pis kokuyormuş gibi duran ünlüler
hakan altun cumartesi gecesi gibi kokuyor bence. sigara, alkol.
devamını gör...
antalya deniz biyolojisi müzesi
dr. elif özgür özbek ve antalya büyükşehir belediyesi ortaklığıyla açılmış, yat limanı yokuşundan çıkarken, kaleiçi'nden yat limanına inerken görülebilecek müze. ayrıca deniz biyolojisi üzerine türkiye'deki ilk müzelerden biri. müze binası olarak eski ptt binası kullanılıyor ve bir katı asma olmak üzere iki kattan oluşuyor. müzede beş yüzün üzerinde deniz canlısı ve yeter seviyede bilgi kartları mevcut. genellikle akdeniz'de bulunan canlılar sergilense de kızıldeniz'den getirilmiş deniz canlıları da müzede bulunuyor. kimi canlılar sadece kurutulmuş, kimileri ise bir sıvı içerisinde dondurulmuş olarak sergileniyor.
toplu girişlerde epey uygun bir ücretle müzeye giriş yapmak mümkün. zaman zaman anaokul öğrencilerinin kalabalık ziyaretleri olabiliyor. randevu ile geldiklerini sanıyorum, bu sebeple müzeye giriş yapmadan önce o sırada toplu bir ziyaret yapılacak mı diye sormak iyi olur. zira bina çok büyük ve geniş değil. müzenin bir amacı da deniz zenginliğini göstermenin yanında öğrencilerin de bunu anlaması ve öğrenmesi olduğu için bu ziyaretlerin yapılması, ziyaretçi azlığından kapanan müzeleri göz önünde bulundurunca, müzeyi daha da güzelleştiriyor.
müze binasındaki halatlar, dümenler, ahşaplar, korsanlar, ağlar ve muhteşem bir ışıklandırma derken bir müzeye değil, gemiye giriyorsunuz.
toplu girişlerde epey uygun bir ücretle müzeye giriş yapmak mümkün. zaman zaman anaokul öğrencilerinin kalabalık ziyaretleri olabiliyor. randevu ile geldiklerini sanıyorum, bu sebeple müzeye giriş yapmadan önce o sırada toplu bir ziyaret yapılacak mı diye sormak iyi olur. zira bina çok büyük ve geniş değil. müzenin bir amacı da deniz zenginliğini göstermenin yanında öğrencilerin de bunu anlaması ve öğrenmesi olduğu için bu ziyaretlerin yapılması, ziyaretçi azlığından kapanan müzeleri göz önünde bulundurunca, müzeyi daha da güzelleştiriyor.
müze binasındaki halatlar, dümenler, ahşaplar, korsanlar, ağlar ve muhteşem bir ışıklandırma derken bir müzeye değil, gemiye giriyorsunuz.
devamını gör...
mecliste oscar wilde tartışmaları
"sayın başkan, şimdi oscar ödüllerinden bahsetmenin sırası mı?"
ne yiyip ne içiyorsunuz siz?
ne yiyip ne içiyorsunuz siz?
devamını gör...
öyle bir şarkı önerin ki yerimizde duramayalım
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
ben seni bulmuştum, sen beni bulamadın.
beni bulman için ölüp yeniden doğmaya razıyım.
beni bulman için ölüp yeniden doğmaya razıyım.
devamını gör...
moderatör müdahalesi gerektiren akımlar
aşırı abaza başlıkların açılır açılmaz uçurulması iyi olurdu mesela.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
şahane ötesi tatlı mı tatlı yazar. sözlüğün ablası olarak görürüm ben onu.
bence onun hakkında kötü düşüncelere sahip biri yoktur sözlükte.
yazmayı hiç bırakmaması gereken yazar tanesi.
sen hep musmutlu ol emi?*
bence onun hakkında kötü düşüncelere sahip biri yoktur sözlükte.
yazmayı hiç bırakmaması gereken yazar tanesi.
sen hep musmutlu ol emi?*
devamını gör...
günün sözü
emily bronte - "uğultulu tepeler " kitabında söylediği gibi,
" insanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz.
bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir. eğer temiz ve güzel bir kalbiniz varsa, bu dışınıza yansır.
fakat kararmış, herkesin kötülüğünü isteyen, kıskanç biriyseniz, kalbinizin kötülüğü yine yüzünüze yansır.
ve dünyalar güzeli olsanız bile, kalbinizin karanlığı güzelliğinize gölge düşürecektir. "
" insanı insan yapan, yüzüne güzellik katan ve onu sevdiren tek şey kalbinin temizliğidir. yoksa hepimiz aynıyız, etten ve kemikten oluşmuş bedenleriz.
bizi birbirimizden ayıran tek şey kalplerimizin özelliğidir. eğer temiz ve güzel bir kalbiniz varsa, bu dışınıza yansır.
fakat kararmış, herkesin kötülüğünü isteyen, kıskanç biriyseniz, kalbinizin kötülüğü yine yüzünüze yansır.
ve dünyalar güzeli olsanız bile, kalbinizin karanlığı güzelliğinize gölge düşürecektir. "
devamını gör...
11 ocak 2022 domuz kalbinin insana nakil edilmesi
kaynak bulmuşken, yeni başlık açmak yerine bu başlık altında toplanması daha doğru olacağını düşündüm.
fare
tıptaki keşiflerin %90'ı laboratuvar kemirgenlerinden kaynaklanmaktadır. tanınmış ilaçların ilk "tadımcısı" olan onlardı, antibiyotikler üzerlerinde test edildi, onlar sayesinde alkol, uyuşturucu, radyasyonun insan vücudunu nasıl etkilediğini öğrendik ... neden sıçanlar?
neye benziyor: bir sıçan, kan bileşimi ve doku yapısı açısından şaşırtıcı bir şekilde bir kişiyle çakışıyor; insan gibi soyut düşünceye sahip tek hayvandır. bu hayvanların bu kadar inatçı olmasına izin veren sonuç çıkarma yeteneğidir.
domuz
madagaskar adasında büyük domuz başlı lemurların - megaladapis - fosil iskeletleri bulundu. domuz toynakları yerine beş parmaklı "insan" elleri vardı. insan embriyolarını taşımak için taşıyıcı anneler olarak kullanılacak geniş kapsamlı planlar var ... domuzlar.
nasıl benzer: bir domuz embriyosunun beş parmaklı bir eli ve insan yüzüne benzer bir yüzü vardır - toynakları ve domuz yavrusu doğumdan hemen önce gelişir; domuzun fizyolojisi en çok insanla tutarlıdır. domuz organlarının karaciğer, böbrek, dalak ve kalp nakli için kullanılması sebepsiz değildir.
yunus
profesör a. portman (isviçre) hayvanların zihinsel yetenekleri üzerine araştırmalar yaptı. test sonuçlarına göre, ilk sırada bir erkek - 215 puan, ikincisi yunus - 190 puan, üçüncü sırada fil ve dördüncü sırada - maymun yer aldı.
neye benziyor: insanlar ve yunuslar en gelişmiş beyinlere sahiptir. beynimiz yaklaşık 1,4 kg ağırlığında, 1.7'ye sahipler ve aynı maymunda üç kat daha az var. yunusun serebral korteksinde bizimkinin iki katı kıvrım vardır. bu nedenle, bir yunus bir insandan 1,5 kat daha fazla bilgiyi özümseyebilir.
büyük maymun
dört türü vardır: en büyüğü ve en güçlüsü goril, sonra orangutan, bir sonraki en büyüğü şempanze ve son olarak en küçüğü jibon.
neye benziyor: insana benzer bir iskelet yapısı; dik yürüme yeteneği; başparmak kenara çekildi (sadece ellerde değil, bacaklarda da doğru); aile hayatı ve kural olarak, yavru ancak potansiyel bir eşle tanıştıktan sonra ayrılır.
bir balık
görünüşe göre, neredeyiz ve balıklar nerede? biz sıcak kanlıyız. soğukkanlılar, karada yaşıyoruz, sudalar ama...
nasıl benzer: balık kollajeni (vücudun bağ dokusunun temelini oluşturan bir protein - tendonlar, kemikler, kıkırdak, deri, gücünü ve elastikiyetini sağlar) bir insanla neredeyse aynı protein molekülüne sahiptir. bu özellik genellikle kozmetikte krem üretiminde kullanılır.
kaynak: buradan
fare
tıptaki keşiflerin %90'ı laboratuvar kemirgenlerinden kaynaklanmaktadır. tanınmış ilaçların ilk "tadımcısı" olan onlardı, antibiyotikler üzerlerinde test edildi, onlar sayesinde alkol, uyuşturucu, radyasyonun insan vücudunu nasıl etkilediğini öğrendik ... neden sıçanlar?
neye benziyor: bir sıçan, kan bileşimi ve doku yapısı açısından şaşırtıcı bir şekilde bir kişiyle çakışıyor; insan gibi soyut düşünceye sahip tek hayvandır. bu hayvanların bu kadar inatçı olmasına izin veren sonuç çıkarma yeteneğidir.
domuz
madagaskar adasında büyük domuz başlı lemurların - megaladapis - fosil iskeletleri bulundu. domuz toynakları yerine beş parmaklı "insan" elleri vardı. insan embriyolarını taşımak için taşıyıcı anneler olarak kullanılacak geniş kapsamlı planlar var ... domuzlar.
nasıl benzer: bir domuz embriyosunun beş parmaklı bir eli ve insan yüzüne benzer bir yüzü vardır - toynakları ve domuz yavrusu doğumdan hemen önce gelişir; domuzun fizyolojisi en çok insanla tutarlıdır. domuz organlarının karaciğer, böbrek, dalak ve kalp nakli için kullanılması sebepsiz değildir.
yunus
profesör a. portman (isviçre) hayvanların zihinsel yetenekleri üzerine araştırmalar yaptı. test sonuçlarına göre, ilk sırada bir erkek - 215 puan, ikincisi yunus - 190 puan, üçüncü sırada fil ve dördüncü sırada - maymun yer aldı.
neye benziyor: insanlar ve yunuslar en gelişmiş beyinlere sahiptir. beynimiz yaklaşık 1,4 kg ağırlığında, 1.7'ye sahipler ve aynı maymunda üç kat daha az var. yunusun serebral korteksinde bizimkinin iki katı kıvrım vardır. bu nedenle, bir yunus bir insandan 1,5 kat daha fazla bilgiyi özümseyebilir.
büyük maymun
dört türü vardır: en büyüğü ve en güçlüsü goril, sonra orangutan, bir sonraki en büyüğü şempanze ve son olarak en küçüğü jibon.
neye benziyor: insana benzer bir iskelet yapısı; dik yürüme yeteneği; başparmak kenara çekildi (sadece ellerde değil, bacaklarda da doğru); aile hayatı ve kural olarak, yavru ancak potansiyel bir eşle tanıştıktan sonra ayrılır.
bir balık
görünüşe göre, neredeyiz ve balıklar nerede? biz sıcak kanlıyız. soğukkanlılar, karada yaşıyoruz, sudalar ama...
nasıl benzer: balık kollajeni (vücudun bağ dokusunun temelini oluşturan bir protein - tendonlar, kemikler, kıkırdak, deri, gücünü ve elastikiyetini sağlar) bir insanla neredeyse aynı protein molekülüne sahiptir. bu özellik genellikle kozmetikte krem üretiminde kullanılır.
kaynak: buradan
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
sözlüğe her girdiğimde muhakkak bugün ne yazmış diye kontrol ettiğim tek yazar.
devamını gör...
darren aronofsky
12 şubat 1969, brooklyn - new york doğumlu, yahudi asıllı amerikalı yönetmen ve senarist. dahi yönetmenlerdendir.
ilk büyük başarısını pi filmiyle yakalamış sundance'te en iyi yönetmen ödülü almıştır. 2000 yılında çektiği requiem for a dream filmi ise müziği lux aeterna ile çoğumuzun aklında yer etmeyi başarmış, bağımlılık temalı çarpıcı bir filmdir ve aronofsky'nin ününü daha da artırmıştır.
ilk büyük başarısını pi filmiyle yakalamış sundance'te en iyi yönetmen ödülü almıştır. 2000 yılında çektiği requiem for a dream filmi ise müziği lux aeterna ile çoğumuzun aklında yer etmeyi başarmış, bağımlılık temalı çarpıcı bir filmdir ve aronofsky'nin ününü daha da artırmıştır.
devamını gör...
ben savcıyım kamu malına zarar verebilirim
serum bir mucize değil, böbreklere aşırı yük bindiren bir sıvıdır.
haberdeki doktoru kutluyorum. yeminine sadık kalarak gereksiz tedavi vermemeyi tercih etmesi ne kadar ahlâklı biri olduğunun göstergesi.
ak-savcıya gelirsek her sarı seron manyağı gibi cahil biri olduğu belli. böylelerine serumun içine işeyip damar yolundan vereceksin.* al sana sarı seron. cahil adam.
haberdeki doktoru kutluyorum. yeminine sadık kalarak gereksiz tedavi vermemeyi tercih etmesi ne kadar ahlâklı biri olduğunun göstergesi.
ak-savcıya gelirsek her sarı seron manyağı gibi cahil biri olduğu belli. böylelerine serumun içine işeyip damar yolundan vereceksin.* al sana sarı seron. cahil adam.
devamını gör...
bilgi içerikli tanım girdikten sonra hissedilen yorgunluk
bilgi içerikli tanım girdikten sonra gelen " okuyana bir şeyler katabiliyorum galiba " düşüncesiyle kaybolan yorgunluktur.
devamını gör...
anın fotoğrafı
devamını gör...
clementine
pek çoklarında travma yarattığı söylenmiş olsa da benim çok sevdiğim çizgi filmdir. özellikle malmoth'u hemera'dan daha çok severdim * hemera bana iyilik dozajı fazla abartılmış ve biraz yapay bir karakter gibi gelmiştir hep. malmoth delikanlı adamdır, özü sözü birdir hedefini saklamaz, gizlemez. kötüdür her haltı yiyeceğini bilirsiniz ama hemera'da hep bir sis perdesi vardır. bu kadından bir şey çıkacak diye beklersiniz. hem insanlar işin hep olumsuz taraflarına takılıyor. misal bu çizgi filmdeki sirk mevzusundan kimse bahsetmemiş. bence çizgi filmin en keyifli yanlarından birisi sirk ve sirk hayvanları. clementine'i de onlar ayakta tutuyor. hatta bir eleman vardı piresi türlü türlü soytarılıklar yapardı. o pire gibi bir pireniz olacak bir de helice gibi bir kedi. sırtınız yere gelmez. moral deposu mübarekler. clementine'in yolculukları da keyifliydi. yani malmoth üzerinden bu çizgi filmi kötüleyenleri esefle kınıyorum. * pek çok güzel yanı vardı. hemera'nın küresine ise hala sebebini bilmiyorum ama kıl kapıyorum. var o kadında bir şeyler ama çözemedim. asıl sıkıntılı karakterin o kadın olduğuna yemin edebilirim ama ispat edemem.
devamını gör...
bir romanı sürükleyici kılan anlatımı mı yoksa konusu mu
her iki özellik de dikkat çekicidir ancak bir seçim yapılacağı zaman ben şöyle düşünürüm. bir konu ne kadar dikkat çekici olursa olsun yazar tarafından akıcı bir anlatımla okuyucuya aktarılmadığı sürece muhtemelen ilk iki üç sayfada okumayı bırakma özelliği taşır. klasik bir konuyu akıcı bir anlatıma bürüyen yazarın romanı ise birkaç günde bitirilebilir. tabii ki hem konusu hem anlatımıyla farklılığı ve akıcılığı taşıyan roman bir şaheserdir.
devamını gör...
anubis
mumyalama işinin piridir. ölü bedenleri mumyalamak öyle kolay iş değil. o kadar firavun ve vatandaş adamın elinden geçiyor. işin emek kısmında bir nevi. empati yapmak lazım. yemeden içmeden sonsuzluğa kadar insan mumyala, ruh yönlendir buna can mı dayanır?
o sebeple anubis'e sahip çıkmak boynumuzun borcu. misal yunan mitolojisindeki kayıkçı kharon'a bir bakın, o da öte alem yolculuğundan sorumlu ama şahsiyetsizin teki. anubis'in değerini bilelim. ona değersiz falan demeyelim zira adamın yaşamı çalkantılarla dolu; anubis darbe ile görevden alınan bir tanrı. demokratik ilkeleri savunan her birey, anubis'in yanında saf tutmakla mükelleftir.
osiris'in, anubis'e yaptığı tanrısal müdahalenin savunulacak hiç bir yanı yok. yetkileri kısıtlanıp sadece ölülerin geride bırakılmaması işlerine bakmak zorunda kalmış ve bir nevi kızağa çekilmiştir ki, yapılanlar ayıptır, günahtır, zulümdür...
adamın çocukluğu zaten çalkantılı geçmiş, anası olacak neftis'in yediği halt yüzünden çocuk neredeyse canından olacakmış. sen kalk çocuğu babası set dururken osiris'e ver. akıllı işi değil yemin ederim. adam dellenmiş haliyle, vallahi de billahi de keserim bu çocuğu demiş ve düşmüş çocuğun peşine...
neftis bakmış durum ciddi. çocuğu kaptığı gibi nil nehri'nin yakınlarında bir bataklığa saklamış. burada onu isis bulmuş ve büyütmüş. adamın anası babası kaç kere değişmiş, psikolojisini bir düşünün yahu. ilişkiler ağı o kadar karmaşık ki, o mertebelere geldiğine şükretmemiz lazım.
bütün bunları yaşamış adam, yine de vazifesini yapmak için elinden geleni yapmış, öte dünya terazisini hatasız tartmak her babayiğidin harcı değil. ölen kişinin kalbini alıyorsun, karşısına bir tüy koyuyorsun ve şaşmaz bir adaletle bu tartıdan sonuç çıkarıyorsun. hangi tanrı bu kadar ince ve hassas çalışıyor?
sırf çakal kafalı diye adama haksızlık yapılmasını kabul etmiyorum. şekilciliğe kurban ediyorsunuz bu emekçi abimizi. artı bu adam iyi ruhları koruyor, kolluyor. milleti öte dünyada ağzı dili lal bırakmıyor. daha ne yapsın da şu ölümlülere yaransın bilemiyorum.
nankörüz vesselam.
o sebeple anubis'e sahip çıkmak boynumuzun borcu. misal yunan mitolojisindeki kayıkçı kharon'a bir bakın, o da öte alem yolculuğundan sorumlu ama şahsiyetsizin teki. anubis'in değerini bilelim. ona değersiz falan demeyelim zira adamın yaşamı çalkantılarla dolu; anubis darbe ile görevden alınan bir tanrı. demokratik ilkeleri savunan her birey, anubis'in yanında saf tutmakla mükelleftir.
osiris'in, anubis'e yaptığı tanrısal müdahalenin savunulacak hiç bir yanı yok. yetkileri kısıtlanıp sadece ölülerin geride bırakılmaması işlerine bakmak zorunda kalmış ve bir nevi kızağa çekilmiştir ki, yapılanlar ayıptır, günahtır, zulümdür...
adamın çocukluğu zaten çalkantılı geçmiş, anası olacak neftis'in yediği halt yüzünden çocuk neredeyse canından olacakmış. sen kalk çocuğu babası set dururken osiris'e ver. akıllı işi değil yemin ederim. adam dellenmiş haliyle, vallahi de billahi de keserim bu çocuğu demiş ve düşmüş çocuğun peşine...
neftis bakmış durum ciddi. çocuğu kaptığı gibi nil nehri'nin yakınlarında bir bataklığa saklamış. burada onu isis bulmuş ve büyütmüş. adamın anası babası kaç kere değişmiş, psikolojisini bir düşünün yahu. ilişkiler ağı o kadar karmaşık ki, o mertebelere geldiğine şükretmemiz lazım.
bütün bunları yaşamış adam, yine de vazifesini yapmak için elinden geleni yapmış, öte dünya terazisini hatasız tartmak her babayiğidin harcı değil. ölen kişinin kalbini alıyorsun, karşısına bir tüy koyuyorsun ve şaşmaz bir adaletle bu tartıdan sonuç çıkarıyorsun. hangi tanrı bu kadar ince ve hassas çalışıyor?
sırf çakal kafalı diye adama haksızlık yapılmasını kabul etmiyorum. şekilciliğe kurban ediyorsunuz bu emekçi abimizi. artı bu adam iyi ruhları koruyor, kolluyor. milleti öte dünyada ağzı dili lal bırakmıyor. daha ne yapsın da şu ölümlülere yaransın bilemiyorum.
nankörüz vesselam.
devamını gör...



