demokrat parti döneminde nafia (bayındırlık) sonra da münakalat (ulaştırma) bakanlıkları yapmış olan muammer çavuşoğlu'nun kızıdır. notre dame de sion fransız lisesi (1963) ve lozan üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi'nde (ecole de sciences sociales et politiques, 1967) eğitim gördü.

tercüman gazetesinde başyazar oldu. 1988'e kadar tercüman grubunun ikinci gazetesi olan bulvar gazetesinin imtiyaz sahipliğini üstlendi. 1992 ile 1994 arasında trt'de söz meclisten içeri adlı programı yaptı.

1999 türkiye genel seçimleri'nde fazilet partisi'nden istanbul milletvekili seçildi.

nazlı ılıcak 1991 yılında yazdığı bir köşe yazısında, dönemin cumhurbaşkanı turgut özal’ın anap’ı kontrol ettiğini ve anap’lı milletvekillerinin mecliste özal ne derse onu yaptığını eleştirmek için “pavlov'un köpekleri” ifadesini kullandı. bunun üzerine özal, anap’lı 102 milletvekiline tek tek hakaret davası açtırdı. ılıcak, açılan tazminat davalarında faiziyle birlikte anap'lılara 500 milyon lira tazminat ödemeye mahkûm edildi. ılıcak, tazminat kararlarının bozulması için yargıtay'a başvurdu ancak karar yargıtay tarafından da onandı.
devamını gör...

yıllardır futbol takımı tutar gibi siyasi parti tutan seçmenlerin partileri hata yapsa veya hataları aleni şekilde yapsa da ısrarla "benimsedikleri" partilere oy atmaları sonucu ortaya çıkan bilinçsizliktir. bazı ülkeler de "isteyerek" bilinçsiz kitleler meydana getiriliyor ve aynı görüşü benimsemeyen insanlara da baskıcı uygulamalar yapılmaktadır. bugün a partisi iktidar ve kalıplaşmış bir kitlesi var. yıllar sonra b partisi gelecek ve aynı şekilde onunda kalıplaşmış kitlesi oluşacak. bu süreç hep böyle devam edip gidecek. bu da gösterir ki ülkelerde ki eğitimin önemi artmadıkça, önüne gelen herkes "ne söylersem inanıyorlar" diyerek bilinçsiz kitleleri kolayca sözlerinin etkisi altına alabilirler ve diledikleri gibi organize edebilirler.
devamını gör...

+ buralardan yazar geçti mi?
nasıl bi yazar?
+fark etmez.
devamını gör...

tekrarlayan ateş sendromlarından biri olan bu sendrom en çok ailesel akdeniz ateşi ile karışır.
ismini periyodik fever(ateş)
aftöz stomatit
pharngitis(farenjit)
adenit'den alır.
hastaların büyük çoğunluğu tek doz oral prednizolona yanıt verir.
genellikle 5-7 yıl civarında kendiliğinden iyileşir.
atakları önlemek için tonsillektomi yapılır.
devamını gör...

eskiden gıcık olurdum kibirli insanlara artık her türlüsü komik geliyor. farkındalarsa bazıları sevimli bile olabiliyor. nasıl mı?

bunlara gaz verin ve duvara tosladıklarında seyredin.

şüphesiz akıl sahipleri için çıkarılacak dersler vardır.
devamını gör...

sedef: konuşacağına yardım etsene
mecnun: edebilirim muhakkak da sevgilim var benim
devamını gör...

kısa yol, uzun yol farketmeksizin, oturarak veya ayakta her şartta yapabildiğim eylem. sadece aşırı stresli olduğum anlarda okuyamam, düşüncelerimden arınıp kafamı veremem.
devamını gör...

kişinin her ne olursa olsun hayata karşı duruşunu ortaya koyan seçiminin
tecelli ettiği ömürlük ruh hali.
yaşam mottom olan (bkz: caps).
görsel
devamını gör...

köy enstitülerinin babası olan çok önemli bir eğitimcidir. tonguç,demokrasinin iki çeşidi olduğunu söyler.birisi kolay ve oyun olanı, diğeri ise zor ve gerçek olanıdır.ona göre biz,ilkini seçmişizdir.
devamını gör...

an itibariyle aramızdan sonsuzluğa uğurlanmış yazar.
devamını gör...

piyasadaki en kapsamlı kurstur. 20. derste geldiğiniz seviyeye inanamayacaksınız. buradan ulaşabilirsiniz
tr.bitdegree.org/kurs/mukem...
devamını gör...

daha neye benzediği bilinmeyen şeye karşı osuruktan eğitimdir.
devamını gör...

öğretmeni normal bir devlet memuru gibi gören kafanın hiç kimseye bir faydası olmaz .
mustafa kemal atatürk'e
' paşam vekil maaşlarını düzenliyoruz, nasıl yapalım ? ' dediklerinde o ,
' öğretmen maaşını geçmesin ' diyerek , eğitime , eğitimciye verdiği önemi daha 100 yıl önce ortaya koymuştur.
bunu konuşanların, yeni başkanlık sistemiyle birlikte hiçbir etkinliği ve fonksiyonu kalmayan 600 milletvekiliyle ilgili tek kelime etmemesi manidardır.
2018 yılında 600 vekilin devlete maliyeti 400 milyon liradır.
devamını gör...

biliyorsunuz bu zorlu soğuk, karlı günlerde sokak hayvanlarının yemek bulması bir hayli zor oluyor. en azından bu çarşambaya kadar herkes evinin önüne birer kap mama, su koyarsa birazda olsa onlara yardımcı olabiliriz. bu başlığı açma amacım farkındalık olması için benim gibi yaz, kış demeden hayvanları besleyen arkadaşlarımız zaten bu konuda bilinçli. *
devamını gör...

parka gidecekmiş, iki gözümün çiçeği.

|apti şakrak
devamını gör...

huy, yaradılış, tabiat, karakter manalarına gelir.
akla ibn-i sina’nın mizaç teorisini getirmiştir.
devamını gör...

dolu kadehi ters tut,sedef sebüktekin-gitme.
devamını gör...

aziz sivasoğlu tarafından yazılan, serkan avcı tarafından resmedilen, türev yayınları tarafından basımı yapılan “ben de okuyorum öykü dizisi”nde yer alan 3 numaralı kitabın adı. söz konusu kitap, resmi gazete’nin 3 ocak 2021 tarihli sayısında aile çalışma ve sosyal hizmetler bakanlığına bağlı küçükleri muzır neşriyattan koruma kurulu kararına göre içerisinde yer alan ifade ve tasvirlerin 18 yaşından küçüklerin “maneviyatı ve gelişimleri” üzerinde muzır tesir yapacak nitelikte olduğu belirtilmiş. söz konusu kitap “küçüklere zararlıdır” ibaresiyle içi görülmeyen zarf veya poşet içinde, teşhiri ya da reklamı yapılmayacak şekilde sadece 18 yaşından büyüklere satılabilecekmiş.

kurulun detaylı açıklaması şu şekildedir: “kitapta çocukken gökkuşağının altından geçince kızların erkek, erkeklerin de kız olmasıyla alakalı bir hikâyeden etkilenen yılmaz’ın rüyasında arkadaşı dilek’le gökkuşağının altından geçtikten hemen sonra ikisinin de cinsiyetinin değişmesi, daha sonra tekrar gökkuşağının altından geçerek eski hâllerine geri dönmeleri anlatılmaktadır. söz konusu kitapta cinsiyet değiştirmeyi özendirici bazı ifadelere yer verilmesinin kitabı okuyan farklı yaş gruplarındaki çocukları cinsel kimliklerini sorgulamaya yöneltecektir. bununla birlikte kitapta yer alan ifadelerin çocukların ruh ve duygu sağlığı ile dengeli gelişimine zarar verebilir; ayrıca, çocukların kişisel gelişimleri ve maneviyatları üzerinde olumsuz tesir oluşturabilir.”
devamını gör...

görsel
depeche mode'un 1993 tarihli 9. stüdyo albümü.

albümden i feel you, walking in my shoes, condemnation ve in your room olmak üzere 4 single çıkmıştır.

depeche mode için, her anlamda değişimin en yoğun hissedildiği albüm denilebilir. müzikal anlamda violator ile başlayan, daha yalın ve vurgulu synthsizer kullanımı formülüne uygun şekilde hareket edilmiş, loop'a alınmış gospel tınıları ile kendini çok daha fazla hissettirmiştir.

albüm, depeche mode'da olduğu gibi hayranlar için de değişime neden olmuştur; albümü beğenen ve benimseyen bir kitle vardır, ancak grup gittikçe synth-pop'tan uzaklaşan, 90'ların değişen ana trend müziğine uygun, daha "rock" bir albüm ile karşımıza çıkmaktadır.

müzikal anlamdaki başarısını bir kenara bırakırsak sofad, depeche mode'un en "dibe vurmuş" albümüdür. albümün ilk kaydı, madrid'de kiralanan bir villanın stüdyo haline getirilmesi ile gerçekleştirilmiştir. en sancılı kayıt sürecinin yaşandığı albüm de denilebilir. sex&drugs and rock'n roll'un dibine vuran junkie bir solist, ortalıkta dolanıp mali işlerle uğraşan bir arkadaş, şarapçı bir söz yazarı/bestekar ile yetenekli bir prodüktorün bir araya gelmesi ve bu arkadaşların birbirlerini görmeye tahammül edemezken kayıt boyunca kendilerini villaya kapatmalarının sonucunda oluşan sancılı ortam, albümün bel kemiğini oluşturmaktadır. her ne kadar albümde ve albümdeki şarkılara çekilen kliplerde dini motiflere yer verilmiş olsa da inanç ve bağlılığın şarkılarının neye veya kime olduğu noktasında şeffaflık söz konusu değildir.

albüm, aynı zamanda grubun en uzun süren turnesine eşlik eden ana albümdür. 1993 yılında devotional tour ve bu turnenin beklenenden daha başarılı sürmesi sonrası 1994 yılında exotic tour gerçekleştirilmiştir. nitekim grup içi yaşanan çatışmalar ve aynı zamanda gruba katkısının yeteri kadar değer görmediğini düşünen alan wilder, albümün ilk kaydı esnasında gruptan ayrılmayı kafasına koymuşken bu kararını turne bitimine kadar ertelemiş, turne bitimiyle beraber gruptan ayrıldığını açıklamıştır.

her şey bi yana, rahatlıkla söyleyebilirim ki bu albüm depeche mode'un en dibe vurmuş albümü olmakla birlikte, grubun gerçek potansiyelini en iyi şekilde yansıttığı albümdür. martin l. gore lirikalite bakımından en sansürsüz ve vurgulu şekilde istediklerini ifade etmiştir; dave gahan'ın sesi her ne kadar madde kullanımından dolayı (göreceli olarak) eskisi gibi olmada da albümün genel havasına gayet uygundur; kuvvetlidir ama bir o kadar da bitap düşmüştür. alan wilder grupta yer aldığı son albümde istediği karanlık ve derin formattaki müziği yapabilmiş, iyi ki de yapmıştır. aynı zamanda müzikal yeteneğinin sadece synthsizer kullanmaktan ibaret olmadığını da göstermektedir, albümdeki back-drumming kit'ler, kendisi tarafından icra edilip kaydedilmiştir. sadece bununla sınırlı kalmayarak henüz 6 aylık tecrübeyle 1993 ve 1994 turnelerinde davulda adeta yardırmaktadır.

özet olarak baş tacı albümlerdendir, canlı performansı stüdyo kaydını aşan albümlerdendir aynı zamanda. dinleyin, dinletin efenim.
devamını gör...

--- alıntı ---
zulümler yağmur gibi yağmaya başlayınca 
"dur!" diyen olmaz artık, 

cinayetler üst üste yığılmaya başlayınca görülmez  oluverirler. 

çekilen acılar dayanılmaz olunca duyulmaz artık 
hiçbir çığlık. 

çığlıklar da yaz yağmuru gibi yağar

--- alıntı ---

brecht'in çok sevdiğim bir şiirinin son dizeleri...

bu tarz ölümler o kadar çok artmaya başladı ki, görünmez oldular artık. insanlar kanıksıyor.

önemsemiyorlar demek istemiyorum, o bana bile zül geliyor lakin vicdanlarının sesini susturmak için, bambaşka mevzulara meylediyorlar.

duyulmuyor artık bu sessiz çığlıklar, kulaklarımızı tıkadığımızdan değil, o kadar çoğaldı ki ayırt edemiyoruz, en yüksek perdeden olanını bile kısa bir süre algılıyor. sonrasında yolumuza devam ediyoruz.

onlar ölüyor, bu tarz ölümlerle birlikte bizimde bir parça insanlığımız ölüyor. yukarıda bir arkadaşın söylediği gibi 4 duvara sığdıramadıgımız canları, 4 kolluya ne kadar kolay sığdırır olduk...

bugünde utandık bakalım insanlığımızdan, utanabildiğimize şükreder konuma geldik ya, asıl acı veren kısım o.
devamını gör...

Normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
portakal radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan yardım başlıkları puan tablosu sıkça sorulan sorular istatistikler iletişim