şaka maka normal sözlük’ün kaliteli bir sözlük olması
ilk yazar olduğumda “1 haftaya troll yuvasına döner.” diyordum, ama gün geçtikçe bilgi verici ve okunası entryler girildi. teşekkürler moderatörler ve yazar arkadaşlar.
devamını gör...
orucu tok tutan dinler
yani orucu aç tutan dinlemez.
devamını gör...
pandemide kadına şiddet tolere edilebilir seviyededir
sunumda kurduğun bu cümleyi gel bir de pandemi zamanı da dahil şiddet gören kadınlara, annesi gözü önünde şiddet görürken çaresizce yalvaran çoçuklara söyle.
t: tolere etmek senin mi haddine denilecek zırva.
t: tolere etmek senin mi haddine denilecek zırva.
devamını gör...
milyonlarca kişi çocuk pornosu da izliyor
ülkede üslup problemi olduğunu gösteren söylemdir.
zaten olayla ne alakası var bilmiyorum kel alaka bir söylem.
ulan milyonlarca insanın izlediği bir programda böyle bir örneği neden verir insan. neden yahu neden aklım almıyor.
önce iç çamaşırı sonra çocuk pornosu.
çok çirkin çok.
zaten olayla ne alakası var bilmiyorum kel alaka bir söylem.
ulan milyonlarca insanın izlediği bir programda böyle bir örneği neden verir insan. neden yahu neden aklım almıyor.
önce iç çamaşırı sonra çocuk pornosu.
çok çirkin çok.
devamını gör...
karşılaşılan en vahşi hayvanlar
bu başlığın altına birinin 'insan' yazmasını beklerdim.* benim karşılaştığım en vahşi hayvan da bir yılandı, upuzun. ama ölmüştü.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
/ey kalbimin ve dahi ruhumun sevgilisi, ah keşke sana olan aşkımın bir tarifi olsaydı. kelimeler yetseydi kanımın her bir hücresinde gezen o müthiş heyecanı anlatmaya ya da yeni bir alfabe yaratmalıydı belki de. kimsenin anlayamayacağı lakin bizim ana dilimiz olan yeni bir lisan...
doğuştan ilahi bir hediye gibi önümüze sunulan bu lisan, tek bir kelimemizle ya da küçük bir virgülle dahi her şeyi anlatabilmemize yetseydi, ne güzel olurdu... zira ben artık ne kelimelerimle ne de şiirlerimin uyakları ile anlatabiliyorum bu içimdekileri. abartıyor muyum yoksa? abarttığımı mı düşünüyorsun ya da? ah hayır sevgilim, şayet kendini benim gözümden görüp; benim kulaklarımla işitseydin o beni meftun eden sesini bu düşüncelerden ne büyük utanç duyardın. bana ettiğin her bir kelimede dahi kalbimin nasıl büyük bir heyecanla attığını duysan kalbimin yerinden çıkacağını bile düşünebilirdin.
sana ne güzel sözler söylemek geçiyor aklımdan ve kalbimden, ahhh ah bir bilsen. kalemler ve kağıtlar ağlar oldular artık halime. bu sana bilmem kaçıncı yazdığım mektup. sen ise kaç tanesini okudun ya da ellerinle tuttun göz yaşlarımla ıslattığım kağıtları. bilmez misin? unguentariumlarımdır o kağıtlar benim. her birinde göz yaşlarımı ve sana olan hislerimi anlatmaya yetmeyen kelimeleri biriktiririm.
bir kez olsun tutabilseydin elimi, görebilseydin sana bakarken gözlerimin ışıltısını, bir daha güneşe ihtiyaç duymazdın. buna eminim. ay, gözümdeki bu müthiş ışığın sebebi olduğun için kıskançlığından ortadan ikiye bölünürdü belki de. romanlarda okuduğumuz o hayali karakterler bile; bilselerdi seni ne denli sevdiğimi nasıl kıskanmazlardı seni söylesene? sen, hayranı olduğum denizi tüm ihtişamınla okşarken o yaz sıcağında, benim adına şiirler yazmamam mümkün müdür ki? ah sevgilim görüyor musun? bu sayfanın da sonuna geldik. yine sana ulaşması dileğiyle gönderiyorum bu mektubu. okuman, cevap yazman ve...
sana olan sevgimi hissetmen dileğiyle.../
biricik sevgilin.
13.06
hiç bilmediği bir kadının gözyaşlarının üzerine dökülen gözyaşlarını sildi kadın. bir insan nasıl bu denli güzel sevebilir diye düşündü içten içe. kim bilir daha neler neler yazmıştı bu kadın. bir yandan da hem kadını hem de adamı deliler gibi kıskanmaktan alamadı kendisini. ne bu denli sevilmisti bugüne kadar ne de böyle güzel sevmişti. esas kız ve esas oğlan; neredeydiler ve bu mektup neden onun elindeydi? adamın ellerinde olması gerekmez miydi bu dillere destan mektubun? bilmiyordu. yolda bulduğu bir kağıt parçasının yüreğini bu denli acıtacağını nereden bilebilirdi ki bu zavallı kadın?
kadın elindeki mektubu kenara bırakarak dakikalardır bacağına sürtünen ufak kediyi aldı kucağına. şimdi hatırlayamadığı bir sürü düşünce aklına hücum ediyordu. bu sevgi ve ilgi sonrasında sıkılmış olacak ki bu minik kedi, umarsız bir şekilde kadını geride bırakmaktan çekinmeden ayrıldı oradan. kadın ise gidişini izledi öylece. mektup? mektup geldi birden aklına. nereye koymuştu mektubu?yanındaydı işte, oraya koymuştu. e yoktu ama. nereye gidecekti bu mektup... uzun uğraşlar sonucunda büyük bir hayal kırıklığı ile az önce oturduğu banka tekrar oturdu ve karşısındaki, mektubu yazan kadının hayran olduğu o denizi izlemeye başladı. güneş çoktan batmaya başlamışken, şehrin ışıkları suyun yüzeyinde dalgalanıyordu. kadının gözleri ise koca bir boşlukta öylece dolanıyordu.
-e mektup?
+ne mektup?
-ne olmuş mektuba?
+heee o mektup...
o sırada mektup, kadının gözyaşları ile mavi suların derinliklerinde kaybolmaya başlamıştı bile...
doğuştan ilahi bir hediye gibi önümüze sunulan bu lisan, tek bir kelimemizle ya da küçük bir virgülle dahi her şeyi anlatabilmemize yetseydi, ne güzel olurdu... zira ben artık ne kelimelerimle ne de şiirlerimin uyakları ile anlatabiliyorum bu içimdekileri. abartıyor muyum yoksa? abarttığımı mı düşünüyorsun ya da? ah hayır sevgilim, şayet kendini benim gözümden görüp; benim kulaklarımla işitseydin o beni meftun eden sesini bu düşüncelerden ne büyük utanç duyardın. bana ettiğin her bir kelimede dahi kalbimin nasıl büyük bir heyecanla attığını duysan kalbimin yerinden çıkacağını bile düşünebilirdin.
sana ne güzel sözler söylemek geçiyor aklımdan ve kalbimden, ahhh ah bir bilsen. kalemler ve kağıtlar ağlar oldular artık halime. bu sana bilmem kaçıncı yazdığım mektup. sen ise kaç tanesini okudun ya da ellerinle tuttun göz yaşlarımla ıslattığım kağıtları. bilmez misin? unguentariumlarımdır o kağıtlar benim. her birinde göz yaşlarımı ve sana olan hislerimi anlatmaya yetmeyen kelimeleri biriktiririm.
bir kez olsun tutabilseydin elimi, görebilseydin sana bakarken gözlerimin ışıltısını, bir daha güneşe ihtiyaç duymazdın. buna eminim. ay, gözümdeki bu müthiş ışığın sebebi olduğun için kıskançlığından ortadan ikiye bölünürdü belki de. romanlarda okuduğumuz o hayali karakterler bile; bilselerdi seni ne denli sevdiğimi nasıl kıskanmazlardı seni söylesene? sen, hayranı olduğum denizi tüm ihtişamınla okşarken o yaz sıcağında, benim adına şiirler yazmamam mümkün müdür ki? ah sevgilim görüyor musun? bu sayfanın da sonuna geldik. yine sana ulaşması dileğiyle gönderiyorum bu mektubu. okuman, cevap yazman ve...
sana olan sevgimi hissetmen dileğiyle.../
biricik sevgilin.
13.06
hiç bilmediği bir kadının gözyaşlarının üzerine dökülen gözyaşlarını sildi kadın. bir insan nasıl bu denli güzel sevebilir diye düşündü içten içe. kim bilir daha neler neler yazmıştı bu kadın. bir yandan da hem kadını hem de adamı deliler gibi kıskanmaktan alamadı kendisini. ne bu denli sevilmisti bugüne kadar ne de böyle güzel sevmişti. esas kız ve esas oğlan; neredeydiler ve bu mektup neden onun elindeydi? adamın ellerinde olması gerekmez miydi bu dillere destan mektubun? bilmiyordu. yolda bulduğu bir kağıt parçasının yüreğini bu denli acıtacağını nereden bilebilirdi ki bu zavallı kadın?
kadın elindeki mektubu kenara bırakarak dakikalardır bacağına sürtünen ufak kediyi aldı kucağına. şimdi hatırlayamadığı bir sürü düşünce aklına hücum ediyordu. bu sevgi ve ilgi sonrasında sıkılmış olacak ki bu minik kedi, umarsız bir şekilde kadını geride bırakmaktan çekinmeden ayrıldı oradan. kadın ise gidişini izledi öylece. mektup? mektup geldi birden aklına. nereye koymuştu mektubu?yanındaydı işte, oraya koymuştu. e yoktu ama. nereye gidecekti bu mektup... uzun uğraşlar sonucunda büyük bir hayal kırıklığı ile az önce oturduğu banka tekrar oturdu ve karşısındaki, mektubu yazan kadının hayran olduğu o denizi izlemeye başladı. güneş çoktan batmaya başlamışken, şehrin ışıkları suyun yüzeyinde dalgalanıyordu. kadının gözleri ise koca bir boşlukta öylece dolanıyordu.
-e mektup?
+ne mektup?
-ne olmuş mektuba?
+heee o mektup...
o sırada mektup, kadının gözyaşları ile mavi suların derinliklerinde kaybolmaya başlamıştı bile...
devamını gör...
bir sözlük geleneği olarak admin yağlamak
(bkz: şakşakçı)
devamını gör...
kendini değersiz hissetmek
üste yapışan bir türlü kurtulunamayan, insanlara karşı saçmalattıran ruh hali.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ingilizce seviyeleri
anlıyorum ama konuşamıyorum.
devamını gör...
insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders
efendim siz siz olun üslubunuzu koruyun, ama o güzel üslubunuzu hak edecek insanlarla birlikte olun. özel olduğunuzu unutmayın!
devamını gör...
veda ederken söylenecek en güzel söz
seni yeterince yaşayamadım.
devamını gör...
akrabalarını sevmeyen insan
akraba denilen insanların sevilecek hiçbir yanları olmadığı ve insanlarda sadece üzüntü ya da stres yarattıkları için baştan tamamen ilişkinin kesilmesi gerektiğini düşünüyorum çünkü benim akrabam dediğim insanların bana hiçbir faydası olmadığı gibi aramak sormak gibi davranışları da yok, sadece zarardan ve üzüntüden ibaretler benim için. o yüzden de gayet hak verdiğim insandır.
devamını gör...
bir ebeveynin çocuğuna yapacağı en büyük iyilik
yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olmak.
devamını gör...
quo fata ferunt
her "takip" kısmına girdiğimde, "acaba yeni bir tanımlaması var mıdır?" diye içten içe ve hevesle sorduran yazar.
devamını gör...
ne vereyim abime
ilk cem yılmaz'ın kullandığı, bir güldür güldür repliği.
keyifli olduğum zamanlarda, çocuklarıma söylüyorum.
hadi buyrun, keyfim yerinde, ne vereyim abime?
keyifli olduğum zamanlarda, çocuklarıma söylüyorum.
hadi buyrun, keyfim yerinde, ne vereyim abime?
devamını gör...
vampirle görüşme
vampirle görüşme anna rice'ın aynı isimdeki 1976 tarihli romanından sinemaya uyarlanmış bir filmdir. neil jordan'ın yönettiği filmin başrollerini tom cruise, brad pitt, kirsten dunst ve antonio banderas paylaşmaktadır.
dönemin tartışmalı jönleri olan brad pitt ve tom cruise ilk defa aynı filmde rol alarak,sanki birbirlerine hodri meydan demişlerdir.vampir filmlerinin bence en kült ve akılda kalıcı olanlarındandır. kirsten dunst bu film ile popüler olmuş ve sonrasında bir çok filmde yer almıştır.
dönemin tartışmalı jönleri olan brad pitt ve tom cruise ilk defa aynı filmde rol alarak,sanki birbirlerine hodri meydan demişlerdir.vampir filmlerinin bence en kült ve akılda kalıcı olanlarındandır. kirsten dunst bu film ile popüler olmuş ve sonrasında bir çok filmde yer almıştır.
devamını gör...


