sofraya gidip gelen gariban reçel
sofraya gidip gelen gidip gelen yenmeyen ama ısrarla gidip gelen gariban reçeldir.
edit. el yapımı reçelse biraz daha şansı yaver gider.*
edit. el yapımı reçelse biraz daha şansı yaver gider.*
devamını gör...
youtube kanalı önerileri
dinler tatihi, mitoloji ve bilim için az aboneli pek bilinmeyen ama kaliteli bir kanal adamlar müzik videosu bile çekiyor.
alabarda
alabarda
devamını gör...
yunan alfabesi
çocukluğumdan beri kiril okuyabildiğim için lise yıllarımdayken elime fono yayınlarının yunanca sözlüğünü almamla yarım saat içerisinde okumayı söktüğüm alfabedir. ama dili bilmeyip sadece okumanın hiçbir esprisi yok.
(bkz: okuyabiliyorum ama bilmiyorum)
ama şöyle güzel bir tarafı da olmuştu. 2012 yılında amasya müzesini gezerken rehberimiz ''yunanca olduğunu'' iddia ettiği lahitlerin önüne geçip ''işte bu zeus'un, bu afrodit'in'' gibisinden poz kesiyordu. ben de lahitlerin üzerindeki yazıtlara şöyle bir göz gezdirdim, hiç afrodit mafrodit değil yani. bildiğin maşallah, allah filan yazıyor. sonra daha dikkatli bakınca, adının daha sonrasında karamanlıca olduğunu öğreneceğim, türkçe ile yazılmış olduğunu fark ettim. sonrasında da ''sen kimi yiyon, burada türkçe yazıyor. al bak burada maşallah yazıyor, şurada şu yazıyor'' gibisinden adamı herkesin ortasında rezil kepaze etmiştim. şu alfabeyi bilmesek mezar taşlarını zeus diye yutturacaktı.
(bkz: dedemizin mezar taşını okuyamıyoruz)
(bkz: okuyabiliyorum ama bilmiyorum)
ama şöyle güzel bir tarafı da olmuştu. 2012 yılında amasya müzesini gezerken rehberimiz ''yunanca olduğunu'' iddia ettiği lahitlerin önüne geçip ''işte bu zeus'un, bu afrodit'in'' gibisinden poz kesiyordu. ben de lahitlerin üzerindeki yazıtlara şöyle bir göz gezdirdim, hiç afrodit mafrodit değil yani. bildiğin maşallah, allah filan yazıyor. sonra daha dikkatli bakınca, adının daha sonrasında karamanlıca olduğunu öğreneceğim, türkçe ile yazılmış olduğunu fark ettim. sonrasında da ''sen kimi yiyon, burada türkçe yazıyor. al bak burada maşallah yazıyor, şurada şu yazıyor'' gibisinden adamı herkesin ortasında rezil kepaze etmiştim. şu alfabeyi bilmesek mezar taşlarını zeus diye yutturacaktı.
(bkz: dedemizin mezar taşını okuyamıyoruz)
devamını gör...
tanrı'nın dua kabul oranını çok düşük tutması
popomuz kalkmasın diye. tanrı erkekti, öyle değil mi ? erkeklerin genel tavrıdır.
cinsiyetçi bir tanım ama kesinlikle feminizm değil! gerçek feminizm bu değil!
cinsiyetçi bir tanım ama kesinlikle feminizm değil! gerçek feminizm bu değil!
devamını gör...
g.o.r.a.
şimdiye kadar hep güldürdü. ama komutan logar bir cisim yaklaşıyorcu abinin öldüğü aklıma gelince içim bi hüzünleniyor doğrusu.
devamını gör...
kırmızı pazartesi
gabriel garcia marquez tarafından yazılan ince bir kitap.
türk edebiyatımızda yaşar kemal'in yazdığı yılanı öldürseler romanına çok benzemektedir fakat ikisi de özgün ve farklı bakış açısıyla anlatılmıştır.
''suçu toplum hazırlar, suçlu işler'' bakışıyla yazılmıştır. yazar bize daha kitabın başında, ana karakterin öleceği bilgisini vermiştir. biz bunu bile bile okumaya başlar ve devam ederiz, tıpkı toplumun o kişinin pazartesi günü öldürüleceğini bile bile bu olayın önüne geçmemesi gibi.
gabriel burada kitle psikolojisine, rüyalara (freud, rüyaları bilinçdışı ile ilişkilendirir), toplum baskısına ve namus kavramına vurgu yapar. rüyasında beyaz renkte çiçek gören nasar, beyaz kıyafetler içerisinde öldürülür.
namus demişken, cinayetin sırf namus başlığı altında yargısız infaz yapılarak toplum baskısı ve aynı şekilde vurdumduymazlığı eşliğinde işlendiği tahmin edilebilir. hiçbir sorgulama, kanıt olmadan. zaten öldüren kardeşler sırf baskıdan dolayı bunu her yere duyururlar, nasar'ı öldüreceklerini yani. herkesin yanında anlatmalarına ragmen onlara kimse engel olmaz. belki de her yere duyurmalarının sebebi sinirden değil de birilerinin onları durdurmasını istemeleridir, kim bilir.
türk edebiyatımızda yaşar kemal'in yazdığı yılanı öldürseler romanına çok benzemektedir fakat ikisi de özgün ve farklı bakış açısıyla anlatılmıştır.
''suçu toplum hazırlar, suçlu işler'' bakışıyla yazılmıştır. yazar bize daha kitabın başında, ana karakterin öleceği bilgisini vermiştir. biz bunu bile bile okumaya başlar ve devam ederiz, tıpkı toplumun o kişinin pazartesi günü öldürüleceğini bile bile bu olayın önüne geçmemesi gibi.
gabriel burada kitle psikolojisine, rüyalara (freud, rüyaları bilinçdışı ile ilişkilendirir), toplum baskısına ve namus kavramına vurgu yapar. rüyasında beyaz renkte çiçek gören nasar, beyaz kıyafetler içerisinde öldürülür.
namus demişken, cinayetin sırf namus başlığı altında yargısız infaz yapılarak toplum baskısı ve aynı şekilde vurdumduymazlığı eşliğinde işlendiği tahmin edilebilir. hiçbir sorgulama, kanıt olmadan. zaten öldüren kardeşler sırf baskıdan dolayı bunu her yere duyururlar, nasar'ı öldüreceklerini yani. herkesin yanında anlatmalarına ragmen onlara kimse engel olmaz. belki de her yere duyurmalarının sebebi sinirden değil de birilerinin onları durdurmasını istemeleridir, kim bilir.
devamını gör...
albert camus
--- alıntı ---
kendimi mi öldürsem, yoksa bir fincan kahve mi içsem?
--- alıntı ---
alber camus'un "kendimi mi öldürsem, yoksa bir fincan kahve mi içsem?" dediği o dipsiz uçurum. aynı günün sonunda albert camus bir fincan kahve eşliğinde der ki: "bazen günün sonunda bir insanın başardığı en büyük şey intihar etmemiş olmasıdır."
kendimi mi öldürsem, yoksa bir fincan kahve mi içsem?
--- alıntı ---
alber camus'un "kendimi mi öldürsem, yoksa bir fincan kahve mi içsem?" dediği o dipsiz uçurum. aynı günün sonunda albert camus bir fincan kahve eşliğinde der ki: "bazen günün sonunda bir insanın başardığı en büyük şey intihar etmemiş olmasıdır."
devamını gör...
efsanevi yeşilçam replikleri
ula gavatlar 1 oyu ikiniz verdiniz de benim oy nereye gitti”?
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
küçükken ablama çok özenirdim özgün bir mahlası vardı. ben de istanbul hayranıydım o dönem. böyle bi şey çıktı işte.
devamını gör...
geceye bir akp yalanı bırak
kimsenin inancına, hayat tarzına müdahale etmedik.
devamını gör...
moderatörlerin kimseyi memnun edememesi
birçok yazarın, sözlüğü kendi istediği hale sokmak istemesi sonucunda, modların birçok yazarı memnun edememesi durumu.
sayın birçok yazar, sana göre doğru olan başkasına göre doğru olmayabilir. neden senin istediğin olsun ki? o zaman benim istediğim olsun.
(bkz: modlar göreve) benim istediklerimi yapacaksınız.
öyle büyük bir şey de istemiyorum ha.
isteğim: ana rek turuncu yerine mor olsun.
hadi bi el atın.
sayın birçok yazar, sana göre doğru olan başkasına göre doğru olmayabilir. neden senin istediğin olsun ki? o zaman benim istediğim olsun.
(bkz: modlar göreve) benim istediklerimi yapacaksınız.
öyle büyük bir şey de istemiyorum ha.
isteğim: ana rek turuncu yerine mor olsun.
hadi bi el atın.
devamını gör...
gop çocuğu
güney doğu anadolu projesine destek veren çocuklar da olabilirler.
devamını gör...
münir nurettin selçuk
musiki nazariyesi bilen, müzik aşkı yüzünden macaristan'da okuduğu ziraatı bırakarak yurduna dönmüş olan, sultan vahideddin zamanında mızıkayi hümayun müezzinliği yapmış, daha sonra riyaset-i cumhur musiki heyetinde*
mülazım-ı evvellik*görevini ifa etmiş büyük sanatçı. derinlemesine bildiği musiki nazariyesinin yanında, paris'te öğrendiği piyano,şan ve solfeji kendinde birleştirerek türk müziğini yeniden ayağa kaldırmıştır. en sevdiğim eserini aşağıya iliştiriyorum.
mülazım-ı evvellik*görevini ifa etmiş büyük sanatçı. derinlemesine bildiği musiki nazariyesinin yanında, paris'te öğrendiği piyano,şan ve solfeji kendinde birleştirerek türk müziğini yeniden ayağa kaldırmıştır. en sevdiğim eserini aşağıya iliştiriyorum.
devamını gör...
cuma namazında olmaması gerekenler
devlet memuru imamlar olmamalı. hutbeyi devlet hazırlamamalı.
devamını gör...
bir intihar akşamı üstüne söylenti
insanın kalbini kıran bir turgut uyar şiiri. uyar'ın şiir derlemesi olan büyük saat kitabının 320. sayfasında külçe gibi duruyor. gölge gibi geçip gidenlerin, bir yere ait olmayı beceremeyen, hiçbir fotoğrafta çıkmayanların veda şiiri. ne gerek vardı imla kurallarına, oysa bir hayalet gibi geçip gittiğimiz yaşamda darmadağınık bir şeydi yalnızlık. hani yaşar kemal ince memed kitabında yazmış ya; "demir olsam çürürdüm, toprak oldum dayandım." diye işte toprak olayım derken bataklığa dönüşmenin şiiridir bu. hiç anlamam şairler nasıl hiç tanımadıkları insanları, hiç parçası olmadıkları hayatları cümlelerinde bu kadar net anlatır. turgut uyar beni hiç bilmez ama bu şiir beni tanıyor benim onu tanıdığım gibi.
kısacık yoğun bir akşam
herkesin yüzünün bir anıya karıştığı
yoğun bir akşam
bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde
ve bir intihar üstüne söylenti
bütün kıyıları dolaştı durdu
kısacık bir akşam
kısacık serin bir akşam
kelebeklerin atlarla yarıştığı
yoğun bir akşam
bazı mektuplar damgalandı postanelerde
oturuldu bir takım şarkılar söylendi
bir adam bir kadının kapısını vurdu
kısacık bir akşam
neyi söylesem bir kahramanlıktı
içinde azıcık buluştuğumuz
bir bulutla bir kağıt peçete arasında
kısacık yoğun bir akşam
şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam
bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve
kısacık yoğun bir akşam
her şey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kısacık yoğun bir akşam
biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam.
kim karıştırdı gerçekliğine
yaşadığım sonsuzluğun
ve oturuldu bir takım şeyler söylendi
imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne
kısacık bir akşam
duraladım ne yapsam
kim karıştırdı gerçekliğine
su terazilerindeki ensizliğin
ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi
araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne
kısacık bir akşam
o kadar kısa ki bir akşam
yüzümü suyun ardında buldum
kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
kısacık yoğun bir akşam
serin bir akşam öyle söylediler...
kısacık yoğun bir akşam
herkesin yüzünün bir anıya karıştığı
yoğun bir akşam
bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde
ve bir intihar üstüne söylenti
bütün kıyıları dolaştı durdu
kısacık bir akşam
kısacık serin bir akşam
kelebeklerin atlarla yarıştığı
yoğun bir akşam
bazı mektuplar damgalandı postanelerde
oturuldu bir takım şarkılar söylendi
bir adam bir kadının kapısını vurdu
kısacık bir akşam
neyi söylesem bir kahramanlıktı
içinde azıcık buluştuğumuz
bir bulutla bir kağıt peçete arasında
kısacık yoğun bir akşam
şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam
bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve
kısacık yoğun bir akşam
her şey bir unutkanlıktı
arada bir deliler gibi kavuştuğumuz
tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında
kısacık yoğun bir akşam
biliyordum bir soğuktu nereye varsam
bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve
kısacık yoğun bir akşam.
kim karıştırdı gerçekliğine
yaşadığım sonsuzluğun
ve oturuldu bir takım şeyler söylendi
imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne
kısacık bir akşam
duraladım ne yapsam
kim karıştırdı gerçekliğine
su terazilerindeki ensizliğin
ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi
araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne
kısacık bir akşam
o kadar kısa ki bir akşam
yüzümü suyun ardında buldum
kıyılar bu yüzdendir öyle dediler
kısacık yoğun bir akşam
serin bir akşam öyle söylediler...
devamını gör...
cem karaca şarkılarındaki ölümcül cümleler
gök kubbeyi sar sar mazlum feryadım
elbet bir gün güler bize seneler, bize seneler.
elbet bir gün güler bize seneler, bize seneler.
devamını gör...
babanın verdiği nasihatler
sırtınızda taşıyın babanızı.
onunla birlikte geçirebileceğim bir gün için neler vermezdim.
onunla birlikte geçirebileceğim bir gün için neler vermezdim.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
yumuşacık sesiyle bünyeye yüksek dozda hüzün yükler.
devamını gör...
yazarların cumhurbaşkanı olduklarında yapacakları şeyler
"türkiye nasıl düze çıkar?"
"sen cumhurbaşkanı olsan ne yapardın?"
güzel soru.
uzun bir yazı olacak. ancak okumaya değecek. her kesimden destek göreceğine inanıyorum.
okuduğunuza değecektir.
başlayalım.
*devletin tüm kadrolarında görevini sürdüren, en ufak görevdeki insandan en yüksek mertebedekine kadar hepsinin geriye dönük 10 senelik geçmişi araştırılır. yaptıkları işler, verdikleri raporlar ayrıntılı incelemeye tabi tutulur. liyakat şartı aranır. işini iyi yapan, yetkin insanlar görevlerinde tutulurken gerisine yol verilir.
*torpil bitirilir. torpille göreve gelmiş herkesin, mevkileri ne kadar yüksek olursa olsun işine derhal son verilir.
*devletin tüm organlarındaki ödemeler, satın almalar, son kuruşuna kadar denetlemeye tabi tutulur. devletin parasını çarçur eden, çalan, ayakkabı kutularına dolduran, peşkeş çeken herkes hakkında kamu davası açılır.
*tüm tarikatlar kapatılır. din hakkında söz sahibi tek kurum/kuruluş diyanet işleri olarak bırakılır.
*"yenilenebilir enerji" sektörüne çok büyük yatırım yapılır. dev güneş enerjisi tarlaları kurulur. sayısız rüzgar türbini stratejik noktalara yerleştirilir. enerji konusunda dışarıya olan bağımlılığı 10 sene içinde bitirme hedefi konulur. bu şekilde enerji fiyatları düşer. vatandaş rahat bir nefes alır.
*türkiye uzay ajansı, taşak malzemesi olmaktan kurtarılır. fizikçiler, matematikçiler, astronomlar yetiştirilir. 20 sene içinde uzaya türk astronotlar gönderme, 50 sene içinde ise astroid madenciliğine başlama hedefi konulur.
*diyanet işlerinin bütçesi 4'de birine indirilir.
*milli eğitim bakanlığı ve sağlık bakanlığının bütçeleri 3'er katına çıkarılır.
*türk silahlı kuvvetlerinin bütçesi %50 oranında arttırılır, ancak tek bir şartla; profesyonel orduya geçilir.
*büyük bir sanayi kalkınma hareketi başlatılır. her ilde yeni fabrikalar açılır. 10 sene içinde türkiye'nin üretim hacminin 3 katına çıkması hedefi konulur. bu şekilde yüz binlerce insana istihdam sağlanır. küçük ev eşyalarından uçak sanayisine kadar, her şeyi vatan içinde üretme prensibi ile hareket edilir.
"üreten ülke" pozisyonuna geçeceğimiz için ekonomi yavaş yavaş belini doğrultur. döviz düşerken türk parası değer kazanır.
*doğa korunur. doğaya zarar veren çok büyük ceza istemiyle yargılanır. yerli ya da yabancı, hiç bir şirket, maden çıkarmak amacıyla, otel yapmak amacıyla doğayı mahvedemez. deneyenlerin üzerine kabus gibi çökülür.
*hukukun üstünlüğü yeniden tanımlanır. cezaevlerinde yatan gazeteciler, aydınlar, derhal serbest bırakılır.
*devlet kimin ne içtiğine, kimle seviştiğine karışmaz. hukuki ve sosyokültürel açıdan her bireye tam eşitlik sağlar. bir trans kadın başsavcı olabildiği gibi, bir cumhurbaşkanı gerekirse çatır çatır yargılanabilir.
*tecavüz, taciz gibi suçlara bulaşanların hayatı karartılır. çocuklara karşı cinsel suçlara karışanlar bir daha gün yüzü göremez. devlet artık bu yaratıkların üzerine öyle bir çöker ki kimse zaten buna cesaret bile edemez.
cinsel suçlulara, abd'de olduğu gibi, bir database'e kaydolma şartı koyulur. cezalarını çekseler bile isimleri orda kalır.
*"yap-işlet-devret" modeli tamamen terkedilir. ülkenin kendi köprüsünü, kendi kanalını, kendi havalimanını yapması en büyük hedeflerden biri olur.
*köy enstitüleri yeniden açılır. tarımdan hayvancılığa bir çok eğitim programı hazırlanır.
*tüm merdiven altı üniversiteler kapatılır. 3 katlı tek bir binadan oluşan, "osman üniversitesi" gibi kurumlar, eğitim sisteminden çıkarılır. yeni üniversite açılmaz!
*tarıma ve çiftçiye destek olunur. yurtdışından tohum ithalatı sonlandırılır. çiftçiye verilen yakıt, tohum, makina, sulama, gübre desteği gibi şeyler 5 katına çıkartılır.
çiftçinin elinde kalan mahsulü devlet satın alır.
böylece temel gıdaların fiyatı düşer. vatandaş nefes alır.
*terörün üzerine kabus gibi çökülür. türkiye'nin doğusundaki tüm dağlar temizlenir. ancak bunu yaparken oradaki halk kendi kaderine terk edilmez.
doğudaki vatandaşa binlerce yeni iş imkanı sağlanır. halk fakirlikten kurtulur. terörün ve teröristin kucağına oturmak zorunda kalmaz.
toplumun 7'den 70'e her kesiminin en büyük ve tek güvencesi devlet olur.
*yiyecek, içecek, barınma gibi temel ihtiyaç ve hizmetlerin belirli bir tavan ve taban fiyatları olur. devlet göz göre göre vatandaşının sikilmesine izin vermez.
*yabancı şirketlere asla geçiş garantisi, yıllık ödeme gibi garantiler verilmez.
*"özel tüketim vergisi" denilen salaklık kaldırılır.
*bir süreliğine "en fazla 3 çocuk" sınırlaması getirilir. bu nedenle etrafta gezen işsiz, niteliksiz insan ordusu yavaş yavaş yok olur.
*dış ticarette ithalat değil, ihracat konseptine dönülür.
*her şehre dev hayvan barınakları yapılır. 10 sene içinde sokak hayvanlarını bitirme hedefi konulur.
*teknolojiye yatırım yapılır. dünya devleriyle yarışacak işletim sistemleri, teknoloji markaları, elektronik ürünler tasarlanır.
*özellikle gıda sektörü çok sıkı denetlenir. kesinlikle vatandaşa en zararlı ürünlerin, en boktan katkı maddelerinin yedirilmesine izin verilmez. ortalama yaşam süresinin 85 sene olması hedefi konulur.
*sağlık sistemi küba, kanada gibi bedava yapılır. ilaç bulamadığı için ölen insan haberleri tarihe karışır.
*ar-ge çalışmalarına milyonlarca lira kaynak aktarılır. ülke kendi kanser aşısını, kendi doktor ve bilim insanlarıyla üretebilecek yetkinliğe kavuşturulur.
*kadınların ekonomiye kazandırılması hedefi konulur. aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanlığı bir çok yeni proje üretir. kadınlara yeni iş kolları açılır, eğitim verilir. bir ailede hem kadın, hem de erkek çalışıyorsa aileye maddi teşvik sağlanır. çocuk varsa sosyal yardım daha da arttırılır. ancak bu çocuğa nasıl bakılıyor, devlet bunun takipçisi olur.
bunları yaparsanız, 30 sene içinde türkiye büyük bir süpergüç haline gelecektir.
(aklıma geldikçe eklenecek)
"sen cumhurbaşkanı olsan ne yapardın?"
güzel soru.
uzun bir yazı olacak. ancak okumaya değecek. her kesimden destek göreceğine inanıyorum.
okuduğunuza değecektir.
başlayalım.
*devletin tüm kadrolarında görevini sürdüren, en ufak görevdeki insandan en yüksek mertebedekine kadar hepsinin geriye dönük 10 senelik geçmişi araştırılır. yaptıkları işler, verdikleri raporlar ayrıntılı incelemeye tabi tutulur. liyakat şartı aranır. işini iyi yapan, yetkin insanlar görevlerinde tutulurken gerisine yol verilir.
*torpil bitirilir. torpille göreve gelmiş herkesin, mevkileri ne kadar yüksek olursa olsun işine derhal son verilir.
*devletin tüm organlarındaki ödemeler, satın almalar, son kuruşuna kadar denetlemeye tabi tutulur. devletin parasını çarçur eden, çalan, ayakkabı kutularına dolduran, peşkeş çeken herkes hakkında kamu davası açılır.
*tüm tarikatlar kapatılır. din hakkında söz sahibi tek kurum/kuruluş diyanet işleri olarak bırakılır.
*"yenilenebilir enerji" sektörüne çok büyük yatırım yapılır. dev güneş enerjisi tarlaları kurulur. sayısız rüzgar türbini stratejik noktalara yerleştirilir. enerji konusunda dışarıya olan bağımlılığı 10 sene içinde bitirme hedefi konulur. bu şekilde enerji fiyatları düşer. vatandaş rahat bir nefes alır.
*türkiye uzay ajansı, taşak malzemesi olmaktan kurtarılır. fizikçiler, matematikçiler, astronomlar yetiştirilir. 20 sene içinde uzaya türk astronotlar gönderme, 50 sene içinde ise astroid madenciliğine başlama hedefi konulur.
*diyanet işlerinin bütçesi 4'de birine indirilir.
*milli eğitim bakanlığı ve sağlık bakanlığının bütçeleri 3'er katına çıkarılır.
*türk silahlı kuvvetlerinin bütçesi %50 oranında arttırılır, ancak tek bir şartla; profesyonel orduya geçilir.
*büyük bir sanayi kalkınma hareketi başlatılır. her ilde yeni fabrikalar açılır. 10 sene içinde türkiye'nin üretim hacminin 3 katına çıkması hedefi konulur. bu şekilde yüz binlerce insana istihdam sağlanır. küçük ev eşyalarından uçak sanayisine kadar, her şeyi vatan içinde üretme prensibi ile hareket edilir.
"üreten ülke" pozisyonuna geçeceğimiz için ekonomi yavaş yavaş belini doğrultur. döviz düşerken türk parası değer kazanır.
*doğa korunur. doğaya zarar veren çok büyük ceza istemiyle yargılanır. yerli ya da yabancı, hiç bir şirket, maden çıkarmak amacıyla, otel yapmak amacıyla doğayı mahvedemez. deneyenlerin üzerine kabus gibi çökülür.
*hukukun üstünlüğü yeniden tanımlanır. cezaevlerinde yatan gazeteciler, aydınlar, derhal serbest bırakılır.
*devlet kimin ne içtiğine, kimle seviştiğine karışmaz. hukuki ve sosyokültürel açıdan her bireye tam eşitlik sağlar. bir trans kadın başsavcı olabildiği gibi, bir cumhurbaşkanı gerekirse çatır çatır yargılanabilir.
*tecavüz, taciz gibi suçlara bulaşanların hayatı karartılır. çocuklara karşı cinsel suçlara karışanlar bir daha gün yüzü göremez. devlet artık bu yaratıkların üzerine öyle bir çöker ki kimse zaten buna cesaret bile edemez.
cinsel suçlulara, abd'de olduğu gibi, bir database'e kaydolma şartı koyulur. cezalarını çekseler bile isimleri orda kalır.
*"yap-işlet-devret" modeli tamamen terkedilir. ülkenin kendi köprüsünü, kendi kanalını, kendi havalimanını yapması en büyük hedeflerden biri olur.
*köy enstitüleri yeniden açılır. tarımdan hayvancılığa bir çok eğitim programı hazırlanır.
*tüm merdiven altı üniversiteler kapatılır. 3 katlı tek bir binadan oluşan, "osman üniversitesi" gibi kurumlar, eğitim sisteminden çıkarılır. yeni üniversite açılmaz!
*tarıma ve çiftçiye destek olunur. yurtdışından tohum ithalatı sonlandırılır. çiftçiye verilen yakıt, tohum, makina, sulama, gübre desteği gibi şeyler 5 katına çıkartılır.
çiftçinin elinde kalan mahsulü devlet satın alır.
böylece temel gıdaların fiyatı düşer. vatandaş nefes alır.
*terörün üzerine kabus gibi çökülür. türkiye'nin doğusundaki tüm dağlar temizlenir. ancak bunu yaparken oradaki halk kendi kaderine terk edilmez.
doğudaki vatandaşa binlerce yeni iş imkanı sağlanır. halk fakirlikten kurtulur. terörün ve teröristin kucağına oturmak zorunda kalmaz.
toplumun 7'den 70'e her kesiminin en büyük ve tek güvencesi devlet olur.
*yiyecek, içecek, barınma gibi temel ihtiyaç ve hizmetlerin belirli bir tavan ve taban fiyatları olur. devlet göz göre göre vatandaşının sikilmesine izin vermez.
*yabancı şirketlere asla geçiş garantisi, yıllık ödeme gibi garantiler verilmez.
*"özel tüketim vergisi" denilen salaklık kaldırılır.
*bir süreliğine "en fazla 3 çocuk" sınırlaması getirilir. bu nedenle etrafta gezen işsiz, niteliksiz insan ordusu yavaş yavaş yok olur.
*dış ticarette ithalat değil, ihracat konseptine dönülür.
*her şehre dev hayvan barınakları yapılır. 10 sene içinde sokak hayvanlarını bitirme hedefi konulur.
*teknolojiye yatırım yapılır. dünya devleriyle yarışacak işletim sistemleri, teknoloji markaları, elektronik ürünler tasarlanır.
*özellikle gıda sektörü çok sıkı denetlenir. kesinlikle vatandaşa en zararlı ürünlerin, en boktan katkı maddelerinin yedirilmesine izin verilmez. ortalama yaşam süresinin 85 sene olması hedefi konulur.
*sağlık sistemi küba, kanada gibi bedava yapılır. ilaç bulamadığı için ölen insan haberleri tarihe karışır.
*ar-ge çalışmalarına milyonlarca lira kaynak aktarılır. ülke kendi kanser aşısını, kendi doktor ve bilim insanlarıyla üretebilecek yetkinliğe kavuşturulur.
*kadınların ekonomiye kazandırılması hedefi konulur. aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanlığı bir çok yeni proje üretir. kadınlara yeni iş kolları açılır, eğitim verilir. bir ailede hem kadın, hem de erkek çalışıyorsa aileye maddi teşvik sağlanır. çocuk varsa sosyal yardım daha da arttırılır. ancak bu çocuğa nasıl bakılıyor, devlet bunun takipçisi olur.
bunları yaparsanız, 30 sene içinde türkiye büyük bir süpergüç haline gelecektir.
(aklıma geldikçe eklenecek)
devamını gör...
