çikolata alınması. çocuklar gibi şen oluyorum
devamını gör...

10 dakika önce saate baktım ama üzerinden neredeyse 1 saat geçmiş, hala 10 dakika önce bakmışım gibi hatırlıyorum, arada ki 1 saatlik zaman dilimini nasıl geçti anlamadım, bu 10 dakikaya 1 saat sığdırmak gibi bir şey. zaman cidden çok hızlı geçiyor.
devamını gör...

yabancı ile yarattığı ahlaki sorgulama mükemmeldir. kürsü de bir süre sonra cinayetten değil annesinin ölümüne üzülmediği için hem toplum hem de mahkemece yargılanmaya başlar.
devamını gör...

o an kendini izole etmek isteyen insan hariç ilgi. dümdüz ilgi.

halini hatrını sorarsın, çorba yaparsın, yanında oturur sadece susarsın, kafasına silgi atarsın, çaldırır kapatırsın artık duruma göre hangisi uygunsa. hepsi ilgidir, ilginin her türlüsü iyi gelir.
devamını gör...

istanbullu gelin dizisinin uyarlandığı gülseren budayıcıoğlu kitabı. yine kitap ile dizi arasında hiçbir benzerlik yok. kitap da istenmeyen ve takıntılı olan gelin süreyya iken dizi de diğer oğullarının karısı ipek. tamamen kitabından bağımsız bir dizi istanbullu gelin.
alya’nın hikayesini gözyaşları ile okuyabilirsiniz. ailenin çalkantılı hayatlarının bir çocuk üzerindeki etkisini yakından gözlemleyeceksiniz. dizilerini izlemediyseniz keyif alarak okursunuz.



“dünyada adalet diye bir şey yok bunu biliyorum. her şey gibi acı da eşit dağıtılmamış dünyaya.”
devamını gör...

shameless dizisinden lip diyorum, onunla zil zurna olana kadar sarhoş olup kızlara yazılmak isterdim ama şu an içmiyor evli ve çocuk sahibi. *
devamını gör...

sürekli açık arayan ve kendi kendine sizinle rekabete girmeye çalışan çalışma arkadaşı.

kesinlikle taviz verilmemelidir, her fırsatta sertçe uyarılmalı ve hak aranmalıdır. yoksa önünü kesemezsiniz.
devamını gör...

volvo.
devamını gör...

yeterince dövülmemiş içimin yağları tam erimedi,milliyetçi ülkücü birisi sayılmam ama bu kadar saygısızlığa da tahammülüm yok.dişlerini eline dökselerdi bir daha yapmaya cesaret edemezdi muhtemelen.
devamını gör...

2017 yılında çevrilmiş, başrollerinde kenan imirzalıoğlu,meryem uzerli,haluk bilginer'in olduğu film.
devamını gör...

eylül ayı hüzün ayıymış.
sanırsın diğer aylarda mutluluktan ölüyoduk.
devamını gör...

kadının tercihiyse tuhaf, bebeğin tercihiyse üstesinden gelinebilir durum.
önce bebeğin neden tek memeyi tercih ettiğini tespit etmek gerekir.
1. bebek sağ ya da sol yanına yatarak emmeyi tercih ediyor olabilir. bu durumda bebeğin yatma pozisyonunu değiştirmeden kucağınızda bebeği kol altına kaydırarak istenmeyen memeyi tutturabilirsiniz veya bebeği yatakta sevdiği yana yatırıp yanına çeşitli pozisyonlarda uzanarak iki memeyi de verebilirsiniz.
2. memelerden birisinin ucu daha küçükse bebek emmesi kolay memeye yönelebilir. küçük ucu büyütmek için pompalardan faydalanılabilir.
3. bebeği emzirirken hep aynı memeden başlamamak gerekir. örneğin hep sağdan başlıyorsanız açlığını sağda bastırıp sola geçince doymuş/yorulmuş vb olabilir.

bir şekilde iki memeyi de boşaltmak lazım. emmiyorsa pompayla sağmak, kaşıkla içirmek, yoğurt mayalayarak vb yöntemlerle vermek lazım bebeğe. meme boşalmazsa süt üretimi azalıp iyice bebeğin gözünden düşer (bol sütlü kolay emdiği memeyi seçer) veya mastit gelişebilir.

işin estetik yönü çok da dert edilecek bir durum değil, emzirme dönemi sonlandığında memelerin büyüklüğü emzirme öncesi haline yakın olur, olmazsa da ameliyatla düzeltilir.
devamını gör...

first class kafa sözlüklü olduğunu beyan eden tabirdir. ilkler hiç değişmez.

(bkz: parayla satın alınamayacak lezzetler)
devamını gör...

boşluk yapma eylemi kişinin karakteri ile bütünleşmiş kişidir.
devamını gör...

victor hugo hiç görmemesine rağmen izmir için la captive diye bir şiir yazmıştır.

la captive

si je n'étais captive,
j'aimerais ce pays,
et cette mer plaintive,
et ces champs de maïs,
et ces astres sans nombre,
si le long du mur sombre
n'étincelait dans l'ombre
le sabre des spahis.

je ne suis point tartare
pour qu'un eunuque noir
m'accorde ma guitare,
me tienne mon miroir.
bien loin de ces sodomes,
au pays dont nous sommes,
avec les jeunes hommes
on peut parler le soir.

pourtant j'aime une rive
où jamais des hivers
le souffle froid n'arrive
par les vitraux ouverts,
l'été, la pluie est chaude,
l'insecte vert qui rôde
luit, vivante émeraude,
sous les brins d'herbe verts.

smyrne est une princesse
avec son beau chapel ;
l'heureux printemps sans cesse
répond à son appel,
et, comme un riant groupe
de fleurs dans une coupe,
dans ses mers se découpe
plus d'un frais archipel.

j'aime ces tours vermeilles,
ces drapeaux triomphants,
ces maisons d'or, pareilles
a des jouets d'enfants ;
j'aime, pour mes pensées
plus mollement bercées,
ces tentes balancées
au dos des éléphants.

dans ce palais de fées,
mon coeur, plein de concerts,
croit, aux voix étouffées
qui viennent des déserts,
entendre les génies
mêler les harmonies
des chansons infinies
qu'ils chantent dans les airs !

j'aime de ces contrées
les doux parfums brûlants,
sur les vitres dorées
les feuillages tremblants,
l'eau que la source épanche
sous le palmier qui penche,
et la cigogne blanche
sur les minarets blancs.

j'aime en un lit de mousses
dire un air espagnol,
quand mes compagnes douces,
du pied rasant le sol,
légion vagabonde
où le sourire abonde,
font tournoyer leur ronde
sous un rond parasol.

mais surtout, quand la brise
me touche en voltigeant,
la nuit j'aime être assise,
etre assise en songeant,
l'oeil sur la mer profonde,
tandis que, pâle et blonde,
la lune ouvre dans l'onde
son éventail d'argent.
devamını gör...

kendimi kendimin gözünde tam da böyle görüyorum…..sizi yormayayım dedim

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün doğum günü olan yeni yazarımız.
doğum günü kutlu olsun. şimdi tanımlarını okumaya gidiyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

iskelet kasının nedeni bilinmeyen kronik iltihabi hastalığıdır. tabloya deri bulguları da eşlik ederse dermatomiyozit denir. polimiyozit-dermatomiyozit oldukça seyrek görülen kollajen doku hastalıklarıdır. en çok 40-60 yaşları arasında ve çocuklarda gelişir ve kadın erkek oranı 2/1’dir. nedeni belli değildir. oto-immün bir hastalıktır. başlıca semptom; simetrik, proksimal kas güçsüzlüğüdür. beraberinde yorgunluk, sabah sertliği ve iştahsızlık bulunur. özofagus proksimal kaslarının tutulumuna bağlı olarak disfaji; farengeal kas tutulumuna bağlı olarak yutma güçlüğü gözükür. tedavide kortikosteroidler ve immünosupresifler kullanılır. sistemik kronik inflamasyonun ve uzun süreli kullanılan kortikosteroid ilaçların yıkıcı etkileri sonucunda kas güçsüzlüğü ve ağırlık kaybı gelişir.
devamını gör...

astral seyahat ruhun göbek kısmındaki bir kordon ile ayrılarak gerçek zamanlı olarak dolaşmasıdır. zamanında çok fazla araştırma yapmıştım, astral seyahat yapmak için beynin uyku durumuna geçmemesi ve ruhsal olarak çok sakin olmamız gerekiyormuş. söylenenlere göre astral boyutta uzaya bile çıkabiliyormuşuz. ve hz. mevlana'nın da astral seyahat yaptığı söyleniyor. ben ne kadar isteyerek yapmaya çalışsam da beceremedim. ama istemsiz olarak bir kere yaşadığım bir durumum vardı.

ben lise yaşlarındayım o zamanlar. yazları 70 haneli küçük bir köyde çiftçilik yapıyoruz kışın ise ilçeye gelip okul hayatımı sürdürüyorum. işte astral seyahat anım köyde geçirdiğimiz bir yaz gününde yaşanıyor.

ailemin bir işi çıkmıştı, o zamanlar, ilçeye gitmeleri gerekiyordu. yaklaşık 1 hafta köyde yalnız kalmam gerekiyordu. yalnız kalmam gerekiyordu çünkü kurban için bir tane kuzu almıştık hayvana bakacak birilerinin olması gerekiyordu. neyse ilk günler biraz bekar hayatı yaşamakta zorlandım. yemek, bulaşık, bahçe işleri falan. tabi bilenler bilir köyde boş durulmaz illaki ufak tefek işler vardır. günümü dolu dolu geçiriyordum.

sabah 10-11 gibi kalkıyor kahvaltı yapmadan evcil güvercinlerimi besliyordum. tabi kedi gelirse diye kuşların başında beklemem gerekiyordu. ardından kuşları kümese koyup kahvaltımı yapıyor ardından koyunu beslemeye gidiyordum. sürekli aynı otlardan da yemiyordu, bahçede her ottan 1-2 demet olacak şekilde ellerimle besliyordum. o sırada telefonumda olan 8 şarkıyı en baştan tekrar tekrar dinliyordum. koyunu besledikten sonra yaz öğle sıcakları malûm eve hapsediyor insanı. serinlik çökene kadar evde oyalanıyordum. tam da bu oyalanma sırasında resim çizmeye bile başlamıştım. hava kararmadan hayvanları bir daha besliyor, ve telle çevrilmiş bahçenin kapısını zombiler basacakmış gibi sıkıca bağlıyordum. yani o günlerde mental olarak o kadar pozitif, o kadar dingin o kadar rahattım ki hayatımda ruhsal olarak en iyi zamanlarımdı.

kusura bakmayın o zamanlarda neler yaptığımı bir bir anlattım şimdi astral seyahati anlatmaya geçeyim. yukarıda anlattığım rutin işleri yaptığım bir günün akşamıydı. saat 2 civarı uykum yok ama saat geç oldu uyuyayım diye yatağa girdim. uykumda (uyku mu astral seyahat mi bende bilmiyorum ama garip bir şeyler var) süzülerek evden ayrıldığımı ve sanki seyahat halindeki bir arabanın üzerine çıkmışım ama araba pamuktan, o kadar hafif süzülüyorum. köy yolundan süzülerek köyden çıktığımı hatırlıyorum. ve o zamanlar köyden 7km uzakta pancar ektiğimiz tarla var. süzülerek tarla yoluna girdiğini ve bizim komşu tarlada mavi bir tank (su tankı) gördüğümü hatırlıyorum. daha fazla detayı hatırlayamadım zaten uykum bu kısımda bir gürültü ile bölündü. uyuduğum odanın demir korkuluklarına birisi vuruyordu.* evde yalnızım telle çevrili bahçenin kapısını sıkıca bağlamışım nasıl olur da korkuluğa birisi vurur.* korkudan yataktan kalkıp pencereye bakamadım o sırada. 5-10 dk dinledim dışarıyı ses gelmeyince bir daha, çıkıp pencereye baktım hiçbir şey göremedim.

neyse sabah oldu güneş her yeri aydınlattı. ben her zaman olduğu gibi hayvanları beslemeye çıktım. baktım bahçe kapısı benim bağladığım gibi duruyordu. eee dün beni uyandıran gürültü neydi peki. hala bilmiyorum gürültünün ne olduğunu. bu olayların yaşandığı sırada benim gördüğüm rüya ve astral seyahat hakkında tek bir şey bile hatırlamıyorum. bir kaç gün sonra annem babam ilçeden köye geldiler. oturduk bahçede çay sohbet falan. çizdiğim resimleri gösteriyorum. o sırada birden aklıma geldi, "baba bizim komşu tarladaki mesut abinin hiç mavi tankı var mıydı" diye sordum. mesut'un hiç tankı yoktu dedi. bende rüyada gördüğüm şeyleri anlattım. güldük geçtik öyle.

sonraki gün babamla pancar tarlasına gidip bakacağız suya ihtiyacı var mı yok mu. hazırlandık motorsiklete atladık yola çıktık. tarla yolundaki tepeyi aştığım gibi rüyamda gördüğüm tankın aynısı gördüğüm yerde duruyor. rengi, konumu hepsi gördüğüm gibi. bu yaşadığım olayın beynin bir oyunu mu olduğunu yoksa astral seyahate mi çıktığımı bende tam olarak bilmiyorum. ama emin olduğum bir şey varsa o tankı orada hiç görmedim, babamlar yokken bir kere bile evden çıkıp tarlaya gitmedim. yani tarlaya gitmiş olsam belki gördüm ama fark etmedim, bilinç altımda bunu rüyamda karşıma çıkardı desem öyle bir durumda yok. çok garip bir olaydı. sonrasında astral seyahatin ne olduğunu öğrendim ve yapmak için çok deneme yaptım ama olmadı. bence o zamanki ruhsal dinginliğime ulaşamadığım için yapamıyorum* işte bu da böyle garip bir anıydı
devamını gör...

yine iyi bak yürüyorlarmış size bana olmaz olsun senin gibi queen diyolar, queenliğin batsın diyolar, queen of the damned diyolar..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim