ekşi sözlük'teki hemen her yazardır.
çünkü en büyük makine ve en yüksek libido onlardadır.
kaslı demiş miydim?
devamını gör...

hayatta kalmamızı ve öğrenmemizi sağlayan yegâne olgu.

acı kendi içinde kabaca 3'e ayrılıyor ama bu acıların sınırları çok net değildir baştan söyleyeyim.

fiziksel acı en basit anlatımla şudur; herhangi bir yerinize dışsal veya içsel bir zarar gelirse ve vücut bütünlüğünüz bozulmaya uğrarsa sinir hücreleri beyninize bunu iletir ve sizi o eylemden uzak tutmaya çalışır neticesinde acı çekeriz. örneğin ateşe değerseniz ateşe değme durumunuzun devam etmemesi için acı çekersiniz ve bu teması sonlandırırsınız.

psikolojik / zihinsel acı bu acı da fiziksel acıya benzer. temel ihtiyaçlarınıza herhangi bir saldırı olduğunda -seks, yemek, barınma- beyniniz size bu durumu bildirir ve sonucunda acı çekmiş olursunuz. farz-ı misal sevgilinizden ayrıldınız üreme -seks- ihtiyacınız zarar görür ve beyniniz size bu durumun devam etmemesi için acı çektirir ya sevgilinize dönersiniz yâda başka bir sevgili bulursunuz. *buradaki sevgili fuckbuddy de olabilir. lovebuddy de olabilir. pavyondaki veya striptiz kulübündeki insan da olabilir.

duygudaşlık/sempati acısı; bu da evrimsel bir tepki. diğer ikisine benzer ama daha kapsamlısıdır. sadece bireysel değil türsel bir acıdır. televizyon izlerken biri birine vurduğunda dişlerimizi sıkmamız vs bu sebeptendir. diğer memelilerde de vardır. bütün primatlar refleks olarak bunu yapar. insan yavrusunu sahiplenen goril vs... ayna nöronlar karşınızda gördüğünüz acıyı sizde simule ederek türünüzü bazen de canlılığı korumak için yaşanan durumun devamlılığını bitirmek için tepki yaratır: acı çektirir. tecavüze, şiddete gösterdiğimiz tepki bu acı sebebiyledir.

başta dediğim gibi bu acılar kesin sınırlarla ayrılmaz. ortak özelliklerinden bazıları şunlardır; uzun süre maruz kalırsanız duyarsızlaşırsınız. yıllarca yumruğunuz üzerinde şınav çekerseniz yumruk bölgesindeki sinir hücreleri ölür veya yavaşlar ve artık yumruk attığınızda canınız yanmaz. muay-thai dövüşçülerinin kaval kemiği de aynı şekilde low-kick atmaktan acı çekemez olur.

psikolojik acıya da uzun süre maruz kalındığında beklentilerinizden vazgeçmenize sebep olur ve acı süreçlerini hissetmemize sebep olur. hayatları boyunca birçok insan kaybetmiş insanların -genelde yaşlılar- ölümle yeni tanışan insanlara göre -genelde gençler - daha az acı çekmesini sebebi de budur. biz ise buna halk arasında "güç " deriz. psikolojik dayanıklılık -résilience - ile karıştırılmaması gerekir.

duygudaşlık/sempatik acı ise neredeyse hissedilemez konuma gelmiştir. güdümleme ve bilgi çarpıtma ile binlerce insanın ölümü küçük puntolarla yazılır, 5 dakikalık haber videoları ile izlettirilir. biz de bunun sonucunda acıyla uzlaşırız ve türümüzü korumamız için çektiğimiz acıyı hissedemeyiz. kısacası türümüze ihanet ederiz. daha fazla kaynak isteyen duygudaşlık acısı ve ayna nöron konusuna bakabilir. kropotkin'in etik anlayışına bakabilir.
devamını gör...

voca.ro/1kRon5CfbdWn
devamını gör...

çok güzelim
128 milyar dolar nerde?
devamını gör...

kolay kolay kimse hatasını kabul etmez bu lafcı ve cehaletin dolu olduğu toplumda.
kişi, hatamı kabul ediyorum diyorsa cesareti için de ayrıca teşekkür etmek lazım.
devamını gör...

ne kadar acı! o çocuğun şuan nasıl bir ruh halinde olduğunu tahmin edebilirsiniz. empati yapıyorum da o kadar küçük yaşta benim başıma böyle bir şey gelseydi bir daha baba lafını bile kullanamazdım. gördüğümde korkardım bir kere. bu tarz olaylarda çocuklar psikolojik olarak çok zarar görüyor. bu da beni çok üzüyor. ya küçücük, günahsız, büyüyle alakası bile olmayan -ki hala bunlara inanan bir zihniyet var bu da çok acı- bir çocuğa sen nasıl böyle bir travma yaşatabilirsin. gerçekten her geçen gün insanlardan da bu saçma düşüncelerinden de etimle, kemiğimle, tüm benliğimle daha da çok nefret eder oldum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

7-8 tane alıntı defterim var, aralara kendi yazılarımı karalarım. resim için karalama defterim yok fakat kağıt üzerinde birçok çalışmam var.
devamını gör...

şakacı şirindir. kafası bir milyondur.
devamını gör...

fark yaratabilen arıdır.
iyi veya kötü, sürüden ayrılmayı başarmış olandır.

edit: bu arada bu başlık bir yazar nickiymiş. biz de yazdık öyle kafadan.
devamını gör...

2000 yılı yapımı, yönetmenliğini m.night shyamalan’ın yaptığı ve başrollerinde bruce willis ve samuel l. jackson’ın olduğu gerilim filmi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

poster kaynak: tr.m.wikipedia.org/wiki/%C3...

konusu gerçekten ilginçtir. her ne kadar filmin işleyişi süper kahramanlığa evrilse de, filmdeki hastalıklar gerçektir. filmin bizdeki gösterim ismi ‘ölümsüz’ olarak çevrilmesinin nedeni de budur belki de. aslında ‘kırılmaz’ baş kahraman david için daha uygun olurdu.

david(bruce willis) , büyük bir tren kazasından sağ kurtulan tek kişidir. bırakın yaralanmayı, sıyrık bile yoktur. sonra elijah (samuel jackson) ile karşılaşır. elijah ise david’in zıttıdır ve can kemik hastalığından mustariptir. hayatı bu nedenle hep acılarla geçmiş ve odasında kendisini yalnızlığa hapseden bu hastalıkla , çizgi romanlar ile yakın arkadaş olmuştur. elijah, hastalığını okuduğu çizgi romanlarla harmanlamış ve dünyada kendisinin zıttı olduğuna inanmıştır. ying-yang yani. david ile sohbetlerinde onu süper kahraman olduğuna ikna etmiştir. david de sokaklarda adaleti sağlamaya başlar.

david’in hastalığı da marsili sendromu’na benziyor. yaşadığı olağanüstü durum tam olarak bu sendrom olmasa da , benzerliği bulunmakta. bu sendromda kemik kırılsa da acı hissetmeme durumu varken, david’in durumunda kırılma söz konusu bile değil.

neyse efendim, samuel’ın oyunculuğu, oynadığı rolün nispeten hareketsiz olmasına rağmen gerçekten başarılıydı. bu filmin ayrıca devamı da çekildi diye hatırlıyorum: glass.

sonu sürpizli filmler sevenler için ,sonda büyük olmasa da bir sürpriz barındırıyor. en azından kopya vermeden, büyük kazalarla ilgili diyeyim.

genel olarak değerlendirirsem, konusunun dikkat çekiciliğine rağmen, filmin işleyişi bana göre zayıf kalmış. sevdim, ama öyle etkisinde kaldığım söylenemez. iyi seyirler.

imdb: 7,3/10
benden:7/10.
devamını gör...

bilirim ponçiklik sevmez, nickaltı edebiyatı sevmez ama fakat ve lakinki solda görünce dayanamam belirtmek isterim kendisini sevdiğimi. evet bak tanımlarına değil övgüler, okuyorum beğeniyorum ama kendisini seviyorum. çok minnoş birisi. doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar annem, biz onuncu köyden selam ederiz, boşver. çokta kibar, kırılgan bir yapısı var, üzmeyelim ponçitamızı.
devamını gör...

44'ünde de aynı şekilde düşünecektir.
devamını gör...

son dönemde görmekten illallah ettiğim hadise. bütün psikoloji öğrencileri koşarak yapışıyorlar. bir dünya para veren bdt eğitmenleri türedi. saçma sapan bir dernek kurup oranın üzerinden belge ile 4-5 bin liraya eğitim veriyorlar. buradan herkesi uyarıyorum. öncelikle psikologlar ve psi. öğrenileri. bdt almakla terapist olunmaz. klinik psikoloji yüksek lisansı sonrası bir ekol seçiniz. insanlara sesleniyorum. evet bdt sağlam ve başarılı bir ekoldür. ama klinik psikoloji yüksek lisansı yapmayan psikologlardan terapi almayın. bunun yaygınlaşmasını önleyin. aralarında illaki yüksek lisans yapmamış ama iyi arkadaşlar çıkacaktır. yüksek lisans yapmış ama kötü klinik psikolog da çıkabilir. ama kural nizam olmazsa ortalık karışır. bir düzen bir nizam oluşmaz.

not: zamanında yukarıdaki bilgileri yazmıştım. bilgileri değiştirmiyorum. zamanında bulduğum bulgular yukarıdaki gibi düşünmemi sağlıyordu ancak okuduğum yeni araştırmalara göre bdt pek de bir halta yaramıyor. bilimsel dedikleri makalelerinin çoğunda kontrol grupları ya kurgu ya da çok vahim durumda. yapılan yüzlerce araştırma içinden sadece 14 tane araştırma doğru düzgün kabul edilmiş durumda. bu 14 araştırma da hali hazırda "daha başarılı" olduğuna dair bir bulgu yok. konuyla ilgilenen arkadaşlar için ve kaynaklara ulaşım için şu videonun içinden bahsedilen yerlere ulaşabilirler: jonathan shedler - where is the evidence for evidence-based therapy?
videonun türkçe'ye çevrilmiş hali terapicaps sayfasında var. link buradan
devamını gör...

2015. o yıldan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı, hiçbir şey...
devamını gör...

bu halk, yaşamadan, başına gelmeden hiçbir şeyi öğrenmiyor, anlamıyor.
yani illa burnu boka bir batacak , ondan sonra görecek anyayı konyayı.
bu nedenle, dibe yaklaştık da, bu yetmiyor, iyice dibe vurmamız gerek.
ondan sonra belki şöyle bir silkelenip, kendimize gelmeye çalışılabilir...

haa, bu arada etken ne derseniz de ,
tek kelimeyle din derim.

toplumlar, ne zaman dinin esiri olmuşlarsa, hepsi bundan fayda yerine zarar görmüştür.

avrupa bunu yaşadı. 1789 larda da farkına vardı, dini ve din adamlarını olması gerektiği yere, kiliseye soktu, rahata huzura refaha kavuştu. avrupa ondan sonra avrupa oldu. öncesinde kaosun hakim olduğu, tıpkı bugünkü müslüman toplumlarda yaşananlar vardı avrupada da ...
bu, dini dışlamak, dini reddetmek veya halk tabiriyle dinsizlik değil,
dinin olması gerektiği gibi yaşanması yolunda adım atmaktır.

ınsanların asgari ücret denilen bir kölelik düzeni altında yaşam savaşı verdiği bir ülkede yöneticiler,
' ya allah bismillah ' diyerek 2. 3. 4. sarayın temelini atıyorsa, orada gerçekten çok ciddi sorunlar vardır ...
devamını gör...

gayet normaldir. fatih terim'in bile maaşlı eleman olarak adlandırılıdığı yerde ki haklıdır böyle adlandırılması gayet normaldir. o maaşlı elemandır. sen de sözlüğün gönüllü elemanısın. ayrıca ne amaçla yazdığını bilemem ama art niyetli olduğu kanısında da değilim.

cumhurbaşkanı örneği verilmiş ama sap ile saman karışmış orada biraz. cumhurbaşkanı bana kendi vatandaşım diyemez zira ben türkiye cumhuriyeti vatandaşıyım ve ben ya da benim gibi türkiye cumhuriyeti vatandaşları seçerek onu oraya getirdi.

ama patronum bana pek tabii işçim diyebilir. zira onun işletmesinde para karşılığı çalışıyorum. hiçbir zorunluluğum yok orada çalışmakla ilgili ve onun da beni çalıştırmakla ilgili.

ekleme: örnek verince kendimizi işçi gördüğümüzü düşünen tipler verdikleri örnekle yoldaş'ı da cumhurbaşkanı diye hayal edip diğer insanları yermek için kullandıkları kraldan çok kralcı olmuyorlar ellaam. * kimsenin işçisi de değilim savunucusu da. yoldaş'a da "şey" edecek bir durumum yok. ama sizdeki bu alınganlık hayret ettiriyor insana. takılmayın bu kadar ya hu.
devamını gör...

yönetimin böyle aşağılayıcı, küçük düşürücü ve bölücü başlıklara mal mal bakıp izlemesi daha korkunç değil mi?
kafayı radyo yayınlarına taktıkları kadar sözlüğe kalite getirmeye de taksalardı keşke.
devamını gör...

hayde gidelum hayde.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

açılım sürecini, şehirlerin, üniversitelerin terörist yuvası haline geldiğini, şehirlerde patlayan bombaları ne çabuk unuttunuz. ülkesini seven ve olanları sindiremeyen iyi yetişmiş düzgün bir anne babanın tek evladı fırat'ın bunu sindiremeyip kendinden sonra gelecek gençlerin bu ortamlarda bulunmasına göz yummayıp mücadele etmesi mi magandalık oluyor. evet keşke bunlar hiç yaşanmasaydı. ama fırat yılmaz çakıroğlu taşlı sopalı karşıt görüş kavgasında öldürülmedi. üstelik kendisini öldürenin pkk ile bağlantısı ispatlanmışken cezası verilmişken kalkıp sırf görüşlerinden ötürü şehit değildir demek büyük aymazlıktır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim