günümüzde kemalizmin atatürk'le alakasız olması
mustafa kemal bu coğrafyanın yetiştirdiği en önemli değerlerden birisidir. saygıyı ziyadesi ile hak eder.
misal kemalist olmayan zatı alimin saygı duyduğu insanlar listesinin başını çeker.
içinde bulunduğu koşulları, yapmaya çalıştıklarını analiz ettiğimde gördüğüm şey mevcut donanım ve karakterimle, onun yaptıklarının, cesaret ettiklerinin yanına yaklaşamayacak olmamdır. evvela ona saygı duymamak kişinin kendinden bihaber olması demektir.
mustafa kemale saygı duymamak kanaatimce boş özgüvendir. bir şeyleri ispatlama çabasıdır. buna egosal tiripte diyebiliriz. ha sevmek zorunda değilsiniz. bu işin başka boyutu.
yazar arkadaşın söylediklerine gelince, o konuda kendisine hak veriyorum. mustafa kemal bugünün türkiyesinde, sevenleri tarafından dahi en az anlaşılan liderdir.
misal 12 eylül faşist askeri cuntasının ortaya koyduğu atatürkçülük kavramının peşine takılıp gitmişlerdir. böylece kemalizm tabirini bile farklı algılamaya başlamışlardır. chf kurultaylarına, konuşmalarına, kadro hareketine vs şimdi giremeyeceğim ( zira ufaklıkla oyun oynamam lazım. babalık vazifeleri her şeyin önünde) ama yanılgılar silsilesine en güzel örnektir.
ez cümle; bu topraklarda mustafa kemal'in abartılmasına gerek yoktur. asıl mesele sevenleri tarafından bile hakkının verilmemesidir.
hakkını veriniz yeter.
ek not: bir yazar arkadaş, başka bir siyasî liderden dem vurmuş. yapmayın etmeyin. mustafa kemal bu kıyaslara sokulmaz. o farklı bir tarihi şahsiyet. değerine halel getirirsiniz.
misal kemalist olmayan zatı alimin saygı duyduğu insanlar listesinin başını çeker.
içinde bulunduğu koşulları, yapmaya çalıştıklarını analiz ettiğimde gördüğüm şey mevcut donanım ve karakterimle, onun yaptıklarının, cesaret ettiklerinin yanına yaklaşamayacak olmamdır. evvela ona saygı duymamak kişinin kendinden bihaber olması demektir.
mustafa kemale saygı duymamak kanaatimce boş özgüvendir. bir şeyleri ispatlama çabasıdır. buna egosal tiripte diyebiliriz. ha sevmek zorunda değilsiniz. bu işin başka boyutu.
yazar arkadaşın söylediklerine gelince, o konuda kendisine hak veriyorum. mustafa kemal bugünün türkiyesinde, sevenleri tarafından dahi en az anlaşılan liderdir.
misal 12 eylül faşist askeri cuntasının ortaya koyduğu atatürkçülük kavramının peşine takılıp gitmişlerdir. böylece kemalizm tabirini bile farklı algılamaya başlamışlardır. chf kurultaylarına, konuşmalarına, kadro hareketine vs şimdi giremeyeceğim ( zira ufaklıkla oyun oynamam lazım. babalık vazifeleri her şeyin önünde) ama yanılgılar silsilesine en güzel örnektir.
ez cümle; bu topraklarda mustafa kemal'in abartılmasına gerek yoktur. asıl mesele sevenleri tarafından bile hakkının verilmemesidir.
hakkını veriniz yeter.
ek not: bir yazar arkadaş, başka bir siyasî liderden dem vurmuş. yapmayın etmeyin. mustafa kemal bu kıyaslara sokulmaz. o farklı bir tarihi şahsiyet. değerine halel getirirsiniz.
devamını gör...
yazacak bir şey bulamamak
rastgele sekmesi ile sorun olmaktan çıkan sorun. hiç olmadı nickaltı doldurun. hiç hiç olmadı ukde doldurun. (bkz: ukde sayısının 6 bine ulaşması)
devamını gör...
typhon
yunan mitolojisinde adı sıkça geçen, yüz yılan başlı, gaia ve tartarus'un en küçük oğlu olan yaratık.

kendisi insan, yılan, canavar karışımı bir şeydir ve kanatlıdır. söylenene göre tanrılar dahi ondan korkmaktaydı. yunan mitolojisideki en korkunç canavardır desem abartmış olmam. mitlerden alınan bilgiye göre kendisi diğer yaratıkların da atası sayılıyor. typhon, belden aşağısı yılan şeklinde, ürkütücü bir canavardı ve yanardağ tanrısı olarak tasvir edilmişti. tanrı'lara isyan etmiştir. her tarafından alevler çıktığını, gözlerinde dahi ateş parçaları olduğunu söylenmekte.
yarı kadın, yarı yılan olan ehidna'yla evlendi, ondan diğer yaratıklar dünyaya geldi. cehennemin bekçisi, hades'in köpeği kerberos'un babasıydı.

••
mitolojide geçen bir efsaneye göre; typhon * tanrılar kralı zeus'a o kadar sinirlendi ki; bedenini parçalara ayırıp bir mağaraya gizledi. hermes ve pan, zeus'a yardım ettiler ve bedenini birleştirdiler. zeus'da etna dağı'na onun bedenini hapsetti. yanardağın bugüne göre püskürttüğü her lav ve alevler onun öfkesi oldu.
••

kendisi insan, yılan, canavar karışımı bir şeydir ve kanatlıdır. söylenene göre tanrılar dahi ondan korkmaktaydı. yunan mitolojisideki en korkunç canavardır desem abartmış olmam. mitlerden alınan bilgiye göre kendisi diğer yaratıkların da atası sayılıyor. typhon, belden aşağısı yılan şeklinde, ürkütücü bir canavardı ve yanardağ tanrısı olarak tasvir edilmişti. tanrı'lara isyan etmiştir. her tarafından alevler çıktığını, gözlerinde dahi ateş parçaları olduğunu söylenmekte.
yarı kadın, yarı yılan olan ehidna'yla evlendi, ondan diğer yaratıklar dünyaya geldi. cehennemin bekçisi, hades'in köpeği kerberos'un babasıydı.

••
mitolojide geçen bir efsaneye göre; typhon * tanrılar kralı zeus'a o kadar sinirlendi ki; bedenini parçalara ayırıp bir mağaraya gizledi. hermes ve pan, zeus'a yardım ettiler ve bedenini birleştirdiler. zeus'da etna dağı'na onun bedenini hapsetti. yanardağın bugüne göre püskürttüğü her lav ve alevler onun öfkesi oldu.
••
devamını gör...
the thirteenth floor
1999 yapımı bilimkurgu filmi. film genel itibari ile simülasyon teorisiyle ilgili. bu türden filmleri sevenlere tavsiye ederim. ayrıca netflix'te varmış, izlemek isteyenler için linkini bırakıyorum. netflix
devamını gör...
tuhaf takıntılar
arabayı park ettiğimde ön tekerler asla düz olmaz ya sağa bakar, ya sola. farkında olmadan yapıyorum ama hep yapıyorum. bir de arabadan uzaklaştıktan sonra kilitledim mi, kilitlemedim mi telaşına düşmek, geri dönmek, tekrar kilitlemek. hep ilkinde kilitlemişimdir ama yine de bunu da hep yapıyorum.
devamını gör...
tatlı yemek yerine kadın yazarların entrylerini okumak
devamını gör...
sanat sanat için midir sanat toplum için midir sorunsalı
elbette sanat toplum içindir. insana fayda vermek için oluşur sanat, ruhun gıdasıdır. toplumu besleyen ana damarlardan biridir.
devamını gör...
yabancı dizi izledikten sonra gelen ingilizce konuşma isteği
diziden hemen sonra önce kendi kendine konuşup daha sonra ikinci şahıslara bulaşma durumudur. şu an için ingilizce ile bir problemim yok ama ilk izlediğim zamanlar evin içinde ingilizce falan laf atardım bizimkilere, sonra kendime kendime konuşur en sonunda da yeee, ı am perfect diyerek cümleyi bitirirdim ama aksanımı sonuna kadar kullanarak, allahım bu nasıl bağrı yanıklıktır.
devamını gör...
one cut of the dead
2017 yapımı bir japon filmi. izlediğim en farklı filmlerden biriydi, ilk yarım saat bu böyle gidecek herhalde diye düşünüyorsunuz ama 37. dk dan sonra belirli aralıklarla "haaa o ondan böylee" diyorsunuz. tek sıkıntım izlemeden önce yorumları okuduğum için çok fazla güleceğim gibi bir beklentiye girmiştim, keyifli vakit geçirdim ve cidden çok farklı bir film tecrübesi yaşadım ama kahkaha ata ata izlemedim.
farklı filmler izlemeyi seven biriyseniz tavsiye ederim.
farklı filmler izlemeyi seven biriyseniz tavsiye ederim.
devamını gör...
bilgi içerikli tanım girdikten sonra hissedilen yorgunluk
bilgi içerikli tanım girdikten sonra gelen " okuyana bir şeyler katabiliyorum galiba " düşüncesiyle kaybolan yorgunluktur.
devamını gör...
kadınların hala kapalı açık olarak ayrıştırılmasının nedeni
kadın kadındır. başını kapatmak ya da kapatmamak sadece tercih durumudur.
devamını gör...
sözlük yazarlarının favori normal sözlük yazarları
hayattaki tek başarımın onca sperm arasından birinci gelebilmek olduğunu yine yüzüme vurmuş olan başlıktır.
devamını gör...
dizilerde asıl kadının asıl erkeğin arkadaşı olmak
kendi hayatları yoktur. sürekli asıl kadını/erkeği pohpohlarlar.
devamını gör...
güne anlamlı bir atasözü bırak
bir çin atasözü derki:
6 kez düş 7 kez kalk.
6 kez düş 7 kez kalk.
devamını gör...
kitap bitmesin diye azıcık okumak
eğer çok sevdiğim bir kitapsa, ve içine hapsolduysam, içindeki karakterlerden ayrılmak istemiyorsam kitabı yavaş yavaş okurum. daha iyidir.
devamını gör...
babayla olan ilişki
aileme düşkün biriyim ama konu babam olduğunda sanırım biraz fazla hassaslaşıyorum. çok esprili adamdır, bir gülmeye başlayınca karnımıza ağrılar girer. pek dertleşmeyiz. içimizi kaplayan kötü duyguları dile getirmek çok zor olur, bir bakışımız yeter. duygusal bağımız kuvvetli galiba.
yukarıdaki bazı yazar arkadaşlarımın yazdıklarını okuyunca gerçekten çok üzüldüm . yaşamayan anlamayacağı için ne hissettiğiniz hakkında ne yazık ki hiçbir fikrim de yok. keşke babamla paylaştığım duyguları makasla kesip hepinize pay edebilseydim.
yukarıdaki bazı yazar arkadaşlarımın yazdıklarını okuyunca gerçekten çok üzüldüm . yaşamayan anlamayacağı için ne hissettiğiniz hakkında ne yazık ki hiçbir fikrim de yok. keşke babamla paylaştığım duyguları makasla kesip hepinize pay edebilseydim.
devamını gör...
marko paşa
kaynaklarda yazılanlara bakılırsa, marko paşa olarak sözü geçen kişi, padişah abdülaziz zamanında yaşamış olan, asıl ismi marko apostolidis olan rum kökenli bir hekimmiş. devlet katında uzun süre idarecilik yapan bu kişinin, diğer bürokratlardan farklı bir özelliği varmış, o da insanların derdini dinlemesi ve kimseyi başından savmamasıymış. onun bu dert babası tavrı, zaman içinde derdini söylemek isteyenin yönlendirildiği amiyane adres olan derdini markopaşaya anlat sözüne kaynaklık etmiş.
rıfat ılgaz, sabahattin ali, aziz nesin 'in 1946 senesinde çıkarmış oldukları dergi de ismini bu dert babası tarihi kişilikten almıştır. çünkü, dergiyi çıkaran bu yazarlar da aynı şekilde halkın dertlerine eğilmeyi, yani dert babalığı misyonu edinmişlerdi. dergi, yayın yaptığı süre içerisinde gittikçe etkisini göstererek, o dönem önemli bir işlev yürütmüştür. tabi bunun karşılığında da baskılara uğramasına karşın halkın meselelerine eğilmekten geri durmamıştı. şimdi bu isimde bir dergi yok ama markopaşalılık yapan, yapmak isteyen, halk sorunlarına eğilen ve yakın ilgi gösteren farklı yazarlar ve yayın organları da var.
not : yazım kuralı konusunda dikkatli yazarların gözünden kaçmayacaktır. tarihi kişilik olan ve özel isim olduğu için marko paşa olarak, yani sözcükler ayrı yazılır. dergi ismi ve kalıplaşmış deyim şeklinde olanı da markopaşa şeklinde bitişik yazılır. ben de bu kurala uyarak yazmış oldum.
rıfat ılgaz, sabahattin ali, aziz nesin 'in 1946 senesinde çıkarmış oldukları dergi de ismini bu dert babası tarihi kişilikten almıştır. çünkü, dergiyi çıkaran bu yazarlar da aynı şekilde halkın dertlerine eğilmeyi, yani dert babalığı misyonu edinmişlerdi. dergi, yayın yaptığı süre içerisinde gittikçe etkisini göstererek, o dönem önemli bir işlev yürütmüştür. tabi bunun karşılığında da baskılara uğramasına karşın halkın meselelerine eğilmekten geri durmamıştı. şimdi bu isimde bir dergi yok ama markopaşalılık yapan, yapmak isteyen, halk sorunlarına eğilen ve yakın ilgi gösteren farklı yazarlar ve yayın organları da var.
not : yazım kuralı konusunda dikkatli yazarların gözünden kaçmayacaktır. tarihi kişilik olan ve özel isim olduğu için marko paşa olarak, yani sözcükler ayrı yazılır. dergi ismi ve kalıplaşmış deyim şeklinde olanı da markopaşa şeklinde bitişik yazılır. ben de bu kurala uyarak yazmış oldum.
devamını gör...
bir üniversiteli öğrenci arkadaşıma burs vereceğim
süper ötesi bir etkinlik. sonuna kadar destekliyorum.*
devamını gör...

