otoimmün hastalıklar. şu an için sadece vücudun savunma sistemi baskılanarak kontrol altında tutulabiliyor.
devamını gör...

her yerde bu fotoğraftaki samimiyeti aradığım doğrudur.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

asla ama asla kavuşmazsınız.
ne demişler, yanındakiyle yaşlanırsın aklındakiyle ölürsün.
devamını gör...

pandemi zamanı çoğu kişi için haftanın tüm günleri birbirinin aynısı ya da benzeri oldu. pazartesi sendromu ile cuma sendromu kanka gibi oldular, beni aralarına almıyorlar artık.

(bkz: bence artık sen de herkes gibisin)
devamını gör...

birçok sebebi var. öyle sürekli birilerine içini döken biri olmadım. genelde sürekli içime attıkça atar ve bir anda patlar sonra kaldığım yerden devam ederdim. bu çevremdekilerden çok bana zarar verdi. sözlükte yeri geliyor içimi döküyor yeri geliyor kafamı dağıtıyor yeri geliyor insanların fikirlerini bir konu hakkındaki düşüncelerini okuyarak kafamı meşgul ediyorum. bir başlıkta veya tanımda kendimi ifade edebiliyor, kendimi bulabiliyorum. yeri geliyor hayatında olan yakınım dediğin insanların yapamadığını sözlükte hiç tanımadığın bir insan yapıyor. kimsenin okumadığını bilsem de yazıyorum. elbet bir gün okuyan çıkar diye. çünkü yazmazsam boşluğa düşerim. bunu biliyorum.
devamını gör...

yazarı tanımıyorum sırf bu yüzden dinleyeceğim, nicedir gece uykusuz kalınca sol frame'e göz atıyorum zugra hanımefendi uçuyor efendim tutamıyoruz. * e hadi bıkılım bıkılımmm.
devamını gör...

rıfat ılgaz
vocaroo.com/1gPeg7WcaSP8

gidişini anlatıyorum
devamını gör...

liseyi örgün okumadım flörtum olmadı, üniversitede güreşciydim okulda ders harici durmuyordum yine flörtum olmadı bu da millette ne gizemli erkek imajı yaratmış ola ki bölümdeki dişil bireylerin hakkımda fiskos yaptığıni kimlerin benim flörtum olmak istediğini cart curt 5 yıl sonra öğrendim, haliyle okul bitti yine olmadı, iş hayatında sosyal çevre denilen bir şey olmadığı için de olmadı, kaldı ki insan bir yaşa kadar hep yalnız olunca mekanizma artık hep öyle çalışıyor hissiyatlari ona göre şekilleniyor.
bu yüzden ömrümü verimli geçirdiğime inanıyorum. profesyonel sporcu olarak ömrümün büyük bölümünü geçirdim, alto saksafon çalmayı öğrenip metal grubunda jazz çaldım. yıllarca çizim yaptım kendi küçük çaplı çizgi romanım için uğraştım, üniversiteden 1 dil 2 lehceyle mezun oldum, tarım yaptım hayvancılık pazarcılık yaptım arazide yattım kalktım, karnımı doyurmak için avcılık yaptım vs.
insan enerjisini ve zihnini diğer insanlardan biraz soyutlarsa kısa ömrünü sağlam tecrübeler ekleyebilir. o yüzden böyle acınası kıstaslarla aklınızı yormayın.
devamını gör...

gdo'lu olduğu bilgisi nedeniyle önyargıların var olduğu bitki. insan ve hayvan besini olarak kullanılan soya aynı şartlarda üretilmez. insanların besin olarak kullandığı soyada gdo bulunmaz, yasaktır.

buna ek olarak üretilen soyanın çok az bir miktarı insanlar içindir. asıl çevre tahribatı yaratan ve uğruna ormanların katledildiği soya fasulyesi hayvan yemi olarak üretilir. gdo'lu soya yeminin türkiye'de kullanımı serbest. henüz geçtiğimiz şubat ayında dört adet genetiği değiştirilmiş soya fasulyesinin 10 yıllık süreyle yine yem olarak kullanımına bakanlık tarafından onay verildi. gdo'lu beslenen canlıların ürünlerinde ise ürün etiketinde bununla ilgili bir uyarı ekleme zorunluluğu bulunmuyor.
devamını gör...

yıldızla bakınız verilmişse ona tıklayınca asla geri gitmemesi, sayfayi degissem bile köşede bir yerde genelde swh yazıyor oluyor. *
devamını gör...

buraya yazılacak aslında bir dünya şey geliyor aklıma ama sanırım ben bu başlık altına bizim günlük hayatta neler yapabileceğimiz ile ilgili birşeyler yazacağım.

engelli bir çocuğun doğacağı öğrenen ebeveynler ciddi bir şok ve sarsıntı yaşayarak durumu anlamlandırmaya çalışıyor bu süreçte sosyal çevrelerinin ciddi anlamda hassasiyet göstermesi gerekiyor. bu noktada çevresinde ki insanların aileyi daha fazla yıpratacak ve üzecek ''annesinin ailesinde engelli çocuklar varmış'' ,''allahın takdiri böyleymiş'' vs gibi aileyi hırpalayacak ,bir birine düşürecek veya kendilerini suçlu hissetmelerine sebep olabilecek her türlü söylemen kaçınmaları gerektiği gibi bunu durumu kabullendirmeye yönelik ''kader'' veya ''sınav'' gibi söylemlerden de kaçınmaları gerekiyor çünkü ailenin bu durumu kader olarak görmesi ilerleyen süreçlerde çocuğunun hayata tutunması için göstereceği çabanın değersiz olduğunu telkin ediyor ve ailede umutsuzluğa sebep oluyor. bunun dışında da bu durumu zaten her saniye düşünen insanlara daha fazla yükleyerek sosyal hayattan kopmalarına sebep oluyor. kendisinin bile bilmediği bir süreci insanlara açıklamak mecburiyetinde kalıyor bu süreçte mümkün mertebe ebevenylere durumu açıklamaları için baskı ve ısrarda bulunulmaması gerekiyor.

çocuğun doğumunun ardından yine çocuğun gelecekte nelerle karşılaşacağı ile ilgili olumsuz telkinlerde bulunmaktan kaçınılmalı ve aileye , aile istediği noktada yardımcı olunacağına dair destek mesajları verilmesi çok önemli. yine özellikle okul çağına gelmiş engelli çocuklara ise okullarda uygulanan mobbing ve baskı hayata tutunmaları noktasında ciddi motivasyon kaybına sebep olabileceği için öğretmenlerin ve uzman kişilerin yönlendirmeleri takip edilmeli. korkmayın engeller bulaşıcı değil piremseslerinize ve piremslerinize bi bok olmayacak. okumayı unutmayacaklar yada aniden evde camları falan indirmeyecekler. ha eğer fırsatını bulduğunu fırsatı değerlendirip cam pencere indiren * şımarık çocuk yetiştirdiyseniz bunun sorumluluğunu da kimseye yüklemeden en kısa sürede uzman kişiler ile iletişime geçebilirsiniz zira bunun faturasını hayata tutunma mücadelesi anne karnında başlamış ve ömür boyu olumsuz şartlara rağmen engelli çocuklara kesmeyin. hatta unutmayın ki hiç bir öğretmen,arkadaş veya akademisyen bir çocuğa merhamet duygusunu engelli bir çocuktan daha iyi öğretemez. ha yok ben illa çirkefleşcem diyorsanız 5378 sayılı özürlüler kanunu ve bir de şey var hah! hatırladım beğenmiyorsanız kıymetlinisssi de alıp kendinize yeni okul arayabilirsiniz çünkü engellilerin eğitim hakkı engellenemez güle güle paşam.

zorlu eğitim süreçlerini tamamlayan engelli bireylerin sosyal hayata katılımı konusunda da, allahını seven defansa gitmiyorsa da insanların gözlerinin içine çirkin çirkin bakmasın. konuşmak zorunda değilsiniz yada yardım etmek ancak rahatsız etmemekte çok zor olmasa gerek. görme engelli birini göründüğünüz anda gidip yakasına yapışmayın mesela yardım edeyim karşıya geçireyim diye usulca gidip yardım teklif edebilir ancak red ediyorsa lütfen üstelemeyin. insanları bunaltmayın. insanları salın. yine otizmli birinin öfke nöbetine denk geldiyseniz başına dikilmeyin az öte çekilin rahatlamasına izin verin. iş hayatına başladığında iş yerinde gelişen sıradan aksaklıklara engelli çalışanlara yıkmaktan vazgeçin.

ailelerde dahil olmak üzere unutmayın : bu durumu yaşayan siz değilsiniz onlar!
devamını gör...

sevmediğimiz duygulara ansızın bir kuyuya düşer gibi yakalanırken, sevdiğimiz duygular için yokuş çıkmaktır.
devamını gör...

" kısa yaşadım müsriflik oldu."
devamını gör...

uzuun zamandır göremediğim bir arkadaşımla dün yaptığımız sohbetten küçük bir bölüm.

ıki çocuğun büyüğü kız, küçük erkek.
kız oldukça çalışkan, sorumluluk sahibi, hiç bir şekilde kendisiyle ilgili bir soruna fırsat vermeyecek türden.

erkek ise tam tersi, herşey sorun, yapacağı tek şey ders çalışmak, ama nerdee, uzaktan yakından alakalı değil. anne baba durumu sorgulandığında da,
" bütün iyi güzel huyları ablama vermişsiniz, bana da bu kalmış " oluyormuş cevap.

ben şimdi, ülke gündeminden kaçan bugünkü nesli, yukarıdaki her işi kendince evirip çevirmeyi meslek edinmiş delikanlıya benzetiyorum.

gündem dediğinde, vay efendim senmisin bunu söyleyen,
kafa dinliyorlarmış da ( kafa nerde yoruluyorsa) , gündem kirliymiş de, umut yokmuş da vs.vs.

ya bu dünyada halkına tüm sistemin temelleri oturtulmuş yepyeni özgür bir ülkeyi tepside sunan tek bir lider çıkmış.
mustafa kemal atatürk.

türkiye cumhuriyetini eksiklerine rağmen, en azından özgür bir konumda bu halka adeta armağan etmiş. başka örneği yok.

şimdi bizim gençler, hem kel hem fodul misali, hem hiçbir şeyi beğenmiyor , hem de değişim adına hiçbir şey yapmıyor.

hepsinin gözü yurtdışında. fırsat bulsak da kaçsak diye. yurt dışı da sanki açtı kucağını sen gibi hazır yiyiciyi bekliyor.
yutdışı çalışkan adamı, disiplinli adamı, amacı ideali olan adamı alır,
sen gibi kendi ülkesinin gündemini takip etmekten aciz adamı ne yapacak alıp da,

deyince de, kızıyor bizim gençler.
umarım iyiyi de kötüyü de yapacak olanın kendileri olduğunun farkına varırlar, çok geç olmadan ...
devamını gör...

eserlerinde kullandığı banksy takma adı dışında kimliği bilinmeyen sokak sanatçısı. çalışmalarında savaş karşıtlığı, tüketim çılgınlığı, hayvan hakları, çevre sorunları gibi konuları işler. gerilla sanatçı olarak adlandırılır. birleşik krallık başta olmak üzere pek çok ülkede eser vermiştir. kırmızı balonlu kız tablosu açık artırmayla rekor bir fiyata satıldığı anda banksy tarafından çerçevesine yerleştirilen bir düzenek nedeniyle tablo kendini imha etmiştir. sahip olma, hızlı tüketim, elde etme kültürüne bir eleştiri olarak "kırmızı balonlu kız"a da kimse sahip olamamıştır. banksy, parçalanmadan sorumlu olduğunu doğrulamış ve parçalanmış parçaya yeni bir isim vermiş: çöpteki aşk.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insanı derin düşüncelere gark ettiren bir iko vecizesi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fotoğraf yarışmamız sonuçlandı!
bu hafta çok güzel bir katılım oldu, bir çok güzel fotoğraf ve şarkı paylaşıldı.
oylamaya göre kazanan çok hoş fotoğrafı ve pek uyumlu şarkısıyla yerleyeksanim oldu, tebrikler!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yeni yarışmamız çoktan başladı, konu sınırlamamız yok. evinizde, iş yerinde ya da yolda farketmez, hayatın akışı içinde, bu hafta içerisinde çektiğiniz bir fotoğrafı, tarihiyle beraber paylaşmanızı bekliyoruz. son tarih 26 eylül pazar.
tüm kulüp üyelerinin katılabileceği yarışmamız için discord linki bol şans!
devamını gör...

ilk maaşımı aldığımda 10 yaşındaydım. pastanede haftada 20 liraya çıraklık yapmaya başlamıştım. yıl 2007-2008 falan. haftalığımı aldığımda parmaklarımın arasına sıkıştırdım sımsıkı, koşarak anneme verdim ve pazar alışverişine çıktık. o zamanlar 20 liraya pazar yapılabiliyordu..
devamını gör...

haziran ayında kış gibi soğuk gece
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim