ben çalışmam. ne işim olur yani. kalkar keyif aldığım şeylerle uğraşırım aylak aylak takılırım.
devamını gör...

kısa süreli bilinç kaybıdır.

beyne giden kan akışının azalması sonucu oluşur.

(bkz: senkop) olarak da geçer.
devamını gör...

özellikle mesajlaşırken olabilme ihtimali daha da artar. bir şey yazarsınız, aslında şakadır, ama random koymazsınız... yanlış anlaşılmanız hayırlı olsun.
devamını gör...

bu yazıyı belki dün yazdım, belki de bugündü. tam hatırlamıyorum. önemi var mı onu da bilmiyorum. muhtemelen yoktur ama yine de içimde tuhaf bir uzaklaşma duygusuyla oturdum bekliyorum.

albert camus’un anlatmak her zaman zordur zaten. anlatmaya başlamamak için binbir neden bulur insan ama kaçınılmaz son her zaman gelir. o yüzden onunla ilgili yazıların ne zaman yazıldığı da hiçbir zaman mühim olmamıştır ve muhtemelen de hiçbir zaman olmayacaktır.

albert camus bir röportaj esnasında kendisine bir muhabir tarafından en absürt ölüm şeklinin ne olduğu sorulduğunda trafik kazasında ölmek olduğunu söylemiştir. ve bilin bakalım ne oldu? camus bir imza töreninden dönerken trafik kazasında öldü. absürtlük camus’yü ölürken bile yalnız bırakmadı. var oluşunun anlamlanması için ihtiyaç duyduğu şey belki de buydu zaten.

romanın kahramanı mersault da bir absürtlük denizinde yüzmektedir. belki bu yüzden onu ilk deniz kenarında görürüz. mersault her şeyi aynı kayıtsızlık karşılar. doğal bir ölümle giden annesini de, cinayete kurban giden arap’ı da, yaşadığı ilişkiyi de...

mersault doğal olmayan bir inziva içinde çok doğal bir şekilde yaşayan ve kayıtsızlıkla kaplanmış bir yaşayan ölüdür.

okunmaya değer mi bilmiyorum ama okumazsanız eksik kalacaksınız. yine de siz bilirsiniz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
mehmet günsür'ün yandan yemişi.
devamını gör...

ayasofya camii. 19.06.2021
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugünün karikatürü canım ice için gelsin.
kendisini hiç tanımıyorum, dm kısmı kapalı olduğu için hiç iletişime geçemedim ancak bazı insanlarla iletişime geçemeseniz bile çok güzel olduklarını bilirsiniz; ice da benim için öyle. buz gibi duruşunun altında sıcacık bir kalbi olduğunu hissediyorum. başlıkların altına yazıp tespitin dibine vurduğu anlarda "ehehe ne güzel demiş yahu" dediğim oluyor. eminim ki bu kadın eğlenmeyi ve eğlendirmeyi biliyor. eğlenmeyi bilmeyenlere de "iyi be, hiç eğlenmeyelim hep mutsuz olalım tamam!" dediğini duyar gibiyim. iyi ki varsın ice!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ineğe sorsan o bile fiyatı abartılı buldum der yani öyle bir garabet içinde yaşıyoruz.
devamını gör...

anne kokusudur,yıllar önce otobüs beklerken yanıma bir amca gelmişti ve ismimi sordu ardından konuşmaya başladık kendisi gurbetçi bir işçiymiş yanlış hatırlamıyorsam seksenli yaşlarındaydı ama dinçti ,bana almanyada ki yaşamından bahsetti ve daha birçok konudan konuştuk bana bir soru yöneltmişti aynen şöyle:hayattaki en güzel koku nedir sence? ben de duraksamadan anne konusu dedim ve şaşırdı ardından daha önce bunu soran oldu mu dedi? hayır dedim.yüzünde bir tebessüm vardı ,evine yaklaştığında beni ailem ile evine davet etti. hakkı amca ,çantasından çıkardığı defterde numaralar ve adresler yazıyordu aksi durumlara karşı muhtemelen yakınları koymuştu defterin fotosunu çekip birbirimize iyi dileklerimizi ilettik ,kendisini daha sonra ne araya bildim,ne de ziyaret ettim eğer hayatta değilse allah rahmet eylesin,yaşıyorsa allah uzun ömürler versin .hem içimde kalan bir konu bu benim için yani aslında hepimizin dünyaya gelirken kokladığı ilk koku anne kokusu en özelidir...
edit:ayrıca kendisi oldukça atatürkçü biriydi kendisinden fahri korutürkün soyadını kimin verdiğini öğrendim ,tabi ki atatürktü.
devamını gör...

10 ay boyunca erasmus yaptığım ülkedir. erasmusum mükemmeldi ama bu tamamen litvanya’dan bağımsızdı, ülkeyi çok da güzel hatırlamıyorum. çok kere ırkçılığa maruz kaldık. club girişinde ‘litvanca biliyor musunuz? bilmiyorsanız giremezsiniz’ denilip, güvenliğin aramızda ingilizce konuştuğumuzu fark edince ‘face check’ diyip yüzümüzü beğenmediği gerekçesiyle clublara giremediğimiz çok oldu. kaunas’ta yine bir nebze azdı ama klaipeda gezimizde gece boyu girecek hiçbir yer bulamadık mesela litvanyalı olmadığımız için. markette orada burada özür dileyerek litvanca bilmediğinizi belirttiğinizde ve yardım istediğinizde görevlilerin sinirlendiğine şahit olduk çok kere.
sürekli erasmusluların gittiği bir clubta sofaların birinde oturup biramı içerken itilmişliğim bile var. ne yapıyorsun diye bağırdığımda kız ‘kendi ülkemde ingilizce konuşmak zorunda değilim kendi ülkenize gidin’ demişti.
clublarda taciz olayları da çok fazla oluyor, türkiye’den fazladır. ve kimse tepki göstermiyor, alışmış herkes. güvenliğe şikayet edince de napabilirim diyor. bir kere adamın teki kıçımı elledikten ve kemerini çıkarıp sallamaya başladıktan sonra zorla güvenliği çağırdığımda ‘go back to your villages’ diye bağırmıştı bize adam, güvenlik de hiçbir şey yapmamıştı.
erasmusumu başka bir yerde yapsaydım demiyorum asla çünkü tanışıp tanışabileceğim en mükemmel insanlarla tanıştım avrupa’nın dört bir yanından, litvanlarla zorunlu haller dışında muhattap olmuyorduk zaten küçük erasmus bubble’ımızda yaşıyorduk. ama yaşam açısından bakılırsa asla yaşamak istemeyeceğim bir ülke.
devamını gör...

hayat sadece sözlükten ibaret olsaydı da tanım girmesi eksik olsaydı. uğraşılmasi gereken insanlar ve sorunlardan arta kalan vakitlerde şahsen paylaşımlarda bulunmak hoşuma gitmiyor değil.
devamını gör...

kişi neyden yoksunsa onu diline dolar. bir insan sürekli hangi özelliğini sürekli övüyor ise emin olun bu onda mevcut değildir.
özgüven sessizdir, kendini belirtme ihtiyacı hissetmez.
devamını gör...

ben mesela. ben olmasam batar burası toparlayamayız.
devamını gör...

ilginç ve ütopik bir olay.

tabii ki dünya'nın çekirdeğine doğru bir kazı yapabilmemiz, günümüz teknolojisi için pek mümkün değil. ancak bunu yapabilseydik ne olurdu sorusunu düşünmek için teknolojiye gerek yok. beynimiz bunun için yeterli malzeme.

diyelim ki dünya'nın çekirdeğine doğru yüzeyden bir delik açmaya başladık. bu delik içinden geçebileceğimiz kadar geniş olsun. hatta bulunduğumuz noktanın tam karşısından tekrar yerin yüzeyine çıkabileceğimiz bir tünel olsun bu. bu bir düşünce deneyi olduğundan, bunu yapmamızı imkânsız kılacak şeyleri gözardı edebiliriz. yani tünel üzerimize çökmeyecek, aletlerimiz böyle bir tünel kazacak kapasiteye sahip olacak, çekirdeğe indiğimizde erimeyeceğiz, basınçtan ölmeyeceğiz vesaire...

kendimizi bıraktığımız tünelin içerisinde ilerlerken merkeze doğru serbest düşmeyle gittiğimiz için ivme kazanırız çünkü üzerimizde yerin çekim etkisi var. tabii bununla birlikte hızımız da gittikçe artar. ancak bunun bir sınırı vardır çünkü iki ucu açık tünelimiz havayla dolu ve ortamda sürtünme kuvveti var. dolayısıyla limit hıza ulaştığımızda daha fazla hızlanmamıza olanak yok.

merkeze doğru indikçe bir süreliğine ivmemiz artar fakat belirli bir noktadan sonra yerin kütle çekim kuvveti gittikçe zayıflamaya başlar. bunun nedeni, çekirdeğe doğru indikçe, dünya'nın kütlesinin çok büyük bir kısmını artık geride, yani üzerinizde bırakmış olmanızdır. işler tersine dönmüş gibi düşünebilirsiniz; daha önce siz dünyanın üzerinde duruyordunuz, artık merkeze geldiğinizde o sizin üzerinizde duruyor olanca kütlesiyle. dünya küresel yapıya sahip olduğundan ve üzerinizde bıraktığınız kütle her yönde hemen hemen eşit dağıldığından, merkezde hissedeceğiniz kütle çekimi artık sıfır olur.

burada hemen zınk diye duracağınızı ve merkeze hapsolacağınızı zannedebilirsiniz. fakat öyle olmaz. hareketli bir cisimdiniz ve sahip olduğunuz hızdan dolayı belirli bir momentumunuz vardı. bu sizin merkezde durmanızı engeller ve tünelin, yüzeyin diğer tarafından çıkabileceğiniz yönüne doğru harekete devam edersiniz.

bu hareket yüzeye kadar sürmez çünkü ilerledikçe yine dünya altınızda kalmaya başlayacak ve çekim kuvveti ile sizi yeniden merkezine doğru çekmeye başlayacak. artık momentumunuz nedeniyle bir süre merkezin bir bu tarafına bir diğer tarafına doğru salınıp duracaksınız. fakat bu sonsuza dek sürmeyecek. hava yeniden oyuna girecek ve zamanla size ivme kaybettirecek. finalde ise merkezde, havada yüzer halde asılı kalacaksınız.

işte dünyanın merkezine bir tünel kazabilseydik ve kendimizi içerisine bırakabilseydik, başımıza gelecekler kabaca bu şekilde olurdu.
devamını gör...

yaş 6 yada 7. hamile komşumuzun kocasına çok masum duygularla o bebeği oraya nasıl soktuklarını kadına da canın acıdı mı diye sormuştum apar topar kalktılar annem hala kahkahalarla anlatır.. bebeğin oraya sonradan koyulduğunu sanıyordum ne bileyim
devamını gör...

adeta gandalf'ın asasına maruz kalmış sauron gibi oluyorum. hemen çevredekilerden yardım isteyip ekranı gece moduna döndürttürttürtmek suretiyle kendime gelebiliyorum..
devamını gör...

neil degrasse tyson'ın çok sevdiğim bir sözü var, "hepimiz birbirimize biyolojik olarak, dünya'ya kimyasal olarak, evrene atomik olarak bağlıyız. evrenin içerisindeyiz, evren de bizim içimizde." maalesef insan tüm bağlarına ihanet ediyor gibi görünüyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

alkislarla ukdesi.

harder daddy diyerek karşılayacağımız durum.*

şaka bir yana allah dar gelirliye kolaylıklar versin. filler tepişirken olan biz sıradan vatandaşlara olacak. dünyada zaten bir lojistikte sorun ve özellikle tarım ürünlerinde kıtlık baş göstermiş durumda. kaynaklar 6 ay içinde süt ve süt ürünlerine ulaşamayacağımızı belirtiyor. kabusu yaşayacak gibiyiz.
devamını gör...

herhangi hayranlık duyulan durum karşısında
maşallah-süphanallah-barekallah
deyip engellenebilecek bakıştır.
nas ve felak sûreleri okumak da engeller.
nazar boncuğunun engellediğini düşüncesi eski bir türk alışkanlığıdır. *
devamını gör...

koyabiliyor musun adını
yokladığında
hissedebiliyor musun

sesleniyor sana
duy beni

inatçı çocuk vazgeç inadından
elini götür
kulağının önüne
vursun parmak uçlarına
kalbinin sesi...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim