doğru söylüyor dedirten şarkı sözleri
devamını gör...
artı oy vermede cömert olan yazarlar
düşünce yapıma ters düşmeyen, okuyupta ee doğru bu dediğim tanımları beğenerek içine dahil olduğum topluluk. favoriyi gerçekten çok beğendiysem konduruyorum. ama +lama konusunda kasmıyorum kendimi. sanki tanımlarını okuduğum yazarın üzerine ev tapusu geçiyormuş edasında bulunmadığım için sonunda içine dahil olabildiğim şirin mi şirin bir kitle buldum kendime yubbiliyuu.
devamını gör...
dostoyevski'den alıntılar
duvarı yıkmaya gücüm yetmiyorsa, kendimi parçalayacak değilim elbette. ama önümde duvar var diye boyun eğmeyi de kabullenemem.
(bkz: yeraltından notlar)
(bkz: yeraltından notlar)
devamını gör...
tanımların kutucuk içine alınması
iko korkutuyorsun insanı. yapma şöyle şeyler gece gece dostum. sabah yap. iki gündür aha gitti gözler diyorum. belediyenin hızına yetişilmeyen yeni özelliği.
edit: bir güzel olmuş bu. bir hava gelmiş, sevdik ailecek.
edit: bir güzel olmuş bu. bir hava gelmiş, sevdik ailecek.
devamını gör...
enteresan atasözleri
devamını gör...
futbol toplumların afyonudur
işin doğrusu ve gerçeği bizler için futbol her zaman afyondu. gündemden koptuğumuz, siyaset, kriz, memleket meselesinden uzaklaştığımız, güzel rüyalarına daldığımız bir uyku.
devamını gör...
hiç gelmeyecek birini özlemek
kör kuyularda merdivensiz kalmaktir.
devamını gör...
kadına şiddetin suistimal edilmesi
prusyadaki kral'ın önemli bir noktaya değindiği başlık.
evet böyle olaylar oluyor ve tepkimizi ortaya koyuyoruz. sonra hayat devam ediyor. ve unutmuş gibi görünüyoruz.
ben şahsen bu tarz tepkiler verirken kendime diyorum ki sen bunları yazacaksın ve hiçbir işe yaramayacak, somut bir şey mi yapmış olacaksın böylelikle?
sonra düşünüyorum somut ne yapılabilir diye. ben kendi adıma inandığım doğruları burada sözlükte paylaşabilirim. ülkenin bu hale gelmesinin esas sebebi olarak gördüğüm partiye oy vermeyebilirim, nitekim vermiyorum. zira eğitim konusunda bir şeyler yapmayı bırakın sistemi daha da geriye götürdüler.
açıkçası bu konuda kendimi çaresiz hissediyorum. bilemiyorum.
ne yapalım 3000 kişi toplanıp ankara'ya mı gidelim? aslında fena fikir değil. muhalif partilerin eğitim konusunda güçlü bir ses çıkarmadıkları bir gerçek. gidelim diyelim ki kardeşim mevcut iktidara bunun üzerinden yüklen, seçmenden oy isterken bunu dile getir, eğitim sistemini tartışmaya aç. çünkü bütün yollar eğitime çıkıyor. şikayet ettiğimiz ne varsa eğitim sisteminin* kötülüğünden.
en fazla, bilgiyi yayabiliriz gibime geliyor. bu anlamda ufak gibi görünse de sözlük güzel işler yapıyor.
daha kaliteli içerikler üretebiliriz yazarlar olarak. ataların dediği gibi kalem kılıçtan keskindir. romantik gelebilir ama ben böyle inanıyorum. çünkü şiddeti şiddetle kalıcı olarak çözemezsiniz. vâki değildir.
toplanıp eylem yapalım desem? maazallah sözlüğü kapatırlar.
toplantı ve gösteri hakkı da yurttaşlardan esirgeniyor zaten. böyle bir atmosferde insanlar ses çıkaracak cesareti kendilerinde bulamıyorlar. bulanların da anayasal haklarını kullanmaları engelleniyor. renkli bir şemsiyeden bile rahatsızlar.
sevgili yazarlar yıllardır bu kabusu yaşıyoruz. içinde olduğumuz için kanıksamış durumdayız.
antidemokratik hava daha güçlü estikçe suçlular daha bir cesur oluyor. kötünün sesi daha bir gür çıkıyor.
yine de ileride demokratik taleplerini dile getiren, hakkını arayan bir toplum haline gelebiliriz. yaşadığımız şey aslında bunun sancısı. ama maalesef zamanı 1,5x hızında yaşayamıyoruz. bu travma bizim kaderimiz. yüzleşmek zorundayız.
ama unutmayın bu ülkede cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini istemeyen en az yüzde elli yurttaş var. ve her geçen gün sayıları artıyor.
sanki hiç ummadığımız bir anda karanlık yerini aydınlığa terk edecek, bulutlar yerini aydınlık gökyüzüne bırakacakmış gibi hissediyorum.
umarım gelecekte tek derdimiz fıstık yeşili olur.
evet böyle olaylar oluyor ve tepkimizi ortaya koyuyoruz. sonra hayat devam ediyor. ve unutmuş gibi görünüyoruz.
ben şahsen bu tarz tepkiler verirken kendime diyorum ki sen bunları yazacaksın ve hiçbir işe yaramayacak, somut bir şey mi yapmış olacaksın böylelikle?
sonra düşünüyorum somut ne yapılabilir diye. ben kendi adıma inandığım doğruları burada sözlükte paylaşabilirim. ülkenin bu hale gelmesinin esas sebebi olarak gördüğüm partiye oy vermeyebilirim, nitekim vermiyorum. zira eğitim konusunda bir şeyler yapmayı bırakın sistemi daha da geriye götürdüler.
açıkçası bu konuda kendimi çaresiz hissediyorum. bilemiyorum.
ne yapalım 3000 kişi toplanıp ankara'ya mı gidelim? aslında fena fikir değil. muhalif partilerin eğitim konusunda güçlü bir ses çıkarmadıkları bir gerçek. gidelim diyelim ki kardeşim mevcut iktidara bunun üzerinden yüklen, seçmenden oy isterken bunu dile getir, eğitim sistemini tartışmaya aç. çünkü bütün yollar eğitime çıkıyor. şikayet ettiğimiz ne varsa eğitim sisteminin* kötülüğünden.
en fazla, bilgiyi yayabiliriz gibime geliyor. bu anlamda ufak gibi görünse de sözlük güzel işler yapıyor.
daha kaliteli içerikler üretebiliriz yazarlar olarak. ataların dediği gibi kalem kılıçtan keskindir. romantik gelebilir ama ben böyle inanıyorum. çünkü şiddeti şiddetle kalıcı olarak çözemezsiniz. vâki değildir.
toplanıp eylem yapalım desem? maazallah sözlüğü kapatırlar.
toplantı ve gösteri hakkı da yurttaşlardan esirgeniyor zaten. böyle bir atmosferde insanlar ses çıkaracak cesareti kendilerinde bulamıyorlar. bulanların da anayasal haklarını kullanmaları engelleniyor. renkli bir şemsiyeden bile rahatsızlar.
sevgili yazarlar yıllardır bu kabusu yaşıyoruz. içinde olduğumuz için kanıksamış durumdayız.
antidemokratik hava daha güçlü estikçe suçlular daha bir cesur oluyor. kötünün sesi daha bir gür çıkıyor.
yine de ileride demokratik taleplerini dile getiren, hakkını arayan bir toplum haline gelebiliriz. yaşadığımız şey aslında bunun sancısı. ama maalesef zamanı 1,5x hızında yaşayamıyoruz. bu travma bizim kaderimiz. yüzleşmek zorundayız.
ama unutmayın bu ülkede cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini istemeyen en az yüzde elli yurttaş var. ve her geçen gün sayıları artıyor.
sanki hiç ummadığımız bir anda karanlık yerini aydınlığa terk edecek, bulutlar yerini aydınlık gökyüzüne bırakacakmış gibi hissediyorum.
umarım gelecekte tek derdimiz fıstık yeşili olur.
devamını gör...
piyano merdivenleri deneyi
volkswagen'in sponsor olduğu sosyal deneydir, deneyde, yürüyen merdivenin yanındaki bir merdiven, dev bir piyano klavyesine dönüştürülmüş. insanlar yürüyen merdivene veya normal merdivene yönlendirilmeden istediklerini kullanabiliyorlar. sonuç, piyano merdivenleri kullananlar , yürüyen merdiveni kullananlardan % 66 daha fazla çıkıyor.
bir eğlence unsuru eklemek, insanlara davranışlarını değiştirmeleri ve daha sağlıklı alternatifi seçmeleri konusunda onları yönlendiriyor ve en sıradan etkinlikleri bile eğlenceli hale getirmek, insanlara davranışlarını değiştirmeye sebep oluyor. tanım sonunda iki video var, birincisi yurtdışından, ikincisi ise türkiye'den.
önce yurtdışından:
bu da türkiye'den bir örnek:
bir eğlence unsuru eklemek, insanlara davranışlarını değiştirmeleri ve daha sağlıklı alternatifi seçmeleri konusunda onları yönlendiriyor ve en sıradan etkinlikleri bile eğlenceli hale getirmek, insanlara davranışlarını değiştirmeye sebep oluyor. tanım sonunda iki video var, birincisi yurtdışından, ikincisi ise türkiye'den.
önce yurtdışından:
bu da türkiye'den bir örnek:
devamını gör...
çınar olayı
osmanlı duraklama döneminin en elim olaylarından biridir. 1656 yılında tahtta padişah 4.mehmet oturmaktadır ve henüz 14 yaşında bir delikanlıdır. osmanlı imparatorluğu girit adasının fethi için epey asker kaybetmiş, ekonomisi de önemli bir ölçüde zayıflamıştır.
1656 yılında kapıkulu ocakları son ulufelerini düşük ayarlı gümüş akçe ile alınca, belli başlı bazı paşaların da kışkırtması ile ayaklanırlar. bu işte parmağı olduğunu düşündükleri kişilerin kellelerini isterler. 2 mart 1656 günü başlayan ayaklanmanın haberi saraya ulaşır.
nihayet 4 mart 1656 günü padişah asiler ile görüşmeye karar verir ve ayak divanına çıkmayı kabul eder. maiyeti ile birlikte soğukçeşme'deki alay köşküne gelir.
zorbalar burada padişaha şikayetlerini sıralamaya başlarlar. giritte venedikliler ile yağma konusunda yaşadıkları anlaşmazlıklardan, askere düşük ayarlı akçe ile ulufe verilmesinden, aynı zamanda ulufelerin gününde ödenmemesinden ve bundan ötürü kusurlu saydıkları tüm devlet adamlarını sıralayıp hepsinin teslim edilmesini isterler.
padişahın yanında bulunan ve henüz yeni sadrazam tayin edilmiş olan rikâb kaymakamı zurnazen mustafa paşa bu kişilerin mallarının müsadere edilip kendilerinin sürülmelerini teklif ettiyse de herhangi bir faydası olmadı. âsilerin, “seni dahi isteriz” demeleri üzerine ortalığa bir sessizlik hâkim oldu ve neticede padişahın hatt-ı şerifiyle önce dârüssaâde ağası behram ağa, kapı ağası bosnalı çalık ahmed ağa ve ibrâhim ağa bostancıbaşı vasıtasıyla öldürüldü ve cesetleri saraydan çıkarılarak asilere teslim edildi.
tüm bunlarla birlikte 30 kadar saray içinden ve dışından devlet adamı kapıkulu askerleri tarafından bulundukları yerde öldürüldüler. bunların cesetleri âsiler tarafından sultanahmet meydanı’ndaki çınar ağaçlarına asıldı. bundan dolayı bu olaya osmanlı tarihinde “çınar vak‘ası” adı verildi.
aynı zamanda bu manzara, meyveleri insan şeklinde bir ağaca benzetildiğinden tarihimizde “vak‘a-i vakvakıyye” adıyla da meşhur oldu.
bu isyanın sonunda zorbaların ısrarı ile devletin çeşitli kademelerinde önemli değişiklikler yapıldı ve isyan sona erdi.
1656 yılında kapıkulu ocakları son ulufelerini düşük ayarlı gümüş akçe ile alınca, belli başlı bazı paşaların da kışkırtması ile ayaklanırlar. bu işte parmağı olduğunu düşündükleri kişilerin kellelerini isterler. 2 mart 1656 günü başlayan ayaklanmanın haberi saraya ulaşır.
nihayet 4 mart 1656 günü padişah asiler ile görüşmeye karar verir ve ayak divanına çıkmayı kabul eder. maiyeti ile birlikte soğukçeşme'deki alay köşküne gelir.
zorbalar burada padişaha şikayetlerini sıralamaya başlarlar. giritte venedikliler ile yağma konusunda yaşadıkları anlaşmazlıklardan, askere düşük ayarlı akçe ile ulufe verilmesinden, aynı zamanda ulufelerin gününde ödenmemesinden ve bundan ötürü kusurlu saydıkları tüm devlet adamlarını sıralayıp hepsinin teslim edilmesini isterler.
padişahın yanında bulunan ve henüz yeni sadrazam tayin edilmiş olan rikâb kaymakamı zurnazen mustafa paşa bu kişilerin mallarının müsadere edilip kendilerinin sürülmelerini teklif ettiyse de herhangi bir faydası olmadı. âsilerin, “seni dahi isteriz” demeleri üzerine ortalığa bir sessizlik hâkim oldu ve neticede padişahın hatt-ı şerifiyle önce dârüssaâde ağası behram ağa, kapı ağası bosnalı çalık ahmed ağa ve ibrâhim ağa bostancıbaşı vasıtasıyla öldürüldü ve cesetleri saraydan çıkarılarak asilere teslim edildi.
tüm bunlarla birlikte 30 kadar saray içinden ve dışından devlet adamı kapıkulu askerleri tarafından bulundukları yerde öldürüldüler. bunların cesetleri âsiler tarafından sultanahmet meydanı’ndaki çınar ağaçlarına asıldı. bundan dolayı bu olaya osmanlı tarihinde “çınar vak‘ası” adı verildi.
aynı zamanda bu manzara, meyveleri insan şeklinde bir ağaca benzetildiğinden tarihimizde “vak‘a-i vakvakıyye” adıyla da meşhur oldu.
bu isyanın sonunda zorbaların ısrarı ile devletin çeşitli kademelerinde önemli değişiklikler yapıldı ve isyan sona erdi.
devamını gör...
galiçyaca
galiçyaca veya galiççe -kendi dillerindeki şekilde galego-, ispanya'nın galiçya bölgesinde konuşulan bir romen dilidir.

koyu kısım çoğunluk, açık kısım azınlık tarafından konuşulan bölgeler
yaklaşık 3.5 milyon kişi tarafından konuşulmaktadır.
eo-navia bölgesinde, batı asturias'ta ve castilla ve león'un kuzeybatısındaki el bierzo ve sanabria bölgelerinin batısında farklı galiçya lehçeleri konuşulmaktadır.
bazı dilbilimciler ayrıca, extremadura'nın en kuzeybatısındaki jálama vadisinin üç kasabasının yerel olarak fala olarak adlandırılan veya her kasaba için yerel bir adla anılan konuşmasını galiçya dilinin bir parçası olarak kabul ederler.
galiçyaca, tüm romen dilleri gibi, eski roma eyaleti gallaecia'da -burası günümüzde portekiz'in kuzeyi, asturias, şimdiki leon ili ve zamora'nın bir bölümünü içerir- konuşulan halk latincesi'nden gelir.
batı roma imparatorluğu'nun çöküşünden sonra, farklı latin varyantları ortaya çıktı. bunlardan biri ortaçağ galiçyası veya galiçyaca-portekiz idi. bu yüzden de özellikle portekizce ile çok yakındır. aşağıda aynı cümlenin sırayla portekizce ve galiçyaca versiyonlarını karşılaştırarak benzerliği görebilirsiniz.
pouco a pouco você vai começar a entender o texto sem traduções ou explicações.
pouco a pouco comezarás a comprender o texto sen traducións nin explicacións.
kaynak

koyu kısım çoğunluk, açık kısım azınlık tarafından konuşulan bölgeler
yaklaşık 3.5 milyon kişi tarafından konuşulmaktadır.
eo-navia bölgesinde, batı asturias'ta ve castilla ve león'un kuzeybatısındaki el bierzo ve sanabria bölgelerinin batısında farklı galiçya lehçeleri konuşulmaktadır.
bazı dilbilimciler ayrıca, extremadura'nın en kuzeybatısındaki jálama vadisinin üç kasabasının yerel olarak fala olarak adlandırılan veya her kasaba için yerel bir adla anılan konuşmasını galiçya dilinin bir parçası olarak kabul ederler.
galiçyaca, tüm romen dilleri gibi, eski roma eyaleti gallaecia'da -burası günümüzde portekiz'in kuzeyi, asturias, şimdiki leon ili ve zamora'nın bir bölümünü içerir- konuşulan halk latincesi'nden gelir.
batı roma imparatorluğu'nun çöküşünden sonra, farklı latin varyantları ortaya çıktı. bunlardan biri ortaçağ galiçyası veya galiçyaca-portekiz idi. bu yüzden de özellikle portekizce ile çok yakındır. aşağıda aynı cümlenin sırayla portekizce ve galiçyaca versiyonlarını karşılaştırarak benzerliği görebilirsiniz.
pouco a pouco você vai começar a entender o texto sem traduções ou explicações.
pouco a pouco comezarás a comprender o texto sen traducións nin explicacións.
kaynak
devamını gör...
sinirlendiğinde çok kırıcı olabilen insan
çok sabırlıyımdır. sakin bir şekilde karşımdaki kişiye yaptığı şeyin beni rahatsız ettiğini söylerim ve şans verdikçe veririm ama sonrası...
e: alttaki yazar sinsidir demiş ama sinsi olmayanlar da var. mesela ben :) asla bel altı vurmam ya da bana güvenip anlattığı şeyler üzerinden yürümem. olan mevcut olay üzerinden patlamamı yapar ve lafımı güzelce sokup sonra da şutlarım.
e: alttaki yazar sinsidir demiş ama sinsi olmayanlar da var. mesela ben :) asla bel altı vurmam ya da bana güvenip anlattığı şeyler üzerinden yürümem. olan mevcut olay üzerinden patlamamı yapar ve lafımı güzelce sokup sonra da şutlarım.
devamını gör...
tabu
genel olarak dokunulması, söylenmesi, yapılması kutsiyetine bağlı olarak yasaklı eylem, söz, tavır.
1777’de iskoçyalı denizci james cook tarafından tongo kabilesi baz alınarak batı literatürüne girmiş.
tabu sözlük anlamı olarak ‘işaretlenmiş’, polinezya dilinde de ‘kutsal’ anlamına gelir. kelimenin/kavramın kuvvet -ilahi kuvvet- anlamına gelen ‘mana’ ve ‘totem’ ile ilişkisi vardır. totem olan bir şey/eşya/canlı tabudur ve aynı zamanda doğaüstü güce sahiptir (mana).
sadece eşyaya değil canlıya da kutsiyet atfedilebilir (krallar, kabile reisleri, hayvanlar). animist (doğaya tapan, doğadaki bir nesneyi tanrı atfeden) toplumlarda yaygın olmakla beraber kutsiyetinin çiğnenmesinin kutsal varlıklar tarafından cezalandırılacağına inanılır. tabu’nun geçilmesiyle oluşan kirliliği, çeşitli ayinlerle ve ateşle temizlemeye çalışsalar da ceza insiyatifi kutsal varlıktadır.
durkheim’in söyleminde ise tabu “toplum tarafından belirlenmiş sosyal kurallar” olarak kökenini toplumdan alır. bu nedenle çok basit bir akıl yürütmeyle totem ve mana’nın kaynağı da sosyal toplumdur.
günümüzde tabu olarak addedilen çoğu inanış ve davranışta geçmişte kutsal varlıklar tarafından cezalandırılacağına inanılan davranış ve tavırlardan türemiştir.
1777’de iskoçyalı denizci james cook tarafından tongo kabilesi baz alınarak batı literatürüne girmiş.
tabu sözlük anlamı olarak ‘işaretlenmiş’, polinezya dilinde de ‘kutsal’ anlamına gelir. kelimenin/kavramın kuvvet -ilahi kuvvet- anlamına gelen ‘mana’ ve ‘totem’ ile ilişkisi vardır. totem olan bir şey/eşya/canlı tabudur ve aynı zamanda doğaüstü güce sahiptir (mana).
sadece eşyaya değil canlıya da kutsiyet atfedilebilir (krallar, kabile reisleri, hayvanlar). animist (doğaya tapan, doğadaki bir nesneyi tanrı atfeden) toplumlarda yaygın olmakla beraber kutsiyetinin çiğnenmesinin kutsal varlıklar tarafından cezalandırılacağına inanılır. tabu’nun geçilmesiyle oluşan kirliliği, çeşitli ayinlerle ve ateşle temizlemeye çalışsalar da ceza insiyatifi kutsal varlıktadır.
durkheim’in söyleminde ise tabu “toplum tarafından belirlenmiş sosyal kurallar” olarak kökenini toplumdan alır. bu nedenle çok basit bir akıl yürütmeyle totem ve mana’nın kaynağı da sosyal toplumdur.
günümüzde tabu olarak addedilen çoğu inanış ve davranışta geçmişte kutsal varlıklar tarafından cezalandırılacağına inanılan davranış ve tavırlardan türemiştir.
devamını gör...
atama
türkiyede kelime kökü yanlış anlaşılmış kelime ,atamıyorlar insanları sonu bu oluyor işte.
devamını gör...
düşmanı sevme isteği
şu aralar sadece bende mi olduğunu sorguladığım tuhaf istektir. buradaki düşmandan kastım kişinin sevmediği ve kişiyi de sevmeyen insan. yani bildiğimiz düşman, evet. şöyle ki, ne zaman biri bana düşmanca davransa benden hoşlanmadığını dile getirse sanki bütün nefretim uçup gidiyor ve o kişiye sırnaşmak istiyorum.
benden nefret eden o kişiyi cezbetmek, şefkat göstermek ve sevmek istiyorum durduk yere. sanki o kişinin bana duyduğu nefretin sevgiye dönüşmesi en büyük amacım oluyor. başka kimseyi elde etmek için uğraşmadığım kadar uğraşıyorum ve sevgiye boğuyorum onu.
neden durduk yere oluyor bilmiyorum. insanlar bunu çok tuhaf karşılıyor. neden önceki gün ölüm kavgası ettiğin insana böyle sırnaşıyorsun diyorlar... lütfen bana tek olmadığımı söyleyin.
düşmanı sevgimle afallatmak için kuduruyorum resmen.
benden nefret eden o kişiyi cezbetmek, şefkat göstermek ve sevmek istiyorum durduk yere. sanki o kişinin bana duyduğu nefretin sevgiye dönüşmesi en büyük amacım oluyor. başka kimseyi elde etmek için uğraşmadığım kadar uğraşıyorum ve sevgiye boğuyorum onu.
neden durduk yere oluyor bilmiyorum. insanlar bunu çok tuhaf karşılıyor. neden önceki gün ölüm kavgası ettiğin insana böyle sırnaşıyorsun diyorlar... lütfen bana tek olmadığımı söyleyin.
düşmanı sevgimle afallatmak için kuduruyorum resmen.
devamını gör...
aşk tesadüfleri sever 2
--! spoiler !--
vakti zamanında sevip de kavuşamamış iki kişinin başka insanlardan olan çocuklarının gelecekte bir gün tesadüfen tanışıp aşık oldukları bayık bir aşk filmi. bir de oğlan iplerini kopardığı babasını telefonuna büyük harflerle açma diye kaydetmiş. kız ve izleyici de tüm film boyunca bu açmayı çocuğun fb'si sandık durduk. bu ''açma kim?'' muhabbeti bir yerden sonra o kadar baydı ki artık emir kipli açmadan bildiğimiz hamur işi olan açmaya döndü mesele: ''açma kim, açma kim, açma kim niye söylemiyorsun?''
filmin ortalarında türk vatandaşı olmayan yunanların sınır dışı edildiği bir sahne ve aşıkların birbirlerinden koptuğu olaylar var. buralar fena değil aslında. 60'lı yıllar güzel canlandırılmış. filmin müzikleri de fena değil ama bu bayık bir film olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
kıssadan hisse: istemediğiniz kişileri rehberinize kocaman harflerle açma diye kaydedeceğinize engelleyin gitsin ne uğraşıyorsunuz.
--! spoiler !--
vakti zamanında sevip de kavuşamamış iki kişinin başka insanlardan olan çocuklarının gelecekte bir gün tesadüfen tanışıp aşık oldukları bayık bir aşk filmi. bir de oğlan iplerini kopardığı babasını telefonuna büyük harflerle açma diye kaydetmiş. kız ve izleyici de tüm film boyunca bu açmayı çocuğun fb'si sandık durduk. bu ''açma kim?'' muhabbeti bir yerden sonra o kadar baydı ki artık emir kipli açmadan bildiğimiz hamur işi olan açmaya döndü mesele: ''açma kim, açma kim, açma kim niye söylemiyorsun?''
filmin ortalarında türk vatandaşı olmayan yunanların sınır dışı edildiği bir sahne ve aşıkların birbirlerinden koptuğu olaylar var. buralar fena değil aslında. 60'lı yıllar güzel canlandırılmış. filmin müzikleri de fena değil ama bu bayık bir film olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
kıssadan hisse: istemediğiniz kişileri rehberinize kocaman harflerle açma diye kaydedeceğinize engelleyin gitsin ne uğraşıyorsunuz.
--! spoiler !--
devamını gör...
valentin rosier
sağ kanattaki hücum aksiyonlarına bu sene kaldığı yerden devam etmiştir, edemediği yerde denemiştir, kovalamıştır, mücadele etmiştir. ancak; bu sezon orta saha kurgumuzun henüz oturmamış olmasından mütevellit geriye dönüşlerde bocaladığını, faul ile atak kesip, kartlık pozisyonlarda kaldığı anlar olmuştur. geçen sene josef sağa daha yakın oynayıp ghezzal ve rosier'in açıklarını kapatıyordu sonuçta.
anlayabiliyorum. beşiktaşımızın çocuğu bu deli oğlan geldiğinden beri ilk defa taraftar önüne çıktı. bunlardan mütevellit aksadığı yerler olmuştur. ancak varını yoğunu ortaya koymuştur, işin hücum tarafında da defans tarafında da elinden gelenin iyisini yapmıştır. hadi taraftar önüne ilk kez çıkmasının ve orta saha kurgusunun oturmasınında da bi etkisi var diyelim bocalamasında ancak geri dönüşlerde bu kadar agresif olmasının ileride zararını da görebiliriz. umarım en kısa zamanda bütün bunlara bi çözüm buluruz.
ve ayrıca, yedeği bulunamazsa sakatlandığında, kart cezalısı olduğunda vs yedekleyebilecek birini transfer etmemiz şart. kim olabilir bilmiyom. yedeği yerli fakat genç bi oyuncu olursa hem o oyuncunun gelişimi ve sonraki satışı için faydalı olur hem de yeni/iğrenç yerli kuralı açısından.
tanım, defoları iyi bir stoper ve orta saha kurgusu ile kapatıldıktan sonra;
"fransa'da doğdu
beşiktaşlı oldu
helal olsun sana
valentin rosier, valentin rosier" tezahüratlarına mazhar olacak delioooolanımız.
anlayabiliyorum. beşiktaşımızın çocuğu bu deli oğlan geldiğinden beri ilk defa taraftar önüne çıktı. bunlardan mütevellit aksadığı yerler olmuştur. ancak varını yoğunu ortaya koymuştur, işin hücum tarafında da defans tarafında da elinden gelenin iyisini yapmıştır. hadi taraftar önüne ilk kez çıkmasının ve orta saha kurgusunun oturmasınında da bi etkisi var diyelim bocalamasında ancak geri dönüşlerde bu kadar agresif olmasının ileride zararını da görebiliriz. umarım en kısa zamanda bütün bunlara bi çözüm buluruz.
ve ayrıca, yedeği bulunamazsa sakatlandığında, kart cezalısı olduğunda vs yedekleyebilecek birini transfer etmemiz şart. kim olabilir bilmiyom. yedeği yerli fakat genç bi oyuncu olursa hem o oyuncunun gelişimi ve sonraki satışı için faydalı olur hem de yeni/iğrenç yerli kuralı açısından.
tanım, defoları iyi bir stoper ve orta saha kurgusu ile kapatıldıktan sonra;
"fransa'da doğdu
beşiktaşlı oldu
helal olsun sana
valentin rosier, valentin rosier" tezahüratlarına mazhar olacak delioooolanımız.
devamını gör...
4 haziran 2021 yekta saraç'ın açıklaması
kendi aklını siyasal islam'a emanet etmiş birisinin yaptığı açıklama.
devamını gör...

