kaç yaşına gelirsen gel hala kardeş isteyen o ufak kırıntı
bir ara ben de böyleydim, kardeş kardeş diye dolanıyordum. sonra bir ihtimal annem hamile sanmıştık ve o kadar korkmuştum ki. aslında bunu asla istemediğimi farkettim. hep lafta işte.
devamını gör...
acısını tek başına yaşayan insan
kırıldığın kadar sağlamlaşıyorsun bu dünyada, senden ne kadar gitmişlerse, sen de o kadar uzaklaşıyorsun insanlardan.
bu işin sonu seni, yalnız hissedeceğin, kimseye kolay bağlanamayacağın birine dönüştürüyor ama sen, artık kimsenin kolayca seni yıkamayacağını öğrenmiş oluyorsun.
yalnız kalıp da acına gömüldüğün zamanlarda büyüdüğünü fark edersin önce. kimin sende ne kadar olduğunu görürsün.
en zor sınavını tek başına atlatmaya çalışırsın, ama olduğundan çok daha sağlam ayağa kalkarsın.
kimseden medet ummaman gerektiğini anlarsın. herkesi nereye ne kadar koyman gerektiğini öğrenirsin.
öfkelisindir, kırgınsındır, bitkinsindir. ama sessiz kalırsın. sonra elin yanlışlıkla bir şeye takılır, bir şeyler kırılır, bağırırsın.
büyük şeyleri içinde bastırdığın için, küçük şeylere tahammül edemez noktaya gelirsin.
zamanla anlarsın, insanların kavgaları seninle değil. gerçekleşmemiş kişilikleri, sevilmemiş çocuklukları, başarılarla gizlemeye çalıştıkları özdeğersizlikleri ile...
kötü tavrı kişisel almamaya başlarsın; sen, bu savaşın sadece nesnesisin. bazen gerçekten tek sorunun, öznenin kendisinden kaynaklı olduğunu anlar, yoluna devam edersin...
bu işin sonu seni, yalnız hissedeceğin, kimseye kolay bağlanamayacağın birine dönüştürüyor ama sen, artık kimsenin kolayca seni yıkamayacağını öğrenmiş oluyorsun.
yalnız kalıp da acına gömüldüğün zamanlarda büyüdüğünü fark edersin önce. kimin sende ne kadar olduğunu görürsün.
en zor sınavını tek başına atlatmaya çalışırsın, ama olduğundan çok daha sağlam ayağa kalkarsın.
kimseden medet ummaman gerektiğini anlarsın. herkesi nereye ne kadar koyman gerektiğini öğrenirsin.
öfkelisindir, kırgınsındır, bitkinsindir. ama sessiz kalırsın. sonra elin yanlışlıkla bir şeye takılır, bir şeyler kırılır, bağırırsın.
büyük şeyleri içinde bastırdığın için, küçük şeylere tahammül edemez noktaya gelirsin.
zamanla anlarsın, insanların kavgaları seninle değil. gerçekleşmemiş kişilikleri, sevilmemiş çocuklukları, başarılarla gizlemeye çalıştıkları özdeğersizlikleri ile...
kötü tavrı kişisel almamaya başlarsın; sen, bu savaşın sadece nesnesisin. bazen gerçekten tek sorunun, öznenin kendisinden kaynaklı olduğunu anlar, yoluna devam edersin...
devamını gör...
bir öğrencinin gece 12'de öğretmenine soru sorması
yerden göğe kadar haklı bi tepkidir.veli toplantılarında her sınıfı dolaşıp tek bir şey söylüyorum.ogretmenleri akşam 7'den sonra rahatsız etmeyin her ne olursa olsun.
devamını gör...
leyla ile mecnun replikleri
şuram acıyor gibi oldu şimdi haa. (bkz: ismail abi).
devamını gör...
sözlükte ulu orta aşk yaşamak
oysa hep kapalı kapılar ardında seviştiğim için kimsenin farkına varmadığı eylem türü.
sonuçta bir ayağım çukurda değil, bir gözüm toprağa bakmıyor, ilgi çekmek için yaşımdan başımdan utanmadan da saçma sapan ergen muhabbetlerine girmiyorum...
girene/gidene selametle, kalan kadınlar mesaj kutum size açık.*
sonuçta bir ayağım çukurda değil, bir gözüm toprağa bakmıyor, ilgi çekmek için yaşımdan başımdan utanmadan da saçma sapan ergen muhabbetlerine girmiyorum...
girene/gidene selametle, kalan kadınlar mesaj kutum size açık.*
devamını gör...
aldatmanın normalleştirilmesi
en büyük bahaneleri insan doğası gereği tek eşli değildir demektir ki bunu genelde erkekler söyler. öyle mi? tamam o zaman sen aldattığın gibi sevgilin de aldatacak seni. ilginç gerçekten. aldatmayı coolluk sanan 15 yaşındaki bad girl/boylar gibiler ancak aldatmayı güzel bir şey sanar.
aldatmak hayatınız boyunca yapacağınız en büyük şerefsizliklerden biridir.
aldatmak hayatınız boyunca yapacağınız en büyük şerefsizliklerden biridir.
devamını gör...
roboski katliamı
o dönem şırnakta görev yaptım işin aslının öyle olmadığına defalarca şahit oldum.. keşke medyada yansıtılan gibi olsa herşey..
devamını gör...
yazar mahlaslarının öteki dünya versiyonu
köylüler de ölür ironi değil gerçek.
devamını gör...
sinemada izlenen ilk film
1999 yılında zeki ökten'in yönettiği ve başrollerde metin akpınar, zeki alasya, yıldız kenter gibi usta oyuncuların rol aldığı "güle güle" isimli film. 8 yaşında ilk sinema deneyimimdi ve filmi sevmiştim.
devamını gör...
normal sözlük'ün gececi yazarları
ben genelde izleyici olarak katılıyorum. bir gece içip içip geleceğim buraya.
devamını gör...
ağlama değmez hayat
yaşam mottom olan çok güzel bir zeki müren şarkısı.
ömür çiçek kadar narin
bir gün kadar kısa
ağlama değmez hayat
bu gözyaşlarına.
ömür çiçek kadar narin
bir gün kadar kısa
ağlama değmez hayat
bu gözyaşlarına.
devamını gör...
yazıp yayınlamadığımız gönderiler
(bkz: taslaklarımız).
devamını gör...
uykuya sığınmak
pek tercihim değildir. uykuyu bir kaçış yolu olarak saymam. genelde içimde tutabilen bir insan değilimdir zaten. derdimi anlatırım birine, bir süre de kendi kendime kalırım ve asla uygulamayacağım kararlar alarak uyurum. yaşadığım duyguyu ertelemem ve o an yaşarım çünkü erteledikçe katlanıp katlanıp beni bulacağını düşünüyorum.
devamını gör...
ben evlendiğimde 45 kiloydum
isteyenim çoktu diye devam edilebilir.
devamını gör...
lippiy
"işte yeşil sahalarda görmek istediğimiz hareketler " dedirten tanımlara sahip kaliteli yazar.
nickaltını biraz yavan gördüm, cık cık cık.
nickaltını biraz yavan gördüm, cık cık cık.
devamını gör...
karaciğer
asur ve babillerde hastalık şeytanlar tarafından yapılan bir şeydi. hayanların iç organlarına bakarak geleceği gören, şeytanları def eden büyücüler vardı. hayvanların iç organlarının görünmesinin etkisi tıp biliminin ilerlemesine neden oldu.
karaciğer çok büyük ve kanlı olduğundan, ruh ve aklın merkezi olduğuna inanılıp çok saygı duyulmuş bir organ olmuştur.
karaciğer çok büyük ve kanlı olduğundan, ruh ve aklın merkezi olduğuna inanılıp çok saygı duyulmuş bir organ olmuştur.
devamını gör...
istanbul gezi rehberi
(bkz: murat belge)'nin bizlere armağan ettiği müthiş bir kaynak olmakla beraber; istanbul'u okurken, aynı zamanda tarihte de bir yolculuk yapıyor olmanızı sağlayan enfes bir eser.
istanbul'u, bursa'yı, edirne'yi, trabzon'u, diyarbakır'ı ve tüm şehirlerimizi anlamak demek, tarihi anlamak demek..
okuyun ve o yıllara dönüp, istanbul'u gezin; sokak sokak..
kitaba dair not defterime yazdıklarımdan birkaçını paylaşmak isterim;
"çoğu kişi yaşadığı kenti az tanır. bunun anlaşılır bir nedeni vardır. 'nasıl olsa burdayım, bir gün gider görürüm.' tavrı. ama söz konusu tavır istanbul olunca buna başka etkenler ekleniyor."
"yıllardır siz dışardan , biz içerden, yıkmaya çalışıyoruz, hala yıkılmıyor."
"türk mezarlığı, bakımsız karmaşık bir yerdir. taşlar üst üste devrilmiş, dar geçitleri ot bürümüştür. bu hava, mezarlığın her türlüsünün zorunlu olarak akla getirdiği ölüm kavramına bir doğallık kazandırır.
"fuat paşa, bir gün yabancılara istanbul' u gezdirirken, eski püskü ahşap evlerde, kem gözlere karşı asılan arapça 'ya allah ' , 'ya hafız' levhalarının ne olduğunu sorduklarında , 'bizim memleketin en büyük sigorta şirketidir,' demişti."
istanbul'u, bursa'yı, edirne'yi, trabzon'u, diyarbakır'ı ve tüm şehirlerimizi anlamak demek, tarihi anlamak demek..
okuyun ve o yıllara dönüp, istanbul'u gezin; sokak sokak..
kitaba dair not defterime yazdıklarımdan birkaçını paylaşmak isterim;
"çoğu kişi yaşadığı kenti az tanır. bunun anlaşılır bir nedeni vardır. 'nasıl olsa burdayım, bir gün gider görürüm.' tavrı. ama söz konusu tavır istanbul olunca buna başka etkenler ekleniyor."
"yıllardır siz dışardan , biz içerden, yıkmaya çalışıyoruz, hala yıkılmıyor."
"türk mezarlığı, bakımsız karmaşık bir yerdir. taşlar üst üste devrilmiş, dar geçitleri ot bürümüştür. bu hava, mezarlığın her türlüsünün zorunlu olarak akla getirdiği ölüm kavramına bir doğallık kazandırır.
"fuat paşa, bir gün yabancılara istanbul' u gezdirirken, eski püskü ahşap evlerde, kem gözlere karşı asılan arapça 'ya allah ' , 'ya hafız' levhalarının ne olduğunu sorduklarında , 'bizim memleketin en büyük sigorta şirketidir,' demişti."
devamını gör...


