hazall
yepisyeni modumuz. fazlasıyla sevgi dolu, hoşsohbet ve mütevazı. moderatörlüğünü layıkıyla icra edeceğinden de hiç şüphem yok. modlar arasında ayrımcılık yapılır bence ve gececi bir yazar olarak şimdiden en sevdiğim gececi moddur. kendisine sabır ve metanet diliyorum. hayırlı olsun sevgili mod.*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
ders çalışmaya başladığım an telefonuma bildirim gelmesini sağlayabiliyorum.
devamını gör...
oruca niyet etmeyi unutmak
bu konuda bir bilgim yok, ama vicdanım neden olmasın diyor. sonuçta amaç önemli. birkaç ufak ayrıntı değil.
devamını gör...
rationalization
serimiz hız kesmeden devam ediyor ve ben söylemekten siz de okumaktan bıktınız belki lakin rationalization da sigmund freud'un kaygı ile başa çıkmak için geliştirdiğimizi öne attığı psikolojik savunma mekanizmalarından biri.
[diğer savunma mekanizmaları: repression, denial, reaction formation, projection, regression, rationalization, displacement ve sublimination]
akıllaştırma anlamına gelir. kabul edemediğiniz veya affedemediğiniz eylemler için mantıklı nedenler bulmanızı sağlar. yani amaç, daha az kabul edilebilir eylemler için, kabul edilebilir sebepler bularak davranışlarınızı haklı çıkarmaktır. bu sayede öz saygınız da zedelenmemiş olur.
örneklerine bakacak olursak:
- sınavdan düşük alan öğrencinin annesine açıklamasında ''hoca beni sevmiyor, zaten hiç de başarılı bir akademisyen/öğretmen değil'' sözlerini sarf etmesi (aslında öğrenci sınava çalışmamıştı).
- istediği fakülteyi kazanamayan öğrencinin ''zaten bu kariyeri istemiyordum, umrumda değil'' demesi.
hep öğrencilikten daha doğrusu akademi alanından örnek verdim bir de romantik ilişkide reddedilme örneği vereyim:
- ''aslında benden hoşlanıyor ama ilişkiye hazır değil.'' burada hoşlanıp hoşlanmaması önemli değil. hoşlanmıyor olsa dahi kişi bu gerçeklik yüzünden acı çekmek yerine kendince mantıklı bir açıklama getirerek kaygısını azaltıyor.
[diğer savunma mekanizmaları: repression, denial, reaction formation, projection, regression, rationalization, displacement ve sublimination]
akıllaştırma anlamına gelir. kabul edemediğiniz veya affedemediğiniz eylemler için mantıklı nedenler bulmanızı sağlar. yani amaç, daha az kabul edilebilir eylemler için, kabul edilebilir sebepler bularak davranışlarınızı haklı çıkarmaktır. bu sayede öz saygınız da zedelenmemiş olur.
örneklerine bakacak olursak:
- sınavdan düşük alan öğrencinin annesine açıklamasında ''hoca beni sevmiyor, zaten hiç de başarılı bir akademisyen/öğretmen değil'' sözlerini sarf etmesi (aslında öğrenci sınava çalışmamıştı).
- istediği fakülteyi kazanamayan öğrencinin ''zaten bu kariyeri istemiyordum, umrumda değil'' demesi.
hep öğrencilikten daha doğrusu akademi alanından örnek verdim bir de romantik ilişkide reddedilme örneği vereyim:
- ''aslında benden hoşlanıyor ama ilişkiye hazır değil.'' burada hoşlanıp hoşlanmaması önemli değil. hoşlanmıyor olsa dahi kişi bu gerçeklik yüzünden acı çekmek yerine kendince mantıklı bir açıklama getirerek kaygısını azaltıyor.
devamını gör...
gençlerin hobi sahibi olmayışı
bugün, ortalama bir büyükşehirde yaşayan bir genç bırakın hobiyi gezmek için bile bilete vereceği parayı 37475 kere hesaplamak zorunda kaldığından ötürü çok da şaşırılmayacak durum.
temel insani ihtiyaçlara bile para bulamıyoruz ki hobimiz olsun. herkes boomer'lar gibi aybaşı yatan emekli maaşını çekerek totosunu devirip yatmıyor.
(aslında yatmıyorlar teknik olarak. öğrenciler kampüse gidecek otobüs parası bulamazken kendileri para vermeden sabahtan akşama bütün şehri geziyor.)
gençler hayatta kalma savaşı veriyor; sizin haberiniz yok.*
açlık oyunlarını sevmemin en büyük nedeni kurgu olmasıydı oysaki.
temel insani ihtiyaçlara bile para bulamıyoruz ki hobimiz olsun. herkes boomer'lar gibi aybaşı yatan emekli maaşını çekerek totosunu devirip yatmıyor.
(aslında yatmıyorlar teknik olarak. öğrenciler kampüse gidecek otobüs parası bulamazken kendileri para vermeden sabahtan akşama bütün şehri geziyor.)
gençler hayatta kalma savaşı veriyor; sizin haberiniz yok.*
açlık oyunlarını sevmemin en büyük nedeni kurgu olmasıydı oysaki.
devamını gör...
etnomatematik
etnomatematik terimi, “farklı doğal, sosyal, politik veya kültürel (ethno) çevrelerin karşı karşıya kaldıkları
realite (mathema) hakkında bilgi edinmek, onu anlamak, açıklamak, yönetebilmek için kullandıkları yöntem ve
teknikler (tics) olarak” tanımlanmıştır (d’ambrosio, 2018, s.231).
ülkemizde son birkaç yıldır eskiye nazaran yayılmaya, duyulmaya başlamıştır. bu alanda marcia ascher'in önemli bir kitabının çevirisi de bulunmaktadır. daha çok kabileler üzerinden kültür ve matematik ilişkisi örneklense de ilgilenenlerin ufkunu açar ve kendi kültürlerinin matematikle ilişkisini sorgulamaya sevk eder.
üzerinde daha fazla çalışılsa ve eğitimin her kademesine yerleştirilebilse matematik derslerini daha çok sevdireceğine inandığım alandır.
realite (mathema) hakkında bilgi edinmek, onu anlamak, açıklamak, yönetebilmek için kullandıkları yöntem ve
teknikler (tics) olarak” tanımlanmıştır (d’ambrosio, 2018, s.231).
ülkemizde son birkaç yıldır eskiye nazaran yayılmaya, duyulmaya başlamıştır. bu alanda marcia ascher'in önemli bir kitabının çevirisi de bulunmaktadır. daha çok kabileler üzerinden kültür ve matematik ilişkisi örneklense de ilgilenenlerin ufkunu açar ve kendi kültürlerinin matematikle ilişkisini sorgulamaya sevk eder.
üzerinde daha fazla çalışılsa ve eğitimin her kademesine yerleştirilebilse matematik derslerini daha çok sevdireceğine inandığım alandır.
devamını gör...
birini kaybetmekten korkmak
bazen
kaybetmekten korkarsın, korktukça
kaybedersin, biraz daha korkar, biraz daha kaybedersin.
kaybetmekten korkarsın, korktukça
kaybedersin, biraz daha korkar, biraz daha kaybedersin.
devamını gör...
cahil insanların ortak özellikleri
neden-sonuç ilişkisi kuramadıklarından bilgi birikimlerine katkı sağlamakta başarısız olurlar. yaşadıkları çevreyi de kendilerine benzetip, korkularını en aza indirmeye çalışırlar. bu yüzden kendilerini rahat hissettikleri gruplar içerisinde yer alarak kendilerine ilke edinecekleri kutsallaştırılmış değerler yaratma ihtiyacı hissederler. bu gruplar toplum geneli olarak din, futbol takımı, siyasi parti, ırk ve ideolojilere göre ayrılır. kendilerini geliştirmeyen ve bu anlamda bir amaç hissetmeyen kişiler, hiçbir katkısı olmayan bu gruplara kendilerini adarlar. iç dünyalarının yetersizliği yüzünden dış dünyaya karşı yaşadıkları bu korkuyu ancak bir yere bağlılık duyarak bastırabileceklerine inanırlar.
devamını gör...
girift radyo yayını
normal yayınlardan -işte aykut'un olduğu yer ne kadar normal olabilirse- farklı olacak yayındır. acılar, sevinçler hep bi arada, hep iç içe. bakalım ne kelamlar edilecek; hangi ezgiler dinlenecek? dinleyip görelim*.
yayıncılara iyi yayınlaaar; dinleyicilere iyi dinlemeleeer.
yayıncılara iyi yayınlaaar; dinleyicilere iyi dinlemeleeer.
devamını gör...
aktif yazar sayısının 3.000 olması
gittikçe çok sesli oluyoruz, maşallahlık durum.
devamını gör...
en ilginç evcil hayvan isimleri
kedi=schrödinger
devamını gör...
melissa joan hart
bir kaşkolnikov ukdesidir.
amerikalı oyuncu, yazar, yönetmen ve şarkıcıdır. tam adı melissa catherine joan hart’tır. 1976 yılında new york’ta doğan oyuncu her zaman on yedi yaşındadır. asla yaşı büyümeyecek ve asla dış görünüşü değişmeyecektir benim için. o her zaman genç cadı sabrina’dır.

melissa joan hart’ı başka hiçbir yerde izlemedim. sadece sabrina the teenage witch. bu dizi türkiye’de daha sonra acemi cadıismi ile yayınlanan dizinin orijinalidir.
sabrina zelda ve hilda isimlerindeki iki halası ile yaşayan genç bir cadıydı ve melissa joan hart bu dizide muhteşemdi. kendine oyunculuk kariyerinden shirley temple ve audrey hepburn’u örnek aldığını söyleyen melissa joan hart sabrina rolünde o kadar doğal ve sevimlidir ki insan izlerken doğal bir büyü altında hisseder kendini.
melissa joan hart ayrıca bir müzisyendir ama çok iyi bir müzisyen olduğunu söyleyemeyeceğim. this ıs what 'na na' means, sabrina, the teenage witch: the album ve peter and the wolf isimli albümler çıkaran oyuncu çok da başarılı olamamıştır.
velhasılı benim için melissa joan hart sabrina’dır ve her zaman öyle kalacaktır. hala olsa izlerdim bu diziyi ve eminim yine sabrina’ya hayran olurdum.
amerikalı oyuncu, yazar, yönetmen ve şarkıcıdır. tam adı melissa catherine joan hart’tır. 1976 yılında new york’ta doğan oyuncu her zaman on yedi yaşındadır. asla yaşı büyümeyecek ve asla dış görünüşü değişmeyecektir benim için. o her zaman genç cadı sabrina’dır.

melissa joan hart’ı başka hiçbir yerde izlemedim. sadece sabrina the teenage witch. bu dizi türkiye’de daha sonra acemi cadıismi ile yayınlanan dizinin orijinalidir.
sabrina zelda ve hilda isimlerindeki iki halası ile yaşayan genç bir cadıydı ve melissa joan hart bu dizide muhteşemdi. kendine oyunculuk kariyerinden shirley temple ve audrey hepburn’u örnek aldığını söyleyen melissa joan hart sabrina rolünde o kadar doğal ve sevimlidir ki insan izlerken doğal bir büyü altında hisseder kendini.
melissa joan hart ayrıca bir müzisyendir ama çok iyi bir müzisyen olduğunu söyleyemeyeceğim. this ıs what 'na na' means, sabrina, the teenage witch: the album ve peter and the wolf isimli albümler çıkaran oyuncu çok da başarılı olamamıştır.
velhasılı benim için melissa joan hart sabrina’dır ve her zaman öyle kalacaktır. hala olsa izlerdim bu diziyi ve eminim yine sabrina’ya hayran olurdum.
devamını gör...
midye dolma
nasıl yaşadığını, su habitatında ne iş yaptığını, nasıl çıkarıldığını, nasıl satıldığını düşünmeden yenmesi gereken yiyeceklerin en başında gelen, yanına bira da olursa insanı zevkten dört köşe eden naaalet güzel deniz mahsulü. nedense sağlıksız şeyler hep böyle lezzetlidir.
devamını gör...
17 gün boyunca alkol satışının yasaklanması
alkol kullanımını doğru bulmayan ve 11 yıldır tek damla alkol kullanmamış biriyim. yine de bu yapılan yobazlık ve diktatörlükten başka birşey değildir.
devamını gör...
nick değiştirme
yönetici kimselere mesaj atarak olabilen hadise.
ancak beni bağlamayan durumdur, ben pek memnunum nickimden
ancak beni bağlamayan durumdur, ben pek memnunum nickimden
devamını gör...
unutulmayan lise anıları
okuldan kaçtığımız bir gün yolda yürüyoruz, çoğumuzun elinde sigara. önümüzden birden bir polis geçti, bunu gören ve ilk kez okuldan kaçan tetenek bir arkadaşım korkuyla elindeki kitapları yere atıp polisten kaçmaya başladı. normalde asla sallamayacak olan polis başka yamuk bişey var sanıp arkadaşımın peşinden koşmaya başladı, biz de yalnız bırakamayacağımız için onların peşinden. polis 15 saniyede yakaladı bu salağı tabi, öfkeyle bağırdı:
"kızım niye kaçıyorsun?" arkadaşım resmen ağlayarak teslim oldu polise. sanki polisin umurunda, kendi başına açtığı iş bir yana polise de iş çıkardı. polis bizi alıp okula teslim etti, arkasından da veliler okula geldi tabi.
müdürün odasında öfkeli veliler ve müdürün önünde kendimi tutamayıp "polisten neden kaçıyorsun lan" diye arkadaşıma çıkışmaya başlayınca yaptığım eylemden zerre utanmadığımı anlayan matematik öğretmeni annemin bana bakışını unutmam mümkün değil.
hala kızgınım. uyuşturucu satıcısı mısın da kaçıyosun ya, saftirik osman. gerçi hala kendisiyle görüşürüm ve çok severim ama hala tetenek mi, tetenek.
"kızım niye kaçıyorsun?" arkadaşım resmen ağlayarak teslim oldu polise. sanki polisin umurunda, kendi başına açtığı iş bir yana polise de iş çıkardı. polis bizi alıp okula teslim etti, arkasından da veliler okula geldi tabi.
müdürün odasında öfkeli veliler ve müdürün önünde kendimi tutamayıp "polisten neden kaçıyorsun lan" diye arkadaşıma çıkışmaya başlayınca yaptığım eylemden zerre utanmadığımı anlayan matematik öğretmeni annemin bana bakışını unutmam mümkün değil.
hala kızgınım. uyuşturucu satıcısı mısın da kaçıyosun ya, saftirik osman. gerçi hala kendisiyle görüşürüm ve çok severim ama hala tetenek mi, tetenek.
devamını gör...
25 yaşından sonra kimseye aşık olamayacağım hissi
şu an 27 yaşında olmama rağmen iki sene önce anladığım durumdur, hissedebildiğin insan karşına çıkmamıştır da söylenebilir.
devamını gör...


