bizi hiç ilgilendirmeyen konulara burnumuzu sokmamak da medeni bir davranıştır. bizim ülkemiz insanı neden böyle? sadece selam verdiğin insan bile ayak üstü bir araba soru soruyor. yahut cocugunla ilgili bile akıl verip , yorum yapma hakkını kendinde buluyor. istemiyorum güzel kardeşim yapma, soru sorma, akıl verme. git şu merakını daha faydalı şeylere yönelt.
devamını gör...

temeli budizm'e dayanan öğreti. esasında bu öğretiyle ilgili birçok soru işareti var kafamda. okudum ettim ama o sorular gitmedi. felsefi bir zemine oturtamıyorum anlatılanları. ve anlatılanlara göre de felsefi bir zemine oturtmam gerekmez.

bunu da kendimce batı ve doğu felsefelerine dayandırıyorum. batı'ya dönüp de nietzschevari bir kimse olabiliriz veyahut doğu'ya dönüp budavari biri... nietzsche olursak ne olur sizce? nietzsche ne derdi? sokrates'in güzel bir biçimde işleyen çarklara attığı taştan bahsederdi. nietzsche de aslında ne kadar eleştirirse eleştirsin sokrates'in bir uzantısı. her şey daha farklı olabilirdi. ve bir bakıma doğu felsefesi bunu başarıyor. daha farklı. çünkü doğu'da sezgi vardır. ruh vardır. batı'da ise mantık. ama mantık her zaman işe yaramaz. çünkü mantık, arkasından yeni bir mantık argümanını doğurur. bu da sonsuz bir zinciri oluşturur. bir sonuca varamayız, birkaç sonuca varırız ve aralarında seçimler yapmamız gerekir. neticede ideolojilerde bu gerçekliğe dayalı. ha bir albert camus olup da hepsini reddedebiliriz. yine de bu bile bir uzantıdır. bilmem anlatabildim mi...

o yüzden doğu'ya dönmek belki de akıl sağlığı için daha iyi olur, evet. çünkü batı'da sürekli bir yoldayız. yol bitmiyor. bitiş çizgisine vardığımızı düşündüğümüz an aslında yorgunluktan dizlerimiz üzerine çöküp öldüğümüz andır. doğu'da ise yolculuğa ara verilir. yolun kenarındaki bir hana girilir ve orada kalınır. o han, inanç hanı'dır.

bu metaforu geliştirmeye çalışıyorum zamanla, öyle ya da böyle. gerçi üzerine düşünmek gerek ve bu aralar, inanın, hiç düşünesim yok.

yine de sorum şu benim bu mindfulness ile ilgili. prof. dr. zümra atalay'a zamanında sormuştum da cevap vermemişti...

anda kalmak maske takmak mıdır? bireyselleştikçe yalnızlık artar madem, o halde anda kalınan süre boyunca da avuntu artmaz mı?

bu soruya öyle düzgün bir cevap bulamadım ama kendimce bir argüman geliştirdim. hatta bunu yazarken kafamda iyice belirginleşti.

anda kalmaktaki esas mesele sanırım şey... arkada maria callas çalıyor. sesini kısayım, geliyorum.

insan zihni kendi gerçekliğine göre yaşar. yani nasıl bir gerçeklik yaratırsanız zihin o gerçekliğe göre akıl yürütür. dolayısıyla avuntu denilen şey bir nevi safsata olabilir. olamaz mı? şu an çok mantıklı bir şey söyledim. mutluyum. en azından kendimce... neyse çok yazdım. bu kadar.
devamını gör...

gereksiz insanların sıklıkla kullandığı şimdilerde tarihe gömülmüş cümle.

gerçekten kral gibi olan insan mütevazi olur ve abartılı konuşmaz.

kendini bu şekilde büyütmeye çalışan kişiler ise boş insanlardır.

ne demiş necip fazıl kısakürek:

eskici bağırır,antikacı bağırmaz
pazarcı bağırır,kuyumcu bağırmaz
sadece malı ucuz olanlar kendi reklamını yapar.
devamını gör...

sol frame yakında kusturacak. kaliteyi artırmak gerekirken, beyni organında olanların açtığı başlıklara prim yok.
devamını gör...

eski dönemlerde kalma el yazmalarının ve kaynakların ne kadar önemli olduklarını biliriz. bu mektuplar, fermanlar, resimler, şiirler ve müzikler dönemin atmosferini, toplumu ve insanların yaşamını bizlere iyisi ve kötüsü ile anlatırlar. bunlardan birinin örneğine yakın zamanlarda denk geldiğim için paylaşmak istedim:

amasra (antik amastris kenti) homeros'un ilyada'sından itibaren yazılı kaynaklarda geçen bir kasabadır. izmit (nikomedia) ile birlikte roma çağında bitinya'nın (mö 377 ve mö 64 yıllarında arasında hüküm sürmüş iznik merkezli bir devlet) metropollerinden birisidir.

tarihini geçmişe kadar inceleyebildiğimiz amasra'ya milattan sonra 1-2. yüzyıllarda yaşamış romalı yazar gaius plinius caecilius secundus'un, imparator ile arasında geçen mektuplaşmalarda bile görebiliriz. dayısı (gaius plinius secundus) ile karışmaması için genç plinius denen yazar 247 tanesi günümüze ulaşmış mektupları ile bilinir ve tarihin aydınlatılmasında bu mektupların önemi büyüktür.

gelelim bahsettiğimiz mektuba: ilk mektup genç plinius tarafından roma imparatorun'a yazılıyor:


"amastris'in (çok iyi planlanmış ve bakımlı bir kent) başlıca özelliklerinden biri çok güzel, uzun bir caddedir. bu cadde boyunca adına dere denilen, ancak berbat bir lağımdan farksız olan bir su akmaktadır. görünüşü ne kadar kötüyse, yaydığı kokular da o kadar sağlığa zararlıdır. halk sağlığı kadar şehrin güzelliği de bu suyun üzerinin kapatılmasını gerektirmektedir; ve izniniz olursa, bu yapılacaktır. bu kadar önemli bir işte, para sıkıntısının çekilmeyeceğini görüyorum.''


plinius ilk yüzyıllarda bile kentin bakımlı ve planlı bir şekilde büyüdüğünden fakat toplumsal bir sorunundan bahsettiği bu mektuba imparatordan bir başka mektup ile yanıt alıyor:


''amastris kentinin sağlığına zarar verecek bu suyun örtülmesi için her türlü neden mevcut, sevgili plinius. her zamanki becerikliliğinizle bu işin yapılması için gerekli parayı sağlayacağınızdan eminim.''


1930'lu yılların başına kadar sağlam kalan ve şu an da kısmen görülebilen; amasra'nın içindeki küçük limana dökülen derenin içinde aktığı kesme taştan yapılmış tünel sanıyoruz ki mektupta bahsedilen kapatma işleminin mirasıdır. mektuplardaki bilgiler bir tarihi eserin tarihini ve ne amaçla yapıldığını kesin olarak ortaya çıkarıyor. bu da eski dönemlerden günümüze kalan eserlerin geçmişi aydınlatmak açısından ne kadar değerli kaynaklar olduklarını ve neden önemsenmeleri gerektiğini gözler önüne seriyor.

kaynakça: antik anadolu coğrafyası / strabon-geographika
devamını gör...

kitab-ı mukaddes'te (özel olarak (gbkz: incil)'de, daha da özelinde yuhanna incili'nde) yer alan, isa peygambere atfedilen söz. bir kadının zina suçundan yargılanması sırasında herkesin günahkar olduğunu vurgulamak adına söylenir. olay, kimsenin kadını suçlayamaması ve isa'nın kadını affetmesiyle sonuçlanır.
devamını gör...

efsanelerden.

devamını gör...

bizzat gün aşırı yaşadığım bir durum. önüne geçemiyorsunuz ve ço dikkat etmek gerekiyor zira yediğimiz içtiğimiz şeylere karışabilir veya solunum yolu ile ciğerlerimize kadar gidebilir. elbisedeki tüyler için özel üretilen yapışkan roll-on tarzı birşey kullanıyorum epey faydası oluyor.
devamını gör...

çok sevdiğim bir meyvedir ama yedikten sonra nedense dudaklarımı uyuşturur.

ayrıca kabuklarını yıkayıp reçel de yapabilirsiniz.
devamını gör...

eğer yaşadığınız evde ebeveyn rolünde değilseniz yaşınız kaç olursa olsun yapılandır. biraz çocukluktan gerçi ama zaten her insanın içinde bir çocuk yok mudur. tabii ki bunu alışkanlık haline getirmemek, arada aile bireylerine kahvaltı hazırlamak gerek.
devamını gör...

arada sırada sırf daktilo sesi için dinlediğim cem karaca şarkısı. daktilo'nun müzik aleti olarak kullanılması falan, mükemmel bir şey.

devamını gör...

hayatımıza kattığınız +1 değer için hepinize minnettarız...
devamını gör...

kan kusma olayıdır. hemoptizi ile karıştırılmaması gerekir.
devamını gör...

çok kaliteli bir defanstır kendileri.
devamını gör...

önce yaşam düşünceyi oluşturur.çevresel bi çok etken ve aile etkisiyle oluşan düşünce zamanla seçimi bireye bırakır. yeterli olgunluğa erişmiş birey ipleri eline alır ve düşüncesi ile yaşamını şekillendirir. tabi bu evreye gelene kadar yaşamını şekillendirebilecek gücü kaldıysa.
devamını gör...

+burası kar amacı taşımaz, ekşi kar amacından başka bir amaç taşımaz.

+ekşide bilgi içerikli giriler girince özelden sövüyorlar, burada teşekkür ediyorlar.

+ekşide yazdıkça yazma yeteneğiniz geriliyor, burda yazdıkça gelişiyor.

+ekşide içerikler küfür dolu, yazarken küfür etmek de çok garip zaten ben daha önce hiç bir kitapta "a.q" yazarak bir şeyler anlatmaya çalışan bir yazar görmedim, burada küfür yok.

+ekşide herkes beğeni, karma vs peşindedir, burada öyle bir amaçla girilen tanım görmedim.

+ekşide herkes düşmanken burada sevgi pıtırcığı.

+ekşi'de bir şeyler okurken agresifleşirsiniz, burada sadece mutlu olursunuz.

+ekşide karşıt görüşlere saygı duyulmaz, burada herkes birbirine saygı duyar.

+ekşi bir forum sitesidir, burası bir sözlüktür.

+kafa sözlük adildir, hakkınızı kimsenin yemeyeceğinden şüpheniz olmaz, ekşide bir sürü adaletsizlik döner.

+burası kedi köpek için mama toplar, ekşi bir hayır için up yazarsanız size 1 ay ceza verir.

+ekşi uyarısız ceza verir, kafada önce uyarılırsınız.

not:12 senelik bir ekşi yazarı.
devamını gör...

iki tanesini bırakayım buraya.
- evde yapmayacağın hiçbir şeyi dışarıda yapma. (yere sigara söndürmek, yere tükürmek vb.)
- tanımadığın kimsenin yanında meyve, sebze soyma. (ince soyduysan pinti görür, kalın soyduysan müsrif görür)
devamını gör...

işte bu kitap konuşulur. benim için sabahattin ali'nin en iyi kitabı. şeytan diye isimlendirdiği de karakterin kendi tembelliği ve ihmalkarlığıdır. içimizde sığındığımız bahaneleri yazar çok iyi açığa çıkarmıştır.
devamını gör...

en sevdiğim sözlük yazarı değil yazarları var. ama hepsini tek tek yazmayacağım onlar kendilerini biliyorlar şimdi yazarsam birini unuturum ayıp olur. hepsinin yeri bende ayrı. bebeklerim benim.
devamını gör...

sinsi sinsi gece çekilmesi. kadınlar olarak kendimizi sağlama alalım. açıkça söyleyeyim pamuk bana gireceğine, tecavüzcüye, tacizciye girsin modunda yaşarım bundan sonra.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim