fotoya baktıkça dolar yükseliyor.
devamını gör...

decathlon mağazasından alt ve üst içlik alın ve giyinin diyerek tavsiye verebileceğim başlıktır.
devamını gör...

mitolojide bir hikayesi vardır. şu şekildedir:

kendine aşık olanlara aldırmayıp, onları karşılıksız bırakan ve çok güzel bir peri kızı olan ekho, bir gün avlanan bir avcı görür. narkissos adındaki bu avcı çok yakışıklıdır. ekho bu genç avcıya ilk görüşte aşık olur. ancak narkissos bu sevgiye karşılık vermeyerek, peri kızının yanından uzaklaşır. ekho bu durum karşısında günden güne eriyerek, kara sevda ile içine kapanarak ölür. bütün vücudundan arta kalan kemikleri kayalara, sesi ise bu kayalarda ‘eko’ dedigimiz yankılara dönüşür. olimpos dağında yaşayan tanrılar bu duruma cok kızar ve narkissos’u cezalandırmaya karar verirler. günlerden bir gün av izindeki narkissos susar ve bitkin bir şekilde bir nehir kenarına gelir. buradan su içmek için eğildiğinde, sudan yansıyan kendi yüzü ve vücudunun güzelliğini görür. o da daha önce fark edemediği bu güzellik karşısında adeta büyülenir. yerinden kalkamaz, kendine aşık olmuştur. o ana dek kimseyi sevmediği kadar, sevmiştir kendi görüntüsünü. o şekilde orada ne su içebilir, ne de yemek yiyebilir, aynı ekho gibi narkissos da günden güne erimeye başlar ve orada sadece kendini seyrederek ömrünü tüketir. öldükten sonra da vücudu nergis çiçeklerine dönüşür. narsis (ya da narkissos) , adını narsizme, narkoza, bir çiçek familyasına (nergisgiller) ve bir çiçeğe vermiştir.
devamını gör...

özelikle yeniyse muhakkak koklarım.dinginliğin kokusu.
devamını gör...

mevcut olan ve daha da aktif olacağına inandığım hesap. ve yine aktif olarak kullanılırsa sözlüğe kuşkusuz katkı sağlayacağına inanıyorum. reklamın iyisi kötüsü olmaz. yapıştır geç.
ekleme: ben de yanlış yeri takip ediyomusum ellam. neyse kamyon şoförü sağolsun.
devamını gör...

hayatınıza hiçbir katkısı olmuyor. girdik tamam. ee ne oldu? ama o engin bilgilerimi paylaşmış olmanın verdiği iç huzur... anlayamazsınız.
devamını gör...

en çok korktuğum şeylerden biri.

ömrü veren allah ama ya "hoşça kal" diyemeden giderse? ya ben daha yanaklarını mıncıramadan ölürse? aklımdaki bu düşüncelere engel olamıyorum. kaybetme korkusu herhalde, ne yapacağımı şaşırtıyor bazen. anne-babaya veda edememek hele?
insan aklını kaçırır yemin ederim düşünürken.

tamam, her telefonu "seni çok seviyorum" diyerek kapatıyoruz belki ama, ölüm başka bir şey. annemle konuşurken falan aramayı uzatmaya başladım, fazla mı takıyorum acaba?
devamını gör...

(bkz: kan)

yemekten ziyade, kendi dudağımı hafiften kanatıp emiyorum. çoğu zaman farkında bile değilim.

gizliden gizliye zevk alınan ufak sapkınlıklar başlığında kendine yer bulabilecek türden şeylerdir.
devamını gör...

bir türk aydını. yazar, müzisyen, siyasetçi tanımları, yaptığı işlerin üç ana başlığı dersek yanlış olmaz zannımca. 1993 yazında nerden duyduysam yeni çıkan 'saat 4...yoksun' albümünü almıştım. sesini ve müzikte dile getirdiklerini ilk o albümle keşfetmiştim. uzun yıllar boyunca vatan gazetesinde yazılarını okudum. albümlerini ve kitaplarını aldım. 1994 yerel seçimlerinde istanbul'da shp'nin belediye başkan adayı olurken sol partiler karşısına bir halt edeceklermiş gibi dünyanın belki de en onursuz duruşunu sergileyerek her biri birer aday çıkarıp zülfü livaneli'nin oylarını kuşa çevirmişti. oyları bölerek toplamda kendilerinden çok daha geride olan refah partisi'nin adayı rte'nin siyaset sahnesine çıkışını sağladılar. özellikle uzan medyasının ipe sapa gelmez iftiraları, yıldırma politikaları ile o dönem livaneli'yi karalamaya çalıştılar. elleriyle yaptıklarının sonucu olarak; türkiye'nin 30 yıllık kaderi sağ ve solun ortak ahmaklıkları neticesinde belirlenmiş oldu. acaba 1994 istanbul büyükşehir seçimlerinde zülfü livaneli seçilmiş olsaydı türkiye'nin yazgısı bugün daha farklı olur muydu? bence yüzde yüz olurdu.

kendisi hakiki bir sanatçı olarak siyasetle doğmamıştı; kaybedince de sadece türkiye adına üzüldü ama sonuçta makam ve mevki peşinde değildi ve sevdiği işlere, uğraşlara geri döndü ve birbirinden güzel şarkılar ve kitaplar yazdı. müziklerini ve sohbetlerini dinlemekten; yazılarını okumaktan her devirde büyük haz duydum. türkiye'nin yaşayan en değerli sanatçılarından biridir. umarım bu aydın aklından ve sanatçı vicdanından türkiye hakkıyla yararlanabilsin.
devamını gör...

hocanın gerçek hesabı değil. ancak içerik doğru.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dünyada az bilinen kanlı tahta ağcı kesildiği zaman ya da gövdesine herhangi bir darbe aldığı zaman kırmızı renkli bir sıvı akıtır. hint okyanusu kıyılarında bulunan bir ağaç türüdür. akan kırmızı renkli sıvının bir damlası 3 tam elmadan daha fazla antioksidan içermektedir. bu sıvı bin bir derdin devası olarak bilinmektedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

pazara, bankaya, avm'ye girildiği zaman girişe diktikleri nöbetçinin elindeki minyatür saç kurutma makinesi görünümlü cihazın ismi. dayıyorlar kafaya dııttt diye ses çıkıyor.
vücut ısısı ölçen bir aletmiş. insanın vücut sıcaklığı ortalama 36,5 olduğu için ve bunun iki derece yukarısı görüldü mü "beri gel, sen potansiyel koronavirüs taşıyıcısın " deyip, hastaneye yolluyorlar.
devamını gör...

erkek bireylerin, kadınlara aynı konuda dahi olsa; üstünlük taslarcasına yanıt vermekten öte bilgiçlik taslamasıdır!
hadsizliktir canım, lamı cimi yok!

örneğin;

''bak kızım, ben anlatayım sana nedir mansplaining!''

gayet açık olmuştur, değil mi?
devamını gör...

taşın altına el koyma hissi uyandıran açıklamadır.
devamını gör...

tanımları buram buram kalite kokan ve artılarını esirgemeyen yazar arkadaşımızdır.

takipteyiz efendim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel bomboş geçen bir yaz gününe dönmek istiyorum fotoğrafı.
devamını gör...

şebnem paker - dinle
manga, sertab erener, can bonomo, mor ve ötesi şarkılarını da çok seviyorum ve sık sık dinlerim ancak şebnem paker dinlemelere doyamadığımdır, birinci olmadığına şebnem hanım sanıyorum ki benim kadar üzülmemiştir.
devamını gör...

tatminsizlik. oysa az olanla mutlu olmayı bilip, yetinebilsek hiç mutsuz olmayacağız. ama insanoğlu hep daha fazlası için gücünü sarf ediyor..
devamını gör...

ortada olan buz gibi bir gerçek.

bize küçüklüğümüzden beri sürekli olarak çalışmanın ve azmin önemini vurguluyorlar. çalışmak ve alın teri ile bir ürün ortaya koyabilmek oldukça kutsal bir iş bu hususta söyleyebileceğim bir sözüm yok. hele ki haksız kazanç ve muhtaç kişiler üzerinden nemalanan vicdansız insanları gördükçe bu emekçi kişilerin dünyayı güzelleştirdiğine inanıyorum.

lakin bu hikayede anlatılmak istenen hikaye daha doğrusu ana fikir çok başka. 'moral story' diye yıllarca anlatılan bu hikayeler aslında belli başlı konuları ıskalıyor. mesela karınca ve ağustos böceği fablı da bunlardan birisidir.

fablda işsiz güçsüz, boş gezenin boş kalfası olarak resmedilen ağustos böceğini görüyoruz. sürekli saz çalıp türkü söylüyor, kendine bir iş bulamamış ve ona buna laf atıyor. buraya kadar her şey normal.

öte yandan karınca arkadaşı görüyoruz. azimli, ileriye yatırım yapan, açıkgöz... ve daha sayabileceğimiz bilumum özellikleri var karıncanın. hatta kutsal kitaplarda bile emektar ve bilge bir canlı olduğu vurgulanır.

hikayede karınca sürekli ağustos böceğine kızıyor. devamlı "neden iş güç edinip kendine gıda zulası yapmıyorsun? bak kış gelecek zor durumda kalacaksın." diye tavsiyelerde bulunuyor. ağustos böceği ise "amaan karınca kardeş ben sizin gibi amelelik yapmak için dünyaya gelmedim." diyerek güya dalga geçiyor. hikayenin sonunda ise hepimizin bildiği üzere kış gelip çatıyor ve ağustos böceğe bir parça ekmek kırıntısına muhtaç hale gelip karınca kardeşin kapısını çalıyor. karınca adeta zafer kazanmış antonius gibi gevrek kahkahalar atarak "yaa ağustos böceği kardeş çok rahat konuşuyordun." diyor ve aklını kullansaydın nasihati vererek kapıdan def ediyor.

sevgili dostlar, yazarlar ve romalılar hikaye baştan aşağıya yanlış. yani en azından bir yere kadar doğru fakat genele bakarsak yanlış.

öncelikle ağustos böcekleri yıllarca yer altında koza halinde yaşayıp dünyada 4 hafta yaşarlar. kainat ona maksimum 4 hafta ömür biçmiştir. dolayısıyla ağustos böcekleri yaşamının en güzel yıllarını, bu 4 haftaya sığdırmak zorundadır. yalnızca 4 hafta...

çocukluğu, ilk gençliği, gençliği, orta yaşlığı, yaşlılığı ve ölümü...

yalnızca dört hafta...

düşünsenize dört hafta ömrünüz olduğunu? bu sadece bir mevsim demektir. ağustos böcekleri yalnızca yazın yaşarlar ve kışı görmeleri mümkün değildir. bu kısacık ömründe sevdikleriyle bir ömür geçirecek.

bir şeyler öğrenişi, bir tokat yiyişi, bir yeri öpüşü, sonra yerden kalkışı, bir şeyi başarışı, birine aşık oluşu, birini sevişi, dünyayı her koşulda tiye alışı ve yarınlar yokmuş gibi keyfini alarak yaşayışı bu 4 hafta içerisinde olup bitecektir.

peki siz bu kadar kısa bir ömürle, kışın gelmeyeceğini biliyor olsanız, modern bir köle gibi çalışır mıydınız?

öte yandan bahçelerimizde gördüğümüz sıradan karıncaların ömrü ise 15 yılı bulabiliyor. 15 yıl he? 15 koca kış demek bu. şimdi başlasan anca zulalarsın darıyı, buğdayı evine...

burada bize verilen mesaj bu olmamalıydı. tıpkı ne zaman doğduğumuzu anımsayamamamız gibi, öleceğimiz zamanı da bilemiyoruz. bu acziyete sahip olduğumuz için yarınlara çıkacağımız garantiymiş gibi dünya malına çok fazla tamah ediyoruz. gözümüzün önündeki güzellikleri kaçırıyoruz böyle hep. tabii ki demiyorum ki sürekli gezelim eğlenelim, sek sek sekelim, bade süzelim... her şeyi dolu dolu yaşayıp, bir yandan kendimizi geliştirmeli ve heybemize tecrübeler katmalıyız. bu ince dengeyi sağlamaktır önemli olan, hırs yapmak ya da gamsız olmak değil.
devamını gör...

mal turnusolü başlık.

rica ederim felsefe, edebiyat ya da psikoloji gibi düşünme ve düşünmenin tarihiyle ilgilenen alanlar hakkında doğru düzgün birikiminiz, akademik arkaplanınız yoksa yazmayın böyle başlıklara ya.

(bkz: simone de beauvoir)
(bkz: julia kristeva)
(bkz: anna freud)
(bkz: melanie klein)
(bkz: diotima)*
(bkz: hannah arendt)
(bkz: anne conway)
(bkz: helena blavatsky)
(bkz: dion fortune)
(bkz: lou andreas-salomé)
(bkz: simone weil)
(bkz: hélène cixous)

örnekler çoğaltılabilir.

bunlar ilk aklıma gelenler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim