adam smith'in tanrı'nın eline benzettiği kavramdır. liberal (piyasa) ekonomilerinin olmazsa olmazıdır adeta. görünmez el, teoride, tam istihdama ulaşılmasında piyasa dinamiklerini harekete geçiren itki olarak da tabir edilmektedir.
devamını gör...

jacob=yakup
devamını gör...

75 kuruş farkla instagram influencerı olmanıza olanak tanıyan itemlerdir.
devamını gör...

benim.
üzerine tartışılmayacak, değişim, dönüşüm, rehabilitasyon uygulanmayacak ya da revize edilemeyecek bir değerim yok; tabum yok çünkü.

insan hakları, hayvan hakları savunuculuğu ya da ensest ile pedofili, nekrofili, zoofili, tecavüz vs gibi evrensel suçlara karşı olma ve genel etik değerler, kutsallık kavramıyla ilişkilendirilmeden sahip olunması gereken değerlerdir.
devamını gör...

üst yazar vahşi hayvan istiyor evcilleştirmek için.
t: derinliği.
devamını gör...

cahilliğin alametlerinden olan özelliktir.
devamını gör...

o hep korktuğum, canavar ruhlu ve gaddar insanlardan biri mi oluyorum?
değişmekten ve hep kötü bulduğum insanlara dönüşmekten çok korkuyorum. yapılan haksızlıktan çok beni neye dönüştürdüklerini görmek direnirken dönüşmek, dönüşürken kendime yabancılaşmak.
uzun zamandır süren baskı ve şiddet artık en aşağılık hale dönüştü, ona buna arkamdan olur olmaz şeyler diyorlar. dedikleri şeylerin benimle alakası yok. haksız yere benden kopardıkları şeylere katlanıyordum ama bu iğrenç şeylere tahammül edemiyorum. bir yerde artık canıma tak etti.
parçalamak istedim onları, bana verdikleri tüm acıları onlara ödetmek sokak kedilerine yedirmek istedim. lanet olsun. ne yapıyorsunuz bana? susmak istiyorum. tepkisiz bir ölü gibi olmak istiyorum. ayni çatı altında katlanmak zor olsa da buna dayanacağım. beni vahşi bir canavara dönüştürmenize izin vermeyeceğim.
dün o kadar çok bağırdım ki bugün konuşamıyorum. siz ne aşağılık ruhu insanlarsınız, sizin çocuğunuz olmak bana en büyük hakaret.
devamını gör...

barış manço’nun beni en çok ürküten parçasıydı.
devamını gör...

"kafa sözlük çok bozdu" goygoyunu yapacağımız günleri iple çekiyorum.
devamını gör...

'sinirlenerek herhangi bir eşyayı atabildiği en uzak noktaya atmak' anlamına gelen sözcük.
devamını gör...

afrika'da yaşayan hollanda ticaret merkezi cape town'da çalışan hollandalıların soyundan gelen avrupalılardır. zamanla bu coğrafyaya uyum sağlamış ve 'buralı' olmuşlardır. avrupalı devletler ne boerleri ne de afrikalı kabileleri umursamadan bu toprakları kendi aralarında paylaşmak istedi. ingilizler cape colony'e girerek orayı ele geçirdi. siyahlara özgürlükler vaat eden ingilizler boerleri rahatsız etmişti çünkü onlar siyahların sadece köle olabileceğine inanıyordu, ciddi bir ırkçılık söz konusuydu. ingilizleri istemeyen boerler kendilerine oralı olduklarını göstermek için "afrikaner" demeye başladı. ingilizler boerlerin sahip oldukları toprakların değersiz olduğunu düşündükleri için onları önemsemediler, ta ki topraklarda elmas altın gibi çok değerli maden yatakları bulunana dek. :)
bunun üzerine doğal olarak büyük bir savaş çıktı ve ingilizler buna "boer savaşı" adını verdi. savaşı ingilizler kazandı ancak sona doğru savaş resmi olarak kazanılsa da küçük gerilla gruplarını toplama kamplarına gönderdiler, bu bugün bile ingilizlerin utandığı bir tarihi lekedir. beyazlar için ayrı siyahlar için ayrı toplama kamplarında açlıktan, hastalıklardan birçok insan öldü (yaklaşık yirmi bin afrikaner yani boer) siyahların da kaydı düzgün tutulmadığı için kesin bilinmemekte.

1902'de boerler (yani afrikanerler) ingilizlerle bir anlaşma imzaladı, vereeniging barış antlaşması. bununla bütün koloniler birleşti ve "güney afrika birliği" adında ingilizlerin egemen olduğu tek devlet kuruldu, birbirinden nefret eden siyahlardan, boerlerden ve ingilizlerden oluşan patlamaya hazır bir devlet.
(bkz: boer savaşı)
devamını gör...

aklıma gelenler ve konuları söyledir. yukarı bak
( hayallerinin peşinden gitmek gerektiği ile ilgili)
rango(kendine güven duyma ve doğal kaynakların eşit kullanımı)
emoji (tek bir duyguya takılıp kalmamak gerektiği)
klaus ( iyilik yapmanın ve çalışmanın iyileştirici gücü )
talihsiz serüvenlee dizisi ( kardeşlik bağları ve yeteneklerine güvenme)
charlie'nin çikolata fabrikası ( cömertlik fedakarlık )
devamını gör...

şahsımı seviyorum. kendimle ve kabuğumla barışık bir tosbağayım. marul fiyatları ile ilgili ise hiç bir yorumum yok. milletin bahçesinden otlanıyorum. zaten kış uykusu zamanım geldi üç dört ay uyurum. o yüzden bana bulaşmayın.

büyük resmi gördüm, kaplumbağa çorbası yapılıp, saraylarda servis edilmek istemiyorum.

kamu spotu: kaplumbağa çorbası içmeyiniz / içirmeyiniz.

teşekkürler

(bkz: öyle başlığa böyle cevap)
devamını gör...

maskeye bu kadar alışmışken bir anda bırakmak beni çok rahatsız hissettirecek. eskiden maskesiz gezmenin nasıl olduğunu unuttum. maske takmazsam çıplak hissedeceğim ilk günlerde.
alışma süresinden sonra ilk yapacağım şey uzun tren yolculuğuna çıkmak olacak. ilk durağım ankara.
devamını gör...

"
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

israil isteseydi dümdüz ederdi demiş arkadaşlar. bu etmemiş halleri mi? her gece saat 4’te müslümanların evleri aranıyor. bizim memlekette en ufak bir olay olsa bir müdehale olsa nerede özgürlük deriz. (hükümet yanlısı değilim.) ama başkaları müslümanlara yapınca haketmişlerdir vs vs ve sürekli biraz tarih okuyun. farkında olarak veya olmayarak hakaret ediyorsunuz. bir tek siz okumuyorsunuz. kaldı ki olaylarla hiç ilgisi yok. eğer zulüm görmekle ilgili olasaydı israil’in derdi sadece müslümanlar değil, almanlar da olurdu. yemiyor o ayrı mesele. müslümanlar geri kalmış, maalesef o daha da ayrı mesele. o yüzden ona buna kılıf bulup birilerini bir şeyle yaftalamayı bırakın. amalarınızı kenara bırakın. bir zulüm var. onu görün lütfen.
devamını gör...

kırgın olup da neye kırgın olduğunu bilmemek gibi, tuhaf ötesi insansıl his.
devamını gör...

insanlığımızın erozyona uğradığı bugünlerde başkaları için dertlenip bir çare arayışında kafa kafaya vermiş kişilerin bu hareketini tanımlamaya kelimelerin kifayetsiz kalması.
benciliğimizin kuşattığı, çıkarımızın olmayacağı kişilerden yüz çevirdiğimiz zamanda bir avuçtan hallice kafacıların tekrardan "yardımlaşma, dayanışma, iyilik, insanlık" gibi kavramları sözlükten çıkarıp ete kemiğe büründürme faaliyeti.
3 ayda 3 farkli proje !
kral leonidas edasıyla "this is kafa sözlük " diye haykırmak istiyorum.
ilk defa böyle bir sözlükte ayrılan zamanın değerlendiğini, direkt ya da dolaylı yoldan bir işe yaramanın mutluluğu içindeyim.


merhamet edenlere rahman da merhamet eder. yeryüzündeki hayvanlara karşı merhametli olunuz ki, semadakiler de size merhamet etsin.
hz.muhammed
devamını gör...

ansızın gelen istek.
devamını gör...

amerikalı suç psikoloğu philip zimbardo'nun yaptığı deney sonucu ortaya attığı kriminolojik teoridir.
teori suçların artma oranının nedenini açıkça göstermektedir. eğer suç işleyecek biri varsa, suç işleyen diğer insanlara bakar ve bunu yapmaktan çekinmez. sonuçta daha önce birileri yapmış, diye düşünür.

teorinin özü budur; çöpünüzü yere atacağınız zaman durup yere bakarsınız. başka insanlar da atmışsa, atarsınız. ya da bir binanın camı kırıksa diğer insanlar kalan camları da kırmaktan geri durmaz.

(bkz: broken windows theory)
(bkz: philip zimbardo)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim