(bkz: ağlama melis)

yok lan vazgeçtim. ağlayın ulan kan emiciler.

zorunlu t: siyasiler tarafından parti fark etmeksizin yapılan iki yüzlülüğün ulaştığı son nokta.
devamını gör...

cinayet, hırsızlık gibi konuları işleyen ve genellikle sürükleyici ve karmaşık olan roman türüdür.

eğer ilk defa polisiye okuyacaksanız agatha christie'nin ''on küçük zenci'' romanını tavsiye edebilirim.

türk yazarlardan da ahmet ümit'in kitapları tavsiyemdir.
devamını gör...

yaşlılığımdaki hayallerimden biri olacak. o yüzden siz sözlük yazarları şimdiden çocuk yapma işine ciddiyetle bakın ki bizler de sugar mommy olarak ekmeğimizin peşinde olalım. win-win. çocuğunuz gelecekte sürünmeyecek. bunun garantisini verebilirim.
devamını gör...

gece güzeldir, her şeyi saklar, görüneni görünmez kılar, duyguları yaşamak için karanlık kaplar her yanını.
devamını gör...

(edebiyatta) bir söz sanatı. bir duygu ve düşünceyi daha etkileyici kılmak için vazgeçiyormuş gibi yapıp daha sonra tam tersi pekiştirecek sözler söyler şair.

eski şiirlerde genelde "galat ettim'*-galat işledim" şeklinde kalıp kelimeler kullanılır.

"gördü geçen bu kızıl bulutu gözleriniz
demek bunların hepsi doğru! cevap veriniz
yok. hayır söylemeyin acısını bu yasın
zavallı kulaklarım iki defa duymasın"
devamını gör...

uçsuz bucaksız, tıpkı gökyüzü gibi.
devamını gör...

hep bir gün bu şehirden gideceğim diyip uzaklaşınca hiçbir şehirde yapamayıp dönmek için gün saydıran şehirdir ankara. doğuştan bu şehirde olanlar da sanırım aynı hisleri beslemektedir.
devamını gör...

çok haklı olduklarını düşünüyorum. çünkü kadın demek her şeyi ayrıntılı düşünen demektir. o çantanın içerisinde düzenli bir kaos hakimdir. herbir köşenin, herbir milimetresinin ayrı bir görevi vardır. içerisinde börek, kısır, kek gibi açlığa karşı son kale niteliğinde bölümler mi ararsınız. çekme halatı, takoz, bijon anahtarı, ilk yardım çantası gibi ne zaman lazım olacağı belli olmayan takım taklavatın güven içerisinde kendi sıralarının gelmesini beklediği bir köşe mi ararsınız, yoksa ıslak mendil, kağıt havlu, kağıt mendil, ısınmak için ateş yakacak çakmak, yedek çorap, oğlan çok koşturur terlerse diye sırtı için havlu mu ararsınız, yoksa yoksa dilim damağım kurudu içeçek bir şeyler olsa dediğiniz anda çantanın büyük dehlizlerinde ikamet eden kahveler, çeşitli bitki çayları mı ararsınız işte doğru adres kadın çantasıdır.
devamını gör...

fransız yazar françois rabelais tarafından 1532 yılında yazılmış seri. beşinci kitabın rabelais tarafından yazıldığı şaibeli olsa bile seri beş kitaptan oluşuyor. rabelais serinin ilk kitabında -pantagruel*- kendi isminin bir anagramı olan alcofribas nasier ismini kullanmıştır fakat bu durum kitabın sorbonne ve kilise tarafından yasaklanmasına engel olamamıştır. rabelais'nin eleştiri niteliği taşıyan bu eserleri molierevari bir komedi unsuru taşıdığı düşünülse bile aslında oldukça alakasız bir güldürü niteliği taşıyor. rabelais, üzüntünün insanın içini kemirdiğini bu yüzden insanı insan yapan şeyin neşeli olmak olduğunu düşünüyordu, bir dram yaratmak yerine güldürmeyi tercih etti ve bu durum başta voltaire olmak üzere bir çok fransız düşünür tarafından ciddiyetsiz olmakla eleştirildi hatta öyle ki; voltaire, rabelais'nin zekasını boşa harcayan sarhoş bir düşünür olduğunu dile getirmiştir. yine de toplumun ve bir zamanlar mensubu olduğu kilisenin hicvini öyle döneminin üstünde bir mizah ile yapmış ki hayranlık duymamak elde değil. rabelais'nin hümanizm anlayışı ve bence biraz da hedonist tutumu eserin her noktasında gözlemlenebilir.ilk iki kitap; gargantua ve pantagruel dilimize birsel uzma tarafından çevrilmiştir fakat rabelais'nin karmaşık hatta neredeyse ağdalı bir fransızca kullanmasından ötürü tatmin edici bir çeviri değil. serinin ismi bazı kaynaklarda gargantua et pantagruel* olarak geçmektedir.

(bkz: pantagruel)*
(bkz: gargantua)*
(bkz: le tiers livre)*
(bkz: le quart livre)*
(bkz: le cinquième livre)* - rabelais tarafından yazıldığı oldukça şaibelidir, ölümünden sonra basılmıştır ve en iyi ihtimalle notlarından veya makalelerinden derlendiği düşünülüyor-


« voyez vous ce jeune enfant ? ıl n’a encor douze ans ; voyons, si bon vous semble, quelle difference y a entre le sçavoir de voz resveurs mateologiens du temps jadis et les jeunes gens de maintenant. »
l’essay pleut à grandgousier, et commanda que le paige propozast. […]
le tout feut par icelluy proferé avecques gestes tant propres, pronunciation tant distincte, voix tant eloquente et languaige tant aorné et bien latin, que mieulx resembloit un gracchus, un ciceron ou un emilius du temps passé qu’un jouvenceau de ce siecle.
mais toute la contenence de gargantua fut qu’il se print à plorer comme une vache et se cachoit le visaige de son bonnet, et ne fut possible de tirer de luy une parolle non plus q’un pet d’un asne mort.

gargantua, c.xv
devamını gör...

kim bilir o yolları aynı hevesle kaç kere?

"en son yaptığım şey kavaklı yolun oldukça geniş bir çalışması ve bu yolda sararmış sonbahar yaprakları, orada burada güneş ışığı, yere düşmüş yapraklara parıltı saçarak, ağaç gövdelerinin uzun gölgeleri ile bir rekabete girer. yolun en sonunda küçük bir kulübe var, ve onun üzerinde mavi bir gökyüzü sonbahar yapraklarının da üstünde..."

van gogh - theo'ya mektuplar

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu konuda yeterince bilgili değilim ama her şeyi öğrenip sana sonsuz destek olacağım , annen hep yanında *.
devamını gör...

günümüzün çarpık ve kaynaksız bilgi çöplüğünden nasibini almış bir başka tarihi figür daha zira kendisine ait olmayan alıntılar çeşitli mecralarda sıklıkla görülmekle birlikte, kendisine ait olan alıntılar da çarpıtılarak aktarılıyor. konuyu dante'ye getirmeden önce meseleyi biraz açmakta fayda var.

bir cümleyi bir metinden cımbızlayarak çekip çıkarmak çoğu zaman onu bağlamından koparır. cümle kontekstten tamamen ayrılarak bütünüyle bireyin fikirlerine hizmet etmeye başlar. bunu 'yazarın ölümü'* ile açıklamak abesle iştigal zira mevzubahis olan durum; metnin, yazarın kaleminden çıktıktan sonra bireyin kendi düşünsel süzgecinden geçirerek yeni bir düşünceye dönüştürme sürecini kapsamaktansa; metnin öncesi ve sonrasını yok hükmünde sayarak cümleyi bağlamdan koparmak ile ilintili. özellikle buna nietzsche gibi düşünürlerin maruz kaldığı aşikar. daha bariz bir örnek üzerinden ilerlersek; roland barthes'in meşhur alıntısını emsal gösterebiliriz.

"le fascisme, ce n'est pas d'empêcher de dire, c'est d'obliger à dire."
(faşizm konuşma yasağı değil söyleme mecburiyetidir.)

bu alıntı sıklıkla 'dilin yapısı' baz alınarak ortaya konulan bir tespit olmaktan çıkarılarak bir olay yahut duruma entegre edilmeye çalışılır. yazınsal eserler vermiş pek çok tarihi figür zaman zaman bu durumdan muzdarip olmuştur. metin içerisinden cümleleri cımbızlayarak seçip almak bir kenara; dante'nin eskatolojisi bu anlamda oldukça büyük çarpıtmalara konu olabiliyor. üstelik bu, barthes ve nietzsche gibi içerisinden kolayca çıkılabilecek bir alan da oluşturmuyor. anlaşılması oldukça güç bir tahrip zira metin birebir kopyalanmaktansa ufak değişimler ile yeniden biçimlendiriliyor. orijinal dilinde okunmadığı takdirde de bu değişimi çeviri hatasına veyahut çevirmenin yorumuna bağlamak işten bile değil.

sözlük içerisinde dahi sıklıkla kullanılan alıntılardan biri üzerinden ilerleyelim zira bu alıntı zamanında siyasi figürlerin dillerine pelesenk olmuş koca bir hatadan ibaret. peki nedir bu meşhur alıntı?

"cehennemin en karanlık/sıcak yerleri, buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır."

normal şartlarda alıntılara orijinal dilinde de yer vermeye özen gösteririm ancak ilahi komedya'ya veya orijinaline bağlı kalırsak la divina commedia'nın l'inferno'suna mâl edilen bu alıntı özünde ana metinde bulunmuyor. ancak ufak bir şirinlik yaparak eğer bu alıntı sahiden metinde bulunsaydı nasıl olurdu düşüncesi ile orijinal dilinde not düşeceğim. italyanca'ya daha fazla hakim olan bir suser var ise eksiklerimi düzeltme inceliği gösterirse edit geçerim.

"ı posti più caldi all'ınferno sono riservati a coloro che nei momenti di grande crisi morale mantengono la loro neutralità."

"ı posti piu' caldi dell'inferno sono riservati a coloro che in tempo di grande crisi morale si mantengono neutrali."

iki alıntı da cümleyi rahatıkla karşılayacaktır ancak modern italyanca ile xiv. yüzyıldaki toskana lehçesini bir tutmak mümkün olmadığından bunlar farazi örnekler. unutmamakta fayda var.

gelelim bu asılsız alıntının ne zaman doğduğuna ve özünde inferno'nun hangi bölümünden cımbızlanıp tahrip edildiğine. öyle görünüyor ki 3. kanto'da yer alan 'günahkârlar' ya da daha spesifik bir terim olan 'ignavi' bölümü bu alıntının çıkış noktası. hem orijinal dilinde hem türkçe çevirisi ile baktığımız zaman bu detayı yakalamak oldukça kolay.

"korkudan başım dönüyordu.
dedim ki: "usta bu duyduklarım ne?
acıya yenik düşen bu insanlar kim? "

dedi ki: "bu rezil durumdakiler
kötülük de, iyilik de yapmadan
yaşamış olanların ruhları.

tanrı'ya başkaldırmayan,
ama yanında yer almayıp, yansız kalan kötü meleklerle birlikteler.


cennet, güzelliği gölgelenmesin diye kovdu bunları,
isyancı meleklere onur katmayacakları için
cehennem'in dibine de almıyorlar onları."

----------
(b: içlerinden kimilerini tanıdım,
korkaklığı yüzünden büyük görevi
bırakıp kaçanın gölgesini de tanıdım.

hemen anladım, inandım ki,
tanrı'nın da, düşmanlarının da sevmedikleri
kötüler sürüsüydü bunlar.)

hiç yaşamamış olan bu zavallılar çırılçıplaktı
ve oradaki at sinekleri,
eşek arıları sokuyordu her taraflarını

iğrenç kurtçuklar emiyordu,
yüzlerinden akıp gözyaşlarıyla
ayaklarının dibine inen kanı."


öncelikle belki de bu safsatanın en büyük dayanağı olan bölüme yani üçüncü kantonun 60. ayetine bakalım. bu ayet sıklıkla 'önemli bir anda, kriz zamanında büyük bir görevi ifa etmeden korkakça ve tarafsızca kaçmak' adı altında bu sözde alıntıya uydurulmaya çalışılıyor.

"içlerinden kimilerini tanıdım,
korkaklığı yüzünden büyük görevi bırakıp
kaçanın gölgesini de tanıdım."

"poscia ch’io v’ebbi alcun riconosciuto,
vidi e conobbi l’ombra di colui
che fece per viltade il gran rifiuto."

metnin orijinaline baktığımız zaman 'büyük görevi bırakıp kaçmak' gibi bir ibarenin yer aldığını görmüyoruz. scapparedeğil 'rifiuto' yani reddetme ifadesi kullanılıyor. rifiuto yerine göre bir şeyi çok sert ve kaba bir biçimde reddetme anlamında da kullanılıyor. gran/grande ise 'büyük' anlamından ziyade 'yüksek/ulu' olarak kullanılmış bu ayette. biraz daha kurcaladığımızda modern italyanca'da yer almayan bir kelime daha var; viltade. kelime, günümüz italyan dilinde vilta yani korkaklık olarak karşımıza çıksa da özünde daha spesifik bir durumu temsil eder. bir çeşit zıtlıktan faydalanır. viltade kabaca nobilitas(asalet) kelimesinin zıddı olan vilitas'a (ucuz, düşük, alçak) bir referanstır. yani cesur kelimesinin zıddından ziyade asil kelimesinin tersini kasteder. non-nobilitas olarak kabul edebiliriz sanıyorum. bu bilgiler ışığında ilgili metnin genel çevirisi aşağı yukarı şöyle olacaktır:

"içlerinden kimilerini tanıdım; alçaklığı yüzünden yüce olanı reddedenin gölgesini de tanıdım."

burada parantez açmak gerekir zira çevirmenin tam olarak hatalı olduğu da söylenemez. 'görev' ibaresini eklenmesinin temel sebebi bizzat dante'nin oğlu jacopo alighieri'nin söylemlerinden ileri geliyor zira jacopo'nun ifadesine göre dante, bu ayeti; seçildikten kısa süre sonra görev reddi yapan papa celestino v'i hedef alarak yazıyor ve bu görev için kendini yeterli görmeyerek görevinden istifa etmesini alçaklık olarak nitelendiriyor. kimi kaynaklarda 'korkakça bir yetersizlik hissi' olarak da tanımlanır. celestino'nun dönemine göre daha ileri görüşlü bir figür olması da dante'nin düşüncelerini etkilemiştir çünkü celestino, kilisenin halkı sömüren mevcut durumundan rahatsızlık duyar ve bu durumu düzeltme çabası içerisindedir ancak buna rağmen astları tarafından yetersiz olduğuna inandırılarak -kimi kaynaklara göre bu yozlaşmanın karşısında umudunu yitirerek- görevinden istifa etmiştir. yani kısaca açıklamak gerekirse dante bu ayette kriz anında tarafsız kalmayı seçen bir korkağı hedef almaz. yetersizlik korkusu ve abartılı bir alçakgönüllük sergileyen bir tarafsızı hedef alır.

metnin kalanını incelediğimiz zaman, dante'nin burada siyasi/milli veyahut benzeri bir konuda seçilmiş bir tarafsızlık kastetmemekle birlikle genel olarak benimsenmiş bir tutumdan söz ediyor olduğunu görürüz. açıkça; gerek taraf seçemeyecek kadar kararsız gerek ise taraf seçme gereği görmeyecek kadar 'kayıtsız' bir tutum içerisinde bulunma halini kast ediyor. elbette bunu 'insan' bazında konuşuyoruz zira metnin bir kısmı melekleri de kapsamakta ancak o bölüm yalnızca durumu pekiştirmek için bir araç zira dante, düşünceleri dile getirmeyecek kadar korkak, çekimser, güvensiz veya umursamaz olanı da hedef tahtasına koyuyor yeniden.

metinde açıkça tarafsızların ne cennet ne de cehenneme kabul edilmediği ve cehennemin girişinde yani acheron'u geçemeden öylece beklediği de görülüyor. üstelik cezalarını alıntıda bahsedildiği gibi ne cehennemin en karanlık ne de en sıcak yerinde çekiyorlar. bu da mevcut alıntının bir bakıma altını oyuyor.

özetle; alıntının tamamen alt metin ile ilişkisiz olduğunu söylemek bir hata olur ancak eksik bilgiler ve çarpıtmalar ile dolu olduğu da bir gerçek. bu alıntının temeli ise; henry powell spring'in 1944 tarihli 'what is truth' derlemesinde, 1800'lerden bu yana dini yapılanmaların cehennem tasviri için kullandığı benzer ifadelerden uyarlama bir cümleyi dante'ye ithaf etmesinden ileri geliyor ve bu durum da zamanla pek çok siyasi figürün dante ismini kullanarak bu alıntıya konuşmalarında yer vermesine sebep oluyor.

"cehennemin en sıcak yeri lazanyayı kıymalı tercih edenlere ve j.j. abrams'a ayrılmıştır."
gandalf alighieri.
devamını gör...

mellisho'dan sonra erkek olmasına şaşırdığım ve inanır mısınız bilmem, erkek olduğunu ahanda birkaç dakika önce öğrendiğim yazar. hani okurum, ederim, rastlaşırım da ama ne bileyim. bugüne kısmetmiş. tekrar özür diliyorum. *
fena bir mizahı var, şakasız söylüyorum; bir yerden sonra "a" dese gülecek kıvama geliyorsunuz, çok da nazik. sağ olsun. eksik olmasın. *
devamını gör...

(bkz: tam sana göreyim)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

çektigim bazı fotoğraflarda sonsuzluğu hissediyorum.
devamını gör...

sözlükte etliye sütlüye karışmayan yazarlardır. liste başı benim efendim. diğer yalnızlar da kendisini yazsın bir zahmet. zira bu listede kimse kimsenin adını veremez. ancak yalnızlar yalnızlığını itiraf eder. ey yalnızlar, yalnız değilsiniz.
devamını gör...

bahçeye çapa yapmaya gittim. yumurta dayanıncaya kadar boş veririm kaçarım.
devamını gör...

sabahattin ali’nin sevilen bir şiiridir.



öyle günler gördüm ki, aydın gökler kararıp
bahtım bir bulut gibi üstüme çöker oldu
her gözümü yumunca tanıdık yüzler görüp
hayaller alev alev beynimi yakar oldu
ümitsizlik, gariplik dört tarafımı sarıp
yüzüm sırıtsa bile, içim yaş döker oldu.

her sabah ilk ışıklar gözlerimi oyardı
uyanan taş duvarlar iniltimi duyardı

öyle günler gördüm ki, duvarlar gelir dile
gözümde canlanırdı eşkiya masalları
varlığımı sarardı, hain bir isteyişle
görmediğim yumuşak bir düşmanın elleri
kafada çelik gibi fikirler dursa bile
kalplerin eksik olmaz böyle zayıf halleri.

bazen kendi kendimin elinden kurtulurdum
kalbimi bir çamurda çırpınırken bulurdum
öyle günler gördüm ki, dost dediğim insanlar
ben yanına varınca dudağını kıvırdı

bir zamanlar yanımda ağız açmayanlar
sırtımı sıvazladı, bana öğüt savurdu.

silahsız gördüğüne saldıran kahramanlar
en alçak tekmelerle beni yere devirdi

ruhum bir heykel gibi düşüp parçalanırdı
bu sesleri duyanlar gülüyorum sanırdı
öyle günler gördüm ki, tabanca şakağımda
tasarladım aydınlık dünyayı bırakmayı.

gönlüm acıklı buldu, en ateşli çağımda
sönük bir yıldız gibi boşluklara akmayı
tabancanın namlusu ısındı yanağımda
parmağım istemedi tetiğini çekmeyi
bir sonbahar yağmuru gibi içim ağlardı
bir şeyler fakat beni yaşamağa bağlardı.


ey bir tane sevgilim, ben bugün yaşıyorsam
sanma ki hayat tatlı, insanlar hoş olmuştur
dağ başında bir kaya gibiyim şöyle dursam
etrafım eskisinden daha bomboş olmuştur

yalnız sana borçluyum bugün dünyada varsam
seni her andığımda gözlerim yaş olmuştur.

yaşlar ki bir ırmaktır, dertleri sürür gider
gözyaşları içinde seneler yürür gider
yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman
bana yaşa der gibi gülen senin yüzündü

dizlerim bir batakta yorgun yattığı zaman
bacaklarıma kuvvet veren senin hızındı.

yaşaran gözlerimde, güneş battığı zaman
sıcak bir yuva gibi tüten senin dizindi

sen aklıma gelince her şey gülümserdi
ağaçlar sarkı söyler, rüzgar tatlı eserdi
ey sevgilim, bilirsin benim ne çektiğimi.

garip başımın derdi bir yürek taşıyorum.
anlarsın niçin uzak yerlere baktığımı
içinde yaşanmaz bir dünyada yaşıyorum.
görünce gülme sakın çırpınıp aktığımı
ılık ve aydınlık bir denize koşuyorum.
sen benim sevgilimsin, sevsen de, sevmesen de
aradığım yerlere benzeyiş buldum sende
- sabahattin ali.

kızı filiz ali, babasının cesedinin bulunduğu dere yatağının yakınındaki düzlükte, arkasını ıstıranca ormanları'na dayamış koskoca bir kayanın üzerine bir mermer parçası koyar ve mermerin üstüne “başım dağ, saçlarım kardır, benim meskenim dağlardır” diye yazar.

şiirinde “dağ başında bir kaya gibiyim şöyle dursam, etrafım eskisinden daha bomboş olmuştur” demiştin zaten.

“herkes ne diyecek? fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki? bana en yakın olanlar dahil olmak üzere, bu herkes dedikleri şey beni üzmekten, hayatımı manasız bir hâle sokmaktan başka ne yaptı?” da demiştin.
çok haklı olduğunu yaşadığım her gün daha iyi anlıyorum, bıktım herkes ne diyecek diyenlerden, sağ olasın.

sevdiceği insanın aklına gelince gerçekten her şey gülümsüyor, gerçek sevgiyi tatmışsın, ne mutlu sana.
devamını gör...

sonra cümleler denizde kayboldu
dalgaları aşmaya meyal adınla
devamını gör...

ne güzeldik oysa biz..
voca.ro/171kQG2YHU85
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim