spor salonlarının en çok sevdiği müşteri tipi , en yoğun saate randevu verilir, gelir zampara bakar her yer kadın kaynıyor tamam der,burdan iş çıkar bir altı aylık en pahalı üyelikten kilitleyerek parayı alırlar, adam başlar bir hafta on gün bakar yok kimse yüz vermiyor, dümeni başka bir lüks otelin spor salonu na çevirir.
bu döngü sürer gider.
ülke böyle öküz dolu.
devamını gör...

benim de yaşadığım süreçtir. 2017 sonunda engelli durumuna düşüp çalışma hayatımı bırakmak zorunda kalınca emeklilik için başvurmuştum. ancak bu sürecin 1 senede ancak sonuçlanması nedeniyle o 1 sene çok zor geçmişti. arabamı satıp geçinmeye çalışmıştım.
her aldığım şeyin fiyatına dikkat ediyor, çoğu zaman da almıyordum. hep '' idare eder '' düşüncesiyle yaşadım.

belki haftalarca makarna ile beslendim, faturalarımı ödeyemedim, telefon hattım kesildi. isteyecek kimse de yoktu haliyle. çoğu geceler karnımın gurultusundan uyuyamadım. musluk suyu içtiğim zamanlar oldu çünkü damacana pahalı geliyordu. televizyon, internet bir kaç ay hiç açılmadı. yani kısacası yokluk çok kötü bir terbiyedir. allah kimseyi gördüğü günden geri koymasın.
devamını gör...

caz standartları vardır. her şeyden önce bu standartları dinleyerek bilincinizde bir kütüphane oluşturun. genelde caz performansları bu standartlar etrafında dönüp dolaşır.
devamını gör...

en büyük fransız yazarlardan kabul edilir. romantizm akımının önde gelen isimlerinden olup edebi ünü şiirlerinden romanlarından ve tiyatro oyunlarından gelir.

boynuma değen çeliğin soğukluğunu hissedince ürpererek sarsıldım ve boğazımdan boğuk bir feryat çıktı. adamın eli titremeye başladı. “affedersiniz bayım! canınızı mı acıttım?” dedi. doğrusu bu cellatlar da pek hoş adamlar.
-bir idam mahkumunun son günü
devamını gör...

hadii istek atın oynayalım milenaca
devamını gör...

bunu en iyi, özel günlerinizde gelen saçma sapan hediyelerden anlayabilirsiniz, herkes o kadar bencilki, size hediye alırken bile kendi sevdiği şeyi alıyor..

çok yakın bir arkadaşıma, sürekli benimle ilgili yorum yaptığı için, kafa sözlüğe girip nicklere bakmasını söyledim, iddialıyım dedi, iddiaya girdik, benim nickimi bulacağını söyledi, öyle tahminler yaptıki inanamadım, iyiki sormuşum, meğer benden anladığı bambaşka bir insanmış, ama benden kayanaklanmıyor..

siz ne konuşursanız konuşun, yine kendi işine nasıl geliyorsa öyle algılıyor herkes sizi, bu kelimeleri çok kullandığımın farkındayım ama, inanılır gibi değil ya..
gerçekten didik didik her söylediğimi, her yaptığımı düşünüyorum, açık açık kendimi de ifade ediyorum ama, yok..

karşınızdaki kişi **ne arıyorsa** sadece o aradığı şeyle ilgili *duyuyor ve *görüyor sizi...

bunu değiştiremiyorum..
ama çözücem..
devamını gör...

günaydın sözlük, alıştığım gibi 05:00'te kedi saldırsı ile uyanmadım ama yine de 06:00'da mal gibi uyandım. bu sayede torun torba görmüş doyurmuş oldum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
annemiz hala bebiş olduğu için, önce onu sevdik tabi ki.*
devamını gör...

ispanya kralının günlüğü.
devamını gör...

kıyamet alametlerindendir. sanki uyanıyoruz kahvaltı yapıyoruz tekrar yatıyoruz veya pazartesi oluyor sonra bir bakıyoruz cuma oluyor.
devamını gör...

ulan arkadaş şu yayını 3 aydır yapamadım, yazıklar olsun bana. aha adam yapıyor işte. gel de efkarlanma. *
devamını gör...

artık yerini, "okusan da aynı okumasan da aynı, yazık bu çocukların emeklerine." benzeri cümlelere bırakmış tavsiye cümlesidir.
devamını gör...

lise yıllarımda bir dönem kulaklığımda almora ile süper ikili olarak dinlediğim ve kafa olduğum hollandalı senfonik metal grubu. çok sürmedi yalnız. bir dönem gaza geliyor insan, - oha dinlesene bi kızım aynı yüzüklerin efendisi müzikleri gibi - falanca diyerek fakat bir yerden sonra baydığını söylemeliyim.
devamını gör...

beni de görsel paylaşıyorum diye şikayet etmiş yazar. ne küfür ne hakaret hiç bir şey yok sadece forumsal olduğu için şikayet edilmiş üstelik.
eyvallah diyorum kendisine, bu arkadaşlar herhalde istiyor ki robot gibi klavye başına geçelim vır vır vır enter şeklinde yazalım.
bu şekilde takılmak istersem gider kütüphane de falan takılırım zaten.
neyse bir anda soğuttu beni bu mecradan.
hesabımı silecek bir mod varsa rica ediyorum bazı arkadaşları rahatsız eden görsellerimle birlikte silsin.

edit: zaten başlığı tanımlamayan bir görsel falanda paylaşmıyorum. üstelik sadece görsel de paylaşmıyorum profilime zahmet edip baksa görecekti halbuki.
devamını gör...

güçlü olanın ortama uyum sağlaması değildir. değişen çevre şartlarına en iyi adapte olanın hayatta kalmasıdır. en güçlü olan en iyi uyum sağlayan anlamına gelmemektedir.
devamını gör...

her gün trigonometri mi çözüyoruz dediğim başlık. eşit ağırlıkçı olarak her iki tarafa eşit mesafedeyim ama sözelcilerin kurduğu cümleler daha güzel ve anlaşılır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vay arkadaş; senpolitbaskıcıbizmutsuz kardeşimizin, geçen hafta türküleri satması ve yakması sonrasında halen yayına ses kaydı yollayanları görünce tabiri caizse kabuğumda ters döndüm. bu program, artık bir polit büro projesidir. yoldaş kızıl öfke benjamin'in, sözlük ahalisinin dikkatlerini başka yöne kaydırıp, yapacağı asimetrik psikolojik operasyonları gölgelemek için kullandığı bir perdedir. zaten geçen hafta punduna getirildik. yayın, yoldaşın sesli mesajı ile kapandı. demir yumruğun ineceğini oradan anlamalıydık. zaten nükleer güdümlü benjamin'in ses kaydı göndereceğini biliyor olsak, bizler ses kaydı yollamazdık ama olan oldu. birde konsept olarak neşeli şarkılar seçilmiş. son mesaj yine yoldaşın olacaktır ve neşemize neşe katılacaktır (!) uyan ey ahali sözlükte sessiz ve derinden bir darbe yaşanıyor. vur patlasın çal oynasın ile bunları gözümüzden kaçıramazsınız. büyük resmi görüyoruz biz ne haber? *

yayının hepiniz için güzel geçmesini dilerim. keyfiniz daim olsun. umarım dinleyebiliriz...
devamını gör...

öyle beylik laflarına kanıp kısa periyodlara bölmeyin çalışmanızı. sınav 2,3 saatken öğrenci 30 dakikalık periyodlarla çalışıyor, çok saçma. oturun kalkana kadar test çözün, bünyeyi alıştırın.

anlamadığınız derse fazla vakit ayırıp diğer dersleri boşlamayın, konu anlatımlarına saatlerinizi harcamayın, not almak için çok kasmayın. test çözün, pratik yapın.

zaman yönetimine ağırlık verin, olabildiğince hızlı bitirmeye çalışın denemelerinizi. zaman daraldıkça stres artıyor, kalan sorular çöpe gidiyor.
devamını gör...

zamanında bitik aküsüyle vurdura vurdura yer yer de su kaynata kaynata doğu batı kilometrelerce yol yaptırmış, yer yer yolda bırakmış, egsozunu açtırdığınızda o minicik motordan beklenmeyecek gürültüye sahip, harley davidsonun eski tasarımcılarından johny pag tarafından tasarımına mesai harcanmış çinli motosiklet.

aynı motosikletin 350 ve 400cc lik modelleri de vardır. 250 ve 350 cc karbüratörlü olup 400 cc olanı enjeksiyonludur.

basit bir tasarımı vardır ve eli anahtar tutan pek çok insan ufak tefek sorunlarını giderebilir ya da yolda kaldığınızda bazı şeylere müdahale edebilir.

devir kesicisi bulunmadığından belli bir süratin üzerinin zorlanmaması gerekir zira krank milini kırar yolda çekici beklemek zorunda kalabilirsiniz.

görüntü yakışıklıdır. fotoğraf çektirmek isteyeni mi ararsınız kırmızı ışıkta camı açıp "abi harley mi bu ¿" diye soranı mı ararsınız sizi epey sosyalleştirebilir.

önde çift arkada tek disk frenleri vardır fakat çok güven vermez dikkatli olmak gerekir. zira cüssesine göre beygiri düşük ama torku yerindedir tabii ki boyun kopartmaz ama çeviktir cüssesine göre.

bakım ister ve nazlıdır. fakat bakımlarını aksatmayıp sakin kullanınca üzmez. zorlarsanız ortaya hiç aklınıza gelmeyecek zibilyon problem üretir.

2 silindir paralel motoru vardır. her ne kadar titreşimi azaltan bir balansörü olsa da belli bir süratten sonra böbrek taşı falan bırakmaz. her ne kadar 2013 sonrasında balansör eklemişse de o titreşim olmazsa olmazdır. gerçi cruiserlar doğası gereği titrer ya neyse o da başka konu.

sele rahatsızdır hem sürücü hem de artçı için ve süspansiyonları serttir. iyi bir lastikle kendi ölçütlerinde ciddi yol tutar fakat yolda üzerinden geçtiğiniz ağaç yaprağının kaç ay evvel oraya düştüğünü bile bilirsiniz.

100 kilometreye kadar keyifli bir sürüş sunar. 120 kilometreye kadar ayaktan titreşimler gelmeye başlar 120 sonrası eller de titrer 130 sonrası aynadan gelen herhangi bir cismi tanımlayamadığınız için ufo falan zannedebilirsiniz.

kronik şanzıman problemi vardır. bereket parçası ucuz olduğundan çok can yakmaz. 10 gün çalışmayınca akü bitirme huyu vardır. fakat şase epey sağlamdır.

gösterge kısmı old school cruiser mantığıyla fukara taraftadır. sadece hız, sinyal, hararet ve boş vitesi görürsünüz. yakıt deposunda vanası mevcuttur. depo 14 litre kadardır 3 litresi yedek depodur. uzun yol sakin kullanımda 3-3.5 litre yakar 100 kilometrede. allah ne verdi diye yüklenince 6 litreyi gösterebilir.

başlangıç için iyi alternatiflerdendir. anahtar tutmayı ve bakım yapmayı öğretir bu sebeple de sizi sürücüden ziyade motorcu yapma ya da motordan tiksindirme ihtimali vardır. ilk göz ağrısıdır üzerine başka gül koklanmışsa da satılmasına gönül razı gelmediğinden arada bir tekrar yollara çıkılasıdır.
devamını gör...

hüseyin rahmi gürpınar romanı, 1920 yılında ıstanbul'da basılıyor ki, ben bu baskısını okudum. evet kitabın dili ağır, eski türkçe bütün baskısını hissettiriyor.

burada sonra yazdıklarım spoiler içerebilir.

eksi sozluk'te dahi sadece üzerine tek bir yazı olan, 500 yakın sayfa sayısıyla aslında geniş hacimli bir romandan bahsediyoruz. klasik olarak, tüm osmanlı son dönemi romanlarında gördüğümüz gibi, modernizm ile klasik dönemin arasında kalan bir karakter söz konusu. kenan, son derece modern batı eğitimi almış ve tüm fikriyatını bunun üzerine kurmuş bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. aynı şekilde kenan gibi eğitim almış, bir başka karakter ise ragıbe. bir başka karakter ise, eğitimle betimlemenin kabil olmadığı, vuslat adlı kerhanede çalışan bir kadın. roman aslında bu üç karakter üzerinden ilerliyor.

ragıbe ile kenan istanbul'un dönemin anlayışına uygun bir şekilde, parkta tesadüf ederek karşılaşıyorlar. evlilik çağında olan ragıbe, kapıya gelen damat adaylarını bir şekilde, defediyor. hüseyin rahmi istemeye gelen bir takım kadınları beyinsizlikle itham ediyor, çünkü sadece bir duyum üzerine kapı çalıp, "evde gelinlik kız varmış, bir görelim" diye gelenler var. ragıbe, dediğim gibi batı eğitimi almış, görücü usulü bir evliliğe mesafeli yaklaşıyor. hüseyin rahmi bu tür yüksek eğitim almış, kadınların cemiyet hayatında, iş bulmak yerine evde koca bekleyerek sisteme kanalize olmaya çalışmalarını ciddi eleştiri getirerek sistemi suçluyor. aslında, ileride tüm kıyametin kopacağı nokta, burası oluyor. çünkü aslında romanda ağırlık merkezi kenan'ın "sapkınlığı, düşkünlüğü" iken, aynı kafa yapısıyla yola çıkan iki karakter var. nedir bu kafa yapısı? ikisi de, artık dönemin değiştiğini, modernizmin vazgeçilmez bir olgu olduğunu, dönemin ruhunun dışında kalmanın mümkün olmadığına inanan iki karakter. bir romanda, çok fazla altını çizmek huyum olmasa da, buranın ve dahi birçok yerin altını çizmiş bulunuyorum çünkü dönem romanları, benim gibi tarihçiler için bulunmaz bir nimet olabilir.

yukarıda bahsettiğim gibi kenan ile ragıbe bir parkta tesadüf edip tanışıyorlar, elbette bu tanışma dönemin ruhuna göre uzun süre sadece bakışmalar ve selamlasmalar ile ilerliyor. dönemin romanlarında okuyanlar bilir, bir husus dikkat çekiyor, evlerin içinde bugün bile

bahsettiğim satırlar, şudur

" kadınlarımızın dimağları beyhude sıkletletden, çocuklarımız kundaklar dan azat edilmelidir. avrupa'daki feminizm cüretlerini, savletlerini görüyor musunuz? bugün cins-i latif, kütle-i ricale karşı yumruklarını göstererek" biz insaniyetin nısfıyız. hukukta istisna olmaz. biz de doğduğumuz memleketin hava-yi hürriyetini tamamıyla teneffüs hakk-ı tabiisine malikiz. musavat ancak bu tatbik-i kamili ile tazannum-ı ma'na edebilir. yoksa boş bir söz olur. bir milletin nısfı hür, nısfı esir olamaz. esir analardan hür çocuk doğmaz. hürriyet inkisama, inhisara uğrayınca muzır olur. hürriyet-i asliyye mutegallibenin hürriyeti demek değildir. biz artık, münhasıran sizin dest-i lutfunuzla yaşamak istemiyoruz. çekiliniz, menabi-i ma'iset bizim için de açılsın. biz de avukat, tabip, muntehab, mebus, nazır olmak istiyoruz, diyorlar. dava'yı insaniyet ediyorlar. bizdeki kadınlar, niçin kabiliyet-i beserriyelerini göstermekten men edilsin? rical ve nisvan el ele verelim. sema-yi terrakinin guneslerine doğru koşalım. yaşamak çalışmak demektir. mesaisiz hayat, ölümün sekl-i dunyevisidir."

kenan ragıbe ile tanıştığı dönemde, henüz ilk görüşmelerde yukarıda alıntıladıgım görüşlere sahip bir muptezel. kadın haklarından, hürriyetten, çalışmaktan bahseden kenan, ragıbe ile bir süre sonra evlenince romanın ikinci boyutu giriyor devreye. hüseyin rahmi burada, türk insanı paradoksunu, iki yüzlülüğünü özgün bir hikaye ile ortaya koyuyor. son derece özgürlükçü ve kadın hakları savunucusu kenan, evlilikten sonra, eğitimsiz fakat ragıbe'den çok daha güzel bir kadına tutuluyor. kenan bu uğurda o kadar rezil bir duruma düşüyor ki, zeki demirkubuz'un masumiyet filmindeki haluk bilginer ile aynı duruma geliyor. o kadar çok benzerlik car ki, zeki'nin arakladığını bile düşündüm.

ancak, mesele bu değil. kenan evlilikten sonra, vuslat adlı karaktere tutulunca, tamamen doğulu bir prototipe bürünüyor. ragibe'yi bosamiyor, aylarca eve uğramıyor. ragibe'nin aile gelirlerini, vuslat uğruna harcıyor. sorun şu, bu donemde kadınların boşanma hakkı yok, o yukarıdaki kenan gidiyor, yerine geleneksel tavra bürünen başka bir adam geliyor. ragıbe bir yerde, "artık yenicerilik döneminde değiliz, bosayacaksın" diyor. en nihayetinde, roman o kadar iyi ki, ragıbe vuslat ile kenan kaldığı yeri basıp silah çekerek, boşanıyor.

yıl 1912, çarşaflı peçeli bir genç kız, fesli çağdaş eğitim alan bir entelektüel erkek. zerre eğitimi olmayan, bütün işi düşkün erkekleri yolmak olan bir kadın. üçünün yolu kesismeden önce, diğer iki karakter son derece ilerici fikirlerle evleniyor. feminizm, özgürlük. erkek 6 ay sonra sıkılıyor, geleneksel tavra dönüyor, başka kadınların peşinden koşuyor. burada ragıbe vnin eğitimli olmasına rağmen, kadınlar cemiyet hayatında henüz olmadıkları için, mecbur ev hayatını tercih ediyor. sonra vuslat ile tanışıyor kenan, kadın kenan'ı avucunun içine alıp, soyup soğana çeviriyor. ragıbe gidiyor, kenan en son dövülüp sokağa atılıyor. türk insanı dusunce ile gerçek arasında sallanıp duruyor.

en nihayetinde cumhuriyetin ayak sesleri isitiliyor, romanın bence en iyi yanı buydu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim