amber bracken the new york times için çektiği bu fotoğrafla 1922'de yılın dünya basın fotoğrafı ödülünü (2022 world press photo contest) kazandı.

amber bracken fotoğrafta, kanada'nın ailelerinden zorla kopartılan ve korkunç fiziksel istismar, tecavüz, yetersiz beslenmeye maruz bırakılan yerli çocukları asimile etmek için kültürel soykırım politikası çerçevesinde kurduğu okullardan birinin; british columbia'daki kamloops kızılderili konut okulu'nun altından çıkartılan 215 çocuğun cesedine gönderme yapar.

1978'ye kadar faaliyetine devam eden bu okullar(!) 1840'ta kuruldu ve kilise tarafından tarafından yönetiliyordu. çocuklara uygulanan insanlık dışı muameleler belgelerle tespit edildi. 2008 yılında, kanada hükümeti sistem için resmi olarak özür diledi, 2015'te "kültürel soykırım" olarak tanındı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

cebimde azıcık para vardı.
baktım kahvelerde ucuza ristretto diye bir şey var.
alayım da sigarayla içeyim dedim. ulan senin neyine böyle kahveler?
menengiçden öte kahve, çaydan öte sıcak içecek bilmeyen adamsın sen.

bir geldi ki hay ga. kuşa versen 1 yudumda bitirir.
bir de dudak payı bırakmışlar...

üzülmüştüm baya bir insanı da güldürmüştüm hehe.
devamını gör...
bir kaç yazar arkadaş fotoğraflarımın hikayesi olup olmadığını sordu bende şuan beni çok etkileyen logom haline dönüşen fotoğrafımı anlatmaya karar verdim.
fotoğrafımı bursa muradiye medresesinde çektim. bir grubu bu bölgeyi dolaştırırken o an kapıda ağaç detay yansıması dikkatimi çekti

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sonra dışarısı serin ve yağışlı olduğu için içerideki ısıdan yararlanmak için cam sensörlü kapıya yapışan malum kediyi gördüm ters ışıktan silüet halini alan kedinin arkasında kuru ağaç dalı çizgiler oluşturuyordu. yine medrese dış taç kapı doğal çerçeve deklanşöre bastım.
fotoğraftan sonra görevlilere sordum içeri almak konusunu. hayır dediler gerek yok o buranın kadrolu kedisi yemek yemek için aynı saatlerde gelir. asıl yeri kedili tekke size biraz kızdı eğilmeniz ona sokulmanız ama camdan yanınıza geçemeyişine. ayrıca yağmurlu havalarda genelde gelmez bugün gelmesine bizde şaşırdık. daha sonra aynı mekanda farklı fotoğraflar çektim indirdikçe bu hikayeye ekleyeceğim. benim için o alan hep güzel karelerin olduğu bursa'nın en fazla gittiğim ve sevdiğim mekanı haline gelir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu aynı medreseden kabe örtüsü ve yansıma
devamını gör...
bana da çok soran oldu fotoların hikayesini geçen akşam beyaz erkek kafası ve wallpaperdaki turuncu sözlük logosu gözümü ağrıttığı için bunu koydum umarım biraz olsun meraklı zihinlere yardımcı olabilmişimdir.
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
babamın 10 sene önce sitenin girişine ektiği gül fidesi. her yıl bu zamanlarda açar, o da annemle bana birer tane koparıp getirirdi. bu sefer kıyamamış herhalde ben de kıyamadım.
devamını gör...
fotoğrafçı mısın diye sorarlar hobiden öteye gitmediğini ama yıllarımı verdiğimi söylerim.
itiraftır altta ki fotoğraf ile birlikte ilk ve son kez profesyonel oldum.
fotoğraftaki arkadaşım bu fotoğraf için dondurma ısmarlamıştı.
seslendirme yapan arkadaşımın albüm kapağı da hatta albüm adının şiiri de benden çıktı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

altta ki şiir bendenizin acemilik yıllarına ait.
o hikaye ayrı bir konu tabi

iğde gözlerinden ışık kaçır heceye
ve perişan iken çizilmekten yanak
yanarken oduna ihtiyacı olmayan od

içinden akan ince sızıya
sevmek diyebiliyorsak eğer
sevdadan değil sadece
yaktırır kıvılcımı hasret
emina

emina şimdi çok uzaklarda
fabrika dumanlarının renkleri fırlattığı
düşlerimin en kurağında göz yaşlarımı saldığım
bereketinde yüzüm kaç hasrete nadas
ve feri çekilmiş kaç mil sürersin göze
rengi hep sulari

yada kirpikler neden hep yosun bağlar
hayat neden hep bulanık
sen gideli düşlerim
neden hep ayrılıktan sıyrılamıyor
neden
neden
neden
özledim net cümle bu muydu?

ama çalkalandıkça her şey
kelimeler yıpratıyor
bu kadar eğik bükük
yaşlı konuşmam bundan
hıçkırıklar adres soruyor
feryat dağa yaslı
yankısında bir emina türküsü

zülfün kement etmişte yar
beni çeker bu yara yar
bir köprü kurmuşsun da yar
üstünden geçmişim ayaklar yara yar

ve emina bilki sen duymazsan
hasret türküsünü ülkende
yarına çocuklar dinleyecek
anneler mendilinde hasreti
hep bu türküyle
sıkacak asker oğulları ardına
devamını gör...
ralph pace, monterey, california'da yaşayan ve serbest çalışan bir su altı ve çevre fotoğrafçısı. meraklı bir deniz aslanını abd'deki breakwater dalış sahasında bir yüz maskesine doğru yüzerken görüntülemiş.

covıd-19'un yüzümüze takmaya mecbur bıraktığı maskeler şuursuzca çevreye saçıldı. bbc'ye göre pandemi boyunca her ay yaklaşık 129 milyar tek kullanımlık yüz maskesi ve 65 milyar atılabilir eldiven kullanıldı. zaten her yıl okyanusları sekiz milyon ton plastikle kirletiyoruz, maskeler de buna epeyce katkı sağladı.

maskeler de dahil balıklar ve diğer hayvanlar denizlere ve okyanuslara karışan plastikleri yiyor. dünya hayvanları koruma derneği'ne göre, her yıl yaklaşık 136.000 fok, deniz aslanı ve balina plastikler nedeniyle ölüyor.

ralph pace, bu fotoğrafla 2021 world photo contest'e katılmıştı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
grover krantz, bir öğretmen aynı zamanda antropolojistti. uzunca süre çektiği pankreas kanseri sebebiyle 2002 yılında hayatını kaybetti. evrimsel antropoloji ve primatoloji alanındaki araştırmalarının yanı sıra bir hayvansever olan krantz, ölümünden sonra kardeşine bıraktığı vasiyet ile bedeninin smithsonian bilim kuruluşu’na bağışlanmasını istemişti.

"tüm hayatım boyunca öğretmenlik yaptım. sanırım buna öldükten sonra da devam edebilirim. o nedenle bedenimi, bilimsel araştırmalarda kullanmak üzere bağışlamamda bir sakınca yok"

krantz öldükten sonra cenaze töreni yapılmadı, bedeni adli tıpta cesetlerin çürümeleri üzerine araştırmalarda kullanıldı. iskeleti ise çok sevdiği köpeğinin iskeleti ile beraber ulusal doğa tarih müzesi’nde bir kabin içinde sergileniyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
neredeyse 3 senedir gözlük kabımda duran fotoğrafı görüyorsunuz şuan. muhtemelen üniversitede bir yürüyüşte veya programda yakama astığım, şehidimize ait bir fotoğraf.
fotoğrafın hikayesi yok, utancımdan başımı eğdiren bir ağırlığı var sadece. söylemeye utanıyorum ama unutmuşum şehit olduğunu, "bu kim? bunu buraya neden koymuşum?" diye sorguladım bir süre.

illa bir hikaye yazacaksak eğer; bu fotoğrafta yarım kalan bir hayat ve onlarca hayal var. belki de babasız kalan evlatlar, evlatsız kalan ana-baba ve yoldaşsız kalan bir eş var. söylenmeyen sözler, pişmanlıklarla dolu davranışlar var. 1'in aslında çok büyük bir sayı olduğunu gösteren bir acı var. ayrıca o zamanlar anısına saygısızlık olmasın diye atmaya kıyamadığım fotoğraf, bugün "bu kim?" diye düşündüğüm bir duruma evrildiğinden, kendime olan kırgınlığım var.

ruhu şad olsun.



kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
elimde olmayan analitik bir beyne sahip olmam nedeniyle bana sökmeyen durumdur.
görünenin arkasını görme merak ve yeteneğine sahip bir insanım.
hikayesinin arka planını bilmediğim uyanık bir fotoğrafçının sunduğu gerçekliğe gözü kapalı atlayacak biri değilim. binlerce hatalı algıyı ve ardındaki orjinal durumu görmüş bir insanım.
fotoğrafçı yada belgeselci benden daha zeki değil.
size de tavsiyem daima eleştirel ve analitik bakış açısına sahip olun.
devamını gör...
entel zımbırtısı.
tarihe taniklik etmis duvarin hüzünçlü sari cizgileri, memeler gibi baş kaldırmis sekilde betondan cikan cicek .... bla bla bla.

arkadasimla beraberim hatira kalsin diye foto cekerim ne gerek vae ntv'ye program yapar gibi salak salak seylerin.
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
biraz garip bir durum, bakanlar burda sadece çöp dolu bir poşet ve su şişeleri görüyor. ben ise poşete sığdırılmış bir 6 yıl.
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
judas’ın öpücüğü

inanışa göre, hz. isa'nın 12 havarisinden biri olan judas / yahuda, romalı askerlere isa'yı kalabalık bir meydanda yanına gidip yanağına kondurduğu bir öpücükle ele verir.

bu fotografda, ölmek üzere olan bir boğa ile onun yetiştiricisini görüyoruz.

bebekliğinden beri ona göz kulak olan insan onu boğa güreşi için sattı. arenada kanlar içinde dehşete kapılan boğa arkadaşını tanıdı ve merhamet istedi.

o ise sadece bir öpücük verdi.

ispanyol medyası bu fotografa judas'ın öpücüğü adını verdi.
devamını gör...
hikayeyi siz yazın,bekliyorum.fotoğrafı bugün akşam çektim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

david 'chim' seymour, magnum photos'un kurucularından biri. özel muhabir olarak unicef tarafından bazı avrupa ülkesindeki çocuklar hakkında araştırma yapmak üzere gönderilmişti. 1948 yılında, 2. dünya savaşı'nın simgelerinden biri olacak, varşova’da bir okulda, 8 yaşındaki tereska'nın kara tahta önündeki fotoğrafını çekti.

savaştan sağ kurtulan ve fakat evsiz ve yetim ve sefil kalan 13 milyon çocuktan biri olan tereska, tahtaya bir yandan öğretmeninin kendisine söylediği şeyi; bir "ev"i çizerken diğer yandan david 'chim' seymour'un objektifine korku dolu gözlerle bakıyordu.

katolik bir aileden gelen tereska adwentowska, varşova ayaklanması sırasında, gestapo tarafından varşova karargahında tutulan ve ağır işkenceler gören polonya yeraltı devleti direnişi'nde aktivist jan klemens'in iki kızından biriydi.

varşova bombalandığında evi yıkılan tereska, sığındığı büyükannesi de vurulunca, ablasıyla birlikte kaçmaya devam ederken başının sol tarafına büyük bir şarapnel parçası isabet etti. üç haftada, 40 mil uzaklıktaki bir köye vardıklarında fiziksel ve zihinsel durumu kötüleşti.

1954 yılında akıl hastanesine gönderildi. sigara ve alkol bağımlısı bir genç oldu. 1960'lı yılların ortalarında, başka bir hastadan çaldığı bir parça sosisle boğulduğu 1978 yılına kadar tworki akıl hastanesinde yaşadı.

david 'chim' seymour, fotoğrafın altına şu notu düşmüştü:
“çocukların yaraları tamamen dışa dönük değildir... yıllarca süren kederin zihinde yarattığı kişilerin iyileşmesi yıllar alacak.”


kaynak
kaynak
devamını gör...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


size bu fotoğrafın hikayesinden bahsetmek istiyorum, yani çocukluk yıllarıma ait güzel anılardan. fotoğrafa bakınca yıkılmış, herhangi bir şeye benzemeyen birkaç ağaç parçası görüyorsunuz ama bir zamanlar o bizim evimizdi. yazları hayvanlar ve tarlaların bakımı için yükseklere çıkardı bizim köy, normal yörüklerden farklı olarak çadır kurmaz onun yerine çardak yaparlardı. bağlarda öyle güzel üzümler olurdu ki, asmalar arasından geçerken yerde basacak boş yer bulamazdınız. tarla beklemeye giden amcamın peşine takılır ben de giderdim. atın üzerinde amcamın önüne oturur, düşmemek için semerin önündeki tahtaya sıkıca tutunurdum. çardağa varana kadar etrafı izlerdim. o kadar heyecan verici gelirdi ki her şey, dümdüz tarla beklemeye gidiyorduk halbuki. çardağa varır varmaz ateş yakardı amcam, üzerine çay suyu koyardı. hatta bazen geceye doğru kuş avlar, pişirir yedirirdi bana da. kuş etini ilk ve tek o zamanlar yemiştim sanırım.

bugün çektim bu fotoğrafı. babam neredeyse bomboş arazide eskiden geçtiği güzergahları kullandı hep. olmayan üzüm bağlarında, olmayan üzüm salkımlarını ezmemek için senelerce bastığı yerlere koydu ayaklarını. arazide tek başına "ben buradayım" deyip, bir zamanlar orada muhteşem bir hayatın olduğunu hatırlatmaya çalışan bir ceviz ağacı var. bir zamanlar toprağı paylaştığı dostlarının hatırasını yaşatmaya çalışan...

ha bir de ineklerimiz var. yazları çıkıp yaylak kültürünü devam ettirmeye çalışıyorlar, bizim gibi yörük olup yörüyemeyenleri utandırmak için.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu ineğin de yetkili hayvan statüsünde olduğunu düşünüp ayrıca fotoğrafını koymayı boynuma borç bildim. arkadaşları sıcaktan kaçarken paşalar gibi güneşleniyordu, umarım ben gittikten sonra nalları havaya dikmemiştir.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yani bütün fotoğrafların ortak hikayesi, eksiklerle dolu muhteşem bir hayatın izlerini taşıyor olması. bu gece o günleri rüyamda görme umuduyla başımı yastığa koyacağım. geçmiş yolculuğuma eşlik ettiğiniz için teşekkür ederim.*
devamını gör...
bir fotoğraf, kamuoyunu şekillendirmenin ya da kimi protestoları tetiklemenin kıvılcımı olabilir.

brendyn zachary, bu fotoğrafı kuzey kore'de arirang kitle oyunları adı verilen, çok sayıda oyuncunun kitle halinde katıldığı bir çeşit performans sanatları veya jimnastik gösterilerinin yapıldığı organizasyonda çekmiş.

bir tek bireyin, bazen kalabalığın arasından sıyrılabileceğinin ve kolektiften kurtulabileceğinin fotoğrafı bu. aynı zamanda kuzey kore'de geçen bu oyunların bir ideolojiyi de nasıl temsil ettiğinin de altını çiziyor.

bugün, toplu oyunlar kuzey kore'de düzenli olarak, eski hükümdarların doğum günleri gibi ulusal bayramları kutlamak için yapılıyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
ankarada kaldırımda babamla yürürken giderken kurumuş bir sürü ot arasında ufak bir papatya topluluğu farkettim.amacım onları çekmekti başlangıçta. daha sonra böceği görünce ona odaklandım. keşke etrafını çekseydim diyorum çünkü gerçekten kocaman kuru çalıların ve otların arasında 2 ayakkabı genişliğinde minik bir alandı.yaşamın umudu idi resmen o papatyalar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
temsili olarak etrafındaki otlar
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

işin ilginç yanı ayak üstü hızlıca çekildi zannedersin stüdyoda ışık ortamında çekildi. örnek foto gibi çıktı.

eski bu arada bu fotoğraf.asus zenfone 2 laser ile çekildi
devamını gör...
güzel bir hikayesi olan bi foto benim için. ben ve en sevdiğim şeylerden 3 tanesi bir arada: kitap, limonlu çay ve yüzüklerim. bu arada her ne kadar metalci damarım olsa da en sevdiğim müzik türü batı klasik müziği'dir. burada da (birkaç sene öncesinin fotosu) muhtemelen öyle bir şeyler dinlerken kitap okuyorumdur. uzak ara en sevdiğim aktivite.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
100.
vivian maier, 1926-2009 yılları arasında yaşamış amerikalı fotoğrafçı. dadılık yaparak yaşardı, izin günlerinde kendini sokaklara atar, sadece o günlerde ve sadece kendisi için fotoğraf çekerdi.

günlerden bir gün (2007'de) şikago kuzeybatı bölgesinin tarihsel kültürüyle ilgili amerikalı emlakçı john maloof, bir müzayededen büyük bir kutu dolusu negatif film satın aldı ve ölümünden iki yıl sonra, çalışmaları uluslararası galerilerde incelenmeye ve sergilenmeye başlanan vivian maier böylelikle keşfedilmiş oldu.

hayatı boyunca dadılık, hizmetçilik yapmış, hiç evlenmemiş, yokluklar içinde anti-sosyal bir hayat sürmüş ve seksen üç yaşında sefalet içinde ölmüş vivian maier'in çektiği bütün fotoğraflar haliyle şikago sokaklarından ve portrelerden, bir de vitrin camlarına ve aynalara yansıyan oto-portrelerinden ibaretti; pek çoğu banyo dahi edilmemiş yaklaşık yüz elli bin fotoğraflık bir görsel hazine.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"fotoğrafın hikayesi" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim