istisnasız herkesin sevdiği şey
olmayan şeydir. arkadaşlar yok böyle bir şey boşuna aramayın. çikolata sevmeyen insanlar var bu dünyada. çok acı ama gerçek.
devamını gör...
meslek hayatınızda karşılaştığınız çarpıcı olaylar
hepimiz farklı meslekler icra ediyoruz, farklı mesailer yapıyoruz, farklı hayatlar yaşıyoruz. bunca çeşitliliğin arasında hepimiz farklı olaylara şahit oluyoruz. bu olaylar kimi zaman sadece anlık bir duygu değişimine sebep olurken kimi zaman aylarca rüyalarımıza giriyor, kimi zaman da hayatımızın yönünü tamamen değiştiriyor.
bu başlığın çıkış noktası munchausen sendromu başlığında yaptığım tanıma ilaveten anlatmak istediğim, bizzat yaşadığım ve kendimce çarpıcı bulduğum birkaç olayı anlatmak istememdi. sonradan düşündüm de, neden diğer portakalseverler de kendi yaşadıkları çarpıcı meslek hikayelerini anlatmasınlar? umarım bu başlık, henüz meslek seçimi yapmamış/mesleği eline almamış genç portakalseverler için de nelerle karşılaşabileceklerini önceden görebildikleri hikayeleri barındırır.
ilk hikaye:
munchausen sendromu ile ilgili tek bilgim yıllar evvel dersin birinde bir hocamın kısaca bahsettiği kadardı. ve ben ilk gerçek munchausen vakasını gördüğümde bunun öyle üstünkörü anlatılıp geçilecek bir şey olmadığını farketmiştim.
20'li yaşların sonlarında bir adam gelmişti acil servise, kucağında yarı baygın karısı ile. ben henüz toy bir öğrenciyim, koşuşturmaca içinde duyuyorum bütün olanları. adam eve geldiğinde kadını defalarca kusmuş ve yarı baygın halde bulmuş, hemen kucaklayıp arabayla acile getirmiş.
acilde koşuşturmaca başladı, kadının zehirlendiğine kanaat getirildi, midesi yıkandı vs.
hocanın odasında birkaç asistan doktor, hemşire ve ben vardım, kadın hastanın tedavisi bitirilmiş henüz taburcu edilmemişti. hoca ile asistanların konuşmalarına kulak kabarttım:
asistan doktor 1: hocam bu kadını daha önce de bu şekilde acile getirdi adam. acaba kadına bir şey yapıyor olmasın bilerek?
hoca: hasta kayıt dökümüne baktınız mı?
asistan doktor 2: baktım hocam, son 3 ay içinde 4 defa giriş yapılmış.
hoca: şikayetler hep aynı mı?
asistan doktor 1: aynı sayılır, çok benzer: neredeyse hepsinde kusmuş ve yarı baygın getirilmiş.
asistan doktor 2: polise haber verelim mi hocam?
hoca: kadınla ve kocasıyla ayrı ayrı konuşayım bi, sonra bakarız.
aradan zaman geçti, arada ne oldu ne bitti takip edemedim, zira o aralar acile hasta yağıyordu adeta. fakat sonradan öğrendim tüm hikayeyi: kadın, kocası onunla yeteri kadar ilgilenemediği için (adamın işleri çok yoğunmuş o sıralar ve şehir dışına gidip geliyormuş sürekli) ilgisini çekmek istemiş, ilk başlarda hasta numarası yapmış fakat kocasından yeteri kadar ilgiyi görememiş yine. ardından ilaçlar içmeye başlamış, bu da yetmeyince temizleyici kimyasallar içmeye başlamış. bu son gelişinde de kadının 1-1buçuk litre çamaşır suyu içtiğini farketmişler, sırf kocasının ilgisini çekebilmek için..
ilk karşılaştığım munchausen sendromu bu olsa da maalesef zaman içinde çok daha kötülerini gördüm. belki onları da başka zaman eklerim buraya.
bu başlığın çıkış noktası munchausen sendromu başlığında yaptığım tanıma ilaveten anlatmak istediğim, bizzat yaşadığım ve kendimce çarpıcı bulduğum birkaç olayı anlatmak istememdi. sonradan düşündüm de, neden diğer portakalseverler de kendi yaşadıkları çarpıcı meslek hikayelerini anlatmasınlar? umarım bu başlık, henüz meslek seçimi yapmamış/mesleği eline almamış genç portakalseverler için de nelerle karşılaşabileceklerini önceden görebildikleri hikayeleri barındırır.
ilk hikaye:
munchausen sendromu ile ilgili tek bilgim yıllar evvel dersin birinde bir hocamın kısaca bahsettiği kadardı. ve ben ilk gerçek munchausen vakasını gördüğümde bunun öyle üstünkörü anlatılıp geçilecek bir şey olmadığını farketmiştim.
20'li yaşların sonlarında bir adam gelmişti acil servise, kucağında yarı baygın karısı ile. ben henüz toy bir öğrenciyim, koşuşturmaca içinde duyuyorum bütün olanları. adam eve geldiğinde kadını defalarca kusmuş ve yarı baygın halde bulmuş, hemen kucaklayıp arabayla acile getirmiş.
acilde koşuşturmaca başladı, kadının zehirlendiğine kanaat getirildi, midesi yıkandı vs.
hocanın odasında birkaç asistan doktor, hemşire ve ben vardım, kadın hastanın tedavisi bitirilmiş henüz taburcu edilmemişti. hoca ile asistanların konuşmalarına kulak kabarttım:
asistan doktor 1: hocam bu kadını daha önce de bu şekilde acile getirdi adam. acaba kadına bir şey yapıyor olmasın bilerek?
hoca: hasta kayıt dökümüne baktınız mı?
asistan doktor 2: baktım hocam, son 3 ay içinde 4 defa giriş yapılmış.
hoca: şikayetler hep aynı mı?
asistan doktor 1: aynı sayılır, çok benzer: neredeyse hepsinde kusmuş ve yarı baygın getirilmiş.
asistan doktor 2: polise haber verelim mi hocam?
hoca: kadınla ve kocasıyla ayrı ayrı konuşayım bi, sonra bakarız.
aradan zaman geçti, arada ne oldu ne bitti takip edemedim, zira o aralar acile hasta yağıyordu adeta. fakat sonradan öğrendim tüm hikayeyi: kadın, kocası onunla yeteri kadar ilgilenemediği için (adamın işleri çok yoğunmuş o sıralar ve şehir dışına gidip geliyormuş sürekli) ilgisini çekmek istemiş, ilk başlarda hasta numarası yapmış fakat kocasından yeteri kadar ilgiyi görememiş yine. ardından ilaçlar içmeye başlamış, bu da yetmeyince temizleyici kimyasallar içmeye başlamış. bu son gelişinde de kadının 1-1buçuk litre çamaşır suyu içtiğini farketmişler, sırf kocasının ilgisini çekebilmek için..
ilk karşılaştığım munchausen sendromu bu olsa da maalesef zaman içinde çok daha kötülerini gördüm. belki onları da başka zaman eklerim buraya.
devamını gör...
sevgilinin anlaşıldı senden bir cacık olmayacak demesi
cacığa bir bütün olarak bakar ve acaba bütünden mi şikayetçi diye düşünürüm. ardından sorarım; salatalık, sarımsak, yoğurt veya nane hangisini ima ettiğini sorarım.
ben açık olmasını öneririm, neyim ben şimdi?
salatalık isem hıyar da demek istemiş olabilir. kendince küçümsüyor olsa da salatalığın çok yararlı olduğundan habersizdir. su kardeşim salatalık, su. diyette misin sınırsızca salatalık yiyebilirsin. vücudun su kaybına uğradığında yine salatalık yiyebilirsin. soyduğun zaman kabuklarını yüzüne sürüp gözeneklerini sıkılaştırabilirsin.
sarımsak isem dünyanın en güçlü antibiyotiği olarak bütün iltihaplarını kurulabileceğimden habersiz olan birine, “nimet tepiyorsun” derim.
yoğurt ise kastettiği mide sıkıntısı yoksa eğer yine vücuduna bağırsak sağlığına çok faydalı olduğumdan habersizdir.
sanırım nane olduğumu kast ediyorsa üzülürüm. aklıma ajdar’ın nane nane nane nane şarkısı gelir.
ben açık olmasını öneririm, neyim ben şimdi?
salatalık isem hıyar da demek istemiş olabilir. kendince küçümsüyor olsa da salatalığın çok yararlı olduğundan habersizdir. su kardeşim salatalık, su. diyette misin sınırsızca salatalık yiyebilirsin. vücudun su kaybına uğradığında yine salatalık yiyebilirsin. soyduğun zaman kabuklarını yüzüne sürüp gözeneklerini sıkılaştırabilirsin.
sarımsak isem dünyanın en güçlü antibiyotiği olarak bütün iltihaplarını kurulabileceğimden habersiz olan birine, “nimet tepiyorsun” derim.
yoğurt ise kastettiği mide sıkıntısı yoksa eğer yine vücuduna bağırsak sağlığına çok faydalı olduğumdan habersizdir.
sanırım nane olduğumu kast ediyorsa üzülürüm. aklıma ajdar’ın nane nane nane nane şarkısı gelir.
devamını gör...
kız istemenin kadınları aşağılaması
bomboş, duyar kasmak amaçlı açılmış bir başlık.
padişahın yanına girerken destur istemek
nasıl ki hayadan ve edepdense bazı şeyler için izin istemek de gayet nazikçedir.
boş duyar kasmaya kalkan insanlara prim vermeyin.
padişahın yanına girerken destur istemek
nasıl ki hayadan ve edepdense bazı şeyler için izin istemek de gayet nazikçedir.
boş duyar kasmaya kalkan insanlara prim vermeyin.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
gündem gündem gundemdir.
devamını gör...
hellbound
squid game popülerliğinden sonra koreliler yine yapmıştır güzel bir şeyler diyerek başladım izlemeye. daha doğrusu arkadaşlarım önerdi diye başladım. kendi halime bırakılsam bu diziyi bitirmem için herhalde üstüne para vermeleri gerekirdi. ee e demişler, arkadaş hatrı için çiğ tavuk bile yenirmiş. hemen bu kadar kötüledim ama iyi yönleri yok mu bu dizinin? var tabii ki. dinin nasıl kullandığı öyle iyi örneklerle anlatılmış ki, alkış size. ama bir dakika sevgili yapımcılar, biz ülkemizde bu kullanışın en iyi örneklerini gördüğümüz için bana biraz sıkıcı geldi. sizi takdir ettim ama çok da etkilenmedim açıkçası. kötü kısımları çok ama en komiği gösteriyi gerçekleştire o kaslı kamyon lastikleri oldu. ahaha. bunu izlediğim için bırakın korkmayı güldüm. dizinin en güzel yeri evlat için yapılan o fedakarlık sahnesi ve son sahneydi. o sahne yüzünden kesin ikinci sezonu da izlerim ve yine gelip burda şikayet ederim.
konusunu da sona ekleyelim. psikopat bir tanrının insanları dünyada cezalandırmaya karar vermesi ve bunu vahşice yapması, mı acaba? ay bilemiyorum. izleyin işte.
konusunu da sona ekleyelim. psikopat bir tanrının insanları dünyada cezalandırmaya karar vermesi ve bunu vahşice yapması, mı acaba? ay bilemiyorum. izleyin işte.
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
biliyorum aynı başlığa iki kere yazmak uygun değil ama bunu söylemezsem olmayacak.. başlıkta yazan herkesi tek tek okudum. yazar olduğumdan beri engellediğim kimse de yok.
sözlük, size teşekkür ederim. kadınların kendini bunca güvensiz hissettiği bu konjonktürde 90 entry'de belki 1 ya da 2 kişidir saçmalayan. ve bu gerçekten görmezden gelinebilecek bir istatistik.
erkek kadın hepinize teşekkür ederim!
sözlük, size teşekkür ederim. kadınların kendini bunca güvensiz hissettiği bu konjonktürde 90 entry'de belki 1 ya da 2 kişidir saçmalayan. ve bu gerçekten görmezden gelinebilecek bir istatistik.
erkek kadın hepinize teşekkür ederim!
devamını gör...
hırçın kız
hayret nasıl açılmamış dediğim başlıktır. güncelleyeceğim üçüncü başlıktır. özgün adı "the taming of the shrew" olan william shakespeare eseridir. ah katerina ah. ayrıca bu eserle alakalı önereceğim film 10 things i hate about you (1999). *
devamını gör...
defalarca izlenen filmler
benim için harry potter serisi’dir.
ne zaman omuzlarımda ki yük taşıyamıycağım kıvama gelse, hayat koşturmasında boğulup, önümü göremesem, ciddi bi mesele’nin süregelen o uzun belirsizliğinde kaybolsam o haftayı hp haftası ilan ediyorum.
her akşam bir film, son akşam 2 film şeklinde.
gün boyunca bunalıp, kendimi sadece sigara-kahve-battaniye kombosuna kaptırıyorum üstte belirttiğim dönemlerde. bu sihirli dünya bünyeme iyi geliyo. belki bi kaçış yolu olarak varsaydığım içindir bilemiyorum tam.
baya seviyorum. öyle dakikası, dakikasına replik sayamam ama melodisi bile ruhuma iyi geliyo. nox diyip kapatın ışıkları ve yatın uyuyun, geç oldu. tüm potterhead’lere selam olsun.
ne zaman omuzlarımda ki yük taşıyamıycağım kıvama gelse, hayat koşturmasında boğulup, önümü göremesem, ciddi bi mesele’nin süregelen o uzun belirsizliğinde kaybolsam o haftayı hp haftası ilan ediyorum.
her akşam bir film, son akşam 2 film şeklinde.
gün boyunca bunalıp, kendimi sadece sigara-kahve-battaniye kombosuna kaptırıyorum üstte belirttiğim dönemlerde. bu sihirli dünya bünyeme iyi geliyo. belki bi kaçış yolu olarak varsaydığım içindir bilemiyorum tam.
baya seviyorum. öyle dakikası, dakikasına replik sayamam ama melodisi bile ruhuma iyi geliyo. nox diyip kapatın ışıkları ve yatın uyuyun, geç oldu. tüm potterhead’lere selam olsun.
devamını gör...
zyklon b
zyklon b, nazilerin katliamlarinda nihai cozume aracilik eden siyanur bazli bir zehirdir.
kursuna dizmeyle baslayan katliamlar bir sure sonra ss mensuplarinda psikolojik travmalara sebep oluyordu. ozellikle himmler'in, ss subaylarinda alkol bagimliliginin arttigina dair aldigi bilgiler neticesinde farkli ve hizli cozumler uzerine calisilmaya baslandi. bu siralarda otenazi icin engellilere zehirli igneler kullaniliyordu. kimyasal araclarla oldurmek uzerine calismalar yapildi.
bu donemde degesch ve tesch & stabenow gibi sirketler, daha once tarim ilaci olarak boceklerin oldurulmesinde kullanilan, siyanur bazli bir zehir olan zyklon uretiyorlardi. abd'de meksika'dan gelen gocmenlerin uzerindeki bitler icin de kullanilmis bir bilesikti bu. hidrojen siyanur, ılk olarak 1880'li yillarda california bolgesinde kullanilmisti. daha sonra zyklon a olarak da bilinecek zyklon, degesch tarafindan gelistirilmeye baslandi.
degussa'nin degesch'i 1922'de satin almasindan sonra, kimya ekibi bruno tesch ve walter heerdt hidrojen siyanur uzerine calismalar ve bir takim testler yaptiktan sonra gelismis bir urun olan zyklon b urettiler. 1942'de nihai cozum arayan ssler, tesch ile iletisime gecti. tesch, sslere zyklon b temin etmek sucundan 1946'da idam edilmistir.
zyklon b, yuvarlak metal kutular icerisinde uretilip kamplara gonderiliyordu. polonyadaki majdanek ve auschwitz'de gaz odalari kurulmustu. kristal seklindeki zyklon b taneleri, insanlar gaz odalarina sokulduktan sonra yukaridaki dus acikliklarindan iceri birakiliyordu. havayla temas eden zyklon b zehirli bir gaz aciga cikarip insanlari olduruyordu. ne kadar cok insan olursa o kadar hizli bogulma ve olme oldugunu dusunen ssler insanlarin ellerini havaya kaldirmalarini soylemisti. boylece cok fazla insan doldurulabiliyordu.
zehirli gazi soluyan insanlarin bazilarinun agizlarindan ve burunlarindan kan geldigi goruldu. bu cesetler, odalarin hemen yakinina kurulmus krematoryumlarda yakilip kulleri nehirlere dokuluyordu veya gubre yapiliyordu. cesetleri almak icin gelen calisanlar maske takiyorlardi. tesch ve diger sirket yoneticileri, 1.1 milyon insanin olumune sebep olmaktan dolayi asilarak idam edilmistir. savunmalarinda ise "biz, insan oldurduklerini bilmiyorduk, dezenfektasyon icin aldiklarini dusunuyorduk" demislerdi.
gaz odalarinda milyonlarca insan olduruldu. cogu kamptaki gaz odalari, himmlerin emriyle yikilmistir. hala elimizde fotograflari bulunan majdanek, auschwitz gaz odalari fotograflarina bakabilirsiniz. gaz odalarinda zehirlenmis ancak krematoryumlarda yakilamamis cesetlerin de fotograflarina ulasabilirsiniz. fotograflarina dahi baktiginizda icinizden bir seyler kopuyor. dikdortgen bir beton yapinin bu kadar korkunc bir yer olabilecegini de ancak naziler gosterebilirdi.
kursuna dizmeyle baslayan katliamlar bir sure sonra ss mensuplarinda psikolojik travmalara sebep oluyordu. ozellikle himmler'in, ss subaylarinda alkol bagimliliginin arttigina dair aldigi bilgiler neticesinde farkli ve hizli cozumler uzerine calisilmaya baslandi. bu siralarda otenazi icin engellilere zehirli igneler kullaniliyordu. kimyasal araclarla oldurmek uzerine calismalar yapildi.
bu donemde degesch ve tesch & stabenow gibi sirketler, daha once tarim ilaci olarak boceklerin oldurulmesinde kullanilan, siyanur bazli bir zehir olan zyklon uretiyorlardi. abd'de meksika'dan gelen gocmenlerin uzerindeki bitler icin de kullanilmis bir bilesikti bu. hidrojen siyanur, ılk olarak 1880'li yillarda california bolgesinde kullanilmisti. daha sonra zyklon a olarak da bilinecek zyklon, degesch tarafindan gelistirilmeye baslandi.
degussa'nin degesch'i 1922'de satin almasindan sonra, kimya ekibi bruno tesch ve walter heerdt hidrojen siyanur uzerine calismalar ve bir takim testler yaptiktan sonra gelismis bir urun olan zyklon b urettiler. 1942'de nihai cozum arayan ssler, tesch ile iletisime gecti. tesch, sslere zyklon b temin etmek sucundan 1946'da idam edilmistir.
zyklon b, yuvarlak metal kutular icerisinde uretilip kamplara gonderiliyordu. polonyadaki majdanek ve auschwitz'de gaz odalari kurulmustu. kristal seklindeki zyklon b taneleri, insanlar gaz odalarina sokulduktan sonra yukaridaki dus acikliklarindan iceri birakiliyordu. havayla temas eden zyklon b zehirli bir gaz aciga cikarip insanlari olduruyordu. ne kadar cok insan olursa o kadar hizli bogulma ve olme oldugunu dusunen ssler insanlarin ellerini havaya kaldirmalarini soylemisti. boylece cok fazla insan doldurulabiliyordu.
zehirli gazi soluyan insanlarin bazilarinun agizlarindan ve burunlarindan kan geldigi goruldu. bu cesetler, odalarin hemen yakinina kurulmus krematoryumlarda yakilip kulleri nehirlere dokuluyordu veya gubre yapiliyordu. cesetleri almak icin gelen calisanlar maske takiyorlardi. tesch ve diger sirket yoneticileri, 1.1 milyon insanin olumune sebep olmaktan dolayi asilarak idam edilmistir. savunmalarinda ise "biz, insan oldurduklerini bilmiyorduk, dezenfektasyon icin aldiklarini dusunuyorduk" demislerdi.
gaz odalarinda milyonlarca insan olduruldu. cogu kamptaki gaz odalari, himmlerin emriyle yikilmistir. hala elimizde fotograflari bulunan majdanek, auschwitz gaz odalari fotograflarina bakabilirsiniz. gaz odalarinda zehirlenmis ancak krematoryumlarda yakilamamis cesetlerin de fotograflarina ulasabilirsiniz. fotograflarina dahi baktiginizda icinizden bir seyler kopuyor. dikdortgen bir beton yapinin bu kadar korkunc bir yer olabilecegini de ancak naziler gosterebilirdi.
devamını gör...
normal sözlük'te gizlice yazan ünlü var mıdır sorunsalı
beni tanıdılar siz kaçın.
devamını gör...
jean paul sartre
sartre ve (bkz: albert camus)un varoluşçuluğunun temel ayrımı çıkış noktalarıdır. sartre'a göre esas mesele insanın özgürlüğü ve özgür olup olmadığıyken camus'a göre esas mesele intihardır.
sartre bir felsefecinin ulaşabileceği en üst 'ünlülük seviyesi'ne ulaştığı için genellikle en sevilen ve en değer verilen felsefecilerden biridir haliyle. (bkz: varlık ve hiçlik)i 2aydan kısa bir sürede yazdığı söylenir(daha kısa bile olabilir).
sartre bir felsefecinin ulaşabileceği en üst 'ünlülük seviyesi'ne ulaştığı için genellikle en sevilen ve en değer verilen felsefecilerden biridir haliyle. (bkz: varlık ve hiçlik)i 2aydan kısa bir sürede yazdığı söylenir(daha kısa bile olabilir).
devamını gör...
kusma hissi uyandıran insan davranışları
arkadaşlarının yanında ailesini kötüleyen insanlar.
devamını gör...
hobaaa3434
betimmlerini okudukça ne kadar temiz yüreklii olduğunu gördüğüm yazar. bu akşamda başka bir özelilliğinie tanık oldum. :) yeni tanıyacağım . yer sofrası seven kız çocuk isteyen minnoş yazar okuduğun kadar okunacaksın. :)
devamını gör...
iş sağlığı ve güvenliği
kapıların dışarı açılması gerekiyor deyip içeri açılan kapılara bakakalmak.
devamını gör...
dönerin son lokmasını ayranın son yudumuna denk getiren varoş
ben o ayranı arttırıyorum bile siz denk getirmekten bahsediyorsunuz.
devamını gör...
ilişkide yapılan yanlışlar
ilk günündeki adam/kadın ile son günündeki adam/kadın'ın bir olmaması.
devamını gör...
kısa entry giren yazar sayısındaki artış
bazı yazarlar uzun yazmaya programlanmamislardir belki diyebileceğim baslik.
tarih okudum ben, herkes sınavda 6-7 sayfalık notlar verirken ben 1 sayfayı arkalı önlü tamamlar yoluma bakardım. bakıyorum insanlar uzun uzun mis gibi açıklamalar yazıyor, ben ilgi alanım olan konularda bile yazamıyorum. bende her seyi özetleme takıntısı var, üzerime gelmeyin, yazamıyorum...
tarih okudum ben, herkes sınavda 6-7 sayfalık notlar verirken ben 1 sayfayı arkalı önlü tamamlar yoluma bakardım. bakıyorum insanlar uzun uzun mis gibi açıklamalar yazıyor, ben ilgi alanım olan konularda bile yazamıyorum. bende her seyi özetleme takıntısı var, üzerime gelmeyin, yazamıyorum...
devamını gör...
tokofobi
hamile olmaktan korkma durumu.
bu fobiye sahip kişiler, bırakın cinsel ilişkiyi ortak tuvalet kullanmaktan dahi imtina edebiliyorlar.
bu fobiye sahip kişiler, bırakın cinsel ilişkiyi ortak tuvalet kullanmaktan dahi imtina edebiliyorlar.
devamını gör...
