841.
eyyyy aşk,
güzel ve kısasın.
güzel ve kısasın.
devamını gör...
842.
devamını gör...
843.
"aşık samanliğı ateşe verir" demiş hüthüt ün dilinden feridüddin attar,
tüm kutsallarından geçtiğinde olur aşkın kıymeti...
aşk ta bir mekir dir esasında,
hangimiz düşmedik onun aşk tuzağına?
aynileşme talimidir aşk...
en yüce aşık da o dur...
kendinden vazgeçer, kesrette
tohum misali bedenlere gömülür, gizlenir.
her türlü hâli senmişsin, benmişim gibi gizliden gizliye o yaşar...
o seni senden seyreder,
o seni, kesretten seyreder
o dilerse kendini aşikar eder,
o dilerse feth eder
biriktirdiğın sevapların, işlediğin amellerin yoktur bir hükmü!
o gözünü karartıp, şiddetle seven âşıkları sever..
onun için vazgeçtiğin ne varsa, ikramıdır sana...
bu da tuzaktır unutma!
ey güzel allahım, yeter artık beni benimle sınama,
geriye bir can borcum var idi...verdim...lâkin vakti değil idi...
tüm kutsallarından geçtiğinde olur aşkın kıymeti...
aşk ta bir mekir dir esasında,
hangimiz düşmedik onun aşk tuzağına?
aynileşme talimidir aşk...
en yüce aşık da o dur...
kendinden vazgeçer, kesrette
tohum misali bedenlere gömülür, gizlenir.
her türlü hâli senmişsin, benmişim gibi gizliden gizliye o yaşar...
o seni senden seyreder,
o seni, kesretten seyreder
o dilerse kendini aşikar eder,
o dilerse feth eder
biriktirdiğın sevapların, işlediğin amellerin yoktur bir hükmü!
o gözünü karartıp, şiddetle seven âşıkları sever..
onun için vazgeçtiğin ne varsa, ikramıdır sana...
bu da tuzaktır unutma!
ey güzel allahım, yeter artık beni benimle sınama,
geriye bir can borcum var idi...verdim...lâkin vakti değil idi...
devamını gör...
844.
yıllar içinde anlamı bozulmuş, çürümüş olan kavram.
arapça aşq değil esre ile ışq. erken osmanlı dönemin sonlarına dek ışk diye söylenmiş. tanım olarak "insan ruhunu ateşe düşüren sevgi. basit sevgi olan hubb'dan ayrıdır.
arapça sözlüklerde "sevilen kişinin hata ve kusurlarına körelme hali" demekmiş ve "maraz-ı vesvesi" niteliğindeymiş.
ibni sina aşkın tanımlanamaz bir durum olduğunu, tanımlamaya çalışmanın onu büsbütün anlaşılmaz kıldığını söylemiş. dişi devenin şiddetle aygır deveye varmasına da ışq denirmiş. sülük gibi yapışmakta ışq olarak karşılanır. bezelye türünden bir sarmaşığa "aşaq" denir.
eylemi yapan kişiye "aşıq" eyleme konu olan kimseye de "maşuq" denir. çoğulu "uşşaq".
taaşşuk "aşıkmış gibi görünmek, aşık numarası yapmak". taaşşuk-ı talat ve fitnat.
muaşaqa "karşılıklı aşık olma hali".
arapça aşq değil esre ile ışq. erken osmanlı dönemin sonlarına dek ışk diye söylenmiş. tanım olarak "insan ruhunu ateşe düşüren sevgi. basit sevgi olan hubb'dan ayrıdır.
arapça sözlüklerde "sevilen kişinin hata ve kusurlarına körelme hali" demekmiş ve "maraz-ı vesvesi" niteliğindeymiş.
ibni sina aşkın tanımlanamaz bir durum olduğunu, tanımlamaya çalışmanın onu büsbütün anlaşılmaz kıldığını söylemiş. dişi devenin şiddetle aygır deveye varmasına da ışq denirmiş. sülük gibi yapışmakta ışq olarak karşılanır. bezelye türünden bir sarmaşığa "aşaq" denir.
eylemi yapan kişiye "aşıq" eyleme konu olan kimseye de "maşuq" denir. çoğulu "uşşaq".
taaşşuk "aşıkmış gibi görünmek, aşık numarası yapmak". taaşşuk-ı talat ve fitnat.
muaşaqa "karşılıklı aşık olma hali".
devamını gör...
845.
shakespeare:gözle görülmez
ruskin:tamamlamaktır.
dostoyevski: aşktır.
şeyh galib: mumdan kayıklarla ateş denizini geçmektir.
platon: akıl hastalığıdır.
aristo: acı çekmektir.
freud: libidodur.
dante: esarettir.
o. wilde: yanlış anlamadır.
goethe: zaman kaybıdır.
murakami: makarnadır.
mevlana: inançtır.
agustinus: ölçüsüzlüktür
nietzsche:barbarliktir
tolstoy: yalnizliktir.
schopenhauer: içgüdüdür.
hormondu,toplumun konuya bakışıydı,eleştiriydi,sevişmeydi, askıydı , küsküydü vd. derken konuya bnce yukaridaki isimlerden cok azı ciddi bicimde yaklasmistir. yukaridaki isimlerden mevlana'yı,tolstoy'u,goethe'yi, freud'u ve platon'u bn olsam silerdim.birinin gay olduğu söylentisi var, onu da gectim itibarı problemli,moğol dostu ve türkmen düşmanidir.bir diğerinin çok ücra bir köyde kocaman bir çiftliği var.çiftliğin olduğu köydeki neredeyse her kadini hamile bırakmış.böyle birinin sevgiyle tanisikliği var midir? bilemem ama bnce yoktur diyebilirim sanirim.fikir belirtmekte anayasal olarak bir kerteye kadar hürüz.bir diğerinin beş kuruşluk bile adam olmadiği söylenir.onca harika esere rağmen.bir diğeri bir türlü kendini sağaltamamış bir doktordur.galiba örneklemdeki sıkıntılar ve birincil elden deneyimler onu gittiği yoldan saptırmıştır.bilinmez. bir diğeri de analitik us'a herseyi feda etmistir.akademi'sinde kabul etmese de bnce bir seyler eksiktir.sırf us'a dayali bir sistem ne kadar saglikli, ne kadar dogrudur? tartışmak gerekir.
yukaridaki tarihi sahsiyetlerinden ziyade kendimiz bir tanim bulmaliyiz başlığa.o tanima göre şekil vermeliyiz farkli durumlara.nitekim ezberle ilerlemek zor günümüzde.
ruskin:tamamlamaktır.
dostoyevski: aşktır.
şeyh galib: mumdan kayıklarla ateş denizini geçmektir.
platon: akıl hastalığıdır.
aristo: acı çekmektir.
freud: libidodur.
dante: esarettir.
o. wilde: yanlış anlamadır.
goethe: zaman kaybıdır.
murakami: makarnadır.
mevlana: inançtır.
agustinus: ölçüsüzlüktür
nietzsche:barbarliktir
tolstoy: yalnizliktir.
schopenhauer: içgüdüdür.
hormondu,toplumun konuya bakışıydı,eleştiriydi,sevişmeydi, askıydı , küsküydü vd. derken konuya bnce yukaridaki isimlerden cok azı ciddi bicimde yaklasmistir. yukaridaki isimlerden mevlana'yı,tolstoy'u,goethe'yi, freud'u ve platon'u bn olsam silerdim.birinin gay olduğu söylentisi var, onu da gectim itibarı problemli,moğol dostu ve türkmen düşmanidir.bir diğerinin çok ücra bir köyde kocaman bir çiftliği var.çiftliğin olduğu köydeki neredeyse her kadini hamile bırakmış.böyle birinin sevgiyle tanisikliği var midir? bilemem ama bnce yoktur diyebilirim sanirim.fikir belirtmekte anayasal olarak bir kerteye kadar hürüz.bir diğerinin beş kuruşluk bile adam olmadiği söylenir.onca harika esere rağmen.bir diğeri bir türlü kendini sağaltamamış bir doktordur.galiba örneklemdeki sıkıntılar ve birincil elden deneyimler onu gittiği yoldan saptırmıştır.bilinmez. bir diğeri de analitik us'a herseyi feda etmistir.akademi'sinde kabul etmese de bnce bir seyler eksiktir.sırf us'a dayali bir sistem ne kadar saglikli, ne kadar dogrudur? tartışmak gerekir.
yukaridaki tarihi sahsiyetlerinden ziyade kendimiz bir tanim bulmaliyiz başlığa.o tanima göre şekil vermeliyiz farkli durumlara.nitekim ezberle ilerlemek zor günümüzde.
devamını gör...
846.
(bkz: umberto eco) için kitaplardır.
ve en değerlileri de henüz okunmamış olanlardır.
bu düşünce, (bkz: gülün adı) filminde de dile gelir ve köylü kıza aşık olan christian slater ustasına daha önce aşık olup olmadığını sorduğunda sean connery de kitaplarını gösterir...
ve en değerlileri de henüz okunmamış olanlardır.
bu düşünce, (bkz: gülün adı) filminde de dile gelir ve köylü kıza aşık olan christian slater ustasına daha önce aşık olup olmadığını sorduğunda sean connery de kitaplarını gösterir...
devamını gör...
847.
çok güzel bir duygudur ama yıllardır bana uğramaz kendisi
devamını gör...
848.
her insan mutlaka bir kere bile olsa birisini çok sevmiştir.
devamını gör...
849.
freud'a göre;
"yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma; duygulanmanın da temeli aşktır."
aristo'ya göre ise;
"sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek. sevmek zevktir ama yanlız sevilmenin hiçbir zevki yoktur."
homeros, ölümsüz eseri ilyada’da aşkı, “dayanılmaz bir büyü” olarak tanımlamıştır. alman filozof arthur schopenhauer ise, “aşk insan türünü sürdürmek için bireye kurulmuş tuzaktan başka bir şey değildir” söylemiyle aşkı, duygudan ve soyutluktan bir parça arındırmayı tercih etmiş.
ve bilimsel verilere göre;
ilk bakışta aşk gerçektir, bir insan saniyenin beşte birinde oksitosin hormonun üretimi ile aşık olabilir.
filofobi, aşık olmaktan korkma hastalığı ve psikolojik hastalıklar arasında yer alıyor.
aşk ki;
hayata açtığı sayısız güzellikte pencere olmasa
yaşamımız için bir tehdit olarak algılanacak sanki yine de...
ve tüm bunlara rağmen,
dünyada her gün 3 milyon ‘ilk buluşma' yaşanıyormuş..
"yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma; duygulanmanın da temeli aşktır."
aristo'ya göre ise;
"sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek. sevmek zevktir ama yanlız sevilmenin hiçbir zevki yoktur."
homeros, ölümsüz eseri ilyada’da aşkı, “dayanılmaz bir büyü” olarak tanımlamıştır. alman filozof arthur schopenhauer ise, “aşk insan türünü sürdürmek için bireye kurulmuş tuzaktan başka bir şey değildir” söylemiyle aşkı, duygudan ve soyutluktan bir parça arındırmayı tercih etmiş.
ve bilimsel verilere göre;
ilk bakışta aşk gerçektir, bir insan saniyenin beşte birinde oksitosin hormonun üretimi ile aşık olabilir.
filofobi, aşık olmaktan korkma hastalığı ve psikolojik hastalıklar arasında yer alıyor.
aşk ki;
hayata açtığı sayısız güzellikte pencere olmasa
yaşamımız için bir tehdit olarak algılanacak sanki yine de...
ve tüm bunlara rağmen,
dünyada her gün 3 milyon ‘ilk buluşma' yaşanıyormuş..
devamını gör...
850.
"senin adını kol saatimin kayışına yazdım piraye." diyen nazım'ın saatinde vera yazıyordu. o gün aşk öldü.
devamını gör...
851.
bir sertab erener & demir demirkan düeti...
benim için yaşanabilecek en mükemmel aşkı sertab erener ile demir demirkan yaşadı ve ayrılıkları çok şaşırtmıştı beni. sebebi elbette ikisinin arasında, merak da etmiyorum ama çok üzüldüğümü hatırlıyorum. benim için çok güzel bir romanın sonu gibiydi. hani güzel bir romanı bitirince karakterlerle bir daha karşılaşamayacağınıza üzülürsünüz ya. tam o duyguydu hissettiğim. "bir daha böyle bir aşka şahit olamayacağım."
bazen düşünüyorum. onu tanıyana kadar aşk romanları okumaya bayılırdım. şimdi hangi romanı okursam okuyayım boş geliyor. çok garip.
devamını gör...
852.
milyonlarca tanım üzerinden kendi tanımını yapmaktır.
devamını gör...
853.
güzel duygu.
devamını gör...
854.
kulağa hoş gelen,
lakin sorgulanması da gerekendir..
rahmetli annaneme dedeme aşık oldun da vardın ona...
ne büyük aşk ama!
dediğimde...
karadeniz kadını tabii...
önce rahmetliyi sonra da bu işte parmağı bulunanlardan bir kaçını kötü anardı...
+suus ulaa! başlatma aşkına... açlıktan kırılıyorduk. analugumun zulmünden kaçtım. ne sevdası!
bizim zamanımızda öyle şeyler yoktu. biz aşk meşk bilmezdik. sonra icat oldu öyle şeyler.. derdi...
o yüzden ben de aşkın çok da doğal bir şey olmadığına inanırım.
zorlama bir iş ve saçma geliyor bana...
iki cins arasında bir heyecan, beğeni söz konusu olur, olmalıdır elbet...
ama bunu getirip de zorla abartılı bir duyguya bağlamanın, aranızdaki yakınlığı aşkla açıklamaya çalışmanın alemi yok.
arkadaşlık edin, sevgili olun, saygılı olun.
önemli hissetmek ve mutlu olmak için aşka ihtiyacınız yok.
kadın erkek arasındaki ilişkileri normalleştirelim.
her şeyi doğal yaşamalı, taklide başvurmamalı.
büyüklerimizden ders almalı.
evet.
lakin sorgulanması da gerekendir..
rahmetli annaneme dedeme aşık oldun da vardın ona...
ne büyük aşk ama!
dediğimde...
karadeniz kadını tabii...
önce rahmetliyi sonra da bu işte parmağı bulunanlardan bir kaçını kötü anardı...
+suus ulaa! başlatma aşkına... açlıktan kırılıyorduk. analugumun zulmünden kaçtım. ne sevdası!
bizim zamanımızda öyle şeyler yoktu. biz aşk meşk bilmezdik. sonra icat oldu öyle şeyler.. derdi...
o yüzden ben de aşkın çok da doğal bir şey olmadığına inanırım.
zorlama bir iş ve saçma geliyor bana...
iki cins arasında bir heyecan, beğeni söz konusu olur, olmalıdır elbet...
ama bunu getirip de zorla abartılı bir duyguya bağlamanın, aranızdaki yakınlığı aşkla açıklamaya çalışmanın alemi yok.
arkadaşlık edin, sevgili olun, saygılı olun.
önemli hissetmek ve mutlu olmak için aşka ihtiyacınız yok.
kadın erkek arasındaki ilişkileri normalleştirelim.
her şeyi doğal yaşamalı, taklide başvurmamalı.
büyüklerimizden ders almalı.
evet.
devamını gör...
855.
ölüm ve yok olma korkusunun, çekilen dayanılmaz acıların, dünyada yaşanan sosyo-ekonomik krizlerin kişiler üzerindeki etkilerine tepki olarak, insan metabolizması tarafından geliştirilmiş ve kullanılan bir aygıt olup olmadığı araştırılması gereken.
devamını gör...
856.
unutalı o kadar çok oldu ki seni, yüreğimin kanatlandığını, bir köz misali olduğunu, hep senden geleni beklediğini...
o kadar özledim ki o duyguyu hissetmeyi, yüreğimi tekrar canlandırdığını.
ama bu karanlığa hiç bir kapı açılamaz degil mi?
yasak çünkü değil mi?
mahkumlar bile arada güneşi görmeye çıkarken, bu yürek zindanlarda çürümeye müebbet almış.
yine uzaktan bakmalar, yine susmalar, yine yalandan da olsa kabullenmeler...
o kadar özledim ki o duyguyu hissetmeyi, yüreğimi tekrar canlandırdığını.
ama bu karanlığa hiç bir kapı açılamaz degil mi?
yasak çünkü değil mi?
mahkumlar bile arada güneşi görmeye çıkarken, bu yürek zindanlarda çürümeye müebbet almış.
yine uzaktan bakmalar, yine susmalar, yine yalandan da olsa kabullenmeler...
devamını gör...
857.
orta yaşa gelince genclere ait bir şey olduğunu idrak ediyorsunuz kesin bilgi baylar bayanlar. 30 dan sonra aşk meşk geçin o işleri.insan usaniyor.
devamını gör...
858.
inanmıyorum. zorla mı, hepsi yalan!
izle ve gör. nasıl da aşk yaşıyoruz şimdi! *
böyle evrene meydan okunur işte! *
t:
bir kimse veya bir şeye karşı duyulan çok kuvvetli sevgi ve bağlılık duygusu
kaynak: tdk sözlük
aşk için tanım yapılmaz, aşk yaşanır. ya ya. hıhım. *
izle ve gör. nasıl da aşk yaşıyoruz şimdi! *
böyle evrene meydan okunur işte! *
t:
bir kimse veya bir şeye karşı duyulan çok kuvvetli sevgi ve bağlılık duygusu
kaynak: tdk sözlük
aşk için tanım yapılmaz, aşk yaşanır. ya ya. hıhım. *
devamını gör...
859.
herkes farklı yaşar. kimi unutur kimi unutmak zorunda kalır.
devamını gör...
860.
kalbe düşen bahardır.. buz kesen kalbi çatlatan sıcacık gül kokusudur..
devamını gör...