201.
murathan mungan'ın bir cümlesine istinaden aklıma gelen hede.

"bir noktadan sonra insanlar barışamaz, ayrılamaz, dönemezler"
devamını gör...
202.
sadece bir durtu kontrol bozuklugu.
devamını gör...
203.
nedense hiç kör kütük aşık olamıcakmışım gibi geliyor evet sevme duydu var lakin o kalp çarpıntısı dan eser yok sanki içimdeki bütün çiçekler kardeşimin vefatıyla öldü artık ne bir insan ne bir nesne ne de bir ülke için içimdeki o yaramaz çocuktan eser yok galiba içimdeki çocuk büyüdü
devamını gör...
204.
çoğu zaman hoşlanmayla karıştırılan şey.

aşk daha ilahidir. bir süreyya yıldızının her şeye renk vermesi gibi evrendeki tüm güzelliklerin maşuktan geldiğine inanmaktır. dünyaya geliş amacının o kişiye aşık olmak inancıdır.

ilk kez 21 sene önce aşık olmuştum. o kadın dünyama girdiğinde (ben onun değil dünyasında, mahallesinde bile değildim) her güzel şeyim o kadın olmuştu. sağ gözündeki lekesi, dalıp gittiğinde yanağının içini kemirmesi, soğuk günlerde elini kazağının kolunun içine çekmesi... beynim onun hakkındaki her şeye deli gibi açtı. tam 21 sene her gün o kadını düşündüm. evet abartmıyorum. tam 21 sene her gün ona ibadet ettim. onun adını taşıyan tv karakterlerini seviyordum. birisi bana "baksana şu kadın ne kadar güzel" dese "eh 10 üzerinden 7 taptığım kadın" derdim.

geçen sene bir gün aşırı sarhoşken ona methiyeler düzmüşüm. ertesi sabah ayıldığımda telefonumda mesajlarını gördüm. başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. tanrıçamı rahatsız mı etmiştim? binbir özürler diledim. çok şaşırmıştı. onu sevdiğimi bilmiyordu. çünkü o bir tanrıça, ben ise bir ölümlüydüm. bilmemesi normaldi. bir müddet daha yazıştık ve beni yaşadığı yere davet etti. "hayal kırıklığına uğrayacaksın, ben senin o taptığın kadın değilim, asla olmadım" dedi.

tanrıçam bir kez daha haklı çıktı, taptığım kadından farklıydı. bu sefer daha güzeldi, daha tanrıça, daha tapılasıydı. 24 saati birlikte geçirdik. söylediği her sözü, yaptığı her hareketi ruhumda özümsedim. ellerini tuttum, gözlerinin içine baktım. bana bunları yaşattığı için o kadar mutluyum ki... ben dünyanın en şanslı adamıyım. buna adım gibi eminim. seni çok seviyorum tanrıçam.
devamını gör...
205.
yoktur öyle bir şey.
devamını gör...
206.
kaşıkçı elması gibi. orada, biliyorsun, ama dokunamıyorsun.
devamını gör...
207.
sertab erener in dediği gibi
aşk, kaç büyümden
aşk, dön ölümden
aşk, bir sebepten
gel, gir dünyama...
devamını gör...
208.
gerçek aşkın belki de ne olduğunu hiç bir zaman göremiyeceğim. ama benim için zorluklardan çok gözünün içinde onu görüp, onun ne hissettiğini dile getirmeden anlamaktır. ki böylelikle aşk zamanla güçlü bir sevgiye dönüşsün.
devamını gör...
209.
mercekten geçen güneş ışınlarının yoğunlaşması gibi sevginin yoğunlaşmış hali.
devamını gör...
210.
aşk iki insanın ruhunu ortak bir bilinçte buluşturma çabasıdır, fakat her bilinç kendine mahkumdur.
devamını gör...
211.
shakespeare aşkın delilik olduğunu söylerken ona paralel olarak ahmet ümit köpeklik olduğunu söyler. nedeni ni bilmiyorum ama bu iki sözü ne zaman duysam aklıma köpeklerin bilgeliği adlı kitap aklıma geliyor. kinik felsefesini anlatıyor. bu gereksiz bilgiden sonra konuya devam edelim. aşk gerçekten tarifsiz birşeydir diyerek de klişe tarifini yapayım.
devamını gör...
212.
fırtına gibidir kısa ve şiddetli.
devamını gör...
213.
insanları çiftleşmeye yönlendiren kimyasal bir reaksiyon. çoğu insan kültürel şartlanmışlıklardan dolayı aşka hak etmediği bir değer vererek onu kutsallaştırmaya, ve böylece özsaygısını ayakları altında defalarca çiğnemeye meyillidir. ama gerçek şu ki, aşk sevginin yanında önemsizdir, insan hedonizminden doğan bencilce, kaotik ve sağlıksız bir dürtüdür.
devamını gör...
214.
kaan tangöze'nin şarkılarıyla beraber varlığının gerçek olabileceğine inanmaya başladığım,ahu'nun intiharından sonra iki tane evlilik yaptığını öğrendiğimde olan inancımı yitirdiğim şeydir.herkes unutuyormuş meğer,herkes unutuluyormuş.belki de gerçekten vardır aşk diye bir şey.ben henüz öğrenemedim.
devamını gör...
215.
sen gülsen aşk bülbüle yakışır
sen şemssen aşk mevlana'dır.
sen topraksan aşkın yağmurdur.
sen leylaysan aşk mecnunda.
sen kalemsen aşkın kağıt..
devamını gör...
216.
aşk öyle bir alevdir ki, parlayınca , sevgiliden başka ne varsa her şeyi yakar.

mevlânâ
devamını gör...
217.
aşkı anlatmak için ne söylersem söyleyeyim, kendim aşka gelince söylediklerimden utanırım.

mevlânâ
devamını gör...
218.
aşk adı konulmamış ve herkese göre değişen bir duygu.
devamını gör...
219.
"aşk bize güç veren tek özgürlük yitimidir."

l. aragon
devamını gör...
220.
tamam hiç kimsenin erich fromm olması beklenmez bilimde ama insanların yaşamın içindeki en önemli mevzuları da biraz bilime uygun olarak yaşaması gerekir. arıların ne zaman nasıl bir durumda ne tepki vereceklerine dair vucutlarında programlanmışçasına resektörleri vardır. tırnak kadar hayvan hangi durumda ne tepki vereceğini bilimsel olarak nasıl tepki vermesi yönünde kendisini geliştirebilmişken eşşek kadar insanın bu yönde hiç birşey yapmaması çok yoğun eleştirilmesi gereken bir durumdur.
ailelerimiz sağolsun, pdr ci tayfası saolsun liseden sonra iyi üniversitelere giriyorsun. belki de bu iyi üniversiteyi de ele almak gerekiyor, gerçi daha önce başka başlıklarda doğru şekillerde ele alınmıştır. ama şunu söylemeden edemiyeceğim ki ülkemizde iyi üniversitenin tanımı bilimsellikten en uzak üniversitedir. çoğu üniversitemiz mesleğinde müthiş insanlar yetiştirir ama bilim asla bu değildir.

okul biter, iş yaşamı başlar. para kazanma konusunda şeytandan üç gün önce doğmuş yakınlarımızın yardımları, kendi öz zekamız vesaire gündelik yaşamda çok başarılı oluruz. hayata da iş hayatına da çok bir katkımız yoktur aslında ama işte iyi para kazanıyoruz ve başarılıyız maşallah. insan ilişkilerini de çözmüşüzdür. her insanın sırtında bir akrep iğnesi evrimleşmiş son yıllarda. bizimki de sivrilmiş. riyalar içinde o iğneleri birbirine ne kadar çok değdirmezssek o kadar başarılı insan ilişkilerimiz var işte. bana dokunmayan yılan bin yaşasın lafını ne kadar kulağımıza küpe edersek o denli gelişmiş kulaklara sahibizdir. ama yazık ki aynalarımız pek gelişkin değildir. biz bir yılana dönüşmüşüzdür bu başarılı kulaklarla göremeyiz. ve ne kadar başarılı bir avcı yılan olsak da sürünerek yaşamak kadar acılı hangi yaşam formu vardır? amaaann her koyun kendi bacağından asılıyor zaten. yaşamda o kadar bilimsellikten uzaklaşmışız ki, kendimiz kendimizi o mezbahanın aidatını cebinden ödeyen müşterisi etmişizdir farkında değilizdir. ben kendi adıma konuşayım ki, düşman vücudumun hiç bir yerine değmemesi pahasına kendimi kendi bacağımdan kendim asıyorum bir süredir.

aşkın gözü körmüş. peehh, sen olayı çok yanlış anlamışssın dostum. öyle bir yılana dönüşmüşsün ki belki bu yüzden antropolojik açıdan da körleşmişssin. ve kendi körlüğünün suçunu aşk kadar gözleri açık bir çağlayana atıyorsun.
bilimi de boş ver, halk arasındaki ''deveyi diken, insanı sken'' eleştirsini de mi duymadın? neden aptal toplum sana bunu dayatıp mutsuzluğunda karşında nanik yaparken bu aptallıkta diretirsin ki. belki de kimse açıkça karşımızda nanik yapmıyor böyle durumlarımızda. içlerinden yapıyor sen göremiyorsun bu yüzden.

insan bilimsellikten uzaklaştıkça, mutluluk dahil herşeyden uzaklaşıyor. bilimselliğe yol almak belki herzaman mutlu etmez insanı ama bari onursuzca bir mutsuzluktan korur. içinde ki öznel güç ise seni herşeyden korur.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"aşk" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim