81.
babaya mektup, milenaya mektup, aileye mektup,felice'ye mektup...
sürekli mektup mu yazmış diye düşündüren yazar.
sürekli mektup mu yazmış diye düşündüren yazar.
devamını gör...
82.
almanca yazan çek asıllı yahudi yazardır.
aslında hangi ırka mensup olduğu beni hiç ilgilendirmez ama tanımda bunu belirttim çünkü son paragrafta bu ilk cümleye dönüş yapacağım.
deli gibi kitap okuyarak geçen bir çocukluk ve ergenlikten sonra lise son sınıfta hocamlarımın kitap okuma biraz test çöz isimli pedagojik faşizmlerine maruz kaldığım için bir senelik bir ara vermek zorunda kalmıştım kitap okumaya. üniversiteyi kazandığım zaman dünyanın en güzel şehri olan ankara’ya gider gitmez imge kitabevine gidip kendime taksitli hesap açtırdım. sonra da rafların arasında dolaşmaya başladım. taşradan gelmiş genç bir adam için burası borges’in cennetinden bile güzel bir yerdi.
sonra gözüme raflarda sisli gibi duran cem yayınevinden çıkan ve çevirilerini kamuran şipal’in yaptığı gri kapaklı franz kafka ciltleri takıldı. en hacimsiz olan kitabı dönüşümü alarak, yanına başka yazarlardan birkaç kitap daha ekleyerek eve döndüm.
dönüşümü okumaya başladım. bitirdim. tekrar okudum. sonra tekrar. ve bir kez daha. o gün içinde dönüşümü en az on kere okudum. odadan çıkmadım elzem olan durumlar dışında. sadece dönüşümü okudum ve sigara içtim. sürekli gregor samsa’yı düşündüm. ve babasını. yani benim babama benzeyen babasını.
birkaç gün sonra tekrar imge kitabevine gittim. londra’nın bütün sisini yüklenmiş bir charles dickens karakteri gibi perperişan halimle elimde imge kitabevinin üzerine kedi resmi olan kağıt torbası, torbanın içinde taşrada düğün hazırlıkları, şato, dava, amerika, hikayeler, öbür dava, kafka ile söyleşiler ile eve gidecek sabrım olmadığı için hemen üst katta bulunan kitapçaya çıktım ve iştahla okumaya başladım.
franz kafka ruhumu böyle ele geçirdi. yirmi seneden fazla bir zamandır. mefisto ve faust gibiyiz. sürekli beni bir yerlere götürüyor ve ben her seferinde dur ey zaman ne güzelsin diyorum.
kendini asla tam olarak anlatamadı kafka. çünkü kendi felsefesinin içine hapsolmuş bir filozof idi o. hermann kafka’nın gölgesinden çıkmaya çalıştıkça battı. ama asıl sorunu bu değildi. o nazilerin gelişini görmüş ve bunun acısını hissetmişti. belki ottla’yı ondan alacaklarını biliyordu önceden. cezalılar kolonisinde bize bunun işaretlerini de vermişti zaten.
bir de aşk hayatı var ki çingene düğünü gibi. ayran gönüllü bir insandı kafka. öyle herkesin sandığı gibi milena ile saf ve temiz bir aşk yaşamadı. evli bir kadındı milena kafka ise ebedi nişanlı.
asla evlenmedi ama nişanlanmayı bir hobi haline getirmişti. durmadan nişanlandı felice bauer’le iki kere hem de. olmadı, yapamadı kafka. kendisiyle fazla ilgili bir adamdı. ona gereken onu sevecek ama çok da yakınına olmayacak bir kadındı belki de.
bu söylediğimden cinsellikten uzak bir aziz olduğu anlamı çıkmasın. pornoya düşkün bir adamdı kafka. pek yayımlanmaz ama çizimleri arasında birçok porno figür vardı. ve kafka bu konuda da çok yaratıcı idi.
max brod ona ihanet etti çünkü kafka öyle istedi. kafka kendinden sonra bir efsane yaratma peşinde idi ve bunu da başardı. hayatı bile muhteşem bir kurguydu kafka’nın. babası her baba kadar sertti ama dönüşümde onu elmayla öldüren bir canavara dönüştü. ilk günahı kafka idi çünkü babasının.
iyi ki okudum dediğim yol göstericimdir kafka. hala okurum, hakkında çıkan bütün kitapları okudum ve yazıldıkça da okumaya devam edeceğim.
gelelim ilk paragrafta söz verdiğim geri dönüşe. kafka yaşarken almanlar tarafından yahudi olduğu, çekler ve yahudiler tarafından da almanca yazdığı için dışlandı. öldüğü zaman ise üç tarafta onu kendi edebiyatlarında saymak için yarışa girdi. bu bile kafka’nın büyüklüğünün bir göstergesidir.
aslında hangi ırka mensup olduğu beni hiç ilgilendirmez ama tanımda bunu belirttim çünkü son paragrafta bu ilk cümleye dönüş yapacağım.
deli gibi kitap okuyarak geçen bir çocukluk ve ergenlikten sonra lise son sınıfta hocamlarımın kitap okuma biraz test çöz isimli pedagojik faşizmlerine maruz kaldığım için bir senelik bir ara vermek zorunda kalmıştım kitap okumaya. üniversiteyi kazandığım zaman dünyanın en güzel şehri olan ankara’ya gider gitmez imge kitabevine gidip kendime taksitli hesap açtırdım. sonra da rafların arasında dolaşmaya başladım. taşradan gelmiş genç bir adam için burası borges’in cennetinden bile güzel bir yerdi.
sonra gözüme raflarda sisli gibi duran cem yayınevinden çıkan ve çevirilerini kamuran şipal’in yaptığı gri kapaklı franz kafka ciltleri takıldı. en hacimsiz olan kitabı dönüşümü alarak, yanına başka yazarlardan birkaç kitap daha ekleyerek eve döndüm.
dönüşümü okumaya başladım. bitirdim. tekrar okudum. sonra tekrar. ve bir kez daha. o gün içinde dönüşümü en az on kere okudum. odadan çıkmadım elzem olan durumlar dışında. sadece dönüşümü okudum ve sigara içtim. sürekli gregor samsa’yı düşündüm. ve babasını. yani benim babama benzeyen babasını.
birkaç gün sonra tekrar imge kitabevine gittim. londra’nın bütün sisini yüklenmiş bir charles dickens karakteri gibi perperişan halimle elimde imge kitabevinin üzerine kedi resmi olan kağıt torbası, torbanın içinde taşrada düğün hazırlıkları, şato, dava, amerika, hikayeler, öbür dava, kafka ile söyleşiler ile eve gidecek sabrım olmadığı için hemen üst katta bulunan kitapçaya çıktım ve iştahla okumaya başladım.
franz kafka ruhumu böyle ele geçirdi. yirmi seneden fazla bir zamandır. mefisto ve faust gibiyiz. sürekli beni bir yerlere götürüyor ve ben her seferinde dur ey zaman ne güzelsin diyorum.
kendini asla tam olarak anlatamadı kafka. çünkü kendi felsefesinin içine hapsolmuş bir filozof idi o. hermann kafka’nın gölgesinden çıkmaya çalıştıkça battı. ama asıl sorunu bu değildi. o nazilerin gelişini görmüş ve bunun acısını hissetmişti. belki ottla’yı ondan alacaklarını biliyordu önceden. cezalılar kolonisinde bize bunun işaretlerini de vermişti zaten.
bir de aşk hayatı var ki çingene düğünü gibi. ayran gönüllü bir insandı kafka. öyle herkesin sandığı gibi milena ile saf ve temiz bir aşk yaşamadı. evli bir kadındı milena kafka ise ebedi nişanlı.
asla evlenmedi ama nişanlanmayı bir hobi haline getirmişti. durmadan nişanlandı felice bauer’le iki kere hem de. olmadı, yapamadı kafka. kendisiyle fazla ilgili bir adamdı. ona gereken onu sevecek ama çok da yakınına olmayacak bir kadındı belki de.
bu söylediğimden cinsellikten uzak bir aziz olduğu anlamı çıkmasın. pornoya düşkün bir adamdı kafka. pek yayımlanmaz ama çizimleri arasında birçok porno figür vardı. ve kafka bu konuda da çok yaratıcı idi.
max brod ona ihanet etti çünkü kafka öyle istedi. kafka kendinden sonra bir efsane yaratma peşinde idi ve bunu da başardı. hayatı bile muhteşem bir kurguydu kafka’nın. babası her baba kadar sertti ama dönüşümde onu elmayla öldüren bir canavara dönüştü. ilk günahı kafka idi çünkü babasının.
iyi ki okudum dediğim yol göstericimdir kafka. hala okurum, hakkında çıkan bütün kitapları okudum ve yazıldıkça da okumaya devam edeceğim.
gelelim ilk paragrafta söz verdiğim geri dönüşe. kafka yaşarken almanlar tarafından yahudi olduğu, çekler ve yahudiler tarafından da almanca yazdığı için dışlandı. öldüğü zaman ise üç tarafta onu kendi edebiyatlarında saymak için yarışa girdi. bu bile kafka’nın büyüklüğünün bir göstergesidir.
devamını gör...
83.
gregor samsa'nın beni tanıştırdığı kişidir.
devamını gör...
84.
kendi kitaplarını, notlarını niye kendi yakmadı da arkadaşı max'e teslim etti? çünkü şov peşindeydi. çünkü arkadaşının yakmayıp yayımlatacağını biliyordu. ulan franz.
devamını gör...
85.
(bkz: ahmet cemal)*
devamını gör...
86.
istasyonda bana bakan yüzünü düşündüm, unutamayacağım bir doğa olayıydı bu…
devamını gör...
87.
dava kitabı favorimdir. gerisini at gitsin.
devamını gör...
88.
gregor samsa bir sabah uyandığında kendisini bir franz kafka'ya dönüşmüş olarak buldu.
"akşam o kadar içmemeliydim" dedi kendi kendine. "üstüne bir de çift kââtlı. allahtan kendimi bir hamam böcüüüne dönüşmüş olarak bulmadım"
dedi ve antenlerini sallayarak karanlık ve ıslak bir yer aramaya başladı.
"akşam o kadar içmemeliydim" dedi kendi kendine. "üstüne bir de çift kââtlı. allahtan kendimi bir hamam böcüüüne dönüşmüş olarak bulmadım"
dedi ve antenlerini sallayarak karanlık ve ıslak bir yer aramaya başladı.
devamını gör...
89.
franz kafka
1883-1924 yılları arasındaki o 41 yılda yaşamış çek doğumlu, xx. yüzyıl edebiyatının en önemli romancılarından biri kabul edilir.
almanca konuşur ama alman değildir, kahverengi gözlü ve esmer tenli alman olması çok uzak bir ihtimâldir.
ailesi aşkenaz yahudisidir. kafka hukuk eğitimi almış, sigorta işinde çalışırken bulduğu boş vakitlerde yazı yazmıştır.
babası ile arası iyi olmayan kafka'nın dönüşüm kitabında kurguladığı gregor samsa'nın esasen kendisi olduğu, kendini ailesinin ve insanların gözünde böcek olarak gördüğü rivayet edilir.
kafka milena'ya mektuplar yazsa da hiç evlenmemiştir.
ölmeye yakın yazdığı her şeyin yakılmasını istemiş, dostu max brod ise onu dinlememiş, yazdıklarının basılmasını sağlamıştır.
en önemli kitapları ise şöyledir;
dönüşüm
dava
milena'ya mektuplar

paltom bile ağır gelirken, nasıl taşırım koca dünyayı sırtımda?
1883-1924 yılları arasındaki o 41 yılda yaşamış çek doğumlu, xx. yüzyıl edebiyatının en önemli romancılarından biri kabul edilir.
almanca konuşur ama alman değildir, kahverengi gözlü ve esmer tenli alman olması çok uzak bir ihtimâldir.
ailesi aşkenaz yahudisidir. kafka hukuk eğitimi almış, sigorta işinde çalışırken bulduğu boş vakitlerde yazı yazmıştır.
babası ile arası iyi olmayan kafka'nın dönüşüm kitabında kurguladığı gregor samsa'nın esasen kendisi olduğu, kendini ailesinin ve insanların gözünde böcek olarak gördüğü rivayet edilir.
kafka milena'ya mektuplar yazsa da hiç evlenmemiştir.
ölmeye yakın yazdığı her şeyin yakılmasını istemiş, dostu max brod ise onu dinlememiş, yazdıklarının basılmasını sağlamıştır.
en önemli kitapları ise şöyledir;
dönüşüm
dava
milena'ya mektuplar

paltom bile ağır gelirken, nasıl taşırım koca dünyayı sırtımda?
devamını gör...
90.
son olarak babaya mektup isimli kitabını okudum. kendisinin ve kardeşlerinin tutum ve düşüncelerini çok çiğ, çocukça ve şımarık, babasının tutumunu ise doğru buldum. kendi hatası yüzünden girmiş olduğu bunalımlarını yansıttığı kitaplarındaki kasvet ve düşünce
karışıklıklarının nedenini anlamış oldum.
karışıklıklarının nedenini anlamış oldum.
devamını gör...
91.
92.
sev beni; ama birtek sen sev beni. sabahlara kadar uyku girmesin gözlerime, gece boyu hayalinle dans edeyim, senden bahsedeyim yıldızlara, gülüşünle aydınlansın gecem, sesinle yırtılsın karanlığım.
sev beni;
birtek sen sev beni.
ama nasıl bir sevmek?
cehennemin dibine kadar, cehennemin dibine kadar sev beni milena'!
franz kafka - milena'ya mektuplar
140 yaşında...
sev beni;
birtek sen sev beni.
ama nasıl bir sevmek?
cehennemin dibine kadar, cehennemin dibine kadar sev beni milena'!
franz kafka - milena'ya mektuplar
140 yaşında...
devamını gör...
93.
istasyonda bana bakan yüzünü düşündüm, unutamayacağım bir doğa olayıydı bu…
devamını gör...
94.
franz kafka, milena'ya mektuplar kitabında şöyle der;
pes ettiğim için değil, olmayacağını gözüme soka soka gösterdiğim için vazgeçtim..
pes ettiğim için değil, olmayacağını gözüme soka soka gösterdiğim için vazgeçtim..
devamını gör...
95.
milena’ya mektuplar kitabı tamamen çöp olan yazar. lise okuyan adölesan tiplere hitap eder.
en iyi kitabı şato.
onuda mıymıntılığından tamamlayamamıştır.
en iyi kitabı şato.
onuda mıymıntılığından tamamlayamamıştır.
devamını gör...
96.
büyütülmesine anlam vermekte zorlandığım bir yazardır. sembolizm ile elbette ki ortak hissi değerleri yansıtmayı başarmak gayet başarılı bir iş ve bunu tereyağından kıl çeker gibi halledebilmiş lakin benzer konuları işlerken gerçeklik boyutunda bunu yansıtan yusuf atılgan'dan, derinlemesine karakter içeriği paylaşan albert camus'den ve imgesel içeriklerle karamsarlığı içimize nakledebilen sadık hidayet'ten daha büyük olduğunun iddia edilmesi absürt.
devamını gör...
97.
literatüre ''kafkaesk'' terimini kazandıracak kadar edebiyatı ve sinemayı etkilemiş, eserlerinde kendine has bir dünya yaratabilmiş başarılı bir yazardır.. dava romanı en sevdiğim kitabıdır.
devamını gör...
98.
dönüşüm
milena'ya mektuplar
şato kitaplarının yazarı olup 1883/1924 yılları arasında yaşamıştır.
''her zaman sevdiklerinizle yürüyün
yanınızda olmasalar bile.''
milena'ya mektuplar
şato kitaplarının yazarı olup 1883/1924 yılları arasında yaşamıştır.
''her zaman sevdiklerinizle yürüyün
yanınızda olmasalar bile.''

devamını gör...
99.
100.
aforizmalar,dava, babaya mektup, milena'ya mektuplar , dönüşüm kitaplarının muhteşem yazarı.
diğer kitaplarını okuma fırsatım olmadı ama eminim ki onlar da okuduklarım gibi etkileyici özelliğe sahiptirler.
.
şöyle bir alıntı da bırakayım
''palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? içinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. sen de anlamazsın ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım?"
diğer kitaplarını okuma fırsatım olmadı ama eminim ki onlar da okuduklarım gibi etkileyici özelliğe sahiptirler.
.
şöyle bir alıntı da bırakayım
''palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? içinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. sen de anlamazsın ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım?"
devamını gör...