kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
daha önceden 'ben bunu yapamam' dediğin şeyleri, mecbur kaldıktan sonra öğrenmek ve yapmaya başlamak.
devamını gör...
spontane radyo yayını
-dr. strange
-raistlin
-merlin
-pug
-voldemort
-saruman başkan.
bunlar hakkında konuşulabilir diyorum. *
-raistlin
-merlin
-pug
-voldemort
-saruman başkan.
bunlar hakkında konuşulabilir diyorum. *
devamını gör...
ay'a gerçekten gidildi mi sorunsalı
arkadaşlar neil amcam gerçekten aya çıktı. bakın sırf neil amcamın onuru için burada itiraf ediyorum evet ben neil armstrong'un yeğeniyim. hatta beni de götürdü. tabi bu formumla değil. yanına giderken yemek al demişler bu da portakal almış cebine koymuş. dönüşte de o portakalı yemeyi unuttuğu için getirip babama vermiş babam da ay görmüş portakal deyip afiyetle yemiş. yani ben ay'a vitamin basan ilk portakalım.
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
biliyordun kendini de, onu da...
sen sahildeki kumdun hep, o ise dalgaydı süregelen şekilde.
gelip gelip ondan biriktirdiklerini senden almaya çalışıyordu. o sana geliyormuş gibi olsa da sen ona gidiyordun hep üstelik.
bir rüzgar çıkıyordu, bir lodos esiyordu o gelip acısını senden çıkartıyordu. sen her hali ile onu kabul ediyordun. hak edilmiyor olması sevgiyi geçersiz kılmıyordu henüz senin topraklarında ve egemenlik kayıtsız şartsız millete değil sevdaya aitti, teslim bayrakları gönüllü çekilmişti. bu kadar kolay fethedilmişti sınırlarını kesin çizgilerle çizdiğini sandığın, kimseleri kabul etmeyeceğini sandığın benliğin.
gelgitler zorluyordu en çok da;
uzaklaşmaya çalışıyordun olmuyor, yakınına gidince de dağılıyordun hep olduğu gibi.
parçalarını bir araya getirmek asırlar sürüyordu sanki...
milyon tane olasılık varken "neden o" diye milyon kez soruyordun kendine bir de, cevabı yoktu, olmamalıydı da... mantıklı bir cevap varsa zaten sandığın şey değildi başına gelen. tamamen olasılıksız, tamamen mantık dışı ama tamamen dünyanın en güzel mantıksızlığı. yıldızları saymayı denemek gibi, bir yerden başlayıp bir yerde bitmeyecek bir çaba. savrulduğun yerden tanelerini toplayıp yeniden ve yeniden başlamak, bitmeyen bir umutla ama her onun sesini duyduğunda yanan canınla, bazen bile isteye bazen istemsizce akan gözyaşınla, sevmek birini dünyanın en ağır yüküydü omuzlarında...
ve sonra sonra anlıyordu insan mevzu ortak bir pencere ya da aynı pencereden bakmak değildi aslında, herkesin penceresi farklıydı zaten. belki de o pencereden bakıldığında görülmek istenen sen değildin, belki de bir pencere bile yoktu ortada...
sen sahildeki kumdun hep, o ise dalgaydı süregelen şekilde.
gelip gelip ondan biriktirdiklerini senden almaya çalışıyordu. o sana geliyormuş gibi olsa da sen ona gidiyordun hep üstelik.
bir rüzgar çıkıyordu, bir lodos esiyordu o gelip acısını senden çıkartıyordu. sen her hali ile onu kabul ediyordun. hak edilmiyor olması sevgiyi geçersiz kılmıyordu henüz senin topraklarında ve egemenlik kayıtsız şartsız millete değil sevdaya aitti, teslim bayrakları gönüllü çekilmişti. bu kadar kolay fethedilmişti sınırlarını kesin çizgilerle çizdiğini sandığın, kimseleri kabul etmeyeceğini sandığın benliğin.
gelgitler zorluyordu en çok da;
uzaklaşmaya çalışıyordun olmuyor, yakınına gidince de dağılıyordun hep olduğu gibi.
parçalarını bir araya getirmek asırlar sürüyordu sanki...
milyon tane olasılık varken "neden o" diye milyon kez soruyordun kendine bir de, cevabı yoktu, olmamalıydı da... mantıklı bir cevap varsa zaten sandığın şey değildi başına gelen. tamamen olasılıksız, tamamen mantık dışı ama tamamen dünyanın en güzel mantıksızlığı. yıldızları saymayı denemek gibi, bir yerden başlayıp bir yerde bitmeyecek bir çaba. savrulduğun yerden tanelerini toplayıp yeniden ve yeniden başlamak, bitmeyen bir umutla ama her onun sesini duyduğunda yanan canınla, bazen bile isteye bazen istemsizce akan gözyaşınla, sevmek birini dünyanın en ağır yüküydü omuzlarında...
ve sonra sonra anlıyordu insan mevzu ortak bir pencere ya da aynı pencereden bakmak değildi aslında, herkesin penceresi farklıydı zaten. belki de o pencereden bakıldığında görülmek istenen sen değildin, belki de bir pencere bile yoktu ortada...
devamını gör...
türkiye'de siyasilere çok saygı gösterilmesi
bu tüm dünyada böyledir sayın yazarlar. özellikle geri kalmış ülkelerin geri kalma nedenlerinden biri de budur. yöneticilerin gelip geçici olduğunu unutan cahil halk, onu haşa baki kalacakmış gibi görür. bu da yöneticilerin yavaş yavaş ilahlaştırılmasına neden olur. en sonunda da bazı ülkelerde örneğini gördüğümüz bir durum yaşanır: yönetici haşa peygamber gibi sıfatlar ile karşılanır, karşısında kefen giyilir. saygı tabii ki olmalıdır ama bu saygı dozunu aşarsa, örneğini verdiğimiz gibi putlaştırmaya kadar gider.
devamını gör...
son zamanlarda ortaya çıkmış saçma kelimeler
yıkık. duyar kasmak. yüreğinden öperim, emeğinden öperim. bu şey değil mi....
trol. trollemek.... daha gider bu liste.
birde sözlükte sıkça gördüğüm ve canımı sıkan bir durum var; sorunsal'ın anlamını kimse bilmiyor ve olur olmaz her yerde kullanıyor.
trol. trollemek.... daha gider bu liste.
birde sözlükte sıkça gördüğüm ve canımı sıkan bir durum var; sorunsal'ın anlamını kimse bilmiyor ve olur olmaz her yerde kullanıyor.
devamını gör...
hoşlanılan kişinin önünde rezil olmak
günlük hayatımızda yaptığımız hareketlerin neredeyse tamamından beyinciğimiz sorumludur.
fakat bu hareketleri yapma komutunu veren beyindir yani beynimiz bir işi yapmayı düşünür, emri verir, yürürlüğe koyma işi beyinciktedir.
beynimiz karar merci, beyincik ise o kararı uygulayandır.
peki neden hoşlandığımız kişinin yanında, normalde çok kolay yapabileceğimiz bir şeyi yanlış yaparız?
bunun cevabı beynimizin bu işi gözünde fazla büyütmesidir. hata yapmaktan korktuğu için bütün kontrolü eline almak istiyor ve beyinciğin yaptığı işi de kendisi yapmaya karar veriyor.
halbuki bu senin işin değil sayın beyin.
bırak herkes kendi işini yapsın, sen komutunu ver, beyincik halleder gerisini.
lütfen çok rica ediciim. sonra mağdur oluyoruz.
fakat bu hareketleri yapma komutunu veren beyindir yani beynimiz bir işi yapmayı düşünür, emri verir, yürürlüğe koyma işi beyinciktedir.
beynimiz karar merci, beyincik ise o kararı uygulayandır.
peki neden hoşlandığımız kişinin yanında, normalde çok kolay yapabileceğimiz bir şeyi yanlış yaparız?
bunun cevabı beynimizin bu işi gözünde fazla büyütmesidir. hata yapmaktan korktuğu için bütün kontrolü eline almak istiyor ve beyinciğin yaptığı işi de kendisi yapmaya karar veriyor.
halbuki bu senin işin değil sayın beyin.
bırak herkes kendi işini yapsın, sen komutunu ver, beyincik halleder gerisini.
lütfen çok rica ediciim. sonra mağdur oluyoruz.
devamını gör...
kırmızı pancar
sağlığa oldukça yararlı bir yiyecektir.
bağışıklık ve sindirim sistemlerinin dostudur.
ayrıca kansızlık rahatsızlığı olanlar için de kan yapıcı özelliği vardır.
bağışıklık ve sindirim sistemlerinin dostudur.
ayrıca kansızlık rahatsızlığı olanlar için de kan yapıcı özelliği vardır.
devamını gör...
18 mart 1985 yüzyılın kurtarma operasyonu
dün 1982'de yağan karı yazan yazarımız, bu olayı çok iyi hatırlıyordur.
devamını gör...
maruz kalınmak istenmeyen sorular
kilo mu aldın sen? diye soranlardan kaçın. kimse bozmasın moralinizi.
devamını gör...
osimertinib
küçük hücre dışı akciğer kanseri tedavisinde kullanılan t790m mutasyonuna etkili tirozin kinaz inhibitörüdür.
devamını gör...
28 şubat normal sözlük darbesi
gece 1'de darbe mi olur lan? herhalde enişteden haber gelince darbeyi erkene almak zorunda kaldılar.
devamını gör...
black mirror
teknolojinin başımıza örebileceği çorapları anlatan, insanı paranoyak eden ve her bir bölümü, bir diğerinden bağımsız olan netflix dizisi.
ütopik senaryolarıyla beyin yakıyor olsa da adamı cidden ekrana kitleme gibi bir etkisi var.
oyuncularını harika seçiyor, uzun süren bölümleriyle her biri film tadında zevk veriyor. ''bundan 100 yıl sonra dünya nasıl olurdu lan acaba?'' diye düşünülüp yazılmış senaryolara sahip. teknolojinin çok fazla ilerlediği bir dünyanın spoiler'ı gibi..
ha şöyle de bir şey var ki;
diziyi izledikten sonra biraz paranoyaklaşıyorsunuz. hatta teknolojinin kötü bir şey olduğuna falan ikna ediyor neredeyse. şahsen ben diziden sonra webcam'in üzerine bir bant yapıştırıp, bilgisayarımı öyle kullanmaya başladım. yine de harika bir yapım, kesinlikle izlenmesi gereken dizilerden.
aslında bir nevi gelecekteki korku filmlerinin nasıl olacağını gösteriyor bize. bir dine inanan veya mistik olaylara insan sayısında epey azalma yaşandığı için korku sektörü, artık teknolojiyi ve yapay zekayı kullanmaya başlayacak bundan sonra. çünkü zaten teknolojiyle haşır neşiriz sürekli ve bir yandan da "yapay zeka gelecek hepimizi kesecek" korkusu aşılanıyor.
ütopik senaryolarıyla beyin yakıyor olsa da adamı cidden ekrana kitleme gibi bir etkisi var.
oyuncularını harika seçiyor, uzun süren bölümleriyle her biri film tadında zevk veriyor. ''bundan 100 yıl sonra dünya nasıl olurdu lan acaba?'' diye düşünülüp yazılmış senaryolara sahip. teknolojinin çok fazla ilerlediği bir dünyanın spoiler'ı gibi..
ha şöyle de bir şey var ki;
diziyi izledikten sonra biraz paranoyaklaşıyorsunuz. hatta teknolojinin kötü bir şey olduğuna falan ikna ediyor neredeyse. şahsen ben diziden sonra webcam'in üzerine bir bant yapıştırıp, bilgisayarımı öyle kullanmaya başladım. yine de harika bir yapım, kesinlikle izlenmesi gereken dizilerden.
aslında bir nevi gelecekteki korku filmlerinin nasıl olacağını gösteriyor bize. bir dine inanan veya mistik olaylara insan sayısında epey azalma yaşandığı için korku sektörü, artık teknolojiyi ve yapay zekayı kullanmaya başlayacak bundan sonra. çünkü zaten teknolojiyle haşır neşiriz sürekli ve bir yandan da "yapay zeka gelecek hepimizi kesecek" korkusu aşılanıyor.
devamını gör...
en çok para harcanan hobi
fotoğrafçılık, profesyonelleştirme fırsatı kolladığım bir zamandayım hatta.
devamını gör...
deprem mi oldu sorusu
az önce yaşanılan sallantıdan sonra odamın kapısından kafasını uzatan babamın kurduğu soru cümlesi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının gördüğü en saçma rüya
efendim, hangi birini anlatayım. bilinçaltım 6. yüzyıl batı avrasya bozkırları gibi. aklıma ilkin birkaç yıl önce gördüğüm geldi. kopuk kopuk:
hatırlayamadığım veya olmayan bir sebepten ötürü dekan beni üniversite bahçesinde kovalıyordu. onu bir şekilde atlatıp amfiye girdim. kürsünün orada bir kahvehane masası, üstünde iskambil destesi, 4 sandalye var, yalnızca biri dolu. oturan elemanı yandan görüyorum ama tanıyamıyorum bir türlü. gitgide masaya yaklaştım, bir baktım ki ömer seyfettin. sandalyelerden birine oturdum, o kartları eline aldı, başladı karmaya. -ek bilgi: o aralar amansızca pis yedili ve batak çeviriyorduk arkadaşlarla- dağıttı, iki üç kart oynadık, sonrasında bi' sırıttı "al ulan sana" dedi ve suratıma sahte jokeri fırlattı... senaristliğini onur ünlü yaptı herhalde bu rüyanın, başka açıklaması yok.
hatırlayamadığım veya olmayan bir sebepten ötürü dekan beni üniversite bahçesinde kovalıyordu. onu bir şekilde atlatıp amfiye girdim. kürsünün orada bir kahvehane masası, üstünde iskambil destesi, 4 sandalye var, yalnızca biri dolu. oturan elemanı yandan görüyorum ama tanıyamıyorum bir türlü. gitgide masaya yaklaştım, bir baktım ki ömer seyfettin. sandalyelerden birine oturdum, o kartları eline aldı, başladı karmaya. -ek bilgi: o aralar amansızca pis yedili ve batak çeviriyorduk arkadaşlarla- dağıttı, iki üç kart oynadık, sonrasında bi' sırıttı "al ulan sana" dedi ve suratıma sahte jokeri fırlattı... senaristliğini onur ünlü yaptı herhalde bu rüyanın, başka açıklaması yok.
devamını gör...
gençlerin vedalaşırken allah'a emanet ol demesi
sen rahatsız olmaya devam et.
devamını gör...
oduncu gömleği
90'ların popüler elbisesi. bu kış moda sahnelerine geri döndü. özellikle de siyah ve kırmızı ekose desen birlikteliği, hem kazakların hem de tişörtlerin üzerine çok yakışıyor.
devamını gör...
dikkat dağınıklığını engelleme yolları
sessiz bir ortam demiyorum tabiki de , en sağlıklı olanı ne çok gürültülü ne de çok sessiz olacak bir ortam da dikkat dağınıklığı engellenir.
devamını gör...
online yazarlara abuk sabuk mesaj yazmak
-merhaba..
+ size iyi günler , iyi sözlükler.
daha ağzımı açmadım bal porsuğu.
ne zaman niyetlensem ölmüşlerine sövmüşüm gibi davranan yazarlardır.
t: kafa sözlükte yapılmaması gereken harekettir. hevesiniz kursağınızda fazlasıyla kalabilir.
+ size iyi günler , iyi sözlükler.
daha ağzımı açmadım bal porsuğu.
ne zaman niyetlensem ölmüşlerine sövmüşüm gibi davranan yazarlardır.
t: kafa sözlükte yapılmaması gereken harekettir. hevesiniz kursağınızda fazlasıyla kalabilir.
devamını gör...