yakınlarda sokakta gördüğüm bir kedinin rengi siyah, gri, beyaz üçlemesinden oluşuyordu. hayatta gördüğüm en güzel kedi rengiydi.
devamını gör...

beyni ve zihniyeti 1400-1500 yıl geriden gelen erkektir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yeşil erik özelinde yapıldığında gerçekten eriğin tadını kat kat güzelleştiren aktivitedir.
devamını gör...

emil michel cioran kitabıdır.


“yüzünde hüzünden gölgeler varsa
o hüzün yüzündendir olsa olsa”


özdemir asaf’ın bu dizelerini hatırlattı bana e.m.cioran’ın “burukluk” isimli aforizmalar kitabı. kitabın içinde belli başlı başlıklar altında toplanmış aforizmaları var cioran’ın. ve her biri üzerinde uzun uzun düşünülecek aforizmalar. aforizma yazmak zor iştir. insan kendini bir anda, duvar yazıları yazan bir amatör olarak bulabilir, ya da sırf konuşmak için kelimeleri süsleyen bir laf cambazı olarak. ama cioran için böyle bir tehlike yok, çünkü o kafka’ya yakın üstünlükte bir aforizma yazarı. burukluk, gerçekten de okurken insanın varoluşuna dair bir burukluk duymasına neden olan bir kitap. diz boyu hüzün içinde yalpalayarak yürümek zorunda kalıyor okur.


“insan felaket salgılar” diyor cioran.
yaptıklarımız bizi içinde bulunduğumuz bataklığa batırdıkça batıracak, zira o bataklık bizatihi bizden oluşmakta.

“insan otuzunu geçtiğinde, olaylarla bir gökbilimcinin dedikodularla ilgilenmesinden fazla ilgilenmemelidir.”* diyor cioran. bana bazı yerlerde varoluşçuları hatırlatan düşünme tarzıyla.

sadece hüzün degil elbette cioran’ın izleği, şüphe olmadan olmaz diyor yazar.

“her şey gözden geçirilmelidir, hıçkırıklar bile.” insan şüphe etmelidir her şeyden. insan kendisi ve tanrı dışında hiç kimse hakkında dürüstçe konuşamayacağımız söyleyen yazara göre yaratılışı ilk sabotaj eylemidir. neyin sabote edildiğini varın siz düşünün. ama aynı yazar şöyle bir aforizma ile de çıkmaktadır karşımıza:

“eğer tanrı’ya inansaydım, kendimi beğenmişliğimini haddi hududu olmazdı: sokaklarda çırılçıplak dolaşırdım.”

cioran elbette ki çok büyük bir düşünür, çok büyük bir filozoftur. kafka diye bir adam yaşamasaydı bu dünyada çok daha büyük bir adam olarak görülebilirdi. kafka’nın gölgesinde kalmış olması bile büyüklüğünü azaltmamıştır aslında. cioran ayrıca iyi de bir vatandaştır. nazi partisine aidatlarını gün sektirmeden ödemiştir. hitler için; “hitler kadar bugün bizi etkileyen, sempati uyandıran ve hayranlık bırakan başka bir politikacı lider göremiyorum!” der. nazilere olan sempatisi azalmamış bir düşünürdür cioran. o yüzden sizden ricam bu bölümü okuduktan sonra yıldızlı aforizmalara bir kez daha dönmenizdir. ben siyasi görüşlerine göre değer vermem yazarlara ya da düşünürlere. cioran’ın dev bir adam olduğunu kabul ediyor ve hayranlıkla okuyorum. ancak bir soru sormadan da edemeyeceğim.

“hakikatler… artık onların yükünü çekmek istemiyoruz, ne de onlara kanmak veya suç ortağı olmak…bir virgül için ölünen bir dünya düşlüyorum” der cioran. işte bizim sorumuz da bu noktada geliyor. hitler tarafından öldürülen insanlar, kaç virgül atlamıştı yaşadıkları süre boyunca?
devamını gör...

olum başlık açacağına sorsana lan birine dediğim başlıktır.
online listesine bas oradan sor yönetim ekibine.
devamını gör...

john steinbeck
devamını gör...

biliyorum sana giden yollar kapalı
üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni

ne kadar yakından ve arada uçurum;
insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

uyandım uyandım, hep seni düşündüm
yalnız seni, yalnız senin gözlerini

sen bayan nihayet, sen ölümüm kalımım
ben artık adam olmam bu derde düşeli

şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki

tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
bu böyle pek de kolay değil gerçi...

alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
bunun verdiği mutluluk da az değil ki

çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

inan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
yalvarırım onu okuma çarşamba günleri.

cemal süreya
devamını gör...

fransızca kökenli olan ve bir kurumu yöneten kimse anlamına gelen kelime.
devamını gör...

ünal gürel tarafından canlandırılan kurgusal karakter. ünal gürel'in diğer tiplemeleri genel olarak bıyıklıyken karbonat erol bıyıksızdır. kendini iş adamı olarak tanıtır fakat aslında eroin işi yapmaktadır. buna rağmen iki kez şevket ve osman tarafından dolandırılmaktan kurtulamaz. ünal gürel'in canlandırdığı diğer kurgusal karakterler; karamürselli deli hamdi, gardrop fuat, fatsalı osman, barut osman ve kerpeten hüsnü'dür.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

halk arasında "sanat zehirlenmesi" anlamına da gelen psikoloji alanında “hiperkültüremi” olarak bilinen bu rahatsızlık, farklı kültürlerdeki sanat eserlerin gezen insanlarda görülüyor. bu insanlar tek başlarına ziyaret eden, o yörenin dilini bilmeyen turistler oluyor genellikle.bu sendroma yakalanan insanlar, gezdikleri sırada sanat eserlerinin güzelliği, ihtişamı karşısında kalp hızları artıyor.baş dönmesi, yoğun şaşkınlık, baygınlık gibi durumları yaşıyorlar.
devamını gör...

ing: experimental and control group.

artık bu kelimeleri özellikle final ödevimden dolayı bir süre görmek istemesem de kendimi tanım yaparken buluyorum. araştırmacı, deney grubuna tedavi ya da test, anket artık gönlü ne isterse uygularken, kontrol grubu bundan mahrum kalır. diğer konularda (ön test, son test) eşit olsalar da bu x tedavisi, araştırmacı için belirleyici bir faktördür.

hemen örnek verecek olursam: arkadaşımla, hayvanlardan oluşan bir videonun kişinin öfke seviyesini belirleyip belirlemediği ile ilgili bir deney yapmak istedik. deney grubuna 5, kontrol grubuna 5 kişi olmak üzere rastgele atama gerçekleştirdik. iki gruba da önce klinik öfke ölçeği sorularını verdik ve puanlarını kaydettik. daha sonrasında ise deney grubuna videoyu izlettik fakat kontrol grubuna izletmedik. son olarak iki gruba da aynı testi yaptık ve aralarındaki farkı inceledik. ve merak edeceğinizi düşündüğüm şeyi açıklayacak olursam: evet! o tatlış hayvanların videosu, katılımcılarımızın öfke seviyesini büyük bir fark olmasa da düşürdü.

yani özetle, deney grubu x tedavisine/deneyine maruz kalırken kontrol grubu buna maruz kalmaz. aralarındaki farklılık ve belirleyicilik buradan gelir.
devamını gör...

kusura bakmayın ama böyle köklü örgütün diye devam eden, ölümlü dünya film repliği *
devamını gör...

an itibariyle nickaltı girilmemiş olduğunu görünce hemen koştuğum, aylarca benden büyük olsa da yaşıtım saydığım* çok güzel tanımları olan ve muhabbetine doyum olmayan sevdiğim ve takipte olduğum yazarlardan.
devamını gör...

genelde kafası iyi anlamında kullanılmaktadır. eskişehir ve özellikle kocaeli'de yaygın kullanımı vardır.
devamını gör...

mimar olurdum yine yeniden
devamını gör...

doğal ortam ile beşeri ortamın birlikteliğinden oluşan en geniş yaşam alanına denir.
(kaynak: coğrafya defterim.)
devamını gör...

öncelikle sütü, yumurta sarısını, şekeri tencereye alıp çırpıyoruz.
tencerenin altını kısık ateşte yakıyoruz.
diğer ocakta pirinçlerimizi haşlıyoruz.
pirinçlerimiz yumuşayınca süzüp kaynayan sütümüze ilave ediyoruz.
kaynayan sütlacımızı sübye ile kıvam verip 2 dakika kaynatıyoruz.
kaselere alıp altı su dolu tepside 200-250 derecelik fırında üstü kızarana kadar fırınlıyoruz.
püf noktaları.
sütünüzün taze ve yağlı olması sütlacın kıvam ve lezzetinde önemlidir.
pirinçlerin ayrı ocakta tamamen yumuşayıncaya kadar haşlanması pirinçlerin tane tane olması açısından önemlidir.
kıvam verici olarak sübye kullanılması hem doğal bir bağlayıcı hem de lezzet açısından önemli bir unsurdur sütlü tatlılar için
sütlaçları fırınlarken kasenizin tamamını doldurmanız daha iyi kızarması açısından önemlidir.
sütlacı fırınlarken kaseleri koyduğumuz tepsinin içine kesinlikle su koyulmalı.
sübyesi için.
200 gr pirinç, 200 gram su (oran:1 kg süte 110 gram sübye)
gerçek sütlaçta 'sübye' kullandığımız için (oranı: 1 kg süte 110 gram sübye) sübyenin tarifini de şöyle bırakalım:
biz, eğitici olması açısından 200 gram sübye yapımının tarifini veriyoruz. kalan sübyeyi dolaba koyup bir hafta sonra yeniden kullanabilirsiniz. ayrıca siz, yapacağınız sütlaç miktarına göre bu oranları değiştirebilirsiniz.
sübye yapımı; 1 gece önceden ıslattığımız pirinçlerin ertesi gün suyun tamamen süzeriz.
ıslattığımız 200 gram pirince 200 gram su ilave edip blenderdan pirinçler iyice ezilinceye kadar çekeriz. sonrasında süzüp kullanırız.
devamını gör...

katılıyorum, daha istanbul bile fethedilmemişti bizanslılar izin verirse ekmek almaya gidebiliyorduk ama kaldırımdan yürümemiz yasaktı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

baktıkça keyiflendiğim bölüm.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim