türkiye'de içi boşaltılmış kavramlar
din ve ahlak. şimdi sokağa çıkıp sorsanız pek çok insan pek ahlaklı ve dini bütün olduğunu iddia edecektir, lakin körü körüne savundukları değerlere ne kadar hakim oldukları* tam bir muammadır.
devamını gör...
bir kitabın sizi ateist yapacağını bilseydiniz yine de okur muydunuz sorunsalı
başlıkta bahsi geçen kitabın dini bir kitap olup olmadığını merak ettim doğrusu. zira dini ve kutsal kitapların da böyle bir özelliği var.
devamını gör...
30 ağustos zafer bayramı
"gecenin en karanlık anı, şafak sökmeden hemen öncesidir."
100 sene önce de bu topraklarda gecenin en karanlık anı yaşandı. gazi başkomutanımız mustafa kemal atatürk, silah arkadaşları ve onlarla birlikte hareket eden, mücadele eden tüm o güzel insanlar sayesinde, tam 100 sene önce bugün bir zafer kazanıldı. zaferimiz daim olsun, 30 ağustos zafer bayramımız kutlu olsun.
bugün yine gecenin en karanlık saatlerini yaşıyoruz. şafak yakın, ümitsizliğe kapılmayın.
100 sene önce de bu topraklarda gecenin en karanlık anı yaşandı. gazi başkomutanımız mustafa kemal atatürk, silah arkadaşları ve onlarla birlikte hareket eden, mücadele eden tüm o güzel insanlar sayesinde, tam 100 sene önce bugün bir zafer kazanıldı. zaferimiz daim olsun, 30 ağustos zafer bayramımız kutlu olsun.
bugün yine gecenin en karanlık saatlerini yaşıyoruz. şafak yakın, ümitsizliğe kapılmayın.
devamını gör...
şimdi
yakalaması zor anların tanımı.
şimdi...
geçti, o da mazideki yerini aldı.
şimdi...
geçti, o da mazideki yerini aldı.
devamını gör...
yazarların özel bir sempati beslediği ülke
normal sözlük yazarlarının sempatiyle baktığı ülkeleri içerir. ingiltere'de yaşamak hayalimdir.
devamını gör...
licorice pizza
yaşayan en iyi amerikalı yönetmenler listem olsa ilk 5'te yer alacak olan paul thomas anderson imzalı 2021 yapımı sinema filmi. yönetmen o kadar efsanevi işlere imza attı ki şimdiye kadar, kendisinin en iyi üç filminden biri olamamış olsa da bu senenin en iyi hollywood yapımı filmi olabilir licorice pizza.
film 15 yaşında bir gencin kendini gerçekleştirme hikayesini konu alıyor. başrolde ünlü oyuncu, yönetmen paul thomas anderson'ın da hemen hemen tüm filmlerinde yer verdiği, 2014 yılında kaybettiğimiz philip seymour hoffman'ın 2003 doğumlu oğlu cooper hoffman'ı izliyoruz. bu genç yeteneğin ilk uzun metrajlısı olma özelliği de taşıyan filmin kadın başrol oyuncusu ise alana haim. haim ailesinin ve aynı isimli müzik grubunun en genç üyesi alana, filmde kendi adıyla ve kendi ailesiyle birlikte rol alıyor. filme dair paylaşabileceğimiz ilginç anekdotlar bununla da sınırlı değil. alana'nın annesi rolünde adını bile duymadan izlediğimiz kadın oyuncu pta'nın ilkokul öğretmeniymiş. filmin adı yönetmenin çok sevdiği los angeles’taki bir plak dükkanından geliyor ve filmin senaryosu da yapımcının hayat hikayesinden esinlenerek yazılmış yönetmen tarafından. evet biraz çalıştım anlayacağınız üzere. filmi o kadar beğendim ki bu yapımın hayata geçme sürecine dair öğrenebileceğim ne varsa öğrenmem gerekiyordu izledikten sonra.
şimdi filmi neden bu kadar beğendiğime gelelim. paul thomas anderson, sinemada gerçeklik üstatlarından biridir. bugüne kadar yaptığı tüm işlerde izleyicinin zihninde "gerçekliğin oksimoron, masalsı bir sunumu" izini bırakmayı başarmıştır. bunu o kadar tadında becerir ki; filmleri, üzerlerinde uzun uzun, saatlerce tartışılarak, her iki yönden de ele alınarak değerlendirilebilir. vardığınız sonuç neresinden bakarsanız bakın başarıdır, ağzında kalan, her ihtimalde güzel bir tattır.
bu ahde vefa filminde de yönetmen gary'yi ve aşık olduğu alana'yı birbirlerine kendilerini kanıtlamaya çalışan sorunlu ama bir o kadar da özel karakterler olarak yine bu gerçeklik perspektifiyle ama oldukça da epik bir dille anlatmış. birbirlerine ya da birlikte koşan karakterler, kesintisiz sahneler, yumuşak geçişler, müzikler, baskın toprak tonları, yer yer tırmanan gerilim, asla rahatsız etmeyen, karakterleri karikatürleştirmeyen bir yaşının insanı olma/olmama vurgusu... pembe! filme damgasını vuran pembenin binbir tonu. izlediğim yine bir masaldı. ve bu yönüyle değerlendirildiğinde pta pek de rakibi olmayan bir yönetmen hollywood'da. karakterler o kadar iyi işlenmiş ki yine bu absürt hikayeden az önce tarif etmeye çalıştığım duyguları istemsizce süzüyorsunuz. akademi nasıl değerlendirir açıkçası çok tahmin edemiyorum, bazen bu tip filmler masadayken şaşırtıcı sonuçlar izleyebiliyoruz, bu yüzden filmin 94. akademi ödülleri'nde en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi özgün senaryo dallarındaki adaylıklarından alacağı sonuçları merakla beklediğimi ekleyeyim. 9/10. niye 10 değil. ay bilmiyorum. görmediğim bir sorunu vardır kesin. amortisman olsun o da.
film 15 yaşında bir gencin kendini gerçekleştirme hikayesini konu alıyor. başrolde ünlü oyuncu, yönetmen paul thomas anderson'ın da hemen hemen tüm filmlerinde yer verdiği, 2014 yılında kaybettiğimiz philip seymour hoffman'ın 2003 doğumlu oğlu cooper hoffman'ı izliyoruz. bu genç yeteneğin ilk uzun metrajlısı olma özelliği de taşıyan filmin kadın başrol oyuncusu ise alana haim. haim ailesinin ve aynı isimli müzik grubunun en genç üyesi alana, filmde kendi adıyla ve kendi ailesiyle birlikte rol alıyor. filme dair paylaşabileceğimiz ilginç anekdotlar bununla da sınırlı değil. alana'nın annesi rolünde adını bile duymadan izlediğimiz kadın oyuncu pta'nın ilkokul öğretmeniymiş. filmin adı yönetmenin çok sevdiği los angeles’taki bir plak dükkanından geliyor ve filmin senaryosu da yapımcının hayat hikayesinden esinlenerek yazılmış yönetmen tarafından. evet biraz çalıştım anlayacağınız üzere. filmi o kadar beğendim ki bu yapımın hayata geçme sürecine dair öğrenebileceğim ne varsa öğrenmem gerekiyordu izledikten sonra.
şimdi filmi neden bu kadar beğendiğime gelelim. paul thomas anderson, sinemada gerçeklik üstatlarından biridir. bugüne kadar yaptığı tüm işlerde izleyicinin zihninde "gerçekliğin oksimoron, masalsı bir sunumu" izini bırakmayı başarmıştır. bunu o kadar tadında becerir ki; filmleri, üzerlerinde uzun uzun, saatlerce tartışılarak, her iki yönden de ele alınarak değerlendirilebilir. vardığınız sonuç neresinden bakarsanız bakın başarıdır, ağzında kalan, her ihtimalde güzel bir tattır.
bu ahde vefa filminde de yönetmen gary'yi ve aşık olduğu alana'yı birbirlerine kendilerini kanıtlamaya çalışan sorunlu ama bir o kadar da özel karakterler olarak yine bu gerçeklik perspektifiyle ama oldukça da epik bir dille anlatmış. birbirlerine ya da birlikte koşan karakterler, kesintisiz sahneler, yumuşak geçişler, müzikler, baskın toprak tonları, yer yer tırmanan gerilim, asla rahatsız etmeyen, karakterleri karikatürleştirmeyen bir yaşının insanı olma/olmama vurgusu... pembe! filme damgasını vuran pembenin binbir tonu. izlediğim yine bir masaldı. ve bu yönüyle değerlendirildiğinde pta pek de rakibi olmayan bir yönetmen hollywood'da. karakterler o kadar iyi işlenmiş ki yine bu absürt hikayeden az önce tarif etmeye çalıştığım duyguları istemsizce süzüyorsunuz. akademi nasıl değerlendirir açıkçası çok tahmin edemiyorum, bazen bu tip filmler masadayken şaşırtıcı sonuçlar izleyebiliyoruz, bu yüzden filmin 94. akademi ödülleri'nde en iyi film, en iyi yönetmen ve en iyi özgün senaryo dallarındaki adaylıklarından alacağı sonuçları merakla beklediğimi ekleyeyim. 9/10. niye 10 değil. ay bilmiyorum. görmediğim bir sorunu vardır kesin. amortisman olsun o da.
devamını gör...
babanın dalga geçmesi
normalde eğlencelidir fakat son görüşmemizde ''yahu 12 senedir okuyorsun eee bundan sonrası için bir planın var mı'' diye sordu, trajikomik bir dalga geçme durumuna örnek olabilir.
devamını gör...
barış akarsu
kısacık kariyerine onlarca eser sığdıran, bu eserleriyle dinleyicilerine onlarca tarifsiz duyguyu aynı anda yaşatmayı başaran, sesi kadar yüreği de güçlü olan adamın adıdır barış akarsu.
üç yıllık kariyeri olmasına rağmen on üç yıldır konuşuluyor, dinleniyor, anılıyor. işte sanatçı buna denir. günümüzde ne kadar da ucuzlaştı bu kelime değil mi? "sanatçı" yedi kelime. herkes kaldıramaz bu yedi kelimeyi, ağır gelir.
"satılık olan karanlıktır, çerçevede."
üç yıllık kariyeri olmasına rağmen on üç yıldır konuşuluyor, dinleniyor, anılıyor. işte sanatçı buna denir. günümüzde ne kadar da ucuzlaştı bu kelime değil mi? "sanatçı" yedi kelime. herkes kaldıramaz bu yedi kelimeyi, ağır gelir.
"satılık olan karanlıktır, çerçevede."
devamını gör...
beğeni almayıp sürekli yazan yazar
ben ifşalandım.
siz devam edin.
siz devam edin.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
"sonra aramıza şehirler girecek, hiç karşılaşmayacağız.
tesadüfler bile bir araya getiremeyecek.
sonra belki birimiz öleceğiz, diğerimiz hiç bilmeyecek..."
nazım hikmet
tesadüfler bile bir araya getiremeyecek.
sonra belki birimiz öleceğiz, diğerimiz hiç bilmeyecek..."
nazım hikmet
devamını gör...
tadı hayal kırıklığına uğratan yiyecekler
net cheesecake
devamını gör...
düşünce özgürlüğü
aklın sosyal, dinî ve millî her tür otoriteye başkaldırısının bir sonucudur. bununla birlikte, düşünceyi ifade hürriyeti olmadan, anlamsız bir özgürlüktür. bu özgürlük, tek başına ancak nasreddin hoca'nın düşünen hindisinde var olmaya mahkûmdur. düşünceyi ifade edebilmek ise hür insan iradesine mahsustur ve işte o zaman, düşüncenin muhteşem dönüştürücü ya da yıkıcı gücü karşısında hiçbir otorite dayanamaz.
devamını gör...
cemaat baskısından dolayı intihar eden tıp öğrencisi
#1673906 gelmiş cemaat sever, tel gözlük, beyaz çorap, ince bıyık, mıymıy ses, maklube kokan, fikrini satmışlar cemaat savunmaya başlamış.
aldığınız nefes ziyan.
yazdıklarına bakılırsa din adı altında kitapsızlık yapan bunları salladıran, başbuğ atatürk'e örtülü olarak kin kusuyor. yüz metre öteden belli olan tipler bunlar işte.
neyse konuya gelirsek;
enes kara, henüz 20 yaşında, tıp fakültesi 2.sınıf öğrencisiydi. bugün intihar ederek yaşamına son verdi.
zorunlu olarak cemaat yurdunda kaldığını ve hayattan nasıl koparıldığını tek tek anlatıyor: "yaşama sevincimi kaybettim.”
risale-i nur denilen kürtçü, 'radyoyu çalıştıran meleklerdir' diyen türk düşmanı mezarsız iblis delinin saçmalıkları ile çocukların beyninin yıkandığı cemaat evleri yıkılmalıdır.
çocuklara zorla din adı altında baskı ile eziyet eden bu şer yuvaları ve onlara hizmet eden imansız p*çler yok edilmelidir.
bir çift sözümüz de bu gencecik yaşta solan evladın ailesine ve laftan anlamaz beyinsizce bu çocukları o yurtlara gönderen örümcek kafalı diğer ailelere;
sizde evlat sevgisi olsa çocuğunuza sahip çıkardınız.
siz evlatlarınızı değil tapındığınız imansız sözde şeyhlerin kulusunuz.
sizin ta aile gibi şerefinizi......
sizin allah belanızı versin.
sonra küfür yasak!
başka nasıl anlatsak!
aldığınız nefes ziyan.
yazdıklarına bakılırsa din adı altında kitapsızlık yapan bunları salladıran, başbuğ atatürk'e örtülü olarak kin kusuyor. yüz metre öteden belli olan tipler bunlar işte.
neyse konuya gelirsek;
enes kara, henüz 20 yaşında, tıp fakültesi 2.sınıf öğrencisiydi. bugün intihar ederek yaşamına son verdi.
zorunlu olarak cemaat yurdunda kaldığını ve hayattan nasıl koparıldığını tek tek anlatıyor: "yaşama sevincimi kaybettim.”
risale-i nur denilen kürtçü, 'radyoyu çalıştıran meleklerdir' diyen türk düşmanı mezarsız iblis delinin saçmalıkları ile çocukların beyninin yıkandığı cemaat evleri yıkılmalıdır.
çocuklara zorla din adı altında baskı ile eziyet eden bu şer yuvaları ve onlara hizmet eden imansız p*çler yok edilmelidir.
bir çift sözümüz de bu gencecik yaşta solan evladın ailesine ve laftan anlamaz beyinsizce bu çocukları o yurtlara gönderen örümcek kafalı diğer ailelere;
sizde evlat sevgisi olsa çocuğunuza sahip çıkardınız.
siz evlatlarınızı değil tapındığınız imansız sözde şeyhlerin kulusunuz.
sizin ta aile gibi şerefinizi......
sizin allah belanızı versin.
sonra küfür yasak!
başka nasıl anlatsak!
devamını gör...
miyop olmanın zorlukları
akşamları yol kenarında beklerken gelen minibüsü görmek için gözlerimi kısmaktan çinlilere benzememe rağmen bizim minibüs olduğunu göremediğimden ve her minibüsü de tek tek durduramayacağım için durağa kadar yürümek zorunda kalıyorum.
bir ara ben niye yürüyorum ya deyip bineceğim minibüsü görünceye kadar her gelen minibüsü durduruyordum, sonra durdurduğum her minibüs gittikten iki dakika sonra bir kulak çınlaması hissedince tekrardan durağa yürümeye başladım.
bir ara ben niye yürüyorum ya deyip bineceğim minibüsü görünceye kadar her gelen minibüsü durduruyordum, sonra durdurduğum her minibüs gittikten iki dakika sonra bir kulak çınlaması hissedince tekrardan durağa yürümeye başladım.
devamını gör...
hande erçel'in dünyanın en güzel kadını seçilmesi
top beauty world diye uyduruk bir internet sitesi bunu dunyanin en guzel kadini secti diye tescilli guzel olunuyorsa, yandik. listeye bir suru de turk kadini sokmuslar. kesin araplar oylamistir.
kadin badem goz estetigi, elmacik kemigi dolgusu, yanak inceltme operasyonu, dudak ve çene dolgusu yaptirmis. takla atmis ama hatasiz arac yani. bir de yuz guzeli secmisler, tam komedi. bana da ayni operasyonlari yapin, tayland'dan erken emekli olurum çüke takilmadan.
donlarımızla geleceğiz diye gozunuz donerse, su iki ayakli fareyi bile guzel bulursunuz. lan sokaga ciktigimda bundan guzel en az 5 kadin goruyorum her gun burada ben.
edit: ya ben bunu doverim, resimle doverim. salon beyefendiligimle doverim.
alllll:

padisah ikinci edit: ergenlik fotografi demeyin. uzerim. bakin bu 22 yasinda. gayet oturmus olur o yasta yuz cene burun. bu ne kardesim?

estetikle bile bu kadar guzellesebilmis, ve hayir, o meshur sorunun cevabi: hayir. verse de almam. turumuzun devami icin hande ercel ve sempanze arasinda kalsam, sempanze ile sansimi denerim.
kadin badem goz estetigi, elmacik kemigi dolgusu, yanak inceltme operasyonu, dudak ve çene dolgusu yaptirmis. takla atmis ama hatasiz arac yani. bir de yuz guzeli secmisler, tam komedi. bana da ayni operasyonlari yapin, tayland'dan erken emekli olurum çüke takilmadan.
donlarımızla geleceğiz diye gozunuz donerse, su iki ayakli fareyi bile guzel bulursunuz. lan sokaga ciktigimda bundan guzel en az 5 kadin goruyorum her gun burada ben.
edit: ya ben bunu doverim, resimle doverim. salon beyefendiligimle doverim.
alllll:

padisah ikinci edit: ergenlik fotografi demeyin. uzerim. bakin bu 22 yasinda. gayet oturmus olur o yasta yuz cene burun. bu ne kardesim?

estetikle bile bu kadar guzellesebilmis, ve hayir, o meshur sorunun cevabi: hayir. verse de almam. turumuzun devami icin hande ercel ve sempanze arasinda kalsam, sempanze ile sansimi denerim.
devamını gör...
iz-le radyo yayını
ilk sohbet anında öykü mü yalnızca birkaç kişi dinler belki daha da az ama hazırlamak bile çok keyifli olur demiştik. yüreği benzer atan insanları bulmak ve onlarla paylaşmakmış asıl keyifli olan.
bir sitem, keşke kadıncağza ikinci bir şans verseydiniz! *
bir sitem, keşke kadıncağza ikinci bir şans verseydiniz! *
devamını gör...



