pandemide kadına şiddet tolere edilebilir seviyededir
tolere et bakalım, hadi, pandemi veya daha öncesi. zaman farketmez!
ceren özdemir pırıl pırıl , gözünden ışık ve umut fışkıran bir öğrenciydi. şimdi bir mezarlıkta yatıyor. çü- rü- yor....
hadi tolere et bakalım. sen ki, 23 nisan ' da küçücük çocuĝa ikramda bulunmamış bir insansın. neden?
çok dindarsın ya sen?
çok hassssssssaaaasss.
şiddetin, öldürmenin, acının telafisi yoktur derya hanım.
bakan olabilirsin. ama gören değilsin.
ceren özdemir pırıl pırıl , gözünden ışık ve umut fışkıran bir öğrenciydi. şimdi bir mezarlıkta yatıyor. çü- rü- yor....
hadi tolere et bakalım. sen ki, 23 nisan ' da küçücük çocuĝa ikramda bulunmamış bir insansın. neden?
çok dindarsın ya sen?
çok hassssssssaaaasss.
şiddetin, öldürmenin, acının telafisi yoktur derya hanım.
bakan olabilirsin. ama gören değilsin.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
sabah bir kaza atlattım ve haliyle heyheylerim tepemdeydi. merkür retrosu beni aşırı geriyor, o bitince de dolunay başlıycak. anlayacağın bombastik bir ay beni bekliyor.
neyse efendim… şuan yine öğretmen hakkında yazmak istiyor canım. dün iş yerinde yaşadığım stresler sonrası onunla yazıştığımda buluşmayı planladık bugün için. mesaj attım adam dönmüyor. iki buçuk saat kararsızlık kapladı içimi. yazsa da gitmeyecektim buluşmaya. ikinci date’imiz olacaktı. onca zaman yalnızlıktan sonra bu benim için aşırı zor, aşırı yüksek bi kademe. insanlar zor. ben sinirliyim, bende başkalarına göre zorum. insan ilişkileri karmaşık, hayat karmakarışık, ben zehirli sarmaşık.
mesajıma döndü çalıştığını ve geç yazdığı için özür diledi. yorgunsundur iptal edelim dedim. buluşalım dedi. iki cümleye tav olmadım tabi ki. suratım asık, hazırlanıyorum, kafamda daha başlamamış ilişkimizi başlattım, yaşadım, kavgalar, sevinçler ve hüzünler sonucu bitirdim. yine kafamda. bir yandan eyeliner çekiyorum, bir yandan ağlamamak için zor duruyorum. sonuçta az önce bir ayrılık yaşadım içimde.
gitmeyeceğim, mesaj atıp hasta hissettiğimi söyleyeceğim. telefonu elime aldım, anneme mesaj atıyorum, ben biraz gezeceğim, çocuklara iki saat bakar mısın? elim neden bana ihanet ediyor şimdi? aşk konusunu kafamda kapatmadım mı? niye böyle oldu şimdi? kendime saydırıyorum bir yandan kirpiklerim güzel oldu mu diye bakıyorum.
evden çıkıp, manevi abim olan cenk'in arka bahçesine mesaj atıyorum;
konuştuk, jezabel gibi gidiyorum ona.
vardım. o kadar güzel bakıyor ki, anlatılmaz, kaybolunur o masum gözlerde. artık iş arkadaşı olarak değil, arkadaşlıktan bir tık öte değil, flörtüymüşüm gibi konuşuyor benimle. çocuklarımın olması, onun dininden olmayışım, ondan yaşça küçük oluşumun onun açısından bir sorun olmadığını anlatıyor açık görüşüyle. bunların hepsi benim için çok değerli. kırmızı çizgilerime basmadan yürümesi kalbimi eritiyor yavaşça. karanlıktan korktuğumu bildiği için kalkalım demesi, biraz daha oturalım diye ısrar etmemesi benim için takdire şayan davranışlar. sanırım dünyanın en anlayışlı insanına sinirlenmiş, kırılmış, henüz başlamadığımız ilişkiye haksızlık etmişim bu öğlen sularında.
daha şık, güzel detaylar söylenildi, onları da kendi içimden bağrıma basacağım. tutamadıklarım, dolup taşanlar bugünün anısı olarak kendime not gibi burada dursun istedim.
benzin su gibi giden jezabel, seni çok iyi anlıyorum artık.
neyse efendim… şuan yine öğretmen hakkında yazmak istiyor canım. dün iş yerinde yaşadığım stresler sonrası onunla yazıştığımda buluşmayı planladık bugün için. mesaj attım adam dönmüyor. iki buçuk saat kararsızlık kapladı içimi. yazsa da gitmeyecektim buluşmaya. ikinci date’imiz olacaktı. onca zaman yalnızlıktan sonra bu benim için aşırı zor, aşırı yüksek bi kademe. insanlar zor. ben sinirliyim, bende başkalarına göre zorum. insan ilişkileri karmaşık, hayat karmakarışık, ben zehirli sarmaşık.
mesajıma döndü çalıştığını ve geç yazdığı için özür diledi. yorgunsundur iptal edelim dedim. buluşalım dedi. iki cümleye tav olmadım tabi ki. suratım asık, hazırlanıyorum, kafamda daha başlamamış ilişkimizi başlattım, yaşadım, kavgalar, sevinçler ve hüzünler sonucu bitirdim. yine kafamda. bir yandan eyeliner çekiyorum, bir yandan ağlamamak için zor duruyorum. sonuçta az önce bir ayrılık yaşadım içimde.
gitmeyeceğim, mesaj atıp hasta hissettiğimi söyleyeceğim. telefonu elime aldım, anneme mesaj atıyorum, ben biraz gezeceğim, çocuklara iki saat bakar mısın? elim neden bana ihanet ediyor şimdi? aşk konusunu kafamda kapatmadım mı? niye böyle oldu şimdi? kendime saydırıyorum bir yandan kirpiklerim güzel oldu mu diye bakıyorum.
evden çıkıp, manevi abim olan cenk'in arka bahçesine mesaj atıyorum;
konuştuk, jezabel gibi gidiyorum ona.
vardım. o kadar güzel bakıyor ki, anlatılmaz, kaybolunur o masum gözlerde. artık iş arkadaşı olarak değil, arkadaşlıktan bir tık öte değil, flörtüymüşüm gibi konuşuyor benimle. çocuklarımın olması, onun dininden olmayışım, ondan yaşça küçük oluşumun onun açısından bir sorun olmadığını anlatıyor açık görüşüyle. bunların hepsi benim için çok değerli. kırmızı çizgilerime basmadan yürümesi kalbimi eritiyor yavaşça. karanlıktan korktuğumu bildiği için kalkalım demesi, biraz daha oturalım diye ısrar etmemesi benim için takdire şayan davranışlar. sanırım dünyanın en anlayışlı insanına sinirlenmiş, kırılmış, henüz başlamadığımız ilişkiye haksızlık etmişim bu öğlen sularında.
daha şık, güzel detaylar söylenildi, onları da kendi içimden bağrıma basacağım. tutamadıklarım, dolup taşanlar bugünün anısı olarak kendime not gibi burada dursun istedim.
benzin su gibi giden jezabel, seni çok iyi anlıyorum artık.
devamını gör...
normal sözlük'ü 3 kelime ile anlat
altyapıdaki yetenekli futbolcu
devamını gör...
ucuz edebiyat
''aslında ulaşamadığı ciğere kedinin taktığı addır'' diyerek farklı bir bakış tarzı geliştirmek istediğim bir sahadır. evet, ucuz edebiyat hakkında söylenenlerin aksine bir iddiayı anlatmak isteseydim, onun topluma mal olduğunu vurgulardım. büyük kitleler ucuz edebiyat ürününü benimsemiş ve hatta dillere pelesenk etmiştir. bu edebiyat, ucuzdur; zira az bir pahaya herkes yararlanabilir ve bunu okuyan, söyleyen ve yazan, edebiyatın zevkini de bir nebze tadabilir. ucuz edebiyatın derinliği olmayan, popüler kültürün tüketimine sunulmuş olduğu tezi, muhkem bir kazıye hâlini alsa dahi, fikrimce, gerçekte ucuz edebiyat ürünü ortaya koyabilmek için dil hazinesi, soyut düşünce ufku ve kavram bilgisinin ciddi anlamda üst seviyelerde bulunması gerekir. bir takım sosyal medya sitelerinde bu sözlerin duvar yazıları hâline getirilmiş olmaları, popülerliği nedeniyle değersizleştiğine değil bilâkis geniş kitlelerce beğenildiğine hamledilmelidir. celâleddin rûmî'nin, yunus emre'nin, şirazlı sâdî'nin zekâ ve zevk-i selîmin şâhikâlarında dolaşan birbirinden harika tek cümlelik veya birkaç dizeden mülhem dizeleri, okuyanlarda daha önce hiç akıllarına getirmedikleri mânâ ve hikmetlerin peçesini sıyırır. bunu başarabilmek kolay değildir. ucuz edebiyat, muhtaç ve mahrum olanlara edebiyatın zârif kıyâfetinden, güzel endâmından, hoş kokusundan haber veren küçük ama kıymetli bir armağandır, edebiyatın yüksek burçlarına çıkma hevesi veren sevimli çocuk şekerleridir.
devamını gör...
normal sözlük'te tüm yazarların evli olması
çok doğru. bana yazmayın kocam kızıyo.
devamını gör...
eisoptrofobi
aynalardan korkmadır.
devamını gör...
ağrı kesici içmeyen insan
benimdir. çok ağır durum olmadığı sürece içmem.
ancak diş ağrısı gibi durumlarda içerim.
ancak diş ağrısı gibi durumlarda içerim.
devamını gör...
28 mart 2021 tekirdağ'da atatürk büstlerine organize saldırılar
haber
atatürk büstünün üstüne ve okul duvarına spreyle yazılar yazıldı. saldırıda bulunanlar bir de sayfalarca mektup bıraktı. nefret içeren mektupta, “okullarda islam'ı öğretmek yasak. atatürk’e tapan insanlar yetiştirmek putperestliktir” gibi ifadeler yer alıyor.
atatürk büstünün üstüne ve okul duvarına spreyle yazılar yazıldı. saldırıda bulunanlar bir de sayfalarca mektup bıraktı. nefret içeren mektupta, “okullarda islam'ı öğretmek yasak. atatürk’e tapan insanlar yetiştirmek putperestliktir” gibi ifadeler yer alıyor.
devamını gör...
çirkinbetty
akademisyenlik yolunda fik fik fik diye emin adımlarla ilerleyen, eli kalem tutan, üretken, çiçeği burnunda kafa sözlük yazarı. geldiğinin ikinci günü kafa sözlük ocak devriminin yaşanmış olması dış minnakların eliyle geldiği izlenimini uyandırıyor ama ayağı uğurlu geldi herhalde. sözcüklerin kaleminden bir şelale gibi akıp gitmesini diliyorum. hoş geldin sevgili betty.
devamını gör...
en kötü ne olabilir motivasyonu
daha sık kullanılması gerektiğini düşündüğüm motivasyon şekli.
bazen bu soruyu sorduğumda aslında o kadar da kötü bir sonucun beklemediğini fark ediyorum. kendimize engeller koyduğumuz birçok konuda bu kadar derin düşünmediğimiz için geri planda kalıyoruz.
bazen bu soruyu sorduğumda aslında o kadar da kötü bir sonucun beklemediğini fark ediyorum. kendimize engeller koyduğumuz birçok konuda bu kadar derin düşünmediğimiz için geri planda kalıyoruz.
devamını gör...
murphy kanunları
kaynayan süt taşmasın diye başında beklersin, yine taşar.
devamını gör...
birinden vazgeçme eşiği
“kötü günümde yanımda olmadığın zaman vazgeçtim.
canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden “sen” olduğun için vazgeçtim.
bencil olduğun için vazgeçtim.
bunlardan sadece bir tanesi senden vazgecmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.
ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.
bu yüzden ben de senden vazgeçtim.”
frida kahlo
canın sıkıldığında benimle paylaşmadığını, kırılacak veya tedirgin olacak olsam bile düşüncelerini açıkça söylemediğini anladığım zaman vazgeçtim.
bana yalan söylediğini anladığım zaman vazgeçtim.
gözlerime baktığında kalbinle bakmadığını ve bana hala söylemediğin şeyler olduğunu hissettiğimde vazgeçtim.
her sabah benimle uyanmak istemediğini, geleceğimizin hiçbir yere gitmediğini anladığım zaman vazgeçtim.
düşüncelerime ve değerlerime değer vermediğin için vazgeçtim.
ağrılarımı dindirecek sıcak sevgiyi bana vermediğinde vazgeçtim.
sadece kendi mutluluğunu ve geleceğini düşünerek beni hiçe saydığın için vazgeçtim.
tablolarımda artık kendimi mutlu çizemediğim ve tek neden “sen” olduğun için vazgeçtim.
bencil olduğun için vazgeçtim.
bunlardan sadece bir tanesi senden vazgecmem için yeterli değildi, çünkü sevgim yüceydi.
ama hepsini düşündüğümde senin benden çoktan vazgeçtiğini anladım.
bu yüzden ben de senden vazgeçtim.”
frida kahlo
devamını gör...
makar devuşkin
kokpitini yaptığım bir çalışmayla taçlandırarak gözlerimi dolduran, takibimde olan yazardır. var olsun.*
devamını gör...
normal sözlük - koruncuk vakfı yılbaşı hediye ve yardım etkinliği
mükemmel bir etkinlik, öncelikle düşünen, organize eden, hayata geçiren herkese teşekkürler.
aldığımız ürün için bildireceğimiz kargo adresi vb. bilgileri göremedim, başlığa iliştirir iseniz iyi olur.
aldığımız ürün için bildireceğimiz kargo adresi vb. bilgileri göremedim, başlığa iliştirir iseniz iyi olur.
devamını gör...
tıbbın çare bulamadığı hastalıklar
sadece yakın çevremde karşılaşıp 100 hastalığın 99 una çare bulamayan tıp için artık hiçbir ümidim kalmamıştır.
crohn hastalığı
mezotelyoma
liken planus
pemfigus
osteoartrit
alzheimer
migren
kulak çınlaması
vitreus dejenerasyonu
malassezia globasa
miyop-hipermetrop-astigmat (ameliyatla geçiyor demeyin, herkeste farklı sonuçlara sebep olan tedavi, yeterli tedavi değildir. )
göz tansiyonu
ve daha birçok hastalıkta sadece şikayetleri azaltır, hastalık tamamen ortadan kalkmaz.
crohn hastalığı
mezotelyoma
liken planus
pemfigus
osteoartrit
alzheimer
migren
kulak çınlaması
vitreus dejenerasyonu
malassezia globasa
miyop-hipermetrop-astigmat (ameliyatla geçiyor demeyin, herkeste farklı sonuçlara sebep olan tedavi, yeterli tedavi değildir. )
göz tansiyonu
ve daha birçok hastalıkta sadece şikayetleri azaltır, hastalık tamamen ortadan kalkmaz.
devamını gör...
the last samurai
*2004 şubat’ında piyasaya çıkmış savaş* filmi. malum her savaş aynı zamanda bir dramdır da aslında.
filmin başrolünde tom cruise oynuyor. ona japon oyuncu ken watanabe ve shin koyamada eşlik etmiş. iyi ki de etmiş. bu sayede harika bir film çıkmış ortaya.
filmi hiç izlemediysem 50 defa izlemişimdir. ilk izlediğimde, kimliğimi bırakarak kiraladığım orjinal* film cdsinden izlemiştim. nasılsa haftasonu bende diye üç dört defa izlemiştim.*
daha sonra defalarca izleyerek japon disiplini ve azmini takdir ettim. japonların eskiyi ve yeniyi bir arada tutmalarını hep hayranlıkla karşılamışımdır. günümüzde bu kadar modern ve gelişmiş bir toplum yaratmak sadece çalışmayla olmaz.
sadece çalışmak bir şeyler inşa etmenizi sağlar ama temeliniz sağlam değilse inşa ettiğinizin ömrü de uzun olmaz. onun için, geçmişin ışığında geleceğin peşinden koşmak gerekir. *
sadece koşmak da yetmez. yeni değerler var ederken bir diğer yandan varolan değerlerin korunması ve muhafazası da çok önemli. bir değeri var ederken mevcut değerleri örselemeden devam ettirmek gerek çünkü.
filmde mevcut değerlerin varlığı ve kıymeti vurgulanır, eski ile yeninin birlikte de güzel yaşayabileceği savunulur. hem savunulan mevcut değerler öyle üstün körü inanılmış dogmalara veya kulaktan dolma duyumlara dayanmaz.
öylesine güzel, sürükleyici bir anlatım ve akış yakalanmış ki geleneksel değerlerin mükemmelliği ve doğanın samuraylık geleneğiyle kusursuz uyumu izleyiciyi filme hayran bırakır.
her izlediğimde apayrı bir keyif ve tad alarak izler yeni bir detay farkederim.
neyse filmin içeriğine girmeden pazarınızı güzelleştirecek bir film önerimin sonuna geldim. iyi seyirler dilerim.
beyazperde.com dan konusunu alıntılayarak tanımıma son vereyim.
amerikan ordusunda, ukala ve aynı zamanda da kıdemli bir kaptan olarak bilinen nathan algren, 1870’lerde japonya’dan bir teklif ve davet alır. kendisinden, japon imparatorluğu’nun ilk ordusuna askeri eğitim vermesi talep edilmektedir. her ne kadar modern savaş yöntemleri açısından gelişim gösterseler de samuray kültürü de hem devam etmekte hem de önemsenmektedir. ancak algren, başına gelen bir kaza sonucu, samurayların lideri tarafından kurtarıldığı vakit, esas samuray kültürüyle tanışır ve bundan ziyadesi ile etkilenir. bir samuray savaşçısı gibi hareket etmeyi öğrenmesi onu son derece önemli bir kararın eşiğine taşıyacaktır. başrolde tom cruise’un oluşu filme ekstra bir cazibe katıyor.
filmin başrolünde tom cruise oynuyor. ona japon oyuncu ken watanabe ve shin koyamada eşlik etmiş. iyi ki de etmiş. bu sayede harika bir film çıkmış ortaya.
filmi hiç izlemediysem 50 defa izlemişimdir. ilk izlediğimde, kimliğimi bırakarak kiraladığım orjinal* film cdsinden izlemiştim. nasılsa haftasonu bende diye üç dört defa izlemiştim.*
daha sonra defalarca izleyerek japon disiplini ve azmini takdir ettim. japonların eskiyi ve yeniyi bir arada tutmalarını hep hayranlıkla karşılamışımdır. günümüzde bu kadar modern ve gelişmiş bir toplum yaratmak sadece çalışmayla olmaz.
sadece çalışmak bir şeyler inşa etmenizi sağlar ama temeliniz sağlam değilse inşa ettiğinizin ömrü de uzun olmaz. onun için, geçmişin ışığında geleceğin peşinden koşmak gerekir. *
sadece koşmak da yetmez. yeni değerler var ederken bir diğer yandan varolan değerlerin korunması ve muhafazası da çok önemli. bir değeri var ederken mevcut değerleri örselemeden devam ettirmek gerek çünkü.
filmde mevcut değerlerin varlığı ve kıymeti vurgulanır, eski ile yeninin birlikte de güzel yaşayabileceği savunulur. hem savunulan mevcut değerler öyle üstün körü inanılmış dogmalara veya kulaktan dolma duyumlara dayanmaz.
öylesine güzel, sürükleyici bir anlatım ve akış yakalanmış ki geleneksel değerlerin mükemmelliği ve doğanın samuraylık geleneğiyle kusursuz uyumu izleyiciyi filme hayran bırakır.
her izlediğimde apayrı bir keyif ve tad alarak izler yeni bir detay farkederim.
neyse filmin içeriğine girmeden pazarınızı güzelleştirecek bir film önerimin sonuna geldim. iyi seyirler dilerim.
beyazperde.com dan konusunu alıntılayarak tanımıma son vereyim.
amerikan ordusunda, ukala ve aynı zamanda da kıdemli bir kaptan olarak bilinen nathan algren, 1870’lerde japonya’dan bir teklif ve davet alır. kendisinden, japon imparatorluğu’nun ilk ordusuna askeri eğitim vermesi talep edilmektedir. her ne kadar modern savaş yöntemleri açısından gelişim gösterseler de samuray kültürü de hem devam etmekte hem de önemsenmektedir. ancak algren, başına gelen bir kaza sonucu, samurayların lideri tarafından kurtarıldığı vakit, esas samuray kültürüyle tanışır ve bundan ziyadesi ile etkilenir. bir samuray savaşçısı gibi hareket etmeyi öğrenmesi onu son derece önemli bir kararın eşiğine taşıyacaktır. başrolde tom cruise’un oluşu filme ekstra bir cazibe katıyor.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...
tüm dünyada boeing 777'lerin yere indirilme talebi
boeing bu gidişle yavaş yavaş iflasın eşiğine geliyor gibi. zaten max 8 krizini dahi henüz çözemediler.
borsa da thy hissesi olanlar varsa iyi düşünsün derim, max 8 krizinde epey bir dip yapmıştı, filosunda boeing uçakları ağırlıklı olduğu için düşmeler yaşanabilir.
yatırım tavsiyesi değildir.
borsa da thy hissesi olanlar varsa iyi düşünsün derim, max 8 krizinde epey bir dip yapmıştı, filosunda boeing uçakları ağırlıklı olduğu için düşmeler yaşanabilir.
yatırım tavsiyesi değildir.
devamını gör...
admin ve modların entrylerini beğenen tip
her sözlükte bulunan fakat yeni açılan sözlüklerde daha gözle görülür bir şekilde yaşanan durumdur. bu durum şöyle gelişir; sözlüğe yeni katılan yazar kişisi sözlüğü ve ortamı tanımak ve sözlük ile ilgili endişelerini belirten başlık ve entrylerle sözlüğe katkıda bulunur. bu durum eleştiri kabul edilir ve sözlüğün saaabısı ve modları hemen savunmaya geçer ve karşı entrylerle bu eleştirisel başlık veya etnryleri savuşturmaya çalışır. işte bahsettiğimiz tip de tam olarak burada devreye girer ve savunma halindeki admin veya mod kişisini + puana boğar. bundan maksat şudur ki; admin veya mod kişisinin gözüne girmek ve sözlük ile ilgili basit birkaç yetki alabilmek.
gerek var mı bu gibi minik ve basit şeylere, bence yoktur. anın dadını çıkarın efenim.
gerek var mı bu gibi minik ve basit şeylere, bence yoktur. anın dadını çıkarın efenim.
devamını gör...
regl dönemindeki kadının istekleri
erkeklerin regl hakkında bilinçlenmesi ve her b..u regle bağlamamasıdır.
devamını gör...