kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bilen bilir, istanbul da çok yoğun bir sis vardı...
devamını gör...

istanbul'un tüm eski yerleşim yerlerini görmek ve o yerlerin geçmişlerini öğrenmek isterim.
devamını gör...

cümle yapısı noktasında düşündüğümdür. uzun cümle kurmak her zaman hata yapma riski doğurur. bir de uzun cümlelerde anlatmak istediğinizi anlatmanız zorlaşır; çünkü cümlenin iki önemli öğesinden özne başta olmasına rağmen yüklem sondadır ve hatta çoğu zaman özneyi de yüklemin içine saklarız ve uzunca bir gereksiz nesne öbeğinden sonra özne ve yükleme ulaşırız. oysa ki özne ve yüklemin başta yer aldığı dillerdeki uzun cümlelerde özne ve yüklemi baştan öğreniriz ve sonrası ise nesne teferruatıdır.
devamını gör...

konuşacak, yazacak, paylaşacak kimsem yok. yazdıklarımla adeta sözlükle dertleşiyorum. bu da beni biraz olsun rahatlatıyor. dolayısıyla sözlüğe minnettarım, iyi ki var...
devamını gör...

tek sorunun abinin yakışıklı olmaması olan bir pazarlama taktiği.
devamını gör...

en sevdiğim mantı çeşidi. yufka ile yapılır. yoğurt dökülmüş kıymalı börek gibidir. en büyük farkı isimleridir. kıymalı börek yediğinizi düşündüğünüz anda tadı değişiyor.
devamını gör...

henüz kullanılmaya başlanmayan uçak ya da benzeri hava araçlarında meydana gelmesi olası arızaları araştıran kişi.
devamını gör...

insanların gezi için daima yanlış yerleri tercih ettiği, tarihi dokusu oldukça iyi korunmuş ülke. italya'nın en göz ardı edilen yerlerinden biri monza'da bulunan santa maria al carrobiolo kilisesi. çok büyük olmamasına rağmen bünyesinde barındırdığı heykeller ve mimarisi ile kesinlikle görülmeye değer bir yer. tarihe ilginiz varsa yine dokusu çok iyi korunmuş cremona'dan geziye başlayıp carrobiolo'ya gidebilirsiniz. maggiore gölü ve sancarlone'de görülmeye değer ama sancarlone anıtının iç bölgesi şu an ziyarete açık mı bilmiyorum. çevresinde uygun fiyata bir şeyler yiyebileceğiniz pek bir yer yok diye hatırlıyorum ama şimdiye kadar çok değişmiştir. viboldone, görülmeye değer bir yer ama çevresinde san giuliano milanese dışında pek bir şey yok ve san giuliano milanese oldukça sıradan hatta neredeyse oldukça çirkin bir yer. milano'ya uğrarsanız güzergahınızı saydığım yerlere muhakkak çevirin derim. araba ile yolculuk ediliyorsa eğer gölgede kalmış bu bölgeler gidilecek gizli tapınaklar gibidir.

edit: imla
devamını gör...

"yeğenim" kelimesidir.

ne zaman "yeğenim" kelimesini duysam +50 yaş malum partili dayılar geliyor aklıma.
(bkz: ehonomi çok iyi yeğenim)
devamını gör...

çöpünü sokağa atan insanların başı çektiği insan grubudur.
devamını gör...

işitme engelli bireyin yaşayabileceği bir durumdur. yani mümkündür. fakat işitme kaybı olmayan kişiler; platon'un dediği gibi müziğin ve ritmin, yollarını ruhlarımızın gizli köşelerinde bulmasına izin vermelidir.

bu arada şarkı sözlerini işaret diliyle açıklamak garip geliyor bana. işaret dili hocamız da bu durumdan yakınmıştı. onun yerine işaret dili öğrenip, onlarla iletişim kurabilmemiz çok daha hayırlı olur demişti.
devamını gör...

sevmediğim insanların üstünü çizerim. başka da bir çizimim yok, yetenek yok çünkü.
devamını gör...

sohbet esnasında size söz hakkı tanımayan, sizi ilgilendirmeyen şeylerle kafanızı dolduran ve söylediklerinize kulak vermeyen insan(?) tipidir.
devamını gör...

etmeyin kardeşim sizde, serbest değildir o.

size öyle geliyordur.*
devamını gör...

bu yazıyı yazmaya başladığım şu anda cep telefonumun saati 09:32, bilgisayarımın saati 09:34, trt’nin saati 09:30 ve kol saatim inadına 09:35… allahım bu ne büyük bir azaptır, bundan bir kurtuluş yok mudur? hangisine inanayım? hangi saate güveneyim? kaybettiğim bu kadar zamanın vebalinin altından nasıl kalkarım? bu kadar büyük bir karmaşadan beni kurtaracak bir halit ayarcı’ya şu an bile ne kadar da ihtiyacım var!

saat deyip geçmeyiniz efendim saatler zamanın bizimle konuşma organıdır. onlar olmasa birçok şeyden mahrum kalırdık ya da en azından yarım yamalak yapardık yaptığımız şeyleri. “allah’ı bulmanın en kolay yolu saattir.” ezan, ramazanda oruç hep saatle. işimizde gücümüzde insanlarız ya, nasıl bileceksin ne zaman nereye gideceğini, ne zaman bitirceğini. ahmet hamdi tanpınar olmasaydı, hayri irdal ve halit ayarcı da olmayacaktı ve o zaman biz zamana ihanetimizin farkında olmadan, kaybettiğimiz onca zamanın günahıyla yaşayıp gidecektik. halit ayarcı’nın keskin zekasının ürünü olan saatleri ayarlama enstitüsü lağvedilmeseydi eğer, şimdi zaman karmaşası yaşamayacaktık. onun önce bir isim bulup sonra içini doldurma fikri bana şu sözü hatırlattı nedense;
“nerde ki kavram yoktur, tam zamanında bir kelime imdada yetişir.kelimelerle mükemmel tartışılabilir. sistemler kurulabilir. kelimeye pek ala iman edilebilir. ve ondan bir tek harf çıkarılamaz.” hatırladınız mı eski dostumuz mefisto’yu. saatleri ayarlama ensitütüsünün kendisinin, böümlerinin, müdürlüklerinin ve diğer bütün parçalarının mefisto’nun bu sözünden etkilenilmiş gibi ortaya çıkması size de ilginç gelmedi mi? doğrusu odur ki s.a.e. nin çalışanları ayarcı ve irdal’ın akrabalarından, eşinden, dostundan ve dahi diğer tavsiyelerden saçilmeliydi, öyle de oldu. fakirlikten bir anda sıyrılıp erfaha eren insanlar, ölümden dönen, mezardan çıkanlar, bir anda gerçek aşkı bulanlar o zamana kadar manasız gördükleri enstitüye aşkla bağlandılar. ey mübarek sen olmasaydın, ahmet zamani efendi de olmayacaktı, enstitünün yeni binası senin kendine güvenli sesin, mağrur duruşunla var oldu. sen öyle bir saattin ki her evde bir tane olmalı, gençler bayram sabahları elini öpmeli ,sana adaklar adamalıdır. hayri irdal senin alelade bir aat olduğunu düşünmüş olabilir bir zamanlar ama inandıktan sonra o da emin olmasa da kabul etmiş görünmedi mi senin kerametlerini?

avrupa’dan amerika’dan gelen heyetler bu ne yaptığı tam belli olmayan enstitüye hayran kaldıkları anda artık dünüşü olmayan bir yola giren enstitü, herkesi şaşırtma, imkansıza yönelme yoluna girdiğinde elleri alkışlamaktam kızaranlar arasında sen değilsen bile dedelerinden bir yok muyu ey okur!

tatlı bir kızın yolda seni durdurup saatini ayarlmasını istemez misin içinde bulunduğumuz şu sanal yüzyılda bile.
ahmet hamdi tanpınar üstün bir zeka ürünün oalrak saatleri ayarlama enstitüsü koymamış olsaydı bu başyapıtın adını böyle bir fikir deler miydi zihnimizi?

bu yazıyı bitirmeye hazırlandığım şu anda cep telefonumun saati 09:51, bilgisayarımın saati 09:53, trt’nin saati 09:39 ve kol saatim inadına 09:54… ne kadar sürede yazdım bu yazıyı bilemiyorum, bu sabah kaçta uyandım, ne kadar zaman yitirdim daha sabahın bu vakitlerinde? çıldırmak işten değil!!!
pazar gecesi saatlerinizi 1 saat geri almayı unutmayın! hayri irdal ve halit ayarcı yoksa da artık, saatleri ayarlama enstitüsü lağvedilmiş olsa da, mübarek’in kerametleri sorgulanmakta olsa da, ben fahri bir s.a.e. çalışanı olarak nakdi ceza uygulamak için sizi kontrole geliyor olacağım…
devamını gör...

liste verin arkadaşlar neyle dalga geçilebilir neyle geçilemez ona göre hareket edelim biz.

ya ablacım. sen müslüman değil misin ? senin inancına göre ben inanmıyorsam yanmayacak mıyım zaten alevler içinde ? oradan rahatlaman lazım. neden zoruna gidiyor ?

neden benim konuşmamı engellemek yerine beni duymazdan gelmiyorsun? görme *mk, okuma, dinleme. basit yani. zorla kulağına sokmuyoruz senin. benim en en en en fazla seni rahatsız edebileceğim durum sana inanma demek olur. onu da kimse kimseye demiyor zaten. uğraşmaz kimse bununla, beni zerre ilgilendirmez çarşaf giyip cennete gideceğini düşünmen. tıpkı benim ne ile dalga geçeceğimin seni ilgilendirmediği gibi.

#971531 offf offf offffff kafalara bak kafalara. bu nasıl bir yaklaşım ya* o zaman bu dünyada alakamız olmayan hiç bir şeyi konuşmayalım. bu arada burası türkiye hatırlatırım. siyasal islam var ve ben para veriyorum buna. mesela gidiyorum bira alıyorum, verdiğim paranın büyük bir kısmını devlet alıyor vergi olarak. ona da işte çocuk evliliklerini meşrulaştırmasına falan kullanıyor din kisvesi altında, bende inanç bu diye susuyorum öyle mi ? adam hisdistan'da covidden kurtulmak için puta yalvarıyor ben buna saygı mı duyayım şimdi ? duymuyorum *mk dalga geçer, eğlenirim ancak buna.

biz harbiden böyle yönetilmeyi hak ediyoruz. şu başlıkta yazanlara bak. inanç ince bir cizgiymiş. senin için öyle. tekrar yazayım genelde ilk seferde anlaşılmıyor. 'senin için', benim için çok kalın o çizgi. beni duymamak senin elinde, ama benim ne ile dalga geçeceğim yada ne konuşacağım senin elinde değil. asıl bunu düşünememek ucuzluk. ama siz anlamazsınız boşa bu konuşmalar, kırk yıl sonra falan tekrar deneyin.
devamını gör...

birkaç başlıkta tanımlarını okudum. kim bu? diye baktıktan sonra da sürekli gözüme çarpar oldu. kendisini pek bir sevdim, çokça ısındım nickaltını okumak için girdim. baktım açılmamış, ben açtım
hoşgelmişş.
devamını gör...

(bkz: sözlüğe küfür alternatifleri)
devamını gör...

gerçek anlamıyla aldığımızda pek mümkün olmayan eylem. malumunuz üzere zaman 4. boyuttur. her saniyede 1 saniye ileri gider. bize göre hep böyledir. bununla yarışmaya kalkarsanız ne kadar hızlı gittiğinize bağlı olarak zaman yavaşlayacaktır ama hiç durmayacaktır. zaten zaman durursa sizde durursunuz. kısacası zamanla yarışmaya kalkmayın. o hep sizin yanınızda, sizinle birlikte ve sizin hızınızda ilerliyor olacaktır.
devamını gör...

dehşetengiz yayın.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim