normal sözlük yazarlarının oy vermiyor olması
evet kesinlikle okuyup oy vermeyen çok yazar olduğunu düşünüyorum,
bu tip yazarlar hem okuyor, hem beğeniyor, birde içinde bir şeye takılıyor, çünkü bu karakterler böyle, yemeyip içmeyip mesaj yazacak kadar ilgileniyor aslında yazdıklarınızla, sonra da diyorki mesela, yazıda bi açık yakalamış kendince, onu söylüyor, "ay o kadar öyle şeylermi yaşadınız" ya da "orda onu yapamadınızmı ahahahah, ehe ühe... "
ben oraya bütün olarak bir hikaye yazıyorum, adam bana parmağıyla düştüğüm yeri gösterip gülüyor, ben sanki bilmiyorum ne yazdığımı, ama o anlatmak istediğimi değilde, güya benim üzüleceğim, belki utanacağım kısımdan konuşmak istiyor... çünkü oralardan beslenen insanlar bunlar...
bence hayatta kendine yer edinememiş, kendi eksikliklerini, başkalarının güya eksikliklerinin yaygarasını yaparak bastıran, egosunu tatmin eden insanlar,
bu şekilde kendini önemli hisseden insanlar...
beğeni yapmıyor ama, mesaj yazmaya üşenmiyor, iyi niyetle okumuyorlar çünkü, ben yine de kendisini anlamak için soruyorum, "beğeni yapmamışsınız, beğenmediğiniz bir tanım için, neden bana mesaj yazıyorsunuz? beğenmediyseniz, neden üzerine düşünüyorsunuz? yorum yapıyorsunuz? öyleyse de eyvallah, neye katılmıyorsunuz filan diye soruyorum...
aldığım cevap şu;
ben herkese, her tanıma beğeni yapmıyorum, zor beğeniyorum...
okuyup, gülüp eğlenip, öğrenip, beğeni yapmıyorsun, yapılan şey tam olarak budur, aslında ayıptır da, bu da o yazarın karakteriyle alakalıdır, kibirdir bu, yapacak bir şey yok, çünkü maalesef bunlardan çok var...
benim önerim, watsup daki durum gibi, diğer uygulamalardaki hikayeler gibi, profile yada tanımlara girenler, bir şekilde teknik olarak mümkünmü onu bilmiyorum ama, ziyaretçi trafiği açık açık görülsün, sayfada kalma süresi filan, sayı olarak görülsün, bence yazarları çok motive edecektir,
okuyorlarsa görünsünler... öyle hem okuyup, hemde günahını vermeyenlerin, mecburen yazısını okuduğu yazara katkısı olsun...
yoldaşcım bunu bir düşünün derim nacizane, çünkü ben gerçekten iyi bir yazıyı sadece 20 kişinin, yada 50 kişinin okuduğuna ve beğendiğine inanmıyorum,
birde beğeni yapanların durumu var,
ben birkaç kez yaşadım, her ne kadar yazdıklarını seri olarak okuyup beğensemde, kendisini tanıyamadığım için, sanırım 3 kişinin filan nickaltı için yazdığı yazıyı "sadece beğeni yapmamdan" bahsettiği için silmelerini rica ettim,
ben seri beğeni aldığım zaman, telefondan kaçıyorum, mahcup oluyorum, tabiiki çok memnun oluyorum, ne biliyim o kişiyi gördüğümü belli etmek istemiyorum, rahat rahat okusun diye, daha sonra bende iadeyi ziyaret yapıp, onun yazdıklarını okuyorum, ve gerçekten beğenmezsem beğeni yapmıyorum yazdıklarına, ve "okuduğu için" teşekkür ettiğim bir mesaj yazıyorum, kendisi ile ilgili bir fikrim oluşursa da, nickaltı na yazıyorum, bu iş böyle olmalı,
profilinize girip yazdıklarınızı okuyan kişiyi, koşa koşa nickaltı na yazıp, anons etmek nedir, bu benim bütün tanımlarımı okudu, üst üste beğendi diye ilan edince ne oluyor, he çok beğendi seni, söyledin herkese, ne oldu, başın göğemi erdi, yazacak başka bir şeyin yok demekki...
maalesef bu yazarlar, hemen şaşırıyorlar, arkadaşım, hiçmi kimse yüzüne bakmadı senin, hiçmi takdir edilmedin hayatında, mesajları da bir tuhaf oluyor, sanki ben okuduğum için değilde, onun dikkatini çekmek için yaptım filan sanıyorlar, böyle bir üstüne alınmak yok yani, o zaman insan düşünüyor, bu yazıları yazan akıl, bu akıl olamaz diye, insanı düşündürüyorsunuz yani...
yoldaş bu nicaltı na da bi sınır bişey gerekiyor kesinlikle...
daha önce de önermiştim, takip ettiklerimiz, takip edenler, yada ne biliyim okuyorlarsa, burdan yazarlara söyliyim, yazarı anlayanlar, nickaltı yazsın,
bence bu da etkiliyor beğeni yapmayı,
birde bütün bunlarla ilgili sözlüğün girişinemi asarsınız, kabul ediyorum kısmınamı eklersiniz, başlığınımı sabitlersiniz artık bilemiyorum,
sanırım bu okumak, beğenmek, sözlük neydi, nasıl kullanılır gibi konuları, bi tabela şeklinde bir yerlere asmak lazım,
çünkü bir başlığa giriyorum, 150 tanımdan 35 tanesi farklı tanımlar, diğerleri hep aynı, bakıyorumki benim yazacağım yazılmış, uslu uslu çıkıyorum, evet ben de "eksik kalıyım" diyorum, çünkü birinin bana yada tabelaya yazıp duvara asması gerekmiyor...
"lütfen önce, beğendiğiniz başlıktaki birbirinden farklı kafaların yazdığı, birbirinden değerli yazarların, orjinal yorumlarını okuyunuz, çünkü 85 defa yazılmış bir tanımı 86. kez yazan kişi olabilirsiniz :)"
bu da okumayı azaltıyor, dolayısıyla okumadan yazanlar, başlıkların, bir sürü birbirinin aynı tanımla dolmasına sebep oluyor,
benim ilk yazarlığım olmasına rağmen, kişisel olarak sözlüğü böyle kullanıyorum, ama bazılarının, hem sözlük, hem genel ahlak kurallarını, girişte, akışta, bir yerlerde görmeye, öğrenmeye ihtiyacı var, maalesef.
edit : sadece kendi rekorumu değil, sözlükteki en uzun tanım rekorunu da kırdım galiba :)
bu tip yazarlar hem okuyor, hem beğeniyor, birde içinde bir şeye takılıyor, çünkü bu karakterler böyle, yemeyip içmeyip mesaj yazacak kadar ilgileniyor aslında yazdıklarınızla, sonra da diyorki mesela, yazıda bi açık yakalamış kendince, onu söylüyor, "ay o kadar öyle şeylermi yaşadınız" ya da "orda onu yapamadınızmı ahahahah, ehe ühe... "
ben oraya bütün olarak bir hikaye yazıyorum, adam bana parmağıyla düştüğüm yeri gösterip gülüyor, ben sanki bilmiyorum ne yazdığımı, ama o anlatmak istediğimi değilde, güya benim üzüleceğim, belki utanacağım kısımdan konuşmak istiyor... çünkü oralardan beslenen insanlar bunlar...
bence hayatta kendine yer edinememiş, kendi eksikliklerini, başkalarının güya eksikliklerinin yaygarasını yaparak bastıran, egosunu tatmin eden insanlar,
bu şekilde kendini önemli hisseden insanlar...
beğeni yapmıyor ama, mesaj yazmaya üşenmiyor, iyi niyetle okumuyorlar çünkü, ben yine de kendisini anlamak için soruyorum, "beğeni yapmamışsınız, beğenmediğiniz bir tanım için, neden bana mesaj yazıyorsunuz? beğenmediyseniz, neden üzerine düşünüyorsunuz? yorum yapıyorsunuz? öyleyse de eyvallah, neye katılmıyorsunuz filan diye soruyorum...
aldığım cevap şu;
ben herkese, her tanıma beğeni yapmıyorum, zor beğeniyorum...
okuyup, gülüp eğlenip, öğrenip, beğeni yapmıyorsun, yapılan şey tam olarak budur, aslında ayıptır da, bu da o yazarın karakteriyle alakalıdır, kibirdir bu, yapacak bir şey yok, çünkü maalesef bunlardan çok var...
benim önerim, watsup daki durum gibi, diğer uygulamalardaki hikayeler gibi, profile yada tanımlara girenler, bir şekilde teknik olarak mümkünmü onu bilmiyorum ama, ziyaretçi trafiği açık açık görülsün, sayfada kalma süresi filan, sayı olarak görülsün, bence yazarları çok motive edecektir,
okuyorlarsa görünsünler... öyle hem okuyup, hemde günahını vermeyenlerin, mecburen yazısını okuduğu yazara katkısı olsun...
yoldaşcım bunu bir düşünün derim nacizane, çünkü ben gerçekten iyi bir yazıyı sadece 20 kişinin, yada 50 kişinin okuduğuna ve beğendiğine inanmıyorum,
birde beğeni yapanların durumu var,
ben birkaç kez yaşadım, her ne kadar yazdıklarını seri olarak okuyup beğensemde, kendisini tanıyamadığım için, sanırım 3 kişinin filan nickaltı için yazdığı yazıyı "sadece beğeni yapmamdan" bahsettiği için silmelerini rica ettim,
ben seri beğeni aldığım zaman, telefondan kaçıyorum, mahcup oluyorum, tabiiki çok memnun oluyorum, ne biliyim o kişiyi gördüğümü belli etmek istemiyorum, rahat rahat okusun diye, daha sonra bende iadeyi ziyaret yapıp, onun yazdıklarını okuyorum, ve gerçekten beğenmezsem beğeni yapmıyorum yazdıklarına, ve "okuduğu için" teşekkür ettiğim bir mesaj yazıyorum, kendisi ile ilgili bir fikrim oluşursa da, nickaltı na yazıyorum, bu iş böyle olmalı,
profilinize girip yazdıklarınızı okuyan kişiyi, koşa koşa nickaltı na yazıp, anons etmek nedir, bu benim bütün tanımlarımı okudu, üst üste beğendi diye ilan edince ne oluyor, he çok beğendi seni, söyledin herkese, ne oldu, başın göğemi erdi, yazacak başka bir şeyin yok demekki...
maalesef bu yazarlar, hemen şaşırıyorlar, arkadaşım, hiçmi kimse yüzüne bakmadı senin, hiçmi takdir edilmedin hayatında, mesajları da bir tuhaf oluyor, sanki ben okuduğum için değilde, onun dikkatini çekmek için yaptım filan sanıyorlar, böyle bir üstüne alınmak yok yani, o zaman insan düşünüyor, bu yazıları yazan akıl, bu akıl olamaz diye, insanı düşündürüyorsunuz yani...
yoldaş bu nicaltı na da bi sınır bişey gerekiyor kesinlikle...
daha önce de önermiştim, takip ettiklerimiz, takip edenler, yada ne biliyim okuyorlarsa, burdan yazarlara söyliyim, yazarı anlayanlar, nickaltı yazsın,
bence bu da etkiliyor beğeni yapmayı,
birde bütün bunlarla ilgili sözlüğün girişinemi asarsınız, kabul ediyorum kısmınamı eklersiniz, başlığınımı sabitlersiniz artık bilemiyorum,
sanırım bu okumak, beğenmek, sözlük neydi, nasıl kullanılır gibi konuları, bi tabela şeklinde bir yerlere asmak lazım,
çünkü bir başlığa giriyorum, 150 tanımdan 35 tanesi farklı tanımlar, diğerleri hep aynı, bakıyorumki benim yazacağım yazılmış, uslu uslu çıkıyorum, evet ben de "eksik kalıyım" diyorum, çünkü birinin bana yada tabelaya yazıp duvara asması gerekmiyor...
"lütfen önce, beğendiğiniz başlıktaki birbirinden farklı kafaların yazdığı, birbirinden değerli yazarların, orjinal yorumlarını okuyunuz, çünkü 85 defa yazılmış bir tanımı 86. kez yazan kişi olabilirsiniz :)"
bu da okumayı azaltıyor, dolayısıyla okumadan yazanlar, başlıkların, bir sürü birbirinin aynı tanımla dolmasına sebep oluyor,
benim ilk yazarlığım olmasına rağmen, kişisel olarak sözlüğü böyle kullanıyorum, ama bazılarının, hem sözlük, hem genel ahlak kurallarını, girişte, akışta, bir yerlerde görmeye, öğrenmeye ihtiyacı var, maalesef.
edit : sadece kendi rekorumu değil, sözlükteki en uzun tanım rekorunu da kırdım galiba :)
devamını gör...
mutlu eden basit şeyler
kütüphanemden aldığım bir kitap bazen,
bazen okuduğum bir şiir...
baharın gelmiş olması.
güneş doğarken uyanmak bazen,
bazen kuşların uyanışına kadar uyumamak ve onlarla şenlenmesi tüm sokağın...
annenin sesini şen şakrak duymak,
annenin eline dokunmak...
bazen yazmak,
bazen çizmek,
bazen okumak,
bazen söylemek...
anı yaşamak, yaşayabilmek...
andan keyif almak...
benim eşiğim çok düşük dostlar.
bir kelebeği gördüğümde, bir papatyaya dokunduğum da bile mutlu olabilirim ben.
peki ya sizden ne haber?
bazen okuduğum bir şiir...
baharın gelmiş olması.
güneş doğarken uyanmak bazen,
bazen kuşların uyanışına kadar uyumamak ve onlarla şenlenmesi tüm sokağın...
annenin sesini şen şakrak duymak,
annenin eline dokunmak...
bazen yazmak,
bazen çizmek,
bazen okumak,
bazen söylemek...
anı yaşamak, yaşayabilmek...
andan keyif almak...
benim eşiğim çok düşük dostlar.
bir kelebeği gördüğümde, bir papatyaya dokunduğum da bile mutlu olabilirim ben.
peki ya sizden ne haber?
devamını gör...
öldürmeyip süründüren şeyler
yoğun bakım da olan hastani.. o kapılar ardin da beklemek..
devamını gör...
unutulmaz yeşilçam replikleri
buda mı gol değil be?
devamını gör...
sosyal fobi
"herkes beni izliyo, herkes bana bakıyoooğğ" diye düşünürken yürüyüşünüzü bile değiştiren, tedavisi olan bir psikohastalık.
devamını gör...
sözlükteki ilginç nickler
ben uyuyorum sanırım bu tanıma.
devamını gör...
çayı süt ile içmek
zaman zaman yaptığım eylem. tadını hafifletiyor güzelde oluyor. sadece sütü ısıtın çaya öyle dökün ki çayınız soğumasın.
devamını gör...
pandemi döneminde kaybedilen özellikler
(bkz: yaşama sevinci)
devamını gör...
günaydın sözlük
polatlı'dan günaydın sözlük.
baya değişmiş.
cici bici olmuş.
çıplak dağları bile sevimli gözüküyor.
güzel bir pazar olsun.
baya değişmiş.
cici bici olmuş.
çıplak dağları bile sevimli gözüküyor.
güzel bir pazar olsun.
devamını gör...
seni seviyorum demenin sorumluluğu
bu güzel 2 kelime basit bir düzeye indirilmemelidir. kişi kalbinde bu duyguyu hissetmeyinceye kadar da yalan olarak kişiyi bununla katiyen kandırmamalıdır.
seni seviyorum demenin sorumluluğunu alan kişiler bunu sevdiceğine ithaf etmelidir. seni seviyorum, dediğimiz zaman aslında şunları da kast etmiş oluruz: üzüldüğünde yanında olacağım, gözyaşlarını silebilirim, gülüşüne ortak olmak beni ayrı mutlu ediyor, ben seni biliyorum, tanıyorum,anlayabiliyorum, seni sen olduğun için seviyorum, farklılıklarını seviyorum. hata ettiğimde telafi edebilirim, yargılayamam seni, saygı duymalıyım, sana güven vermeliyim, sevdiğimi hissettirmeliyim. iyi ki varsın.
demiş oluruz. bu sorumluluğu almayanlar bu güzel, naif kelimeyi laf olsun diye rica ediyorum demesin.
seni seviyorum demenin sorumluluğunu alan kişiler bunu sevdiceğine ithaf etmelidir. seni seviyorum, dediğimiz zaman aslında şunları da kast etmiş oluruz: üzüldüğünde yanında olacağım, gözyaşlarını silebilirim, gülüşüne ortak olmak beni ayrı mutlu ediyor, ben seni biliyorum, tanıyorum,anlayabiliyorum, seni sen olduğun için seviyorum, farklılıklarını seviyorum. hata ettiğimde telafi edebilirim, yargılayamam seni, saygı duymalıyım, sana güven vermeliyim, sevdiğimi hissettirmeliyim. iyi ki varsın.
demiş oluruz. bu sorumluluğu almayanlar bu güzel, naif kelimeyi laf olsun diye rica ediyorum demesin.
devamını gör...
atatürk'e hakaretten ceza alan akademisyenin bunu şeref madalyası olarak görmesi
atatürk'e olan eleştirilerin, her ideoloji için ifade edersem eğer, bu kadar ele ayağa düşmesi, insanı derinden üzüyor. bu tür kişilerin, ısrarla islamcı çevrelerden çıkması artık hiçbirimiz için şaşırtıcı olmuyor. şahsen ben bir islamcı olsam, böyle bir beyinsizsin varlığından hicap duyar, mensup olduğum konumu sorgulardım. bu mudur yani? gerçekten soruyorum, islamcı düşünce dünyası ürete ürete, kadir mısıroglu gibi bir deli, mustafa armağan gibi bir sapkın ve bu mevzuda bahis olan adını bilmediğim bilmek de istemediğim şarlatan? bu kadar yani, ürettikleri tam olarak bu kadar.
bir de fatih tezcan adlı ruh hastası vardı. öyle hiç salağa yatmayın, islamcılar arasında büyüdüm ve çocukken arkadaşlarım hep bu tür sapkın şeyleri dile getirirdi, o çocuklar elbette bunları evlerinde, koca koca adamlardan ve kadınlardan ogreniyordu. kadir mısıroglu sizin, bilinçaltınız.
olduğunuz konumun eleştirisini vermediğiniz sürece de, böyle rezil olmaya devam edeceksiniz.
bir de fatih tezcan adlı ruh hastası vardı. öyle hiç salağa yatmayın, islamcılar arasında büyüdüm ve çocukken arkadaşlarım hep bu tür sapkın şeyleri dile getirirdi, o çocuklar elbette bunları evlerinde, koca koca adamlardan ve kadınlardan ogreniyordu. kadir mısıroglu sizin, bilinçaltınız.
olduğunuz konumun eleştirisini vermediğiniz sürece de, böyle rezil olmaya devam edeceksiniz.
devamını gör...
sen de benim kadar gerçekleri görüyorsun
"beraber olamayız, benim gibi biliyorsun" diye devam eden güzel bir sözdür.
devamını gör...
burada yaşarsam çok huzurlu olurum denilen yerler
yeni zelanda veya iskandinav ülkeleri.
devamını gör...
sözlük yazarlarının sevdiği her şeyi bilmek zorunda olmamız
içler acısıdır.
sözlüğe yeni kaydoldum,bu kadar günde içim dışıma çıktı sevgili sözlükçüler.
inanın merak etmiyorum hangi sayıyı sevdiğinizi,kimliğinizi nasıl ezberlediğinizi,en sevdiğiniz çiçeği.
kitaplar,filmler,şarkılarla ilgili başlıklar en azından yeni şeyler öğretiyor lakin bu nedir?
sözlüğe yeni kaydoldum,bu kadar günde içim dışıma çıktı sevgili sözlükçüler.
inanın merak etmiyorum hangi sayıyı sevdiğinizi,kimliğinizi nasıl ezberlediğinizi,en sevdiğiniz çiçeği.
kitaplar,filmler,şarkılarla ilgili başlıklar en azından yeni şeyler öğretiyor lakin bu nedir?
devamını gör...
kalbimiz seninle
bir yalan ifadesidir.
devamını gör...
arı kolonisinin yok oluşu
albert einstein'a atfedilen yanlış bir yorumla, bunun sonucunda insanlığın sadece 4 yıl yaşayabileceği iddia edilen durum. doğru değil çünkü einstein'ın böyle bir şey söylediğine dair bir kanıt olmadığı gibi, araştırmalar da bu durumu tam olarak desteklemiyor.
evet, arıların tozlaşmaya katkısı çok yüksek ama dünya üzerindeki gıdaların yaklaşık %60'ı arıların tozlaşmaya etkisinden etkilenmiyor. yani bunlar arılar olmadan da üreyebilen bitkiler. bir araştırmaya göre 90'a yakın bitki var hayvanlar tarafından yapılan tozlaşmaya ihtiyaç duyan ki bunlardan da sadece 13 tanesi kesinlikle buna ihtiyaç duyuyor. diğerleri biraz daha dolaylı yollardan bağlı tozlaşmaya.
özetle, insanlar tamamen yok olmaz böyle bir nedenle ama gıda çeşitliliği azalır ve maliyetleri artar.
evet, arıların tozlaşmaya katkısı çok yüksek ama dünya üzerindeki gıdaların yaklaşık %60'ı arıların tozlaşmaya etkisinden etkilenmiyor. yani bunlar arılar olmadan da üreyebilen bitkiler. bir araştırmaya göre 90'a yakın bitki var hayvanlar tarafından yapılan tozlaşmaya ihtiyaç duyan ki bunlardan da sadece 13 tanesi kesinlikle buna ihtiyaç duyuyor. diğerleri biraz daha dolaylı yollardan bağlı tozlaşmaya.
özetle, insanlar tamamen yok olmaz böyle bir nedenle ama gıda çeşitliliği azalır ve maliyetleri artar.
devamını gör...
146'dan internete girmiş efsane nesil
sonucunda kabarık telefon faturası ile aile büyüklerinin hışmına uğramış nesildir.
devamını gör...
bir pesimistin gözyaşları
üstüne çıkılmayacak albümdür. gelmiş geçmiş en komple en güzel türkçe rap albümüdür. albümde 20 nin üstünde şarkı var ve hepsi çok sağlam. beatler sözler skitler albümdeki her zerre çok ince düşünülmüş. şarkıların bir biri ile uyumu sizi tam bir albüm dinliyor hissine kapılmanızı sağlıyor. hem matematik hem edebiyat olarak üzerine çıkacak albüm olduğunu düşünmüyorum. bir daha böyle bir albümü sagopa kajmer bile yapamaz.
devamını gör...

