bal porsuğu (yazar)
üzüldüm. ben de yeni tanımı ne zaman yazacak acaba diye bekleyen yazarlardan biriydim.
rahatsız edici olan yazılara yeni düzenlemeler önerilebilir. bir şeyler yapılabilir. çözümsüz olduğunu düşünmüyorum. umarım bu durum uzun sürmez ve aramıza tekrardan katılır.
rahatsız edici olan yazılara yeni düzenlemeler önerilebilir. bir şeyler yapılabilir. çözümsüz olduğunu düşünmüyorum. umarım bu durum uzun sürmez ve aramıza tekrardan katılır.
devamını gör...
orhan pamuk
masumiyet müzesi isimli kitabıyla sükse yapan, (gerçekten müzeye çevrilmesi ve şu sayfalarca süren noktasız cümle efsanesi) nobel edebiyat ödülü kazanmış ilk ve tek türk yazar. kimi çevrelerce ermeni soykırımı iddiasını desteklediği için ödülü aldığı söylense de siyasi fikri bir kenara attığımızda gerçekten başarılı bir kalemdir.
buna rağmen ilk kitabı cevdet bey ve oğulları'nı yazdığında hiçbir yayınevi tarafından kitabı basılmayınca dönemin (1980'ler) milliyet gazetesine "satılık kitap, satın alan üstüne kendini adını yazar" şeklinde ilan vermiştir. trajik bir hikayedir.
edit: dünyanıneniyibesbininciyazari diyor ki: nobel, tek esere değil, yazarın tüm külliyatına ödül olarak veriliyor.
buna rağmen ilk kitabı cevdet bey ve oğulları'nı yazdığında hiçbir yayınevi tarafından kitabı basılmayınca dönemin (1980'ler) milliyet gazetesine "satılık kitap, satın alan üstüne kendini adını yazar" şeklinde ilan vermiştir. trajik bir hikayedir.
edit: dünyanıneniyibesbininciyazari diyor ki: nobel, tek esere değil, yazarın tüm külliyatına ödül olarak veriliyor.
devamını gör...
ders çalışmamak için yapılanlar
kendimi zaten ben bunları biliyorum, çalışmama gerek yok diyerek ikna etmek. bazen kişilik bölünmesi yaşıyorum. tyler durden gibi bir yaratık çıkıp ders çalışma ulen diyor. sonra konsantre oluyorum ve bir bakıyorum o 4506 benim elimde.
devamını gör...
filistin benim meselem değil
"türk çocuğu arap çölleri için kanını dökmeyecek." ne güzel demiş atam.
bireysel olarak oradaki masum çocuklar icin bende üzgünüm ama filistin devletinin sorunlari bizim sorunumuz degil. kıbris savasinda türkleri degil yunan tarafini tuttular.
osmanliya isyan edip arkadan vurup yuzlerce askerimizin olmesine sebep oldular.
ellerindeki bayrak osmanliya isyan etmek icin ingilizler tarafindan tasarlanan bayrak.
ermenistan azerbaycan arasindaki sorunda ermenistani destekleyen bir devlet filistin devleti.
bu yüzden filistin devletinin meseleleri türk halkinı ve cumhuriyetinin sorunu degil. bu kadar arkadan vuranlari tutmayakim bir zahmet .
bireysel olarak oradaki masum çocuklar icin bende üzgünüm ama filistin devletinin sorunlari bizim sorunumuz degil. kıbris savasinda türkleri degil yunan tarafini tuttular.
osmanliya isyan edip arkadan vurup yuzlerce askerimizin olmesine sebep oldular.
ellerindeki bayrak osmanliya isyan etmek icin ingilizler tarafindan tasarlanan bayrak.
ermenistan azerbaycan arasindaki sorunda ermenistani destekleyen bir devlet filistin devleti.
bu yüzden filistin devletinin meseleleri türk halkinı ve cumhuriyetinin sorunu degil. bu kadar arkadan vuranlari tutmayakim bir zahmet .
devamını gör...
halen türkiye'de yaşayan en klas insan
muazzez ilmiye çığ
devamını gör...
kalbinizi en çok kıran cümle
"buna takılabileceğini düşünmemiştim"
devamını gör...
aslında hepimiz aynıyız
hayvan çiftliği ile kıyaslanan michel faber romanı.
psikolojik gerilim ve bilim kurgu olarak öne çıkıyor, otostopçularla ilgilenen çekici bir kadın üzerinden hikayeyi sürdürüyor.
psikolojik gerilim ve bilim kurgu olarak öne çıkıyor, otostopçularla ilgilenen çekici bir kadın üzerinden hikayeyi sürdürüyor.
devamını gör...
yeraltından notlar alıntıları
, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır.
devamını gör...
yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
yazın otobüsteydim, eve geçiyordum, yanı boş olan tek kişi ben olduğum için amcanın biri yanıma oturdu. (o zaman yan yana oturmak yasaktı koronadan dolayı ama ben dahil kimsenin iplediği pek söylenemezdi) ben de kulaklıktan şarkı dinliyordum ama amca biraz yaşlı olduğundan, muhtemelen konuşmak isteyeceğini bildiğimden kabalık olmasın diye kulaklığı çıkardım. tam da tahmin ettiğim gibi oldu, ben kulaklığı çıkarınca amca sohbet etmeye başladı. fakat tahmin ettiğimin aksine klasik amca muhabbetine değil, daha 'normal' bir muhabbetin içine dahil oldum. yarım saat boyunca adam şehrin tarihinden, halktan, geçmişinden bahsetti, ineceği durağa yakın ise "ben aslında poker şampiyonuyum, şu gün şurada maçım var, ailen izin verirse gelip izlersen sevinirim" dedi ve indi.
amcanın kafası biraz güzeldi herhalde, ya da yaşlılıktan dolayı artık hafif bulanmalar yaşıyordu ama yine de ne zaman hatırlasam gülümsüyorum bu anıyı.
amcanın kafası biraz güzeldi herhalde, ya da yaşlılıktan dolayı artık hafif bulanmalar yaşıyordu ama yine de ne zaman hatırlasam gülümsüyorum bu anıyı.
devamını gör...
ferhan şensoy
seri uzdu olm ya.
ustamız ferhan şensoy’u, dün gece, bir süredir tedavi gördüğü hastanede, yapılan tüm müdahalelere rağmen kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içerisindeyiz.
has***tir be rifat abi.
buradan
ustamız ferhan şensoy’u, dün gece, bir süredir tedavi gördüğü hastanede, yapılan tüm müdahalelere rağmen kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içerisindeyiz.
has***tir be rifat abi.
buradan
devamını gör...
the terminal
2004 yapımı steven spielberg filmi. tam bir senaryo filmi. yönetmenin bilim-kurgu ya da fantastik türde yaptığı işlerin haricinde kalan hemen hemen tüm filmlerinde olduğu gibi bu filmde de merkezde bir büyük hikaye var. bir gerçek yaşam öyküsü olsa da hikayenin net şekilde deforme edildiği yakından biliniyor. başrol tom hanks'in jfk'de, uçuşu esnasında ülkesinde askeri darbe olduğu için pasaportu geçersiz hale geldiğinden mahsur kalan bir talihsiz yolcuyu* canlandırdığı bu film ne gerçek hikayenin ana hatlarıyla örtüşüyor ne de vermek istediği politik mesajı verebiliyor bana kalırsa. spielberg-hanks işbirliğinden çıkan çok sayıda güzel filmin içinde ciddi şekilde sırttığını düşünüyorum açıkçası. oyunculuk performansı tabi ki çok üst düzey. aksini bekleyemezdik zaten ama komik olmaya çalışan sahneleri bile zorlama filmin. etliye sütlüye de pek dokunmamayı tercih etmiş spielberg, falan... e ne anlatıyorsun o zaman sen güzel kardeşim derler adama. dediler de zaten. pek kayda değer bir ödülü yok filmin.
güzel vakit geçirmek için tabi ki izlenebilir neler neler izledik/izliyoruz da 1988-2006 yılları arasında tam 18 yıl boyunca fransa'da bir havaalanında yaşayan ve sayısız politik/sosyal ve dahi insani krizin tam merkezi olan iranlı mülteci mehran karimi nasseri'nin hikayesinden esinlenilip, konunun bu kadar yüzeysel bir şekilde işlenmesini, çok da güldürmeyi başaramayan bir komedi filmi tandansını falan pek açıklayamadı spielberg sinema dünyasına, yapacak bir şey yok.
bir gezo ukdesi.
güzel vakit geçirmek için tabi ki izlenebilir neler neler izledik/izliyoruz da 1988-2006 yılları arasında tam 18 yıl boyunca fransa'da bir havaalanında yaşayan ve sayısız politik/sosyal ve dahi insani krizin tam merkezi olan iranlı mülteci mehran karimi nasseri'nin hikayesinden esinlenilip, konunun bu kadar yüzeysel bir şekilde işlenmesini, çok da güldürmeyi başaramayan bir komedi filmi tandansını falan pek açıklayamadı spielberg sinema dünyasına, yapacak bir şey yok.
bir gezo ukdesi.
devamını gör...
ev hanımı değil çalışmayan kadın
bazı ev hanımlarına üstün hizmet belgesi verilmesi gerekiyor. aklım almıyor; çocuk büyüt, evi temizle, yemek yap evdeki bütün sorumluluk sende çok zor iş, ne sabahı ne akşamı belli. tüm bunları yapıp çalışmıyor kelimesini kullanmak inciticidir.
devamını gör...
ayakta uyutulmak
sadece yalanlarla değil, biri sizi duyguları ve düşünceleriyle de ayakta uyutabilir. tabii paradoksal bir şekilde yine yalana çıkıyor yolumuz ama olsun. sonuçta yalan dil işi, duygu kalp, düşünce akıl işidir. *
işi (tabir-i caizse menfaati) bitene dek baş tacısınızdır, sonrası ise "sen değiştinler, neden böyle oldunlar"
hissettiğini yanlış ifade eder, asıl duygusunu gizler. sonra geçmiş olsun. affedersiniz enayi yerine konmuşsunuzdur çoktan, r.i.p.
işi (tabir-i caizse menfaati) bitene dek baş tacısınızdır, sonrası ise "sen değiştinler, neden böyle oldunlar"
hissettiğini yanlış ifade eder, asıl duygusunu gizler. sonra geçmiş olsun. affedersiniz enayi yerine konmuşsunuzdur çoktan, r.i.p.
devamını gör...
i am legend
ben, efsane, hepimiz vampiriz ve ben efsaneyim isimleriyle tekrar tekrar çevrilip yayınlanmış. richard matheson'ın okuduğum ikinci romanıydı, ilk okuduğum cehennem evi gibi oldukça sakin ama insanı diken üstünde tutarak uzun süre düşündürecek biçimde ilerledi. kitap o sakinliğine insanı o kadar alıştırıyor ki, herhangi bir aksiyonlu kısımda "bir an önce ortalık durulsa da rahat etsek..." diye iç geçiriyor okuyan.
spoiler vermeden artılarından bahsetmek gerekir ise, kitabı okurken, kahramanımız robert neville, gündüzleri geceye hazırlık olması adına bir şeyler yaparak geçirirken insanı tuhaf biçimde huzur kaplıyor, gece hiç olmayacak, hiç gerilmeyeceksiniz gibi hissediyorsunuz ama zaman ilerledikçe insanı tekinsiz bir his işgal ediyor, gece çökünce de tuhaf bir paranoyaya kapılmaya başlıyorsunuz. sevgili karakterimiz, dışarıda onu bekleyen vampirleri, minik gözetleme deliğinden seyrederken sizin de kalp ritminiz hızlanıyor. kitap adeta yaşatıyor kendisini, artı kısımlarından bir diğer kısım da sadece insanlar değil, bir zamandan sonra vampirlerin gözünden insanların da ne kadar acımasız ve kendi türünü devam ettirmek isteyen saldırganlar olduğunu görebiliyor, empati yapabiliyorsunuz, bu kadar mı? hayır. sevgili kahramanımız robert neville abimizin yalnızlığını o kadar üstünüzde hissediyorsunuz ki, bir zamandan sonra sevgili karakterimizin de hissettiği üzere, pes etmek, savaşıp direnmekten çok daha anlamlı geliyor, direnmek o kadar boş bir şeye bürünüyor ki...
filmin eksi demeyeyim de, biraz eksik bulduğum kısmı kesinlikle aksiyon denilecek herhangi bir olayın çok az olması ve elle tutulur olmaması oldu. ben istedim ki filmindeki gibi aşırı aksiyon sahneleri olsun, eve yetişmeye ekstra çabalasın, olağanüstü biçimde savunma yapacağı geceler olsun ama yok, çok fazla depresif, çok fazla melankolik, çok fazla yalnız ve aksiyondan uzak geçti ama su gibi aktı yalan olmasın.
spoiler vermeden artılarından bahsetmek gerekir ise, kitabı okurken, kahramanımız robert neville, gündüzleri geceye hazırlık olması adına bir şeyler yaparak geçirirken insanı tuhaf biçimde huzur kaplıyor, gece hiç olmayacak, hiç gerilmeyeceksiniz gibi hissediyorsunuz ama zaman ilerledikçe insanı tekinsiz bir his işgal ediyor, gece çökünce de tuhaf bir paranoyaya kapılmaya başlıyorsunuz. sevgili karakterimiz, dışarıda onu bekleyen vampirleri, minik gözetleme deliğinden seyrederken sizin de kalp ritminiz hızlanıyor. kitap adeta yaşatıyor kendisini, artı kısımlarından bir diğer kısım da sadece insanlar değil, bir zamandan sonra vampirlerin gözünden insanların da ne kadar acımasız ve kendi türünü devam ettirmek isteyen saldırganlar olduğunu görebiliyor, empati yapabiliyorsunuz, bu kadar mı? hayır. sevgili kahramanımız robert neville abimizin yalnızlığını o kadar üstünüzde hissediyorsunuz ki, bir zamandan sonra sevgili karakterimizin de hissettiği üzere, pes etmek, savaşıp direnmekten çok daha anlamlı geliyor, direnmek o kadar boş bir şeye bürünüyor ki...
filmin eksi demeyeyim de, biraz eksik bulduğum kısmı kesinlikle aksiyon denilecek herhangi bir olayın çok az olması ve elle tutulur olmaması oldu. ben istedim ki filmindeki gibi aşırı aksiyon sahneleri olsun, eve yetişmeye ekstra çabalasın, olağanüstü biçimde savunma yapacağı geceler olsun ama yok, çok fazla depresif, çok fazla melankolik, çok fazla yalnız ve aksiyondan uzak geçti ama su gibi aktı yalan olmasın.
devamını gör...
eşinin genital bölgesine demir çubuk sokarak öldüren adam
sözün bittiği yer. içeride şişlenmekten daha beter durumda olup ölüp kurtulmayı dilersin inşallah. umarım adalet düzgün işler yine dışarı salınmaz bu gibi insan olmayan mahluklar.
devamını gör...
atatürk’ü hatırlatan şarkılar
manastırı ve manastır askeri idadisini gezdiğinizde, gazi'nin bu türküyü hangi ruh hali içerisinde dinlediğini idrak etmeniz daha kolay oluyor.
dinlerken uzaklara dalması boşuna değilmiş...
birde çok keyiflendiğinde mırıldanırmış bu türküyü, salih bozok öyle ifade ediyor.
gazi'yi bir yandan hüzünlendiren bir yandan keyiflendiren bir türkü özetle, bende bu duygular içerisinde dinliyorum her seferinde, onun insan yönüne daha yakın hissettiriyor...
dinlerken uzaklara dalması boşuna değilmiş...
birde çok keyiflendiğinde mırıldanırmış bu türküyü, salih bozok öyle ifade ediyor.
gazi'yi bir yandan hüzünlendiren bir yandan keyiflendiren bir türkü özetle, bende bu duygular içerisinde dinliyorum her seferinde, onun insan yönüne daha yakın hissettiriyor...
devamını gör...
normal sözlük'te anonim olmak
gerçekte kimsenin yüzüne söyleyemeyeceğim ya da yapmayacağım bir şeyi buraya yazmadığım için çok da umursamadığım hadise.
"beni tanıyanlar okursa ne olur?" gibi bir kaygım yok. kendimi olduğumdan farklı göstermek gibi bir amacım da yok. "ben anonim kalmak istiyorum çünkü şu şu şu gerekçelerim var..." diyene de saygım var.
yani özetle; oyna, devam!
"beni tanıyanlar okursa ne olur?" gibi bir kaygım yok. kendimi olduğumdan farklı göstermek gibi bir amacım da yok. "ben anonim kalmak istiyorum çünkü şu şu şu gerekçelerim var..." diyene de saygım var.
yani özetle; oyna, devam!
devamını gör...
26 kasım 2020 normal sözlük moderasyonunun sansürcü bir zihniyete sahip olduğunu kabul etmesi
sonuna kadar yoldaş'ın yanındayım ve onu haklı buluyorum.
devamını gör...


