normal sözlük yazarlarının sabah uyanma nedenleri
06:20’ye kurulu alarm.
her sabahın yaşanacak yeni bir günün baslangıcı olması.iyi ya da kötü.bunu yaşamadan bilemeyiz değil mi?
her sabahın yaşanacak yeni bir günün baslangıcı olması.iyi ya da kötü.bunu yaşamadan bilemeyiz değil mi?
devamını gör...
kitap kulübü hakkında her şey
kulüp olarak artan kitap fiyatlarına tepkiliydik. ben de tepkimi şiir yazarak gösterdim evet. bubbles of death. 27 yaşında. 20 senedir şiir yazıyor.
kitabım
görünce o gün orada seni
biçare derde düşürdün beni
kapağın janjanlı cildin de yeni
vuruldum sana o an kitabım
nicedir gözüm alamam senden
kalbimi çıkardın aldın ki benden
benim ol vicdansız, çıkarma dinden
kolay lokma değilsin canım kitabım
eller değmiş eline, görünce öldüm
ellere gidersin diye yandım kahroldum
bir de fiyatın var ki yarim, ben parçalandım
anla, imkansız aşkım sendin kitabım
bir gün benim ol diye ah neler yaptım
yanlışa buddy oldum doğrudan saptım
sense beni anlamadın kafiye bozdun
aramız mı açılıyor hain kitabım
her gün uğradım seni sordurdum
sense bana acımadın saç baş yoldurdun
ellerin olup gözüme yaş doldurdun
daha da senle bu iş olmaz kitabım
yazarın da dediği gibi;
hope clouds observation
i was thy hope,
but you the damnation,
our relation needs a fixation
ama ben seni durduramam kitabım.
kitabım
görünce o gün orada seni
biçare derde düşürdün beni
kapağın janjanlı cildin de yeni
vuruldum sana o an kitabım
nicedir gözüm alamam senden
kalbimi çıkardın aldın ki benden
benim ol vicdansız, çıkarma dinden
kolay lokma değilsin canım kitabım
eller değmiş eline, görünce öldüm
ellere gidersin diye yandım kahroldum
bir de fiyatın var ki yarim, ben parçalandım
anla, imkansız aşkım sendin kitabım
bir gün benim ol diye ah neler yaptım
yanlışa buddy oldum doğrudan saptım
sense beni anlamadın kafiye bozdun
aramız mı açılıyor hain kitabım
her gün uğradım seni sordurdum
sense bana acımadın saç baş yoldurdun
ellerin olup gözüme yaş doldurdun
daha da senle bu iş olmaz kitabım
yazarın da dediği gibi;
hope clouds observation
i was thy hope,
but you the damnation,
our relation needs a fixation
ama ben seni durduramam kitabım.
devamını gör...
varoş hediyeler
hediyenin varoşu olmaz. biri sizi düşünüp bir şey aldıysa mutlu olun bir zahmet.
devamını gör...
muhafazakar ailenin farklı düşünen çocuğu olmak
bu konuda çok doluyum. küçüklüğümden beri mantığımın esiriyim ve ailemin görüşü bana aşırı mantıksız geldi hep. ben de camiye gittim, “kuran’ı söktüm” karşılığında bir lollypop verildi. çok sevinmiştim. hoca kendi çocuğuna afilli bir çikolata vermişti. ben göremem böyle şeyleri, arkadaşım göstermişti. bulutlara bakıp allah sanacak kadar küçüktüm.
caminin önünde öpüşen çiftlerden iğrenecek kadar küçüktüm, artık emindim: benim camiye gitmem, kuranı okuyabilmem, oruç tutmam yani vazifelerimi yerine getirmemin karşılığı bir şekerden ibaretti.
okuldan kaçmamın namussuzluk sayılacak kadar küçüktüm ve fark ettim ki dua’larım uzay boşluğunda kara deliklere varıp, dönmüyor, yok sayılıyordum.
ben tanrı olsam çocukların gönlünü eylerdim. bulutlara değil bana anlatmalarını isterdim, biraz şımarmayı hoş görürdüm.
aklımdan geçen dilime döküldüğün de yediğim okkalı tokatlar ve kaybolan bi tutam saçlarımın üzüntüsü ile, dinsel mevzuları ailemle konuşmamam gerektiğini, -mış gibi yapmanın hayat kurtardığını, mantığımın aile şefkatine olan ihtiyacıma yenik düşmesi gerektiğini anlayacak kadar büyümüştüm.
caminin önünde öpüşen çiftlerden iğrenecek kadar küçüktüm, artık emindim: benim camiye gitmem, kuranı okuyabilmem, oruç tutmam yani vazifelerimi yerine getirmemin karşılığı bir şekerden ibaretti.
okuldan kaçmamın namussuzluk sayılacak kadar küçüktüm ve fark ettim ki dua’larım uzay boşluğunda kara deliklere varıp, dönmüyor, yok sayılıyordum.
ben tanrı olsam çocukların gönlünü eylerdim. bulutlara değil bana anlatmalarını isterdim, biraz şımarmayı hoş görürdüm.
aklımdan geçen dilime döküldüğün de yediğim okkalı tokatlar ve kaybolan bi tutam saçlarımın üzüntüsü ile, dinsel mevzuları ailemle konuşmamam gerektiğini, -mış gibi yapmanın hayat kurtardığını, mantığımın aile şefkatine olan ihtiyacıma yenik düşmesi gerektiğini anlayacak kadar büyümüştüm.
devamını gör...
bardakla çorba içmek
hacettepe' de bir ara sabahları 7.30 civarı düzenli olarak içme şeklim olmuştu. ilk içtiğimde garipsemedim değil ama önemli olan nasıl içtiğim değil ne amaçla içtiğimdir.mercimeğe ek olarak yayla çorbası da güzel oluyor aman tanelerine dikkat genzinize kaçabilir.
devamını gör...
fotometri
bir ışık kaynağından çıkan 200-2000 nm dalga boyu arasındaki ışığın renkli bir çözelti içerisinden geçerken oluşturduğu absorbansın ölçülmesi prensibine dayanan biyokimyasal yöntemdir.
devamını gör...
güne bir alıntı bırak
''daha şimdiden her türlü sevgiden yoksun bırakılmıştım, hiçbir şeyi sevemezdim; oysa doğa ,seven bir yürek vermişti bana."
-vadideki zambak
az önce vadideki zambak başlığını görünce yine 'mıh gibi' saplandı kalbime...
-vadideki zambak
az önce vadideki zambak başlığını görünce yine 'mıh gibi' saplandı kalbime...
devamını gör...
muzaffer izgü
1933 yılında adana doğumlu türk öğretmen ,yazar, ne yazık ki 2017 yılında vefat etmiştir nurlarda uyusun.kendisi ile tanışıklığım çocukken zıkkımın kökü kitabıyla oldu daha sonra sıpa ,bando takımı ve komunist leylek eserlerini okuma fırsatı buldum yazdığı her öykü bugünde geçerliliğini sürdüren tespitler içermektedir.kendisi 107 kitap ve iki yüze yakın radyo oyunu yazmıştır ayrıca üç halka yirmibeş isimli filmin öyküsünü kaleme almıştır. onu anlatmaya bence sözcükler yetmez çocuk ,genç ve gülmece eserleri denildiğinde akla gelen ve hala çok satan eserlerin yazarıdır.burada onun ile ilgili hiç kelam edilmemesi içimi rahatsız etti ,dilimin döndüğü kadarıyla merhumu anlatmaya çalıştım bana kattığı ufuk için kendisine minnettarım allah gani gani rahmet eylesin.
devamını gör...
unutulmayan fakirlik anıları
bir yıl boyunca aynı pantolonu giymiştim annem her pantolonumu yıkadığında evden çıkamaz kurumasını beklerdim, zamanla yeryer aşınmaya başlayıp yırtıldıkça rengine yakın yama yapılsa da bir süre sonra pantolon öz kumaşını yitirip gökkuşağına dönmüştü. bayramlığı annem dikmişti çizgili pijama.
hafta da bir çay demlenirdi, 1 bilemedin 2 bardak içilirdi eskiler bilir juz (kırılmaz) bardakları.
hafta da bir çay demlenirdi, 1 bilemedin 2 bardak içilirdi eskiler bilir juz (kırılmaz) bardakları.
devamını gör...
gece sözlükte oluşan elit ortam
aslinda o ortamin elitliginden degil, ortamin sessizliginden olusan algi...meydan gececilere kalinca, sozluk ayri bir guzellesmiyor degil.
devamını gör...
hevesi kursağında kalmak
dünyanın en kötü duygusudur.
ben şu an kullandığım mahlası -ki çok uzun zaman oldu kullanmaya başlayalı, hatta şu an üniversite okuyacak yaşa gelmiş bile olabilir- ilk yazdığımda tek derdim iyi bir insan olabilmekti. o zaman farkına varmamıştım. iyi insan olmak, hatta sadece insan olmak zor iş, belki de işlerin en zoru. ama meğer ön bir koşulu varmış iyi insan olabilmenin. öncesinde kötü bir insan olmak. ve ben eğer yıllardır iyi bir insan olmak için uğraşıyorsam, demek ki ne kadar kötü bir insanmışım!
bu çok uzun bir yazı olacak. yani insanolunbiraz ortalamasının da üzerinde. o yüzden şimdiden okumaktan vazgeçebilirsiniz ya da abuk sayıklamalarımı okuyup kendi kendinize saçmalamanın ne boyutlara varacağını görmek için bir maceraya atılabilirsiniz.
daha önce de yazmışımdır mutlaka. benim başıma güzel şeyler gelmez, iyi şeyler de gelmez. gelir gibi olur sadece. ve gelmesinin tek nedeni de giderken ağır bir tahribat bırakma zevkini tadarken gözlerimin içine bakarak erol taş’ı kıskandıracak bir kötü adam kahkahası atabilmektir.
o yüzden ne zaman iyi şeyler olmaya başlasa hayatımda tedirgin olurum. tadını çıkaramam. ne zaman bitecek diye beklemekten zihnim yorulur. ne zaman güzel bir şey olsa ben orada olmamaya dikkat ederim. hayatımdaki güzelliği uzaktan seyrederim çok alışmamak için ona. çünkü alışınca bir şeye, ardında bıraktığı boşluğu doldurmak için boca ettiğim alkol ve sigara dumanın haddi hesabı ve dahi hududu olmayacaktır.
benim hevesim kursağımda kalır bolca. görseniz, dersiniz ki ne kursakmış arkadaş! kalan kalana! kursağımda kalan her şey karakteri bol bir roman oluşturdu bulunduğu yerde. boğazımda kalabalık bir romanla dolaşmakta nefes alamaz oldum. su içsem yaramıyor artık.
yine de umut etmekten vazgeçemiyor işte insan. keşke insan değil de at olsaydım diyorum bazen. belki o zaman sürekli umut edip kendimi bu hallere sokmazdım. başıma gelmeyeceğine inandığım iyi şeyleri uzakta tutup yeni yıkımlara yol açmazdım. bitmeyen bir kentsel dönüşüm var sanki içimde. içimin sokaklarını ben bile tanıyamaz oldum.
bir süre çok mutlu olduğumu hissettiğimde korkmadığım zamanlar oldu. ne zamandı hatırlamıyorum şu an. belki on yıl önce, belki on gün, belki daha bugündü, belki de dündü. albert camus kadar yabancıyım şu an zamana.
sonra “birkaç” sözcüğünün yazım yanlışı yapılmadan yazıldığında ne kadar can yaktığını öğrendim. birkaç bitişik yazılır. ben şu an ayrı olmasını istiyorum. iki sözcük birbirine yaklaşmasın istiyorum. hatta çok uzak olsunlar istiyorum. bunu kim olarak istediğimi de bilmiyorum. ama istiyorum.
içimden attila ilhan’a bile kızmak geliyordu bazen. şimdi hak veriyorum. aysel git başımdan! ben kimseye göre değilim. kendi üstüme bile tam oturmayan kötü kesim bir palto gibi hissediyorum. gogol göndermesi değil bu. rus romanlarının melankolisine düşemeyecek kadar mutsuzum şu an.
bu yazdıklarım kurgu bir metnin yeterince iyi olmadığı için buruşturulup çöpe atılmış sayfalarından alınmış bölümler. belki de benim hayatım bütünüyle öyle. yazıldıktan sonra beğenilmemiş bir hayat. aman neyse denilerek dünyaya gönderilmiş bir kaybeden.
her şey geçer. insan yara almamayı başarsın yeter ki. ben eski türk filmlerinde kurşun yarasını saklayan bir jön gibi -daha küçük bir rol beni kurtarmaz- yukarıda bahsettiğim kötü kesim paltoyu vücuduma bastırıp birkaç hafta geçireceğim.
ama siz fanilerden son bir dileğim var. bu birkaç hafta boyunca hava güzel olsun. yağmur yağmasın, hele şimşek ve gökgürültüsü hiç olmasın dünyada. kimse korkmasın doğa olaylarından. bunlar hayatın gerçeği. ben kursağımda kalan hevesimle uğraşırken kimse üzülüp birbirine sarılmasın. bana da sarılmayın.
birkaç hafta sonra benden geriye kalan ne varsa bir truva atının içine koyup göndereceğim. ya benim içimdekiler fazladır ve bu mücadeleyi ben kazanırım ya da içimde yaralı bereli askerler kalmış olur. belki o zaman onlara sarılırız.
cebimde bir avuç bademle dışarı çıkacağım bu akşam. bir kaç şarkı dinlerim belki. kimse beni düzeltmesin, bu yazıda bir kaç ayrı yazılacak artık. ve badem de kursağımda kalmayacak.
ben şu an kullandığım mahlası -ki çok uzun zaman oldu kullanmaya başlayalı, hatta şu an üniversite okuyacak yaşa gelmiş bile olabilir- ilk yazdığımda tek derdim iyi bir insan olabilmekti. o zaman farkına varmamıştım. iyi insan olmak, hatta sadece insan olmak zor iş, belki de işlerin en zoru. ama meğer ön bir koşulu varmış iyi insan olabilmenin. öncesinde kötü bir insan olmak. ve ben eğer yıllardır iyi bir insan olmak için uğraşıyorsam, demek ki ne kadar kötü bir insanmışım!
bu çok uzun bir yazı olacak. yani insanolunbiraz ortalamasının da üzerinde. o yüzden şimdiden okumaktan vazgeçebilirsiniz ya da abuk sayıklamalarımı okuyup kendi kendinize saçmalamanın ne boyutlara varacağını görmek için bir maceraya atılabilirsiniz.
daha önce de yazmışımdır mutlaka. benim başıma güzel şeyler gelmez, iyi şeyler de gelmez. gelir gibi olur sadece. ve gelmesinin tek nedeni de giderken ağır bir tahribat bırakma zevkini tadarken gözlerimin içine bakarak erol taş’ı kıskandıracak bir kötü adam kahkahası atabilmektir.
o yüzden ne zaman iyi şeyler olmaya başlasa hayatımda tedirgin olurum. tadını çıkaramam. ne zaman bitecek diye beklemekten zihnim yorulur. ne zaman güzel bir şey olsa ben orada olmamaya dikkat ederim. hayatımdaki güzelliği uzaktan seyrederim çok alışmamak için ona. çünkü alışınca bir şeye, ardında bıraktığı boşluğu doldurmak için boca ettiğim alkol ve sigara dumanın haddi hesabı ve dahi hududu olmayacaktır.
benim hevesim kursağımda kalır bolca. görseniz, dersiniz ki ne kursakmış arkadaş! kalan kalana! kursağımda kalan her şey karakteri bol bir roman oluşturdu bulunduğu yerde. boğazımda kalabalık bir romanla dolaşmakta nefes alamaz oldum. su içsem yaramıyor artık.
yine de umut etmekten vazgeçemiyor işte insan. keşke insan değil de at olsaydım diyorum bazen. belki o zaman sürekli umut edip kendimi bu hallere sokmazdım. başıma gelmeyeceğine inandığım iyi şeyleri uzakta tutup yeni yıkımlara yol açmazdım. bitmeyen bir kentsel dönüşüm var sanki içimde. içimin sokaklarını ben bile tanıyamaz oldum.
bir süre çok mutlu olduğumu hissettiğimde korkmadığım zamanlar oldu. ne zamandı hatırlamıyorum şu an. belki on yıl önce, belki on gün, belki daha bugündü, belki de dündü. albert camus kadar yabancıyım şu an zamana.
sonra “birkaç” sözcüğünün yazım yanlışı yapılmadan yazıldığında ne kadar can yaktığını öğrendim. birkaç bitişik yazılır. ben şu an ayrı olmasını istiyorum. iki sözcük birbirine yaklaşmasın istiyorum. hatta çok uzak olsunlar istiyorum. bunu kim olarak istediğimi de bilmiyorum. ama istiyorum.
içimden attila ilhan’a bile kızmak geliyordu bazen. şimdi hak veriyorum. aysel git başımdan! ben kimseye göre değilim. kendi üstüme bile tam oturmayan kötü kesim bir palto gibi hissediyorum. gogol göndermesi değil bu. rus romanlarının melankolisine düşemeyecek kadar mutsuzum şu an.
bu yazdıklarım kurgu bir metnin yeterince iyi olmadığı için buruşturulup çöpe atılmış sayfalarından alınmış bölümler. belki de benim hayatım bütünüyle öyle. yazıldıktan sonra beğenilmemiş bir hayat. aman neyse denilerek dünyaya gönderilmiş bir kaybeden.
her şey geçer. insan yara almamayı başarsın yeter ki. ben eski türk filmlerinde kurşun yarasını saklayan bir jön gibi -daha küçük bir rol beni kurtarmaz- yukarıda bahsettiğim kötü kesim paltoyu vücuduma bastırıp birkaç hafta geçireceğim.
ama siz fanilerden son bir dileğim var. bu birkaç hafta boyunca hava güzel olsun. yağmur yağmasın, hele şimşek ve gökgürültüsü hiç olmasın dünyada. kimse korkmasın doğa olaylarından. bunlar hayatın gerçeği. ben kursağımda kalan hevesimle uğraşırken kimse üzülüp birbirine sarılmasın. bana da sarılmayın.
birkaç hafta sonra benden geriye kalan ne varsa bir truva atının içine koyup göndereceğim. ya benim içimdekiler fazladır ve bu mücadeleyi ben kazanırım ya da içimde yaralı bereli askerler kalmış olur. belki o zaman onlara sarılırız.
cebimde bir avuç bademle dışarı çıkacağım bu akşam. bir kaç şarkı dinlerim belki. kimse beni düzeltmesin, bu yazıda bir kaç ayrı yazılacak artık. ve badem de kursağımda kalmayacak.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının vasiyetleri
kitaplarımı ve kasetlerimi nolur satmayın.
devamını gör...
sokak sanatı
berlin'de dolanırken bir parkta çekmiştim. burayı bi yerden hatırlıyorum ama nerden nerden diye düşünürken sense8 dizisinde wolfgang burada basketbol* oynuyordu. orda görmüştüm. kocaman rengarenk bir duvar berlinin zaman zaman kasvetli havasında insanın içini ısıtıyor.


devamını gör...
yemek yapmaktan zevk alan insan
ben çok severim. mutfakta olmaya bayılıyorum. bir şeyler yapabilmek aşırı keyif verici geliyor.
devamını gör...
unutulmayan kitap başlangıç cümleleri
"gregor samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu."
franz kafka -dönüşüm
franz kafka -dönüşüm
devamını gör...
bir zamanların yasaklanmış şarkıları
günümüzde her yerde dinlediğimiz bazı şarkılar geçmiş yıllarda halk bu şarkı sözlerini farklı yorumlar diye yasaklanmış. o zamanlar internet, youtube, spotify vb. olmadığı için halk uzun süre bu şarkıları dinleyememiş. bu şarkıların başlıcaları:
şenay- hayat bayram olsa insanlar el ele tutuşsa, birlik olsa" dediği için komünizm çağrıştırdığı gerekçesiyle
adnan şenses - doldur meyhaneci insanları içki içmeye teşvik ettiği gerekçesiyle
barış manço - arkadaşım eşek insanın arkadaşının eşek olamayacağı gerekçesiyle
barış manço - lambaya püf de erotizmi çağrıştırdığı gerekçesiyle
özdemir erdoğan - ikinci bahar ahlaka aykırı sözler barındırdığı gerekçesiyle
hamiyet yüceses -ada sahillerinde bekliyorum yassıada'yı akla getirdiği gerekçesiyle
ayla algan - bak şu adama aşık oldu evli erkeğe bekar bir kadının aşık olamayacağı gerekçesiyle
bergen - acıların kadını insanların ruh halini kötü yönde etkilediği gerekçesiyle
arif sağ- dersim yasaklı kelime dersimi kullandığı gerekçesiyle
yaşar kurt -korkuyorum anne psikoloji bozduğu gerekçesiyle
ahmet kaya - adı bahtiyar o vakitler kod adı bahtiyar diye bir anarşist olduğu gerekçesiyle
melike demirağ - arkadaş komünizm propagandası yaptığı
cem karaca - namus belası kötü örnek oluşturduğu gerekçesiyle
bulutsuzluk özlemi- güneye giderken solculuk iması sezildiği gerekçesiyle
aylin aslım – güldünya halkı küçük düşürdüğü gerekçesiyle
zülfü livaneli -şarkışla deniz gezmiş ima edildiği gerekçesiyle
ibrahim tatlıses - güneş doğmayacak üstüme intiharı özendirdiği gerekçesiyle
müzeyyen senar- aman ormancı devlet memuru olan ormancılara sitem yapıldığı gerekçesiyle
sezen aksu- sarışınım bestecisi ermeni olduğu gerekçesiyle
musa eroğlu - yolun sonu görünüyor intiharı özendirdiği gerekçesiyle
orhan gencebay - batsın bu dünya mevcut düzene isyan ettiği gerekçesiyle
leman sam - anladım içinde geçen “dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe, sırf sana benziyor diye, usulca sokulup ‘merhaba’ dedim” sözleri nedeniyle onay görmemiş. gerekçe olarak ise; “türk kadının tanımadığı hiçbir erkeğe selam vermeyeceği, şarkının türk kadının ahlakını bozduğu" gösterilmiş.
trt yayın denetleme ve koordinasyon kurulu başkanlığı seneler sonra yukarıdaki şarkıların çoğuna onay vermiş. günümüzde ise bazı şarkıları yayınlamama kararı alsa da internet vasıtasıyla halk istediği şarkıyı dinliyor. eski zamanlarda sadece trt kanalı vardı, trt radyosu vardı.
şenay- hayat bayram olsa insanlar el ele tutuşsa, birlik olsa" dediği için komünizm çağrıştırdığı gerekçesiyle
adnan şenses - doldur meyhaneci insanları içki içmeye teşvik ettiği gerekçesiyle
barış manço - arkadaşım eşek insanın arkadaşının eşek olamayacağı gerekçesiyle
barış manço - lambaya püf de erotizmi çağrıştırdığı gerekçesiyle
özdemir erdoğan - ikinci bahar ahlaka aykırı sözler barındırdığı gerekçesiyle
hamiyet yüceses -ada sahillerinde bekliyorum yassıada'yı akla getirdiği gerekçesiyle
ayla algan - bak şu adama aşık oldu evli erkeğe bekar bir kadının aşık olamayacağı gerekçesiyle
bergen - acıların kadını insanların ruh halini kötü yönde etkilediği gerekçesiyle
arif sağ- dersim yasaklı kelime dersimi kullandığı gerekçesiyle
yaşar kurt -korkuyorum anne psikoloji bozduğu gerekçesiyle
ahmet kaya - adı bahtiyar o vakitler kod adı bahtiyar diye bir anarşist olduğu gerekçesiyle
melike demirağ - arkadaş komünizm propagandası yaptığı
cem karaca - namus belası kötü örnek oluşturduğu gerekçesiyle
bulutsuzluk özlemi- güneye giderken solculuk iması sezildiği gerekçesiyle
aylin aslım – güldünya halkı küçük düşürdüğü gerekçesiyle
zülfü livaneli -şarkışla deniz gezmiş ima edildiği gerekçesiyle
ibrahim tatlıses - güneş doğmayacak üstüme intiharı özendirdiği gerekçesiyle
müzeyyen senar- aman ormancı devlet memuru olan ormancılara sitem yapıldığı gerekçesiyle
sezen aksu- sarışınım bestecisi ermeni olduğu gerekçesiyle
musa eroğlu - yolun sonu görünüyor intiharı özendirdiği gerekçesiyle
orhan gencebay - batsın bu dünya mevcut düzene isyan ettiği gerekçesiyle
leman sam - anladım içinde geçen “dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe, sırf sana benziyor diye, usulca sokulup ‘merhaba’ dedim” sözleri nedeniyle onay görmemiş. gerekçe olarak ise; “türk kadının tanımadığı hiçbir erkeğe selam vermeyeceği, şarkının türk kadının ahlakını bozduğu" gösterilmiş.
trt yayın denetleme ve koordinasyon kurulu başkanlığı seneler sonra yukarıdaki şarkıların çoğuna onay vermiş. günümüzde ise bazı şarkıları yayınlamama kararı alsa da internet vasıtasıyla halk istediği şarkıyı dinliyor. eski zamanlarda sadece trt kanalı vardı, trt radyosu vardı.
devamını gör...



