gece sözlükte oluşan elit ortam
halbuki geceye atfedilen anlamlar, suç işlemek için müsait zaman dilimi gibi saçmalıklardan öteye gitmediğinden, fularsız entellik de olmaz olsundur diyerek hemen bir fular kapıp geldim. bu gece tabuları yıkıyoruz bulaşıkları da birileri halletsin artık.
devamını gör...
dışarıdan soğuk görünen insan
koruma kalkanı ya da kişilik özelliği.. ne derseniz diyin. bu insanların %95’ini tanıdıkça daha çok seversiniz
devamını gör...
insanın saçını ağartan şeyler
dertten, sıkıntıdan beyazladığı sanılır. ama saçların erkenden beyazlaması genetik geçişle alakalıdır.
devamını gör...
sağ açıklık
bir yıldızın, göksel koordinat sisteminde koç noktası ya da ilkbahar noktası olarak anılan noktadan olan uzaklığı. 0-24 sayıları arasında, saat cinsinden ölçülür.
görselde right ascension ile gösterilen boyalı yatay bölge sağ açıklığı gösteriyor.

(görsel, wikimedia. org'dan alıntıdır.)
görselde right ascension ile gösterilen boyalı yatay bölge sağ açıklığı gösteriyor.
(görsel, wikimedia. org'dan alıntıdır.)
devamını gör...
28 şubat normal sözlük darbesi
cidden mi? yani bu kadarı olamaz. ben çok nadir geceleri erken uyurum. dün gece erken yattım, sözlükte darbe olmuş. en son böyle erken yattığımda da 15 temmuz darbesi olmuştu. ben hep kaçırıyorum bu darbeleri. eyy darbeciler! neden darbe yapmak için benim uyumamı bekliyorsunuz? * bundan sonra uyumayacağım erken saatte, yaramıyor.
devamını gör...
misafirinizin evinizde yaptığı bir saygısızlık bırakın
2017-2018 benim için iplerin kopma dönemleri, zor zamanlarım yani. hep evimde olsam odamdan çıkmasam kedim bile yanıma gelmese modundayım.
o dönem kısa süreliğine değişik bir itim çekim yaşadığım biriyle kısa süreli bir arkadaşlık yaşıyoruz. neyse efem ilk gün geldi bana o dönem o da kocasından ayrılıyor bari yanında durayım sana destek olayım modlarında. işte ilk gün geldi kaldı ikinci gün ortak bir arkadaşımızı çağırmak istedi. benim yok mok dememe kalmadı onu da çağırdı. oturdular bayağı falan ben ama artık gözlerine bakıyorum en son gece olmuş 00.30 ki ben o dönemler yoğun çalışıyorum ve erken yatıyorum zaten psikolojim darmaduman. bekliyorum gidecekler yok. dedim siz gitmeyi düşünmüyor musunuz? zaman geçsin yanında olalım diye geldik diyorlar ama birbirlerine kırıtıyorlar.
bir daha sordum yarım saat geçti geçmedi 'banu sen de alemsin biz olmasak ne yapacaksın? sana desteğe geldik' dedi erkek olan. 'arkadaşım siz olmasanız uyuyacağım, sabah işe gideceğim ben. erken yatıyorum biliyorsunuz bunu.neyse ben geçiyorum odama, oynaşmanız bitince kapıyı çeker çıkarsınız' dedim. nasıl dedim bilmiyorum ama o kadar sinirliyim ki yahu iyi değilim ben değil sizle mi uğraşacağım yok arkadaş yüzsüzler gitmediler.
o sıralar insan kaynaklarında personel sorumlusuyum ve çok yoğun işe alımlar var. ekip olarak pek kalabalık değiliz ve ben bile evrak işleriyle uğraşıyorum ciddi ciddi mesaiye kalıyorum yani bu işler için. saat 17.00 oluyor aramaya başlıyorlar. bir kadın arıyor bir erkek. bakın meşgule bile atmıyorum, açmıyorum direk öyle çalıyor. bir iki gün bu böyle devam etti. açtım bir gün evet dedim. 'banu ayıp ediyorsun' dedi erkek olan 'biz seni merak edip arıyoruz yanında olmaya çalışıyoruz' dedi. bakın 'ben geç saatlere kadar çalışıyor ve eve gider gitmez uyuyorum' dedim. yok inatla hala akşam gelelim bir şeyler içelim rahatlarsın diyor. kapadım suratına.
andaval mısınız evladım siz? bu nasıl bir yokluk evde ev yuh artık. yalnız yaşayanlar bilir bazıları sırf siz yalnız yaşıyorsunuz diye yanaşırlar size. değişik bir kafadır bu. evime birini atma kıvılcımını bazen görüyorum kadın olsun erkek olsun insanların gözlerinde. çok ilginç değil mi yahu? sadece bana mı denk geliyor ya bu tipler? ben evime kolay kolay kimseyi davet etmem bu yüzden. kahvemi dışarıda içer evime gelirim. biri sizin evinize girdi mi hele ki bir iki kere geldi mi değişiyor. ben bunu fark ettim. bir laubalilik, bir yılışıklık.. host neyse gece gece çok sinirlendim bak şimdi.
sonra banu insan sevmiyor açık söyleyeyim mi? gerçekten had bilmeyen, laubali insanları sevmiyorum. sınırları olmayan insanlar sizinde sınırlarınızı tanımıyorlar sonra elinize sopayı alıp kovalamak zorunda kalıyorsunuz. sınır iyidir sınır candır. *
o dönem kısa süreliğine değişik bir itim çekim yaşadığım biriyle kısa süreli bir arkadaşlık yaşıyoruz. neyse efem ilk gün geldi bana o dönem o da kocasından ayrılıyor bari yanında durayım sana destek olayım modlarında. işte ilk gün geldi kaldı ikinci gün ortak bir arkadaşımızı çağırmak istedi. benim yok mok dememe kalmadı onu da çağırdı. oturdular bayağı falan ben ama artık gözlerine bakıyorum en son gece olmuş 00.30 ki ben o dönemler yoğun çalışıyorum ve erken yatıyorum zaten psikolojim darmaduman. bekliyorum gidecekler yok. dedim siz gitmeyi düşünmüyor musunuz? zaman geçsin yanında olalım diye geldik diyorlar ama birbirlerine kırıtıyorlar.
bir daha sordum yarım saat geçti geçmedi 'banu sen de alemsin biz olmasak ne yapacaksın? sana desteğe geldik' dedi erkek olan. 'arkadaşım siz olmasanız uyuyacağım, sabah işe gideceğim ben. erken yatıyorum biliyorsunuz bunu.neyse ben geçiyorum odama, oynaşmanız bitince kapıyı çeker çıkarsınız' dedim. nasıl dedim bilmiyorum ama o kadar sinirliyim ki yahu iyi değilim ben değil sizle mi uğraşacağım yok arkadaş yüzsüzler gitmediler.
o sıralar insan kaynaklarında personel sorumlusuyum ve çok yoğun işe alımlar var. ekip olarak pek kalabalık değiliz ve ben bile evrak işleriyle uğraşıyorum ciddi ciddi mesaiye kalıyorum yani bu işler için. saat 17.00 oluyor aramaya başlıyorlar. bir kadın arıyor bir erkek. bakın meşgule bile atmıyorum, açmıyorum direk öyle çalıyor. bir iki gün bu böyle devam etti. açtım bir gün evet dedim. 'banu ayıp ediyorsun' dedi erkek olan 'biz seni merak edip arıyoruz yanında olmaya çalışıyoruz' dedi. bakın 'ben geç saatlere kadar çalışıyor ve eve gider gitmez uyuyorum' dedim. yok inatla hala akşam gelelim bir şeyler içelim rahatlarsın diyor. kapadım suratına.
andaval mısınız evladım siz? bu nasıl bir yokluk evde ev yuh artık. yalnız yaşayanlar bilir bazıları sırf siz yalnız yaşıyorsunuz diye yanaşırlar size. değişik bir kafadır bu. evime birini atma kıvılcımını bazen görüyorum kadın olsun erkek olsun insanların gözlerinde. çok ilginç değil mi yahu? sadece bana mı denk geliyor ya bu tipler? ben evime kolay kolay kimseyi davet etmem bu yüzden. kahvemi dışarıda içer evime gelirim. biri sizin evinize girdi mi hele ki bir iki kere geldi mi değişiyor. ben bunu fark ettim. bir laubalilik, bir yılışıklık.. host neyse gece gece çok sinirlendim bak şimdi.
sonra banu insan sevmiyor açık söyleyeyim mi? gerçekten had bilmeyen, laubali insanları sevmiyorum. sınırları olmayan insanlar sizinde sınırlarınızı tanımıyorlar sonra elinize sopayı alıp kovalamak zorunda kalıyorsunuz. sınır iyidir sınır candır. *
devamını gör...
kitap okuma aşkını kazandıran kitabın ismi
amin maalouf - semerkand
alıntılar ;
''hiçbir şeye şaşırma, hakikatin de insanların da iki yüzü vardır. ''
aklı başında olmayı da bilirim, delirmeyi de.
sevimli biri de olabilirim , iğrenç biri de..."
ayağa kalk uyumak için önümüzde sonsuzluk var
cennet de cehennem de senin içinde
ve daha niceleri.
alıntılar ;
''hiçbir şeye şaşırma, hakikatin de insanların da iki yüzü vardır. ''
aklı başında olmayı da bilirim, delirmeyi de.
sevimli biri de olabilirim , iğrenç biri de..."
ayağa kalk uyumak için önümüzde sonsuzluk var
cennet de cehennem de senin içinde
ve daha niceleri.
devamını gör...
mamihlapinatapei
tierra del fuego adalarında yerli halkın kullandığı yagan dilinde bir kelimedir.
iki kişinin keskin bir sessizlik içinde , aynı duygularla göz göze gelip, her ikisinin de istedikleri bir şeyi başlatmak için dayanılmaz bir istek duymalarına rağmen ilk adımı karşısındakinden beklemesine denmektedir.
iki kişinin keskin bir sessizlik içinde , aynı duygularla göz göze gelip, her ikisinin de istedikleri bir şeyi başlatmak için dayanılmaz bir istek duymalarına rağmen ilk adımı karşısındakinden beklemesine denmektedir.
devamını gör...
30 yaşına gelip de dişi hiç çürümemiş insan
muhtemelen şekerli şeyleri tüketmeyen insan.
devamını gör...
evlilik
güzel şeydir.*ne zaman güzeldir? belli bir olgunluğa erişmiş bir erkek için,çevre baskısına kapılmadan aklı başında bir seçim ile guzeldir.
önce yoldaş sonra yol.yolu güzel kılan yoldaştır
hayat bir uzun yoldur.engebeli düşmeli kalkmalı ne olacağı kadere ve cüz-i iradeye kalmış bir yol. haliyle bu yolda yalnız yürümek, yarın bir gün ailenin bu fani hayattan göç edeceğini düşünerek bir başına kalma düşüncesi ve belirsizliği ile katlanılır bir şey değildir.* haliyle bir yoldaşa ihtiyaç vardır.
en önemli hususta evlenme nedenidir.niçin evlenmek istiyorsun? bu soruyu sormak elzemdir. çevre dayatması mi? yoksa evde yemek yapsın,çamaşır yıkasın diye mi? yaşın geldi evlen baskısı mi? sonra doğan cüceloglu'nun dediği gibi yaşanmamış yaşamlar..o yüzden önce neden ve niçin sorusunu sorun. sonra da bir evlilikten bekletileriniz neler? sonra bu beklentileri karşılayacak yoldaşın özellikleri çıkar karşımıza. eğer cinsellik icin ise ulaştıktan sonrası? eger yemek yapsin diye ise kadının duygulari? ne bekliyorsunuz evlilikten.
(bkz: ne istediğini bilmeyen kişilerin mutlu olması mümkün müdür sorunsalı)
evlilik bir deneme yanılma yöntemi değildir.
haliyle başında cinsel eğilimlerle sarhoş olup mantığı devredışı bırakmayın. bunun pekala mümkün olmadığı açık. en azindan gözü kapalı bir şekilde evlilige bodozlama atlamayın.
evlilik beklentilerinizi bir ömür gidecek şekilde belirleyin.
bu boyle uzar gider..
ne istediğinizi bilin, evlilik ciddi bir müessesedir. bir aile kurmaktır. belki de kuşaklar boyunca uzayıp gidecek. haliyle bir nevi bir girişimdir. bu ömrü bir kere yaşayacaksak, nasil üç kuruş paranizi kaybetmemek icin dikkatli yatirim yapiyorsanız bu evlilik içinde sağlam bir altyapi ile yatırım yapin. önce evliliğe hazir miyim diye sorun? olumsuz tarafınızı görün,kendinizi onarın. sonra sağlam bir ailenin temeli saglam kadin ve erkekle kurulur.*
önce yoldaş sonra yol.yolu güzel kılan yoldaştır
hayat bir uzun yoldur.engebeli düşmeli kalkmalı ne olacağı kadere ve cüz-i iradeye kalmış bir yol. haliyle bu yolda yalnız yürümek, yarın bir gün ailenin bu fani hayattan göç edeceğini düşünerek bir başına kalma düşüncesi ve belirsizliği ile katlanılır bir şey değildir.* haliyle bir yoldaşa ihtiyaç vardır.
en önemli hususta evlenme nedenidir.niçin evlenmek istiyorsun? bu soruyu sormak elzemdir. çevre dayatması mi? yoksa evde yemek yapsın,çamaşır yıkasın diye mi? yaşın geldi evlen baskısı mi? sonra doğan cüceloglu'nun dediği gibi yaşanmamış yaşamlar..o yüzden önce neden ve niçin sorusunu sorun. sonra da bir evlilikten bekletileriniz neler? sonra bu beklentileri karşılayacak yoldaşın özellikleri çıkar karşımıza. eğer cinsellik icin ise ulaştıktan sonrası? eger yemek yapsin diye ise kadının duygulari? ne bekliyorsunuz evlilikten.
(bkz: ne istediğini bilmeyen kişilerin mutlu olması mümkün müdür sorunsalı)
evlilik bir deneme yanılma yöntemi değildir.
haliyle başında cinsel eğilimlerle sarhoş olup mantığı devredışı bırakmayın. bunun pekala mümkün olmadığı açık. en azindan gözü kapalı bir şekilde evlilige bodozlama atlamayın.
evlilik beklentilerinizi bir ömür gidecek şekilde belirleyin.
bu boyle uzar gider..
ne istediğinizi bilin, evlilik ciddi bir müessesedir. bir aile kurmaktır. belki de kuşaklar boyunca uzayıp gidecek. haliyle bir nevi bir girişimdir. bu ömrü bir kere yaşayacaksak, nasil üç kuruş paranizi kaybetmemek icin dikkatli yatirim yapiyorsanız bu evlilik içinde sağlam bir altyapi ile yatırım yapin. önce evliliğe hazir miyim diye sorun? olumsuz tarafınızı görün,kendinizi onarın. sonra sağlam bir ailenin temeli saglam kadin ve erkekle kurulur.*
devamını gör...
nasa'nın iklim değişikliği fotoğrafları
"doğa ile savaş halindeyiz, kazanırsak kaybedeceğiz."
durumun ciddiyeti her geçen gün daha da ortaya çıkarken, dünya resmen görmezden geliyor bu durumu. ormanları oteller için kestik, suları fabrikaların kirletmesine izin verdik, havayı geri dönülemez şekilde kirlettik. ve hala dünyanın, devletlerin bu konuda bir şey yapması gerekenlerin umrunda bile olmayan olay. insanlık olarak mahvettiğimiz doğanın, yavaş yavaş ölüyor oluşunu görmezden geliyoruz. ne zaman durumun ciddiyetini anlayıp; ekonomi, teknoloji, üretim çılgınlığından dönüp de doğaya bakacağız acaba?
durumun ciddiyeti her geçen gün daha da ortaya çıkarken, dünya resmen görmezden geliyor bu durumu. ormanları oteller için kestik, suları fabrikaların kirletmesine izin verdik, havayı geri dönülemez şekilde kirlettik. ve hala dünyanın, devletlerin bu konuda bir şey yapması gerekenlerin umrunda bile olmayan olay. insanlık olarak mahvettiğimiz doğanın, yavaş yavaş ölüyor oluşunu görmezden geliyoruz. ne zaman durumun ciddiyetini anlayıp; ekonomi, teknoloji, üretim çılgınlığından dönüp de doğaya bakacağız acaba?
devamını gör...
daft punk
instant crush şarkısı insanı alıp bambaşka diyarlara götürür.
devamını gör...
dalgündüz
güpegündüz kelimesinin halk ağzından söyleyişine verilen isim. güpegündüz ile eş anlamlıdır.
"dal gündüz *,ovanın ortasında sarılacağımızdan korktu." *
"dal gündüz *,ovanın ortasında sarılacağımızdan korktu." *
devamını gör...
kızılderili kabileleri
abenaki, alabama, algonkin, apache, arapaho, arikara, assiniboine, athabaskan, atsina, blackfoot, catawba, cayuga, cayuse, cherokee, cheyenne, chickasaw, comanche, cree, crow, erie, hidatsa, huron, iowa, iroquoi, kansa, kickapoo, kiowa, lenape, mandan, menominee, meskwaki, miami, missouria, modoc, mohawk, mohegan, mohican, narragansett, navajo, nez perce, ojibwe, okanagan, omaha, oneida, osage, otoe, ottawa, passamaquoddy, pawnee, pequot, ponca, potawatomi, powhatan, quapaw, sarcee, sauk, seminole, seneca, shawnee, shoshone, sioux, susquehanna, tuscarora, ute, wampanoag, winnebago.
devamını gör...
kaç lirası olan zengin sayılır sorunsalı
evi arabası olan net zengindir bundan sonra benim için.
devamını gör...
kitap okuyan insanı belli eden detaylar
vizyondur.
edebi değeri yüksek ve klasik kitap okuyan insanlar genelde belirli bir vizyona sahip olurlar. eleştirel düşünceyi severler. bilmedikleri konuyu itiraf edip bilmişlik yapmazlar.
edebi değeri yüksek ve klasik kitap okuyan insanlar genelde belirli bir vizyona sahip olurlar. eleştirel düşünceyi severler. bilmedikleri konuyu itiraf edip bilmişlik yapmazlar.
devamını gör...
10 türk dizisinden 9’unun konusunun aynı olması
dizi izleyememe sebep olan durum.
sonraki sahnesini tahmin ettiğim diziyi izleyemiyorum.
az yorun bizi az şaşıralım.
senaryo işine girsem diye düşünüyorum bazen.
kendi dizini kendin yaz,
(bkz: kendin pişir kendin ye) gibi.
sonraki sahnesini tahmin ettiğim diziyi izleyemiyorum.
az yorun bizi az şaşıralım.
senaryo işine girsem diye düşünüyorum bazen.
kendi dizini kendin yaz,
(bkz: kendin pişir kendin ye) gibi.
devamını gör...
gelen moderatörlük teklifini reddetmiş olmam
(bkz: hele hele)
devamını gör...
ecevit döneminde niye dış güçler yoktu sorunsalı
parmaklarımı yormayayım, direk olarak ecevit'ten dinleyelim.
ayrıca diplomatik dil nedir? nasıl kullanılır?
sorularının cevabı da bizatihi bu demeçte yer almaktadır.
umarım bazılarına ders olur.
ayrıca diplomatik dil nedir? nasıl kullanılır?
sorularının cevabı da bizatihi bu demeçte yer almaktadır.
umarım bazılarına ders olur.
devamını gör...
kotor
2018'de balkanlarda geçirdiğimiz haftanın dördüncü gününde adriyatik kıyılarında gezerken uğradığımız karadağ şehri. turumuzun bu etabı, adriyatik kıyısındaki koylarda sanki marmaris'in henüz yanmamış ağaçlarıyla bezeli koylarını kat edercesine geçmişti.
şehr-i kotor'un tarihi suriçini gezerken, türkiye'deki ve nice kalede görmediğim kadar güzel korunmuş bir yerle karşılaştık. rehberimiz,
bu kaledeki konutların şehrin büyüklerine ait olduğunu, eşrafın bu evleri korumasının ve yılın belli dönemlerini burada geçirmesinin zorunlu olduğunu söylemişti. daracık sokaklarda kediler de bizdeki gibi miskin miskin yatıyordu. ayrıca kalenin kapısında da şehrin ustaşa'dan kurtuluş tarihi, yugoslav arması ve josip broz tito'nun "başkasınınkini istemeyiz, bizim olanı vermeyiz" cümlesi halen korunmuş.
(dar sokaklar, apartman binalar).
şehrin içinde pek çok kilise var ki, bazısı katolik bazısı da ortodoks cemaatlerinin. katedralin kapısında da şehrin koruyucu azizi sayesinde nasıl osmanlı kuşatmasından kurtulduğu dövme kapıya rölyef olarak işlenmiş. ayrıntıları hatırlamıyorum ama ilginç bir hikayeydi bu. hem ilginç olması hem de osmanlı torunlarının dedelerinin bu limanlardan haraç almakla yetinip fethe tenezzül etmemesi ya da becerememesine ne kadar bozulacağı fikri aklımda kalmış.


kiliselerden detaylar:




daha sonra girişteki meydanda oturup moskovica denilen bir tatlı yedik. meydandaki kafelerin karşısında da saat kulesi ve dibindeki kazık (milleti oturttukları kazık işte) vardı.
(cadde detayları)
(kazık koni)

buradan sonraki durağımız, adriyatik'te demirli lüks yat ve katamaranlara otobüs penceresinden baka baka, arada dayton antlaşması'nda bosna hersek'e de kıyı verilmesi talebiyle verilen bölgeden geçerek ulaşacağımız; hırvatistan'ın en büyük destinasyonu dubrovnik.
şehr-i kotor'un tarihi suriçini gezerken, türkiye'deki ve nice kalede görmediğim kadar güzel korunmuş bir yerle karşılaştık. rehberimiz,

bu kaledeki konutların şehrin büyüklerine ait olduğunu, eşrafın bu evleri korumasının ve yılın belli dönemlerini burada geçirmesinin zorunlu olduğunu söylemişti. daracık sokaklarda kediler de bizdeki gibi miskin miskin yatıyordu. ayrıca kalenin kapısında da şehrin ustaşa'dan kurtuluş tarihi, yugoslav arması ve josip broz tito'nun "başkasınınkini istemeyiz, bizim olanı vermeyiz" cümlesi halen korunmuş.

(dar sokaklar, apartman binalar).şehrin içinde pek çok kilise var ki, bazısı katolik bazısı da ortodoks cemaatlerinin. katedralin kapısında da şehrin koruyucu azizi sayesinde nasıl osmanlı kuşatmasından kurtulduğu dövme kapıya rölyef olarak işlenmiş. ayrıntıları hatırlamıyorum ama ilginç bir hikayeydi bu. hem ilginç olması hem de osmanlı torunlarının dedelerinin bu limanlardan haraç almakla yetinip fethe tenezzül etmemesi ya da becerememesine ne kadar bozulacağı fikri aklımda kalmış.


kiliselerden detaylar:




daha sonra girişteki meydanda oturup moskovica denilen bir tatlı yedik. meydandaki kafelerin karşısında da saat kulesi ve dibindeki kazık (milleti oturttukları kazık işte) vardı.
(cadde detayları)
(kazık koni)
buradan sonraki durağımız, adriyatik'te demirli lüks yat ve katamaranlara otobüs penceresinden baka baka, arada dayton antlaşması'nda bosna hersek'e de kıyı verilmesi talebiyle verilen bölgeden geçerek ulaşacağımız; hırvatistan'ın en büyük destinasyonu dubrovnik.
devamını gör...