dünya klasikleri / roman / anı-mektup-günlük / aşk / edebiyat
6.8 / 10
puan ver

öne çıkanlar | diğer yorumlar


başı bağlı bir kıza, 'ama onu benden çok kimse sevemez, onu en çok ben hakediyorum' diye yürüyen depresif bir lavuğun hikayesidir.


herkesin bildiği gibi almanya'da bir çok intihara sebebiyet verdiği, ve hatta bir süre kitabın yasaklandığı söylenir.
kitap, intiharı mantıklı bir şekilde önümüze koyuyor. okuyucunun fikri buna yatkın ise, veya okuyucu ille başkalarının fikirleri ile yaşamını idame ettirebiliyorsa elbet intiharı en azından aklından geçirecektir.
devamını gör...
insanı bunalıma sürüklediği doğru fakat goethe'nin üslubu için birçok kez okuyabileceğim bir eser. konusu ise nişanlısı olan bir kadına aşk besleyen werther'in dayanılmaz acılar çekmesi ve arkadaşına hoççakal mektupları atmasıdır. çok romantiklik iyi değil gerçekten.
devamını gör...
şu an okumakta olduğum kitap, yarısına geldim. girilen entrylerden spoiler yemiş olsam da okuması keyifli bir eser. derinlikli ve anlamlı paragraflarını tekrar tekrar okumaktan kendimi alamadım. şu an kitabın ilk yarısında olduğum için derin bir buhranla da karşılaşmadım açıkçası ama galiba yavaş yavaş oralara doğru ilerliyor. anladığım kadarıyla nişanlı bir kadına duyduğu bağımlılık canına kıymaya kadar götürüyor kahramanımızı. aşk, bağlılık; bağımlılığa dönüştüğünde çok da matah sonuçlar doğurmuyor işte.
devamını gör...
çok beğeneni olduğu için alıp okuduğum bir kitaptı ama hiiiç bana göre değilmiş. öyle bir ruh halini anlatıyor ki, yeter artık ne saçmaladın artık çık şu ruh halinden, diye bağırasım gelmişti okurken. hani böyle lisede bi arkadaşın olur sürekli gelir ilişkisinin sorunlarını anlatır iki saat ağlar sonra sen sakinleştirirsin ertesi gün yine başka bi sorunla gelir ya, aynı o hissiyatı vermişti bana bunaltmıştı beni. neyseki kısa bi kitaptı yarıda bırakmayı sevmediğim için bitirmiştim.
devamını gör...
goethe'nin 1774 yılında yazdığı, tüm avrupa'da ün kazanmasını sağlayan eseridir. yazarın ilk romanıdır ve 25 yaşında yazmıştır.

abartıldığını düşünenler olsa da ben çok severek okudum, altını çizdiğim cümleleri aşağıya bırakıyorum.

-kendimizi kaybettiğimiz zaman her şeyi de kaybediyoruz.
-ulu tanrım! bazen düşünürüm, insan sevdiğinin elinden gitmesine nasıl da katlanıyor.
- belki yüz kez bıçağa el atıp, sıkışan kalbime soluk aldırmak istedim.
- evet doğru, ben sadece bir gezginci, başıboş dolaşan bir kişiyim bu dünyada. peki siz benden başka türlü müsünüz sanki?
- ah, nedir bu boşluk! göğsümde şiddetle duydum bu korkunç boşluk! durup durup kendi kendime, onu bir kere, yalnız bir kere bağrıma basabilsem bütün bu boşluk dolacak diyorum.
- bütün dünyayı sevgi ile kucaklayacak bir kalbi olan ben değil miydim? bu kalp şimdi ölü.
- insan ne anlaşılmaz bir varlık!
- en gerekli olduğu yerde bütün gücünden yoksun değil mi? sevinçten başı dönmüş olsa da yeni küçücük bir yerde kapalı değil midir? sonsuzluklar içinde kaybolup gitmek isterken de dönüp dolaşıp yine o kör ve soğuk akıl duvarına çarpmaz mı?
- sevgi ve bağlılık gibi en güzel iki duygu öc almaya ve kan dökmeye çevrilmişti.
- benim solmak zamanım yakın artık. yapraklarımı dökecek fırtına neredeyse çıkacak.
- bu elbiseler ile gömülmek istiyorum, lotte. çünkü onlara senin elin değdi, kutsallaştıran artık onlar.
devamını gör...
werther iyiydi, hoş çocuktu ama fena bir kusuru vardı, başkasının nişanlısına göz dikerdi sonra da saçma sapan triplere girerdi. ne bekliyorsun senin için kadın nişanını atmak zorunda mı be werther. ama yine de iyi kitaptır, karakterlerin duygularını okura iyi aktarır.
devamını gör...
arkadaşımın evinde kaldığım için sabahın 5inde uyandığım bir sabah, salonda arkadaşımın uyanmasını beklerken okuduğum kitap. o kadar yapacak bir şeyim yoktu ki zorladım kendimi kitabı bitirmek için. o derece kötü. bu kitabı okuyup intihar edenleri de öncelikle allah rahmet eylesin diyor ama en çok da üremedikleri için teşekkür ediyorum. buna mı duygulandınız be?

ilişkisi olan birine "aşık" olan genç ve toy wertherimizin buhranlarını okuduğumuz kitap. kötü kitap.
devamını gör...
ilk elime aldığımda peh bununda acısı mı varmış dedim. çünkü havadan bile nem kapan biri gibi geldi bana werther. daha sonraları kitap ilerledikçe asıl acıları yazarın derinlere gömdüğünü anladım. werther bir imkansıza aşık olmuştu. üstelik imkansız da ona boş değildi. lotte erkenden annesini kaybetmiş ve kardeşlerinin bakımını,evi çekip çevirmeyi üstlenmiş güzel genç bir kızdı. annesinin ölmeden önce ona yakıştırdığı albert ile werther geldiği dönemde nişanlıydı ve evlenmeyi planlıyordu. werther bu hiç görmediği albert'ı ölesiye kıskanıyor ve onun yerinde olmayı arzuluyordu ama albert gelince aslında onun dünyadaki en iyi adam olduğunu ve lotte'yi hak ettiğini anlamıştı. ölmeye ise lotte'nin ona başka bir kız bulup aşık olması gerektiğini söylemesi üzerine karar vermişti. aslında bu sözlerin lotte'ye değil aralarındaki ilişkiden rahatsız olan kocası (o sırada evlenmişlerdi) albert'a ait olduğunu çok iyi bilmesine rağmen lotte'den başkasını sevmenin gözüne korkunç görünmesi kararını tastikler niteliktedeydi. lotte'ye veda etmeye gittiği noel arifesinde onun öpücüğüne nail olma şerefine ulaşır ve gönül rahatlığıyla sabah sularında yazı masasında otururken kafasına bir kurşun sıkarak intihar eder. ölmesi on iki civarını bulur bu süre zarfınca oradaki dostlarına sessizce veda eder. ölmeden önce yazdığı mektupta belirttiği gibi kilisenin avlusundaki ıhlamur ağaçlarının altına gömülür. lotte bu ölümle yıkılır ve cenazeye bile katılamaz.
devamını gör...
kitapta geçen ve werther'in içinde bulunduğu karmaşık ilişki ağında kimse suçlu değil. herkes iyi niyetli ve herkes aşkına sadık. ama bir bedel ödenmesine engel değil. ödenen bedel okuyanın yüreğini şıkıştıracak.
devamını gör...
ne çektin be werther. intihar temalı romanları aslında sevsem de bu biraz fazla gerçekçi, seni içine çeken hatta biraz kırılgan bir dönemden geçiyorsan, seni de bu düşünceye gark edebilecek güçte bir kitaptır. bu edebiyat için iyi bir şey olabilir ama benim için değil sanırım.
devamını gör...
kitabın adından da anlaşılacağı üzere pek mutluluk içermeyen bir yapıt. kendini bulmak için yola çıkan werther, ummadığı yerde ve ummadığı kişide kendini tamamen kaybediyor. yaşama, hayallerine dair ne varsa hepsini aşık olduğu kadınla birlikte yok ediyor. lotte’nin ise eşi yüzünden, werther’e yaklaşımının değişmesiyle kalan son umut kırıntısı da elinden gidince çözümü intiharda buluyor.
okuyucu olarak bakıldığında bu kadar kendini mahvedecek ne var ki dedirten ama başka bir bakış açısından bakıldığında insan kendini savunmasız ve boşluğa düşmüş bulabiliyor bu da istemeden bir bataklığa sürükleyebiliyor. bu bataklıktan çıkmak için debelenirken daha çok battığını farketmeyebiliyor. werther’in yaşadığı olay da böyle oldu. ne yapacağını bilmediği bir an da lotte ile tanıştı sonra olmayacağını bile bile kendini kaptırdı ama lotte bir gün hiç olmadığında ne yapacağını düşünmekten hep kaçtı. gerçeklerle yüzleşmeye başladığında ise çoktan bataklığın dibine saplanmıştı.
devamını gör...
diyebileceğim tek şey mükemmel bir kitap. okumayan varsa bu tanımı gördükten sonra okusun lütfen... ve , bence sevilmesinin sebebi de son da ana karakterin intihar etmesi. evet mutlu bitse de çok güzel olurdu fakat ölmesi senaryoyu değiştirdiği için çoğu kişinin favorisi olduğunu düşünüyorum. yine de başka sebepten sevenler de vardır tabi ki . okuyun, okutturun:))
devamını gör...
okurken yaşatan bir kitap demek doğru olur. bir insanın bir insana duyabileceği sevgiyi en güzel ama en acı yönüyle anlatmış yazar. umarım bir gün herkes okur ve duyguların ne kadar önemli olduğunu anlar.
devamını gör...
genç werther’in acıları; werther’in, arkadaşı wilhelm’e yazdığı mektuplardan oluşan bir romandır. kitapta genel olarak werther’in yeni taşındığı kasabada tanıştığı, nişanlı bir kadın olan charlotte’ye karşı imkansız aşkı ve bu aşkın getirdiği ıstıraplar anlatılıyor. bu ana temanın biraz daha geri planında ise werther’in yaşamı, insanları, toplumu, dünya düzenini ve intiharı sorgulamasına yer veriliyor.

girişinde normal bir bireyin hayata bakışı gibi bir izlenim versede ortalarında tamamen kendine bağlıyor ve sonunda noktayı koyup insanı gözyaşlarına boğuyor.

kitaptaki ossian şiiriyle bitireyim.


niçin uyandırıyorsun beni bahar yeli?
hem esiyor, hem de diyorsun ki:
göklerin şebnemini yağdırırım!
oysa yapraklarımın kuruması yakın,
yakın yapraklarımı dökecek fırtına!
yarın gezgin gelecek,
gelecek ve tüm güzelliğimle beni görecek,
kırlarda her yanda gözleri beni arayacak,
ama bulamayacak.
devamını gör...
çevirmeni, bir toplantıda alman büyükelçisine veya kültür ataşesine kitabı çevireceğini söylüyor. alman, 'tamam da gençliğiniz buna hazır mı?' diye çevirmeni ikirciklendiriyor. ama, şimdi, yoksa bu hatırladığım, niçe'miydi, dediğim başlık.
devamını gör...
bu sene pek çok klasik eseri ilk kez okudum. beni en çok tatmin edenlerden biri bu kitaptı. kitap hakkında çok şey duymuştum doğal olarak, intihar üzerine özellikle. bu yüzden aşırı karamsar, iç sıkan bir kitap olacağına dair önyargılarım vardı. keşke haklı çıksaydım, belki o zaman bu kadar etkilenmezdim.
kitap o kadar ferah başlıyor ki ya nasıl kötü bir sona ilerliyor bu mektuplar diye merakımdan hızlı hızlı okudum. goethe depresyondayken yazmış bu eseri, o kadar belli ki. werther'in duyguları bariz bir depresyon gibi geldi çünkü bana. her şey çok ani ama her şey çok beklendik.
werther beni çok kızdırdı aslında. göz göre göre böyle bir aşka düşmek, bunun için hayatını bitirmek... tabii hikaye aşktan daha fazlası. bir gencin kendini aradığı günlerde kaybolmaların en karmaşık olanını yaşaması.
ben mi fazla anlam yüklüyorum acaba bu esere? öyle olsaydı şu an bir klasik olarak değerlendirmezdik ama sanırım.
ben çok duygusal değerlendirmeler yapma taraftarı değilim kitaplara ama bu kitapla ilgili başka türlü yazamazdım. zaten bu da bir değerlendirmeden çok iç dökme oldu.
devamını gör...
bir kafenin kitaplığında şans eseri elime geçen ve önsözünü okurken başucu kitabı olarak nitelendirilen o kitap.kitaptaki ana duygular bence imkansızlık ve bundan doğan çaresizlik duygularının birbiri ile olan uyumuydu.birbirlerine öylesine güzel bir şekilde tasdikletiyorlardi ki kitabın sonunda göz yaşlarınıza sizde hakim olamayabilirsiniz.
devamını gör...
werther, yaşadığı büyük kentte yaşamadığı ruhsal bunalımdan kaçarak wahlheim' e yerleşir. werther burda yaşadığı duyguları, sıkıntıları, olayların hepsini bir mektupta arkadaşı wilhelm'e anlatır. bu kitap ümitsiz bir aşkı anlatır ve gerçekten yürek burkan bir kitap.

bir partiye davet edilen werther. arkadaşları gidecekleri evde çok güzel bir kızın olduğu ve bu kıza aşık olmaması gerektiği konusunda werther'i tembihlerler. nedenini sorunca kızın nişanlı olduğunu söylerler. ama werther kızı gördüğü ilk an aşık olur. bundan sonra werther her gün kızı görmeye başladı ve onunla dostluk kurdu. ama aşkını içinde tutmak werther için çok zor bir durumdu. sürekli uzak yerlerde çalışan nişanlısı olan albert artık döner. albert iyi bir insan ve nişanlısını çok sever. ama werther hala peşini bırakmaz ve üstelik albert ile de yakın arkadaş olur. werther charlotte'yi unutmak için başka bir yere taşınır ama baktı olmuyor yine geri döndü. albert ile lotte evlenince werther artık vazgeçemesi gerektiğini düşünür. artık bu yükün altından kalkmayan werther sadece kendi hayatına son vermeyi düşünür. ama önce lotte'ye aşkını açık açık itraf eder. ama charlotte hiçbir şekilde albert'e ihanet etmez. werther lotte'ye bir mektup yazarak kendimi intihar eder.

mektubuna ve yaşamına şu sözlerle son verir:
silahlar dolu artık. saat on ikiyi vuruyor.şükrediyorum charlotte, charlotte! elveda, elveda!"


devamını gör...
okuduğum daha doğrusu okuyamadığım birkaç kitaptan biriydi, o kadar kötüydü ki 10 sayfa zor dayanmışımdır, kitaplığımda bile bulunmasını yer israfı olarak görüp kütüphaneye bağışlamıştım.
devamını gör...
nefret ettiğim başka bir kitap. çok sıkılarak ve genelde werther'e küfrederek okumuştum. asıl kötü olan bu kitabı okuyup, çok etkilenip romantizm akımına kapılıp hayatına son veren insanlardı. ben kitabın sıkıcılığından intihar ederdim etseydim.

nişanlı bir kadına aşık olan wertherin yaşadıklarını anlatıyor.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"genç werther'in acıları" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim