kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sonu belirsiz bir işin er ya da geç sonuçlanacağını belirten bir deyim.

eninde sonunda da doğrudur.

‘önünde sonunda onu bulacağım’ gibi.
devamını gör...

az önce bitirdiğim kitaptır. ne zamandır edebiyat kulübünde olmama rağmen ancak fırsat bulup bir kitap okuyabildim. bu kitap seçildiği içinse çok müteşekkirim. uzun zamandır okumayan bünyeme aşırı iyi geldi.


ah fugui’e neler saydırdım içimden. dedesinin mirasını hiç etti. üzüntüden babası yataklara düşüp öldü. evliyken başka insanların yataklarına girdi. genel ev - kumar - alkol batağında kendini kaybetti. kayınpederini aşağılayıp tüm köye rezil etti. jiazhen o hamile hali ile şehire kadar yürüyüp fugui ile konuşmak istedi ve bunda ısrarcı oldu diye dövdü karısını. onca insanın hayatını bok etti resmen.

* * *

en sonunda kumar oynayacak bakiyesinin kalmadığını öğrenip perperişan kaldırım kenarında ipek gömleğiyle oturup ağladığında hiç üzülmedim. hak ettiğini düşündüm. sonrasında babasının talimatı üzerine ailesinin tüm parasını çuvallarla şehire yürüyerek götürüp döndüğünde omuzları soyulmuşken biraz acıdım. daha çok ailesine üzüldüm. o güzel insanları böylesine perperişan etmeye hakkı yoktu. nitekim olanlar oldu ve hikaye asıl burada başladı benim için.

* * *

fugui ve jiazhen bir kızı ve bir oğlu ile kulübede yaşayıp giderken her “kim bilebilirdi ki” diyişinde gerildim. bu bir felaket haberinin başlangıcı oluyordu kitapta. cümle bittikten sonra biri ölüyordu. fuguinin annesinin ölümüne de üzüldüm ama youqing’in öğretmenine kan vermek için koşarak gidip, kendine yetemeyecek kadar kanının alınması sebebiyle ölüşüne yıkıldım resmen. hüngür şakır ağladım. o yaşam sevincine gıpta ettiğim maraton şampiyonu olabilecek çocuk resmen bilgisiz doktor yüzünden öldü.
her şerde var mıdır bir hayır, bilinmez. tamda orada kan verilen kişinin aslında yanyana savaştığı arkadaşı chungseng’in yani valinin karısı olduğu ortaya çıkıyor.
chungseng ilerleyen sayfalarda şehirdeki siyaset kavgaları yüzünden çıkan kargaşada şamar oğlanına dönüyor. bu durumu kaldıramıyor ve arkadaşı fugui’nin kapısında dert yanıyor. jiazhen oğlunun ölümünden chungseng’i sorumlu tuttuğu halde kulak misafiri oluyor konuşmaya ve adamın intihara meyilli olduğunu öğrendiğinde: “bize bir hayat borçlusun, sana verilen hayatı yaşamak zorundasın” diyor. bu kısımda çok etkilendim, hüzünlendim. nihayetinde fiziksel ve mental acılara katlanamayan chungseng söz dinlemeyip intihar ederek ölüyor.

fuguinin savaşta ölmesini bekliyordum ama onun yerine jiazhen öldü. ilerleyen zamanda fengxia evlendi ve doğum yaparken öldü. o kısımda boğuldum resmen. bir anne olarak, evlat acısını düşmanım bile yaşasın istemem.

“damadın öldü fugui, koş” dediklerinde elindeki işi bırakarak bağıran adama koşan fugui, durumu idrak edemeyip: “ o hastaneye kaldırmasınlar, orası uğur getirmedi bizim ailemize” gibi bir şey söylemişti. çok acıydı. adam bi’ başına torunu ile kaldı. heralde buradan sonrası mutlu mesut yaşayıp gittiler‘e bağlar dedim. yok. torunu hasta yatağında en sevdiği yemeği alelacele yerken boğularak öldü. hayatımın rengi dediği torunu. şimdi bir tek öküzü kaldı elinde fugui’nin. ona da kendi adını vermiş manyak herif.


kitabın içinde fugui’ye çok sinir oldum ama yine kitabın içinde affettim kendisini. velhasıl kelam, karakterlerin sevinci ile mutlu olup, acılarıyla ağladım. bir çırpıda akıp gitti gözlerimin önünde bir ömür.
devamını gör...

boş yapmaktır saçma davranmaktır.

trollük dediğin olay bana çok zekice geliyor ve komik buluyorum.
ayrıca beğenmeyen kişiler caz yapmak yerine engellerse her şey düzelir ama bunu yapmak yerine olay çıkarıyorlar çünkü ilgi istiyorlar.

adam entel entel tanımlar giriyor rağbet görmüyor sonra kuduruyor.
troller tadını kaçırmadığı sürece bizim canımız ciğerimiz.
bizi küme düşürün ya.

ayrıca yazıyla güldürmek çok zordur o yüzden saygıyı hak ediyor troll abiler ablalar.
düşünsenize birisi yazı yazarak sizi güldürüyor bu çok değerli ve saçma sapan bir olay.
devamını gör...

"sev beni çok sev…
eşşek sudan gelinceye kadar..
allah belanı verene kadar.
kırmızı kar yağıncaya kadar.
arap kızı pencereyi kapatıncaya kadar.
düriye güğümlerini kalaylayana kadar..
mardin kapısından atlayana kadar..
manda yavrusunu sinek kapana kadar..
atı olan üsküdar'ı geçene kadar..
portakalı soyup baş ucuma koyuncaya kadar..
sev beni çok sev..
canın yanana,
huyun kuruyana,
aklın çıkana,
yüreğin çatlayana kadar..
sev beni…"
yusuf tandoğan
devamını gör...

sözlüğün büyük resim okuyucusu belli oldu. evet arkadaşlar büyük resmi göremiyor musunuz?

(bkz: mete yarar sen misin)
devamını gör...

yaklaşık 1,5 aylık kafa sözlük geçmişime dayanarak ben de birkaç şey söylemek isterim bu konuda her ne kadar üzerime vazife olmasa da.

öncelikle sözlüğün eski halini bilmiyorum, eski yazarlar nasıldı, neler yazarlardı, nasıl katkı sunarlardı bir fikrim yok. geldiğim günden bu güne kadar gördüğüm kısma sözlüğün ekşimeye başlaması diyorsak eğer ben şikayetçi değilim.

neden değilim?
kendi adıma konuşmam gerekirse kafa sözlük formatı ve kuralları başlığını okuduğumda başlıkta yazan kuralları çiğneyerek herhangi bir tanım yazmadım. görsel ve karikatür kullanarak tanım yazıyor olmam eğer formata aykırıysa, bunu da yapmam çok sorun değil. ancak; derdimin karma puanı kasmak, takipçi sayımı artırmak, tüm bunlarla başımın göğe ermesi gibi bir durumun söz konusu olmadığının bilinmesini isterim.

hayatı sözlük üzerine kurulu insanlar değiliz hiçbirimiz, hepimizin sosyal hayatları, kendisini mutlu eden aktiviteleri eminim vardır. sadece pandeminin etkilerini uzun soluklu hissettiğimiz şu günlerde vaktimizin çoğunu geçirdiğimiz bir yer burası, hepsi bu. hal böyle olunca da buradan gelen bildirimler, takipçiler, karmalar sosyal statümüzü artırmıyor, bizi en mükemmel yazar vs yapmıyor. ben kendimi 3-5 karikatürle ifade ederim, başka biri kaynak göstererek yaptığı bilgi içerikli tanımla, başka biri de trollük yaparak. hiçbirini yadırgamıyorum hepsine sonsuz saygım var. ha bir de, sırf ben karikatür paylaşıyorum diye görünmez olduğunu düşünerek sözlüğü bırakıp giden yazarlarımız varsa da hepinizin huzurunda özür diliyorum kendilerinden.

bu tanımdan sonra karikatür paylaşmayı bırakmayı düşünmüyorum açıkçası. olur da yönetimden biri çıkıp sözlük hesabımı siler ya da kendini bu şekilde ifade etmen formata aykırı der o zaman bırakırım, hem karikatürleri hem de yazmayı. kendimi ifade ediş şeklimin kabul görmediği bir yerde benim de yazıyor olmamın bir anlamı olmaz zira.

tüm bunların sonucunda söylemek istediğim tek şey, yazdığım, paylaştığım tanımlar rahatsızlık veriyorsa rica ediyorum engelleyin ki ne ekşimeye başlayan sözlüğe katkıda bulunan yazarları görün ne de ben rahatsız ettiğimi düşüneyim.

herkesin herkesi kabul ettiği, bol tanımlı, çok yazarlı, güzel günlerde güzel şeyler yazdığımız nice kafa sözlüklü günlere!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ps: paylaştığım karikatürler için dönüş yapıp yüzünün gülümsediğini söyleyen herkes, iyi ki varsınız!
devamını gör...

ruh çözümlemeleri, duygu tahlilleri, karakterlerini halktan seçişi, ve dipteyken yazabilmesi. dibi gördüğü için dibine kadar iyi yazabildi. kendisini de üstün görmeyişi, kibirli olmayışı bunda etkili oldu.
devamını gör...

marksist- komünist kimliğinin altında kürt ırkçılığı yapan, devlet ve pkk arasında kaldığı için öldürülen ilkesiz herifin tekiydi. salt bu kürt ırkçılığından dolayı marksist görünmesine rağmen saidi kürdi övmüşlüğü bile vardır.

nitekim son kürt filozofu ve azizi olan saidi kürdi yani saidi nursi’nin en layık lakabı bediüzzaman’dır. anlamı, devrinin en büyük bilgini demektir.”

öte yandan kürtçülerin bu yere göğe sığdıramadığı kürt faşisti kimmiş yakından bakalım ;

peki kim bu musa anter?

daha çocukluğunda, atatürk’ün annesi zübeyde hanıma sövmekten 45 gün göz altında tutulmuş.

öğrencilik yıllarında, yaz aylarında suriye’ye gidiyor ve orada ne kadar kaçak kürtçü varsa onlarla buluşuyor.

kâmuran bedirhan, osman sabri gibi kürtçülerle. “kürdistan’ı kurtarma cemiyeti” ni kuruyorlar.

sarı güneşli, sözde kürt bayrağı ve silah üzerine yemin ediyorlar.

1940’ların başında musa anter istanbul’da.

önce felsefe, sonra hukuk okuyor.

dicle talebe yurdu’nda remzi bucak, faik bucak, tarık ziya ekinci gibi kürtçülerle gizli faaliyet yapıyorlar;

suriye’de çıkan kürtçü dergileri kaçak olarak getirtip yurtta okuyorlar.

musa anter’in bu yılları, david mcdowall’ın “modern kürt tarihi” adlı eserinde şöyle anlatılıyor:

“anter, seçilen en parlak gençlerden biri olarak istanbul’a hukuk okumaya gönderildi ve burada kürdistan’ın farklı bölgelerinden gelen elli civarında genç aydınla temas kurdu.” (bilal şimşir, ıı, s. 430).

musa anter 1960’tan sonra türkiye işçi partisi’nden milletvekili adaylığına teşebbüs ediyor.

1970’lerde devrimci doğu kültür ocakları’nın önde gelen isimlerinden biri oluyor.

abdullah öcalan’ın “sümer rahip devletinden halk cumhuriyetine doğru” kitabındaki ifadesiyle “musa anter devrimci doğu kültür ocaklarının ruhu gibiydi.” (bilal şimşir, kürtçülük ıı, s. 593).

isveç’te kaçak olarak yaşayan abdülkadir aygan’ın iddiasına göre 1992’de musa anter, jitem tarafından öldürülmüştür.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vizelerin bitişini kutlamak için izlediğim müthiş bir eserdir.

garip gelecek ama bana bazen geliyorlar. içimde sanat aşkı tutuşuyor. bir şeyler izlemek veya bir şeyler okumak istiyorum. sanat diye bağırıyorum. evde şu şekil takılıyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yine böyle hissettiğim bir gün dedim ki film izleyeyim. vizeler bitti keyif yapayım. sanat açlığımı doyuracak film arayışına girmişken bu filmi buldum.
açtım izledim ve çok keyif aldım. işte sinema budur dedim.

film bir krzysztof kieslowski filmi. 1991 yapımı olan bu film iki farklı veronika'nın hayatını anlatıyor. biri polonya'da diğeri fransa'da yaşayan veronikaları izliyoruz.
ben bu filmi konusu olmasa bile izleyebilirdim. altyazısı olmasa da izlerdim. görüntüler, renkler, kostümler, müzikler hepsi tam anlamıyla muhteşemdi. yönetmen yapmak istediği her şeyi kendi tarzıyla anlatmış. görüntülere ve yaratılan atmosfere bayıldım. kesinlikle gelecekte tekrar izleyeceğim bir film oldu. sağa sola önermeye başladım bile.

bu filmi harika yapan bir diğer detay ise kesinlikle müzikleri. filmin müziklerini zbigniew preisner yapmış. sahnelerle uyumu ve filmin etkisi tartışılmaz derecede muhteşem olmuş.
herkese tavsiye edebileceğim şiir gibi bir film. çiçek gibi film. müthiş film.

ayrıca çok fazla görüntüleri övdüm ama üzerine düşünülecek bir film. kukla sahnesi ise uzun yıllar hafızamdan çıkmayacak.
devamını gör...

şu aralar en meşhuru bu...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir marie curie ukdesidir.

içinde bulunduğumuz çağda bolca tanık olunan özelliktir. sanırım çağın gereği sahip olunması gereken saiklerden biri de bu. çünkü insanın eğer ruhu varsa, en çok acı çekenler maratonunda etiyopyalı atlet azmi ile koşuyor.

çevremizde gördüğümüz her şey, hatta görmediklerimiz bile alınır satılır hale geldiğinden beri ruhsuzluk geçer akçe haline geldi ve bu hali de o kadar çok sevdi ki bulaşıcı bir hastalık gibi yayıldıkça yayıldı.

insanlar her duruma, her nesneye, her olaya bunun sonunda benim cebim para görecek mi mantığıyla yaklaştıkça ruha dokunan her şey kaybolup gitti.

niyetim kapitalizm eleştirisi yapmak değil. zaten umrumda da değil. ruhsuzluğa yönelten şey de bu değil sadece. bir de insanların aymazlığı var. kimse kimsenin değer verdiği şeylere saygı duymuyor artık. herkes birbirine saldırmakta kararlı. vahşetin çağrısı bu. hakiki doğamıza geri dönüyoruz. ruhumuz haraç mezat ama alacak kimse yok. şeytana bile fazla geliyor ruhlarımızın sefaleti.

herkes kendini o kadar beğeniyor, o kadar seviyor, o kadar önemsiyor ki başka kimsenin sözünü kulak asmıyor. herkes körler aleminde tek gözlü.

ruhumuz tok artık. biraz hafifledik gibi. nereden baksan 21 gram. o zaman ruhunuza sağlık.
devamını gör...

uzaylı denince aklımızda oluşan görseli ilk kim aklına getirdi merak konusu.
devamını gör...

cilve.
ağzın güzel laf yapması.

değil miydi hürrem sultan
çirkin ama ağzı laf yapan...*
devamını gör...

benzersiz bir filozof olan friedrich nietzsche kafa sözlük’te nick seçmeden önce “düşüncelerimi yazacağım ama haklı olup olmadığım kimin umurunda olacak. yanlışları düzeltmediğim sürece benim haklı olmamın kime ne faydası olacak? haklıyım ama mutlu değilim nicki tam bana göre" derdi.
bazen kendimizi boşlukta hissederiz, enerjimiz bitmiştir, duygularımız tükenmiştir...derken bir kitaba rastlarız...duygu dolu, bilgi dolu, güzellik dolu… okuruz, hiç bitmesin isteriz…haklıyım ama mutlu değilim nickli yazarın yazılarını okur gibi…iyilik başta olmak üzere her kavramı sanatsal bir şekilde anlatan takip edilesi örnek bir yazardır.
kafa sözlük’ün daha iyi bir sözlük olması için hakikati seslenen senin gibi yazarlara ihtiyacı var. hem haklı hem de mutlu olduğun günler umarım çabuk gelir sevgili yazar.
devamını gör...

merhaba, değerli normal sözlük radyosu dinleyicisi. bendeniz emekli albay.

günün son saatlerine doğru seninle müzik ve edebiyat kokan zamanlar geçirme gayesi ile buralardayım. malumun bu akşamki ilk yayın biraz da seninle tanışmamız üzerine kurulu olacaktır. daha doğrusu benimle değil de edebiyatla, edebiyatın inceleriyle, incelikleriyle tanışman üzere kurulu. zaten tam da bu sebeple demedik mi; ince çizgi radyo yayını diye...

evet, sevgili dinleyicim yayının içeriğine gelecek olursak eğer, seninle her hafta burada bir edebi kişiliği konuk edip onun minvalinde bir konu üzerine hasbihal edeceğiz. bu hafta sohbetimize konuk edeceğimiz edebi kişilik özdemir asaf. seninle hem bir parça özdemir asaf’tan söz edip, senin için seçtiğim şiirlerine kulak vereceğiz hem de bu eksende yalnızlık üzerine bir sohbet gerçekleştireceğiz. elbette tüm bunları yaparken bize yine sizin için seçtiğim müzikler eşlik edecek.

radyo yönetimiz gomercan'ın yayınım için hazırlamış olduğu şu ince düşünceli afişi de teşekkürlerimle beraber buraya bırakıp saatler gece yarısına 1 kala; 23:00'da sözlük radyosunda sizi beklemek üzere gidiyorum.
iyi dinlemeler sevgili dinleyicim, görüşmek üzere.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

erişim adreslerimiz:
- sözlük radyosu : blog.normalsozluk.com/
- instagram : www.instagram.com/sozlukrad...
- twitter : twitter.com/RadyoSozluk
devamını gör...

islam'da kadına şiddet harammış, diyanetin yaptığı açıklamalar aklımda hâlâ. istanbul sözleşmesi de getirmemiş saygıyı, uygulanmadığı için getirmemiş olabilir mi? *
devamını gör...

yine aile terbiyesinin ve ailede verilen eğitimin ne kadar önemli olduğunu gösteren video.

çocuklara hayvan sevgisini aşılamazsak bu tür insanın kanını donduran görüntülerle karşılaşırız. saldirganca davranıp çevresindekilere zarar verirler. bu çocukların büyüdüğünü ve ileride aile kurduklarını veya büyüdükten sonraki yaşantilarinda nasıl bireyler olacağını tahmin etmek çok da zor değil.
devamını gör...

benim girdiğim sene, son anda lise 2 ve 3 konularını da dahil etmişlerdi.
imam hatiplerin kapıları tam ben sınava girdiğimde açılmıştı. tabii bu kadar kapı açılınca sınav esnasında cereyan yaptı. bazılarımız üşüttük hasta olduk. sonra kapı kapı şifa için dolaştık.
öğrenci seçecekler diye girdik öpüldük çıktık. *
çok efso nesildik, tükendik...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim