libido tavandayken açılan başlık
devamını gör...

biricik anaokulu arkadaşımdır.

hayatımda tanıdığım en naif ve en zeki insanlardan biriydi kendisi. umarım şuan her neredeyse iyidir ve kendine güzel bir hayat kurmuştur. yolu açık olsun.*

ayrıca:
(bkz: ronald weasley)
devamını gör...

benimdir, ama öncü biber salçası kalitesinde salça olurum öyle boş beleş değil yani!
devamını gör...

serdar ortaç cupid'in okuyla yaralanmış ve yarası aşırı kanadığı için her yer kan olmuştur. ahmet haşim gibi batan güneşi ömrünün bitişi ile bağdaştıran serdar bu her yerin kan gölü olmasını akşam güneşinin kızıllığına benzetme bayrağını ileri taşıyarak kızıldan da öte kızıl ötesi olarak tasvir etmiştir.

insanlar müzelere giderek eski insanların yaşayışları hakkında fikir sahibi olurlar ve böylelikle onların hatalarını tekrarlamazlar. işte serdar da diyor ki benim bu ahvalim aşk yarası sonucu bu hale düşenler durumu görüp ibret alsın diye aşk yaralıları müzesinde sergilensin ve ben de balmumu bir heykel gibi durarak yeni kuşaklara bir ibret hikayesi olayım.

(bkz: eyyorlamam bu kadar)
devamını gör...

öyle içerden bir yerden maaal maaal bakan biri. *
abisi terörist, kendisi teröristlerle iş birliği içinde olan, ciğeri 5 para etmez biri. sözüm ona özgürlüğü savunuyoruz deyip terör destekçiliği yapanların göz bebeğidir.
devamını gör...

acayip bir bilgi öğrenince yarın bir gün kim milyoner olmak ister yarışmasına katılırsam, bununla alakalı bir soru çıkarsa ve cevaplarsam çok havalı olurdu diye düşünmek.
devamını gör...

kafası güzel yazar söylemi.
devamını gör...

sözlükte "katı, sert bir nesneden kırılırken çıkan ses ya da böyle iki nesne birbirine çarptığında çıkan ses." anlamına gelen sözcüktür.
devamını gör...

bir tarafta öğrencilerinin korkulu rüyası, jazz öğretmeni terrence fletcher (bkz: j.k. simmons), diğer tarafta “en iyi” olmayı kafasına koymuş, aşırı hırslı genç öğrencisi andrew neiman (bkz: miles teller)
iki taraf da baskın karakterlerinden taviz vermeyince, çok geçmeden mantık dışı olaylar gelişmeye başlar. bu süreçte elleri çalışmaktan kanlar içerisinde kalan neiman, fletcher’ın hakaretle bezeli eğitim tekniklerine boyun eğmek zorunda kalır. ama neiman’ın da kendine göre numaraları vardır ve en sonunda karşı karşıya kalacakları müzikal düellodan önce işler iyice çıkmaza girer.
ikinci uzun metraj filmi whiplash ile ismini duyuran 1985 doğumlu yönetmen damien sayre chazelle harward üniversitesi’nde “görsel ve çevresel çalışmalar” bölümünden mezun oldu. lise öğrenimi boyunca bir jazz davulcusu olma hayali kuran chazelle, kendi lise müzik öğretmeni ile aralarındaki ilişkiden esinlenerek yazdığı whiplash’i ilk kez 2013 te kısa film olarak çekti. sundance’te yapımcıların dikkatini çekerek uzun metraj yolculuğuna başlayan film 2015 te 5 dalda oscar a aday oldu ve en iyi kurgu, ses miksajı ve yardımcı erkek oyuncu dallarında ödülü kucakladı.
devamını gör...

benim tercihim hasan mezarcı.
devamını gör...

mezardır
devamını gör...

napayım alev mi atayım? sözlüğü mü yakayım?
devamını gör...

bu ülkeyi ona kim verdi? benim hiç haberim yok. benim bildiğim kadarıyla atatürk kurduktan sonra bize emanet etti.
devamını gör...

fikret kızılok'un "gecenin tam üçünde" diye şarkısı var ama bir başka şarkıda "sabahın tam üçündesin, dertlerin en gücündesin" de diyor. yani fikret'in çözemediğini biz hiç bulamayız. en iyisi sadece şarkı dinlemek.
devamını gör...

brokeback mountain için korsan cd satıcılarınca uydurulan ibne kovboylar aklımdan çıkmıyor bir türlü
devamını gör...

erdemiliktir. doğru olanı yapmaktır.
her yiğit yapmaz öyle. kimileri saldırganlaşır. kimileri de karizma oluşturup ''haklısın'' deyip konuyu kapatır.
devamını gör...

tanımı okurken beynimin birden ı walk alone ı walk alone kısmına ilerlemesi. bu türde dinlediğim tek gruptur efenim.
devamını gör...

kimse götürmeyecek beni kırlangıçların şölenine,
uçmayı hayal eden kuş ölmek üzere…



füruğ ferruhzad
devamını gör...

hemsaye, farsça kökenli olup komşu anlamına gelen, telaffuzu ve estetiği kulağa hoş gelen kelime.

hem: farsçada beraberlik, birliktelik anlamı katan bir kelime/ek.
saye: farsçada gölge anlamındaki kelime.

hemsaye, aynı gölgeye sahip anlamındaki incelikle komşu olarak kullanılır. sokakta oynarken her birimiz bitişik evlerin gölgelerinin bütün olduğunu görmüşüzdür.*
devamını gör...

sözlükte yazmanın bana göre birşey olduğunu hissediyordum ama bu kadar ihtiyacım olduğunu bende bilmiyordum,

yazmak bambaşka birşeymiş, bu kadar çok konuda bu kadar çok düşündüğümü de bilmiyordum, yazacak çok şeyim varmış,

kafa sözlük bana ilaç gibi gelmiştir, emek veren, tasarlayan, yaratan herkesin ellerine sağlık, daha iyisi olamazdı, teşekkürler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim