181.

biliyorum, kolay değil yaşamak,
gönül verip türkü söylemek yar üstüne;
yıldız ışığında dolaşıp geceleri,
gündüzleri gün ışığında ısınmak;
şöyle bir fırsat bulup yarım gün,
yan gelebilmek çamlıca tepesine...
-bin türlü mavi akar boğaz'dan-
her şeyi unutabilmek maviler içinde.

biliyorum, kolay değil yaşamak;
ama işte
bir ölünün hala yatağı sıcak,
birinin saati işliyor kolunda.
yaşamak kolay değil ya kardeşler,
ölmek de değil;

kolay değil bu dünyadan ayrılmak.
devamını gör...
182.
karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında
öyle yoruldum ki
yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda
acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman
acıyla ugrasacak yerlerimi yok ettim.
ve simdi birçok sayfasini atlayarak bitirdigim kitabin
basindan baslayabilirim.
devamını gör...
183.
“yasamak sakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yasayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yanı, yasamın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden
yanı, bütün işin gücün yasamak olacak.

yaşamayı ciddiye alacaksın,
yanı, o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel,
en gerçek şeyin yasamak olduğunu bildiğin halde.

yanı, öylesine ciddiye alacaksın ki yasamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yasamak, yani ağır bastığından.”

nazım hikmet ran *
devamını gör...
184.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
185.
biliyorum sana giden yollar kapalı
üstelik sen de hiç bir zaman sevmedin beni
ne kadar yakından ve arada uçurum;
insanlar, evler, aramızda duvarlar gibi
uyandım uyandım, hep seni düşündüm
yalnız seni, yalnız senin gözlerini
sen bayan nihayet, sen ölümüm kalımım
ben artık adam olmam bu derde düşeli
şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki
anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği
kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
hangi şarkıyı duysam, bizim için söylenmiş sanki
tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini
çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri
rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
bu böyle pek de kolay değil gerçi…
alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
bunun verdiği mutluluk da az değil ki
çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki
inan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:
bir gece yarısı yazıyorum bu mektubu
yalvarırım onu okuma çarşamba günleri
devamını gör...
186.
ağlamak için gözden yaş mı akmalı
dudaklar gülerken insan ağlayamaz mı?
sevmek için güzele mi bakmalı
çirkin bir tende güzel bir ruh kalbi bağlayamaz mı?
devamını gör...
187.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
188.

buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
bir teneffüs daha yaşasaydı
tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
devlet dersinde öldürülmüştür

devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
-maveraünnehir nereye dökülür?
en arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
-solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

o günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır:
ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
aldırma 128! intiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.
devamını gör...
189.
özgürlük

uçurtmam kadar nazlı kuşlar kadar hür.
denizler gibi hırçın köpük gibi pak.
özgürlük özgürlük tek yol özgürlük.

güneşin ışınları bizi ısıttığında
ay ışığıyla gönlümüz aydınlatıldığında
aldığın her nefeste haykırdığın her sözde.
özgürlük özgürlük tek yol özgürlük.

nazım hikmet’in şiirinde.
mevlana’nın nefesinde.,
âşık veysel’in sazında
özgürlük özgürlük tek yol özgürlük.

ne oligarşi ne monarşi.
ne faşizm nede kominizim
ne saltanat nede diktatörlük.
özgürlük özgürlük tek yol özgürlük.

tarladaki bahçedeki çiftçiye.
okulda öğretmene öğrenciye.
parktaki çocuğa yanındaki annesine
özgürlük özgürlük tek yol özgürlük.

kışlada askere karakolda polise.
fabrikada işçiye patrona.
şoföre pilota, kaptana, makinistte.
özgürlük özgürlük tek yol özgürlük.


camide hocaya kilisede papaza.
sinagogda hahama, tapınakta budaya,
inanana inanmayana düşünen her kese.
özgürlük özgürlük tek yol özgürlük.
devamını gör...
190.
"bu dünya soğuk
rüzgar genelde ters yöne eser.
limon ağaçları kurur.
bahaneler hep hazır.
güzel günler çabuk geçer."
cahit zarifoğlu
devamını gör...
191.
yüzün diyorum bir bir bir bir,
yüzün diyorum iyi bir gün başlıyor.
çoktan durmuş gibi bir şeyler orda.
saatler durmuş, sesler durmuş, savaşlar durmuş.
ne geç kalma telaşı işçi duraklarında kadınların,
ne bir köpek havlaması sokaklarda,
ne de ölü bir çocuk sokulmuş fotoğraflara.
uyanmayı beklemiş sanki bir dağ yüzyıl boyunca,
boynunla saçların arasında.

yüzün bu âlemmiş de sanki
davud sana gelmiş, musa sana, isa sana.
salmışsın kendini bir hamağa yatar gibi maviyede.
gökyüzü sanki senden esinlenmiş,
zebur senden, tevrat senden, incil senden.
binlerce renge doğru koşmuş yüzün,
bilinmez renklere, çizilmez renklere.

yüzün adsız bir mevsimi kiralamış,
ne zemheriler gibi soğuk,
ne kavurgan yazlar gibi sıcak.
bir bulut kaçmış da göğünden,
sanki yüzüne konmuş.
yüzün, koca bir dünyayı
ıslatacak, ıslatacak, ıslatacak.

insan ölmek için yaratıldı korkuya inanma,
ateşe inanma, suya, havaya inanma,
aşk bile ölüyor aşka inanma.
bir ceket al üstüne,
bir geyiği düşle, bir ağacı hatırla,
insan düşmek için yaratıldı, kuşlara da inanma.
sen sıkı sarıl kalbime dünya sandığın yer değil,
sandığın yer değil en güzel yerin,
en güzel yerinde değiliz biz bu şiirin.

yüzün diyorum bir bir bir bir,
yüzün diyorum huysuz bir yağmur başlıyor.
olsun, ben böyle yağmurları da severim,
böyle yağmurlarda büyür insan,
fırıncılar en güzel ekmekleri çıkarır.
acısız bir selam verir,
silinmiş sloganlar içinden duvarlar,
duyulur en güzel vapurun sesi,
en güzel trene binilir,
ve gidilir bir cehennemden bir cehenneme.
ve adına yolculuk denilir.
zaten insan bir yolculuk değil midir?

durdur içinde büyüyen hüsran ordusunu,
kışla bekçilerini, silah çatanları,
silahşörleri durdur ve bekle.
işgal edilmeli yüzün bir deniz kokusuyla,
çocuklar uçurtma uçurmalı,
taze çaylar demlenmeli kahvelerde,
yüzüne taptaze bir sabah gibi bakmalıyım.

yüzün diyorum kayboluyorum.
bir kuş bir fili boğuyor sanki, kayboluyorum.
yükünü boşaltıyor kızıl atlar, kayboluyorum.
kim bulmuş ki zaten kendini kaybolduğu yerde.
kim anlamış insanı.
yüzün diyorum yüzünde memleket telaşı.

binlerce yoldaşım öldürülmüş,
binlerce çiçek büyüyor ama hâlâ
pınar ağaçları, çınar gölgeleri büyüyor,
büyüyor kar bakışlı bir kadın.
susamış bir nehir yatağıyla gidiyorum ona,
ve yüzün diyorum bir bir bir bir
bir yüzün diyorum,
yüzüne bir geçiş bulmalıyım.

-ırmak eriş.
devamını gör...
192.

mapus damı bana çok şey öğretti
ama en çok sabretmeyi
yalnızken kalabalık olmayı
kalabalıktayken de kendimle kalmayı
ve sürekli kavga edip
durmadan kendimle barışmayı
hiç gocunup yüksünmeden
ihanetlere katlanmayı
beş metrede beşbin metreyi yürümeyi
ve duvarların darlığında
dünyaları dolaşmayı
ve hepsinden de çok
bütün yuvarlakları yüreğimde bileyip sivriltmeyi
insan olmayı insan olmayı
devamını gör...
193.
194.
ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
sevmek için güzele mi bakmalı?
çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?

hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
solması için gülü dalından mı koparmalı?
pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı?

victor hugo (1802-1885)
devamını gör...
195.
"kimseler duymasın,
duymasın, ölürüm ha.
aymışam yarı gece,
seni bulmuşam sonra.
seni, kaburgamın altın parçası.
seni, dişlerinde elma kokusu
bir daha hangi ana doğurur bizi?
ruhum… mısra çekiyorum haberin olsun.
çarşıların en küçük meyhanesi bu,
saçları yüzümde kardeş, çocuksu.
derimizin altında o ölüm namussuzu…
ve ahmed’in işi ilk rasgidiyor.
ilktir dost elinin hançersizliği…
ağlıyor yeşil.

rüya, bütün çektiğimiz.
rüya kahrım, rüya zindan.
nasıl da yılları buldu,
bir mısra boyu maceram…
bilmezler nasıl aradık birbirimizi,
bilmezler nasıl sevdik,
iki yitik hasret,
iki parça can.
çatladı yüreği çakmaktaşının,
ağıyor gökkuşaklarının serinliğinde
çağlardır boğulmuş bir su…
ağıyor yeşil.. "
suskun / ahmed arif.
devamını gör...
196.
ne zaman hülyâya dalsam aklıma gelir yüzün
yokluğun kâbusa döner hayâlin çâre olmaz
ve hep günün her ânında içimde korkunç hüzün
gözyaşlarım bile heyhât aşk’a şifayâb olmaz.

gecem uzar burulurum mâteme durur içim
ruhumun girdâbında sen başka dil başka biçim
esîrindir gönlüm mâlum kaçmama yoktur seçim
gözyaşlarım bile heyhât aşk’a şifayâb olmaz.

anlamaz hâlimi kimse ciğerse pare pare
yıldızlardan medet umdum kalbe düşerken hâre
geçmez nâçar sözüm yâre dertliyim hem bîçâre
gözyaşlarım bile heyhât aşk’a şifayâb olmaz.

güler turan
not: şifayâb olmaz: (şifa bulmaz)
devamını gör...
197.
tahtadan yapılmış bir uzun kutu;
baş tarafı geniş, ayak ucu dar.
çakanlar bilir ki, bu boş tabutu,
yarın kendileri dolduracaklar.
...
ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
tabut değildir bu, bir tahta kundak.
bu ağır hediye kime gidecek,
çakılır çakılmaz üstüne kapak?

n.f.k.
devamını gör...
198.

uzat saçlarını gecenin balkonundan
isteğimin çok tüylü suyuna.
bir orman gecesinde
bir kar gündüzünde,
gördüm nasıl süzüldüğünü
yırtıcı ölüm kuşlarının.
hadi uçsun memelerindeki güvercinler
hadi cennet ülkeni sun.
kardeşliğin şarabını istemiyorlar
söyle kaç sofra kaldı kurulu?

baktıkça içleniyorum fotoğraflarına
yüzlerini öpmüş anneleri ayrılığa benzer
çilekeş kadınlar rüzgârlarına vurgun,
onlar silâhları ve şarkılarıyla
hani şuracığından geçerlerdi
korkularınla kaldığın zaman.

ölümü en güzel kullandı onlar
bir karanfil dişleri arasından
aşk içinde ulaştırdıkları sana,
cepheden, sürgünden, mapustan.

sıra bizim, hadi günler bitiyor.
hadi uzat mavi saçlarını
yenik gövdemin üstünden.
devamını gör...
199.
gönül ile aklı koydum kafese;
biri ‘ümit’ diyor,
biri ‘kes’ diyor
çırpındıkça kalbim nefes nefese,
biri ‘dayan’ diyor,
biri ‘pes’ diyor.
yüreğim yandıkça döndüm ak kora.
sabrım demir aldı, yelkenler fora.!
gitmek istiyorum çok uzaklara..
biri ‘aman’ diyor,
biri ‘es’ diyor..
devamını gör...
200.
yalnızlık, kişinin sahip olduğu kitap sayısıyla ölçülebilen, tercih edilmiş bir 'uzak durma' faaliyetidir..
ali lidar.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"günün şiiri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim