yoldaş benjamin franklin'in anlattığına göre yazarların radyo isteği üzerine ve gomercan'in kahraman edasıyla ortaya çıkıp bu projenin teknik kısmını üstlenmesi ve uykusuzkavhe'nin tüm çabalarıyla yayın hayatına başlamış radyo.
devamını gör...

hep masraf, hep sıkıntı.
devamını gör...

önceden kitaplarımın köşesi kıvrılsa üzülüyordum. ama şimdi altını da çiziyorum. bilmediğim kelime varsa anlamını da yazıyorum. okuduğum her şeyden tam bir verim almak için uğraşıyorum. çünkü ileride o kitabı elime alınca okuduğum anı, altını çizerken hissettiğim duyguyu hatırlamak istiyorum.
sadece okuyup rafa kaldırdığım kitapları da seviyorum ama kitaba dair aklımda kalan pek bir şey olmuyor. bana hiçbir şey katmamış gibi geliyor.

sevgilime altını çizdiğim kitaplarımı vermiştim. o da okuyup çizdiğim satırlara kendi hislerini yazmıştı. birini tanımanın da en güzel yolu bence. tam altını çizeceksin ama o çizmiş. aynı duyguları hissederek okumak çok hoş değil mi?

kitaplarınızın altını çizmekten korkmayın. o çizikler sizin duygularınız, düşünceleriniz. yeterince monotonlaşan hayatta hislerimizi yaşayacağımız dünyaya ihtiyacımız var.
devamını gör...

izlenmesi gereken hbo dizileri:
(bkz: band of brothers)
(bkz: chernobyl)
(bkz: westworld)
(bkz: game of thrones)
(bkz: the sopranos)
(bkz: oz)
(bkz: the wire)
(bkz: true detective)
(bkz: watchmen)
devamını gör...

güüüünayyydınnnn!
hava güneşli, günlerden pazar, çaylar sıcak ve keyifler yerinde!
pazar yürüyüşü, gezmesi başlasınn! kahveleri içmeyi unutmayın çünkü bugün (bkz: 5 aralık dünya türk kahvesi günü)!
öpüldünüüüz!
devamını gör...

şımaracağın biri kalmadığında hayat seni olgun bir insana çevirir.
devamını gör...

adam smith tarafından ortaya atılan; herhangi bir müdahale olmaksızın, piyasanın kendi kendine dengeye gelmesi teorisine dayanır. bir bakıma devlet müdahalesine karşı çıkmaktadır.
devamını gör...

onedio takip eden yazarlar varsa bilirler. bu arkadaş onedio'nun en sapık en trol en gereksiz üyesidir. nerde cinsiyetçi yaklaşımı öne çıkaran bir haber yapılıyorsa bilinki müsebbibi emre şah isimli trol arkadaştır.

son zamanlar da burada da takılmaya başlayınca belki aramızda bile olabileceğini düşünmeye başlamadım değil hani. haberlerinden bazıları'nın başlıklarını bırakayım kararı siz verin.

bu akım kalp krizi geçirtir;tiktok kadınlarından popo görmeye dayanamayacağınız mü-kem-mel akım!

tiktok kadınlarından yine çok konuşulacak ir akım; popo ile nesne yakalama akımı

ukraynalı kadınlar, türk erkekleri hakkında ne düşünüyor?

tiktok kadınları ışıkları kapatıp en seksi ve ateşli pozlarını verdiler.

gerdeğe girmeden öne arkadaşlarından dayak yememek için duayı ışık hızında bitirir bitirmez eve koşan damat!

uzun boylu kadınlar koşun; tiktok kadınlarından, yılbaşı yaklaşırken victoria's secret akımı!

bunlar aklımda kalanlar. bu tek hücreli yaratık bu başlıkları haber niyetine hergün paylaşıyor. onedio'da buna bir dur demiyor. troller galiba her yerde ve her zaman var olmaya devam edecekler.
devamını gör...

diyarbakır'da her sene karpuz festivali düzenleniyor. en ağır karpuza birincilik ödülü veriliyor ve gelenek olarak içi oyulup küçücük çocuklar içine oturtuluyor. bu gelenek böyle bir heykelle temsil edilmiş ve çoğunluğa göre bu heykel gereksiz, zevksiz, estetiksiz ve korkunç olarak nitelenmiş. sadece buradaki heykel değil, türkiye'nin dört bir yanında zevksiz ve estetikten uzak yapılmış, tartışmalara neden olan, gündemi meşgul eden çok sayıda heykel var. üzerine çatal batırılmış inegöl köftesi heykeli, göle maya çalan nasreddin hoca heykeli, parklara dikilen dinozor heykeli, atatürk diye yapılıp kendisine hiç benzemeyen atatürk heykelleri vs.

bu heykellerin değerlendirilme olasılığı vardır. o da eğer ki zihniyet değişir de,yerlerine yeni ve güzel heykeller dikilirse bu heykeller için bir müze oluşturulur, kitsh eserler müzesi adı altında sergilenir ve hatırı sayılır oranda ziyaretçi çeker.
devamını gör...

ben eskiden bunun "bir anda" olduğuna inanmazdım. sonra bir anda fark ettim aşık olduğumu. yıllarca sözümona taş kestirdiğimiz kalbimizi eritip, toz konduramadığımız yalnızlığımıza anında sırt döndürebiliyormuş. güçlü bir şey bu. üzerine konuşacağız, bu işleri iyi bilenler arasında bir dertleşme olacak. biralarımız ve çerezimiz hazır; alkol ve müzik de etkisini gösterdiğine göre başlayalım.

ilk olarak, insan aşık olduğunu gün boyunca onu düşünüp, işlerini, odağını ertelemeye başladığında anlıyor. sözgelimi akşam oyun oynayacaksınız ya da film izleyeceksiniz. hiç şansı yok. çıkarsınız balkona, yakarsınız bir sigara ve onu düşünürsünüz. herkesin hayalleri farklı farklıdır ama her biri titizlikle işlenir. adım adım kurgularsın sahneleri. yanlış olan, tutarsız olan bir durum olursa durdurursun mesela hayali. orayı düzenlersin, tekrar tekrar oynatırsın. otobüs durağında sarılmışsındır. orada olmaz, otobüs ve insanlar vardır. o halde otobüs durağının biraz ilerisinde sarılırsın, daha rahattır. olmayacak şeyleri de düzenlersin. öpersin mesela. haha, hop dedik! daha erkendir a.koyim. daha 2 ay geçmiştir ve öpmek için erkendir. hemen geri sararsın, öpücük yoktur. sadece sarılmak yeter de artar bile. allah bereket versin. bir bakmışsın hava kararmış, 1 saattir aynı yere bakmışsın ya da şarkı listenin sonuna gelinmiştir. sigara paketinin dibi görünmüştür; ne hayaller üflenmiştir gökyüzüne. nefistir gerçekten. çok güçlüdür.

allah bereket versindir aslında. eh, bu kadarı yetmelidir neticede. yetmez. bir kadın vardır; bedenen orada değildir ama oradadır. heyecan bastırıyordur sürekli. mutlusundur işte. lakin yetmez. aşk, benlikten bilince buram buram akar. o durmak istese sen durmazsın. "ben biraz uzanacağım, bugün erken uyuyacağım" der kaçarsın. sonra 3 saat geçer, kalkar bir sigara içersin. ne oldu ? "uyku tutmadı a.koyim, kafamız bozuk." haha. kafa falan bozuk değildir, "sevdiğim kadını düşünmek için biraz yalnız kalmak istedim" diyemezsin. aşk biraz özeldir neticede. akıtırsın aşkı her zerrene. bir noktadan sonra bilinç alarm vermeye başlar. hayallerden alınan haz, yerini ızdıraba bırakmaya başlar. bunun sebebi şudur abicim: o ellerini tuttuğun, sarıldığın insanın hayalinde yarattığı duygunun gerçeğini istiyorsun. bu kadar basit. net bir şey. o hissin bir imitasyonunu kafanda kurgulayıp yaşamak yetmiyor insana işte lan. bu kadar basit a.koyim.

işte bu noktada arızaya bağlıyoruz. çünkü hayalimizde kadın, biz ona sarılmak istediğimizde sarılıyordur. çünkü biz öyle istemişizdir. lakin gerçekler farklıdır. gerçek nedir biliyor musunuz ? "bu akşam beraber yemek yiyelim mi ?" bile diyememektir. haha, bu kadar uzaktır işte hayallerle gerçekler. sonra diyelim ki yemeğe çıktık. öyle bir duygusal ortam olur ki davet kabulu tamamen nezakettendir. telefon eldedir, biz sohbet ederken birileriyle konuşulmaktadır. taksi durağına yürüdük. "hadi görüşürüz" deyip kapıyı vurup girer. haha, eve kıçından vurulmuş gibi topallayarak dönersin.

bazıları, hayal dünyası ile gerçek arasında bir ilişki kurar. gerçekler acıdır maalesef, bunu bilirler. o yüzden o günün kurgusunu, kendi hayallerinden ziyade karşısındakinin davranışlarından yapar. basit bir ortamda, birer dal sigara içilmiştir. mevzu basittir. 10 dakikadır toplasan. lakin dakikada bir mesaj için telefona bakılıyordur. nedir bu ya a.koyim. sen, onun gözlerinden başka bir yere baktığın zamanlarda dahi "dön hadi, konu aç, onu dinleyeceğin, onun da konuşacağı bir şey bul aptal herif" diye kendine kızarken, o başka bir insana cevap yetiştirmektedir. senin için adil değildir ama gerçektir. sen onu, o başkasını.

bu sahneye bakarsın, o akşam yemeği davetini düşünürsün. vay anasınıdır ya. altı üstü 2 saat beraber oturup sohbet etmektir bütün mesele. işin içine duygular, başka başka hayal kırıklıkları, umutsuzluklar girince bir anda imkansız gelir o basit yemek. basit bir yürüyüşün arkasından bir sarılma; çok uzaktır artık senden. kendi kendine gelin güvey olmuşsundur kaç gecedir. hiçbirinde aklına bile gelmemişsindir belki. kendin çalıp oynamışsındır. kendi kendini aldatmışsındır.

hepsini bir toparlarsın. "peki" dersin. "bu işler böyleymiş, bizim haddimize değilmiş." artık kenardasındır, kenarı kabullenmişsindir. mücadele yoktur, cesaret yoktur ortada. bir yandan da eskisi gibi yalnızlığınla mutlu değilsindir artık. seni kucağından bir anda bırakmıştır ve tutmasını istediğin insan da tutmamıştır. sen düşerken, o bunu görürken, başka yöne bakmıştır işte. şimdi ne yalnızlık tutar elini ne de aşk. ikisinde terk edip gitmiştir kısacık bir sürede, sahipsiz kalmışsındır. düşüp, paramparça olursun.

bir kenarda, yavaş yavaş kırılan parçalarını toplamaya başlarsın. ilk bir iki gün geçer, biraz toparlanma var gibidir. üçüncü gün, zihnini aldatmaya gücünün kalmadığı zaman, bir anda tüm sahneyi görürsün. parçaların her yerdedir. çok yükselmiş ve büyük düşmüşsündür. artık zaman lazımdır, yine, yeniden zamana sığınırsın.


bu aşkın kavuşulduğu versiyonunu hiç deneyimlemedim. deneyimleyemediğim şeyi de yazamam. ben aşkın, acısını yaşayanlarla konuşabilirim ancak.
devamını gör...

bir barta kulesi üstünde babamın öldüğü yaştayım diye devam eden şarkı.
devamını gör...

2022 yılının ilk gününde sonrasında geri dönüp ne kadarını gerçekleşirtirdiğime bakmak için bir liste oluşturayım:
-en az 50 kitap okumak. *
-ingilizce seviyemi b2'ye yükseltmek. *
-kemanda 1. pozisyonu tam anlamıyla öğrenmek. *
-felsefe ve tarihle ilgili okumalar yaparak bu alanlardaki bilgilerimi genişletmek.
-istanbulda gezmedeğim yerleri gezmek. *

2022 yılı için hedeflerim bunlar şimdilik. eğer bütün bunları gerçekleştirebilirsem 2023 veya 2024'te ikinci bir dil, ikinci bir enstürman ve yurtdışında bir gezi gibi hayallerim de var.
devamını gör...

artık noktalı virgül ile iki noktanın kullanımını anladım, karıştırmıyorum.
devamını gör...

15,iktisat dersiydi. sen sayfada tek kelimelik yer kadar boşluk bırakma adam sana 15 versin... sorduğu soru da şu : "gazap üzümleri kitabının konusunun in time filminin mekanında geçtiğini düşünün. bu durumda devletin uygulayacağı politikalar neler olurdu?"
ben buna ekonominin 10 temel ilkesiyle, kitabın konusuyla ve hiç olmayan bir politika üretip üstüne bir de hocanın derste anlattıkları ile birleştirip 1 sayfa dolusu cevap verdim ama adam beni bıraktı... ben de ne yaptım? bu sene vize ve finalde 100 alıp resmi bir kapakla dersi verdim.. bir de alaycı alaycı: "muhtemelen seneye de görüşeceğiz bu sene bu dersi alanlarla." demişti. hı hı, bak şu an görüştük.
devamını gör...

"kim takar* yalova kaymakamını?" sözüyle ağızlara pelesenk olmuş, günümüzde yalova artık il olduğu için bulunmayan makamdır.

bu sözün rivayetlere göre, birçok millete örnek olmuş yürüyen köşk ve yalı köşkün sahibi, yalova'yı çok seven ulu önder mustafa kemal'in yalova'ya ziyareti halk tarafından haber alındığı sıralar ortaya çıktığına inanılır.

rivayete göre, ilçeye yeni atanmış yalova kaymakamı, henüz tanınmadığı için halkın nabzını ölçmek için yalova sokaklarını gezmeye başlar. yolda gördüğü ayakkabı boyacısına ayakkabını boyatırken sorar:
-duydun mu yalova'ya yeni kaymakam atanmış
+kim takar* yalova kaymakamını be adam. gazi geliyor şehre gazi!

(bkz: hey maşallah)
(bkz: senin o ağzını yerim ben)
devamını gör...

balıkların uçtuğunu, kuşların da yüzdüğünü söyleyerek doğa kanunlarına meydan okuyan tiz ama enfes sesli bir hatun.
devamını gör...

işte gelmiş, işte dönmüş.
hatta sözlükte ölmüş olabileceğine dair başlık açılmıştı. bu iddialara yanıt verircesine öyle bir dönüş yapmış ki, dönüşü de zıpkın gibi olmuş.
devamını gör...

spotify'da olmayan parça ismiyle çalma listesi oluşturan insanlar, ne yapmak nereye varmak istemektedirler?
devamını gör...

karısını şapka sanan adam ve oblomov
bu iki kitap hakkında sohbet edebildiğim kitap kulübü dışında kimse olmadı...
devamını gör...

çok, çok sevdiğim, upuzun ama hem okuması hem dinlemesi * çok keyifli, ‘içimdeki durgun ve çürük su’ gibi de insanı düşündürdükçe düşündüren bir betimlemeyle başlayan edip cansever şiiri, çağrılmayan yakup

“kurbağalara bakmaktan geliyorum, dedi yakup
bunu kendine üç kere söyledi
onlar ki kalabalıktılar, kurbağalar
o kadar çoktular ki, doğrusu ben şaşırdım
ben, yani yakup, her türlü çağrılmanın olağan şekli
daha hiç çağrılmadım
biri olsun "yakup!" diye seslenmedi hiç
yakup!
diye seslenmedi ki, dönüp arkama bakayım
ve içimden durgun ve çürük bir suyu düşüreyim
ceplerimdeki eskimiş kağıt parçalarını atayım
sonra bir güzel yıkanayım da.
ben size demedim mi.”

seslendirme, eser gökay
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim