ismet inönü
siyasete hiç atılmamış olması gereken askerlerden biridir
devamını gör...
sensiz şarkı
turgut berkes'in kara kutu albümünden bir parça.
"defter kalem yetmiyor anlatmaya,
oysa bir tek sözüm var sığmıyor ki şarkıya."
"defter kalem yetmiyor anlatmaya,
oysa bir tek sözüm var sığmıyor ki şarkıya."
devamını gör...
balaklava
baklavayı yanlış yazdı sanarak girdiğim başlıktır. bir şey öğrenip çıkıyorum şimdi de.
devamını gör...
depremde şiddet ve büyüklük farkı
sürekli birbirine karıştırılan iki kavram arasındaki fark.
peşin peşin şunu yazarak başlayayım yazıya: "xyz şehrinde 5.4 şiddetinde deprem oldu." cümlesi kesinlikle yanlış.
doğru söyleniş ise şu: "xyz şehrinde 5.4 büyüklüğünde deprem oldu."
nedenini şimdi açıklayacağım.
***
depremin büyüklüğü ya da magnitüdü, depremde ortaya çıkan enerji ile ilgili bir kavram. sismograf ile ölçtüğümüz ve ondalıklı sayılarla ifade ettiğimiz şey de işte bu büyüklük. yani gölcük depreminden bahsederken kullandığımız 7.5 kavramı, onun büyüklüğüydü.
büyüklüğün bilimsel tanımı "sismogram üzerindeki deprem dalgalarının genliğinin logaritması" şeklinde yapılır.
***
şiddet kavramı, depremin verdiği fiziksel hasarla ilgili. bu hasar ondalıklı sayılarla değil, roma rakamları ile ifade edilir. yani örneğin "deprem x şiddetindeydi" şeklinde bir cümle ile ifade edebilirsiniz bu durumu. burada x, bilinmeyen anlamındaki değil, roma rakamlarında 10 sayısına karşılık gelen x'tir.
şiddetin bilimsel bir tanımı yok. tamamen görsel etkiler üzerine yapılmış bir tanımlama.
***
eğer bu ikisini yine de karıştırıyorsanız size tavsiyem, şiddet kelimesini tamamen unutmanız. kandilli rasathanesi'nin sitesine baktığınızda gördüğünüz değerler, depremin büyüklüğüyle ilgili. şiddete ilişkin bir bilgi yok burada.
***
buradan gerisi biraz daha detaya giriyor. merakı olmayanları uyarayım, okumak istemeyebilirler.
büyüklük ve şiddet arasındaki ilişkiye bakalım biraz.
- büyüklüğü 1.0 ve 3.0 arasındaki depremlerin şiddeti ı ve bunlar pek hissedilmez. gün içerisinde yüzlercesi gerçekleşir.
- büyüklüğü 3.0 ve 3.9 arasındaki depremlerin şiddeti;
ıı ise daha çok üst katlarda yaşayanlar tarafından hissedilirler.
ııı ise araçlar sarsılabilir.
- büyüklüğü 4.0 ve 4.9 arasındaki depremlerin şiddeti;
ıv ise hemen hemen tüm binalarda hissedilir. eşyalarda titreşim ve duvarlarda çatırdama oluşabilir.
v ise hemen hemen herkes tarafından hissedilir. dengede olmayan eşyalar, cam eşyalar düşüp kırılabilir.
- büyüklüğü 5.0 ve 5.9 arasındaki depremlerin şiddeti;
vı ise herkes tarafından hissedilir. ağır mobilyalar kayar.
vıı ise özensiz yapılan binalarda baca yıkılması gibi hasarlara neden olur.
- büyüklüğü 6.0 ve 6.9 arasındaki depremlerin şiddeti;
vııı ise ağır mobilyalar devrilir. bacalar, kolonlar yıkılır. özensiz binalarda ağır hasar oluşur.
ıx ise normal yapıdaki binalarda bile ağır hasar oluşur. binalar temelinden kayar.
- büyüklüğü 7.0 ve üzerindeki depremlerin şiddeti;
x ise demiryolları bükülür, birçok bina yıkılır.
xı ise taş binalar haricindeki çoğu bina ve köprüler yıkılır.
xıı ise tüm binalar yıkılır. cisimler havaya fırlar. yeryüzünün şekli değişir.
peşin peşin şunu yazarak başlayayım yazıya: "xyz şehrinde 5.4 şiddetinde deprem oldu." cümlesi kesinlikle yanlış.
doğru söyleniş ise şu: "xyz şehrinde 5.4 büyüklüğünde deprem oldu."
nedenini şimdi açıklayacağım.
***
depremin büyüklüğü ya da magnitüdü, depremde ortaya çıkan enerji ile ilgili bir kavram. sismograf ile ölçtüğümüz ve ondalıklı sayılarla ifade ettiğimiz şey de işte bu büyüklük. yani gölcük depreminden bahsederken kullandığımız 7.5 kavramı, onun büyüklüğüydü.
büyüklüğün bilimsel tanımı "sismogram üzerindeki deprem dalgalarının genliğinin logaritması" şeklinde yapılır.
***
şiddet kavramı, depremin verdiği fiziksel hasarla ilgili. bu hasar ondalıklı sayılarla değil, roma rakamları ile ifade edilir. yani örneğin "deprem x şiddetindeydi" şeklinde bir cümle ile ifade edebilirsiniz bu durumu. burada x, bilinmeyen anlamındaki değil, roma rakamlarında 10 sayısına karşılık gelen x'tir.
şiddetin bilimsel bir tanımı yok. tamamen görsel etkiler üzerine yapılmış bir tanımlama.
***
eğer bu ikisini yine de karıştırıyorsanız size tavsiyem, şiddet kelimesini tamamen unutmanız. kandilli rasathanesi'nin sitesine baktığınızda gördüğünüz değerler, depremin büyüklüğüyle ilgili. şiddete ilişkin bir bilgi yok burada.
***
buradan gerisi biraz daha detaya giriyor. merakı olmayanları uyarayım, okumak istemeyebilirler.
büyüklük ve şiddet arasındaki ilişkiye bakalım biraz.
- büyüklüğü 1.0 ve 3.0 arasındaki depremlerin şiddeti ı ve bunlar pek hissedilmez. gün içerisinde yüzlercesi gerçekleşir.
- büyüklüğü 3.0 ve 3.9 arasındaki depremlerin şiddeti;
ıı ise daha çok üst katlarda yaşayanlar tarafından hissedilirler.
ııı ise araçlar sarsılabilir.
- büyüklüğü 4.0 ve 4.9 arasındaki depremlerin şiddeti;
ıv ise hemen hemen tüm binalarda hissedilir. eşyalarda titreşim ve duvarlarda çatırdama oluşabilir.
v ise hemen hemen herkes tarafından hissedilir. dengede olmayan eşyalar, cam eşyalar düşüp kırılabilir.
- büyüklüğü 5.0 ve 5.9 arasındaki depremlerin şiddeti;
vı ise herkes tarafından hissedilir. ağır mobilyalar kayar.
vıı ise özensiz yapılan binalarda baca yıkılması gibi hasarlara neden olur.
- büyüklüğü 6.0 ve 6.9 arasındaki depremlerin şiddeti;
vııı ise ağır mobilyalar devrilir. bacalar, kolonlar yıkılır. özensiz binalarda ağır hasar oluşur.
ıx ise normal yapıdaki binalarda bile ağır hasar oluşur. binalar temelinden kayar.
- büyüklüğü 7.0 ve üzerindeki depremlerin şiddeti;
x ise demiryolları bükülür, birçok bina yıkılır.
xı ise taş binalar haricindeki çoğu bina ve köprüler yıkılır.
xıı ise tüm binalar yıkılır. cisimler havaya fırlar. yeryüzünün şekli değişir.
devamını gör...
edirne
türkiye'nin kuzeybatısında, trakya bölgesinin doğu trakya bölümünün batı kesimini kapsayan, yunanistan ile doğal sınırı oluşturan meriç ırmağı boyunca kuzeydeki bulgaristan sınırından güneydeki saroz körfezi'nin kıyısına kadar kuzey-güney yönünde uzanan 22 plaka kodlu ildir.
meriç, keşan, ipsala, enez, havsa, lalapaşa ve uzunköprü, il merkezi edirne şehrine bağlı ilçe merkezleridir.
osmanlı devletine bir süre başkentlik yapmış edirne şehri başta olmak üzere, ilin yerleşim yerleri tarihî yapılarla doludur.
bünyesinde barındırdığı tarihi ve kültürel zenginliğin yanında, sahip olduğu ulaşım, sanayii, ticaret, zanaat, modern tarım ve hayvancılık teknikleri olanaklarıyla edirne, türkiye'nin gelişmiş şehirlerinden ve illerinden birisidir.
edirne denince ilk akla gelenler, trakya türkleri, mimar sinan'ın başyapıtı selimiye camii, ıı. bayezid külliyesi, sarayiçi'nde yapılan geleneksel kırkpınar güneşleri, kapıkule sınır kapısı ve eskiden beri taşmaya pek bir meyilli olan meriç ırmağı'dır.
il merkezi edirne, türkiye'nin en önemli şehirlerinden biridir. tarihi çekirdeği kaleiçi'nde bulunan ve tarihî yapıların bulunduğu semtleri koruma altına alınan şehirde yerleşim yoğunluğu tunca ırmağı kıyısındadır.
şehrin başlıca eğitim kurumu trakya üniversitesi'dir.
edirne, bünyesinde barındırdığı tarihi yapıların zenginliği ve kapıkule sınır kapısı'na olan yakınlığı nedeniyle turistik açıdan önem arz eder. şehirdeki roma ve bizans dönemi yapılarının ancak bir bölümü günümüze kadar ulaşmıştır.
edirne, tam bir osmanlı şehridir. şehrin tarihi dokusunu meydana getiren büyük oranda osmanlı mimarisinin ilk dönemlerini yansıtan yapılardır. günümüze ulaşmış en eski osmanlı dönemi anıtsal yapılarından biri olan eski camii (1403-14), türk çini sanatının en güzel örnekleriyle bezenmiş olan muradiye camii, minaresinin her şerefesine ayrı merdivenlerden çıkılan üç şerefeli camii ve mimar sinan'ın 80 yaşında ortaya koyduğu selimiye camii, şehirdeki önemli osmanlı dönemi yapılarından birkaçıdır.
edirne şehrinin tarihinden kısaca bahsedecek olursak; eski çağlarda trakya halklarından biri olan odrisler, yerleştikleri bu yöreye ve burada kurdukları şehre orestia adını verdiler.
daha sonra şehir bölgeye egemen olan makedonyalıların eline geçti. milattan sonra ıı. yüzyılda romalıların elinde olan şehir, buraya gelen roma imparatoru hadrianus tarafından hadrianoupolis adıyla imar edildi. türkler tarafından 1361'de alınan şehir, 1365'ten 1453 yılında konstantiniye şehri fetih edilene kadar osmanlı devletinin başkenti oldu.
osmanlı döneminde edrinabolu, edrune, edrene adlarıyla anılan şehir, en nihayetinde edirne olarak anılmaya başladı. yapılan imar ve bayındırlık çalışmalarıyla bir türk şehri olarak büyüyen ve gelişen edirne, osmanlı döneminde hem başkente yakınlığı, hem de sefer yolları üzerindeki stratejik konumu bakımından önemli bir yerleşim merkeziydi.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
suratsız ve isimsiz gezmeye devam edeceğim o zaman
devamını gör...
kemoterapi
insan vücudunu istila eden parazit,mikroorganizma , bakteriler ve neoplazmaların (kanser hücresi) yaptığı hastalıkların tedavisi ile uğraşır.
devamını gör...
stanford hapishane deneyi
karakterlerimiz kendi karakterlerimiz mi yoksa toplumun yarattığı yapay rollerin esirleri miyiz? belkide ikisi birden, sonuçta her mahkum aynı değil ve har gardiyan aynı değil fakat dışarıda olduklarından daha fazla ortak yönleri var. aynı zamanda insanlar sosyal kalıplara girince asla davranmam dedikleri şekilde davranabiliyor, güç insanı değiştirirken elindeki gücü kaybetmek ise psikolojik olarak çöküntüye yol açıyor. yazımdan pek bir şey çıkaramazsınız ama belki düşünmenize yardımcı olabilir. benim ise çıkarabildigim net olgu mesleğimizin karakterimizin üzerinde yoğun etkisinin olduğudur. bu deney 2 ay sürseydi büyük ihtimalle gardiyanların çoğu dışarıdada o yetkiye sahipmiş gibi davranacak ve daha sert insanlar olacaklardı. suçlularda suça meğilli.
devamını gör...
ucemak
sözlüğün en samimi azimli yazarlarından.ifadelerindeki düzgünlük pırıl pırıl bir genç olduğunu gösteriyor.burada olmayı seviyor yazarlar tarafından da seviliyor..keyifle yazmalar ucemak..
devamını gör...
dr drake ramoray
friends adlı sitcomda, joey tribbiani'nin days of our lives dizisinde canlandırdığı karakter. joey'nin dizinin senaristlerini sinir etmesi sonucu maalesef asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetmiştir. demesine göre düştükten sonra öyle kötü haldeymiş ki, kendisini kurtarabilecek tek doktor yine kendisiymiş.
devamını gör...
fiyatı pahalı gelince mağazada uydurulan yalanlar
benim ex manita bunun cam göbeği rengi var mı demişti. hayatımın şokunu yaşamıştım.
devamını gör...
cinci hoca (yazar)
son 3 haftadır eve her girişimde üzerime bir ağırlık çöküyordu, başım dönüyor, gaipten sesler duyuyordum. danıştım kendisine, "kutsal metinler aşkına, evinizi doğu roma prenses ruhları basmış!" dedi. hiç tedirgin olmadım. neden? çünkü cinci hoca'mız var; söz verdi, haftaya çarşamba * gelip evimde ayin yapacak.
doğu roma'nın ruhu aşkına, yarebbülalemin kurtaracak bizi bu ruhlardan.
••
nicki sebebiyle daha çook şakacıklı söylemlere maruz kalacak olan minnoş yazar. saygılar efendim, klavyenize zeval gelmesin. * *
doğu roma'nın ruhu aşkına, yarebbülalemin kurtaracak bizi bu ruhlardan.
••
nicki sebebiyle daha çook şakacıklı söylemlere maruz kalacak olan minnoş yazar. saygılar efendim, klavyenize zeval gelmesin. * *
devamını gör...
tatar çölü
dino buzzati'nin 1940 yılında yayınlanan kitabıdır. türkçeye hülya tufan tarafından çevrilmiştir.
bir değişimi, bir mucizeyi ya da herhangi bir umudu bekleyen herkesin okuması gereken bir kitap. beklerken yılların ne çabuk geçtiğini bu romandaki kadar hiç kimse ve hiçbir şey güzel anlatamaz gibi geliyor.
"ama bir noktada, belki de içgüdüsel olarak, insan geri döner ve arkasında bir kapının kapanarak dönüşü olanaksız kıldığını fark eder.
işte o zaman bir şeylerin değişmiş olduğunun ayırdına varırız, güneş eskisi gibi kıpırtısız değildir, hızla hareket etmektedir; ne yazık ki, henüz bakmaya bile fırsat bulamadan, onun ufkun ucuna doğru hızla kaydığını, bulutların da gökyüzündeki mavi koylarda hareketsiz durmadığını, birbirlerinin üzerine çıkarak kaçtıklarını, iyice acele ettiklerini görürüz; zamanın geçtiğini ve günü gelince yolun zorunlu olarak son bulacağını anlarız."
bir değişimi, bir mucizeyi ya da herhangi bir umudu bekleyen herkesin okuması gereken bir kitap. beklerken yılların ne çabuk geçtiğini bu romandaki kadar hiç kimse ve hiçbir şey güzel anlatamaz gibi geliyor.
"ama bir noktada, belki de içgüdüsel olarak, insan geri döner ve arkasında bir kapının kapanarak dönüşü olanaksız kıldığını fark eder.
işte o zaman bir şeylerin değişmiş olduğunun ayırdına varırız, güneş eskisi gibi kıpırtısız değildir, hızla hareket etmektedir; ne yazık ki, henüz bakmaya bile fırsat bulamadan, onun ufkun ucuna doğru hızla kaydığını, bulutların da gökyüzündeki mavi koylarda hareketsiz durmadığını, birbirlerinin üzerine çıkarak kaçtıklarını, iyice acele ettiklerini görürüz; zamanın geçtiğini ve günü gelince yolun zorunlu olarak son bulacağını anlarız."
devamını gör...
eski sevgilinin evlenmesi
neşet ertaş’ın bir sözü varmış;
"ağla sazım ağlanacak zamandır.
yar el koynunda uyur.
bu sevda artık bize haramdır.”
hayat devam ediyor...
"ağla sazım ağlanacak zamandır.
yar el koynunda uyur.
bu sevda artık bize haramdır.”
hayat devam ediyor...
devamını gör...
domestic hıyar
'ay hiç güleceğim yoktu' yazarı.
ben yanlışlıkla şey etmişim sayın domestic yoksa haşa. *
biz beğenmiyoruz otamatik bir sistem var modlar bir şey paylaşınca otomatik beğenmiş gibi bir şey oluyor. *
ben değil ya kuzenim beğenmiş hele favoriyi küçük kuzenim şey etmiş benle alakası kesinlikle yok o favın.
nickaltı yine coşan yazar.
ay hadi inş. buradan bir kaos koparsa çiçeğimizi çikolatamızı alır izleriz.
o öyle miydi yahu?
aman neyse işte kaos seviciyiz biz küçük büyük karışsın buralar.
sahili güzel kentin yazarından kafası fena güzel yazara selamlar. *
ben yanlışlıkla şey etmişim sayın domestic yoksa haşa. *
biz beğenmiyoruz otamatik bir sistem var modlar bir şey paylaşınca otomatik beğenmiş gibi bir şey oluyor. *
ben değil ya kuzenim beğenmiş hele favoriyi küçük kuzenim şey etmiş benle alakası kesinlikle yok o favın.
nickaltı yine coşan yazar.
ay hadi inş. buradan bir kaos koparsa çiçeğimizi çikolatamızı alır izleriz.
o öyle miydi yahu?
aman neyse işte kaos seviciyiz biz küçük büyük karışsın buralar.
sahili güzel kentin yazarından kafası fena güzel yazara selamlar. *
devamını gör...
kafkaokur
illüstrasyonlarına ölüp ölüp bittiğim, içinde reklamın eser miktarda olduğu, kapak ve konu seçimlerinde türlerine göre daha orijinal olan, severek okuduğum edebiyat dergisi.
devamını gör...
türk işi dondurma
yönetmenliğini ayla, müslüm gibi projerle birlikte can ulkay'ın üstlendiği, başrolleri ali atay ve erkan kolçak köstendil'in canlandırdığı, kaliteli oyuncu kadrosunun nasıl vasat iş çıkaracağını gösteren, sıkıcı ve yalan. tarihten alıntı film.
devamını gör...
normal sözlük çorapları
yolla bana zeytinburnu'nda 1000 çift yaptırayım reyizz gibi yazarların kafasına atayım.(bkz: swh)
devamını gör...
çaya şeker atan zevksiz
ben de mümkün mertebe her şeyin şekersizini tercih ederim ama karşıt görüşte olan insanları zevksiz diye yaftalamak yanlış.
devamını gör...
lorenz eğrisi
ekonomide gelir dağılımını gösteren eğridir.
ikiz kardeşi (bkz: gini katsayısı)'dır.
ikiz kardeşi (bkz: gini katsayısı)'dır.
devamını gör...