didem madak
tüm kitaplarını satın aldığım tek yazar / şair / kadın / insan.
bir de meşhur bir fotoğrafı vardır ya, o fotoğraftaki kadının bakışlarına aşığım ben, ilk gördüğüm andan beri.
ne çok şey anlatan ama hiç duyulmamış bakışlar. insana cümle kurmayı unutturan satırları var, yumuşak ve masalsı dokunan, sonra çok kızgın bakan cümleler.
mahallendeyiz biz hâlâ, geleceğiz ama arkandan merak etme olur mu?
"ah hemşerim, ah maviş, ah kadın."
https://i.ibb.co/5kmv1ps/ımg-20210415-032940.jpg
bir de meşhur bir fotoğrafı vardır ya, o fotoğraftaki kadının bakışlarına aşığım ben, ilk gördüğüm andan beri.
ne çok şey anlatan ama hiç duyulmamış bakışlar. insana cümle kurmayı unutturan satırları var, yumuşak ve masalsı dokunan, sonra çok kızgın bakan cümleler.
mahallendeyiz biz hâlâ, geleceğiz ama arkandan merak etme olur mu?
"ah hemşerim, ah maviş, ah kadın."
https://i.ibb.co/5kmv1ps/ımg-20210415-032940.jpg
devamını gör...
üç kelimelik hikayeler
cenazeler yaşayanlar içindi...
devamını gör...
polisi 4 kere arayarak yardım isteyen kadının öldürülmesi
‘göz göre göre öldürülüyoruz, haberiniz olmuyor.’
devamını gör...
mavi gözlü kel yazarın kavgaları
bana iyi gelen insanlara emek veririm demişti bir zamanlar ama emekten kastının iftira ve hakaret etmek olduğunun farkına varamamıştım.
yüz vermeyince evlenip boşanmış ve eski kocamı bana aşık bir adam tarafından dövdürtmüş sonra da şartlı tahliye edilmiş oldum... hayalgücüne hayranım gerçekten.
her şey buradaki bir yazardan hoşlandığımı söylememle başladı. baktı "benimle olmuyor, kimseyle olmasın" diye düşünerek, o kişiyi benden uzaklaştırmaya çalıştı.
beni sevdiği halde benim için bunları söylediyse, size neler yapar? bir düşünün derim.
bu arkadaş nefes alan her canlıya yürümeyi bir hobi edinmiş. hastayım diye etrafta dolandığından insanlar tamamen vicdanen hoşgörüyle karşılıyor diye yüzsüzlüğü ele almış.
tamam ailenin sevilmeyen çocuğu olabilirsin ama bu burada ilgi arsızı gibi dolanmanı gerektirir mi? bir düşün derim...
yüz vermeyince evlenip boşanmış ve eski kocamı bana aşık bir adam tarafından dövdürtmüş sonra da şartlı tahliye edilmiş oldum... hayalgücüne hayranım gerçekten.
her şey buradaki bir yazardan hoşlandığımı söylememle başladı. baktı "benimle olmuyor, kimseyle olmasın" diye düşünerek, o kişiyi benden uzaklaştırmaya çalıştı.
beni sevdiği halde benim için bunları söylediyse, size neler yapar? bir düşünün derim.
bu arkadaş nefes alan her canlıya yürümeyi bir hobi edinmiş. hastayım diye etrafta dolandığından insanlar tamamen vicdanen hoşgörüyle karşılıyor diye yüzsüzlüğü ele almış.
tamam ailenin sevilmeyen çocuğu olabilirsin ama bu burada ilgi arsızı gibi dolanmanı gerektirir mi? bir düşün derim...
devamını gör...
kaç yaşındasın sen
alti.
devamını gör...
fazla ciddiye alınan şeyler
düğün.
devamını gör...
sketchtoy'da çizilen normal sözlük nickleri
başlığı açana teşekkürü bir borç bilirim. bugüne kadar çöp adam bile çizemezdim. bu başlıktan sonra heves ettim. hemen girip deneyimledim veee farkettim ki; hala çizemiyorum. yıllar sonra bu hakikatle yüzleştirdiğin için sağol sevgili yazar dostum...
buradan
buradan
devamını gör...
karakovan balı
kafkas arısı türü tarafından üretilen, arıların şeker ve diğer katkı maddesi almadan ürettiği besin değeri yüksek bir bal türü.
toprak kovan denilen, söğüt dallarından yapılan , etrafı tezek ve çamurlarla sıvanan özel ve eski yöntemlere dayalı kovanlarda üretiliyor. bu kovanlar daha çok doğu anadolu bölgesi'nde ilkbahar aylarında zengin floraya sahip yüksek dağ ve yaylalara bırakılıyor.
toprak kovan denilen, söğüt dallarından yapılan , etrafı tezek ve çamurlarla sıvanan özel ve eski yöntemlere dayalı kovanlarda üretiliyor. bu kovanlar daha çok doğu anadolu bölgesi'nde ilkbahar aylarında zengin floraya sahip yüksek dağ ve yaylalara bırakılıyor.
devamını gör...
yaralı diz katliamı
güney dakota gibi aralık ayının çok soğuk ve karlı olduğu bir yerde bile, lakotaların her yıl anma töreni yaptığı katliamdır.
oturan boğa öldürüldükten sonra korkup başka bir rezervasyona gitmeye çalışan lakotalar, herhangi bir çatışmaya girmemelerine rağmen esir alındılar. üzerlerindeki silahlar ve hatta çadır kazıkları bile silah görülüp toplandıktan sonra, bir bahane ile silahsız kadın, çocuk dahil herkese ateş edilmeye başlandı. top atışları durduğunda kızılderililerin çoğu ölmüştü ve kar fırtınası başladığı için sadece birkaç yaralıyı alıp gittiler. ertesi gün geri geldiklerinde cesetleri donmuş buldular ve hepsini açtıkları büyük bir çukura gömdüler.
aslında sadece öldürülen, parçalanan, donan insanları değil, yaşamaya devam edenleride etkileyen bu katliamdan sonra kızılderililerin içindeki, belki yeniden eskisi gibi özgür yaşayabiliriz hayali yıkıldı. 1970'lerdeki aim hareketine kadar bir daha herhangi bir direniş gösteremediler.
oturan boğa öldürüldükten sonra korkup başka bir rezervasyona gitmeye çalışan lakotalar, herhangi bir çatışmaya girmemelerine rağmen esir alındılar. üzerlerindeki silahlar ve hatta çadır kazıkları bile silah görülüp toplandıktan sonra, bir bahane ile silahsız kadın, çocuk dahil herkese ateş edilmeye başlandı. top atışları durduğunda kızılderililerin çoğu ölmüştü ve kar fırtınası başladığı için sadece birkaç yaralıyı alıp gittiler. ertesi gün geri geldiklerinde cesetleri donmuş buldular ve hepsini açtıkları büyük bir çukura gömdüler.
aslında sadece öldürülen, parçalanan, donan insanları değil, yaşamaya devam edenleride etkileyen bu katliamdan sonra kızılderililerin içindeki, belki yeniden eskisi gibi özgür yaşayabiliriz hayali yıkıldı. 1970'lerdeki aim hareketine kadar bir daha herhangi bir direniş gösteremediler.
devamını gör...
hasta olduğunu sosyal medyada paylaşmak
ilk başlarda gidilen, gezilen yerler ile başlayan*, sonradan yeme-içme, sofra fotoğraflarına evrilen*, sonradan bu hale kadar gelen* ve sonunda da bu işin wc'ye ve yatak odasına kadar umumileşeceğini* düşündüren gereksiz ötesi eylem(ler)dir.
en son 90'lar pop müziğini eleştiriyorduk, şu anda mumla arıyoruz.
umarım şimdi anormal olduğunu düşündüğümüz normallerimiz hep böyle anormal kalır.*
en son 90'lar pop müziğini eleştiriyorduk, şu anda mumla arıyoruz.
umarım şimdi anormal olduğunu düşündüğümüz normallerimiz hep böyle anormal kalır.*
devamını gör...
normal sözlük’ün isminin acilen değiştirilmesi gerekliliği
efendim, tdk sözlüğüne soralım ne demekmiş bu normal.
1. sıfat kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun.
2. isim aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum.
normal kavramını hayata geçiren bir toplumdur.
maalesef bizim toplumumuzun genel olarak alışılagelen, olağan karşılanan özellikleri hiç iç açıcı değildir. sorgulamama, çabucak unutma, kabullenme, biat etmek gibi. bu özellikler fazlasıyla artırabilir. hal böyleyken sözlüğe bu ismi koymak toplumun normal olarak karşıladığı şeyleri bizim sözlüğümüz için de normal karşılanacağı anlamı taşır. çünkü sonuç olarak sözlük bu toplumun küçücük bir parçasıdır.
eğer, yeni ismiyle nitelendirirsek sözlüğü, elimizde şöyle bir sözlük var olur. sorgulamayan, unutuveren, biat eden, sıradan, vasat yazarların oluşturduğu bir sözlük.
dışarıdan bakıldığında bu böyle anlaşılır.
oysa ki bizim yazarlarımızın çoğu sorgulayan, çabuk unutmayan, despotluğu ve biat etmeyi sevmeyen sıra dışı yazarlardır.
bu tanımı okuyorsan eğer yoldaş şimdi soruyorum sana. bu yazarlara bu ismi mi reva gördün.
ayrıca hangi gelişim, hangi keşif, hangi buluş normalden çıkmıştır ki? söyleyim mi yoldaş tabii ki hiç bir gelişim normalden çıkmamıştır. sen şimdi ismimizi normal koyduk diye daha da gaza geldiğini söyleyip sözlüğü geliştireceğinden söz ediyorsun. ya normalin anlamını bilmiyorsun ya da üzerinde çok düşünmedin bu konunun.
keşke buradaki yazarlara da sorsaydın isim konusunu yoldaş. zira burada çok yaratıcı, zeki, akıllı yazarlar var. muhteşem isimler bulunabilirdi. isim deyip geçmeyin efendim. ben asla ismi normal sözlük olan bir sözlüğe kayıt olmazdım. kafa sözlüğün ismini görür görmez kayıt olma isteği oluşmuştu. bilmiyorum anlatabiliyor muyum yoldaş derdimi?
bir de kelimenin kökenine bakalım.
fransızca norm kelimesinden türemiştir.
norm ise grup üyelerinin belirli bir bağlamda nasıl davranmaları gerektiğini belirleyen kurallar veya ilkeler bütünüdür.
dışardan bakan bir göz bu sözlükte belli kurallar dahilinde yazarlara nasıl davranmaları gerektiğini dikte eden bir yönetimin varlığını hisseder. ve böyle bir sözlüğe kayıt olmaz. isim bu noktada çok önemlidir.
son olarak yoldaş şunu da söylemem gerekiyor. isim değişikliğinden son gün hatta son saatler bahsediyorsun. ve aile gibi gördüğünü söylediğin yazarlara isim konusunda danışmıyorsun, bir fikir alma yoluna gitmiyorsun. işte bundan dolayı yapmış olduğun duygu dolu tanımın gözümde beş para etmez. hatta memlekette çok ciddi enflasyon olduğundan üç para etmez. nazarımda, yaptığın şey günah çıkarmadan bir adım öteye dahi geçemez.
işte tüm bu sebeplerden dolayı normal sözlüğün isminin bir an önce değişmesi elzemdir.
1. sıfat kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun.
2. isim aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum.
normal kavramını hayata geçiren bir toplumdur.
maalesef bizim toplumumuzun genel olarak alışılagelen, olağan karşılanan özellikleri hiç iç açıcı değildir. sorgulamama, çabucak unutma, kabullenme, biat etmek gibi. bu özellikler fazlasıyla artırabilir. hal böyleyken sözlüğe bu ismi koymak toplumun normal olarak karşıladığı şeyleri bizim sözlüğümüz için de normal karşılanacağı anlamı taşır. çünkü sonuç olarak sözlük bu toplumun küçücük bir parçasıdır.
eğer, yeni ismiyle nitelendirirsek sözlüğü, elimizde şöyle bir sözlük var olur. sorgulamayan, unutuveren, biat eden, sıradan, vasat yazarların oluşturduğu bir sözlük.
dışarıdan bakıldığında bu böyle anlaşılır.
oysa ki bizim yazarlarımızın çoğu sorgulayan, çabuk unutmayan, despotluğu ve biat etmeyi sevmeyen sıra dışı yazarlardır.
bu tanımı okuyorsan eğer yoldaş şimdi soruyorum sana. bu yazarlara bu ismi mi reva gördün.
ayrıca hangi gelişim, hangi keşif, hangi buluş normalden çıkmıştır ki? söyleyim mi yoldaş tabii ki hiç bir gelişim normalden çıkmamıştır. sen şimdi ismimizi normal koyduk diye daha da gaza geldiğini söyleyip sözlüğü geliştireceğinden söz ediyorsun. ya normalin anlamını bilmiyorsun ya da üzerinde çok düşünmedin bu konunun.
keşke buradaki yazarlara da sorsaydın isim konusunu yoldaş. zira burada çok yaratıcı, zeki, akıllı yazarlar var. muhteşem isimler bulunabilirdi. isim deyip geçmeyin efendim. ben asla ismi normal sözlük olan bir sözlüğe kayıt olmazdım. kafa sözlüğün ismini görür görmez kayıt olma isteği oluşmuştu. bilmiyorum anlatabiliyor muyum yoldaş derdimi?
bir de kelimenin kökenine bakalım.
fransızca norm kelimesinden türemiştir.
norm ise grup üyelerinin belirli bir bağlamda nasıl davranmaları gerektiğini belirleyen kurallar veya ilkeler bütünüdür.
dışardan bakan bir göz bu sözlükte belli kurallar dahilinde yazarlara nasıl davranmaları gerektiğini dikte eden bir yönetimin varlığını hisseder. ve böyle bir sözlüğe kayıt olmaz. isim bu noktada çok önemlidir.
son olarak yoldaş şunu da söylemem gerekiyor. isim değişikliğinden son gün hatta son saatler bahsediyorsun. ve aile gibi gördüğünü söylediğin yazarlara isim konusunda danışmıyorsun, bir fikir alma yoluna gitmiyorsun. işte bundan dolayı yapmış olduğun duygu dolu tanımın gözümde beş para etmez. hatta memlekette çok ciddi enflasyon olduğundan üç para etmez. nazarımda, yaptığın şey günah çıkarmadan bir adım öteye dahi geçemez.
işte tüm bu sebeplerden dolayı normal sözlüğün isminin bir an önce değişmesi elzemdir.
devamını gör...
yazarların başına gelen doğaüstü olaylar
yolda giderken kendime rastlamıştım bir gün. ama tanımamazlıktan gelmiştim.
(bkz: bu herifi de hiç sevmem)
(bkz: bu herifi de hiç sevmem)
devamını gör...
death note
mangasını henüz okuyamasam da bu yıl ancak izleyebildiğim muhteşahane anime. önümdeki ders yoğunluğu bitince kesinlikle ikinci ve üçüncü kez de izleyeceğim. fazla zekice işlenen olaylar örgüsünde adalet veya cezalandırmalar nasıl işlemeli sorgulatan bir yapımdı. fakat 26-27. bölümden sonrası pek sarmadı. çünkü near light'ı fazla kolay alt etmişti. oysa l ve light'ın kovalamacasındaki olay örgüsü near ve light'ınkinden daha düşündürücü ve keyifliydi. yani bana böyle hissettirdi. olay örgüsü dışında müzikleri ve seslendirmeleri de sahiden çok güzeldi hala arada playlistini açıp açıp dinlerim. izlemeyen herkes izlemeli bence. karakterlere gelecek olursam da üstteki entrylerde söylenenler gibi ryuk için bile izlenir. çizimi ve tasarımı eski bir yapım olmasına rağmen çok güzeldi çünkü. hatta ilk tasarımı animedeki halinden çok farklı düşünülmüş fakat iyi ki bunda karar kılmışlar. merak edenler için ilk tasarımını bırakıyorum.

misa, l, rem ve light'a diyecek bir şeyim yok zaten, gerçekten düşünülmüş karakterlerdi her birisi. light'ın başta adaleti sağlamak gibi masumane bir düşünceyle defteri kullanıp git gide hırslanarak bir yerden sonra her şeyi hafife almaya başlaması sonunu getiren şey oldu. çünkü near gibi kolay bir rakibe de bu yüzden yenildi. l'i yenmeyi başardıktan sonra önüme hangi engeli koysalar atlatırım diye düşündü.
light'ın odasına yerleştirilen kameralara rağmen cips pakedinin içine ekran yerleştirip suçluların adını öyle ölüm defterine yazmasını, odasına girilip girilmediğini anlamak için kapısına kurduğu düzeneği, kol saatine death note' un sayfasından bir parça yerleştirip yine isim yazmaya devam etmesini ağzım açık izledim diyebilirim. fakat l öldükten sonra en azından near'a yenileceğini hissetiği sırada light'ın göz takası yapmasını bekledim.
watari gibi iyilik abidesi bir karakterin ölümü de beni ayrıca üzmüştü.
hoşnut kalmadığım ve beni tatmin etmeyen tek şey sonu oldu. light yagami böyle basit bir şekilde kaybetmemeliydi çünkü.
geçenlerde youtube'da gezinirken animede yakalayamadığım ayrıntıları öğrenmek adına bir kaç videoya bakayım dedim. karşıma bir video çıktı ki beni çok şaşırttı. galiba animede olmayan, alternatif bir kısımmış fakat light'ta sonunda ryuk gibi shinigamiye dönüşüyormuş. bakmak isteyen olursa linkini bırakıyorum
buradan
şimdi size animeyle alakadar bir kaç bilgi de vermek istiyorum:
manganın yazarı tsugumi ohba'nın kim olduğu bilinmemekte, tıpkı l gibi kimliği gizli tutulmaktaymış çünkü bir çok manga yazarı ölüm tehdidi alıyormuş. bu yüzden manganın çizeriyle bile yüz yüze görüşmemiş.
l'in gerçek adı lawliet imiş ve ingilizcedeki low light kelimesiyle aynı telaffuza sahipmiş ve yine ingilizcedeki karşılığıyla aynı, düşük ışık anlamına gelen bir isimmiş. bu ismi seçmelerindeki sebep yagami light ile ne kadar zıt olduklarını göstermekmiş.
ayrıca anime bir dönem çinde yasaklanmış çünkü çocuklar death note'dan etkilenip anime sonrası satılan bu ürünü alarak sevmedikleri kişilerin adını yazmaya başlamış.
ryuk'un elma yemesini de insan oğlunun cennetten kovulma hikayesine bağlıyorlar genelde.
bunun dışında son olarak animenin playlistini bırakıyorum dinlemek isteyenlere, buyurunuz efendim buradan
izleyin, izlettirin pişman olmazsınız.

misa, l, rem ve light'a diyecek bir şeyim yok zaten, gerçekten düşünülmüş karakterlerdi her birisi. light'ın başta adaleti sağlamak gibi masumane bir düşünceyle defteri kullanıp git gide hırslanarak bir yerden sonra her şeyi hafife almaya başlaması sonunu getiren şey oldu. çünkü near gibi kolay bir rakibe de bu yüzden yenildi. l'i yenmeyi başardıktan sonra önüme hangi engeli koysalar atlatırım diye düşündü.
light'ın odasına yerleştirilen kameralara rağmen cips pakedinin içine ekran yerleştirip suçluların adını öyle ölüm defterine yazmasını, odasına girilip girilmediğini anlamak için kapısına kurduğu düzeneği, kol saatine death note' un sayfasından bir parça yerleştirip yine isim yazmaya devam etmesini ağzım açık izledim diyebilirim. fakat l öldükten sonra en azından near'a yenileceğini hissetiği sırada light'ın göz takası yapmasını bekledim.
watari gibi iyilik abidesi bir karakterin ölümü de beni ayrıca üzmüştü.
hoşnut kalmadığım ve beni tatmin etmeyen tek şey sonu oldu. light yagami böyle basit bir şekilde kaybetmemeliydi çünkü.
geçenlerde youtube'da gezinirken animede yakalayamadığım ayrıntıları öğrenmek adına bir kaç videoya bakayım dedim. karşıma bir video çıktı ki beni çok şaşırttı. galiba animede olmayan, alternatif bir kısımmış fakat light'ta sonunda ryuk gibi shinigamiye dönüşüyormuş. bakmak isteyen olursa linkini bırakıyorum
buradan
şimdi size animeyle alakadar bir kaç bilgi de vermek istiyorum:
manganın yazarı tsugumi ohba'nın kim olduğu bilinmemekte, tıpkı l gibi kimliği gizli tutulmaktaymış çünkü bir çok manga yazarı ölüm tehdidi alıyormuş. bu yüzden manganın çizeriyle bile yüz yüze görüşmemiş.
l'in gerçek adı lawliet imiş ve ingilizcedeki low light kelimesiyle aynı telaffuza sahipmiş ve yine ingilizcedeki karşılığıyla aynı, düşük ışık anlamına gelen bir isimmiş. bu ismi seçmelerindeki sebep yagami light ile ne kadar zıt olduklarını göstermekmiş.
ayrıca anime bir dönem çinde yasaklanmış çünkü çocuklar death note'dan etkilenip anime sonrası satılan bu ürünü alarak sevmedikleri kişilerin adını yazmaya başlamış.
ryuk'un elma yemesini de insan oğlunun cennetten kovulma hikayesine bağlıyorlar genelde.
bunun dışında son olarak animenin playlistini bırakıyorum dinlemek isteyenlere, buyurunuz efendim buradan
izleyin, izlettirin pişman olmazsınız.
devamını gör...
torku vs nutella
nutella. buna sarelleyi de ekleyelim fındık ezmesi kazansın.
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
ilk kez sözlükte bir nick altına girdi yapıyorum. sözlük profilinden görebildiğim kadarı ile -siyasi görüşü ile ilgilenmiyorum- harika bir insan. anlatılan bir anıyı siyasi bir noktaya çekmeye çalışarak, o nokta üzerinden değerlendirme yapmanın mantıklı olduğunu düşünmüyorum. bence bir metin okurken, önce ideolojilerimizi kapı dışı edip okuyarak verilen mesajı kavramaya çalışıp; daha sonra ideolojilerimizi merceğimize alıp mesajın sağlamlığını tenkit etmeliyiz. sözlükteki benim de içinde olduğum, umutsuz z kuşağını göz önünde bulundurursak bence mesaj yerindeydi. (umutluyum!)
ben her iki yolu da kullandım ve siyasetin o iğrenç kırıntıları ile dahi karşılaşmadım. belki benim merceğim temiz değildir.
kutuplaşmadan, karşıt görüşleri elbette saygı kavramını esas alıp tartışarak harika bir ortam yaratmak bizim elimizde. bence bu ülkenin en büyük problemi herkes birilerini bazı kavramlarla damgalayarak ayırmaya çalışıyor. umarım toplum olarak bu sorunu aşabiliriz.
umarım yanlış bir şey yazmamışımdır.
ben her iki yolu da kullandım ve siyasetin o iğrenç kırıntıları ile dahi karşılaşmadım. belki benim merceğim temiz değildir.
kutuplaşmadan, karşıt görüşleri elbette saygı kavramını esas alıp tartışarak harika bir ortam yaratmak bizim elimizde. bence bu ülkenin en büyük problemi herkes birilerini bazı kavramlarla damgalayarak ayırmaya çalışıyor. umarım toplum olarak bu sorunu aşabiliriz.
umarım yanlış bir şey yazmamışımdır.
devamını gör...
köpek korkusu olan yazarlara tavsiyeler
sana doğru havlayarak geliyorsa çok yüksek bir sesle hayvana doğru var gücünle bağır, ne olduğunu anlamayıp apışıp kalacaktır hayvan.
tam o arada hayvan kendine gelene kadar topukla git.
tam o arada hayvan kendine gelene kadar topukla git.
devamını gör...
yazarların en son okuduğu kitap
deliliğe övgü
devamını gör...
güne bir şiir bırak
imkansız seninle başlar.. biter..
aç miyim? susuz muyum?
tek bir kelamın.. selamın yeter..
ruhum doymuşsa hüzne..
esaret değil cesaret ister..
mekansiz.. hesapsız..
mütemadiyen.. polisim.. yandasim..
yoldaşım..
tüm sorularimin cevapları..
cevaplarımin kapısı..bacası..çatısı..
senle-yalan dunya- gerçek..
revamı gördüler bana seni?
derin bir nefes al..
tadına varacak daha çok şey var bu lunaparkta..
aç miyim? susuz muyum?
tek bir kelamın.. selamın yeter..
ruhum doymuşsa hüzne..
esaret değil cesaret ister..
mekansiz.. hesapsız..
mütemadiyen.. polisim.. yandasim..
yoldaşım..
tüm sorularimin cevapları..
cevaplarımin kapısı..bacası..çatısı..
senle-yalan dunya- gerçek..
revamı gördüler bana seni?
derin bir nefes al..
tadına varacak daha çok şey var bu lunaparkta..
devamını gör...
anti-siyonist genç
beni hemşerisi sanan yazar.
devamını gör...
tam kapanmanın bir hafta daha uzama ihtimali
aklımızla eğleniliyor resmen.
devamını gör...