manzara fotoğrafçılığı
sözlüğümüzün bilgi kütlesini artırmak için açtığım başlıklardan bir tanesi.
manzara fotoğrafçılığı demek,önüne gelen doğallığı,güzelliği,bazen bir yapıyı çekmek demektir bana göre.fotoğrafçılığın temel kuralları dışında pek bir kurala uymaksızın çekilebilir.ürün fotoğrafçılığı başlığında bahsettiğim etik değerler pek göz önünde bulundurulmaz.çünkü bu alanda ticari kaygı güdülmez.
fotoğraçılığın temel kuralları dedik,başka başlıklara sizi göndermeden,burada temelden anlatalım.
a)ışık:ışık bir nesneyi olması gerektiği gibi de gösterir,olmaması gerektiği gibi de.ışık kaynağını doğru ayarlamak,gölgeyi etkiler.dolaylı olarak fotoğrafın kalitesini de.
b)kompozisyon:kompozisyon dediğimiz şey aslında kadraja aldığımız görüntüdür.kadrajda istenmeyecek görüntüler olmadığı takdirde o kompozisyon,iyi kompozisyondur.
c)planlama:hayatımızın temel ögesi olması gereken bu kavram burada da karşımıza çıkıyor.ürün fotoğrafçılığı başlığında bahsettiğim sorular gibi sorularla yol haritanızı çıkarabilirsiniz.misal;'ne çekeceğim,ne arıyorum,nerede çekeceğim,ne zaman çekeceğim?' gibi sorular temeldir.size yol haritası verir ve de fotoğrafta mükemmeli ararken size yardımcı olur.
500px,shutterstock,vsco gibi büyük adreslerde birçok örnek bulabilirsiniz.buralardaki örnekleri analiz ederek,hangi ortamda nasıl çekim yapılır,sorusuna yanıt arayabilirsiniz.tabi ki kendinizi bir kalıba sokamazsınız.çünkü binlerce açı,binlerce kompozisyon yaratmak mümkündür.
(google bile bu konuda bir derya.)
bir başka bilgilendirici entaride görüşmek üzere.
(bkz: ürün fotoğrafçılığı)
(bkz: düğün kameramanlığı)
(bkz: fotoğraf renklendirme)
örnek verecek olursak da,legal torbacı adlı yazarın fotoğraflarını verebiliriz.
#172694
ayrıca çeşitli örnekler için (bkz: kafa sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar) başlığını ziyaret edebilirsiniz.
manzara fotoğrafçılığı demek,önüne gelen doğallığı,güzelliği,bazen bir yapıyı çekmek demektir bana göre.fotoğrafçılığın temel kuralları dışında pek bir kurala uymaksızın çekilebilir.ürün fotoğrafçılığı başlığında bahsettiğim etik değerler pek göz önünde bulundurulmaz.çünkü bu alanda ticari kaygı güdülmez.
fotoğraçılığın temel kuralları dedik,başka başlıklara sizi göndermeden,burada temelden anlatalım.
a)ışık:ışık bir nesneyi olması gerektiği gibi de gösterir,olmaması gerektiği gibi de.ışık kaynağını doğru ayarlamak,gölgeyi etkiler.dolaylı olarak fotoğrafın kalitesini de.
b)kompozisyon:kompozisyon dediğimiz şey aslında kadraja aldığımız görüntüdür.kadrajda istenmeyecek görüntüler olmadığı takdirde o kompozisyon,iyi kompozisyondur.
c)planlama:hayatımızın temel ögesi olması gereken bu kavram burada da karşımıza çıkıyor.ürün fotoğrafçılığı başlığında bahsettiğim sorular gibi sorularla yol haritanızı çıkarabilirsiniz.misal;'ne çekeceğim,ne arıyorum,nerede çekeceğim,ne zaman çekeceğim?' gibi sorular temeldir.size yol haritası verir ve de fotoğrafta mükemmeli ararken size yardımcı olur.
500px,shutterstock,vsco gibi büyük adreslerde birçok örnek bulabilirsiniz.buralardaki örnekleri analiz ederek,hangi ortamda nasıl çekim yapılır,sorusuna yanıt arayabilirsiniz.tabi ki kendinizi bir kalıba sokamazsınız.çünkü binlerce açı,binlerce kompozisyon yaratmak mümkündür.
(google bile bu konuda bir derya.)
bir başka bilgilendirici entaride görüşmek üzere.
(bkz: ürün fotoğrafçılığı)
(bkz: düğün kameramanlığı)
(bkz: fotoğraf renklendirme)
örnek verecek olursak da,legal torbacı adlı yazarın fotoğraflarını verebiliriz.
#172694
ayrıca çeşitli örnekler için (bkz: kafa sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar) başlığını ziyaret edebilirsiniz.
devamını gör...
attack on titan
baştaki bölümleri ardı ardına çerezmişçesine hemen bitiveriyor. hiç tahmin etmeyeceğini anlarda tahmin etmediğiniz insanlar da ölebilir, herhangi birine bağlanmak çok riskli. daha ilk birkaç bölümden birçok şey olduğundan insan başka bir konuyu nereden bulacaklar şimdi diye bir kalakalıyor ama 3.sezona 2.parta kadar henüz hiçbir şey görmediğini anlaması zor oluyor. bazı insanlar 3.sezonda fazla konuşma var, teorik bilgiyi çok yüklemişler diye bırakıyorlarmış lakin asıl keyifli olması gereken yerler aksiyon kısımlarından ziyade o teorik bilgilerin aktarıldığı kısımlar bence. eğer bölümleri ardı ardına durmaksızın izlemezseniz teoriler üretmek çok güzel oluyor. ayrıca o sezonun tüm bölümlerini izlediğimizde açılış ve kapanışları izlemenizi öneririm, aşırı fazla spoiler barındırıyor ve insan donakalıyor. 4.sezonu izlerken başta insan bambaşka bir şey izliyormuş gibi oluyor gerek hikayesiyle, gerek zaman atamasıyla, gerek mappa ile. (mappa animasyonun yapımını 4.sezona yalnızca birkaç ay kala devralan şirket, aynı anda birçok yapımları olduğu halde o kadar kısa sürede çok iyi iş çıkardılar) yine de 3.sezonun sonu çok güzel bir final olabilecek olsa da 4.sezon da mutlaka izlenmeli. ve son olarak çoğu insan bilmez ama ova bölümleri izlemek hikayeyi daha çok anlamanıza yardım eder. hala izlerken teoriler okumanızı ya da izlemenizi de öneririm. youtubeda ayrıntıları gösteren videoları izlemek de hoş oluyor. ayrıca iki tane finali var. eğer mappa bir tanesini yapmazsa diye söylüyorum. finalde en azında birileri mutluysa mutlaka internetten aot ek sayfalar diye aratmanız gerek.
erwin mi armin mi seçiminin yapıldığı bölümde ağladım sadece ama böyle başım ağrıyana kadar ağlamıştım. benim için en etkileyici ve özel bölümdür ve belki de asıl başlangıçtır.
ısayamanın sonradan eklediği ek sayfalar erenin bir kuşa dönüşerek bitmesinden çok daha güzeldi bence, aota yakışır düzeyde acı doluydu. umarım mappa bir ova bölümü bile olsa yapar orayı. yine de çok daha güzel final teorileri görmüştüm. çoğu insan ısayama o kadar basit düşünmez dediği halde zaman döngüsüne döndü yine. ısayama ilk finali sırf okuyanlar için acı dolu olsun, finalden nefret etsinler diye yapmış dahi olabilir. sanırım bir röportajında ana finali neden öyle yapmayı tercih ettiğini anlatmıştı ama unuttum.
son olarak ben zeke'ın ötenazi planını destekliyorum erenin planındansa. zeke tüm insanları düşünüyordu erense tanıdıklarını. zeke'a göre hani yaşamayan insan acı da çekemez ya gerçekten de öyle. öyle büyük acılarla, savaşla yaşamaktansa doğmamış olmak yeğdir. o planda yaşamak zorunda kalıp devleri devralacak ve acı çekecek yalnızca 2 kuşak kraliyet ailesi varken öbür türlüsü...
erwin mi armin mi seçiminin yapıldığı bölümde ağladım sadece ama böyle başım ağrıyana kadar ağlamıştım. benim için en etkileyici ve özel bölümdür ve belki de asıl başlangıçtır.
ısayamanın sonradan eklediği ek sayfalar erenin bir kuşa dönüşerek bitmesinden çok daha güzeldi bence, aota yakışır düzeyde acı doluydu. umarım mappa bir ova bölümü bile olsa yapar orayı. yine de çok daha güzel final teorileri görmüştüm. çoğu insan ısayama o kadar basit düşünmez dediği halde zaman döngüsüne döndü yine. ısayama ilk finali sırf okuyanlar için acı dolu olsun, finalden nefret etsinler diye yapmış dahi olabilir. sanırım bir röportajında ana finali neden öyle yapmayı tercih ettiğini anlatmıştı ama unuttum.
son olarak ben zeke'ın ötenazi planını destekliyorum erenin planındansa. zeke tüm insanları düşünüyordu erense tanıdıklarını. zeke'a göre hani yaşamayan insan acı da çekemez ya gerçekten de öyle. öyle büyük acılarla, savaşla yaşamaktansa doğmamış olmak yeğdir. o planda yaşamak zorunda kalıp devleri devralacak ve acı çekecek yalnızca 2 kuşak kraliyet ailesi varken öbür türlüsü...
devamını gör...
kutsi
kutsi değildir o, leventtir levent.
devamını gör...
bir ev kedisinin günlüğü
sevgili günnük.
bir şu koltukta yatıyorum bir bu koltukta.
gidem de lark' ın masasında yatam.
geçen duvardan düştüm, 8 canım kaldı....
miyuuuu.
bir şu koltukta yatıyorum bir bu koltukta.
gidem de lark' ın masasında yatam.
geçen duvardan düştüm, 8 canım kaldı....
miyuuuu.
devamını gör...
mülksüzler
az önce bitirdim bu kitabı. gerçekten okumakta çok geç kalmışım. kitaplığımda duruyordu öylece, niye bekledim bilmiyorum.
öncelikle söylenilen kadar okuması zor bir kitap değil. başta isimlere alışmakta bir tık zorlanabilirsiniz belki ama akıp gidiyor.
yaratılan evren harika. bu olayların öncesi sonrası, hainlisi arzlisi hepsiyle ilgili daha çok şey okumak isterim.
anarres'teki odocu sistemin yani bizim deyisimizle sosyalist bir sistemin koca bir gezegende var olsa nasıl sorunlar çıkacağını çok güzel anlatıyor. aslında özgürlük adı altında kurulan sistemin yine de topluma ayak uydurma zorunluluğundan uyulması gereken kurallar bütününün yani "geleneğin" yine insanı köleleştiren bir sistem olması...
kapitalist urras'ta ise aslında günümüz dünyasına benzer bir sistem görüyoruz.
benim en çok dikkatimi çeken ise arz oldu. sanki şimdiki dünyamızın geleceği arz olacakmış gibi.
kitabın fizik ve zamanla ilgili kısımlarını okurken yavaş yavaş, sindirerek okumak gerekiyor. en azından benim gibi konuyla çok ilgili olmayan insanlar için öyle. yazar* sade, basit bir dille anlatıyor aslında, hiçbir şekilde çok zorlanacağınızı düşünmüyorum.
öncelikle söylenilen kadar okuması zor bir kitap değil. başta isimlere alışmakta bir tık zorlanabilirsiniz belki ama akıp gidiyor.
yaratılan evren harika. bu olayların öncesi sonrası, hainlisi arzlisi hepsiyle ilgili daha çok şey okumak isterim.
anarres'teki odocu sistemin yani bizim deyisimizle sosyalist bir sistemin koca bir gezegende var olsa nasıl sorunlar çıkacağını çok güzel anlatıyor. aslında özgürlük adı altında kurulan sistemin yine de topluma ayak uydurma zorunluluğundan uyulması gereken kurallar bütününün yani "geleneğin" yine insanı köleleştiren bir sistem olması...
kapitalist urras'ta ise aslında günümüz dünyasına benzer bir sistem görüyoruz.
benim en çok dikkatimi çeken ise arz oldu. sanki şimdiki dünyamızın geleceği arz olacakmış gibi.
kitabın fizik ve zamanla ilgili kısımlarını okurken yavaş yavaş, sindirerek okumak gerekiyor. en azından benim gibi konuyla çok ilgili olmayan insanlar için öyle. yazar* sade, basit bir dille anlatıyor aslında, hiçbir şekilde çok zorlanacağınızı düşünmüyorum.
devamını gör...
2071 türkiye dünya gücü
o tarihte 80 yaşında fala oluyorum. türkiye süper güç falan olursa yazarım sözlüğe artık.
devamını gör...
yasak ilişkiden doğan çocuk
(bkz: sözlüğe küfür alternatifleri)
devamını gör...
cüzdanda fotoğraf taşımak
herhangi bir kuruma başvururken işlem için 2 fotoğraf gerekli durumunda peki efendim buyrun şeklinde rahat bir şekilde işini halledebilecek kişilerin yaptığı eylemdir.
eski nesil sevdiklerini taşıyor her ne kadar cüzdanı açıp bakmasalar bile..
eski nesil sevdiklerini taşıyor her ne kadar cüzdanı açıp bakmasalar bile..
devamını gör...
edebiyatçıların ilginç ölümleri
garip akımının kurucusu şair orhan veli kanık, ankara'da bir gece sokakta bir belediye çukuruna düştü ve başından yaralandı (10 kasım 1950). iki gün dinlendikten sonra istanbul'a gitti. istanbul'da bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçirdi ve hastaneye kaldırıldı (14 kasım 1950) . alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi edildi, ancak beyin kanaması geçirdiği sonradan anlaşıldı. aynı gün akşama doğru komaya giren orhan veli, geceleyin saat 23.20'de hayata gözlerini yumdu.
www.cumhuriyet.com.tr/haber...
www.cumhuriyet.com.tr/haber...
devamını gör...
karısının sütünü içen adam
çocuğunun rızkından yiyen adamdır
devamını gör...
kendisini tehdit eden adamı öldüren 17 yaşındaki kız
az önce meriç olduğumu öğrendim. sözlüğün "acaba kadınlar ne der?" diye düşünmeden doğru olduğunu düşündüğüm ne varsa söyleyen t***klı 1-2 yazarından birisiyim. zeka sorunu olan bir arkadaş ben olur da bu cinayeti savunursam meriç olacağımı yukarıda cümleleri ile dolaylı yoldan ima etmiş. beyne gerek yok, herkesin bir fikri var.
örneğin...
- bir kız çocuğusun ve 15 yaşındasın
- çocukluğundan beri kız s**mek konusunda ailesi, yakın akrabaları tarafından cesaretlendirilmiş, sünnetli şekilde çırılçıplak dolaşmasına izin verilmiş ve daha 8 yaşında küfür etmeye alışarak büyütülmüş, böyle büyütülmenin nelere yol açılacağının dahi hesaplanmadığı bir erkek, yetişkin olduktan sonra yaşı kaç olmuş önemli değil, sana kafayı takmış. ya sana tecavüz edecek ya edecek bu işin başka yolu yok. çünkü bir kere kafayı takmış. sen ise herhangi bir koruması olmayan, toplum olarak kadının baskı altında büyüdüğü, kadının bir seks objesi olup seks yapmayı teşvik eden organlarını kapatmasının gerektiği, erkeklerin tecavüzünden kendini koruması ve gerekirse örtünmesi gereken bir yaratık olduğu bir toplumda büyümüşsün bir kadın ya da kız çocuğu olarak.
- birisi her seni görüşünde "seni kaçıracağım" diyor. yaptırım uygulanmayacağını, kaçırıp tecavüz ederse suçunun bile ortaya çıkmama ihtimali olduğunu biliyor. senin ürkek bir kız çocuğu olduğunu, tecavüz etse bile senin korkudan bunu söylememe ihtimalin olduğunu biliyor. ortaya çıkarsa bile kurtulma ihtimali olduğunu, bugüne kadar yaşadığı toplumdaki milyonlarca olaydan biliyor.
- sana sürekli baskı yapıyor. telefondaki kayıtlar kanıt olmadığı, seninle olan iletişiminde sadece sana yüz yüze ya da kayıtlara geçmeyen şekilde ifadeleri, söyledikleri olduğu için, bunlar da kanıt olamayacağı için seni istediği şekilde baskıya maruz bırakıyor.
- bir gün karar veriyor ve seni kaçırıyor.
- kaçırıp sana tecavüz ediyor. tecavüz ettikten sonra canı istedi ya, seni kafanı taşla ezip öldürüyor.
- ortada kanıt yok. ortada bir konuşma kaydı yok. seni sadece sıradan bir kadın cinayeti işlemiş olarak, sadece canı istediği için tecavüz etmiş bir insan olarak suçlanıp, sana yaptığı psikolojik baskılar hiçbir şekilde söz konusu dahi olmayarak cezasını çekiyor ama cezasını sadece tecavüzden ve cinayetten çekiyor. şimdi okuyanlar diyecekler ki "başka neyden ceza çekecekti?" onlara cevap belli. öldürülen kız hariç kimse hiçbir zaman yapılan psikolojik baskıları bilmeyecek. kızın yıllardır maruz kaldığı psikolojik baskıyı, bir erkek toplum içinde rahat rahat dolaşabilirken ve bu durum standart olurken, olacakken kızın içinde bulunduğu korkunç durumdan kimse haberdar olmayacak. olay sadece bir cinayet, sıradan bir cinayet olarak yansıyacak.
yukarıdaki geri zekalı arkadaş, olur da ben bu cinayeti olumlu bulursam diye öyle güzel set çekmiş ve kendisi gibi geri zekalı tiplerden öyle güzel destek almış ki, fikirlerinin gerçekten bir anlam ifade ettiğini zannediyor.
beyler bayanlar, bu sözlük eğer ekşi gibi olacaksa şimdiden kararı verelim ki bazılarımız s. olup gitsin bu sözlükten. size yeminim sözlükten s. olup gidebilirim. en azından bu mal kitle ile muhatap olmamış olurum.
bir durum, olay her açıdan değerlendirilebilir. tek bir taraf haklı olmayabilir. önceden açık ve net şekilde "bu durum kesin böyle olmuştur!!!!" dersen bu senin akıllı değil, aksine düşük zekalı birisi olduğunu gösterir.
sözlükteki erkeklere söylüyorum bunu. kız kardeşiniz taptaze, gencecik bir kız. 14 yaşında ve henüz reşit bile olmamışken giydiği renkli külotlu çorap dolayısıyla, toplumda kendini çok iyi kamufle etmiş, 20'li yaşlarının sonunda ya da 30, 40'lı yaşlarında bir erkek tarafından sizden habersiz gizlice tehdit ediliyor. tecavüze uğrayacağının, genç kızlıktaki ürkek tavrının avantaji kullanılarak ve siz de dahil büyüklerinden korku, tedirginlik duyarak bu tehditlerden sonra sindikçe siniyor. önce giydiği külotlu çorapları giymemeye, sonra yavaş yavaş geçtiği sokaklardan geçmemeye, akşam 4-5 sonrasında sokağa çıkmaya başlıyor. bir anlamda kendi hayatını kendine cehennem ediyor. etrafındaki kimse yaşadığı travmalardan haberdar değil. yaşadığı yer taşra, zaten baskıcı bir toplumda olmasının yanında ondan da daha baskıcı bir taşrada yaşıyor.
kız kardeşiniz, dünyada cehennemi yaşıyor. bu durumda, kız kardeşinizin sizden habersizce bir silah alıp bir adamı vurduğunu ve açıklamasında da "aylardır beni tehdit ediyordu" dedigini düşünün;
a) bunca zamandır haberiniz olmayan bir olaydan dolayı kendinizi suçlar intihar edersiniz.
b) kız kardeşinizin yaşadığı toplumdan dolayı genç kızlığını dahi yaşamadığını anlar kafanıza sıkar intihar edersiniz.
c) aslını astarını bilmediğiniz bir konu ile ilgili sözlük yazarlığı yapıp "meriçler şimdi gelir kızı savunur. feministler gelip sorgulamadan kızı savunur" dersiniz.
bir yazı yazarken "arkadaşlar önyargılı davranıyoruz. bazı soruları kendimize soralım" denilir. kendini bir şey zannedip, hemen haberdeki öldüren kişiyi suçlayıp "şimdi meriçler gelir" denilmez.
adam ölü. adam ölü olduğu için gerçekleri bilemeyeceksin. tarafları değiştir, adam yaşıyor ve kız ölmüş olsa yine aynı şekilde gerçek sebebi bilmeyecektin. çünkü gerçekleri söyleyebilecek tek kişi olan kızı dinleyemeyecektin.
iki kişi arasındaki diyalogları biliyor musun? hayır.
adamın kızı gizlice tehdit edip uzun süredir baskı yapma ihtimali var mı? var. itiraz edebilir misin bu ihtimale? hayır.
hiçbir şekilde iki kişi arasındaki diyaloğu, iki taraftan birisi anlatmadığı sürece öğrenme ihtimalin yok. böyle bir belirsizlik içindeyken, sen kim oluyorsun da bu kızı savunma ihtimali olanlara meriç diyorsun? ben sana kim olduğunu söyleyeyim. çapsız, direkt şekilde tanımadığı dahi kişilere hakareti kendine mazur gören bir tipsin.
cümlelerimin sonuna gelirken, kadınlardan bugüne kadar duyduğum şeylerin ne seviyede olduğunu bilip...
babasının uykuda tecavüz edip isimsiz olarak internette yayınladığı... 13 yaşındayken tecavüze uğrayıp hayat kadını olarak uyuşturucu ile ayakta kalıp para kazanan ve kazandığı parayı aynı gün harcayan ve gelecek umudu olmayan... çalıştığı mekanda mafya tarafından tehdit edilip hayat kadını yapılan... köyünde gece vakti tam tecavüze uğrarken yoldan rastgele geçen bir adam tarafından 14 yaşında son anda kurtarılan ve hayatının geri kalanında hep sorunlar yaşayan... babasının 8 yaşındayken başka bir kadınla gitmesi dolayısıyla babasız bir şekilde mahalleli tarafından tacizlerle karşılaşan...
onlarca sevgilim, kız arkadaşım vs. oldu. bana daha tanımadan, sırf bir görüşü belirtme ihtimalinden dolayı önden adeta bir set çekip "bunu savunan meriçler olacaktır" diyen arkadaşın benim yaşadığım hayatın, tanıdığım kadın sayısının yakınından bile geçme ihtimali yok. bütün bu sebepten dolayı, hayatındaki dar vizyon dolayısıyla kadınları sadece etrafındaki birkaç kadından ibaret zanneden bu arkadaş cahil özgüveni ile saymış ta saymış. meriç demiş, f*minist demiş.
bir de erkek mağdurları örneklendirerek sözde empati yapmış. eğer bir kız kardeşi olsaydı, bu kadar gerizekalıca bir şeyi, ekşi'den bir nebze farkı olan bu sözlükte, sanki ekşi'de yazıyor gibi yazmazdı.
yazarken beynini kullanır, insanları yazdığı yazı ile zan altında bırakmazdı. kadın olarak doğmanın gereği yok. tanıdığın kadın sayısı arttıkça zaten kadınların erkeklerden ne kadar dezavantajlı hayatlar yaşadıklarını bilirsin.
sen de benim gibi 8 yaşından 20 yaşına kadar erkekliğin egemen olduğu bir toplumda büyüyüp, sonra empati yapabilecek kadar kadın tanıma şansın olsaydı, hayat görüşün biraz daha genişlerdi. bu kadar dar vizyonlu, bu kadar cahil olmazdın.
türk kızlarınla sen seksini yap aslan, hepsi senin olsun. merak etme benim türk kızlarında gözüm yok. yazdığım entry tiplerinden zaten fark edersin kadınların bana ne diyeceklerini ya da bu sözlükte kadınlardan bir flört beklentisi içinde olmadığımı.
tanım: benim her zaman kullandığım bir tabir olan ikili ilişkilerin bilinmezliği dolayısıyla hiçbir zaman gerçek cinayet sebebi bilinmeyecek olan kızdır. yıllar sonra gerçek sebebi itiraf edebilir ya da, gerçek sebebi zaten söylemiştir.
örneğin...
- bir kız çocuğusun ve 15 yaşındasın
- çocukluğundan beri kız s**mek konusunda ailesi, yakın akrabaları tarafından cesaretlendirilmiş, sünnetli şekilde çırılçıplak dolaşmasına izin verilmiş ve daha 8 yaşında küfür etmeye alışarak büyütülmüş, böyle büyütülmenin nelere yol açılacağının dahi hesaplanmadığı bir erkek, yetişkin olduktan sonra yaşı kaç olmuş önemli değil, sana kafayı takmış. ya sana tecavüz edecek ya edecek bu işin başka yolu yok. çünkü bir kere kafayı takmış. sen ise herhangi bir koruması olmayan, toplum olarak kadının baskı altında büyüdüğü, kadının bir seks objesi olup seks yapmayı teşvik eden organlarını kapatmasının gerektiği, erkeklerin tecavüzünden kendini koruması ve gerekirse örtünmesi gereken bir yaratık olduğu bir toplumda büyümüşsün bir kadın ya da kız çocuğu olarak.
- birisi her seni görüşünde "seni kaçıracağım" diyor. yaptırım uygulanmayacağını, kaçırıp tecavüz ederse suçunun bile ortaya çıkmama ihtimali olduğunu biliyor. senin ürkek bir kız çocuğu olduğunu, tecavüz etse bile senin korkudan bunu söylememe ihtimalin olduğunu biliyor. ortaya çıkarsa bile kurtulma ihtimali olduğunu, bugüne kadar yaşadığı toplumdaki milyonlarca olaydan biliyor.
- sana sürekli baskı yapıyor. telefondaki kayıtlar kanıt olmadığı, seninle olan iletişiminde sadece sana yüz yüze ya da kayıtlara geçmeyen şekilde ifadeleri, söyledikleri olduğu için, bunlar da kanıt olamayacağı için seni istediği şekilde baskıya maruz bırakıyor.
- bir gün karar veriyor ve seni kaçırıyor.
- kaçırıp sana tecavüz ediyor. tecavüz ettikten sonra canı istedi ya, seni kafanı taşla ezip öldürüyor.
- ortada kanıt yok. ortada bir konuşma kaydı yok. seni sadece sıradan bir kadın cinayeti işlemiş olarak, sadece canı istediği için tecavüz etmiş bir insan olarak suçlanıp, sana yaptığı psikolojik baskılar hiçbir şekilde söz konusu dahi olmayarak cezasını çekiyor ama cezasını sadece tecavüzden ve cinayetten çekiyor. şimdi okuyanlar diyecekler ki "başka neyden ceza çekecekti?" onlara cevap belli. öldürülen kız hariç kimse hiçbir zaman yapılan psikolojik baskıları bilmeyecek. kızın yıllardır maruz kaldığı psikolojik baskıyı, bir erkek toplum içinde rahat rahat dolaşabilirken ve bu durum standart olurken, olacakken kızın içinde bulunduğu korkunç durumdan kimse haberdar olmayacak. olay sadece bir cinayet, sıradan bir cinayet olarak yansıyacak.
yukarıdaki geri zekalı arkadaş, olur da ben bu cinayeti olumlu bulursam diye öyle güzel set çekmiş ve kendisi gibi geri zekalı tiplerden öyle güzel destek almış ki, fikirlerinin gerçekten bir anlam ifade ettiğini zannediyor.
beyler bayanlar, bu sözlük eğer ekşi gibi olacaksa şimdiden kararı verelim ki bazılarımız s. olup gitsin bu sözlükten. size yeminim sözlükten s. olup gidebilirim. en azından bu mal kitle ile muhatap olmamış olurum.
bir durum, olay her açıdan değerlendirilebilir. tek bir taraf haklı olmayabilir. önceden açık ve net şekilde "bu durum kesin böyle olmuştur!!!!" dersen bu senin akıllı değil, aksine düşük zekalı birisi olduğunu gösterir.
sözlükteki erkeklere söylüyorum bunu. kız kardeşiniz taptaze, gencecik bir kız. 14 yaşında ve henüz reşit bile olmamışken giydiği renkli külotlu çorap dolayısıyla, toplumda kendini çok iyi kamufle etmiş, 20'li yaşlarının sonunda ya da 30, 40'lı yaşlarında bir erkek tarafından sizden habersiz gizlice tehdit ediliyor. tecavüze uğrayacağının, genç kızlıktaki ürkek tavrının avantaji kullanılarak ve siz de dahil büyüklerinden korku, tedirginlik duyarak bu tehditlerden sonra sindikçe siniyor. önce giydiği külotlu çorapları giymemeye, sonra yavaş yavaş geçtiği sokaklardan geçmemeye, akşam 4-5 sonrasında sokağa çıkmaya başlıyor. bir anlamda kendi hayatını kendine cehennem ediyor. etrafındaki kimse yaşadığı travmalardan haberdar değil. yaşadığı yer taşra, zaten baskıcı bir toplumda olmasının yanında ondan da daha baskıcı bir taşrada yaşıyor.
kız kardeşiniz, dünyada cehennemi yaşıyor. bu durumda, kız kardeşinizin sizden habersizce bir silah alıp bir adamı vurduğunu ve açıklamasında da "aylardır beni tehdit ediyordu" dedigini düşünün;
a) bunca zamandır haberiniz olmayan bir olaydan dolayı kendinizi suçlar intihar edersiniz.
b) kız kardeşinizin yaşadığı toplumdan dolayı genç kızlığını dahi yaşamadığını anlar kafanıza sıkar intihar edersiniz.
c) aslını astarını bilmediğiniz bir konu ile ilgili sözlük yazarlığı yapıp "meriçler şimdi gelir kızı savunur. feministler gelip sorgulamadan kızı savunur" dersiniz.
bir yazı yazarken "arkadaşlar önyargılı davranıyoruz. bazı soruları kendimize soralım" denilir. kendini bir şey zannedip, hemen haberdeki öldüren kişiyi suçlayıp "şimdi meriçler gelir" denilmez.
adam ölü. adam ölü olduğu için gerçekleri bilemeyeceksin. tarafları değiştir, adam yaşıyor ve kız ölmüş olsa yine aynı şekilde gerçek sebebi bilmeyecektin. çünkü gerçekleri söyleyebilecek tek kişi olan kızı dinleyemeyecektin.
iki kişi arasındaki diyalogları biliyor musun? hayır.
adamın kızı gizlice tehdit edip uzun süredir baskı yapma ihtimali var mı? var. itiraz edebilir misin bu ihtimale? hayır.
hiçbir şekilde iki kişi arasındaki diyaloğu, iki taraftan birisi anlatmadığı sürece öğrenme ihtimalin yok. böyle bir belirsizlik içindeyken, sen kim oluyorsun da bu kızı savunma ihtimali olanlara meriç diyorsun? ben sana kim olduğunu söyleyeyim. çapsız, direkt şekilde tanımadığı dahi kişilere hakareti kendine mazur gören bir tipsin.
cümlelerimin sonuna gelirken, kadınlardan bugüne kadar duyduğum şeylerin ne seviyede olduğunu bilip...
babasının uykuda tecavüz edip isimsiz olarak internette yayınladığı... 13 yaşındayken tecavüze uğrayıp hayat kadını olarak uyuşturucu ile ayakta kalıp para kazanan ve kazandığı parayı aynı gün harcayan ve gelecek umudu olmayan... çalıştığı mekanda mafya tarafından tehdit edilip hayat kadını yapılan... köyünde gece vakti tam tecavüze uğrarken yoldan rastgele geçen bir adam tarafından 14 yaşında son anda kurtarılan ve hayatının geri kalanında hep sorunlar yaşayan... babasının 8 yaşındayken başka bir kadınla gitmesi dolayısıyla babasız bir şekilde mahalleli tarafından tacizlerle karşılaşan...
onlarca sevgilim, kız arkadaşım vs. oldu. bana daha tanımadan, sırf bir görüşü belirtme ihtimalinden dolayı önden adeta bir set çekip "bunu savunan meriçler olacaktır" diyen arkadaşın benim yaşadığım hayatın, tanıdığım kadın sayısının yakınından bile geçme ihtimali yok. bütün bu sebepten dolayı, hayatındaki dar vizyon dolayısıyla kadınları sadece etrafındaki birkaç kadından ibaret zanneden bu arkadaş cahil özgüveni ile saymış ta saymış. meriç demiş, f*minist demiş.
bir de erkek mağdurları örneklendirerek sözde empati yapmış. eğer bir kız kardeşi olsaydı, bu kadar gerizekalıca bir şeyi, ekşi'den bir nebze farkı olan bu sözlükte, sanki ekşi'de yazıyor gibi yazmazdı.
yazarken beynini kullanır, insanları yazdığı yazı ile zan altında bırakmazdı. kadın olarak doğmanın gereği yok. tanıdığın kadın sayısı arttıkça zaten kadınların erkeklerden ne kadar dezavantajlı hayatlar yaşadıklarını bilirsin.
sen de benim gibi 8 yaşından 20 yaşına kadar erkekliğin egemen olduğu bir toplumda büyüyüp, sonra empati yapabilecek kadar kadın tanıma şansın olsaydı, hayat görüşün biraz daha genişlerdi. bu kadar dar vizyonlu, bu kadar cahil olmazdın.
türk kızlarınla sen seksini yap aslan, hepsi senin olsun. merak etme benim türk kızlarında gözüm yok. yazdığım entry tiplerinden zaten fark edersin kadınların bana ne diyeceklerini ya da bu sözlükte kadınlardan bir flört beklentisi içinde olmadığımı.
tanım: benim her zaman kullandığım bir tabir olan ikili ilişkilerin bilinmezliği dolayısıyla hiçbir zaman gerçek cinayet sebebi bilinmeyecek olan kızdır. yıllar sonra gerçek sebebi itiraf edebilir ya da, gerçek sebebi zaten söylemiştir.
devamını gör...
hidano
hidano havaya parıltılar saçan parlak ilkbahar güneşi yazarımız. hayal dünyası bambaşka evrenlere gebe, tanımları ve sohbeti ile hic kımıldamadan bambaşka yerler ve hayatları yaşatabilir.
kendisi şimdilik elma kurdu, aynı daldan komşum olur. kader bir şekilde aynı yerde buluşturuyor bizi... ikimiz de kelebek oluncaya dek bu dalda takılacağız...
ben ona elma kurdu oluncaya kadar geçen hayatımı anlatacağım. o da şen kahkahalarla bana eşlik edecek; ki bence hikayelerimin hepsini bir şekilde sakarlıkla sonlandırmamın sebebi sadece onu güldürme arzusu.
ıyi ki varsın güzel komşum, günümü güzelleştiren ilkbahar güneşi...
kendisi şimdilik elma kurdu, aynı daldan komşum olur. kader bir şekilde aynı yerde buluşturuyor bizi... ikimiz de kelebek oluncaya dek bu dalda takılacağız...
ben ona elma kurdu oluncaya kadar geçen hayatımı anlatacağım. o da şen kahkahalarla bana eşlik edecek; ki bence hikayelerimin hepsini bir şekilde sakarlıkla sonlandırmamın sebebi sadece onu güldürme arzusu.
ıyi ki varsın güzel komşum, günümü güzelleştiren ilkbahar güneşi...
devamını gör...
zamanın ruhu
bir devrin, çağın veya zamanın his ve fikir şekli.
tarihî bir olay irdelenirken o çağın değerleri, normları, hissiyat ve fikir sistematiği dikkate alınmalıdır. aksi takdirde hatalı çıkarımlar sebebiyle yanlış kanılar hakikat bellenir ve fikrî zehirleme yapar.
kavramın orijini veya çıkış yeri almanca (bkz: zeitgeist) olup diğer dillerde de benzer biçimlerde kullanılmıştır.
tarihî bir olay irdelenirken o çağın değerleri, normları, hissiyat ve fikir sistematiği dikkate alınmalıdır. aksi takdirde hatalı çıkarımlar sebebiyle yanlış kanılar hakikat bellenir ve fikrî zehirleme yapar.
kavramın orijini veya çıkış yeri almanca (bkz: zeitgeist) olup diğer dillerde de benzer biçimlerde kullanılmıştır.
devamını gör...
dünyaya bedel
''dünyaya bedel eşsiz ruhum dünyayı bilmek istemiyor'' sözleri tokat gibi gelen müthiş mor ve ötesi şarkısı. yeni albümleri beni uzun bir süre oyalayacak.
devamını gör...
bengi dönüş
#1230130
ve böyle buyurdu; @kuzguncuktaki vişne ama ve fakat güzel buyurmuş.
yazı içerisinde sevdiğim iki konuya değinilmesi nedeniyle iki satır laf etme hakkını kendimde buldum. hem ne demişler? “hak verilmez, yazılır”
ilki beni finali ile hayal kırıklığına uğratan dizi dark ve diğeri tabii ki pos bıyıklarına maniler dizdiğimin filozofu nietzsche.
dark dizisi, niçe’nin “böyle buyurdu zerdüşt” kitabında anlattığı bengi dönüş veya edebi tekerrür bakışını ortaya koyduğu ama finali ile bu görüşten uzaklaştığı bir yapımdır. nedeni ise nietzsche’nin, bengi dönüş görüşünün olabilmesi için en büyük engel olarak gördüğü tanrı’yı ortadan kaldırmasıdır. tanrı varsa, bir tekerrür mümkün değildir. dolayısıyla nietzsche tanrı’yı öldürür.
ancak dizi içerisinde bir sahne vardır ki, bir tartışma konusu yaratır. diziyi izleyenler hatırlayacaktır. konu 33 yılda bir yaşanan ve tekrarlanan yaşamları anlatır. ancak konuyu götürüp “adam und eva” (adem ile havva) ya bağlamak işin tadını en azından benim için kaçırmıştır. dizi her ne kadar nükleer santraller ve büyük patlamaya göz kırpsa da, konu bir türlü oraya vardırılmaz.
efendim bahsettiğim sahne şudur; adam genç hali jonas ile buluşur. ve kendi genç haline sorar “insanlar neden bir tanrı’ya inanırlar?” bu soruya genç jonas cevap veremez. adam cevabı verir “çünkü insanlar bir yalana inanmak isterler.” de hadi buyrun tartışmaya.
efendim konu çok uzun, ancak karşı görüş koymadan bitirmeyelim. nietzsche bengi dönüş ile hayatın tekrarlardan ibaret olduğunu altını doldura doldura çizer. karl marx ise “değişmeyen tek şey değişimdir görüşünden, değişmez olan şey hareketin kendisidir” der. de hadi buna da buyrun. konu uzar dostlar benden bu kadar.
(bkz: karl marx)
(bkz: toplumsal değişme teorisi)
ve böyle bitirir yazısını ozgur1ey.
ve böyle buyurdu; @kuzguncuktaki vişne ama ve fakat güzel buyurmuş.
yazı içerisinde sevdiğim iki konuya değinilmesi nedeniyle iki satır laf etme hakkını kendimde buldum. hem ne demişler? “hak verilmez, yazılır”
ilki beni finali ile hayal kırıklığına uğratan dizi dark ve diğeri tabii ki pos bıyıklarına maniler dizdiğimin filozofu nietzsche.
dark dizisi, niçe’nin “böyle buyurdu zerdüşt” kitabında anlattığı bengi dönüş veya edebi tekerrür bakışını ortaya koyduğu ama finali ile bu görüşten uzaklaştığı bir yapımdır. nedeni ise nietzsche’nin, bengi dönüş görüşünün olabilmesi için en büyük engel olarak gördüğü tanrı’yı ortadan kaldırmasıdır. tanrı varsa, bir tekerrür mümkün değildir. dolayısıyla nietzsche tanrı’yı öldürür.
ancak dizi içerisinde bir sahne vardır ki, bir tartışma konusu yaratır. diziyi izleyenler hatırlayacaktır. konu 33 yılda bir yaşanan ve tekrarlanan yaşamları anlatır. ancak konuyu götürüp “adam und eva” (adem ile havva) ya bağlamak işin tadını en azından benim için kaçırmıştır. dizi her ne kadar nükleer santraller ve büyük patlamaya göz kırpsa da, konu bir türlü oraya vardırılmaz.
efendim bahsettiğim sahne şudur; adam genç hali jonas ile buluşur. ve kendi genç haline sorar “insanlar neden bir tanrı’ya inanırlar?” bu soruya genç jonas cevap veremez. adam cevabı verir “çünkü insanlar bir yalana inanmak isterler.” de hadi buyrun tartışmaya.
efendim konu çok uzun, ancak karşı görüş koymadan bitirmeyelim. nietzsche bengi dönüş ile hayatın tekrarlardan ibaret olduğunu altını doldura doldura çizer. karl marx ise “değişmeyen tek şey değişimdir görüşünden, değişmez olan şey hareketin kendisidir” der. de hadi buna da buyrun. konu uzar dostlar benden bu kadar.
(bkz: karl marx)
(bkz: toplumsal değişme teorisi)
ve böyle bitirir yazısını ozgur1ey.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı
(bkz: bilemiyorumaltanbilemiyorum)
bakamıyorum,çözümleyemiyorum hep bir korkak tarafım var benim.zaten ölüm kelimesini duyunca bir sessizlik bir kopuş olmuyor mu herkeste bende de öyle işte. derin bir sessizlik vardı biz doğmadan önce derin bir sessizlik olacak o zaman biz gidince diye düşünüyorum, düşünmekteyim de. kabus değil,şenlik de değil bir boşluk koca bir boşluk..
ölümü değil de önce hayatı anlamlandırmak gerekiyor bu karmaşıklığı çözünce o boşluktan korkmaman gerekecek belki de. ya da o karmaşıklık içinde bilip bilmeden boşluğa sürükleneceksin.yutacak seni bir şekilde amann neyse...
bakamıyorum,çözümleyemiyorum hep bir korkak tarafım var benim.zaten ölüm kelimesini duyunca bir sessizlik bir kopuş olmuyor mu herkeste bende de öyle işte. derin bir sessizlik vardı biz doğmadan önce derin bir sessizlik olacak o zaman biz gidince diye düşünüyorum, düşünmekteyim de. kabus değil,şenlik de değil bir boşluk koca bir boşluk..
ölümü değil de önce hayatı anlamlandırmak gerekiyor bu karmaşıklığı çözünce o boşluktan korkmaman gerekecek belki de. ya da o karmaşıklık içinde bilip bilmeden boşluğa sürükleneceksin.yutacak seni bir şekilde amann neyse...
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sanıyorum ki bizler yeterince ilgi görmemiş insanlarız. ve burada ilgi bulmaya gelmişiz. peki herkes böyleyse neden kimse kimseye ilgi göstermiyor ve sadece gösterilmesini bekliyor. insanlık birgün kendi bencilliği içerisinde boğulacak ve bu arada hala diğer insanlara sitem ediyor olacak. bencillik bizi birgün tamamen bu evrenden silip atacak.
devamını gör...
aufbau ilkesi
bu ilkeye göre;
elektronlar orbitale yerleşirken düşük enerjili orbitallerden başlayarak yerleşirler.
bir orbital dolmadan diğer orbitale elektron yerleşmez.
elektronlar orbitale yerleşirken düşük enerjili orbitallerden başlayarak yerleşirler.
bir orbital dolmadan diğer orbitale elektron yerleşmez.
devamını gör...
orkid'in 34 tl olması
dünyada fransa, sri lanka, ingiltere ve iskoçya başta olmak üzere pek çok ülkede regl ürünlerinin daha ulaşılabilir olması adına ekonomik açıdan çeşitli kolaylıklar sağlanmaya başlandı. bu ürünlerin ihtiyaç olarak kabullenildiği politikalar gittikçe daha fazla ülke tarafından benimseniyor. ne yazık ki ülkemiz henüz bu durumun oldukça gerisinde. regl ürünleri lüks tüketim kategorisinde değerlendiriliyor ve bu ürünlere %18 kdv uygulanıyor.
türkiye’de birçok kadın ekonomik yetersizlikler yüzünden regl dönemi ürünlerine ulaşmakta güçlük çekiyor veya regl dönemlerini sağlıklı bir şekilde geçirebilmek adına bazı fedakarlıklarda bulunuyor. böylesi önemli ve zorunlu bir sağlık ihtiyacının ‘lüks’ başlığı altında değerlendirilmesi milyonlarca kadının hayatını etkiliyor.
regl ürünleri lüks değil ihtiyaçtır!
türkiye’de birçok kadın ekonomik yetersizlikler yüzünden regl dönemi ürünlerine ulaşmakta güçlük çekiyor veya regl dönemlerini sağlıklı bir şekilde geçirebilmek adına bazı fedakarlıklarda bulunuyor. böylesi önemli ve zorunlu bir sağlık ihtiyacının ‘lüks’ başlığı altında değerlendirilmesi milyonlarca kadının hayatını etkiliyor.
regl ürünleri lüks değil ihtiyaçtır!
devamını gör...
