akp'ye sürekli çamur atan tip
akıllı ve zeki bir tiptir. ekonomiden eğitimden adaletten anlayan bir tiptir. din uğruna sömürülen cahillerden değildir. pandemiyi en iyi yöneten ülkenin kendi ülkesi olduğunu zannedecek kadar da ıqless değildir.
devamını gör...
eşyalarından vazgeçemeyen yazarlar
gezdiğim yerlerden topladığım şeyleri atamadığım için katıldığım başlık. insan baktıkça geçmişe gidiyor ve ben geçmişe gitmeyi çok severim.*
devamını gör...
berrin tanış
berrin tanış maalesef eylül ayından beri işsiz olduğu için maddi ve belli ki ruhsal anlamda da çok zor durumda ve tek amacı iş bulmak, geçinebilmek. mesleği tıbbi sekreterlik, aydın'da yaşıyor. umarım en kısa sürede iş bulur...
twitter'da bir çok kişi paylaşmış ama sözlüğümüzde bu konuda bir haber, bilgi bulamadığım için paylaşmak istedim.
twitter profili için
twitter'da bir çok kişi paylaşmış ama sözlüğümüzde bu konuda bir haber, bilgi bulamadığım için paylaşmak istedim.
twitter profili için
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
ateşli bir şekilde savunulan görüşler asla iyi bir temele dayanmayan görüşlerdir; gerçekten de şiddetli duygusallık, görüş sahibinin rasyonel kanıtlardan yoksun olduğunun bir göstergesidir.
bertrand russel
sorgulayan denemeler
1928 yılında yayınlanan bir kitap, o günden bugüne hiç değişmeyen insanlık.
bertrand russel
sorgulayan denemeler
1928 yılında yayınlanan bir kitap, o günden bugüne hiç değişmeyen insanlık.
devamını gör...
yazarların kişilik olarak benzediği dizi film karakteri
film değil, bir dizi. avrupa yakası şahika..
bazı yönlerimiz çok benziyor. içimizde bastırılamaz bir aç var. lahmacun candır ikimiz de salon kadını çizgimizden çıkmak istemiyoruz.
ikimiz de bazı durumlarda çirkefe bağlayabiliyoruz.
bazı yönlerimiz çok benziyor. içimizde bastırılamaz bir aç var. lahmacun candır ikimiz de salon kadını çizgimizden çıkmak istemiyoruz.
ikimiz de bazı durumlarda çirkefe bağlayabiliyoruz.
devamını gör...
kazandığı parayı hak etmeyen meslek grupları
birileri yazmış öğretmenler işte memlekette neden bu haldeyiz cevabı, yaklaşık 6 yıldır anadolum da öğretmenlik yapıyorum dokunabildiğim her çocuğa hayranım. öğrencilerin sorunlarını konuştuk hep meslek arkadaşları ile iş gözü ile bakmadık okullara keşke eğitime ve eğitim işçisine böyle bakılmasa. ama ülkede böyle bir kafa var cehalete pirim yaptırıp eğitim neferine düşman olan. ayrıca pandemi de evde olmamız ise sıkıntı ülkeyi yönetenler keşke turist gören herkes aşılanacak diyene kadar çocuk gören herkesi aşılasa idi bizde okullarımıza kavuşurduk.
devamını gör...
albastı
albastı (albız) ile ilgili en enteresan yönlerden birisi. onun kan içen bir yaratık olarak betimlenmesidir.
misal; tatar türklerinin inanışına göre albastı cüsseli ve kilolu bir yaratık olarak tasvir edilmiştir. genelde uyuyan insanlara musallat olur. onların göğüslerini ezer ve boğar. gece vakti ortaya çıktığına inanılır. insanları boğmasının yanında, onların kanını da içer. bu noktadan baktığınızda batıda ki ''vampir miti'' ile benzerlik gösterir ki, bu inanışın temeli çok daha eskilere dayanır.
iğne mevzusu ile ilgili de, göğsünün haricinde gözüne iğne saplanması halinde de yakalandığından bahsedilir. ancak yine temel olarak göğse iğne saplanmasından bahsedecek olursak, vampir mitinde göğse kazık sapladığınızda vampiri yok edersiniz. albızın ise göğsüne iğne sapladığınızda onun artık size musallat olmasını engellersiniz. burada da ilginç bir benzerlik var. yani iki mistik ögenin de, en zayıf noktaları göğüsleri ve her ikisi de kan içiyor.
abdulhakim mehmet’in ''çın tömür batur'' adlı eserinde albastı ile ilgili şöyle iki hikaye var mesela;
albastı yaşlı bir nine kılığındadır, ateş aramaya gelen kadına bir köz verir ve kadının eteğine kül koyar. kadın giderken küller dökülür ve albastı bu külleri takip ederek kadının evine gelir. büyük, beyaz bir köpeğe biner. elinde bir yalak vardır. birisi büyük, ikisi küçük olmak üzere üç başlıdır, korkunç ve sert suratlıdır. eve girip kadının karşısına oturur ve gözlerini kapattırır. saçından bir iğne çıkarıp kadının alnına ve kollarına batırır. açtığı deliklerden üç başındaki üç ağzıyla kadının kanını emer. kadın bayılır. albastı kadının ayaklarına iğne batırıp yalağı kan doldurur ve köpeğine de kan içirir.
albastı insan eti yiyerek ve insan kanı içerek beslenir. bembeyaz bir nine kılığındadır, çadırda yaşar ve siyah beyaz bir köpeği vardır. üç başlıdır ve dudağından çıkan bir dişi vardır. kadının başından bir tabakla yarım tabak kan alıp içer, ayağından yarım tabak kan alıp köpeğine içirir ve öbür ayağından da yarım tabak kan alıp yere döker, çadırına geri döner. her gün gelip kadının kanını içer.
görüldüğü üzere bu hikayelerde de kan içtiğinden bahsediliyor.
karadeniz'de, çepni anlatılarında da bu hikayelere yakın söylemler mevcuttur.
bir başka benzerlik bağını da şekil değiştirme üzerinden kurabiliriz. albız'ın farklı şekillere girerek insanlara zarar verdiğinden bahsedilir. vampirler de, farklı şekillere girebilir ki en bilineni yarasaya dönüşmeleridir.
ikisinin de gece vakti ortaya çıktığını unutmamak gerek.
tabi şunun altını çizmek lazım; albız köken olarak çok daha eski ve mitolojik bir varlıktır. çıkış noktasını erlik han'a dayandırabiliyorsunuz ve türk mitolojisinin temel yaratıklarından bir tanesi olduğunu biliyorsunuz. vampir mitinin dayandığı kökler ise daha yakın zamanlara denk gelir. bu sebeple ortada bir esinlenme var ise; bu esinlenme tamamen batı dünyası kaynaklıdır.
şimdi vampir severler düşünsün*
misal; tatar türklerinin inanışına göre albastı cüsseli ve kilolu bir yaratık olarak tasvir edilmiştir. genelde uyuyan insanlara musallat olur. onların göğüslerini ezer ve boğar. gece vakti ortaya çıktığına inanılır. insanları boğmasının yanında, onların kanını da içer. bu noktadan baktığınızda batıda ki ''vampir miti'' ile benzerlik gösterir ki, bu inanışın temeli çok daha eskilere dayanır.
iğne mevzusu ile ilgili de, göğsünün haricinde gözüne iğne saplanması halinde de yakalandığından bahsedilir. ancak yine temel olarak göğse iğne saplanmasından bahsedecek olursak, vampir mitinde göğse kazık sapladığınızda vampiri yok edersiniz. albızın ise göğsüne iğne sapladığınızda onun artık size musallat olmasını engellersiniz. burada da ilginç bir benzerlik var. yani iki mistik ögenin de, en zayıf noktaları göğüsleri ve her ikisi de kan içiyor.
abdulhakim mehmet’in ''çın tömür batur'' adlı eserinde albastı ile ilgili şöyle iki hikaye var mesela;
albastı yaşlı bir nine kılığındadır, ateş aramaya gelen kadına bir köz verir ve kadının eteğine kül koyar. kadın giderken küller dökülür ve albastı bu külleri takip ederek kadının evine gelir. büyük, beyaz bir köpeğe biner. elinde bir yalak vardır. birisi büyük, ikisi küçük olmak üzere üç başlıdır, korkunç ve sert suratlıdır. eve girip kadının karşısına oturur ve gözlerini kapattırır. saçından bir iğne çıkarıp kadının alnına ve kollarına batırır. açtığı deliklerden üç başındaki üç ağzıyla kadının kanını emer. kadın bayılır. albastı kadının ayaklarına iğne batırıp yalağı kan doldurur ve köpeğine de kan içirir.
albastı insan eti yiyerek ve insan kanı içerek beslenir. bembeyaz bir nine kılığındadır, çadırda yaşar ve siyah beyaz bir köpeği vardır. üç başlıdır ve dudağından çıkan bir dişi vardır. kadının başından bir tabakla yarım tabak kan alıp içer, ayağından yarım tabak kan alıp köpeğine içirir ve öbür ayağından da yarım tabak kan alıp yere döker, çadırına geri döner. her gün gelip kadının kanını içer.
görüldüğü üzere bu hikayelerde de kan içtiğinden bahsediliyor.
karadeniz'de, çepni anlatılarında da bu hikayelere yakın söylemler mevcuttur.
bir başka benzerlik bağını da şekil değiştirme üzerinden kurabiliriz. albız'ın farklı şekillere girerek insanlara zarar verdiğinden bahsedilir. vampirler de, farklı şekillere girebilir ki en bilineni yarasaya dönüşmeleridir.
ikisinin de gece vakti ortaya çıktığını unutmamak gerek.
tabi şunun altını çizmek lazım; albız köken olarak çok daha eski ve mitolojik bir varlıktır. çıkış noktasını erlik han'a dayandırabiliyorsunuz ve türk mitolojisinin temel yaratıklarından bir tanesi olduğunu biliyorsunuz. vampir mitinin dayandığı kökler ise daha yakın zamanlara denk gelir. bu sebeple ortada bir esinlenme var ise; bu esinlenme tamamen batı dünyası kaynaklıdır.
şimdi vampir severler düşünsün*
devamını gör...
yazarların şu an akıllarından geçenler
benim kafamdan bu tanımı yazana kadar 85 düşünce geçiyor yeğen! hangisini soruyorsun?
devamını gör...
nejat altıntaş’ın mutasyonlu virüs görünmez oldu açıklaması
en son memleketim güney afrika cumhuriyeti'ndeydi. büyük ihtimal hergün binlerce kişinin kaçak giriş çıkış yaptığı zimbabve'ye gitmiştir.
devamını gör...
hatasını kabul eden insan
hayran olduğum insandır.
bir insan tamam dostum haklısın diyorsa bayılıyorum o insana.
insanlar hatalı olduğunu kabul etmemekte direniyorlar.
tamam ben hatalıyım cümlesini ezici bir şey zannediyorlar.
bir insan tamam dostum haklısın diyorsa bayılıyorum o insana.
insanlar hatalı olduğunu kabul etmemekte direniyorlar.
tamam ben hatalıyım cümlesini ezici bir şey zannediyorlar.
devamını gör...
yazarlardan riyakarlık örnekleri
kendisi yardım istediğinde asla geri çevirmediğim bir arkadaşım* vardı, yardım etmenin öneminden bahseden biriydi. bir kere çalışırken ona ihtiyacım olmuştu. zor bir andaydım, ve istediğim tek şey ben 5 dakika müşteriyle konuşurken yanımda durmasıydı. ve iş yerinde bana yardım edebilecek tek kişi oydu, çünkü tercüme yapacağım dili konuşan sadece ikimiz vardık. kendisine güzelce açıklamama rağmen oturduğu yerden kalkıp iki dakika yanıma gelmedi yahu. hayır yardımlaşma konusunda daha önce bir yorum yapmasa ya da o an meşgul olsa yine bir beklentim olmazdı ama durum bu olunca kendimi biraz kötü hissetmiştim sağ olsun.
devamını gör...
izmirlilerin kendilerini üstün görme çabası
üstünlük değildir o , farklılıktır.
sen bilinç altında nasıl tanımlarsan o şekilde görürsün karşındakini .
evet, farklıdır izmir ve izmirli , hayata oldukça farklı bir pencereden bakar.
anadolunun o köhne düşünce yapısı yoktur, tabularla yaşamaz, hiç bir şeyi de kendi düşüncesinin, aklının üzerine koymaz .
ama ezbere yapmaz bunu , izler, gözlem yapar , düşünür ve sorgular .
bodoslama gitmez hiçbir şeyin peşinden.
özgürlük en önde yer alır izmirlinin hayatında. kimseye karışmaz, kimseyi de karıştırmaz tercihlerine .
ali amca ne der , ayşe teyze ne düşünür derdine düşmez, yani başkası için değil, kendine ait olan kısacık hayatı, kendi için yaşar.
buna benzer başlıkları açanların da , altına eleştirel yorum yapanların da aslında yaşamayı arzu ettikleri bir modeldir izmir, ama herkese de nasip olmaz, kimilerine sadece tv'lerden gösterir o aydınlık yüzünü...
edit: son dönemde ülkenin genelinde yaşanan eğitimsizlikten, cahillikten , yozlaşmadan, izmir'de nasibini almıştır. bu inkar edilemez bir gerçek, kaldı ki , ülkede yaşanan iş aş kökenli göç sorununun çaresi olarak görülen yerlerin başındadır izmir .
böyle olunca elbette izmir için %100 aydınlıktır, moderndir , saftır temizdir denemez.
ancak her şeye rağmen, ülkede yaşanan bu yozlaşmadan, bu geriye gidişten nasibini en az alan yerlerden biridir izmir . bir anadolu şehriyle kıyaslanmayacak kadar korumuştur kendini bu manevi çöküşten.
sen bilinç altında nasıl tanımlarsan o şekilde görürsün karşındakini .
evet, farklıdır izmir ve izmirli , hayata oldukça farklı bir pencereden bakar.
anadolunun o köhne düşünce yapısı yoktur, tabularla yaşamaz, hiç bir şeyi de kendi düşüncesinin, aklının üzerine koymaz .
ama ezbere yapmaz bunu , izler, gözlem yapar , düşünür ve sorgular .
bodoslama gitmez hiçbir şeyin peşinden.
özgürlük en önde yer alır izmirlinin hayatında. kimseye karışmaz, kimseyi de karıştırmaz tercihlerine .
ali amca ne der , ayşe teyze ne düşünür derdine düşmez, yani başkası için değil, kendine ait olan kısacık hayatı, kendi için yaşar.
buna benzer başlıkları açanların da , altına eleştirel yorum yapanların da aslında yaşamayı arzu ettikleri bir modeldir izmir, ama herkese de nasip olmaz, kimilerine sadece tv'lerden gösterir o aydınlık yüzünü...
edit: son dönemde ülkenin genelinde yaşanan eğitimsizlikten, cahillikten , yozlaşmadan, izmir'de nasibini almıştır. bu inkar edilemez bir gerçek, kaldı ki , ülkede yaşanan iş aş kökenli göç sorununun çaresi olarak görülen yerlerin başındadır izmir .
böyle olunca elbette izmir için %100 aydınlıktır, moderndir , saftır temizdir denemez.
ancak her şeye rağmen, ülkede yaşanan bu yozlaşmadan, bu geriye gidişten nasibini en az alan yerlerden biridir izmir . bir anadolu şehriyle kıyaslanmayacak kadar korumuştur kendini bu manevi çöküşten.
devamını gör...
aynada kendine 3 dakika bakan insanın kendine anlamsız gelmeye başlaması
belki de anlamsızızdır dediğim başlık.
devamını gör...
empat olmak
kabı çabuk dolan insanlardır. normal insanları 1 derece etkileyen bir olay, empatları 100 derece etkiler. dolan kaplarını boşaltmak için kalabalık ortamlara * girmemeleri, doğada çok vakit geçirmeleri tavsiye olunur. empatlar, isteseler de istemeseler de dert dinleyen insanlardır. dertli insanlar, nerede olsalar gelip onları bulurlar ve kendi duygularını onların üzerlerine boca ederler. hayır demeyi öğrenmeleri, dert dinlemekten vazgeçmeleri gerekir. empat olup olmadığınızı öğrenmek isterseniz buraya tık tık.
devamını gör...
ağlarken neyin var demeyip mutlu olunca kızan anne
günlerce ağlasam -işlerimi aksatmadığım sürece- 'neyin var?' demez.
biraz mutlu olayım, bir şeye güleyim o anı zehir eder çatar. kendi halime ya da kardeşlerimle dans edeyim gelir hemen 'ayranın kabarmasın, rahat dur, kudurdun bunları da kendine benzetme!' diye kızar.
e benim annem niye hiç sevinmezsin? evladını mutlu görmeye katlanamaz. ben bu kadını anlamlandıramıyorum. istiyor ki herkes kendisi gibi olsun. maalesef narsisistik annesi olan her kız çocuğu bunu yaşıyor. doç. dr. şafak nakajima'nın bu makalesini görene kadar bilmezdim ne ile mücadele ettiğimi...
şimdi onun inadına daha şen kahkahalarım, baktım ki sınır oluyor nefesim kesilene kadar dans ediyorum.
işte o makale... annesinden yana talihsiz hissedenlere ilham olması için paylaşmak istedim.
doç. dr. şafak nakajima
anne zihnimizde, koşulsuz sevgiyle özdeşleştirebileceğimiz yegâne kişidir.
kim olursak olalım, ne yaparsak yapalım, yaşamın fırtınalarından bizi koruyacak, ruh üşümelerimizi ısıtacak kucaktır anne.
bir kız çocuğunun başına gelebilecek en büyük talihsizliklerden birisi, narsisistik yani kendine âşık bir annenin kızı olmaktır.
maalesef narsisistik annelerin kızları ne koşulsuz sevgiyi, ne de güvenli anne kucağını tanır.
bir ömür boyu o sevgiyi tadacağını ve o kucağın kendisine açılacağını umarak, pervane gibi döner annesinin etrafında.
her kötü muameleyi, her dışlanmayı, her ayrımcılığı, her hakareti sineye çeker.
narsisistik anne benmerkezci, samimiyetsiz, yargılayıcı, çıkarları için yalan söylemeye ve gerçekleri çarpıtmaya eğilimli, inatçı, bencil ve soğuktur.
dünya onun etrafında döner.
çocuklarının ihtiyaçlarını, duygularını ve seçimlerini kontrol ve manipüle eder; bunu yapamadığı zamansa cezalandırır.
çocukları arasında ayrımcılık yapar, evde kamplar, düşmanlıklar yaratır.
kızının babasıyla güçlü bağlar kurmasını kıskanır.
eşini ve erkek çocuklarını kızından uzak tutmak, düşman etmek için elinden geleni yapar; çünkü kızıyla rekabet içindedir.
kız çocuğu böyle bir rekabeti aklına bile getiremediğinden, erkek kardeşinden gördüğü kötü muameleye akıl erdiremez.
kız çocuklarının anneyle ilişkisi, oğullardan farklıdır.
kızlar genellikle anneleriyle daha fazla zaman geçirir ve onu rol modeli olarak görürler.
narsisistik anne kızının eğitim ve fiziksel gereksinimlerine duyarlı ve özverili olabilir ama onu duygusal olarak yalnız bırakır.
kızının duygularını paylaştığı her durumda, kendi duygularından bahsederek onu susturur; konu dönüp dolaşıp yine anneye gelir.
kızının başına bir talihsizlik geldiğinde bile, onun için öncelikli mesele kızının ne hissettiği değil, yaşanan olaydan kendisinin nasıl etkilendiğidir.
narsisistik anne kızına hem bir tehdit hem de kendi egosunun bir uzantısı olarak bakar.
evin içinde izole ederken bir yandan da ağır eleştiri ve yönlendirmeleriyle kızını, kendi olmak istediği biçime sokmaya çalışır.
“iyiliği için” neyi sevdiğini veya istediğini, anne belirler.
kızının istediği beden ölçülerine sahip olmaması, beklediği tarzda giyinmemesi, ‘’yanlış’’ erkek arkadaş, eş ya da meslek seçimi gibi durumların cezası, hakaret, lakap takma gibi sözel saldırganlıktan, dışlama, yok sayma ve tüm bağları kesmeye kadar uzanabilir.
narsisistik annenin etrafa göstermek istediği ''mükemmel aile'' imajı, kızının duygularından daha önemlidir!
annemin, yaşamımla ilgili yaptığım bir seçimi onaylamayarak bana, ‘’senin mutluluğun beni ilgilendirmiyor!’’ deyişini, üzerinden geçen on yıllardan sonra bile hala, tüylerim ürpererek hatırlıyorum.
kız, kendi istek ve beklentilerini feda etmekle, annesinin sevgisini kaybetmek arasında bir seçim yapmak durumunda bırakılır.
gerçek benliği önce annesi, sonra kendisi tarafından reddedilir.
sonuç, gerçek benliğinin sevilemez olduğu inancına dayanan içsel utançtır.
kendi annesi onu sevip kabul etmediğine göre, o nasıl iyi ve sevilebilir bir insan olabilir!
narsisistik annenin kızına yönelik bencil, soğuk, katı ve saldırgan tutumu, kızının çocuklarına bile uzanabilir.
narsisistik anne, oğluna da farklı biçimlerde zarar verir.
ona, eşiyle sağlıklı bir bağ kurmasını sağlayacak temel değerleri öğretmez; zaten oğlunun eşi, bir başka rakibidir.
oğluyla duygusal ensest yaşar; onu yüceltir, kimseyle paylaşmak istemez.
oğlunu kızına karşı bir tehdit aracı olarak kullanır; kışkırtır, biler ve saldırtır.
baba genellikle iyi niyetli ama pasiftir.
annenin manipülasyonlarına, saldırılarına ve hasedine karşı kızını koruyamaz.
sürekli eleştiri, utandırma ve dışlama, kız çocuğunun öz güvenini erken yaşlardan itibaren kemirmeye başlar.
kendi duygularına ve dürtülerine güvenemez.
annesinin hiçbir zaman memnun olmamasının, kötü hissetmesinin ve hastalanmasının kendi suçu olduğuna inanır.
ciddi duygusal, fiziksel istismar veya ihmal durumlarında ise, var olma hakkının olmadığını, annesine yük olduğunu ve asla doğmamış olması gerektiğini düşünebilir.
narsisistik anneler kızlarının hayatlarını kontrol altına almak için onların tüm mahremiyetini ihlal eder, kendilerine ait özel alan bırakmaz.
narsisistik annenin kızında açtığı yaraların iyileşmesi çok zordur.
mizacı güçlü değilse, baba yeterince destek olmuyorsa, kendini savunmayı, kendi gücüne güvenmeyi öğrenmesi hiç kolay olmaz.
bu tür annelerin, kızları için empati duymadıklarını unutmamak önemlidir.
annenin acımasız sesi, zamanla kızının içsel eleştirmenine dönüşür.
annesinin olmadığı yerde bile onu eleştiren, aşağılayan, utandıran, mutlu olmasını engelleyen bir iç ses vardır beyninde…
ve karmaşık iyileşme yolculuğu da zaten, bu iç sesin farkına varmak ve onu susturmakla başlar.
ikinci adım, kendisini annesinden ayıran sınırları belirlemektir.
kendisine öncelik vermeyi ve hak ettiği alanı açmayı öğrenmelidir.
nefes alabilmek ve kendini yeniden inşa edebilmek için bazı durumlarda anneden tamamen uzaklaşması gerekebilir.
tüm bunlar zor değişimlerdir; acı verir, kanatır; zaman ve emek gerektirir.
sonuçsa, yaşamda ilk kez narsisistik anneyi gerçek anlamda hayal kırıklığına uğratmak ama hem kendi benliğini ve hem de gelecek kuşakları kurtarmaktır."
biraz mutlu olayım, bir şeye güleyim o anı zehir eder çatar. kendi halime ya da kardeşlerimle dans edeyim gelir hemen 'ayranın kabarmasın, rahat dur, kudurdun bunları da kendine benzetme!' diye kızar.
e benim annem niye hiç sevinmezsin? evladını mutlu görmeye katlanamaz. ben bu kadını anlamlandıramıyorum. istiyor ki herkes kendisi gibi olsun. maalesef narsisistik annesi olan her kız çocuğu bunu yaşıyor. doç. dr. şafak nakajima'nın bu makalesini görene kadar bilmezdim ne ile mücadele ettiğimi...
şimdi onun inadına daha şen kahkahalarım, baktım ki sınır oluyor nefesim kesilene kadar dans ediyorum.
işte o makale... annesinden yana talihsiz hissedenlere ilham olması için paylaşmak istedim.
doç. dr. şafak nakajima
anne zihnimizde, koşulsuz sevgiyle özdeşleştirebileceğimiz yegâne kişidir.
kim olursak olalım, ne yaparsak yapalım, yaşamın fırtınalarından bizi koruyacak, ruh üşümelerimizi ısıtacak kucaktır anne.
bir kız çocuğunun başına gelebilecek en büyük talihsizliklerden birisi, narsisistik yani kendine âşık bir annenin kızı olmaktır.
maalesef narsisistik annelerin kızları ne koşulsuz sevgiyi, ne de güvenli anne kucağını tanır.
bir ömür boyu o sevgiyi tadacağını ve o kucağın kendisine açılacağını umarak, pervane gibi döner annesinin etrafında.
her kötü muameleyi, her dışlanmayı, her ayrımcılığı, her hakareti sineye çeker.
narsisistik anne benmerkezci, samimiyetsiz, yargılayıcı, çıkarları için yalan söylemeye ve gerçekleri çarpıtmaya eğilimli, inatçı, bencil ve soğuktur.
dünya onun etrafında döner.
çocuklarının ihtiyaçlarını, duygularını ve seçimlerini kontrol ve manipüle eder; bunu yapamadığı zamansa cezalandırır.
çocukları arasında ayrımcılık yapar, evde kamplar, düşmanlıklar yaratır.
kızının babasıyla güçlü bağlar kurmasını kıskanır.
eşini ve erkek çocuklarını kızından uzak tutmak, düşman etmek için elinden geleni yapar; çünkü kızıyla rekabet içindedir.
kız çocuğu böyle bir rekabeti aklına bile getiremediğinden, erkek kardeşinden gördüğü kötü muameleye akıl erdiremez.
kız çocuklarının anneyle ilişkisi, oğullardan farklıdır.
kızlar genellikle anneleriyle daha fazla zaman geçirir ve onu rol modeli olarak görürler.
narsisistik anne kızının eğitim ve fiziksel gereksinimlerine duyarlı ve özverili olabilir ama onu duygusal olarak yalnız bırakır.
kızının duygularını paylaştığı her durumda, kendi duygularından bahsederek onu susturur; konu dönüp dolaşıp yine anneye gelir.
kızının başına bir talihsizlik geldiğinde bile, onun için öncelikli mesele kızının ne hissettiği değil, yaşanan olaydan kendisinin nasıl etkilendiğidir.
narsisistik anne kızına hem bir tehdit hem de kendi egosunun bir uzantısı olarak bakar.
evin içinde izole ederken bir yandan da ağır eleştiri ve yönlendirmeleriyle kızını, kendi olmak istediği biçime sokmaya çalışır.
“iyiliği için” neyi sevdiğini veya istediğini, anne belirler.
kızının istediği beden ölçülerine sahip olmaması, beklediği tarzda giyinmemesi, ‘’yanlış’’ erkek arkadaş, eş ya da meslek seçimi gibi durumların cezası, hakaret, lakap takma gibi sözel saldırganlıktan, dışlama, yok sayma ve tüm bağları kesmeye kadar uzanabilir.
narsisistik annenin etrafa göstermek istediği ''mükemmel aile'' imajı, kızının duygularından daha önemlidir!
annemin, yaşamımla ilgili yaptığım bir seçimi onaylamayarak bana, ‘’senin mutluluğun beni ilgilendirmiyor!’’ deyişini, üzerinden geçen on yıllardan sonra bile hala, tüylerim ürpererek hatırlıyorum.
kız, kendi istek ve beklentilerini feda etmekle, annesinin sevgisini kaybetmek arasında bir seçim yapmak durumunda bırakılır.
gerçek benliği önce annesi, sonra kendisi tarafından reddedilir.
sonuç, gerçek benliğinin sevilemez olduğu inancına dayanan içsel utançtır.
kendi annesi onu sevip kabul etmediğine göre, o nasıl iyi ve sevilebilir bir insan olabilir!
narsisistik annenin kızına yönelik bencil, soğuk, katı ve saldırgan tutumu, kızının çocuklarına bile uzanabilir.
narsisistik anne, oğluna da farklı biçimlerde zarar verir.
ona, eşiyle sağlıklı bir bağ kurmasını sağlayacak temel değerleri öğretmez; zaten oğlunun eşi, bir başka rakibidir.
oğluyla duygusal ensest yaşar; onu yüceltir, kimseyle paylaşmak istemez.
oğlunu kızına karşı bir tehdit aracı olarak kullanır; kışkırtır, biler ve saldırtır.
baba genellikle iyi niyetli ama pasiftir.
annenin manipülasyonlarına, saldırılarına ve hasedine karşı kızını koruyamaz.
sürekli eleştiri, utandırma ve dışlama, kız çocuğunun öz güvenini erken yaşlardan itibaren kemirmeye başlar.
kendi duygularına ve dürtülerine güvenemez.
annesinin hiçbir zaman memnun olmamasının, kötü hissetmesinin ve hastalanmasının kendi suçu olduğuna inanır.
ciddi duygusal, fiziksel istismar veya ihmal durumlarında ise, var olma hakkının olmadığını, annesine yük olduğunu ve asla doğmamış olması gerektiğini düşünebilir.
narsisistik anneler kızlarının hayatlarını kontrol altına almak için onların tüm mahremiyetini ihlal eder, kendilerine ait özel alan bırakmaz.
narsisistik annenin kızında açtığı yaraların iyileşmesi çok zordur.
mizacı güçlü değilse, baba yeterince destek olmuyorsa, kendini savunmayı, kendi gücüne güvenmeyi öğrenmesi hiç kolay olmaz.
bu tür annelerin, kızları için empati duymadıklarını unutmamak önemlidir.
annenin acımasız sesi, zamanla kızının içsel eleştirmenine dönüşür.
annesinin olmadığı yerde bile onu eleştiren, aşağılayan, utandıran, mutlu olmasını engelleyen bir iç ses vardır beyninde…
ve karmaşık iyileşme yolculuğu da zaten, bu iç sesin farkına varmak ve onu susturmakla başlar.
ikinci adım, kendisini annesinden ayıran sınırları belirlemektir.
kendisine öncelik vermeyi ve hak ettiği alanı açmayı öğrenmelidir.
nefes alabilmek ve kendini yeniden inşa edebilmek için bazı durumlarda anneden tamamen uzaklaşması gerekebilir.
tüm bunlar zor değişimlerdir; acı verir, kanatır; zaman ve emek gerektirir.
sonuçsa, yaşamda ilk kez narsisistik anneyi gerçek anlamda hayal kırıklığına uğratmak ama hem kendi benliğini ve hem de gelecek kuşakları kurtarmaktır."
devamını gör...
insanı strese sokan mesajlar
konuşup bir sonuca bağladığınızı düşündüğünüz bir konunun ısıtılıp ısıtılıp önünüze sunulduğu mesajlardır. aynı zamanda sadece stres ile kalmaz telefonu duvara fırlatma isteği de oluşturur.
devamını gör...
semizotu
benim için semizotu, sarımsaklı yoğurt ile üzerine azıcık zeytinyağı ve pul biber eklenince tamamlanıyor.
devamını gör...
monica lizeth murillo
1989 doğumlu meksikalı model. bir zamanlar netlog ve myspace gibi mecralar varken, en favori fake hesaplarda onun fotoğrafları vardı. ah ah yaklaşık 13-14 yıl kadar önceydi. netlog var o zamanlar takılıyoruz. x kızın profiline gidiyorsun bu hatunun bir fotoğrafı.
bir başkasının profilde yine aynı. bu nedir ya diye düşünürken gerçeği tesadüfen bulmuştum.
bir başkasının profilde yine aynı. bu nedir ya diye düşünürken gerçeği tesadüfen bulmuştum.
devamını gör...
yazarların sevdiği ön yargıları
insanlara güvenmemek
devamını gör...
anneler oğluna mı düşkün kızına mı sorunsalı
kardeşim olmamasına rağmen şahit olduğum kadarıyla anneler oğullarına daha düşkündür ama kızlarıyla da en yakın arkadaş ya da sırdaş gibidirler. o yüzden ikisini de farklı açılardan çok sevdiklerini ve ayırt etmediklerini düşünüyorum ve buna inanmak istiyorum*.
devamını gör...