william glasser
1925 yılında amerika’da doğmuştur. kimya mühendisliği üzerine eğitim almıştır. daha sonra, yapmak istediği işin mühendislik olmadığı kanaatine varıp, psikiyatri alanında eğitim almıştır.
freud’un aksine, insanın sadece geçmişten ibaret olmadığını, insanın kendini kendi seçimleriyle, inşa edebileceğini savunur.
ona göre, mutsuz bir çocukluk geçirmek, bir ömür mutsuz, keyifsiz hissetmeye sebep olmamalıdır.
hisler davranışların etkisindedir. iyi hissetmek için önce iyi düşünmeli, sonra iyi edecek adımlar atılmalıdır. ilaç yerine, iyi edecek terapilerden yanadır. bu düşünceler ile 1960’larda seçim kuramını inşa eder ve ardından (bkz: gerçeklik terapisi)üzerine çalışmalar yapar.
mutluluğumuzun, bizim seçimlerimize bağlı olduğunu savunmuştur. geçmişe takılıp kalmanın faydasız olduğunu, anda yaşamanın, anın gerçek olan olduğu üzerinde durur.
ikili ilişkilerin önemine de vurgu yapmıştır. ikili ilişkilerimiz düzelirse, bizim de düzeleceğimizi savunur.
acıların çocuğu olmayı seçmek yerine, kurban olmayı seçmek yerine, neşeli şirin olmaya uğraşmamız gerektiğini savunur. çünkü; mutluluğumuzdan da mutluluğumuzdan da biz sorumluyuz. bir başkası, bizi mutlu etmek için, bizim yerimize, bizimle bir ömür boyu uğraşmaz.
2013 yılında amerika’da ölen psikiyatristin, kişisel özgürlüğün psikolojisi(seçim kuramı), başarısızlığın olmadığı okul, okulda kaliteli eğitim kitapları, türkçeye çevrilmiş kitaplarıdır.
iyimserler de, kötümserler de aynı dünyada yaşıyor; tıpkı aklı başında olanlarla, olmayanlar gibi sözünün sahibidir.
freud’un aksine, insanın sadece geçmişten ibaret olmadığını, insanın kendini kendi seçimleriyle, inşa edebileceğini savunur.
ona göre, mutsuz bir çocukluk geçirmek, bir ömür mutsuz, keyifsiz hissetmeye sebep olmamalıdır.
hisler davranışların etkisindedir. iyi hissetmek için önce iyi düşünmeli, sonra iyi edecek adımlar atılmalıdır. ilaç yerine, iyi edecek terapilerden yanadır. bu düşünceler ile 1960’larda seçim kuramını inşa eder ve ardından (bkz: gerçeklik terapisi)üzerine çalışmalar yapar.
mutluluğumuzun, bizim seçimlerimize bağlı olduğunu savunmuştur. geçmişe takılıp kalmanın faydasız olduğunu, anda yaşamanın, anın gerçek olan olduğu üzerinde durur.
ikili ilişkilerin önemine de vurgu yapmıştır. ikili ilişkilerimiz düzelirse, bizim de düzeleceğimizi savunur.
acıların çocuğu olmayı seçmek yerine, kurban olmayı seçmek yerine, neşeli şirin olmaya uğraşmamız gerektiğini savunur. çünkü; mutluluğumuzdan da mutluluğumuzdan da biz sorumluyuz. bir başkası, bizi mutlu etmek için, bizim yerimize, bizimle bir ömür boyu uğraşmaz.
2013 yılında amerika’da ölen psikiyatristin, kişisel özgürlüğün psikolojisi(seçim kuramı), başarısızlığın olmadığı okul, okulda kaliteli eğitim kitapları, türkçeye çevrilmiş kitaplarıdır.
iyimserler de, kötümserler de aynı dünyada yaşıyor; tıpkı aklı başında olanlarla, olmayanlar gibi sözünün sahibidir.
devamını gör...
elçi
sözlükte "bir devleti başka bir devlet katında temsil eden kimse." anlamına gelen sözcüktür.
diğer bir anlamı ise "bir sorunun çözümü, bir uzlaşmanın sağlanması için birinin başka birine gönderdiği aracı."dır.
diğer bir anlamı ise "bir sorunun çözümü, bir uzlaşmanın sağlanması için birinin başka birine gönderdiği aracı."dır.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük,
iş hayatım, ülke gündemi kadar çalkantılı, şöyle ki bir gün biri "yaptığın işten dolayı sana dava açacağım, mahkemede görüşürüz" derken, bir sonraki gün başka biri "müşterimiz sizden çok memnun kaldı, tekrar çalışabilir miyiz" diyor... ilkinin zararını telafi edip bir şekilde uzlaşmaya ikna edip diğer müşterime teşekkürlerimi ileterek çalışmaya devam ediyorum... anladım ki hayatta her şey değişiyor hem de bazen 1 dakikada.. o yüzden hüzünlere, karamsarlıklara fazla takılmadan ilerlediğimiz güzel bir gün olması dileğiyle...
iş hayatım, ülke gündemi kadar çalkantılı, şöyle ki bir gün biri "yaptığın işten dolayı sana dava açacağım, mahkemede görüşürüz" derken, bir sonraki gün başka biri "müşterimiz sizden çok memnun kaldı, tekrar çalışabilir miyiz" diyor... ilkinin zararını telafi edip bir şekilde uzlaşmaya ikna edip diğer müşterime teşekkürlerimi ileterek çalışmaya devam ediyorum... anladım ki hayatta her şey değişiyor hem de bazen 1 dakikada.. o yüzden hüzünlere, karamsarlıklara fazla takılmadan ilerlediğimiz güzel bir gün olması dileğiyle...
devamını gör...
gülhane parkı
efenim, gülhane parkı nazım hikmet'in ceviz ağacı şiiri için hikayeye ev sahipliği yapmıştır.
hikaye özetle şu şekilde;
nazım hikmet kaçak olarak arandığı dönemde sevgilisi piraye ile mektuplaşır. arandığından ötürü mektubu posta ile değil güvendiği bir arkadaşı ile yollar. bir mektubunda ünlü edebi kafamız piraye hanımlarına şöyle buyurur "sizlerle şu gün gülhane parkında buluşmayı arzularım". fakat polise asla ulaşmaması gereken o mektup önce polise okunur ve sonra piraye alır teslim alır. bundan habersiz olan nazım kendisi gibi habersiz olan pirayeyi parkta beklerken kendisi için gelen polisleri görür ve ilk gördüği ağaca tırmanır. o gün nazım'ı ne polis ne de piraye görür.
ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında.
ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında.
bu iki dize o gün o ağaçta yazılmıştır.
şahsımın bir tanımında belirttiğim gibi "ihanet asla düşmanından gelmez" sözü bu hikayede de geçerlidir.
cem karaca ise mükemmel seslendirmiştir bu şiiri. ikisi de çok kıymetli iki değerimizdir.
hikaye özetle şu şekilde;
nazım hikmet kaçak olarak arandığı dönemde sevgilisi piraye ile mektuplaşır. arandığından ötürü mektubu posta ile değil güvendiği bir arkadaşı ile yollar. bir mektubunda ünlü edebi kafamız piraye hanımlarına şöyle buyurur "sizlerle şu gün gülhane parkında buluşmayı arzularım". fakat polise asla ulaşmaması gereken o mektup önce polise okunur ve sonra piraye alır teslim alır. bundan habersiz olan nazım kendisi gibi habersiz olan pirayeyi parkta beklerken kendisi için gelen polisleri görür ve ilk gördüği ağaca tırmanır. o gün nazım'ı ne polis ne de piraye görür.
ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında.
ne sen bunun farkındasın ne de polis farkında.
bu iki dize o gün o ağaçta yazılmıştır.
şahsımın bir tanımında belirttiğim gibi "ihanet asla düşmanından gelmez" sözü bu hikayede de geçerlidir.
cem karaca ise mükemmel seslendirmiştir bu şiiri. ikisi de çok kıymetli iki değerimizdir.
devamını gör...
sıfır takipçisi olan bir yazarı ciddiye almak
bu mecrada fikirleri ciddiye almak için takipçi sayısının olması mı gerekli dedirten bir başlık.
devamını gör...
iltifat etmek
aslında olması gerekendir. ne iltifat edenden taraftan ne de karşı taraftan birşey götürmez. aksine samimi, hoş bir ambians yaratır. ama öyle bir zamandayız ki insan birine selam verirken bile düşünüyor. acaba yanlış anlar mı, ayıp mı olur ki diye düşünüyor..
devamını gör...
cemal süreya
yanında çanta taşımayı sever ,kalemini ve not aldığı defterini yanından ayırmazdı. her zaman gittiği lokantada sadece çorba içerdi. hatta çorba içerken sigarasını da yakar bir çorbadan kaşık alır bir de sigaradan içerdi. kendisinin ölümünde oğlu memo (sövmemeliyim) büyük rolü vardır. memo,babası cemal'in bazı eserlerini yırtmış,bazı eserlerini sobada yakmış bazılarını ise satmıştır. cemal'i dövmüş evden kovmuştur. gel gelelim memo'nun sonuna... silahlı saldırıda vefat etmiştir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ayak numaraları
36,5
bu bilgi kime neden lazım?
umarım yarın evden almazlar.*
bu bilgi kime neden lazım?
umarım yarın evden almazlar.*
devamını gör...
nevra serezli
çocukluğumuzun huysuz dudu perisi. başarılı bir tiyatrocu. içimi ısıtan metin serezli ile hikayesini de bırakıyorum buraya ;
"metin bana evlenme teklifi etmedi. flört ederken, nişanlanalım denildi. metin’in anne ve babası hayatta değildi, beni istemeye arkadaşımızın annesi azra teyze’yle geldiler. metin tek bir gül ve bir gofretle geldi.
parası yoktu, hem “biz tiyatrocuyuz paramız yoktur, gümüşlerle çikolata, 12 tane gül getiremeyiz”in altını çiziyordu, hem de işte adetse adet diyordu. tam babamın kafasındaydı, beni verdiler. nişanı azra teyze evinde yaptı, nikahımız parasızlıktan tiyatro sahnesinde kıyıldı.
ama 1000 tane düğüne bedeldi. salon fuldü; “bu oyun tuttu” esprisi yapıldı. zeynep tedü’nün annesi meral o gece evinde düğün yemeği verdi. gerçekten de bu oyun 45 sene tuttu. ah pis hastalık olmasaydı 10 sene daha sürerdi. metin 79 yaşındaydı."
"metin bana evlenme teklifi etmedi. flört ederken, nişanlanalım denildi. metin’in anne ve babası hayatta değildi, beni istemeye arkadaşımızın annesi azra teyze’yle geldiler. metin tek bir gül ve bir gofretle geldi.
parası yoktu, hem “biz tiyatrocuyuz paramız yoktur, gümüşlerle çikolata, 12 tane gül getiremeyiz”in altını çiziyordu, hem de işte adetse adet diyordu. tam babamın kafasındaydı, beni verdiler. nişanı azra teyze evinde yaptı, nikahımız parasızlıktan tiyatro sahnesinde kıyıldı.
ama 1000 tane düğüne bedeldi. salon fuldü; “bu oyun tuttu” esprisi yapıldı. zeynep tedü’nün annesi meral o gece evinde düğün yemeği verdi. gerçekten de bu oyun 45 sene tuttu. ah pis hastalık olmasaydı 10 sene daha sürerdi. metin 79 yaşındaydı."
devamını gör...
zamanın rengi
öğleye kadar pembe, turuncu gibi enerji verici renkler. öğleden sonra lacivert, gri, siyah gibi renklerdir. sevdicekle zamanın rengi toz pembe, sevmediğin kişiyle siyah.
devamını gör...
milli piyango
herkesin hayal gücünü süslesin ve satışlar artsın diye vadedilen büyük ikramiye yüksek tutulur ve bizim millet de star wars gişelerini kıskandıracak derecede kuyruk oluşturur ve bilet alır.
çekiliş günü gelir de sonuçlar açıklanınca büyük ikramiyenin isabet ettiği talihli ortalarda görünmez. günler geçmesine rağmen hala da ortalarda yoktur. tabi bu ortada görünmeme hallerine çok kimse hak verir. ya bu talihlinin başına iş açılacağı, yalancı akrabalarının türeyeceği, yardım dilenenlerin ve sömürücülerin etrafını kuşatacağı, mafyanın peşine düşeceği varsayımları falan filan...
aradan aylar geçer talihli yine ortalarda yok. talihli büyük merak konusu. acaba ikramiye satılmayan biletlerden birine mi vurmuştu. bu gidişle paralar devlete kalacak. hatta medyadan bile bir an önce çıkıp parasını alması gerektiği, gün geçtikçe faiz kaybına uğrayacağına dair çağrılar yükselmeye başlar.
bileti satan bayi de boş durmaz, o da fırsattan istifade televizyona görünüp demeç verir. talihli parasını alınca, kendisine de biraz yardım yapar beklentisine girmiştir.
talihli belli bir süre sonra çıkar. sonra ne yapıyor ne ediyor bilemeyiz. ama ortaya çıkana kadar ki yaşananlar yarı komedi ve yarı berbat bir durumdur.
çekiliş günü gelir de sonuçlar açıklanınca büyük ikramiyenin isabet ettiği talihli ortalarda görünmez. günler geçmesine rağmen hala da ortalarda yoktur. tabi bu ortada görünmeme hallerine çok kimse hak verir. ya bu talihlinin başına iş açılacağı, yalancı akrabalarının türeyeceği, yardım dilenenlerin ve sömürücülerin etrafını kuşatacağı, mafyanın peşine düşeceği varsayımları falan filan...
aradan aylar geçer talihli yine ortalarda yok. talihli büyük merak konusu. acaba ikramiye satılmayan biletlerden birine mi vurmuştu. bu gidişle paralar devlete kalacak. hatta medyadan bile bir an önce çıkıp parasını alması gerektiği, gün geçtikçe faiz kaybına uğrayacağına dair çağrılar yükselmeye başlar.
bileti satan bayi de boş durmaz, o da fırsattan istifade televizyona görünüp demeç verir. talihli parasını alınca, kendisine de biraz yardım yapar beklentisine girmiştir.
talihli belli bir süre sonra çıkar. sonra ne yapıyor ne ediyor bilemeyiz. ama ortaya çıkana kadar ki yaşananlar yarı komedi ve yarı berbat bir durumdur.
devamını gör...
ideal troll
teşekkürler diyorum bu başlığa.
devamını gör...
abdullah öztürk
tekler masa tenisi final maçında güney koreli rakibi karşısında sakin sakin oynayarak yüzleri güldürmüş, maçın sonunda yaptığı sade ama dokunaklı konuşmasıyla gözleri doldurmuştur. altın madalyayı böyle güzel bir günde, zafer bayramında getirmesi ile de ayrıca gururlandırmıştır, başarıları daim olsun.*
devamını gör...
huzursuz bacak sendromu
iki bacağı da kesip atma hissi uyandıran şeydir.
devamını gör...
üç nokta kullanımının suyunun çıktığı an
konuşma tarzıma ve yazın üslubuma binaen, sık sık başvurmak durumunda kaldığım noktalama ışığıdır...
suyunu çıkarıyor muyum?
evet bazen...
lakin bununla ilgili hiç olumsuz dönüt almadım. alsam da düzeltir miydim?..
sanmıyorum..
bu benim... bu ben'in...
suyunu çıkarıyor muyum?
evet bazen...
lakin bununla ilgili hiç olumsuz dönüt almadım. alsam da düzeltir miydim?..
sanmıyorum..
bu benim... bu ben'in...
devamını gör...




