sabahattin ali, 1942 yılında da günümüzde oldukça popüler olan kürk mantolu madonna adlı kitabını yazmıştır. romanlarının yanında şiir ve öykü de yazmıştır sabahattin ali. "sırça köşk" isimli öykü kitabı bir dönem toplatılıp, yasaklanmıştır.

sabahattin ali kalemi yüzünden çok büyük acılar çekmiş ama asla bu yoldan geri dönmemiş bir yazardır. yaşamı kadar ölümü de acı olmuştur. defalarca hüküm giymesine, yazdıklarının yasaklanmasına rağmen yazmaktan asla vazgeçmemiştir. ne hapis ne de parasızlık onu kaleminden koparamamıştır.
devamını gör...

1 senedir kullandığım küçük pembe şirin mi şirin hap.
bu 1 senede dideral sayesinde çarpıntılarımdan tamamen kurtulduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.
o kasıntı halim, çarpıntım nüksettiğinde telaşlanmalarım, boş boş evin içinde volta atmalarım son buldu.

bu saatten sonra dideral benim yol arkadaşımdır.
bir ömrü beraber yürüyeceğiz inşallah.

not : uzun süreli kullanım için çok ciddi araştırmalar yaptım, artısı eksisinden fazla geldi ve kullanmaya devam ediyorum.
sizler doktora sormadan kesinlikle böyle bir şey yapmayın.
devamını gör...

gözlüğün nerede olduğunu göremeyen gerçekten miyoptur, daha yüksek ihtimalle miyop-astigmattır. 2.5 - 3 derece bozuk gözler için gözlüksüzlük zulümdür, her şey sis altındaymış gibidir. gözlük takınca rahata erdiğimizi de zannetmeyiniz lütfen, maskeyle birlikte ayrı bir eziyet olur, özellikle kış günü gözlükler sürekli buğulanır ve yine önünü göremez hale gelirsiniz. her türlü eziyettir kısaca.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim