aysel git başımdan
''---
benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
aysel git başımdan ben sana göre değilim.
benim icin kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
---''
son dizesini okuyana kadar tüylerimi ürperten bu dizelerine baktığımdaysa büyük bir incelik gördüğüm attila ilhan şiirlerinden biri. insan hem kıskanıyor hem özeniyor hem de büyük bir gurur duyuyor böyle şiirler gördüğünde. sen nasıl güzel adamsın. büyük sevgilerimle ve sonsuz saygımla huzur içinde uyu.
benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
aysel git başımdan ben sana göre değilim.
benim icin kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
---''
son dizesini okuyana kadar tüylerimi ürperten bu dizelerine baktığımdaysa büyük bir incelik gördüğüm attila ilhan şiirlerinden biri. insan hem kıskanıyor hem özeniyor hem de büyük bir gurur duyuyor böyle şiirler gördüğünde. sen nasıl güzel adamsın. büyük sevgilerimle ve sonsuz saygımla huzur içinde uyu.
devamını gör...
öğrenci yurdunda vahşet
uzun uzun yazacak durumda değilim. ben 20 yaşındaki evladını bir yurda emanet etmiş anneyim çünkü.
ahçıyı işe alan, bilmem ne vakfına yurt açma izni veren, öğrencileri bu tarz yerlere mecbur bırakan, hiçbir faciadan ders almayan hepimizin de dahil olduğu bir güruha ağzıma geleni sayıyorum sadece.
annesinin binbir ümitle evden okumaya uğurladığı kınalı kuzu kurban olmuş. bugün bir evde kıyamet var.
nasıl bu kadar sakiniz biz peki? ortalığı ayağa kaldırıp sorumluları aramamız gerekmez miydi?
soğuk suya atılıp ısıtılan kurbağaya dönüşümüzü tüm ülkede, yurtdışı temsilciliklerinde ve kktc'de coşkuyla kutlayabiliriz.
ahçıyı işe alan, bilmem ne vakfına yurt açma izni veren, öğrencileri bu tarz yerlere mecbur bırakan, hiçbir faciadan ders almayan hepimizin de dahil olduğu bir güruha ağzıma geleni sayıyorum sadece.
annesinin binbir ümitle evden okumaya uğurladığı kınalı kuzu kurban olmuş. bugün bir evde kıyamet var.
nasıl bu kadar sakiniz biz peki? ortalığı ayağa kaldırıp sorumluları aramamız gerekmez miydi?
soğuk suya atılıp ısıtılan kurbağaya dönüşümüzü tüm ülkede, yurtdışı temsilciliklerinde ve kktc'de coşkuyla kutlayabiliriz.
devamını gör...
bilmediği bir konu hakkında sallarken tutturan insan
bu abim. kendisi iyi bir sözelcidir ve matematikle hiç ilgilenmez. ancak yapamadığım herhangi bir soruyu öyle garip yollardan çözer ki.. hatta bazen soruyu okumadan önce "bunun cevabı kesin şu" der ve o çıkar. ben bunun kesinlikle tesadüfi olduğunu düşünmüyorum. akıl yürütmede çok başarılı.
devamını gör...
bir insanın yedeği olduğunuzu anlamak
dağları devirip, z.kt.ri çekme sebebidir.
devamını gör...
sözlükçülerin giyim tarzı
çalışırken spor, arkadaşlarla gezerken cici, arada da canım nasıl isterse.
siyah ve gri dışında her rengi kullanabilirim.
mavi, yeşil, kırmızı,pembe vb.
siyah ve gri dışında her rengi kullanabilirim.
mavi, yeşil, kırmızı,pembe vb.
devamını gör...
yüz takipçisi olan bir yazarı tanımamak
bir tanımına bakıp profiline girdiğim yazarın yüze yakın takipçisi olduğunu görünce çok utanıyorum. ne zamandır burada, onlarca kişi tanımlarına hayran kalmış ve ben o kişiyi tanımıyorum. bu benim eksiğim sözlük affedersin.*
devamını gör...
90'lı yıllara dair akılda kalanlar
bir çok unutulmayacaklar vardır elbette.en önemlisi de, çoğu insanı etkileyen, kolay kolay da unutulmayacak olan 17 ağustos 1999 gölcük depremi dir. allah bir daha yaşatmasın.
devamını gör...
öğrencinin yüzüne hapşırıp yoluna devam eden kadın
diyarbakır'da görülmüş kadındır.
böylesine bir dönemde yaptığı şey cinayete teşebbüsten farksızdır gözümde.
hiç abartıyorsun demeyin sözlük.
kaynak
böylesine bir dönemde yaptığı şey cinayete teşebbüsten farksızdır gözümde.
hiç abartıyorsun demeyin sözlük.
kaynak
devamını gör...
herkesin sevdiği sizin sevmediğiniz şey
acun yapımları. ithal formatların hiçbirini izlemedim. yiyecek olarak da yumurta ve sakat at.
devamını gör...
mahlasını beğendiğiniz yazarlar
dartvader
lan bırak
tutan come on
lan bırak
tutan come on
devamını gör...
iğrenç espriler
-küçük su birikintisine ne denir?
+ne denir?
-sucuk.
+allahım sana geliyorum.
+ne denir?
-sucuk.
+allahım sana geliyorum.
devamını gör...
nickaltı
mustafa kemal atatürk(296)
lucifer(252)
sitede atatürk ile yarışıyorum resmen.
ayıptır.
lucifer(252)
sitede atatürk ile yarışıyorum resmen.
ayıptır.
devamını gör...
evliliğin aşkı öldürmesi
evlilik değildir aslında aşkı öldüren. aşk kendini bir süre sonra imha edecektir. aşık olduğunuzu hissederseniz, içinizden geldiği gibi aşkınızı yaşayın ya da bir süre doğal davranıp geçmesini bekleyin. aşk bitince de düşünün; ben bu insanla kütüphane kurabilir miyim? akşamları oyun oynayabilir miyim? kavga edebilir miyim? evde sürekli bu bireyin olmasına tahammül edebilir miyim? ailesinden ya da arkadaşlarından biri geldiğinde, "hay senin tipi...!" demeden durabilir miyim? çocuk yapsak çocuğumuza iyi anne/baba olur mu? ya da çocuk yapmasak bana sen yetersin der mi? ama ne yazık ki bunların hepsi aynı insanda bir araya gelmez. o yüzden kimse evlenmesin. çünkü ülkem insanı, aşk bitti deyip boşanamıyor bile.
devamını gör...
öfkeyle kalkan hamdi alkan
(bkz: sen şaşarsın necati şaşmaz)
devamını gör...
temel karamollaoğlu’ndan sedat peker’e açık mektup
buradantemel karamollaoğlu’ndan
sedat peker’e manifesto gibi açık mektup..
sayın sedat peker,
son bir ayda sosyal medyada yayınladığınız beş videoyu milyonlarca kişi gibi ben de izledim.
size yapılan türlü suçlamalar ve bunlara karşı sizin yapmış olduğunuz sarsıcı savunmalar üzerinde duracak değilim. bunu şu anda yapan onlarca gazeteci, televizyon yorumcusu bulunmaktadır.
sayın sedat peker,
bir türküde ya da bir şarkıda belirli aralıklardan sonra tekrarlanan bölüme “nakarat” denilir.
sizin beş videoda yapmış olduğunuz konuşmaların tümünde de şu ‘nakarat’ yer almaktadır:
biz bu vatanın fedaileriyiz!
biz bu vatanın serdengeçtileriyiz!
biz bu vatanın delileriyiz!
işte, bu mektubumda sizin bu nakarat bölümünüzü irdeleyeceğim.
sayın sedat peker,
son 35 yılda, özelleştirme adı altında, vatanın varlıkları, yani türk milletinin birikimleri ve zenginlikleri yabancı-yerli şirket ve kişilere satıldı.
vatanın yer altı ve yer üstü madenleri yağmalanırken siz kimlere fedailik yapıyordunuz?
vatanın fabrikaları ve işletmeleri yabancı ve yerli kişilere, peşkeş çekilirken siz kimlere karşı serdengeçtilik yapıyor, yani kelle koltukta savaşıyordunuz?
bodrum’da yalıkavak yat limanı’na mehmet ağar’ın “çökmüş” olduğunu iddia ederek uzun uzun hesap soruyorsunuz. peki, vatanın tüm limanlarına yabancılar “çökerken” görünür bir delilik yaptınız mı, yani vatanı delicesine sevdiğinizi dosta da düşmana da gösterdiniz mi?
sayın sedat peker,
vatanın tarım toprakları yabancıların eline geçerken siz kimlerin fedailiğini yapıyordunuz?
türk çiftçisinin yerli tohum kullanması yasaklandığında, başta siyonist israil devleti olmak üzere yabancı ülkelerden ithal edilen, dna’sı değiştirilmiş kısır tohumlar türk çiftçisine dayatıldığında kimlerin adına serden geçtilik yapıyor, yani kelle koltukta savaşıyordunuz?
türk bankaları birer birer yabancıların eline geçerken, vatanın delileri olarak ortaya çıktığınızı gören oldu mu?
sayın sedat peker,
türkiye cumhuriyeti devleti’nin malı, yani türk halkının varlıkları konya şeker fabrikasına, amasya şeker fabrikasına, kütahya şeker fabrikasına ve adapazarı şeker fabrikasına, sizin deyiminizle, çöktüler!
neden o zaman, “biz bu vatanın fedaileriyiz” deyip ortaya çıkmadınız?
2003 yılında, türk halkının malı olan dev kuruluş petkim’e çöktüler!
biz bu vatanın serdengeçtileriyiz diyerek ayağa fırlamanız gerekmez miydi?
haziran 2003’de, türkiye’de en çok ciro yapan, en çok para kazanan ve devlete en çok vergi veren, her yıl türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu listesinde birinci sırayı alan, 4 bin işçinin çalıştığı, türk halkının malı, dev kuruluş tüpraş’a çöktüler!
biz bu vatanın delileriyiz, vatanımızı deliler gibi severiz, varlıklarımızı kimseye kaptırmayız deyip neden ortaya çıkmadınız?
sayın sedat peker,
şubat 2019’da, yani bundan iki yıl önce, “vatanı satanlar” adlı kitabım yayımlandı.
bu kitabımın kapağında 76, içinde ise yaklaşık 300 vatan satıcısının adı bulunmaktadır.
toplam sayıları yaklaşık 400’ü bulan bu kişiler sıradan kişiler değildir! bu kişiler cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, başbakan yardımcılığı ve bakanlık yapmış kişilerdir.
devletimizin en üst yönetiminde bulunmuş bu kişilerin birer vatan satıcısı olduğunu doğruluğu tartışmasız belgelerle ortaya koydum.
sizin saygıda kusur etmediğiniz devlet bahçeli, kitabımdaki kişilerden biridir!
sizin ağır biçimde suçladığınız mehmet ağar, berat albayrak ve süleyman soylu, kitabımda adları geçen vatan satıcılarıdır!
sayın sedat peker,
kitabımda adları vatan satıcıları olarak geçen dört eski bakan yargıya koştular: namık kemal zeybek, abdüllatif şener, sadettin tantan ve rıfat serdaroğlu.
bu dört eski bakan yargıdan şunları talep ettiler: kitabın baskısı hemen durdurulsun, ülke genelinde kitaplar toplatılsın ve kitabın yazarı hapse atılsın!
sonuç ne oldu biliyor musunuz? yargı tüm iddia ve talepleri reddetti.
ancak bu kişiler bağlantılarını kullanarak kitabımın dağıtımını ve satışını engellemeye çalıştılar, bu çabaları sürmektedir…
sayın sedat peker,
cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan’a “recep abi” demektesiniz.
kişiler arasındaki dostluklara elbette karışma hakkım yok.
ancak size, “recep abiniz” hakkında biraz bilgi sunmak isterim.
vatanı satanlar kitabımda kendisine 25 sayfa ayırdım, sattığı vatan varlıklarının listesi o denli uzun yer aldı!
şimdi size sormam gerekiyor: vatanın varlıklarını satan “recep abinizin” karşısına dikilebilir misiniz, ‘ben bu vatanın fedaisiyim’ deyip ondan hesap sorabilir misiniz?
çok önemli bir konu daha var:
dünyadaki en büyük, en zengin bor madenleri türkiye’dedir. başta amerika olmak üzere çok sayıda ülkenin gözleri bor madenlerimizdedir.
bakın ne oldu: bor madenleri, türkiye varlık fonu’na devredildi. fonun başında da recep tayyip erdoğan var! sizin dilinizle söyleyeyim: bor madenlerimize “tayyip abiniz” çöktü! istediği zaman, istediği kişilere, istediği fiyata satabilir!
bu çok önemli konuyu da “vatanı satanlar” kitabımda, ayrı bir bölümde, belgeleriyle okurlara sundum.
bu konuda size sorum şu olsun: “tayyip abiniz” bu vatanın, bu milletin varlığı olan bor madenlerini yabancılara satmaya kalkışırsa, bir vatan fedaisi olarak, bir vatan serdengeçtisi olarak, bir vatan delisi olarak, karşısına dikilebilecek misiniz?
sayın sedat peker,
kişinin aynası, yaptığı işlerdir, söylemleri değil!
söylemleriyle tozu dumana katan, vatanseverliği, milliyetçiliği kimseye bırakmayan bir kişiye hemen inanıp kanar mıyız, yoksa dönüp somut olarak ne yaptığına, ortaya ne tür yapıtlar bıraktığına mı bakarız?
işte, ben öyle yapıyorum.
söylemlerinizdeki nakaratı ele alıyor ve vatanımız satılırken neden ‘vatanın fedailiğini’ yapmadığınızı soruyor, sorguluyorum!
vatanın varlıklarına yerli ve yabancılar ‘çökerken’ niçin ‘vatanın serdengeçtisi’ olduğunu göstermediğinizi soruyor, sorguluyorum!
vatanın varlıkları birer birer yerli ve yabancı sömürgecilerin eline geçerken neden ‘vatanın delisi’ olduğunuzu haykırmadığınızı soruyor, sorguluyorum!
sayın sedat peker,
siz, konuşmalarınızda şu iki kavrama, haklı olarak, çok önem veriyorsunuz: dürüst olmak ve namuslu olmak. size suç atanlara, tüm karşıtlarınıza “dürüst olun!”, “namuslu olun!” diye parmak sallıyorsunuz.
şimdi ben de size, ama parmağımı sallamadan uygarca sesleniyorum:
dürüst olun, namuslu olun!
siz bugüne kadar ne bir vatan fedaisi, ne bir vatan serdengeçtisi ne de bu vatanın delisiydiniz!
siz, adlarını kitabımda verdiğim bazı vatan satıcılarına, türlü biçimlerde uşaklık yapmış bir kişisiniz!
henüz 50 yaşındasınız, yani gençsiniz.
eğer bundan sonra dürüst ve namuslu davranırsanız gerçek bir vatansever olamaz mısınız?
ben, kişilerin geleceği hakkında her zaman olumlu düşünmeyi yeğlerim…
sedat peker’e manifesto gibi açık mektup..
sayın sedat peker,
son bir ayda sosyal medyada yayınladığınız beş videoyu milyonlarca kişi gibi ben de izledim.
size yapılan türlü suçlamalar ve bunlara karşı sizin yapmış olduğunuz sarsıcı savunmalar üzerinde duracak değilim. bunu şu anda yapan onlarca gazeteci, televizyon yorumcusu bulunmaktadır.
sayın sedat peker,
bir türküde ya da bir şarkıda belirli aralıklardan sonra tekrarlanan bölüme “nakarat” denilir.
sizin beş videoda yapmış olduğunuz konuşmaların tümünde de şu ‘nakarat’ yer almaktadır:
biz bu vatanın fedaileriyiz!
biz bu vatanın serdengeçtileriyiz!
biz bu vatanın delileriyiz!
işte, bu mektubumda sizin bu nakarat bölümünüzü irdeleyeceğim.
sayın sedat peker,
son 35 yılda, özelleştirme adı altında, vatanın varlıkları, yani türk milletinin birikimleri ve zenginlikleri yabancı-yerli şirket ve kişilere satıldı.
vatanın yer altı ve yer üstü madenleri yağmalanırken siz kimlere fedailik yapıyordunuz?
vatanın fabrikaları ve işletmeleri yabancı ve yerli kişilere, peşkeş çekilirken siz kimlere karşı serdengeçtilik yapıyor, yani kelle koltukta savaşıyordunuz?
bodrum’da yalıkavak yat limanı’na mehmet ağar’ın “çökmüş” olduğunu iddia ederek uzun uzun hesap soruyorsunuz. peki, vatanın tüm limanlarına yabancılar “çökerken” görünür bir delilik yaptınız mı, yani vatanı delicesine sevdiğinizi dosta da düşmana da gösterdiniz mi?
sayın sedat peker,
vatanın tarım toprakları yabancıların eline geçerken siz kimlerin fedailiğini yapıyordunuz?
türk çiftçisinin yerli tohum kullanması yasaklandığında, başta siyonist israil devleti olmak üzere yabancı ülkelerden ithal edilen, dna’sı değiştirilmiş kısır tohumlar türk çiftçisine dayatıldığında kimlerin adına serden geçtilik yapıyor, yani kelle koltukta savaşıyordunuz?
türk bankaları birer birer yabancıların eline geçerken, vatanın delileri olarak ortaya çıktığınızı gören oldu mu?
sayın sedat peker,
türkiye cumhuriyeti devleti’nin malı, yani türk halkının varlıkları konya şeker fabrikasına, amasya şeker fabrikasına, kütahya şeker fabrikasına ve adapazarı şeker fabrikasına, sizin deyiminizle, çöktüler!
neden o zaman, “biz bu vatanın fedaileriyiz” deyip ortaya çıkmadınız?
2003 yılında, türk halkının malı olan dev kuruluş petkim’e çöktüler!
biz bu vatanın serdengeçtileriyiz diyerek ayağa fırlamanız gerekmez miydi?
haziran 2003’de, türkiye’de en çok ciro yapan, en çok para kazanan ve devlete en çok vergi veren, her yıl türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu listesinde birinci sırayı alan, 4 bin işçinin çalıştığı, türk halkının malı, dev kuruluş tüpraş’a çöktüler!
biz bu vatanın delileriyiz, vatanımızı deliler gibi severiz, varlıklarımızı kimseye kaptırmayız deyip neden ortaya çıkmadınız?
sayın sedat peker,
şubat 2019’da, yani bundan iki yıl önce, “vatanı satanlar” adlı kitabım yayımlandı.
bu kitabımın kapağında 76, içinde ise yaklaşık 300 vatan satıcısının adı bulunmaktadır.
toplam sayıları yaklaşık 400’ü bulan bu kişiler sıradan kişiler değildir! bu kişiler cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, başbakan yardımcılığı ve bakanlık yapmış kişilerdir.
devletimizin en üst yönetiminde bulunmuş bu kişilerin birer vatan satıcısı olduğunu doğruluğu tartışmasız belgelerle ortaya koydum.
sizin saygıda kusur etmediğiniz devlet bahçeli, kitabımdaki kişilerden biridir!
sizin ağır biçimde suçladığınız mehmet ağar, berat albayrak ve süleyman soylu, kitabımda adları geçen vatan satıcılarıdır!
sayın sedat peker,
kitabımda adları vatan satıcıları olarak geçen dört eski bakan yargıya koştular: namık kemal zeybek, abdüllatif şener, sadettin tantan ve rıfat serdaroğlu.
bu dört eski bakan yargıdan şunları talep ettiler: kitabın baskısı hemen durdurulsun, ülke genelinde kitaplar toplatılsın ve kitabın yazarı hapse atılsın!
sonuç ne oldu biliyor musunuz? yargı tüm iddia ve talepleri reddetti.
ancak bu kişiler bağlantılarını kullanarak kitabımın dağıtımını ve satışını engellemeye çalıştılar, bu çabaları sürmektedir…
sayın sedat peker,
cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan’a “recep abi” demektesiniz.
kişiler arasındaki dostluklara elbette karışma hakkım yok.
ancak size, “recep abiniz” hakkında biraz bilgi sunmak isterim.
vatanı satanlar kitabımda kendisine 25 sayfa ayırdım, sattığı vatan varlıklarının listesi o denli uzun yer aldı!
şimdi size sormam gerekiyor: vatanın varlıklarını satan “recep abinizin” karşısına dikilebilir misiniz, ‘ben bu vatanın fedaisiyim’ deyip ondan hesap sorabilir misiniz?
çok önemli bir konu daha var:
dünyadaki en büyük, en zengin bor madenleri türkiye’dedir. başta amerika olmak üzere çok sayıda ülkenin gözleri bor madenlerimizdedir.
bakın ne oldu: bor madenleri, türkiye varlık fonu’na devredildi. fonun başında da recep tayyip erdoğan var! sizin dilinizle söyleyeyim: bor madenlerimize “tayyip abiniz” çöktü! istediği zaman, istediği kişilere, istediği fiyata satabilir!
bu çok önemli konuyu da “vatanı satanlar” kitabımda, ayrı bir bölümde, belgeleriyle okurlara sundum.
bu konuda size sorum şu olsun: “tayyip abiniz” bu vatanın, bu milletin varlığı olan bor madenlerini yabancılara satmaya kalkışırsa, bir vatan fedaisi olarak, bir vatan serdengeçtisi olarak, bir vatan delisi olarak, karşısına dikilebilecek misiniz?
sayın sedat peker,
kişinin aynası, yaptığı işlerdir, söylemleri değil!
söylemleriyle tozu dumana katan, vatanseverliği, milliyetçiliği kimseye bırakmayan bir kişiye hemen inanıp kanar mıyız, yoksa dönüp somut olarak ne yaptığına, ortaya ne tür yapıtlar bıraktığına mı bakarız?
işte, ben öyle yapıyorum.
söylemlerinizdeki nakaratı ele alıyor ve vatanımız satılırken neden ‘vatanın fedailiğini’ yapmadığınızı soruyor, sorguluyorum!
vatanın varlıklarına yerli ve yabancılar ‘çökerken’ niçin ‘vatanın serdengeçtisi’ olduğunu göstermediğinizi soruyor, sorguluyorum!
vatanın varlıkları birer birer yerli ve yabancı sömürgecilerin eline geçerken neden ‘vatanın delisi’ olduğunuzu haykırmadığınızı soruyor, sorguluyorum!
sayın sedat peker,
siz, konuşmalarınızda şu iki kavrama, haklı olarak, çok önem veriyorsunuz: dürüst olmak ve namuslu olmak. size suç atanlara, tüm karşıtlarınıza “dürüst olun!”, “namuslu olun!” diye parmak sallıyorsunuz.
şimdi ben de size, ama parmağımı sallamadan uygarca sesleniyorum:
dürüst olun, namuslu olun!
siz bugüne kadar ne bir vatan fedaisi, ne bir vatan serdengeçtisi ne de bu vatanın delisiydiniz!
siz, adlarını kitabımda verdiğim bazı vatan satıcılarına, türlü biçimlerde uşaklık yapmış bir kişisiniz!
henüz 50 yaşındasınız, yani gençsiniz.
eğer bundan sonra dürüst ve namuslu davranırsanız gerçek bir vatansever olamaz mısınız?
ben, kişilerin geleceği hakkında her zaman olumlu düşünmeyi yeğlerim…
devamını gör...
unutmak en iyi intikamdır
unutmuş görünmek en iyi intikamdır.
devamını gör...
birinden vazgeçme eşiği
biriyle birlikte olmak, hayatına dahil etmek ya da onun hayatına dahil olmaktır. ya da olmak istemektir. gerçekten dahil etme süreci de "bir eşikten atlamak gibi" dir. eğer karşıdakinin o eşikten hiç atlamadığını ya da hep bir ayağının eşiğin, çıkışa yakın olan tarafında durduğunu anladığı zaman vazgeçiyordu, insan.
anlıyordu, onun orada durduğunu ve içeri girmediğini. o noktada her şey fazla geliyordu. kendini, daha fazla hayal kırıklığından korumak için yapılması gerekeni yapıyordu. unutmuyordu, acı tatlı ne varsa pılı pırtını toplayıp gidiyordu.
doğru zamanda vazgeçenin tekrar kazanma şansı vardı ; geç kalana o şans tanınmıyordu
anlıyordu, onun orada durduğunu ve içeri girmediğini. o noktada her şey fazla geliyordu. kendini, daha fazla hayal kırıklığından korumak için yapılması gerekeni yapıyordu. unutmuyordu, acı tatlı ne varsa pılı pırtını toplayıp gidiyordu.
doğru zamanda vazgeçenin tekrar kazanma şansı vardı ; geç kalana o şans tanınmıyordu
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
heyecanla beklediğim radyodur. konuklar severek takip ettiğim yazarlar. bu yüzden güzel bir yayın olacağına eminim. şimdiden emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum efenim.
devamını gör...

