341.
vücuda saplanan çeliktir, çıkartırsan hızlıca kan kaybından ölürsün, çıkartmazsan daha yavaş ölürsün ama acıdan aklını kaybederek ölürsün.
devamını gör...
342.
kalpten ziyade mide kısmında hissedilen, kontrol edilmesi güç duygu muygu halidir. içinde kelebekler hissedersin. kim saldı bu kelebekleri içime dersin. sonra bir şey mi güvelendi acaba, bende kelebek ne arar dersin. en sonunda neyse dersin, uçun hür bir şekilde çünkü tutamıyorum sizi. kelebeklerinize hakim olamadığınız için aklınız ve fikriniz de zora düşer, içiniz bir hoş olur ve bazı olaylar gelişir.
devamını gör...
343.
aşık olmak anlık bir şey. birden her şeyin çok parlak göründüğü, birden en pastel renklerin bile ısınmaya başladığı... birden tüm yemeklerin çok daha lezzetli olduğu bir an bu. insan karar vererek aşık olmaz. sadece bir bakar, olmuş.
devamını gör...
344.
ayvayı koçanıyla yeme durumudur. kızlar bu duruma bayılsa da! (ah o bir aşık olsa da süründürsem)
dostlara tavsiye edilmez.
dostlara tavsiye edilmez.
devamını gör...
345.
bir insanın başına gelebilecek en kötü şeylerden birisi. bir tür hastalık, olmayan güzel özelliklerle imgelemek muhattabı. düşman başına.
devamını gör...
346.
en özel kişi ile yaşanan en özel duygu .
devamını gör...
347.
öyle bir şey ki varken yok, yokken birden var olan. olmuş gibi yapılan. hakkında durmadan uyduruk şeyler yumurtlanan. herkesin düştüğü kendine büyük gelen. büyüklüğü dilden dile dolaştıkça abartılan. içine düştükçe boğan. boğsa da vazgeçilmeyen ama olmayınca çoğu kez daha rahat edilen. bekleme, gelmesin. gelirse ayvayı yersin. bir ya da tek, hangisi iyi ise o olsan. sonu ne olursa olsun, yanlış sinyali bulasın. üstü de kalmasın.
devamını gör...
348.
belli bir yaştan sonra zor iştir.
sebebi, iş hayatı ve yaşın getirdiği farklı sorumluluklardır. iş hayatına, kariyer meselelerine bir kere girdikten sonra, biraz zaman geçtiğinde anlıyor insan nasıl bir girdabın içine girdiğini. halihazırda var olan psikolojik harp, güçlü bir tanesiyle sekteye uğramaması gereken bir mücadele olarak sürüp gitmelidir. duygusal olarak bir şekilde stabil kalabilmeyi başarmanız gerekmektedir. aşk ise çok tehlikeli ve güçlü bir duygu. içinde aşkın ve hayal kırıklığının olduğu bir senaryonun insanın mental dünyasında yıkıma kadar gidebilecek deformasyonları vardır.
öncelikle insanın, aşık olduğu kişiyi uhrevi bir varlığa dönüştürme arzusunu kırabilmesi lazımdır. en başta bu mücadele zordur. louis celine, gecen sonuna yolculuk'ta lola adında bir kızın muhteşemliği karşında büyülenir. kadının neredeyse her şeyi kendisine kusursuz gelmektedir: amerika'lı bir afet! bu büyüyü bozmak ve onu kendi seviyesine yaklaştırmak için nispeten kusurlu olan ayaklarına bakar. "bu şekilde," der, "onu kendi seviyeme çekiyordum, zemine." tam olarak böyle yapmak gerekir. yoksa o büyüyle karşımızdaki insanı büyüttükçe büyütürüz, her hareketi, davranışı büyük bir mucize gibi etrafımızda dönüp durur.
güçlü bir duygu olduğu için de özellikle bugünün dünyasında, insana yaşadığını hissettirdiği için de bir o kadar önemlidir. ben aşık olmayı ya da birini çok sevmeyi diyelim, iyi ya da kötü bir süreci beraberinde getirsin, bugün bir insanın başına gelebilecek en güzel duygular olarak görüyorum. bunu yaşayan insan şanslıdır. süreç canınızı yaksa, içtiğiniz alkolun, dinlediğiniz şarkının tadını alırsınız. sizin için bunun gibi birçok şey anlam kazanmıştır. ruhunuz ızdırap da duysa, bir ruhunuz olduğunu anlarsınız.
tabii duygulardan ari konuşmak çok kolay. insan aşık olmanın getirdiği ızdırap halinden kurtulmak için her şeyini verebilir hale gelebiliyor. schopenhauer'in dediği gibi intihara kadar gidebilen bir süreç bu. lakin her şey bitip, hissizlik yeniden çöktüğünde anlıyor insan; o duygunun size yaşadığınızı hissettirdiğini. hiçbir duygu sizi o kadar size çevirmiyor. insanın kendisi için yaptığı şeylerin çoğu birkaç duyguyu kımıldatmak içindir. manzaralı, sessiz bir yerde biraz vakit geçirmeyi, bir parça huzur duygusunu hissetmek için; konserlerde, barlarda kafa patlatmayı bir parça heyecanlanmak ve mutlu olmak için; bir dram filmini ya da trajik bir sahneyi izlemeyi de içinizdeki hüzun duygusunu tatmin etmek için yapıyorsunuz.
işte aşk, tek başına, her duyguyu en yüksek seviyede yaşatabilecek kadar güçlü bir şeydir. yıkar ya da onarır; ancak varlığı tesadüfidir ve bir şanstır aslında. değerlendirip değerlendirmemek kişiye kalmıştır.
sebebi, iş hayatı ve yaşın getirdiği farklı sorumluluklardır. iş hayatına, kariyer meselelerine bir kere girdikten sonra, biraz zaman geçtiğinde anlıyor insan nasıl bir girdabın içine girdiğini. halihazırda var olan psikolojik harp, güçlü bir tanesiyle sekteye uğramaması gereken bir mücadele olarak sürüp gitmelidir. duygusal olarak bir şekilde stabil kalabilmeyi başarmanız gerekmektedir. aşk ise çok tehlikeli ve güçlü bir duygu. içinde aşkın ve hayal kırıklığının olduğu bir senaryonun insanın mental dünyasında yıkıma kadar gidebilecek deformasyonları vardır.
öncelikle insanın, aşık olduğu kişiyi uhrevi bir varlığa dönüştürme arzusunu kırabilmesi lazımdır. en başta bu mücadele zordur. louis celine, gecen sonuna yolculuk'ta lola adında bir kızın muhteşemliği karşında büyülenir. kadının neredeyse her şeyi kendisine kusursuz gelmektedir: amerika'lı bir afet! bu büyüyü bozmak ve onu kendi seviyesine yaklaştırmak için nispeten kusurlu olan ayaklarına bakar. "bu şekilde," der, "onu kendi seviyeme çekiyordum, zemine." tam olarak böyle yapmak gerekir. yoksa o büyüyle karşımızdaki insanı büyüttükçe büyütürüz, her hareketi, davranışı büyük bir mucize gibi etrafımızda dönüp durur.
güçlü bir duygu olduğu için de özellikle bugünün dünyasında, insana yaşadığını hissettirdiği için de bir o kadar önemlidir. ben aşık olmayı ya da birini çok sevmeyi diyelim, iyi ya da kötü bir süreci beraberinde getirsin, bugün bir insanın başına gelebilecek en güzel duygular olarak görüyorum. bunu yaşayan insan şanslıdır. süreç canınızı yaksa, içtiğiniz alkolun, dinlediğiniz şarkının tadını alırsınız. sizin için bunun gibi birçok şey anlam kazanmıştır. ruhunuz ızdırap da duysa, bir ruhunuz olduğunu anlarsınız.
tabii duygulardan ari konuşmak çok kolay. insan aşık olmanın getirdiği ızdırap halinden kurtulmak için her şeyini verebilir hale gelebiliyor. schopenhauer'in dediği gibi intihara kadar gidebilen bir süreç bu. lakin her şey bitip, hissizlik yeniden çöktüğünde anlıyor insan; o duygunun size yaşadığınızı hissettirdiğini. hiçbir duygu sizi o kadar size çevirmiyor. insanın kendisi için yaptığı şeylerin çoğu birkaç duyguyu kımıldatmak içindir. manzaralı, sessiz bir yerde biraz vakit geçirmeyi, bir parça huzur duygusunu hissetmek için; konserlerde, barlarda kafa patlatmayı bir parça heyecanlanmak ve mutlu olmak için; bir dram filmini ya da trajik bir sahneyi izlemeyi de içinizdeki hüzun duygusunu tatmin etmek için yapıyorsunuz.
işte aşk, tek başına, her duyguyu en yüksek seviyede yaşatabilecek kadar güçlü bir şeydir. yıkar ya da onarır; ancak varlığı tesadüfidir ve bir şanstır aslında. değerlendirip değerlendirmemek kişiye kalmıştır.
devamını gör...
349.
dış görünüşe, karizmaya aşık olunduğunda yalnızlık sen halen onunlayken kısa sürede geri gelir, ayrılık çabuk ve etkisiz olur.
kariyere, konuma, imkanlara aşık olunduğunda mantık kalple savaştığı için zihin yorulur. yalnızlık, imkanlar paylaşıldığı noktadan sonra tekrar belirir. genelde ayrılık gerçekleşmez onun yerine bebek gelir.
ne karizma, ne güzellik ne de imkan ya da konum olmadan sadece ve sadece onun insanlığına, sıcaklığına aşık olunduğunda ise ömür boyu unutulmayacaktır. çünkü mutlu son büyük ihtimal gerçekleşmeyecektir, yollarınız bir daha kesişmeyecek, şartlar artık el vermeyecektir.
yalnızlık uyandırılmak istenen saf bir inziva iken şimdi o'nun adına dönüşecek, kaçış için sigara ve alkole vurulacak, başka insanların yalnızlık boşluklarında nefes alınacak, en savunmasız anlarda en hüzünlü şarkılara sarılınacak, geçmesi beklenen zaman melankolik bir şimdi'ye dönüşecek nihayetindeki kabullenişle farklı bir kişi olarak yürümeye devam edilecektir.
kariyere, konuma, imkanlara aşık olunduğunda mantık kalple savaştığı için zihin yorulur. yalnızlık, imkanlar paylaşıldığı noktadan sonra tekrar belirir. genelde ayrılık gerçekleşmez onun yerine bebek gelir.
ne karizma, ne güzellik ne de imkan ya da konum olmadan sadece ve sadece onun insanlığına, sıcaklığına aşık olunduğunda ise ömür boyu unutulmayacaktır. çünkü mutlu son büyük ihtimal gerçekleşmeyecektir, yollarınız bir daha kesişmeyecek, şartlar artık el vermeyecektir.
yalnızlık uyandırılmak istenen saf bir inziva iken şimdi o'nun adına dönüşecek, kaçış için sigara ve alkole vurulacak, başka insanların yalnızlık boşluklarında nefes alınacak, en savunmasız anlarda en hüzünlü şarkılara sarılınacak, geçmesi beklenen zaman melankolik bir şimdi'ye dönüşecek nihayetindeki kabullenişle farklı bir kişi olarak yürümeye devam edilecektir.
devamını gör...
350.
mümkünse olunmaması gereken eylem. zira çeşitleri mevcuttur. bahsettiğimiz karşı cinse olan durum ise, aman.
bunun yerine "saygılı, dürüst, adil, merhametli, sadık" bir sevgiyi seçin. her koşulda "huzurlu" bir ilişkiye sahip olursunuz.
bunun yerine "saygılı, dürüst, adil, merhametli, sadık" bir sevgiyi seçin. her koşulda "huzurlu" bir ilişkiye sahip olursunuz.
devamını gör...
351.
ben aşık olmak istiyorum ya.
böyle bi kalbim atıyor mu çalışıyor mu anlayım.
görün bakın buraya yazıyorum aşkların en büyüğünü de ben yaşıycam*
böyle bi kalbim atıyor mu çalışıyor mu anlayım.
görün bakın buraya yazıyorum aşkların en büyüğünü de ben yaşıycam*
devamını gör...
352.
ilk başta iyi gibi görünse de sonunda illaki beter olmaktır.
devamını gör...
353.
bazen güzel gelse de çoğu zaman keder verir. hele hele sonbahar mevsimi aşığın düşmanıdır.
tüm sevdiğim karılar hep başkasının altındalar. en son sevdiğim bayan ise zangin bir koca arıyor. ben dedim uzaktan " benimle evlen!" beni reddetti.
zangin koca arıyorsun değil mi? dedim.
dedi: evet.
tüm sevdiğim karılar hep başkasının altındalar. en son sevdiğim bayan ise zangin bir koca arıyor. ben dedim uzaktan " benimle evlen!" beni reddetti.
zangin koca arıyorsun değil mi? dedim.
dedi: evet.
devamını gör...
354.
sonrasında çatır çatır nafaka ödemek.
devamını gör...
355.
ihtiyacım olan duygu.
hem de fena halde. o kadar kontrol manyağı biri olup çıktım ki aşık bile olamıyorum artık. sistem o kısmını kapatmış durumda.
en son ne zaman akış içerisinde karşılaştığım birinden hoşlandım, yemin ederim hatırlamıyorum. yok şimdi hatırladım orta 2’deydim.
allahım benim kadınlığımla ne alıp veremediğim var ki bu kadar çok bastırıyorum?
hem de fena halde. o kadar kontrol manyağı biri olup çıktım ki aşık bile olamıyorum artık. sistem o kısmını kapatmış durumda.
en son ne zaman akış içerisinde karşılaştığım birinden hoşlandım, yemin ederim hatırlamıyorum. yok şimdi hatırladım orta 2’deydim.
allahım benim kadınlığımla ne alıp veremediğim var ki bu kadar çok bastırıyorum?
devamını gör...
356.
hayranlık. başka birinin alelade gördüğü adamı dünyanın en yakışıklısı, en havalısı, en güçlüsü olarak görme durumu. gerçekleri çarpıtma bir nevi illüzyon. her şeyden çok istemek. böyle yokuş aşağı kendini bırakıyorsun düşene kadar kuş gibi uçuyorsun da önemli olan ne zaman ve nasıl düşeceğini bilmek.
devamını gör...
357.
düşündükçe burnu sızlatan, resmine baktıkça gözyaşlarını serbest bırakan, sesini duydukça dil tutulması yapan, rüyalarda görmeye doyulamayan, zamanın yok olduğuna inanılan en güçlü duygulardan biri.
devamını gör...
358.
güzel bir duygu.
devamını gör...
359.
okumadım. entryi ses kaydı at.
devamını gör...
360.
yapılmış en aptalca dalgınlık.
devamını gör...