fransızca bir sözcüktür. iyi veya kötü olan ani duygu değişimlerinde, kişilerin heyecanlanması ve tüylerinin ürpermesi anlamına gelmektedir.
devamını gör...

avustralyalı bioetik ve etik felsefesi profesörü, hayvan hakları savunucusu ve yazar. yaşayan en etkili 50 filozoftan biri, yaşayan en etkili etikçi olarak biliniyor.
1975te yazdığı, hala en ünlü olan kitabı (bkz: animal liberation (kitap)) bir dönem "hayvan hakları hareketinin kutsal kitabı" olarak nitelendirilmiş, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin kısıtlanması, vb. aksiyonlarda önemli rol oynamış.

üzerinde yoğunlaştığı diğer konular ise ekstrem yoksulluk (ing: extreme poverty) ve "effective altruism*". singer bu konularda temelde her insanın ekstrem yoksulluk yaşayan insanların hayatını iyileştirmek için "en etkili" şekilde çalışmak sorumluluğunda olduğunu savunuyor.

açıkçası benim de kendimi daha yakın ve ilgili hissettiğim konular bu son bahsettiklerim. ben de henüz kendisinin sadece (bkz: the life you can save (kitap)) kitabını ve project syndicate'taki birkaç yazısını okudum ama okumaya devam etmeyi planlıyorum.

*effective altruism'in doğru türkçe karşılığını bilen bir yazar benimle paylaşırsa çok sevinirim.
edit: her ne kadar tam karşılık olmasa d "etkili diğerkamcılık" olarak çevrilebilirmiş - teşekkürler nikiforenko
devamını gör...

geçmiş tozdur, üfle gitsin.
devamını gör...

çocukluğum taci' nin insana dönmesini beklemekle geçti.
devamını gör...

gözlerine saygısı olmayan insandır. telefon parlaklığım her zaman orta seviyenin altında durur. duruma göre (+,-) değiştirebilirim. onun üstüne mavi ışık filtresi özelliği var ki neden daha önce kullanmamışım diyorum. alıştıktan sonra filtresiz bir ekrana baktığınızda gözleriniz kamaşır başınız ağrır. bu filtre özelliği varsa kesin kullanın. alışmanız biraz zaman alabilir ama sonrasında uzun kullanımda beliren baş ağrısı ve göz kanlanması gibi durumlardan kurtardığını söyleyebilirim. kullanması soğuk denize girmek gibidir alışınca çok seversiniz.
devamını gör...

olmayan şeydir. devlet okulları özel okul seviyesine gelmedikçe de olmaz. ülkemizde para, iyi bir eğitim almanın en büyük kaynağı oldu. kitabı bedava vermek eğitim değildir, eğitim ahlak ve bilgiyi harmanlayıp öğrencileri bilgilendirmektir.
devamını gör...

hanzo filmi, adile naşit.
- baksana evladım, ben kocamı almaya geldim.
- bugün taburcu mu oluyor? adı nedir?
- cabbar sontaş.
- hangi klinikte?
- hangi klinikte olduğunu nereden bileyim kardeşim? işte fotoğrafı.
- hanzo bu.
- hanzo mu? hanzo senin babandır terbiyesiz.
- cabbarım' ı almadan şuradan şuraya gitmem.
devamını gör...

insan vücudunda kanın ph değeri 7.35-7.45'dir. 6.80-7.80 olması ölüme yol açar. çocuklarda ph değeri 7.39'dur. asit-baz dengesinin korunması bazı mekanizmalarla olur bu mekanizmalar şunlardır:
-tampon sistemler
-akciğerler(karbondioksit ile)
-böbrekler(bikarbonat ile)
-karaciğer(protein mekanizması ile)
devamını gör...

kendi hayatınızıda sorgulayacağınız, kader motifinin insanı nasıl terketmediğini göreceğiniz gülseren budayıcıoğlu kitabı. kenan baran’ın hikayesini konu alıyor. zaman zaman kenan’a kızarken bulacaksınız kendinizi. tüm kitapları gibi edebi yönü olmayan ancak psikolojik yönü ağır basan bir kitap.


"mutluluk yaramaz, hareketli, yakalanması çok zor bir kuştur"
devamını gör...

betimmlerini okudukça ne kadar temiz yüreklii olduğunu gördüğüm yazar. bu akşamda başka bir özelilliğinie tanık oldum. :) yeni tanıyacağım . yer sofrası seven kız çocuk isteyen minnoş yazar okuduğun kadar okunacaksın. :)
devamını gör...

taban power.
devamını gör...

alperen,
metehan.
oğullarımın isimleri olurlar.
severek verdim, dileyen kullansın, yakışıklı olması garantili isimlerdir. test ettim onayladım.
devamını gör...

peru köylülerinin yiyeceği olan bir tohum. onunla birlikte maş fasulyesi ve mercimek de bunları yemeyen insanlarca fark edildi.
devamını gör...

hani kalıplaşmış bir söz vardır ya; kelimelerin kifayetsiz kalması. işte onun vücut bulmuş halidir. onun gibisi bir daha gelmez eminim.
hayatı anlatır.
bir şarkısında "sevincede kederede doğumada ölümede çiçekler yolluyoruz." diyerek her şeyi ne kadar sıradanlaştırdığımızdan bahseder.
diğer şarkısında gülhane parkında bir ceviz ağacıdır.
bir başkasında öyle bir "hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar, hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar." der ki giden gittiğine utanır mı bilmem ama...
"bugün sen çok gençsin yavrum." diyerek ümidinizi tüketmeyin der.
namus belasında verdiği dersler vardır birde.
son olarak daha doğrusu daha nicelerinin arasından son olarak değineceğim deniz üstü köpürürdür.
"benim de şu cihandan gidişim hey canım rinananay rina rinanay
memleket sevdasından, hey canım hey" der ve tercüman olur hislerimize.
devamını gör...

kendisi benim best ofum olur.
kaç yıldır yaparım, her yaptığım öncekinden lezzetli olur. çünkü ben zanaatkar değil sanatçı ruhu ile yaparım onu.
bilen bilir, zanaatkarın tüm yaptıkları aynı olur, sanatçının ise her yaptığı eşşiz olur.
çaya çok yakışır.
meraklısı için şuraya tarifini bırakıyorum.
görsel daha yeni soğudu. kokusu da gelmiş olabilir. aferim bana, gene çok güzel yaptım.
*tarifi*
2 adet yumurta (1 yumurtanın akını üzeri için ayırın)
250 g tereyağı (oda ısısında)
1 su bardağı pudra şekeri/1,5 su bardağı şeker
1 paket kabartma tozu
aldığı kadar un (yaklaşık 3,5 su bardağı)
1 su bardağı çekilmiş fındık
*
yuvarlanan kurabiyeler önce yumurta akına sonra fındığa bulanır.
sonrası fırın.
*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

önce kısaca anlatalım sonra da türkiye ile olan alakasına bakalım:

1925-1985 tarihleri arasında yaşamış, yakışıklılığı sebebiyle tüm kadınların sevgilisi olmuş bir aktördür. sinemada doris day ile iyi bir ikili olmuşlardır. ancak tüm kadınların hayran olduğu rock hudson eşcinseldir ve bunu uzun bir süre saklamak zorunda kalmıştır, başından eşcinselliğini gizlemek için bir evlilik dahi geçmiş ama kısa sürmüştür.

daha sonra aids e yakalanmış, bunun üzerine eşcinsel olduğunu açıklamak zorunda kalınca tüm dünyanın ağzı açık kalmıştır .2 ekim 1985 de öldüğünde filmlerde birlikte oynadığı rol arkadaşı doris day başucundadır ve son görüşmelerini şöyle anlatır: "çok zayıflamıştı. hatta erimişti. eşcinsel olduğuna hala inanamıyordum. ustaca saklamıştı bizlerden. ellerini omuzuma koydu ‘özür dilerim doris. ama ölüyorum işte’ dedi."

gençlik fotoğrafı ve aidse yakalandıktan sonraki hali şöyle.

geldik türkiye ile olan ilişkisine yani "rock hudson'a benziyorsun" cinayetine:

yaşı yetenler belki olayı hatırlayacaktır. 9 ocak 1995 de 3 arkadaşın oturduğu içki masasından 2 ceset çıkmıştır. konu ile ilgili video :

not: homofobik değilim, tanımdan yanlış manalar çıkartılmasın lütfen.
devamını gör...

aşırı ama aşırı yoruldum.. ruhen de bedenen de.. tüm misafirler gitti ama bugün bende bittim..tek isteğim uyku...
devamını gör...

daha önce yazmıştım yine aynı şeyi savunuyorum. gerçekten iyi yazanların yanında, gereksiz boş muhabbetler yapan bir yığın yazar olduğu halde, efendi gibi yazan dünya kadar insanı yok algoritma, yok bilmemne diye belirsiz bir bekleyişe sokup x kişiyi farklı bir statü nedeniyle şırrraaak diye yazar yaparsan eeeyyyhhh derim.
tamam o dangalak tipleri atma, hadi x'i de tepeden inme yazar yap buna da amin. e be kardeşim bari düzgünce yazan insanların da yolunu aç hiç değilse. e o da yok.
sonra biri diyor 'ben şu kadar yıl bekledim' öbürü diyor 'ben de bu kadar yıl bekledim'
beklemeseydin kardeşim. aptal yerine konuluyorsun e bunu bile bile niye bekliyorsun?
her derdimiz bitti, emeklilik prim günü bekler gibi ekşici efendilerin algortimasının keyfini beklemek mi kaldı? geçiniz.
devamını gör...

zaman yolculuğu ile ilgili ve türünün en güzel örneklerinden biri olan, hem bilim kurgu hem komedi olması bakımından çoğu bilim kurgu filmden farklı gördüğüm, orijinal ismi back to the future olan 1985 yapımı amerikan filmi.

yanlışlıkla anne babasının lisede okuduğu yıllara giden ve ortalığı hiç olmaması gereken şekilde karıştırıp, ardından da telafi etmeye çalışan bir genci konu alır.

yapımcısı, yönetmeni, başrolleri gibi bilgileri nasılsa her yerden bulabiliyoruz. o nedenle daha çok kişisel yorumumu yazacağım.

benim için, gerek bireysel gerek toplumsal bakımdan hayatımın en güzel ve mutlu yıllarını hatırlattığı için değerli bir filmdir. hani banyo günü olan, ertesi gün okula gidileceği için gıcık olunan ama bir yandan da masumiyeti nedeniyle çok özlenen pazar günleri vardı eskiden... sabahları, henüz sayıları şimdiki gibi tavan yapmamış olan 2-3 televizyon kanalından birinde çizgi film izlediğimiz, sevdiğimiz herkesin evde, bir arada olduğu o pazar günleri... işte bana öyle sıcaklık, özlem, güzel duygular dolu günleri anımsatır geleceğe dönüş. soba üzerindeki mandalina kabuğu kokusudur, henüz kendisi de küçük olan ablayla atari oynanan günlerin keyfidir geleceğe dönüş. bambaşka bir yeri var bende.

bilim kurgu filmler en sevdiğim türlerden biridir ama bunun tadını çoğu vermez bana. ister daha girift konuları işlemiş olsun, ister daha üst düzey görsel efektler kullansın...

en sevdiğim karakteri, hafif deli emmett brown'dır. bazen kendimi bunun kadın versiyonu gibi hissediyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: mihriban)

lambada titreyen alev üşüyor diyor
aşk diyor, kağıda yazilmiyor diyor ,mihriban diyor. çok naif değil mi ?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim