—abartma
—peki
—he he
—anlıyorum
sevgili yazarımız urlalı’nın hatırlatmasından sonraki katkılarıyla “ben böyleyim, ben buyum” denilmesine de gerçekten sinir olduğumu belirtmek isterim*.
devamını gör...

tekrar hatırlamanın ve hatırlatmanın geldiği günlerden geçtiğimiz hitabe, nutuk, söylev.
güncel dile en yakın halini ekliyorum.
“ey türk gençliği!
birinci görevin, türk bağımsızlığını, türk cumhuriyetini sonsuza dek korumak ve savunmaktır.
varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. bu temel senin en kıymetli hazinendir. gelecekte bile seni bu hazineden yoksun bırakmak isteyecek iç ve dış düşmanların olacaktır.
bir gün, bağımsızlık ve cumhuriyeti savunmak zorunda kalırsan, göreve atılmak için içinde bulunacağın durumun olanak ve koşullarını düşünmeyeceksin!
bu olanak ve koşullar hiç uygun olmayan bir durumda kendini gösterebilir. bağımsızlık ve cumhuriyetini yıkmak isteyecek düşmanlar, dünya tarihinde benzeri görülmemiş bir galibiyetin,
bir gücün temsilcisi olabilirler. zorla veya hile ile kutsal yurdun bütün şehirleri teslim alınmış, bütün işletmeleri ele geçirilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve yurdun her köşesi işgal edilmiş olabilir.
bütün bu koşullardan daha acıklı ve korkunç olanı ise, ülkede iktidara sahip olanlar gaflet, sapkınlık ve hatta ihanet içinde olabilirler.
hatta bu iktidar sahipleri kişisel çıkarlarını, işgalcilerin siyasi amaçlarıyla birleştirerek düşmanla işbirliği yapabilirler. ulus, yoksulluk ve sıkıntı içinde ezik ve bitkin düşmüş olabilir.
ey türk geleceğinin evladı! işte bu durum ve koşullar içinde bile görevin, türk bağımsızlığını ve cumhuriyetini kurtarmaktır!
muhtaç olduğun güç, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! mustafa kemal atatürk
devamını gör...

liberaller liberal olmayanlar tarafından durmaksızın (bkz: ad hominem) yapılarak eleştiriliyor. nerede liberalizm karşıtı bir söylem görsem muhakkak içine liberallerin ne kadar kötü insanlar olduğu bilgisi sıkıştırılır. mesela yoksul bir liberalseniz burjuva özentisi olmakla suçlanıp fakir halinizle neden liberal olduğunuz sorgulanır ve eleştirilirsiniz. varsıl iseniz bu kez de zaten paranız olduğu için tuzunuzun kuru olduğu söylenir ve şımarık burjuva olarak eleştirilirsiniz. iler tutar yanı olan argümanlar yerine sürekli fikirleriniz yerine size saldırılr. bunu da öyle okumamış etmemiş insanlar da yapmaz. işte beni şaşırtan da bu olmuştur hep.
devamını gör...

hayır canım ne alakası var.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dünyanın en yalnız hayvanı 52 hertz isimli bir balinadır. hiçbir ortamda bu bilgiyi satmadım fakat sunumunu yapmıştım ve dinleyen insanlar bu hayvanla ilgili yeni şeyler öğrenmekten keyif aldıklarını söylemişlerdi.
devamını gör...

bir şebnem ferah şarkısı. yanlış hatırlamıyorsam hasta ablasının başında beklerken yazmıştı, böyle de dramatik bir hikayesi vardı.

devamını gör...

yazmayı sevmem ama kalem güzel birşey scrikss kalemleri hoşuma gidiyor fiyat kalite tavan.
devamını gör...

izel'in 2007 yılında piyasaya sürdüğü albüm. albüm ile aynı ismi taşıyan şarkı muazzam. yalnız ben şarkıyı fettah can'dan dinliyorum. yanlışım yoksa söz/müzik fettah can ve sinan akçıl'a ait. tam da emin değilim piyasa çok karışık. belki de izel'indir sözler. neyse şarkının kimin olduğu çok önemli değil. önemli olan şarkının ne kadar güzel olduğu.

devamını gör...

sevgilisi yok diye mutlu olamayan insanın hayatın hiçbir köşesinde başarılı olma ihtimali yoktur, kendi olamamıştır daha çünkü.
devamını gör...

qwert yuiop isimli makedon tarafından bulunmuş ve klavyenin ilk sırası o'na adanmıştır.
devamını gör...

gaziantep yöresine ait bir türküdür. modern folk üçlüsü’nden ilk defa duymuştum ama dilan ekinci ve paul dwyer yorumu bir harika olmuş. aslında hüzünlü olup keyifli gibi hissettiren bir eser...

“deriko saçın örmezler
seni de bana vermezler...”


devamını gör...

•anneannemi kaybettim. o gidince kimsesiz kaldım.
•onlarca arkadaş değil birkaç dostumun sahiciliğini gördüm.
•ailemin saygıya değer olduğunu sanarken; şiddetin her türlüsünü bana yaşatan barbarlar olduklarını aslında en baştan beni hiçe sayıp sadece kendi keyiflerince hayatımı alt üst ettiklerini gördüm.
•anne babaya 'üff' demeyen biriyken; haykıra haykıra hakkını savunan biri oldum.
•hoca hanımken; dinsiz oldum.
•kayıtsız şartsız herkesi severken; sevdiğim herkes beni buna pişman etti.
•şimdi sadece sokak hayvanları var. eskiden mama su verirken sayısını hatırlamadığım kadar hayvan tedavi ettirdim. insanlar benim sevgime layık degil. bunu artık anladım. daha da canımı yakmalarına izin vermeyeceğim.
devamını gör...

evde bir ölü var görmüyor musunuz?

stefan zweigh, bir çöküşün hikayesi.
devamını gör...

tanışıklığım olmayan yazarımız. fakat yazdığı tanımlar gayet hoş. hoş gelmiş buraya. normalmisin adını gördükçe, duraksayıp kendime sormama sebep oluyor ayrıca.*
devamını gör...

iş hayatı profesyonellik gerektirir. aile ile bu ilişkiyi kurmak zordur. başarılı iş yürüten aileler görsem de genellikle ikinci kuşaktı. ben de tecrübemi bırakayım; düşman başına. hala konuşmayız görüşmeyiz.
devamını gör...

müzik dinleyerek yürümeyi pek severim, bilenler bilir punk hastasıyımdır. etrafıma baktığımda herkesin bir şeylere yetişmeye çalıştığını, git gide paranoyaklaştığını gördüm. ben koşmayı çok sevmem, yürüme adamıyımdır. ama o kadar uzun zamandır kimseyle yürümedim ki sözlük, aklın almaz.

neyse, şaşkınbakkal taraflarında geziniyorum, önüme bir dayı çıktı. 60'larının ortalarındaydı; beyaz bıyıklarına tahminimce adıyaman lüks tütünü içmekten sarı kıllar karışmış, rus kasketinden ötürü kafası terlemiş, kim bilir neler görüp neler geçirmişti. tüm bu saydıklarıma rağmen, tahmin edersiniz ki pek istenen durumlar değiller, bana bakmayı sürdürmüştü. yanıma yaklaşıp "evlat kafa sözlüğü duydun mu?" dedi. "hayır amcacığım, hiç haberim yok." diye karşılık verdim. "gir bir bak." dedi ve gitti. girip baktım.

tanım: hüzün dolu hikayemdir.
devamını gör...

haberin olmasa da gülümseyerek anıyorum seni, iyi konuşuyorum arkandan. bu ikimize de yeter.
devamını gör...

sözlükte tek başına takılma hissi. bakıyorum bazen yazarlar birbirlerine destek veren başlıklar açıyor, ekibimiz iş başında yazıyor, nickaltılar tıklım tıklım. yahu diyorum bir tek ben mi yazıyorum, okuyorum ve çıkıyorum.
devamını gör...

hiç beğenmediğim, ileri giderek burns’un neredeyse bir şarlatan olduğunu düşüneceğim (bu egosuna ve kibrine olan öfkemden ileri gelmekte), kişisel gelişimin bilimsel soslara bulandırılmış hâli olan kitap.

bilişsel davranışçı terapi, her ne kadar yeterince benimsemediğim bir yöntem olsa da, bilim dünyasında özellikle son zamanlarda yer bulabilen bir görüş. bu terapi yönteminden ziyade kitap üzerine olacak görüşlerim de zaten.

kitapta burns oldukça üstten bakan, ben bilirimci bir tavırla yaklaşmış ve hatta bana göre diğer psikoloji yaklaşımlarını da oldukça küçümsemiştir. kitapta anlattığı şeylerin doğru olduğuna okurları inandırabilmek için adeta diğer yaklaşımları göz göre göre silikleştirmiş ve en işe yarar yöntemin kendisinde olduğunu öne sürüp durmuş. ayrıca bunu egoist ve bana göre narsist bir tutumla yapmış. bu sebepten, henüz bitirememiş olsam da, aşırı itici bir kitap hâlini aldı benim için.

fakat benim bu söylediklerim kitabın işe yarar olabileceği olasılığını değiştirmiyor elbette. kitapta söylendiğine göre bireyler üzerinde oldukça olumlu etkilere neden olmuş. içerisindeki teknikler uygulanırsa bireye yardımcı olabileceğini de düşünüyorum. yalnızca yazarın tavrını, kibrini beğenmedim. her şeyi düşünceye bağlayan ve duyguları neredeyse yok sayan tutumunu beğenmedim.

beğenmediğim son nokta olarak da, kitapta anlatılanlar sanki soruna kesin çözümden ziyade, geçici bir etkiye katkı sağlayabilir diye düşündürdü bana. elbette düşüncelerimiz duygularımız üzerinde kesinlikle etkilidir ve kendi bakış açılarımızdan düşüncelerimize göre yorumlarız olayları ancak bunun değişmesi yalnızca bir kitapla olabilecek bir şey değil ve ayrıca büyük travmalarda, kötü olaylarda bu yöntemin ne denli işe yarayabilir olduğu da tartışılır. başına gelen çok kötü bir olayı nasıl bir düşünce şekliyle yaklaşırsan yaklaş yeterince iyi hâle getiremeyebilirsin.

bu sebeple hafifletici, geçici bir tedavi olabilir ancak özellikle daha ağır durumlarda kalıcı bir etkisi olabileceğine inancım yeterince yok. düşüncelerimizi değiştirerek pek çok olayı daha olumlu yönden görebilir, üzerimizdeki olumsuz etkisini azaltabiliriz ancak her olayda bunu tam olarak uygulayabileceğimizi sanmıyorum.
devamını gör...

gençlik yıllarının şaşırtıcı şekilde aksine, yaş aldıkça bayram kutlama hadisesinin önemi ve bireye getirdiği/tattırdığı maneviyat artmaya başlamaktadır, o yüzden iyi bayramlar olsunlardır.
(bkz: selam)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim