artık karın eskisi gibi yağmaması
bir realite.
eskiden neydi öyle ya hu, bir yağardı, ben diyeyim 60cm, sen de 1,5metre kar yağardı.
ama şimdi öyle mi? ya yağmıyor ya da minnacık, yerde tutmayacak şekilde bırt diye yağıyor.
iklimler değişiyor, hayat akıp gidiyor...
kar !!!
yağman lazım dostum, kardan adam yapacağız daha.
eskiden neydi öyle ya hu, bir yağardı, ben diyeyim 60cm, sen de 1,5metre kar yağardı.
ama şimdi öyle mi? ya yağmıyor ya da minnacık, yerde tutmayacak şekilde bırt diye yağıyor.
iklimler değişiyor, hayat akıp gidiyor...
kar !!!
yağman lazım dostum, kardan adam yapacağız daha.
devamını gör...
kış aylarının eskisi gibi olmaması
küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkilerini göstermesi durumu.
her geçen kış arkadaki farkı bu kadar somut bir şekilde hissediyor olmamız ürkütücü ve ciddiye alınmalı.
ciddi önlemler alınmadığı sürece daha zor günler bizi bekliyor olacak.
her geçen kış arkadaki farkı bu kadar somut bir şekilde hissediyor olmamız ürkütücü ve ciddiye alınmalı.
ciddi önlemler alınmadığı sürece daha zor günler bizi bekliyor olacak.
devamını gör...
natalee holloway
1986 amerika birleşik devletleri doğumlu ve cani bir cinayet ile katledilen bir kız .2005 yılında aruba adasına mezuniyet kutlamaları için gitmiş ancak kendisinden bir daha haber alınamamıştır. bulunması için yoğun çaba sarf edilmiş ancak kendisi ile en son gözüken hollandalı joren van der sloot ve iki arkadaşının üzerine gidilse de sonuç alınamamıştır. çeşitli dönemlerde joren van der sloot basına itiraf niteliğinde demeç verse de bir şekilde dışarıda kalmıştır. van der sloot 2010 yılında bu kez perulu bir kadını katletmekten suçlu bulunmuştur .natalee holloway ise babasının isteği üzerine 2012 yılında gıyaben ölü ilan edilmiştir. annesi beth holloway 2019 yılında verdiği röportajda kızını aramayı asla bırakmadığını söylemiştir. bu elim olay için ayrıca aynı isimde annesinin kızı için yazdığı kitaptan yola çıkılarak 2009 yılında film çekilmiştir.joren van der sloot için şuan farklı suçlardan dolayı 18 yıl hapis istenmektedir . umarım bu katil cani bir daha gün yüzü göremez .
ilgili haberler:buradan okuyabilirsinizburadan okuyabilirsiniz
ilgili haberler:buradan okuyabilirsinizburadan okuyabilirsiniz
devamını gör...
ekşi sözlük yazarları
erkeklerin hepsi +185tir, 3 dil bilir ve en az 10 k maaş alır.
yazarların hepsi en az 10 ülke gezmiştir.
kripto paralarda asla zarar etmezler, en büyük karı onlar alır.
asla abazalık yapmazlar, alfa ve centilmenlerdir.
yazarların hepsi en az 10 ülke gezmiştir.
kripto paralarda asla zarar etmezler, en büyük karı onlar alır.
asla abazalık yapmazlar, alfa ve centilmenlerdir.
devamını gör...
itici gelen isimler
şeyma
devamını gör...
intihar etmek
camus'ye göre tek gerçek felsefi sorun. yaşamın yaşanmaya değip değmediği ile ilgili bir karara varmanın en temel soruya yanıt olduğunu düşünür. kendi canına kıymanın; yaşamak için hiçbir neden bulunmadığının, yinelenen bu çırpınmadaki anlamsızlığın, acı çekmenin yararsızlığının içgüdüsel veya bilinçsel olarak benimsendiğini gösterir.
devamını gör...
normal sözlük kelimelik turnuvası
merhabalar turnuvacı portakallar!
ikinci turumuzun kuraları çekildi, gruplar aşağıdaki gibi.
yine önceki maçlarda olduğu gibi herkes kendi grubundaki yarışmacıyla iki maç (toplamda 8) yapıyor, maç sonucunun skorunu bana mesaj olarak atıyor ki tabloya işleyebilelim.*
maç süresini yine 12 saat olarak seçiyoruz.
her gruptan en yüksek puanı alan ilk iki kişi yani toplamda 4 kişi final oynuyor.
maçlarımız perşembe gecesine kadar biterse harika olur, en olmadı cuma olsun lütfen, sevgiler..
takıldığınız anlamadığınız bir yer olursa sormaktan çekinmeyin lütfen başarılar diliyorum.*
ikinci turumuzun kuraları çekildi, gruplar aşağıdaki gibi.
yine önceki maçlarda olduğu gibi herkes kendi grubundaki yarışmacıyla iki maç (toplamda 8) yapıyor, maç sonucunun skorunu bana mesaj olarak atıyor ki tabloya işleyebilelim.*
maç süresini yine 12 saat olarak seçiyoruz.
her gruptan en yüksek puanı alan ilk iki kişi yani toplamda 4 kişi final oynuyor.
maçlarımız perşembe gecesine kadar biterse harika olur, en olmadı cuma olsun lütfen, sevgiler..
takıldığınız anlamadığınız bir yer olursa sormaktan çekinmeyin lütfen başarılar diliyorum.*
devamını gör...
yazarların kullandığı arabalar
el arabası.
devamını gör...
dindarları cahil yobaz gerici sanmak
böyle başlıkları görünce önce biraz asabım bozuluyor sonra da okuduğum bazı tanımlarla çok mutlu oluyorum.
her şerde bir hayır vardır.
her şerde bir hayır vardır.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
tanımlarını okumaktan keyif aldığım sayın firavunum tutankamonun laneti hanımefendinin yayını olacağı için en ön sıralardaki yerimi alacağım yayındır. diğer katılımcılara şöyle bir baktım da ekip şahaneymiş. konu da enteresanmış.
allah'ım! n'olur başlasın bir an önce. n'olur allah'ım!
allah'ım! n'olur başlasın bir an önce. n'olur allah'ım!
devamını gör...
normal sözlük'teki aile ortamı
samimi olan bir çok insan olduğuna inanıyorum. güzel eğlenceli etkinliklerde oluyor. insan insanı görmeden de arkadaşı olabiliyormuş.
devamını gör...
simit ve filtre kahve ikilisi
kim bunları bir araya getirmiş lo?
hoş turşuyla kek yiyen, baklavayla ayran içenler var. ben pek konuşmayayım en iyisi.
aman ya düz insanım ben simitse çay derim. beynim düz alengir yok. püff canım sıkıldı durduk yere.
hoş turşuyla kek yiyen, baklavayla ayran içenler var. ben pek konuşmayayım en iyisi.
aman ya düz insanım ben simitse çay derim. beynim düz alengir yok. püff canım sıkıldı durduk yere.
devamını gör...
eski sevgiliyi geri döndürme yolları
unutun. hayatınızı yaşayın. anında geri döner.
devamını gör...
apati
hissizlik, kaygısızlık, ilgisizlik anlamındaki tıbbi terim.
çoğu kez hayat kurtarmıştır. kusur olarak görülemeyecek kadar tatlıdır.
çoğu kez hayat kurtarmıştır. kusur olarak görülemeyecek kadar tatlıdır.
devamını gör...
antalya’yı çekici kılan detaylar
aspendos antik kenti ve kleopatra plajı.
devamını gör...
legend
sevgili sözlük bugün size 2015'te yayınlanmış olan tom hardy'nin başrolünde olduğu bu filmden bahsetmek istiyorum. 6.9'luk imdb'sini oldukça düşük bulduğumu belirterek başlayayım. ronald ve reginald kray kardeşlerin hayatının bir kesitini anlatmakta bu film. bu ikiz kardeşlerin her ikisini de tom hardy canlandırıyor. kendisinin ne kadar müthiş bir aktör olduğu malum. bu iki kardeşin 1960larda londrada estirdiği teröre tanıklık ediyoruz. sonra kardeşlerden reggie şahsen çok güzel bulduğum emily browning'in karakteri frances'a aşık oluyor. hikayede bir gangsterin aşkına ve bu aşkın ikiz kardeşiyle ilişkisine etkisini izliyoruz. değerlendirmeye geçecek olursam:
ilgili entry: #603776
beni öyle çok etkiledi ki bu film, bitirken hüngür hüngür ağlarken buldum kendimi. frances'in reggie'ye olan aşkı yüzünden katlanmak zorunda kaldığı şeyler ve sonunda dayanamaması beni aşka verilen değeri düşünmeye itti. bir bad boy vibe'ı mevcut evet ancak bu etkilenmek değil bu aşk. bambaşka bir şey. bir kadın sevmek ve sevilmek uğruna ne kadar fedakarlık göstermeli? nerede dur demeli? dur demeyi değerlendirmesi gereken yerin farkında oluyor mu ya da? paylaşılan bir entryde kadının ve erkeğin aşkı hormonel olarak kıyaslanmıştı. aşkı tanımlayan tek şey hormonlar değil ama. kadının aşkı arzunun çok ötesinde. girift bir his. bu his kapladığında kadını kaybetmemek için katlandığının farkında bile olmadığı şeylere katlanıyor belki de. ee peki durması gereken yeri nasıl anlayacak bu hülyalardaki kadın? frances neden onu ağlatmaktan geri durmayan, ona bile bile zarar veren ve kendini kontrol edemeyen bu adamdan ayrılmak yerine öldürüyor kendini? bildiği için mi bir daha aynı şeyleri hissetmeyeceğini? ve bir kere tüm benliğini sarmalayan bu his olmadan yaşamanın bir anlamı olmadığını düşündüğü için mi? bazı şeylerin bir süreç olduğunu ve kısıtlı bir an için yaşanacağını bilmek gerekiyor, hatırlatmak gerekiyor sanırım kendine. ömür boyu da o ağır aşkla yaşanmaz sanki zaten. yaşamdan tat almaksa amaç hafif olmalı hisler. gerektiğinde arkanı dönüp gitmeyi bilmelisin. yaşanan güzel anları koymalısın cebine, kötülerin de yaşanmasına izin vermemelisin.
ilgili entry: #603776
beni öyle çok etkiledi ki bu film, bitirken hüngür hüngür ağlarken buldum kendimi. frances'in reggie'ye olan aşkı yüzünden katlanmak zorunda kaldığı şeyler ve sonunda dayanamaması beni aşka verilen değeri düşünmeye itti. bir bad boy vibe'ı mevcut evet ancak bu etkilenmek değil bu aşk. bambaşka bir şey. bir kadın sevmek ve sevilmek uğruna ne kadar fedakarlık göstermeli? nerede dur demeli? dur demeyi değerlendirmesi gereken yerin farkında oluyor mu ya da? paylaşılan bir entryde kadının ve erkeğin aşkı hormonel olarak kıyaslanmıştı. aşkı tanımlayan tek şey hormonlar değil ama. kadının aşkı arzunun çok ötesinde. girift bir his. bu his kapladığında kadını kaybetmemek için katlandığının farkında bile olmadığı şeylere katlanıyor belki de. ee peki durması gereken yeri nasıl anlayacak bu hülyalardaki kadın? frances neden onu ağlatmaktan geri durmayan, ona bile bile zarar veren ve kendini kontrol edemeyen bu adamdan ayrılmak yerine öldürüyor kendini? bildiği için mi bir daha aynı şeyleri hissetmeyeceğini? ve bir kere tüm benliğini sarmalayan bu his olmadan yaşamanın bir anlamı olmadığını düşündüğü için mi? bazı şeylerin bir süreç olduğunu ve kısıtlı bir an için yaşanacağını bilmek gerekiyor, hatırlatmak gerekiyor sanırım kendine. ömür boyu da o ağır aşkla yaşanmaz sanki zaten. yaşamdan tat almaksa amaç hafif olmalı hisler. gerektiğinde arkanı dönüp gitmeyi bilmelisin. yaşanan güzel anları koymalısın cebine, kötülerin de yaşanmasına izin vermemelisin.
devamını gör...
tatlı hayat
"bunaa inanabiliyor musun sevinç"
"allahım çıldıracağım, yetmeyecek üzerine delireceğimmm"
repliklerini bize kazandırmış, haluk bilginer'in yine harika olduğu, zaman zaman açıp izleyip bir doz neşe alarak hayata devam edilesi dizidir.
"allahım çıldıracağım, yetmeyecek üzerine delireceğimmm"
repliklerini bize kazandırmış, haluk bilginer'in yine harika olduğu, zaman zaman açıp izleyip bir doz neşe alarak hayata devam edilesi dizidir.
devamını gör...
yazarların yazar takip etme kriterleri
tanımları kendine has olan, kaliteli içerik üreten kişileri takip ederim. zaten kişi yazdıkları ile bak bende iş var, peşimden gel demekte..
devamını gör...
tarafsız aydınlar
şiirlerinde ülkesinin acılarından, isyan ruhundan ve ülkesindeki insanların bitmeyen umudundan beslenen guatemala asıllı aktivist şair otto rené castillo'nun kaleminden dökülen şiir. şiirin yazıldığı orijinal dilinde* ismi ıntelectuales apolíticos ve castillo'nun yine meşhur bir şirinden ismini almış olan vámonos patria a caminar şiir derlemesinde bulunuyor. tam ismi vámonos patria a caminar, yo te acompaño olan eser şair ölmeden iki yıl önce 1965 yılında basılmıştır. dilimize tarafsız aydınlar olarak ülkü tamer tarafından çevrilen şiir ismi dahil oldukça iyi bir çeviriye sahip.
ülkü tamer çevirisi ile:
1
tarafsız aydınları
yurdumun
sorguya çekilecek
günün birinde
en basit insanları
tarafından
halkımızın.
un día,
los intelectuales
apolíticos
de mi país
serán interrogados
por el hombre
sencillo
de nuestro pueblo.
soracaklar onlara
ne yaptılar diye
ağır ağır ölürken
ulusları,
tatlı bir ateş gibi
ufacık, bir başına.
se les preguntará
sobre lo que hicieron
cuando
la patria se apagaba
lentamente,
como una hoguera dulce,
pequeña y sola.
kimse sormayacak onlara
giysilerini,
uzun öğle uykularını
yemek sonrasında,
bilmek istemeyecek kimse
anlamsız uğraşlarını,
hiçlik konusunda görüşlerini,
nasıl para kazandıklarını
felsefe yaparak.
sorguya çekilmeyecekler
yunan mitolojisi konusunda,
nasıl iğrendikleri konusunda
kendi kendilerinden,
korkuyla ölürken içlerinde bir şeyler.
no serán interrogados
sobre sus trajes,
ni sobre sus largas
siestas
después de la merienda,
tampoco sobre sus estériles
combates con la nada,
ni sobre su ontológica
manera
de llegar a las monedas.
no se les interrogará
sobre la mitología griega,
ni sobre el asco
que sintieron de sí,
cuando alguien, en su fondo,
se disponía a morir cobardemente.
sormayacaklar
nasıl vardıklarını
doğrulara
yalanın gölgesinde.
nada se les preguntará
sobre sus justificaciones
absurdas,
crecidas a la sombra
de una mentira rotunda.
2
o gün
basit insanlar,
tarafsız aydınların
kitaplarında, şiirlerinde
yer almayanlar,
her gün ekmek getirenler onlara,
süt getirenler,
çörek ve yumurta getirenler,
giysilerini dikenler,
arabalarını sürenler,
köpeklerine, bahçelerine bakanlar,
onlar için çalışanlar,
gelip soracaklar:
"ne yaptınız
acı çekerken yoksullar
içlerindeki sevgi
ve yaşam sönüp giderken?"
ese día vendrán
los hombres sencillos.
los que nunca cupieron
en los libros y versos
de los intelectuales apolíticos,
pero que llegaban todos los días
a dejarles la leche y el pan,
los huevos y las tortillas,
los que les cosían la ropa,
los que le manejaban los carros,
les cuidaban sus perros y jardines,
y trabajaban para ellos,
y preguntarán,
“¿qué hicisteis cuando los pobres
sufrían, y se quemaba en ellos,
gravemente, la ternura y la vida?”
3
tarafsız aydınları
güzel yurdumun,
cevap veremeyeceksiniz.
ıntelectuales apolíticos
de mi dulce país,
no podréis responder nada.
yiyip bitirecek sizi
bir sessizlik kuzgunu.
yüreğinizi kemirecek
zavallılığınız.
susup kalacaksınız
kendi utancınızla.
os devorará un buitre de silencio
las entrañas.
os roerá el alma
vuestra propia miseria.
y callaréis,
avergonzados de vosotros.
ülkü tamer çevirisi ile:
1
tarafsız aydınları
yurdumun
sorguya çekilecek
günün birinde
en basit insanları
tarafından
halkımızın.
un día,
los intelectuales
apolíticos
de mi país
serán interrogados
por el hombre
sencillo
de nuestro pueblo.
soracaklar onlara
ne yaptılar diye
ağır ağır ölürken
ulusları,
tatlı bir ateş gibi
ufacık, bir başına.
se les preguntará
sobre lo que hicieron
cuando
la patria se apagaba
lentamente,
como una hoguera dulce,
pequeña y sola.
kimse sormayacak onlara
giysilerini,
uzun öğle uykularını
yemek sonrasında,
bilmek istemeyecek kimse
anlamsız uğraşlarını,
hiçlik konusunda görüşlerini,
nasıl para kazandıklarını
felsefe yaparak.
sorguya çekilmeyecekler
yunan mitolojisi konusunda,
nasıl iğrendikleri konusunda
kendi kendilerinden,
korkuyla ölürken içlerinde bir şeyler.
no serán interrogados
sobre sus trajes,
ni sobre sus largas
siestas
después de la merienda,
tampoco sobre sus estériles
combates con la nada,
ni sobre su ontológica
manera
de llegar a las monedas.
no se les interrogará
sobre la mitología griega,
ni sobre el asco
que sintieron de sí,
cuando alguien, en su fondo,
se disponía a morir cobardemente.
sormayacaklar
nasıl vardıklarını
doğrulara
yalanın gölgesinde.
nada se les preguntará
sobre sus justificaciones
absurdas,
crecidas a la sombra
de una mentira rotunda.
2
o gün
basit insanlar,
tarafsız aydınların
kitaplarında, şiirlerinde
yer almayanlar,
her gün ekmek getirenler onlara,
süt getirenler,
çörek ve yumurta getirenler,
giysilerini dikenler,
arabalarını sürenler,
köpeklerine, bahçelerine bakanlar,
onlar için çalışanlar,
gelip soracaklar:
"ne yaptınız
acı çekerken yoksullar
içlerindeki sevgi
ve yaşam sönüp giderken?"
ese día vendrán
los hombres sencillos.
los que nunca cupieron
en los libros y versos
de los intelectuales apolíticos,
pero que llegaban todos los días
a dejarles la leche y el pan,
los huevos y las tortillas,
los que les cosían la ropa,
los que le manejaban los carros,
les cuidaban sus perros y jardines,
y trabajaban para ellos,
y preguntarán,
“¿qué hicisteis cuando los pobres
sufrían, y se quemaba en ellos,
gravemente, la ternura y la vida?”
3
tarafsız aydınları
güzel yurdumun,
cevap veremeyeceksiniz.
ıntelectuales apolíticos
de mi dulce país,
no podréis responder nada.
yiyip bitirecek sizi
bir sessizlik kuzgunu.
yüreğinizi kemirecek
zavallılığınız.
susup kalacaksınız
kendi utancınızla.
os devorará un buitre de silencio
las entrañas.
os roerá el alma
vuestra propia miseria.
y callaréis,
avergonzados de vosotros.
devamını gör...
partenogenez
döllenme olmadan üreme. dişi gamet gelişir ve yeni birey meydana gelir.
devamını gör...