daddy issues
ingilizce'deki father complex teriminin türkçe'deki karşılığı olup en basit tabiriyle; baba figürünün çocuğu (bu çocuk genelde kız çocuğu olur) üzerindeki olumsuz etkisi olarak bilinir. erkeklerde daddy issues yaşanması ihtimali kızlara oranla düşüktür.
bu kompleksi oluşturan birçok farklı sebep var;
-babanın hayatta olmaması,
-olması fakat sorunlu olması,
-babanın terk etmesi,
-annenin sineye çektiği olumsuz baba hareketleri.
bunlar kız çocuğunun kafasında birçok düşünceyle şekillenir ve yaşamını ciddi oranda etkiler. her ne kadar esprisi yapılıp "kızlar meriçleri seviyoğ yha" dense de temelde sorun çok büyüktür. çocuk baba figürü olmadan ve/veya sorunlu bir baba figürüyle büyür. ona göre birinin bağırıp çağırması, şiddet uygulaması, tabir-i caizse ş*refsiz olması gayet normaldir. bir kere öyle görmüş, o düzenle yetişmiştir.
erkek çocuklarda kendini içe kapanıklık, korkaklık şeklinde gösterir. çocuk burada erkek oluşunun tamamen farkında olmayabilir. büyüyünce de babasından gördüklerini/görmediklerini uygulamaya başlar. muhtemelen şiddet (her türlüsü) ona normal gelecektir.
işbu durum kadınlarda daha fazla oluşmakta. babasıyla arasında iletişimsizliğe/sağlıksız iletişime sahip kadınlar, bunu ilerideki yaşamlarına aksettiriyor. partnerleri çoğu zaman babalarına benzeyen bireyler oluyor. eğer annesinden "babanın her hareketi sineye çekilmeli" mesajını almışsa şiddet görse dahi susmayı tercih ediyor. doğrudur, bu kadınlar cinselliğe düşkün olur ancak her cinsellik düşkünü kadın kompleksli değildir. millet sorunlu sevgilisi olan, tabir-i caizse cinsel birlikteliğe düşkün her kızı daddy issues diye tabir ediyor; o kızlara psikolojik vaka gözüyle bakıyor. öyle bir şey yok arkadaşlar. bundan kurtulabilmek adına babasının tam tersi özelliklere sahip biriyle birlikte olan yahut kendini bu kompleksten koruyan kızlar da var. aynı zamanda komplekse sürüklenmiş olduğunun farkında olmayanlar da -ki bu kızlar çok tehlikelidir. babasından alamadığı intikamı birliktelik yaşadığı kişiden almaya, hem kendisini hem o kişiyi yormaya başlayabilir.
çevrenizde daddy issues yaşadığından emin olduğunuz bir kadın varsa; ona her erkeğin babası gibi olmadığını, değerli, sevilmeye layık,önemli biri olduğunu her durumda hatırlatın çünkü onlar en çok "değersiz, sevilmeye layık olmayan, önemsiz biri" olarak tabir ederler kendilerini...
şimdi size bunu bizatihi yaşamış birinin gözünden anlatacağım;
"baskıcı, dikdatör kılıklı, anlayışsız bir aileye doğan baba; ailesinden gördüğü ne varsa, kendi ailesine uygulamaya başlar. işi uğruna çocuklarını sürekli ihmal eder, hatta çoğu zamanını şehir dışında geçirir. daha sonra eşini aldatmalar, kavgalar başlar. bundan en çok etkilenen ise babanın ilk iki çocuğu olur. kızın çocukluğu ve ergenliği depresyonla, erkeğin çocukluğu güzel lakin ergenliği hovardalıkla geçer. kız kendisini değersiz görmekte, "babasının sevmediğini kim sevsin?" diye düşünmektedir. erkek ise "ben evlenmeyeceğim, benim çocuğum olmayacak" şeklinde sözler söylemektedir. ikisinin de sorunu aynıdır; ya babam gibi biri olursa korkusu.
kız zamanla etrafındakilerin erkeklerden oluştuğunu, çoğunun da sorunlu bireyler olduğunu fark eder. sigara içen, küfreden, şiddete meyilli kişilerle arkadaşlık yapmaktadır. cinselliğe bakışı yoktur, cinsel birliktelik gözünü korkutmakta, bir erkeğin ona farklı niyetlerle yaklaşması ödünü koparmaktadır. bu nedenle gördüğü kabuslarda birinin onun peşinde olduğunu, ona tecavüz etmeye çalıştığını görür fakat bir gün aniden bunun doğru davranışlar olmadığının farkına varır. kısmet, kız kendini kurtarmaya başlamıştır bile. bir sorun vardır; erkek kardeşi. tıpkı babasına benzeyen bu çocuğa aşırı üzülmektedir. onun ruhunu nasıl kurtaracağını düşünür durur. danışmanlardan yardım alır. yıllar sonra kendisini de, kardeşini de kurtarır. kitaplarla, mükemmelliyetçi yapısı nedeniyle seçtiği doğru kişilerle hem ruhunu, hem kardeşinin ruhunu aslanın ağzından çekip almıştır.
••
not: anlatılan olayın anlatılması konusunda, taraflardan gerekli izinler alınmıştır.
bu kompleksi oluşturan birçok farklı sebep var;
-babanın hayatta olmaması,
-olması fakat sorunlu olması,
-babanın terk etmesi,
-annenin sineye çektiği olumsuz baba hareketleri.
bunlar kız çocuğunun kafasında birçok düşünceyle şekillenir ve yaşamını ciddi oranda etkiler. her ne kadar esprisi yapılıp "kızlar meriçleri seviyoğ yha" dense de temelde sorun çok büyüktür. çocuk baba figürü olmadan ve/veya sorunlu bir baba figürüyle büyür. ona göre birinin bağırıp çağırması, şiddet uygulaması, tabir-i caizse ş*refsiz olması gayet normaldir. bir kere öyle görmüş, o düzenle yetişmiştir.
erkek çocuklarda kendini içe kapanıklık, korkaklık şeklinde gösterir. çocuk burada erkek oluşunun tamamen farkında olmayabilir. büyüyünce de babasından gördüklerini/görmediklerini uygulamaya başlar. muhtemelen şiddet (her türlüsü) ona normal gelecektir.
işbu durum kadınlarda daha fazla oluşmakta. babasıyla arasında iletişimsizliğe/sağlıksız iletişime sahip kadınlar, bunu ilerideki yaşamlarına aksettiriyor. partnerleri çoğu zaman babalarına benzeyen bireyler oluyor. eğer annesinden "babanın her hareketi sineye çekilmeli" mesajını almışsa şiddet görse dahi susmayı tercih ediyor. doğrudur, bu kadınlar cinselliğe düşkün olur ancak her cinsellik düşkünü kadın kompleksli değildir. millet sorunlu sevgilisi olan, tabir-i caizse cinsel birlikteliğe düşkün her kızı daddy issues diye tabir ediyor; o kızlara psikolojik vaka gözüyle bakıyor. öyle bir şey yok arkadaşlar. bundan kurtulabilmek adına babasının tam tersi özelliklere sahip biriyle birlikte olan yahut kendini bu kompleksten koruyan kızlar da var. aynı zamanda komplekse sürüklenmiş olduğunun farkında olmayanlar da -ki bu kızlar çok tehlikelidir. babasından alamadığı intikamı birliktelik yaşadığı kişiden almaya, hem kendisini hem o kişiyi yormaya başlayabilir.
çevrenizde daddy issues yaşadığından emin olduğunuz bir kadın varsa; ona her erkeğin babası gibi olmadığını, değerli, sevilmeye layık,önemli biri olduğunu her durumda hatırlatın çünkü onlar en çok "değersiz, sevilmeye layık olmayan, önemsiz biri" olarak tabir ederler kendilerini...
şimdi size bunu bizatihi yaşamış birinin gözünden anlatacağım;
"baskıcı, dikdatör kılıklı, anlayışsız bir aileye doğan baba; ailesinden gördüğü ne varsa, kendi ailesine uygulamaya başlar. işi uğruna çocuklarını sürekli ihmal eder, hatta çoğu zamanını şehir dışında geçirir. daha sonra eşini aldatmalar, kavgalar başlar. bundan en çok etkilenen ise babanın ilk iki çocuğu olur. kızın çocukluğu ve ergenliği depresyonla, erkeğin çocukluğu güzel lakin ergenliği hovardalıkla geçer. kız kendisini değersiz görmekte, "babasının sevmediğini kim sevsin?" diye düşünmektedir. erkek ise "ben evlenmeyeceğim, benim çocuğum olmayacak" şeklinde sözler söylemektedir. ikisinin de sorunu aynıdır; ya babam gibi biri olursa korkusu.
kız zamanla etrafındakilerin erkeklerden oluştuğunu, çoğunun da sorunlu bireyler olduğunu fark eder. sigara içen, küfreden, şiddete meyilli kişilerle arkadaşlık yapmaktadır. cinselliğe bakışı yoktur, cinsel birliktelik gözünü korkutmakta, bir erkeğin ona farklı niyetlerle yaklaşması ödünü koparmaktadır. bu nedenle gördüğü kabuslarda birinin onun peşinde olduğunu, ona tecavüz etmeye çalıştığını görür fakat bir gün aniden bunun doğru davranışlar olmadığının farkına varır. kısmet, kız kendini kurtarmaya başlamıştır bile. bir sorun vardır; erkek kardeşi. tıpkı babasına benzeyen bu çocuğa aşırı üzülmektedir. onun ruhunu nasıl kurtaracağını düşünür durur. danışmanlardan yardım alır. yıllar sonra kendisini de, kardeşini de kurtarır. kitaplarla, mükemmelliyetçi yapısı nedeniyle seçtiği doğru kişilerle hem ruhunu, hem kardeşinin ruhunu aslanın ağzından çekip almıştır.
••
not: anlatılan olayın anlatılması konusunda, taraflardan gerekli izinler alınmıştır.
devamını gör...
beni neden sevmedin sorusu
kimisi de hiç sevmese daha iyi sanki, bilemedim.
sevmediğine seviyorum diyenlerin çoğunun yaptıklarını yapamaz insan.
sevmediğine seviyorum diyenlerin çoğunun yaptıklarını yapamaz insan.
devamını gör...
en sevdiğiniz şarkı en sevdiğiniz şarkı olmak için ne yaptı sorunsalı
beni anlatması, söylemek istediklerimi dile getirmesi, mutlu etmesi,neşelendirmesi, kulağıma hoş gelmesi ve bunu sürekli yapabilmesi gelip geçici olmaması.*
devamını gör...
en sinir bozucu insan tipi
kendini çok bilmiş sanan insanlar.
devamını gör...
şaman
diğer bir deyişle "kam"
kam davulu çalarak spiritual öğretilere dayanarak ruhlar, tanrılar (kut bulmuş yüce ruhlar ) ve insan arasında köprü görevi gören din insanlarıdır. günümüzde geleneksel şamanizme dayalı yeterli bilgi olmadığından , revize edilerek uygulanmaya başlanmış buna da neo-şamanizm adı verilmiştir. ritüellerini canlı canlı izlemek isteyenler 2 senede bir icra edilen uluslararası hun turan kurultayı için macaristana gidebilirler.
kam davulu çalarak spiritual öğretilere dayanarak ruhlar, tanrılar (kut bulmuş yüce ruhlar ) ve insan arasında köprü görevi gören din insanlarıdır. günümüzde geleneksel şamanizme dayalı yeterli bilgi olmadığından , revize edilerek uygulanmaya başlanmış buna da neo-şamanizm adı verilmiştir. ritüellerini canlı canlı izlemek isteyenler 2 senede bir icra edilen uluslararası hun turan kurultayı için macaristana gidebilirler.
devamını gör...
poliüretan köpük
inşaatçılar bilir, kalıpta can kurtaran bir üründür kendisi.
bir zamanlar beton siparişi verdikten sonra ihtiyaç hasıl oldu. derdimizi tam anlatamadığımızdan tercüman çağırdık. "acil köpük lazım, şişede olup sıktıktan sonra şişen var ya hani" diye açıkladık. mikser bekletiyoruz köpük gelecek de boşluk kapatacağız diye. gele gele traş köpüğü geldi şantiyeye. hayatımın dönüm noktalarından biridir.
bir zamanlar beton siparişi verdikten sonra ihtiyaç hasıl oldu. derdimizi tam anlatamadığımızdan tercüman çağırdık. "acil köpük lazım, şişede olup sıktıktan sonra şişen var ya hani" diye açıkladık. mikser bekletiyoruz köpük gelecek de boşluk kapatacağız diye. gele gele traş köpüğü geldi şantiyeye. hayatımın dönüm noktalarından biridir.
devamını gör...
üstteki yazarı tutturamamak
o yüzden hiç bu işlere girmem.*
devamını gör...
kolancılık
semer ve eyerleri bağlamada kullanılan kolanları üreten kişilere verilen isim. eski zamanlarda at arabaları ile ulaşım yaygın olduğu için bir nevi yedek parçacı olarak da görebiliriz. şehirler arası yolculuk ederken lastikçilere çok denk geliriz genelde yol boylarında dükkan açarlar. kolancılarda aynı mantıkla çalışan bir meslek dalıymış aynı zamanda.
devamını gör...
edebiyat
sınırsız, uçsuz bucaksız bir özgürlük duygusudur. hem de öyle bir özgürlüktür ki bu sizin özgürlüğünüz başkalarının özgürlüğünün başladığı yerde bitmez.
edebiyat size doğaüstü güçler bahşeder. istediğiniz an istediğiniz yerde, istediğiniz kişi, istediğiniz şey olabilirsiniz. istediğiniz yere ve zamana hiçbir güçlük çekmeden gidebilir, orada ve o gittiğiniz yerde ve zamanda istediğiniz müddetçe kalabilirsiniz.
edebiyat sizi daha iyi bir insan yapar. ama daha mutlu yapamaz. mutluluk için bir formül vermez ama size mutlu insanları göstererek kendi mutluluğunuza giden yolda ufaktan rehberlik yapabilir. edebiyatın içine gerçekten girdiyseniz zihninizin parıltısı gözlerinizden belli olacaktır.
edebiyat dallıdır budaklıdır. kökleri öyle derindedir ki incir yaprağı korumalı elma ziyafetine kadar uzanabilir. ballı bademli nehirlerin kıyısında okunmuş edebi eserler de vardır muhakkak.
edebiyat yolculuğunun uçan halısına bindiğinizde farklı diyarlarda yapacağınız ufak gezinti yerleri göreceksiniz. mesela roman.
bir romanın kapısını araladığınız anda düşsel bir sarayda bulacaksınız kendinizi. en azından o sarayın odalarından birinde. merak etmeyin bütün odalardan bahsedeceğim tek tek. bir romanı elinize aldığınız o anı anlatıyordum. işte o anda küçük çocukların karnını doyurmak için ekmek çalıp hapse düşebilirsiniz; jan valjean yoldaşınız olur. ya da en yakın arkadaşınızla bir çiftliğe gidip yeni bir hayata başlamaya çalışabilirsiniz fareler ve insanlarla. bir geminin içinde moby dick isimli bir balinaya kafayı takıp denizler aşabilirsiniz. gözü gibi baktığı kütüphanesini yakıp kül etmeye kalkan kien’nin körleşmesine şahit olup vergilius’un ölümüne ağıtlar yakabilirsiniz. ister çavdar tarlasında çocuklarla beyzbol oynarsınız isterseniz varoluş amaçlarını sorgulamaya başlayan gençlere beni asla bırakma diye yalvarırsınız. yel değinenleri ile savaşan şövalyeye gülümserken kamburuna mahkum quasimodo’ya bir yudum su verebilirsiniz. su gibi aziz olun.
sarayın bir başka odasında sizi öyküler karşılayacaktır. bu öyküler aracılığıyla kasım ile nasır’ın kısırdöngüye dönmüş cenkini izlerken bir başka yana dönüp aziz bey hadisesinin ayrıntılarını öğrenebilirsiniz. belki soğuk bir yukon gününde bir ağacın altında ateş yakmak için uğraşırken başka bir gün kese kağıdının içinde bekleyen tatlı patates turtasının tadıyla aile evine özlem duyabilirsiniz. ayran satmak için çabalayan bir çocuğun kar altındaki savaşına lanet okuyabilir, mütevazi bir teklifin parçası olan bebekler için bir adaya beddualar yağdırabilirsiniz. cezalılar kolonisindeki akıl almaz işkence aletini hayranlık ve korkuyla izlerken son yaprak için umutvar olup düşmeyeceğinden emin olan bir ressam asaletiyle karşı duvara bakabilirsiniz.
ya da şiir dolu bir oda da bekleyebilir sizi. işsiz bir telgrafhane gibi memleketin dertleri ile hemhal olup süleyman efendiye yazık olduğunu hissedebilirsiniz. oy reis koca reis diye iç çekip bir ağıt yakabilir, üçüncü şahsın şiirindeki güldüğü zaman cenazeye benzeyen adama haset edebilirsiniz. çimenlerin türküsünü de dinleyebilirsiniz memleketimden insan manzaralarını da. elbette hepsi bir şeyler öğretir size. elem çiçeklerini koklayıp odadaki seyahatinize devam ederken zamanın ne içinde ne de büsbütün dışında olduğunuzu hissedip aykırı sevda sözleri mırıldanabilirsiniz.
mektup dolu bir odamız da var meraklıları için. franz kafka’nın milenaya mektuplarının okuyup bu saf(?) aşkın hayranı olabilirsiniz ama pek insan bilmez belki ama kafkadan felice’ye mektuplar da gitmiştir aynı tutkuyla. sabahattin ali’nin canım aliye ruhum filiz demesiyle duygulanıp lamia’ya hanıma ulaşan karanlık mektuplarla gözleriniz yaşatabilir.
aslında daha onlarca oda var ama kimseyi daha fazla kızdırmadan bu tanımı bitiriyorum. edebiyat sizi özgür bırakır. düşsel bir sarayın odalarından mutlu mesut dolaşın diye.
edebiyat size doğaüstü güçler bahşeder. istediğiniz an istediğiniz yerde, istediğiniz kişi, istediğiniz şey olabilirsiniz. istediğiniz yere ve zamana hiçbir güçlük çekmeden gidebilir, orada ve o gittiğiniz yerde ve zamanda istediğiniz müddetçe kalabilirsiniz.
edebiyat sizi daha iyi bir insan yapar. ama daha mutlu yapamaz. mutluluk için bir formül vermez ama size mutlu insanları göstererek kendi mutluluğunuza giden yolda ufaktan rehberlik yapabilir. edebiyatın içine gerçekten girdiyseniz zihninizin parıltısı gözlerinizden belli olacaktır.
edebiyat dallıdır budaklıdır. kökleri öyle derindedir ki incir yaprağı korumalı elma ziyafetine kadar uzanabilir. ballı bademli nehirlerin kıyısında okunmuş edebi eserler de vardır muhakkak.
edebiyat yolculuğunun uçan halısına bindiğinizde farklı diyarlarda yapacağınız ufak gezinti yerleri göreceksiniz. mesela roman.
bir romanın kapısını araladığınız anda düşsel bir sarayda bulacaksınız kendinizi. en azından o sarayın odalarından birinde. merak etmeyin bütün odalardan bahsedeceğim tek tek. bir romanı elinize aldığınız o anı anlatıyordum. işte o anda küçük çocukların karnını doyurmak için ekmek çalıp hapse düşebilirsiniz; jan valjean yoldaşınız olur. ya da en yakın arkadaşınızla bir çiftliğe gidip yeni bir hayata başlamaya çalışabilirsiniz fareler ve insanlarla. bir geminin içinde moby dick isimli bir balinaya kafayı takıp denizler aşabilirsiniz. gözü gibi baktığı kütüphanesini yakıp kül etmeye kalkan kien’nin körleşmesine şahit olup vergilius’un ölümüne ağıtlar yakabilirsiniz. ister çavdar tarlasında çocuklarla beyzbol oynarsınız isterseniz varoluş amaçlarını sorgulamaya başlayan gençlere beni asla bırakma diye yalvarırsınız. yel değinenleri ile savaşan şövalyeye gülümserken kamburuna mahkum quasimodo’ya bir yudum su verebilirsiniz. su gibi aziz olun.
sarayın bir başka odasında sizi öyküler karşılayacaktır. bu öyküler aracılığıyla kasım ile nasır’ın kısırdöngüye dönmüş cenkini izlerken bir başka yana dönüp aziz bey hadisesinin ayrıntılarını öğrenebilirsiniz. belki soğuk bir yukon gününde bir ağacın altında ateş yakmak için uğraşırken başka bir gün kese kağıdının içinde bekleyen tatlı patates turtasının tadıyla aile evine özlem duyabilirsiniz. ayran satmak için çabalayan bir çocuğun kar altındaki savaşına lanet okuyabilir, mütevazi bir teklifin parçası olan bebekler için bir adaya beddualar yağdırabilirsiniz. cezalılar kolonisindeki akıl almaz işkence aletini hayranlık ve korkuyla izlerken son yaprak için umutvar olup düşmeyeceğinden emin olan bir ressam asaletiyle karşı duvara bakabilirsiniz.
ya da şiir dolu bir oda da bekleyebilir sizi. işsiz bir telgrafhane gibi memleketin dertleri ile hemhal olup süleyman efendiye yazık olduğunu hissedebilirsiniz. oy reis koca reis diye iç çekip bir ağıt yakabilir, üçüncü şahsın şiirindeki güldüğü zaman cenazeye benzeyen adama haset edebilirsiniz. çimenlerin türküsünü de dinleyebilirsiniz memleketimden insan manzaralarını da. elbette hepsi bir şeyler öğretir size. elem çiçeklerini koklayıp odadaki seyahatinize devam ederken zamanın ne içinde ne de büsbütün dışında olduğunuzu hissedip aykırı sevda sözleri mırıldanabilirsiniz.
mektup dolu bir odamız da var meraklıları için. franz kafka’nın milenaya mektuplarının okuyup bu saf(?) aşkın hayranı olabilirsiniz ama pek insan bilmez belki ama kafkadan felice’ye mektuplar da gitmiştir aynı tutkuyla. sabahattin ali’nin canım aliye ruhum filiz demesiyle duygulanıp lamia’ya hanıma ulaşan karanlık mektuplarla gözleriniz yaşatabilir.
aslında daha onlarca oda var ama kimseyi daha fazla kızdırmadan bu tanımı bitiriyorum. edebiyat sizi özgür bırakır. düşsel bir sarayın odalarından mutlu mesut dolaşın diye.
devamını gör...
franz kafka vs nietzsche
biri yazar, diğeri filozof olan iki kişinin karşılaştırılması.
kafka'yı okumak için nietzsche düşüncesinin bir metodoloji olarak kullanılması dense ya da nietzsche'nin kafka romanlarındaki / öykülerindeki karşılığı dense amenna, ancak bu direkt elma ile armutu karşılaştırmak olmuş.
t: işlevsiz bir versus.
kafka'yı okumak için nietzsche düşüncesinin bir metodoloji olarak kullanılması dense ya da nietzsche'nin kafka romanlarındaki / öykülerindeki karşılığı dense amenna, ancak bu direkt elma ile armutu karşılaştırmak olmuş.
t: işlevsiz bir versus.
devamını gör...
shakespeare'in hayatını kaybetmesi
" not to be " demiştir
devamını gör...
bülent ecevit
takalar geçiyor yükle yürekle
takalar geçiyor emekle dolu
günlük güneşlik kıyılarından kopmuş
denizlerde anadolu
dizelerinin sahibidir. doğan canku-takalar
takalar geçiyor emekle dolu
günlük güneşlik kıyılarından kopmuş
denizlerde anadolu
dizelerinin sahibidir. doğan canku-takalar
devamını gör...
yazarların üzülünce yaptıkları şeyler
yazar oluyorum.
devamını gör...
sahte psikolog
psikolog olmadığı halde bu ünvanı kullanarak insan sağlığıyla oynayan kişidir.
sahte psikologların sıklıkla kullandığı ifadeler;
- ...... üniversitesinde psikoloji üzerine eğitim almıştır. (bakınız mezun demiyor)
- ....... üniversitesindeki eğitiminden sonra psikoloji alanında yüksek lisans yapmıştır. (lisans eğitimi psikoloji değil, dolayısıyla psikolog değil)
- ...... kişilerden (tercihen alanda adı bilinen ünlü isimler) eğitim almıştır. (eğitim almak yetmez)
- psikanaliz alanında uzmanlaşmıştır. (uzmanlaşmak için hangi eğitimleri aldı?)
- psikolojiye olan yoğun ilgisiyle birçok eğitim tamamlamıştır.
- anlaması zor, ilginç isimli birçok ekol adı vs vs uygulayıcısıdır.
- .... sertifikası sahibidir. (diploma olmadan sadece sertifikayla tıbbi bir ünvan kullanmak aynı zamanda yasal bir suçtur.)
- psikoterapi uzmanı, danışman psikolog, ruh sağlığı uzmanı gibi uydurma ünvanlar kullanır.
- psikoterapist, psikanaliz uzmanı gibi denetlenmeyen ünvanlar kullanır. (psikoterapist olabilmek için ilk yol yukarıda yazdığım psikoloji lisans eğitiminden geçer, ikincisi de psikiyatristlerin psikoterapi eğitimi alarak psikoterapist olmasıdır. bu 2 meslek dışında psikoterapist ünvanı da kullanılmamalıdır. fakat psikoterapistlik diplomayla kazanılan bir ünvan olmadığı için bu alanda hiç denetim yoktur.)
maalesef sektörde çoook ünlü olan, psikolog ünvanıyla kitap basan, konuşmalar yapan, terapi uygulayan bazı kişiler bile gerçekte yasal olarak terapi yapma yetkinliğine sahip değildir.
türkiye’de halen bir ruh sağlığı yasamız yok. bu nedenle vergi dairesinden onay alan herkes adına başka bir şey diyerek merkezler açabiliyor. psikologlar bir odaya bağlı değil; sağlık bakanlığı tarafından sağlık personeli kabul edilmiyor. bu nedenle sağlık bakanlığı deneyiminden muaf. özetle alanda yasal açık çok fazla...
kendini ve sevdiklerin korumak, o terapisti seçen danışana kalıyor
(bkz: psikolog olmak)
sahte psikologların sıklıkla kullandığı ifadeler;
- ...... üniversitesinde psikoloji üzerine eğitim almıştır. (bakınız mezun demiyor)
- ....... üniversitesindeki eğitiminden sonra psikoloji alanında yüksek lisans yapmıştır. (lisans eğitimi psikoloji değil, dolayısıyla psikolog değil)
- ...... kişilerden (tercihen alanda adı bilinen ünlü isimler) eğitim almıştır. (eğitim almak yetmez)
- psikanaliz alanında uzmanlaşmıştır. (uzmanlaşmak için hangi eğitimleri aldı?)
- psikolojiye olan yoğun ilgisiyle birçok eğitim tamamlamıştır.
- anlaması zor, ilginç isimli birçok ekol adı vs vs uygulayıcısıdır.
- .... sertifikası sahibidir. (diploma olmadan sadece sertifikayla tıbbi bir ünvan kullanmak aynı zamanda yasal bir suçtur.)
- psikoterapi uzmanı, danışman psikolog, ruh sağlığı uzmanı gibi uydurma ünvanlar kullanır.
- psikoterapist, psikanaliz uzmanı gibi denetlenmeyen ünvanlar kullanır. (psikoterapist olabilmek için ilk yol yukarıda yazdığım psikoloji lisans eğitiminden geçer, ikincisi de psikiyatristlerin psikoterapi eğitimi alarak psikoterapist olmasıdır. bu 2 meslek dışında psikoterapist ünvanı da kullanılmamalıdır. fakat psikoterapistlik diplomayla kazanılan bir ünvan olmadığı için bu alanda hiç denetim yoktur.)
maalesef sektörde çoook ünlü olan, psikolog ünvanıyla kitap basan, konuşmalar yapan, terapi uygulayan bazı kişiler bile gerçekte yasal olarak terapi yapma yetkinliğine sahip değildir.
türkiye’de halen bir ruh sağlığı yasamız yok. bu nedenle vergi dairesinden onay alan herkes adına başka bir şey diyerek merkezler açabiliyor. psikologlar bir odaya bağlı değil; sağlık bakanlığı tarafından sağlık personeli kabul edilmiyor. bu nedenle sağlık bakanlığı deneyiminden muaf. özetle alanda yasal açık çok fazla...
kendini ve sevdiklerin korumak, o terapisti seçen danışana kalıyor
(bkz: psikolog olmak)
devamını gör...
olmak istenen cansız varlık
kız kulesine bakan,galata kulesi olmak,isterdim.
devamını gör...
kafa dağıtmak için yapılanlar
balkonda oturup gökyüzünü seyrederken müzik dinlemek.
yürüyüş yapmak.
alışveriş yapmak.
mandala boyamak.
sözlükte gezinmek.
yürüyüş yapmak.
alışveriş yapmak.
mandala boyamak.
sözlükte gezinmek.
devamını gör...
you
bıraktığım dizinin yeni sezonunu izlemeye başladım can sıkıntısından. 3. sezonun ilk bölümündeyim ve joe senin ayran gönlünün içine tüküreyim. senin layığın tam olarak love ve sen hala soulmate kafasındasın.
(izlemeyenler için aşağıdaki paragraf spoiler olabilir, izleyecekseniz bu girdiden uzaklaşınız pls.)
joe sürekli olarak ruh eşi arıyor ama aslında onun ruhuna eş olan kişi love ve love'da kendini gördüğü için onu istemiyor artık. hani aşıktın? hani aşkın ne olduğunu onda tatmıştın? ah evet o, onun senin gibi bir psikopat olduğun öğrenmeden önceydi. bir de love'ın yaptıklarını yargılıyor ya çıldırıyorum. hu huuuu! dünyadan joe'ya! ikinizde aynı b*kun laciverdisiniz!
joe kimseye aşık değil ve kimseye de aşık olamaz çünkü o temiz bir ruh arıyor yalnızca. yanında kendi karanlığını kapatmayı başarabileceği birini. karanlığını bileni, onun gibi olanı istemiyor, love'da karanlık yanının birebir aynısı var, o yüzden ona olan ilgisini bir anda kaybetti ve natalie'ye yöneldi. onun istediği temiz bir ruh, onu iyi edebilecek birini arıyor. joe da böyle bir eleman işte, gözüne ilişen dikkatini çeken ilk kadını "acaba bu benim ruh eşim mi?" diye gözüne kestiriyor ve sonra ya bir şekilde işler "aşkının" ölümüyle son buluyor ya da love'da olduğu gibi sürüklenmek zorunda kalıyor.
bakalım daha sadece ilk bölümü izledim sezon bitince geri geleceğim başlığa. ancaakk bu sürekli yeni birine vurulma mevzusu dizinin b*kunu çıkartmaya başladı, bundan sonra yeni sezon gelirse daha da izlemem sanırım, sıktı joe'nun aşk muhabbeti.
(izlemeyenler için aşağıdaki paragraf spoiler olabilir, izleyecekseniz bu girdiden uzaklaşınız pls.)
joe sürekli olarak ruh eşi arıyor ama aslında onun ruhuna eş olan kişi love ve love'da kendini gördüğü için onu istemiyor artık. hani aşıktın? hani aşkın ne olduğunu onda tatmıştın? ah evet o, onun senin gibi bir psikopat olduğun öğrenmeden önceydi. bir de love'ın yaptıklarını yargılıyor ya çıldırıyorum. hu huuuu! dünyadan joe'ya! ikinizde aynı b*kun laciverdisiniz!
joe kimseye aşık değil ve kimseye de aşık olamaz çünkü o temiz bir ruh arıyor yalnızca. yanında kendi karanlığını kapatmayı başarabileceği birini. karanlığını bileni, onun gibi olanı istemiyor, love'da karanlık yanının birebir aynısı var, o yüzden ona olan ilgisini bir anda kaybetti ve natalie'ye yöneldi. onun istediği temiz bir ruh, onu iyi edebilecek birini arıyor. joe da böyle bir eleman işte, gözüne ilişen dikkatini çeken ilk kadını "acaba bu benim ruh eşim mi?" diye gözüne kestiriyor ve sonra ya bir şekilde işler "aşkının" ölümüyle son buluyor ya da love'da olduğu gibi sürüklenmek zorunda kalıyor.
bakalım daha sadece ilk bölümü izledim sezon bitince geri geleceğim başlığa. ancaakk bu sürekli yeni birine vurulma mevzusu dizinin b*kunu çıkartmaya başladı, bundan sonra yeni sezon gelirse daha da izlemem sanırım, sıktı joe'nun aşk muhabbeti.
devamını gör...
normal sözlük vs ekşi sözlük
star wars hayranı olarak örneği oradan vereyim.
imparatorluk: ekşi
isyancılar: kafa
imparatorluk nicelik olarak fazla, nitelik olarak içi boş askerler ile (bkz: stormtrooper) doluyken; isyancılar sayıca az olup, nitelik anlamında galip gelen taraftır.
imparatorluk: ekşi
isyancılar: kafa
imparatorluk nicelik olarak fazla, nitelik olarak içi boş askerler ile (bkz: stormtrooper) doluyken; isyancılar sayıca az olup, nitelik anlamında galip gelen taraftır.
devamını gör...
fatma bacı
ahilik teşkilatı'nın kurucusu olan ahi evran'ın eşidir.
kendisi de ahilik teşkilatı'nın bir kolu olan (bkz: bâcıyân-ı rûm)un kurucusudur.
kendisi de ahilik teşkilatı'nın bir kolu olan (bkz: bâcıyân-ı rûm)un kurucusudur.
devamını gör...
