dikkati belirli bir kişi olay nesne ve konuda tutamama küçük bir uyaranla dikkatin önemsiz ya da ilgisiz dış uyaranlara kaymasıdır.
devamını gör...

ne kadar az bilirsen o kadar rahat uyursun.
(bkz: maksim gorki).
devamını gör...

insan küfür etmeden de bir şeyler anlatabilmeli diyerek giriş yaptım,hadi bakalım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
-12 angry men
devamını gör...

alkışlıyoruz, çünkü ekip çalışıyor. yoldaş ve saz arkadaşlarının her yenilik için sözlük emekçilerini bilgilendirmesi de güzel.
ancak nostalji sevenler de unutulmamalı.
yoldaş, bugüne özel şöyle okkalı bir indirim de olsaydı iyi olmaz mıydı? emeğe değer vermek lazım.
devamını gör...

ışıktan hızlı seyahat etmeye yarayan teorik araç. teorik fizikçi miguel alcubierre tarafından geliştirildiği için alcubierre sürücüsü olarak da bilinir.

basitçe şöyle işler: araç, uzay - zamanda bir bozulma ortaya çıkarır. bir "altuzay baloncuğu" oluşturarak içine girer. uzay - zaman sürekliliğini çarpıtarak onun ışıktan hızlı hareket etmesini sağlar ve baloncuğun içindeki aracınızla ışıktan hızlı seyahate yani bir anlamda geleceğe yolculuğa olanak tanır. bu biraz dalga sörfü yapmaya benzer; aslında bir evren dokusuna binerek ışıktan hızlı sörf yapıyormuş gibi düşünebilirsiniz.

bu fikir aslında star trek'ten çıkmadır. alcubierre bundan esinlenerek fikri geliştirmiştir. birçok bilim kurgu roman ve filminde de kendine yer edinmiş durumda warp motoru konusu.

star trek'te bu iş şöyle yürüyor: warp motorunun güç kaynağı, madde ve antimaddenin etkileşimi.bu etkileşimi sağlayan şey dilityum adı verilen kurgusal kristaldir. etkileşimi sağlayabilmesi için yüksek enerjili manyetik alana maruz bırakılır ki antimadde ile reaksiyona giremesin. bu maruz bırakılmanın sonucu elektroplazma adı verilen yüksek enerjili maddedir ve plazma kanalları aracılığıyla taşınır. plazma enjektörleri, bu elektroplazma adlı malzemeyi bir bobine aktarır ve bu bobin uzay - zaman dokusundaki çarpılmaları oluşturan sistemdir. tabii bu işin bilim kurgusal kısmı.

her ne kadar iş bilim kurgusallığın dibine vurmuş gibi görünse de son yıllarda alexey bobrick ve gianni martire adlı 2 bilim insanı bu konu üzerinde çalışmalar yapıyor. bu konu hakkında bir makale bile yayımladılar. normal şartlarda bahsettiğimiz ortamın oluşabilmesi için, imkânsız denecek kadar yüksek enerji gerekir. ancak ikiliye göre, uzayı çarpıtmak için yüksek "dozda" kütle çekim enerjisi
de kullanılabilir.

başka bilim insanlarının çalışmalarını temel alan teorilere bakılırsa, star trek'te olduğu kadar hızlı olmasa da yine de bir warp motoru yapmak mümkün. ilerleyen zamanlarda belki de bizim neslimiz bir warp motoruna şahitlik edebilir. şimdilik tek yapacağımız şey biraz daha beklemek gibi görünüyor.
devamını gör...

anlamadığım nokta, ulusalcı ve kemalist geçinip akit tv kanalına çıkması. kendi partisinin mensubu olan levent kırca mezarında ters dönmüştür kesin.
devamını gör...

ses efektiyle başlayan kariyeri şarkıyı neredeyse baştan sona kadar söylemesine kadar devam eder. ama sağlam rockçıdır herkes bilsin yani.
devamını gör...

(bkz: eyluling) gayet yaratıcı bence.gezi zamanı everyday im çapuling diye duvar yazısı vardı aklıma onu getiriyo.
devamını gör...

övünürüm aga kaslarımla.
nude da atarım.
göböksöz örkök bolkonsoz övö bönzör diyeceğime, kasımla övünürüm daha iyi.

belki şaşırtıcı olacak ama kitap da okuyorum.*

bir de işin ironik kısmı, başlık 19 mayıs'ta açılmış. evet evet, "gençlik" ve "spor" bayramı olan.
devamını gör...

çift anadilli olmak anlamına gelen bir kavramdır. birey, çocukluk döneminde iki dile birden eş zamanlı maruz kalarak ikisini de anadil olarak edinir.

bir çoğumuzda olduğu gibi tek anadilli olma durumuna da monolingualizm denir.
devamını gör...

o zaman fikir s.çalım :

-esnaf müdahale etti ve saldırgan cebinden çıkardığı bıçakla esnafı yaraladı.
-esnaf müdahale etti ve saldırgan arabasından silahı alıp esnafı vurdu.
-esnaf müdahale etti ve saldırgan arkadaşlarını toplayıp esnafı darp etti.
-esnaf müdahale etti ve saldırgan arkadaşlarıyla gelip dükkanını yakıp yıktı.
...
-esnaf müdahale etmedi ve toplumun tepkisini çekti.

esnaf ne yapsın yahu devlet üç maymunu oynarken ?
devamını gör...

kore müziğini dinleyip dizisini izleyince kore hayranı olunmaz. bu konuda yanlış bilinen ve ön yargılı olunan fazla şey var. zaten iğneleyici üslup kullanılmasından da tahmin edilebilir.

edit: kore müziğini ve dizi- filmlerini takip edenlerin yaş aralığı erken çocukluk dönemi, ergenlik, gençlik, orta yaş ve yaşlı insanları kapsamaktadır. daha ergen ve küçük yaştaki kişilerin bilinçsiz olma olasılığı daha fazla olduğundan ve araştırmaktan yoksun medya yüzünden kore kültürünü takip eden kişiler ''imam hatipli, sümeyye, türbanlı'' olarak görülmekte. bu da genelleme ve ön yargıdır. bunun dışında, kore dizilerindeki erkek başroller ''sadık, güvenilir, kibar, düşünceli'' bir profil çiziyor. elbette yetişkin kişiler her korelinin böyle olmadığını, bunun diziden ibaret olduğunu biliyor fakat ne yazık ki daha küçük izleyiciler her koreli erkeği bu şekilde iyi olarak görüyor. bu durum gerçekten tehlikeli çünkü ergenleri ''koreli arkadaş'' bulmaya itiyor. sosyal medya tam olarak ucu bucağı olmayan, anonim ve fake hesaplarla dolu olduğundan da bu çocuk ve gençlerin kandırılma olasılıkları çok fazla. bunun için dizileri suçlayamayız. bizim dizilerimizde de kaba saba, şiddete başvuran karakterler oluyor. bu durum ataerkiyi aşılıyor ve emin olun bu daha da tehlikeli.

sadece bizim ülkemizde değil, ortaokul ve lise çağındaki çocuklar artık direkt olarak sosyal medya ile içli dışlı olduğu için bu konuda psikolojik ve sosyolojik çalışmalar yapılmalı, aileler ve çocuklar sosyal medya konusunda bilinçlendirilmedir.
devamını gör...

mimarlık ve askeri alanlarda çok gelişmiş imparatorluk.
ben biraz roma imparatorluğu ve koleksiyonerlik ile ilgili bir kaç şey söylemek istiyorum.

öncelikle roma imparatorluğu savaşçı bir imparatorluktu. ancak kendilerinden önce dünyanın bir çok yerine yayılmış olan helen kültürü sanatsal bir kültürdü. bu yüzden roma her zaman bir şekilde köklerini yunan kültürü'ne dayandırmaya tarihsel olarak köklerinde yunan kültürü olduğunu kanıtlamaya çalıştılar.

hatta sırf bu çabaları sayesinde koleksiyonerlik ortaya çıktı ve ilk koleksiyoncular da romalı ultra zenginlerdi. roma ordusu bir yeri fethettiğinde oradaki zenginlerin evlerini veya tapınakları yağmalayarak özellikle heykelleri toplardı. başlarda bu toplama işi çok acemice olduğu için ve askerlerin hangi heykel önemli hangisi değerli bilemedikleri için bir çok önemli eser yok oldu.

m.ö.146 yılında tarihçi polybius'un anlattığına göre konsül mummius korinth’i ele geçirdiğinde askerler sanat eserleri ve anıtlara değer vermeden yok ederler.

yavaş yavaş bilinçli bir yağmalama anlayışı gelişti ve romalı generaller de bu yağmalama ile başlattıkları koleksiyonerliği sevmeye ve villalarında bu heykelleri sergilemeye başladılar. sefere çıktıklarında yanlarında bu eserlerden anlayan uzmanları bile götürmeye başladılar.

başlarda roma'ya getirilen bu eserler savaştaki galibiyetin bir göstergesi olarak roma'daki tapınaklara sunuluyordu. ancak generaller yavaş yavaş bu eserlerden kendilerine de ayırıp villalarına götürmeye başladılar. zamanla bu villalar birer açık hava müzesine dönüşüyordu. bunlardan en ünlüsü ise imparator hadrian'ın tivoli'deki villasıdır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

görsel kaynağı: buradan

bu villa o kadar büyüktü ki içerisinde tapınaklar, hamam, kütüphaneler, tiyatro, bağlantı yolları, çeşitli salonlar, görevlilerin kaldığı yapılar, sütunlu yapılar, havuzlar gibi bir çok yapıyı barındırıyordu. özellikle bu havuzların etrafında kaidelerin üzerinde az önce bahsettiğimiz heykeller sergileniyordu. suyun yansıması sayesinde bu heykeller daha da ilgi çekici hale geliyordu. aslında bu villa bile başlı başına roma'nın mimari yeteneği ile helen kültürü'nün sanatsal yönünün birleşmesinin muazzam bir örneğidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsel kaynağı: buradan

elbette sadece yağma ile gelen eserler sergilenmiyordu bu villalarda. zamanlar roma'ya getirilen veya gelen heykeltıraşlar burada da eserler vermeye başladılar. özellikle bahsettiğimiz villa'da bir yarışmada birinci olduktan sonra sergilenmeye başlayan bir amazon heykeli hem kendi döneminde hem de günümüzde sanat tarihi açısından önemli bir yere sahiptir. sebebi ise bu heykele arkadan baktığınızda bir erkeğin sırtına bakıyorsunuz önden baktığınızda bir kadının gövdesine bakıyorsunuz. aslında bu eser amazon görüntüsünü en güzel gösteren eserdir desem yanlış olmaz.

roma imparatorluğu, koleksiyonculuk ve villa kelimelerini bir arada kullandığımız zaman bir villayı daha anmamız gerekiyor ki o da tiberius'un villası'dır. bu villa sperlonga mağarasını da içine alarak büyük bir alanı kaplıyor. özellikle mağaranın içinde sergilenen heykel grubu ile bahsettiğimiz helen kültürü sevdasına da güzel bir örnektir. bu heykel grubu konusunu odysseia destanından alır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görsel kaynağı: www.archaeologs.com/i/307/s...
önde ortada scylla grubu olarak anılan bir heykel grubu, yanlarda pasquino ve palladion'un kaçırılışı konularını işleyen heykel grupları bulunur. en arkada ise en meşhur ve en karmaşık heykel grubu bulunur. bu heykel grubunun konusu ise odysseus’un polyphemos’u kör edişi.'dir. bu heykeller roma kopyaları olsa da yunan mitolojisinden ve odysseia'dan konuları işlemesi açısından önemlidir.

özellikle roma'da kopya eserler de çok fazla yapılırdı. günümüze kadar kalmayan bazı eserlerin neye benzediğini bu kopyalar sayesinde biliyoruz.
devamını gör...

mesaja anında bakanlara ve mesaja kısa sürede cevap verenlere o kişiden hoşlanıyormuş gibi bakılmasın kampanyasıyla ölümüne kapışır bir kampanya.

kokoreçli not: alt tarafı mesaj, her şeyden yorum çıkarmayın. işim yoksa bakarım, beni bağlar. sizi değil. * üzmeyin, üzülürsünüz.
devamını gör...

sizi de zor durumda bırakan sinir bozucu insandır. birilerini reddetmekten hoşlanmam, elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım. yani yok diyorsam elimden gelen bir şey yoktur. bin kere de ısrar etsen yoktur.
devamını gör...

izlemeden beğendim,sonra izliycem.
devamını gör...

bir ihmal amca kitabıdır.

ömrü boyunca bir komünist olarak yaşayan ve öyle de ölen, nazım hikmet’in yol göstermesi ile önünde açılan masal yolunda olabilecek en güzel şekilde yürüyen bir masalcıdır ihmal amca.

eşek eşekken kitabını küçük kardeşime -artık küçük değil- hediye olarak almıştım. belki içinde bir okuma aşkı başlatırım, belki o da benim gibi çokça okur diye ama maalesef ben dibine ışık veremeyen mumdan daha yetersiz bir insan olduğum için bu dileğim tam olarak gerçekleşmedi ve kardeşim bu kitabı hala okumadı, bu yaştan sonra okusa da manası olmaz zaten.

ihmal amca bir pedagog inceliği ile yazmış masallarını. öyle akıcı, öyle sevimli, öyle masal gibi masal ki hala okuyasım gelir. masal yazmak herkesin harcı değildir. tolstoy’un erik çekirdeği’nde yaptığı gibi çocuğu derin korkulara salabilir ama ihmal amca hakkını vermiş bütün masalların.

tanıdık kahramanlar tanıdık mekanlarda bilinmedik masallarda oynuyor bu kitapta. uyku öncesi ideal bir masal yolculuğu sunuyor bize ihmal amca. bu kitabı okumayı ve de okutmayı ihmal etmemekte fayda görüyorum.
devamını gör...

"avrupa 16. yüzyılın başında 30 yıl süren köylü ayaklanmalarıyla çalkalandı durdu. 13. ve 14. yüzyılların başkaldırılarını 15. ve 16. yüzyılların şanlı ayaklanmaları takip etti. tahtlar yıkılmış, komüncü devletler kurulmuştu, cephelerde kızıl bayraklar görünmüştü ama bu başkaldırıların tamamı kanla bastırıldı. işte campanellanın güneş ülkesi, yüzyıllar süren bu ayaklanmaların manifestosudur..."

diyor kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısında. kitabı en iyi anlatan cümleler bunlar sanırım. ben de bu incelememde bu cümlelere ek olarak kitapta dikkatimi çeken noktaları, bu noktalarla ilgili ve kitabın kendisiyle ilgili görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

öncelikle kitabın yazarı olan campanella ile başlayalım. campanella dominiken koluna bağlı olarak yetişen, yayımladığı kitap yüzünden 27 yıl boyunca hapis yatan bir rahip. o dönemde en masum insanın bile hapse girebiliyor olmasını bir tarafa bırakırsak campanellanın o kadar yıl yatmasının haklı sebepleri var zira kendisi dönemine göre oldukça radikal fikirlere sahip. fakat o dönemin zihniyetinden de tam anlamıyla sıyrılabilmiş değil, böyle düşünmemin sebebini birazdan açıklayacağım.

bu arada baştan söylemeliyim ki kitabın edebi yönü çok güçlü değil, bu durumun başlıca nedeni yazarın edebi bir kaygı taşımaması, yazarın esas amacı kendi fikirlerini okura iletmek. dolayısıyla ben de kitabın edebi yönünden ziyade anlatmak istediği fikirler üzerinde duracağım daha çok.

kitap cenevizli bir kaptan ile bilge bir kişi arasında geçen diyaloglardan oluşuyor. bu diyaloglarda cenevizli kaptan bilgeye güneş ülkesi adı verilen ütopik bir ülkeyi anlatıyor. ülkenin yönetiminden tutun ekonomisine, mimarisine, sosyokültürel özelliklerine, ülkedeki bilim ve teknolojinin durumuna kadar her şey oldukça detaylı bir şekilde okura aktarılıyor. bilime, teknolojiye, tarihe, astrolojiye ve dine (hatta öyle ki ülkeyi yöneten kişinin aynı zamanda din adamı olması şartı aranıyor.) oldukça önem verdiğini görüyoruz güneş ülkelilerin. tabi söz konusu bilim olunca geniş bir perspektif beklememek lazım yazardan, sonuçta kendisi astımın sebebini kanın pıhtılaşmasına bağlıyor. kitabın yayımlandığı dönemi de düşünecek olursak çok da rahatsız olmadım bu durumdan açıkçası. beni asıl rahatsız eden şey güneş ülkelilerin şiddet temelli ve bazı açılardan yobaz bir toplum olmaları. örneğin anneliği bir statü göstergesi olarak görüyorlar mesela, anne olmayanları cezalandırıyorlar. dine çok önem verdiklerinden bahsetmiştim* hatta öyle ki aynı şekilde din düşmanlarını da cezalandırıyorlar. eğer bu ceza ölüm cezası olacaksa önce cezalandırılan kişinin kendisini öldürmesini istiyorlar, kabul etmezse topluca taşlayarak öldürüyorlar. ayrıca kadın ve erkek bazı alanlarda beraber çalışsa bile bazı alanların kadına uygun olmadığını düşünüyorlar. tabi bunlar kitabın beni rahatsız eden kısımları. köleliğin olmaması, iş alımı yapılırken kişinin ahlaki özelliklerine de bakılması, çocukların eğilimlerine göre meslek seçimi gibi dönemine göre oldukça radikal fikirleri de var yazarın.

tüm bunları değerlendirirsek kitabın okunabilir nitelikte bir ütopya olduğunu söyleyebiliriz ama yüzyıllar önce yazıldığını da unutmayın.
devamını gör...

kimi çevreler, çevirinin zor olması sebebi ile türk dilini suçlamaktalar.

çeviriden yola çıkarak bir dil hakkında konuşmak dilbilim hakkında bir halt bilinmediği manasına gelir. hiç bir dil, tam olarak başka bir dile çevrilemez. o zaman sen de şu cümleyi çevir bakalım ingilizceye: "anı tanrı yaşar, kişi oğlu hep ölümlü türemiş"
bu cümlenin hiçbir zaman tam karşılığı ingilizce de veyahut başka bir dil de olmayacaktır. dil bilimden anlamadan ve bir dilin fonetik ve aritmetik değerlerini bilmeden konuşmamak lazım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim