hiç bilinen türk ressam olmaması
tabii ki birçok değerli ressamımız vardır ama hangisi bir picasso kadar ünlü olmuştur ki dediten başlık. picasso'dan daha yetenekli olmasına rağmen hem bizim ilgisizliğimizden hem de pazarlama alanındaki beceriksizliğimizden dolayı en değerli ressamlarımız bile sönük bir yıldız gibi kalmıştır ufuklarda.
bir nedeni de özellikle islamiyet sonrası türk devletlerinde resim, heykel gibi sanatların haram olduğunu öne süren sahte hocalardır.
bir nedeni de özellikle islamiyet sonrası türk devletlerinde resim, heykel gibi sanatların haram olduğunu öne süren sahte hocalardır.
devamını gör...
normal sözlük'te tüm yazarların evli olması
açılan başlıkta "tüm yazarlar" denildiğine göre, başlığı açan yazar da evli sanırım.
devamını gör...
büyük telegram göçü
kavimler göçü ile kıyaslanamayacak derecede büyük bir göçtür.
devamını gör...
hayatı güzelleştiren ufak detaylar
yorgun bir şekilde dışardan eve geldiğinde en sevdiğin yemeğin evde hazır seni bekliyor oluşu
devamını gör...
yakın arkadaştan bir anda soğutan şeyler
dert yarıştırması, derdimi küçümsemesi.
ben orada seni yakın bulup anlatmışım yaşadığım şeyi. sen gelip bana “seninki de dert mi, en azından şuna sahipsin” veya “ben bunları yaşıyorum çok daha ağır” diyeceksen neden yakınsın ki bana?
ben orada seni yakın bulup anlatmışım yaşadığım şeyi. sen gelip bana “seninki de dert mi, en azından şuna sahipsin” veya “ben bunları yaşıyorum çok daha ağır” diyeceksen neden yakınsın ki bana?
devamını gör...
müessir
“etki edici, sonuçlu, dokunaklı” anlamına gelen kelimedir.
devamını gör...
gençlerimizin en büyük problemi iş beğenmeme
bunu söyleyen kafa trabzon'da ailesinin kurduğu fabrikayı yönetiyor. allah bu görgüsüzlerin çalışanlara sabır versin. haber şu şekilde devam ediyor; trabzon'un hayrat ilçesi'nde 3 yıl önce ailesi tarafından kurulan çay fabrikasının yönetim kurulu başkanlığı'nı yapan 24 yaşındaki yasin sönmez, gençlerin iş beğenmediğini iddia etti.
buradan
buradan
devamını gör...
islam'ı bilmeyen yazarların islam'ı kötüleyici başlıklar açması
e bileni de öldürüyorlar.
(bkz: turan dursun)
(bkz: turan dursun)
devamını gör...
vücut geliştirme yapanların beyninin gelişememesi
hayatının büyük bir bölümü profesyonel sporcu olarak geçirmiş bir insan olarak vücut geliştirmeyi hiç bir zaman spor olarak görmedim saygı duymadım. akrabalarimdan var mesela, kendilerine ait salonları bile var sabah akşam pump, bana sitem ederler böyle deyince ama böyle. ama o pumplı kollar iki elleriyle benim kola asildiklari halde kolu oynatamazlar arada böyle de bir fark var. güreşçi farkı diyoruz. neyse, kim ne derse desin hiç bir şekilde spor kategorisine sokabilecek geçerli bir argümanı yoktur. rekabet kavramı kimin görselliği iyi çerçevesinde var olmuştur. mrs universe ler mrs galaxylerde de aynı mentalite onları da mi spor olarak alıyoruz.
fitness ı mesela insanlar bodybuilding sanar fitness çok genel bir terimdir. sokağa çıkıp formda kalmak için yaptığıniz koşular yolda buldugunuz taşı kaldırıp indirme hatta ulus haline gidip amelelik yapmanız bile fitness a girer, bir dövüşçünün ağırlık çalışması da fitness a girer, bu yüzden iki olguyu önce bir ayırın.
vücut geliştirme bodybuilding bir gosteridir sahnedir iluzyondur. en güzel en modifiyeli vücut kimin yarışmasıdır. amaç en yüksek kas oranını en estetik biçimde jüri karşısına sunmaktır. bunun için sağlığınızın yani içerden nasıl olduğunuzun hiç bir ehemmiyeti yoktur. çünkü amaç kaportadir. bu yüzden telaffuzunda zorlandığınız kimyasal ilaçlar bu sektörde su gibi kullanılır.
vücutları iş olduğu için bu insanlar narsist bigoreksik ayna karşısında kendisine bakıp bazen orgazm olan et kafalı andaval tipler gibi toplum arasında kabul görür. ki pek çok dini ve toplumsal sosyolojik öğretide de insanın fiziksel olarak kendine haddinden fazla çaba harcaması ve vakit ayırması aşağılık bir halet olarak kabul edilir. sıradan insanlardaki genel kanı budur.
bu yüzden bir şey diyemem. benim eleştirim yapılan işin benim nezdimde aşağılık bir şey olmasıdır yoksa kişilerle derdim yok, mesela bana göre mankenlik de aşağılıkca bir şeydir. kaldı ki arnold çok zeki bir adamdır öyle ki bilimsel ve kültürel birikim olarak aptal yetersiz diye eleştirenleri cebinden çıkartir kesinlikle aptal değildir ama yaptığı iş rezildir benim gözümde. fakat başlığı açan arkadaşın biraz kişilerle derdi var görünüyor. bu da tahminim ki büyük bir ihtimal kompleksli ufak tefek tıknaz biçimsiz yağlı vücuttan kaynaklı komik hasetli bir yapı, belki iri yapılılar tarafından hayatın belli evrelerinde biraz ezilmiş bir imaj veriyor yada onların dikkatini çekmeyi başaramamış. şaka yavrum, sen hadiseleri birbirine karıştırmışsin kafan accık karışmış. her gördüğün gym bro yu bodyci sanmışsın. makedon amcan doğru yolu sana gösterdi. ışığa yürü ve önce kendinle sonra gym brolarla barış.
alert! : bu yazı tamamen bu işi profesyonel yapıp bundan gelir elde edenler içindir yoksa her eline ağırlık alıp kendini ciddi ciddi fasulyeden nimet sanan gym bro lar kale alınarak yazılmış bir yazı değildir.
fitness ı mesela insanlar bodybuilding sanar fitness çok genel bir terimdir. sokağa çıkıp formda kalmak için yaptığıniz koşular yolda buldugunuz taşı kaldırıp indirme hatta ulus haline gidip amelelik yapmanız bile fitness a girer, bir dövüşçünün ağırlık çalışması da fitness a girer, bu yüzden iki olguyu önce bir ayırın.
vücut geliştirme bodybuilding bir gosteridir sahnedir iluzyondur. en güzel en modifiyeli vücut kimin yarışmasıdır. amaç en yüksek kas oranını en estetik biçimde jüri karşısına sunmaktır. bunun için sağlığınızın yani içerden nasıl olduğunuzun hiç bir ehemmiyeti yoktur. çünkü amaç kaportadir. bu yüzden telaffuzunda zorlandığınız kimyasal ilaçlar bu sektörde su gibi kullanılır.
vücutları iş olduğu için bu insanlar narsist bigoreksik ayna karşısında kendisine bakıp bazen orgazm olan et kafalı andaval tipler gibi toplum arasında kabul görür. ki pek çok dini ve toplumsal sosyolojik öğretide de insanın fiziksel olarak kendine haddinden fazla çaba harcaması ve vakit ayırması aşağılık bir halet olarak kabul edilir. sıradan insanlardaki genel kanı budur.
bu yüzden bir şey diyemem. benim eleştirim yapılan işin benim nezdimde aşağılık bir şey olmasıdır yoksa kişilerle derdim yok, mesela bana göre mankenlik de aşağılıkca bir şeydir. kaldı ki arnold çok zeki bir adamdır öyle ki bilimsel ve kültürel birikim olarak aptal yetersiz diye eleştirenleri cebinden çıkartir kesinlikle aptal değildir ama yaptığı iş rezildir benim gözümde. fakat başlığı açan arkadaşın biraz kişilerle derdi var görünüyor. bu da tahminim ki büyük bir ihtimal kompleksli ufak tefek tıknaz biçimsiz yağlı vücuttan kaynaklı komik hasetli bir yapı, belki iri yapılılar tarafından hayatın belli evrelerinde biraz ezilmiş bir imaj veriyor yada onların dikkatini çekmeyi başaramamış. şaka yavrum, sen hadiseleri birbirine karıştırmışsin kafan accık karışmış. her gördüğün gym bro yu bodyci sanmışsın. makedon amcan doğru yolu sana gösterdi. ışığa yürü ve önce kendinle sonra gym brolarla barış.
alert! : bu yazı tamamen bu işi profesyonel yapıp bundan gelir elde edenler içindir yoksa her eline ağırlık alıp kendini ciddi ciddi fasulyeden nimet sanan gym bro lar kale alınarak yazılmış bir yazı değildir.
devamını gör...
patates kızartması
her yerli malı haftası okula götürdüğüm yiyecekti. sınıftakiler çok beğenirdi ve o yemeği getirme görevi hep bana verilirdi.
devamını gör...
yazarların akşam menüleri
dünden kalanlar artı ekmek.
her akşamda yemek yapılmaz.
hem yazar olup, hem yemek nasıl yapalım?
her akşamda yemek yapılmaz.
hem yazar olup, hem yemek nasıl yapalım?
devamını gör...
persona
persona günlük hayattaki iliskilerimiz için dışarıya gösterdiğimiz yüzümüz, maskemizdir. jung şöyle der: persona bir taraftan başkaları üzerinde izlenim bırakmak ve diger yandan kişinin gerçek doğasını gizlemek için tasarlanmıştır. tehlikeli tarafı ise insanın personasıyla özdeşleşmesidir. profesörün kitabıyla, sanatçının sesiyle. sonuç, insanların ne düşündüğüne aşırı derecede önem veren tamamen persona olan sığ, kırılgan, aşırı uyumlu kişilik türü olabilir.
devamını gör...
uçmak varken neden kök salıyorsun
uçmak için önce kök salmak lazım.
ironi? gerçek dışı? saçma?
sanmıyorum,
uçabilecek kadar cesur insanlar öncelikle bir yere sıkı sıkı bağlı olmanın her halini bilmelidir, toprağa, bir insana, bir yeryüzü sabiti kokuya, bir veya binbir toprak acısına, yer çekimi yüzünden yere değdiğine şahit olduğu gözyaşına vs vs.
insanoğlu bunları tatmadan uçamaz. kanatlanamaz, süzülemez, mavi bilmez, mavinin kıymetini bilmez, anca uçar gibi yapar.
kökünü bilip, koparmayı da beceren uçar anca tadını bilerek, hakkını vererek.
gerisi yalan, bana göre, bak burada yandı devreler, olur o kadar, gittim.
ironi? gerçek dışı? saçma?
sanmıyorum,
uçabilecek kadar cesur insanlar öncelikle bir yere sıkı sıkı bağlı olmanın her halini bilmelidir, toprağa, bir insana, bir yeryüzü sabiti kokuya, bir veya binbir toprak acısına, yer çekimi yüzünden yere değdiğine şahit olduğu gözyaşına vs vs.
insanoğlu bunları tatmadan uçamaz. kanatlanamaz, süzülemez, mavi bilmez, mavinin kıymetini bilmez, anca uçar gibi yapar.
kökünü bilip, koparmayı da beceren uçar anca tadını bilerek, hakkını vererek.
gerisi yalan, bana göre, bak burada yandı devreler, olur o kadar, gittim.
devamını gör...
dil mi düşünceyi yönetir düşünce mi dili yönetir sorunsalı
düşünce, dili yönetir diyorum. çünkü dil, fikirlerimizin karşı tarafa aktarılmasıdır. dil, sadece düşüncelerimizi aktarmaya yarayan araç oluyor.
dil, düşünceyi yönetir diyorum. çünkü ana dilinde karşılığı olmayan bir şeyi anlamlandırmak, anlatmak güçtür. bu sefer de dil, düşünceyi yönetmiş oluyor.
--- alıntı ---
dil bilimde safir-whorf varsayımı olarak anılan varsayıma göre, kişinin konuştuğu dil ile o kişinin dünyayı nasıl algıladığı ve nasıl davrandığı arasında sistemli bir ilişki vardır. insan bir bakıma, dünyayı ana dilinin belirlediği, izin verdiği biçimde ve ölçüde algılar. örneğin, ‘yumurta’ sözcüğü türkçede yumurtanın yumru şekliyle, farsçada tavuğun üreme ve üretme nesnesi olmasıyla, arapçada ise rengi itibarıyla adlandırılmıştır.
bilinemezcilik felsefesinde olduğu gibi, farklı renklerdeki gözlüklerle kara bakan kişilerin, karın yeşil, mavi, sarı renklerde olduğunu ileri sürmeleri gibi, farklı ana dillerin konuşurları gerçeği nesnel biçimiyle değil, dillerinin gösterdiği biçimde algılar. ancak bu varsayımının tam tersini temel alan yaklaşımlar da vardır. örneğin, eski yunan dönemin- de eflatun ve aristo, düşüncenin dili belirlediği ve dilin yalnızca düşüncenin aktarım aracı olduğu görüşündeydiler.
--- alıntı ---
dil, düşünceyi yönetir diyorum. çünkü ana dilinde karşılığı olmayan bir şeyi anlamlandırmak, anlatmak güçtür. bu sefer de dil, düşünceyi yönetmiş oluyor.
--- alıntı ---
dil bilimde safir-whorf varsayımı olarak anılan varsayıma göre, kişinin konuştuğu dil ile o kişinin dünyayı nasıl algıladığı ve nasıl davrandığı arasında sistemli bir ilişki vardır. insan bir bakıma, dünyayı ana dilinin belirlediği, izin verdiği biçimde ve ölçüde algılar. örneğin, ‘yumurta’ sözcüğü türkçede yumurtanın yumru şekliyle, farsçada tavuğun üreme ve üretme nesnesi olmasıyla, arapçada ise rengi itibarıyla adlandırılmıştır.
bilinemezcilik felsefesinde olduğu gibi, farklı renklerdeki gözlüklerle kara bakan kişilerin, karın yeşil, mavi, sarı renklerde olduğunu ileri sürmeleri gibi, farklı ana dillerin konuşurları gerçeği nesnel biçimiyle değil, dillerinin gösterdiği biçimde algılar. ancak bu varsayımının tam tersini temel alan yaklaşımlar da vardır. örneğin, eski yunan dönemin- de eflatun ve aristo, düşüncenin dili belirlediği ve dilin yalnızca düşüncenin aktarım aracı olduğu görüşündeydiler.
--- alıntı ---
devamını gör...
fiziken hiç beğenilmeyen kişiyle mutlu ilişki
beğenmeme durumu “hiç” ise başlamaması gereken bir ilişkidir, dışını beğenmediğinin içini de merak etmiyor insan . mutlu olmak bir yana ilişki bile sürdürülemez.
devamını gör...
siyasal islamcıların türkiye'yi süper güç yaptık palavrası
hala heykel diyen atatürk düşmanı rezillerin algı kastığı başlıktır. bunların heykel diye leş ağızları ile etrafa kusmasının nedeni, pek tabii atatürk düşmanlığı. heykel diyorsanız, çıkın şerefiniz varsa; karpuz heykelleri veya dinozor heykellerine laf edin. ama sizin derdiniz heykel değil, cumhuriyet ve atatürk.
bir de karabağ demiş. azerbaycan'a hakaret lan bu. utanmaz herifler. oradaki zafer azeri ordusu ve halkının şanlı zaferidir. ulan orada bile çıkar ve istismar peşindeler.
oraya buraya beton, asfalt sererek mi süper güç oldunuz. bugün dolar 8,60 tl oldu. 10.dünya ülkesi somali karşısında bile paramız değer kaybetti.
ama hala gelmişler heykel diyorlar. o heykel dediğin adam olmasa idi, şimdi türkiye diye bir yer olmazdı. reziller sizi!!.
bir de karabağ demiş. azerbaycan'a hakaret lan bu. utanmaz herifler. oradaki zafer azeri ordusu ve halkının şanlı zaferidir. ulan orada bile çıkar ve istismar peşindeler.
oraya buraya beton, asfalt sererek mi süper güç oldunuz. bugün dolar 8,60 tl oldu. 10.dünya ülkesi somali karşısında bile paramız değer kaybetti.
ama hala gelmişler heykel diyorlar. o heykel dediğin adam olmasa idi, şimdi türkiye diye bir yer olmazdı. reziller sizi!!.
devamını gör...
gaius julius caesar octavianus augustus
kendisi hakkında, adını tek seferde eksiksiz bir şekilde yazıp üstüne bir de aynısını düzgün bir şekilde telaffuz edebilenlerin cennete gideceği yönünde söylentilerin ortalıkta dolaşmakta olduğu roma imparatoru.*
vakitsiz ve talihsiz ölümü kleopatra'nın iktidarının çöküşüne de zemin hazırlamıştır bir nevi.
vakitsiz ve talihsiz ölümü kleopatra'nın iktidarının çöküşüne de zemin hazırlamıştır bir nevi.
devamını gör...
martı
çatıya attığımız artıkları anında görüp yetişiyorlar.
birisi bacaya çıkıp gagasını sonuna kadar açıp bağırıyor, galiba bu çığırtkan olan.onun seslenmesiyle martı doluyor çatı.
martılar, kargalarla beslenme şekli aynı olan kuşlar: çöpçü ve leşçiler.ayırmaksızın her şeyi afiyetle yiyorlar.
etrafta hiç serçe görmediğimden - istanbul’da tükendi diyorlar- biraz da bu dev kuşlardan şüpheleniyorum, sayılarının çok artmasından dolayı.çocukluğumda gündöndüleri yağmalayan, bu yüzden çiftçilerin hiç sevmediği serçeler yok artık.belki de tarım ilaçlarındandır kimbilir?
şuraya kocaman kuşların olduğu bir fotoğraf bırakayım:
birisi bacaya çıkıp gagasını sonuna kadar açıp bağırıyor, galiba bu çığırtkan olan.onun seslenmesiyle martı doluyor çatı.
martılar, kargalarla beslenme şekli aynı olan kuşlar: çöpçü ve leşçiler.ayırmaksızın her şeyi afiyetle yiyorlar.
etrafta hiç serçe görmediğimden - istanbul’da tükendi diyorlar- biraz da bu dev kuşlardan şüpheleniyorum, sayılarının çok artmasından dolayı.çocukluğumda gündöndüleri yağmalayan, bu yüzden çiftçilerin hiç sevmediği serçeler yok artık.belki de tarım ilaçlarındandır kimbilir?
şuraya kocaman kuşların olduğu bir fotoğraf bırakayım:
devamını gör...
normal sözlük'ün gelişmesi için tavsiyeler
beğenmedim butonunun gelmesi, el emeği göz nuru tanımların ayrıyeten bir portalda sergilenmesi. rakı seven kadın, sevgiliye nude atmak gibi zırva başlıkların engellenmesi ve bu tarz başlık açan yazarların uçurulması.
devamını gör...
ne zaman evleneceksin diye soran insan iticiliği
inşaat izlemek ata sporumuzsa, bu soru da ata sorusu olacak sorudur.
insanımız meraklıdır, haddi olmayan soruları sormakta ise daha da meraklıdır. en güzel cevap ‘sanane’ dir ama ben kibarlığımdan diyemedim bir türlü.
ben bir çoklarına göre geç bir yaşta evlendim. 39 yaşımdaydım evlendiğimde. bu süre boyunca bu soruya kaç kere maruz kaldığımı sizin hayal gücünüze bırakıyorum.
bir de o yaşlara gelince sorular yön değiştiriyor. misal, direk evli misin diye soruluyor. hayır denince de ikinci soru geliyor: boşandınız o zaman?. yani o yaşta hiç evlenmemiş olma ihtimalim düşünülmek bile istenmiyor. bu soruya da hayır hiç evlenmedim şeklinde cevap verince de konu kapanmıyor. bu sefer de ,’niye evlenmedin?’ sorusu geliyor ki artık insana da gına geliyor.
neyse evlendik 3 yıl kadar önce. ama halkımızın merakını başka bir şey kurcalamaya başladı: ne zaman çocuk yapacaksınız? çevremden arkadaşlarıma kadar herkesten bu soruyu duymaktan bıktım efendim, aha burama kadar geldi hatta. bir iki tanesine, olmuyor çocuk falan dedim, yine durmadı. bu sefer de ‘olur ya, tüp bebek falan deneyin, bak başkaları doğuruyor bu yaşlarda,vb bla bla bla. belki istemiyorum o tüp bebek stresini ya da çocuk istemiyorum belki.
yani demem o ki, ne milletin merakı ne de soruları biter. benim burama kadar geldi; ilk soracak kişiye, kibarlığı bırakıp ‘sanane’yi yapıştıracağım.
insanımız meraklıdır, haddi olmayan soruları sormakta ise daha da meraklıdır. en güzel cevap ‘sanane’ dir ama ben kibarlığımdan diyemedim bir türlü.
ben bir çoklarına göre geç bir yaşta evlendim. 39 yaşımdaydım evlendiğimde. bu süre boyunca bu soruya kaç kere maruz kaldığımı sizin hayal gücünüze bırakıyorum.
bir de o yaşlara gelince sorular yön değiştiriyor. misal, direk evli misin diye soruluyor. hayır denince de ikinci soru geliyor: boşandınız o zaman?. yani o yaşta hiç evlenmemiş olma ihtimalim düşünülmek bile istenmiyor. bu soruya da hayır hiç evlenmedim şeklinde cevap verince de konu kapanmıyor. bu sefer de ,’niye evlenmedin?’ sorusu geliyor ki artık insana da gına geliyor.
neyse evlendik 3 yıl kadar önce. ama halkımızın merakını başka bir şey kurcalamaya başladı: ne zaman çocuk yapacaksınız? çevremden arkadaşlarıma kadar herkesten bu soruyu duymaktan bıktım efendim, aha burama kadar geldi hatta. bir iki tanesine, olmuyor çocuk falan dedim, yine durmadı. bu sefer de ‘olur ya, tüp bebek falan deneyin, bak başkaları doğuruyor bu yaşlarda,vb bla bla bla. belki istemiyorum o tüp bebek stresini ya da çocuk istemiyorum belki.
yani demem o ki, ne milletin merakı ne de soruları biter. benim burama kadar geldi; ilk soracak kişiye, kibarlığı bırakıp ‘sanane’yi yapıştıracağım.
devamını gör...