birkaç yıl önce çalıştığım bir kafede (o zamanlar saçım çok kısa ve şapka takıyorum) bir müşteri bana ben başka yere bakarken "bakar mısın yakışıklı" şeklinde seslendi. kendimi böyle hissettim demek ki dönüp "buyrun efendim" dedim. benim dönmemle birlikte kahkaha atmaları bir oldu ve söyleyecekleri şeyi unuttular bir an için. benim çok sevdiğim bir anı oldu. çok da komik buluyorum ve ben de o anda tebessüm etmekten kendimi alamamıştım doğrusu.
devamını gör...

gram mantıklı olmayan başlıktır. başlığı açan kişi zaten meriç düşmanı olduğu gibi şimdide genç yazar düşmanı olmuş.

kalite yaşla değil zeka ile olur.
devamını gör...

rivayete göre denizlerin ermişi ilyas ile karaların ermişi, darda kalanların yardımcısı hızır’ın buluşacağı gecedir. hızır'ın ölümsüzlük suyu (ab-ı hayat) içerek ölümsüz olduğu ve bu günlerde insanlar arasında olup bolluk ve sağlık dağıtan, yardım eden bir veli veya nebî (peygamber) olduğuna inanılır. özellikle orta asya, anadolu ve balkanlar'da kutlanan mevsimlik bayramdır. unesco, 'insanlığın somut olmayan kültür mirası listesi'ne alınması için çalışmaktadır. ülkemizin genelinde kutlansa da edirne'de kakava şenlikleri adıyla romanların kültürel etkisi ve uluslararası katılımla kutlanmaktadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ben küçükken babaannem sürekli "hızır aleyhisselam" diye bahsederdi anlattığı hikayelerde, o yüzden bir peygamber olduğunu düşünürdüm fakat kesin değilmiş bu. kuran'da adı geçmez fakat hz. musa'ya yardım eden ve bu nedenle kendisine ilim verilen bir gençten bahsedilir ve bu genç hadislerde hızır olarak anılırmış.

yaz dileğini bağla gül ağacına;
bu sefer olmazsa bir dahaki bayrama
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir çocukluk rutiniydi. masallara inanan ancak masallarla büyümeyen, hayatın gerçekleri ile olgunlaşan neslimizin özelliği. dayak yemeyen anne tanımadım, dayak yemeyen öğrenci görmediğim gibi. sokaktaki çocuğun çocuğa zulmünden bizde payımıza düşeni aldık. askerde her türlü hakareti duyup bizde vatanı bekledik. memuriyette sabır taksimetresi tavan yapalı çok oldu. sonra da diyorlar ki - fotoğraflarda biraz gülümse. yüzüm hala ıslak yastığa dayalı.
devamını gör...

önceden tanışıklığın olan biriyle üniversitenin ilk günü karşılaşmak sayılıyorsa eski kocam.
yine, yeniden bir anıyla karşınızdayım sevgili kafadaşlarım. hazır mıyız?

şimdi efendim, sanki ben, şu lise bitsin bir daha kapısından geçmeyeceğim bu okulun diyerek 4 yıl boyunca gün saymamışım, sanki öss sonuçları açıklandıktan sonra yaz tatilinin bitmesini sabırsızlıkla beklememişim, büyümeye aceleci, üniversiteli olmayı erişilebilecek en havalı makam addetmiş bir insan evladı değilmişimcesine okul 2 ekim 2006 pazartesi günü açılmış olmasına rağmen çarşamba günü okula "teşrif edecek" kadar coolluğu saçma kurgulamış bir insandım ergenken, evvela onu söyleyeyim. burnum beş karış havada, bahçede çömez olduğumu belli etmeyeceğim diye tripten tribe hunharca savrulacak tutum ve davranışlar içerisinde, güneşli bir çarşamba öğleden sonrası banka çöküzlemiş sigara içmekteyken ben, birinin size gözünü dikmiş bakarken yaşadığınız o garip hissiyat vardır ya hani, heh işte onun içimde büyüdüğünü fark ettim. okuduğum kitaptan kafamı kaldırdım, sağa sola bakındım ve göz göze geldik. yani, tamam yakışıklı adamdı. ama açıkçası o esnada odaklandığım "ohooo dakka bir gol bir" g.t kalkmasıydı, itiraf ediyorum. döndüm kitabıma, hiç renk vermediğimi düşünerek, ama nabız hızlandı bir kere. miko durur mu? tekrar baktım o yana asla anlamadığım 3-5 satır daha okuduktan sonra; hala bakıyor. tek başına oturuyor, sigara içiyor ve o da ne, şimdi de gülümsüyor! o esnada, iç sesimin "allahım yarappim yaa" nidasını mı, yoksa yüz kaslarımın bana oynadığı "oha lan ben de mi gülümsüyorum acaba şu an" oyununu mu daha çok dert ettim tam anımsayamıyorum ama ok yaydan çıkmıştı artık yani, orası çok net. elimi ayağımı nereye koyacağımı falan karıştırdım bir süre. 3. sınıf kantin kahvesini banktan yere düşürdüm gibi gibi şeyler. bir daha baktım ki artık gülümsemiyor bildiğin gülüyor herif. sinirlendim tabi bu defa. asla pas vermeyeceğime, o gülümsemeyle kahkaha arasında, pisliğe çok da yakışan gerçek gülücük esnasında karar verdim. dedim bu ilk gün bakışması ile sınırlı kalacak adama son bir kez dikkatli bakayım bakalım neye benziyormuş ve fark ettim ki o anda, tanıyorum ben bir yerden bunu. haa mevzu buymuş. o da beni bir yerden tanıyormuş da bakıyormuş. ohh içim rahatladı diye telkinler telkinler üstüne, kalktım banktan yürümeye başladım buna doğru. o bana bakıyor, ben ona. yürüyorum dimdik. dümdük? aramızda 3-5 mt kaldı, o oturduğu yerde bi' toparlandı, ben yürümeye devam ediyorum, yana döndü, profilden baktım bir daha alıcı gözle, cıks değil. en son en az 6-7 yıl önce paten kaydığım, bizim sitedeki çocuk değil bu. çok benziyor ama değil yani. iş attı, ben de oltaya geldim, şimdi de tanışmaya gidiyorum. vazgeç kızım miko dedim ve hiçbir şey olmamış gibi önünden geçtim gittim yanındaki allahtan boş olan banka oturdum. saçmalığın dik alası. döndü bana baktı ne yapıyorsun der gibi, ben de ona tabi, ya sen o musun diye sordum, hahah o'yum sen de miko'sun dedi, gülüştük, kalktı yanıma geldi.

2 gün sonra sevgili olduk. 7 yıl sonra evlendik. 6 yıl sonra da boşandık. 4 ekim 2006'da açılan çember 18 haziran 2020'de kapandı. büyükmüşse demek.
devamını gör...

artık her ne olacaksa olsun ama bir şeyler olsun dediğim haberdir.
gençliğimiz gitti mahvoldu arkadaşlarımla bir kafede kahve içmek gibi basit bir olayı özledim lan.
devamını gör...

cumhuriyetimizin 98. yılı kutlu ve mutlu olsun tüm türkiye cumhuriyeti vatandaşlarına. ulu önderin şuraya birkaç sözünü bırakalım madem;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sevgi ve saygıyla.. bize cumhuriyeti armağan ettiği için sonsuz teşekkürler atama. her zaman izindeyiz.
devamını gör...

dünyanın gelmiş geçmiş en iyi kalecilerinden birisi ve manchester city efsanesidir. ancak efsane olma noktasına gelişi biraz enteresandır. babasının nazi olması sebebiyle erken yaşlarda jungvolkadı verilen hitler gençliği grubuna katılmak durumunda kalır. burada çeşitli spor dallarında başarılar elde eder. sonrasında askere alınır. o cepheden bu cepheye paraşütçü ve telsizci olarak sürüklenirken, en nihayetinde ingilizlerin eline esir düşer. ingilizler onu lancashire kentindeki esir kampına gönderir. trautmann burada esir kampı takımının kalecisi olarak nam salar. 1949 yılında ingilizler savaş esirlerini almanya'ya iade etmeye başladığında ise ülkesine dönmeyi reddeder ve lancashire'da çiftçilik yapmaya başlar. şehrin yerel takımı st. helens town'da kalecilik yapmaya başlar. sonrasında ise manchester city'nin dikkatini çeker ve city'e imza atar.

imza meselesi ciddi anlamda sıkıntı oluşturur. yaklaşık 20 bin civarı city taraftarı bu transferi protesto eder. eski bir nazi paraşütçüsünün takımlarında forma giymesini istememektedirler. bilet iadeleri ve kulübün mektup yağmuruna tutulması da cabası. çıktığı ilk maçlarda sürekli ıslıklanır ve tepki görür. ancak trautmann bunlara aldırış etmez. o işine odaklanmıştır. ve her maçta yaptığı kurtarışlarla city taraftarının kalbini yavaş yavaş kazanmaya başlar. city mevzusu çözülmüş gibidir. takımı için elinden gelen her şeyi yapmaktadır. ama bu seferde deplasman maçlarında ciddi protestolara ve tacizlere maruz kalır. kulağını tribünlere kapamıştır. tek odaklandığı şey kalesine gelen topları çıkarmaktır. ve bu işi de gerçekten çok iyi yapmaktadır. 1956 yılında "ingiliz spor yazarları yılın futbolcusu" ödülüne layık görülür. artık tüm ingiltere onu kabul etmiştir.

peki bu ödülü nasıl almıştır? zurnanın zırt dediği ve enteresan olan olay burada başlıyor. sene 1956 manchester city fa cup finalinde birmingham city ile oynuyor. city maçın 75. dakikasına 3-1 önde giriyor. bu esnada birmingham forveti peter murphy ceza alanına girer ve trautmann'la karşı karşıya kalır. trautmann murphy'nin ayağından topu yatarak alır ancak o esnada murphy'nin dizi sert bir şekilde trautmann'ın boynuna gelir. trautmann bilincini kaybeder. yapılan müdahaleler sonrası tekrar ayağa kalkar. takımını yalnız bırakmak istememektedir zira o dönemki kurallar gereği oyuncu değişiklik hakkı yoktur. takım kaptanı roy paul trautmann'ın güçlükle ayakta durduğunu görmüştür ve kaleye geçmesine karşı çıkar. oyunculardan birinin kaleye geçmesi gerektiğini bizim çılgın alman'a söyler. ama kimse trautmann'a söz geçiremez. kalesini terk etmez. maçın son 15 dakikasında kalesini korumaya devam edecektir. son 15 dakika şaka gibi geçer 2 karşı karşıya pozisyon kurtarmış sonrasında rakip oyunculardan birisi ile çarpışarak yine yere yığılmıştır. tüm bunlara rağmen maçı bitirmeyi başarır ve city fa cup'ı kazanır.

manchester city takımının kupa töreni esnasında trautmannn resimde görüldüğü şekilde çok zor ayakta durmaktadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

takım şehre döner. aradan 3 gün geçmiştir ve röntgen sonuçları ancak gelmiştir. trautmann'ın boyun kemiklerinden birisi 2 yerden kırılmıştır. bir başka kemik ise diğer kemiğin içine geçmiştir. çılgın alman boynundaki kırığa rağmen ayakta kalmış ve takımının kupayı kaldırması için elinden geleni yapmıştır. doktorlar ona kariyerinin bittiğini söylerler. ama inatçı keçi 1,5 sene aradan sonra yine futbola döner. 15 yıllık city kariyerinde 545 maça çıkmıştır.

alan rowlands'ın onun hayat hikâyesini anlatan bir kitabı mevcuttur. trautmann'la ilgili en güzel tanımlamayı kendisine dünyanın en iyi kalecisi kimdir sorusu sorulan ,efsane sovyet kaleci lev yashin yapmıştır; "dünya çapında sadece 2 kaleci olmuştur. birisi lev yashin diğeri de manchester'da oynayan alman çocuk!''

20 bin kişinin protestoları ile city'e imza atman alman çocuk. 60 bin kişinin katıldığı bir jübile ile futbola veda eder. daha önemlisi şudur ki; heykeli dikilecek adam olduğunu herkese kabul ettirmiştir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kitabını okuyup ne yapacağım diyenler içinse trautmann'ın hayat hikâyesini anlatan the keeper adlı filmi tavsiye edebilirim. çok iyi olmamakla birlikte fena film değildir.
devamını gör...

bir üzüntüden fazlasını yaşatabilir. sadece onu kaybetmenin değil, onunla birlikte vakit geçirme ihtimali olduğunuz günleri de kaybettiğiniz için içinizdeki yaranın gün geçtikçe kapanmakta zorlaşması olası.
devamını gör...

(bkz: beyle)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: karısı dururken ev işi yapan erkeğe söylenebilecek şeyler) türevi başlıklar çoğalmaya devam ettiği taktirde karşımıza çıkacak durum.
devamını gör...

şöyle vaoov diyebileceğimiz itiraflar yok mu ya? kaos istiyorum ben.
devamını gör...

şairliğine asla lafım olmamakla beraber, kişiliği hakkında hep olumsuz yorumlar duyduğum şair. bunlardan en meşhuru ve acımasızı, mina urgan tarafından kaleme alınanlardır belki de.

link

ne yazık ki, şiirlerine hayran olduğum başka bazı şairler hakkında da birinci elden çok kötü yorumlar duymuş biri olarak şunu da ekleyeyim: sanatla uğraşan her insanı ince ruhlu, hassas ve saygılı kişiler sanma yanılgısına düşmemek gerekiyor. tabi ki herkes herkesi sevmez ama bir kişi hakkında hemen hemen herkes kötü şeyler diyorsa orada durup bir "acaba?" demek gerekir.

***

bestelenmiş en ünlü şiirlerinden biri (benim de en sevdiklerimden biri):

devamını gör...

metin kahraman~mihriban

devamını gör...

al eski türkiye’yi vur yenisine dedirten söylemdir.

memleketin vasatı budur, eskiden de aynı bokun lacivertidir. şu anda tek fark ilk defa bir hükümetin bu kadar uzun süre tek başına yönetmiş olmasıdır, bu nedenle hasar çok daha fazladır.
devamını gör...

çaylakken attığı çığlıklara kulak verilerek, yazarlık statüsüne terfi etmiş taze kan.
hoş gelmiş.
devamını gör...

dil öğrenmek.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu sabah karşılaştığım kötü bir haber profilinde gördüğüm 'kafa izninde' yazısı. o benim çok sevdiğim abimdi. her konuda bana destek oldu. her zaman yanımda oldu. yeri geldi yazılarımı eleştirdi, kendimi geliştirebilmeme yardımcı oldu. yeri geldi yazılarını eleştirmemi istedi. güldük eğlendik. şimdi kafa izninde her gün konuştuğum, muhabbetine doyamadığım abim. umarım en kısa zamanda geri gelir. bana takılmış en güzel lakabı* takan sevgili abicim seni ve o güzel yazılarını büyük bir umutla bekliyor olacağım*.
devamını gör...

mısır'daki hiyerogliflerde görülen, ufo, helikopter, denizaltı gibi cisimlere benzetilen ama aslında gerçekte bunlarla ilgisi olmayan şekiller.

görsel arkeotekno. com'dan alıntıdır:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

burada olup bitenlerin özeti şu:

eski mısır -bildiğiniz gibi- firavunların hüküm sürdüğü bir coğrafyaydı. bu firavunlardan birinin hüküm süresi bitip de diğer firavun başa geçtiğinde, hiyerogliflerdeki eski yazılar kazınarak üzerine yeni dönemle ilgili yazılar yazılıyordu. burada da benzer bir durum söz konusu.

raincool isimli bir blog sitesi var ve sitede bu konuyla ilgili bir açıklama yazısı var. buna göre, yapımına 1. seti zamanında başlanan bir tapınak var. seti öldüğünde tapınağın yapımını 2. ramses devam ettirir. seti'nin ismi üzerine de ramses'in adı kazınır. aşağıda raincool. blogspot. com adresinden alınan, seti ve ramses'in hangi çizimlerle temsil edildiğini gösteren bir resim var.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu da yine aynı siteden alınan ve yukarıdakilerin üst üste binmesinin sonucunu gösteren görsel:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ilgili yazı burada

böylece ufo'cuların ve "mısırlılar teknolojide, uçan araç bile yapacak kadar ileriydi"cilerin bir iddiası daha tarihe gömülmüş oluyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim