asosyalin dibiyim gençler, hatta biliyor musunuz hiç discord kullanmadım ve kullanmayı da düşünmüyorum..
devamını gör...

kötü kişilik yine kendini gösterdi. yine darmaduman ediyor. her şeyin farkındayım ama hiç bişi de yapamıyorum gibi hissediyorum. çok yoruldum artık. bir yerimi kessem kanar gider mi bu kötü hisler yada kafamı duvara vura vura parçalasam içerde yok olur mu. ne istiyor benden. neden hep beni mutsuz etmeye çalışıyor. ben mutlu olmak istiyorum. ben hayatı yaşamak istiyorum. ben gülmek istiyorum doya doya kahkaha atmak istiyorum. her gece ağlama krizleri geçirmek istemiyorum. ben tekrardan hayat dolu olmak istiyorum. şarkılarla playback yapmak dans etmek deli gibi gülmek istiyorum. beni neden bu hale getirdiniz ki. beni neden böyle büyüttünüz ki. keşke kendimi en baştan şefkatle büyütebilsem belki şimdi şu yaşımda böyle kötü hisler olmayacaktı..bir yanım aşırı mutlu hayat dolu pozitif dünya iyisiyken, diğer yanım ona fazlasıyla tezat olacak kadar kötü. ve o yanım beni sürekli dibe çekiyor. ne zaman mutlu olmak istesem ardından kötü bir şey olacağını hissettiriyor bana. bazen ağlama krizlerine giriyorum geceleri sessiz sedasız, kolumu bacağımı kıpırdatamıyorum. sonra kendi kendime aşmaya çalışıyorum. oynatabildiğim kadar diğer elimle ovalamaya kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum. aşırı berbat bir durum. yenmek istiyorum ona yenilmemek istiyorum. resmen içimdeki kötü kişiyle savaşıyorum. ve bu beni günden güne fazlasıyla yoruyor. gücümü sömürüyor. ne yapacağımıbilemez hale getiriyor. bununla yaşamımı sürdürmek istemiyorum. ben iyileşmek, iyi birisi olmak istiyorum. mutlu olmak istiyorum.
devamını gör...

çocuklar neşeleri ile çoğu zaman hayatı anlamlı kılar, olaylara bakış açıları ile bizi düşündürür. diyaloğa girerken söyledikleriyle bizi de epey şaşırtırlar. büyümüş de küçülmüş derler ya…
…mahalledeki ilkokul çocukları kartopu oynamaktadır. gıcık yetişkinin biri çocuklara “bal porsuğunu kartopu manyağı yaparsanız size gofret vereceğim” der.
çocuklar bal porsuğuna döner. bal porsuğu cevap verir:
“bana atmazsanız iki katını veririm”.
çocukların lideri hemen elindeki kartopunu gıcık yetişkine fırlatır, diğer çocuklar da…özellikle yerde cephane gibi duran kartoplarını…gıcık epey kartopu yer, topuklayarak kaçmak isterken düşer, gene kartopu yer. evine girip kurtulur.
bal porsuğu çocukların liderine sorar:
“ neden açık artırma yapmadın? o belki 3 katını teklif edecekti.”
lider cevap verir:
“biz de gıcıktık ona. kartopların içine taş bile koyduk. cephane yapmıştık onun için. fırsat kolluyorduk.”
((b: siz siz olun mahalledeki çocuklar ile iyi geçinin.))
devamını gör...

akçam yemeğinde balık olan günlerde markete gidip, roka diye alıp geldiğim ot.(bkz: swh)
devamını gör...

tabiki de budur.
sakalı dizine değen beyaz gandalf amca, 5. günün şafağında adeta bir güneş gibi doğuyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

et eskiden beri gücü simgeler. o yüzden.
devamını gör...

nazik bir insana benziyor. kalemine sağlık.
devamını gör...

kör nokta tabiri gerçekte var olan bir varlığı göremediğimiz zaman, görememe durumundaki boşluğu ifade etmemize yarar.
günlük yaşantımızda da kullanırız. kameranın çekmediği bir nokta görüldüğünde "kör noktaya denk gelmiş, görünmüyor" gibi cümleler kullanırız.
sosyal kör nokta ise toplumun acı veren olgularına zihnin kendisini kapatması demektir. adeta görmediğine "kör nokta" adını takan kamera gibi, zihin de acıya karşı savunma olarak kolektif bir boşluk yaratır. bu boşlukta birey kendini kandırır, farkındalığı yok olur ve dikkat koşarak uzaklaşır. stres olmamak, kaygı duymamak ve de acı verme ihtimali olan olguya duyarsız kalmak için farkındalığın önemli kısımları zihnen terk edilir.
bu kaçma durumunun sonucunda ise içsel bir huzur yaşanır. birey rahatladığını, acı verenin tek seferde yok olduğunu hisseder. konfor alanına dönüşen sosyal kör noktası gerçeği görmemesine neden olur. tabii, gözler aslolanına açıldığında eski kaygıların su yüzeyine çıkması beklenmeyen değil. o zaman ise kaçınılmaz bir anksiyete krizi yakayı tutabilir.

kurtulmanın çeşitli yolları vardır;
-kişi toplumla yüzleşmeli, yaşanan her ne var ise kendini onunla baş edebilecek biri olarak görmelidir.
-duyarsızlaşmayı oluşturan etkenlerden uzakta kalmalıdır.

edit: kelime hatası.
devamını gör...

aralarında seçim yapamadıgim için susuyorum dostlar.
devamını gör...

istediğin kadar düşür, kaldır barajı faydasız.
olay o değil yök, olay o değil.
eğitim ortada yok. öğretim namına da bir şey kalmadı. kaliteden yoksun, saçmalık bir sisteme kurban ediliyor gençlerimiz ve sonraki nesillerimiz.
devamını gör...

almanya'nın bizi kıskandığına dair en somut delil. bay kemal bilmez tabi.
devamını gör...

hava hazır yağmurluyken..
voca.ro/1o1CJIupH4Co
devamını gör...

evet çok özgür bir sözlüğüz. herkes istediği başlığı açabiliyor.

bir de biz küfürsüzüzüzüz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(bkz: fenerbahçe)
devamını gör...

kilo yapsada ölümüne her tatlıyı yediğim için ,secim yapmak zorunda kalmadığım başlık *
devamını gör...

bana göre gerek oyunculuklar gerekse konusu itibarıyla baş yapıt olarak nitelendirilebilecek bir film. defalarca izlemişimdir. imdb puanı bence filmi yansıtmıyor zira benim gözümde çok daha yüksek puanları hak eden bir film. özellikle hell’s kitchen'da geçen çocukluk dönemlerini barındıran zamanlar muhteşem. fahri hell’s kitchen'lı oluveriyorsunuz filmi izlerken. robert de niro'nun canlardırdığı peder karakteri için söylenecek söz yok. en sevdiğim peder figürü olabilir.* adamın tek falsosu peder olması. öyle de güzel adam. olaylara verdiği tepkiler, yaklaşımlar ve zor kararlar arifesindeki tutumu bence oyunculuk anlamında tepe noktaya çıkıyor. tam usta işi bir oyunculuk ki, bakın diğer karakterlerin ciddi anlamda ağırlıklı rolleri olsa dahi peder karakteri bu filmin bir şekilde en unutulmaz karakteri olarak zihnimize yerleşiyor. hele ki mahkeme öncesinde kendi içerisinde yaptığı yolculuk ve karar verme durumu falan beni mest eden ayrıntılar. tabi bir de basketbol biletleri ayrıntısı var ki, oradaki mimiklerden sonra kahkahayı basmıştım. o kadar şişkinlikten sonra iyi gelmişti. tabi şimdi bunların hiç birini ayrıntı ile yazamıyorum ki ipucu vermiş olmayalım.

çocuk oyuncularında çok başarılı olduğunu düşünüyorum. özellikle sosisli sandviç satıcısı ile yaşadıkları mevzular ve sonrasındaki ıslah evi performansları insanın içine işliyor. ve tabi bir de yangın musluğu var. o yangın musluğu filmin en önemli oyuncularından birisi. bakın o kadar sağlam oyuncu oynuyor bu filmde ama geri dönüşlerde gördüğünüz yangın musluğu size en çarpıcı hislerden birisini yaşatıyor. kanımca ödül verilmesi lazımdı o musluğa. mahkeme sahneleri ve bradd pitt'in canlandırdığı michael sullivan karakterinin ince ince, nakış gibi işlediği plana ise hayran kalmamak mümkün değil. bu plan çerçevesinde diğer karakterlerin tepkileri ve duruşları da izlenmeye değer. tabi john reilly ve tommy marcano'nun özellikle gardiyan ile karşılaştıkları bölümde ve yapılan geri dönüşte tabiri caizse çok fena yumruk yemiş gibi oluyorsunuz. olayın anlatıcısı karaktere dair de analiz yapmak istiyorum ama uzatmayayım zira ayrıntılara girersem ipucu denizinde boğarım hepinizi. izlemediyseniz muhakkak izleyiniz. zira her açıdan film gibi film...
devamını gör...

adana’ya gidek mi?
şalvarından giyek mi?
kebabından yiyek mi?
he ya gardaş gel gidek
gidek, gidek gel gidek
adana’ya gel gidek
adana sıcak derler
he ya gardaş gel gidek....

dile dolandığından kolay kolay kurtulamayacağınız o türkü....
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ilk iki sezonunu bir hafta gibi bir süreyle bitirdiğim 3. sezonu netflix’te yayınlanmış olan makyaj yarışması.

yarışma yüzlerce kişinin arasından seçilen 10 makyaj artistinin makyajlarını (adeta sanatlarını) gözler önüne seriyor. sanatlarını diyorum çünkü bu insanlar makyaj değil ciddi anlamda sanat yapıyorlar. makyaja ilgim yok, normalde sadece rimel kullanan bir insan olarak izlerken yüzümü tuval gibi boyamak istiyorum.

yarışmanın jürileri de hayatlarını makyaja adamış, birçok ünlü isimle ve moda haftalarında çalışmış olan dominic skinner ve val garland. artı olarak bu jürilere bölüm başı makyaj konseptine göre misafir jüri katılıyor. yarışmacılar 3 jüri tarafından değerlendirilerek elemeye kalıyorlar. her bölüm bir kişi eleniyor. izlemesi bu yönden de zevkli her bölüm heyecanla ve yapılan sanatı hayranlıkla izliyorsunuz. kazanan ne kazanıyor derseniz dünyanın en başarılı makyaj artistleri ile bir sözleşme imzalıyor.

kısacası makyaja ilgisi olmayan bir insanın bile sıkılmadan izleyebileceği görsel şölen olarak tanımlarsam yanlış olmaz sanırım. canınız sıkılıyorsa bir şans verebilirsiniz.

artı olarak jüri olan dominic’in 58 yaşında olduğunu öğrendiğim için şoktayım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim