hayat kalitesini yükselten alışkanlıklar
güne erken başlamak.
devamını gör...
osmanlı döneminde sözlük olsaydı alınabilecek nickler
vardarovasıvardarovası.
devamını gör...
los angeles savaşı
pearl harbor saldırısından yaklaşık 3 ay sonra 24 şubatı 25 e bağlayan gecede los angeles'da tuhaf bir olay yaşandı.
şehrin üzerine doğru gelen ve tanımlanamayan bir cisim vardı. abd bunun japonlar tarafından gönderilen ve radar'da gözükmeyen bir araç olduğunu düşündüler. şehirdeki birlikler hemen göreve çağrıldı. saat 2.25 te şehirde hava saldırısı sirenleri çalmaya başladı ve karartma uygulandı. saat 3 civarında şehirdeki uçaksavar birlikleri ateş açmaya başladı. cisim hareketsiz bir şekilde şehir üzerinde durmaya başladı. raporlara göre cisim birçok kez vurulmuştu fakat hiçbir şey olmuyordu. saat 4 civarında ise cisim yüksek bir hızla ilerleyerek gözden kayboldu. 29.000 km hızla ilerlediği söyleniyor.
daha sonra ülkede konu ile ilgili birçok haber yapıldı fakat devlet basını da kullanarak olayın üstünü kapatmayı başardı.
olayda toplam 5 kişi hayatını kaybetti. bunlardan 3'ü şehirdeki kargaşa ortamında trafik kazası yaptı. diğer 2 kişi ise olaydan ötürü kalp krizi geçirdi.
olay bazı kişiler tarafından meteoroloji balonu olarak adlandırıldı. kimileri ise aslında hiçbir şey olmadığı ama bazı kişilerin savaş tehdidinden ötürü hayal gördüğünü söyledi.
aslında ikinci dünya savaşı döneminde bu tip şeyler görülmeye başlanmıştı, hatta müttefik pilotların (bkz: foo fighter) dedikleri ışıklı tanımlanamayan araçlar vardı. ilk zamanlar düşman araçları sanılmıştı ama herhangi bir saldırıda bulunmuyorlardı.



şehrin üzerine doğru gelen ve tanımlanamayan bir cisim vardı. abd bunun japonlar tarafından gönderilen ve radar'da gözükmeyen bir araç olduğunu düşündüler. şehirdeki birlikler hemen göreve çağrıldı. saat 2.25 te şehirde hava saldırısı sirenleri çalmaya başladı ve karartma uygulandı. saat 3 civarında şehirdeki uçaksavar birlikleri ateş açmaya başladı. cisim hareketsiz bir şekilde şehir üzerinde durmaya başladı. raporlara göre cisim birçok kez vurulmuştu fakat hiçbir şey olmuyordu. saat 4 civarında ise cisim yüksek bir hızla ilerleyerek gözden kayboldu. 29.000 km hızla ilerlediği söyleniyor.
daha sonra ülkede konu ile ilgili birçok haber yapıldı fakat devlet basını da kullanarak olayın üstünü kapatmayı başardı.
olayda toplam 5 kişi hayatını kaybetti. bunlardan 3'ü şehirdeki kargaşa ortamında trafik kazası yaptı. diğer 2 kişi ise olaydan ötürü kalp krizi geçirdi.
olay bazı kişiler tarafından meteoroloji balonu olarak adlandırıldı. kimileri ise aslında hiçbir şey olmadığı ama bazı kişilerin savaş tehdidinden ötürü hayal gördüğünü söyledi.
aslında ikinci dünya savaşı döneminde bu tip şeyler görülmeye başlanmıştı, hatta müttefik pilotların (bkz: foo fighter) dedikleri ışıklı tanımlanamayan araçlar vardı. ilk zamanlar düşman araçları sanılmıştı ama herhangi bir saldırıda bulunmuyorlardı.



devamını gör...
milletler ve özellikleri
evet neden böyle bir başlık, sanırım içimden geldi denen dürtülerden dolayı. tamamen subjektif yorumlarım bunlar herkes kendi subjektifini ortaya koymakta özgür.
türkler, en belirgin özelliği bana kalırsa savaşçı bir toplum olmalarıdır, belki bir araştırma yapılsa en çok savaşa hangi millet girmiştir dense savaşmadığı millet kalmayan ülke türklerdir araplarla çinlilerle ingilizlerle kuzey korelilerle ruslarla bizanslılarla perslerle ermenilerle kürtlerle anzaklarla moğollarla yunanlarla vs tüm kavgaları biz çıkardık demiyorum ama palazlanan herkese kafa tuttuk bir şekilde. başka bir millet yoktur ki tarihi bu kadar farklı gruplarla kavga ederek geçsin.
almanlar, disiplin ve kaliteden başka bir özellikleri olduğunu düşünemiyorum.
japonlar, bu adamların teknolojide ileride olmaları en belirgin ayırt edici özelliklerinin bu olduğunu göstermez. bana kalırsa japonların en belirgin özelliği kurgulamak hayal güçleri sınırsız bu adamların. saygı olayı japonlara has bir şey değil malesef.
çinliler, bu milletin üreme ve üretme olayında rakibi yok üretmek dışında pek bir numaralarıda yok.
persler, işte bunlar garip bir millet ideoloji ve strateji konusunda dünyada kimse bunlara kafa tutamaz.
amerikalılar, dünya daki milletleri bir sınıfa toplasak sınıfın tembel ebleh ve şişko çocuğu gibidir bu millet. amerikayı amerika yapan diğer milletlerin mensupları. peki kime amerikalı diyoruz öyleyse? amerikan rüyasına yürekten bağlı herkes amerikalıdır. öz kültürünü amerikan rüyasından koruyabilen ise amerikalı değildir. amerikan rüyası sizi ebleh ve obez bir vergi kuyusuna çevirir.
ingilizler, bu milletin özelliği çökmektir malınıza çökerler sizin sırtınızdan geçinirler bütün tarihleri sömürmekten ibarettir. sahip oldukları bütün varlıklar dünyanın geri kalanından çaldıklarından oluşur.
yahudiler, bu milletin parayı kontrol etmek ve çalıştırmak dışında bir özelliği yoktur. kutsal yasanın koruyuculuğu veya kutsal soy olayları hepsi paradan çok çok sonra gelir.
araplar, bu millet sadece zevkine düşkündür.
hindular, bu millet muhafazakarlığın nirvanasıdır. bunları bir şeye inandır aradan bin yıl geçsin gel bak hiç bir şey değişmemiştir.
moğollar, bozkırda at binmek uzaklara at sürmek daha daha uzaklara at sürmek için bütün toprakları işgal edip oralara at sürmek.
fransızlar, gösteriş ve kokoşluk. başka bi numaraları var mı? aklıma gelmiyor.
italyanlar, bendeki italyan imajı daha çok aile bağlarıyla ilgilidir. aile kurumuna demeyelim de aile bağlarını önemseyen bir millet.
ispanyollar, bu adamların olayı eğlence ve eğlence.
göçebe topluluklar, işte bunların olayı felsefedir. felsefenin özü doğayla iç içe olmaktan geçer.
kürtler, kürtler hakkında söyleyebileceğim tek şey baş kaldırmak. zulme haksızlığa baş kaldırmaktan çekinmezler. tarihleri isyanlarla doludur.
ruslar, özenti bir millettir ruslar ideolojide özenirler toplumsal yaşamda özenirler hep başka milletlerden öğrenmişlerdir yaşamı köle tüccarı bir toplumdur bunlar. slav diye anılmalarının sebebi köle tüccarlığıdır.
afrikalılar, bu milletin özelliği itaat etmeleridir. isyan edemezler doğalarına aykırıdır.
yunanlar, egeli şirin bir halktır.
boşnaklar, sarışın mavi gözlü olmaları dışında bi numaraları yoktur.
çerkezler, osetler ve abhazlar, nart destanının sahipleri bunlar bence asalet ve zerafet hangi millette sorusunun cevabı bunlar.
güney amerikalılar, bunların belirgin bir özelliği yoktur latinlerden ispanyollardan almanlardan ve eski güney amerika yerlilerinden oluşurlar. almanlar ne alaka demeyin brezilyada ciddi bir alman nüfusu mevcut portekizlileri unutmadım tabi.
güney koreliler, popülist bir millettir bunlar trend neyse onu kovalarlar.
ve dünyadaki en kafasına göre ve özgür topluluğu romanlar, bunlar lüksü eğlenceyi ve sükseyi çok severler kafaları inanılmaz kıyaktır.
türkler, en belirgin özelliği bana kalırsa savaşçı bir toplum olmalarıdır, belki bir araştırma yapılsa en çok savaşa hangi millet girmiştir dense savaşmadığı millet kalmayan ülke türklerdir araplarla çinlilerle ingilizlerle kuzey korelilerle ruslarla bizanslılarla perslerle ermenilerle kürtlerle anzaklarla moğollarla yunanlarla vs tüm kavgaları biz çıkardık demiyorum ama palazlanan herkese kafa tuttuk bir şekilde. başka bir millet yoktur ki tarihi bu kadar farklı gruplarla kavga ederek geçsin.
almanlar, disiplin ve kaliteden başka bir özellikleri olduğunu düşünemiyorum.
japonlar, bu adamların teknolojide ileride olmaları en belirgin ayırt edici özelliklerinin bu olduğunu göstermez. bana kalırsa japonların en belirgin özelliği kurgulamak hayal güçleri sınırsız bu adamların. saygı olayı japonlara has bir şey değil malesef.
çinliler, bu milletin üreme ve üretme olayında rakibi yok üretmek dışında pek bir numaralarıda yok.
persler, işte bunlar garip bir millet ideoloji ve strateji konusunda dünyada kimse bunlara kafa tutamaz.
amerikalılar, dünya daki milletleri bir sınıfa toplasak sınıfın tembel ebleh ve şişko çocuğu gibidir bu millet. amerikayı amerika yapan diğer milletlerin mensupları. peki kime amerikalı diyoruz öyleyse? amerikan rüyasına yürekten bağlı herkes amerikalıdır. öz kültürünü amerikan rüyasından koruyabilen ise amerikalı değildir. amerikan rüyası sizi ebleh ve obez bir vergi kuyusuna çevirir.
ingilizler, bu milletin özelliği çökmektir malınıza çökerler sizin sırtınızdan geçinirler bütün tarihleri sömürmekten ibarettir. sahip oldukları bütün varlıklar dünyanın geri kalanından çaldıklarından oluşur.
yahudiler, bu milletin parayı kontrol etmek ve çalıştırmak dışında bir özelliği yoktur. kutsal yasanın koruyuculuğu veya kutsal soy olayları hepsi paradan çok çok sonra gelir.
araplar, bu millet sadece zevkine düşkündür.
hindular, bu millet muhafazakarlığın nirvanasıdır. bunları bir şeye inandır aradan bin yıl geçsin gel bak hiç bir şey değişmemiştir.
moğollar, bozkırda at binmek uzaklara at sürmek daha daha uzaklara at sürmek için bütün toprakları işgal edip oralara at sürmek.
fransızlar, gösteriş ve kokoşluk. başka bi numaraları var mı? aklıma gelmiyor.
italyanlar, bendeki italyan imajı daha çok aile bağlarıyla ilgilidir. aile kurumuna demeyelim de aile bağlarını önemseyen bir millet.
ispanyollar, bu adamların olayı eğlence ve eğlence.
göçebe topluluklar, işte bunların olayı felsefedir. felsefenin özü doğayla iç içe olmaktan geçer.
kürtler, kürtler hakkında söyleyebileceğim tek şey baş kaldırmak. zulme haksızlığa baş kaldırmaktan çekinmezler. tarihleri isyanlarla doludur.
ruslar, özenti bir millettir ruslar ideolojide özenirler toplumsal yaşamda özenirler hep başka milletlerden öğrenmişlerdir yaşamı köle tüccarı bir toplumdur bunlar. slav diye anılmalarının sebebi köle tüccarlığıdır.
afrikalılar, bu milletin özelliği itaat etmeleridir. isyan edemezler doğalarına aykırıdır.
yunanlar, egeli şirin bir halktır.
boşnaklar, sarışın mavi gözlü olmaları dışında bi numaraları yoktur.
çerkezler, osetler ve abhazlar, nart destanının sahipleri bunlar bence asalet ve zerafet hangi millette sorusunun cevabı bunlar.
güney amerikalılar, bunların belirgin bir özelliği yoktur latinlerden ispanyollardan almanlardan ve eski güney amerika yerlilerinden oluşurlar. almanlar ne alaka demeyin brezilyada ciddi bir alman nüfusu mevcut portekizlileri unutmadım tabi.
güney koreliler, popülist bir millettir bunlar trend neyse onu kovalarlar.
ve dünyadaki en kafasına göre ve özgür topluluğu romanlar, bunlar lüksü eğlenceyi ve sükseyi çok severler kafaları inanılmaz kıyaktır.
devamını gör...
ağzındakikanısilipişteşimdikızandövüşçü
bayadır takipte olduğum ama bir türlü fırsat bulup rahatsız edemediğim yazar. kısmet bu geceyeymiş diyorum. yazılarını okuyup oldukça da beğeniyorum. lakin profilindeki diyemedim yazısı inceden üzmedi, içimi sızlatmadı değil. neyse..diyemediklerin az, gülümsemen bol, yükün hafif olsun sayın yazar.
devamını gör...
evgeny grinko
rus müzisyen, piyanist ve davulcu. özellikle ülkemizde oldukça geniş bir hayran kitlesine sahip. ilk olarak valse adlı eseri ile tanımıştım kendisini.
ilk dinlediğimde sanırım onlarca kez dinlemiştim bu eseri. daha sonra ise "field"
işte o zaman hayran kalmıştım kendisine. jane maryam, once upon a time, faulkner's sleep... kahvemizi alıp hayallere doğru adım adım yürürken güzel bir arkadaşlık ediyor eserleri.
ilk dinlediğimde sanırım onlarca kez dinlemiştim bu eseri. daha sonra ise "field"
işte o zaman hayran kalmıştım kendisine. jane maryam, once upon a time, faulkner's sleep... kahvemizi alıp hayallere doğru adım adım yürürken güzel bir arkadaşlık ediyor eserleri.
devamını gör...
sürekli canım sıkılıyor ne yapsak diyen dost
sıkı can iyi olur çıkmaz desen bozulur. ne yapalım kardeşim canın sıkılıyorsa? sanki bi can sende var anasını satayım. *
devamını gör...
duş alırken şarkı söylemek
zaman zaman güzel oluyor. tabi şarkı seçimi çok önemli.
devamını gör...
datça
iki yıldır yaz tatilleri için kalabalık bi grup olarak tercih ettiğimiz , insanlarının gerçekten çok tatlı ve güler yüzlü olduğu , her yerde bademden bahsedilen ve benim bademli gazozuna gerçekten bayıldığım , palamutbükü koyunu çevredeki diğer koylardan ayrı sevdiğim çok güzel bi tatil bölgesi .
devamını gör...
yazarların takipçilerine söylemek istedikleri
açtığım başlık kadar takipçim olmuş. burayı görürseniz hepinize kıymetli vaktinizden bi parça bana ayırdığınız için teşekkür ediyorum. ben de sizleri okuyorum, yetişmeye çalışıyorum en azından ve son olarak herkese benden çay. *
devamını gör...
kumla
bursada bulunan, büyük kumla ve küçük kumla olarak ikiye ayrılmış yazlık beldedir. en son hatırladığım * çay bahçesi diye tabir edilen mekanlar vardı*.
devamını gör...
askerliğin kadınlara da zorunlu olması gerekliliği
bu ülke hem kadınların hem de erkeklerin aynı derecede, eşit emekleri ile kurtarılıp kurulmuştur.
kadınların bazıları savaşa katılmış, bazıları yaralıların bakımını üstlenmiş, bazıları cephane üretimi ve ulaştırılması sorumluluğunu almış ve bu sorumluluğu alırken kendi küçücük yavrusunun üzerindeki battaniyeyi alıp cephaneliklerin üzerini örtmüştür. gerektiğinde kendi yemeklerinden, kıyafetlerinden, zamanlarından, gençliklerinden, çocuklarından, o en sevdiklerinden vazgeçmesini bilmişler ve vatan uğruna feda etme yürekliliğini göstermişlerdir.
klavye başından, sanki kadınların hiç payı yokmuş, tek yaptıkları evlerinde oturmakmış gibi ve gerektiğinde mücadeleci ruhlarını göstermiyorlarmış gibi böyle bir başlığın açılmış olması ve ''madem eşitlik, her alanda olsun'' demek çok basit kaçıyor. bazı insanların tek yaptıklarının kötü niyetleriyle klavyede birkaç harfe basarak kelime ve cümle oluşturmak olduğunu düşünüyorum. harflere basıyorsunuz sadece, düşünmüyorsunuz.
bir dahakine düşünün, olur mu?
kadınların bazıları savaşa katılmış, bazıları yaralıların bakımını üstlenmiş, bazıları cephane üretimi ve ulaştırılması sorumluluğunu almış ve bu sorumluluğu alırken kendi küçücük yavrusunun üzerindeki battaniyeyi alıp cephaneliklerin üzerini örtmüştür. gerektiğinde kendi yemeklerinden, kıyafetlerinden, zamanlarından, gençliklerinden, çocuklarından, o en sevdiklerinden vazgeçmesini bilmişler ve vatan uğruna feda etme yürekliliğini göstermişlerdir.
klavye başından, sanki kadınların hiç payı yokmuş, tek yaptıkları evlerinde oturmakmış gibi ve gerektiğinde mücadeleci ruhlarını göstermiyorlarmış gibi böyle bir başlığın açılmış olması ve ''madem eşitlik, her alanda olsun'' demek çok basit kaçıyor. bazı insanların tek yaptıklarının kötü niyetleriyle klavyede birkaç harfe basarak kelime ve cümle oluşturmak olduğunu düşünüyorum. harflere basıyorsunuz sadece, düşünmüyorsunuz.
bir dahakine düşünün, olur mu?
devamını gör...
kişinin büyüdüğünü fark ettiği anlar
bademciklerin büyüyünce badem olmadığını ögrendiğim,
tom'un masum jerry'nin ise gıcık olduğunu farketmeye başladığım an.
tom'un masum jerry'nin ise gıcık olduğunu farketmeye başladığım an.
devamını gör...
birine bir şey yedirirken senin de ağzının o lokmayı yer gibi açılması
başlıkta bilmem anlatabildim mi ama bu durum çok dikkatimi çekiyor sözlük. ağzına lokma uzattığım kişi ağzını açtığı anda benim de ağzım hayali bir lokmayı alıyor adeta. bunun bir sebebi var mı acaba? çocukken lokmalarımı mı saydılar bilemiyorum.
devamını gör...
antidepresan etkisi gösteren şeyler
devamını gör...
united colors of benetton
trabzon'un en lüks caddesinde kocaman bir mağazası vardı. yanında da tifany&tomato vardı. benetton'a bakar bakar, tifany&tomato'dan kombin yapar çıkardık. çok pahalı idi. sene 90ların ortası. şimdi hiç ilgimi çekmiyor. o kadar çok marka var ki.
devamını gör...
türk sinemasının en iyi tiradı
devamını gör...
dj gyrotta zao (yazar)
yazar kimdir nedir hiç bilmiyorum hiç tanımıyorum ama istanbul sözleşmesiyle ilgili söylediklerinde sonuna kadar katılıyorum. her allahın günü kadınlar tecavüze uğruyor, şiddet görüyor, öldürülüyor. buna karşı çıkanlar genelde dincilerdir, dindanlar değil. veya cahildir. cahille de tartışmaya girilmez.
devamını gör...
boyalı kuş
jerzy kosinski tarafından 1965 yılında yayınlanan kitap, 1991 yılında aydın emeç tarafından çevrilip e yayınları'ndan yayınlanmıştır.
2019 yılında sinema uyarlaması da yapılmıştır. ikinci dünya savaşında hayatta kalma mücadelesi veren ufacık bir çocuğun gözünden dünyayı görmek, algılamak çok sarsıcı olsa da o zamanın ruhunu anlamak için gerekli bir okuma bence bu kitap.
…
garip kuşlardı leylekler. günün birinde, yuvasını düzeltmeye kalkınca dişi leyleğin kendisine nasıl saldırdığını anlatmıştı lekh.
o da öcünü, kuluçkaya yatan leyleğin yumurtaları arasına bir kaz yumurtası koymakla almıştı. yavrular yumurtadan çıkınca erkek ve dişi leylek bu garip yaratığa şaşkınlıkla bakmışlardı. kısa, çarpık bacaklı, biçimsiz bir şeydi yavrularından biri. yamyassı bir gagası vardı. dişisinin kendisini aldattığına inanan baba leylek yavruyu öldürmeye kalkıştı. dişi leylekse küçüğü kurtarmak gerektiğine inanmıştı. erkeğinin elinden kurtarmak için damdan avludaki samanların arasına yuvarlamıştı zavallıyı.
bununla aile kavgası sona ermişe benziyordu. ama göç çağı gelince, leylekler toplanıp görüştüler. uzun süren tartışmalardan sonra, dişinin kocasını aldattığı, onunla birlikte gelemeyeceği kararlaştı. ardından da kararın uygulanışına geçildi. leylekler havalanmadan erkeğini aldattığına inanılan dişi, gaga ve kanat vuruşlarıyla öldürüldü. erkeğiyle birlikte yaşadığı damın altında bulundu ölüsü. yanında çirkin bir yavru, iki gözü iki çeşme ağlıyordu.
siyah beyaz çekilen film, çok iyi görüntü yönetmenliğine sahip olsa da kitabı okurken yaşanan dehşet duygusunu maalesef izleyiciye veremiyor. kitabı okumadan filmi izlerseniz çok şey kaçırırsınız diye düşünüyorum.
2019 yılında sinema uyarlaması da yapılmıştır. ikinci dünya savaşında hayatta kalma mücadelesi veren ufacık bir çocuğun gözünden dünyayı görmek, algılamak çok sarsıcı olsa da o zamanın ruhunu anlamak için gerekli bir okuma bence bu kitap.
…
garip kuşlardı leylekler. günün birinde, yuvasını düzeltmeye kalkınca dişi leyleğin kendisine nasıl saldırdığını anlatmıştı lekh.
o da öcünü, kuluçkaya yatan leyleğin yumurtaları arasına bir kaz yumurtası koymakla almıştı. yavrular yumurtadan çıkınca erkek ve dişi leylek bu garip yaratığa şaşkınlıkla bakmışlardı. kısa, çarpık bacaklı, biçimsiz bir şeydi yavrularından biri. yamyassı bir gagası vardı. dişisinin kendisini aldattığına inanan baba leylek yavruyu öldürmeye kalkıştı. dişi leylekse küçüğü kurtarmak gerektiğine inanmıştı. erkeğinin elinden kurtarmak için damdan avludaki samanların arasına yuvarlamıştı zavallıyı.
bununla aile kavgası sona ermişe benziyordu. ama göç çağı gelince, leylekler toplanıp görüştüler. uzun süren tartışmalardan sonra, dişinin kocasını aldattığı, onunla birlikte gelemeyeceği kararlaştı. ardından da kararın uygulanışına geçildi. leylekler havalanmadan erkeğini aldattığına inanılan dişi, gaga ve kanat vuruşlarıyla öldürüldü. erkeğiyle birlikte yaşadığı damın altında bulundu ölüsü. yanında çirkin bir yavru, iki gözü iki çeşme ağlıyordu.
siyah beyaz çekilen film, çok iyi görüntü yönetmenliğine sahip olsa da kitabı okurken yaşanan dehşet duygusunu maalesef izleyiciye veremiyor. kitabı okumadan filmi izlerseniz çok şey kaçırırsınız diye düşünüyorum.
devamını gör...
duygusal olmanın güçsüzlük olarak görülmesinin nedenleri
toplumumuzun kodlarına işlemiş cinsiyetçiliğin bir sonucu olduğunu düşündüğüm kitlesel yanılgı. muhtemelen nispeten kadınlar duygularını yansıttığı için duygusallık ilk olarak kadınlık sonrasında ise güçsüzlük ile bağdaşlaştırıldı. oysa tür olarak duygularımızı karşımızdakine ifade edebildiğimiz için daha iyi hayatta kalabildik.
devamını gör...