ekşişeyler gibi bir blogun oluşturulması ve kafasözlük yazarlarının bilgi birikimlerinin internete açılması. bedava içerik üretiyorum burada size, üç-beş-sekiz beğeniye çalışıyoz valla.
devamını gör...

rahatsız arkadaş veriyor ukdeyi, veriyor ukdeyi. sözlük ahalisine de bu ukteleri doldurma görevi düşüyor. ukteyi dolduran kendini bir nebze yükten kurtarıyor. hem ukteyi dolduran yazar, hem de ukteyi veren rahatsız arkadaş rahatlamış oluyor.
devamını gör...

içimden geldi yazıverdim. deftere not edeceğim artık, söylemeyeceğim.
şuydu canım yazar arkadaşlarım :
"seni öyle seviyorum ki keşke gücüm olsa da seni içime alsam biraz orda gezinsen de anlasan.
seni seviyorum cidden...
bazen anlatılamıyor işte,
ne söylesen de eksik kalıyor gibi.
en güzelinden seni sevmenin tadı yüreğimde derim..."
devamını gör...

iyi ki varsın. *
devamını gör...

an itibarı ile çaylaklıktan terfi eden yeni yazarımız.
satranç konusunda iddialı, bir iki oyun da attık kendisi ile.
emeğine sağlık, pek sevdim kendisini.
devamını gör...

mensubu olmaktan onur duyduğum elit burç.şüphesiz herkese değil,değerimizi anlayana ve bilene.
devamını gör...

"birini sevmeye başlamak, başlı başına bir iştir. güçlü, cömert ve biraz kör olmak zorundasındır. hatta başlangıçta öyle bir an vardır ki, bir uçurumun kıyısına gelir ve atlayarak karşıya geçmek durumunda kalırsın; işte o an düşünmeye kalkarsan aşamazsın o uçurumu."

-jean paul sartre, bulantı
devamını gör...

baskılara boyun eğmeyin arkadaşlar.
devamını gör...

bu da geçer yahu demek. şu fani dünyada her şey gelip geçiyor, her şey değişiyor. bugün mutlu olan yarın mutsuz, bugün mutsuz olan yarın mutlu olabiliyor. demem o ki hiç bir şey kalıcı değil.
devamını gör...

theodor w. storm'un, 1888'de yazdığı, türkçeye hayalet süvari olarak çevrilmiş uzun soluklu hikayesi.

başlangıçta oldukça korkutucu, gizemli bir şekilde başladıktan sonra tamamen bir drama dönüşmüş, insanı okurken yerine çivileyen bir hikaye bu, gerçekten de tanıtım yazılarında geçtiği gibi: insanla doğanın mücadelelerinden bir tanesi.
devamını gör...

m, kemal atatürk, hitler, lokman hekim, rte.
atatürke ülkeyi yeniden refaha kavuşturma meselesi sorardım.
hitlere bizimkiler için fırın kurmk, ve bu fırınları kamulaştırmak yoksa özelleştirmekmi daha iyi diye konuşurduk.
lokman hekim'e bir ilaç bulmasını isterdim ki! bunun zihniyetine gelecek hiç bir nesile bulaşmasın.
devamını gör...

masumdur. keske herkes onun gibi masum olsa. aklima ne geldi bak. bir keresinde bir kadini cok seviyordum. bana kopegim senden daha kiymetli ölsen umurumda olmaz demisti. ama konumuzla bir alakasi yok. anlatmak istedim. o kadin simdi kibrinin bedelini ödüyor.
devamını gör...

herkesin sürekli aynı telden çalıp tarz değiştirmemesi ve katılımcı olmaması sonucu ortaya çıkan gerçek.

ben çok ciddi başlamıştım. şimdi yarı troll-yarı ciddi devam ediyorum. benim gibi başka birkaç kişi daha var. fakat yola nasıl çıktıysa öyle devam eden çok sayıda yazar var. öyle olunca sözlüğün genel havası hep aynı kalıyor. mecbur mu insanlar değişmeye? hayır tabii ki. ben sadece gözlemimi söylüyorum. herkes istediği tarzda takılmakta özgür.

katılımcılığa gelince... radyo programları, dergi, kulüp toplulukları veya discord ortamları gibi yerlerde sınırlı sayıda üye oluyor genellikle. pek iletişim yok yazarlar arasında. oysa genellikle aynı kişiler yazıp çiziyor. bir nevi butik otel gibi takılıyoruz kendi aramızda. biraz daha faaliyet ve aktif ruh fena olmazdı bence.
devamını gör...

afrika'daki (bkz: boshongo) kabilesinin inandığı tanrı.
söz konusu tanrı aynı zamanda boshongo kabilesinin yaratılış efsanesinin başrolü.
...
bumba'nın bir gün feci şekilde midesi ağrıyormuş. sancılar ve kramplar sonrası bumba öğürmüş ve güneş'i kusmuş. güneş ışığını saçarken bir yandan da karalar oluşuncaya kadar suları buharlaştırmış.
bumba yine öğürmüş. bu sefer ay'ı kusmuş. gecenin de gündüzün de artık bir bekçisi varmış ama bumba'nın sancısı dinmemiş. bu sefer birkaç hayvanı kusmuş ve en sonunda da insan çıkmış midesinden.
devamını gör...

"uzaktan sevmeli insan. sesiyle okşamalı onun yanaklarını, bakışlarından almalı onun sıcaklığını. her şiirde onu yazmalı, o ise kendini o cümlelerden bulup çıkartmalı.

uzaktan sevmeli insan. şans eseri dokunuşlarla kelebekler uçuşmalı. en yakın uzağın olmalı. kısacası; uzaktan sevmeli insan."
devamını gör...

ilişki durumu. systemfailed.
devamını gör...

sözde ödev yaparken dinleyecektim, her şeyi bıraktım videoyu izliyorum.
devamını gör...

bir metnin dil ve anlatım, imla, üslup, biçim konularında düzeltisini yapma işi. bu işi yapan kişiler redaktör olarak isimlendirilir. redaktör kişi kimi zaman editörün sorumluluğunda olan işleri de üstlenir.

akademik metinlerde, edebi metinlere nazaran daha rahat yaptığım iş. en azından zaman çekimi, üslup değişiklik göstermiyor ve soyut ifadelerle oldukça nadir karşılaşıyorum. akademik metinlerde standart bir dil olduğu için görece beyin karıncalanmadan halledilebilir buluyorum. edebi metinde düzelti yaparken ise adeta uykularım kaçıyor. metni anlam kaybına uğratmadan düzeltme kaygısıyla kıvranıyorum resmen. kimi metinleri redakte etmek ise hakikaten yeni baştan yazmaktan farksız olabiliyor. bu sebeple yazarının anlatmak istediğini özümsemeden düzelti yapılması ortaya çıkan iş iyi olsa dahi istenenin dışında bir sonuç doğurabiliyor.
devamını gör...

alejandro jodorowsky tarafından 1973 yılında çekilen bir başyapıt. kara mizah anlayışının tabiri caizse pik yaptığı bir film. bunu yaparken de, dünyanın ve toplumun oluşturduğu genel kabullere öyle bir nanik yapıyor ki, insanın keyfini yerine getiriyor. kilise göndermeleri, devlet aygıtına salvoları, kapitalist toplum yapısına ve ekonomik düzenine karşı getirdiği katı eleştiri, ince görmekten çok alenen ve cesurca yapılıyor. aslında filmde o günlerden bugünlere ışık tutan bir yan var. toplumun nasıl bir ahlaki çöküntü yaşadığı ve duyarsızlaştığı ,o dönemler bazında biraz uçuk ve sert imgelerle gösterilmiş olsa da, bugün bizler jodorowsky'nin eleştirildiği örnekleri bizzat yaşıyor ve deneyimliyoruz. kısmi bir ipucu olsa da yazmak zorundayım. misal gözleri ve ağızları bantlanarak kurşuna dizilen çocuklar ve gençlerin olduğu sahnede diğerlerinin bu anları fotoğraflamaya ve filme almaya çalışması, tam da bugünlerde yaşadığımız ve deneyimlediğimiz bir örnek.

sosyal medya dediğiniz şey artık bu işin ve duyarsızlığın adresi olmuş konumda. insanların yaşadıkları dramların pazar malzemesi edildiği, bunlar üzerinden prim kazanmak isteyen medya maymunlarının ortada arzı endam ettiği, bir dönemi yaşıyoruz. yani jodorowsky'nin kurgusunun gerçeğini yaşıyoruz. ha o sahnede 68 öğrenci olaylarına bir gönderme var elbette lakin yaşanan duyarsızlaşmanın aynısını yaşadığımız bir vakıa. işte bunun gibi yığınla sahne barındırıyor kutsal dağ ve ciddi anlamda nalına mıhına çakıyor. tabi filmi izlememiş olanları düşünerek, mümkün mertebe bu sahnelerden bahsetmemeye çalıştım. ama her geçiş ve her sahne değişiminde size üzerine düşüneceğiniz ve tartışabileceğiniz yığınla materyal çıkacağının garantisini verebilirim. filmin her anında mesaj bombardımanı altında kalıyorsunuz ve aslında bu film üzerine düşünürken, uğramadığınız düşünce limanı kalmıyor. bu dünyaya ve insana dair ne varsa ahanda işte orada duruyor. gerisi size kalmış...
devamını gör...

kitaplarıı okumadım ama tek kelimeyle muhteşem bir film. beğenmeyen sinema cahillerini kale almayınız. senelerdir çocuklara hitap eden marvel filmlerini izlemeye alıştıklarından kaliteli bir film nasıl olur unutmuşlar.

efendim sinemada bir şey anlatılmaz, gösterilir. marvel filmlerinde olduğu gibi her şeyin diyaloglarla anlatıldığı filmler kalitesizdir. tabi bunu da izleyici kitlesinin yaşını düşürmek için yaparlar.

kaliteli bir filmde ise vücut dili, sahne ve sembolizm ön plandadır. yani hikaye kulağınıza değil gözünüze anlatılır. dolayısıyla kaliteli bir filmi yalnızca yeterli hayat tecrübesine ulaşmış yetişkinler anlar ve bundan zevk alır. işte dune da böyle bir film.

normalde dune olayların çoğunun karakterlerin zihninde gerçekleştiği için sinemaya düzgün bir şekilde aktarılması imkansız olarak görülen bir kitap imiş. ama denis villeneuve gibi hikayeyi göstermeyi ve oyuncuları doğru seçmeyi bilen bir yönetmenin eline düşünce böyle güzel bir film ortaya çıkmış. kendisinin bir sinema dehası olduğuna bir kez daha iman ettim. bir film bu kadar mı güzel olur; sanki bir rüya görmüşüm gibi.

ne diyeyim özlemişim kaliteli film izlemeyi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim