neyi çok söylüyorsan o yanın eksiktir, kusurludur.
devamını gör...
psikolog olmadığım için, altına tespit değil de tecrübe yazacağım başlık. yeni birisini tanımaya çalışırken sürekli eskilerini dinlemek, geçmişte yaşadıklarını anlatıp darlaması gibi bir sorunsal var. eğer ki bilişim uzmanı, jeoloji mühendisi olmak yerine psikolog, psikiyatr olmayı seçseydim çok çok daha fazla kazanabilirdim bu durum sebebiyle.
devamını gör...
herşeyle dalga geçmeye çalışan insanlar aslında içinde herşeyi çok ciddiye alan insanlardır.
devamını gör...
* pişmanım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
kendi kalbine bakamayanın yaşamı bulanıktır; kendi yüreğine bakabilme cesareti gösterenler gönlünün muradını keşfedenlerdir. dışarıya bakan rüya görür, hayal dünyasında kaybolur; içeriye bakan uyanır, kendini keşfeder.

carl gustav jung

tespit gibi tespit.
hocası freud'un dedikleri gibi akılda kalıcı sözler. terapilerinde her insanın eşsiz olduğunu dile getirmiş. o halde yazmalıyız kendisinde ufuk açıcı sözler.

günümüzde, bizi tehdit eden tehlikenin doğadan gelmediğini, insan ve kitle ruhundan kaynaklandığını apaçık görüyoruz. tehlike insanın ruhundan kopmuş olmasında.

bir insanın bir insana işkence etmesi onun da aynı işkencelerden geçmiş olmasını gösterir. mesela size ruhen eziyet eden insanların benzer acılardan geçmiş olması ona hırçınlıkla karşılık vermekten alıkoyabilir, yerini acıma duygusuna bırakabilir. o kişiden darbe almamak için ise elbet ondan uzaklaşmak gerekir.
devamını gör...
“aşık olmak” ile “obsesif-kompulsif kişilik bozukluğuna sahip olmak” vücutta aynı biyokimyasal etkiyi yaratır.
devamını gör...
metruk bir binanın kırık bir camı varsa ve eğer cam hemen değiştirilmezse yakın zamanda tüm camlar o binayı gören insanlar tarafından kırılır. bundan dolayıdır ki yaraları kimseye açma. derman olacağını sanarken bir taş da o kişiden yiyerek daha çok kırılırsın.(bkz: kırık cam teorisi)
devamını gör...
çok düşünme delirirsin.
devamını gör...
"diğer insanların hakkınızda ne düşündüğünü kafanıza takarsanız, daima onların kölesi olursunuz."

(bkz: lao tzu)
devamını gör...
ulaşılamayan ve yasak olan çok cazip gelir, her zaman.
devamını gör...
istisnasız tüm erkekler penisine çok güveniyor. yanlış anlaşılmasın güç babında demiyorum. kimi güzelliğinden çok emin ve eğer yarışması olsaydı katılırdı, kimi ise boyuna ve çapına çok güveniyor.

böyle demekle olmaz. nude atın kanıtlayın.*
devamını gör...
insanlar hakkındaki inançlarımızı değiştirmektense gerçekleri çarpıtmayı tercih ederiz.
devamını gör...
"o dönem neye yoğunlaştıysan, sadece onu görürsün."
ben uydurdum fakat güzel uydurdum.
şöyle ki: mesela yeni bir çanta alacaksındır, herkesin çantası dikkatini çeker. normalde hiç yokmuş gibi, dikkatini çekmeyen çanta reklamları sanki senin için yeni yapılmış gibi karşına çıkar.
mesela saçını boyatacaksındır, herkesin saçı dikkatini çekmeye başlar. reklamlar saçla ilgili görsellerden ibaret olur.
mesela ben bu son bir ayda bacak sıkılaştırma, şekillendirme işine taktım kafayı, sürekli bacaklar çıkıyor karşıma. buna reklam olmasına gerek yok. dizi de, film de, haber de, herhangi bir görselde sürekli sadece bacak görüyorum. sapık gibi, herkesin bacağını inceliyorum.
yarın bir gün, bakınca göremeyeceğim bir şeye kafayı takmam umarım.
devamını gör...
insanlar sizi görmek istedikleri gibi göremeyince canları sıkılır, sizin engelli olmanızla ilgilenmezler, sizi engelli veya çirkin gördükleri için kendilerine bunu hakaret sayarlar. insanlar güzel olmayan bir şeyi görmek istemezler. veya olmaktan korktuğu şeyleri... bir dilenci mesela...
devamını gör...
bir insan bir yere bakıyorsa orada ilgilendiği bir şey vardır. bir insan bir yere hiç bakmıyorsa orada ilgilendiği bir şey kesinlikle vardır.
devamını gör...

erich fromm - sevme sanatı
erich fromm, "sevme sanatı" kitabında sevmenin tesadüfen karşımıza çıkan tatlı bir duygu değil, temeli emek ve bilgiye dayanan bir duygu olduğunu savunuyor. sevmek sanattır.
ve biz, sevdiğimiz bir çok şey üzerinde emek göstermeksizin har vurup harman savuruyoruz. aslında belki de sevdiğimizi sandığımız şeyler sadece birer heves bizler için. bir çok evliliğin neden aşkı öldürdüğünü hiç düşündünüz mü? aslında orada aşkı öldüren şey evlilik değil belki de. veyahut ortada aşk denen o şey hiç olmadı. elde edene kadar her şey yolunda gibi görünüyordu, elde edince o hevesimiz tamamlanmış oldu ve asıl o zaman düşünmeye başladık. öncesinde düşüncelerden çok duygularımız ve nefsimiz bizi o şeyi sadece o şeyi elde etmeye itiyordu. peki sonra ne oldu; elde ettik ve hevesimiz sona erdiği için duygularımızdan çok aklımız devreye girdi ve düşünmeye başladık. daha sonra "bunu hâlâ yapmak istiyor muyum?" , "devam etmeli miyim?", "bunu neden yapıyorum?" soruları devreye girdi kafamızda. ve işte o zaman birer birer söndü hevesler, israf oldu tüm o duygular, geçen zaman...
sevgi araya girdiği zaman insan gerçekten sevginin emek olduğunu anlıyor. sevdiği o şey için insanın içinde kafasını yiyip bitiren bir merak duygusu oluşuyor. daha sonra eyleme geçip sevdiğimiz o şey, ya da o kişi için bilgi toplamaya çalışıyoruz. belki fark etmesek de bu süreç içerisinde fazlasıyla emek sarf ediyoruz. eğer bu sevgimizi karşı tarafa verirken bir karşılık bekliyorsak bu duygu saflığını yitirebilir. insan verdiği duygunun karşılığını alırsa mutlu olabilir fakat böyle bir beklenti içinde sevgimizi gösterirsek o zaman verilen tüm emekler yitirir anlamını. çünkü aslında bunu yaparak siz sevginizin değil, emeğinizin karşılığını beklemiş olursunuz o kişiden. karşılık beklemeksizin sevgi beslerseniz, o sevgi beslediğiniz şeyin varlığını hissetmek bile mutlu olmak için yeter size. çiçekleri sevmeye başlarsınız, rekleri sevdirir size. kitapları sevmeye başlarsınız, kelimeler heyecanlandırır sizi. peki ya nefret? nedir bizi nefrete iten şey? daha önce hiçbir kötülüğünü görmediğiniz birine karşı neden nefret beslersiniz? o kadar şahit oluyoruz ki bu nefret duygusuna özellikle sosyal medyada. birbiriyle bağlantısı olmayan iki ayrı insanın birbiriyle konuşmalarına şahit oldum. ölesiye nefret ediyorlar birbirinden. nefret dolu bir konuşma biçimi. birbirlerini tanımıyorlar. ne garip değil mi? nefret dolu yorumlar, kan kusuyorlar tanımadıkları insanlara. sevgi gibi mutluluk verebilecek bir duygu varken nefreti seçiyor insan. zevkimize uymayan şeyleri içimizde tutabilecek nefse sahipken laf söylemeye ihtiyaç duyuyoru. mutluluk bize bu kadar yakınken mutsuzluğu, aksiliği seçiyoruz.
devamını gör...
değişim stres yaratır.
devamını gör...
odağınızda ne varsa, hep onunla ilgili şeyleri hayatınıza çekersiniz. bir nevi algıda seçicilik gibi bir şey... sonra bu durum, "benim başıma hep şu şu gelir." gibisinden bir inanca dönüşür ki artık bu saatten sonra, o durum, "kendi kendini gerçekleştiren kehanet"e dönüşür. olaylara fazla anlam yüklememek, odak noktasına hayatınızda olmasını en çok istediğiniz şeyleri koymak, geçmişin etkilerinden kurtulmak için en birincil adımdır.
devamını gör...
bazı joker gibi adamlar harley'i değil de amber heard'ı daha çok hak ediyor diye düşünüyorum.
o kadar psikolojik soruna aynı karşılığı verecek kadınlarımız.
devamını gör...
100.
uzmanından gelsin.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"güne psikolojik bir tespit bırak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim