iş görüşmesine kaleci shorunmu eşofmanıyla gelen insan
iş görüşmesine anne veya babasının ya da bir tanıdığının zoruyla gitmiş olan insandır.
hem kendisine hem de görüşeceği kişiye bence biraz saygısızlık yapmıştır.
hem kendisine hem de görüşeceği kişiye bence biraz saygısızlık yapmıştır.
devamını gör...
insanın içini açan şarkılar
devamını gör...
küçükken düşünülen şeyler
yukarıdaki #838585 no'lu birinci tanımı okuyunca aklıma geldi.
yeğenim küçüktü,
akşam üstü arabayla gidiyoruz,
farları söndürdüm ve 'farları söndürelimde, ay sonunda çok fazla elektrik parası gelmesin', dedim.
garibim, inanmıştı.
çocukları şakalarla kandırmak çok kolay oluyor.
yeğenim küçüktü,
akşam üstü arabayla gidiyoruz,
farları söndürdüm ve 'farları söndürelimde, ay sonunda çok fazla elektrik parası gelmesin', dedim.
garibim, inanmıştı.
çocukları şakalarla kandırmak çok kolay oluyor.
devamını gör...
mesaj attıktan sonra gelen pişmanlık hissi
bihter'in ölmeden önce behlul'e bakıp hissettiği pişmanlık gibidir.
uzun süre diyet ve spor yaptıktan sonra annenle güne gidersin de 2 tabak dolusu hamur işi, tatlı, el açması börek yemiş gibi hissettirir. pişman olursun.
saatlerce durakta otobüs beklersin gelmez de yoldan taksi çevirirsin ya, sonra araba ışıklarda durduğunda camdan bir bakarsın binecegin otobus gelmiş... yıkılırsın.
çok istediğin kıyafet indirime girmiştir ama ay sonudur alamazsın ya. keşke paramı çar cur etmeseydim dersin.
heh! bu mesaj pişmanlığı da öyle hissettirir işte.mesajı atana kadar için içini yer, kendini hatırlatmak hiç unutturmamak istersin. ama mesajı attıktan sonra "ulan benim cabamla hatirlayacaksa hiç hatirlamasin" farkındalığı gelir. mesajı silsen , mesaj silindi olacak. yine mesaj atman gerekecek. pişmanlık daha da artacak. of içim sıkıldı.
o yüzden pişmanlık hissedeceğiniz kişiye mesaj atmadan önce 40. kere düşünün. pişman olmayi göze alıyorsanız atın.
amaaan bir daha mı geleceğiz dünyaya?
uzun süre diyet ve spor yaptıktan sonra annenle güne gidersin de 2 tabak dolusu hamur işi, tatlı, el açması börek yemiş gibi hissettirir. pişman olursun.
saatlerce durakta otobüs beklersin gelmez de yoldan taksi çevirirsin ya, sonra araba ışıklarda durduğunda camdan bir bakarsın binecegin otobus gelmiş... yıkılırsın.
çok istediğin kıyafet indirime girmiştir ama ay sonudur alamazsın ya. keşke paramı çar cur etmeseydim dersin.
heh! bu mesaj pişmanlığı da öyle hissettirir işte.mesajı atana kadar için içini yer, kendini hatırlatmak hiç unutturmamak istersin. ama mesajı attıktan sonra "ulan benim cabamla hatirlayacaksa hiç hatirlamasin" farkındalığı gelir. mesajı silsen , mesaj silindi olacak. yine mesaj atman gerekecek. pişmanlık daha da artacak. of içim sıkıldı.
o yüzden pişmanlık hissedeceğiniz kişiye mesaj atmadan önce 40. kere düşünün. pişman olmayi göze alıyorsanız atın.
amaaan bir daha mı geleceğiz dünyaya?
devamını gör...
marketlerdeki en cazip reyon
ekmek, geri kalan her şey ateş pahası.
devamını gör...
güne bir erkek yalanı bırak
anladım.
devamını gör...
normal sözlük yazarları haxball etkinlikleri
şuraya kişisel başarılarımı yazayım, sanırım yeterli bir cv olacaktır:
-4 kere mahalle maçı (1 kere yenildik)
-13/14 el kafa topu (2'si hariç hep zafer)
-lisede voleybol takımı (1 maça çıktım, yendik)
-nfs 2'de ford indigo ile sayısız 1.lik
-fifa 2005'te 14 senelik manchester united yöneticiliği
-nfs underground 2'de drag yarışlarının hepsinde 1.lik
-tokyo drift, death race ve transporter gibi filmleri ezbere biliyorum
-usain bolt'un ilk dünya rekorunu canlı izledim*
-euro 2008'in tüm maçlarını izledim
-üzerinde 2002 dünya kupası türkiye kadrosunun yer aldığı posta pulum var
-hayatımda 1 defa saçımı ümit davala gibi kestirdim.
-efsane milan kadrosunu ezbere sayamam ama yolda görsem tanırım.
-kusursuz top resmi çizebilirim
-profil fotoğrafım kimi raikkonen, profildeki öbür fotoğraf da kimi'nin aracı.
ben bu iş için biçilmiş kaptanım*
-4 kere mahalle maçı (1 kere yenildik)
-13/14 el kafa topu (2'si hariç hep zafer)
-lisede voleybol takımı (1 maça çıktım, yendik)
-nfs 2'de ford indigo ile sayısız 1.lik
-fifa 2005'te 14 senelik manchester united yöneticiliği
-nfs underground 2'de drag yarışlarının hepsinde 1.lik
-tokyo drift, death race ve transporter gibi filmleri ezbere biliyorum
-usain bolt'un ilk dünya rekorunu canlı izledim*
-euro 2008'in tüm maçlarını izledim
-üzerinde 2002 dünya kupası türkiye kadrosunun yer aldığı posta pulum var
-hayatımda 1 defa saçımı ümit davala gibi kestirdim.
-efsane milan kadrosunu ezbere sayamam ama yolda görsem tanırım.
-kusursuz top resmi çizebilirim
-profil fotoğrafım kimi raikkonen, profildeki öbür fotoğraf da kimi'nin aracı.
ben bu iş için biçilmiş kaptanım*
devamını gör...
hayatı çizgi film tadında yaşamak
en büyük fantezilerimden birisi.
herkes ve her şey çok ciddi.
herkes ve her şey çok ciddi.
devamını gör...
ghosting
sanal iletişimlerde yaşanabilecek bir şey. gerçek hayatınızda uzun süreli iletişim kurduğunuz birinin "hiçbir iz bırakmadan" kaybolması biraz imkansız.
söz konusu sanal iletişimde ise, birçok kişi olumsuz duygularla bahsetmiş - normal olarak- ama nedenlerinin anlaşılması gerek.
bir kere sanal bir ilişki (adı her ne olursa olsun) fiziksel olarak yaşanan ilişkilerin sorumluluklarını, görevlerini, kaygılarını yaşatmadığı için tercih edilir. kim olduğunun önemli olmaması imkanını verdiği için, bastırılmış kişiliğini yansıtabildiğin için ve istediğinde 'yok olabildiğin' için seçilir. biriyle sanal olarak iletişim kurduğunuzda karşınızdaki kişiyle bu altmetinlerde konuştuğunuzu bilmelisiniz.
bu yüzden, sizinle konuşan ve o çok güzel duyguları paylaştığınız kişi, bazen hiçbir sorumluluk duymadan yalnızca bir 'hayal' olarak kalmak isteyebilir. genellikle kaygılardan sıyrılmak için kurduğu iletişim ona kaygı verdiğinde, ya da kendini ifade etme imkanını artık sağlamadığında yapılır bu. ve bazen açıklamak, bir durumu izah etmeye çalışmak o anı anlamsızlaştırır, gerçekliği sorgulanan şeylerdeki gerçeklik algısını daha da bozar.
bırakın insanlar gitsin. yok olsunlar acımasızca. umarım bunun ne kadar iyi geldiğini deneyimleyecek durumun içinde hiç olmazsınız.
söz konusu sanal iletişimde ise, birçok kişi olumsuz duygularla bahsetmiş - normal olarak- ama nedenlerinin anlaşılması gerek.
bir kere sanal bir ilişki (adı her ne olursa olsun) fiziksel olarak yaşanan ilişkilerin sorumluluklarını, görevlerini, kaygılarını yaşatmadığı için tercih edilir. kim olduğunun önemli olmaması imkanını verdiği için, bastırılmış kişiliğini yansıtabildiğin için ve istediğinde 'yok olabildiğin' için seçilir. biriyle sanal olarak iletişim kurduğunuzda karşınızdaki kişiyle bu altmetinlerde konuştuğunuzu bilmelisiniz.
bu yüzden, sizinle konuşan ve o çok güzel duyguları paylaştığınız kişi, bazen hiçbir sorumluluk duymadan yalnızca bir 'hayal' olarak kalmak isteyebilir. genellikle kaygılardan sıyrılmak için kurduğu iletişim ona kaygı verdiğinde, ya da kendini ifade etme imkanını artık sağlamadığında yapılır bu. ve bazen açıklamak, bir durumu izah etmeye çalışmak o anı anlamsızlaştırır, gerçekliği sorgulanan şeylerdeki gerçeklik algısını daha da bozar.
bırakın insanlar gitsin. yok olsunlar acımasızca. umarım bunun ne kadar iyi geldiğini deneyimleyecek durumun içinde hiç olmazsınız.
devamını gör...
etats generaux
fransız ihtilali'nden önce hizmet vermiş olan fransız meclisi.
başlarda fransız kralı, yasama yetkisini curia regis adı verilen, rahipler ve senyörlerden oluşan bir kurulla paylaşıyordu. fransa kralı iv. philippe (yakışıklı philippe) 1302 tarihinde bu meclise bazı kent temsilcilerini de davet ederek toplumun üç kesiminin de temsil edildiği bir parlamento geleneğini başlatmış oldu. "états généraux (genel meclis)" olarak adlandırılmasının sebebi budur.
bu meclis kralın isteğiyle zaman zaman toplanan, özellikle ekonomik kararların alındığı bir meclis niteliğindedir. ihtilalden önce son kez 1614 yılında toplanır.

bir états généraux tasviri.
ve işte o meşhur zaman yaklaştığında, ihtilale beş kala, fransız hazinesi suyunu çekmişti. bunda amerikan bağımsızlık savaşı'na verilen desteğin katkısı büyüktür. nitekim 1783'te savaş sonlandığında hazinede beş kuruş para kalmamış, üzerine, iç borçlanma almış başını gitmişti. bu ekonomik çalkantıyı dizginleyebilmek birbiri ardına değişen adına maliye bakanları, asillerin de vergi vermesini istiyordu. zira asiller o zamana kadar vergilerden muaf tutulmuştu.
beklenen oldu ve asillerin çok büyük tepkileriyle karşılaştılar. konu parlement adı verilen eyalet meclislerine kadar gitti. özellikle paris parlementi'nde hararetli tartışmalar yaşandı. bu tartışmalar sırasında bir üye, bütün dünyanın kaderini değiştireceğinden habersiz, "bize états généraux lazım!" diye bağıracaktı. diğer üyeler tarafından da beklenmedik bir destek gördü. ve kral, nihayetinde bir états généraux toplamak zorunda kaldı.
175 yıldan beri toplanmayan états généraux'nun nasıl toplanacağını ne kral ne de devlet adamları biliyordu. bu sebepten tarihçiler görevlendirildi. arşivler tarandı ve yol yordam bulunmaya çalışıldı. nihayetinde 300 asil, 300 ruhban ve 600 tiers état olmak üzere 1200 üyeyle toplanacak olan états généraux seçimleri 1789'un şubat'ında yapıldı. ve meclis de kralın gözetiminde 5 mayıs 1789'da versailles sarayı'nda toplandı.
esasen bütçe açığını çözüme ulaştırmak için toplanan mecliste karar almak hiç de kolay değildi. zira her grup kendi menfaatini düşünüyordu. daha ilk toplantıda üç sınıfın nasıl toplanacağı ve oyların nasıl verileceği tartışması çıktı. soylular ve ruhbanlar ayrı ayrı salonlarda toplanılmasını ve sınıf esasına göre oy kullanılmasını istiyor, tiers état grubu ise herkesin tek bir salonda olmasını ve herkesin oyunun eşit sayılmasını istiyordu. bu oy tartışması tam altı hafta sürdü. ama sonuç alınamadı.
sonunda tiers état üyeleri haksızlığa uğrayacaklarını anlayınca, tarihte görülmemiş bir kıvılcımla; önce başkanlarını seçtiler, sonrasında ise kendilerini assemblée nationale (milli meclis) olarak ilan ettiler.
ve böylece 5 mayıs 1789'da tarihte son kez toplanmış olan états généraux, 17 haziran 1789'da yerini assemblée nationale'e bırakıyor ve dünyanın göreceği en büyük devrimin patlak verdiği yer oluyordu.
başlarda fransız kralı, yasama yetkisini curia regis adı verilen, rahipler ve senyörlerden oluşan bir kurulla paylaşıyordu. fransa kralı iv. philippe (yakışıklı philippe) 1302 tarihinde bu meclise bazı kent temsilcilerini de davet ederek toplumun üç kesiminin de temsil edildiği bir parlamento geleneğini başlatmış oldu. "états généraux (genel meclis)" olarak adlandırılmasının sebebi budur.
bu meclis kralın isteğiyle zaman zaman toplanan, özellikle ekonomik kararların alındığı bir meclis niteliğindedir. ihtilalden önce son kez 1614 yılında toplanır.

bir états généraux tasviri.
ve işte o meşhur zaman yaklaştığında, ihtilale beş kala, fransız hazinesi suyunu çekmişti. bunda amerikan bağımsızlık savaşı'na verilen desteğin katkısı büyüktür. nitekim 1783'te savaş sonlandığında hazinede beş kuruş para kalmamış, üzerine, iç borçlanma almış başını gitmişti. bu ekonomik çalkantıyı dizginleyebilmek birbiri ardına değişen adına maliye bakanları, asillerin de vergi vermesini istiyordu. zira asiller o zamana kadar vergilerden muaf tutulmuştu.
beklenen oldu ve asillerin çok büyük tepkileriyle karşılaştılar. konu parlement adı verilen eyalet meclislerine kadar gitti. özellikle paris parlementi'nde hararetli tartışmalar yaşandı. bu tartışmalar sırasında bir üye, bütün dünyanın kaderini değiştireceğinden habersiz, "bize états généraux lazım!" diye bağıracaktı. diğer üyeler tarafından da beklenmedik bir destek gördü. ve kral, nihayetinde bir états généraux toplamak zorunda kaldı.
175 yıldan beri toplanmayan états généraux'nun nasıl toplanacağını ne kral ne de devlet adamları biliyordu. bu sebepten tarihçiler görevlendirildi. arşivler tarandı ve yol yordam bulunmaya çalışıldı. nihayetinde 300 asil, 300 ruhban ve 600 tiers état olmak üzere 1200 üyeyle toplanacak olan états généraux seçimleri 1789'un şubat'ında yapıldı. ve meclis de kralın gözetiminde 5 mayıs 1789'da versailles sarayı'nda toplandı.
esasen bütçe açığını çözüme ulaştırmak için toplanan mecliste karar almak hiç de kolay değildi. zira her grup kendi menfaatini düşünüyordu. daha ilk toplantıda üç sınıfın nasıl toplanacağı ve oyların nasıl verileceği tartışması çıktı. soylular ve ruhbanlar ayrı ayrı salonlarda toplanılmasını ve sınıf esasına göre oy kullanılmasını istiyor, tiers état grubu ise herkesin tek bir salonda olmasını ve herkesin oyunun eşit sayılmasını istiyordu. bu oy tartışması tam altı hafta sürdü. ama sonuç alınamadı.
sonunda tiers état üyeleri haksızlığa uğrayacaklarını anlayınca, tarihte görülmemiş bir kıvılcımla; önce başkanlarını seçtiler, sonrasında ise kendilerini assemblée nationale (milli meclis) olarak ilan ettiler.
ve böylece 5 mayıs 1789'da tarihte son kez toplanmış olan états généraux, 17 haziran 1789'da yerini assemblée nationale'e bırakıyor ve dünyanın göreceği en büyük devrimin patlak verdiği yer oluyordu.
devamını gör...
güzel etnik şarkılar
şu sıra çok dinlediğimden bununla giriş yapacağım ama pek çok favorim var, ara ara üşenmediğim zamanlarda liste haline gelecek burası. çok da iddialıyım maaşallah.
idir - a vava inouva
aram tigran - gelo ew ki bu
djivan gasparyan/ hossein alizadeh - sari gelin
turkce farsca ve ermenice soylenen en iyi sari gelin versiyonudur bana gore.
idir - a vava inouva
aram tigran - gelo ew ki bu
djivan gasparyan/ hossein alizadeh - sari gelin
turkce farsca ve ermenice soylenen en iyi sari gelin versiyonudur bana gore.
devamını gör...
işaret parmağı
okullarda, öğrencilerin öğretmenlerinden izin alabilmek için kullandıkları parmak.
devamını gör...
sümük donduran soğuklar
kış güzellemeleri yapan insanların etkilenmediği soğuklar olsa gerek . soğuğu, yağmuru ,çamuru ,yakacağı sorun kere sorun olan mevsimsel geçişlerin soğukları.
devamını gör...
sarıgül’ün partisinin ismini ve logosunu tanıtması
benzin istasyonlarında satılan azdırıcı kahve ürünü logosu gibi.
yazılar ortalanmamış. çok büyük ciddiyetsizlik.
büyük ihtimalle telefon uygulaması ile yapılmış bir logo içerir.
yazılar ortalanmamış. çok büyük ciddiyetsizlik.
büyük ihtimalle telefon uygulaması ile yapılmış bir logo içerir.
devamını gör...
bron/broen
t: bir ara trt 2'de de yayımlanan, içinde saga noren adlı insanüstü güzellikte bir karakter barındıran, iki nordic memleketin ortak yapımı olan, 3. sezonunun dünyanın en sıkıcı şeylerine katlanabilen biri olan beni bile yer yer bunaltan, bu sebeple son sezonunun da aynı yoruculukta olacağını farz ettiğim için tarafımca an itibarıyla %75'inde bırakılmış olan dizidir.
saga noren'i isveçli oyuncu sofia helin, martin rohde'u the witcher dizisinin ikinci sezonunda vesemir karakterine hayat verecek olan kim bodnia canlandırıyor.
ilk iki sezondaki saga ve martin ilişkisini ne kadar doğal olarak algıladıysam, 3. sezondaki saga ve henrik ilişkisinin bir o kadar yapay olduğunu hissettim. her ne kadar martin ahlaken pek kaliteli bir abimiz olmasa da yeri ayrıydı. henrik pek bir yavan geldi bana.
saga'ya alışmak biraz zaman alabiliyor. sosyal eksiklikleri had safhada bir karakter olarak sebebini asperger sendromu'ndan mustarip olmasına bağlamışlar. yazarlar illa da aspergerli birini yazalım diye yapmamışlar sanırım fakat gidişat o yönde olmuş gibi. genel olarak tamamen işine odaklı, mantıklı çerçevesinden çıkmayan, her gün aynı pantolonu giyen ve pek empati özelliği bulunmayan bir karakter.
saga noren'i isveçli oyuncu sofia helin, martin rohde'u the witcher dizisinin ikinci sezonunda vesemir karakterine hayat verecek olan kim bodnia canlandırıyor.
ilk iki sezondaki saga ve martin ilişkisini ne kadar doğal olarak algıladıysam, 3. sezondaki saga ve henrik ilişkisinin bir o kadar yapay olduğunu hissettim. her ne kadar martin ahlaken pek kaliteli bir abimiz olmasa da yeri ayrıydı. henrik pek bir yavan geldi bana.
saga'ya alışmak biraz zaman alabiliyor. sosyal eksiklikleri had safhada bir karakter olarak sebebini asperger sendromu'ndan mustarip olmasına bağlamışlar. yazarlar illa da aspergerli birini yazalım diye yapmamışlar sanırım fakat gidişat o yönde olmuş gibi. genel olarak tamamen işine odaklı, mantıklı çerçevesinden çıkmayan, her gün aynı pantolonu giyen ve pek empati özelliği bulunmayan bir karakter.
devamını gör...
intihar etmemek için sebepler
korkuyorum la sonrasından yaşamanın tek sebebi bu. zaten bu korku olmasa sen o zaman gör dünya düzenini.
ayrıca ekonomik düzende sömüren ve sömürülen var. bu nedenle tüm dinler intiharı yasaklamış,çünkü sömürülmek var iken ölmek; izin verilecek davranış değil.
ayrıca ekonomik düzende sömüren ve sömürülen var. bu nedenle tüm dinler intiharı yasaklamış,çünkü sömürülmek var iken ölmek; izin verilecek davranış değil.
devamını gör...
yürümekten keyif alınan yollar
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en büyük fobisi
yükseklik fobisi.hiç olmamasını isterdim ama yukardaysam aşağı bakınca başım dönüyor.hayatta ki tek korkum bu ne yazık ki.
devamını gör...

