taciz konusuna değinmeden önce her ne kadar kırıkkale de olsa bir üniversitede profesör olmuş birisinin türkçesine ve ülkenin eğitimcilerinin seviyesinin ne durumda olduğuna parmak basmak istiyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
senin ben türkçeni emi...
taciz konusuna gelirsek bunun bir bedeli olacaktır ve bu adam bu bedeli mutlaka ödemelidir. sözde profesör olan bu adama küfür, hakaret ya da isyan ederek bu konuya çözüm bulamayız. maalesef kadınlara olan bu ilgi ve bu ilginin kontrolsüz seviyesi hayatın çok itici bir gerçeği. bu konunun çözümü çok daha derin işlenip ele alınarak belki çözülebilir. dediğim gibi madem yaptı cezası neyse çekecek. bu ülkede kadın olmak zor zanaat...
son olarak seni profesör yapanın ta alimünyum...

www.mynet.com/kirikkale-uni...
devamını gör...

bir tinto brass filmidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filmin orijinal adı cosi fan tutte’dir ki bu wolfgang amadeus mozart’ın aynı isimli bir operasının adıdır. zaten film de bu operadan esinlenerek çekilmiştir. filmin senaryosunu yönetmen tinto brass, francesco costa ve bernardino zapponi yazmıştır. filmin başrollerinde ise claudia koll, paolo lanza ve franco branciaroli oynamıştır.

beş yıllık bir evliliği olan diana içindeki özgür olma isteğini uzun zamandır bastırmaktadır. bu özgürlük anlayışı eşini terk etmek anlamına gelen bir özgürlük değildir. sadece evliliğin getirdiği o tekdüzelik ve sıradanlaşmadan kurtulmak isteğidir bu.

diana da bunu sağlamak için çeşitli cinsel deneyimler yaşayarak hem içindeki cinsel özgürlük duygusunu dibine kadar hissetmek hem de artık monoton bir hal almış olan evliliğini renklendirmek ister. bu amaçla da yaşadığı deneyimleri eşinden gizleme gereği duymaz.

paolo eşinin bu iyi niyetli çabasını anlamakta güçlük çeker ve eşinin başka insanlarla yaşadığı fantezi dünyasının tek amacının evliliklerini daha heyecanlı bir boyuta taşımak olduğunu kabullenemez. ve elbette bu da kıskançlık krizlerine neden olur.

eğer bir operayı komedi erotik bir formda izlemek isterseniz ideal film budur.
devamını gör...

irkilmiyor değilim, acaba yanlış bir şey mi yaptım diye düşünüyorum.
devamını gör...

(bkz: uykular haram oldu)
devamını gör...

soyut veya somut şeylerin harfler, kelimeler ve cümlelerle ifade edilmiş ve bu ifadelerin yazıya dökülüp yayımlanmış haline denilir efendim.
devamını gör...

mehmet ali kılıçbay'ın çok güzel ve anlaşılır bir açıklaması vardı. tarihsel süreçte nasıl yemek yeme eylemimiz sofra kültürüne, çatal şuraya bıçak şuraya gibi dönüştüyse, karşıdakine duyulan cinsel arzu tarihsel süreçte evrile evrile aşk dediğimiz şeye dönüştü. mesela antik yunan şiirinde kadından hiç bahsedilmez çünkü kadın değerli bir şey değil. ilk olarak orta çağda şövalyelerin efendilerinin karılarına duyduğu yasak arzu ile şiire girmeye başlıyor. zaten reklam sektörü ve kültür endüstrisi ile iyice kimi nasıl seveceğimiz bile doğmadan önce belli.
devamını gör...

23 nisanı, 19 mayısı, 30 ağustosu, 29 ekimi ve bize unutturulmaya çalışılan diğer değerlerimizi unutturamadıkları, yine coşkuyla hep beraber kutladığımız, yine ponpon kız olduğumuz, stadyumlara gittiğimiz günler görme umuduyla hepimizin ulusal egemenlik ve çocuk bayramı kutlu olsun. içinizdeki çocuğun neşesi hiç bitmesin.
devamını gör...

kaliteli olabilmek için an itibariyle sözlüğü bırakıyorum o zaman.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yukarıdaki düşüncemden vazgeçiren tablo. özellikle şu anki sıralamaya baktığımızda takipçi, tanım ve beğeni sayısının konuyla hiç ilgisi olmadığı görülüyor.

yanlış anlaşılma olmasın, ben sıramı zaten savdım, hediyemi de devrettim. fakat sistemi anlamaya çalıştığımdan özellikle ilk birkaç sıradaki arkadaşın arayı hangi tanımlarla bir anda açtığını merak edip inceliyorum. takip etmelik yazarları tespit etmek için de iyi bir yol olduğunu düşünüyordum ama şu an yaptığım inceleme sonucunda şaşırmadım diyemeyeceğim. ekşi'nin çaylak algoritması gibi, nasıl olduğu belirsiz demek ki bu sıralamanın. üstelik demek ki ben de yazdıklarımla değil, tesadüfen 1. olmuşum diye düşünüyorum şu an.

ilginç...

edit: az önce bir arkadaşla konuşurken verilen oyların daha etkili olduğunu söyledi. bence o da değil çünkü ben beğendiğim tanımları bolca oyluyorum. cimri değiliz o kadar *
devamını gör...

kafa bir han biz de yolcu
pandacım unutmamış dostunu
messela yanni bu bir soru mu?
baharmıgeldi yoksa hava soğuk mu?
devamını gör...

küba' da 1960 yıllarında cehalet %60 lardaydı. fidel castro öğrencilerden oluşturduğu ekiple birlikte halkın çoğunluğunu okur yazar hale getirmiş, daha sonra okumayı öğrenen çoğunluğu çiftçilerden oluşan yardım severlerin yaptığı bağışlarla bu öğrencilere burs vermiştir. ayrıca küba' daki genelevleri kapattırıp, yerlerine çocuklar için rehabilitasyon merkezleri açtırmıştır. devrim gibi devrim açıkçası. komünist, sosyalist, sakallı bilmem ne... yaptığı takdire şayan işlerle takdirleri kazanmıştır.
devamını gör...

yapılması gereken bir uygulama. nice intihal olan tezler var. akademinin içini boşaltıyor böyle şeyler.
devamını gör...

kar altındaki fareyi görmese de avlayacak kadar isabetli olabiliyor. bir peçeli baykuş yılda 1000 'den fazla fare avlıyor.
devamını gör...

juanamaryat nerdesin tam senlik başlık.
devamını gör...

önceden bir zaman, onu biraz daha görüp, onunla konuşabilmek için bir okul çıkışı kendisiyle beraber 1 saat yol gidip evin yolunu şaşırmamdır. ondan 3 durak önce inmem gerekiyordu aslında. bana neden inmediğimi sorunca ise: "benim de orada işim vardı" dedim ve onunla aynı durakta ininceye kadar eşlik etmeye devam ettim.

o eve gitmeden önce biraz kordon boyunca yürüyüp biraz daha konuştuk. birbirimize "sonra görüşürüz" demeden önce, en son birazcık da deniz kenarına oturup biraz daha konuşmaya karar verdik. aradan 15 dk civarı bir süre geçtikten sonra bana ne anlattı biliyor musunuz? "sevgilisiyle olan kavgalarını". orada, sevdiğimin yanında onun üç yıllık sevgilisi olduğunu öğrendim. akşam olana değin onu teselli ettim, dertlerini dinledim. umarım onu birazcık da olsa içini ferahlatabilmiş, bir nebze mutlu olarak eve dönmesine yaramışımdır diyorum şimdi...

veda ettikten sonra evin yolunu tuttum. tam ben giderken bir bulut üzerime doğru ağlamaya başladı, doğa ana bile bana üzüldü sanıyorum.
devamını gör...

bekletilmek ve ısrar *.
devamını gör...

(bkz: sever misin sabaha mı bırakırsın)
devamını gör...

sivas'ta 30 erkeğin grup seks yaparken yakalanmasını akla getirmiştir.
devamını gör...

bazı şeylere gereğinden fazla önem veriyorsunuz arkadaşlar. bu da onlardan biri. 2 gündür bu sözlükte takılıyorum. sözlük özellikleri ile alakalı gördüğüm 5. başlık falan olabilir. örnekler: bana laf sokulan entry'i beğenen yazar, oy verenlerin nickinin görünmesi, sözlüğe bilmem kaç tane yeni yazar gelmesi... uzar gider böyle.
ne yapacaksınız bunları? mis gibi yeni bir sözlükte ilk nesil yazarlarsınız. ortam da iyi gibi. ne bileyim fazla gereksiz şeylere takıyorsunuz.

gelin size bir hikaye anlatayım;

bundan yaklaşık 12 sene kadar evvel, ekşi sözlük'te çaylakken ki o zamanlar ekşi sözlük ekşi sözlük'tü yani. neyse bir sürü klon sözlük girişimi oldu o yıllarda. ben de girdim bunlardan birine yazıyorum. kendi yağımızda kavruluyoruz. ama eğlenceli de bir yandan. neyse sözlüğü ilk nesiller olarak baya sahiplendik. sonra aynı buradaki gibi sözlük içindeki özelliklere, kurallara ya da genel olarak kuralsızlığa çok takılmaya başladık. örneğin ekşi sözlük'teki troll girişimler, daha küçük çaplı sözlüklerde çok daha büyük sorun yaratıyor. tartışmalar, küfürleşmeler, bazen ırkçılık boyutundaki ayrışmalar yaşandı. bunlar sözlüğü yıprattı tabii. sonra zamanla yazar sayısı azaldı, insanlar küsüp gitti, yeni gelenler ortamı beğenmedi... çünkü özellikle yeni gelenler sözlükte bir kankacılık akımı seziyordu. ilk nesil olup da bu akıma girmeyenler de aynı şeyden şikayetçiydi. sonra sözlük azalarak bitti. en sonunda da kapanıp tarihe karıştı. içeride yazılan binlerce entry de internet çöplüğüne atıldı. onca emek ve yaşanmışlık yanlış tercihler ve öncelikler yüzünden hiç oldu.

benim burada nasihat vermek gibi bir olayım yok. ayıp da olur. ama tavsiye vermek isterim. sözlüğü elbette sahiplenin ama bir yandan da sıradan bir yazar olarak takılın. elbette burası sizin emeklerinizle bu duruma gelmiştir ama sadece siz yetmezsiniz.
ekşi sözlük ile yarışmayın. ekşi sözlük'ten farklı olması burayı cazip kılan. oradaki troll başlıkları, anket başlıkları, nick altı entryleri burada sakil görünür.
sözlük'teki yapıyı eleştirin tabii ama buna çok da önem vermeyin. yok nickimi görürler, yok bana laf sokulan entryi beğenirler falan gerçekten dert etmeyin :)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim