in god we trust
müthiş ingilizcemle tanrı için biz doğruyuz diyerek çevirdiğim söz .doğrusu "yanlızca tanrıya güveniriz" miş.
devamını gör...
erkek adam ev işi yapar mı sorunsalı
yapar, yapmasi lazim. ailesiyle yasarken evliyken bekarken yasam alanini her insan gibi pisletip sonra benim pipim var ben temizlik yapamam diyemez. bu sebeple ev isi yapan erkek karisina/annesine yardimci oluyor degildir, yasam alanini temizliyordur.
devamını gör...
beni asla bırakma
yayımlandığı dönemde, time tarafından ingilizce yazılmış en iyi 100 kitap arasında yer alan bu romanın arka kapağından…
"yatılı okul hailsham'ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez, hailsham'dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. dış dünyayla bağlantıları yoktur. öğretmenler değil, gözetmenler tarafından eğitilirler. spor ve sanata büyük önem veren gözetmenler, hailsham öğrencilerine sürekli özel olduklarını hatırlatır ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini tekrarlar. "
kazuo ishiguro’nun merak uyandırıcı bu kitabını okurken şu sorularının da cevabını bulursunuz..
yıkıma götüreceğini bile bile insan kendi kaderini kabullenebilir mi?
insan nedir, insanı insan yapan nedir?
umuda ne olmuştu? bir anlık parlamadan mı ibaretti sadece? yoksa insanlar çoktan umut etmeyi bıraktılar mı?
sanat ve aşk zamanı durdurabilir mi?
hayatlarınız önceden mi kararlaştırıldı?
peki siz
“neden kaçmıyorsunuz? nedir bu kabullenmişlik ve varolanı değiştirmeye çabalamaktan kaçmak ve olduğu gibi kabullenmek, haydi kaçın, en azından deneyin”.
"yatılı okul hailsham'ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez, hailsham'dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. dış dünyayla bağlantıları yoktur. öğretmenler değil, gözetmenler tarafından eğitilirler. spor ve sanata büyük önem veren gözetmenler, hailsham öğrencilerine sürekli özel olduklarını hatırlatır ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini tekrarlar. "
kazuo ishiguro’nun merak uyandırıcı bu kitabını okurken şu sorularının da cevabını bulursunuz..
yıkıma götüreceğini bile bile insan kendi kaderini kabullenebilir mi?
insan nedir, insanı insan yapan nedir?
umuda ne olmuştu? bir anlık parlamadan mı ibaretti sadece? yoksa insanlar çoktan umut etmeyi bıraktılar mı?
sanat ve aşk zamanı durdurabilir mi?
hayatlarınız önceden mi kararlaştırıldı?
peki siz
“neden kaçmıyorsunuz? nedir bu kabullenmişlik ve varolanı değiştirmeye çabalamaktan kaçmak ve olduğu gibi kabullenmek, haydi kaçın, en azından deneyin”.
devamını gör...
yazarların izlediği en iyi video
aşk hayatım daha iyi anlatılamazdı.
devamını gör...
musicbuddy
(bkz: diyetbuddy)
devamını gör...
yazarların olmak istediği şiir
yaşamaya dair / nazım hikmet ran.
devamını gör...
üniversitedeki kadınların yüzde 70’i başörtülü değilse orada özgürlük yoktur
inanılmaz saçma bir ülkede yaşıyoruz. her defasında nasıl sanki bu ülkede başörtüsü sorunu varmış gibi provokasyon yapıyorlar anlamıyorum. halkın ve medyanın ise her defasında buna sazan gibi atlaması da ayrıca saçmalık. bu ülkede başörtülü veya başörtüsüz kadınlar sorunu yok . var olan gerçek sorunlar kadın cinayetleri , taciz ,tecavüz, hak ihlali, yozlaşma , politic kutuplaşma, çocuk istismarı , hırsızlık, ekonomik kriz , işsizlik böyle uzar gider liste.
devamını gör...
fatih sultan mehmet
ismi apaçık bir şekilde mehmed, hatta ve hatta mehemmed'dir.** direkt olarak "د" (d) harfi ile yazılır, "محمد" (mhmd) şeklinde.
çok üzülüyorum "mehmet" diye düzeltildiğinde. yarın bir gün benim ismimi sırf dilleri daha kolay dönüyor diye kafalarına göre değiştirseler mezarımda ters dönerdim herhalde.
çok üzülüyorum "mehmet" diye düzeltildiğinde. yarın bir gün benim ismimi sırf dilleri daha kolay dönüyor diye kafalarına göre değiştirseler mezarımda ters dönerdim herhalde.
devamını gör...
kaplumbağa terbiyecisi
osman hamdi bey'in 1906 ve 1907 yılında iki farklı versiyonunu çizdiği tablosu. osmanlı ressamlar cemiyeti tarafından tablonun ismi kaplumbağalar ve adam olarak belirtilmiş, daha sonra ise bugünkü ismini almış.
devamını gör...
hayvanlarla göz teması kurmak
2 sn sonra öpücük atarak sonlanır.
devamını gör...
tüm ülkeyi kapatıp plajda güneşlenmek
an itibari ile turistlerin durumudur. adamlar zaten bizim ülkemizi ucuz bulup ülkelerinde yapacakları 1 haftalık tatil parasıyla burada 2 ay takılırken şimdi de kendilerine özel olarak sahiller boşaltılmıştır. canına yandığımın dünyası diye boşa hayıflanmıyor insanlar.
devamını gör...
hayatında hiç sevgilisi olmamış kişi
bazen sadece hayatında hiç sevgilisi olmamis olduğuna delalet eder. o kadardır.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sabah beyaz elbise giydim , önüme kahve döktüm. beyaz giymek benim neyime acaba? dün geceki yoğun alkol alımı sonrası sabah gergin uyandım ve iki koca kahve de bu gerginliğime çare olamadı. bütün dünyayı yakmamak için kendimi zor tutuyorum.
devamını gör...
kabak kızartması
normalde sevmediğim ama annemin bir yerden (kesin yemek programıdır) öğrendiği tarifle yaptığı şeklini bayılarak yediğim kızartma çeşidi.
tarife gelecek olursam; ince dilimlenmiş kabakları, kaynamış suya atıyoruz (ocağın altı yanıyor olacak) ve biraz karıştırıp çok bekletmeden (kabaklar kendini salmadan biraz yumuşayınca) alıyoruz. süzdükten sonra soğuk sudan geçirip pişme süresini durmasını sağlayıp iyice soğuması için bir köşede beklemeye bırakıyoruz. soğuyan kabak dilimlerini un ve su ile hazırladığımız bulamaça iyice buladıktan kızgın yağa atıp kızarınca alıyoruz. üzerine sos olarak ise, sarımsaklı yoğurt ve dereotunu karıştırıp ister üstüne dökerek ister banarak tüketiyoruz.

çıtır çıtır çok güzel oluyor ve undan dolayı da kabak yediğiniz pek anlaşılmıyor. sıcak ya da soğuk tüketmek mümkün. ikisi de ayrı güzel. sadece sıcakken çıtır, soğuyunca yumuşak oluyor. damak zevkinize göre artık.
kabak çiçeğini de (bilmeyenler için her kabağın çiçeği yenmiyor bu arada, dolma yapılan çiçekten yapılabilir) benzer şekilde kızartıp (bu sefer haşlamadan) aynı sosla tüketiyoruz. o da çok güzel oluyor. ikisi de kahvaltıda, yemek yanında garnitür ya da rakı mezesi olarak tüketmek mümkün.
son olarak zahmetli gibi gözükse de aslında çok kolay. anlatırken ve okurken öyle görünüyor sadece. kabak sevmeyenlere kesinlikle tavsiye ederim.
tarife gelecek olursam; ince dilimlenmiş kabakları, kaynamış suya atıyoruz (ocağın altı yanıyor olacak) ve biraz karıştırıp çok bekletmeden (kabaklar kendini salmadan biraz yumuşayınca) alıyoruz. süzdükten sonra soğuk sudan geçirip pişme süresini durmasını sağlayıp iyice soğuması için bir köşede beklemeye bırakıyoruz. soğuyan kabak dilimlerini un ve su ile hazırladığımız bulamaça iyice buladıktan kızgın yağa atıp kızarınca alıyoruz. üzerine sos olarak ise, sarımsaklı yoğurt ve dereotunu karıştırıp ister üstüne dökerek ister banarak tüketiyoruz.

çıtır çıtır çok güzel oluyor ve undan dolayı da kabak yediğiniz pek anlaşılmıyor. sıcak ya da soğuk tüketmek mümkün. ikisi de ayrı güzel. sadece sıcakken çıtır, soğuyunca yumuşak oluyor. damak zevkinize göre artık.
kabak çiçeğini de (bilmeyenler için her kabağın çiçeği yenmiyor bu arada, dolma yapılan çiçekten yapılabilir) benzer şekilde kızartıp (bu sefer haşlamadan) aynı sosla tüketiyoruz. o da çok güzel oluyor. ikisi de kahvaltıda, yemek yanında garnitür ya da rakı mezesi olarak tüketmek mümkün.
son olarak zahmetli gibi gözükse de aslında çok kolay. anlatırken ve okurken öyle görünüyor sadece. kabak sevmeyenlere kesinlikle tavsiye ederim.
devamını gör...
hayattan zevk alamamak
oturmaya mı geldik
uzun süre aynı şeyleri yapmaktan kaynaklanan hissiyat.değişiklik şart.. hadi onu da yaptın diyelim yine yoksa tadın tuzun o zaman geçmiş olsun. kronik mutsuzluğa hoş geldin..
uzun süre aynı şeyleri yapmaktan kaynaklanan hissiyat.değişiklik şart.. hadi onu da yaptın diyelim yine yoksa tadın tuzun o zaman geçmiş olsun. kronik mutsuzluğa hoş geldin..
devamını gör...
yazarların kendinde en nefret ettiği özellik
bu kadar düşünceli bir enayi olmaktan nefret ediyorum. bu kadar düşünceli olmak zorunda değilsin kuşum...
devamını gör...
schindler’s list
dünyanın tartışmasız ilk beş filminden biridir. konunun tarihi boyutunu es geçiyorum. bu film bana ne öğretti.
bir insanın karşısında iki yol vardır. ya iyi biri olacak ya da kötü biri. karakterimiz olan bencil ve umarsız "oscar schindler" savaşın getirdiği ortamı avantaja çevirmek için zor durumda olan yahudilerin sermayesi ve iş gücü ile sadece girişimciliğini kullanarak alman ordusu için üretim yaparak sandıklar dolusu para kazanmaktadır.
o güçlü olan taraftadır. para kazanmaktadır. o önemli biridir. işte her insanın cesaret edemeyeceği şeyi gerçekleştirir. iyi biri olur. kurtarabildiği kadar insan kurtarmak için kazandığı tüm paradan vazgeçer. bin kişinin üzerinde insanın ölümüne engel olmasına rağmen en sonunda yakasındaki altın rozeti tutup "bununla bir insan daha kurtarabilirdim. yapamadım. daha fazla insanı kurtaramadım." der.
tabi burada cennetin krallığı filminde geçen bir diyalog aklıma geliyor.
cüzzamlı kral balian'a. "insanın ruhu kendisine aittir. tanrının karşısına çıktığında o zamanki şartlar böyleydi. erdemli olmak o zaman benden beklenen şey değildi diyemezsin" anlamında birşeyler söyler.
işte bu filmde de sayın schindler. kendisininden beklenen şeyi yapmamış. onca avantajı ve itibarı terkederek, canı ve zenginliği pahasına doğruya gitmiştir.
gerçek anlamda kurtardığı kişiler ve soyları yüzbinlerce kişi olmuş. kendisini yüceltmektedir.
ayrıca "amon göth" sen tam soyadının tarif ettiği kişisin.
bir insanın karşısında iki yol vardır. ya iyi biri olacak ya da kötü biri. karakterimiz olan bencil ve umarsız "oscar schindler" savaşın getirdiği ortamı avantaja çevirmek için zor durumda olan yahudilerin sermayesi ve iş gücü ile sadece girişimciliğini kullanarak alman ordusu için üretim yaparak sandıklar dolusu para kazanmaktadır.
o güçlü olan taraftadır. para kazanmaktadır. o önemli biridir. işte her insanın cesaret edemeyeceği şeyi gerçekleştirir. iyi biri olur. kurtarabildiği kadar insan kurtarmak için kazandığı tüm paradan vazgeçer. bin kişinin üzerinde insanın ölümüne engel olmasına rağmen en sonunda yakasındaki altın rozeti tutup "bununla bir insan daha kurtarabilirdim. yapamadım. daha fazla insanı kurtaramadım." der.
tabi burada cennetin krallığı filminde geçen bir diyalog aklıma geliyor.
cüzzamlı kral balian'a. "insanın ruhu kendisine aittir. tanrının karşısına çıktığında o zamanki şartlar böyleydi. erdemli olmak o zaman benden beklenen şey değildi diyemezsin" anlamında birşeyler söyler.
işte bu filmde de sayın schindler. kendisininden beklenen şeyi yapmamış. onca avantajı ve itibarı terkederek, canı ve zenginliği pahasına doğruya gitmiştir.
gerçek anlamda kurtardığı kişiler ve soyları yüzbinlerce kişi olmuş. kendisini yüceltmektedir.
ayrıca "amon göth" sen tam soyadının tarif ettiği kişisin.
devamını gör...
ulaşılan en yüksek kilo ile şu anki kilo farkı
vallahi ben 5 kg doğmuşum ve o toraman halim çocukluk, ergenlik, gençlik, ileri gençlik dönemleri boyunca devam etti. evlenmeden önce biraz zayıfladım (aşk), evlendim en fazla 120 kg oldum. sonra ilerleyen yıllar da tansiyon hastalığı baş gösterince, tamamen yeme alışkanlığını değiştirerek biraz spor yaparak 35 kg verdim. yaklaşık iki senedir sabit tutmaya çalıştığım kilom 85 kg . boyum:183
yemeği içmeği seven insanlar için kilo vermenin ne kadar zor olduğunu iyi bilirim.
yemeği içmeği seven insanlar için kilo vermenin ne kadar zor olduğunu iyi bilirim.
devamını gör...
