ramazan
on bir ayın sultanıdır. divan şâirelerimizden şeref hanım ramazan'ı bize şu dizeleriyle anlatmış:
''yemez içmez bir oruç nâmına şûha tutulup
neye müncer olacak za'f ile hâl-i ramazan''
yâni, ''şu ramazan'ın hâli, bunca zayıflıkla neye varacak bilmiyorum. şimdi de ''oruç'' adında neşeli, işveli şûh bir kadına tutulup yemeden içmeden kesilmiş.''
yine divan şâirlerinden sâbit, ramazan'ı şu sözleriyle anmış:
''za'f ile hilâl eylemiş ol mâh-ı cihânı
tuttum gazâbımdan yiyeyazdım ramazânı.''
demek oluyor ki ''ramazan, vakit gelip çattığında cihanın dolunayını zayıflatıp iki büklüm şekilde hilâle döndürmüş. bunu görünce öfkelendim de varıp o ramazanı kıtır kıtır yiyeyazdım.''
rahmet, bereket, mânevî feyiz ve ilâhî inâyetin coştuğu mübârek ramazan ayı'nın müslümanların gönül ve hânelerine hayırlar, güzellikler getirmesini cenâb- hak'tan niyâz ederim.
''o ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayırt eden, hidayet ve deliller halinde bulunan kur'an onda indirildi. onun için sizden her kim bu aya erişirse oruç tutsun. kim de hasta veya yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. allah size kolaylık diliyor, zorluk dilemiyor. bir de o sayıyı tamamlamanızı ve size gösterdiği doğru yol üzere kendisini yüceltmenizi istiyor. umulur ki, şükredesiniz!'' (bakara sûresi 185. âyet)(elmalılı muhammed hamdi yazır - kur'ân-ı kerîm ve yüce meâli )
''yemez içmez bir oruç nâmına şûha tutulup
neye müncer olacak za'f ile hâl-i ramazan''
yâni, ''şu ramazan'ın hâli, bunca zayıflıkla neye varacak bilmiyorum. şimdi de ''oruç'' adında neşeli, işveli şûh bir kadına tutulup yemeden içmeden kesilmiş.''
yine divan şâirlerinden sâbit, ramazan'ı şu sözleriyle anmış:
''za'f ile hilâl eylemiş ol mâh-ı cihânı
tuttum gazâbımdan yiyeyazdım ramazânı.''
demek oluyor ki ''ramazan, vakit gelip çattığında cihanın dolunayını zayıflatıp iki büklüm şekilde hilâle döndürmüş. bunu görünce öfkelendim de varıp o ramazanı kıtır kıtır yiyeyazdım.''
rahmet, bereket, mânevî feyiz ve ilâhî inâyetin coştuğu mübârek ramazan ayı'nın müslümanların gönül ve hânelerine hayırlar, güzellikler getirmesini cenâb- hak'tan niyâz ederim.
''o ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayırt eden, hidayet ve deliller halinde bulunan kur'an onda indirildi. onun için sizden her kim bu aya erişirse oruç tutsun. kim de hasta veya yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. allah size kolaylık diliyor, zorluk dilemiyor. bir de o sayıyı tamamlamanızı ve size gösterdiği doğru yol üzere kendisini yüceltmenizi istiyor. umulur ki, şükredesiniz!'' (bakara sûresi 185. âyet)(elmalılı muhammed hamdi yazır - kur'ân-ı kerîm ve yüce meâli )
devamını gör...
seyyal taner
leyla ve naciye adında benzerine rastlanmayan şarkılara sahip şarkıcı.
45 yıl önce de hosteslik yapan kızkardeşi uçak kazasında ölmüştü.
(bkz: bursa uçağı)
45 yıl önce de hosteslik yapan kızkardeşi uçak kazasında ölmüştü.
(bkz: bursa uçağı)
devamını gör...
normal sözlük'ün en muhteşem yazarı
kanımca toksik düşünceleri olmayan, keyifli bir yaşam süren (sürmeye çalışan ya da hayatın anlamını arayan), burada vakit geçirip gerek didaktik gerekse eğlenceli girdiler paylaşan, açıkgörüşlü, saygılı ve hoşgörülü herkes kafa sözlük'ün nadide, benzersiz bir parçası olup muhteşem yazarlarındandır.
devamını gör...
the evil dead
en büyük ergenlik travmam.gece bodrum kattaki odunluğa tek başıma inerken aklımdan çıkmamıştı uzun süre.o yaşta niye izlediysek.
devamını gör...
yarıda bırakılan kitaplar
canan tan-piraye
franz kafka-milenaya mektuplar
yok arkadaş ne kadar zorlasam da bir türlü okunmuyorlar.
franz kafka-milenaya mektuplar
yok arkadaş ne kadar zorlasam da bir türlü okunmuyorlar.
devamını gör...
belçika'da 4 kadını öldüren türk
dexter'lere ihtiyacımız var.
devamını gör...
yandan çarklı
(bkz: ada vapuru)
devamını gör...
neşeliymiş gibi görünen hüzünlü şarkılar
domdom kurşunu. hakkını vererek söyleyen tek isim aşık mahzuni şerif'tir.
devamını gör...
katharsis
purification (saflaştırma) and purgation (tasfiye) of the emotion olarak tanımlanabilir katharsis. yani "ağla ağla açılırsın" halk arasındaki tabirle.
şimdi efendim, canınızı sıkan bir durum var ise ve bunu bastırıyorsanız bu sağlığa zararlı. hep derim, "içinde kalıp kanser olacağına dışına çıksın konser olsun". işte içine içine attığın o olaylar var ya anacım, onlar gün yüzüne çıktığında kendini tutamayıp ağlamaya başlıyorsun ya hani. hah işte o katharsis.
yalnız burada ufak bir durum var. bu duygu boşalmasını olay anında yaşayamazsınız. yani şey, bastırılıp sonradan ortaya çıkmış olması lazım. o kadar bastırırsınız ki, o kadar bilinçaltına itersiniz ki bu durumu... dışarı çıkarken yırtar. işte ağlama bu yüzden (değil de, öyleymiş gibi yapıyorum şu an. gönlünüzü alacağım az sonra).
misal, çocukluk çağında tacize uğramışsındır büyük biri tarafından. hem de aile eşrafından, yakından yamacından birinden. ne kadar büyük bir travma değil mi. hah işte bunu kimseye anlatamazsın, bastırırsın bastırırsın taa korteksin dibine, hatta medulla oblongataya, elinde olsa cauda equinaya kadar gömersin (sallıyorum, takılmayın. beyni yandan düşünün, korteks beynin en üst kısmı. medulla oblongata ise beyincik. kafamızın arkasında bulunur. cauda equina ise omuriliğin bittiği yer. belimizde falan. hani gömebilsek oraya kadar derine gömeriz, magmaya indiririz anlamında. hatta bakın şu sacral yazan yerlerde bir yerler)
. üstünden 20 yıl geçer, evleneceksindir, söz olur konu gelir anlatmak zorunda kalırsın. anlatırsın ama ne anlatmak... bir yandan ağlayıp bir yandan sinirden kudurup bir yandan öfkeden delirirsin. anlatırsın da anlatırsın. bütün o bastırılmış enerji açığa çıkar, salınır, üstünden öküz kalkmışa dönersin. sonra yürüyecek gücü bulamazsın kendinde. sevdicek kucağında taşır (hehe). katharsis bu işte.
bir örnek daha verelim ki pekişsin. ebeveynlerin ölmesi de güzel bir örnek olabilir. baba vakitsiz ölür, genç yaşta evin en büyük erkeği olarak dımdızlak ortada kalıverirsin. sorumluluk artar, hatta altında ezilirsin. babanın ölümüne üzülemezsin bile. sorumluluklarını düşünürsün, küçük kardeşini düşünürsün, anneni düşünürsün. bütün üzüntünü gömersin içine. baban ölmüştür, daha birlikte bir futbol maçına gidemeden, ilk aşk acını anlatamadan, ilk kavganda kaşın patladığında 2 tokat da babandan yiyip üstüne pansuman yaptıramadan, sana tavuk döner kendine peynirli poğaça alıp parka götüremeden göçmüştür bu dünyadan. halbuki daha büyüyecektin, üniversiteye gidecektin, gururlandıracaktın babanı. evlenecektin. çocuğun olacaktı. "torunum oldu lan, ç*künü duvara asarım ben bunun" diyecekti. dede olacaktı. sen 10 yaşındayken göçtü bu dünyadan, sen de kış günü açıkta kalmış çingene g*tü gibi ortada kaldın bir anan bir kardeşinle he mi? aha öyle bir durumda üzülemezsin. üzülemiyorsun. içine atıyorsun herşeyi. sanki yüzyıllardır ölüydü, sanki annen partenogenezle doğurdu seni gibi davranıyorsun. yaşayamadığın bütün o güzel hayallere üzülmeyi bir kenara bırak, düşünmek bile aklına gelmiyor. ta ki tetiklenene kadar. belki psikiyatr tetikler, belki bir sevgili, belki ev arkadaşının babasının ölümü, belki patronun...
işte o an gelince ya oturur ağlarsın. gözlerin kuruyana kadar ağlarsın hem de. ya da 7 milyar insanı yan yana dizsek hepsini yumruklayacak kadar öfkeden yanarsın. sonunda da yorgunluktan hareket edecek gücün kalmaz.
işte katharsis budur.
"there's no "one size fits all" definition of "catharsis", therefore this does not allow a clear definition of its use in therapeutic terms." demiş powell kaynak. belki de yukarıda uzun uzadıya anlattığım herşey palavradır. belki de değildir. kim bilir.
şimdi efendim, canınızı sıkan bir durum var ise ve bunu bastırıyorsanız bu sağlığa zararlı. hep derim, "içinde kalıp kanser olacağına dışına çıksın konser olsun". işte içine içine attığın o olaylar var ya anacım, onlar gün yüzüne çıktığında kendini tutamayıp ağlamaya başlıyorsun ya hani. hah işte o katharsis.
yalnız burada ufak bir durum var. bu duygu boşalmasını olay anında yaşayamazsınız. yani şey, bastırılıp sonradan ortaya çıkmış olması lazım. o kadar bastırırsınız ki, o kadar bilinçaltına itersiniz ki bu durumu... dışarı çıkarken yırtar. işte ağlama bu yüzden (değil de, öyleymiş gibi yapıyorum şu an. gönlünüzü alacağım az sonra).
misal, çocukluk çağında tacize uğramışsındır büyük biri tarafından. hem de aile eşrafından, yakından yamacından birinden. ne kadar büyük bir travma değil mi. hah işte bunu kimseye anlatamazsın, bastırırsın bastırırsın taa korteksin dibine, hatta medulla oblongataya, elinde olsa cauda equinaya kadar gömersin (sallıyorum, takılmayın. beyni yandan düşünün, korteks beynin en üst kısmı. medulla oblongata ise beyincik. kafamızın arkasında bulunur. cauda equina ise omuriliğin bittiği yer. belimizde falan. hani gömebilsek oraya kadar derine gömeriz, magmaya indiririz anlamında. hatta bakın şu sacral yazan yerlerde bir yerler)
. üstünden 20 yıl geçer, evleneceksindir, söz olur konu gelir anlatmak zorunda kalırsın. anlatırsın ama ne anlatmak... bir yandan ağlayıp bir yandan sinirden kudurup bir yandan öfkeden delirirsin. anlatırsın da anlatırsın. bütün o bastırılmış enerji açığa çıkar, salınır, üstünden öküz kalkmışa dönersin. sonra yürüyecek gücü bulamazsın kendinde. sevdicek kucağında taşır (hehe). katharsis bu işte. bir örnek daha verelim ki pekişsin. ebeveynlerin ölmesi de güzel bir örnek olabilir. baba vakitsiz ölür, genç yaşta evin en büyük erkeği olarak dımdızlak ortada kalıverirsin. sorumluluk artar, hatta altında ezilirsin. babanın ölümüne üzülemezsin bile. sorumluluklarını düşünürsün, küçük kardeşini düşünürsün, anneni düşünürsün. bütün üzüntünü gömersin içine. baban ölmüştür, daha birlikte bir futbol maçına gidemeden, ilk aşk acını anlatamadan, ilk kavganda kaşın patladığında 2 tokat da babandan yiyip üstüne pansuman yaptıramadan, sana tavuk döner kendine peynirli poğaça alıp parka götüremeden göçmüştür bu dünyadan. halbuki daha büyüyecektin, üniversiteye gidecektin, gururlandıracaktın babanı. evlenecektin. çocuğun olacaktı. "torunum oldu lan, ç*künü duvara asarım ben bunun" diyecekti. dede olacaktı. sen 10 yaşındayken göçtü bu dünyadan, sen de kış günü açıkta kalmış çingene g*tü gibi ortada kaldın bir anan bir kardeşinle he mi? aha öyle bir durumda üzülemezsin. üzülemiyorsun. içine atıyorsun herşeyi. sanki yüzyıllardır ölüydü, sanki annen partenogenezle doğurdu seni gibi davranıyorsun. yaşayamadığın bütün o güzel hayallere üzülmeyi bir kenara bırak, düşünmek bile aklına gelmiyor. ta ki tetiklenene kadar. belki psikiyatr tetikler, belki bir sevgili, belki ev arkadaşının babasının ölümü, belki patronun...
işte o an gelince ya oturur ağlarsın. gözlerin kuruyana kadar ağlarsın hem de. ya da 7 milyar insanı yan yana dizsek hepsini yumruklayacak kadar öfkeden yanarsın. sonunda da yorgunluktan hareket edecek gücün kalmaz.
işte katharsis budur.
"there's no "one size fits all" definition of "catharsis", therefore this does not allow a clear definition of its use in therapeutic terms." demiş powell kaynak. belki de yukarıda uzun uzadıya anlattığım herşey palavradır. belki de değildir. kim bilir.
devamını gör...
anahtarlık yapılan şeyler
çok sevdiğim bir şehirde kullandığım otobüs kartlarını delgeçle delip anahtarlık yapmıştım, baya idare etmişti beni.
devamını gör...
lenovo ideapad
esketit isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
lenovo'nun tasarımı ile hayran bırakan ancak fiyatlarıyla da göz korkutan ve cep yakan laptop serisinin adıdır.
harbiden çok güzel tasarımları var ama ya.
lenovo'nun tasarımı ile hayran bırakan ancak fiyatlarıyla da göz korkutan ve cep yakan laptop serisinin adıdır.
harbiden çok güzel tasarımları var ama ya.
devamını gör...
ucuz ve pratik yemek tarifleri
noodle..
devamını gör...
sözlük radyosu toplantısı
bütün dinginliğimle gizliden gizliye katılıp kulak misafiri olacak, bir yandan taze sıkılmış portakal suyumu yudumlarken bir yandan da "eheh bunun sesi de ne komikmiş be" nidalarıyla eğleneceğim. şimdi siz düşünün.*
şaka maka kafa sözlük ilk dj'lerine kavuşuyor. vay be! elimizde büyüdü namussuz.*
şaka maka kafa sözlük ilk dj'lerine kavuşuyor. vay be! elimizde büyüdü namussuz.*
devamını gör...
itdirseği
diğer ismi arpacıktır çünkü halk arasında arpa ile tedavi edilir. ayrıca bu tanım ilaç ve tedavi tavsiyesi değildir.
devamını gör...




