tarihi bir görsel bırak
devamını gör...
ömür hanımla güz konuşmaları
şükrü erbaş’a ait harika eser.
“kimseler görmedi ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.
içimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş
ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim
olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına,
ben geçtim...yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir
saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde,
ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. beni cam kı-
rıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü
ve dağınıklığı ile... yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.
ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. saatlerce dayak
yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. ürperiyorum. bir
at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın so-
kaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. içimde bir çocuk,
yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş
umut ölülerini çiğneyerek. sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,
yanılmış bir çocukluk olmasın ömür hanım?”
“kimseler görmedi ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim.
içimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş
ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim
olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına,
ben geçtim...yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir
saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde,
ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. beni cam kı-
rıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü
ve dağınıklığı ile... yükümü yanlış bedestanlara çözdüm.
ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. saatlerce dayak
yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. ürperiyorum. bir
at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın so-
kaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. içimde bir çocuk,
yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş
umut ölülerini çiğneyerek. sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,
yanılmış bir çocukluk olmasın ömür hanım?”
devamını gör...
rogerio ceni
1992 ile 2015 tarihleri arasında oynamış brezilyalı eski kaleci. toplam kariyeri boyunca bir çoğu penaltıdan geri kalan kısmı ise frikikten olmak üzere 131 gol atarak, gelmiş geçmiş en çok gol atan kaleci ünvanının sahibi olmuş. 18 kez brezilya milli takımının kalesini de koruyan ceni, şu sıralar brezilya ekiplerinden flamengo'nun teknik direktörlüğünü yapıyor.
devamını gör...
zeyrek camii
istanbul'da zeyrek semtinde bulunan, 11. yüzyılda bazilika olarak inşa edilip fatih sultan mehmet döneminde camiye çevrilen yapı. pantokrator manastır kilisesi olarak da bilinir. ayasofya'dan sonra en büyük ikinci ibadethane.

yapı bitişik 3 ayrı kiliseden oluşuyor. ii. ioannes döneminde eşi eirene tarafından 1118 yılında güneydeki ilk yapı inşa edilmeye başlanmış. 1124'te, ölümünden sonra imparator tarafından kuzeyde bir kilise ve iki yapıyı birleştiren bir şapel daha eklenerek tamamlanmıştır. imparator, imparatoriçe ve hanedan mensupları buraya gömülmüştür. bizans imparatorlarının mezarlarının bulunduğu bir diğer kilise olan havariyyun kilisesi yani fatih camii'ni de hatırlatayım.
manastır kompleksi, 50 yataklı bir hastane, yaşlılar yurdu, tıp okulu, eczane ve ayazmadan oluşuyordu.
istanbul'un fethinden sonra yapı camiye çevrilmiş ve istanbul'un ilk medresesi burada açılmıştır. caminin adı buradaki ilk müderris olan zeyrek mehmed efendi'den gelmekte.
cami olduktan sonra yapının içinde bir çok değişiklik meydana gelmiş. 1766 depreminden sonra zarar gören yapı onarılarak bugünkü halini almış. bugüne kadar bir çok restorasyon sürecinden geçen yapının sadece güney bölümü cami olarak kullanılıyor.

hem osmanlı hem bizans dönemini içinde barındırdığı için, hem kilise hem cami olduğunu bilerek gezdiğinizde bizans döneminden kalmış olan ayrıntıları da görüyorsunuz. bildiğim kadarıyla diğer yapılar da ziyarete kapalı. gezme imkanı olsa güzel olur.

ayasofya kadar merkezi bir bölgede olmadığından olsa gerek, ne zaman gitsem içerisi çok sakin. yapının duvarlarını kullanarak futbol oynayan çocukları görebilirsiniz. hemen yanındaki istanbul kitapçısı'nda süleymaniye ve eminönü manzarasına karşı oturup dinlenmek de pek güzel oluyor.
son olarak buraya gelirken önce süleymaniye camii'ni gezip vefa'dan geçerek gelmenizi öneririm, yol üzerinde görecek bir çok tarihi eser var.
kaynak1 kaynak2 görsel kaynak: ben.

yapı bitişik 3 ayrı kiliseden oluşuyor. ii. ioannes döneminde eşi eirene tarafından 1118 yılında güneydeki ilk yapı inşa edilmeye başlanmış. 1124'te, ölümünden sonra imparator tarafından kuzeyde bir kilise ve iki yapıyı birleştiren bir şapel daha eklenerek tamamlanmıştır. imparator, imparatoriçe ve hanedan mensupları buraya gömülmüştür. bizans imparatorlarının mezarlarının bulunduğu bir diğer kilise olan havariyyun kilisesi yani fatih camii'ni de hatırlatayım.
manastır kompleksi, 50 yataklı bir hastane, yaşlılar yurdu, tıp okulu, eczane ve ayazmadan oluşuyordu.
istanbul'un fethinden sonra yapı camiye çevrilmiş ve istanbul'un ilk medresesi burada açılmıştır. caminin adı buradaki ilk müderris olan zeyrek mehmed efendi'den gelmekte. cami olduktan sonra yapının içinde bir çok değişiklik meydana gelmiş. 1766 depreminden sonra zarar gören yapı onarılarak bugünkü halini almış. bugüne kadar bir çok restorasyon sürecinden geçen yapının sadece güney bölümü cami olarak kullanılıyor.

hem osmanlı hem bizans dönemini içinde barındırdığı için, hem kilise hem cami olduğunu bilerek gezdiğinizde bizans döneminden kalmış olan ayrıntıları da görüyorsunuz. bildiğim kadarıyla diğer yapılar da ziyarete kapalı. gezme imkanı olsa güzel olur.

ayasofya kadar merkezi bir bölgede olmadığından olsa gerek, ne zaman gitsem içerisi çok sakin. yapının duvarlarını kullanarak futbol oynayan çocukları görebilirsiniz. hemen yanındaki istanbul kitapçısı'nda süleymaniye ve eminönü manzarasına karşı oturup dinlenmek de pek güzel oluyor.
son olarak buraya gelirken önce süleymaniye camii'ni gezip vefa'dan geçerek gelmenizi öneririm, yol üzerinde görecek bir çok tarihi eser var.
kaynak1 kaynak2 görsel kaynak: ben.
devamını gör...
telefonu şarjda kullanmak
telefonu ilk aldığım zamanlar asla yapmazdım, içim yanardı ama hevesi alınca sarjdaymis, dolmuş dolmamış önemi kalmadı*.
devamını gör...
aldattıktan sonra yapılmaması gerekenler
gidip karşıdakinden özür dileyin ve eğer ayrılmak istiyorsa saygı duyun. bir saçmalık yaptınız bari arkasında durun.
devamını gör...
hukuk okumak
entelektüel birikimin had safhada olması gereken bir eylemdir fakat okuyanlarda bunu görememek üzücü.
devamını gör...
üzücü ama gerçek sözler
"içte tutulan gözyaşları akıtılanlardan daha acıtıcıdır"
-stefan zweig
bu sözün gerçek olduğunu gözyaşlarımı içime attığım dışarıya akıtamadığım zamanlarda anladım.
-stefan zweig
bu sözün gerçek olduğunu gözyaşlarımı içime attığım dışarıya akıtamadığım zamanlarda anladım.
devamını gör...
büyük britanya
başka bir deyişle uzerinde güneş batmayan imparatorluk.
sanayi devrimi ile birlikte artan ham madde ihtiyacı üzerine ebesinin bir tarafına kadar gidip orayı bir kene gibi sömüren, sadece sömürmekle kalmayıp kendi kültürünü de mükemmel bir profesyonellik ile empoze eden devlet. hükümdarı ise, commonwealth'in* başıdır.
sanayi devrimi ile birlikte artan ham madde ihtiyacı üzerine ebesinin bir tarafına kadar gidip orayı bir kene gibi sömüren, sadece sömürmekle kalmayıp kendi kültürünü de mükemmel bir profesyonellik ile empoze eden devlet. hükümdarı ise, commonwealth'in* başıdır.
devamını gör...
deprem mi oluyor hissi
birçok deprem yaşadıktan sonra, hele de bu depremlerin bazılarına yalnız yakalandıktan sonra bünyeme yerleşen his. gitmiyor, geçmiyor maalesef. sürekli bir panik hali. mesela bir dönem evde kalamayıp şantiyeye gittiğim günleri biliyorum, sırf prefabrik diye.
devamını gör...
kitaplardaki en etkileyici giriş cümlesi
eğer bu kitabı okumaya niyetliyseniz vazgeçin. birkaç sayfa okuduktan sonra burada olmak istemeyeceksiniz. bu yüzden unutun gitsin. gidin buradan. hâla tek parçayken hemen kaçın.
kendinizi kurtarın. televizyonda mutlaka daha iyi bir şeyler vardır. ya da madem bu kadar boş vaktiniz var, gidin bir akşam kursuna falan katılın. doktor olun. kendinizi adam edersiniz belki. kendinize bir akşam yemeği ziyafeti çekin. saçınızı falan boyayın. artık gençleşmiyorsunuz.
burada anlattığım şeylere kafanız iyice bozulacak. sonra her şey daha da kötü olacak.
chuck palahniuk - tıkanma
daha iddialı bir giriş cümlesi olamaz herhalde. yazar, az daha ikna ediyordu beni. kitabı bırakıp erkek halimle saçımı boyatmaya gidiyordum...*
şaka bir yana, yazar bu iddialı girişini dikkat çekmek ya da popüler olmak için yapmıyor. çoğu insan gibi yazar da modern toplum çıkmazına saplanmış ve bu bataklıktaki herkesin köleleştirilmiş olduğunu, insanların kurma bebeklere döndüğünü düşünen bir anarşist. wake up neo minvalinde fakat anarşist olduğu için biraz daha aykırı sayılan bir uyanma şekli belki.
kendinizi kurtarın. televizyonda mutlaka daha iyi bir şeyler vardır. ya da madem bu kadar boş vaktiniz var, gidin bir akşam kursuna falan katılın. doktor olun. kendinizi adam edersiniz belki. kendinize bir akşam yemeği ziyafeti çekin. saçınızı falan boyayın. artık gençleşmiyorsunuz.
burada anlattığım şeylere kafanız iyice bozulacak. sonra her şey daha da kötü olacak.
chuck palahniuk - tıkanma
daha iddialı bir giriş cümlesi olamaz herhalde. yazar, az daha ikna ediyordu beni. kitabı bırakıp erkek halimle saçımı boyatmaya gidiyordum...*
şaka bir yana, yazar bu iddialı girişini dikkat çekmek ya da popüler olmak için yapmıyor. çoğu insan gibi yazar da modern toplum çıkmazına saplanmış ve bu bataklıktaki herkesin köleleştirilmiş olduğunu, insanların kurma bebeklere döndüğünü düşünen bir anarşist. wake up neo minvalinde fakat anarşist olduğu için biraz daha aykırı sayılan bir uyanma şekli belki.
devamını gör...
ahmet inam
''aşk; bütün dünyayı düşman belleyip leyla'yı sevmek değildir, leyla'da bütün insanlığı sevmektir.''
sözlerinin sahibi 'gönül felsefecisi'.
sözlerinin sahibi 'gönül felsefecisi'.
devamını gör...
hayâ
utanma duygusu anlamına gelen kelime.
devamını gör...
piyade er tarık tarcan
şehidimiz.
tüylerim diken diken oldu okurken.
gencecikmiş, yavrucum ya, allah ailene sabır versin.
mekânın cennet olsun.
böyle haberlere okurken gözyaşlarımı tutamıyorum.
sana bunu yapandan, rabbim alsın intikamını.
tüylerim diken diken oldu okurken.
gencecikmiş, yavrucum ya, allah ailene sabır versin.
mekânın cennet olsun.
böyle haberlere okurken gözyaşlarımı tutamıyorum.
sana bunu yapandan, rabbim alsın intikamını.
devamını gör...
ışid'in yok ettiği tarihi miras
bazı yerleri put kırıyoruz reklamları için patlatsalarda, büyük kısmını "birilerine" sattıkları söyleniyordu. muhtemelen 50 sene sonra ortam sakinleşince bir ülkenin müzesinde çıkar.
devamını gör...
carl friedrich heinrich werner
carl friedrich heinrich werner, 4 ekim 1808 - 10 ocak 1894 yılları arasında yaşamış alman bir suluboya ressamıydı. goethe'den de eğitim almış alman aktriss christiane becker-neumann'ın torunu, bir şarkıcı ve piyano öğretmeninin oğluydu. almanya'da, weimar şehrinde doğan werner; leipzig, londra, münih, venedik, kahire, atina gibi şehirlerde de bulunacak, eserler üretecekti.
werner aslında ilk önce marangozluk öğrenmişti. daha sonra 1824 yılında leipzig sanat akademisi'ne giderek veit hanns schnorr von carolsfeld'den eğitim aldı. 1829 yılında almanya'ya gidip friedrich von gärtner'in yanında bir süreliğine mimari eğitim de almıştı. kendisini öne çıkardığı ilk eserleri mimari tasvirlerdi. dresden'de bir sergi açtı ve bu güzel sanatlar akademisi müdürünün dikkatini çekti. 1831 yılında resmen resme geri dönen sanatçı kendisine italya kapılarını açacak bir burs bulmuş, 1850 yılına kadar orada kalmıştı. -italya'ya gitmesinde goethe'nin cesaretlendirmesinin de payı olduğu söylenir.- venedik, bologna, floransa ve roma gibi şehirleri görme fırsatı bulan werner, iskoç ressam george august wallis'in kızı giuditta wallis ile evlendi. 1842 yılında, kendisi gibi ressam olacak oğlu rinaldo werner dünyaya gelecekti.
roma'daki alman sanatçılar derneğine üye olan -başka dernek ve topluluklarda da bulunmuştu- hatta bir süre başkanlığını yapan ressam avrupa'da da belirli noktalarda, özellikle ingiltere'de ve diğer bazı avrupa ülkelerinde sergiler açtı. daha sonra gezmeye devam eden werner, ispanya, yunanistan gibi ülkelere gitti. 1856 yılına leipzig'e geri döndü. ve 1894'teki ölümüne kadar buradaki kraliyet sanat akademisinde suluboya dersleri verdi. eserleri victoria ve albert müzesi, venedik müzesi ve berlin'deki ulusal galeri gibi yerlerde rastlayabileceğiniz sanatçı, suluboya sanatında zamanının önde gelen isimlerinden biriydi; ludwig passini, georg von rosen gibi sanatçılara eğitim vermişti.
kaynakça ve daha fazlası: wikipedia, britishmuseum.org, 1stdibs.com, mutualart.com, alfineart.com, rkd.nl
werner aslında ilk önce marangozluk öğrenmişti. daha sonra 1824 yılında leipzig sanat akademisi'ne giderek veit hanns schnorr von carolsfeld'den eğitim aldı. 1829 yılında almanya'ya gidip friedrich von gärtner'in yanında bir süreliğine mimari eğitim de almıştı. kendisini öne çıkardığı ilk eserleri mimari tasvirlerdi. dresden'de bir sergi açtı ve bu güzel sanatlar akademisi müdürünün dikkatini çekti. 1831 yılında resmen resme geri dönen sanatçı kendisine italya kapılarını açacak bir burs bulmuş, 1850 yılına kadar orada kalmıştı. -italya'ya gitmesinde goethe'nin cesaretlendirmesinin de payı olduğu söylenir.- venedik, bologna, floransa ve roma gibi şehirleri görme fırsatı bulan werner, iskoç ressam george august wallis'in kızı giuditta wallis ile evlendi. 1842 yılında, kendisi gibi ressam olacak oğlu rinaldo werner dünyaya gelecekti.
roma'daki alman sanatçılar derneğine üye olan -başka dernek ve topluluklarda da bulunmuştu- hatta bir süre başkanlığını yapan ressam avrupa'da da belirli noktalarda, özellikle ingiltere'de ve diğer bazı avrupa ülkelerinde sergiler açtı. daha sonra gezmeye devam eden werner, ispanya, yunanistan gibi ülkelere gitti. 1856 yılına leipzig'e geri döndü. ve 1894'teki ölümüne kadar buradaki kraliyet sanat akademisinde suluboya dersleri verdi. eserleri victoria ve albert müzesi, venedik müzesi ve berlin'deki ulusal galeri gibi yerlerde rastlayabileceğiniz sanatçı, suluboya sanatında zamanının önde gelen isimlerinden biriydi; ludwig passini, georg von rosen gibi sanatçılara eğitim vermişti.
kaynakça ve daha fazlası: wikipedia, britishmuseum.org, 1stdibs.com, mutualart.com, alfineart.com, rkd.nl
devamını gör...
kral kaybederse
kendi hayatınızıda sorgulayacağınız, kader motifinin insanı nasıl terketmediğini göreceğiniz gülseren budayıcıoğlu kitabı. kenan baran’ın hikayesini konu alıyor. zaman zaman kenan’a kızarken bulacaksınız kendinizi. tüm kitapları gibi edebi yönü olmayan ancak psikolojik yönü ağır basan bir kitap.
"mutluluk yaramaz, hareketli, yakalanması çok zor bir kuştur"
"mutluluk yaramaz, hareketli, yakalanması çok zor bir kuştur"
devamını gör...
içinde doktor geçen şarkılar
o zaman bir teoman iyi gider.
devamını gör...


