hastayım, yorgunum, uykusuzum, beklediğim bi haber var gelmedi, aşk meşk işleri desen bok gibi, ultra lüks gelecek kaygısından bahsetmeme gerek yok, ilgisizlik, kısmi asosyallik... başlığı paralama defteri olarak değiştirir misiniz?
devamını gör...

akrepgiller ailesinden bir alman heavy metal grubudur. müzik tarzlarına hard rock diyenler de vardır. ancak öyle bir şarkıları vardır ki tam bana göredir, sana göredir. ne heavy, ne hard. bildiğin aşk şarkısıdır.

still loving you

if we’d go again
all the way from the start
i would try to change
the things that killed our love.

bitte schön;


gelmiş ama asla geçmemiş bir aşk şarkısıdır.
her şeyi berbat ettikten sonra, bir şeyleri onarmaya çalışanların şarkısıdır.
devamını gör...

ben çok sevindim bu duruma. hem baharın geldiğini anlıyorum bu ayla beraber hem de doğum günüm * nisanda olduğu için daha bi mutlu oluyorum yaklaşıyor diye.
devamını gör...

1562 yılında başlayıp 1568 edirne antlaşması ile biten avusturya ve osmanlı arasındaki savaş 3.murad hanın saltanatının son yıllarında 1593'te yeniden patlak vermişti. anadolu da celali isyanlarının da etkisiyle osmanlı ordusu iki cephede birden uzun süren savaşın psikolojik ve fiziksel olarak etkisi altındaydı. iki tarafta da bitmeyen çatışmalar sonucunda engürüs serdarı kuyucu murad paşa antlaşma görüşmelerinde tam yetkili olarak sultan 1.ahmed tarafından görevlendirildi.

bu antlaşma estergon-komorin arasındaki zsitva suyunun tuna ırmağı'na döküldüğü yerde imzalandı. antlaşmaya göre şartlar şunlardı.

eğri, estergon kaleleri osmanlı da kalacak, raab ve komárom kaleleri ise avusturyalılarda kalacak sınır kabul edilecektir

avusturya bir kereye mahsus 200.000 düka altını savaş tazminatı ödeyecektir

resmi yazışmalarda avusturya imparatoru osmanlı padişahına denk sayılacak, mektuplarda kaizer olarak hitap edilecek ve üç yılda bir kere karşılıklı hediyeler gönderilecekti. burası mühimdir çünkü avusturyanın osmanlı tarafından adam hesabına alındığı antlaşmanın en önemli maddesidir.

ve aynı zamanda edirne antlaşmasından beri avusturyanın ödediği 30.000 düka altını kaldırılmıştır.

bu antlaşma osmanlı tarihinde karşı tarafa taviz verilen ilk antlaşmadır.
devamını gör...

bilmem kaç günlük karantina şeysi. millet yattığı yerden maaşını alırken benim çalıştığım yerden almam bir miktar üzücü ve yorucu evet.
devamını gör...

"omzumda iz bırakma, yüküm dünyaya yakın"
devamını gör...

hiç yapmadığım ama oldukça zor olduğunu düşündüğüm eylemdir.

bir arkadaşım yazın tarlalarında yaparmış bu işi. oldukça fazla böcek varmış.
devamını gör...

yıkarken kumunu çıkarmak adına helak olunan,temiz yıkanmaması halinde devamlı tüketiliyorsa böbrek taşı bile yapabilecek etkiye sahip, çok aramadığım ama sarımsaklı yoğurt ile yiyebileceğim sebze.
devamını gör...

olmayandır, çünkü soykırım çok başka bir şeydir.
baştan belirtmek isterim, yazacaklarım +18 kaçabilir, bir çoğunuzun midesini de kaldırmayabilir.
aynı zamanda eklemek isterim ki, öldürmenin her türlüsü kötüdür. nazilerin yaptığı bütün bu işler sorgusuz sualsiz, insanlık dışıdır.

soykırım kelime anlamı ile birlikte bir milletin yok edilmesi demektir.
örnek verecek olursak ; amerikada kızılderililerin uğradığı soykırım buna örnektir.
güney amerikada azteklerin uğradığı soykırım buna örnektir.

bugun kaynaklara bakarsak nazilerin 6 milyon yahudiyi katlettiğini görürüz. bu mantıksal olarak saçmadır. yahudilerin sözde soykırıma uğradık dedikleri yerler aslen çalışma kamplarıdır.

zaten bu kampların önünde de "çalışmak insanı özgürleştirir" yazmaktadır. gaz odalarının varlığı ise muammadır çünkü gaz odalarında insanları yok etmek zyklon b kullanıldığı belirtilmiştir. fakat günümüzde gaz odası diye bize gösterilen odaları bir hapishane odası gibidir, halbuki bu gaz hava ile temas ettiğinde etrafındaki bütün canlıları öldürebilecek derecede güçlüdür.
yani demem o ki; eğer gaz odası olsaydı bunun etrafı paslanmaz çelik ile yalıtılmalıydı. gaz odalarının varlığı bunun yüzünden çürümüştür.

bir diğer nokta ise yahudilerden sabun yapıldığı fikridir. bu ise tamamen yalandır. yahudiler ilk olarak kurşuna dizilerek öldürülmekteydi. daha sonra bunun maliyeti çok olup gömme işlemi de zaman alınca fırınlar ortaya çıktı.

burada hem gömme işlemi gerekmiyordu hem de daha sistematik bir şekilde öldürülebiliyordu insanlar. fakat bir süre sonra bacalardan duman çıkmamaya başladı, bunun sebebi ise yakılan insanlardan çıkan yağlardır. yağlar bacada birikmiştir.
bunu gören alman mühendisler yağı ayrı şekilde çıkaran bir filtre icat etmiştir. sabun tezi ise böyle çürümüştür.

günümüzde bile çoğu yahudi soykırım olayını yalanlamaktadır. onlara göre bu yahudi öldürme olayı bir yahudi devletinin kurulmasına ön ayak olması için hazırlanmıştır.

aslında mantıklıdır; yahudi devleti ne zaman kuruldu? 1948 yılında yani savaştan sadece 3 sene sonra...
avrupanın dört bir yanına dağılmış ve seyrekleşmiş olan yahudi nüfusu, bu soykırım propogandasından sonra gemilerle israil devletine göç etti ve tek bir bayrak altında toplanmış oldu. eğer bu göçler olmasa ve nüfusu bu derece yoğun bir israil devleti olmasaydı, günümüz israil'inin orada varlığını bu denli güçlü tutması mümkün değildi.
dünyanın en geniş yahudi örgütlenmesi olan bnai brith bunu savunan bir dernektir.
bu dernek 1939-1945 yılları arasında sadece 1.5 milyon yahudinin öldürüldüğünü belgelerle kanıtlamışlardır fakat örtbas edilmiştir orası ayrı. genel olarak yalan bir soykırımdır.
devamını gör...

cenk'in arka bahçesi farkı ile yattığım yerden hazırola geçtiğim yayın, seviyorum adamım seni.*
devamını gör...

stephen king'in green mile adlı romanından uyarlanan, 1999 yapımı oldukça uzun dram filmi.
evet çok uzun ama 6 saat de olsaydı izlerdim diye düşünüyorum.
stephen king'in romanı yazarken esinlendiği gerçek hikaye şudur:
"

george stinney jr. abd'de 20. yüzyılda ölüme mahkum edilen en genç insandı. elektrikli sandalye ile infaz edildiğinde sadece 14 yaşındaydı.
stinney, 11 yaşındaki betty ve 7 yaşındaki mary olmak üzere iki beyaz kızı öldürmekle suçlandı ve mahkemeye çıkarıldı.

kendisini savunacak bir avukatı yoktu... mahkemedeki jürinin tümü beyazdı. duruşma sadece 2 saat sürdü ve 10 dakika içinde karar verildi: ölüm...

infazdan önce george stinney, ailesini görmeden 81 gün geçirdi. şehrinden 80 km uzaktaki bir cezaevinde, tek kişilik hücrede tutuluyordu.
infaz edildiği güne kadar elinden incil'i hiç bırakmadı ve masum olduğunu söyleyerek beraat etme umuduyla günlerini geçirdi...
derken bir sabah hücresinin demir kapısı son kez açıldı... küçük çocuğu alıp karanlık bir odaya götürdüler... demir bir sandalyeye oturtup kafasına elektrotlar bulunan bir kask geçirdiler...
ardından bir cellat şalteri indirdi... 5 bin 380 voltluk elektrik akımı kafasından girip ayak parmaklarından çıktı... george stinney jr.'nin kısa hayatı elektrikli sandalyede son bulmuştu...

bu acıklı olayın ardından tam 70 yıl geçti... güney carolina'da bir yargıç, george stinney'in masum olduğunu çok geç de olsa kanıtladı... aslında kanıt çok basitti. iki kız, kafalarına 19 kiloluk bir cisimle defalarca vurularak öldürülmüşlerdi...
oysa cılız ve çelimsiz bir çocuk olan stinney'in o cismi kaldırıp hızla vurabilecek kadar gücü, canı yoktu... bu mümkün değildi... siyah olduğu için en baştan suçlu görülmüştü... kim bilir belki de gerçek suçluyu saklamak isteyen birileri onu ortaya sürmüştü..."
devamını gör...
(tematik)

kalbi yerinde tutan en güçlü bağdır.
ön mediasten(mediastinum anterius)'ta bulunur.
devamını gör...

her insanın ata'ya saygı ve minnet adına ziyaret etmesi ve türklüğün coşkusunu yaşaması gereken ; atamızın kabri.
kendiniz gidemediyseniz bile, çocuklarınızı mutlaka götürün.
araplaşmamak adına ; türk kalabilmek adına, atamızı sık sık ziyaret edin ve insanlara da tavsiye edin.
devamını gör...

cahit sıtkı tarancı'nın çocukluk şiirinde geçer.

affan dede'ye para saydım,
sattı bana çocukluğumu.
artık ne yaşım var, ne adım;
bilmiyorum kim olduğumu.
hiçbir şey sorulmasın benden;
haberim yok olan bitenden.

bu bahar havası, bu bahçe;
havuzda su şırıl şırıldır.
uçurtmam bulutlardan yüce,
zıpzıplarım pırıl pırıldır.
ne güzel dönüyor çemberim;
hiç bitmese horoz şekerim!
devamını gör...

that 70's show
community
the good place
friends
brooklyn 9-9
signal (kdrama)
my mister (kdrama)
doctor who
two broke girls
hımym
lupin
when they see us
prison break
devamını gör...

sur isimli yeni teklisi ile beni mutlu eden metal müzik efsanesi.geçtiğimiz aylarda çıkardığı bu düzen yıkılsın şarkısını pek beğenmemiştim. ancak sur ile ölmedik buradayız demişler resmen.

ayrıca 30 yılı deviren grubun (bkz: diskografi)'sinde sadece iki tane tekli yer almaktadır. ikiside bu 3 aylık süreçte yayınlandı. takipteyiz, yeter ki siz çalmaya devam edin.
devamını gör...

büyük fedakarlıklar ile çalışan, değerli doktorlar ve tüm sağlık çalışanlarının 14 mart tıp bayramı kutlu olsun.

sözlüğümüzdeki değerli doktorlar ve geleceğin doktor adaylarının da bu özel günü kutlu olsun.
devamını gör...

sanat eserini yorumlamakta önem arz eden şey, bence sanat tüketicisinin kendisidir. duygusal etki kuramı bağlamında bir eseri yorumlamak nasıl olmalı ?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu fotoğrafta en önemli imge, kuşkusuz, yere saçılan hamburger ve patates cipsleri.

ikinci önemli unsur ise cadde ve yağmur suyu ızgarası.

kadrajın ortasına, bağrı açık, baygın halde yatan bir erkek ve ona yatak odasında uyuyormuşçasına sarılan bir kadın koyarak, kompozisyonu başarıyla tamamlamış sanatçı.

tam olarak sanat tüketicisine hitap eden bir eser bu.

fast food yaşam tarzının insan ilişkilerindeki rolü, diye bir başlık açıp değerlendirebiliriz bu eseri.

ınsanların insanlarla olan ilişkisi,

vucutların vucutlarla olan ilişkisi,

kadın erkek ilişkilerindeki; partnerini tüketme arzusu,

ılişkilerdeki saplantılı eğilimler,

herşeyin maddiyata endeksli olduğu toplumsal yaşamda, yalnızca cinsellikle karşılanan haz alma paradigması,

samimiyet ve bağlılık mı? yoksa simbiyotik ilişkiler ve eğlence mi?

gibi alt başlıklar açarak değerlendirmeler yapılabilir. ayrıca kadrajdaki imgeler arasında farklı metaforlarda kurgulanabilir.
devamını gör...

insanların pinti olmasıdır. yahu insan kız arkadaşına çiçek almaz mı ayıptır.
devamını gör...

yönetmeni m. night shyamalan olan gerilim filmidir. her sahnesinde meraklanacağınız, anlam veremeyeceğiz kurgularla dolu olmaktadır. ilk baş durağan ilerleyebilir lakin ilerleyen sahnelerde merakınız artmaya başlıyor. kafanızda oluşan tüm soru işaretlerinin cevabını finalde doya doya alabileceğinizi ve etkisinde kalacağınızı düşünmekteyim. oyuncuların profesyonelliği ve rollerini benimsediği izleyiciye geçmektedir.
genel olarak konusu çocukların ruh sağlığı alanında profesyonelleşmiş bir doktor ve içine kapanık iç dünyasıyla sorunları olan bir çocuğu ele almaktadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim