(bkz: raison d'etre)
ne olduğundan önce, olup olmadığı sorgulanabilecek durum.

eğer bu dünyaya üstün bir varlık tarafından gönderildiysek, amacımızı belirleyen de o mu? yok eğer sadece bir dizi çılgın ihtimalin bir araya gelmesiyle bilinç kazanan varlıklarsak, var oluşumuzda olduğumuz gibi, anlam arayışımızda da yapayalnız mıyız?

bu dünyaya gelirken, doğmak isteyip istemediğimiz, ırkımız, ailemiz, içine doğduğumuz ortam, bunların hiçbirini biz seçmedik, kısa ya da uzun çubuklar bizim yerimize çekildi.

kartları dağıtılmış bir oyunda, bütün olayımız elimizi en iyi şekilde kullanıp, en az zararla çıkmak mı?

peki ya oynamak istemeyenler? oyunun kurallarından hoşnut olmayanlar?

işin tuhaf yanı, insan olarak doğmayı isteyip istemediğimi bile sorguluyorum bazen. duygusal, hormonal, egosuyla durmadan savaşan bir zihin, benimle işbirliği yaptığı kadar, bana engeller çıkaran bir zihin.

amacımızı bizim seçebilmemiz için, kendimizle alakalı bütün değişkenleri de tıpkı bir rpg oynar gibi, bizim seçebilmemiz gerekmez mi?
devamını gör...

ehl-i ilim ve hikmet:
“iki kişi arasındaki iyilik kuralı şudur: birinin verdiğini hemen unutması, diğerinin aldığını hiç unutmaması”

yaptığımız iyilikleri unutalım, bize yapılan iyiliklere ise nankörlük etmeyelim.
devamını gör...

hemen hemen bütün distopik filmlerde, bildiğimiz anlamda dünya yok olduğunda, insanlığa miras olarak kaldığını gördüğümüz her iki tablonun da ressamı. biri yıldızlı gece, öteki de on iki ayçiçekli vazo. özellikle yıldızlı gece, mona lisa'dan sonra herhalde dünyanın en tanınmış tablosudur.
daha geniş bilgi ve resimler için: buradan
devamını gör...

taze bahar dalı*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

geleceğim nargile emcükleyip ağzından yuvarlak duman çıkartacak, pembe dar kıyafetiyle mağazalarda "kara cuma bize saldırıdır" diyecek bir tipin küçüklüğü. kendisinin bir suçu yok ama seni dünyaya getirmek için anne babanın nikahını kıyan memura saygılarımı sunuyorum.
aile içinde olan konuşmalardan etkilendiği kaçınılmaz bir gerçek ama üzülmesin ergenlik zamanları böyle atar gider olur, yarın ateist bir kız görür her şeyi inkar eder sonuçta henüz karakter şekillenmemiş.
devamını gör...

herkesi köpek kovalar, beni de inek kovalamıştı köyde küçükken. o zaman korkmuştum tabi ama şimdi o anı hatırlayınca komik geliyor. *
devamını gör...

(bkz: yok öyle bir şey)
gözünüz, burnunuz şişer. kızarır. hiç de güzel değil.
devamını gör...

sen yetkili bir abiye benziyorsun sözündeki yetkili abi.
devamını gör...

az önce izlediğim yabancı bir videoda denk geldiğim ve çok hoşuma giden laf ( sleep is just death being shy ). bizdeki karşılığı genelde “uyku hafif ölüm, ölüm ağır uykudur” şeklindedir.
devamını gör...

öncelikle, susan sontag ve edward said'in şu sözlerini hatırlatmıştır:

postmodernizmden oryantalizme, sürgünden edebiyata, aşk'a ve yalnızlığa kadar çok şey söylemişlerdi. o söyleşiden aklımızda kalan ortak bir cümle;
-biri bize sarılsın istiyoruz.

felsefeyi bir kenara koyarsak; sosyal bağ, aşk, sevgi, sarılma hormonu gibi isimlerle de anılan, beyin dışında kalpte de salgılanan, dokunma ile belirgin artış gösteren oksitosin hormonunun yetersiz salgılanması sonucu tezahür eden istek. sarıldığınız kişiye olan duyguların yoğunluğu veya azlığıyla da paralel şekilde salgı yoğunluğu değişir. maksimum fayda için sormamız gereken, sarıldığımız kimdir? *

sağlayıcı yokluğu söz konusu ise yumurta, meyve, süt ve süt ürünleri, acı biber, kuruyemiş, yeşil yapraklı sebzeler, zeytin gibi besinler ihtiyacın şiddetini azaltabilir.
yani besin takviyesine devam.
devamını gör...

ülkemizin en ihmal edilen lakin buna rağmen bırakın isyanı, bağlılık konusunda en ateşli şehirlerinden biri.

cumhuriyetin ilk nüfus sayımlarından olan 1940 yılı nüfus sayımında 390.733 nüfusuyla ulkenin 63 şehri arasından 10. sıradaydı. diyarbakır ise 257.321 nüfusuyla 33. sıradaydı.kaynak

2020 nüfus sayımı itibariyle 811.901 nüfusuyla 81 şehir arasından 27. sıraya kadar gerilemiştir. diyarbakır ise 1.783.431 nüfusuyla 12. sıraya yükselmiştir.kaynak

bu büyük düşüşün ve ihmalin gözümüzde canlanması açısından yanında bir örnek şehir verdim.

ülkenin en zor coğrafyasına ve iklimine sahip birkaç şehirden biri ol, tüm bunlara karşın büyük bir zoru başararak içinde tarım yapılabilen geniş arazileri olan, iklimi haftanın 86 günü yağmur almayan tonla şehrin bulunduğu 63 şehir arasından en gelişmiş 10. şehir ol, yani o kadar imkansizlikla o kadar fazla insanı doyurmayi başarabil. tüm bunların yanında nüfus olarak gelişiminden çok daha büyük bir kültürel ve stratejik öneme sahip ol, koca bir hristiyan dünyası için tüm dünyadaki en önemli 3. şehir ol , şartları çok daha kolay olan onca şehir arasından koca bir kafkasya, anadolu (3-5 şehir istisna) coğrafyalarındaki en gözde şehir ol, ama günümüzde geldiğin nokta bu olsun.

üzücü bir hikaye. bunun tek sebebi ülkemizin değişimi de değildir. dünyada da özellikle milenyum sonrası değişen tuhaf bir düzen söz konusu. ornegin son 50 yılda kenya'nın nüfusu belçika'nın nüfusunun 5 katına çıkmıştır.

yani demem odur ki, kurt kuzuya boğdurulmuştur efendim. günümüz dünyasının tuhaf sistemini en isabetli açıklayan söz budur.
devamını gör...

ya bu kızları da eleştirmezsin be. kupa almış almamış çok önem arz etmiyor yaşadığımız ülke itibariyle. son zamanlarda beni heyecanlandıran tek milli duyguydu maçlar. maçları yüreğimi hoplattı. çalışırken telefondan açıp açıp baktım. sanki diğer takımlarımızdan kupa yağdı bu kızlar alamadı bu yıl bir kupa. boşşş. bomboşş yorumlar. ellerinden geleni yapıyorlar. keyifli maç izletiyorlar. bu millete çok bile. ayrıca hepsi aslan gibi oyuncu 3. az uz bir şey değil.

ha bir de ''filenin sultanları'' ismini boklama kampanyası var. bu arkadaşlar aklının dibini göstermesin zira midemi bulandırıyor. türk milleti lakap takmayı sever. bu bir kültür. akp ile gelen bir şey değil. naim sülaymanoğlu'na cep herkülü dedik. basketbolcularımıza 12 dev adam dedik. galatasaray uefa kupasını aldı avrupanın aslanı dedik.* milli takımı başarı gösterince ''habersiz kopan fırtınalara'' benzetiriz. başarı gelsin biz ismine kadar överiz. bu hep böyleydi. filenin sultanları da harika bir marka ismi. sultan hükümdar demek. yani fileye hükmeden demek. üstelik cinsiyetsiz bir kalıp. bunun neresi niye zorunuza gitti anlamadım. ha şey mi bu ''beynim yetmiyor bende boş boş muhalefet yapıyorum aklımca''. ne diyebilirim ki. sizin de elinizden gelen bu.
devamını gör...

ölene kadar kendine mektup yazıp gönderen şair.
devamını gör...

bu kaçıncı yara bandı? dediğim ilişki...

ne yani bu şimdi, gülelim mi ağlayalım mı?.*


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendilerine yanlış gelen her şeye bir yafta yapıştırma gereği duyan güruh tarafından söylenmiş söz. sevişirseniz; haramdır, eleştirirseniz; vatan hainisiniz, ama böyle derseniz; teröristsiniz vb.gibi.

edit: yazım hatası için uyaran ibn haldun'a teşekkürler.
devamını gör...

aşk ve ölümün aynı potada eridiği charles baudelaire şiiri. orijinal ismi la mort des amants olan şiir baudelaire'ın les fleurs du mal (kötülük çiçekleri) şiir koleksiyonunda yer alan ve ne yazık ki çeviri sırasında duygu yoğunluğunu kaybetmese bile temsil ettiklerinin pek çoğunu yitiren bir şiir. esasında baudelaire şiirde ölümü yalnızca son dizesi haricinde kullanmamış daha çok şiir boyunca onu başka biçimlerde sembolize etmiştir ve sözü geçen aşkın manevi olduğu da aşikar. şiir incilden pek çok göndermeye sahip olmasının yanı sıra ölüm bir ayrılık hali olarak değil ulaşılması gereken bir ideal olarak resmediliyor baudelaire tarafından. yani daha açıkça anlatmak gerekirse ölümün nihai sonu temsil etmesinden ziyade aşıklar için sonsuzluğa açılan bir kapı görevi görmesinden dolayı ulaşılacak/kavuşulacak veya sahip olunacak bir noktada durmasını sağlıyor. şiirin çeviri sırasında temsil ettiklerini yitirmesinin sebebi de bir noktada bundan kaynaklanıyor. yoksulların ölümü veya orijinal ismi ile la mort des pauvres şiirinde gördüğümüz ölümü yüceltme durumunu bu şiirde de görüyoruz ki o şiirde de incil göndermeleri çok sık yapılıyor ama baudelaire yoksulların ölümü şiirinde ölümü yaşayan herkesi eşit şartlara getirecek bir durum olarak gördüğü için yüceltirken bu şiirde sonsuzluğa açılan kapı işlevi gördüğü için yüceltiyor yine de tüm bu farka rağmen esasında benzer düşüncelerin ürünü bu iki şiir; ölüm arzu edilene doğru giden bir yoldur düşüncesi iki şiiri de besliyor.


yatağımız olacak ,hafif kokuyla dolu,
divanımız olacak ,bir mezar gibi derin;
bizim için açılmış, en güzel iklimlerin
o garip çiçekleri süsleyecek konsolu.


nous aurons des lits pleins d'odeurs légères,
des divans profonds comme des tombeaux,
et d'étranges fleurs sur des étagères,
ecloses pour nous sous des cieux plus beaux.


son sıcaklıklarını sarfederek hovarda,
birer ulu meşale olacak kalplerimiz;
çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz
ikimizin ruhunda, o ikiz aynalarda.


usant à l'envi leurs chaleurs dernières,
nos deux coeurs seront deux vastes flambeaux,
qui réfléchiront leurs doubles lumières
dans nos deux esprits, ces miroirs jumeaux.


pembe, lahuti mavi bir akşam saatinde,
veda'la dolu, uzun bir hıçkırık halinde
yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri;


un soir fait de rose et de bleu mystique,
nous échangerons un éclair unique,
comme un long sanglot, tout chargé d'adieux;


nihayet kapıları biraz aralayarak,
sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak
buğulu aynaları ve ölmüş alevleri


et plus tard un ange, entr'ouvrant les portes,
viendra ranimer, fidèle et joyeux,
les miroirs ternis et les flammes mortes.


devamını gör...

an itibariyle pic'teki 10 entrynin sahibidir. yoldaş'a rüşvet verdiğini itiraf et, hepimizi "nereden geliyor bu değirmenin suyu?" düşüncesinden kurtar daddy.
devamını gör...

*yaptığınız, yapmakta olduğunuz işi, konuşmayı ve/veya uğruna uğraş vermiş olduğunuz duyguyu düşünceyi her şeyi aşağılayarak sizi sendeye uğratmak. moral bozmak, hevessiz bırakmak.
devamını gör...

sözlüğün zarara gireceği uygulama. şöyle ki her hafta bir yazara 25 tl hediye çeki veriliyor ve ay 4 hafta sürdüğünden kasadan 100 bazı aylar 125 tl'lik hediye çeki çıkıyordu. şimdi ayda 10 yazara 25 tl'den 250 tl çıkacak. yani yılda 1300 tl yerine 3000 tl'lik hediye çeki dağıtılacağı duyurusu yapılıyor.

(bkz: kocaman alkış)

bu ne bonkörlük yoldaş? yoldaş bizi pavyona götür diyoruz götürmüyorsun. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim