sözlük yazarlarının çocuklarına vermek istedikleri isimler
lavinia
devamını gör...
kadeş antlaşması
iö. 1274'te gerçekleşen kadeş savaşı neticesinde imazalanan, yazıyı anadolu coğrafyasına getiren, taraflardan birinin etiler, diğerinin mısır olduğu anlaşma.
dönemin hükümdarları; ıı. ramses ve muvatalli'dir. savaş sonunda muvatalli ölmüştür, dolayısıyla da anlaşma, ramses lehine maddeler içermektedir.
tarihin ilk yazılı anlaşması olması bağlamında da oldukça önemlidir.
dönemin hükümdarları; ıı. ramses ve muvatalli'dir. savaş sonunda muvatalli ölmüştür, dolayısıyla da anlaşma, ramses lehine maddeler içermektedir.
tarihin ilk yazılı anlaşması olması bağlamında da oldukça önemlidir.
devamını gör...
hazlar ve günler
bir marcel proust kitabıdır.
kendisinin efsane serisi olan "kayıp zamanın izinde" serisine başlamak istediğim için önce bu kitabı okudum. o kitap öncesi bir hazırlık kitabı gibi okunabilirmiş.
kitabı okudum ve genel olarak çok beğendim. bir roman değil anlatı gibi. duygular, hazlar, hayat, insan, ruh, psikoloji, felsefe gibi bir çok konuyu yazar kısa kısa hikayelerle, şiirlerle anlatıyor.
yazar bu eseri 20 yaşında kaleme alıyor ve anlatmak istediklerini kısa hikayelerle ve şiirlerle anlatıyor. genç yaşına göre bence harika bir kitap yazmış. çok başarılı ve lezzetli buldum.
okuduğum diğer kitaplara göre yani alıştığımız türlere göre farklıydı. uzun cümleler ve ilginç betimlemeler vardı. üslubu çok güzeldi. insana ve duygulara daha doğrusu hazlara olan gözlemleri çok yerindeydi. bildiğimiz şeyleri anlatıyordu ama çok eşsiz şekilde anlatıyordu. kayıp zamanın izinde serisinden önce beni baya heyecanlandırdı.
en çok hoşuma giden tarafı ise yazarın zaman ile ilgili anlattıklarıydı. çok ilgimi çekti. zaman kavramını bir çok yazar incelemiştir üzerinde kafa patlatmıştır ama proust bir başka geldi. yine ilgimi çeken bir başka konu ise hastalık konusuydu. yazar astım hastalığından mustarip olduğu için o konuları biraz hüzünlü şekilde aktarmış. kitabı okumadan önce yazarın hayatına bir kısa göz atarsak kitap daha keyifli ve anlamlı hale gelecektir.
alışılanın dışında bir kitap olduğu için okuyan kişi yer yer sıkılabilir. pes etmeyin ve okumaya devam edin. benim sıkılmama sebebim bu seriyi ve bu kitabı okumaya çok önceden karar vermiş olmamdı sanırım. bayadır proust ve eserlerini araştırıyorum nasıl okunması gerektiğini ve sırasını araştırıyorum. neyle karşılaşacağımı bildiğim için bana güzel geldi ve zorlanmadım. yazarın tarzını ve tavrını öğrenip okumaya başlamak en mantıklısı olacaktır.
özellikle içimizde bulunan hazları çok güzel betimlemiş proust. daha doğrusu içimizde olan ve fark edemediğimiz hazlar çok güzel anlatılmış. okurken değerini biliyor insan, önemini kavrıyor. doğa, sanat, insan gözlemlemesi olarak da nefisti. dediğim gibi okuyan bazı kişilere uzun betimlemeler yorucu gelecektir ama devam etmeliler tavsiyem bu yönde olur.
bizi mutlu eden insanlara minnet duyalım; onlar ruhumuza çiçek açtıran sevimli bahçıvanlardır.
sen istemesen de, dedi, senin boynunla benim dudaklarım, senin kulaklarınla benim bıyığım, senin ellerinle benim ellerim arasında özel, mahrem dostluklar var.
henüz aşkı tanımıyordu. kısa bir süre sonra aşk acısını tattı, ki bu da aşkla tanışmanın tek yoludur.
kendisinin efsane serisi olan "kayıp zamanın izinde" serisine başlamak istediğim için önce bu kitabı okudum. o kitap öncesi bir hazırlık kitabı gibi okunabilirmiş.
kitabı okudum ve genel olarak çok beğendim. bir roman değil anlatı gibi. duygular, hazlar, hayat, insan, ruh, psikoloji, felsefe gibi bir çok konuyu yazar kısa kısa hikayelerle, şiirlerle anlatıyor.
yazar bu eseri 20 yaşında kaleme alıyor ve anlatmak istediklerini kısa hikayelerle ve şiirlerle anlatıyor. genç yaşına göre bence harika bir kitap yazmış. çok başarılı ve lezzetli buldum.
okuduğum diğer kitaplara göre yani alıştığımız türlere göre farklıydı. uzun cümleler ve ilginç betimlemeler vardı. üslubu çok güzeldi. insana ve duygulara daha doğrusu hazlara olan gözlemleri çok yerindeydi. bildiğimiz şeyleri anlatıyordu ama çok eşsiz şekilde anlatıyordu. kayıp zamanın izinde serisinden önce beni baya heyecanlandırdı.
en çok hoşuma giden tarafı ise yazarın zaman ile ilgili anlattıklarıydı. çok ilgimi çekti. zaman kavramını bir çok yazar incelemiştir üzerinde kafa patlatmıştır ama proust bir başka geldi. yine ilgimi çeken bir başka konu ise hastalık konusuydu. yazar astım hastalığından mustarip olduğu için o konuları biraz hüzünlü şekilde aktarmış. kitabı okumadan önce yazarın hayatına bir kısa göz atarsak kitap daha keyifli ve anlamlı hale gelecektir.
alışılanın dışında bir kitap olduğu için okuyan kişi yer yer sıkılabilir. pes etmeyin ve okumaya devam edin. benim sıkılmama sebebim bu seriyi ve bu kitabı okumaya çok önceden karar vermiş olmamdı sanırım. bayadır proust ve eserlerini araştırıyorum nasıl okunması gerektiğini ve sırasını araştırıyorum. neyle karşılaşacağımı bildiğim için bana güzel geldi ve zorlanmadım. yazarın tarzını ve tavrını öğrenip okumaya başlamak en mantıklısı olacaktır.
özellikle içimizde bulunan hazları çok güzel betimlemiş proust. daha doğrusu içimizde olan ve fark edemediğimiz hazlar çok güzel anlatılmış. okurken değerini biliyor insan, önemini kavrıyor. doğa, sanat, insan gözlemlemesi olarak da nefisti. dediğim gibi okuyan bazı kişilere uzun betimlemeler yorucu gelecektir ama devam etmeliler tavsiyem bu yönde olur.
bizi mutlu eden insanlara minnet duyalım; onlar ruhumuza çiçek açtıran sevimli bahçıvanlardır.
sen istemesen de, dedi, senin boynunla benim dudaklarım, senin kulaklarınla benim bıyığım, senin ellerinle benim ellerim arasında özel, mahrem dostluklar var.
henüz aşkı tanımıyordu. kısa bir süre sonra aşk acısını tattı, ki bu da aşkla tanışmanın tek yoludur.
devamını gör...
feminist erkek
ataerkil toplumun kendisine yüklediği gereksiz sorumluluğun farkında olan, kadına yapılan adaletsiz muameleye dur demek isteyen kişidir. kesin 1 2 kişi meriç falan yazacak. meriç olmak cinsiyetçi bir salak olmaktan iyidir.
devamını gör...
normal sözlük moderasyonu
ne yaparlarsa yapsınlar,ne kadar çalışırlarsa çalışsınlar tüm yazarları memnun edemeyecek ekiptir.
devamını gör...
fahrettin koca
mart-nisan-mayıs aylarında ülkede belki de en çok sevilen kişiydi. bunun sebebi böyle zor günlerde güvenecek bir lider, bir yetkili arayışı içinde olmamızdı belki.
haziran ayı başta olmak üzere, yaz ayında en çok güven kaybeden isim oldu.
vaka sayılarını hasta diye değiştirip 15de1 oran ile yayımlamak da ne bileyim, diyecek bir söz bulamıyorum.
haziran ayı başta olmak üzere, yaz ayında en çok güven kaybeden isim oldu.
vaka sayılarını hasta diye değiştirip 15de1 oran ile yayımlamak da ne bileyim, diyecek bir söz bulamıyorum.
devamını gör...
sadece seninle konuşuyorum deyip her yazara mavi boncuk dağıtmak
neden sadece bir kişiyle konuşayım aşamasında takılı kaldığım sorunsal. neeey konuşmada mı sayıylan yoksam? yönetim istifa yönetim istifa!(bkz: lol)
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
işte başladııııı beklediğim yayın, beklediğim şarkılardan biriyle hem de. dünyadan uzakkk*. hadi bakalım güzel dakikalar bizi bekler. umut ve mutluluk dolu dakikalar...
edit: sese bak yaaa*. yerimm canım ablam*.
edit: sese bak yaaa*. yerimm canım ablam*.
devamını gör...
sensör
ne sensör ne ben söyleyeyim esprisine maruz kalan bir teknolojik sistemdir.
musluklarda ve lambalarda kullanılması su ve elektrik tasarrufu açısından önemlidir.
musluklarda ve lambalarda kullanılması su ve elektrik tasarrufu açısından önemlidir.
devamını gör...
orgeneral
ordinaryüs profesör gibi bölümünün en başında bulunmayı hakeden* askeriyenin veya türk silahlı kuvvetlerinin en başında olan yetkili kişidir. genellikle kuvvet komutanı ve/ veya genelkurmay başkanı seviyesindedirler. yıldızlardan gözleriniz kamaşmasın artık eskisi gibi hükmü yoktur....
devamını gör...
çay demlemek
sabah kalktığımda elimi yüzümü yıkamaya gitmeden önce, gidip kettle’a su koyarak yaptığım eylemdir. aynı az önce yaptığım gibi.
evet, bir çay bağımlısıyım.
evet, bir çay bağımlısıyım.
devamını gör...
baba tarafı vs anne tarafı
anne tarafına bakıp bi mutlu oluyorsun,geldikleri zaman hediyeler vesaire, sanki allahın bir lutfu gibi.
bide baba tarafına bakıyosun içinden şu geçiyor; (bkz: geldi yine tipini sevmediğim)
bide baba tarafına bakıyosun içinden şu geçiyor; (bkz: geldi yine tipini sevmediğim)
devamını gör...
çocuklarla girilen komik diyaloglar
arkadaşlarına balıklar ile ilgili araştırma yapıp, ilginç bilgiler aktarması istenen 5 yaşında ki bir çocuk derki: "öğretmenim balıklar oruç tutmuyormuş".*
devamını gör...
rainbow
1975 te gitarist (bkz: ritchie blackmore) tarafından kurulan, rock ve metal tarzda eserler veren müzik grubu. (bkz: the temple of the king) gibi eşsiz bir parçaya sahiptirler.
buradan dinleyebilirsiniz
buradan dinleyebilirsiniz
devamını gör...
lgbt
cinsel yönelimlerini bir kenara bırakarak şunu söyleyeyim; genellikle topluma hiçbir yararı olmayan, aklı başında olmayan ve popüler kültürün etkisinde kalan üyelerden oluşan topluluktur.
devamını gör...
insana mutsuzluk veren kokular
ter kokusu.
devamını gör...
sanalda lince uğrarken yapılması gerekenler
sanal ortamlarda linç girişimleriyle baş etme yöntemleri.
en güzel yöntem olarak
@@@@@@@@@@@@@@@@@
@ etten duvar @
@@@@@@@@@@@@@@@@@
en güzel yöntem olarak
@@@@@@@@@@@@@@@@@
@ etten duvar @
@@@@@@@@@@@@@@@@@
devamını gör...
amasya genelgesi
19 mayıs 1919'da mustafa kemal paşa'nın samsun'a çıktıktan sonra amasya'da yanındaki diğer paşalarla beraber kurtuluş savaşını başlatan bir tamim, yani bildiridir.
ilk kez ulusal egemenlikten söz edilmiştir. bir ihtilal bildirisi niteliği taşımaktadır. çünkü istanbul hükümeti'ni yok saymakta, hükümetin düşman devletlerin esiri olduğu bildirilmekte, milleti yine milletin kendi azmi ve kararlığının kurtaracağı söylenmektedir. mustafa kemal paşa, kendi hazırladığı bu genelgeyi, 9. ordu müfettişi sıfatıyla imzalamıştır.
genelge yayınlandıktan sonra dahiliye nazırı ali kemal de bir genelge yayınlamış, genelge de ingiliz yüksek mümessilinin talep ve ısrarı ile mustafa kemal'in görevinden azledildiğini, isteklerinin yerine getirilmemesi ve hükümet işlerine karışılmamasını buyurmuştur. ancak gazi'nin karşı çıkması ve direnişi sonucu ali kemal ile şevket turgut paşa , kabine anlaşmazlığı sonucu istifa etmişler ve mustafa kemal paşa, istanbul hükümeti içerisinde ilk çatlağı açmıştır.
istanbul hükümeti'ni yok sayıp, istanbul'daki bazı tanınmış kişileri de telgrafla ulusal harekete davet eden gazi paşa, artık istanbul'un anadolu'ya hakim değil, mecbur olduğu konusunda ikaz etmiştir. gazi mustafa kemal, istanbul'da siyasi ve askeri kesimlerde şok etkisi yapan amasya genelgesini " bağımsızlığını güvencede görmek isteyen ulusun önüne hiçbir haksız dikilemez" sözleriyle tamamlar.
ilk kez ulusal egemenlikten söz edilmiştir. bir ihtilal bildirisi niteliği taşımaktadır. çünkü istanbul hükümeti'ni yok saymakta, hükümetin düşman devletlerin esiri olduğu bildirilmekte, milleti yine milletin kendi azmi ve kararlığının kurtaracağı söylenmektedir. mustafa kemal paşa, kendi hazırladığı bu genelgeyi, 9. ordu müfettişi sıfatıyla imzalamıştır.
genelge yayınlandıktan sonra dahiliye nazırı ali kemal de bir genelge yayınlamış, genelge de ingiliz yüksek mümessilinin talep ve ısrarı ile mustafa kemal'in görevinden azledildiğini, isteklerinin yerine getirilmemesi ve hükümet işlerine karışılmamasını buyurmuştur. ancak gazi'nin karşı çıkması ve direnişi sonucu ali kemal ile şevket turgut paşa , kabine anlaşmazlığı sonucu istifa etmişler ve mustafa kemal paşa, istanbul hükümeti içerisinde ilk çatlağı açmıştır.
istanbul hükümeti'ni yok sayıp, istanbul'daki bazı tanınmış kişileri de telgrafla ulusal harekete davet eden gazi paşa, artık istanbul'un anadolu'ya hakim değil, mecbur olduğu konusunda ikaz etmiştir. gazi mustafa kemal, istanbul'da siyasi ve askeri kesimlerde şok etkisi yapan amasya genelgesini " bağımsızlığını güvencede görmek isteyen ulusun önüne hiçbir haksız dikilemez" sözleriyle tamamlar.
devamını gör...
ankara
gözlerimi ilk kez açtığım ancak bana öyle geliyor ki, son kez kapatamayacağım şehirdir. şair der ya “hiç şikayet etmezler, doğdukları yerde ölenler.”
doğduk ama doyamamış olacağız ki, göçtük. göçmen kuşlar gibi. uzun bir süre ankara ile arama bir “es” girmişti. ancak bu dönemi kayıp olarak görmem. benim için kişiliğimin oluşmasında, dünyayı tanımamda büyük bir kazançtır.
döndüm. ankara ne de büyümüştü! ancak sonradan fark ettim ki, şehir büyüdükçe, insanları küçülmüş. ve artık öyle bir noktaya gelindi ki, nefes alınamaz oldu. ben bu duyguyu iyi bilirim. ama bu sefer farklıydı. sanki ankara beni değil, ben onu boğuyor gibiyim. iki elimle yapışmışım boğazına hiç bırakmıyorum. sanki bana yapılanların intikamını alırcasına. oysa yoktu şehrin bir suçu. talihsizlik, siz fizan’da bile olsanız gelir bulur.
ve sonunda anladım ki, ben gidersem ankara yeniden nefes almaya başlar.
uzun düşünceler, planlar, karar alma, gerekli görüşmeleri yapma... umarım uzun sürmez. çoğu bitti azı kaldı. ve size kısa bir süre sonra yazılarımı, martı sesleriyle açık bir denize bakarken yazarım.
doğduk ama doyamamış olacağız ki, göçtük. göçmen kuşlar gibi. uzun bir süre ankara ile arama bir “es” girmişti. ancak bu dönemi kayıp olarak görmem. benim için kişiliğimin oluşmasında, dünyayı tanımamda büyük bir kazançtır.
döndüm. ankara ne de büyümüştü! ancak sonradan fark ettim ki, şehir büyüdükçe, insanları küçülmüş. ve artık öyle bir noktaya gelindi ki, nefes alınamaz oldu. ben bu duyguyu iyi bilirim. ama bu sefer farklıydı. sanki ankara beni değil, ben onu boğuyor gibiyim. iki elimle yapışmışım boğazına hiç bırakmıyorum. sanki bana yapılanların intikamını alırcasına. oysa yoktu şehrin bir suçu. talihsizlik, siz fizan’da bile olsanız gelir bulur.
ve sonunda anladım ki, ben gidersem ankara yeniden nefes almaya başlar.
uzun düşünceler, planlar, karar alma, gerekli görüşmeleri yapma... umarım uzun sürmez. çoğu bitti azı kaldı. ve size kısa bir süre sonra yazılarımı, martı sesleriyle açık bir denize bakarken yazarım.
devamını gör...
