türkiye'de feminizm
hadi feministleri streotipler üzerinden eleştirelim, belki kadın cinayetlerine bir çözüm olur! feministleri mantıklı çözüm üretememekle suçlamak çok ilginç geliyor bana, yönetimde olmayan birini kötü yönetmekle suçlamak ile eş değer geliyor.
devamını gör...
saygı vs sevgi
eskiden sevginin daha mühim olduğunu düşünürdüm fakat şunu anladım: azizim herkes seviyor doğru olan güzel sevmektir. insan ilişkileri için saygı şu an her şeyden daha gerekli.
devamını gör...
zort yazsa 30 beğeni alacak yazarlar
zort.
(bkz: risk budur)
ekleme: o ben değilmişim. çok rahatladım. *
ekleme 2: başlıktaki ilk tanım sahibinin tanımının yerinde yeller esiyor.
(bkz: risk budur)
ekleme: o ben değilmişim. çok rahatladım. *
ekleme 2: başlıktaki ilk tanım sahibinin tanımının yerinde yeller esiyor.
devamını gör...
habsburg hanedanı
avrupada bir çok ülkeyi yönetmiş olan nüfuzlu soydur. bu hanedana ait portrelerde bütün aile üyelerinin çenesi karakteristik olarak önde çizilir. bu da ortodontide iskeletsel sınıf 3 maloklüzyonun genetik geçiş gösterdiğini kanıtlar niteliktedir. normal bir gelişim değil, günümüzde tedavi görmesi gereken bir büyüme paternidir. ancak habsburg ailesi bunu biraz daha abartıp ailevi bir imza haline getirme adına yeni doğan bebeklerin çenesini de önde çizdirtmiştir. ancak mandibula yüzde en geç gelişen kemik olduğu gibi bir bebekte protrüze konumda olması imkansızdır.
devamını gör...
the break-up
başrollerinde vince vaughn ve jennifer aniston'ın oynadığı 2006 yapımı film. romantik komedi olarak nitelendirilse de bence komedi değil, dram filmi gibi bir şey. isminden de anlaşıldığı üzere film ayrılığı anlatıyor. ayrılık ve ayrılıkta kadın ve erkek tarafının neler yaşadığını anlatıyor diye özetlenebilir hatta.
filmin konusu için,
chicago’da yaşayan brooke meyers, yeterince olgun olmayan erkek arkadaşı gary grobowski tarafından hak ettiği saygıyı görmediğini ve ihmal edildiğini hissetmektedir. ondan ayrılarak, kendisini özletmeyi planlar. ancak evden kim gidecektir? her ikisi de bu noktada direnç gösterince ev bir savaş alanına döner. yaşantıları çekilmez hale gelince aileleri de müdahele etmeye başlarlar.
filmde ayrılığın hem kadın hem erkek gözünden nasıl göründüğü iyi işlenmiş. tabii eski film, yine romantik film klişelerini barındırsa da diğer romantik komediler gibi değil çünkü ayrılığın gerçekçi yanını göstermeyi başarmış gibi.
erkeklerin ilgisiz halleri, kadınların tüm ilgiyi kendi üzerine çekmek istemesi... erkeklerin ev işlerine laf söylenmedikçe yardım etmemesi ama kadınların ev işlerinin ortak yapılması gereken işler olarak görmesi...*
birtakım anlaşmazlıklar ve hop, ayrılık!
ayrılık sonrası muhakkak birilerinin geri döneceğine inanılıyor tabii ki bu filmde de gerçek hayatta olduğu gibi ama yine gerçek hayatta olduğu gibi bazı girişimler olsa da herkes yoluna gidiyor sonunda.
her zamanki romantik film önerilerim gibi bunu da boş vaktinizde izlemenizi önerebilirim. bu arada filmin imdb puanı 5,8 ve bence jennifer aniston çok güzel bir kadın.*
filmin konusu için,
chicago’da yaşayan brooke meyers, yeterince olgun olmayan erkek arkadaşı gary grobowski tarafından hak ettiği saygıyı görmediğini ve ihmal edildiğini hissetmektedir. ondan ayrılarak, kendisini özletmeyi planlar. ancak evden kim gidecektir? her ikisi de bu noktada direnç gösterince ev bir savaş alanına döner. yaşantıları çekilmez hale gelince aileleri de müdahele etmeye başlarlar.
filmde ayrılığın hem kadın hem erkek gözünden nasıl göründüğü iyi işlenmiş. tabii eski film, yine romantik film klişelerini barındırsa da diğer romantik komediler gibi değil çünkü ayrılığın gerçekçi yanını göstermeyi başarmış gibi.
erkeklerin ilgisiz halleri, kadınların tüm ilgiyi kendi üzerine çekmek istemesi... erkeklerin ev işlerine laf söylenmedikçe yardım etmemesi ama kadınların ev işlerinin ortak yapılması gereken işler olarak görmesi...*
birtakım anlaşmazlıklar ve hop, ayrılık!
ayrılık sonrası muhakkak birilerinin geri döneceğine inanılıyor tabii ki bu filmde de gerçek hayatta olduğu gibi ama yine gerçek hayatta olduğu gibi bazı girişimler olsa da herkes yoluna gidiyor sonunda.
her zamanki romantik film önerilerim gibi bunu da boş vaktinizde izlemenizi önerebilirim. bu arada filmin imdb puanı 5,8 ve bence jennifer aniston çok güzel bir kadın.*
devamını gör...
türklerin birinci olduğu konular
(bkz: sallamak)
abi bunun üstüne tanımam. millet ne yapıyorsa biz daha iyi yaparız diyoruz ama katiyen bir şey yapmıyoruz.
abi bunun üstüne tanımam. millet ne yapıyorsa biz daha iyi yaparız diyoruz ama katiyen bir şey yapmıyoruz.
devamını gör...
rte'nin 2021'i şahlanış senesine döndüreceğiz açıklaması
biz bu filmi daha önceden izledik yazmak istediğim başlık. artık bu açıklamalara tabiri caizse "yav he he" deyip, geçiyorum.
devamını gör...
spawn
mutlu yıllar doğum günü çocuğu.
en büyük derdin sözlükte mutsuz olmak olsun. yolun açık olsun.
en büyük derdin sözlükte mutsuz olmak olsun. yolun açık olsun.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
akıp gidiyor zaman haybeye mesai şarampoldeyim yüküm ağır.
devamını gör...
lanet olsun sebebi neydi ki
kızına araba sürmeyi öğreten baba videosuyla hayatımıza girmiş ve her alanda geçerliliğini koruyan 1:31’de duyulabilecek efsane replik
günlük hayatta saçma bulduğum her şeye bu cümleyi söylüyorum.
günlük hayatta saçma bulduğum her şeye bu cümleyi söylüyorum.
devamını gör...
türk tipi teselli yöntemleri
daha iyisi olacaktır ondan olmamıştır. *
devamını gör...
uzun yaşamanın sırrı
iyi bir genetik mirasa sahip olup, gamsız kişilik yapısıyla, ideal kiloda olmaktır.
devamını gör...
soyumuzun vikinglere dayanma ihtimali var
osmanlıdaki harem hayatını düşününce soyumuzun her yere daya(n)mış olabileceğini açıklayan başlık.
devamını gör...
çocukken kendinizi en havalı hissettiğiniz an
havalı hissetmeme rağmen uzun bir süre acısını duyduğum andır.
mahallede bir serseri vardı o zamanlar. adı sultan’dı. ailesinin böyle bir gerizekalıya neden sultan adını verdiğini o zaman da anlamamıştım, şimdi de anlamam.
bu sultan denen mahluk mahalleyi haraca kesmiş, kendinden küçükleri döven, ona buna bulaşan bir ergendi. ben de o zamanlar çelimsiz bir çocuktum. 10 yaşlarında falandım.
yine bir gün mahallede benden küçük çocuklar ve kardeşimle otururken bir duvarın üstünde, birden sultan çıkıverdi ortaya. elinde ince bir çubukla fişuuuuv fişuuuuv diye sesler çıkarak bize yaklaştı. sonra elindeki çubukla çocukların bacaklarına vurup yoluna devam etti.
ama karşısındakilerin hepsi ezik değildi. no sir. daha bir gece önce back to the future’u izlemiştim ve marty mcfly’ın babası george mcfly’ın biff tannen’ı bir yumrukta yere serdiği sahne zihnimde dönüp duruyordu.
o hırsla arkasını dönüp gitmekte olan ve benden yaklaşık 20 santim uzun olan sultan’a doğru koştum ve iki yumruğumla sırtına vurarak kavgayı başlattım.
aslında ben kavgayı başlattığımı düşündüm çünkü böyle bir dayağın bir başlangıcı olmalı ve sonsuza kadar çocuklara masal formunda anlatılmalıdır.
yediğim şey dayaktan öte bir şeydi. bütün enstrümanları bedenimde olan bir senfoni orkestrasıydı sanki. sürekli depremler ve dev dalgalarla boğuşan bir güney asya ülkesi gibiydim. uzaydan dünyaya bırakılan korumasız bir felix baumgartner’dım.
bu dayak bana o kadar iyi gelmişti ki varoluşsal kaygılarım ve kemalettin tuğcu acılarımı bir hafta kadar unuttum.
ama o gün o çocukların kahramanı oldum ve unutmayın kimse bana tavuk diyemez.
mahallede bir serseri vardı o zamanlar. adı sultan’dı. ailesinin böyle bir gerizekalıya neden sultan adını verdiğini o zaman da anlamamıştım, şimdi de anlamam.
bu sultan denen mahluk mahalleyi haraca kesmiş, kendinden küçükleri döven, ona buna bulaşan bir ergendi. ben de o zamanlar çelimsiz bir çocuktum. 10 yaşlarında falandım.
yine bir gün mahallede benden küçük çocuklar ve kardeşimle otururken bir duvarın üstünde, birden sultan çıkıverdi ortaya. elinde ince bir çubukla fişuuuuv fişuuuuv diye sesler çıkarak bize yaklaştı. sonra elindeki çubukla çocukların bacaklarına vurup yoluna devam etti.
ama karşısındakilerin hepsi ezik değildi. no sir. daha bir gece önce back to the future’u izlemiştim ve marty mcfly’ın babası george mcfly’ın biff tannen’ı bir yumrukta yere serdiği sahne zihnimde dönüp duruyordu.
o hırsla arkasını dönüp gitmekte olan ve benden yaklaşık 20 santim uzun olan sultan’a doğru koştum ve iki yumruğumla sırtına vurarak kavgayı başlattım.
aslında ben kavgayı başlattığımı düşündüm çünkü böyle bir dayağın bir başlangıcı olmalı ve sonsuza kadar çocuklara masal formunda anlatılmalıdır.
yediğim şey dayaktan öte bir şeydi. bütün enstrümanları bedenimde olan bir senfoni orkestrasıydı sanki. sürekli depremler ve dev dalgalarla boğuşan bir güney asya ülkesi gibiydim. uzaydan dünyaya bırakılan korumasız bir felix baumgartner’dım.
bu dayak bana o kadar iyi gelmişti ki varoluşsal kaygılarım ve kemalettin tuğcu acılarımı bir hafta kadar unuttum.
ama o gün o çocukların kahramanı oldum ve unutmayın kimse bana tavuk diyemez.
devamını gör...
bir kadının en tatlı olduğu an
içten ,samimi gülüşüne denk gelinen kadındır.
devamını gör...
2021 bit artık
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
çözülemeyen? düğüm? bir beni mi çağırdı * bende bir rüyamsı kabus paylaşayım;
tuvalet kabinlerinin önündeyim. yalnızım. her taraf ayna ile kaplı, duvarlar, kabinler ayırt edilemiyor. etrafımda 360 derece dönüyorum, ortamı gözetiyorum, hala yalnızım ve tam tur dönüşüm bittiğinde karşımda aniden “bir şey” evet “bir şey” beliriyor ve yüzüme okkalı bir tokat atıyor ve dünyam dönmeye devam ediyor. bu sarsıcı rüyayı yıllar önce görmeme rağmen bugünümde bile hatırlıyorum.
tuvalet kabinlerinin önündeyim. yalnızım. her taraf ayna ile kaplı, duvarlar, kabinler ayırt edilemiyor. etrafımda 360 derece dönüyorum, ortamı gözetiyorum, hala yalnızım ve tam tur dönüşüm bittiğinde karşımda aniden “bir şey” evet “bir şey” beliriyor ve yüzüme okkalı bir tokat atıyor ve dünyam dönmeye devam ediyor. bu sarsıcı rüyayı yıllar önce görmeme rağmen bugünümde bile hatırlıyorum.
devamını gör...
ilişkilerinde kaybetmeye mahkum insanlar
partnerine vazgeçilmezmiş gibi davranan insanlar. vazgeçemeyeceğinizi düşündüğü an ilk o vazgeçer sizden. parmağında fır döndürür ruhunuz duymaz. kulağınıza küpe olsun, kimse vazgeçilmez falan değil.
devamını gör...
ankara deyince akla gelenler
çocukluğum, üniversite yıllarım en acısı da annem gelir.
devamını gör...
her şeyin mizahı yapılır mı sorunsalı
kendi fikrim: yapılmalıdır. üslubu önemlidir. *
şöyle bir yönü var;
başından geçen travmatik olayları düşün. bunlara karşı yapılan kinayeli esprilere alınmak yerine gülebiliyorsan, travmanı atlatmışsın demektir.
bir yakınım bir kaza geçirmişti. durumuyla dalga geçerek yüzüne vurmasam, içinde besleyip büyütecek, hem daha geç atlatacak hem de zaman geçtikte travmanın izleri artacaktı. şuan kendi bile yeri gelince kendiyle dalga geçebiliyor ve yüzü gülüyor.
başka bir yakınım ciddi bir ameliyat geçirmişti, bize gerek kalmıyordu. o bol bol mizah konusu yapıyordu kendini.
din denmiş, yapalım hemen: 1 milyar kişinin kutsal gördüğü ineği, her gün başka bir 1 milyar kişi katlederek yiyor. daha komik bir şey mi var? illa ki diyorlardır: "bizim dinimiz kutsaldır, kimse dalga geçemez", e adam yedi senin kutsalını, artanını da çöpe sıyırdı.
4000 küsür aktif din var. gücenen sensin, tanrın değil.
kaldı ki mizah subjektif bir şeydir.
ayrıca tanımadığın birine de aklına gelen her mizahı yapmazsın zaten.
şöyle bir yönü var;
başından geçen travmatik olayları düşün. bunlara karşı yapılan kinayeli esprilere alınmak yerine gülebiliyorsan, travmanı atlatmışsın demektir.
bir yakınım bir kaza geçirmişti. durumuyla dalga geçerek yüzüne vurmasam, içinde besleyip büyütecek, hem daha geç atlatacak hem de zaman geçtikte travmanın izleri artacaktı. şuan kendi bile yeri gelince kendiyle dalga geçebiliyor ve yüzü gülüyor.
başka bir yakınım ciddi bir ameliyat geçirmişti, bize gerek kalmıyordu. o bol bol mizah konusu yapıyordu kendini.
din denmiş, yapalım hemen: 1 milyar kişinin kutsal gördüğü ineği, her gün başka bir 1 milyar kişi katlederek yiyor. daha komik bir şey mi var? illa ki diyorlardır: "bizim dinimiz kutsaldır, kimse dalga geçemez", e adam yedi senin kutsalını, artanını da çöpe sıyırdı.
4000 küsür aktif din var. gücenen sensin, tanrın değil.
kaldı ki mizah subjektif bir şeydir.
ayrıca tanımadığın birine de aklına gelen her mizahı yapmazsın zaten.
devamını gör...
