bluetooth
cep telefonları ve diğer mobil cihazları kablosuz olarak birbirine bağlamak ve aralarında iletişim kurmak için geliştirilen kısa mesafe radyo frekansı teknolojisinin adıdır.
bu teknolojiye neden bluetooth dendiğine gelince;
1996’da intel, nokia ve ericsson kısa menzilli radyo teknolojileri geliştiriyorlardı. bilgisayar ve mobil cihazları birleştirecek teknolojiye ne isim verelim diye düşünürlerken viking kralı 1.harald’dan esinlendiler
kral 1.harald, yaban mersinini (mavi yemiş) sürekli yemesi ile meşhurdu. bir yandan mavi yemiş yerken bir yandan da ağzı dolu konuşunca dişlerindeki maviliği gören karısı ona mavi diş (blue tooth) diye takıldı. zaman içinde krala blue tooth diyenler çoğaldı.
1.harald birbiriyle çarpışan iskandinav toplumlarını birleştirdi ve günümüzün yerel yönetim birimlerinin temelini attı.
insanlar birbiriyle kavgayı bırakıp birbirine bağlansın diye bu yeni teknolojiye “bluetooth” denildi.
bluetooth logosuna gelince kral harald blaatand’ın ad ve soyadının runik tarzda ilk harflerinin birleşmesi ile oluşmuş bir şekildir.

… "eğer insanlarla teknolojinin birleşeceğine inanmıyorsanız, etrafınıza bakın" dedi. ekranda birbiri ardına hızlı görüntüler belirdi. cep telefonlarına yapışmış, sanal gerçeklik gözlükleri takmış, kulaklarına bluetooth cihazlar yerleştirilmiş insanlar; kollarına müzik çalar bileklikler takmış koşucular; "akıllı hoparlör" eşliğinde akşam yemeği yiyen bir aile ve beşiğinde tablet bilgisayarla oynayan bir bebek fotoğrafı geçti. "bunlar, ortak yaşamın ilkel başlangıcı - dan brown “.
bu teknolojiye neden bluetooth dendiğine gelince;
1996’da intel, nokia ve ericsson kısa menzilli radyo teknolojileri geliştiriyorlardı. bilgisayar ve mobil cihazları birleştirecek teknolojiye ne isim verelim diye düşünürlerken viking kralı 1.harald’dan esinlendiler
kral 1.harald, yaban mersinini (mavi yemiş) sürekli yemesi ile meşhurdu. bir yandan mavi yemiş yerken bir yandan da ağzı dolu konuşunca dişlerindeki maviliği gören karısı ona mavi diş (blue tooth) diye takıldı. zaman içinde krala blue tooth diyenler çoğaldı.
1.harald birbiriyle çarpışan iskandinav toplumlarını birleştirdi ve günümüzün yerel yönetim birimlerinin temelini attı.
insanlar birbiriyle kavgayı bırakıp birbirine bağlansın diye bu yeni teknolojiye “bluetooth” denildi.
bluetooth logosuna gelince kral harald blaatand’ın ad ve soyadının runik tarzda ilk harflerinin birleşmesi ile oluşmuş bir şekildir.

… "eğer insanlarla teknolojinin birleşeceğine inanmıyorsanız, etrafınıza bakın" dedi. ekranda birbiri ardına hızlı görüntüler belirdi. cep telefonlarına yapışmış, sanal gerçeklik gözlükleri takmış, kulaklarına bluetooth cihazlar yerleştirilmiş insanlar; kollarına müzik çalar bileklikler takmış koşucular; "akıllı hoparlör" eşliğinde akşam yemeği yiyen bir aile ve beşiğinde tablet bilgisayarla oynayan bir bebek fotoğrafı geçti. "bunlar, ortak yaşamın ilkel başlangıcı - dan brown “.
devamını gör...
ukulele
kalimbayı çözdükten sonra almayı ve öğrenmeyi planladığım, gitarın yavrusu görünümlü enstrüman. çalacağım günü sabırsızlıkla bekliyorum.
devamını gör...
portakal hamamı radyo yayını
zorunlu verilen aralardan sonra suyu yeniden ısıtıyoruz sevgili yazarlarımız. hem de öyle bir ısıtıyoruz ki konuklarımızın geçmiş yayınlardan yola çıkıp kolay olacağı hayallerini buhar edecek kadar çok (u:keh keh). gerçiii konuklarımız da öyle kişiler ki alttan alta korkmuyor da değilim, onlar bizi terletecek diye... olmaz umarım öyle bi şey*.
yeni sorular, sürpriz konuklar, özenle seçilmiş şarkılar ve daha nicesi için bu akşam saatler 8'i gösterdiğinde her birinizi sözlük radyosu'na bekliyoruz!
çokomelli not:
| “xxx mahlaslı yazarımızı kesinlikle davet edin”
| “beni de çekin hele şu sorguya”
| “bakın şu soru efsane olur, mutlaka sorun” dediğiniz gibi durumlar olursa ister bu başlık altında ya da bana ya da merdümgirizbirdeli’ye ya da nadir’e yazabilirsiniz. hepimiz de her türlü öneri ve görüşlerinize açığız.

| sözlük radyosu için tıklamanızı reca ettim
| instagram adresimiz için tıklamanızı reca ediyorum
| twitter adresimiz için tıklamanızı reca edeceğim
yeni sorular, sürpriz konuklar, özenle seçilmiş şarkılar ve daha nicesi için bu akşam saatler 8'i gösterdiğinde her birinizi sözlük radyosu'na bekliyoruz!
çokomelli not:
| “xxx mahlaslı yazarımızı kesinlikle davet edin”
| “beni de çekin hele şu sorguya”
| “bakın şu soru efsane olur, mutlaka sorun” dediğiniz gibi durumlar olursa ister bu başlık altında ya da bana ya da merdümgirizbirdeli’ye ya da nadir’e yazabilirsiniz. hepimiz de her türlü öneri ve görüşlerinize açığız.

| sözlük radyosu için tıklamanızı reca ettim
| instagram adresimiz için tıklamanızı reca ediyorum
| twitter adresimiz için tıklamanızı reca edeceğim
devamını gör...
tiroid krizi
hipertiroidili bir hastada araya giren ciddi bir enfeksiyona,cerrahiye veya travmaya bağlı bulguların şiddetli görülmesiyle oluşan durumdur.
bulgularda hipertermi(ateş),taşikardi,şok,kusma görülür.
tedavisinde yüksek doz propiltiyourasil(ptu) öncelikli tercih edilen antitiroid ajandır.
ptu verildikten sonra sodyum iyot ya da potasyum iyot verilir.
kortikosteroidler ve beta blokörler periferde t4-t3 dönüşümünü azalttığı için kullanılabilir
ateş için ise asetaminofen(parol) kullanılır.aspirin kontrendikedir.
bulgularda hipertermi(ateş),taşikardi,şok,kusma görülür.
tedavisinde yüksek doz propiltiyourasil(ptu) öncelikli tercih edilen antitiroid ajandır.
ptu verildikten sonra sodyum iyot ya da potasyum iyot verilir.
kortikosteroidler ve beta blokörler periferde t4-t3 dönüşümünü azalttığı için kullanılabilir
ateş için ise asetaminofen(parol) kullanılır.aspirin kontrendikedir.
devamını gör...
çok üst düzey bir espri
kamusal mizah isimli youtube kanalıyla tanıdığımız özgür turhan'ın başlıkla aynı ismi taşıyan skecinde, ağzıma pelesenk ettiği malum sözdür. skecin tamamı şöyledir:
hahaha oğlum çok komik espri lan valla yemin ediyom. baya komik çok üst düzey bir espri bu ya. bunun düzeyini millet de öğrenmesi lazım. fazla komik yani, hani mesela bazı espriler yapıyorlar mahmut bu kadar komik değil. hahaha. ben şimdi buna gülüyorum ya, yarın gülemiycem diye üzülecem kendim. hani genel olarak baktığında espri şeylerine bunun çok üst düzey kalıyo bu espri. hahaha. ulan biraz az komik yap da gülmekten altıma sıçmayım. hahaha. sen bu espriyi bi tane uçak kirala, arkasına koy bu espriyi, yedi düvel duysun bunu. ulan gülmekten öldüm yemin ediyom bu kadar komik aaa. yani biraz az komiğini yap bunun, gene gülecem. çıkalım dağların başına hep beraber halay çekerek bu espriye gülelim, yani bu esprinin karşılığı çok daha kaliteli esprilerin önünü de açar, ülke olarak kalkınırız yani. sen bu espriyi yap afrikadaki çocuklar açlıktan ölmesin...
hahaha oğlum çok komik espri lan valla yemin ediyom. baya komik çok üst düzey bir espri bu ya. bunun düzeyini millet de öğrenmesi lazım. fazla komik yani, hani mesela bazı espriler yapıyorlar mahmut bu kadar komik değil. hahaha. ben şimdi buna gülüyorum ya, yarın gülemiycem diye üzülecem kendim. hani genel olarak baktığında espri şeylerine bunun çok üst düzey kalıyo bu espri. hahaha. ulan biraz az komik yap da gülmekten altıma sıçmayım. hahaha. sen bu espriyi bi tane uçak kirala, arkasına koy bu espriyi, yedi düvel duysun bunu. ulan gülmekten öldüm yemin ediyom bu kadar komik aaa. yani biraz az komiğini yap bunun, gene gülecem. çıkalım dağların başına hep beraber halay çekerek bu espriye gülelim, yani bu esprinin karşılığı çok daha kaliteli esprilerin önünü de açar, ülke olarak kalkınırız yani. sen bu espriyi yap afrikadaki çocuklar açlıktan ölmesin...
devamını gör...
dora vakası
sigmund freud'un üstüne teoriler geliştirdiği bir vakadir. bu vaka ile çeşitli ruhsal etkilerin* birey üzerinde fiziksel sonuçlar doğurabileceği gösterilmiştir. (bkz: psikosomatizasyon)
vaka ise kısaca şu şekildedir.
dora 18 yaşında genç bir kızdır ve geçmek bilmeyen bir öksürüğü vardır. öyle ki bazen öksürmekten konuşamaz hale gelir bu kız. ancak yapılan tetkiklerde öksürüğünün kaynağı bir türlü bulunamamıştır. freud da dora'nin sorununu anlamak için bilinçaltına inmeye başlar, aile ilişkilerini sorgular.
dora, babasına aşırı düşkündür, ona hayrandır. annesi ile arası açıktır. annesi ile babası arasında da iyi bir karı-koca ilişkisi yoktur. babası da zaten annesini bayan k ile aldatıyordur. üstelik bayan k ile dora arasında da dostane bir ilişki vardır. ancak dora, bir süre sonra kendisinin bu ilişki için kullanıldığını düşünmeye başlar. bayan k'nın eşi bay k'da dora'yı taciz etmeye çalışır.
freud, içine kapanmış ve hali daha da kötüye giden bu kıza histeri tanısı koyar. o zamanın şartlarıyla çeşitli tedavi yöntemleri uygulasa da başarılı olamaz. sonunda freud, çevresindeki çarpık cinsel ilişkiler nedeniyle kızın bu hale geldiğini düşünür. freud’a göre dora, çok sevdiği babasının gizli sevgilisi bayan k'nın kronik öksürüğünü kendine kopyalamıştır.
böylece, dora vakası, psikanalizde bir yaklaşım göstermişti. insanların psikolojileri, onların vücutlarında doğrudan fiziki etki gösterebiliyordu.
vaka ise kısaca şu şekildedir.
dora 18 yaşında genç bir kızdır ve geçmek bilmeyen bir öksürüğü vardır. öyle ki bazen öksürmekten konuşamaz hale gelir bu kız. ancak yapılan tetkiklerde öksürüğünün kaynağı bir türlü bulunamamıştır. freud da dora'nin sorununu anlamak için bilinçaltına inmeye başlar, aile ilişkilerini sorgular.
dora, babasına aşırı düşkündür, ona hayrandır. annesi ile arası açıktır. annesi ile babası arasında da iyi bir karı-koca ilişkisi yoktur. babası da zaten annesini bayan k ile aldatıyordur. üstelik bayan k ile dora arasında da dostane bir ilişki vardır. ancak dora, bir süre sonra kendisinin bu ilişki için kullanıldığını düşünmeye başlar. bayan k'nın eşi bay k'da dora'yı taciz etmeye çalışır.
freud, içine kapanmış ve hali daha da kötüye giden bu kıza histeri tanısı koyar. o zamanın şartlarıyla çeşitli tedavi yöntemleri uygulasa da başarılı olamaz. sonunda freud, çevresindeki çarpık cinsel ilişkiler nedeniyle kızın bu hale geldiğini düşünür. freud’a göre dora, çok sevdiği babasının gizli sevgilisi bayan k'nın kronik öksürüğünü kendine kopyalamıştır.
böylece, dora vakası, psikanalizde bir yaklaşım göstermişti. insanların psikolojileri, onların vücutlarında doğrudan fiziki etki gösterebiliyordu.
devamını gör...
turkish girl on erasmus are easy
puhahah erasmusta nasıl sevişirim beyler gitmeden önce taktik verin eğv diyenler, sırf seks turizmi için ülke değiştirenler, türkçe konuşmayan herhangi bir kız görünce tepsi mabadını satılığa çıkaranlar, coğrafya kaderdir hihi edip kendileri yüzünden kader olduğunu bilmeyenler kadınların *m bekçiliğini yapar olmuş.
öncelikle böyle bir şey yok, artık kimin ağzından çıktıysa efsaneleşmiş ve yurdum kamilleri* tarafından dile dolanmış. ha bana kalırsa easy evladı easy olsunlar hiç sıkıntı yok.
neymiş özgürleşmeyi yanlış anlıyorlarmış. ulan dalkavuk; kadın cinselliğinin aşağılandığı, bakire olmayan kızla evlenilir mi sorusunun sorulduğu, her türlü küfrün kadınlar üzerinden edildiği, kadınları baskılamak için namus zırvasının uydurulduğu yerde sevişmek de özgürleşmektir, açılmak da özgürleşmektir. devrimdir bu devrim. yetişkin insanların hayatına müdahale edip ilkel kafanızla aklınız sıra iyi bir halt söyledim sanıyorsunuz ama üzgünüm ki koca kafanızın içi saman dolu. tabii bunun farkında olan kız da gider seks yapmayı normal gören erkeklerle sevişir. türkiye sınırlarından çıktığına göre doyasıya sevişsin atsın enerjisini, siz de buralarda salya sümük ağlamaya devam edin. salak herifler.
öncelikle böyle bir şey yok, artık kimin ağzından çıktıysa efsaneleşmiş ve yurdum kamilleri* tarafından dile dolanmış. ha bana kalırsa easy evladı easy olsunlar hiç sıkıntı yok.
neymiş özgürleşmeyi yanlış anlıyorlarmış. ulan dalkavuk; kadın cinselliğinin aşağılandığı, bakire olmayan kızla evlenilir mi sorusunun sorulduğu, her türlü küfrün kadınlar üzerinden edildiği, kadınları baskılamak için namus zırvasının uydurulduğu yerde sevişmek de özgürleşmektir, açılmak da özgürleşmektir. devrimdir bu devrim. yetişkin insanların hayatına müdahale edip ilkel kafanızla aklınız sıra iyi bir halt söyledim sanıyorsunuz ama üzgünüm ki koca kafanızın içi saman dolu. tabii bunun farkında olan kız da gider seks yapmayı normal gören erkeklerle sevişir. türkiye sınırlarından çıktığına göre doyasıya sevişsin atsın enerjisini, siz de buralarda salya sümük ağlamaya devam edin. salak herifler.
devamını gör...
diyaliz
- belirlenmiş moleküllerin seçici bir zardan difüzyonuna diyaliz denir.
- diyaliz işleminde, bir çözeltideki belirli çözünmüş maddeler, seçici geçirgen zarın diğer tarafına konulan farklı bileşime sahip bir çözelti aracılığıyla değiştirilir.
- diyalizde amaç, çözünebilen maddelerin konsantrasyonunun düşürülmesidir.
- böbrek yetmezliği görülen hastalarda, hasta diyaliz makinesine bağlanır. bu hastalarda böbrekler tarafından süzülüp atılamayan zararlı maddeler ve fazla su, seçici geçirgen bir zardan geçirilerek madde yoğunlukları özel olarak ayarlanmış diyaliz sıvısına alınır. bu işlemde hastadan alınan kanın içeriği düzenlenir ve kan hastaya geri verilir.
- - - alıntı - - -
referans: biyoloji dersi notlarıdır. bana ait değildir.
- diyaliz işleminde, bir çözeltideki belirli çözünmüş maddeler, seçici geçirgen zarın diğer tarafına konulan farklı bileşime sahip bir çözelti aracılığıyla değiştirilir.
- diyalizde amaç, çözünebilen maddelerin konsantrasyonunun düşürülmesidir.
- böbrek yetmezliği görülen hastalarda, hasta diyaliz makinesine bağlanır. bu hastalarda böbrekler tarafından süzülüp atılamayan zararlı maddeler ve fazla su, seçici geçirgen bir zardan geçirilerek madde yoğunlukları özel olarak ayarlanmış diyaliz sıvısına alınır. bu işlemde hastadan alınan kanın içeriği düzenlenir ve kan hastaya geri verilir.
- - - alıntı - - -
referans: biyoloji dersi notlarıdır. bana ait değildir.
devamını gör...
haddinden fazla pahalı olan ürünler
temizlik ürünleri.
t:haddinden fazla pahalı olan ürünlerin bahsedildiği başlık.
t:haddinden fazla pahalı olan ürünlerin bahsedildiği başlık.
devamını gör...
leyla ile mecnun replikleri
at mı var arkamda?
devamını gör...
kitap okuma aşkını kazandıran kitabın ismi
simyacı-paulo coelho.
müthiştir.
tanım: yazarlara kitap okuma aşkını kazandıran kitapların yazıldığı başlık.
müthiştir.
tanım: yazarlara kitap okuma aşkını kazandıran kitapların yazıldığı başlık.
devamını gör...
friedrich nietzsche
"tanrı öldü" sözünün hep yanlış değerlendirildiğini düşündüğüm pos bıyıklı, nihilist filozof. adam diyor ki: tanrı öldü, onu sizler öldürdünüz. sonra herkes çıkıp aha adam tanrı öldü diyor diye bas bas bağırıp yorumlamalara girişiyor. yav siz tanrıyı öldürmediniz mi? şu an (hadi o zamanı baz alalım, 20.yy başlarında) tanrı ölmemiş gibi davranan mı vardı? öldürdünüz işte, sözlerinizle, eylemlerinizle, kapitalist protestan düşüncenizle, sadece kendinizi düşündüğünüz katolik kilisenizle, şu din bu din diye acı çektirdiğiniz insanlarla öldürdünüz. tanrı'yı öldürürseniz kendiniz tanrı olacaksınız sandınız. tanrı'yı sizler öldürdünüz. nietzsche değil.
bu yüzdendir ki bu sözü hep dinî anlamda değil, avrupa toplumunun o dönem içinde bulunduğu sosyal-ahlaki çöküşle yorumlamak gelir içimden (o zamanki çöküş bizim son 20 yıldaki ahlaki çöküşün önünde diz çöker tövbe ister). insanlar isa mesih'in dediği gibi düşmanını sevse, kurt sürüsü içindeki koyun olsa, diğer yanağını dönse ne tanrı ölürdü ne de ışığıyla aydınlatan tek kilise alevler içindeki kilise olurdu. he nietzsche bu kez de siz kölesiniz derdi ama olsun, en azından tanrı ölmezdi.
bu yüzdendir ki bu sözü hep dinî anlamda değil, avrupa toplumunun o dönem içinde bulunduğu sosyal-ahlaki çöküşle yorumlamak gelir içimden (o zamanki çöküş bizim son 20 yıldaki ahlaki çöküşün önünde diz çöker tövbe ister). insanlar isa mesih'in dediği gibi düşmanını sevse, kurt sürüsü içindeki koyun olsa, diğer yanağını dönse ne tanrı ölürdü ne de ışığıyla aydınlatan tek kilise alevler içindeki kilise olurdu. he nietzsche bu kez de siz kölesiniz derdi ama olsun, en azından tanrı ölmezdi.
devamını gör...
kimse beni anlamıyor şikayetindeki anlaşılamayan o şey
mesela kızgın olunduğunda diğer kişiler sizin sinirli biri olduğunuzu, onları sevmediğinizi ya da kaba biri olduğunuzu düşünürler.aslında belki de onlardan beklentinize karşılık verememeleri , farkında olmadan değersiz hissettirmeleri ya da sizin için yapılmasını istediğiniz bir kaç küçük şeyin bile büyük mutluluk getireceğinin farkında olmamaları nedeniyle ; onlara hırslandığınız gerçeğini bir türlü anlamlandıramamaları halidir.
devamını gör...
ferhan şensoy
çok üzgünüm gerçekten...
türk tiyatrosu için yaşadı, yaşattı;
türk tiyatrosu uğrunda da öldü...
rahlesinden geçmiş idiler çook büyük insanlar...
onlar ustalarını, biz ferhan abi'mizi kaybettik...
ardında çok güzel oyunlar, çok güzel şiirler, çok güzel kitaplar bıraktı...
daima hatırlanacaktır...
tüm sevenlerinin başı sağ olsun...
türk tiyatrosu için yaşadı, yaşattı;
türk tiyatrosu uğrunda da öldü...
rahlesinden geçmiş idiler çook büyük insanlar...
onlar ustalarını, biz ferhan abi'mizi kaybettik...
ardında çok güzel oyunlar, çok güzel şiirler, çok güzel kitaplar bıraktı...
daima hatırlanacaktır...
tüm sevenlerinin başı sağ olsun...
devamını gör...
coğrafi ortam
doğal ortam ile beşeri ortamın birlikteliğinden oluşan en geniş yaşam alanına denir.
(kaynak: coğrafya defterim.)
(kaynak: coğrafya defterim.)
devamını gör...
yazarların en sevdiği türk sanat müziği eserleri
müzeyyen senar’ın pek bilinmeyen bir parçası :
beni anlatıyor...
beni anlatıyor...
devamını gör...
cem aksel
bülent ortaçgil'e davulu sevdirmiş ve grubunun değişmez elemanı olmuş müthiş müzisyen, davulcu.
caz festivallerinden küçük emrah'a uzanan geniş bir "tarz yelpazesinde" takılmışlığı vardır.
caz festivallerinden küçük emrah'a uzanan geniş bir "tarz yelpazesinde" takılmışlığı vardır.
devamını gör...
kankaların zorbalığı
sözlükte sık sık görebileceğiniz zorbalık türlerin biridir bu. genellikle şöyle gelişir; şirinlerden hallice bir yazarın yanından yöresinden gecip minnoş yüreğini hoplatıp zıplatırsanız eğer, kankaları devreye girer ilgili minnoşu muhafazaları altına alırlar evet. şimdi böyleleri kendilerine aşırı minnoş, iyi niyetli sevgi pıtırcıkları falan zannedeler ama kendilerinden olmayanı, kendi gibi düşünmeyeni dışladıkları için asıl zorba kendilerinin olduklarınını idrak falan edemezler. neden edemezler ego! eleştiriyi hazmettirmeyen de yazanı bir olup sindirtmeleri de ego! aslında ufak bir sır vereyim mi? böylelerinin dostlukları, kendi kuyruklarına yanlışlıkla bastıkları kadardır. çıkarlarının çeliştikleri noktada usluplarının tavırlarının doksan derece değiştiğini çok net kavrayabilirsiniz.
siz böyle yazarlardan olmayın e mi kuzularım? hakkıyla eleştiriyi de bilin, eleştirildiğinizde takınacağınız tavrı da. hatta şunu tavsiye edeyim; egonuzu yenin, eleştirilmeyi kabullenin. buradanın da sadece sosyal bir platform olduğunu unutmayın. ufak bir not daha. çok minnoş olmayın (görünmeye çalışmayın mı deseydim?) çok samimiyetsiz, vıcık vıcık bir his uyandırıyor. batıyor, eğrelti duruyor.gerçekten bakın. sanki giyilmiş çok yünlü bir kazağın içi gıcıklatması gibi bir his.
siz böyle yazarlardan olmayın e mi kuzularım? hakkıyla eleştiriyi de bilin, eleştirildiğinizde takınacağınız tavrı da. hatta şunu tavsiye edeyim; egonuzu yenin, eleştirilmeyi kabullenin. buradanın da sadece sosyal bir platform olduğunu unutmayın. ufak bir not daha. çok minnoş olmayın (görünmeye çalışmayın mı deseydim?) çok samimiyetsiz, vıcık vıcık bir his uyandırıyor. batıyor, eğrelti duruyor.gerçekten bakın. sanki giyilmiş çok yünlü bir kazağın içi gıcıklatması gibi bir his.
devamını gör...
bir insanın boş biri olduğunu anlama yöntemi
haddinden fazla özgüvene sahip,
sormadan tavsiye ve eleştiride bulunmaya kalkan, düşünmeden konuşan,
her konuda fikri olup sürekli biliyorum diyen,
sadece menfaati olduğu insana saygı gösteren ikiyüzlü kişiler, kesinlikle boş ve zehirlidirler.
sormadan tavsiye ve eleştiride bulunmaya kalkan, düşünmeden konuşan,
her konuda fikri olup sürekli biliyorum diyen,
sadece menfaati olduğu insana saygı gösteren ikiyüzlü kişiler, kesinlikle boş ve zehirlidirler.
devamını gör...
bloody mary
sırf metresi anne boleyn'le evlenebilmek için ispanya kralı ve kraliçesinin kızı, önce abisinin karısı, sonra karısı olan aragonlu catherine'i boşayan ve anne boleyn uğruna, etkileri günümüzde hala devam eden, ingiltere'yi katoliklikten, protestanlığın ingiltere'ye uyarlanmış şekli olan 'anglikanizm'e geçiren vııı. henry'nin, aragonlu catherine'den doğan ve yaşayan tek çocuğu; i. mary. (birinci mary yazmak istedim aslında, sözlükteki saçma gelenekten dolayı açacağım başlık değişmesin diye baştan 'i' ile yazdım.)
babası annesini reddedince uzun yıllar annesinden de babasından da uzakta sürgün yaşadı. babasının bitmek tükenmek bilmeyen erkek çocuk aşkı sonunda gerçek oldu. vııı. henry'nin ölümünden sonra tahta çocuk yaşta geçen vı. edward da uzun ömürlü olmayınca, o zaman için neredeyse kocamış yaşta (37) tahta çıkan ve kendisi gibi koyu katolik olan ıı. felipe'le (o da bambaşka bir hikaye) evlenip, ondan deliler gibi çocuk yapmaya çalışıp, bir türlü başaramayan ı. mary, bloody mary lakabını öldürttüğü binlerce protestana borçludur. kendisine ne yazık ki, hükümdarlığı ve ingiltere'nin katolik kalması çabaları, kendisinin ölümüyle sona ermiş ve nefret ettiği üvey kızkardeşi ı. elizabeth'in tahta çıkmasıyla, ingiltere, artık hem kesinkes 'anglikan' olmuş hem de ı. elizabeth döneminde en parlak 'altın' yıllarını yaşamıştır.
öyle bir ilişkiler yumağı ki, günümüzün en absürt pembe dizilerini aratmayacak ilişkiler, evlilikler, entrikalar, cinayetler, skandallar vs vs...
her biri için başlık açılır ve hayatları masal gibi okunur.
yukarıda anlatılan kadının anneannesi, ispanya kraliçesi i. ısabel, aynı zamanda -tesadüfen- bugünkü amerika kıtasını keşfeden kristof kolomb'a mücevherlerini vererek sefere çıkmasını sağlayan kadındır. vay ki vay!
bunları şimdi masal gibi okuyoruz ya, gerçekten korkunç zamanlarmış. zaman makinesi olsa, oralara gitsem, bir haftadan uzun kalmak istemezdim.*
babası annesini reddedince uzun yıllar annesinden de babasından da uzakta sürgün yaşadı. babasının bitmek tükenmek bilmeyen erkek çocuk aşkı sonunda gerçek oldu. vııı. henry'nin ölümünden sonra tahta çocuk yaşta geçen vı. edward da uzun ömürlü olmayınca, o zaman için neredeyse kocamış yaşta (37) tahta çıkan ve kendisi gibi koyu katolik olan ıı. felipe'le (o da bambaşka bir hikaye) evlenip, ondan deliler gibi çocuk yapmaya çalışıp, bir türlü başaramayan ı. mary, bloody mary lakabını öldürttüğü binlerce protestana borçludur. kendisine ne yazık ki, hükümdarlığı ve ingiltere'nin katolik kalması çabaları, kendisinin ölümüyle sona ermiş ve nefret ettiği üvey kızkardeşi ı. elizabeth'in tahta çıkmasıyla, ingiltere, artık hem kesinkes 'anglikan' olmuş hem de ı. elizabeth döneminde en parlak 'altın' yıllarını yaşamıştır.
öyle bir ilişkiler yumağı ki, günümüzün en absürt pembe dizilerini aratmayacak ilişkiler, evlilikler, entrikalar, cinayetler, skandallar vs vs...
her biri için başlık açılır ve hayatları masal gibi okunur.
yukarıda anlatılan kadının anneannesi, ispanya kraliçesi i. ısabel, aynı zamanda -tesadüfen- bugünkü amerika kıtasını keşfeden kristof kolomb'a mücevherlerini vererek sefere çıkmasını sağlayan kadındır. vay ki vay!
bunları şimdi masal gibi okuyoruz ya, gerçekten korkunç zamanlarmış. zaman makinesi olsa, oralara gitsem, bir haftadan uzun kalmak istemezdim.*
devamını gör...