41.
aşka kabiliyeti olan gönül mü yok ortalıkta, yoksa gönül alacak çapta sevgili mi yok insanları da hep ayık görüyorum kadeh mi yok içine konulacak şarap mı yok, yoksa artık hiç kimsenin mi hoş sohbeti yok.
devamını gör...
42.
diğer adayların arasından seçilme hissini barındırmalıdır.
devamını gör...
43.
--- alıntı ---

aşkı kalemler yazmaz ki kitaplarda bulasın

--- alıntı ---
devamını gör...
44.
en saf hali ile bir davranış bozukluğu.
devamını gör...
45.
kısa ya da uzun bir süre için sadece tek kişiye cinsel istek duyup, mental paylaşımdan yoğun keyif alma durumudur. her çekim hissi aşk değildir. insan doğası aynı anda -seçtiği- birçok kişiyle bu paylaşımları yapmaya meyillidir. yeter ki her türden şartlar uygun olsun. aşk, bu meyli bozan tek histir. ancak kaypak bir zemindir, er ya da geç tarafların biri bu hissi diğerinden daha önce bitirecektir. sebebinin ne olduğu önemli değildir. aşkın ötesine geçen bir bağlılık oluşturmuşlarsa birliktelik yine uzun ya da kısa bir süre daha sürer. oluşturmamışlarsa aşk bitince ilişki de biter.
devamını gör...
46.
aşk...
(bkz: şebnem ferah)
daha muazzam bir tanımı yok gibi.
devamını gör...
47.
ne olmadığı ile alakalı william shakespeare ''beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup aşk sanıyorsunuz.' diye bir tanımlamada bulunmuştur.
devamını gör...
48.
gelip geçici bir şeydir, size aşkından öldüğünü söyleyen kişi iki gün sonra başkasına aşık olabilir. belki de bu aşk değildir ne bileyim ben.
devamını gör...
49.
her 3 harfli gibi kutlu değildir. insanların seks isteklerini maskeledikleri duygudur. nedense insanlar seks arzularından utanırlar ve kutlu saydıkları kavramlara dönüştürmeye çalışırlar. bir kadına - ya da erkeğe seninle deli gibi sevişmek istiyorum demektense sana aşığım demek daha politik doğrucu bir ifade biçimidir. belki de doğrusu budur, ne denebilir ki?
devamını gör...
50.
birkaç aydır mevcut aşk tanımlarımın temeliyle oynayan büyü.

yakın zamana kadar hep bencilce aşk tanımlarım vardı benim. diyordum ki, aşk bana aşık olunmasıdır. falanca bana ne kadar aşıktı, hayat ne kadar güzeldi. falanca ev adresime çiçekler gönderiyordu hayat ne kadar şahaneydi. falanca bana iltifat ediyordu ama yeteri kadar etmiyordu sanki. ah ne kadar çirkindim. falanca bana hayranlıkla bakıyordu, ah ne kadar güzeldim. falanca reddedileceğini anlayınca kurnazca geri çekildi, ah ne can sıkıcıydı hayat. falanca benim için yeteri kadar ilgilenmiyordu, ölmeliydim.

hep böyle tanımladım aşkı: bir çember, merkezinde ben. ve çemberin çeperlerinden bana gelenler. her türlü veriyi zevkle kabul ediyordum, ilgi, beğeni, hayranlık, şehvet, şefkat, aşk hatta nefret.

ve hep kaçmaya çalıştığım biri vardı. kafamdaki egoist aşk tanımlarıyla oynayan, hayranlığın, sevmenin nasıl bir şey olduğunu bana öğretmeyi deneyen. ben öğrenmek istemesem de sabırla beni anlamaya çalışan. önce şükretmeyi öğrendim ondan. tevekkül etmeyi, bir şeyleri büyü yapmak yerine tanrıdan dilemeyi...

şans bence tam olarak bu. böyle bir mucize kolay bulunan bir şey değil. beni hep anlamaya çalışan. yaşamak istemediğimi söylediğimde bile anlamaya çalışan. bana tanrı'nın yolunu gösteren. beni hep büyük bir sükunetle dinleyen... mutsuzluklarımı anlattığımda daima çareler bulmak isteyen.

hayranlık uyandıran... hayata olan bakışıyla, piyano tuşlarını, viyola yaylarını konuşturan maharetli elleriyle, güzel kalemiyle...

gözlerimi kaçırsam bile gözlerime bakmaya devam eden...

en önemlisi de, aşkın mülkiyetinin ve cinsiyetinin olmayacağını düşünen. basmakalıp sadakat tanımlarını yerle bir eden...

hâlâ öğrenmelerdeyim. ilk defa sevilmekle birlikte sevmeyi denemelerdeyim. aşk tanımlarımı irdelemelerde, evirip çevirmelerdeyim. kendi hatalarım yüzünden o benden gittiğinde onu geri getirenim.

görünmez bir tacı onun başına takıyorum. ve her geçen gün güvenerek sevmenin ne olduğunu öğrenmeye çalışıyorum büyürken..."
devamını gör...
51.
aşk nefrete ne yakınsın
devamını gör...
52.
aşk, koşuşturmacayla geçen günlük hayatta insanın kendi kendine sırıtmasına neden olan renklerin daha canlı gözükmesini sağlayan bir duygudur. son zamanlarda anladım ki aşk yemek gibi uyku gibi bir ihtiyaçmış.
devamını gör...
53.
21 yüzyılda insan hayatında din ve hurafenin yeri nasıl azalarak bitmişse aşk gibi psikolojik bir rahatsızlıkta insan hayatında azalarak bitecektir. zaten çevrenizde artık kimsenin birbirine aşık olmadığından bunu anlayabilirsiniz.
devamını gör...
54.
kendini sevişmeye bırakan hissiyat.
devamını gör...
55.
henüz sözlüğümde tanımlanmamış olan kelimemsi .
devamını gör...
56.
bu başlığa sayın memati baştan bir sözle noktayı koyuyorum. aşk ? (bkz: istemem, o beni öldürür.)
devamını gör...
57.
olmaz, o beni öldürür...
devamını gör...
58.
gel gir dünyama...
devamını gör...
59.
olmaz olsun dediğim akıl tutulması halidir ne yazık ki!
"hüsranla bitmeyen aşk yoktur.
yara açmayan aşk yoktur kalpte.
iz bırakmayan aşk yoktur insanda.
ve tıpkı senin gibidir vatan aşkı da.
gözyaşlarına boğulmayan aşk yoktur.
mutlu aşk yoktur.
ikimizin aşkıdır bu gene de."
devamını gör...
60.
aşk genelde iki yil içinde tükenen ancak bazı kişilerde daha uzun sürebilen hormonsal değişim ve ilk olarak üreme şansını arttırmak için küçük insan toplulukları içindeki bireyler arasinda rastgele ,cinsiyet farkı olmaksızın kurulan kutsal(!) bağ.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"aşk" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim