kayseri'ye gideceklere tavsiyeler
durakta saatlerce dolmuş beklemeye kalkmayın. zira, şehirde dolmuşlar kaldırılmış, toplu taşıma aracı olarak belediye otobüsleri ve tramvay kullanılıyor.
devamını gör...
büyükşen cinayetinde katil belirsizliği
yok kiralık katil tutulmuş da yanlış eve girmiş miş miş.
ya aslında bu duruma iki şekilde bakıyorum. ilki, kendimizi büşra'nın travma sonrası verdiği ifadelere ve çelişkilere öyle kaptırdık ki kiralık katil tutulmuş olabileceği ve yanlış eve girdiği senaryosuna kendimizi inandırmak istemiyoruz.
ikincisi, ortada o kadar soru işareti var ki, "kara köpek bunu da mı yapacaktın?" "mehmet ali şaka mı yapıyorsun?" sözleri, uğur'un saçma tik rolü, mehmet ali'nin saçma salak çelişkili ifadeleri, uğur ve eşinde barut izi çıkması vb.
yengenin telefondaki mesajları silmesini yazmadım çünkü olaydan bağımsız ama kimsenin öğrenmesini istemediği başka bir şey varsa onun için de silmiş olabilir.
büşranın kendini yalan çıkaran ifadesini de yazmıyorum çünkü travma sonrası insanda donukluk olabilir. birileri de çıkıp "neden eve girmedin belki annen yaşıyordu" ya da "neden ağlamadın?" diye sorabiliyor. travmatik olay herkeste aynı tepkilere yol açmaz. büşrayı anlayabiliyorum.
eğer gerçekten kiralık katil evleri karıştırdığı için (bakın burası aşırı saçma çünkü bu adam önceden zaten gideceği yeri gözlemler, kimi vuracağına emin olur ve düzgün bir silah taşır) bir aileyi katlettiyse o kadar üzücü ki. ikinci ihtimalde de üzücü fakat ilk ihtimal akıl almayan cinsten. büşra'nın yaşadıkları travmanın da üstünde bir dram.
ikinci ihtimalde büşra ve uğur kardeşlerin bilip susması geride aileden kalan kalıntıları (3 kardeş) yok edecek. nereden bakarsanız bakın mahvolan bir aile. bizim için konuşması ve yazması basit.
ya aslında bu duruma iki şekilde bakıyorum. ilki, kendimizi büşra'nın travma sonrası verdiği ifadelere ve çelişkilere öyle kaptırdık ki kiralık katil tutulmuş olabileceği ve yanlış eve girdiği senaryosuna kendimizi inandırmak istemiyoruz.
ikincisi, ortada o kadar soru işareti var ki, "kara köpek bunu da mı yapacaktın?" "mehmet ali şaka mı yapıyorsun?" sözleri, uğur'un saçma tik rolü, mehmet ali'nin saçma salak çelişkili ifadeleri, uğur ve eşinde barut izi çıkması vb.
yengenin telefondaki mesajları silmesini yazmadım çünkü olaydan bağımsız ama kimsenin öğrenmesini istemediği başka bir şey varsa onun için de silmiş olabilir.
büşranın kendini yalan çıkaran ifadesini de yazmıyorum çünkü travma sonrası insanda donukluk olabilir. birileri de çıkıp "neden eve girmedin belki annen yaşıyordu" ya da "neden ağlamadın?" diye sorabiliyor. travmatik olay herkeste aynı tepkilere yol açmaz. büşrayı anlayabiliyorum.
eğer gerçekten kiralık katil evleri karıştırdığı için (bakın burası aşırı saçma çünkü bu adam önceden zaten gideceği yeri gözlemler, kimi vuracağına emin olur ve düzgün bir silah taşır) bir aileyi katlettiyse o kadar üzücü ki. ikinci ihtimalde de üzücü fakat ilk ihtimal akıl almayan cinsten. büşra'nın yaşadıkları travmanın da üstünde bir dram.
ikinci ihtimalde büşra ve uğur kardeşlerin bilip susması geride aileden kalan kalıntıları (3 kardeş) yok edecek. nereden bakarsanız bakın mahvolan bir aile. bizim için konuşması ve yazması basit.
devamını gör...
whatsapp'ta kimi başa sabitlediysen ona aitsin
sanırım hiç kimseye
devamını gör...
nickaltı girmek
bazı hayatsız arkadaşların ağlama duvarı haline dönebilen yerdir nickaltlari. yazarları motive etmek için birebirdir, her zaman yanlış anlaşılmalara açıktır aynı zamanda.
devamını gör...
atatürk'ün en sevilen sözü
muallimler , cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür,irfanı hür,nesiller ister.
devamını gör...
kanım dondu
kötü olaylar (cinayet, tecavüz) karşısında kullanılan mecazi bir tabirdir.
devamını gör...
yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var
kim olursa olsun çok fazla güvenmemem gerekiyormuş.*
devamını gör...
hesabı erkek mi öder kadın mı öder sorunsalı
kız arkadaşlarımla otururken eğer benim hesabımı öderse sevinirim, erkek arkadaşım öderse de sevinirim. oldu ki ben kız arkadaşımın hesabını ödedim bu sefer o sevinir peki o zaman ben erkek arkadaşımın hesabını ödediğimde ne olmalı biliyor musunuz? sevinmeli. yani çok uzattım ama bu para konularını gurur yapmanın bir anlamı yok sanki sanırsın bir tek erkeklerin gururu var, bir tek erkekler para kazanıyor. neyse işin özü sevinin.
devamını gör...
polisiye dizi önerisi
yazılmamış ama galip derviş de harikadır. aynı zamanda güldürür.
devamını gör...
annelerin her şeyi hissetmesi
doğru olan ve sonuna kadar katıldığım önermedir.
(bkz: annelerin süper kahraman olması) ile yakından ilgisi vardır bence.
(bkz: annelerin süper kahraman olması) ile yakından ilgisi vardır bence.
devamını gör...
deli (halil cibran)
içinde çok sayıda öykü bulunduran kısacık bir halil cibran kitabı. o kadar kısa ki bir çırpıda okunuyor. barındırdığı öyküler de oldukça kısa, en fazla bir iki sayfa uzunluğundalar. hatta sadece bir paragraftan oluşan öyküler bile var. öykülerin hepsi farklı bir temayı ele alıyor. aralarında her hangi bir bağlantı ya da kronolojik bir sıra yok.
yazarın okuduğum ilk kitabı oldu. yazım dilini oldukça beğendim aslında. öykülerin de bazıları oldukça güzeldi, üzerine sayfalarca konuşulabilecek oldukça derin anlamlara sahiplerdi. hatta içlerinden bazıları tek başına ayrı bir kitap olabilecek niteliktelerdi bence. fakat bazı öyküler yazılmış olmak için yazılmış gibiydi sanki. bazıları da kısacık olduğu için öyküyle bağ kuramadan bitiveriyordu hemen. çok daha uzun olması gerektiğini düşündüğüm çok öykü oldu.
özetle, yazarın dilini sevdim. öyküler de kısa olsalar da güzeldi. kitap yazarın diğer kitaplarını da yakın zamanda okuma isteği uyandırdı içimde. okumak isteyenlere de rahatlıkla önerebilirim, kısacık kitap zaten okusanız da bir şey kaybetmezsiniz
yazarın okuduğum ilk kitabı oldu. yazım dilini oldukça beğendim aslında. öykülerin de bazıları oldukça güzeldi, üzerine sayfalarca konuşulabilecek oldukça derin anlamlara sahiplerdi. hatta içlerinden bazıları tek başına ayrı bir kitap olabilecek niteliktelerdi bence. fakat bazı öyküler yazılmış olmak için yazılmış gibiydi sanki. bazıları da kısacık olduğu için öyküyle bağ kuramadan bitiveriyordu hemen. çok daha uzun olması gerektiğini düşündüğüm çok öykü oldu.
özetle, yazarın dilini sevdim. öyküler de kısa olsalar da güzeldi. kitap yazarın diğer kitaplarını da yakın zamanda okuma isteği uyandırdı içimde. okumak isteyenlere de rahatlıkla önerebilirim, kısacık kitap zaten okusanız da bir şey kaybetmezsiniz
devamını gör...
regl ağrısı
z kuşağından sonraki kuşaklar için bu, normal bir durum olarak görünecek umudundayım. önceki kuşakları yetistiren kuşakların ahlak anlayışından mıdır bilinmez yadırganan bir durum. önümüzdeki kuşaklar için olağan olacaği öngörüsü içindeyim. bilimden uzak bir toplumun kafası, apışarasından uzağa gitmez gittiği görülmemiştir. biz de bunun sancılarını yaşıyoruz. umut varım.
devamını gör...
ahmed arif'in leylası
türk kadınının portresidir. yıllar sonra bir röportajda sorulan "böyle sevilmek nasıl bir duygu?" sorusuna "bilmem, hiç sevilmedim ki" diye cevap vermiştir. oysa ahmed, ona mektup göndermek için 5 kuruşluk posta puluna 1 gün hamallık yapmıştı diyarbakır otogarında. bu sevgi değil de nedir? sevgi, emek değilse nedir?
devamını gör...
yeşil göz vs mavi göz
esmer ya da kumralsanız 2-0 önde başlayacağınız göz renkleri.
devamını gör...
seni seviyorum diyemeyen erkekler
biri balık biri ikizler olan 2 oğlum var.
balık olan az konuşur az cevap verir sevdiğini az gösterir.
arabanın lastiğinin havasına baksan dedim ona, bana bir şey demedi. bir kaç saat sonra yanıma geldi. kaçta çıkacaksın dedi. arabanın lastiklerine hava bastı arabayı bana verdi.
ikizler olan beni iltifatlara boğar,kendimi dünyadaki en güzel anne sanırım, benimle uzun uzun sohbetler yapar.
17 yaşında ve ehliyeti yok. arada arabayı kaçırdım anne diyor. lastiğine de hava basıyor.
ps: 1-ikiside aynı seviyor bunun farkındayım. *
2-lastiklere hava basmayı becermek istemiyorum. *
balık olan az konuşur az cevap verir sevdiğini az gösterir.
arabanın lastiğinin havasına baksan dedim ona, bana bir şey demedi. bir kaç saat sonra yanıma geldi. kaçta çıkacaksın dedi. arabanın lastiklerine hava bastı arabayı bana verdi.
ikizler olan beni iltifatlara boğar,kendimi dünyadaki en güzel anne sanırım, benimle uzun uzun sohbetler yapar.
17 yaşında ve ehliyeti yok. arada arabayı kaçırdım anne diyor. lastiğine de hava basıyor.
ps: 1-ikiside aynı seviyor bunun farkındayım. *
2-lastiklere hava basmayı becermek istemiyorum. *
devamını gör...
mardin
anadolu'yu mezopotamya'ya bağlayan, batısında şanlıurfa, doğusunda şırnak, kuzeydoğusunda siirt, kuzeyinde diyarbakır ve batman, güneyinde suriye'nin hasiçi (el-haseke) ilinin kamışlı ilçesiyle komşu olan 47 plaka kodlu ildir.
midyat, nusaybin ve kızıltepe, merkez ilçe mardin şehrinden sonraki en büyük ilçeleridir. 1990 yılında yapılan düzenlemeyle doğusundaki idil, cizre ve silopi ilçeleri yeni kurulan şırnak iline, gercüş ilçesi de yeni kurulan batman iline bağlanmıştır. mardin, tarih boyunca hem önemli bir yerleşim yeri, hem de önemli bir konaklama ve ticaret merkezi olarak var olmuştur.
süryaniler tarafından "kaleler" anlamına gelen merdo adıyla anılan mardin şehrinin adı, roma kaynaklarında maride, pers kaynaklarında marde, bizans (doğu roma) kaynaklarında mardia, arap kaynaklarında maridin olarak geçmektedir. mardin,
hristiyanlığın ilk dönemlerinden 1930'lu yıllara dek süryaniler için önemli bir din merkezi konumundaydı. mardinli aramiler, aziz petrus (saint peter) aracılığıyla ms 38 yılında hristiyanlığı ilk benimseyen halk topluluğu olmuşlar ve eski inançlarını sürdüren soydaşlarından ayırt edilmek için "süryani" (suriyeli) olarak anılmaya başlamışlardır.
mardin'de 493'de yapılan deyrülzafaran manastırı ile midyat yakınlarındaki mor gabriel manastırı (kartmin manastırı) yörede yaşayan süryanilerin önemli din merkezleriydi. siyasi ve dinî baskılar nedeniyle yüzyıllarca yer değiştirmek durumunda kalan süryani patrikliği, 1293'te deyrülzafaran manastırı'na taşınmıştır. mardin meryem ana kilisesi, xııı. yüzyılda katolik mezhebini benimseyen süryanilerin dini merkezidir.
süryaniler açısından önemli din ve kültür merkezleri barındıran bu yöreye sonradan yerleşen artuklular'da mardin, kızıltepe ve hasankeyf şehirlerini kendi mimar, üsluplarında yapılarla donatmışlardır. yöreye özgü en önemli geleneksel zanaat dalları bakırcılık, dokumacılık ve kuyumculuktur.
bakırcılık ve kuyumculuk ilde hâlen yaygın olan uğraşlarken, osmanlı döneminde bab-ı ali'ye ipekli ve tül dokumalar gönderecek kadar gelişmiş durumda olan dokumacılık, bugün eski önemini yitirmiştir.
farklı farklı isimleri ve şekilleri olan ibrikler, genellikle hamam gereçlerinin taşınmasında ve muhafazasında kullanılan "kildan" denen kutular, acı kahvenin kaynatılmasında kullanılan "mırra" denen cezveler, güğümler ve mangallar, mardin yöresel bakır işçiliğinin en önemli ürünleridir. merkezi midyat olan kuyumculuk ise gümüş işçiliğinin yaygın olduğu ve daha çok süryanilerin uğraştığı bir zanaattir.
midyat, nusaybin ve kızıltepe, merkez ilçe mardin şehrinden sonraki en büyük ilçeleridir. 1990 yılında yapılan düzenlemeyle doğusundaki idil, cizre ve silopi ilçeleri yeni kurulan şırnak iline, gercüş ilçesi de yeni kurulan batman iline bağlanmıştır. mardin, tarih boyunca hem önemli bir yerleşim yeri, hem de önemli bir konaklama ve ticaret merkezi olarak var olmuştur.
süryaniler tarafından "kaleler" anlamına gelen merdo adıyla anılan mardin şehrinin adı, roma kaynaklarında maride, pers kaynaklarında marde, bizans (doğu roma) kaynaklarında mardia, arap kaynaklarında maridin olarak geçmektedir. mardin,
hristiyanlığın ilk dönemlerinden 1930'lu yıllara dek süryaniler için önemli bir din merkezi konumundaydı. mardinli aramiler, aziz petrus (saint peter) aracılığıyla ms 38 yılında hristiyanlığı ilk benimseyen halk topluluğu olmuşlar ve eski inançlarını sürdüren soydaşlarından ayırt edilmek için "süryani" (suriyeli) olarak anılmaya başlamışlardır.
mardin'de 493'de yapılan deyrülzafaran manastırı ile midyat yakınlarındaki mor gabriel manastırı (kartmin manastırı) yörede yaşayan süryanilerin önemli din merkezleriydi. siyasi ve dinî baskılar nedeniyle yüzyıllarca yer değiştirmek durumunda kalan süryani patrikliği, 1293'te deyrülzafaran manastırı'na taşınmıştır. mardin meryem ana kilisesi, xııı. yüzyılda katolik mezhebini benimseyen süryanilerin dini merkezidir.
süryaniler açısından önemli din ve kültür merkezleri barındıran bu yöreye sonradan yerleşen artuklular'da mardin, kızıltepe ve hasankeyf şehirlerini kendi mimar, üsluplarında yapılarla donatmışlardır. yöreye özgü en önemli geleneksel zanaat dalları bakırcılık, dokumacılık ve kuyumculuktur.
bakırcılık ve kuyumculuk ilde hâlen yaygın olan uğraşlarken, osmanlı döneminde bab-ı ali'ye ipekli ve tül dokumalar gönderecek kadar gelişmiş durumda olan dokumacılık, bugün eski önemini yitirmiştir.
farklı farklı isimleri ve şekilleri olan ibrikler, genellikle hamam gereçlerinin taşınmasında ve muhafazasında kullanılan "kildan" denen kutular, acı kahvenin kaynatılmasında kullanılan "mırra" denen cezveler, güğümler ve mangallar, mardin yöresel bakır işçiliğinin en önemli ürünleridir. merkezi midyat olan kuyumculuk ise gümüş işçiliğinin yaygın olduğu ve daha çok süryanilerin uğraştığı bir zanaattir.
devamını gör...
aşk
"ama benim için aşk, kapısı önünde çekingen bir özlemle beklediğim kilitli bir bahçeydi henüz."
devamını gör...
cancağızım
bir ara canımın içi modaydı, şimdi onun yerini cancağızım modası aldı.
devamını gör...
ciddi ilişki bulmanın çok zor olması
herkesin aklı bel altında olduğundan mütevellit doğru olan durum.
yahu bir tanışın, anlaşın, birbirinize alışın hele! sonra zaten gelir gerisi, illa ki sevişirsiniz. hayvan mıyız yahu biz önümüze gelenle...
yahu bir tanışın, anlaşın, birbirinize alışın hele! sonra zaten gelir gerisi, illa ki sevişirsiniz. hayvan mıyız yahu biz önümüze gelenle...
devamını gör...
