trevanian'ın 2000 yılında yayınlanan romanı. türkçeye neşe olcaytu tarafından çevrilmiştir. trevanian'ın akıcı diliyle çok güzel hikayeler var kitapta. çok derinlere inmeden keyifli vakit geçirmek için iyi bir tercih.


"insan bazen şu tek başına duran eşyalardan bile yalnız olabilir."


"tanrı cimri insanları zenginliğin tuzağına düşürerek cezalandırır; tıpkı gönlü zengin ve bonkör kişileri yoksulluğun güvenli sığınağında koruduğu gibi."
devamını gör...

instagram postları.
devamını gör...

kitap aldım.
devamını gör...

susmakla sonuçlanır.
devamını gör...

acını yaşa, öfkeni yaşa. ve seyret. kendini sakın bastırma. öyle suyun üstünde akan yaprağa bakar gibi bak, seyret. uzanıp onu almaya kalkışma. kendini suçlama. olacak olandan kaçamazsın. o yüzden hiç bastırma kendini, baskılama. çünkü insan bastırdığı duygunun esiri olur.
(bkz: cahit zarifoğlu)
devamını gör...

muhteşem ispanyol lezzeti, şımarık kahvaltılarımın gizli tarifi ispanyol patatesli omleti.

efendim öncelikle şu tarifi uyguluyorum. beni okumak istemezseniz videolu anlatım burada. okumak isterseniz hazırsanız başlıyoruz.

malzemeler (2 kişilik)
2 orta boy patates
4 yumurta
1 orta boy soğan
sıvı yağ

yapılışı
1. patatesleri yıkayın, soyun, sonra tekrar yıkayın. ortadan ikiye bölün (limon sıkacakmış gibi enine bölün boyuna değil). mümkün olan en ince şekilde yuvarlak yuvarlak doğrayın. 2-3 milimetre denir ideal ölçü için fakat elde cetvelle bunu ölçemeyeceğimize göre bir türk ölçü birimi veriyorum: "bıçağın sırtının kalınlığı kadar". yaptıkça alışacaksınız zaten. ruffles yapıyorsunuz gibi düşünün ama biraz daha kalın olsun.
2. soğanı küp küp veya halka halka doğrayıp kızgın yağda soteliyoruz. karamelize olana kadar soteleyin.
3. üzerine patatesleri atın. hepsini yağa gömmenize gerek yok, zaten ara sıra karıştıracaksınız. soğanlar patateslere yapışacaktır, bırakınız yapışsınlar. o soğanlar öyle bir lezzet verecek ki, of of of.
//videoyla benim aramdaki minik fark: ben soğanları öldürene kadar kavuruyorum, videoda hemen üzerine patates ekleyip kızartıyor. hangisini isterseniz o şekilde yapın.
4. patatesler kızarınca (tahta kaşıkla bölmeye çalışınca bölünecektir pişince) süzdürün, kağıt havlu üzerine alıp fazla yağını emdirin, oda sıcaklığına gelmesini bekleyin. asla videodaki gibi doğrudan yumurtanın üzerine kızgın patatesleri atmayın, yumurta pişer. pişireceğiz ama şu an değil.
5. patates soğuyunca üzerine 1 patates başına 2 yumurta kırın. yumurtayı çırpmayın, yumurtayı köpürtmeyin, sarısını patlatıp iyice patatesle karıştırın yeter. kabın ağzını alumüniyum folyo ile kapatıp buzdolabında 15-20 dk dinlendirin.
// dinlendirmeseniz de olur, ama buzdolabında dinlendirdikten sonra daha yoğun, daha viskoz bir kıvam alacak. o da pişirirken daha güzel sonuç veriyor.
6. kızgın bir tavaya çok az yağ döküp peçeteyle bulaştırın, yumurtalı patates karışımını tavaya boşaltın. iyice tavaya yayın, 1 dakika yüksek ateşte pişirip altını kısın 2 dakika daha pişirin. tavanın ağzına geniş düz bir tabak kapatıp ters çevirin, patatesin altını tavaya verin. aynı şekilde 1 dakika yüksek 2 dakika düşük ateşte pişirip altını kapatın.

şöyle görünmeli (sağdaki büyük yuvarlak şey) (alttakiler brokoli köftesi. salamlar da kedinin yemeği)
devamını gör...

ikisine de insanlık tarihinin belirli dönemlerinde önce tanrı olarak görülerek tapılmış, sonrasında ise özellikle ortaçağ'da katolik kilisesi tarafından şeytanla bağdaştırılarak vahşice katledilmişlerdir.

bunun haricinde her ikisine de pek çok toplumda aslında gerçekle bağlantısı olmayan olumsuz kişilik özellikleri ve mistik güçler atfedilmiştir.

bunun dışında esneklik ve estetik yapı açısından da benzer oldukları söylenebilir.

t: fizyolojiye ek olarak tarihsel süreçte yaşanılanlar bakımından da varolan benzerliklerdir.
devamını gör...

uzun ve baygın bakışlar , yerli yersiz kullanılan müzikler. aksi halde bi dizi 2 saat süremez zaten.
devamını gör...

attila ilhan.
lise yıllarında okuldan kaçmıştım. cebimdeki parayla bir adet jack london-beyaz diş aldım, bir adet de simit. kalan para ise eve dönüş için yol paramdı. kafama esti, arkadaşlarla kitap fuarına gittik. attila ilhan'ın söyleşisine katılmak için salonun giriş kapısını açtım, o da kapının iç tarafındaymış çıkıyormuş. aramızda 1 metre var, göz göze geldik, gülümsedi. bir şey diyemedim, kalbim çarpıyordu, kenara çekilerek yol verebildim sadece. standa gidiyordu sanırım imza için. peşine takıldım, sıraya girdim. sonra baktım herkes bir attila ilhan kitabı alıp sıraya giriyor. benim elimde beyaz diş var. olsun dedim, bunu imzalatırım. sıra yaklaşırken olmaz dedim, ayıp olur, bir bende yok kitap. çıktım sıradan.
olsun seneye yine gelir, benim de elimde kitabım olur, o güler yüzüyle hoşça karşılar beni, biraz muhabbet eder imzalatırım kitabımı dedim. gelemedi :/
devamını gör...

regl oldum .
devamını gör...

insanlara küfretmeyi özgürlük sanan yazar beyanı.
devamını gör...

gerekli eleştiri.
devamını gör...

erkek yurdunda kavga çıktı. batak masasında bir çocuk diğerleri tarafından saldırıya uğruyor kaçıyor kız yurdu o zamanlar aynı alan içerisinde. kaçan şahıs kız yurduna sığınıyor. kızlar olaylara camdan ben bakacağım sen bakacaksın derken kavgaya tutuşuyor. bu sefer kız yurdunun kavgasını ayırıyor güvenlikler. buda böyle bir anımdır.
devamını gör...

devletin vergi dairesinin trendyol kafasıyla yönetildiğini düşündüren email.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

inanılmaz bir ses, fazıl say’la olan konserlerini izleyip hayran kalmıştım kendisine. yorumlarıyla yaratmış olduğu hissiyat anlatılmaz.
şimdi de yine karşıma çıktı kendisi güzel yüreğiyle.
sanatçı insan topluma ışık olmalı, cem adrian da en güzel örneklerinden biri.
bir köy okulunda onun köşesi var, ne güzel.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

efendisiz, başıboş samuraylara ronin; kadın samuraylara ise onna-bugeisha denmektedir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kavga etmek. bir tartışma yarım kaldı, içimde patladı resmen. kulaklarımdan alev çıkıyor şu an. sinirimi bastıramıyorum.
kavga dediğin ertelenmemeli. kaçmayacaktı. bu sinirim birikir, yarın öbür gün feci çıkar bu günün acısı.
kavgacı olmayan insanı bile ne hallere getiriyorlar.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

baş parmağı buruna dayamak ve diğer parmakları açarak sallamak suretiyle karşıdaki insana yapılan alay.
devamını gör...

zaten yok olmaya yüz tutmuş hayat kalitemin-hatta mücadele daha doğru olacak- daha da içine eden durum.
ileri derecede anksiyete bozukluğum var benim. ve bedenim üstündeki etkileri aşırı derecede rahatsız edici. genelde insanların başlarına, boyunlarına vuran bu gerginlik benim ayaklarıma vuruyor.
her atakta ayaklarım geçici bir felce uğruyor. bu nadir dışa vurumlardanmış. kaç tane nörolog ve beyin cerrahı gezdim ve ortak sonuç bu. ve tabi psikiyatrist.
bir gün bir beyin cerrahı 'meslek hayatım boyunca senin gibi bir hastam daha oldu şu an yatağa ve makineye bağlı o yüzden ona göre davran' dedi. küfür gibi. kaygı seviyem daha da tavan yaptı. insanın neyi nasıl söylediği çok şeyi farklı kılıyor.
insanın elinde olmayan ve bütün olarak her zerresine bu kadar etki edip işleyen o bir avuç hastalıktan biriyle uğraşıyor oluşu rezil bir durum.
benim de başardığım bir şey yok ama olabildiğince anlamaya, tanımaya çalışıyorum belki o zaman onunla baş edebilmek için bir ihtimalim olur.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim