sentenced
dinlemekten her daim çok büyük zevk aldığım, finlandiya'nın soğuk ve karamsar havasını yaptıkları müziğe çok iyi yedirip bunalımın dibine vuran grubum.
1989'da bir kaç demoyla başlayıp, 2005'te the funeral album ile biten müzik kariyerleri, işe death metal yaparak başlayan ilk kadronun neredeyse tamamen değişmesi ve miika tenkula'nın da etkisiyle daha melodik ve melankolik bir yapıda şekillendi. sert, karanlık ve her şeyden önce - kimilerinin basitlik olarak algıladığı - temiz ve net bir sounda sahiptiler.
1989'da bir kaç demoyla başlayıp, 2005'te the funeral album ile biten müzik kariyerleri, işe death metal yaparak başlayan ilk kadronun neredeyse tamamen değişmesi ve miika tenkula'nın da etkisiyle daha melodik ve melankolik bir yapıda şekillendi. sert, karanlık ve her şeyden önce - kimilerinin basitlik olarak algıladığı - temiz ve net bir sounda sahiptiler.
devamını gör...
nagehan alçı'nın kendisini damardan rock'çı ilan etmesi
"demek çok da hard rockçu değil" ifadesiyle güldürmüş haber.
daha hangi şekillere bürüneceklerini merak ediyorum. rüzgar nereden eserse oraya gitmek de zor olsa gerek.
gerçi bana ne?!
aklıma gelmişken şunu da ekleyeyim:
(bkz: bu herifi de hiç sevmem)
daha hangi şekillere bürüneceklerini merak ediyorum. rüzgar nereden eserse oraya gitmek de zor olsa gerek.
gerçi bana ne?!
aklıma gelmişken şunu da ekleyeyim:
(bkz: bu herifi de hiç sevmem)
devamını gör...
yazarlar ilkokulda olsa açılacak başlıklar
sıraları deviren aygırı bulma topluluğu
devamını gör...
kız yurdunda yaşanan tuhaf olaylar
ben ankara'da yurtta kalmıştım teee üniversitenin ilk senesinde, necatibey'deki karakolun karşısındaydık. 4-5 gece aralıksız olarak karakoldan çığlık sesleri gelmişti. geceleri korkuyorduk baya bu sesler yüzünden. (işkence ediyorlar gibiydi çünkü) biz de o saflıkla 155'i arayıp ihbar etmiştik.. * sabah uyandık hoparlörden bizim isimler sayıldı, müdür çağırdı yanına, dedi ki "kızlar siz iyi misiniz?"
devamını gör...
dark
kimin annesi kimin babası.kimin halası kimin sevgilisi anlamadığım dizi. almanların tabiriyle insanı dunkof eden dizi.
devamını gör...
sözlük yazarlarının başına gelen garip olaylar
başıma birçok tuhaf şey geldi ama bu tek şey aklımda beliriyor.
lisede , bir sabah erken saatlerde okula gidip gelirken her zamanki rotam olan kaldırımda yürüyordum. neredeyse kış olduğu için sabah 7 civarında hala oldukça karanlıktı ve bu yol çok iyi seyahat edilmedi. etrafımda araba ya da başka insanlar yoktu.
bu yüzden normal bir şekilde yürüyorum, parlak siyah paltolu küçük bir kızın ters yönde bana doğru yürüdüğünü gördüğümde sıra dışı bir şey yoktu. üşüdüğümüz için ikimiz de güzelce sarılmıştık, bu yüzden ilk başta yüzünü göremedim. boyuna göre, ilkokul çağında, muhtemelen 4. veya 5. sınıfta olduğunu anladım. lisemin karşısında bir ilkokul olduğu için bu bana şaşırtıcı gelmedi ... ama bu kız okullardan tam tersi yöne gidiyordu.
belki de bir şeyi unutmuş ve onu almak için eve gitmesi gerektiğini düşündüm, ama bu garip aşinalık duygusunu bir türlü atamadım. yürürken kaldırıma bakarak başı aşağı yürüdü. zor bir ev hayatı nedeniyle daha gençken böyle yürürdüm, ancak 7-8 sınıfa geldiğimde bunu yapmayı bıraktım.
birbirimize yaklaştığımızda, paltoyu tanıdım: onun yaşındayken sahip olduğum aynı parlak siyah paltoyu giyiyordu. aynı lacivert kadife pantolon. aynı spor ayakkabılar.
geçerken bana baktı ve kanım dondu ve bütün saçlar boynumda dikilmeye başladı. yüzüme bakıyordum. sağ yanağımda çok farklı bir şekilde düzenlenmiş üç ben var ve onlara sahipti.
onu "hissedemedim". biri odada yanınızda olduğunda veya yanınızda yürürken, fiziksel varlıklarını nasıl hissedebileceğinizi biliyor musunuz? ona sahip değildi.
gerçek görünüyordu. kendini gerçek hissetmedi . onun ayak seslerini bile duyamadım, sadece benimki. bana çok üzgün bir bakış attı ama hiçbir şey söylemedi ve durmadı ya da yavaşlamadı. sadece bana baktı ve sonra kaldırıma geri döndü. birbirimizi geçtik.
başka ne yapacağımı bilmeden adım atmaya devam ettim, çünkü bu noktada tamamen korkutulmuş, şaşkın ve şoktan uyuşmuştum. sonunda geri dönmeye cesaret ettiğimde, gitmişti. kayboldu. yolun her iki tarafında da tarlalar vardı, bu yüzden eğer iki yönden de dönmüş olsaydı, yine de açıkça görülebilirdi. gerçek olsaydı, bu.
okula giden yolun geri kalanını ben koştum. öğretmenim, üç uzun blok koşmama rağmen gerçekten solgun olduğumu söyledi. hemşireyi görmemi istedi ama sınıftan ayrılmak istemedim. bu gerçekten öğretmenimi biraz korkuttu çünkü sınıftan çıkıp, elimden gelirse hastalanarak eve sıçrayacak bir çocuktum.
bu güne kadar hala merak ediyorum. ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. bunun zihnin hilesi olduğunu ancak anlayabiliyorum. reçete almadım. ben içmedim asla uyuşturucu almadım. kahve bile içmedim.
daha önce hiç böyle halüsinasyon görmedim.
lisede , bir sabah erken saatlerde okula gidip gelirken her zamanki rotam olan kaldırımda yürüyordum. neredeyse kış olduğu için sabah 7 civarında hala oldukça karanlıktı ve bu yol çok iyi seyahat edilmedi. etrafımda araba ya da başka insanlar yoktu.
bu yüzden normal bir şekilde yürüyorum, parlak siyah paltolu küçük bir kızın ters yönde bana doğru yürüdüğünü gördüğümde sıra dışı bir şey yoktu. üşüdüğümüz için ikimiz de güzelce sarılmıştık, bu yüzden ilk başta yüzünü göremedim. boyuna göre, ilkokul çağında, muhtemelen 4. veya 5. sınıfta olduğunu anladım. lisemin karşısında bir ilkokul olduğu için bu bana şaşırtıcı gelmedi ... ama bu kız okullardan tam tersi yöne gidiyordu.
belki de bir şeyi unutmuş ve onu almak için eve gitmesi gerektiğini düşündüm, ama bu garip aşinalık duygusunu bir türlü atamadım. yürürken kaldırıma bakarak başı aşağı yürüdü. zor bir ev hayatı nedeniyle daha gençken böyle yürürdüm, ancak 7-8 sınıfa geldiğimde bunu yapmayı bıraktım.
birbirimize yaklaştığımızda, paltoyu tanıdım: onun yaşındayken sahip olduğum aynı parlak siyah paltoyu giyiyordu. aynı lacivert kadife pantolon. aynı spor ayakkabılar.
geçerken bana baktı ve kanım dondu ve bütün saçlar boynumda dikilmeye başladı. yüzüme bakıyordum. sağ yanağımda çok farklı bir şekilde düzenlenmiş üç ben var ve onlara sahipti.
onu "hissedemedim". biri odada yanınızda olduğunda veya yanınızda yürürken, fiziksel varlıklarını nasıl hissedebileceğinizi biliyor musunuz? ona sahip değildi.
gerçek görünüyordu. kendini gerçek hissetmedi . onun ayak seslerini bile duyamadım, sadece benimki. bana çok üzgün bir bakış attı ama hiçbir şey söylemedi ve durmadı ya da yavaşlamadı. sadece bana baktı ve sonra kaldırıma geri döndü. birbirimizi geçtik.
başka ne yapacağımı bilmeden adım atmaya devam ettim, çünkü bu noktada tamamen korkutulmuş, şaşkın ve şoktan uyuşmuştum. sonunda geri dönmeye cesaret ettiğimde, gitmişti. kayboldu. yolun her iki tarafında da tarlalar vardı, bu yüzden eğer iki yönden de dönmüş olsaydı, yine de açıkça görülebilirdi. gerçek olsaydı, bu.
okula giden yolun geri kalanını ben koştum. öğretmenim, üç uzun blok koşmama rağmen gerçekten solgun olduğumu söyledi. hemşireyi görmemi istedi ama sınıftan ayrılmak istemedim. bu gerçekten öğretmenimi biraz korkuttu çünkü sınıftan çıkıp, elimden gelirse hastalanarak eve sıçrayacak bir çocuktum.
bu güne kadar hala merak ediyorum. ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. bunun zihnin hilesi olduğunu ancak anlayabiliyorum. reçete almadım. ben içmedim asla uyuşturucu almadım. kahve bile içmedim.
daha önce hiç böyle halüsinasyon görmedim.
devamını gör...
türkiye'de tartışma kültürü
küfürler havada uçuşur, kimse kimseyi dinlemez sadece kendi düşüncesini öne sürer, tartışmanın sonunda kafanıza sandalye atılması muhtemeldir.
devamını gör...
geceye ingilizce bir söz bırak
whatever happens, happens.
(bkz: cowboy bebop)
(bkz: cowboy bebop)
devamını gör...
işte hayat
uğur dündar'ın 1972 yılında hazırladığı programın ismi. televizyonda çok beğenilen bu programın ismini taşıyan filmi ise sinemada ilk ve son çalışması oldu.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
mistisizm
mistisizm de kesin yargı yoktur. mistikler kendi sezgileri ve başkalarının sezgilerine büyük önem verirler. arayışlarının altında yatan temel özellik görünmeyeni bulma ve görünmeyeni keşfetme çabasıdır. kelime anlamı yunanca da gözlerini kapamak anlamına gelir. ana vatanı hindu dini ve budacılığın ortaya çıktığı hindistandır. meditasyon türlerinde özellikle yogada bu yöntemden yararlanılır.
devamını gör...
normal sözlük-koruncuk vakfı yardımımızın ulaşması
harika haber.
allah, düşünen ve katılan herkesin gönlüne göre versin. teşekkürler emekleriniz için.
allah, düşünen ve katılan herkesin gönlüne göre versin. teşekkürler emekleriniz için.
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
insanlara fazla değer ver... şaka.
kıskanç biriyim ben. kabullenene kadar 26 yıl geçti zaman içinde törpülendi de aslında ama madem öz eleştiri. söyledim gitti.
bir de gereğinden fazla umursamaz olabiliyorum özellikle ikili ilişkilerde.
bu kadar yeter. gidip boşluğa bakayım biraz.
kıskanç biriyim ben. kabullenene kadar 26 yıl geçti zaman içinde törpülendi de aslında ama madem öz eleştiri. söyledim gitti.
bir de gereğinden fazla umursamaz olabiliyorum özellikle ikili ilişkilerde.
bu kadar yeter. gidip boşluğa bakayım biraz.
devamını gör...
çuval müdürü
1977 yılında süleyman turan tarafından senaryosu yazılan ve büyük yönetmen zeki ökten tarafından çekilen tarık akan, hale soygazi ve murat erton’un başrollerinde oynadığı sevgili dayım filminde geçen bir unvandır.
murat için dayısı dünyadaki en önemli insanlardan biridir. onunla zaman geçirmek murat için çok önemlidir, belki sadece çok sevdiği için belki de çok sık göremediği, birlikte uzun zamanlar geçiremediği için. neden ne olursa olsun murat, dayısını çok sever.
aralarındaki bağ birbirlerini selamlamak için ıslıkla avaramu çalmak gibi çocuksu ama köklü bir eylemle de gösterilir. bu onların özel sevgi gösterisidir. tarık, murat’ın sevgili dayısıdır ve onu bir kahraman olarak görür murat.
tarık da yeğenine bağlıdır, onu eğlendirmek için her şeyi yapar, onunla zaman geçirirken sanki ikisi yaşıtmış gibi davranır hatta. ve murat’ın gözünde ne kadar önemli biri olduğunun farkındadır.
bir gün çalıştığı fabrikada ne iş yaptığını soran yeğenine çuval müdürü olduğunu söyler. aslında böyle bir mevki yoktur. ziyaretine gelen murat dayısını görmek istediğinde kendine dayısının kim olduğu sorulur patron tarafından, murat da gururla çuval müdürü der. müdür kahkahalar eşliğinde dalga geçer murat’la.
murat dayısının yanına gidip salya sümük avaramu çalarak geldiğini belli eder ve dayısı da müdürden bunun intikamını müthiş bir tıraşla alır.
çünkü bir çocuğun her damla göz yaşının intikamı alınmalıdır ve onurlu bir çuval müdürü bilir ki çocukların inandığı yalanlar gerçektir.
murat için dayısı dünyadaki en önemli insanlardan biridir. onunla zaman geçirmek murat için çok önemlidir, belki sadece çok sevdiği için belki de çok sık göremediği, birlikte uzun zamanlar geçiremediği için. neden ne olursa olsun murat, dayısını çok sever.
aralarındaki bağ birbirlerini selamlamak için ıslıkla avaramu çalmak gibi çocuksu ama köklü bir eylemle de gösterilir. bu onların özel sevgi gösterisidir. tarık, murat’ın sevgili dayısıdır ve onu bir kahraman olarak görür murat.
tarık da yeğenine bağlıdır, onu eğlendirmek için her şeyi yapar, onunla zaman geçirirken sanki ikisi yaşıtmış gibi davranır hatta. ve murat’ın gözünde ne kadar önemli biri olduğunun farkındadır.
bir gün çalıştığı fabrikada ne iş yaptığını soran yeğenine çuval müdürü olduğunu söyler. aslında böyle bir mevki yoktur. ziyaretine gelen murat dayısını görmek istediğinde kendine dayısının kim olduğu sorulur patron tarafından, murat da gururla çuval müdürü der. müdür kahkahalar eşliğinde dalga geçer murat’la.
murat dayısının yanına gidip salya sümük avaramu çalarak geldiğini belli eder ve dayısı da müdürden bunun intikamını müthiş bir tıraşla alır.
çünkü bir çocuğun her damla göz yaşının intikamı alınmalıdır ve onurlu bir çuval müdürü bilir ki çocukların inandığı yalanlar gerçektir.
devamını gör...
kadın erkek eşit mi sorunsalı
fiziksel olarak eşitsizlikler olabilir ama toplum içinde ve hukuki alanda eşittir, eşit olmalıdır!
devamını gör...
kemal sayar
1966 ordu doğumlu psikiyatrist, tıp doktoru ,yazar şairdir.
en sevdiğim kitaplarından biri olan' beni sessiz de sevebilir misin?'de yer alan bir şiir ise şu şekilde:
sessiz oturabilir miyiz seninle?
aramızda yaprakların hışırtısından,
ve ceylanların hayata çıkışından
başka bir ses olmadan.
beni sessiz de sevebilir misin?
yağmur almış toprağı
ve üşüyen kainatı dinlerken,
araya dünya sözleri karışmadan.
biliyor musun çekirgelerin,
unutulmuş ülkelerin,
kahrından kuruyan nehirlerin
diliyle konuşabilirim seninle!
duyabilirim seni hiç konuşmadan.
kalbinin atışlarını duyabilirim
içinde bir yaz gezmesine çıkan çocuğu
ve dudağın en uzak sokağında
biriken dilini hayatın
sökebilirim, öğrenebilirim
sözcükler bağırtılar klaksonlar
ona karışmadan.
ay sesiyle, gün sesiyle, gül sesiyle
tırmanırım kalbinin tepesine ve işte,
zakkumların diliyle konuşabilirim seninle.
rüzgarın ve acının bildiği dilde
acelesiz, hiç yarışmadan,
sessiz oturabilir miyiz seninle?
en sevdiğim kitaplarından biri olan' beni sessiz de sevebilir misin?'de yer alan bir şiir ise şu şekilde:
sessiz oturabilir miyiz seninle?
aramızda yaprakların hışırtısından,
ve ceylanların hayata çıkışından
başka bir ses olmadan.
beni sessiz de sevebilir misin?
yağmur almış toprağı
ve üşüyen kainatı dinlerken,
araya dünya sözleri karışmadan.
biliyor musun çekirgelerin,
unutulmuş ülkelerin,
kahrından kuruyan nehirlerin
diliyle konuşabilirim seninle!
duyabilirim seni hiç konuşmadan.
kalbinin atışlarını duyabilirim
içinde bir yaz gezmesine çıkan çocuğu
ve dudağın en uzak sokağında
biriken dilini hayatın
sökebilirim, öğrenebilirim
sözcükler bağırtılar klaksonlar
ona karışmadan.
ay sesiyle, gün sesiyle, gül sesiyle
tırmanırım kalbinin tepesine ve işte,
zakkumların diliyle konuşabilirim seninle.
rüzgarın ve acının bildiği dilde
acelesiz, hiç yarışmadan,
sessiz oturabilir miyiz seninle?
devamını gör...


