yalnızca türkiye'de olabilecek şeyler
yolda kendi halinde giderken tanımadığın birinin sana samuray kılıcı savurması ve ölmen.
devamını gör...
çevrim içi olabilirsin ama umrumdışısın
bir zamanlar onu çevrimiçi gördüğü zaman gözlerinin içi parlayan kişinin artık seni umursamıyorum şeklinde yaptığı göndermedir.
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
"meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz."
süleyman demirel
süleyman demirel
devamını gör...
yamato hanedanı
japonya'yı m.ö. 660 yılından bu yana yöneten bir imparatorluk ailesi 2681 yıllık saltanat hayatında 126 tane imparator gelip geçmiştir. ilk imparator, yaşayıp yaşamadığı bile kesin olmayan, güneş tanrıçası amaterasu'nın soyundan geldiğine inanılan, mitolojik bir yarı tanrı olan efsanevi jummu, şimdiki imparator ise onun torununun torununun ... torunu olan naruhito'dur. asılları kore'ye dayanan ithal bir hanedan olan yamatolar günümüzde meşruti monarşi, yani yetkileri anayasa ile sınırlandırılmış olarak varlığını sürdürmektedir.
devamını gör...
gelen mülteciler suriyeli ya da afgan değil de rus olsaydı
mültecileri, potansiyel eş/sevgili/seks aracı olarak gören zihniyetlerin açtığı başlık. çünkü hayata tüm bakış açıları bununla sınırlı.
bu insanlara uzun uzun; eğitimsizliklerini, suç potansiyellerini, ileride beka sorununa sebep olabileceklerini, vergilerimizin bunları beslemek için harcanmasını, nüfus artışıyla dolaylı yoldan kira/ev fiyatları başta olmak üzere başta olmak üzere tüm gıda ve giyim/ayakkabı gibi birincil ihtiyaçlarınızın fiyatlarının dahi artmasını anlatmaya çalışmayın.
çünkü hep 50 liralık alıyorlar, onlar için değişen birşey yok.
bu insanlara uzun uzun; eğitimsizliklerini, suç potansiyellerini, ileride beka sorununa sebep olabileceklerini, vergilerimizin bunları beslemek için harcanmasını, nüfus artışıyla dolaylı yoldan kira/ev fiyatları başta olmak üzere başta olmak üzere tüm gıda ve giyim/ayakkabı gibi birincil ihtiyaçlarınızın fiyatlarının dahi artmasını anlatmaya çalışmayın.
çünkü hep 50 liralık alıyorlar, onlar için değişen birşey yok.
devamını gör...
takipçilerini göremeyen yazarlar
benim. özellikle dolara endeksli olmasıyla da görme ihtimalim gittikçe azalıyor. "sen zaten niye bakasın ki çok mu var sanki" diyecek olursanız bir şey diyemem ama merak işte. özelliğin açılması için gereken puanın sürekli artmasıyla kendimi oyuncak fare ile oynatılan kedi gibi hissediyorum, tam yakalayacağım kaçıyor.
devamını gör...
pessoa lunaparkı
fernando pessoa’nın bizi yazın aracılığıyla oynamaya davet ettiği düşsel oyun alanıdır.
fernando pessoa öldüğünde ondan geriye kalan sandıkta 25.000 metin vardı. ama bu metinler sadece pessoa tarafından yazılmamıştı, yani aslında onun tarafından yazılmıştı ama pessoanın içinde gezinen 70 farklı kökteş yazar olarak. bu kökteş yazarlardan en bilinenleri alberto caeiro, alvaro de campos, ricardo reis, bernardo soares ve fernando pessoa’nın bizzat kendisidir.
pessoa’nın içi çok kalabalıktır. herkes kendi üslubuyla bir şeyler yazar, bir şeyler anlatır, bir şeyler söyler. kimisi roman yazar, kimi öykü, kimi şiir.
işte ben de kendimi ve benim gibi olan insanları bu lunaparkta dolaşan ve atlı karınca sırası bekleyen insanlar olarak görüyorum.
bazense en korkuncu oluyor. geceleri yalnız başıma kütüphanemdeki kitapları izler, tozlarını alır, onlara bakarak unuttuklarımı hatırlarken içimde açılırken cııııv diye bir ses çıkartan lunapark makinelerin sesini duyuyorum. içinde dolaştığım pessoa lunaparkından çıkıp içimde dolaşan pessoa lunaparkına giriyorum.
lunaparklardan korkmayın, korkmayın ki derinlerden bir yunus sesi gelirken bir sizin için parka gidecekmiş iki gözümün çiçeği diyebilesin.
fernando pessoa öldüğünde ondan geriye kalan sandıkta 25.000 metin vardı. ama bu metinler sadece pessoa tarafından yazılmamıştı, yani aslında onun tarafından yazılmıştı ama pessoanın içinde gezinen 70 farklı kökteş yazar olarak. bu kökteş yazarlardan en bilinenleri alberto caeiro, alvaro de campos, ricardo reis, bernardo soares ve fernando pessoa’nın bizzat kendisidir.
pessoa’nın içi çok kalabalıktır. herkes kendi üslubuyla bir şeyler yazar, bir şeyler anlatır, bir şeyler söyler. kimisi roman yazar, kimi öykü, kimi şiir.
işte ben de kendimi ve benim gibi olan insanları bu lunaparkta dolaşan ve atlı karınca sırası bekleyen insanlar olarak görüyorum.
bazense en korkuncu oluyor. geceleri yalnız başıma kütüphanemdeki kitapları izler, tozlarını alır, onlara bakarak unuttuklarımı hatırlarken içimde açılırken cııııv diye bir ses çıkartan lunapark makinelerin sesini duyuyorum. içinde dolaştığım pessoa lunaparkından çıkıp içimde dolaşan pessoa lunaparkına giriyorum.
lunaparklardan korkmayın, korkmayın ki derinlerden bir yunus sesi gelirken bir sizin için parka gidecekmiş iki gözümün çiçeği diyebilesin.
devamını gör...
hatay'da saldırıya uğrayan kadının şikayetçi olmaması
aslında çok da şaşırtmamıştır.
korkmuş olamaz mı? "er ya da geç çıkacak, çıkınca daha kötüsünü yaparsa" diye düşünmüş olamaz mı? haber kaynaklarında aşiret ismi geçiyor, kan davasına dönüşmesin diye çabalıyor olamaz mı?
ya da gerçekten eril zihniyet tarafından erkektir, döver de sever de kafasıyla yetiştirilmiş olabilir. 17 yaşında daha, 17! siz 17 yaşındayken çok mu doğru kararlar veriyordunuz? mesela ben bana yapılan kodlamalar yüzünden o yaşlarda kadının bekaretini namus sanıyordum, bakire olmayan kızlara kötü gözle bakıyordum. üniversite hayatı, okuduğum kitaplar, tanıdığım yeni insanlar ufkumu genişletti benim. okumasam bu kızdan ne kadar farkım olacaktı?
o dayılar müsvedde diyenlerden biri de benim. bu genç kızın şikayetçi olmaması, o adamların müsvedde olduğu gerçeğini değiştirmiyor. peki kız şikayetçi olsaydı, siz de o adamlara müsvedde diyecek miydiniz? hiç sanmıyorum.
bu yaşananların sorumluları, doğrudan da, dolaylı yoldan da yine erkekler. bunu kabul etseniz de, etmeseniz de sonuç bu.
korkmuş olamaz mı? "er ya da geç çıkacak, çıkınca daha kötüsünü yaparsa" diye düşünmüş olamaz mı? haber kaynaklarında aşiret ismi geçiyor, kan davasına dönüşmesin diye çabalıyor olamaz mı?
ya da gerçekten eril zihniyet tarafından erkektir, döver de sever de kafasıyla yetiştirilmiş olabilir. 17 yaşında daha, 17! siz 17 yaşındayken çok mu doğru kararlar veriyordunuz? mesela ben bana yapılan kodlamalar yüzünden o yaşlarda kadının bekaretini namus sanıyordum, bakire olmayan kızlara kötü gözle bakıyordum. üniversite hayatı, okuduğum kitaplar, tanıdığım yeni insanlar ufkumu genişletti benim. okumasam bu kızdan ne kadar farkım olacaktı?
o dayılar müsvedde diyenlerden biri de benim. bu genç kızın şikayetçi olmaması, o adamların müsvedde olduğu gerçeğini değiştirmiyor. peki kız şikayetçi olsaydı, siz de o adamlara müsvedde diyecek miydiniz? hiç sanmıyorum.
bu yaşananların sorumluları, doğrudan da, dolaylı yoldan da yine erkekler. bunu kabul etseniz de, etmeseniz de sonuç bu.
devamını gör...
fade into you
zamanı yavaşlatmak, yer çekimini azaltmak gibi etkileri olan bir mazzy star şarkısı.
buruk huzur.
buradan
buruk huzur.
buradan
devamını gör...
kadıköy belediyesi net işçi maaşının 5275 tl olması
demek ki kaynaklar düzgün yönetilince işçiye hakkı verilebiliyormuş. bu tarz hareketlerin sürekli chp belediyelerinde olması, ileride ülkeyi nasıl yöneteceklerine örnek teşkil eder. alkışlamak gerek.
devamını gör...
ahmet kaya şarkılarındaki ölümcül cümleler
“içimde ölen biri var.”
bakınız hem ölüm hem cül bir söz.
bakınız hem ölüm hem cül bir söz.
devamını gör...
yazarların çocukken en sevdiği oyuncakları
bir kız çocuğu olarak kamyonum ve kepçem desem.
ailede hatta aile dışından bile herkes bebek alırdı. peluş ayılar, tavşanlar, ördekler...
benim gözümse komşunun oğlunun kamyonundaydı hep. bir gün balkonda onları izlerken abim geldi yanıma 'ne oldu yine neden astın suratını?' dedi. 'ben de kamyon istiyorum' dedim. 'ama banucum biliyorsun çok fazla erkek çocuğu gibi davrandığın için babam artık o tarz şeylere izin vermiyor' dedi. içime ağladım ben de peki dedim.
sonra abim salona geçti. içeriden minik minik sesler duyulmaya başladı. babamın 'iyi madem alın' dediğini duydum.
kalbim nasıl güm güm olabilir miydi acaba izin vermiş olabilir miydi?
kafasını uzattı kapıdan iki gözümün çiçeği 'hadi kaptan gidiyoruz' dedi. kocaman kırmızı kasalı bir kamyon ve sarı bir kepçe aldık. uça uça geldim eve. sokaktaki oğlanlarda bile yok böylesi. nasıl mutluyum nasıl.
çocukken top oynar, çete kurar ona buna sataşır (o zaman için hak ettiklerini düşünüyordum. sıkıntılı çocuklardı hep.), inşaat tepelerinden kumlara atlar, ağaçlara tırmanır oramı buramı yırtardım... mahalleden minik minik şikayetler geliyor babam da çok dikkat çekiyorum, sürekli şikayet alıyorum diye bana erkeklerle ve erkek oyuncaklarıyla oynamayı yasaklamıştı. ilk direnişimi o zaman gerçekleştirmiş ne sokağa çıkmış ne evde gülmüş ne huzur vermiştim. adamcağız napsın kıyamamış 15 gün dayanabilmişti. kendi gibi asi, dik başlı bir çocuğu olunca başını eğdiremeyeceğini biliyordu sanırım.
abimin katkısı büyük gerçi. her zaman her koşulda beni koruyup, kollamıştı. ne yaparsam yapayım 'çocuk yahu hem bizle büyüdü erkek gibi yetişti. napalım bırakın o da böyle olsun' derdi.
hiç unutmam 16 yaşındayım saçlarımı gidip saçma sapan bir şekilde kestirmiştim. kısacık bazı yerleri uzun abidik gubidik bir şey. babam gördüğünde yüreğine inecekti adamın. 'napmış bu hayır napmış yani' bu nidalarını duydum sonra kaçtım odama. akşama kadar çıkmadım odamdan. akşam abim geldi vne yaptın yine sen?' dedi.' 'napmışım hayır napmışım hemen asıyor kesiyor' diye efelendim 'sakin ol küçük hanım bu ne hal? babamı bilmiyor musun? niye üzüyorsun adamı' dedi. biliyordum ama işte kafam nereye ben oraya.
annem anlettı sonra abim gidip bırak baba bu bizim gibi değil kime çektiyse işte dediğim dedik çaldığım düdük havalarında boşver biraz daha büyüsün toparlar demiş. babam da homurdanmış tabi.
bir iki gün gözükmedim gözüne gördüğü yerde ters ters baktı. sonra ona bile alıştı canım adam. imtihanı mıydım neydim adamın? 6 çocuğu misler gibi yetiştir en küçüğü çamur çıksın.
ailede hatta aile dışından bile herkes bebek alırdı. peluş ayılar, tavşanlar, ördekler...
benim gözümse komşunun oğlunun kamyonundaydı hep. bir gün balkonda onları izlerken abim geldi yanıma 'ne oldu yine neden astın suratını?' dedi. 'ben de kamyon istiyorum' dedim. 'ama banucum biliyorsun çok fazla erkek çocuğu gibi davrandığın için babam artık o tarz şeylere izin vermiyor' dedi. içime ağladım ben de peki dedim.
sonra abim salona geçti. içeriden minik minik sesler duyulmaya başladı. babamın 'iyi madem alın' dediğini duydum.
kalbim nasıl güm güm olabilir miydi acaba izin vermiş olabilir miydi?
kafasını uzattı kapıdan iki gözümün çiçeği 'hadi kaptan gidiyoruz' dedi. kocaman kırmızı kasalı bir kamyon ve sarı bir kepçe aldık. uça uça geldim eve. sokaktaki oğlanlarda bile yok böylesi. nasıl mutluyum nasıl.
çocukken top oynar, çete kurar ona buna sataşır (o zaman için hak ettiklerini düşünüyordum. sıkıntılı çocuklardı hep.), inşaat tepelerinden kumlara atlar, ağaçlara tırmanır oramı buramı yırtardım... mahalleden minik minik şikayetler geliyor babam da çok dikkat çekiyorum, sürekli şikayet alıyorum diye bana erkeklerle ve erkek oyuncaklarıyla oynamayı yasaklamıştı. ilk direnişimi o zaman gerçekleştirmiş ne sokağa çıkmış ne evde gülmüş ne huzur vermiştim. adamcağız napsın kıyamamış 15 gün dayanabilmişti. kendi gibi asi, dik başlı bir çocuğu olunca başını eğdiremeyeceğini biliyordu sanırım.
abimin katkısı büyük gerçi. her zaman her koşulda beni koruyup, kollamıştı. ne yaparsam yapayım 'çocuk yahu hem bizle büyüdü erkek gibi yetişti. napalım bırakın o da böyle olsun' derdi.
hiç unutmam 16 yaşındayım saçlarımı gidip saçma sapan bir şekilde kestirmiştim. kısacık bazı yerleri uzun abidik gubidik bir şey. babam gördüğünde yüreğine inecekti adamın. 'napmış bu hayır napmış yani' bu nidalarını duydum sonra kaçtım odama. akşama kadar çıkmadım odamdan. akşam abim geldi vne yaptın yine sen?' dedi.' 'napmışım hayır napmışım hemen asıyor kesiyor' diye efelendim 'sakin ol küçük hanım bu ne hal? babamı bilmiyor musun? niye üzüyorsun adamı' dedi. biliyordum ama işte kafam nereye ben oraya.
annem anlettı sonra abim gidip bırak baba bu bizim gibi değil kime çektiyse işte dediğim dedik çaldığım düdük havalarında boşver biraz daha büyüsün toparlar demiş. babam da homurdanmış tabi.
bir iki gün gözükmedim gözüne gördüğü yerde ters ters baktı. sonra ona bile alıştı canım adam. imtihanı mıydım neydim adamın? 6 çocuğu misler gibi yetiştir en küçüğü çamur çıksın.
devamını gör...
kitap alıntıları
"kedi ulaşamadığı ciğere mundar dermiş. iyi bir şey aslında. kimisi de "ya o ciğer bambaşkaydı be, onun gibisini bir daha bulamam" deyip depresyona giriyor."
psikoterapist h. alp karaosmanoğlu
psikoterapist h. alp karaosmanoğlu
devamını gör...
yetti artık denilen şeyler
her şeyi dramaya dönüştüren, mıy mıy mıy konuşan, sürekli iyi şeylerin içindeki kötülükleri görüp kendimi sabote etmeme neden olan içimdeki drama queen. sus artık bi sus ya vallahi bıktım ya artık seni dinlemek istemiyorum..
devamını gör...
erkek çocuk büyütmek
bir erkek olarak hayali bile kötü geliyor.
şantiye şefimiz, 3. çocuğunun (diğer ikisi de erkek) cinsiyetini (erkek) öğrendiği gün telefonda konuşurken şöyle demişti;
-lan buda erkekmiş, ev hayvanat bahçesine döndü alümünyum... (çok üzgündü)
şantiye şefimiz, 3. çocuğunun (diğer ikisi de erkek) cinsiyetini (erkek) öğrendiği gün telefonda konuşurken şöyle demişti;
-lan buda erkekmiş, ev hayvanat bahçesine döndü alümünyum... (çok üzgündü)
devamını gör...
kadının elinde silaha dönüşen nesneler
nesne değil ama kelimeler demek istiyorum. silah olarak kullandıkları doğrudur..
devamını gör...
sözlükte kadın zannedilmek
başıma gelen talihsiz olaydır. adam ciddi ciddi bana yürüdü. kardeşim ben erkeğim sen çok yanlış gelmişsin dedim, kusura bakma diyor.
devamını gör...
depresyon belirtileri
en sevdiğiniz yiyeceğin bile tadının farklı gelmesi, hoşunuza gitmemesi. yiyeceği geçtim hayattan dâhi tat alamamak.
devamını gör...
insan
1-insan çok zalim ve cahildir. (ahzab 72)
2-insan acelecidir. (isra 11) (enbiyâ, 37)
3-insan menfaatine çok düşkündür. (rûm, 36)
4-insan haris ve cimridir. (mearic 19)
5-insan kıskanç ve hasetçidir. (ali imran 120)
6-insan zayıf yaratılmıştır. (nisa 28)
7-pek zalimdir, pek nankördür (ibrahim 34)
bu bozuk fıtratı allah'ın gönderdiği din ile düzeltenler kurtuluşa erenlerdir. dünya'da fedakarlık yapanlara allah ahirette karşılığını ebedi ve fazlasıyla verecektir. bu özellikleri ne kadar törpülersek o kadar insan oluruz, çünkü bunlar ruhani değil, nefsi özelliklerdir. ve ruh nefsi yenemezse helak olur.
2-insan acelecidir. (isra 11) (enbiyâ, 37)
3-insan menfaatine çok düşkündür. (rûm, 36)
4-insan haris ve cimridir. (mearic 19)
5-insan kıskanç ve hasetçidir. (ali imran 120)
6-insan zayıf yaratılmıştır. (nisa 28)
7-pek zalimdir, pek nankördür (ibrahim 34)
bu bozuk fıtratı allah'ın gönderdiği din ile düzeltenler kurtuluşa erenlerdir. dünya'da fedakarlık yapanlara allah ahirette karşılığını ebedi ve fazlasıyla verecektir. bu özellikleri ne kadar törpülersek o kadar insan oluruz, çünkü bunlar ruhani değil, nefsi özelliklerdir. ve ruh nefsi yenemezse helak olur.
devamını gör...
ego
id ve süperego dengesi için ego'ya sahip çıkalım ki zihinsel sağlamlığını evine götürebilsin, evinde bir keyif çayı içebilsin.
devamını gör...