bir de bunun yöre ağzıyla konuşan versiyonu var. böyle hocaların olduğu yerde asla dersi dinleyemez, sadece hocanın konuşmasına odaklanırsınız.

iyi bir öğretmen olabilmek için hitap ve konuşma becerisi çok önemli bence.
devamını gör...

her söylenene inanması, bir şeye körü körüne bağlanması, araştırmayı gerekli görmemesi.
devamını gör...

asla terketmem.. tutkunuyum..
devamını gör...

yani garip mi bilmiyorum ama bir şeyler tamir etmesi. tornavida, pense falan. a-acayip nesneler bunlar. pense neye benziyor hiç gözümün önüne gelmiyor şu an mesela. ama adını biliyorum, yeter bence. ben zaten genel olarak yapılan işin kendisiyle değil yapanla ilgileniyor oluyorum. bilemedim. saçmalıksa da çok vurmayın e mi?
günlük anket seansımızın sonuna geldik.
devamını gör...

demek ki bir şey görülen olduğu için görülmez, aksine görüldüğü için görülendir; bir şey güdülen olduğu için güdülmez, aksine güdüldüğü için güdülendir ve bir şey hareket eden olduğu için hareket etmez, aksine hareket ettiği için hareket edendir. söylemek istediğim şey açık mı euthyphron? şunu söylemek istiyorum, bir şey oluyorsa olan olduğu için olmaz, aksine olduğu için olandır ve bir şey herhangi bir şeye maruz kalan olduğu için maruz kalmaz, aksine maruz kaldığı için maruz kalandır.
platon.
devamını gör...

en fazla oda'dan çıkmazsın başka ne yapabilirsin ki? şu pandemi zamanında yapılacak bir şey bulamadım.en iyisi küsmemek.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

izmirliler bir şeyi abartıyorsa kesin bir numarası yoktur boyoz boyoz dediler gittim yedim bildiğin bol yağlı milföy börek, bu bomba da içi çikolata dolu hamur
devamını gör...

gencecik yazar (bkz: sinan sülün)'ün cok basarili uc hikayeden* olusan ilk kitabi.
kitaba adini veren en etkileyici hikayelerden biri karahindiba. **

icinde herkesin kendinden bir seyler bulabilecegi bu uc hikayeden kitaba adini veren karanhindiba'da; su an gunumuzde yasadigimiz her sey direkt yoldan adnan'in hayata tutunamayisi ile anlatiliyor. toplumun, genclerin, durumu, issizlik ozellikle, torpiller, insan kaynaklari departmani.... vs.
hepimiz okuduk, hepimiz mezun olduk, hepimiz issiz kaldik, hepimize asgari ucret teklif edildi, hepimiz aptal ik ile surtustuk, "ben bu gerizekaliyla mi calisacagim" dedik, aptal saptal sorular yanitlamak zorunda birakildik.*
iste bu hikaye bunlarin ve yasadigimiz, yasamak zorunda birakildigimiz durumlarin tamamini mizahi bir dille ele alip anlatmis. kitabin cok akici bir dili var. yazar acayip mizahi bir dil kullanmis. cok hizli bitiyor kitap, nerdeyse her konuda "ulan biz de yasadik bunu ya" diyorsunuz.

hani diyoruz ya hayatimi yazsalar roman olur. iste o romanin bir part hikayesi bu.

daha sonra bu hikaye (bkz: mask-kara) tiyatrosu tarafindan tek kisilik bir tiyatro oyunu* haline getirildi.

yonetmenligini (bkz: cevdet bayram) yapti. cok basarili oynandi (bkz: sertaç demir) tarafindan. izleme firsati bulmaya calisin.
oyunda izlediginiz bir yerden sonra sertac degil kendiniz oluyorsunuz.
devamını gör...

aşırı tanıdık gelen cümle. son 10 dakika içinde kullanmış olabilirim. oldum.

şimdi başlık açıp ağlamaya başlıyorum. özel mesajın ifşası kıl tüy yün ühüü

edit: cidden bendim o. itiraf ediyorum.
devamını gör...

1. bir tanımını beğendiği yazarın profilini merak ederek okuduğu tanımlardan beğendiklerini göstermek.
2. uzun bir aradan sonra takip edilen yazarlara göz attığında son zamanlarda okumadığı birikmiş tanımları okuyarak beğendiklerini göstermek.
devamını gör...

saygıyla andığım rahmetli gazeteci.
devamını gör...

düşünceler... uyutmuyorlar.
avuç dolusu, tomar tomar düşünce.
uyku seni çağırırken onlar zincire vuruyor sanki... bileklerimi hissediyorum sonra zihnimde, prangalar görüyorum. zincir yetmemiş olacak. ya uyursam? değil mi ama? ne büyük ayıp. kirpiklerim belki de bir kuş tüyü kadar etmez ama şimdi onların ağırlığına güç yetmez. öte yandan zihnim... ve yine düşüncelerim. hangisi daha ağır? ruhuma vurulan ket, eteklerinden çekiştirerek zihnimin en ücra köşelerine sürükleyen zehir zemberek fikrimsi sanrılar mı? yoksa kirpiklerimi birbirine mühürleyen uyku mu?

neyse cevabımı da almış oldum. az kaldı, güneş falan doğar mazallah vampir cildime zeval gelmesin malum gündüz yaşamıyoruz hayatı gece başlıyor bizim sanrılı yaşam.
devamını gör...

allah büyük harfle başlasın seçeneğini aktif hale getiren benjo demiştir ki: "arz talep üzerine getirilmiş bir seçenektir"

bak beyim sana iki çift lafım var. ya her kesimin hassasiyetlerini göz önünde bulunduracaksınız.

ya da böyle abuk işlere girişmeyeceksiniz.

eey benjo, sen kimsin ya!?
devamını gör...

kıymetli kardeşlerim,
şu anda sizlere vpn aracılığı ile romanya'dan yazıyorum. türkiye'deki durumlar malumunuz.

kafa sözlük'ün son zamanki gidişatını büyük bir hicap içinde izliyorum ve gözlemliyorum. trollerin ile entellerin formu gittikçe düşmektedir ve bu durumun sözlüğe yansıması çok ciddidir. ben bir kafa sözlük delisi olarak ortaya bir duruş koymam gerektiğini düşünüyorum. bir kafa sözlük delisi olarak kendimizi bir portakal için feda ederiz.

bu vesile ile şu soruları sormak istiyorum:
ayın tablosu sıralaması belirlenirken kankacılık ayağına hangi yazarlar kayrılıyor?
artı oylama yapılırken tanıma mı yoksa tanımı giren kişiye mi bakılıyor?
bazı popüler yazarlar birbirlerine yancılık mı yapıyor?

eğer bu soruların doğruluğu ile ilgili herhangi bir şüpheniz varsa veya yalan söylüyorsam çok emek verdiğim en beğenilen tanımlarımı teker teker sileceğim. eğer bir falsom çıkarsa, beni artık mahlasının hakkını vermeyen yazar sınıfında görebilirsiniz. #916259 no'lu tanımda belirttiğim gibi:
eyyyyy muktedirler, vallahi billahi sizi capsler ile bitireceğim. bir program ve bilgisayara yenileceksiniz.

bana portakalda üst sıralarda yer almak için bazı yazarları örgütleyip örgütlemediğimi soruyorlar. siz beni yapmış olduğum işler ile zamanında portakal'da üst sıralara sokmadınız mı? bu nasıl bir riyakarlık? şimdi ne oldu da birdenbire beni organize yazar örgüt lideri ilan ettiniz? yoldaş benjamin abimize saygımız sonsuz, başımızın üstünde yeri var.

sevgili yazar kardeşlerim korkmayın. büyük portakal birliğini kuracağız. bu düzeni hep beraber inşa edeceğiz. son söz olarak:
bir umuttur kafa sözlükte yazmak.
devamını gör...

sevgili tutankamon ile bir discord muhabbeti üzerine şekillenen ve gece gece güldüren "sorunsal".

500 takipçiyi getir, arabayı götür kampanyasını bekliyorum ben. rozet mozet, bunlar ufak işler. sonra o kampanyadan aldığım arabayla tüm trolleri tek tek evinden alıp gecelere akmayı ve "entel"leri baştan çıkarıp göbeklerinden şarap içmeyi planlıyorum. belki o geceden kalma fotoğraflarla şantaj falan da yaparım birilerine, du bakalım...
devamını gör...

ziyaretine gittiğim bir iş insanının ofisinin manzarasına hayran kalıp şanslı olduğunu söylemiştim. o da bana "inanır mısın ilk günler ben de gözlerimi alamıyordum. şimdi ise aynı manzara bana duvardaki bir tablo hissi veriyor. artık dönüp bakmıyorum bile." demişti.

evet kanımca sadece güzellik için tercih edeceğiniz kadınlar da böyle hissettirebilir. malesef güzellik de zamanla sıradanlaşır.

hissiyatı muhafaza eden tek şey insanı insan yapan ruhudur. sevmişseniz zaten güzel buluyorsunuzdur. işte güzel ruh ile birlikte gelen güzellik paha biçilmezdir.
devamını gör...

insan olarak en büyük eksiğimiz, güzelliklere gözlerimizi kapatmamızdır belki de.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

varoluşçu felsefenin en önemli isimlerinden jean paul sartre’ın heybetli romanıdır.

modern zamanın içinde azgın bir nehrin kucağında sırılsıklam sürüklenirken ve bu hıza, bu gidişata, bu kargaşaya ayak uyduramazken ve de kendi içimizde bile çok kuvvetli, bir o kadar da etkili dalgaları zapt etmeye çalışırken hissettiğimiz, hissedebileceğimiz duygu bulantıdır.

yaşamaya başladığımız, o acı veren ilk nefesi aldığımız andan itibaren bulantı kendini göstermeye başlar. düşünme yetimiz kuvvetlenmeye başladıktan sonra ise dünyayı daha saydam bir halde görmeye başlarız. kazandığımız bu şeffaf bakış içimizde ağır ağır baş gösteren bir varoluş sancısına neden olur. bulantı artar, arttıkça artık yadsınamaz bir gerçekliğe dönüşür, nerdeyse elle tutulabilir bile hale gelir.

jean paul sartre dünyaya karşı hissedebileceğimiz tek duygunun bulantı olduğunu söyler.

romanın baş kişisi roquentin sadece dünyaya karşı hissetmekle kalmaz bulantıyı, kendine karşı da derin bir bulantı hissi ile kıvranmaktadır. ve kendine karşı duyduğu bulantı sadece ruhsal değil aynı zamanda da fizikseldir de.

roquentin günlüğüne her şeyi tek tek not eder, bireysellik arayışı içinde toplumdan kopuşunu gün be gün izleriz. roquentin çağdaş insanın bir prototipidir belki de, belki de çağdaş insanın ta kendisi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim