şehrazat
t: rus beşlilerinden nikolay rimsky-korsakov'un 1888 yılında bestelediği meşhur eseri.
dört bölümden oluşur: ı. the sea and sinbad's ship, ıı. the kalandar prince, ııı. the young prince and the young princess, ıv. festival at baghdad. the sea. the ship breaks against a cliff surmounted by a bronze horseman
leif segerstam - sinfónica de galicia
aynı zamanda barış manço bu senfonik süitten esinlenerek yine aynı adda harika bir ingiliççe parçaya imza atmıştır:
şehrazat
"come here şehrazat / we're going away / forget tomorow / enjoy today..." diye başlayıp devam eder.
dört bölümden oluşur: ı. the sea and sinbad's ship, ıı. the kalandar prince, ııı. the young prince and the young princess, ıv. festival at baghdad. the sea. the ship breaks against a cliff surmounted by a bronze horseman
leif segerstam - sinfónica de galicia
aynı zamanda barış manço bu senfonik süitten esinlenerek yine aynı adda harika bir ingiliççe parçaya imza atmıştır:
şehrazat
"come here şehrazat / we're going away / forget tomorow / enjoy today..." diye başlayıp devam eder.
devamını gör...
arkadaş ıslıkları
bir orhan kemal romanıdır.
okuduğumda onbir yaşındaydım sanırım. annemin hediyesi idi doğum günümde. o kadar sevmiştim ki kitabı. deli gibi okuyup bitirmiştim bir günde. hala da aklımdadır.
ilk bölümün adı -umarım doğru hatırlıyorumdur- serseri mayınlar’dı. genç bir adamın hikayesi anlatılır roman boyunca.orhan kemal’in toplumsal gerçekçiliğe bağlı kalarak yazdığı bir romandır. benim aklımda bir bildungsroman gibi kalmış hep. akıcı bir romandır da aynı zamanda ve diyaloglar yoluyla yazılmıştır.
romanın ismi ve ilk bölümün ismi o kadar çok çağrışımlar uyandırır ki. kaybolup gitmiş bir dönemin silik hatırasını yeniden renklendirir okuyanın zihninde. yaşamayan bilmez ama anlayabilir arkadaş ıslıklarını duymanın ne kadar önemli olduğunu.
kahvaltı sofrasında daha son çayı bitirmeden dışarından tanıdık bir ıslık duymak ya da isminizin çok samimi bir ses ile çağırılması o kadar önemli, o kadar cezbedici, o kadar güven vericidir ki anlatamam.
ama işte bu ıslıklar sizi iyiye de davet ediyor olabilir kötüye de. ne zaman kesilmesi gerektiğini bilmek önemlidir. zamanında kesilmediğinde ıslıklar sizi istemediğiniz yerlere ve zamanlara taşıyabilir çünkü.
kitabı okuduğunuzda bir film izliyormuş gibi hissedeceksiniz. ben kitabı sayfa sayfa değil sahne sahne hatırlıyorum.
okuduğumda onbir yaşındaydım sanırım. annemin hediyesi idi doğum günümde. o kadar sevmiştim ki kitabı. deli gibi okuyup bitirmiştim bir günde. hala da aklımdadır.
ilk bölümün adı -umarım doğru hatırlıyorumdur- serseri mayınlar’dı. genç bir adamın hikayesi anlatılır roman boyunca.orhan kemal’in toplumsal gerçekçiliğe bağlı kalarak yazdığı bir romandır. benim aklımda bir bildungsroman gibi kalmış hep. akıcı bir romandır da aynı zamanda ve diyaloglar yoluyla yazılmıştır.
romanın ismi ve ilk bölümün ismi o kadar çok çağrışımlar uyandırır ki. kaybolup gitmiş bir dönemin silik hatırasını yeniden renklendirir okuyanın zihninde. yaşamayan bilmez ama anlayabilir arkadaş ıslıklarını duymanın ne kadar önemli olduğunu.
kahvaltı sofrasında daha son çayı bitirmeden dışarından tanıdık bir ıslık duymak ya da isminizin çok samimi bir ses ile çağırılması o kadar önemli, o kadar cezbedici, o kadar güven vericidir ki anlatamam.
ama işte bu ıslıklar sizi iyiye de davet ediyor olabilir kötüye de. ne zaman kesilmesi gerektiğini bilmek önemlidir. zamanında kesilmediğinde ıslıklar sizi istemediğiniz yerlere ve zamanlara taşıyabilir çünkü.
kitabı okuduğunuzda bir film izliyormuş gibi hissedeceksiniz. ben kitabı sayfa sayfa değil sahne sahne hatırlıyorum.
devamını gör...
the book thief
markus zusak' en iyi kitaplarından biridir. kitapta liesel'in evlatlık verilmesi için çıktığı yolculuktan-evlatlık verilmesi ve ondan sonra yaşadığı olaylar anlatılır. kardeşini yolculukta kaybetmesi ve mezarı kazmak için gelen adamların cebinden düşen siyah kitabı çaktırmadan alması ilk kitap hırsızlığıdır ve bu kitap hırsızlığı devam edecektir. daha sonra yeni ailesine alışma serüveni anlatılır kitapta. zamanla üvey annesine ve babasına alışır. hatta arkadaş bile edinir (rudy) . okula başlayacağı zaman yaşıtlarından çok çok geridedir. üvey babası sayesinde kitap okumayı öğrenir. babası her gece liesel'ın çaldığı kitabı ona okur. 2. kitap hırsızlığı yakılmak için toplanan ve yakılan kitaplarının arasından kimseye çaktırmadan çaldığı "omuz silkiş" kitabıdır. 3. çaldığı kitap ise çamaşır toplamak için gittiği valinin karısına aittir. okumayı günden güne ilerletir. hitler döneminde toplanıp öldürülen,işkenceler edilen yahudi max ile tanışması ,münih'in bombalanması ve daha birçok olay anlatılır kitapta. kitabın aynı zamanda filmi de bulunmaktadır ama filmi yerine kitabı okumanızı tavsiye ederim. çünkü filmde bazı kısımlar üstünkörü geçilmişken, kitapta konulara daha ayrıntılı yer verilmiştir.tavsiye edilir.
--- alıntı ---
caddenin her yerinde insanlar vardı ama boş olsa, yabancı bundan daha yalnız olamazdı.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
caddenin her yerinde insanlar vardı ama boş olsa, yabancı bundan daha yalnız olamazdı.
--- alıntı ---
devamını gör...
kırk yaş üstü sözlük yazarları
kırk yaş üstü sözlük yazarları ne? sözlüğü mü terk etsin, mezara mı girsin? bu yazarlar size ne etti aceba?
beyazlamaya başlayan saçlarımız, kırışmaya başlayan tenimiz çok mu kötü görünüyor? zaman çok hızlı geçiyor gençler, hiç anlamadığınız kadar hızlı geçen bir zaman içinde siz de o teyze ve amcaların arasında olacaksınız. acı ama gerçek.
ve o gerçekleri güzelleştirmek insanın elinde. teyzenizden bir tavsiye, daima yaşınızın hakkını verin. seviyoruz sizleri.
beyazlamaya başlayan saçlarımız, kırışmaya başlayan tenimiz çok mu kötü görünüyor? zaman çok hızlı geçiyor gençler, hiç anlamadığınız kadar hızlı geçen bir zaman içinde siz de o teyze ve amcaların arasında olacaksınız. acı ama gerçek.
ve o gerçekleri güzelleştirmek insanın elinde. teyzenizden bir tavsiye, daima yaşınızın hakkını verin. seviyoruz sizleri.
devamını gör...
recep tayyip erdoğan
güzelim ülkeyi yiyip bitirmişken insanlar nasıl olur da hala bu adama oy verir dediğim lider. türkiye'den umudu tek adam rejimine "evet" denildikten sonra tamamen kesmişimdir.
ayrıca kendisi icraatlerinden bahsetmekten (aslında gerçekleştirmekten) çok mitinglerde "bay kemal" veya "eeey tanzanya" demekle meşguldür. kuzular koyunlar bu adama "reis" derler genelde. bu size belki (bkz: führer)'i hatırlatır.
ayrıca kendisi icraatlerinden bahsetmekten (aslında gerçekleştirmekten) çok mitinglerde "bay kemal" veya "eeey tanzanya" demekle meşguldür. kuzular koyunlar bu adama "reis" derler genelde. bu size belki (bkz: führer)'i hatırlatır.
devamını gör...
farkındalık
bir olay, bir durum vesilesi ile bir şeylerin öyle olmadığını veya olduğunu öğrenmek. bilinçlenmek, aydınlanmak.
tabiki her konuda bu durum yaşanmıyor. erken veya geç fark edilebilir. bazen hiç fark edilmez. avantajları ve dezavantajları vardır.
genelde ah şimdiki aklım o zaman olsaydı diye bir hayıflanma yaşatır olmamış ama olması istenmiş şeyler için.
tabiki her konuda bu durum yaşanmıyor. erken veya geç fark edilebilir. bazen hiç fark edilmez. avantajları ve dezavantajları vardır.
genelde ah şimdiki aklım o zaman olsaydı diye bir hayıflanma yaşatır olmamış ama olması istenmiş şeyler için.
devamını gör...
gündelik hayat teorileri
kişi kendinde neyi eksik buluyorsa onu diline doluyor, neyin açlığını çekiyorsa karşısındakinde onu eleştiriyormuş.
devamını gör...
tam kapanma
gerek olmayan saçmalık.
aşı olmamakta direnen komplocu arkadaşları kapatsak yeterli. aralarında meditasyon mu yapıyorlar, evrene mesaj mı yolluyorlar, ayin mi yapıyorlar... ne halt yerlerse yesinler ama kendine ve topluma karşı sorumluluğunu yerine getiren insanları rahat bırakın artık.
aşı olmamakta direnen komplocu arkadaşları kapatsak yeterli. aralarında meditasyon mu yapıyorlar, evrene mesaj mı yolluyorlar, ayin mi yapıyorlar... ne halt yerlerse yesinler ama kendine ve topluma karşı sorumluluğunu yerine getiren insanları rahat bırakın artık.
devamını gör...
erkeklerden erkeklere tavsiyeler
yolda yürürken yanınızdan geçen insanların gözlerine salak salak bakmayın.
devamını gör...
eşkışkın
ışkın otu, doğu ve güneydoğu bölgelerindeki tüm illerimizin 1500 –2500 m yüksekliklerinde kayalık ve çakıl yamaçlarda kendiliğinden yetişmektedir. bazı kaynaklarda bu yükseklik 1000- 4000 m. arası olarak verilmektedir. ülkemiz dışında iran,suriye, ırak, ermenistan, azerbaycan, afganistan ve pakistan’da da yetişmektedir.
devamını gör...
eşkıya dünyaya hükümdar olmaz
atv'nin yeni sezonda yayınlamayacağı mafya dizisi.
senaryosunu, oyunculuklarını vs. bilemem. kimileri silahlardan ve çatışma sahnelerinden dolayı diziyi yadırgayabilir, anlarım... ancak atv için bu karar bir yıkımdır. altı sezondur yayınlanmasına rağmen hala reytinglerde tepeye oynayan, tv izleyicisini uzun soluklu ekrana bağlayan bir diziden bahsediyoruz. türkiye'de beş sezonun üstünde yayınlanıp izleyiciyi bu denli ekrana bağlayan dizi sayısı azdır. ek olarak edho, tahmin edileceği üzere youtube yerine televizyonda tercih ediliyor. yani dizi, reklamları izleyen, her yayın günü çayını, kahvesini, meyvesini alıp televizyonun başına kurulan ve gece 12 buçuğa kadar kanalı değiştirmeyen bir izleyici kitlesi barındırıyor. diziyi illaki youtube'dan izleyenler de vardır ancak genel izleyici portresi, hafta boyu edho ile alakalı tek kare takip etmeyip yayın gününde televizyonun başına kurulan bir kitle. günümüz televizyoncularının youtube ve dijital platformlar karşısında uğradığı hezimeti de düşünürsek, edho ulusal bir kanal için bulunmaz nimet.
atv'nin diziyi yayından kaldırmasının iki sebebi olabilir:
1 - oyuncu maaşlarının çok yüksek olması: edho, maliyetli bir dizi değil. tarihi diziler gibi herhangi bir platforma, ya da bilim kurgu dizileri gibi video efektlerine ihtiyaç duymuyor. olup olabilecek en büyük efekt, silahlardan çıkan ateşleme efekti ya da bomba/patlama efekti. bunların haricinde efekt ya da prodüksiyon olarak ağır masraflar istemiyor. ancak yapım şirketinin ya da kanalın belini kırabilecek bir alternatif var: oyuncu maaşları! türkiye'de özellikle mafya dizilerinin oyuncuları, gerçek mafya babası gibi muamele görüyor ve izleyici tarafından hürmet görüyor. mesela ilyas karakterini canlandıran ozan akbaba... kuzey güney dizisinde dakika başı kıvanç tatlıtuğ'dan dayak yiyen bir karakteri canlandırırken hiç de göz önünde değildi ve tahminimce cüzi bir ücret alıyordu. ancak bugün, sokağa çıktığında sanki bir mafya ailesinin lideriymişçesine ilgi ve hürmet görüyor.
2 - siyasi sebepler
özellikle sedat peker mevzularının patlamasının ardından, dizi pek çok insan için (dolaylı olarak da kanal için) bambaşka bir anlam ihtiva etmeye başladı. dizi bu sebeple de, büyük yerlerden gelen emirler doğrultusunda yayından kaldırılmış olabilir.
ben bir kanal sahibi olsaydım edho'nun kendi kanalımda yayınlanması için elimden geleni yapardım. izleyici kitlesinin youtube'a ve netflix gibi dijital platformlara kaydığı şu günlerde, 200 bölüm boyunca reytingde tepeye oynamış, deli gibi reklam geliri olan ve pek de masraflı olmayan bir diziden bahsediyoruz. belki yayınlanır, belki yayınlanmaz bilemem. ancak yayınlanmadığı takdirde pek çok kişi üzülecek ve atv'yi boykot bile edecek.
senaryosunu, oyunculuklarını vs. bilemem. kimileri silahlardan ve çatışma sahnelerinden dolayı diziyi yadırgayabilir, anlarım... ancak atv için bu karar bir yıkımdır. altı sezondur yayınlanmasına rağmen hala reytinglerde tepeye oynayan, tv izleyicisini uzun soluklu ekrana bağlayan bir diziden bahsediyoruz. türkiye'de beş sezonun üstünde yayınlanıp izleyiciyi bu denli ekrana bağlayan dizi sayısı azdır. ek olarak edho, tahmin edileceği üzere youtube yerine televizyonda tercih ediliyor. yani dizi, reklamları izleyen, her yayın günü çayını, kahvesini, meyvesini alıp televizyonun başına kurulan ve gece 12 buçuğa kadar kanalı değiştirmeyen bir izleyici kitlesi barındırıyor. diziyi illaki youtube'dan izleyenler de vardır ancak genel izleyici portresi, hafta boyu edho ile alakalı tek kare takip etmeyip yayın gününde televizyonun başına kurulan bir kitle. günümüz televizyoncularının youtube ve dijital platformlar karşısında uğradığı hezimeti de düşünürsek, edho ulusal bir kanal için bulunmaz nimet.
atv'nin diziyi yayından kaldırmasının iki sebebi olabilir:
1 - oyuncu maaşlarının çok yüksek olması: edho, maliyetli bir dizi değil. tarihi diziler gibi herhangi bir platforma, ya da bilim kurgu dizileri gibi video efektlerine ihtiyaç duymuyor. olup olabilecek en büyük efekt, silahlardan çıkan ateşleme efekti ya da bomba/patlama efekti. bunların haricinde efekt ya da prodüksiyon olarak ağır masraflar istemiyor. ancak yapım şirketinin ya da kanalın belini kırabilecek bir alternatif var: oyuncu maaşları! türkiye'de özellikle mafya dizilerinin oyuncuları, gerçek mafya babası gibi muamele görüyor ve izleyici tarafından hürmet görüyor. mesela ilyas karakterini canlandıran ozan akbaba... kuzey güney dizisinde dakika başı kıvanç tatlıtuğ'dan dayak yiyen bir karakteri canlandırırken hiç de göz önünde değildi ve tahminimce cüzi bir ücret alıyordu. ancak bugün, sokağa çıktığında sanki bir mafya ailesinin lideriymişçesine ilgi ve hürmet görüyor.
2 - siyasi sebepler
özellikle sedat peker mevzularının patlamasının ardından, dizi pek çok insan için (dolaylı olarak da kanal için) bambaşka bir anlam ihtiva etmeye başladı. dizi bu sebeple de, büyük yerlerden gelen emirler doğrultusunda yayından kaldırılmış olabilir.
ben bir kanal sahibi olsaydım edho'nun kendi kanalımda yayınlanması için elimden geleni yapardım. izleyici kitlesinin youtube'a ve netflix gibi dijital platformlara kaydığı şu günlerde, 200 bölüm boyunca reytingde tepeye oynamış, deli gibi reklam geliri olan ve pek de masraflı olmayan bir diziden bahsediyoruz. belki yayınlanır, belki yayınlanmaz bilemem. ancak yayınlanmadığı takdirde pek çok kişi üzülecek ve atv'yi boykot bile edecek.
devamını gör...
hayat mı yorar insanlar mı sorunsalı
hayattan zevk almasını bilmeyen, bilmediği için de başkalarının hayatını da mahveden insanlar yorar.
devamını gör...
piyanist (yazar)
sözlüğün piyanisti, benim için ise redingotunu giymiş bir rasko.* kaliteli tanımlarını ve kimi zaman duygularını döktüğü yazılarını ilgiyle takip ettiğim bir yazar.
devamını gör...
insan neden okumalı sorunsalı
insan olabilmek için.
kitap okumakla ilgili uzun ve ben bilirim havasında bir tanım yazacak değilim. tamam uzun yazacağım ama çok bilimsel bir yazı olmayacak bu.
sorunun cevabını bulmak için laboratuvar olarak kafa sözlük’ü seçmiş olalım. akışta nadir gelişen osasuna atakları gibi sürekli kitap okuyanlara vur kaç taktiği uygulamaya çalışan bir ekip var mesela. kitap okuyanların şöyle ya da böyle olduğunu söyleyip duruyorlar ama meramlarını anlatmak için yazdıkları tanım çingene düğününden farksız. hepsi birer goran bregoviç mübarek. tanımın başının oturma organıyla* denk olmadığı birçok örnek okudunuz.
kendi derdini daha iyi anlatmak için kitap okumak, kitabın üzerine düşünmek bence en etkili gelişme yöntemi olabilir. kimse beni anlamıyor havalarında dolaşan bazı kitapsızlar aslında dertlerini anlatamadıklarının farkında değil. babasına kızıp odasına girerek kapıyı sertçe ittiren sonra da kapı çarpmasın diye reflekslerine fazla mesai yaptıran yarım kalmış ergenler gibi ona buna saldırmak zorunda kalmaz kitap okuyan insan. kelimelerin gücü ile şıpın işi çözer sorunları.
düşünme gücünüzü arttıracağını da düşünüyorum. düşünüyorum bunu çünkü okuyorum bolca. okuyorum o halde varım. sözcük dağarcığınız büyüdükçe düşünme gücünüz de artacaktır. ne kadar çok kelime varsa cebinizde o kadar yakın olursunuz mega brain olmaya.
insan okumalı ve bunun için bir nedene gerek duymamalı ama ille de bir neden gerekiyorsa yukarıda gerekli bilgi var. yukarı kaydırın.
kitap okumakla ilgili uzun ve ben bilirim havasında bir tanım yazacak değilim. tamam uzun yazacağım ama çok bilimsel bir yazı olmayacak bu.
sorunun cevabını bulmak için laboratuvar olarak kafa sözlük’ü seçmiş olalım. akışta nadir gelişen osasuna atakları gibi sürekli kitap okuyanlara vur kaç taktiği uygulamaya çalışan bir ekip var mesela. kitap okuyanların şöyle ya da böyle olduğunu söyleyip duruyorlar ama meramlarını anlatmak için yazdıkları tanım çingene düğününden farksız. hepsi birer goran bregoviç mübarek. tanımın başının oturma organıyla* denk olmadığı birçok örnek okudunuz.
kendi derdini daha iyi anlatmak için kitap okumak, kitabın üzerine düşünmek bence en etkili gelişme yöntemi olabilir. kimse beni anlamıyor havalarında dolaşan bazı kitapsızlar aslında dertlerini anlatamadıklarının farkında değil. babasına kızıp odasına girerek kapıyı sertçe ittiren sonra da kapı çarpmasın diye reflekslerine fazla mesai yaptıran yarım kalmış ergenler gibi ona buna saldırmak zorunda kalmaz kitap okuyan insan. kelimelerin gücü ile şıpın işi çözer sorunları.
düşünme gücünüzü arttıracağını da düşünüyorum. düşünüyorum bunu çünkü okuyorum bolca. okuyorum o halde varım. sözcük dağarcığınız büyüdükçe düşünme gücünüz de artacaktır. ne kadar çok kelime varsa cebinizde o kadar yakın olursunuz mega brain olmaya.
insan okumalı ve bunun için bir nedene gerek duymamalı ama ille de bir neden gerekiyorsa yukarıda gerekli bilgi var. yukarı kaydırın.
devamını gör...
kur'an'ı türkçe okuyanlar ateizm ve deizme yöneliyor iddiası
mealinin “arapça okuduklarında anlamadıkları için kandırmak kolay oluyor, türkçe okuduklarında kandıramıyoruz.” olduğunu düşündüğüm iddia.
devamını gör...
müslümanların tanrı kelimesinden korkmasının nedeni
sonunda -lah eki olmayan kelimeleri sevmiyorlar.
devamını gör...
unutmamalı
bir tarkan klasiği.
devamını gör...
pazar akşamları aniden çöken hüzün
hep hüzünlü olduğum için hiç başıma gelmeyen hüzündür.
aniden olması için hüzünlü olmamam lazım. ben hep hüzünlüyüm hiç aniden çökmüyor.
aniden olması için hüzünlü olmamam lazım. ben hep hüzünlüyüm hiç aniden çökmüyor.
devamını gör...
sevilen hakan günday sözleri
doğu'da kızlar kadın doğar. ecellerinden önce ölürler. ilk yemeği anasının memesinden gelen ve yediği çanağa tükürmekte sakınca görmeyen erkek, o kadar çok kadın gömer ki toprak bile artık dişidir. bu yüzden toprak ana diye bilinir. perilerin şanı buradan gelir.
diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. bu yüzden verimsiz ve çoraktır. buna da, kadının intikamı denir.
maalesef bu sözleri doğru ve haklı bulmak zorunda kaldığım için üzgünüm.
diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. bu yüzden verimsiz ve çoraktır. buna da, kadının intikamı denir.
maalesef bu sözleri doğru ve haklı bulmak zorunda kaldığım için üzgünüm.
devamını gör...







