harry potter vs lord of the rings
gözüm kapalı harry potter diyorum. kendimden çok daha fazla şey var. bir insan kendini elinde yüzükle savaşırken hayal edemiyor , ama dışlanan daha gerçekçi karakterlerin oldugu bir okulda okuyabiliyor.
devamını gör...
bir hikaye
tanım: can sıkıntısından uydurduğum anlatı.
kasım 22, sene bilinmiyor.
kırmızı başlıklı kız annesinden ninesine götürülmek üzere bir emanet alır. ilk bakışta bir gitar kılıfına benzeyen bu paketin içerisinde ne olduğuna dair bir bilgi verilmez kırmızı başlıklı kıza. ancak aldığı terbiye ve ahlakın da izinde başını annesinin önüne eğer ve yola çıkar.
dolmuşa bindiği vakit maskesini takmayı unutmuştur, hemen bir telaşla maskesini takıp müziğini dinlemeye devam eder. o esnada dolmuş şöförü arkadaşlarıyla günde kaç vaka çıktığına, ne zaman aşının geleceğine dair konular tartışmaktadır. hareket vakti geldiğinde yolcuların birisi şöföre "haydi bakaym kaptan!" diye seslenir. şöför sigarasını yere atar, maskesini takar ve kontağı çalıştırır.
köyüne bir türlü asfalt gitmemişti kırmızı başlıklı kızın, arabanın altını yere vurmak istemeyen şöför de amma yavaş sürmektedir. buna katlanamayan, yürümeyi de pek seven kahramanımız emanetlerini de eline alarak aşağı iner. ninesinin evine doğru süzüle süzüle yürümeye başlar.
ağaçların hışırtısı kulaklarına erişmez, zira kendisini doğadan ayıran beşeri bir alet vardır kulaklarında, zaten o an için yolda olmaktır mesele kırmızı başlıklı kız için, doğanın durumu pek gündeminde değildir.
hiç sıkıntısız ninesinin evine varır kızcağız, ninesi de gitar kılıfını andıran kılıftan koca bir tüfek çıkartıp yağlamaya başlar. içine üç beş mermi koyup balkondan tüm fişekleri boşaltır. lakin bu fişekler ses fişeğidir, kimseye zarar vermez. bu kırmızı başlıklı kızın ilgisini çeker mi, sanmam, kulaklığını takıp ninesini öper, sonra dönüş yoluna düşer. yürürken aklına takılan soru: "ulan pandemi var, niye öptüm bu kadını?!" olmuştur.
hazinli son.
kasım 22, sene bilinmiyor.
kırmızı başlıklı kız annesinden ninesine götürülmek üzere bir emanet alır. ilk bakışta bir gitar kılıfına benzeyen bu paketin içerisinde ne olduğuna dair bir bilgi verilmez kırmızı başlıklı kıza. ancak aldığı terbiye ve ahlakın da izinde başını annesinin önüne eğer ve yola çıkar.
dolmuşa bindiği vakit maskesini takmayı unutmuştur, hemen bir telaşla maskesini takıp müziğini dinlemeye devam eder. o esnada dolmuş şöförü arkadaşlarıyla günde kaç vaka çıktığına, ne zaman aşının geleceğine dair konular tartışmaktadır. hareket vakti geldiğinde yolcuların birisi şöföre "haydi bakaym kaptan!" diye seslenir. şöför sigarasını yere atar, maskesini takar ve kontağı çalıştırır.
köyüne bir türlü asfalt gitmemişti kırmızı başlıklı kızın, arabanın altını yere vurmak istemeyen şöför de amma yavaş sürmektedir. buna katlanamayan, yürümeyi de pek seven kahramanımız emanetlerini de eline alarak aşağı iner. ninesinin evine doğru süzüle süzüle yürümeye başlar.
ağaçların hışırtısı kulaklarına erişmez, zira kendisini doğadan ayıran beşeri bir alet vardır kulaklarında, zaten o an için yolda olmaktır mesele kırmızı başlıklı kız için, doğanın durumu pek gündeminde değildir.
hiç sıkıntısız ninesinin evine varır kızcağız, ninesi de gitar kılıfını andıran kılıftan koca bir tüfek çıkartıp yağlamaya başlar. içine üç beş mermi koyup balkondan tüm fişekleri boşaltır. lakin bu fişekler ses fişeğidir, kimseye zarar vermez. bu kırmızı başlıklı kızın ilgisini çeker mi, sanmam, kulaklığını takıp ninesini öper, sonra dönüş yoluna düşer. yürürken aklına takılan soru: "ulan pandemi var, niye öptüm bu kadını?!" olmuştur.
hazinli son.
devamını gör...
gelmiş geçmiş en iyi yabancı dizi
(bkz: black mirror)
devamını gör...
caligula
yüzen saraylar inşa ettirmiş, üzerine değerli taşlar kakılan gemilerle denizlere açılmış, eritilmiş inci içmiş *öh*, kendisinin tanrı olduğunu iddia etmiş ve kendisine tapmayanı da yok etmeyi amaçlamış, zihinsel konuda ne yazık ki hasta olan *gerçi bedensel olarak da hastaydı* antik roma imparatoru. imparatorların en çılgını...
devamını gör...
umay
türk mitolojisinde gök tengri'den sonra tanrı ülgen ile birlikte ikinci sırada gelen tanrıça.
çocukları, kadınları ve bunların bulunduğu haneleri korur.
bir gün şayet kızım olursa kendisine umay ismini mutlulukla koyacağım.
çocukları, kadınları ve bunların bulunduğu haneleri korur.
bir gün şayet kızım olursa kendisine umay ismini mutlulukla koyacağım.
devamını gör...
güzel bir kız görünce moralin bozulması
moralim bozulmamakta hatta evren adına sevinmekteyim dediğim başlıktır.
devamını gör...
silahlı fotoğraf paylaşan din kültürü öğretmeni
2023'te seçim kaybedilirse elinde silahla böyle insanlar sokaklara dökülür mü diye sorgulatmıştır.
devamını gör...
pandemi nedeniyle ölmeye yüz tutan türk gelenekleri
düğünler .hadi inşallah.
devamını gör...
youtube premium
adblock sayesinde çok da gerek olmayan.
adblock hem ücretsiz hem de hiçbir şekilde youtube videolarında reklam göstermeyen bir chrome uzantısı.
adblock hem ücretsiz hem de hiçbir şekilde youtube videolarında reklam göstermeyen bir chrome uzantısı.
devamını gör...
en iyi ikililer
muslera ve kaleci eldivenleri.
devamını gör...
yazarların kendinde en nefret ettiği özellik
plansız olmak. ne kadar çoğu zaman işime yarasa da başıma büyük belalar açtığı da çoktur. siz siz olun bu hataya düşmeyin dostlar.
devamını gör...
kizlarsoruyor.com
sırf verilecek cevapları merak ettiklerinden uydurma hikayeler anlatan ve derdini yakınan insanların bulunduğu ciddiye alamadığım bir platform.
devamını gör...
beyza
arapça kökenli “beyaz, temiz” anlamlarına gelen bir kadın ismi. zaman zaman sonuna nur eklenerek beyaz ışık anlamına gelip kombo yapılmaktadır.
devamını gör...
instagram'da engellenmek
o kaybetmiş bacım, madem konuşmayacaktı neden anonimlikten çıkıp instagrama taşımış olayı? neyse, denizde çok balık var.*
devamını gör...
mutluluk
joseph goldstein'ın the experience of ınsight adlı kitabından kısa bir alıntı:
" asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. bir hindistancevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. maymun, tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar ve yiyeceği kavrar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkamaz. avcılar geldiğinde, maymun çılgına döner ama elini açmaz.
aslında bu maymunu, tutsak eden hiç birşey yoktur. onu sadece onun kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır. ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki, bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.
bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır."
" asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır. bir hindistancevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır. hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir, yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. maymun, tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar ve yiyeceği kavrar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır. sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkamaz. avcılar geldiğinde, maymun çılgına döner ama elini açmaz.
aslında bu maymunu, tutsak eden hiç birşey yoktur. onu sadece onun kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır. ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki, bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.
bizi tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. tüm yapmamız gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgür olmaktır."
devamını gör...
polikistik over sendromu
yumurtalıklarda küçük ve iyi huylu çok sayıda kistin oluşumu şeklinde gelişen polikistik over, adet düzensizliği ile birlikte kendini belli eden, buna ek olarak kilo artışı, vücut genelinde tüylenme, sivilce oluşumu gibi pek çok şikayetin oluşumuna neden olan bir kadın hastalığıdır. yumurtalıklarda oluşan kistler nedeniyle yumurtlama düzeninin bozulması nedeniyle bu hastalığa sahip olan kadınlarda çocuk sahibi olamama sorunu sıklıkla gözlenir. yumurtalıklardaki çok sayıdaki kist, hormonal yapıyı bozarak tüylenmeye ve sivilce oluşumuna neden olur. dış görünüşü bozarak yaşam kalitesini ve dış görünüşü olumsuz yönde etkileyen bu hastalık, psikolojik sorunları da beraberinde getiren ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık türüdür.
ciddi bir hastalık olan polikistik over sendromu uzun bir süre boyunca tedavi edilmez ise karaciğer yağlanması, diyabet, hipertansiyon, metabolik sendrom, kısırlık, depresyon ve anksiyete bozuklukları, hipertansiyon, uyku apnesi gibi pek çok önemli soruna yol açabilir. bu nedenle bu hastalığa sahip olan kişilerde tedavi sürecinin derhal başlatılarak hızlı bir şekilde kilo kaybının sağlanması ve hormon seviyelerinin kontrol altına alınması gerekir.
hastalık başlangıç döneminde çoğunlukla belirti vermez ve süreç ilerledikçe birtakım semptomlar ile kendini göstermeye başlar. semptomlar kişiye bağlı olarak değişse de çoğu kadında görülen ortak belirtiler şu şekilde sıralanabilir:
adet düzensizliği
kilo artışı
tüylenme
2 adet döngüsü arasında görülen kanamalar
kilo alma
çocuk sahibi olamama
yüz ve sırtta sivilcelenme
seste kalınlaşma
göğüslerde büyüme, küçülme ve hassasiyet
saç dökülmesi
ciltte lekelenmeler
pkos hastalığında yumurtlamanın olmamasının (anovülasyon) temel nedeni, yumurtaların bozulmuş hormon seviyelerinden dolayı olması gerektiği gibi gelişemeyerek yumurtalık çeperinde birikmesi ve kistleşmesidir.
devamını gör...
kürk mantolu madonna
--! spoiler !--
raif bey, çocukluğundan beri ürkek mizaçlı ve utangaç bir insandır. okumakta pek hevesi olmadığından babası tarafından almanyaya gönderilir. çok iyi resim yapmasına rağmen sırf kendinden bir parça barındırır korkusu ile yaptığı resimleri kimseye göstermemiştir. kendi içine kapanıktır ve çoğunlukla hayal dünyasında yaşar. bir gün bir resim sergisinde "kürk mantolu madonna"ya rastlar. bu tablo, raif beyin çocukluğundan beri okuduğu kitaplarda ve düşlerinde tasvir ettiği kadınların bir karışımıdır. onda masum, asil ve biraz vahşi bir ifade bulan raif bey bu tabloya bütün benliği ile aşık olur. bir müddet sonra tabloda gördüğü kadın ile karşılaşır. fakat içini bir korku salar. çünkü tablodaki kadın kusursuzdur. ona duyduğu aşk son derece manalı, her şeyin üzerinde, saf, temiz ve ebedidir. tablodaki kusursuz kadının gerçekte, göründüğü kadar kusursuz olmayışı ihtimali onu fevkalade korkutur.
maria puder .. arkadaş olurlar. fakat maria gerçekten de tablodaki gibi ilginç, zarif, güçlü, güzel ve narin bir kadındır. ve aralarındaki arkadaşlık gittikçe ilerler. ancak raif bey ona bir derece kadar az da olsa sahip olmuşken, elinden kayıp gitmesinden, ona tüm benliği ile sahip olmak isterken elde edebildiği kararından da olmaktan korkmakta ve bu düşünce raif beye cehennem gibi azap vermektedir. maria puder ise gerçekten derin düşünceli bir kadındır. erkeklerin bayağılığı karşısında aşk duygusundan nefret etmiştir. o, tüm mantıklarin dışında, tarifi imkansiz ve mahiyeti bilinmeyen bir aşk istemektedir. gittikçe yakınlaşan raif bey ve maria puder, ikisinin de korumaya çalıştığı mesafeyi aşmış ve bütün bir dostluğu, hissiyatı bir hiç uğruna heba etmişlerdir. raif bey'in korktuğu başına gelmiş ve maria puder ona "kendinde noksan olan kocaman bir boşluğun raif bey ile dolabilegini ve raif beyi de sevmezse kimseyi sevemeyecegini düşündüğünü fakat tüm bunlara rağmen raif beyi de sevemedigini" söylemiştir. çünkü o boşluk geçmemiş, her şeye rağmen hayat aynı sıkıntılı hali ile devam etmiş ve raif bey, her şeye rağmen, bütün yakınlığına rağmen yine maria ya uzak bir yabancı gibi görünmüştür. ayrılmaları gerekir. bir müddet ayrı kalırlar. raif bey o süre zarfında maria puderin evinin etrafında dolaşmış, kendinden geçmiş ve hiçbir şey düşünemez olmuştur. ve bu ayrılık sonunda maria puder hastalanır. bu vesile ile tekrar birleştiler. raif bey maria'ya bakıyor, onu iyi etmek için her şeyi yapıyordur. ve bir gün maria puder, "noksan olanı buldum, noksanlık bende imiş. noksanlık inanmak hissiyatı imiş. beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanmadım o yüzden sana aşık olmadığımı sandım, demek insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar, fakat artık inaniyorum" demistir. bu mesut günlerin ardından raif bey'in babası vefat eder ve memleketine dönmek durumunda kalır. bu süre zarfında maria puder de annesinin yanına prag'a gider. raif bey işleri yoluna koyar koymaz maria'yi yanına alacaktır. mektuplasirlar fakat bir müddet sonra maria'nin mektupları kesilir ve raif beyin gönderdiği mektuplar kendisine iade edilir.
raif beyin dünyası başına yıkılır ve bütün insanlardan kaçar . maria puder bile böyle yaptıktan sonra diğerleri neler yapardı kim bilir? maria kendisine verdiği sözü tutmayacagi için mektuplarını kesmiş ve kayıplara karışmıştır. muhtemel ki başka bir erkekle gönlünü eglendirmektedir.
raif bey'in günleri böyle beyhude ve azap içinde geçer, evlenir, çocukları olur.. fakat bu insanlar kendine kati suretle uzaktır, yabancıdır. yıllar geçer fakat raif bey insanlardan uzak, inançsız, mutsuz ve mariayi hala nasıl bu kadar sevdiğine şaşkın ve kızmış halde hayatına devam eder. bir gün maria puderin akrabası bir kadınla yolları rastlaşır. yanında 8 9 yaşlarında bir kız çocuğu ile dolaşan kadın ile sohbete başlar ve maria puder'in prag'a gittikten hemen sonra gebe olduğunu öğrendiği, çocuğun babası hakkında annesine tek kelime etmediği, yakında gideceği bir seyahatten bahsedip durduğu ve malesef çocuğu doğururken öldüğü haberini alır. o zaman raif bey tam on sene bir ölüye kızdığını, maria puder e çok haksızlık ettiğini anlar. onun hatırasına işlediği cinayet, raif beyi fazlası ile sıkıyor ve ölüm gibi geri dönülmez bir nedenden ötürü ne af dileyebiliyor ne de kefaretini odeyebiliyordur. ve 35 senelik ömründe sadece 4 5 ay yaşamış olduğunu, maria ile ayrıldıktan sonra ve onu tanımadan önce bir hayat yaşamadığını hissediyordur. ve bütün bunlardan sonra raif bey de kimseyle bir kelime konusamadan, herkese yabancı, pişmanlık içinde bu dünyadan göçüp gitmiştir.
--! spoiler !--
raif bey, çocukluğundan beri ürkek mizaçlı ve utangaç bir insandır. okumakta pek hevesi olmadığından babası tarafından almanyaya gönderilir. çok iyi resim yapmasına rağmen sırf kendinden bir parça barındırır korkusu ile yaptığı resimleri kimseye göstermemiştir. kendi içine kapanıktır ve çoğunlukla hayal dünyasında yaşar. bir gün bir resim sergisinde "kürk mantolu madonna"ya rastlar. bu tablo, raif beyin çocukluğundan beri okuduğu kitaplarda ve düşlerinde tasvir ettiği kadınların bir karışımıdır. onda masum, asil ve biraz vahşi bir ifade bulan raif bey bu tabloya bütün benliği ile aşık olur. bir müddet sonra tabloda gördüğü kadın ile karşılaşır. fakat içini bir korku salar. çünkü tablodaki kadın kusursuzdur. ona duyduğu aşk son derece manalı, her şeyin üzerinde, saf, temiz ve ebedidir. tablodaki kusursuz kadının gerçekte, göründüğü kadar kusursuz olmayışı ihtimali onu fevkalade korkutur.
maria puder .. arkadaş olurlar. fakat maria gerçekten de tablodaki gibi ilginç, zarif, güçlü, güzel ve narin bir kadındır. ve aralarındaki arkadaşlık gittikçe ilerler. ancak raif bey ona bir derece kadar az da olsa sahip olmuşken, elinden kayıp gitmesinden, ona tüm benliği ile sahip olmak isterken elde edebildiği kararından da olmaktan korkmakta ve bu düşünce raif beye cehennem gibi azap vermektedir. maria puder ise gerçekten derin düşünceli bir kadındır. erkeklerin bayağılığı karşısında aşk duygusundan nefret etmiştir. o, tüm mantıklarin dışında, tarifi imkansiz ve mahiyeti bilinmeyen bir aşk istemektedir. gittikçe yakınlaşan raif bey ve maria puder, ikisinin de korumaya çalıştığı mesafeyi aşmış ve bütün bir dostluğu, hissiyatı bir hiç uğruna heba etmişlerdir. raif bey'in korktuğu başına gelmiş ve maria puder ona "kendinde noksan olan kocaman bir boşluğun raif bey ile dolabilegini ve raif beyi de sevmezse kimseyi sevemeyecegini düşündüğünü fakat tüm bunlara rağmen raif beyi de sevemedigini" söylemiştir. çünkü o boşluk geçmemiş, her şeye rağmen hayat aynı sıkıntılı hali ile devam etmiş ve raif bey, her şeye rağmen, bütün yakınlığına rağmen yine maria ya uzak bir yabancı gibi görünmüştür. ayrılmaları gerekir. bir müddet ayrı kalırlar. raif bey o süre zarfında maria puderin evinin etrafında dolaşmış, kendinden geçmiş ve hiçbir şey düşünemez olmuştur. ve bu ayrılık sonunda maria puder hastalanır. bu vesile ile tekrar birleştiler. raif bey maria'ya bakıyor, onu iyi etmek için her şeyi yapıyordur. ve bir gün maria puder, "noksan olanı buldum, noksanlık bende imiş. noksanlık inanmak hissiyatı imiş. beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanmadım o yüzden sana aşık olmadığımı sandım, demek insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar, fakat artık inaniyorum" demistir. bu mesut günlerin ardından raif bey'in babası vefat eder ve memleketine dönmek durumunda kalır. bu süre zarfında maria puder de annesinin yanına prag'a gider. raif bey işleri yoluna koyar koymaz maria'yi yanına alacaktır. mektuplasirlar fakat bir müddet sonra maria'nin mektupları kesilir ve raif beyin gönderdiği mektuplar kendisine iade edilir.
raif beyin dünyası başına yıkılır ve bütün insanlardan kaçar . maria puder bile böyle yaptıktan sonra diğerleri neler yapardı kim bilir? maria kendisine verdiği sözü tutmayacagi için mektuplarını kesmiş ve kayıplara karışmıştır. muhtemel ki başka bir erkekle gönlünü eglendirmektedir.
raif bey'in günleri böyle beyhude ve azap içinde geçer, evlenir, çocukları olur.. fakat bu insanlar kendine kati suretle uzaktır, yabancıdır. yıllar geçer fakat raif bey insanlardan uzak, inançsız, mutsuz ve mariayi hala nasıl bu kadar sevdiğine şaşkın ve kızmış halde hayatına devam eder. bir gün maria puderin akrabası bir kadınla yolları rastlaşır. yanında 8 9 yaşlarında bir kız çocuğu ile dolaşan kadın ile sohbete başlar ve maria puder'in prag'a gittikten hemen sonra gebe olduğunu öğrendiği, çocuğun babası hakkında annesine tek kelime etmediği, yakında gideceği bir seyahatten bahsedip durduğu ve malesef çocuğu doğururken öldüğü haberini alır. o zaman raif bey tam on sene bir ölüye kızdığını, maria puder e çok haksızlık ettiğini anlar. onun hatırasına işlediği cinayet, raif beyi fazlası ile sıkıyor ve ölüm gibi geri dönülmez bir nedenden ötürü ne af dileyebiliyor ne de kefaretini odeyebiliyordur. ve 35 senelik ömründe sadece 4 5 ay yaşamış olduğunu, maria ile ayrıldıktan sonra ve onu tanımadan önce bir hayat yaşamadığını hissediyordur. ve bütün bunlardan sonra raif bey de kimseyle bir kelime konusamadan, herkese yabancı, pişmanlık içinde bu dünyadan göçüp gitmiştir.
--! spoiler !--
devamını gör...
neden kadınlar mağdur hissediyor da erkekler mağdur hissetmiyor sorunsalı
bu başlığa açıklama yapıyor oluşum beni derinden yaraladı. kadınların toplumdaki yeri sanıyorum çok açık. eğitim alamıyorlar, zorla kapanıyorlar, evlendiriliyorlar, öldürülüyorlar, şiddete, tacize, tecavüze maruz kalıyorlar. kadınlar durup dururken "bu sabah mağdur hissediyorum." demiyor. kadınlarımız zaten mağdur. bunu dile getiriyoruz ve yardıma ihtiyacı olan kadınların yanında duruyoruz. bir erkek çıkıp zor durumda olduğunu söylese, aşağılansa, şiddete maruz kalsa onun da yanında duracağız. onun da hakkını arayacağız. arıyoruz da. ayrıca erkeklerin de mağdur olduğu bir çok konu var. erkek oldukları için sokulmaya çalışıldıkları cinsiyet kalıpları onları da çok yoruyordur eminim. biz bunu da anlıyoruz. erkekleri de destekliyoruz. ama bir kesim insanlar neden kadınları erkek düşmanı olarak göstermeye çalışıyor anlamış değilim. siz burada gelip cinsiyetçi başlıklar açarsanız, kadının sütyeninden, mini eteğinden, pediküründen üstünüze vazife olmayan bir şekilde bahsederseniz kusura bakmayın ama bu konuda biraz saldırgan olabiliriz. çünkü evet mağduruz ve artık yorulduk. bu kadar hassas konuları böyle dikkatsizce ve umarsızca ağzınıza geleni söyleyerek, iki cinsiyeti de ayrıştırarak dile getirmekten vazgeçin. kimsenin derdi kadınlar çok iyi erkekler gebersin değil. eşit olalım, mutlu olalım yeter diyoruz biz.
devamını gör...

