üniversiteye başlayacaklara tavsiyeler
- ilk tanıştığınız kişilere aşırı güvenmeyin. genellikle o arkadaşlıklar devam etmez.
- üst sınıflardan arkadaş/ tanıdık edinmeye çalışın. siz onun o da sizin işinize yarayabilirsiniz.
- arkadaş edinmek için başka biri gibi davranmayın.
- üst sınıflardan arkadaş/ tanıdık edinmeye çalışın. siz onun o da sizin işinize yarayabilirsiniz.
- arkadaş edinmek için başka biri gibi davranmayın.
devamını gör...
yazarların yirmi beş bin tl ile yapacakları
gider bitcoin alırım, napacağım başka.
devamını gör...
rick and morty
"turşu rick" ve "gölge otuzbirci" bölümleri tadından yenmeyen çizgi dizi.
devamını gör...
gülüşü güzel insanlar
eğer gözleri aşka gülüyorsa, insanlıktan çıkıp taze söğüt dalına evrilmiş olması muhtemeldir.
devamını gör...
sarah jio
birçok kitabını okudum. gerçekten iyi bir yazar. kitapları akıcı ve olay örgüsü genelde ilgi çekici oluyor. ama birkaç kitabından sonra tekrara düştüğünü farkettim. birbirine çok benzeyen olaylar, karakterler vs. bu yüzden kendisini okumayı bıraktım*. keşke böyle olmasaydı. ama yapacak bir şey yok.
devamını gör...
bir zamanlar moda olan şimdi yüzüne bakmadığımız şeyler
denge bilekliği. ve bu bileklikle dengesini sağlayacağına inanan yurdum insanları.
devamını gör...
fırıncının kızı
edit: çok beğendiğim yazar arkadaşım domestic hıyar ukdesidir.
sıcak sıcak bir hikayeyi barındıran kitaptır. süper seks romanları serisinin nadide bir parçasıdır.

bir gün sahaf sahaf gezip book frenzy eylemimin dozunu arşa çıkardığımda her telden ikinci elden bir sahafta rastladım bu kitaba. evet, itiraf ediyorum kitap kütüphanemde mevcuttur. hem de kurt vonnegut kitaplarını dizdiğim rafta. mezbaha no:5’in yanında duruyor.
kitabı alıp almamakta çok tereddüt ettim önce. iki neden ötürü oldu tereddütüm. birincisi sürekli uğradığım bir sahaf dükkanı idi ve ben genelde entel kitaplar alırdım. ikincisi ise sahafı işleten abladan oldum olası korkuyordum zaten. koltuğundan hiç kalkmayan sert sert bakan bir ablaydı kendisi.
ama bu kitabı almam şarttı. içindeki hikaye çok basit bir hikaye idi. fırıncının kızının vücudunu una buladığı erotik bir hikaye işte. canlanmıştır gözünüzde. bana hiç çekici gelmeyen hikayede fırın içinde geçen bölümleri ise hiç gerçekçi bulmadım.
her neyse bu kitabı alabilmek için başka bir sürü kitap daha almak zorunda kaldım. ve kitabı aldığım kitap yığının ortasında bir yere koydum ki karışmış olabileceği imajı yaratabileyim ama gerek de kalmadı zaten. abla kitaplara baktı, fiyatı söyledi ve ben de elimde poşetlerle çıktım sahaftan.
ve hikayenin sonu bu işte dandik olsa da bence koleksiyon değeri olan bu sıcak sıcak kitap hala kütüphanemde durur. zengin bir kütüphanem olduğunu düşünüyorum. fırıncının kızı sayesinde daha da zengin.
sıcak sıcak bir hikayeyi barındıran kitaptır. süper seks romanları serisinin nadide bir parçasıdır.

bir gün sahaf sahaf gezip book frenzy eylemimin dozunu arşa çıkardığımda her telden ikinci elden bir sahafta rastladım bu kitaba. evet, itiraf ediyorum kitap kütüphanemde mevcuttur. hem de kurt vonnegut kitaplarını dizdiğim rafta. mezbaha no:5’in yanında duruyor.
kitabı alıp almamakta çok tereddüt ettim önce. iki neden ötürü oldu tereddütüm. birincisi sürekli uğradığım bir sahaf dükkanı idi ve ben genelde entel kitaplar alırdım. ikincisi ise sahafı işleten abladan oldum olası korkuyordum zaten. koltuğundan hiç kalkmayan sert sert bakan bir ablaydı kendisi.
ama bu kitabı almam şarttı. içindeki hikaye çok basit bir hikaye idi. fırıncının kızının vücudunu una buladığı erotik bir hikaye işte. canlanmıştır gözünüzde. bana hiç çekici gelmeyen hikayede fırın içinde geçen bölümleri ise hiç gerçekçi bulmadım.
her neyse bu kitabı alabilmek için başka bir sürü kitap daha almak zorunda kaldım. ve kitabı aldığım kitap yığının ortasında bir yere koydum ki karışmış olabileceği imajı yaratabileyim ama gerek de kalmadı zaten. abla kitaplara baktı, fiyatı söyledi ve ben de elimde poşetlerle çıktım sahaftan.
ve hikayenin sonu bu işte dandik olsa da bence koleksiyon değeri olan bu sıcak sıcak kitap hala kütüphanemde durur. zengin bir kütüphanem olduğunu düşünüyorum. fırıncının kızı sayesinde daha da zengin.
devamını gör...
yazarların şu an bulunmak istedikleri yer
devamını gör...
hiroshima mon amour
--! spoiler !--
film, walter benjamin'in "tarih meleği" kavramıyla ele alınabilir. tarih meleği'nin yüzü geçmişe dönüktür fakat ileriye doğru hareket etmektedir. geçmişin hatıraları, travmaları unutulmadıkça düzgün bir yolda ilerleyemez insan. hiroshima mon amour filminde de bu kavramı kadın karakterin hatıraları ile görmekteyiz. hiroshima’da tanışıp yakınlaştığı sevgilisinin yataktaki bir el hareketi, kadına unuttuğunu sandığı nevers’deki travmasını hatırlatır. ikinci dünya savaşı’nda fransa’yı işgal eden alman askerlerinden birine aşık olan kadın, bu yüzden toplumdan dışlanıp ailesi tarafından işkence görmüştür. filmin başında hiroshima’yı anlama üzerine konuşan iki karakterin bu iğrenç olayın müze simülasyonuyla veya otobüs turlarıyla anlaşılamayacağını savunur. mutlu birer evliliği ve sakin birer hayatı olan iki karakter geçmiş travmaları sayesinde birbirleriyle empati kurarak yakınlaşır. geçmişlerindeki bu travmalar, içinde bulundukları anı etkileyerek tıpkı resimdeki melek gibi ilerlemelerine ket vurur gözükmektedir. hayatlarına devam edebilmeleri için geçmişlerindeki travmaları kabullenip atlatmaları gerekmektedir. erkek karakter bu durumu kabullenmiş gözükmektedir. kadın karakter ise daha çekingendir. erkek sürekli nevers'i sorarak kadına yardımcı olmaya çalışmaktadır. bu zorlamaların sonunda ise döngü tamamlanır. erkek hiroshima'dır artık, kadın ise nevers.
--! spoiler !--
film, walter benjamin'in "tarih meleği" kavramıyla ele alınabilir. tarih meleği'nin yüzü geçmişe dönüktür fakat ileriye doğru hareket etmektedir. geçmişin hatıraları, travmaları unutulmadıkça düzgün bir yolda ilerleyemez insan. hiroshima mon amour filminde de bu kavramı kadın karakterin hatıraları ile görmekteyiz. hiroshima’da tanışıp yakınlaştığı sevgilisinin yataktaki bir el hareketi, kadına unuttuğunu sandığı nevers’deki travmasını hatırlatır. ikinci dünya savaşı’nda fransa’yı işgal eden alman askerlerinden birine aşık olan kadın, bu yüzden toplumdan dışlanıp ailesi tarafından işkence görmüştür. filmin başında hiroshima’yı anlama üzerine konuşan iki karakterin bu iğrenç olayın müze simülasyonuyla veya otobüs turlarıyla anlaşılamayacağını savunur. mutlu birer evliliği ve sakin birer hayatı olan iki karakter geçmiş travmaları sayesinde birbirleriyle empati kurarak yakınlaşır. geçmişlerindeki bu travmalar, içinde bulundukları anı etkileyerek tıpkı resimdeki melek gibi ilerlemelerine ket vurur gözükmektedir. hayatlarına devam edebilmeleri için geçmişlerindeki travmaları kabullenip atlatmaları gerekmektedir. erkek karakter bu durumu kabullenmiş gözükmektedir. kadın karakter ise daha çekingendir. erkek sürekli nevers'i sorarak kadına yardımcı olmaya çalışmaktadır. bu zorlamaların sonunda ise döngü tamamlanır. erkek hiroshima'dır artık, kadın ise nevers.
--! spoiler !--
devamını gör...
depresyona giren kişiye söylenmemesi gerekenler
takma ya
devamını gör...
yeni başlayacaklara fantastik kurgu kitap önerileri
başlığı açan yazar işe ejderha mızrağı serisi ile başlamış, bende başlangıç noktası olarak onu baz alıp, bir kaç şey yazayım.
netice olarak ejderha mızrağı serisi ana olay örgüsü dışında, fazlaca yan kitap ve yan yazar barındırıyor. margaret weis ve tracy hickman'ın başlattığı serüven bu yüzden pek çok okuyucu için bir yerden sonra karmaşıklaşıyor. bu sebeple de kronoloji ve okuma sırası burada önem arz ediyor.
yan kitapları bir kenara bırakırsak, işe her şeyin çıkış noktası olan, ''ejderha mızrağı destanı'' ile başlamak lazım. bu seri 3 kitaptan müteşekkil;
güz alacakaranlığın ejderhaları
kış gecesi ejderhaları
ilkbahar şafağı ejderhaları
sonrasında ''efsaneler üçlemesi''ne yönelmek mantıklı. ilk seriyi tamamlayıcı bir nitelik arz ediyor. raistlin majere ve caramon majere kardeşleri odak noktasına koysa da, diğer mızrak kahramanlarına ilişkin bilgileri ve tamamlayıcı olayları bu seride bulabiliyorsunuz. adı üzerinde bu seri de 3 kitaptan müteşekkil;
ikizlerin zamanı
ikizlerin savaşı
ikizlerin sınavı
bu serinin arkasından ben ''raistlin tarihçeleri''ni okumuştum. zira bana göre kurgunun ruhu olan bu özel karakter üzerine daha fazla bilgi edinmek elzem olmuştu. burada da karşımıza iki kitap çıkıyor;
ruhdöveni
silah kardeşliği
fakat ''raistlin tarihçeleri''ni atlayıp, ''ruhlar savaşı'' serisine de direkt geçebilirsiniz. bu seride 3 kitaptan müteşekkil;
batan güneşin ejderhaları
kayıp yıldızın ejderhaları
yitik ayın ejderhaları
ondan sonra ''yaz alevi ejderhaları'' ve ''ikinci nesil''i okumak suretiyle pek çok şeyi sonuca bağlıyorsunuz, biraz da hüzünleniyorsunuz. tasslehoff amca olmuş daha ne olsun.
takiben karşımıza karanlık havari serisi çıkıyor. bu seri bende diğer serilerin bıraktığı etkiyi bırakmadı. özellikle ''yaz alevi ejderhaları''dan sonra biraz usulen yazılmış gibi geldi. belki de ''yaz alevi ejderhaları'' işin pik noktası olduğu için de öyle hissetmiş olabilirim. yine de okunur mu ? elbette okunur. yine 3 kitaptan müteşekkil;
amber ve küller
amber ve demir
amber ve kan
bundan sonrasıysa size kalmış. burada bırakabilirsiniz. lakin bu zehir vücuda bir kere zerk edince, insan diğerlerini de merak etmiyor değil. yan kitapların bazısından bir hayli zevk aldım. bazılarını ise çok vasat buldum.
weis ve hickman ile işe başlamışken, başka kurgulara girmeden ''ölüm kapısı serisi''ne doğru yola çıkın derim. tek kelimeyle muhteşem. hatta benim gözümde bugüne kadar yazılmış en iyi fantastik kurgu eserlerden biridir. elbette ''yüzüklerin efendisi''nin fantastik kurgu edebiyata gönül verenler için yeri ayrıdır. onu çok fazla kıyasa tabi tutmayız.
birbirlerine bir o kadar yakın, aynı zamanda da düşman iki karakter olan haplo ve alfred'in ilişkilerinin işleniş biçimi çok çarpıcıdır.
bu seri 7 kitaptan müteşekkil;
ejder kanadı
elf yıldızı
ateş denizi
yılan büyücüsü
kaosun eli
labirentte
yedinci kapı
bu dönemeci de döndüğümüze göre, başka bir seriye meyledebiliriz. karşımızda ''unutulmuş diyarlar'' ve fantastik kurgu evreninin en büyük silahşörü drizzt do'urden... r.a salvatore tarafından yazılan ana hikayenin listesini de şöyle yapabiliriz.
kara elf üçlemesi
anayurt
sürgün
göç
buzyeli vadisi üçlemesi
kristal parçası
gümüş damarları
buçukluğun mücevheri
drizzt do’urden’in maceraları serisi
miras
yıldızsız gece
karanlığın kuşatması
şafağa geçit
bu 10 kitap sizi kesmez ise, unutulmuş diyarlarda kalmak isterseniz. tıpkı ''ejderha mızrağı'nda olduğu gibi yan kitaplara yönelebilir ya da salvatore'nin yazdığı ''ruhban'' serisine göz atabilirsiniz.
bu da bitti ne yapsak ? e tabi bir de ''david eddings'' e bakmak lazım. akıcı bir dili vardır. başlarsınız ve serilerin ne ara bittiğini bile anlamazsınız. tolkien'den esintiler bulmanızda cabası.
genel olarak çoğunluk ''belgariad serisi'' ve ''malloryon'' serisine ağırlık verse de bende elenium ve tamuli üçlemelerinin yeri ayrıdır. şövalye sparhawk'ın askerleyiz diye slogan attırabilecek bu seri, ursula k. l guin'e de gönderme yapması sebebiyle bende ayrı bir sempati uyandırır.
evet, biraz vites düşürelim kafa dağıtalım diyorsanız da, ''shannara efsanesi''ne göz gezdirebilirsiniz. fazla yorucu değildir. işin aslı biraz ''yüzüklerin efendisi''ni andırır. druid allanon tıpkı gandalf'ın baggins'lere sıkıntılı durumlarda uğraması gibi, ohmsford sülalesine uğramaktadır.. karabüyücü lord ise biraz sauron'u hatırlatır. yine de beklentiyi çok yüksek tutmaz iseniz keyifli zaman geçirebilirsiniz.
bu seride toplam 10 kitap ile karşılacaksınız. bunun sebebi shannra'nın kılıcı'nın 3 kitap olarak basılmasıdır. sonrasında durum değişti mi onu bilemiyorum.
neyse nefeslendik, yorucu olmayan bir seri okuduk. hala fantastik kurgu kitap okuma isteğiniz varsa bir ''fantastik kurgu'' efsanesi olan melnibonelu elric ve kılıcı ''fırtına yaratan'' ile tanışma vaktiniz geldi demektir. micheal moorcok'un bu karakteri yaratmış olması dahi ''fantastik kurgu edebiyat'' için önemli bir mihenk taşıdır. farklı bir yol farklı bir karakter... işin büyüsünü kaçırmamak için çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. okuyun ve görün denilesi bir eserdir. yalnız seriyi önerdiğim bazı arkadaşlarım türkçe basımlarını bulamadılar. o sorun halen devam ediyor mu bilemiyorum. tek bildiğim ne yapıp edip, bulup okumanız gerekliliğidir.
baktık kaptırdık gidiyoruz. zebellah gibi bir seriyi okuyacak gücümüz ve inancımız var demektir. robert jordan imzalı ''zaman çarkı'' bunun için biçilmiş kaftan... 14 kitaplık dev bir seri...
ursula k. l guin ve tolkien'den bahsetmeye gerek bile yok. zaten okudunuz ya da okuyacaksınız.
benden bu kadar. keyifli okumalar.
netice olarak ejderha mızrağı serisi ana olay örgüsü dışında, fazlaca yan kitap ve yan yazar barındırıyor. margaret weis ve tracy hickman'ın başlattığı serüven bu yüzden pek çok okuyucu için bir yerden sonra karmaşıklaşıyor. bu sebeple de kronoloji ve okuma sırası burada önem arz ediyor.
yan kitapları bir kenara bırakırsak, işe her şeyin çıkış noktası olan, ''ejderha mızrağı destanı'' ile başlamak lazım. bu seri 3 kitaptan müteşekkil;
güz alacakaranlığın ejderhaları
kış gecesi ejderhaları
ilkbahar şafağı ejderhaları
sonrasında ''efsaneler üçlemesi''ne yönelmek mantıklı. ilk seriyi tamamlayıcı bir nitelik arz ediyor. raistlin majere ve caramon majere kardeşleri odak noktasına koysa da, diğer mızrak kahramanlarına ilişkin bilgileri ve tamamlayıcı olayları bu seride bulabiliyorsunuz. adı üzerinde bu seri de 3 kitaptan müteşekkil;
ikizlerin zamanı
ikizlerin savaşı
ikizlerin sınavı
bu serinin arkasından ben ''raistlin tarihçeleri''ni okumuştum. zira bana göre kurgunun ruhu olan bu özel karakter üzerine daha fazla bilgi edinmek elzem olmuştu. burada da karşımıza iki kitap çıkıyor;
ruhdöveni
silah kardeşliği
fakat ''raistlin tarihçeleri''ni atlayıp, ''ruhlar savaşı'' serisine de direkt geçebilirsiniz. bu seride 3 kitaptan müteşekkil;
batan güneşin ejderhaları
kayıp yıldızın ejderhaları
yitik ayın ejderhaları
ondan sonra ''yaz alevi ejderhaları'' ve ''ikinci nesil''i okumak suretiyle pek çok şeyi sonuca bağlıyorsunuz, biraz da hüzünleniyorsunuz. tasslehoff amca olmuş daha ne olsun.
takiben karşımıza karanlık havari serisi çıkıyor. bu seri bende diğer serilerin bıraktığı etkiyi bırakmadı. özellikle ''yaz alevi ejderhaları''dan sonra biraz usulen yazılmış gibi geldi. belki de ''yaz alevi ejderhaları'' işin pik noktası olduğu için de öyle hissetmiş olabilirim. yine de okunur mu ? elbette okunur. yine 3 kitaptan müteşekkil;
amber ve küller
amber ve demir
amber ve kan
bundan sonrasıysa size kalmış. burada bırakabilirsiniz. lakin bu zehir vücuda bir kere zerk edince, insan diğerlerini de merak etmiyor değil. yan kitapların bazısından bir hayli zevk aldım. bazılarını ise çok vasat buldum.
weis ve hickman ile işe başlamışken, başka kurgulara girmeden ''ölüm kapısı serisi''ne doğru yola çıkın derim. tek kelimeyle muhteşem. hatta benim gözümde bugüne kadar yazılmış en iyi fantastik kurgu eserlerden biridir. elbette ''yüzüklerin efendisi''nin fantastik kurgu edebiyata gönül verenler için yeri ayrıdır. onu çok fazla kıyasa tabi tutmayız.
birbirlerine bir o kadar yakın, aynı zamanda da düşman iki karakter olan haplo ve alfred'in ilişkilerinin işleniş biçimi çok çarpıcıdır.
bu seri 7 kitaptan müteşekkil;
ejder kanadı
elf yıldızı
ateş denizi
yılan büyücüsü
kaosun eli
labirentte
yedinci kapı
bu dönemeci de döndüğümüze göre, başka bir seriye meyledebiliriz. karşımızda ''unutulmuş diyarlar'' ve fantastik kurgu evreninin en büyük silahşörü drizzt do'urden... r.a salvatore tarafından yazılan ana hikayenin listesini de şöyle yapabiliriz.
kara elf üçlemesi
anayurt
sürgün
göç
buzyeli vadisi üçlemesi
kristal parçası
gümüş damarları
buçukluğun mücevheri
drizzt do’urden’in maceraları serisi
miras
yıldızsız gece
karanlığın kuşatması
şafağa geçit
bu 10 kitap sizi kesmez ise, unutulmuş diyarlarda kalmak isterseniz. tıpkı ''ejderha mızrağı'nda olduğu gibi yan kitaplara yönelebilir ya da salvatore'nin yazdığı ''ruhban'' serisine göz atabilirsiniz.
bu da bitti ne yapsak ? e tabi bir de ''david eddings'' e bakmak lazım. akıcı bir dili vardır. başlarsınız ve serilerin ne ara bittiğini bile anlamazsınız. tolkien'den esintiler bulmanızda cabası.
genel olarak çoğunluk ''belgariad serisi'' ve ''malloryon'' serisine ağırlık verse de bende elenium ve tamuli üçlemelerinin yeri ayrıdır. şövalye sparhawk'ın askerleyiz diye slogan attırabilecek bu seri, ursula k. l guin'e de gönderme yapması sebebiyle bende ayrı bir sempati uyandırır.
evet, biraz vites düşürelim kafa dağıtalım diyorsanız da, ''shannara efsanesi''ne göz gezdirebilirsiniz. fazla yorucu değildir. işin aslı biraz ''yüzüklerin efendisi''ni andırır. druid allanon tıpkı gandalf'ın baggins'lere sıkıntılı durumlarda uğraması gibi, ohmsford sülalesine uğramaktadır.. karabüyücü lord ise biraz sauron'u hatırlatır. yine de beklentiyi çok yüksek tutmaz iseniz keyifli zaman geçirebilirsiniz.
bu seride toplam 10 kitap ile karşılacaksınız. bunun sebebi shannra'nın kılıcı'nın 3 kitap olarak basılmasıdır. sonrasında durum değişti mi onu bilemiyorum.
neyse nefeslendik, yorucu olmayan bir seri okuduk. hala fantastik kurgu kitap okuma isteğiniz varsa bir ''fantastik kurgu'' efsanesi olan melnibonelu elric ve kılıcı ''fırtına yaratan'' ile tanışma vaktiniz geldi demektir. micheal moorcok'un bu karakteri yaratmış olması dahi ''fantastik kurgu edebiyat'' için önemli bir mihenk taşıdır. farklı bir yol farklı bir karakter... işin büyüsünü kaçırmamak için çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. okuyun ve görün denilesi bir eserdir. yalnız seriyi önerdiğim bazı arkadaşlarım türkçe basımlarını bulamadılar. o sorun halen devam ediyor mu bilemiyorum. tek bildiğim ne yapıp edip, bulup okumanız gerekliliğidir.
baktık kaptırdık gidiyoruz. zebellah gibi bir seriyi okuyacak gücümüz ve inancımız var demektir. robert jordan imzalı ''zaman çarkı'' bunun için biçilmiş kaftan... 14 kitaplık dev bir seri...
ursula k. l guin ve tolkien'den bahsetmeye gerek bile yok. zaten okudunuz ya da okuyacaksınız.
benden bu kadar. keyifli okumalar.
devamını gör...
normal sözlük evcil dost sahiplendirme veri tabanı
cins takıntısı olmayıp sokaktan bir can sahiplenmek isteyen varsa bana ulaşabilir. önüme çokça ilan düşüyor özellikle istanbul civarında.
devamını gör...
sözlükte hızlı karma kasma hilesi
videoya tıklayan enayi ıvanmılınskı adlı yazarın hesabından yazıyorum ehehehe.
linke tıkladığı için hesabını patlattım iyi günler dediğim başlıktır.
linke tıkladığı için hesabını patlattım iyi günler dediğim başlıktır.
devamını gör...
can sıkan durumlar
sınavda burnunun akması ve yanında peçete olmaması...
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
hükümetin kadınlar üzerinde bir planı olduğunu düşündüğüm ayrılmadır. fakat söyleseler keşke o planı. gaz odalarında mı hiç edeceksiniz ne yapacaksınız? çocuk doğurma kamplarına mı kapatacaksınız? ne? kadını koruyan bir sözleşmeden niçin vazgeçtiniz?
devamını gör...
ince dudaklı kızların ruj sürme sorunsalı
hafif nude tonlarındaki bir dudak kalemi ile dudağın kenarlarına çerçeve yaparak sonra mat ruj ile üzerinden geçilerek ince dudakları dolgun dudaklara çevirebilirsiniz.
dolgunlaştırıcı lipsticklere değinmiyorum bile. üzgünüm dostum, artık her şeyin bir çözümü var. sinsi dudaklıların, dolgun dudaklılara öpücük attığı bir dönemdeyiz.
dolgunlaştırıcı lipsticklere değinmiyorum bile. üzgünüm dostum, artık her şeyin bir çözümü var. sinsi dudaklıların, dolgun dudaklılara öpücük attığı bir dönemdeyiz.
devamını gör...
akp milletvekili ahmet hamdi çamlı'nın restore edilen çeşmeye babasının ismini yazdırması

akp milletvekili ahmet hamdi çamlı'nın yaptığı fantastik olay. birinci mahmut tarafından yaptırılan 270 yıllık vezir çeşmesi'nin restorasyonunu yaptıran çamlı, çeşmenin kitabesine “sahibü’l hayrat merhum ahmed zeki çamlı ruhiçün el fatiha” şeklinde babasının adını yazdırtmış. akıllara arog'da arif'in 1 milyon sene önce kayalara adını yazması ve günümüzde 'arif yazmaları' şeklinde yer yerinden oynadığı sahneyi getiriyor ama bulamadım o sahneyi ne yazık ki.
haber: www.krttv.com.tr/gundem/akp...
ekleme: sahneyi buldum.
devamını gör...
kadının her yerinden tahrik olan erkek
son zamanlarda iyice farkına varıp hem sinirlendiğim hem şaşırdığım durum. hiç aklımıza gelmeyecek davranışlarımız farkında olmadan bir erkeği tahrik edebiliyor. ayaktan tahrik olan mı dersin, kulak memesine mi dersin, saçtan, bacaktan, kadının sesinden, koridorda topuklu ayakkabıyla yürürken çıkardığı sesten, yediği külahlı dondurmadan... aklıma geldikçe çıldırıyorum. evet herkes her şeyden tahrik olabilir buna engel olamayız. bir kadının bacağından da tahrik olabilirsin koltuk altından da ama bu demek değildir ki sözlerinizle veya bakışlarınzla tahrik edebilirsiniz. kadınlar açık giyinerek kul hakkına giriyorlar diyen çok erkek tanıdım hadi hak verip kendimizi kısıtlayalım da bu kısıtlamanın sonu var mı? sesten etkileniyorum ayaktan etkileniyorum kaştan kirpikten etkileniyorum diyen var ne yapalım komple yok mu olalım? kısıtlanmayacağız, normal olanı öğrenip buna alışacaksınız.*
devamını gör...
devil may cry dante's awakening
yurdum oyuncusunun hack 'n' slash'i tanımasına sebep olan mükemmel capcom oyunu. normal şartlarda prequel seven bir zat olmamama ve flashforward'dan hoşlanmamama rağmen küçük çaplı kalp krizleri eşliğinde düzenli olarak dmd* modunda 10 kere* oynamışımdır muhtemelen. oyunun ana hikayesinden devil may cry 5 başlığında detaylıca bahsetmiştim zaten o yüzden hikayeyi atlayıp oynanış hakkında bir kaç kelam etmek gerekirse; ilk iki oyunun rezil kepaze karakter modellemesi, yetersiz weaponlar, dandik vuruş hissiyatı ve dante'nin gerçek anlamda hantal hareket etmesi gibi bir takım problemleri çözmüş capcom. bundan ötürü ilk iki oyunun aksine bugün dmc'yi bu kadar büyük bir hayran kitlesine kavuşturan esas oyun olma görevini de üstleniyor zaten. hideaki itsuno'dan beklenmeyecek hareketler. dante'nin mermileri yine legolas'ın okları gibi ama hasar düşük tutulmuş, rebellion'ın taban hasarı da gayet yerindeydi ama 'biraz combo yapın yok öyle kolay kolay sss almak' demiş itsuno abimiz.
bossların diğer oyunlara göre modelleme ve zorluk açısından daha yeterli olması hatta oyuna eklenmiş/bosslardan edindiğimiz her silahın bir şekilde başka bosslar ile oynarken daha etkili olmasından ötürü tüm silahları mecburen en az bir kere kullanmak zorunda olmamız gibi hoş bir detay da var. her şeyi kullanmak zorunda kalmak en azından bosslardan edindiğimiz silahların boş ve anlamsız olmamasını sağlıyor hem de oyun açıkça tüm hünerlerini sergile diyor. günümüz oyunları kadar iyi grafikler vadetmiyor olsa bile gerçek bir oyun hissiyatı yarattığını da söylemek gerek. gözü kapalı boss kestiğimiz günümüz oyunlarına benzemez öyle yani*. serinin diğer oyunları arasındaki yeri ise biraz muamma. son çıkan oyunu -aradaki zaman farkından ötürü- ve aptal reboot'u saymazsak eğer devil may cry 4 tamamlanamadan piyasaya sürülmüş bir oyun olmasına rağmen oynanış bakımından değil serinin türünün bile en iyilerinin arasında yer alabilecek düzeyde ki senaryosu ne kadar klişe olsa bile bir hack 'n' slash oyunu için gayet yeterli. ilk iki oyun oynanış bakımından sıkıntılı ve senaryoları ne yazık ki çöpünde ötesinde bundan ötürü dmc 3: dante's awakening serinin en iyi ikinci oyunu denebilir. donuk ve renksiz wrpg'lerin kölesi olmayan her oyuncunun en az bir kere oynaması gereken bir oyun. ne rahatsız edici düzeyde animevari ne de donuk ve hissiyatsız, tam ayarında.
son olarak; devils never cry!
bossların diğer oyunlara göre modelleme ve zorluk açısından daha yeterli olması hatta oyuna eklenmiş/bosslardan edindiğimiz her silahın bir şekilde başka bosslar ile oynarken daha etkili olmasından ötürü tüm silahları mecburen en az bir kere kullanmak zorunda olmamız gibi hoş bir detay da var. her şeyi kullanmak zorunda kalmak en azından bosslardan edindiğimiz silahların boş ve anlamsız olmamasını sağlıyor hem de oyun açıkça tüm hünerlerini sergile diyor. günümüz oyunları kadar iyi grafikler vadetmiyor olsa bile gerçek bir oyun hissiyatı yarattığını da söylemek gerek. gözü kapalı boss kestiğimiz günümüz oyunlarına benzemez öyle yani*. serinin diğer oyunları arasındaki yeri ise biraz muamma. son çıkan oyunu -aradaki zaman farkından ötürü- ve aptal reboot'u saymazsak eğer devil may cry 4 tamamlanamadan piyasaya sürülmüş bir oyun olmasına rağmen oynanış bakımından değil serinin türünün bile en iyilerinin arasında yer alabilecek düzeyde ki senaryosu ne kadar klişe olsa bile bir hack 'n' slash oyunu için gayet yeterli. ilk iki oyun oynanış bakımından sıkıntılı ve senaryoları ne yazık ki çöpünde ötesinde bundan ötürü dmc 3: dante's awakening serinin en iyi ikinci oyunu denebilir. donuk ve renksiz wrpg'lerin kölesi olmayan her oyuncunun en az bir kere oynaması gereken bir oyun. ne rahatsız edici düzeyde animevari ne de donuk ve hissiyatsız, tam ayarında.
son olarak; devils never cry!
devamını gör...
