tezer özlü sözleri
"insan ne denli derin düşünebiliyorsa, sevgisi o denli derindir...
o denli doyumsuzdur.
ve acısı da o denli büyük.
yaşam acısı..."
-tezer özlü. yaşamın ucuna yolculuk.
o denli doyumsuzdur.
ve acısı da o denli büyük.
yaşam acısı..."
-tezer özlü. yaşamın ucuna yolculuk.
devamını gör...
psikiyatri bilim midir sorunsalı
psikoloji bir disiplin olarak teşekkül ettiği zamanda tüm bilim adamları tarafından topa tutulmuştu. psikologlar şarlatan ilan edilmiş, adeta bilimin içerisine sokulmaya çalışılan bir 'din' olarak telakki edilmişti. şimdi birazdan psikoloji okuyanlar buraya gelip, yok efendim wundt laboratuvar kurdu, yok efendim piaget çocukları topladı deney yaptı gibi entryler girecek olsalar da bilim tanımı gereğince psikoloji bu tanımın dışında kalır. bilim kısaca, fenomenlerin birbirleriyle ilişkisini inceleyen disiplindir. psikoloji disiplini içinde bahsedilen fenomenlerin hiçbirinin nedensellik prensibiyle incelenme imkanı olmadığı gibi ekstra kurgusallık içerir. niçe'nin dediği gibi imgenin imgesidir. (aslında bugünün fiziği de klasik bilim tanımının dışındadır. neyse bi de bilimcilerden linç yemeyelim) ancak bu psikolojiyi haddi zatında değersiz kılmaz. bilim olmayan her şey değersizdir gibi saçma bi anlayışa sahip değilsek bu sorun olamaz kendi adımıza. bütün disiplinlerin bilimsel tanım ve kavramlarla iş görmesi beklenemez, beklenmemeli.
devamını gör...
sözlüğün savcılığa verilen ilk yazarı
sözlükte imece usulü, donu, atleti,çorabı, sigarası toplanıp, mapusa gönderilip; arada da mektup yazılarak morali düzeltilecek yazardır.
devamını gör...
yasak
cengiz han'ın yasa metninin ismidir. o zamanlar yasag diye geçermiş. moğolca'da yasaya yasag denmiş. sözcük anlamıyla yasanın geçerli olduğu yer demekmiş. sonradan yapılmaması gerekenler için de kullanılmış. zamanla da bugünkü anlamına ulaşmış sözcük.
devamını gör...
güne bir söz bırak
"yıkılmak binaya mahsus bir şey değil ki züleyha.. bir insanın bir cümle ile yıkıldığını gördüm ben."
|cahit zarifoğlu
|cahit zarifoğlu
devamını gör...
kavimler göçünü başlatan cümle
beni hiç gezdirmiyorsun alper:(
devamını gör...
bir sözlük yazarına aşık olmak
çok istedim ancak olmadı sözlük.
napalım kısmet.
napalım kısmet.
devamını gör...
değişim
kaçınılmaz olandır. deri bile kendini yeniler, yıllar önceki sen görünüş olarak bile olamazsın.
devamını gör...
bir erkeğin sustuğu an
susmak iki cinsiyet için de son demektir. bir şeyleri düzeltmeye hevesin de isteğin de kalmadığını gösterir. kavga etmek bile sevgi gösterisidir. ama susmak..
devamını gör...
pikachu
o kadar elektrigi minnos bedenine nasil sigdirdin diye sormak istedigim pokemon guzeli.
devamını gör...
proletarya
marx'ın tanımladığı proleter ile bugün inşaatta sucuklu yumurta yapan erhan abi'nin karşıladığı kavramın başkalaşmasından kaynaklı içi boşaltılmış bir felsefi/sosyolojik tanımlamadır kendisi.
proleter ve üst sınıf arasındaki sınıfsal gerilim, toplumların adaleti ve refahı için yapıcı bir işlev görevi görmektedir. elbette bu gerilim görmezden gelindiğinde ve proleteryanın özlük hakları hiçe sayıldığında ortada öfkeli gergin ve patlamaya hazır bir toplum olacaktır. ancak bu sınıfsal gerilim hesaba katılarak ve hakkaniyet içerisinde dizayn edilmiş iktisadi ve sosyokültürel dağılım toplumun tümünü uluslararası ölçekte yüceltecektir. teori kendi içerisinde buraya kadar doğru. bunun mümkün olması için de tüm proleteryanın bu amaç doğrultusunda birleşip sendikalaşması, birbirinin iyiliğini gözetmesi ve apaçık bir şekilde basiretli ve dürüst olması gerekir.
bugünkü işçi sınıfına baktığımızda bahsedilen sistemin işlerliği için en temel gereksinim olan iyi niyetin zerresi bulunmamakta. herkes bir rütbe daha yükselip mamadan bir çay kaşığı daha fazla almak için birbirinin cesedini çiğnemeye hazır. ortada bir örgütlenme değil, kaosun tanımladığı yeni bir düzen var. işverenlerin uyguladığı ''kontrollü bir açlık'' var. 21. yüzyılda özgürlük ekonomik büyüklük ile eşdeğer vaziyette. ekonomi bir dil gibi, ''currency'' yani akıntı/para birimi/geçerlilik içerisinde her bir birim'in bir cümleye, bir ''ifadeye'' tekabül ediyor. sana verilen ''maaş'' aslında ''ne kadar konuşacağının, ne kadar söz hakkının olduğunun'' emaresi. bu noktada demokrasi, tüm bu acı gerçeklik içerisinde ''ağrı kesici'' görevi üstlenen bir farmakolojik ajan gibi. tıpkı din gibi bir uyuşturucu.
edit: imla
proleter ve üst sınıf arasındaki sınıfsal gerilim, toplumların adaleti ve refahı için yapıcı bir işlev görevi görmektedir. elbette bu gerilim görmezden gelindiğinde ve proleteryanın özlük hakları hiçe sayıldığında ortada öfkeli gergin ve patlamaya hazır bir toplum olacaktır. ancak bu sınıfsal gerilim hesaba katılarak ve hakkaniyet içerisinde dizayn edilmiş iktisadi ve sosyokültürel dağılım toplumun tümünü uluslararası ölçekte yüceltecektir. teori kendi içerisinde buraya kadar doğru. bunun mümkün olması için de tüm proleteryanın bu amaç doğrultusunda birleşip sendikalaşması, birbirinin iyiliğini gözetmesi ve apaçık bir şekilde basiretli ve dürüst olması gerekir.
bugünkü işçi sınıfına baktığımızda bahsedilen sistemin işlerliği için en temel gereksinim olan iyi niyetin zerresi bulunmamakta. herkes bir rütbe daha yükselip mamadan bir çay kaşığı daha fazla almak için birbirinin cesedini çiğnemeye hazır. ortada bir örgütlenme değil, kaosun tanımladığı yeni bir düzen var. işverenlerin uyguladığı ''kontrollü bir açlık'' var. 21. yüzyılda özgürlük ekonomik büyüklük ile eşdeğer vaziyette. ekonomi bir dil gibi, ''currency'' yani akıntı/para birimi/geçerlilik içerisinde her bir birim'in bir cümleye, bir ''ifadeye'' tekabül ediyor. sana verilen ''maaş'' aslında ''ne kadar konuşacağının, ne kadar söz hakkının olduğunun'' emaresi. bu noktada demokrasi, tüm bu acı gerçeklik içerisinde ''ağrı kesici'' görevi üstlenen bir farmakolojik ajan gibi. tıpkı din gibi bir uyuşturucu.
edit: imla
devamını gör...
londra bira seli

1814 yılında, londra'nın st. giles bölgesinde bulunan meux&company bira fabrikası'nda bira depolarının patlaması ile ortaya çıkmıştır.
depoyu taşıyan destekleyici sütunların yıkılması ile yaklaşık 600 bin litre kadar bira ortalığa yayılmıştır. bu durum diğer depoları da etkileyip yaklaşık olarak 1,5 milyon litre biranın sokaklara yayılmasına neden olmuştur. bu da yaklaşık 3 milyon tane 50 cl'lik bira şişesine tekabül etmektedir.
bu talihsiz ve bir o kadar ilginç durum 8 kişinin ölümüne sebep olmuştur.
bu acı durumun yanında oldukça ilginç durumlar da ortaya çıkmıştır. bunlardan birisi de insanların buldukları kapları bira ile doldurmaya çalışması. kap bulamayanlar ise avuç avuç bira içmeye çalışmışlar.
kazayla ilgili soruşturmada fabrika sahiplerini veya çalışanları suçlu bulmamış ve dosyayı kapatmıştır.
sokaklardaki bira kokusunun ise haftalarca geçmediği belirtilmiştir.
devamını gör...
bir girildi mi çıkılamayan yerler
sahaflar. zamanı büküyorlar resmen. dükkanda geçirdiğin iki dakika, dünyadaki iki saate tekabül ediyor.
devamını gör...
kopenhag yorumu
günümüzde kullanılmakta olan kuantum mekaniğinin temel prensiplerini ortaya koyan, temelleri niels bohr tarafından atılmış olan ve sonrasında werner heisenberg, max born gibi ünlü fizikçilerin de katkılarıyla gelişen ilkeler bütünü.
bu ilkeler şöyle özetlenebilir; atom altı parçacıklar, aynı zamanda sahip oldukları dalga karakteri nedeniyle bir dalga fonksiyonu ile tanımlanırlar. bu dalga fonksiyonu schrödinger denklemi ile gösterilir. bu dalgalar herhangi bir engele çarpana kadar bu eşitlikle ifade edilecek durumdadır ve dedektör gibi bir engele çarptıklarında dalga fonksiyonu çöker.
dalga dedektöre çarptığında, yani gözlem yapıldığında dalganın parçacık gibi davrandığını görürüz çünkü gözlem sonucunda, dalganın var olması olasılığını barındıran tüm yerler yani dalganın süperpozisyon durumu, tek bir yere yani tek bir olasılığa inmiştir ve buna yukarıda da dediğim gibi, dalga fonksiyonunun çökmesi denir. bu çöküşün nasıl gerçekleştiğini açıklayamadığımızdan buna ölçüm problemi deriz. biz hiçbir zaman dalga fonksiyonunu görmeyiz, sadece çöktüğü zamanki sonucu görürüz.
yukarıdaki duruma istinaden kopenhag yorumu, bunun çok da dert edilecek bir durum olmadığını, dalga fonksiyonunun fiziksel bir gerçek olup olmamasının önemsiz olduğunu ve gerçekliğin ölçüm sonucunda saklı olduğunu söyler.
tabii ki fizikçiler bu durumu, yani dalga fonksiyonunun fiziksel bir gerçeklik olmadığı yorumunu pek çekici bulmamış ve kopenhag yorumuna ek olarak farklı yorumlar getirmeye devam etmiştir. örneğin çoklu dünyalar yorumu, çöken durumların gözleyemediğimiz versiyonlarının evrende bölünmeye neden olduğunu ve gözlemlediğimiz sonuç dışında kalan tüm olasılıkların başka evrenlerde gerçekleştiğini söyler.
elbette yorumlar bunlarla da kalmaz ve farklı bakış açılarıyla yeni yorumlar getirilmeye devam edilir. tüm bunların sonucunda da günümüzde bildiğimiz kuantum mekaniğinin temelleri atılmış olur.
bu ilkeler şöyle özetlenebilir; atom altı parçacıklar, aynı zamanda sahip oldukları dalga karakteri nedeniyle bir dalga fonksiyonu ile tanımlanırlar. bu dalga fonksiyonu schrödinger denklemi ile gösterilir. bu dalgalar herhangi bir engele çarpana kadar bu eşitlikle ifade edilecek durumdadır ve dedektör gibi bir engele çarptıklarında dalga fonksiyonu çöker.
dalga dedektöre çarptığında, yani gözlem yapıldığında dalganın parçacık gibi davrandığını görürüz çünkü gözlem sonucunda, dalganın var olması olasılığını barındıran tüm yerler yani dalganın süperpozisyon durumu, tek bir yere yani tek bir olasılığa inmiştir ve buna yukarıda da dediğim gibi, dalga fonksiyonunun çökmesi denir. bu çöküşün nasıl gerçekleştiğini açıklayamadığımızdan buna ölçüm problemi deriz. biz hiçbir zaman dalga fonksiyonunu görmeyiz, sadece çöktüğü zamanki sonucu görürüz.
yukarıdaki duruma istinaden kopenhag yorumu, bunun çok da dert edilecek bir durum olmadığını, dalga fonksiyonunun fiziksel bir gerçek olup olmamasının önemsiz olduğunu ve gerçekliğin ölçüm sonucunda saklı olduğunu söyler.
tabii ki fizikçiler bu durumu, yani dalga fonksiyonunun fiziksel bir gerçeklik olmadığı yorumunu pek çekici bulmamış ve kopenhag yorumuna ek olarak farklı yorumlar getirmeye devam etmiştir. örneğin çoklu dünyalar yorumu, çöken durumların gözleyemediğimiz versiyonlarının evrende bölünmeye neden olduğunu ve gözlemlediğimiz sonuç dışında kalan tüm olasılıkların başka evrenlerde gerçekleştiğini söyler.
elbette yorumlar bunlarla da kalmaz ve farklı bakış açılarıyla yeni yorumlar getirilmeye devam edilir. tüm bunların sonucunda da günümüzde bildiğimiz kuantum mekaniğinin temelleri atılmış olur.
devamını gör...
acaba sadece bana mı oluyor diye düşünülen şeyler
marketten bir şey almadan çıkınca hırsız sanılma psikolojisi.
devamını gör...
yüzük tayfları
orta dünya evreninde, sauron'un şeytani hizmetkarları olan hayaletlere verilen isimdir. (bkz: nazgûl)
devamını gör...
taurin
taurinin vücutta oksidan antioksidan dengeyi ve hücre bütünlüğünü koruması, vücut direncini arttırması gibi özellikleri ile bir antioksidan olarak koruyucu ve destekleyici terapilerde önemli bir yer tutmaktadır.
devamını gör...
çok üşümek
-çoğumuz sağlıklı olmamıza rağmen fazlaca üşüdüğümüzü iddia etsek de, kabahat yalnızca kendimizde. darwin’in fugianlar’ından farklı olarak bizler, kendimizi rahat bir sıcaklığa alıştırmışız.
-bazılarımız da, “soğuk bulaşması” şeklinde adlandırılan bir olgu sebebiyle, yakınımızda duran diğer insanların sadece görünümleri sebebiyle üşüyebiliriz.
-bazılarımız, aşırı miktarda üşümeyi kalıtım ile kazanmış olabiliriz.
yani istediğiniz gibi üşüyebilirsiniz küçükken çok sarıp sarmalanmışsınızdır, aileden birine çekmişsinizdir. ortamda niye üşüyorsun ki sorusuna bu cevapları vererek dünya üzerinde yanlız olmadığını rahatlıkla ifade edebilirsin.. yanlız değilsin.
dip not: kadınlar erkeklere göre daha fazla üşür.
-bazılarımız da, “soğuk bulaşması” şeklinde adlandırılan bir olgu sebebiyle, yakınımızda duran diğer insanların sadece görünümleri sebebiyle üşüyebiliriz.
-bazılarımız, aşırı miktarda üşümeyi kalıtım ile kazanmış olabiliriz.
yani istediğiniz gibi üşüyebilirsiniz küçükken çok sarıp sarmalanmışsınızdır, aileden birine çekmişsinizdir. ortamda niye üşüyorsun ki sorusuna bu cevapları vererek dünya üzerinde yanlız olmadığını rahatlıkla ifade edebilirsin.. yanlız değilsin.
dip not: kadınlar erkeklere göre daha fazla üşür.
devamını gör...
ivan ilyiç'in ölümü
iş bankası kültür yayınları tarafından hasan ali yücel klasikler dizisi altında rusça aslından mazlum beyhan çevirisi ile karşımıza çıkan ivan ilyiç’in ölümü, açıkçası 104 sayfada insana yaşam dersi veren bir kitaptır. kitabın içeriğine dair yorumlarıma girmeden önce çevirisinin çok akıcı bir şekilde gerçekleştirildiği ve okurken zevk alacağınızı belirtmek isterim. çeviri işi mühim iş arkadaşlar. neyse.
kitabımızın kahramanı adından da anlaşılacağı üzere rusyada hayatını oldukça sıradan ve normal, daha doğrusu kurallara göre ve olması gerektiği gibi yaşayan ivan ilyiç’in ölümcül bir hastalığın pençesine düşmesiyle beraber başından geçenleri anlatmaktadır.
acaba merak ediyorum yukarıdaki cümlede bir şeyi fark ettiniz mi? hayatını toplumun öngördüğü kurallara ve standartlara göre yaşamış diyorum. evet düşünün bakalım, bu kişi aramızdan kim? cevap uzakta değil, içimizde.
ilyiç’in kitap boyunca sürekli daha bir yaşam kurma mücadelesi içerisinde kendi yaşamının, varlığının iplerini elinde bırakması, sonunda ölüm döşeğindeyken ben bu hayatı ne için ve kim için yaşadım sorusunu kendisine sorduğundaki cevapsızlığı ya da hayal kırıklığı, koskoca hayatında çocuğundan başka sevecek bir şey bulamaması gibi benzer hususlar emin olun size de kendi hayatınızı sorgulatacaktır.
çarpıcı bir eserdir, hazır değilseniz okumayın. çünkü fazla kafa yorarsanız yuva yıkar, insana kariyer değiştirir ama mutlaka okunması gerekir.
not: açıkçası piyasada iyi çevirisi yapıldığına inandığım bütün tolstoy kitaplarını bulma ve okuma amacında bir insanım. tolstoy okurken hiçbir kitabına inceliği ya da kalınlığı nedeniyle önyargılı yaklaşmamanızı kendinizi akışına bırakmanızı tavsiye ederim.
kitabımızın kahramanı adından da anlaşılacağı üzere rusyada hayatını oldukça sıradan ve normal, daha doğrusu kurallara göre ve olması gerektiği gibi yaşayan ivan ilyiç’in ölümcül bir hastalığın pençesine düşmesiyle beraber başından geçenleri anlatmaktadır.
acaba merak ediyorum yukarıdaki cümlede bir şeyi fark ettiniz mi? hayatını toplumun öngördüğü kurallara ve standartlara göre yaşamış diyorum. evet düşünün bakalım, bu kişi aramızdan kim? cevap uzakta değil, içimizde.
ilyiç’in kitap boyunca sürekli daha bir yaşam kurma mücadelesi içerisinde kendi yaşamının, varlığının iplerini elinde bırakması, sonunda ölüm döşeğindeyken ben bu hayatı ne için ve kim için yaşadım sorusunu kendisine sorduğundaki cevapsızlığı ya da hayal kırıklığı, koskoca hayatında çocuğundan başka sevecek bir şey bulamaması gibi benzer hususlar emin olun size de kendi hayatınızı sorgulatacaktır.
çarpıcı bir eserdir, hazır değilseniz okumayın. çünkü fazla kafa yorarsanız yuva yıkar, insana kariyer değiştirir ama mutlaka okunması gerekir.
not: açıkçası piyasada iyi çevirisi yapıldığına inandığım bütün tolstoy kitaplarını bulma ve okuma amacında bir insanım. tolstoy okurken hiçbir kitabına inceliği ya da kalınlığı nedeniyle önyargılı yaklaşmamanızı kendinizi akışına bırakmanızı tavsiye ederim.
devamını gör...
mümkansız
himym’daki barney stinson karakterinin uydurdugu, mumkun degil ve imkansizi birlestirerek urettigi kelime.
fonetigi kulaga harika geliyor.
fonetigi kulaga harika geliyor.
devamını gör...