vücuda yapışan ince ve dar tayt giyen kadın
tayt: bacakları sıkı saran özel kumaştan yapılmış bir tür pantolon (tdk),
bol tayt mı olurmuş.
kendine yakıştıran giysin, sana ne.
bol tayt mı olurmuş.
kendine yakıştıran giysin, sana ne.
devamını gör...
paletli yüzmede kaan kahraman'ın dünya ikincisi olması
kaan kahraman’ı ve 4. olan milli takımımızı en içten dileklerimle kutluyorum. başarıları daim olsun. kötü haberler arasında bize güzel bir haber sunduğu için üstteki yazarımıza da teşekkür ediyorum.
devamını gör...
arda (belgesel)
exxen tarafından yayınlanan. 140 journos tarafından yapılan arda turan belgeselidir.
belgeseli genel olarak beğenmedim. güzel bir içerik olmuş ama bir belgesel için bence yeterli değildi.
arda turan dediğimiz kişinin belgeseli bir kere 45 dakika olmamalı. 45 dakikada onun kariyerini ve yaşadıklarını anlatmak pek mümkün değil. zaten mümkün olmamış. hayatı üzerinden kısa kısa geçmişler.
önce bayrampaşa ve çocukluğu. mahalle gezileri ve yetiştiği yerler gösteriliyor. hoşuma gitti. o semt ve yaşadıkları güzeldi. sonra altyapı ve galatasaray macerası. atletico madrid ve barcelona derken magazinsel olaylarla belgesel sonlanıyor. belgeselde konuklar arda turan ve ailesi. annesi, babası, kardeşi, sabri ugan gibi konuklar belgeselde konuklar.
arda ve yaşadığı hayatı tanıyoruz. nasıl büyüdüğünü nereden geldiğini öğreniyoruz.
arda turan bildiğimiz gibi çok yetenekli bir futbolcu. muhteşem bir futbol kariyeri var. özellikle atletico madrid dönemi her türk’ün bir olduğu ve desteklediği bir dönemdi. tam 5 tane kupa kazanıp mükemmel performans sergilemişti. sonra türkiye’yi sallayan barcelona transferi gerçekleşti. aslında iyi başlamıştı. şans yanında olmuştu neymar sakatlanınca kadroda yer bulmuştu. iyi bir performans sergileyip baya katkı yapmıştı. teknik direktör değişikliği yaşanınca forma şansı bulamayıp ayrılmıştı. kariyeri o noktadan sonra sürekli geriye gitti. yaşadığı olaylar ve kavgalar onu mahvetti. belgesel tam olarak bunları anlatıyor. hataları ve uğradığı haksızlıkları dile getiriyor. türkiye’de medya ve magazinin baskısını gösteriyor.
kendisi kariyerine yazık etti. bu onları tecrübe olarak görüyor. her insan hayatında böyle rezillikler yaşıyor ama toplum önünde olmadıkları için sorun olmuyor. arda’nın hatası burada başlıyor.
tabii kendisi hep olumsuz birisi değil. ben açıkçası kendisini en eskiden beri çok seviyorum. futbolu sadece futbol olarak görmeyen futbolculara bayılıyorum. arda öyle birisi.
belgesel konusuna gelecek olursak bence eksik bir belgeseldi. aceleye mi gelmiş ne olmuş bilmiyorum ama 140 journes belgeselleri çok güzel oluyordu bu maalesef bence olmamış. youtube’da yaptıkları belgesellerin seviyesinden uzaktı. samimi bir hava yaratılmaya çalışılmış ama pek beğenmedim.
belgeseli genel olarak beğenmedim. güzel bir içerik olmuş ama bir belgesel için bence yeterli değildi.
arda turan dediğimiz kişinin belgeseli bir kere 45 dakika olmamalı. 45 dakikada onun kariyerini ve yaşadıklarını anlatmak pek mümkün değil. zaten mümkün olmamış. hayatı üzerinden kısa kısa geçmişler.
önce bayrampaşa ve çocukluğu. mahalle gezileri ve yetiştiği yerler gösteriliyor. hoşuma gitti. o semt ve yaşadıkları güzeldi. sonra altyapı ve galatasaray macerası. atletico madrid ve barcelona derken magazinsel olaylarla belgesel sonlanıyor. belgeselde konuklar arda turan ve ailesi. annesi, babası, kardeşi, sabri ugan gibi konuklar belgeselde konuklar.
arda ve yaşadığı hayatı tanıyoruz. nasıl büyüdüğünü nereden geldiğini öğreniyoruz.
arda turan bildiğimiz gibi çok yetenekli bir futbolcu. muhteşem bir futbol kariyeri var. özellikle atletico madrid dönemi her türk’ün bir olduğu ve desteklediği bir dönemdi. tam 5 tane kupa kazanıp mükemmel performans sergilemişti. sonra türkiye’yi sallayan barcelona transferi gerçekleşti. aslında iyi başlamıştı. şans yanında olmuştu neymar sakatlanınca kadroda yer bulmuştu. iyi bir performans sergileyip baya katkı yapmıştı. teknik direktör değişikliği yaşanınca forma şansı bulamayıp ayrılmıştı. kariyeri o noktadan sonra sürekli geriye gitti. yaşadığı olaylar ve kavgalar onu mahvetti. belgesel tam olarak bunları anlatıyor. hataları ve uğradığı haksızlıkları dile getiriyor. türkiye’de medya ve magazinin baskısını gösteriyor.
kendisi kariyerine yazık etti. bu onları tecrübe olarak görüyor. her insan hayatında böyle rezillikler yaşıyor ama toplum önünde olmadıkları için sorun olmuyor. arda’nın hatası burada başlıyor.
tabii kendisi hep olumsuz birisi değil. ben açıkçası kendisini en eskiden beri çok seviyorum. futbolu sadece futbol olarak görmeyen futbolculara bayılıyorum. arda öyle birisi.
belgesel konusuna gelecek olursak bence eksik bir belgeseldi. aceleye mi gelmiş ne olmuş bilmiyorum ama 140 journes belgeselleri çok güzel oluyordu bu maalesef bence olmamış. youtube’da yaptıkları belgesellerin seviyesinden uzaktı. samimi bir hava yaratılmaya çalışılmış ama pek beğenmedim.
devamını gör...
35 yaşından sonra meslek değiştirmek
hani bir an gelir, ya acaba yanlış mesleği mi yapıyorum dersin. yıllarca okumuşsundur, ardından bir şekilde şansın da belki yaver gitmiştir ve bir meslek sahibi olmuşsundur. yıllarca aynı sektörde emek harcamış ve güzel de kazanmışsındır.
ama bir yerde çok anlamsız gelmeye başlar, geçmişini düşünür fırsat olsa ne olmak istediğini düşünürsün. neticede bu saatten sonra olmaz dersin ama bir yandan hayalini yaşayamadığın için mevcut mesleğinde kendini ileriye götürecek olan ciddi adımları atacak motivasyonu da bulamazsın kendinde.
bir yandan da gelecek kaygısı derken riske girmeye değer mi bilemezsin ve vazgeçersin.
geçmeyenlere ve mesleğini değiştirip mutlu olabilenlere kocaman bir alkış.
ama bir yerde çok anlamsız gelmeye başlar, geçmişini düşünür fırsat olsa ne olmak istediğini düşünürsün. neticede bu saatten sonra olmaz dersin ama bir yandan hayalini yaşayamadığın için mevcut mesleğinde kendini ileriye götürecek olan ciddi adımları atacak motivasyonu da bulamazsın kendinde.
bir yandan da gelecek kaygısı derken riske girmeye değer mi bilemezsin ve vazgeçersin.
geçmeyenlere ve mesleğini değiştirip mutlu olabilenlere kocaman bir alkış.
devamını gör...
ismet özel
en iyi türk şairlerden biridir nezdimde. inançları, görüşleri bir yana, kelimeleri bir araya koyuşu bile ayrı bir güç, incelik taşır. teknik açıdan büyüleyici gelmiştir hep bana.
taşıdığı fikir ve değerlere yutkunacak seviyede karşı olmama rağmen yazılış şekline hayran kaldığım amentu şiiri.
iki kesit:
budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güç bela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler içinde kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.
insanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
ezan sesi duyulmuyor
haç dikilmiş minbere
kafir yunan bayrak asmış
camilere, her yere öyle ise gel kardeşim
hep verelim elele
patlatalım bombaları
çanlar sussun her yerde çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere: tanrı uludur tanrı uludur
polistir babam
cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sanarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
rutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı. orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı. hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.
taşıdığı fikir ve değerlere yutkunacak seviyede karşı olmama rağmen yazılış şekline hayran kaldığım amentu şiiri.
iki kesit:
budur
işte bir daha korkmamak için korkmaz görünen korku
işte şehirleri bayındır gösteren yalan
işte mevsimlerin değiştiği yerde buharlaşan
kelepçeler, sürgünler, gençlik acılarıyla
güç bela kurduğum cümle işte bu;
ten kaygusu yüklü ağır bir haç taşımaktan
tenimin olanca ağırlığı yok oldu.
solgun evler, ölü bir dağ, iyice solmuş dudak
bile bir bir çınlayan
ihtilal haberidir
ve gecenin gümüş ipliklerden işlenmiş oluşu
nisan ayları gelince vücudu hafifletir
şahlanan grevler içinde kahkahalarım küstah
bakışlarım beyaz bulutlara karşı obur
marşlara ayarlanmak hevesindeki sesim
gider şehre ve şaraba yaltaklanarak
biraz ağlayabilmek için
fotoğraflar çektirir
babam
seferberlikte mekkâredir.
insanın
gölgesiyle tanımlandığı bir çağda
marşlara düşer belki birkaç şey açıklamak
belki ruhların gölgesi
düşer de marşlara
mümkün olur babamı
varlık sancısıyla çağırmak:
ezan sesi duyulmuyor
haç dikilmiş minbere
kafir yunan bayrak asmış
camilere, her yere öyle ise gel kardeşim
hep verelim elele
patlatalım bombaları
çanlar sussun her yerde çanlar sustu ve fakat
binlerce yılın yabancısı bir ses
değdi minarelere: tanrı uludur tanrı uludur
polistir babam
cumhuriyetin bir kuludur
bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur
yalnız
coşkunluğu karşısında içlendiğim şadırvan
nüfus cüzdanımda tuhaf
ekmek damgası durur
benim işim bulutlar arşınlamak gün boyu
etin ıslak tadına doğru
yavaş yavaş uyanmak
çocuk kemiklerinden yelkenler yapıp
hırsız cenazelerine bine bine
temiz döşeklerin ürpertisinden çeşme
korkak dualarından cibinlikler kurarak
dokunduğum banknotlardan tiksinmeyi itiraz
nakışsız yaşamakları
silâhlanmak sanarak
çıkardım
boğaza tıkanan lokmanın hartasını
çıkınımda güneşler halka dağıtmak için
halkı suvarmak bin saçlarımda bin ırmak
ıhtırdım caddeleri meğer ki mezarlarmış
hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa
rutun ve yüzleştirin hayatları
biri kör batakların çırpınışında kutsal
biri serkeş ama oldukça da haklı.
ölümler
ölümlere ulanmakta ustadır
hayatsa bir başka hayata karşı. orada
aşk ve çocuk
birbirine katışmaz
nasıl katışmıyorsa başaklara ağustos sıcağı
kendi tehlikesi peşinden gider insan
putların dahi damarından
aktığı güne kadar
sürdürür yorucu kovalamacayı. hanidir görklü dünya dünyalar içre doğan?
nerde, hangi yöremizde zihnin
tunç surlardan berkitilmiş ülkesi
ağzı bayat suyla çalkanmış çocuğa rahim olan
parti broşürleri yoksa kafiyeler mi?
hangi cisimdir açıkça bilmek isterim
takvim yapraklarının arasını dolduran
nedir o katı şey
ki gücü
gönlün dağdağasını durultacak?
hayat
dört şeyle kaimdir, derdi babam
su ve ateş ve toprak.
ve rüzgâr.
ona kendimi sonradan ben ekledim
pişirilmiş çamurun zifiri korkusunu
ham yüreğin pütürlerini geçtim
gövdemi alemlere zerkederek
varoldum kayrasıyla varedenin
eşref-i mahlûkat
nedir bildim.
devamını gör...
1 yıl sonraki kendine not
canım her şeyi atlattamadığın gibi bunu da atlatamayacaksın,fazla yorma kendini tamam bebeğim.
devamını gör...
erkek yüze kadın söze bakar
erkek g*te, kadın cebe bakar olarak bildiğim varsayım.
genel algı değildir. lütfen linç etmeyelim.
genel algı değildir. lütfen linç etmeyelim.
devamını gör...
dudak büken çocuk karşısında oluşan çaresizlik
tam ağladım ağlıcam havasında olan çocuğun karşısında türlü şebeklikler yaparak onu ağlatmamaya çalışmak ama çocuğun yine de ağlaması ile daha ne yapayım minvalinde gelişen çaresizliktir.
bir yürek burkan ihtimal de, çocuğunuzun istediği bir şeyi almaya maddi gücünüzün yetmediği zamandaki çaresizliktir ki allah hiçbir anne babaya yaşatmasın.
bir yürek burkan ihtimal de, çocuğunuzun istediği bir şeyi almaya maddi gücünüzün yetmediği zamandaki çaresizliktir ki allah hiçbir anne babaya yaşatmasın.
devamını gör...
25 ocak 2021 ab'nin türkiye açıklaması
avrupa birliği (ab) dış ilişkiler ve güvenlik politikaları yüksek temsilcisi ve avrupa komisyonu başkan yardımcısı josep borrell'in ab dışişleri bakanları toplantısı sonrası yaptığı basın açıklaması.
"son konsey kararları ile türkiye'nin mesajını not ettik ve jestleri gördük." şeklinde özetlenebilir.
bakalım ne yapmışız?
- türkiye ve yunanistan arasında istikşafi görüşmeler başlamış.
- ab'yi kıbrıs görüşmelerine gözlemci olarak davet etmişiz.
yani neymiş? kimse kimsenin halkının ne yaşadığı ile ilgilenmiyormuş, çıkarlar varmış, sonra yine çıkarlar varmış.
çoğu zaman gıpta ile baktığımız ab, uzunca bir süredir başı kesik tavuk gibi ortada dolanıyordu. brexit'le yedikleri darbenin acısı geçmeden, pandemi tokatı yediler. almanya olmasa birliğin dağılması bile söz konusu olabilirdi.
biden artık ne vaadettiyse özgüven dolmuş taşmış. bizimkiler de fırsat bu fırsat oltaya yemi takıp salmışlar. yani yeni bir balayı dönemi sinyali verilmiş taraflar arasında.
süreç istedikleri gibi ilerlerse ne insan hakları, ne özgür medya, ne yargı reformu, bir süreliğine hepsi sümen altı.
"son konsey kararları ile türkiye'nin mesajını not ettik ve jestleri gördük." şeklinde özetlenebilir.
bakalım ne yapmışız?
- türkiye ve yunanistan arasında istikşafi görüşmeler başlamış.
- ab'yi kıbrıs görüşmelerine gözlemci olarak davet etmişiz.
yani neymiş? kimse kimsenin halkının ne yaşadığı ile ilgilenmiyormuş, çıkarlar varmış, sonra yine çıkarlar varmış.
çoğu zaman gıpta ile baktığımız ab, uzunca bir süredir başı kesik tavuk gibi ortada dolanıyordu. brexit'le yedikleri darbenin acısı geçmeden, pandemi tokatı yediler. almanya olmasa birliğin dağılması bile söz konusu olabilirdi.
biden artık ne vaadettiyse özgüven dolmuş taşmış. bizimkiler de fırsat bu fırsat oltaya yemi takıp salmışlar. yani yeni bir balayı dönemi sinyali verilmiş taraflar arasında.
süreç istedikleri gibi ilerlerse ne insan hakları, ne özgür medya, ne yargı reformu, bir süreliğine hepsi sümen altı.
devamını gör...
online 446 yazar ne yapıyor sorunsalı
listeden rasgele bir yazar seçip yazdıklarını okuyorum.
devamını gör...
louvre müzesi'nin eserlerinin sanal ortama açılması
dünyanın en çok ziyaret edilen müzesi olarak geç bile kalmışlar, british museum 4,5 milyon eserini geçen sene sanal ortama taşıdı. güzel haber.
devamını gör...
badı saba
bâd-ı sabâ
sabahleyin esen, ruhu okşayan, huzur veren hafif rüzgar, seher yeli.
farsça bir söz öbeğidir.
ey bad-ı saba yare varıp halimi söyle
sabahleyin esen, ruhu okşayan, huzur veren hafif rüzgar, seher yeli.
farsça bir söz öbeğidir.
ey bad-ı saba yare varıp halimi söyle
devamını gör...
mesleğinizi söyleyince aldığınız tepkiler
bize film söylesene. oldu üniversiteden playlist olarak mezun oldum zaten ben
devamını gör...
gri rengin tadı olsaydı nasıl olurdu sorunsalı
ağızda saçma bir tat bırakan çürük fındık.
devamını gör...
yazarların okuduğu bölümler
jeoloji mühendisliği
(bkz: deprem olacak)
(bkz: deprem olacak)
devamını gör...
birini hiç tanımadan hoşlanmak
tanıyıp soğumak varken bu ne ızdırap.aslında hayal ettiğin gibi olmayan birine anlamlar yüklemek işin içinden çıkılmaz hale sokar insanı.
devamını gör...
bir kadının uğruna bir ömür harcamak
eğer onun için değerse, 10 ömür bile harcarım.
devamını gör...

