coğrafya kaderdir
coğrafya kaderdir, ama o kaderi belirleyen de yine insanların eylemleridir. öyle olmasaydı bugünün ortadoğusu zamanında ilim ve irfan yuvası olmazdı diyerek, cevabımı vereceğim.
devamını gör...
ayı
kadıköy'de bir kafe bar ismi gitmeyin, ayı öpmüş gibi hissediyorsunuz çıkışta.
devamını gör...
hayata dair gülümseten detaylar
her sabah çalıştığım kurumun önündeki simitçiden alırım zeytinli poğaçamı. yaşar amca yaşlı biri. küçük bir simit arabası var. yaz kış demeden ki buraların kışı pek sert olur, açar tezgahını. akşamlara kadar bekler oracıkta ekmek parası için. ben de bu yüzden pastaneden değil ondan alırım alacağımı.
beni görür görmez hazırlar kese kağıdını. bu sabah ona doğru yaklaşırken hiç poğaça kalmadığını fark ettim. "hay aksi, aç kaldık" derken yaşar amca kese kağıdına sardığı zeytinli poğaçayı uzattı. çok satış yapmış bu sabah, fakat tezgahın alt tarafına bir tane saklamış benim için.
her sabah minicik bir alış veriş yaptığım, adından başka bir şey bilmediğim, adımı dahi bilmeyen bir yaşar amca'nın beni düşünmesi...
öyle çocuksu bir gülümseme kapladı yüzümü.
beni görür görmez hazırlar kese kağıdını. bu sabah ona doğru yaklaşırken hiç poğaça kalmadığını fark ettim. "hay aksi, aç kaldık" derken yaşar amca kese kağıdına sardığı zeytinli poğaçayı uzattı. çok satış yapmış bu sabah, fakat tezgahın alt tarafına bir tane saklamış benim için.
her sabah minicik bir alış veriş yaptığım, adından başka bir şey bilmediğim, adımı dahi bilmeyen bir yaşar amca'nın beni düşünmesi...
öyle çocuksu bir gülümseme kapladı yüzümü.
devamını gör...
kampüsistan
tuğçe kazaz dururken(dizideki adını hatırlayamadım) tolganın yeşimde ne bulduğunu anlayamadigim diziydi. güzeldi o zamanlar lise defteri vardı koçum benim vardı hayat bilgisi vardı. tvde izlenecek icerikler vardi.ne zaman 30 yaşında yakışıklı zengin holding patronlarının fakir çalışanlara aşık olduğu diziler çıkmaya başladı tv'de dizi izleme zevki de bitti benim için.
devamını gör...
akrabalarla ilişkiyi kesmek
kendi başıma yaşamaya başladığım anda hepsiyle değil tabii ki de ama birçoğu ile ilişkiyi kesmek yapacağım en mantıklı hareket olurdu sanırım.
devamını gör...
evin sırlarla dolu salonu
yıllardır kapısı misafir gelmediği için açılmayan, sadece bayramdan seyrana girişin serbest olduğu, bunun dışında annelerimizin nasa üssü hassasiyetiyle yaklaştığı odanın halidir. kimse girmez, buna rağmen yerler süpürülür silinir, koltuklar silinir, tozlar alınır. şekil şemal değiştirilir... neymiş ya misafir gelirseymiş. gelirse oturma odasına geçsin canım o da insan nihayetinde.
devamını gör...
erkekler için doğum kontrol hapı
malum ilaçların kadınların hormonları üzerindeki etkileri düşünüldüğünde, biraz da erkeklerin hormonlarına müdahale edilmiş olur böylece diye düşündüğüm başlıktır.
devamını gör...
frederic chopin
sözlükteki ismimin kaynağı olan besteci. varşova'daki müzesine gittiğimde piyanosuna dokunabilme şansım olmuştu. aslında şanslı olduğum kısım görevlilerin bakım sırasında o değerli piyanoyu bırakıp başka bir işle ilgilenmeleriydi.
devamını gör...
insana kendini şanslı hissettiren durumlar
durağa gelir gelmez otobüsün gelmesi.
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
mezun oldun hala iş yok mu ? yaşın geçiyo ne zaman evleniceksin ?
devamını gör...
est sularus oth mithas
ejderha mızrağı kurgusunda yer alan solamnia şövalyeleri'nin kurucusu vinas solamnus tarafından söylenmiş ve solamnia şövalyelerinin düsturu olmuş söz öbeği. şövalyelerin ölçü adı verilen kural kitabının ruhunu oluşturur. bütün şövalyeler bu kurallara uymak zorundadır.
bu sözleri duyduğumda/okuduğumda benim aklıma her daim sturm brightblade gelir. zaten krynn üzerinde yürüyen en has adam da kendisidir. kâh caramon majere'de bu konularda az buz değildir lakin sturm'un eline su dökemez. sturm delikanlılığın kitabını yazmak şöyle dursun onu direkt kutsal kitap haline getirmiştir. şövalye olmadığı halde kurallara bu kadar sıkı sıkıya bağlanmış bir erdem timsali bulamazsınız. ölmeden önce şövalye olması ise tek tesellimizdir. tabi raistlin majere'e göre sturm hayatı boyunca gerçek bir şövalyeydi. onun şövalyeliği için ritüellerin bir anlamı yoktu. ağanın lafının üzerine laf söylemekte bize düşmez. raistlin bu! adamı eciş bücüş eder maazallah.
böyle güzel abiler kalmadı artık. ''o iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler. demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.'' diyor ya yaşar kemal, hah işte romanlarda bile halimiz ahvalimiz bu oldu. olması gerektiği gibi davranan sıradan insanları bile özler olduk. siliniyorlar çünkü. şeytana pabucunu ters giydirmek ve sıçanı incelikle yemek asrın yeni umdesi. bak laf lafı açıyor. asrın yeni umdesi deyince de aklıma neyzen geldi. ne diyordu;
asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır.
söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,
kürsî-i liyakat muhabbet tellalı , puşt olanındır!
muhabbet tellalı yazınca tam oturmadı sanki ama biraz yumuşattı gibi. aslını bilen zaten biliyor. dörtlüğün ayarları ile oynamaya gerek yok. sahi ne diyorduk. hah sturm... güzel adamdı. doğrunun peşinden koştu. bugün aramızda dolaşıyor olsa, saf, salak, enayi yaftası yerdi kesin. zira dönem sinsiliğe övgü dönemi. elbet bir gün bu omurgasızlıklara da sövülecek bir dönem gelir. ara ara oluyor öyle. bakalım hangi ara olacak?
ışıklar içerisinde yat sturm... ya da yatma bunlar ışıkları bile kapatır abicim!
bu sözleri duyduğumda/okuduğumda benim aklıma her daim sturm brightblade gelir. zaten krynn üzerinde yürüyen en has adam da kendisidir. kâh caramon majere'de bu konularda az buz değildir lakin sturm'un eline su dökemez. sturm delikanlılığın kitabını yazmak şöyle dursun onu direkt kutsal kitap haline getirmiştir. şövalye olmadığı halde kurallara bu kadar sıkı sıkıya bağlanmış bir erdem timsali bulamazsınız. ölmeden önce şövalye olması ise tek tesellimizdir. tabi raistlin majere'e göre sturm hayatı boyunca gerçek bir şövalyeydi. onun şövalyeliği için ritüellerin bir anlamı yoktu. ağanın lafının üzerine laf söylemekte bize düşmez. raistlin bu! adamı eciş bücüş eder maazallah.
böyle güzel abiler kalmadı artık. ''o iyi insanlar o güzel atlara binip çekip gittiler. demirin tuncuna, insanın piçine kaldık.'' diyor ya yaşar kemal, hah işte romanlarda bile halimiz ahvalimiz bu oldu. olması gerektiği gibi davranan sıradan insanları bile özler olduk. siliniyorlar çünkü. şeytana pabucunu ters giydirmek ve sıçanı incelikle yemek asrın yeni umdesi. bak laf lafı açıyor. asrın yeni umdesi deyince de aklıma neyzen geldi. ne diyordu;
asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır.
söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,
kürsî-i liyakat muhabbet tellalı , puşt olanındır!
muhabbet tellalı yazınca tam oturmadı sanki ama biraz yumuşattı gibi. aslını bilen zaten biliyor. dörtlüğün ayarları ile oynamaya gerek yok. sahi ne diyorduk. hah sturm... güzel adamdı. doğrunun peşinden koştu. bugün aramızda dolaşıyor olsa, saf, salak, enayi yaftası yerdi kesin. zira dönem sinsiliğe övgü dönemi. elbet bir gün bu omurgasızlıklara da sövülecek bir dönem gelir. ara ara oluyor öyle. bakalım hangi ara olacak?
ışıklar içerisinde yat sturm... ya da yatma bunlar ışıkları bile kapatır abicim!
devamını gör...
sevda denilince akla gelenler
sevmek çok..
çıkarsız, yalın, sımsıcak varlığına sarılarak, her şeyini olduğu gibi deli dolu sevmek. *
aklıma ilk gelen gülden karaböcek şarkısı
kır çiçekleri
"bir türlü aklımdan çıkmıyorsun sen
feryadımı duyup dönmüyorsun sen
ne vardı sanki böyle küsüp kaçacak
sevildiğini bilmiyorsun sen.."
çıkarsız, yalın, sımsıcak varlığına sarılarak, her şeyini olduğu gibi deli dolu sevmek. *
aklıma ilk gelen gülden karaböcek şarkısı
kır çiçekleri
"bir türlü aklımdan çıkmıyorsun sen
feryadımı duyup dönmüyorsun sen
ne vardı sanki böyle küsüp kaçacak
sevildiğini bilmiyorsun sen.."
devamını gör...
tom hanks
zafer algöz'ün döner ısmarladığı dünyaca ünlü aktördür. (bkz: forrest gump) filminin başrolüdür.
devamını gör...
güne bir alıntı bırak
ışığı önünde ara, geçmişte kalan gölgendir...
devamını gör...
muhafazakar ailenin kızı olmak
diyecek bişeyim yok çünkü herşeyi üstteki yorum söylemiş onu tebrik etmeye geldim
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
insanı canından bezdiren şey.
her ne kadar tartışma kelimesinin anlamlarından biri, türk dil kurumu'na göre "karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme" olsa da, tartışma kültürü derken bahsettiğimiz şey bu değil ama buymuş gibi anlaşılıyor bazı insanlar tarafından.
hemen hemen herkes biliyor bu yazacaklarımı ama yine de özetleyeyim aklımdakileri;
- öncelikle, bu fikre katılmayanların varlığını bilsem de söyleyeyim; tanımadığınız insanlarla senli benli başlamamalısınız lafa. karşınızdaki kişi kendisine "sen" denilmesini ister ve bunun sinyalini verirse o zaman tamam ama bu sinyali almadan bunu yapmayın. bu size göre önemsiz bir detay ya da samimiyet göstergesi olabilir ama birçok insana göre bir saygısızlık belirtisidir. mesela iş yerinde patronunuzla, okulda hocalarınızla nasıl senli benli konuşmuyorsanız, başka ortamlarda da -karşınızdaki insanla aranızda bir samimiyet yoksa- bunu yapmasanız iyi olur.
- tartışmaktan kasıt genellikle kavga değil, fikir alışverişidir. sakin sakin konuşun/ yazın.
- "anlamıyorsun" demeyin. kimseyi zekâ bakımından kendinizden düşük seviyede sanmayın. "anlatamıyorum" deyin çünkü belki de gerçekten doğru ifadeleri seçemiyorsunuzdur ve karşınızdakinin ne anlatmaya çalıştığınızı anlamaması sizin hatanızdır.
- karşınızdakinin görüşlerini değiştirmeye değil, farklı açıdan düşünmesini sağlamaya çalışın. belki de görüşlerini değiştirmesi gereken kişi sizsinizdir.
- "bitse de sıra bana gelse, bir an önce cevap versem..." diye beklemek yerine karşınızdakinin ne dediğini doğru dürüst dinleyin ve anlamaya çalışın. bu bir yarış değil.
- eksik ya da yanlış biliyor olabileceğinizi kabullenin. yeterli bilginiz yoksa mesnetsiz iddialarda bulunmayın, fikrinizde ısrarcı olmayın. en azından söylenenleri 1'den fazla kaynaktan araştırın. hep kendi kafanıza uyan kaynakları okumayın. karşıt görüşlü kaynakları da okuyun ki insanların neden öyle düşündüğünü/sandığını anlama şansınız olsun.
- bilginizin, fikrinizin yetmediği yerde küfre sarılmayın. "seninle daha fazla tartışmak istemiyorum." demeyi tercih edin.
- insanlar için kutsal ya da değerli olan konularda onların görüşlerine saldırmayın, hakaret etmeyin. kendinize yapılmasını istemeyeceğiniz hiçbir hareketi başkasına yapmayın. düzgün bir üslupla anlatmadığınız şeyleri kimse dinlemek istemeyecektir. haklı bile olsanız...
- dünyada 8 milyar kafa varsa 8 milyar da görüş var. kimse kimseyle her konuda bire bir aynı şekilde düşünmez. tartıştığınız konu dışındaki birçok konuda, karşınızdaki kişiyle hemfikir olma ihtimaliniz var. bu nedenle tartışma sonrasında, sırf fikirleriniz farklı diye insanlara düşmanca hisler beslemeyin.
her ne kadar tartışma kelimesinin anlamlarından biri, türk dil kurumu'na göre "karşılıklı ağır sözler söyleyerek yapılan çekişme" olsa da, tartışma kültürü derken bahsettiğimiz şey bu değil ama buymuş gibi anlaşılıyor bazı insanlar tarafından.
hemen hemen herkes biliyor bu yazacaklarımı ama yine de özetleyeyim aklımdakileri;
- öncelikle, bu fikre katılmayanların varlığını bilsem de söyleyeyim; tanımadığınız insanlarla senli benli başlamamalısınız lafa. karşınızdaki kişi kendisine "sen" denilmesini ister ve bunun sinyalini verirse o zaman tamam ama bu sinyali almadan bunu yapmayın. bu size göre önemsiz bir detay ya da samimiyet göstergesi olabilir ama birçok insana göre bir saygısızlık belirtisidir. mesela iş yerinde patronunuzla, okulda hocalarınızla nasıl senli benli konuşmuyorsanız, başka ortamlarda da -karşınızdaki insanla aranızda bir samimiyet yoksa- bunu yapmasanız iyi olur.
- tartışmaktan kasıt genellikle kavga değil, fikir alışverişidir. sakin sakin konuşun/ yazın.
- "anlamıyorsun" demeyin. kimseyi zekâ bakımından kendinizden düşük seviyede sanmayın. "anlatamıyorum" deyin çünkü belki de gerçekten doğru ifadeleri seçemiyorsunuzdur ve karşınızdakinin ne anlatmaya çalıştığınızı anlamaması sizin hatanızdır.
- karşınızdakinin görüşlerini değiştirmeye değil, farklı açıdan düşünmesini sağlamaya çalışın. belki de görüşlerini değiştirmesi gereken kişi sizsinizdir.
- "bitse de sıra bana gelse, bir an önce cevap versem..." diye beklemek yerine karşınızdakinin ne dediğini doğru dürüst dinleyin ve anlamaya çalışın. bu bir yarış değil.
- eksik ya da yanlış biliyor olabileceğinizi kabullenin. yeterli bilginiz yoksa mesnetsiz iddialarda bulunmayın, fikrinizde ısrarcı olmayın. en azından söylenenleri 1'den fazla kaynaktan araştırın. hep kendi kafanıza uyan kaynakları okumayın. karşıt görüşlü kaynakları da okuyun ki insanların neden öyle düşündüğünü/sandığını anlama şansınız olsun.
- bilginizin, fikrinizin yetmediği yerde küfre sarılmayın. "seninle daha fazla tartışmak istemiyorum." demeyi tercih edin.
- insanlar için kutsal ya da değerli olan konularda onların görüşlerine saldırmayın, hakaret etmeyin. kendinize yapılmasını istemeyeceğiniz hiçbir hareketi başkasına yapmayın. düzgün bir üslupla anlatmadığınız şeyleri kimse dinlemek istemeyecektir. haklı bile olsanız...
- dünyada 8 milyar kafa varsa 8 milyar da görüş var. kimse kimseyle her konuda bire bir aynı şekilde düşünmez. tartıştığınız konu dışındaki birçok konuda, karşınızdaki kişiyle hemfikir olma ihtimaliniz var. bu nedenle tartışma sonrasında, sırf fikirleriniz farklı diye insanlara düşmanca hisler beslemeyin.
devamını gör...
takipten çıkan takipçi
izmir marşı ile karşılanır..
mehter marşı ile uğurlanır..
mehter marşı ile uğurlanır..
devamını gör...
iç çamaşırı alışverişi
kadın çamaşırı satanların erkek, erkek çamaşırı satanların kadın olması yüzünden gerginlik yaratan durum. ters çevirin şu cinsiyetleri artık.
devamını gör...
