61.
ikimizde konuşmayı sevmez, sıkılırız.
sarılmayı sevmeyiz, uzaktan severiz birbirimizi.
ikimizinde dili sivridir.
biz pek anlaşamayız. çünkü ona benziyorum.
bildiğim tek şey mükemmel bir kalbi olduğu ve onun gibi asla olamayacağım gerçeği...
sarılmayı sevmeyiz, uzaktan severiz birbirimizi.
ikimizinde dili sivridir.
biz pek anlaşamayız. çünkü ona benziyorum.
bildiğim tek şey mükemmel bir kalbi olduğu ve onun gibi asla olamayacağım gerçeği...
devamını gör...
62.
annemin en iyi arkadaşı ve sırdaşı gibiyim. o da benim öğretmenim gibi. her şey, herkes hakkında ne düşündüğünü söyler, geçmişteki acılarını paylaşır, üzüntülerini dillendirir hatta bazen tavsiye ister. ben içimi çok fazla açmasam da o hep şeffaftır. onunla konuşmak da onu dışarıdan izlemek de çok şey öğretir; ondan en çok ve en iyi öğrendiğim şey ise affetmek.
t: birçok arkadaşlık ilişkisinden sağlamdır ve kem göze, nazara çok açıktır.
t: birçok arkadaşlık ilişkisinden sağlamdır ve kem göze, nazara çok açıktır.
devamını gör...
63.
beni asla bırakmayan tek kişi.
her defasında dönüp arkama baktığımda beni bekleyen tek kişi. zamanında çok üzdüğüm kişi.
dünya bir ya a o, bir yana.
iyi ki var.
her defasında dönüp arkama baktığımda beni bekleyen tek kişi. zamanında çok üzdüğüm kişi.
dünya bir ya a o, bir yana.
iyi ki var.
devamını gör...
64.
sık sık rol değiştiğimiz bir ilişki.
ana gibi yar olmaz lafı gerçek.benimki en nazlı yar olabilir.
ana gibi yar olmaz lafı gerçek.benimki en nazlı yar olabilir.
devamını gör...
65.
ankara'dayken her ay en az bir kere mezarını ziyaret edip çiçeklerini temizlemek.
daha öncesi haftada en az bir gün akşamları iş çıkışı yanına gitmek.
daha öncesi haftada en az bir gün akşamları iş çıkışı yanına gitmek.
devamını gör...
66.
bana göre küçüklükten gelen ergenlikte sekteye uğrayan ergenlik döneminden sonra güçlenerek devam eden ilişki. her şeyin en iyisi olmasını istediğini büyüyünce anlıyorsun. analar iyiki var.
devamını gör...
67.
şu dünyada uğruna her şeyimi saniyede feda edebileceğim tek kişi. onsuz yaşayamazdım sanırım. bence dünyada ki en güzel kadın o ve hiç hak etmediği şeyler yaşamak zorunda bırakıldı. ona tüm sevgimi vermeye çalışıyorum eminim hissediyordur. bana öyle güzel sarılır ki böyle kalbinin atışını hissederim. annem demeye aynı şekilde onun da bana kuzum demesine bayılırım ve bıraksalar onun hakkında sayfalar yazarım. eğer bir hayat daha yaşayacaksam yine onun kuzusu olarak yaşamak istiyorum...
devamını gör...
68.
çok değer versiğin ama örnek almadığın kişidir. ne kadar sevip saygı duysan da ona dönüşmek istemezsin.
devamını gör...
69.
her gece eve ibrahim tatlıses' hülya şarkısıyla, sukulentlerle, güllerle, dürümlerle geliyorum.
yine de annemin yakışıklı oğlu olamadım. lan benden daha yakışıklı kim ya? milletin anası maymun çocuğunu kıvanç yapar, bizimki de bizi beğenmiyor, ah yazık etmişim kendime.
ya kardeşim vazgeç ya.
yatmıyor musun artık derken, çiçek aldığımı gösterdim "ayymm ne ka güce" yat yat saat kaç! dedi.
ya vazgeç ya.
yine de annemin yakışıklı oğlu olamadım. lan benden daha yakışıklı kim ya? milletin anası maymun çocuğunu kıvanç yapar, bizimki de bizi beğenmiyor, ah yazık etmişim kendime.
ya kardeşim vazgeç ya.
yatmıyor musun artık derken, çiçek aldığımı gösterdim "ayymm ne ka güce" yat yat saat kaç! dedi.
ya vazgeç ya.
devamını gör...
70.
tüm yaptıkları için benden özür dilemesini beklesem de aksine bu olgunlukta olmadığını ve olamayacağını bildiğim için onu kendi içimde her seferinde bağışlıyor ve sadece allah rızası için onunla bir arada duruyorum/durabiliyorum, zirâ neticede "annem" olarak geçiyor.
devamını gör...
71.
benimkisi de şey, anneyle olmayan ilişki
annemle aynı cümlede geçemediğim için bilmediğim durumdur.
annemle aynı cümlede geçemediğim için bilmediğim durumdur.
devamını gör...
72.
aradı ve diyor ki bugün erken gel. kardeşim benim sorunum erken veya geç gelmem değil, ben uyumuyorum farkında mısın? oğlun uyumuyor. sen neyin derdindesin yahu?
devamını gör...
73.
gelecekte kısmen ona benzemenin ağırlığını bildiğin halde zorlanan bir ilişki. ne yaparsan yap vazgeçmek özellikle de o annenin kız çocuğu olarak konumlanmışsan çok zor. çünkü kısmen aynı acıları çekebiliyorsunuz onun yaşadıklarını anlamaya çalışıyorsun. bu baskı çok ağır. sanırım anne bir kız çocuğu için en büyük sınav.
devamını gör...
74.
parçalı bulutluyum ama hala umutluyum
devamını gör...
75.
bazen didiştiğimiz, bazen birlikte gülüştüğümüz ilişki türüdür. annem gülmeyi çok seven biri değildir, bir tek benim hareketlerime gülmekten yerlere yatıyor nedense, artık ne derece şebeklik yapıyorsam. arada sıra birbirimizi yediğimiz de oluyor ama her şeyiyle çok güzeldir.
devamını gör...
76.
çok iyiydi.o benim önüm,arkam,sağım solumdu.
devamını gör...
77.
berbat.
çocukken dövmesin diye yalan söylerdim ve gece annem yatmadan yalanın ağırlığından ve sevdiğim insanı kandırdığım için ağlayıp kendimi açıklardım. bazen 1 tane bazen 2-3 tane. neredeyse her gün yatmadan önce onu ziyaret ediyordum. :) ilkokul sonlarında ziyaretlerim bitti. hem az söylüyordum hem de tipim, mimiklerim ve ses tonumdan anlıyormuş. sanırım her gece odasını ziyaret etmemden bıkıp kendini geliştirmek zorunda kaldı. :)) birde şöyle bir şeyi var "basit şeyler için yalan söylenebilir asra, bunların telafisi olur. önemli olan büyük yalan söylememen. çocuklukta yalana başvurman normal ve sen yalanın kötü olduğunu biliyorsun zaten beceremiyorsun da, söylediğin yalanlar tek kelimeden ibaret. bunlar için odama gelmene gerek yok. ben çoğunu anlıyorum. kötülük için söylemiyorsun, ağlama."
annem bu sözleri söylemek için geç kaldı ve bunlar bana hiç iyi hissettirmemişti. aksine baya sinirlendirdi ve kırdı. çünkü dediğim gibi geç. o kadar ağlamışım yani. baya suçluluk psikolojisine girmişim. sen, benim odana gelmemden bıktığında konuş. bir daha önünde asla gözyaşı dökmedim odasına da gitmeyi bırak artık normal şeyler için bile girmedim baya. onu da odama sokmuyordum. o da bazı şeylerde yalan söyleyip sonradan açıklamak için gelirdi (yaramazdım ve zararlı şeylerden uzak tutmak adına derdi)" açıklamanı istemiyorum, bilip bilmememin bir önemi yok. zaten sen hiçte üzgün hissetmiyorsun, benle konuşurken hiç ağladığını da görmemiştim. pişman olmuyorsun. beni kandırmayı seviyorsun..." demiştim. ve o zamandan hiç bir araya gelmemek üzere kopmuşken defalarca koptuk...
özsaygımı zedeleyen, verdiğim önem ve değeri yok eden kim olursa olsun affetmeyen biriyim. intikam almak için demiyorum tabi ki, basit şeylerle uğraşmayı sevmem. sadece duvar örerim ve umursamam.
ve bu önemseme, değer verme veya vermeme olaylarına denk geldiğim ayrımcılıklardan beri (5-6) kafam basıyor. özsaygımı erken oluşturdum sanırım. büyükler öğretici ve affedici konumu alırken çocuklar öğrenen ve hep hata yapabilen konumu alıyor. büyükler kendilerini kusursuz olarak gösterdikleri için çocuklar hep affedilen konumda. o konumda olupta hatalarından dolayı ceza alıyorlar.
affediciliği öğretmeyen ve hata karşısında ceza uygulayan ailelerde çocuğa karşı hata yapıldığında affetmeyi bilmediği için ceza (intikam) peşinde koşacak. bu berbat davranışı yapması çocuk olması kadar normal.
kendimi yetiştirip geliştirme yolunda olmasaydım belki ben de intikam peşinde koşardım. basit bir intikamdan da bahsetmiyorum. ailesini katledenler kadar ağır ve ciddi intikamlardan bahsediyorum. çünkü bir aile çocuğunu tam bir
beyaz melek ya da tam bir şeytan yapabilecek potansiyelde.
çocuklarınıza doğru düzgün davranın en azından geleceğiniz için. çünkü her çocuğun kafası bu kadar erken, doğru ve bilinçli bir şekilde basmaz.
onlara zehir verirseniz siz de zehirleneceksiniz, şifa verirseniz siz de iyileşeceksiniz. bu kadar açık ve net...
çocukken dövmesin diye yalan söylerdim ve gece annem yatmadan yalanın ağırlığından ve sevdiğim insanı kandırdığım için ağlayıp kendimi açıklardım. bazen 1 tane bazen 2-3 tane. neredeyse her gün yatmadan önce onu ziyaret ediyordum. :) ilkokul sonlarında ziyaretlerim bitti. hem az söylüyordum hem de tipim, mimiklerim ve ses tonumdan anlıyormuş. sanırım her gece odasını ziyaret etmemden bıkıp kendini geliştirmek zorunda kaldı. :)) birde şöyle bir şeyi var "basit şeyler için yalan söylenebilir asra, bunların telafisi olur. önemli olan büyük yalan söylememen. çocuklukta yalana başvurman normal ve sen yalanın kötü olduğunu biliyorsun zaten beceremiyorsun da, söylediğin yalanlar tek kelimeden ibaret. bunlar için odama gelmene gerek yok. ben çoğunu anlıyorum. kötülük için söylemiyorsun, ağlama."
annem bu sözleri söylemek için geç kaldı ve bunlar bana hiç iyi hissettirmemişti. aksine baya sinirlendirdi ve kırdı. çünkü dediğim gibi geç. o kadar ağlamışım yani. baya suçluluk psikolojisine girmişim. sen, benim odana gelmemden bıktığında konuş. bir daha önünde asla gözyaşı dökmedim odasına da gitmeyi bırak artık normal şeyler için bile girmedim baya. onu da odama sokmuyordum. o da bazı şeylerde yalan söyleyip sonradan açıklamak için gelirdi (yaramazdım ve zararlı şeylerden uzak tutmak adına derdi)" açıklamanı istemiyorum, bilip bilmememin bir önemi yok. zaten sen hiçte üzgün hissetmiyorsun, benle konuşurken hiç ağladığını da görmemiştim. pişman olmuyorsun. beni kandırmayı seviyorsun..." demiştim. ve o zamandan hiç bir araya gelmemek üzere kopmuşken defalarca koptuk...
özsaygımı zedeleyen, verdiğim önem ve değeri yok eden kim olursa olsun affetmeyen biriyim. intikam almak için demiyorum tabi ki, basit şeylerle uğraşmayı sevmem. sadece duvar örerim ve umursamam.
ve bu önemseme, değer verme veya vermeme olaylarına denk geldiğim ayrımcılıklardan beri (5-6) kafam basıyor. özsaygımı erken oluşturdum sanırım. büyükler öğretici ve affedici konumu alırken çocuklar öğrenen ve hep hata yapabilen konumu alıyor. büyükler kendilerini kusursuz olarak gösterdikleri için çocuklar hep affedilen konumda. o konumda olupta hatalarından dolayı ceza alıyorlar.
affediciliği öğretmeyen ve hata karşısında ceza uygulayan ailelerde çocuğa karşı hata yapıldığında affetmeyi bilmediği için ceza (intikam) peşinde koşacak. bu berbat davranışı yapması çocuk olması kadar normal.
kendimi yetiştirip geliştirme yolunda olmasaydım belki ben de intikam peşinde koşardım. basit bir intikamdan da bahsetmiyorum. ailesini katledenler kadar ağır ve ciddi intikamlardan bahsediyorum. çünkü bir aile çocuğunu tam bir
beyaz melek ya da tam bir şeytan yapabilecek potansiyelde.
çocuklarınıza doğru düzgün davranın en azından geleceğiniz için. çünkü her çocuğun kafası bu kadar erken, doğru ve bilinçli bir şekilde basmaz.
onlara zehir verirseniz siz de zehirleneceksiniz, şifa verirseniz siz de iyileşeceksiniz. bu kadar açık ve net...
devamını gör...
78.
üstteki yazarın annesi benimkinin yanında melekmiş.
şuraya yazmaya bile esef duyduğum bir ilişkiydi bizimkisi. tabi buna ilişki denirse.
şuraya yazmaya bile esef duyduğum bir ilişkiydi bizimkisi. tabi buna ilişki denirse.
devamını gör...
79.
80.
annem random gülmeyi öğrendi yetmiş yaşında. daha başka bir şey demiyorum.
devamını gör...
