güney kıbrıs eğitim bakanlığının atatürk sayfasını yırtın skandalı
bunu ülkemizde de yapmak isteyenlerin hangi milliyetten olduklarına dair önemli bir kanıttır.
canını yakanı unutmak istersin çünkü hatırladığında acı verir.
bu vesileyle türkiye cumhuriyeti'nin kurucusu, ebedi başkomutanımız, başöğretmenimiz gazi mustafa kemal atatürk ve silah arkadaşlarını, kurmaylarını, onunla beraber bugünümüzü ilmek ilmek işleyen tüm geçmişlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum.
canını yakanı unutmak istersin çünkü hatırladığında acı verir.
bu vesileyle türkiye cumhuriyeti'nin kurucusu, ebedi başkomutanımız, başöğretmenimiz gazi mustafa kemal atatürk ve silah arkadaşlarını, kurmaylarını, onunla beraber bugünümüzü ilmek ilmek işleyen tüm geçmişlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum.
devamını gör...
beyaz geceler
edit: öyküymüş loo
dostoyevski 'nin, kimine göre sıradan bir romanı, kimine göre de tam bir sanat eseri olan romanıdır efendim.
(bkz: fyodor mihayloviç dostoyevski)
dostoyevski 'nin, kimine göre sıradan bir romanı, kimine göre de tam bir sanat eseri olan romanıdır efendim.
(bkz: fyodor mihayloviç dostoyevski)
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının elleri
yakında sözlüğe başka bi yerlerinizi de atacakmışsınız gibi hissediyorum ama hadi hayırlısı.
devamını gör...
yazarların hayattaki motivasyon kaynakları
ailem ve ailem diyebilceğim her anımda yanımda olan insanlar.
devamını gör...
dizi film izlerken ağlayan erkek
arnella ukdesi
insandır.
ağla ve duygularını açığa çıkar.bu tür baskılardan kurtulabilirsin yanımda.hatta sarılıp ağlayalım aslanım.
insandır.
ağla ve duygularını açığa çıkar.bu tür baskılardan kurtulabilirsin yanımda.hatta sarılıp ağlayalım aslanım.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
"içimde biriken hislerin birdenbire patlayarak beni zerreler halinde dağıtacağından korkuyorum."
bir süre önce okuduğum ve tam da böyle hissettiğim bir zaman da karşıma çıkmıştı bu söz. şu an sabahattin ali'nin içimizdeki şeytan romanını okurken karşıma çıktı. beni tekrar o ana götürmesini mi, yoksa bunu söyleyen romandaki ömer karakterinin gece gece beni tuhaf duygular içerisinde kaybolmama neden olmasını mı, uzun bir aradan sonra sözlüğe girip bunları yazmak isteyişimi mi ya da bu cümleyi bitiremeyişimi anlatsam bilemiyorum.
bir süre önce okuduğum ve tam da böyle hissettiğim bir zaman da karşıma çıkmıştı bu söz. şu an sabahattin ali'nin içimizdeki şeytan romanını okurken karşıma çıktı. beni tekrar o ana götürmesini mi, yoksa bunu söyleyen romandaki ömer karakterinin gece gece beni tuhaf duygular içerisinde kaybolmama neden olmasını mı, uzun bir aradan sonra sözlüğe girip bunları yazmak isteyişimi mi ya da bu cümleyi bitiremeyişimi anlatsam bilemiyorum.
devamını gör...
nikotin bağımlılığı
eroin ve kokain gibi madde bağımlılıkları ile eşdeğer bir bağımlılıktır. tüm tütün mamulleri, elektronik sigara ve diğer ısıtılmış tütün ürünleri de dahil, güçlü bir bağımlılığa yol açan nikotin içerir.
devamını gör...
makinist ile son istasyon radyo yayını
aybın icra edildiği yayın.
gel dese gelinirdi zaten. clickbait hoş değil.
gel dese gelinirdi zaten. clickbait hoş değil.
devamını gör...
yazarların takipçilerine söylemek istedikleri
açtığım başlık kadar takipçim olmuş. burayı görürseniz hepinize kıymetli vaktinizden bi parça bana ayırdığınız için teşekkür ediyorum. ben de sizleri okuyorum, yetişmeye çalışıyorum en azından ve son olarak herkese benden çay. *
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
galata kulesinin önünde tek başıma içiyordum . öyle canım sıkılıyor öyle konuşmak istiyorum ki kalkıp sürekli birilerinden çakmak istiyorum , oysa çakmağım var . derken evsizler ,şarapçılar ,tinerciler her ne diyorsanız o arkadaşlardan istedim bir tanesi gelsene kardeş yanımızda otur dedi . benim için evsiz ,şarapçı,tinerci filan değillerdi o sırada hikayelerini merak ettiğim insanlardı . konuşan insanlardı ,ağız dolusu kahkahalar atıyorlardı ,mutlulardı . neyse oturdum dört beş kişiler onlar içiyoruz beraber . içkiler bitti ben ısmarlarım dedim bir arkadaş eşlik etti beraber aldık geldik . birkaç defa daha gittik geldik , herkes küfelik sarhoş . o sırada yurtta kalıyorum , çıkış yaptığım için gece o saatte üstelik sarhoş olarak dönme şansım yok . sabaha karşı üç dört gibi etraftaki birkaç kişinin haricinde kimse kalmamıştı . her şey yolunda gibiydi ama bir ara iki tanesi tartışmaya başladı ve kavgaya döndü mevzu . ben sırtımı duvara dayayıp sağlam durmaya çalışıyorum ama şarap kötü çarpmıştı . sonra bunları ayırdı iki tanesi ve polis geliyor gitmemiz lazım filan dediler . hakikaten ışıklı bir şeyler de yaklaşıyor ama seçemiyorum tam olarak . sesler filan yükseliyor . hızlandık ilerde tekel vardır bir tane galiba o sokaktan girip biraz koştuk . sonra bir kapının önünde durduk kapıyı açtı bizden biri ve içeriye attık kendimizi . korkunun etkisiyle biraz ayılmıştım , terk edilmiş bir binadayız . önceden oralarda gezinirken gördüğüm ahşap harabe binalardan biri . çıktık yukarıya bu gece burda yatarsın dediler , meğer barındıkları yaşadıkları yermiş . telefonun ışığını açıyorum etrafta şırıngalar ,kovalar var . her tarafta çöp var ,bok var . bana sen yukardaki yatakta yatarsın diyor gösteriyor çıkıyorum . demir bir ranza var ,sonra bir şişe uzatıyor , buraya işersin diyor . kafamı kaldırıyorum üzerimde çatı yok odanın yukarısı olduğu gibi açık . titreyerek uyumaya çalışıyorum müthiş bir yağmur başlıyor . bardaktan boşanırcasına üzerime serpiliyor . dışarda siren sesleri içerde donuyorum . o gece ölmediğim için çok ama çok mutluyum .
devamını gör...
yazarların kendinde en nefret ettiği özellik
aşırı derecede umursamaz biriyim. üzerimde büyük bir bosvermişlik var. adeta yarın ölecekmişim gibi her şeyden elimi eteğimi çekmiş, 1 gün sonrasını bile düşünmeden yaşıyorum ve yaşamaya devam ettikçe çıkmaz sokaklardan çıkamıyorum.
devamını gör...
yazarların en eften püften başarıları
halk oyunları üstün başarı belgem var. ben de bilmiyorum böyle bir belge neden var ve kaç kişiden üstünüm
devamını gör...
yazarların unutamadığı film replikleri
when you grow up, your hearts die.*
-the breakfast club
büyüdükçe küçülür mü hayaller?
- babam ve oğlum
-the breakfast club
büyüdükçe küçülür mü hayaller?
- babam ve oğlum
devamını gör...
yeraltından notlar
ilk defa 1864 yılında basılmış olan bir dostoyevski başyapıtı. çok rahat önüme gelene tavsiye edebileceğim bir kitap. ben herkesin bu kitapta kendinden bir şeyler bulabileceğini biliyorum. belki çok derinlerde olucak o bulduğunuz şey belki de kendinize itiraf etmekten bile korkabileceğiniz düşüncelerinizi, hislerinizi ortaya çıkarır. gerçi çok değerli yazarımızın bütün kitapları öyledir bana göre ama. burada yine insan psikolojisinin, insan beyninin, hislerinin derinlerinde yüzer yazarımız. yine kendimizle tanıştırır bizi.
çoğu büyük düşünür, yazar bu kitabından bir şeyler öğrenmiştir. nietzsche olsun albert camus olsun. zeki demirkubuz 2012 yılında bu kitaptan esinlenerek "yeraltı" isimli bir film çeker.
büyük yazar burada insancıklar'ın basılmasında önemli bir yer sahibi olan nikolay nekrasov'un bir şiirine de yer verir:
"o kötü yolun karanlğından,
ateşli sözlerle kandırarak,
düşmüş ruhunu çıkardığım zaman
derin üzüntülerle doluydum hep.
sen, kolunu kırarak lanetledin
seni saran ayıbı;
unutkan vicdanını
anılarınala cezalandırmak isteyerek,
sen bana anlattığın zaman
herşeyi, benden önce olan herşeyi,
birden ellerinle yüzünü kapadın;
utançla,korkuyla dolu,
gözyaşlarınla boğuluyordun sen,
öfken içinde sarsılarak"
en sevdiğim kitap diyemem ama kesinlikle bir başucu kitabıdır ve benim için kutsal kitaplardan kesinlikle üstündür. şunu da ekleyeyim de belki daha çok okursunuz* hayatımda bu kadar cümle çizdiğim bir kitap olmamıştı. bir kere "ben hasta bir adamım..." diyerek bence en güzel roman başlangıçlarından birini yapıp daha ilk cümlesinden bizi* kalbimizden vurmayı başarmıştır. son olarak da haşırt haşırt altını çizdiğim birkaç alıntıyı aşağıya bırakmak istedim.
"diş ağrısının da kendine göre bir zevki vardır tam bir ay çektiğim için gayet iyi bilirim. tabii bu halde içten içe hiddet duyulmaz, iniltiler çıkarılır; ama bunlar içten gelmeyen yapmacık inlemelerdir ki, mesele de bunda zaten. acı çeken kimse inlemekten zevk alır; almasa inlemesini pekala tutardı. bu çok hoş bir örnektir okuyucularım; üzerinde durulmaya değer. bütün bu inlemeler, bir yandan ağrılarınızın küçültücü gayesizliğini anladığınızı gösterir; öte yandan da varlığını umursamadığınız halde, kılı kıpırdamadan sizi hırpalayan tabiat anaya karşı yükselen şikayettir."
"bütün o güzel, yüksel şeyler şerefine içmek. kadehime önce bir gözyaşı akıtıp, sonra o güzel ve yüksek şeyler şerefine içme fırsatlarını asla kaçırmazdım. dünyada ne varsa güzellik ve yükseklik açısından görür, pisliği tartışma götürmeyecek en el dokunmaz çirkefte bile güzel ve yüksek taraflar bulurdum."
"varsın billur saray sadece uydurma olsun. tabiat kanunlarına göre aslı olmayan bu hayali, ahmaklığımdan, neslimize has bazı köhne, akıldışı adetlere uyarak ben uydurmuş olayım. billur sarayın gerçek olmamasından bana ne? arzularımda varsa, daha doğrusu arzularım yaşadıkça o da var olacaksa, gerçekliği neden umrumda olsun?"
çoğu büyük düşünür, yazar bu kitabından bir şeyler öğrenmiştir. nietzsche olsun albert camus olsun. zeki demirkubuz 2012 yılında bu kitaptan esinlenerek "yeraltı" isimli bir film çeker.
büyük yazar burada insancıklar'ın basılmasında önemli bir yer sahibi olan nikolay nekrasov'un bir şiirine de yer verir:
"o kötü yolun karanlğından,
ateşli sözlerle kandırarak,
düşmüş ruhunu çıkardığım zaman
derin üzüntülerle doluydum hep.
sen, kolunu kırarak lanetledin
seni saran ayıbı;
unutkan vicdanını
anılarınala cezalandırmak isteyerek,
sen bana anlattığın zaman
herşeyi, benden önce olan herşeyi,
birden ellerinle yüzünü kapadın;
utançla,korkuyla dolu,
gözyaşlarınla boğuluyordun sen,
öfken içinde sarsılarak"
en sevdiğim kitap diyemem ama kesinlikle bir başucu kitabıdır ve benim için kutsal kitaplardan kesinlikle üstündür. şunu da ekleyeyim de belki daha çok okursunuz* hayatımda bu kadar cümle çizdiğim bir kitap olmamıştı. bir kere "ben hasta bir adamım..." diyerek bence en güzel roman başlangıçlarından birini yapıp daha ilk cümlesinden bizi* kalbimizden vurmayı başarmıştır. son olarak da haşırt haşırt altını çizdiğim birkaç alıntıyı aşağıya bırakmak istedim.
"diş ağrısının da kendine göre bir zevki vardır tam bir ay çektiğim için gayet iyi bilirim. tabii bu halde içten içe hiddet duyulmaz, iniltiler çıkarılır; ama bunlar içten gelmeyen yapmacık inlemelerdir ki, mesele de bunda zaten. acı çeken kimse inlemekten zevk alır; almasa inlemesini pekala tutardı. bu çok hoş bir örnektir okuyucularım; üzerinde durulmaya değer. bütün bu inlemeler, bir yandan ağrılarınızın küçültücü gayesizliğini anladığınızı gösterir; öte yandan da varlığını umursamadığınız halde, kılı kıpırdamadan sizi hırpalayan tabiat anaya karşı yükselen şikayettir."
"bütün o güzel, yüksel şeyler şerefine içmek. kadehime önce bir gözyaşı akıtıp, sonra o güzel ve yüksek şeyler şerefine içme fırsatlarını asla kaçırmazdım. dünyada ne varsa güzellik ve yükseklik açısından görür, pisliği tartışma götürmeyecek en el dokunmaz çirkefte bile güzel ve yüksek taraflar bulurdum."
"varsın billur saray sadece uydurma olsun. tabiat kanunlarına göre aslı olmayan bu hayali, ahmaklığımdan, neslimize has bazı köhne, akıldışı adetlere uyarak ben uydurmuş olayım. billur sarayın gerçek olmamasından bana ne? arzularımda varsa, daha doğrusu arzularım yaşadıkça o da var olacaksa, gerçekliği neden umrumda olsun?"
devamını gör...
arandığı zaman bulunmayan şeyler
huzur.
devamını gör...
son zamanlarda yazarların diline dolanmış şarkı
sağ olsun biri yanımda o kadar çok dinledi ki şu şarkıyı, kafamın içinde sürekli tekrar tekrar çalıyor.
gün içinde birden "alaz alaz yanalım.." diye yükselmem de ayrı konu zaten.*
gün içinde birden "alaz alaz yanalım.." diye yükselmem de ayrı konu zaten.*
devamını gör...
marksizm

ali şeriati'nin marks biyografisi ve marksizm eleştirisi içeren güzel bir eseridir.
papa ve marks;
"papayı yargılayan marks, isa'yı mahkum etmiştir. halbuki isa balıkçı ve marangoz, papa ise roma imparatorluğunun temsilcisi idi."
şeriati papalığın yıkımına sebep olduğu toplumsal adaletsizliğin suçunu isa'ya yıkan marks'ı böyle eleştiriyor. toplumun çürümesine sebep olan şey, din değil, dini tekelinde tutan hakim güçtür. bugüne yansımasını günümüzde islami düşünce içinde de görüyoruz. bu düşünce sistemi; toplumsal bir sorundan ziyade istismar yöntemlerinin, işe yararlığı ile ilgilidir.
ali şeriati, marks'ın hayatını üç bölümde inceler;
birinci bölüm; gençlik yıllarında filozof çizgisinde olan marks'tır. bu marks profili, idealist bir öğrencidir. ancak toplumsal gerçeklikler üzerinde düşünmeyen bir gençtir. gençliğinde, dingin ve soyut kavramlar üzerinde yoğunlaşmış bir öğrenci ve filozofluktan, toplum bilimci kimliğine evrilme sürecini inceler.
ikinci bölüm; toplum bilimci marks'tır.
joseph proudhon un fikirlerinden etkilenen marks'ı anlatır bize. bu marks profili, bilim kimliği ile siyasi kimliği arasında tercih yapmak zorunda kalan marks'ın, toplum bilimci olduğu dönem etkilendiği proudhon'u siyasi kimliğe kavuştuktan sonra nasıl harcadığını konu eder. marks'ın, marksizmi ideoloji olarak değil, ideolojilere bir eleştiri metodolojisi olarak değerlendirdiği dönem bu dönemdir.
üçüncü bölüm ise; marks'ın, marksizme siyasi kimlik kazandırdığı dönemdir. bu kimlik marksizmin "hakikat marksizminden", "maslahat marksizmine" evrildiği dönemdir.
şeriati, marks'ın başkaldırdığı tanrı figürünü inceler. aslında marks'ın başkaldırdığı tanrıya, şeriati de başkaldırır. çünkü bu tanrı; fakirden alıp zengine veren, proleteryayı ezip, sermayedarı koruyan tanrıdır. çalışıp yemeyenin malını, çalışmadan yiyene hak gören tanrı; şeriati'nin inandığı ilah değil, marks'ın yaşadığı dönemde toplumun büyük bölümüne zulmeden tapınakların tanrısıdır.
şeriati, marks'a darılır aslında. çünkü marks gibi bir adamın, gerçek yaratıcıyı bir tapınağa sıkıştırması marks'ın düşünce ekolüne ve tarihi bilim olarak gördüğü metodolojik yöntemine yakıştıramaz.
devamını gör...
kendi başlığına gelen tüm tanımlara favori atan yazar
ev sahipliği yapıyordur. misafirini de kesin en iyi şekilde ağırlar.
devamını gör...
1. geleneksel normal sözlük el güzeli yarışmasının sonucu
efendim bu insanlar o kadar el görseli attı sözlüğe şimdi ödül vermeyecek misiniz??? misal yoldaş benjamin franklin bi güzellik yapsın bunlara. karma bassın ne bileyim sözlük mağazasından rozet ya da sözlük özelliği versin. renkli mahlas kullansınlar bir süre. böyle kuru kuruya olmaz. istirham ediyorum!
devamını gör...
